DOLĞUN AKADEMİ | SERMAYE PİYASASI VE YATIRIMCI HAKLARI
Tera Fon Mağdurları Tarafından Başvurulabilecek Hukuki Yollar: İptal Davası, Tam Yargı, Saklayıcı Bankaya Karşı Tazminat ve Diğer Talepler
7596 sayılı Kanun sonrasında tasfiye ödemesi alan, ödeme bekleyen, satış talimatı yerine getirilmeyen veya fon paylarının gerçek değerinin altında tasfiye edildiğini düşünen yatırımcılar için ayrıntılı hukuki değerlendirme.
Av. Murat Can Dolğun | TD Hukuk ve Danışmanlık | Güncelleme: 1 Kasım 2026
Temel hukuki sonuç: Fon tasfiyesinin başlaması veya yatırımcıya ara ödeme yapılması, somut olaya göre doğmuş bütün dava haklarının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ancak tazminat, iptal, tam yargı, cezai başvuru ve özel tasfiye alacağı aynı hukuki amaca hizmet etmez; her birinin şartları, muhatabı, görevli yargı yeri, süresi ve ispat rejimi farklıdır.
1. Tera fon krizinde 1 Kasım 2026 itibarıyla hukuki durum
17 Eylül 2026 tarihli Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) kararları ile tasfiyeye alınan fonlar hakkında 22 Ekim 2026 tarihinde kabul edilen 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. Düzenlemenin konusu, belirli fonların tasfiyesi, tasfiye bakiyesinin yatırımcılara dağıtılması, fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin geri kazanılması ve zararların sorumlulardan tahsilidir. Bütün yatırım fonları için genel bir garanti veya bütün yatırımcı zararlarını üstlenen sınırsız bir ödeme taahhüdü getirilmemiştir. [1]
SPK’nın 27 Ekim 2026 tarihli ve 76/1903 sayılı kararı uyarınca, Tera Portföy Yönetimi AŞ’nin kurucusu olduğu ilgili fonların tasfiyesini Türkiye İş Bankası AŞ; Pusula ve Atlas Portföy Yönetimi AŞ’nin kurucusu olduğu ilgili fonların tasfiyesini ise T.C. Ziraat Bankası AŞ yürütmektedir. Burada bankaların tasfiye ile görevlendirilmesi, geçmişte her fon bakımından mutlaka portföy saklayıcısı olduklarını veya geçmişteki işlemlerden sorumlu bulunduklarını tek başına kanıtlamaz. Bu sıfatlar her fon için ayrıca belirlenmelidir. [2]
30 Ekim 2026 tarihli haberlerde, olağanüstü tasfiye kapsamındaki 7 fonda 235.705 yatırımcı için toplam 29,3 milyar TL’lik ara ödeme sürecinin başladığı aktarılmıştır. Bu sayı ve tutar bütün fonların nihai tasfiyesinin tamamlandığı veya her bir yatırımcının parasının eksiksiz olarak hesabına geçtiği anlamında kullanılmamalıdır. [3]
2. İlk ayrım: Fon yatırımcısı mısınız, Tera Yatırım müşterisi misiniz?
Tera Portföy tarafından kurulan bir yatırım fonunun katılma payına sahip olmak ile Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ nezdindeki yatırım hesabında nakit veya sermaye piyasası aracı bulundurmak hukuken farklı ilişkilerdir. Yatırımcı aynı anda her iki sıfatı da taşıyabilir. Bu nedenle hesap ekstresindeki fon kodu, fon kurucusu, aracı kurum, saklama kuruluşu ve pay sahipliği kaydı ilk aşamada tespit edilmelidir.
SPK, 27 Ekim 2026 tarihli 2026/77 sayılı bülten ile Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’nin faaliyet izinlerinin ve yetki belgesinin iptaline, yatırımcılarının tazminine ve aracı kurumun tedrici tasfiyesine karar vermiştir. Bu ikinci süreçte Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) görev yapar. YTM mekanizması, yatırım kuruluşunun nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüğünü yerine getirememesini konu alır; piyasada oluşmuş bütün yatırım zararlarını karşılayan genel sigorta değildir. [4]
Uygulama sonucu: Fon tasfiyesi için 7596 sayılı Kanun ve SPK tasfiye kararları; aracı kurumun teslim edemediği müşteri varlığı için 6362 sayılı Kanun’un 82 ve devamı maddeleri ile YTM duyuruları; kusurlu fon yönetimi veya saklama ihlali içinse ayrı sorumluluk hükümleri incelenmelidir. Bunların tek başvuruda karıştırılması hak kaybına neden olabilir.
3. Mağdur yatırımcı hangi hukuki yola başvurabilir?
| Hukuki yol | Temel amaç | İlk incelenecek şart |
|---|---|---|
| Tasfiye ve ödeme kaydının düzeltilmesi | Hak sahipliği ve tutarın doğru belirlenmesi | MKK, TEFAS, banka ve fon kayıtlarının mutabakatı |
| Özel hukukta tazminat | Yönetim veya saklama yükümlülüğü ihlalinden doğan zararın giderilmesi | İhlal, zarar, kusur/sorumluluk rejimi, nedensellik |
| SPK işlemine karşı iptal | Hukuka aykırı düzenleyici veya bireysel işlemin iptali | Kesin ve yürütülebilir işlem, menfaat, süre |
| İdareye karşı tam yargı | İdari faaliyet nedeniyle zararın tazmini | Hizmet kusuru veya diğer sorumluluk sebebi ve illiyet |
| Ceza ihbarı ve soruşturmayı takip | İddia edilen suçların araştırılması, delillerin korunması | Somut şüphe, suç tipi ve SPK’nın özel başvuru şartı |
| YTM tazmin ve alacak itirazı | Aracı kurumun teslim edemediği varlığın karşılanması | Müşteri varlığı, alacaklılar cetveli, ilan ve özel süreler |
Bu yolların tamamının her yatırımcı için açık olduğu varsayılamaz. Örneğin sırf fon fiyatı düşen bir yatırımcının saklayıcıya karşı tazminat hakkı doğmayabilir; buna karşılık yanlış değerleme, mevzuata aykırı varlık aktarımı veya hatalı emir işleme iddiaları özel incelemeyi gerektirebilir.
4. Birinci yol: Tasfiye kaydının, ara ödemenin ve nihai ödemenin denetlenmesi
7596 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca hak sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşların MKK kayıtlarıyla mutabakatı üzerinden belirlenir. Yatırımcının hakkı yalnızca mobil bankacılık ekranında görünen bakiyeye indirgenemez. Katılma payı adedi, alım-satım geçmişi, geçmiş ödemeler, talimatın verildiği saat, valör tarihi ve blokaj kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle 16 ve 17 Eylül 2026 tarihli satış talimatları kritik niteliktedir. SPK’nın 28 Eylül açıklaması 17 Eylül’de verilen TEFAS talimatlarının iptalini ve 16 Eylül veya daha önce verilmiş olmakla birlikte fon temerrüdü ya da fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen emirleri birbirinden ayırmıştır. 7596 sayılı Kanun m. 3/5 de belirli şartlarda katılma payları bloke edilmiş yatırımcıyı tasfiye bakımından fon pay sahibi olarak tanımaktadır. Bir talimatın gerçekleşmemiş olması tek başına yatırımcının fon alacağının yok olduğu anlamına gelmez. [5]
Kanun m. 4, fon malvarlığının yetersiz kaldığı ihtimalde endekslenmiş net yatırım tutarı hesabını düzenler. Geçici ara ödeme bakımından ise farklı bir sınır öngörülmüştür: Ödeme, fon bazında ve ilgili kurallar çerçevesinde, endeksleme uygulanmadan hesaplanan net yatırımı ve 1 milyon TL’yi aşamaz; ayrıca fonun mevcut nakdi ve diğer kanuni sınırlamalar önem taşır. Dolayısıyla 1 milyon TL bütün yatırımcılara koşulsuz ödenecek meblağ veya devlet güvencesi değildir. Nihai ödeme tutarı da otomatik olarak portföy ekranında geçmişte görünen en yüksek değere eşit kabul edilemez. [2]
Hesabında beklediğinden az ödeme gören yatırımcı için ilk araştırma, hangi yöntemle net yatırım tutarı hesaplandığını ve hangi hesap hareketlerinin düşüldüğünü anlamaktır. Özellikle mahsup, mükerrer ödeme, yanlış fon kodu, eksik pay adedi ve iptal edilen emirler ayrıntılı biçimde kontrol edilmelidir. Her idari veya tasfiye işleminin ayrıca dava konusu olmaya elverişli olup olmadığı, işlemin niteliğine göre değerlendirilmelidir.
5. İkinci yol: Portföy yönetim şirketine karşı tazminat davası
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 52-55, yatırım fonunun hukuki yapısını, malvarlığının ayrılığını ve portföy yönetim şirketinin yükümlülüklerini düzenler. Portföy yönetim şirketi, yönettiği fonların ve katılma payı sahiplerinin menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür. Yönetim faaliyetinin objektif özen ve sadakat yükümlülüklerine aykırı yürütüldüğü ileri sürülüyorsa tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. [6]
Bu kapsamda işlemlerin izahnameye ve fon iç tüzüğüne uygunluğu; belirli menkul kıymetlerdeki yoğunlaşma; ilişkili taraf işlemleri; gerçek ekonomik amacı bulunmayan varlık aktarımı; değerleme hataları; çıkar çatışması; risk limitlerine uyum; likidite ve geri alım emirlerinin yönetimi incelenir. Bir fonun değer kaybetmesi tek başına kusur kanıtı değildir. Hukuki sorumluluk incelemesinde ihlal edilen somut kural, bu ihlalin hangi işlemde ortaya çıktığı ve zarar ile arasındaki nedensellik bağı gösterilmelidir.
7596 sayılı Kanun m. 5 ise fon malvarlığından hukuka aykırı değer çıkarılması bakımından ayrıca özel bir geri kazanım düzeni kurmaktadır. Kanun, öncelikle kurucu ve/veya yönetici portföy yönetim şirketinin sorumluluğunu; bu şirketten tahsil edilemeyen tutarlar yönünden belirli şartlarda sorumluluğu SPK tarafından saptanan başka kişilerin şahsi sorumluluğunu öngörür. Bu özel tahsil yolu ile katılma payı sahibinin kendi zararına ilişkin bireysel dava talebi aynı dava değildir. Talebin hangi malvarlığı zararını konu aldığı ve aynı bedelin mükerrer tahsiline yol açıp açmayacağı ayrıca belirlenmelidir. [1]
6. Üçüncü yol: Saklayıcı bankaya veya portföy saklama kuruluşuna karşı tazminat
Saklayıcı kuruluşun olası sorumluluğu, fon uyuşmazlıklarının en teknik başlıklarından biridir. 6362 sayılı Kanun m. 56/1 uyarınca portföy saklama hizmeti, yalnızca menkul kıymetlerin hesapta tutulmasından ibaret değildir. Fon katılma paylarının ihracı ve itfasının uygunluğunun, birim pay değerinin değerleme esaslarına göre hesaplanmasının, belirli işlem talimatlarının hukuka uygunluğunun, varlık işlemlerinin ve gelir kullanımının mevzuata uygunluğunun sağlanmasına yönelik görevler içerir. SPK’nın resmi saklama rehberi de bu işlevleri açıklamaktadır. [7]
Kanun m. 56/2 ve 56/3 saklama kuruluşunun kendi yükümlülüklerini ihlal etmesinden doğan zararlarda sorumluluğunu düzenler ve katılma payı sahiplerinin dava açma hakkını saklı tutar. III-56.1 sayılı Portföy Saklama Tebliği m. 11 de bu sorumluluk sistemini ayrıntılandırır; buna karşılık portföyün yönetiminden veya salt piyasa fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararların saklayıcıya yüklenemeyeceğini belirtir. [8]
Bir saklayıcıya yöneltilecek tazminat davasında şu olgular öne çıkar: Fonun saklayıcısı kimdir? Saklama sözleşmesi hangi dönemi kapsar? Tartışmalı işlemler saklayıcının kontrol alanında mıdır? Hangi kontrol mekanizması çalışmamıştır? Bildirim veya itiraz kayıtları var mıdır? Fon kurucusu ile saklayıcı arasındaki mutabakatlar ne göstermektedir? Saklayıcının hukuka uygun davranması halinde aynı zarar ortaya çıkar mıydı? Bu soruların yanıtı alınmadan yalnızca fonun tasfiyeye girmesine dayanarak bankadan bütün zararların istenmesi güçlü bir dava teorisi oluşturmaz.
Önemli kavramsal ayrım: Saklayıcı bankanın özel hukuk alanındaki sorumluluğu, somut saklama sözleşmesi ve sermaye piyasası mevzuatındaki yükümlülüklerinin ihlaline dayanır. İdare hukukundaki hizmet kusuru kavramı ise kamu idaresinin sorumluluk rejimine ilişkindir. Saklayıcı banka aleyhine dava, bankanın kamuya ait olup olmadığına bakılmaksızın sırf bu sebeple bir tam yargı davasına dönüşmez. Ayrıca 27 Ekim’de tasfiye ile görevlendirilen bankanın önceki dönemde fonun saklayıcısı olup olmadığı mutlaka ayrı belgelenmelidir.
7. Dördüncü yol: SPK kararlarına karşı iptal davası açılabilir mi?
6362 sayılı Kanun m. 134, SPK kararlarına karşı açılacak idari davaların idare mahkemelerinde görüleceğini düzenler. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 2 ise iptal davalarının hukuka aykırılık denetimini ifade eder. Bununla birlikte dava hakkı, zarar gören herkesin her SPK kararını istediği zaman dava edebileceği anlamına gelmez. İdari işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte olması, davacının menfaatinin ihlal edilmesi ve başvurunun süresinde yapılması gerekir.
İptal davası bakımından inceleme; işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarını kapsar. Fonun tasfiyeye alınma sebebi, müdahalenin ölçülülüğü, işlemin dayandığı somut inceleme sonuçları, yatırımcıların hukuki güvenliği, satış emirlerine yapılan müdahale, değerleme yöntemi, eşitlik ilkesi ve kararların gerekçesi değerlendirilmelidir. Somut olayda var olan ciddi piyasa risklerinin idari müdahaleyi haklı kılabilecek olması, her ayrıntının yargı denetiminin dışında kaldığı anlamına gelmez.
İYUK m. 7 uyarınca genel idari dava açma süresi, özel bir düzenleme bulunmadıkça 60 gündür. Sürenin başlangıcı, işlemin niteliğine göre yazılı bildirim, ilan veya öğrenmeye ilişkin ilgili mevzuat ve yargısal uygulama çerçevesinde incelenir. İYUK m. 11 kapsamında yapılan başvurunun sürelere etkisi ayrıca hesaplanmalıdır. Bu nedenle 17 Eylül kararını, 27 Ekim düzenlemesini ve yatırımcıyı doğrudan etkileyen sonraki bireysel işlemleri tek bir dava süresi içinde düşünmek hatalı olabilir.
İYUK m. 27 koşulları oluştuğunda yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Ancak tasfiye gibi çok sayıda üçüncü kişiyi ve piyasa istikrarını etkileyen işlemlerde, istenen tedbirin kapsamı ve diğer yatırımcılar üzerindeki olası etkileri ayrıca tartışılmalıdır. Bir fonun tasfiyesinin tamamını durdurma istemi ile hatalı olduğu ileri sürülen belirli bir ödeme hesabının hukuka uygunluğunu denetletme istemi farklı hukuki sonuçlar doğurur.
8. Beşinci yol: SPK’ya karşı tam yargı davası ve hizmet kusuru iddiası
İdarenin düzenleme ve denetleme yetkisini kullanırken hukuka aykırı biçimde davranması, somut koşullarda idari sorumluluk tartışmasına yol açabilir. Yatırımcı, örneğin belirli bir hukuka aykırı idari işlemin veya idarenin eylemsizliğinin kendi zararını doğurduğunu ileri sürebilir. Fakat idarenin piyasayı denetleme görevi, her yatırımcı zararının devlet tarafından karşılanması sonucunu doğurmaz.
İptal davası bir idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılmasını amaçlarken tam yargı davası idari eylem veya işlem kaynaklı kişisel zararın giderilmesini amaçlar. İşlem kaynaklı zararlarda İYUK m. 12; idari eylemden doğan zararlarda ise m. 13’teki idareye ön başvuru ve süre rejimi ayrı ayrı değerlendirilmelidir. İdari eylem bakımından kural olarak öğrenmeden itibaren bir yıl ve her halde eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gerekir. Süreler idari başvurular ve verilen cevaplar dikkate alınarak hesaplanmalıdır.
Bu davada esas güçlük, hizmet kusurunu ve uygun nedensellik bağını göstermektir. Örneğin bir fonun saklama kontrollerindeki özel hukuk ihlalinin aynı zamanda SPK’nın denetim faaliyetindeki hukuka aykırılıktan kaynaklandığı iddia edilecekse, somut denetim yükümlülüğü, idarenin bilgi sahibi olduğu tarih, yapılabilecek ve yapılması gereken işlem, idare harekete geçseydi zararın önlenip önlenemeyeceği dosyaya dayalı olarak ortaya konulmalıdır. Soyut biçimde ‘denetim yapılmadı’ demek tek başına yeterli değildir.
7596 sayılı Kanun m. 5/4’ün görev ve yetki bakımından sınırı: Kanunda İstanbul idare mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin özel hüküm, SPK bildirimi üzerine TMSF tarafından 6183 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülen özel tahsil ve takip işlemleriyle ilgili davaları kapsamaktadır. Bu hüküm, bütün fon pay sahiplerinin özel hukuk tazminat davalarını veya bütün SPK tam yargı davalarını zorunlu olarak İstanbul’da açacağı biçiminde yorumlanmamalıdır. Her talepte yargı yolu, görev ve yetki ayrıca saptanır.
9. Altıncı yol: Suç duyurusu, soruşturma takibi ve malvarlığının korunması
Fon hareketlerinin görünür hale getirilmesi için ceza soruşturması önemli bir delil kaynağı olabilir. Koşullara göre 6362 sayılı Kanun m. 106’daki bilgi suistimali, m. 107’deki piyasa dolandırıcılığı, ilgili diğer sermaye piyasası suçları ve unsurları varsa Türk Ceza Kanunu’ndaki suç tipleri gündeme gelebilir. Bir piyasa işleminde anormal getiri, yoğunlaşma veya bağlantılı taraf bulunması tek başına suçun işlendiğini kanıtlamaz. Emirler, işlem zamanları, gerçek faydalanıcılar, karşı taraflar, para akışları, kamuya açıklamalar ve kast unsurunun ispatı gerekir.
Özel muhakeme şartı: 6362 sayılı Kanun m. 115/1 uyarınca bu Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan soruşturma yapılması, SPK’nın Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır. Yatırımcının savcılığa veya SPK’ya ihbarda bulunması mümkündür; fakat yatırımcının bireysel dilekçesi, kanuni koşulun arandığı suçlar bakımından SPK’nın yazılı başvurusunun yerine geçmez. Başka kanunlardaki bağımsız suç tiplerinin soruşturma koşulları ayrıca değerlendirilir. [9]
7596 sayılı Kanun m. 6, şartları oluştuğunda CMK m. 128 kapsamındaki elkoyma işlemleri ve belirli değerlerin fona veya geri kazanım hesabına iadesi için özel düzenlemeler içerir. Fonla bağlantılı para ve varlıkların korunması, kişisel tazminat tahsiliyle aynı şey değildir. Suçtan zarar gören sıfatı, müşteki talepleri, dosyaya erişim, davaya katılma ve elkonulan varlığın iadesi her kişi bakımından CMK hükümleri uyarınca değerlendirilir. Haklarında inceleme yürütülen kişi ve kuruluşların suçluluğu kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın varsayılamaz.
10. Yedinci yol: YTM tazmini ve alacaklılar cetveline itiraz
Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’nin aracı kurum müşterileri bakımından YTM’nin 28 Ekim 2026 tarihli duyurusu önemlidir. Alacaklılar cetvelinin ilanı üzerine yatırımcıların kendi alacaklarına itiraz edebilecekleri süre ilan tarihinden itibaren 30 gündür. Bu süre, ilgili tazmin alacağına ilişkin genel başvuru veya zamanaşımı rejimiyle karıştırılmamalıdır. YTM’nin sonraki duyuruları ve başvuru formunun şartları yakından izlenmelidir. [4]
Bir müşterinin hesapta bulunan paylarının teslimi ile belirli bir şirket payına yaptığı yatırımın borsa değerinin düşmesi birbirinden farklıdır. YTM kararı her türlü hisse veya fon fiyatı kaybını tazmin etmez. Ayrıca YTM’nin 7596 sayılı Kanun uyarınca tasfiye tamamlandıktan sonra geri kazanım hesabından ödeme dağıtımında görev alabilmesi, bu iki farklı mekanizmanın aynı hak ve aynı koşullar altında işlediği anlamına gelmez.
11. Zarar hesabı nasıl yapılmalı? Üç farklı hesap birbirine karıştırılmamalı
Birinci hesap – Kanuni tasfiye hesabı: 7596 sayılı Kanun m. 4 uyarınca MKK kayıtlarına dayalı olarak hesaplanan ve şartları varsa TÜFE/Yİ-ÜFE ortalamasıyla endekslenen net yatırım tutarı ile dağıtılabilir tasfiye bakiyesi. Bu özel hesap, tasfiye dağıtımının rejimine aittir.
İkinci hesap – Ara ödeme hesabı: Geçici ödeme aşamasında uygulanan endekslenmemiş net yatırım tutarı, fonun nakit yeterliği, kanuni diğer eşikler ve 1 milyon TL’lik üst sınır. Bu aşamada alınan para, nihai ödeme ve diğer yollarla elde edilen tutarlar yönünden mahsup sorununu doğurabilir.
Üçüncü hesap – Yargısal zarar hesabı: Bir yönetim veya saklama ihlali ya da idari sorumluluk nedeniyle açılacak davada, hukuka aykırı davranış bulunmasaydı yatırımcının malvarlığının hangi durumda olacağı ve fiilen hangi durumda kaldığı karşılaştırılır. İhlalin niteliğine göre doğrudan zarar, faiz, yoksun kalınan kazanç, alternatif yatırım varsayımı ve zarar azaltma yükümlülüğü tartışılabilir. Ancak geçmişte ekranda görünen her fon fiyatı veya varsayımsal bütün getiri farkı kendiliğinden tazmin edilebilir zarar sayılmaz.
Örnek: Bir yatırımcı 1.400.000 TL yatırmış, bir tarihte 120.000 TL çekmiş ve tasfiye sırasında 750.000 TL almış olsun. Basit nominal nakit akışı 1.280.000 TL net giriş ve 530.000 TL henüz karşılanmamış nominal fark gösterebilir. Bu yalnızca açıklayıcı bir aritmetik örnektir: gerçek dosyada alış-satış tarihleri, FIFO yöntemi, endeksleme, fon fiyatı, mevzuat gereği mahsuplar, başka ödemeler ve somut sorumluluk sebebi hesaba katılmadan dava değeri saptanamaz.
12. Davayı belirleyen belge ve deliller nelerdir?
Fon mağduriyetinde sonuç çoğu kez olayın anlatılmasından ziyade, işlem zincirinin belgeye dayalı kurulmasına bağlıdır. Yatırımcının öncelikle aşağıdaki materyalleri koruması gerekir:
- Fon kimliği: Fonun tam adı, kodu, kurucusu, yöneticisi, saklama kuruluşu, izahname ve iç tüzüğün ilgili tarihte geçerli sürümü.
- MKK kayıtları: Katılma payı adetleri, tarihsel hak sahipliği, blokaj ve mutabakat verileri.
- Emir geçmişi: Özellikle 16-17 Eylül 2026 döneminde verilmiş satış ve geri alım emirlerinin zaman damgaları, durumları, iptal gerekçesi ve valör bilgisi.
- Para hareketleri: Banka dekontları, fon alış ve satışları, ara ödemeler, transferler, komisyonlar, geçmiş kısmi tahsilatlar.
- Fiyat ve değerleme: Fonun günlük birim pay değeri, fiyat açıklanmayan günler, ilgili payların işlem hacmi, fon portföy raporları, değerleme dayanakları.
- Uygunluk ve bilgilendirme: Risk bildirim formları, yatırımcı bilgilendirme metinleri, müşteri sınıflandırması ve varsa yatırım danışmanlığı kayıtları.
- Saklama kontrolleri: Saklayıcı ile kurucu arasındaki sözleşme, günlük mutabakatlar, uyarılar, istisna ve hata raporları; bunlar çoğunlukla mahkeme veya yetkili kurum aracılığıyla istenebilir.
- Resmi belgeler: İlgili SPK bültenleri, özel durum açıklamaları, tasfiye kuruluşunun yazıları, YTM ilanları, savcılık veya mahkeme belgeleri.
- İletişim kayıtları: Çağrı merkezi kayıtları, e-postalar, yatırımcıya gönderilen bildirimler, mesajlaşmalar ve başvuru cevapları.
- Uzman incelemesi: Sermaye piyasası mevzuatı, fon muhasebesi, pay değerleme, işlem emirleri ve gerektiğinde adli bilişim alanlarında bilirkişi raporu.
Belgelere bireysel erişim her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda kurumlara başvuru, mahkemeden belge ibrazının istenmesi, HMK’nın delil tespiti hükümleri ve somut uyuşmazlığa uygun diğer usuller değerlendirilebilir. Henüz elde edilmemiş teknik kayıtların var olduğu varsayılarak kesin iddialar kurulması doğru değildir.
13. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti mümkün mü?
Yatırımcının ileride açacağı davanın sonuçsuz kalmasını önleme ihtiyacı, somut olayda geçici hukuki koruma taleplerini gündeme getirebilir. Adli yargıda HMK m. 389 ve devamı çerçevesinde ihtiyati tedbir; şartları oluşmuş para alacaklarında İİK m. 257 ve devamı çerçevesinde ihtiyati haciz; delilin kaybolması veya sonradan toplanmasının önemli ölçüde güçleşmesi tehlikesinde HMK m. 400 ve devamı uyarınca delil tespiti değerlendirilebilir.
Bununla birlikte 7596 sayılı Kanun m. 6/5, TMSF nezdindeki özel geri kazanım hesabı bakımından haciz, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir yasağı öngörür. Bu özel koruma nedeniyle doğrudan söz konusu hesaba yönelik tedbir talebi ayrı değerlendirilmelidir. Fon malvarlığının ayrılığına ilişkin 6362 sayılı Kanun m. 53 hükümleri de göz önüne alınmadan ihtiyati haciz stratejisi kurulamaz. Talep edilecek tedbir, davalıya ait hangi malvarlığı üzerinde ve hangi hukuki sebebe dayanarak istendiği belirtilerek hazırlanmalıdır.
14. Görevli mahkeme, dava arkadaşlığı ve usuli riskler
İdari işlem iptali ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tam yargı istemlerinde idari yargı; portföy yönetimi, saklama veya sözleşmeden kaynaklanan özel hukuk istemlerinde ise uyuşmazlığın niteliğine göre adli yargı gündeme gelir. Adli yargıda görevli mahkemenin asliye ticaret, asliye hukuk veya tüketici mahkemesi olup olmadığı; taraf sıfatları, sermaye piyasası faaliyetinin niteliği ve işlemin tüketici işlemi sayılıp sayılmadığı incelenerek belirlenmelidir. Zorunlu arabuluculuk bulunup bulunmadığı da dava açılmadan kontrol edilmelidir. Tek bir mahkeme türü bütün yatırımcı uyuşmazlıkları için peşinen ilan edilemez.
Benzer zararların çok sayıda yatırımcıyı etkilemesi, her yatırımcının aynı belgeye, aynı emir saatine veya aynı zarara sahip olduğu anlamına gelmez. HMK m. 57 çerçevesinde ihtiyari dava arkadaşlığının koşulları; HMK m. 113 uyarınca belirli kuruluşlara tanınan topluluk davasının sınırları ve şahsi tazminat isteminin niteliği ayrıca ele alınmalıdır. Türkiye’de ABD hukukundaki anlamıyla genel bir class action mekanizması bulunduğu varsayılmamalıdır.
Özellikle muhatap, hukuki sebep ve yargı yolu yanlış seçilirse dava şartı veya görev itirazları esas incelemesine geçilmeden zaman ve gider kaybına neden olabilir. Ayrıca tasfiye, ceza soruşturması ve tazminat davaları arasında mahsup ve mükerrer tahsil yasağı gözetilmelidir. 7596 sayılı Kanun m. 4/5, nihai ödeme bakımından diğer hukuki yollardan önceki ödemelerin mahsup edilmesini açıkça düzenler.
15. Dört somut mağduriyet senaryosu ve izlenebilecek yöntem
Senaryo A – Ara ödeme geldi, ancak yatırılan paranın tamamı iade edilmedi
İlk aşamada MKK’nin net yatırım hesabı, fon bazında ödenebilecek tutar, daha önce gerçekleşen çıkışlar, 7596 sayılı Kanun m. 4’e göre endeksleme ve nihai ödeme beklentisi incelenir. Doğrudan eksik kalan tüm tutarı herhangi bir bankadan talep etmek yerine, ayrı bir yükümlülük ihlali iddiası bulunup bulunmadığı araştırılır.
Senaryo B – 16 Eylül’de satış talimatı verildi, ancak işlem gerçekleşmedi
Talimatın saat ve valör bilgisi, fon fiyatının açıklanıp açıklanmadığı, temerrüt ve blokaj kayıtları, SPK’nın 28 Eylül duyurusu ve 7596 sayılı Kanun m. 3/5 birlikte değerlendirilir. Bu durumda yalnızca ’emrim iptal edildi’ iddiası yerine talimatın neden gerçekleşmediği ve yatırımcının tasfiye kapsamındaki hak sahipliğinin nasıl belirlendiği ispatlanmalıdır.
Senaryo C – Fonun varlıklarında gerçek dışı değerleme veya ilişkili taraf işlemleri şüphesi var
Fon portföy raporları, işlem karşı tarafları, değerleme tarihi, hacim ve emir kayıtları, çıkar çatışması düzenlemeleri ve saklayıcı kontrol belgeleri karşılaştırılır. Ayrı olarak SPK’ya somut ihbar, ceza boyutu ve yönetici/saklayıcı sorumluluğu incelenir. Ceza soruşturmasının açılması özel hukuk davasındaki zarar ve nedensellik ispatı yükünü tek başına ortadan kaldırmaz.
Senaryo D – Tera Yatırım hesabındaki hisse veya nakit teslim edilemiyor
Bu ihtimalde YTM’nin 28 ve 30 Ekim duyuruları, hesap mutabakatı, alacaklılar cetveli ve varlığın aynen teslim edilip edilemeyeceği incelenir. Fon fiyatındaki düşüş ile aracı kurumun saklaması veya yönetmesi gereken varlığı teslim edememesi ayrı sorunlardır.
16. Fon mağdurları bugün hangi işlemleri önceliklendirmeli?
Önce statünüzü belirleyin: Hangi fonun pay sahibisiniz, 17 Eylül öncesi ve sonrası hangi emirleri verdiniz, aracı kurum hesabınızda hangi varlıklar tutuluyordu? Ardından bütün ekstreleri ve dekontları tarih sırasına koyun; fon ve hesap bazında ayrı dosya oluşturun.
Sonra resmi kayıtları karşılaştırın: MKK hak sahipliği, tasfiye görevlisinin açıklamaları, SPK 76/1903 sayılı kararının uygulaması ve YTM kayıtları arasında farklılık olup olmadığını belirleyin. Gerekçeli düzeltme/bilgi taleplerinizi yazılı olarak yapın ve teslim kayıtlarını koruyun.
Daha sonra hukuki sebebi seçin: Yanlış ödeme hesabı, saklama kontrolü ihlali, fon yönetimindeki kusur, SPK işleminin hukuka aykırılığı veya yatırım kuruluşunun teslim borcunu yerine getirememesi aynı başlık altında toplanmamalıdır. Hukuki sebebe göre başvuru süresi, mahkeme, ön şart ve geçici koruma ihtiyacı belirlenmelidir.
Son olarak zararınızı güncelleyin: Alınan ara ödemeleri, başka fonlardan tahsil edilen tutarları ve bekleyen işlemleri ayrı sütunlarda izleyin. Bir yargı yoluna başvurulması diğer yoldan gelecek tutarın mükerrer tahsiline neden olmamalıdır.
17. Tera fon mağdurlarının sık sorduğu sorular
Ara ödeme almam tazminat davası açmama engel mi?
Tek başına engel olduğu söylenemez. Ancak hangi zararın hangi ödeme ile karşılandığı, kanuni mahsup ve mükerrer tahsil ilkeleri değerlendirilmelidir. Başvurunun dayandığı somut yükümlülük ihlali ayrıca ortaya konulmalıdır.
Saklayıcı banka bütün fon zararından sorumlu mu?
Hayır. Saklayıcı kuruluş, kanuni saklama ve kontrol yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle doğan zarardan sorumlu olabilir. Sırf piyasa fiyatının düşmesi saklayıcının sorumluluğu için yeterli değildir. Hangi bankanın hangi dönemde saklayıcı olduğu da tespit edilmelidir.
SPK’ya karşı doğrudan tam yargı davası açabilir miyim?
Koşulları varsa evet; ancak hukuka aykırı idari işlem veya eylem, kişisel zarar, nedensellik bağı ve İYUK’taki dava/ön başvuru şartları somut olarak kurulmalıdır. SPK’nın piyasayı denetlemesi, yatırım zararları için genel bir garanti oluşturmaz.
İptal davası açmak paramı doğrudan geri getirir mi?
İptal davasının amacı idari işlemin hukuka uygunluğunu denetlemektir. Parasal alacak veya zarar isteminin ayrıca uygun usulle ileri sürülmesi gerekebilir. İptalin tasfiye sürecindeki bütün hesaplara etkisi de davaya konu işlemin niteliğine bağlıdır.
1 milyon TL’nin üzerindeki yatırımım yanar mı?
1 milyon TL, kanundaki ara ödeme mekanizmasının tavanlarından biridir. Nihai tasfiyede hak sahipliği ve ödeme hesabı başka ölçütlere tabidir. Geri kazanılan varlıklar, özel hukuk talepleri ve somut zarar ayrıca incelenebilir.
Birden fazla yatırımcı beraber dava açabilir mi?
HMK’nın dava arkadaşlığı kuralları somut olayda elveriyorsa mümkün olabilir. Ancak her yatırımcının fonu, talimatı, zarar hesabı ve davalıyla ilişkisi ayrı gösterilmelidir.
Sonuç: Hak arama stratejisi, zararın kaynağını doğru belirlemekle başlar
Tera bağlantılı fon tasfiyeleri, yalnız bir ödeme takvimi meselesi olarak ele alınamaz. Fon malvarlığının ayrılığı, yönetim ve saklama görevlerinin dağılımı, SPK’nın düzenleme ve denetleme işlemleri, yatırımcının talimat geçmişi, 7596 sayılı Kanun’un geri kazanım rejimi ve YTM’nin ayrı tazmin mekanizması birbirine temas eden fakat birbirinin yerine geçmeyen alanlardır.
Bu nedenle başarılı bir hukuki çalışma için ilk hedef, bütün davalıları aynı dilekçede saymak değil; yatırımcının hangi hakka, kime karşı, hangi işlem nedeniyle, hangi delille ve hangi süre içinde başvurabileceğini belirlemektir. Tasfiye ödemelerinin izlenmesi, idari kararların incelenmesi, saklayıcının kontrol yükümlülüklerinin araştırılması ve gerekirse ceza sürecinin takibi birbirini tamamlayabilir. Hiçbir yolun sonucu önceden garanti edilemez.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE İLETİŞİM
Av. Murat Can Dolğun
TD Hukuk ve Danışmanlık
Dünya Ticaret Merkezi, A2 Blok, Kat: 5, No: 206
Bakırköy / İstanbul
Telefon: +90 212 299 44 22
Web: dolgun.av.tr
Yatırımcılar, fon kodu, alım-satım emirleri, hesap ekstreleri ve kendilerine ulaşan tasfiye bildirimleriyle birlikte somut hukuki değerlendirme talep edebilir.
Mevzuat, birincil kaynaklar ve ileri okuma
- 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, Resmi Gazete, 27.10.2026, Sayı 33413.
- SPK, Tasfiye ve Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar, 10 Soruda Açıklama, 27.10.2026, 76/1903 sayılı karar.
- Anadolu Ajansı, Tasfiyesine karar verilen 7 fonda ara ödeme, 30.10.2026.
- Yatırımcı Tazmin Merkezi, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ yatırımcılarının tazmini duyurusu, 28.10.2026. Ayrıca duyurular arşivi.
- SPK, Tasfiye Süresine İlişkin Basın Duyurusu, 28.09.2026.
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, TBMM kabul metni, m. 52-56, 82-86, 106-107, 115, 134. Not: TBMM bağlantısındaki ilk kabul metni sonraki kanun değişikliklerini içermeyebilir; güncel yürürlük metni ayrıca kontrol edilmelidir.
- SPK, Portföy Saklama Kuruluşları Tanıtım Rehberi, 6362 sayılı Kanun m. 56 kapsamında görevler.
- Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği (III-56.1), m. 11, ikincil mevzuat erişim bağlantısı.
- 6362 sayılı Kanun m. 115 – Yazılı başvuru ve özel soruşturma usulleri, mevzuat erişim bağlantısı.
- SPK, Şikayet Başvurusu Nereye, Nasıl Yapılır?, resmi yatırımcı rehberi, 16.01.2022.
- SPK, Tasfiyedeki Fonlara İlişkin Ara Ödeme Duyurusu, 01.10.2026.
- Anadolu Ajansı, Tera Yatırım’ın faaliyet izinlerinin iptali ve tedrici tasfiye, 27.10.2026.
Diğer mevzuat: 2577 sayılı İYUK m. 2, 7, 11, 12, 13, 27; 6098 sayılı TBK’nın sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil hükümleri; 6100 sayılı HMK m. 57, 113, 389 ve 400 vd.; 2004 sayılı İİK m. 257 vd.; 5271 sayılı CMK m. 128, 131. İlgili metinlere Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden erişilebilir.

