Kategori: Emsal kararlar

  • Türkiye’de Boşanma Davaları: Yabancı Eş, Çifte Vatandaşlık, Yurt Dışında Yaşayan Eş ve Konsolosluk İşlemleri

    Türkiye’de Boşanma Davaları: Yabancı Eş, Çifte Vatandaşlık, Yurt Dışında Yaşayan Eş ve Konsolosluk İşlemleri

    Türkiye’de boşanma davaları yalnızca iki Türk vatandaşının Türkiye’de yaşadığı klasik aile hukuku uyuşmazlıklarından ibaret değildir. Günümüzde eşlerden birinin yabancı olması, iki eşin farklı vatandaşlıklara sahip bulunması, evliliğin başka bir ülkede yapılmış olması, eşlerden birinin sonradan Türk vatandaşlığını kazanması veya eşlerden birinin yurt dışında yaşaması son derece sık karşılaşılan durumlardır.

    Bu tür dosyalarda ilk soru çoğu zaman “Türkiye’de boşanabilir miyim?” şeklinde sorulsa da hukuken cevaplanması gereken meseleler bundan daha geniştir. Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olup olmadığı, hangi ülke hukukunun uygulanacağı, yabancı ülkedeki eşe nasıl tebligat yapılacağı, nafaka ve tazminat hesabında yurt dışındaki gelirlerin nasıl araştırılacağı, Türk konsolosluğunun hangi işlemleri yapabileceği ve yurt dışında daha önce verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de nasıl sonuç doğuracağı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

    Türk Hukukunda Boşanma Türleri Nelerdir?

    Türk hukukunda uygulamada boşanma davaları öncelikle anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olarak iki ana grupta ele alınmaktadır.

    Bunun yanında Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel ve genel boşanma sebepleri olarak düzenlenmiştir.

    Özel boşanma sebepleri;

    • zina,
    • hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,
    • suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,
    • terk,
    • akıl hastalığıdır.

    Genel boşanma sebebi ise Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.

    Anlaşmalı Boşanma

    Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşlerin birlikte mahkemeye başvurması veya bir eşin diğer eş tarafından açılmış boşanma davasını kabul etmesi mümkündür.

    Ancak tarafların yalnızca “boşanmak istiyoruz” demesi yeterli değildir. Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

    Çekişmeli Boşanma

    Eşlerden biri boşanmak istemiyorsa veya taraflar boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası gündeme gelir.

    Kusur, nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet, kişisel ilişki, ziynet alacağı ve diğer talepler dosyanın niteliğine göre ayrıca değerlendirilebilir.

    Eşlerden Birinin Yabancı Olması Türkiye’de Boşanmaya Engel midir?

    Hayır.

    Eşlerden birinin yabancı olması veya her iki eşin de yabancı olması tek başına Türkiye’de boşanma davası açılmasına engel değildir.

    Ancak yabancılık unsuru bulunan bir boşanma dosyasında iki soru birbirinden mutlaka ayrılmalıdır:

    Birincisi, Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olup olmadığıdır.

    İkincisi ise boşanmaya hangi ülkenin hukukunun uygulanacağıdır.

    Türk mahkemesinin davaya bakmaya yetkili olması, uyuşmazlığa mutlaka Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez.

    5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini kural olarak iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirlemektedir.

    Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

    Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaları bakımından MÖHUK m.41’de ayrıca özel bir milletlerarası yetki düzenlemesi bulunmaktadır.

    Bu nedenle “eşim yurt dışında yaşıyor, Türkiye’de boşanma davası açamam” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.

    İki Yabancı Türkiye’de Boşanabilir mi?

    Şartların bulunması halinde evet.

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2025/5548 E. ve 2026/4435 K. sayılı kararı bu konuda oldukça önemlidir.

    Karara konu olayda davacı Mısır, davalı ise Suudi Arabistan vatandaşıdır. Tarafların Türk vatandaşlığıyla ilgileri bulunmamasına rağmen uzun süredir Türkiye’de yaşadıkları tespit edilmiştir.

    Yargıtay, yabancıların kimliklerini ve geçerli bir evliliklerinin bulunduğunu belgelendirmelerinin boşanma davası bakımından yeterli olabileceğini; evliliğin mutlaka Türk nüfus kayıtlarında bulunmasının aranamayacağını belirtmiştir.

    Tarafların müşterek mutad meskenlerinin Türkiye olması nedeniyle MÖHUK m.14 kapsamında Türk hukukunun uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

    Dolayısıyla iki yabancının Türkiye’de boşanması hukuken mümkündür. Ancak mahkemenin milletlerarası yetkisi ve uygulanacak hukuk her dosyada ayrıca incelenmelidir.

    Farklı Ülke Vatandaşlarının Boşanmasında Hangi Hukuk Uygulanır?

    Yabancılık unsuru bulunan boşanma davalarında temel düzenleme MÖHUK m.14’tür.

    Boşanma ve ayrılığın sebepleri ve hükümleri bakımından öncelikle eşlerin müşterek milli hukuku uygulanır.

    Eşlerin ortak vatandaşlığı yoksa müşterek mutad mesken hukuku uygulanır.

    Müşterek mutad mesken de bulunmuyorsa Türk hukuku uygulanır.

    Bu nedenle örneğin eşlerden birinin Mısır, diğerinin Suudi Arabistan vatandaşı olması halinde yalnızca vatandaşlıklara bakılarak sonuca ulaşılamaz. Eşlerin müşterek mutad meskenlerinin nerede olduğu ayrıca araştırılır.

    Burada “mutad mesken” yalnızca nüfus veya adres kayıtlarından ibaret değildir. Kişilerin hayat ilişkilerinin fiilen yoğunlaştığı ve belirli bir süreklilik gösteren yaşam merkezi önem taşır.

    Sonradan Türk Vatandaşı Olan Yabancıların Boşanması

    Uygulamada özellikle dikkat edilmesi gereken konulardan biri, evlendikleri tarihte yabancı olup daha sonra Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin boşanmasıdır.

    Örneğin iki Suriye vatandaşı Suriye’de evlenmiş olabilir. Eşlerden biri veya her ikisi daha sonra Türk vatandaşlığını kazanmış olabilir.

    Bu durumda boşanma davasında yalnızca evlilik tarihindeki vatandaşlıklara bakılmaz.

    MÖHUK m.3 uyarınca uygulanacak hukukun vatandaşlık, yerleşim yeri veya mutad mesken esasına göre belirlendiği hallerde, kanunda aksi öngörülmedikçe dava tarihindeki durum esas alınır.

    Dolayısıyla boşanma davasının açıldığı tarihte kişinin hangi vatandaşlığa sahip olduğu önemlidir.

    Bir diğer önemli düzenleme MÖHUK m.4’tür.

    Bir kişinin birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olması ve bu vatandaşlıklardan birinin Türk vatandaşlığı olması halinde, vatandaşlık esasına göre uygulanacak hukukun belirlenmesinde Türk hukuku dikkate alınır.

    Bu nedenle sonradan Türk vatandaşlığını kazanmış bir kişinin boşanmasında;

    • evlenme tarihindeki vatandaşlık,
    • Türk vatandaşlığının kazanıldığı tarih,
    • dava tarihindeki vatandaşlık,
    • kişinin diğer vatandaşlığını muhafaza edip etmediği,
    • diğer eşin vatandaşlığı,
    • eşlerin müşterek mutad meskeni

    birlikte değerlendirilmelidir.

    “Evlendiğimizde ikimiz de yabancıydık, dolayısıyla boşanmamızda da yalnızca yabancı hukuk uygulanır” şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değildir.

    Evlilik Yurt Dışında Yapılmışsa Türkiye’de Boşanılabilir mi?

    Evliliğin Türkiye dışında yapılmış olması tek başına Türkiye’de boşanma davası açılmasına engel değildir.

    Ancak evliliğin hukuken mevcut olduğunun ve geçerli şekilde kurulduğunun belgelenmesi gerekir.

    Yabancı evlenme belgesi, belgenin düzenlendiği ülkeye göre apostil veya diğer tasdik işlemleri ve gerektiğinde Türkçe tercümesi önem taşımaktadır.

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararında da Türkiye nüfusuna kayıtlı olmayan yabancıların kimliklerini ve evli olduklarını belgelemelerinin boşanma davası bakımından yeterli olabileceği kabul edilmiştir.

    Eşlerden Biri Yurt Dışında Yaşıyorsa Boşanma Davası Nasıl Yürür?

    Eşlerden birinin Almanya, İngiltere, Fransa, ABD, Kanada, Suudi Arabistan veya başka bir ülkede yaşaması Türkiye’deki boşanma davasının yürütülmesini tek başına engellemez.

    Ancak bu durumda en önemli usuli konulardan biri yurt dışı tebligatıdır.

    Dava dilekçesi, tensip zaptı, duruşma günü, bilirkişi raporları, bazı ara kararlar ve gerekçeli karar gibi belgelerin karşı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekebilir.

    Yurt dışı tebligatının yanlış yöntemle yapılması yalnızca birkaç haftalık bir gecikmeye neden olmayabilir. Usulsüz tebligat hukuki dinlenilme hakkı, kanun yolu süreleri ve kararın kesinleşmesi bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.

    Bu nedenle yabancılık unsuru bulunan boşanma dosyalarında tebligat stratejisinin davanın başında belirlenmesi gerekir.

    Yurt Dışındaki Türk Vatandaşına Tebligat Nasıl Yapılır?

    7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 25/a maddesi yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yapılacak tebligatlar bakımından özel bir düzenleme içermektedir.

    Bu yöntem yalnızca Türk vatandaşları bakımından uygulanır.

    Yargı mercilerince çıkarılan tebligat evrakının belirli şartlarla ilgili Türk Büyükelçiliği veya Başkonsolosluğu aracılığıyla tebliği mümkündür.

    Bu konu sonradan Türk vatandaşlığını kazanmış kişiler bakımından da önem taşır. Muhatabın güncel vatandaşlık statüsünün tebligat yönteminin belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.

    Yurt Dışındaki Yabancı Eşe Tebligat Nasıl Yapılır?

    Yurt dışında yaşayan eş yabancı ülke vatandaşıysa Tebligat Kanunu m.25/a’daki Türk vatandaşlarına özgü yöntem doğrudan uygulanmaz.

    Bu durumda ilgili ülke ile Türkiye arasındaki milletlerarası sözleşmeler, ikili adli yardımlaşma anlaşmaları ve uygulanabilir diğer tebligat kuralları incelenmelidir.

    Türkiye, 1965 tarihli Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne taraftır.

    Ancak yurt dışı tebligatında her ülke bakımından aynı prosedürün uygulanacağı düşünülmemelidir. İlgili ülkenin sözleşmeye taraf olup olmadığı, beyan ve çekinceleri, tercüme gereklilikleri ve kabul ettiği tebligat yöntemleri ayrıca kontrol edilmelidir.

    Dolayısıyla Almanya’daki bir eşe yapılacak tebligat ile başka bir ülkedeki eşe yapılacak tebligatın aynı şekilde yürütüleceği varsayılmamalıdır.

    Yurt Dışı Tebligatı Boşanma Davasını Neden Uzatabilir?

    Yurt dışındaki adresin eksik olması, muhatabın güncel adresinin tespit edilememesi, yanlış tebligat yönteminin seçilmesi, tercümelerin eksik hazırlanması veya ilgili ülkenin uluslararası tebligat kurallarının dikkate alınmaması yargılamayı ciddi biçimde uzatabilir.

    Anayasa Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli S.A. başvurusunda bunun çarpıcı bir örneği görülmüştür. Yurt dışında bulunan eşe boşanma kararının tebliğ edilememesi nedeniyle kararın yaklaşık on yedi yıl kesinleşemediği bir süreç Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiştir.

    Bu örnek, yurt dışı tebligatının boşanma dosyasında tali bir bürokratik işlem olarak görülmemesi gerektiğini göstermektedir.

    Yurt Dışında Yaşayan Eşin Sosyal ve Ekonomik Durumu Nasıl Araştırılır?

    Boşanma davalarında tarafların ekonomik ve sosyal durumları özellikle tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve maddi-manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde önem taşır.

    Bir eş Türkiye’de yaşıyorsa sosyal ve ekonomik durum araştırması Türkiye’deki kurumlar ve kayıtlar üzerinden gerçekleştirilebilir.

    Ancak eş yurt dışında yaşıyorsa yalnızca Türkiye’deki kayıtlara bakılması kişinin gerçek ekonomik gücünü göstermeyebilir.

    Bu durumda uluslararası adli yardımlaşma ve istinabe mekanizmaları gündeme gelebilir.

    Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, ekonomik ve sosyal durum araştırmasını uluslararası istinabe kapsamında gerçekleştirilebilecek işlemler arasında göstermektedir.

    Türk Konsolosluğu Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırmasında Ne Yapar?

    Özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları bakımından Türk dış temsilcilikleri önemli bir fonksiyon üstlenebilir.

    Adalet Bakanlığının uluslararası adli yardımlaşmaya ilişkin açıklamalarına göre, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılmasına yönelik talepler kişinin bulunduğu yerdeki Türk diplomatik temsilciliğine iletilebilmektedir.

    Bu noktada konsolosluğun aile mahkemesinin yerine geçmediğinin altını çizmek gerekir.

    Konsolosluk boşanmaya karar vermez.

    Nafaka miktarını belirlemez.

    Tarafların kusur oranını tespit etmez.

    Ancak mahkemenin ve merkezi makamların uluslararası adli yardımlaşma mekanizması kapsamında ihtiyaç duyduğu bazı araştırma ve işlemlerde rol oynayabilir.

    Yabancı vatandaş bakımından ise ilgili ülkeyle Türkiye arasındaki milletlerarası adli yardımlaşma rejiminin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

    Yurt Dışındaki Eşin Geliri Nasıl İspatlanabilir?

    Yurt dışında yaşayan eşin ekonomik durumunun yalnızca kendi beyan ettiği maaştan ibaret olduğu kabul edilmek zorunda değildir.

    Somut olayın özelliklerine göre;

    • çalışma ve işyeri kayıtları,
    • iş sözleşmeleri,
    • maaş bordroları,
    • vergi kayıtları,
    • şirket ortaklıkları,
    • ticari faaliyetler,
    • taşınmazlar,
    • kira gelirleri,
    • banka kayıtları,
    • sosyal güvenlik kayıtları,
    • araçlar,
    • fiili yaşam standardı

    gibi unsurlar önem taşıyabilir.

    Hangi kayıtların uluslararası istinabe yoluyla temin edilebileceği ise kişinin bulunduğu ülkeye, o ülkenin hukukuna ve Türkiye ile mevcut adli yardımlaşma rejimine göre değişebilir.

    Özellikle şirket sahibi, serbest meslek sahibi veya yüksek gelir grubunda bulunan eşler bakımından sosyal ve ekonomik durum araştırmasının dava başlangıcında doğru şekilde planlanması önemlidir.

    Türk Konsolosluğunun Boşanma Dosyalarındaki Rolü Nedir?

    Türk dış temsilcilikleri milletlerarası aile hukuku dosyalarında farklı işlemlerde rol oynayabilir.

    Bunlar arasında yurt dışındaki Türk vatandaşlarına belirli usullerle tebligat yapılması, bazı adli yardımlaşma taleplerinin yürütülmesi, nüfus ve vatandaşlık işlemleri, vekaletname ve belirli noterlik işlemleri ile yabancı ülkelerde verilmiş boşanma kararlarının nüfus kütüğüne tesciline ilişkin işlemler bulunmaktadır.

    Ancak konsolosluk mahkeme değildir.

    Dolayısıyla “konsoloslukta boşanma davası açılması” ile “konsolosluğun yabancı boşanma kararının nüfusa tescilindeki rolü” birbirine karıştırılmamalıdır.

    Yurt Dışında Boşanan Kişinin Türkiye’de Tekrar Boşanması Gerekir mi?

    Kural olarak mesele yeniden boşanmak değil, yabancı boşanma kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurmasının sağlanmasıdır.

    Yabancı ülke mahkemesinin verdiği boşanma kararının Türkiye’de etkili hale getirilmesinde somut olayın özelliklerine göre farklı yollar bulunmaktadır.

    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi kapsamında belirli şartların gerçekleşmesi halinde yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilmiş boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararların aile kütüğüne tescili mümkündür.

    Şartların bulunmadığı durumlarda ise MÖHUK kapsamında tanıma veya gerektiğinde tenfiz davası gündeme gelebilir.

    Yabancı karar nafaka, tazminat veya başka bir icra edilebilir hüküm de içeriyorsa tanıma ve tenfiz ayrımı özellikle önem kazanır.

    Sonradan Türk Vatandaşı Olan Kişi Yurt Dışında Boşanmışsa Ne Olur?

    Bu durumda vatandaşlık kazanma tarihi, yabancı boşanma kararının tarihi, kararın kesinleşme tarihi ve kişinin Türk nüfus kayıtlarının mevcut durumu birlikte incelenmelidir.

    Kişinin yabancı ülkede boşanmış olması, Türk nüfus kayıtlarında kendiliğinden boşanmış olarak görüneceği anlamına gelmez.

    Şartları bulunuyorsa yabancı boşanma kararının 5490 sayılı Kanun m.27/A kapsamında tescili mümkün olabilir. Bu yolun şartları gerçekleşmiyorsa mahkeme yoluyla tanıma veya gerektiğinde tenfiz gündeme gelebilir.

    Bu durum özellikle Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra Türkiye’de yeniden evlenmek isteyen kişiler bakımından önemlidir.

    Yabancı Eş Türkiye’ye Gelmeden Boşanma Davası Görülebilir mi?

    Tarafların her duruşmada fiziksel olarak Türkiye’de bulunması genel bir zorunluluk değildir. Usulüne uygun vekaletname verilmesi halinde taraf avukat aracılığıyla temsil edilebilir.

    Ancak anlaşmalı boşanma bakımından önemli bir özellik bulunmaktadır.

    Türk Medeni Kanunu m.166/3, hakimin tarafları bizzat dinlemesini aramaktadır. Bu nedenle eşlerden birinin yurt dışında bulunması halinde anlaşmalı boşanma sürecinin, tarafın hiç dinlenmesine gerek bulunmadığı varsayımıyla yürütülmesi doğru değildir.

    Çekişmeli boşanmalarda ise avukatla temsil, uluslararası tebligat ve gerektiğinde uluslararası adli yardımlaşma mekanizmaları daha fazla önem kazanmaktadır.

    Uluslararası Boşanma Davalarında En Sık Yapılan Hatalar

    Yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında zaman kaybının önemli bir kısmı davanın esasından değil, usuli işlemlerin başlangıçta yanlış planlanmasından kaynaklanabilir.

    Özellikle;

    • yabancı ülkedeki adresin eksik bildirilmesi,
    • muhatabın vatandaşlığının yanlış değerlendirilmesi,
    • yabancı kişiye Türk vatandaşlarına özgü tebligat yönteminin uygulanmaya çalışılması,
    • tercümelerin eksik hazırlanması,
    • ilgili ülkenin uluslararası sözleşmeler kapsamındaki durumunun kontrol edilmemesi,
    • yabancı evlilik belgesinin usulüne uygun sunulmaması,
    • uygulanacak hukukun hiç araştırılmaması,
    • yurt dışındaki gelir ve malvarlığının zamanında araştırılmaması

    dosyanın gereksiz yere uzamasına neden olabilir.

    Bir diğer önemli hata ise “dava Türkiye’de açıldığına göre Türk hukuku uygulanır” şeklindeki varsayımdır.

    Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ile uyuşmazlığa uygulanacak hukuk birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

    Sık Sorulan Sorular

    Eşim yabancı. Türkiye’de boşanabilir miyim?

    Şartların bulunması halinde evet. Ancak Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ve uygulanacak hukuk ayrıca belirlenmelidir.

    İkimiz de yabancıyız. Türkiye’de boşanabilir miyiz?

    Şartları varsa mümkündür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2025/5548 E., 2026/4435 K. sayılı kararı bu konuda güncel bir örnektir.

    Türkiye nüfusunda evliliğimiz görünmüyor. Yine de boşanabilir miyiz?

    Yabancı kişilerin geçerli evliliklerini uygun belgelerle ispatlamaları halinde evliliğin Türk nüfus kayıtlarında bulunmaması tek başına davaya engel olmayabilir.

    Evlendiğimizde yabancıydım, sonradan Türk vatandaşı oldum. Hangi hukuk uygulanır?

    Dava tarihindeki vatandaşlık durumu önemlidir. MÖHUK m.3, m.4 ve m.14 birlikte değerlendirilmelidir.

    Hem Türk hem yabancı ülke vatandaşıysam ne olur?

    MÖHUK m.4 kapsamında birden fazla vatandaşlıktan birinin Türk vatandaşlığı olması halinde vatandaşlık esasına göre uygulanacak hukuk belirlenirken Türk vatandaşlığına öncelik tanınmaktadır.

    Eşim yurt dışında yaşıyor. Türkiye’de boşanma davası açabilir miyim?

    Diğer yetki şartlarının bulunması halinde eşin yurt dışında yaşaması tek başına Türkiye’de dava açılmasına engel değildir.

    Yurt dışındaki Türk eşe konsolosluk aracılığıyla tebligat yapılabilir mi?

    7201 sayılı Tebligat Kanunu m.25/a kapsamında yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yönelik özel bir tebligat mekanizması bulunmaktadır.

    Yabancı eşe de aynı yöntem uygulanır mı?

    Hayır. Yabancı ülke vatandaşı bakımından ilgili uluslararası sözleşmeler, ikili anlaşmalar ve ilgili devletin tebligat rejimi değerlendirilmelidir.

    Yurt dışında yaşayan eşin geliri araştırılabilir mi?

    Evet. Somut olay ve ilgili ülkenin adli yardımlaşma rejimine göre uluslararası istinabe yoluyla ekonomik ve sosyal durum araştırması ile bilgi ve belge temini gündeme gelebilir.

    Yurt dışında boşandım. Türkiye’de yeniden boşanma davası mı açmalıyım?

    Genellikle hayır. Mesele yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınması, gerektiğinde tenfizi veya şartları varsa nüfus kütüğüne tescilidir.

    Sonuç

    Yabancılık unsuru bulunan boşanma davaları klasik bir boşanma dosyasından daha fazla hukuki katman içermektedir.

    Tarafların vatandaşlıkları, dava tarihindeki vatandaşlık durumları, sonradan kazanılmış Türk vatandaşlığı, müşterek mutad mesken, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, uygulanacak hukuk, yurt dışı tebligatı, sosyal ve ekonomik durum araştırması, konsolosluk işlemleri ve yabancı kararların Türkiye’deki etkileri birlikte değerlendirilmelidir.

    Özellikle eşlerden birinin yurt dışında bulunduğu dosyalarda tebligat ve uluslararası adli yardımlaşma işlemlerinin dava açılmadan önce planlanması, yargılamanın gereksiz yere uzamasının önlenmesi bakımından önemlidir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık olarak; yabancı eşten boşanma, farklı vatandaşlıklara sahip eşlerin Türkiye’deki boşanma davaları, sonradan Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin aile hukuku uyuşmazlıkları, yurt dışı tebligatı, uluslararası istinabe, nafaka ve ekonomik durum araştırmaları ile yabancı boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması, tenfizi ve nüfus kütüğüne tescili konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktayız.

    Her milletlerarası aile hukuku dosyasında vatandaşlık, ikamet, evliliğin yapıldığı ülke, tarafların güncel statüleri ve bulundukları devlet farklı olduğundan izlenecek hukuki yol somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

    Kaynaklar ve Hukuki Dayanaklar

    Bu yazının hazırlanmasında başta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat; Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile Adalet Bakanlığı ve diğer resmi kurumların güncel açıklamalarından yararlanılmıştır.

    1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)
    Özellikle m.3 (değişken ihtilaflar), m.4 (vatandaşlık esasına göre yetkili hukukun belirlenmesi), m.5 (kamu düzeni), m.14 (boşanma ve ayrılık), m.40 (Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi) ve m.41 (Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davalar).

    Resmi Gazete:
    https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2007/12/20071212-1.htm

    2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
    Özellikle boşanma sebeplerini düzenleyen m.161 ve devamı, anlaşmalı boşanma ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ilişkin m.166 ile boşanma davalarında yetkili mahkemeyi düzenleyen m.168.

    Mevzuat Bilgi Sistemi:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf

    3. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.04.2026, 2025/5548 E., 2026/4435 K.

    Karar, farklı ülke vatandaşlığına sahip iki yabancının Türkiye’deki boşanma davası, yabancı evliliğin ispatı ve müşterek mutad meskenin Türkiye olması halinde MÖHUK m.14’ün uygulanması bakımından önem taşımaktadır.

    Adalet Bakanlığı İçtihat Bilgi Bankası:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1218262300

    4. 7201 sayılı Tebligat Kanunu

    Özellikle yabancı ülkede bulunan kişilere yapılacak tebligat ile yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yapılacak tebligata ilişkin m.25 ve m.25/a hükümleri önem taşımaktadır.

    Adalet Bakanlığı – Yurt Dışı Tebligat Hakkında Genel Bilgiler:
    https://diabgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/hukuk-tebligat-genel-hususlar14022020112629

    5. Adalet Bakanlığı – Uluslararası Hukuk İstinabe İşlemleri

    Yurt dışında bulunan kişilerin adreslerinin araştırılması, bilgi ve belge temini ile ekonomik ve sosyal durum araştırması dahil uluslararası adli yardımlaşma işlemlerine ilişkin açıklamalar.

    6. 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi

    Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme, yabancı ülkelerde bulunan kişilere yapılacak tebligatlar bakımından Türkiye’nin taraf olduğu temel milletlerarası sözleşmelerden biridir.

    HCCH – Hague Conference on Private International Law:
    https://www.hcch.net/en/instruments/conventions/full-text/?cid=17

    7. Anayasa Mahkemesi – S.A. Başvurusu

    Yurt dışındaki eşe boşanma kararının tebliğ edilememesi nedeniyle kararın yaklaşık on yedi yıl kesinleşemediği olayda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar, yurt dışı tebligatının boşanma davalarındaki önemini göstermektedir.

    8. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A

    Yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararların belirli şartlar altında aile kütüğüne tescil edilmesine ilişkin düzenleme.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü:
    https://www.nvi.gov.tr/


    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Yabancı eşten boşanma, farklı vatandaşlıklara sahip eşlerin Türkiye’deki boşanma davaları, sonradan Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin boşanması, yurt dışında yaşayan eşe tebligat, uluslararası istinabe ve sosyal-ekonomik durum araştırması, yabancı boşanma kararlarının tanınması, tenfizi ve nüfus kayıtlarına tescili konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Ofis: 0212 299 44 22
    Mobil / WhatsApp: 0507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web: http://www.dolgun.av.tr


    Hukuki Bilgilendirme

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan açıklamalar hukuki mütalaa, somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık veya belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin garanti niteliğinde değildir.

    Özellikle yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında uygulanacak hukuk, milletlerarası yetki, tebligat usulü, vatandaşlık durumu, mutad mesken, uluslararası adli yardımlaşma ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’deki etkileri her somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

    Bu nedenle hukuki işlem veya dava yoluna başvurulmadan önce somut olayın belgeleri, tarafların vatandaşlıkları, yerleşim ve mutad mesken durumları ile ilgili yabancı devlet hukuku ve Türkiye’nin o devletle taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler ayrıca değerlendirilmelidir.

  • İnsani İkamet İzni Ret İşlemine Karşı Yürütmenin Durdurulması Kararı

    İnsani İkamet İzni Ret İşlemine Karşı Yürütmenin Durdurulması Kararı

    İstanbul 1. İdare Mahkemesi, çok kısa süre önce tebliğ ettiği YD kararında, insani ikamet izni başvurusunun İl Göç İdaresi Müdür Vekili tarafından reddedilmesinde yetki unsuru yönünden açık hukuka aykırılık bulunduğunu ve sınır dışı riski nedeniyle telafisi güç zarar doğabileceğini tespit ederek, işlemin teminatsız olarak yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.

    Mahkemenin çentiklediğimiz tespitleri:

    1-) “İşlem önce yetki unsuru yönünden incelenir. Yetki yönünden hukuka aykırılık varsa diğer unsurlara geçilmez.”

    Bu, klasik “usul esasa mukaddemdir” ilkesinin idare hukukundaki yansıması. Mahkeme açıkça Ahmet Cevdet Paşa’nın Mecelle ilkesine atıf yapıyor. Bu çok güçlü bir teorik zemin.

    2-) “İdare hukukunda yetkisizlik kural, yetkili olmak istisnadır. Yetki hükümleri genişletici yoruma tabi tutulamaz.”

    Çünkü uygulamada idare genelde “zaten biz yapıyoruz” mantığıyla hareket eder. Mahkeme ise diyor ki:

    Yetki açıkça verilmemişse → yok sayılır.
    Yorumla genişletilemez.

    Böylece, idarenin teamül savunması dikkate alınmaz.

    3-) İmza Yetkileri Yönergesi analiz edilirken yürürlük tarihi analiz edilmiştir. Şöyle ki:

    2020 Yönergesi → yetki devri var.
    2024 Yönergesi → insani ve uzun dönem ikamet devrin dışında bırakılmış.

    Sonuç olarak İnsani ikamet izni işlemleri İl Göç Müdürüne devredilmemiştir. İşlem tesis edildiği tarihte yürürlükte olan düzenlemeye göre İl Göç Müdür Vekili yetkisiz.

    4-) Yetki devri, kanunla verilen yetkinin başka makama aktarılmasıdır ve sıkı kurallara tabidir.

    Yani:

    Kanun → Valiliğe yetki vermiş.
    Yönerge ile devredilmemişse → İl Göç karar veremez.

    Çünkü, 6458 m.46 açıkça “valiliklerce insani ikamet izni verilebilir” diyor.

    5-) “Yürütme durdurulmazsa davacı sınır dışı edilme riski ile karşı karşıya kalacaktır.”

    Bu güçlü değerlendirme. Çünkü mahkeme esasa girmiş ve:

    Sınır dışı → geri dönüşü zor.
    Bu nedenle YD verilmiş.

    Mahkeme hukuka aykırılığı açık görüyor.

    6-) Ders kitaplarından öğrendiğimiz klasik idari işlem zincirine dokunulmuş:

    Yetki → Şekil → Sebep → Konu → Maksat

    Yetki sakatsa zincir baştan kopar.

  • Annesi Türk Vatandaşı Olmasına Rağmen Hiç Kimlik Alamamış Bir Çocuk: İkiz Kardeş, Eski DNA Materyali ve Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi Davası – İstanbul 40. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24.10.2024 Tarihli Kararı Üzerinden Uygulama Odaklı Bir İnceleme (Esas No: 2022/664 – Karar No: 2024/291)

    Annesi Türk Vatandaşı Olmasına Rağmen Hiç Kimlik Alamamış Bir Çocuk: İkiz Kardeş, Eski DNA Materyali ve Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi Davası – İstanbul 40. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24.10.2024 Tarihli Kararı Üzerinden Uygulama Odaklı Bir İnceleme (Esas No: 2022/664 – Karar No: 2024/291)

    Nüfus hukuku uygulamasında bazı dosyalar vardır ki, klasik “kayıt düzeltme” kalıplarının çok ötesine geçer. Özellikle annenin vefat etmiş olması, çocuğun hiç Türk kimliği almamış olması, yabancı ülke kayıtlarının tek dayanak hâline gelmesi ve doğrudan DNA alınmasının fiilen imkânsızlığı, davayı salt hukuki değil; aynı zamanda stratejik bir problem hâline getirir.

    Bu yazıda ele alınan karar, tam da bu niteliktedir.

    Dosyanın Gerçek Problemi: Hukuken Türk, Fiilen Kimliksiz

    Somut olayda davacı, doğumdan itibaren annesi Türk vatandaşı olmasına rağmen, hiçbir aşamada Türkiye Cumhuriyeti kimliği alamamıştı. Anne, uzun yıllar önce Suriye’ye dönmüş, daha sonra da Suriye’de vefat etmişti. Ölüm, Türkiye’de tescil edilmemiş; çocuk ise yalnızca yabancı ülke kayıtlarında yer almıştı.

    Bu noktada mesele, yalnızca “anne Türk mü değil mi?” sorusu değildir. Asıl sorun şudur:

    – Türk vatandaşı olduğu iddia edilen anne ile,

    – Yabancı ülke kayıtlarında yer alan anne,

    gerçekten aynı kişi midir?

    Bu soru cevaplanmadan, ne soybağı ne de vatandaşlık hukukuna ilişkin herhangi bir sonuç üretmek mümkündür.

    Klasik Yolun Kapalı Olması: Doğrudan DNA İmkânsızlığı

    Dosyada en kritik engel şuydu:

    Anne vefat etmişti.

    Mezarına ulaşmak fiilen mümkün değildi.

    Doğrudan biyolojik materyal alınması ihtimali yoktu.

    Bu noktada, uygulamada sıkça karşılaşılan bir yanılgı devreye girer:

    “DNA yoksa ispat da yoktur.”

    Oysa hukuk, imkânsızlık karşısında durmaz; alternatif ispat yollarını arar. Bu dosyada davanın seyri, tam olarak bu aşamada değişti.

    Davanın Kırılma Noktası: İkiz Kardeş ve Eski Adli Tıp Kaydı

    Yapılan araştırmalar sonucunda, vefat eden annenin ikiz kız kardeşinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu ve yıllar önce, tamamen farklı bir dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu’na biyolojik materyal verdiği tespit edildi.

    Bu bilgi, dosyanın hukuki mimarisini kökten değiştirdi.

    Çünkü tek yumurta ikizleri bakımından, genetik bilimin kabul ettiği temel gerçek şudur:

    Tek yumurta ikizleri, aynı DNA profiline sahiptir.

    Dolayısıyla;

    – Vefat eden anneye ulaşılamasa dahi,

    – İkiz kardeşine ait daha önce alınmış ve resmî kurumda muhafaza edilen DNA materyali,

    hukuken dolaylı ama son derece güçlü bir ispat aracı hâline gelmiştir.

    DNA Raporu ve Mahkemenin Bilimsel Yaklaşımı

    Mahkeme, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda şu bilimsel gerçeği açıkça dikkate almıştır:

    Tek yumurta ikizleri; genetik yapı, kan grubu, cinsiyet ve kalıtsal özellikler bakımından ayırt edilemez niteliktedir. Çevresel farklılıklar, bu genetik aynılığı ortadan kaldırmaz.

    Bu çerçevede yapılan karşılaştırmada, davacı ile ikiz kardeş üzerinden ulaşılan DNA profili arasında son derece yüksek bir biyolojik uyum tespit edilmiştir. Mahkeme, klasik “kesin ispat” anlayışına saplanmadan, bilimsel kesinliğe yakın olasılığı hukuken yeterli kabul etmiştir.

    Bu yaklaşım, soybağı ve nüfus davaları bakımından son derece önemlidir.

    Karar’dan.

    Hukuki Dayanaklar: Kayıt Değil, Gerçek Esastır

    Kararda;

    Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesi uyarınca, soybağının anne ile çocuk arasında doğumla kurulduğu,

    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi gereği nüfus kayıtlarının ancak mahkeme kararıyla düzeltilebileceği,

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.01.2008 tarihli kararında vurgulanan “nüfus kayıtlarının maddi gerçeği yansıtması gerektiği” ilkesi,

    birlikte değerlendirilmiştir.

    Mahkeme, nüfus kayıtlarını mutlak bir karine olarak değil; aksinin ispatına açık bir başlangıç noktası olarak ele almıştır.

    Sonuç: Kimliksizliğin Hukuken Sonlandırılması

    İstanbul 40. Asliye Hukuk Mahkemesi;

    – Türkiye nüfus kayıtları ile yabancı ülke kayıtlarında yer alan annenin aynı kişi olduğunun tespitine,

    – Davacının biyolojik annesinin Türk vatandaşı olduğunun belirlenmesine,

    – Bu doğrultuda nüfus kayıtlarının düzeltilmesine,

    karar vermiştir. Karar, 24.10.2024 tarihinde verilmiş ve 03.01.2025 tarihinde kesinleşmiştir.

    Bu sonuç, yalnızca bir kayıt düzeltmesi değil; fiilen kimliksiz bırakılmış bir kişinin hukuki varlığının tanınması anlamına gelmektedir.

    Uygulama Açısından Çıkarılacak Notlar

    Bu karar, özellikle şu alanlarda yol göstericidir:

    Annenin vefat etmiş olması, soybağı davasını otomatik olarak imkânsız kılmaz.

    Doğrudan DNA yokluğu, dolaylı bilimsel delillerin değerlendirilmesine engel değildir.

    İkiz kardeş olgusu, nüfus ve soybağı davalarında son derece güçlü bir ispat aracıdır.

    Nüfus hukuku davalarında esas olan, kayıtların şekli değil, maddi gerçeğin tespitidir.

    Son Söz

    Nüfus hukuku, çoğu zaman yorucudur; ancak sonuçları bir insanın tüm hayatını belirler. Bu dosya, hukukun yalnızca içtihatlarla değil; kanun, bilim, mantık ve stratejik düşünceden beslendiğinde nasıl adil sonuçlara ulaşabildiğini gösteren çarpıcı bir örnektir.

  • Ç-114 Tahdit Kodu ve Giriş Yasağının İptali: Emsal Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Kararı

    Ç-114 Tahdit Kodu ve Giriş Yasağının İptali: Emsal Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Kararı

    Yabancılar hukuku uygulamasında, yabancı uyruklu şahıslar hakkında yürütülen adli soruşturmalar, genellikle Ç-114 (Adli İşlem Yapılan Yabancılar) tahdit kodu konulmasına ve buna bağlı olarak Türkiye’ye iki yıl ile beş yıl arasında giriş yasağı tesis edilmesine neden olmaktadır. Ancak, bu idari işlemlerin her zaman hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün değildir.

    Birçok yabancı, “2 yıl / 5yıl beklersem yasak kalkar ve vize alabilirim” yanılgısına düşmektedir. Ancak gerçekte, mahkeme kararıyla iptal edilmeyen tahdit kodları, konsolosluklar nezdinde vize başvurularının otomatik reddine yol açan kalıcı bir engele dönüşmekte, yabancıyı kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit eden birine dönüştürmektedir.

    Avukatlık ofisimiz tarafından takip edilen ve Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi tarafından verilen güncel bir karar, bu durumdaki hak ihlallerinin giderilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

    Dava Süreci ve Karar Bilgileri

    Irak uyruklu müvekkilimiz hakkında, asılsız bir suç isnadı nedeniyle başlatılan soruşturma sonucunda Ç-114 kodu konulmuş ve 2 yıl süreyle Türkiye’ye girişi yasaklanmıştır. Yerel mahkemenin davayı reddetmesi üzerine tarafımızca istinaf yoluna başvurulmuş ve nihai olarak idari işlemin iptali sağlanmıştır. Meslektaşlarımız ve okurlarımızın faydalanabilmesi açısından davaya ilişkin bilgiler şöyledir:

    • Mahkeme: Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi  

    • Esas No: 2024/1758  

    • Karar No: 2025/2703  

    • Karar Tarihi: 30/12/2025  

    Kararın Gerekçesi ve Hukuki Analiz

    Mahkeme, iptal kararında temel olarak “sebep” unsuruna odaklanmıştır. Müvekkil hakkında yürütülen ceza soruşturmasının “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” (Takipsizlik) kararı ile sonuçlanması ve bu işleme dayanak teşkil eden sınır dışı kararının daha önce iptal edilmiş olması, giriş yasağını dayanaksız bırakmıştır.  

    Kararda şu önemli ifadeler yer almaktadır:

    …davacı hakkında alınan sınır dışı etme kararının yukarıda yer verilen gerekçelerle geriye yönelik hüküm ve sonuç doğuracak şekilde iptal edildiği aynı zamanda davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen Ç-114 tahdit kodu konulmasına ve (2) yıl ülkeye giriş yasağı alınmasına ilişkin işlemde ‘sebep’ unsuru yönünden hukuka ve mevzuata uygunluk… bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”  

    Tüm Sürecin Anatomisi

    Paylaştığınız emsal karar üzerinden ilerleyen bu üç aşamalı hukuk mücadelesi, yabancılar hukukunda “sebep” ve “sonuç” ilişkisinin nasıl kurulması gerektiğini gösteren başarılı bir süreç yönetimidir. Belgeye dayalı olarak sürecin aşamaları şu şekildedir:

    1. Aşama: Ceza Soruşturması ve Takipsizlik (Adli Süreç)

    Sürecin temelini oluşturan iddialara karşı ilk başarı adli makamlar nezdinde kazanılmıştır.

    • İşlem: “Çocuğa karşı cinsel taciz” iddiasıyla başlatılan soruşturma.  

    • Karar: Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, 08/11/2022 tarihinde “delil yetersizliği” nedeniyle Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına (Takipsizlik) karar vermiştir.  

    • Önemi: Bu karar, idarenin tahdit kodu koyarken dayandığı “suç işleme şüphesi” gerekçesini sarsan ilk adımdır.  

    2. Aşama: Sınır Dışı Etme Kararının İptali (İdari Süreç – I)

    Yabancı hakkında tesis edilen en ağır idari yaptırımlardan biri olan sınır dışı kararı ortadan kaldırılmıştır.

    • İşlem: İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün 14/10/2022 tarihli sınır dışı kararı.  

    • Karar: İstanbul 1. İdare Mahkemesi, 12/04/2023 tarihinde (E:2022/5692, K:2023/2162) sınır dışı etme işlemini kesin olarak iptal etmiştir.  

    • Önemi: Bu iptal kararıyla, kişinin Türkiye’de bulunmasının kamu düzeni için bir tehdit oluşturmadığı mahkemece tescillenmiştir.  

    3. Aşama: Tahdit Kodunun ve Giriş Yasağının İptali (İdari Süreç – II)

    Sizin de belirttiğiniz gibi, vize yolunu tamamen kapatan sistemdeki engelin kaldırıldığı final aşamasıdır.

    • İşlem: 07/12/2022 tarihinde tesis edilen Ç-114 (Adli İşlem Yapılan Yabancı) tahdit kodu ve 2 yıllık giriş yasağı.  

    • Karar: Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, 30/12/2025 tarihinde (E:2024/1758, K:2025/2703) yerel mahkemenin ret kararını kaldırarak işlemi iptal etmiştir.  

    • Mahkemenin Gerekçesi: Sınır dışı etme kararının iptal edilmesi ve ceza soruşturmasının takipsizlikle sonuçlanması nedeniyle, tahdit kodu konulması işleminin “sebep” unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği vurgulanmıştır.  

    Sonuç ve Kazanım

    Bu stratejik sıralama ile:

    1. Kişinin masumiyeti adli makamca onaylanmış,  

    2. Türkiye’den gönderilme riski durdurulmuş,  

    3. En önemlisi, konsoloslukların vize vermesini engelleyen ve sistemde “risk” olarak görünen Ç-114 kodu mahkeme kararıyla silinerek vize yolundaki hukuki engel tamamen temizlenmiştir.  

    Dava Ne Kadar Sürdü?

    Adalet arayışı sabır gerektiren bir süreçtir. Bu dava özelinde süreç şu şekilde ilerlemiştir:

    • Haziran 2024: Yerel mahkemenin (Gaziantep 1. İdare Mahkemesi) ret kararı.  

    • Aralık 2025: Bölge İdare Mahkemesi’nin kesin nitelikteki iptal kararı.  

    Toplamda istinaf süreciyle birlikte yaklaşık 2 yıllık titiz bir hukuki mücadelenin ardından müvekkilimizin hakları iade edilmiştir.

    Neden Sadece Beklemek Yeterli Değildir?
    Ç-114 kodu sistemde kayıtlı olduğu sürece, 2 yıllık süre dolsa dahi konsolosluklar vize vermeyi reddetmektedir. Çünkü idari kayıtlarda kişinin “kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit” oluşturduğuna dair ibare durmaktadır. Bu yolun tek anahtarı, kodun dayanağını mahkeme kararıyla iptal ettirmektir.

    Tahdit Kodu Davalarında Avukatla Çalışmanın Önemi

    Yabancılar hukuku, oldukça teknik detaylar içeren ve idarenin geniş takdir yetkisinin olduğu bir alandır. Ç-114 gibi kodlar, kişinin seyahat özgürlüğünü ve aile bütünlüğünü doğrudan etkiler. Bu süreçte uzman bir avukatla çalışmak şu avantajları sağlar:

    1. Stratejik Analiz: Adli soruşturma dosyası ile idari tahdit kodu arasındaki bağın doğru kurulması.

    2. Emsal Karar Takibi: Benzer dosyalarda verilen üst mahkeme kararlarının dosyaya sunularak yerel mahkemenin ikna edilmesi.

    3. Usul Ekonomisi: Dava dilekçelerinin hukuki terminolojiye uygun hazırlanması sayesinde sürecin gereksiz yere uzamasının engellenmesi.

    4. Maddi Hakların Korunması: Hukuka aykırı işlem nedeniyle doğan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin idareden tahsilinin sağlanması.  

    Eğer siz de benzer bir tahdit kodu veya giriş yasağı ile karşı karşıyaysanız, hak kaybına uğramamak için profesyonel hukuki destek almanızı tavsiye ederiz.