Kategori: kamu ihale sözleşmeleri

  • Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu | TCK 236 (2026)

    Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu | TCK 236 (2026)

    DOLĞUN AKADEMİ | CEZA HUKUKU VE KAMU İHALE HUKUKU

    Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu (TCK m. 236): Suçun Unsurları, Yüklenicinin Failliği, Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu, İspat, Kamu Zararı ve Yargıtay Kararları

    Yazan: Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu | Dolğun Akademi
    Yayımlanma tarihi: 26 Ekim 2026

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu kurumları ve kanunda belirtilen diğer kuruluşlara karşı taahhüt edilen edimlerin yerine getirilmesi sırasında gerçekleştirilen belirli hileli hareketleri cezalandıran, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinde düzenlenmiş bir suçtur. Ancak her eksik imalat, ayıplı teslim, gecikme, hatalı hakediş veya kamu zararı iddiası bu suçu oluşturmaz.

    Özellikle yüklenicinin doğrudan fail olup olamayacağı, alt yüklenicinin sorumluluğu, kabul komisyonunun rolü, kesin kabulün yapılmamış olması, kamu zararının ispatı ve hileli davranışların tespiti suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde temel öneme sahiptir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2024, 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlar, suçun özgü suç niteliğini ve her seçimlik hareket bakımından fail olabilecek kişilerin ayrı belirlenmesi gerektiğini özellikle vurgulamaktadır.

    Bu çalışmada suçun kanuni yapısı, öğretideki görüş ayrılıkları, uygulamada karşılaşılan teknik uyuşmazlıklar, ispat ölçütleri, savunma imkanları, kamu görevlilerinin ve özel hukuk kişilerinin ayrı ayrı sorumluluğu ile doğrulanabilir Yargıtay içtihatları kapsamlı biçimde incelenmektedir.

    1. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Nedir?

    Edim, borç ilişkisi kapsamında yerine getirilmesi gereken verme, yapma veya yapmama yükümlülüğüdür. Kamu ihale hukukunda edim çoğunlukla belirli bir malın teslimi, bir yapının inşa edilmesi, bakım ve onarım işinin tamamlanması yahut bir hizmetin sunulması şeklinde karşımıza çıkar.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, sözleşmenin uygulanması sürecinde kanunda sayılan belirli hareketlerin hileli biçimde gerçekleştirilmesiyle gündeme gelir. Düzenleme, kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen alımlarda sözleşmeye uygun ifanın güvence altına alınmasını amaçlar.

    Bu suçun doğru anlaşılabilmesi için üç temel hukuki alanın birbirinden ayrılması gerekir:

    1. Sözleşme hukuku: Borcun gereği gibi ifa edilip edilmediği, ayıp, gecikme, tazminat ve cezai şart meseleleri.
    2. Kamu mali hukuku: Kamu zararının doğup doğmadığı, hesaplanması, sorumlulara yükletilmesi ve tahsili.
    3. Ceza hukuku: Kanunda sayılan seçimlik hareketin, hileli olarak, bu hareketin faili olabilecek kişi tarafından işlenip işlenmediği.

    Bu alanlar arasında bağlantı bulunmakla birlikte sonuçları aynı değildir. Bir yüklenici sözleşmeyi ihlal ettiği için tazminat ödemek zorunda kalabilir; fakat aynı davranışın ceza sorumluluğu doğurması için TCK m. 236’daki özel koşulların gerçekleşmesi gerekir.

    Başka bir ifadeyle her sözleşmeye aykırılık suç değildir; her kamu zararı cezai kastın ispatı anlamına gelmez.

    2. TCK m. 236: Kanun Metni ve Öngörülen Ceza

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinin 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan metni şöyledir:

    Edimin ifasına fesat karıştırma

    Madde 236 – (1) Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) Aşağıdaki fiillerin hileli olarak yapılması halinde, edimin ifasına fesat karıştırılmış sayılır:

    a) İhale kararında veya sözleşmede evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi.

    b) İhale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi.

    c) Edimin ihale kararında veya sözleşmede belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi.

    d) Yapım ihalelerinde eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi.

    e) Hizmet niteliğindeki edimin, ihale kararında veya sözleşmede belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi.

    (3) Edimin ifasına fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar.

    Temel ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Maddede bütün fiiller için tek bir ceza aralığı öngörülmüştür. TCK m. 235’teki ihaleye fesat karıştırma suçunun aksine TCK m. 236’da kamu zararının bulunmamasına özgü, daha düşük cezayı düzenleyen ayrı bir fıkra bulunmamaktadır.

    Kanun metnindeki en önemli ifade ikinci fıkranın başlangıcında bulunan “hileli olarak yapılması halinde” ibaresidir. Suçun kapsamını belirleyen bu ifade, salt eksik veya hatalı ifa ile ceza hukuku bakımından fesat karıştırma arasındaki sınırı oluşturur.

    Resmi kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı.

    3. Korunan Hukuki Değer, Mağdur ve Suçtan Zarar Gören

    TCK m. 236, Türk Ceza Kanunu’nun “Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Düzenlemenin koruduğu hukuki değer, yalnızca belirli bir idarenin malvarlığı değil; kamu kaynaklarıyla yürütülen sözleşmelerin dürüst, güvenilir, şeffaf ve amacına uygun şekilde ifa edilmesine duyulan toplumsal güvendir.

    Somut olayda sözleşmenin tarafı olan kamu idaresi veya diğer kanuni kuruluş, suçtan doğrudan zarar gören sıfatını kazanabilir. Bununla birlikte ceza muhakemesinde katılma hakkı bakımından soyut kamu yararı ile doğrudan zarar birbirine karıştırılmamalıdır.

    TCK m. 236/1’de korunan kuruluşlar şunlardır:

    • Kamu kurum veya kuruluşları.
    • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları.
    • Kanunda belirtilen iştirak şirketleri.
    • Belirtilen kuruluşların bünyesinde faaliyet gösteren vakıflar.
    • Kamu yararına çalışan dernekler.
    • Kooperatifler.

    Bir şirketin belediyeyle ticari ilişkisi bulunması, tek başına kanunda aranan iştirak niteliğini ispatlamaz. Tüzel kişiliğin hukuki yapısı, sermaye ve iştirak ilişkileri, sözleşmenin tarafı ve ilgili düzenlemenin kapsamı ayrıca incelenmelidir.

    Yargıtay uygulamasında suçtan doğrudan zarar görmeyen kurumlara katılma veya kanun yoluna başvurma hakkı tanınamayabileceği görülmektedir. Bu nedenle her kurumun menfaati değil, somut sözleşme ve suç ilişkisi esas alınmalıdır.

    4. İhaleye Fesat Karıştırma ile Edimin İfasına Fesat Karıştırma Arasındaki Fark

    TCK m. 235 ve TCK m. 236 bağımsız suç tipleridir. Birinci suç ihale sürecinin hukuka uygunluğuyla, ikinci suç ise sözleşmeyle üstlenilen edimin yerine getirilmesiyle ilgilidir.

    Ölçüt TCK 235 TCK 236
    Suç İhaleye fesat karıştırma Edimin ifasına fesat karıştırma
    Esas aşama İhale süreci Edimin ifası, teslimi ve kabulü
    Tipik fiiller Katılımı engelleme, gizli bilgileri açıklama, anlaşma ve diğer sayılı hareketler Hileli farklı veya eksik mal teslimi, gerçeğe aykırı kabul
    Fail Somut seçimlik harekete göre belirlenir Yargıtay içtihadında özel faillik niteliği öne çıkar
    Kamu zararı 235/3-b bakımından cezaya etkisi ayrıca düzenlenmiştir Metinde açık unsur değildir; içtihatta zarar suçu yaklaşımı bulunmaktadır

    Örneğin ihale tekliflerinin gizli biçimde paylaşılması TCK m. 235 açısından; ihale sonucunda teslimi gereken malın başka bir malla hileli olarak değiştirilmesi ise TCK m. 236 açısından incelenebilir.

    Aynı süreçte her iki suçun birbirinden bağımsız fiillerle işlenmesi mümkündür. Böyle bir durumda olayın aşamaları ve eylemler birbirinden ayrılarak içtima kuralları uygulanmalıdır.

    İhale hukukuna giriş niteliğindeki önceki yazımız: Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar.

    5. TCK m. 236/2’de Düzenlenen Beş Seçimlik Hareket

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu serbest hareketli bir suç değildir. Kanunda sınırlı olarak sayılmış hareketlerden birinin hileli şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Ceza hukukunda kıyas yasağı gereğince bu liste genişletilemez.

    5.1. Sözleşmede Belirtilenden Farklı Malın Teslimi veya Kabulü – TCK 236/2-a

    İhale kararında veya sözleşmede belirlenen niteliklerden farklı bir malın, hileli davranışlarla teslim edilmesi veya kabul edilmesi bu bent kapsamındadır.

    Örneğin teknik şartnamede belirli kalite sınıfında, dayanımda ve sertifikasyonda bir ürün istenmesine rağmen başka bir ürünün etiket, seri numarası, belge veya ambalaj değiştirilerek uygun ürün gibi teslim edilmesi söz konusu olabilir.

    Ancak her marka farklılığı veya teknik özellik uyuşmazlığı suç anlamına gelmez. Sözleşmede eşdeğer ürün teslimine imkan tanınıp tanınmadığı, uygunluk prosedürü, kurumun bilgisi, değişiklik onayı ve teslimin hileli olup olmadığı araştırılmalıdır.

    Fail olabilecek kişiler: Yüklenici, yükleniciyi temsile yetkili ilgili kişiler ve malın kabulü sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri.

    5.2. Eksik Miktarda Malın Teslimi veya Kabulü – TCK 236/2-b

    Sözleşmeyle 10.000 birim mal teslimi kararlaştırıldığı halde fiilen 8.000 birim teslim edilip 10.000 birim teslim edilmiş gibi gösterilmesi halinde bu bent gündeme gelebilir.

    Özellikle kantar fişleri, depo kayıtları, irsaliyeler, taşıma belgeleri, stok hareketleri ve muayene tutanakları önem kazanır.

    Miktar uyuşmazlığının ölçüm yöntemi, fire oranı, sözleşmedeki toleranslar, kısmi teslim hükümleri veya usulüne uygun iş eksilişi nedeniyle ortaya çıkması halinde suç değerlendirmesi farklılaşır.

    Fail olabilecek kişiler: Yüklenici ve ilgili temsilcileri ile hileli kabul işleminde rol alan kamu görevlileri.

    5.3. Geç İfa Edilen Edimin Süresinde Tamamlanmış Gibi Kabulü – TCK 236/2-c

    Bu bentte önemli olan yalnızca gecikme değil, gecikmiş edimin süresinde yerine getirilmiş gibi hileli şekilde kabul edilmesidir.

    Yasal veya sözleşmesel süre uzatımı verilmişse, mücbir sebep veya idareden kaynaklanan gecikmeler bulunuyorsa öncelikle gerçek ifa süresi belirlenmelidir.

    Gerçeğe aykırı iş bitirme tarihi düzenlenmesi, geçmiş tarihli belge hazırlanması veya teslimin bilinçli şekilde zamanında yapılmış gibi kaydedilmesi hile tartışmasını gündeme getirir.

    Yargıtayın özel faillik yaklaşımına göre: Bu bentte doğrudan fail, edimin kabulü sürecinde görev alan ilgili kamu görevlisidir. Yüklenicinin cezai sorumluluğu, somut olaya göre azmettirme veya yardım etme kapsamında araştırılabilir.

    5.4. Yapım İşlerinde Şartnameye Aykırı Eser veya Malzemenin Kabulü – TCK 236/2-d

    Bu bent özellikle inşaat, altyapı, restorasyon, yol, köprü, tesis ve kamu binalarının yapımı veya onarımına ilişkin uyuşmazlıklarda önemlidir.

    Örnekler arasında projede bulunması gereken donatının kullanılmaması, farklı dayanım sınıfında beton kullanılması, eksik izolasyon yapılması, daha düşük nitelikte tesisat döşenmesi veya yapılmayan imalatın yapılmış gibi kabul edilmesi gösterilebilir.

    Ancak şartnameye aykırı imalat ile hileli kabul aynı şey değildir. Yapım hatasının açıkça kayda geçirildiği, idareye bildirildiği, reddedildiği veya giderilmesinin istendiği durumlarla, ayıbın bilinçli biçimde gizlenerek gerçeğe aykırı kabul işlemi gerçekleştirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

    Suçun tamamlanması bakımından geçici kabul ve kesin kabul işlemlerinin hukuki etkisi ayrıca önemlidir. Bu konu aşağıda Yargıtayın 2025 tarihli kararları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

    Yargıtay yaklaşımına göre doğrudan fail: Kabul işlemini gerçekleştiren ilgili kamu görevlisi. Yüklenici ise fiilin niteliğine göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.

    5.5. Eksik veya Hiç Verilmeyen Hizmetin Verilmiş Gibi Kabulü – TCK 236/2-e

    Hizmet alımlarında sözleşmeyle üstlenilen hizmetin eksik, farklı veya hiç sunulmadığı halde sunulmuş gibi kabul edilmesi bu bent kapsamında değerlendirilir.

    Örneğin 100 personelle yürütülmesi gereken hizmetin gerçekte 70 personelle sunulduğunun gizlenmesi, yapılmayan bakımın yapılmış gibi raporlanması veya fiilen sağlanmayan hizmet saatlerinin tamamlanmış gösterilmesi iddialarında bu hüküm gündeme gelir.

    Ancak personel eksikliğinin kendiliğinden TCK m. 236’yı oluşturduğu söylenemez. Sözleşmenin çalışma düzeni, eşdeğer hizmetin sağlanıp sağlanmadığı, puantajların gerçekliği ve ilgili kamu görevlisinin hileli kabuldeki rolü birlikte incelenmelidir.

    Yargıtay yaklaşımına göre doğrudan fail: Hizmetin kabul sürecindeki ilgili kamu görevlisi. Yüklenici bakımından iştirak koşulları ayrıca aranır.

    6. Yüklenici Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Faili Olabilir mi?

    Evet, ancak her seçimlik hareket bakımından değil.

    Uygulamada sıkça karşılaşılan önemli hukuki hata, ihale sözleşmesini imzalayan yüklenicinin sözleşmeye aykırı her davranış nedeniyle TCK m. 236’nın doğrudan faili olabileceğinin kabul edilmesidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2021/3421 E., 2025/1050 K.; 20.02.2025 tarihli 2022/2227 E., 2025/2152 K. ve 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararlarında, TCK m. 236’nın seçimlik hareketleri bakımından özel faillik ayrımı açıkça yapılmaktadır.

    Hüküm Yüklenici doğrudan fail olabilir mi? Yargıtaya göre ilgili kamu görevlisi
    236/2-a Evet Fail olabilir
    236/2-b Evet Fail olabilir
    236/2-c Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir
    236/2-d Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir
    236/2-e Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir

    Bu ayrımın nedeni, ilk iki bentte “teslim veya kabul” hareketlerine; diğer üç bentte ise esas olarak “kabul” hareketine yer verilmesidir. Yapım ve hizmet işlerinde eserin ya da hizmetin uygun olmadığı halde kabul edilmesi, Yargıtay tarafından ilgili kabul yetkisini kullanan kamu görevlisinin özel faillik niteliği çerçevesinde ele alınmaktadır.

    Örneğin bir inşaat şirketi eksik imalat yapmış olabilir. Ancak bu eksik imalatın gerçeğe aykırı kabul işlemiyle ilişkilendirildiği TCK m. 236/2-d kapsamında, şirket temsilcisinin doğrudan fail olarak cezalandırılması yerine kamu görevlisinin hileli kabul fiili ve şirket temsilcisinin iştirak iradesi araştırılmalıdır.

    Önemli ayrım: Yüklenicinin TCK m. 236/2-d bakımından doğrudan fail sayılamaması, sözleşmesel sorumluluğunun ortadan kalktığı veya başka bir suçtan sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmez.

    Yüklenicinin davranışı ayrı koşullar altında nitelikli dolandırıcılık, belgede sahtecilik, rüşvet veya diğer suç tiplerini gündeme getirebilir.

    Ayrıca 4735 sayılı Kanun’un 25, 27 ve 30. maddeleri kapsamındaki yaptırımlar ile yüklenici ve alt yüklenicinin tazminat sorumluluğu ayrıca incelenmelidir.

    7. Tüm Olası Failler ve İlgililer Bakımından Cezai Sorumluluk

    7.1. İhaleyi Kazanan Gerçek Kişi Yüklenici

    Mal teslimine ilişkin TCK m. 236/2-a ve (b) hükümlerinin faili olabilir. Diğer bentlerde doğrudan faillik yerine iştirak sorumluluğu gündeme gelir. Her halde hileli hareket, bilgi ve kast ayrıca ispatlanmalıdır.

    7.2. Limited veya Anonim Şirket Yöneticileri

    Şirket adına hareket eden müdürler, yönetim kurulu üyeleri ve temsilcilerin cezai sorumluluğu unvanlarından değil, somut görev ve eylemlerinden kaynaklanır.

    Bir kişinin ticaret sicilinde müdür veya yönetim kurulu üyesi olması, sözleşmedeki bütün işlemleri bildiğini veya hileli teslimi bizzat gerçekleştirdiğini kanıtlamaz. Fiili yönetim, imza yetkileri, karar alma süreçleri ve deliller incelenmelidir.

    Bir şirketin tüm ortaklarının tek bir yüklenici fiilinden dolayı otomatik cezai sorumluluğu doğmaz.

    7.3. Alt Yüklenici ve Taşeron

    Alt yüklenicinin yalnızca yapım işinde çalışmış olması, onu idareyle sözleşme yapan asli yükleniciye dönüştürmez. Öncelikle idareyle sözleşmenin tarafının kim olduğu ve alt yüklenicinin hukuki statüsü belirlenmelidir.

    Yargıtayın özel faillik yaklaşımında, idareye karşı yüklenici sıfatını taşımayan kişi sırf tedarik veya taşeronluk ilişkisi nedeniyle doğrudan fail haline getirilemez. Bununla birlikte somut fiiline göre azmettirme, yardım etme veya bağımsız başka bir suçtan sorumluluk mümkündür.

    7.4. Yükleniciye Mal Satan Tedarikçi

    Tedarikçinin idareyle doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmuyorsa, yüklenicinin teslim borcuna konu malı satması tek başına ona TCK m. 236 kapsamında faillik sıfatı kazandırmaz.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararında da yükleniciye mal satan üçüncü kişi şirketin yetkililerinin fail sıfatı ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.

    2026/4031 sayılı kararın tam metni.

    7.5. Muayene ve Kabul Komisyonu Üyeleri

    Muayene ve kabul komisyonları TCK m. 236 bakımından en önemli sorumluluk kategorilerinden biridir. Ancak komisyon üyelerinin cezai sorumluluğu müşterek ve otomatik değildir.

    Her üyenin görevi, katıldığı işlemler, incelediği mal veya imalat, imzaladığı belgeler, tespit imkanları, varsa çekince veya muhalefeti ve hileli kabul iradesi ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    Sadece imzanın varlığından kast çıkarmak, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmaz.

    7.6. Yapı Denetim Görevlisi, Kontrol Mühendisi ve Teknik Personel

    Kontrol mühendisinin yükümlülüğü teknik inceleme, ölçüm ve raporlama olabilir. Ancak bu görevler kişiyi her durumda kabul yetkilisi haline getirmez.

    İlgili kişinin hukuken hangi belgeyi düzenlemeye yetkili olduğu, kabul işleminin bir parçası olup olmadığı ve hangi tarihte hangi teknik durumu bildiği belirlenmelidir.

    Gerçeğe aykırı teknik rapor düzenlenmesi başka suçları da gündeme getirebilir; fakat TCK m. 236 bakımından doğrudan fail sıfatı somut seçimlik harekete göre değerlendirilmelidir.

    7.7. Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi

    Ödeme sürecine katılmak, kabul işlemini gerçekleştirmekle aynı değildir. Harcama yetkilisinin veya gerçekleştirme görevlisinin hangi belgeyi ve hangi hukuki sıfatla imzaladığı belirlenmelidir.

    Hakediş ve ödeme belgelerindeki imzalar hileli sürece ilişkin delil oluşturabilir; ancak fiilin hangi bent kapsamında işlendiği ve kişinin buna iştiraki gösterilmeden doğrudan fail kabul edilmesi doğru değildir.

    7.8. İhale Yetkilisi, İhale Komisyonu Üyeleri ve Üst Yöneticiler

    İhale komisyonunda görev almak, sözleşmenin ifası aşamasındaki kabul işlemlerinden kendiliğinden sorumlu olmayı gerektirmez.

    Belediye başkanı, genel müdür, daire başkanı, rektör veya diğer üst yöneticiler bakımından da hiyerarşik konumun tek başına suçun faili olmayı gerektirmediği unutulmamalıdır. Talimat, onay, hileye katılım ve hukuki yetki somutlaştırılmalıdır.

    7.9. Özel Teknik Danışman, Proje Müellifi ve Denetim Şirketi Çalışanı

    Bu kişilerin kamu görevlisi sayılıp sayılmadığı, görevlendirilme şekli, kamu adına kabul yetkisi bulunup bulunmadığı ve somut sözleşme ilişkisi araştırılmalıdır.

    Özel hukuk çalışanı olmak tek başına doğrudan faillik için yeterli olmadığı gibi, kamu hizmetiyle ilişkili olmak da otomatik olarak kamu görevlisi sıfatı doğurmaz. TCK m. 6’daki kamu görevlisi tanımı ile özel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.

    7.10. İşçiler, Şantiye Şefleri, Muhasebe Personeli ve Diğer Yardımcılar

    Bir işçinin gerçeğe aykırı belge hazırlaması veya bir çalışanın sahte kantar kaydını sisteme işlemesi, bu kişinin olaydaki rolü bakımından önem taşıyabilir.

    Ancak işlemin amacını bilmeyen, hileli iradeyi paylaşmayan ve sadece kendisine verilen olağan teknik görevi yapan kişilerin cezai sorumluluğu ayrıca ispat gerektirir.

    7.11. Tüzel Kişinin Cezai ve İdari Sorumluluğu

    TCK m. 20/2 uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri saklıdır.

    Dolayısıyla bir limited veya anonim şirket hakkında gerçek kişilere uygulanan hapis cezası verilemez. Bununla birlikte şirket yöneticilerinin kişisel ceza sorumluluğu, ihale yasakları, sözleşmenin feshi, tazminat ve diğer kanuni yaptırımlar gündeme gelebilir.

    4735 sayılı Kanun’daki gerçek ve tüzel kişilere ilişkin özel yasaklama hükümleri, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle birlikte değerlendirilmelidir.

    8. Özgü Suç Niteliği, Müşterek Faillik, Azmettirme ve Yardım Etme

    Özgü suç, yalnızca kanunda aranan belirli sıfata veya niteliğe sahip kişinin doğrudan fail olabildiği suçtur.

    Yargıtayın güncel kararlarında TCK m. 236 bakımından özel faillik niteliği kabul edilmektedir. Ancak suçun bütün seçimlik hareketleri aynı faili gerektirmez.

    TCK m. 40/2 uyarınca özgü suçlarda özel faillik niteliğini taşımayan kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilirler.

    Azmettirme: Failde suç işleme kararını oluşturacak biçimde yönlendirmede bulunulmasıdır.

    Yardım etme: Suçun işlenmesini kolaylaştırma, araç sağlama, maddi veya manevi destek verme ve ilgili hükümde sayılan diğer katkıları ifade eder.

    Müşterek faillik: Suçun icrası üzerinde birlikte hakimiyet kurulmasını gerektirir. Özgü suçlarda özel faillik sıfatı bulunmayan kişinin salt birlikte hareket etmesi, kanunda aranan faillik sıfatını kendiliğinden kazandırmaz.

    Örneğin bir yüklenicinin kamu görevlisiyle anlaşarak eksik imalatın uygun kabul edilmesini sağlaması iddiasında, kamu görevlisinin TCK m. 236/2-d bakımından fail sıfatı ile yüklenicinin iştirak biçimi ayrı incelenmelidir.

    Önemli bir başka konu bağlılık kuralıdır. Şerikliğin cezalandırılabilmesi için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir esas fiilin varlığı gerekir. Asıl fail hakkında dava açılmaması tek başına bütün teorik iştirak ihtimallerini ortadan kaldıran soyut bir kural gibi kullanılmamalıdır. Bununla birlikte Yargıtayın belirli TCK m. 236 kararlarında, ilgili kamu görevlileri hakkında kamu davasının bulunmaması ve esas fail fiilinin ortaya konulamaması karşısında şerikliğin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

    Dolayısıyla soruşturma veya kovuşturmada, öncelikle asıl tipik fiilin kim tarafından, ne zaman ve hangi yetkiyle gerçekleştirildiği araştırılmalıdır.

    9. Hile, Kast, Maddi Hata ve Sözleşmeye Aykırılık Ayrımı

    9.1. Hile Neden Zorunludur?

    TCK m. 236/2’de sayılan hareketlerin hileli olarak gerçekleştirilmesi aranır. Bu nedenle suçun değerlendirilmesinde basit ayıp, dikkatsizlik, yanlış hesap, teknik yetersizlik veya sözleşmeye aykırılığın ötesinde, kanuni seçimlik hareketle bağlantılı bir hileli davranış belirlenmelidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.05.2024 tarihli 2021/2430 E., 2024/5591 K. sayılı kararında, ayıplı veya eksik ifanın tek başına yeterli olmadığı; ayrıca hileli hareketlerle gizlenmesi gerektiği açıklanmıştır.

    2024/5591 sayılı karar – Adalet Bakanlığı.

    9.2. Hileye Örnek Olabilecek Davranışlar

    • Başka bir ürünü şartnameye uygun ürün gibi göstermek için sahte etiket kullanılması.
    • Gerçekte teslim edilmeyen miktar için teslim belgesi hazırlanması.
    • Yapılmayan iş kalemlerinin ölçüm ve kabul kayıtlarında yapılmış gösterilmesi.
    • Eksik personel çalıştırıldığı halde puantajların gerçeğe aykırı düzenlenmesi.
    • Test sonuçları veya malzeme sertifikalarının gerçeği gizlemek amacıyla değiştirilmesi.
    • Geç tamamlanan işin teslim ve kabul tarihlerinin gerçeğe aykırı gösterilmesi.

    Bu örneklerin her birinde suçun oluştuğu peşinen kabul edilemez. Sözleşmeye uygunluk, failin sıfatı, hilenin niteliği ve ilgili seçimlik hareketin gerçekleşmesi birlikte aranmalıdır.

    9.3. Kast Nasıl Belirlenir?

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun taksirli şekli düzenlenmemiştir. Bu nedenle sırf özensizlik, bilgisizlik veya teknik hata nedeniyle TCK m. 236 kapsamında mahkumiyet kurulamaz.

    Failin hileli hareketin maddi unsurlarını bildiği ve davranışı iradi olarak gerçekleştirdiği ortaya konulmalıdır.

    Kastın değerlendirilmesinde yazışmalar, sözleşme kayıtları, uyarılar, değişiklik talepleri, test sonuçları, kabul işlemleri ve fiili uygulama birlikte ele alınır.

    9.4. Teknik Yanılgı ve Maddi Unsurlarda Hata

    Örneğin yetkili mühendis tarafından eşdeğer kabul edilen bir malzemenin sonradan sözleşmeye uygun olmadığının anlaşılması halinde, başlangıçtaki bilgi düzeyi ve hata ihtimali önem taşır.

    Teknik normun tartışmalı olması, projelerin çelişmesi veya malzemenin özelliklerine ilişkin makul bir yanılgının bulunması, kast ve TCK m. 30 kapsamındaki hata değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

    9.5. Ayıbın Sonradan Giderilmesi

    Ayıbın sonradan giderilmesi, her durumda önceden tamamlanmış bir suçu ortadan kaldırmaz. Ancak sözleşmede öngörülen muayene, ret ve değiştirme prosedürünün usulüne uygun biçimde işletilmesi, suçun hiç tamamlanmadığını veya hileli kabulün gerçekleşmediğini gösterebilir.

    Yargıtayın 05.03.2026 tarihli 2026/4031 sayılı kararında, reddedilen malların sözleşmedeki değiştirme hakkı kullanılarak uygun mallarla değiştirilmesi özellikle değerlendirilmiştir.

    10. Kamu Zararı Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Zorunlu Unsuru mudur?

    Bu soru suçun en önemli tartışmalı alanlarından biridir.

    Kanun metni bakımından: TCK m. 236’da kamu zararı, ikinci fıkradaki seçimlik hareketlerden bağımsız ve açıkça yazılmış bir unsur olarak yer almamaktadır.

    Yargıtay uygulaması bakımından: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli 2021/5557 E., 2024/2716 K. ve 14.05.2024 tarihli 2021/2430 E., 2024/5591 K. sayılı kararlarında suçun zarar suçu niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.

    Bu kararlar, 6459 sayılı Kanun’un hazırlık sürecindeki açıklamalardan da hareket ederek, mal veya hizmetin alıcısı durumundaki tarafın zarar görmesinin gerektiği görüşünü benimsemektedir.

    Yargıtayın 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararında da zarar suçu yaklaşımına yer verilmiştir.

    Buna karşılık doktrinde, zararın açıkça kanuni unsur şeklinde düzenlenmemiş olmasına dikkat çeken ve bunun yorum yoluyla zorunlu unsur haline getirilmesini tartışan değerlendirmeler bulunmaktadır.

    Sonuç olarak: Güncel Yargıtay uygulamasında zarar araştırması ciddi önem taşımaktadır. Bununla birlikte somut dosyada yalnızca bir “kamu zararı vardır” ibaresine dayanmak yeterli değildir.

    10.1. Kamu Zararı Nasıl Hesaplanmalıdır?

    Teknik hesaplama, işin türüne ve sözleşme modeline göre değişir. Genel olarak aşağıdaki ayrım yapılmalıdır:

    • Taahhüt edilen fakat hiç yerine getirilmeyen edim.
    • Eksik miktarda gerçekleştirilen edim.
    • Düşük nitelikte veya farklı malzemeyle yapılan imalat.
    • Yapılmış ve idarenin yararına sunulmuş ilave işler.
    • Gerçekten ödenen hakediş ve diğer ödemeler.
    • İade, mahsup, kesinti ve düzeltme işlemleri.
    • Sözleşmeye uygun değişiklikler ve fiyat farkları.
    • Hesaba esas alınacak ilgili tarih ve fiyat düzeyi.

    Örneğin yaklaşık maliyet cetvelinde yer alan bir iş kaleminin projede farklı biçimde uygulanmış olması, ilgili iş kaleminin bedelinin tamamının kamu zararı olduğu anlamına gelmez.

    Özellikle anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerinde, birim fiyatlı işlerde uygulanan hesap mantığının hiçbir değişiklik yapılmadan kullanılması hatalı sonuçlara yol açabilir.

    Öncelikle idarenin sözleşmeyle hangi sonucu satın aldığı, fiilen hangi sonucun teslim edildiği ve ödeme karşılığında elde edilen gerçek ekonomik değer araştırılmalıdır.

    Kamu zararı ile ceza hukuku arasındaki ilişkiyi daha ayrıntılı inceleyen önceki çalışmamız: Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026).

    10.2. Sayıştay Raporu Tek Başına Mahkumiyet İçin Yeterli midir?

    Sayıştay denetim raporu, kamu zararı tespiti veya müfettiş raporu önemli delil niteliği taşıyabilir. Ancak bunlar ceza mahkemesinin suçun bütün unsurlarını bağımsız değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

    Mali sorumluluk için yapılan tespitle cezai kastın ispatı farklıdır. Bir raporda fazla ödeme belirlenmiş olsa bile bunun kim tarafından, hangi hukuki yetkiyle ve hileli olarak gerçekleştirildiği ayrıca belirlenmelidir.

    11. Geçici Kabul, Kesin Kabul ve Suçun Tamamlanma Anı

    Yapım işlerinde geçici kabul ve kesin kabul farklı hukuki işlevlere sahiptir. Geçici kabul, işin belirli koşullarla teslim alınması sürecini; kesin kabul ise sözleşme ve ilgili yönetmelik çerçevesinde daha sonraki kabul aşamasını ifade eder.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2021/3421 E., 2025/1050 K. sayılı kararında, somut olayda uygulanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği esas alınarak TCK m. 236/2’deki kabul kavramının kesin kabul işlemi olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

    Kararda kesin kabul işleminin yapılmamış olması, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmasında etkili olmuştur.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/1050 K. – Resmi karar metni.

    Benzer biçimde 20.02.2025 tarihli 2022/2227 E., 2025/2152 K. sayılı kararda kesin kabulün sonradan yapılıp yapılmadığının araştırılması ve kabul komisyonu üyeleri hakkındaki ceza davalarının incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/2152 K. – Karar metni.

    Bu kararlar ışığında yapım ihalelerinde aşağıdaki sorular mutlaka sorulmalıdır:

    1. Suç tarihinde hangi muayene ve kabul yönetmeliği yürürlüktedir?
    2. Geçici kabul hangi tarihte ve kimler tarafından yapılmıştır?
    3. Kesin kabul gerçekleştirilmiş midir?
    4. Kesin kabul tutanağını kimler imzalamıştır?
    5. Ayıplar geçici kabul sırasında kayıt altına alınmış mıdır?
    6. Sonradan meydana gelen bozulmalar ile ilk imalat ayıpları ayrılmış mıdır?
    7. Yüklenicinin bakım ve onarım yükümlülükleri nelerdir?

    Önemli: “Kesin kabul yoksa hiçbir suç oluşamaz” şeklinde bütün mal ve hizmet alımlarına uygulanabilecek sınırsız bir kural çıkarılmamalıdır. Yargıtay kararlarının değerlendirdiği yapım işi, tarih ve ilgili kabul rejimi dikkate alınmalıdır. Mal teslimine ilişkin (a) ve (b) bentlerinde teslim hareketi ayrıca düzenlenmiştir.

    Ayrıca tamamlanmış suç, teşebbüs ve hukuka aykırı hazırlık hareketleri arasında ayrım yapılmalıdır.

    12. Doğrudan Temin, İhale İstisnaları ve İhalesiz Sözleşmeler

    4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22. maddesinde düzenlenen doğrudan temin, güncel ihale sisteminde bir ihale usulü değildir. Bununla birlikte doğrudan temin yoluyla gerçekleştirilen alımlarda TCK m. 236’nın uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca tartışılmaktadır.

    Bu konuda önemli bir ayrım yapılması gerekir:

    Birinci yaklaşım: TCK m. 236’nın ihale kararına veya ihale sonucunda kurulan sözleşmeye dayandığı, dolayısıyla ihale niteliği taşımayan doğrudan temin işlemlerinin kapsam dışında kalması gerektiği savunulmaktadır.

    İkinci yaklaşım: Maddenin birinci fıkrasında yer alan taahhüt ilişkisi ve ikinci fıkradaki “sözleşme” ifadesi üzerinden daha geniş bir değerlendirme yapılabileceği ileri sürülmektedir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli 2021/5557 E., 2024/2716 K. sayılı kararında doğrudan teminle yapılan alımlarla ilgili değerlendirme yapılmış; karşıoyda ise kanunilik ilkesi gereğince ihale bulunmayan ilişkilerde TCK m. 236’nın uygulanamayacağı görüşü ayrıntılı olarak savunulmuştur.

    Bu konudaki öğretisel tartışmanın örneklerinden biri, Prof. Dr. Ersan Şen ve Dündar Can Yorgun’un 18.06.2026 tarihli çalışmasıdır: Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda “İhale” Şartı.

    Somut dosyada “doğrudan temin” ifadesinin kullanılması tek başına yeterli değildir. Alımın gerçek hukuki niteliği, ihale kararı bulunup bulunmadığı, sözleşmenin kuruluş şekli, ilgili özel mevzuat ve isnat edilen seçimlik hareket araştırılmalıdır.

    Kanunilik ilkesi nedeniyle ceza normunun kapsamı kıyasla genişletilemez. Bununla birlikte ihale dışı alımlarda ortaya çıkan hileli davranışların başka suç tiplerini oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenebilir.

    13. Yapım, Mal ve Hizmet Alımlarında Özel Hukuki Problemler

    13.1. Anahtar Teslimi Götürü Bedel Sözleşmeler

    4735 sayılı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde esas alınan husus, uygulama projesi ve mahal listesi çerçevesinde işin tamamı için belirlenen toplam sözleşme bedelidir.

    Bu nedenle yalnızca yaklaşık maliyet cetvelindeki her kalemi tek tek çıkarıp toplam bedelden düşmek her durumda doğru bir zarar hesabı vermez. İmalatın hukuken zorunlu olup olmadığı, projenin ve eklerinin durumu, fiilen gerçekleşen iş ve varsa usulüne uygun revizyonlar dikkate alınmalıdır.

    13.2. Birim Fiyat Sözleşmeler

    Birim fiyat sözleşmelerinde metraj, poz tarifleri, birim fiyatlar, gerçekleşen miktarlar ve ödeme belgeleri önemlidir.

    Ancak yapılan her metraj hatası hile teşkil etmez. Ölçüm yöntemindeki teknik görüş ayrılığı, proje değişikliği veya hesap hatasıyla bilerek gerçeğe aykırı ölçüm düzenlenmesi arasında ayrım yapılmalıdır.

    13.3. Proje Revizyonu ve İş Artışı

    Proje değişikliği, iş artışı, iş eksilişi ve ilave imalatlar, 4735 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile ilgili sözleşme ve uygulama mevzuatı kapsamında incelenmelidir.

    Yapılan değişikliğin hukuken geçerli olup olmadığı, idarenin usulüne uygun onayı, değişikliğin tarihi ve fiilen yapılan işin değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.

    Usulsüz bir proje değişikliği sözleşmesel veya mali sorumluluk doğurabilir; fakat tek başına TCK m. 236 kapsamında hileli kabulün varlığını kanıtlamaz.

    13.4. Gizli İmalatlar ve Sonradan İnceleme

    Betonarme donatı, gömülü tesisat, zemin iyileştirme ve benzeri gizli imalatlar tamamlandıktan sonra ilk halleriyle gözlemlenemeyebilir.

    Bu durumlarda imalat sürecindeki fotoğraflar, video kayıtları, laboratuvar sonuçları, yapı denetim belgeleri, hakediş ekleri, ataşmanlar ve proje kayıtları önem taşır.

    Yıllar sonra gerçekleştirilen incelemede tespit edilen bozulmanın yapım sırasındaki eksiklikten mi yoksa kullanım, bakım, doğal yıpranma veya sonradan yapılan müdahaleden mi kaynaklandığı teknik olarak açıklanmalıdır.

    13.5. Hizmet Alımlarında Personel ve Performans Uyuşmazlıkları

    Personel sayısı, vardiya çizelgesi, puantaj, hizmet kalite kriterleri, elektronik giriş kayıtları ve kontrol tutanakları birlikte incelenmelidir.

    Özellikle hizmetin eksik verilmesiyle eksik verildiğinin bilindiği halde tam verilmiş gibi kabul edilmesi arasındaki fark gözetilmelidir.

    13.6. Mal Alımlarında Ret ve Değiştirme Prosedürü

    Malın muayenede reddedilmesi ve sözleşmeye uygun mal ile değiştirilmesi, olayın ceza hukuku bakımından niteliğini değiştirebilir.

    Bu durumda önceki teslimin kabul edilip edilmediği, hileli davranış bulunup bulunmadığı, değiştirme hakkının hangi koşullarda kullanıldığı ve kamu zararının ortaya çıkıp çıkmadığı araştırılmalıdır.

    14. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Nasıl İspatlanır?

    Ceza muhakemesinde ispat yükü, sanığın suçsuzluğunu kanıtlama yükümlülüğü şeklinde kurulamaz. Mahkumiyet için kanuni unsurların hukuka uygun delillerle, makul şüpheyi ortadan kaldıracak derecede ispatlanması gerekir.

    CMK m. 217 uyarınca yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Hükmün gerekçeli olması ve her sanık yönünden delillerin ayrı değerlendirilmesi zorunludur.

    14.1. Soruşturma Dosyasında Bulunması Gereken Belgeler

    1. İhale ilanı, ihale kararı ve ihale işlem dosyası.
    2. İmzalı sözleşme ve bütün ekleri.
    3. İdari ve teknik şartname.
    4. Uygulama projeleri, revizyonlar ve mahal listeleri.
    5. Birim fiyat tarifleri, analizleri ve metraj cetvelleri.
    6. Yer teslimi, iş programı ve süre uzatım belgeleri.
    7. Hakediş raporları ve ödeme kayıtları.
    8. Fatura, irsaliye, stok ve sevkiyat kayıtları.
    9. Muayene ve kabul tutanakları.
    10. Geçici ve kesin kabul komisyonu belgeleri.
    11. Laboratuvar testleri ve kalite kontrol belgeleri.
    12. Yapı denetim raporları ve kontrol defterleri.
    13. İdare ile yüklenici arasındaki yazışmalar.
    14. Eksiklik ve ayıp ihbarları.
    15. İş artışı, iş eksilişi ve proje değişikliği onayları.
    16. Sayıştay, müfettiş ve idari inceleme raporları.
    17. Ödeme emri, tahakkuk, mahsup ve iade kayıtları.
    18. Olay tarihinde yürürlükte bulunan kabul mevzuatı.
    19. İlgili kamu görevlilerinin görev tanımları ve yetki belgeleri.
    20. Elektronik verilerin hukuka uygun elde edilmiş asıl kayıtları.

    14.2. Bilirkişi Raporu Nasıl Hazırlanmalıdır?

    Bilirkişi raporu, yalnızca “eksik imalat vardır” veya “kamu zararı meydana gelmiştir” sonucundan ibaret olmamalıdır.

    Rapor teknik olarak denetlenebilir olmalı; hangi sözleşme hükmünün ihlal edildiğini, fiili durumun ne olduğunu, hangi tarihte hangi verinin bulunduğunu ve sonuçların nasıl hesaplandığını açıklamalıdır.

    İyi bir bilirkişi incelemesinde teknik ve mali sorular birbirinden ayrılır. Hukuki nitelendirme ve suçun oluştuğuna dair nihai değerlendirme ise mahkemeye aittir.

    14.3. Bilirkişiye Sorulması Gereken Temel Sorular

    1. Sözleşme kapsamında hangi edim taahhüt edilmiştir?
    2. Taahhüdün kapsamını belirleyen teknik belge hangisidir?
    3. Fiilen gerçekleştirilen işin miktarı ve niteliği nedir?
    4. İddia edilen eksiklik hangi yöntemle ölçülmüştür?
    5. İşin ilk hali ile inceleme tarihindeki hali ayrılabilmekte midir?
    6. Proje değişiklikleri ve iş artışları hesaba katılmış mıdır?
    7. Yapılmayan işlerin yanında yapılan ilave işler bulunmakta mıdır?
    8. Hangi tutarlar gerçekten yükleniciye ödenmiştir?
    9. Ödemelerde kesinti, mahsup veya iade var mıdır?
    10. Hangi mal veya imalat hangi gerekçeyle sözleşmeye aykırıdır?
    11. Uyuşmazlık teknik görüş ayrılığından kaynaklanabilir mi?
    12. İlgili ayıp veya eksiklik kabul tarihinde mevcut mudur?
    13. İşin bakım ve kullanım geçmişi nedir?
    14. Hangi kabul işlemi ne zaman gerçekleştirilmiştir?
    15. Her kamu görevlisinin teknik ve hukuki görevi nedir?
    16. Hesaplanan zarar ile hangi somut işlem arasında ilişki bulunmaktadır?

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.12.2025 tarihli 2021/3420 E., 2025/15129 K. sayılı kararı, eksik ve fazla imalatların birlikte incelenmesi, yapılan işin toplam maliyetinin ortaya konulması ve kamu görevlilerinin kişisel sorumluluklarının ayrı ayrı belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.

    2025/15129 sayılı Yargıtay kararının tam metni.

    14.4. Dijital Deliller ve Hukuka Aykırı Delil Sorunu

    Elektronik yazışmalar, kamera görüntüleri, elektronik ihale kayıtları ve bilgisayar verileri somut olayda önemli olabilir. Ancak bunların elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve doğrulanabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19.12.2024 tarihli 2021/4482 E., 2024/12072 K. sayılı kararında, başka bir suç için uygulanmış iletişimin denetlenmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirleri sonucunda elde edilen delillerin TCK m. 236 bakımından kullanılabilirliği tartışılmıştır.

    Kararda CMK m. 135, 138 ve 217 hükümleri çerçevesinde, somut olayda yasak delillerin dışlanması gerektiği belirtilmiştir.

    2024/12072 sayılı Yargıtay kararı – Hukuka aykırı delil ve faillik.

    Bu nedenle soruşturma dosyasında bulunan her teknik takip veya iletişim kaydının kendiliğinden hukuka uygun delil olduğu kabul edilemez.

    15. On İki Somut Olay Üzerinden Hukuki Değerlendirme

    Aşağıdaki örnekler, suçun unsurlarını açıklamak amacıyla oluşturulmuş varsayımsal olaylardır. Gerçek bir mahkeme kararının özeti değildir.

    Olay 1 – Eksik Beton Donatısı

    Bir kamu binasında projeye göre kullanılması gereken donatı miktarından daha az donatı kullanılmıştır. İnşaat tamamlanmış ancak kesin kabul yapılmamıştır.

    Değerlendirme: Teknik eksikliğin ispatı tek başına yeterli değildir. Kabul aşaması, hileli kabul fiili, kamu görevlisinin rolü ve yüklenicinin iştiraki ayrıca incelenmelidir. Yargıtayın kesin kabul kararları önem taşır.

    Olay 2 – Farklı Marka Tıbbi Cihaz

    İdareye sözleşmede belirtilenden farklı bir cihaz teslim edilmiştir. Cihaz eşdeğer özelliklere sahiptir ve idarenin usulüne uygun değişiklik onayı bulunmaktadır.

    Değerlendirme: Farklı marka tek başına suç değildir. Sözleşme hükümleri, eşdeğerlik ve hile araştırılmalıdır.

    Olay 3 – 1.000 Birim Yerine 800 Birim Mal

    İrsaliyede 1.000 birim yazmasına karşın depoya 800 birim mal alınmış; gerçeğe aykırı kabul düzenlenmiştir.

    Değerlendirme: TCK m. 236/2-b gündeme gelebilir. Yüklenici, temsilci ve ilgili kamu görevlileri bakımından ayrı değerlendirme yapılmalıdır.

    Olay 4 – Süre Uzatımı Verilen İnşaat

    İş başlangıçta öngörülen tarihten sonra bitmiştir; fakat idare usulüne uygun süre uzatımı vermiştir.

    Değerlendirme: Geç teslim görünümü tek başına 236/2-c suçunu oluşturmaz. Hukuken geçerli bitiş tarihi esas alınmalıdır.

    Olay 5 – Yapılmayan Temizlik Hizmeti

    Hizmetin bir kısmı hiç sunulmadığı halde tamamı yapılmış gibi kabul edilmiş ve bedeli ödenmiştir.

    Değerlendirme: TCK m. 236/2-e kapsamında hileli kabul ve kamu görevlisinin rolü incelenir. Yüklenicinin azmettirme veya yardım etme fiili ayrıca araştırılır.

    Olay 6 – Anahtar Teslimi Götürü Bedelde Metraj Farkı

    İdare, yaklaşık maliyet cetvelindeki bazı kalemlerin gerçekleştirilmediğini ileri sürmektedir. Yüklenici ise proje revizyonları nedeniyle farklı ve ilave işler yaptığını belirtmektedir.

    Değerlendirme: İşin toplam sözleşmesel kapsamı, fiili gerçekleşme, değişikliklerin hukuki geçerliliği ve mali etki incelenmeden yalnızca cetvel farkından suç çıkarılamaz.

    Olay 7 – Tedarikçinin Yükleniciye Farklı Mal Satması

    Kamu kurumuyla sözleşme ilişkisi bulunmayan tedarikçi, yükleniciye farklı nitelikte mal satmıştır.

    Değerlendirme: Tedarikçi otomatik olarak TCK m. 236’nın doğrudan faili değildir. 2026/4031 sayılı Yargıtay kararı fail sıfatı bakımından dikkate alınmalıdır.

    Olay 8 – Geçici Kabulde Belirtilen Eksiklik

    Eksiklik geçici kabul tutanağına yazılmış, giderilmesi istenmiş ve kabul süreci tamamlanmamıştır.

    Değerlendirme: Eksikliğin açıkça kayda alınmış olması hileli gizleme ve kabul iddiasını etkileyebilir. Kesin kabulün bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

    Olay 9 – Yıllar Sonra Ortaya Çıkan Çatlak

    Kamu binasında teslimden sekiz yıl sonra çatlaklar oluşmuştur.

    Değerlendirme: Malzeme, proje, kullanım ve bakım geçmişi teknik incelemeye tabi tutulmalıdır. Sonradan oluşan çatlak, geçmişte hileli kabul yapıldığının tek başına kanıtı değildir.

    Olay 10 – Muhasebecinin Gerçeğe Aykırı Hakediş Belgesi Hazırlaması

    Şirket çalışanı, üstlerinin verdiği bilgilerle hakediş eki hazırlamıştır. Belgenin yanlışlığını bildiğine ilişkin delil bulunmamaktadır.

    Değerlendirme: Kişisel kast ve somut katkı ispatlanmalıdır. Görev unvanı veya belgeyi teknik olarak hazırlamış olmak tek başına yeterli değildir.

    Olay 11 – Belediye Başkanının Genel Onayı

    Belediye başkanı ödeme sürecinin nihai onayını vermiş ancak teknik kabul komisyonunda bulunmamıştır.

    Değerlendirme: Hiyerarşik konum doğrudan faillik için yeterli değildir. Onayın hukuki kapsamı, gerçeğe aykırılığın bilinmesi ve somut iştirak fiili araştırılır.

    Olay 12 – Reddedilen Malın Değiştirilmesi

    Şartnameye aykırı mal kabul edilmeyerek iade edilmiş ve sözleşmedeki değiştirme hakkına dayanılarak uygun mal teslim edilmiştir.

    Değerlendirme: Suçun tamamlanması, kast, zarar ve teşebbüs ihtimalleri ayrıca ele alınmalıdır. Yargıtayın 2026/4031 sayılı kararı doğrudan ilgilidir.

    16. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçuna İlişkin Doğrulanmış Yargıtay Kararları

    Aşağıdaki kararlar esas ve karar numarası, tarihi ve erişilebilen karar metni üzerinden araştırılmıştır. Adalet Bakanlığı veri tabanında erişilebilen kararlar resmi bağlantılarıyla; diğerleri tam metin sağlayan içtihat veri tabanlarıyla gösterilmiştir.

    16.1. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 05.03.2026, 2022/5334 E., 2026/4031 K.

    Konu: Yüklenici olmayan tedarikçinin fail sıfatı, sözleşmedeki değiştirme hakkı, uygun mal teslimi ve teşebbüs.

    Sonuç: Mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

    Hukuki önem: Yükleniciye mal satan firma yetkililerinin doğrudan fail sayılamaması, sözleşmesel değiştirme imkanının etkisi ve reddedilen malın teslim edilmesi halinde suçun tamamlanıp tamamlanmadığının değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.2. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 23.12.2025, 2021/3420 E., 2025/15129 K.

    Konu: Yapım işlerinde eksik ve fazla imalat, bilirkişi raporunun kapsamı, kabul komisyonları, yüklenicinin iştiraki ve ihale yasakları.

    Sonuç: Mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.

    Hukuki önem: Yapılmayan işler kadar yapılan ilave işlerin, gerçek ödemelerin ve her kamu görevlisinin sorumluluğunun ayrıca incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle karmaşık hakediş ve kamu zararı dosyaları için önemlidir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.3. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 18.06.2025, 2021/3892 E., 2025/7205 K.

    Konu: Hizmet ediminde özgü suç niteliği, ilgili kamu görevlisinin fail sıfatı ve yüklenici bakımından iştirak.

    Sonuç: Beraat hükmü onanmıştır.

    Hukuki önem: 236/2-e kapsamında kamu görevlisi olmayan kişinin doğrudan fail sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı ve somut olayda esas failin bulunmamasının şeriklik bakımından etkisi değerlendirilmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.4. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 20.02.2025, 2022/2227 E., 2025/2152 K.

    Konu: Kesin kabulün araştırılması, kabul komisyonu üyeleri hakkında dava bulunup bulunmadığı ve yüklenicinin faillik niteliği.

    Sonuç: Mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

    Hukuki önem: Kesin kabul işleminin ve kamu görevlileri hakkındaki yargılamanın araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca 4735 sayılı Kanun m. 27 çerçevesinde yasaklama konusu ele alınmıştır.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.5. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 12.02.2025, 2022/3212 E., 2025/1922 K.

    Konu: Hizmet alımı sözleşmesi, 236/2-e, özgü suç ve şeriklik.

    Sonuç: Beraat hükümleri onanmıştır.

    Hukuki önem: Kamu görevlisi olmayan kişilerin doğrudan fail olarak cezalandırılamayacağı ve somut dosyada kamu görevlileri bakımından esas fail fiilinin ortaya konulamaması değerlendirilmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.6. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 16.01.2025, 2021/3421 E., 2025/1050 K.

    Konu: Yapım ve hizmet işlerinde özel faillik, kesin kabul ve suçun yasal unsurları.

    Sonuç: Beraat hükümleri onanmıştır.

    Hukuki önem: Maddenin bentlerine göre fail ayrımı yapılmış ve somut yapım işi bakımından kesin kabulün bulunmamasının suçun oluşumuna etkisi açıklanmıştır.

    Resmi Adalet Bakanlığı karar metni.

    16.7. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 19.12.2024, 2021/4482 E., 2024/12072 K.

    Konu: Hukuka aykırı deliller, iletişimin denetlenmesi, teknik takip ve özgü suç niteliği.

    Sonuç: Bir kısım beraat hükümleri onanmış, mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.

    Hukuki önem: CMK m. 135 ve 138 kapsamında elde edilmiş verilerin başka bir suçta kullanılabilirliği ile fail ve yardım eden ayrımı incelenmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.8. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 26.11.2024, 2021/3032 E., 2024/11413 K.

    Konu: Yapım işinde yüklenicinin fail sıfatı ve nitelikli dolandırıcılık ihtimali.

    Sonuç: Hüküm bozulmuş; başka suç vasfı ve görevli mahkeme üzerinde durulmuştur.

    Hukuki önem: Yapım işi nedeniyle TCK m. 236 kapsamında doğrudan fail olmayan kişinin davranışının başka bir suç, özellikle kamu kurum veya kuruluşlarının zararına dolandırıcılık kapsamında incelenebileceğini göstermektedir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.9. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 14.05.2024, 2021/2430 E., 2024/5591 K.

    Konu: Hile, ayıplı ifa ve kamu zararının suçun oluşumuna etkisi.

    Sonuç: Beraat hükmü onanmıştır.

    Hukuki önem: Salt ayıplı veya eksik ifanın yeterli olmadığı; ayrıca hileli gizleme ve zarar koşullarının somut olayda değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.

    Resmi Adalet Bakanlığı karar metni.

    16.10. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 12.03.2024, 2021/5557 E., 2024/2716 K.

    Konu: Hile, kamu zararı, doğrudan temin, teknik inceleme ve suçun kapsamı.

    Sonuç: Eksik incelemeye ilişkin bozma kararı verilmiştir.

    Hukuki önem: Özellikle ihalesiz alımların TCK m. 236 kapsamına girip girmediği konusunda çoğunluk ve karşıoy değerlendirmelerinin birlikte incelenmesini gerektirmektedir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    İçtihatları okuma notu: Yargıtayın bir mahkumiyeti bozması, olayda bütün hukuki veya cezai sorumlulukların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bozmanın hangi gerekçeyle yapıldığı, hükmün esası hakkında nihai değerlendirme bulunup bulunmadığı ve sonraki yargılama ayrıca incelenmelidir.

    17. Edimin İfasına Fesat Karıştırmanın Diğer Suçlarla İlişkisi

    17.1. İhaleye Fesat Karıştırma – TCK 235

    İhale aşamasında ve ifa aşamasında birbirinden bağımsız suç teşkil eden davranışlar bulunuyorsa iki suçun ayrı ayrı değerlendirilmesi mümkündür. Aynı davranışa ilişkin içtima hükümleri somut olayda uygulanmalıdır.

    17.2. Nitelikli Dolandırıcılık – TCK 158

    Yüklenicinin TCK m. 236 bakımından doğrudan fail sıfatını taşımaması, eylemin hiçbir suç oluşturmadığı anlamına gelmez. Kamu kurum veya kuruluşlarının zararına hileli davranışlarla yarar sağlanması halinde TCK m. 158 kapsamında suçun bütün unsurları araştırılabilir.

    Burada özel normun önceliği ve içtima kuralları önemlidir. Aynı fiilden dolayı hangi suçun uygulanacağı, kanuni unsurlar karşılaştırılarak belirlenmelidir.

    17.3. Resmi veya Özel Belgede Sahtecilik – TCK 204 ve 207

    Gerçeğe aykırı kabul tutanağı, hakediş belgesi, laboratuvar raporu veya teslim belgesi düzenlenmesi halinde belgede sahtecilik suçları ayrıca gündeme gelebilir.

    Ancak her gerçeğe aykırı içerik otomatik olarak belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz. Belgenin niteliği, düzenleyenin yetkisi ve ilgili suçun özel unsurları araştırılmalıdır.

    TCK m. 212’de sahte belgenin başka suçun işlenmesi sırasında kullanılmasına ilişkin özel içtima düzenlemesi de değerlendirilmelidir.

    17.4. Görevi Kötüye Kullanma – TCK 257

    Görevi kötüye kullanma suçu tamamlayıcı niteliktedir. TCK m. 236 gibi özel suçun unsurları gerçekleştiğinde aynı davranış için TCK m. 257’nin uygulanması ayrı içtima değerlendirmesi gerektirir.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu oluşmamış olsa bile, kamu görevlisinin eylemi TCK m. 257’nin bağımsız unsurlarını karşılıyorsa bu suç gündeme gelebilir.

    17.5. Rüşvet, İrtikap ve Zimmet

    TCK m. 236/3 uyarınca fesat karıştırma nedeniyle menfaat temin eden görevli kişiler, ilgili suç hükmüne göre ayrıca cezalandırılabilirler.

    Bu nedenle kabul işlemi karşılığında menfaat sağlandığı iddiası varsa rüşvet, irtikap veya diğer ilgili suçlar bağımsız olarak araştırılmalıdır.

    17.6. Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma

    Birden fazla kişinin ihale veya edim sürecinde bulunması tek başına suç örgütünün varlığını göstermez. TCK m. 220 kapsamında ayrı kanuni koşulların ispatı gerekir.

    Suç örgütü isnadı bulunması halinde iletişimin denetlenmesi ve teknik takipten elde edilen delillerin hukuki niteliği de ayrıca önem kazanır.

    17.7. Zincirleme Suç ve Birden Fazla Hakediş

    Tek bir sözleşme kapsamında birden fazla hakediş düzenlenmesi otomatik olarak birden fazla suçun oluştuğu anlamına gelmez. Her bir fiilin tamamlanma tarihi, aynı suç işleme kararının bulunup bulunmadığı ve TCK m. 43’ün koşulları ayrıca incelenmelidir.

    Farklı sözleşmeler, farklı kurumlar veya farklı suç işleme kararları bakımından ayrı suç ihtimali gündeme gelebilir.

    18. Cezai Yaptırımlar, İhalelerden Yasaklama ve Tazminat

    18.1. Hapis Cezası

    TCK m. 236/1 uyarınca temel ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Somut olayda teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, takdiri indirim, hak yoksunlukları ve diğer genel hükümler uygulanabilir.

    18.2. 4735 Sayılı Kanun’un 25. Maddesi

    4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 25. maddesi; hileli davranışlar, sahte belgeler, hileli malzeme kullanılması, eksik veya kusurlu imalat, idareye zarar verme ve sözleşmeye aykırı diğer belirli fiilleri yasaklamaktadır.

    Bu maddede yasaklanan fiillerin tamamı otomatik olarak TCK m. 236 suçunu oluşturmaz. İdari yaptırım rejimi ile ceza normunun unsurları farklıdır.

    18.3. İhalelere Katılmaktan Yasaklama – 4735 m. 26

    4735 sayılı Kanun’un 26. maddesinde, 25. maddede sayılan fiillerin özelliklerine göre bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama düzenlenmektedir.

    Yasaklama kararının kimleri kapsadığı, verilme ve yayımlanma usulü, ilgili süreler ve karara karşı başvuru imkanları ayrıca değerlendirilmelidir.

    18.4. Yüklenicilerin Ceza Sorumluluğu – 4735 m. 27

    4735 sayılı Kanun’un 27. maddesi, 25. maddede yasaklanan ve Türk Ceza Kanunu’na göre suç oluşturan fiiller bakımından suç duyurusunu ve mahkeme kararıyla ek ihale yasaklarını düzenlemektedir.

    Kanunda ayrıca mahkeme kararıyla bir yıldan üç yıla kadar yasaklama ve belirli koşullarda sürekli yasaklama öngörülmüştür.

    Bu yaptırımların koşulları her olayda ve ilgili kişinin hukuki statüsüne göre ayrıca incelenmelidir.

    18.5. Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu – 4735 m. 28

    Kanun’un 28. maddesinde muayene ve kabul komisyonları, yapı denetim görevlileri ve ilgili diğer görevliler bakımından disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler bulunmaktadır.

    Ceza sorumluluğu için ilgili suçun kanuni unsurları; mali sorumluluk için ise uygulanacak özel ve genel sorumluluk koşulları esas alınmalıdır.

    18.6. Yapım İşlerinde Yüklenici ve Alt Yüklenicinin On Beş Yıllık Sorumluluğu

    4735 sayılı Kanun’un 30. maddesinde yapım işlerinde yüklenici ve alt yüklenicilerin, yapının fen ve sanat kurallarına uygun yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zararlar bakımından kesin kabulden sonra da on beş yıl süreyle müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir.

    Bu on beş yıllık hukuki sorumluluk süresi, TCK m. 236’nın dava zamanaşımıyla aynı hukuki kurum değildir.

    Bir yüklenicinin cezai sorumluluğunun bulunmaması, 4735 m. 30 kapsamındaki tazminat sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmaz.

    Resmi mevzuat: 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.

    19. Soruşturma Usulü, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

    19.1. Suç Şikayete Tabi midir?

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Kanuni koşulları varsa Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.

    19.2. Görevli Mahkeme Hangisidir?

    TCK m. 236’nın temel cezası ve genel görev kuralları bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

    Ancak aynı fiilin nitelikli dolandırıcılık gibi farklı bir suçu oluşturabileceği durumda suç vasfı ve görevli mahkeme yeniden değerlendirilmelidir. Nitelikli dolandırıcılık bakımından ağır ceza mahkemesinin görev alanı gündeme gelebilir.

    19.3. Kamu Görevlileri İçin Soruşturma İzni Gerekir mi?

    4483 sayılı Kanun ile 3628 sayılı Kanun’un soruşturma hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

    3628 sayılı Kanun’un 17. maddesinde resmi ihaleler ve alım-satımlara fesat karıştırmayla ilgili özel soruşturma rejimi bulunmaktadır. Yargıtay uygulamasında TCK m. 236 bakımından soruşturma izni aranmaksızın doğrudan soruşturma yürütülebileceğine ilişkin kararlar mevcuttur.

    Bununla birlikte 3628 sayılı Kanun kapsamındaki kişi yönünden istisnalar, özel statüler ve özel soruşturma usulleri ayrıca araştırılmalıdır. Bütün kamu görevlileri hakkında istisnasız aynı usulün uygulanacağı kabul edilemez.

    19.4. Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?

    TCK m. 236’nın temel şekli bakımından cezanın üst sınırı yedi yıl olduğu için, TCK m. 66/1-d çerçevesinde genel dava zamanaşımı süresi on beş yıldır.

    Ancak suçun tarihi, tamamlanma anı, zincirleme suç ihtimali, zamanaşımını durduran ve kesen nedenler, yaş küçüklüğü ve lehe kanun değerlendirmesi ayrıca dikkate alınmalıdır.

    19.5. Hangi Tarih Suç Tarihidir?

    Mal teslimi, gerçeğe aykırı kabul, kesin kabul veya birden çok hareketin bulunduğu olaylarda suç tarihi, isnat edilen seçimlik harekete göre belirlenmelidir.

    Her dosyada suç tarihini ihale tarihi, sözleşme tarihi veya son hakediş tarihi olarak kabul etmek doğru değildir.

    19.6. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması veya Diğer Kurumlar

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve benzeri ceza muhakemesi veya ceza hukuku kurumları bakımından somut sonuç ceza, kişinin hukuki durumu ve karar tarihinde yürürlükteki mevzuat esas alınmalıdır.

    TCK m. 236’nın temel ceza aralığı nedeniyle bu kurumların uygulanabileceği yönünde genel ve koşulsuz bir sonuç çıkarılamaz.

    20. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Soruşturmasında Savunma Stratejisi

    Bu suçla ilgili başarılı bir savunma yalnızca ceza hukuku normlarının bilinmesini değil, sözleşmenin teknik ve mali içeriğinin ayrıntılı incelenmesini gerektirir.

    20.1. Birinci Aşama: İsnadın Hukuki Niteliği

    Öncelikle yüklenen hareketin TCK m. 236/2’nin hangi bendine girdiği belirlenmelidir.

    Şüpheli veya sanığın fail olarak nitelendirilebileceği bir bent bulunup bulunmadığı araştırılmadan genel ifadelerle suç isnadında bulunulması, kanunilik ve suçun şahsiliği ilkeleri bakımından sakıncalıdır.

    20.2. İkinci Aşama: Sözleşmenin Doğru Okunması

    İhale dokümanı, sözleşme, idari şartname, teknik şartname, proje, revizyon ve usulüne uygun onaylar birlikte incelenmelidir.

    Bir belgeden koparılarak yapılan değerlendirme, işin gerçek kapsamını yansıtmayabilir.

    20.3. Üçüncü Aşama: Fail ve İştirak Ayrımı

    Yüklenici, alt yüklenici, tedarikçi, kabul komisyonu üyesi, kontrol mühendisi ve harcama yetkilisinin görevleri birbirinden ayrılmalıdır.

    Özellikle yapım ve hizmet işlerinde kabulü gerçekleştiren kişi belirlenmeden yüklenici hakkında doğrudan fail nitelendirmesi yapılması Yargıtayın güncel yaklaşımıyla bağdaşmayabilir.

    20.4. Dördüncü Aşama: Hile ve Kastın Araştırılması

    Şartnameye aykırılık hangi somut hileli davranışla gizlenmiştir? İlgili kişi bu durumdan haberdar mıdır? Eksiklik idareye bildirilmiş midir? Teknik çekince veya muhalefet bulunmakta mıdır?

    Bu sorulara deliller üzerinden cevap verilmelidir.

    20.5. Beşinci Aşama: Bilirkişi Raporuna Teknik İtiraz

    Eksik bilirkişi incelemesine dayalı suç isnatlarında yeni keşif, karşılaştırmalı metraj, bağımsız laboratuvar analizi veya farklı uzmanlık alanlarından oluşan bilirkişi heyeti talep edilebilir.

    Özellikle 2025/15129 sayılı Yargıtay kararı, eksik ve fazla imalatların ayrı ayrı ve bütüncül değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

    20.6. Altıncı Aşama: Hukuka Aykırı Delillerin Denetimi

    İletişimin denetlenmesi, teknik takip ve elektronik verilerin elde edilmesine ilişkin kanuni koşullar değerlendirilmelidir. Somut olaya göre CMK m. 135, 138, 206 ve 217 çerçevesinde hukuka aykırı delillere itiraz edilebilir.

    20.7. Yedinci Aşama: Alternatif Suç Vasıflarının İncelenmesi

    TCK m. 236’nın unsurlarının bulunmadığının ortaya konulması, diğer suçlardan dolayı mevcut soruşturma risklerinin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.

    Dolandırıcılık, sahtecilik, görevi kötüye kullanma veya rüşvet iddiaları bakımından her suçun unsurları ayrı ayrı incelenmelidir.

    20.8. Suç İhbarında Bulunan İdare İçin Yol Haritası

    İdare tarafından hazırlanan suç duyurusunda yalnızca bir müfettiş raporuna atıf yapılması yerine, sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen somut hareketlerin; ilgili kişi, tarih, belge, zarar hesabı ve hile iddiasıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

    Ceza soruşturması ile tazmin, alacak, ihale yasaklama ve disiplin süreçlerinin ayrı hukuki dayanakları bulunduğu gözetilmelidir.

    20.9. Şirketler İçin Önleyici Hukuki Tedbirler

    İhale ve yapım işi üstlenen şirketlerin, teslim ve kabul belgelerinin yetki kontrolünü yapması; değişiklik onaylarını yazılı hale getirmesi; işin ilerleyişini tarihli teknik kayıtlarla belgelemesi; taşeron ve tedarikçi ilişkilerini açık sözleşmelerle düzenlemesi ve ayıp bildirimlerini kayıt altına alması önemlidir.

    Bu tedbirler, olası soruşturmalarda fiili durumun doğru ortaya konulmasına yardımcı olabilir.

    İhale sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve menfi tespit uyuşmazlıkları bakımından kamu zararı ve ceza davalarına ilişkin kapsamlı yazımız ile aşağıdaki ileri okuma bölümündeki bağlantılar incelenebilir.

    21. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

    1. Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun cezası nedir?

    TCK m. 236/1 uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır. Genel hükümler, teşebbüs ve iştirak gibi hususlar somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.

    2. Yüklenici suçun faili olabilir mi?

    Evet. Yargıtayın güncel yaklaşımında özellikle 236/2-a ve (b) bentlerinde doğrudan fail olabilir. Yapım, hizmet ve süreye ilişkin kabul hareketlerinde ise iştirak sorumluluğu araştırılmalıdır.

    3. Alt yüklenici veya taşeron bu suçu işleyebilir mi?

    Alt yüklenicinin hukuki statüsü ve fiili belirleyicidir. Doğrudan fail olma koşulları bulunmuyorsa iştirak veya başka suçlardan sorumluluk ihtimali değerlendirilebilir.

    4. Yapılmayan imalat tek başına suç oluşturur mu?

    Hayır. TCK m. 236’nın ilgili seçimlik hareketi, hile, faillik ve diğer kanuni unsurların gerçekleşmesi ayrıca aranır.

    5. Kamu zararı yoksa suç oluşur mu?

    Kanunda zarar açık bir unsur olarak yazılmamış olmakla birlikte Yargıtayın 2024 ve 2026 tarihli kararlarında zarar suçu yaklaşımı bulunmaktadır. Bu konuda kanun metni, içtihat ve somut olay birlikte değerlendirilmelidir.

    6. Kesin kabul yapılmamışsa ne olur?

    Yargıtayın bazı yapım işi kararlarında kesin kabulün bulunmaması suçun oluşumu bakımından belirleyici kabul edilmiştir. Ancak bu yaklaşım her bent ve bütün sözleşmelere koşulsuz uygulanamaz.

    7. Geçici kabul tutanağı suçun ispatına yeter mi?

    Tek başına yeterli olmayabilir. Kabulün niteliği, içeriği, mevzuat ve hileli davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.

    8. Müfettiş veya Sayıştay raporu mahkumiyet için yeterli midir?

    Hayır. Ceza mahkemesi, hukuka uygun bütün delilleri ve suçun unsurlarını bağımsız olarak incelemelidir.

    9. Şirket müdürü bütün çalışanların fiillerinden sorumlu mudur?

    Hayır. Şirket müdürlüğü sıfatı tek başına bütün fiiller için kişisel ceza sorumluluğu doğurmaz.

    10. Kamu görevlisi para almamışsa suç oluşmaz mı?

    Menfaat temini TCK m. 236’nın zorunlu unsuru değildir. Menfaat alınması ayrıca başka suçların oluşmasına neden olabilir.

    11. Yanlış hakediş düzenlemek doğrudan bu suçu oluşturur mu?

    Hayır. Yanlışlığın niteliği, hile, ilgili seçimlik hareket ve kişinin rolü araştırılmalıdır.

    12. İhale olmadan doğrudan teminle yapılan alımlarda suç oluşur mu?

    Bu konuda kanunilik ilkesi çerçevesinde öğretisel tartışma ve içtihat değerlendirmeleri bulunmaktadır. Alımın hukuki niteliği ile Yargıtayın ilgili kararları incelenmelidir.

    13. Suçun soruşturulması için şikayet gerekir mi?

    Hayır, suç kural olarak resen soruşturulur.

    14. Görevli mahkeme hangisidir?

    TCK m. 236 bakımından kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Başka suç vasıfları veya usuli durumlar görevi etkileyebilir.

    15. Dava zamanaşımı ne kadardır?

    Temel suç tipi için genel dava zamanaşımı on beş yıldır. Suç tarihi, kesilme, durma ve diğer özel koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.

    16. İhalelerden yasaklama kararı verilebilir mi?

    Evet. 4735 sayılı Kanun’un 26 ve 27. maddeleri kapsamında idari veya mahkeme kararıyla yasaklama gündeme gelebilir.

    17. Şirket hakkında hapis cezası verilebilir mi?

    Hayır. Hapis cezası gerçek kişiler bakımından gündeme gelir. Tüzel kişiler hakkında kanunda öngörülen başka yaptırımlar uygulanabilir.

    18. İşin sonradan düzeltilmesi suçu ortadan kaldırır mı?

    Her durumda değil. Ancak kabul gerçekleşmeden sözleşmedeki ret ve değiştirme hakkının kullanılması, tamamlanma ve kast değerlendirmesini etkileyebilir.

    19. Teknik bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?

    Evet. Raporun dayanakları, uzmanlık alanı, yöntemleri ve hesaplamaları tartışılarak ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

    20. Belediye başkanı veya üst yönetici doğrudan sorumlu tutulabilir mi?

    Üst yöneticilik sıfatı tek başına yeterli değildir. İlgili seçimlik hareket, kişisel fiil, yetki ve kast somut olarak belirlenmelidir.

    21. Sözleşmeye aykırı iş nedeniyle beraat edilirse tazminat da ortadan kalkar mı?

    Hayır. Ceza hukuku ile sözleşmesel veya mali sorumluluk farklı ölçütlere tabidir. Somut uyuşmazlıkta kararın gerekçesi ayrıca değerlendirilmelidir.

    22. Mahkumiyet için hangi deliller gereklidir?

    Suçun kanuni unsurlarını ve kişinin fiilini hukuka uygun şekilde ortaya koyan deliller gerekir. Sözleşme, kabul belgeleri, gerçek teslim ve imalat kayıtları, teknik raporlar ve mali kayıtlar birlikte önem taşır.

    22. Sonuç: Ceza Hukuku ile Kamu İhale Sözleşmesinin İhlali Birbirine Karıştırılmamalıdır

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu ihale sözleşmelerinin uygulanması sırasında ortaya çıkan bütün hukuka aykırılıkları cezalandıran genel bir düzenleme değildir.

    TCK m. 236, kanunda gösterilen sınırlı seçimlik hareketleri, hile unsurunu ve ilgili failin özel niteliğini esas alan bir suç tipidir.

    Özellikle Yargıtayın güncel kararlarından çıkan sonuç şudur: Yüklenicinin sözleşmeye aykırı davranmış olması ile yüklenicinin edimin ifasına fesat karıştırma suçunun doğrudan faili olması aynı şey değildir.

    Mal teslimine ilişkin (a) ve (b) bentlerinde yüklenicinin doğrudan faillik ihtimali bulunurken, (c), (d) ve (e) bentlerinde Yargıtay ilgili kamu görevlisinin kabul fiilini esas almaktadır.

    Bu sebeple ceza soruşturmasının başlangıcında yapılması gereken işlem, herhangi bir zarar tutarından hareketle suçun varlığını peşinen kabul etmek değil; hukuki ilişkiyi, sözleşmeyi, fiili teslim veya imalatı, kabul sürecini ve ilgili kişilerin eylemlerini tek tek belirlemektir.

    Kamu zararının ispatı, hilenin varlığı, kesin kabul işleminin niteliği, teknik hesaplamalar, sözleşme değişiklikleri, hukuka uygun deliller ve kişisel kastın ortaya konulması birlikte değerlendirilmelidir.

    Ceza hukuku bakımından hukuki nitelendirmenin doğru yapılması kadar, kamu kaynaklarının gerçek durumunun ortaya çıkarılması da önemlidir. Ne yalnızca bir müfettiş raporuna dayanılarak mahkumiyet kurulmalı ne de sözleşme ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle kanunda düzenlenen hileli fiillerin araştırılmasından vazgeçilmelidir.

    Belirleyici ölçüt, somut fiilin kanuni unsurlarının hukuka uygun ve yeterli delillerle ispatlanmasıdır.

    23. Mevzuat, Yargıtay İçtihatları ve Akademik Kaynakça

    A. Temel Mevzuat

    1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Özellikle m. 2, 20, 21, 30, 37-40, 43, 53, 66, 157-158, 204, 212, 235-236, 247, 252 ve 257.
    2. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu – Özellikle m. 4, 6, 24-30.
    3. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu – Özellikle ihale usulleri, doğrudan temin ve sözleşme süreci.
    4. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – Özellikle m. 135, 138, 172, 206, 217 ve 223.
    5. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu – Kamu zararı ve mali sorumluluk hükümleri.
    6. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun.
    7. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu.
    8. İşin türüne ve suç tarihine göre uygulanabilir Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği, ilgili mal ve hizmet alımı kabul yönetmelikleri ile ihale sözleşmesi uygulama düzenlemeleri.

    B. Yargıtay Kararları

    1. Yargıtay 5. CD, 05.03.2026, 2022/5334 E., 2026/4031 K. Tam metin.
    2. Yargıtay 5. CD, 23.12.2025, 2021/3420 E., 2025/15129 K. Tam metin.
    3. Yargıtay 5. CD, 18.06.2025, 2021/3892 E., 2025/7205 K. Tam metin.
    4. Yargıtay 5. CD, 20.02.2025, 2022/2227 E., 2025/2152 K. Tam metin.
    5. Yargıtay 5. CD, 12.02.2025, 2022/3212 E., 2025/1922 K. Tam metin.
    6. Yargıtay 5. CD, 16.01.2025, 2021/3421 E., 2025/1050 K. Resmi metin.
    7. Yargıtay 5. CD, 19.12.2024, 2021/4482 E., 2024/12072 K. Tam metin.
    8. Yargıtay 5. CD, 26.11.2024, 2021/3032 E., 2024/11413 K. Tam metin.
    9. Yargıtay 5. CD, 14.05.2024, 2021/2430 E., 2024/5591 K. Resmi metin.
    10. Yargıtay 5. CD, 12.03.2024, 2021/5557 E., 2024/2716 K. Tam metin.

    C. Akademik Kaynaklar ve Doktrin

    1. Gülel, İlhan (2018). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 33, s. 753-784. DergiPark makale sayfası.
    2. Kaplan, Mahmut (2013). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 71, Sayı 1, s. 709-730. DergiPark makale sayfası.
    3. Şen, Ersan ve Yorgun, Dündar Can (2026). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda İhale Şartı”, 18.06.2026. Tam yazı.
    4. Akbulut, Berrin (2009). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, Ceza Hukuku Dergisi, Yıl 4, Sayı 10, s. 41-72.
    5. Eker Kazancı, Behiye. İhaleye Fesat Karıştırma ve Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçları, 2. Baskı, Ankara, 2011.
    6. Şen, Ersan ve Aksüt, Ertekin. Uygulamada İhaleye Fesat Karıştırma Suçları, 4. Baskı, Ankara, 2014.

    Kaynak değerlendirme notu: Akademik eserlerdeki görüşler ile Yargıtay kararlarının sonuçları birbirinden ayrılarak okunmalıdır. Özellikle kamu zararının zorunlu unsur olup olmadığı, doğrudan temin ve özgü suç tartışmalarında farklı görüşler mevcuttur. Kararların somut olayları ve hukuki gerekçeleri esas alınmalıdır.

    24. İleri Okumalar: Dolğun Akademi Kamu İhale Hukuku Yazıları

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun daha iyi anlaşılabilmesi için kamu ihale mevzuatı, sözleşme hukuku, teknik sorumluluk, kamu zararı ve hakediş süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    1. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026) – Denetim raporları, kamu zararının tespiti, ceza soruşturmaları ve yüklenicinin sorumluluğu.
    2. Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk – Kamu zararı kavramı, mali sorumluluk ve sözleşme uyuşmazlıkları.
    3. Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu – Yapım işlerinde teknik ve hukuki yükümlülükler.
    4. Kamu İhale Sözleşmeleri ve Hukuki Niteliği – Sözleşmenin kurulması ve uygulanması.
    5. Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar – İhale mevzuatının temel ilkeleri.
    6. Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür? – Yargısal başvuru yolları ve ihale uyuşmazlıkları.
    7. Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü – Yapım sözleşmelerindeki teknik uyuşmazlıklar.

    Bu yayınlar, kamu ihalesi ve kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları yalnızca tek bir hukuk dalıyla sınırlamadan değerlendirmek amacıyla hazırlanan Dolğun Akademi çalışmalarının bir bölümünü oluşturmaktadır.

    25. Yazarın Notu ve Hukuki Bilgilendirme

    Bu makale, 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat, erişilebilen yargı kararları ve akademik kaynaklar ışığında hazırlanmış genel nitelikte hukuki bir incelemedir.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda her dosya; sözleşme, proje, teknik raporlar, teslim ve kabul belgeleri, kamu zararının hesaplanma yöntemi, ilgili kişilerin hukuki sıfatları ve isnat edilen hareketler bakımından farklıdır.

    Dolayısıyla bu yazıda yer verilen değerlendirmeler, belirli bir soruşturma veya dava hakkında verilmiş hukuki görüş olarak değerlendirilmemelidir. Somut olay için ayrıca dosya incelemesi yapılması gerekir.

    Yargıtay içtihatları zaman içinde gelişebildiğinden, kararların uygulanmasında olay tarihi, ilgili mevzuat ve sonraki yargısal gelişmeler de dikkate alınmalıdır.

    Yazar ve İletişim Bilgileri

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    TD Hukuk ve Danışmanlık | TD Law Firm
    Dolğun Akademi

    Çalışma alanları: Ceza hukuku, kamu ihale hukuku, kamu ihale sözleşmeleri, yapım işleri, hakediş ve alacak uyuşmazlıkları, kamu zararı, idare hukuku ve ticaret hukuku.

    Ofis adresi:
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, A2 Blok, No: 206
    Yeşilköy, Bakırköy, İstanbul, Türkiye

    Ofis telefonu: +90 212 299 44 22
    Telefon / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web sitesi: www.dolgun.av.tr

    Ofis çalışma saatleri: Hafta içi 09.00–17.00 (Türkiye saati). Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

    Av. Murat Can Dolğun tarafından kaleme alınmıştır.
    Dolğun Akademi – Hukuki Bilgi, Akademik Analiz ve Güncel İçtihatlar

    © 2026 Dolğun Akademi. Kaynak gösterilerek alıntı yapılması, akademik atıf ve yürürlükteki mevzuat hükümleri saklıdır.

  • Kamu İhalelerinde Hakediş, Menfi Tespit ve Alacak Davaları | 2026

    Kamu İhalelerinde Hakediş, Menfi Tespit ve Alacak Davaları | 2026

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun

    Hukuki inceleme tarihi: 8 Ekim 2026

    İnceleme alanı: Kamu ihale hukuku, eser sözleşmeleri, yapım işleri, hakediş uyuşmazlıkları, kamu zararı, menfi tespit ve alacak davaları.

    Kamu İhalelerinde Hakediş Uyuşmazlıkları, Mimari Projeye Uygun Teslim, Menfi Tespit ve Alacak Davaları

    Kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların en önemli bölümü, ihale sonuçlandıktan ve sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkmaktadır. Özellikle anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde yüklenicinin inşaatı tamamlaması, eserin idareye teslim edilmesi, hakediş raporlarının düzenlenmesi ve geçici kabul işlemlerinin yapılması, taraflar arasındaki bütün hukuki ihtilafların sona erdiği anlamına gelmemektedir.

    Uygulamada bazı kamu idareleri, belediyeler ve mahalli idareler, tamamlanmış veya kullanılmaya başlanmış bir yapım işi hakkında sonradan teknik inceleme, denetim ya da eksiklik raporu hazırlayabilmektedir. Bu raporlarda mimari projeye aykırılık, eksik imalat, fazla hakediş ödemesi, hatalı metraj, sözleşme dışı ödeme veya kamu zararı bulunduğu ileri sürülebilmektedir.

    Ancak hukuki uyuşmazlığın çözümü yalnızca idarenin hazırladığı rapora dayanılarak gerçekleştirilemez. Öncelikle yüklenicinin hangi projeyi uygulamakla yükümlü olduğu, işin hangi sözleşme bedeli üzerinden üstlenildiği, imalatların hangi tarihte gerçekleştirildiği, hakedişlerin nasıl onaylandığı, geçici kabulün hangi şartlarla yapıldığı ve idarenin sonradan projede veya mevcut yapı üzerinde değişiklik yapıp yapmadığı araştırılmalıdır.

    Özellikle idarenin eksiklik tespitinden sonra yeni bir ihale gerçekleştirmesi, yapının başka bir yüklenici tarafından değiştirilmesi, mevcut imalatların sökülmesi veya yeni işlerin yapılması, hukuk davasında delillerin değerlendirilmesini doğrudan etkileyebilir. Böyle durumlarda uyuşmazlığın merkezindeki sorun yalnızca yapım işinin eksik olup olmadığı değildir. İddia edilen eksikliğin hangi tarihte mevcut olduğu, kimin eyleminden kaynaklandığı ve artık objektif olarak tespit edilip edilemeyeceği de araştırılmalıdır.

    Bu incelemede 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili yargı kararları birlikte değerlendirilmektedir. 2025 ve 2026 yıllarında kamu ihale mevzuatında meydana gelen gelişmeler ile akademik literatürdeki değerlendirmeler de dikkate alınmıştır. [1][2][3]

    İçindekiler

    1. Kamu İhale Hukukunda 2025 ve 2026 Yıllarındaki Güncel Gelişmeler

    Kamu ihale sözleşmelerinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların değerlendirilmesinde, sözleşmenin imzalandığı tarih kadar ihalenin ilan veya duyuru tarihi de önem taşımaktadır. Çünkü sonraki mevzuat değişiklikleri, yürürlük ve geçiş hükümleri incelenmeksizin geçmişte akdedilen bütün sözleşmelere uygulanamaz.

    30 Temmuz 2025 tarihli ve 32971 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeler, yapım işlerinde hakedişlerin düzenlenmesi, ödemelerin yapılması, fiyat farkları, yeni birim fiyatlar, proje değişiklikleri ve kesin hesaplara itiraz bakımından önemli yenilikler getirmiştir. Kamu İhale Kurumu, bu değişikliklerin ilanı veya duyurusu 1 Eylül 2025 tarihinden sonra yapılan ihaleler ve bunlara ilişkin sözleşmeler bakımından uygulanacağını açıklamıştır. [1]

    2026 yılında ise 9 Nisan ve 13 Mayıs tarihlerinde kamu ihale mevzuatında yeni düzenlemeler yayımlanmıştır. 13 Mayıs 2026 tarihli düzenlemeler özellikle belirli yapım işlerinde iş deneyim belgelerinin güncellenmesine ilişkin hükümler içermektedir. Bu değişikliklerin tamamı, devam eden her hakediş uyuşmazlığının çözümünü doğrudan değiştiren hükümler olarak yorumlanmamalıdır. [2]

    2 Temmuz 2026 tarihinde Kamu İhale Kurumu tarafından gerçekleştirilen Yapım İşleri Çalışma Grubu Toplantısı’nda hakediş ve ödeme süreçleri, fiyat farkları, yer teslimi, iş programı, yapı denetimi ve sözleşmelerin uygulanmasındaki sorunlar ele alınmıştır. Bu gelişme, yapım işleri uyuşmazlıklarının yalnızca bireysel sözleşmelerden kaynaklanan bir sorun olmadığını, kamu alımları sisteminin uygulama bakımından önemli bir başlığını oluşturduğunu göstermektedir. [3]

    Sayıştay’ın 2025 yılı denetimlerine ilişkin kamuoyu duyurusunda da kamu idarelerine ilişkin denetim raporlarıyla Sayıştay dairelerindeki yargılamaya esas raporlar ve bu yargılamalar sonucunda düzenlenecek ilamlar arasında ayrı süreçler bulunduğu açıklanmıştır. Bu ayrım, yükleniciler hakkında ileri sürülen kamu zararı iddialarının hukuki niteliği bakımından önemlidir. [4]

    Güncel hukuki sonuç: 2026 yılında görülmekte olan bir dava bakımından, hakedişin düzenlendiği tarihe bakılarak mevzuat seçilmemeli; ihale tarihi, sözleşme hükümleri, uygulanabilir genel şartname ve geçiş hükümleri birlikte araştırılmalıdır.

    2. Kamu İhale Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Uygulanacak Kurallar

    4734 sayılı Kanun esas itibarıyla kamu ihalesinin hazırlanması, yürütülmesi ve sonuçlandırılması süreçlerini düzenlemektedir. İhale sonucunda sözleşme kurulmasıyla birlikte 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu uygulama alanı bulmaktadır.

    Yapım işi sözleşmeleri, hukuki niteliği itibarıyla büyük ölçüde Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleriyle ilişkilidir. Yüklenici belirli bir eserin meydana getirilmesini, idare ise sözleşmede kararlaştırılan karşı edimi üstlenmektedir.

    Bununla birlikte kamu ihale sözleşmeleri, tarafların sınırsız sözleşme serbestisine sahip oldukları sıradan özel hukuk sözleşmeleri değildir. İhale dokümanı, tip sözleşme, teknik şartnameler, kamu ihale mevzuatı ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin kurallar sözleşmenin uygulanmasını sınırlandırmaktadır.

    4735 sayılı Kanun’un 36. maddesi gereğince, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde özel kamu ihale düzenlemeleri ile genel sözleşme hukuku hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

    Efe Bilke’nin 2025 yılında yayımlanan, anahtar teslimi götürü bedel yapım sözleşmelerinin uyarlanmasını inceleyen akademik çalışması da kamu ihale mevzuatı ile TBK m.480/II’nin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. [5]

    Bu konuda daha önce yayımladığımız Kamu İhale Sözleşmeleri Hukuku başlıklı incelemede sözleşmelerin hukuki niteliği, uygulama aşaması ve yargı yolu meseleleri değerlendirilmiştir.

    3. Anahtar Teslimi Götürü Bedel Sözleşmede Yüklenicinin Sorumluluğu

    4735 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre anahtar teslimi götürü bedel sözleşme, uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listeleri esas alınarak işin tamamı için teklif edilen toplam bedel üzerinden kurulan yapım işi sözleşmesidir.

    Bu sözleşme türünde temel ilke, yüklenicinin sözleşmede belirlenen eseri kararlaştırılan götürü bedel karşılığında tamamlamasıdır. Ancak bu ilke, yüklenicinin ihale dokümanından bağımsız ve sonradan sınırsız biçimde belirlenebilecek bütün işleri aynı bedelle gerçekleştirmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

    Götürü bedelin kapsamı belirlenirken uygulama projeleri, mahal listeleri, teknik şartnameler, sözleşmenin eki belgeler ve bunlar arasında öngörülen öncelik sırası incelenmelidir.

    Örneğin idare, sözleşme imzalandıktan sonra bir yapının mimari düzenini değiştirir, yeni kullanım alanları oluşturur veya başlangıçtaki projede bulunmayan imalatların yapılmasını isterse, bu işlerin başlangıçtaki götürü bedel kapsamına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

    4735 sayılı Kanun’un 24. maddesinde, öngörülemeyen durumlar nedeniyle zorunlu olan ve kanunda belirtilen diğer koşulları taşıyan iş artışının, anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde sözleşme bedelinin yüzde 10’una kadar gerçekleştirilebileceği düzenlenmiştir. Ancak bu oran, idarenin dilediği her yeni imalatı mevcut sözleşmeye eklemesine imkan veren genel bir yetki değildir.

    Kanunda öngörülen koşullar arasında ilave işin sözleşmeye esas proje içinde kalması ve asıl işten teknik veya ekonomik bakımdan ayrılmasının idareyi külfete sokmadan mümkün olmaması yer almaktadır. Şartların sağlanamadığı durumlarda sözleşmenin tasfiyesi dahil farklı hukuki sonuçlar gündeme gelebilir. [6]

    4. Mimari Projeye Uygun Teslim: Asıl Proje Hangisidir?

    Kamu yapım işlerinde idarenin en sık ileri sürdüğü iddialardan biri, inşa edilen eserin mimari projeye uygun olmadığıdır. Fakat bu iddianın değerlendirilmesinden önce hangi mimari projenin sözleşmesel bağlayıcılığa sahip olduğu belirlenmelidir.

    Bir yapım işi devam ederken mimari projede, statik projede, elektrik ve mekanik tesisat projelerinde veya mahal listelerinde değişiklik yapılmış olabilir. Aynı iş için ilk ihale projesi, revize uygulama projesi ve uygulama sonrasında hazırlanmış mevcut durum projesi bulunabilir.

    Bu belgelerin hukuki işlevleri aynı değildir. Bir imalatın sonradan hazırlanan projeye uygun olmaması, söz konusu imalatın yapıldığı tarihteki sözleşmeye de aykırı olduğunu kendiliğinden göstermez.

    Sağlıklı inceleme için ilk ihale dokümanının, imza tarihindeki uygulama projelerinin, yükleniciye usulüne uygun bildirilen revizyonların, değişiklik talimatlarının ve uygulama sonrasında hazırlanan projelerin tarih sırasıyla karşılaştırılması gerekir.

    Projeler arasında çelişki varsa, hangi belgenin öncelikle uygulanacağı sözleşmenin belge öncelik hükümleri ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

    Belirleyici ilke: Yüklenicinin sorumluluğu, soyut olarak idarenin sonradan uygun gördüğü yapı üzerinden değil; sözleşme ve mevzuat uyarınca gerçekleştirmekle yükümlü olduğu imalat üzerinden belirlenmelidir.

    5. Hakediş Raporları ile Fiili İmalat Arasında Uyumsuzluk Bulunması

    Hakediş raporları, yüklenicinin gerçekleştirdiği işlere ilişkin ödeme hesabının yapılmasını sağlayan temel sözleşme belgeleridir. Hakedişlerde yer alan imalat kalemleri, gerçekleşme oranları, metrajlar, fiyatlar ve kesintiler uyuşmazlığın değerlendirilmesinde önemli delillerdir.

    Ancak hakediş raporunda bir imalatın yer alması ile bu imalatın sahadaki fiziksel durumunun değerlendirilmesi farklı hususlardır. Özellikle anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde ilerleme yüzdeleri ve pursantaj esaslı ödemeler ile birim fiyatlı işlerde gerçekleştirilen miktarların hesaplanması birbirinden ayrılmalıdır.

    Uyuşmazlık sırasında her iş kalemi yönünden şu soruların cevaplandırılması gerekir: İmalat ihale dokümanında bulunmakta mıdır? Sonradan değiştirilmiş midir? İmalatın gerçekleştiği tarihteki fiziksel durumu nedir? Hakediş hangi belgelere dayanılarak onaylanmıştır? İdarenin kabul veya denetim birimi bu imalatı incelemiş midir? Sonraki dönemde imalat değiştirilmiş veya ortadan kaldırılmış mıdır?

    Uyuşmazlık konusu İncelenecek belgeler Hukuki değerlendirme
    Hakedişte mevcut, sahada bulunmayan imalat Hakediş, metraj, ataşman, fotoğraf, teslim ve değişiklik kayıtları İmalatın hiç yapılmaması ile sonradan kaldırılması ayrılmalıdır.
    Projede mevcut, hakedişte bulunmayan imalat Proje, pursantaj, kesin hesap ve ödeme kayıtları Eksik ödeme veya eksik imalat ihtimalleri ayrı incelenmelidir.
    Projede bulunmayan ek imalat İdare talimatı, proje revizyonu, iş artışı ve yeni fiyat belgeleri İmalatın sözleşme dışı olup olmadığı ve bedel talebinin dayanağı belirlenmelidir.
    Geçici kabulde bulunmayan sonradan ileri sürülen ayıp Kabul tutanağı, bakım kayıtları, kullanım belgeleri Ayıbın açık veya gizli niteliği ile bildirim zamanı araştırılmalıdır.
    Sonradan yenilenen veya sökülen imalat Yeni ihale dosyası, yer teslimi, eski ve yeni fotoğraflar İlk yüklenicinin gerçekleştirdiği işin mevcut delillerle tespit edilip edilemeyeceği incelenmelidir.

    Dolayısıyla yalnızca son keşif tarihindeki mevcut yapı üzerinden yapılan inceleme, her durumda geçmişteki imalatın hukuki ve teknik durumunu açıklamaya yeterli değildir.

    6. Hakediş Raporlarına İtiraz ve 2025 Yılındaki Düzenleme

    Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. ve 40. maddeleri, geçici hakedişler ve kesin hesaplar bakımından önemli hükümler içermektedir. Hakedişe karşı yapılan itirazın zamanı, şekli ve ilgili sözleşmeye uygulanacak hükümlerin belirlenmesi dava sonucunu etkileyebilir.

    Geçmişte hakedişlerin belirli ihtirazi kayıt ifadeleriyle imzalanması ve itirazların özel usullerle yapılması bakımından önemli uyuşmazlıklar yaşanmıştır. Dr. Ali Avcı’nın 2015 tarihli akademik çalışması, hakedişe ihtirazi kayıt uygulamasının yüklenicinin hak arama imkanları üzerindeki etkilerini ayrıntılı biçimde değerlendirmiştir. [7]

    Danıştay’ın 2023 tarihli iptal kararından sonraki süreçte, 30 Temmuz 2025 tarihinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi yeniden düzenlenmiştir.

    Yeni düzenleme, kapsamına giren sözleşmelerde yüklenicinin geçici hakedişe veya tahakkuktan önce yapılan düzeltmelere ilişkin itirazlarını en geç kesin hesapların idareye teslim edildiği tarihe kadar dilekçeyle bildirmesini öngörmektedir.

    Ayrıca kesin hesapların idareye tesliminden sonra yapılan değişikliklere yönelik itiraz bakımından, değişikliklerin yükleniciye bildirilmesini izleyen on beş günlük süreye ilişkin düzenleme de önem taşımaktadır. [1]

    Bununla birlikte 2025 yılında getirilen yeni usul, önceki döneme ait bütün sözleşmelerde eski ihtirazi kayıt kurallarının uygulanmayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle geçmiş tarihli ihalelerde yürürlük ve geçiş hükümleri, sözleşme ekleri ve ilgili Danıştay kararlarının etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

    Uygulamada en güvenli yaklaşım, uyuşmazlık öğrenildiği anda gerekçeli yazılı itiraz yapılması ve sözleşmeye uygulanabilecek bütün itiraz sürelerinin ayrı ayrı takip edilmesidir.

    7. İdare, Belediye ve Mahalli İdareler Tarafından Hazırlanan Teknik Raporların Hukuki Niteliği

    Belediyeler, il özel idareleri, bağlı idareler ve diğer kamu kurumları, kendi personeli veya görevlendirdikleri teknik kişiler aracılığıyla yapım işleri hakkında rapor hazırlayabilir.

    Bu raporlar teknik inceleme raporu, kontrol raporu, müfettiş raporu, teftiş raporu, eksiklik tespit tutanağı veya kamu zararı değerlendirme raporu olarak adlandırılabilir.

    İdarenin rapor hazırlama yetkisi bulunması, rapordaki bütün teknik ve hukuki sonuçların mahkemeyi bağlayacağı anlamına gelmez.

    Öncelikle raporun hangi makam tarafından hazırlandığı, görevlilerin yetkileri, inceleme yöntemi, raporun dayanakları, rapor tarihindeki fiziksel durum ve raporu hazırlayan kişilerin uyuşmazlık konusu işte daha önce görev alıp almadığı incelenmelidir.

    Burada resmi belgenin ispat gücü ile teknik kanaatin bağlayıcılığı birbirinden ayrılmalıdır. HMK m.204 uyarınca yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun düzenledikleri belgeler, kanunda belirtilen koşullarda aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliği taşıyabilir. Ancak bu durum, rapordaki her teknik hesaplamanın, kusur değerlendirmesinin veya hukuki yorumun tartışılmaz ve mahkemeyi bağlayan bir hüküm haline gelmesini sağlamaz.

    Örneğin yetkili görevlilerin belirli tarihte mahallinde inceleme yaptığını gösteren resmi kayıt ile inceleme sonucunda hesaplanan milyonlarca liralık sözleşme zararı aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.

    İmalatın teknik yeterliliği, eksikliğin sebebi, zarar miktarı, metrajın doğruluğu ve geçmişte mevcut olduğu ileri sürülen fiziksel durum gibi konular, teknik uzmanlık gerektiriyorsa mahkeme tarafından bilirkişi incelemesine konu edilebilir.

    Bu nedenle idarenin hazırladığı raporun, mahkemece değerlendirilecek teknik ve belgesel delillerden biri olması ile uyuşmazlığı kesin biçimde çözen bir mahkeme hükmü olması birbirine karıştırılmamalıdır.

    8. Sayıştay Raporları, Kamu Zararı İddiası ve Kesin Delil Meselesi

    Kamu ihale uyuşmazlıklarında özellikle üzerinde durulması gereken konulardan biri, Sayıştay denetim raporları ile Sayıştay yargılaması sonucunda verilen ilamların birbirinden ayrılmasıdır.

    Sayıştay, Anayasa, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu çerçevesinde denetim, raporlama ve hesap yargılamasına ilişkin görevler yerine getirmektedir.

    Sayıştay’ın 2025 yılı denetimlerine ilişkin kamuoyu duyurusunda, denetim raporlarının ilgili kamu idarelerine ve TBMM’ye sunulması süreci ile yargılamaya esas raporların dairelere gönderilmesi ve hüküm sonucunda ilam düzenlenmesi süreçleri açık biçimde ayrı tutulmuştur. [4]

    Bu ayrım hukuken önemlidir. Bir Sayıştay denetim raporunda mevzuata aykırılık bulunduğunun belirtilmesi, aynı konuda yüklenici aleyhine kesinleşmiş bir hukuk mahkemesi kararı bulunduğu anlamına gelmez.

    Buna karşılık Sayıştay daireleri tarafından hesap yargılaması kapsamında verilen ilamların hukuki niteliği ve kanun yolu rejimi farklıdır. Kesinleşmiş Sayıştay ilamı ile genel denetim raporu aynı belge türü değildir. İlamın kimler hakkında, hangi sorumluluk kapsamında hüküm doğurduğu ayrıca değerlendirilmelidir.

    Belge Hukuki niteliği Hukuk davasındaki önemi
    Belediyenin iç teknik raporu İdarece hazırlanan teknik veya idari inceleme belgesi Resmi belge niteliği ve teknik sonuçları ayrı incelenir; teknik kanaat mahkemeyi kendiliğinden bağlamaz.
    Sayıştay denetim raporu Denetim ve raporlama faaliyeti kapsamında düzenlenen belge Önemli delil oluşturabilir ancak doğrudan yüklenici aleyhine kesinleşmiş hukuk mahkemesi hükmü değildir.
    Sayıştay ilamı Hesap yargılaması sonucunda verilen karar Kesinleşme durumu, taraflar ve hükmün kapsamı ayrıca incelenmelidir.
    Mahkemece alınan bilirkişi raporu Yargılamada teknik bilgi sağlayan bilirkişi görüşü HMK m.282 kapsamında hakim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir.
    Kesinleşmiş hukuk mahkemesi kararı Yargısal hüküm Kesin hüküm koşulları gerçekleştiğinde taraflar ve uyuşmazlık bakımından bağlayıcı sonuç doğurur.

    5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi kapsamında kamu zararından söz edilebilmesi ile özel hukuk sözleşmesine dayanılarak yükleniciden bir bedelin talep edilebilmesi de ayrı hukuki incelemeler gerektirir.

    Bir kamu görevlisinin hesap verme sorumluluğu kapsamında belirlenen mali sorumluluk, her durumda aynı miktarın herhangi bir araştırma yapılmadan yükleniciye yüklenmesini haklı kılmaz.

    Erdal Kuluçlu’nun Sayıştay Dergisi’nde yayımlanan çalışması da kamu zararı kavramının Sayıştay denetimi, raporlama ve yargılama görevleri bakımından farklı sonuçlar doğurabildiğini ele almaktadır. [8]

    Ayrıca Sayıştay’ın 30 Ocak 2025 tarihli, 4. Daire, 343 sayılı kararında belediyenin yaptırdığı yapım işindeki proje değişikliği kapsamında belirlenen yeni birim fiyat ve mükerrer analiz kalemi değerlendirilmiştir. Bu karar, proje değişiklikleri ile hakediş ve yeni fiyat hesaplarının kamu mali denetiminde de önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. [9]

    Kamu zararı iddialarının yargı yolu bakımından ayrıca değerlendirilmesi için Kamu İhale Sözleşmelerinde Sonradan Tahakkuk Ettirilen Kamu Zararı ve Yargı Yolu başlıklı çalışmamıza başvurulabilir.

    9. Bağımsız Bilirkişi Heyeti Neden Gereklidir? Kamu İhalesi Uzmanı Bulunmalı mıdır?

    Kamu yapım işleri uyuşmazlıklarında yalnızca mimarlık veya inşaat mühendisliği bilgisi her zaman yeterli değildir. İnşaatın teknik durumu yanında, sözleşme türü, hakediş sistemi, pursantaj, yeni birim fiyat hesapları, iş artışı sınırları ve kamu ihale mevzuatı da değerlendirilmelidir.

    Bu nedenle uyuşmazlığın niteliğine göre mimar, inşaat mühendisi, ilgili tesisat mühendisi ve kamu yapım ihaleleri ile hakediş hesaplamalarında uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetin görevlendirilmesi talep edilmelidir.

    Kamu ihale uzmanının görevlendirilmesi her dava için kanunen zorunlu bir heyet şartı değildir. Bununla birlikte uyuşmazlık, anahtar teslimi götürü bedel sözleşmenin uygulanmasına, hakediş hesaplarına veya iş artışı ve yeni fiyat tespitine ilişkinse bu alanda uzman kişinin bulunması, raporun teknik yeterliliği bakımından önemli olabilir.

    6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı maddeleri bilirkişilik incelemesini düzenlemekte; 268. maddesi bilirkişilerin görevlendirilmesine ilişkin kuralları içermektedir. Kamu görevlilerinin bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde bilirkişi olarak görevlendirilememesine ilişkin düzenleme, tarafsızlığın korunması bakımından önemlidir.

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin Tarafsız Bilirkişi Kararı

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 4 Mayıs 2017 tarihli, E.2016/270, K.2017/1922 sayılı kararı, kamu yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacak uyuşmazlıklarında bilirkişinin tarafsızlığı yönünden önemli bir örnektir.

    Karara konu uyuşmazlıkta mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişilerden birinin, davalı idarenin ihale sürecinde görev aldığı anlaşılmıştır. Yargıtay, bilirkişinin doğrudan davalı kurum çalışanı olmamasının tek başına yeterli olmadığını; uyuşmazlık konusu ihale ile önceki bağlantısının tarafsızlığa ilişkin sorun oluşturabileceğini değerlendirmiştir.

    Yüksek Mahkeme, bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasını uygun bulmamış ve yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. [10]

    Bu içtihat, idarenin kendi personeli tarafından hazırlanmış teknik raporun mahkemenin bağımsız bilirkişi incelemesi yerine geçirilmemesi gerektiği yönündeki hukuki değerlendirmeyi güçlendirmektedir.

    Bununla birlikte bir raporun idare tarafından hazırlanmış olması, raporun otomatik olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez. Raporun hazırlanış koşulları, içerdiği teknik bulgular ve uzmanların bağımsızlığı somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

    10. Mahallinde Keşif, Bilirkişi İncelemesi ve Delil Tespiti

    Bir yapım işinde eksik imalat, ayıplı iş veya projeye aykırılık iddiası bulunuyorsa en önemli inceleme araçlarından biri mahallinde keşiftir.

    Keşif sırasında yapının mevcut durumu, uygulama projeleri, hakediş raporları, kabul tutanakları ve teknik şartnamelerle karşılaştırılmalıdır.

    Ancak her keşif aynı ispat gücüne sahip değildir. Yapı yıllar boyunca kullanılmış, onarılmış, tadil edilmiş veya başka bir yüklenici tarafından değiştirilmişse keşif tarihinde görülen fiziksel durumun ilk yüklenicinin teslim ettiği durumla aynı olduğu varsayılamaz.

    Bu nedenle keşif yapılmadan önce yapının hangi tarihlerde, hangi işlemler sonucunda ve kimler tarafından değiştirildiğinin belirlenmesi gerekir.

    HMK m.400 uyarınca, ileride açılacak davada ileri sürülecek vakıaların tespiti amacıyla dava öncesinde delil tespiti istenebilir. Delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolması veya ileride ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimali, hukuki yararın değerlendirilmesinde önemlidir.

    Özellikle yeni yapım işi başlayacaksa, mevcut imalatlar sökülecekse veya yapının mimari niteliği değiştirilecekse gecikmeden delil tespiti yoluna başvurulması değerlendirilmelidir.

    Dava açılmadan önce delil tespitinde görev ve yetki HMK m.401 uyarınca belirlenir. Esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya koşullarına göre üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir. Dava açıldıktan sonra ise talep görülmekte olan davanın mahkemesine yöneltilir.

    Delil tespiti, davanın esasını kendiliğinden çözen bir hüküm değildir. Amaç, ileride değerlendirilmesi zorlaşabilecek delillerin usulüne uygun biçimde kayıt altına alınmasıdır.

    11. Keşiften Önce İdarenin Mimari Projede Esaslı Değişiklik Yapması

    İdarenin başlangıçtaki mimari projeyi değiştirmesi, yapım işindeki uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek temel olaylardan biridir.

    Örneğin yüklenici tarafından teslim edilen yapı, ilk ihale projesinde öngörülen kullanım amacına uygun olarak gerçekleştirilmiş olabilir. İdare daha sonra farklı bir kullanım amacı belirleyerek bölme duvarları, tesisat hatları, zemin uygulamaları veya taşıyıcı olmayan yapı elemanlarında değişiklik yapabilir.

    Bu işlemlerden sonra hazırlanan teknik raporda, eski projenin gerektirdiği bazı unsurların artık bulunmadığı ileri sürülebilir. Ancak bu durumda araştırılması gereken husus, eksiklik olduğu belirtilen imalatın ilk teslim tarihinde mevcut olup olmadığıdır.

    İdarenin kendi tercihiyle yapılan değişikliğin, başlangıçtaki yüklenici tarafından hiç yapılmamış bir iş gibi değerlendirilmesi doğru bir teknik inceleme yöntemi değildir.

    Bu durumda mahkemeden, ilk ihale projesinin ve bütün revizyonların celbi ile ilgili değişiklikleri gerçekleştiren kişilerin, değişiklik tarihlerinin ve teknik gerekçelerin tespit edilmesi istenmelidir.

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin E.2017/1897, K.2017/3976 sayılı kararında da kamu yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında ek işler, iş artışları, gecikme, fiyat farkı ve hakedişlerle ilgili iddiaların yeterli ve denetlenebilir bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiği görülmektedir. [11]

    Bu tür davalarda kritik mesele, keşif tarihindeki yapının değil, uyuşmazlık konusu yükümlülüğün yerine getirildiği tarihteki imalatın araştırılmasıdır.

    12. İdarenin İleri Sürdüğü Eksikliklerin Tespit Edilemez Hale Gelmesi

    Yapım işi uyuşmazlıklarında delillerin kaybolması önemli bir usul hukuku sorunudur. Özellikle kapalı imalatlar, elektrik tesisatı, mekanik tesisat, zemin altı uygulamaları ve sonradan sökülen yapı elemanları bakımından başlangıçtaki durumun doğrudan gözlemlenmesi mümkün olmayabilir.

    İdarenin sonradan yeni bir imalat yaptırması, eski malzemeleri kaldırması veya uyuşmazlık konusu alanı tamamen değiştirmesi halinde mahkeme şu soruları araştırmalıdır:

    İddia edilen eksiklik hangi tarihte tespit edilmiştir? Tespit sırasında yükleniciye bildirim yapılmış mıdır? İlk rapora dayanak olan fotoğraflar, ölçümler ve numuneler muhafaza edilmiş midir? Değişiklik işlemi hangi nedenle gerçekleştirilmiştir? İlk yüklenicinin yaptığı imalat ile sonraki yüklenicinin yaptığı imalat birbirinden ayrılabiliyor mu?

    Delilin ortadan kalkması, yüklenicinin her durumda sorumluluktan kurtulması anlamına gelmez. Buna karşılık, idarenin ileri sürdüğü iddianın ispatına ilişkin değerlendirmeyi etkileyebilir.

    HMK m.190 kapsamında ispat yükü ve ilgili maddi hukuk kuralları dikkate alınarak, hangi vakıanın kim tarafından ispatlanması gerektiği belirlenmelidir. Bunun yanında HMK m.219 ve devamı hükümleri kapsamında belgelerin ibrazı ve delillerin sunulmasına ilişkin yükümlülükler de önem taşıyabilir.

    Özellikle bir tarafın hakimiyetinde bulunan delillerin ortadan kalkması veya korunmaması halinde, bu durumun yargılamadaki sonuçları somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

    Mahkemenin yıllar sonra yaptığı keşif sırasında bir imalatı görememesi, bu imalatın geçmişte hiç gerçekleştirilmediğinin tek başına ve kesin kanıtı değildir. Aynı şekilde eski bir hakedişte imalatın bulunması da onun fiilen eksiksiz gerçekleştirildiğini tartışmasız biçimde ispatlamaz.

    13. Kesin Kabul Yapılmadan İdarenin Yeni İhale İlan Etmesi

    Henüz kesin kabulü yapılmamış bir yapım işi hakkında idarenin yeni bir ihale gerçekleştirmesi, özellikle yeni ihalenin önceki yüklenicinin iş alanıyla örtüştüğü durumlarda önemli hukuki sorunlar doğurabilir.

    Ancak kesin kabul yapılmadan yeni ihaleye çıkılması her durumda hukuka aykırı değildir. Örneğin ilk sözleşmeden tamamen farklı bir ihtiyacın karşılanması veya hukuken geçerli bir tasfiye sonrasında işin kalan kısmının tamamlanması amacıyla yeni ihale yapılması mümkün olabilir.

    Asıl mesele, yeni ihalenin önceki yapım işiyle hangi ölçüde ilişkili olduğudur.

    Yeni ihale aynı imalatların yenilenmesini, değiştirilmesini, tamamlanmasını veya sökülmesini içeriyorsa ilk sözleşmenin durumu, geçici kabul, kesin kabul işlemleri, eksiklik bildirimleri, teminat süresi ve idarenin kullandığı sözleşmesel yetkiler birlikte değerlendirilmelidir.

    Yeni ihalenin önceki işte ileri sürülen eksiklikleri ortadan kaldırması halinde, eksiklik iddiasının objektif olarak incelenebilmesi zorlaşabilir. Bu nedenle yeni ihale öncesinde mevcut durumun kayıt altına alınıp alınmadığı belirleyicidir.

    Yeni ihaleye ait idari şartname, teknik şartname, proje, yaklaşık maliyet hesabı, ihale ilanı, sözleşme, yer teslim tutanağı ve sonraki hakedişler, önceki yükleniciyle yürütülen hukuk davasında delil niteliği taşıyabilir.

    Bu belgelerden özellikle iki önemli sonuç araştırılabilir. Birincisi, yeni ihale kapsamında yaptırılan işlerin eski sözleşmede gerçekten bulunup bulunmadığıdır. İkincisi ise idarenin daha önce teslim aldığı veya bedelini ödediği imalatları hangi nedenle değiştirdiğidir.

    Yeni ihale, tek başına eski yüklenicinin kusurlu veya kusursuz olduğunu kanıtlamaz. Ancak yeni işin kapsamı ve önceki imalatların ortadan kaldırılması, mahkemenin delil değerlendirmesini önemli ölçüde etkileyebilir.

    14. Geçici Kabul, Kesin Kabul ve Yüklenicinin Sorumluluğunun Devamı

    Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi kapsamında geçici kabul ve kesin kabul işlemlerinin hukuki işlevleri farklıdır.

    Geçici kabul, yapılan işin belirli şartlarla kabul edilebilir durumda olduğunun tespitine ilişkindir. Kabul sırasında giderilmesi gereken noksanlar bulunabilir. Kesin kabul ise ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri uyarınca teminat süresinin sonundaki değerlendirmeyle ilişkilidir.

    Geçici kabul yapılmış olması, bütün ayıp ve eksiklik iddialarını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte geçici kabul tutanağı önemli bir belgedir ve idarenin sonradan ileri sürdüğü iddialarla birlikte değerlendirilmelidir.

    Yüklenicinin sorumluluğu yalnızca kesin kabul tutanağının bulunup bulunmamasına göre belirlenemez. TBK’nın ayıba ilişkin hükümleri, kamu ihale sözleşmesi, kabul belgeleri, eksiklik bildirimleri ve uygulanabilir özel düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.

    Özellikle açık ayıp, gizli ayıp, sonradan meydana gelen kullanım hasarı, bakım eksikliği ve idare tarafından gerçekleştirilen değişiklikler birbirinden ayrılmalıdır.

    İdarenin eseri fiilen kullanmaya başlaması da otomatik olarak kesin kabul işlemi yapılmış olduğu anlamına gelmez. Ancak fiili kullanım tarihi ve kullanımın kapsamı, teslimin ve sonraki zararların değerlendirilmesi bakımından delil teşkil edebilir.

    Bu nedenle kesin kabulün yapılmamış olması, idarenin ileri sürdüğü bütün eksiklikleri kendiliğinden haklı hale getirmediği gibi yüklenicinin bütün sorumluluklarının sona erdiği anlamına da gelmez.

    15. Kamu İhale Uyuşmazlıklarında Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevi ve Yetkisi

    Kamu ihale uyuşmazlıklarında öncelikle yargı yolu, ardından görevli mahkeme ve son olarak yetkili mahkeme belirlenmelidir. Bunlar birbirinden farklı usul hukuku meseleleridir.

    İhalenin gerçekleştirilmesi aşamasındaki idari işlemler bakımından idari başvuru ve idari yargı yolları gündeme gelebilir. Buna karşılık kamu ihale sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan bedel, hakediş, sözleşmeye aykırılık ve borçlu olunmadığının tespiti uyuşmazlıkları kural olarak özel hukuk ilişkisinden doğar ve adli yargıda görülür.

    Bu nedenle bir belediyenin yükleniciye sözleşmeye dayanarak eksik imalat bedeli veya fazla ödeme borcu çıkarması halinde, sırf işlemi yapan taraf kamu idaresi olduğu için idare mahkemesinin görevli bulunduğu sonucuna varılamaz.

    Adli yargı içindeki görev yönünden ise 6100 sayılı HMK m.2 gereğince asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkemelerdir.

    Yüklenicinin ticaret şirketi olması tek başına davayı asliye ticaret mahkemesinin görev alanına sokmaz. Özellikle belediye ve il özel idaresi gibi kamu tüzel kişilerinin tacir niteliği bulunmaması ve sözleşmenin mutlak ticari dava oluşturmaması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevli olması gündeme gelir.

    Buna karşılık karşı tarafın hukuki niteliği, işlemin ticari işletmeyle bağlantısı veya özel bir kanun hükmü nedeniyle ticari dava söz konusu olabiliyorsa asliye ticaret mahkemesinin görevi ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yetki bakımından HMK m.6’da düzenlenen davalının yerleşim yeri genel yetkisi ile HMK m.10’daki sözleşmenin ifa yeri özel yetkisi önemlidir. Somut olayın özelliklerine ve varsa geçerli yetki anlaşmasına göre farklı değerlendirmeler yapılabilir.

    Örneğin işin bir ilçede gerçekleştirilmesi, tek başına ve her durumda yalnızca o ilçedeki asliye hukuk mahkemesinin yetkili olduğu anlamına gelmez.

    Asliye ticaret mahkemesinin görevli bulunduğu ve kanuni koşulları taşıyan para alacağına ilişkin ticari davalarda dava şartı arabuluculuk hükümleri ayrıca incelenmelidir. Asliye hukuk mahkemesinde görülen her kamu yapım sözleşmesi alacak davası için genel ve koşulsuz bir zorunlu arabuluculuk bulunduğu söylenemez.

    16. Kamu İhale Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit Davası

    Menfi tespit davası, bir kişinin kendisinden talep edilen borçtan hukuken sorumlu olmadığının mahkeme kararıyla belirlenmesini amaçlayan davadır.

    Kamu yapım işlerinde idarenin sonradan eksik imalat, fazla hakediş veya kamu zararı iddiasına dayanarak yükleniciden para talep etmesi halinde menfi tespit davası gündeme gelebilir.

    Örneğin idare, tamamlanan yapım işi hakkında düzenlenen teknik raporu esas alarak yükleniciden belirli bir meblağın ödenmesini isteyebilir. Yüklenici ise sözleşmenin gereği gibi ifa edildiğini, ileri sürülen eksikliklerin mevcut olmadığını veya bunların idarenin sonradan gerçekleştirdiği değişikliklerden kaynaklandığını savunabilir.

    Bu durumda menfi tespit talebinin kapsamı, borç iddiasının kaynağı ve davacının hukuki yararı belirlenmelidir. İcra takibiyle bağlantılı uyuşmazlıklarda İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi; genel tespit davası bakımından ise HMK’nın 106. maddesi değerlendirmeye alınmalıdır.

    İcra takibinden önce ve sonra açılan menfi tespit davalarında geçici hukuki koruma imkanları aynı değildir. Özellikle takip başladıktan sonra davanın açılması, icra takibini otomatik olarak durdurmaz. İİK m.72’deki şartlar ve teminat hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

    Menfi tespit davasında yüklenicinin ileri sürebileceği savunmalar arasında sözleşmenin uygun ifası, bedelin daha önce ödenmiş olması, borç hesabının hatalı yapılması, ayıp iddiasının ispatlanamaması, mahsup ve zamanaşımı gibi hukuki itirazlar bulunabilir.

    Ancak bu savunmaların hangisinin ileri sürüleceği, idarenin talebinin hukuki niteliğine ve dosyadaki belgelere göre belirlenmelidir.

    17. Yüklenicinin İdareye Karşı Hakediş ve Alacak Davası Açması

    Kamu yapım işi uyuşmazlıkları yalnızca idarenin yükleniciden para talep ettiği davalarla sınırlı değildir. Yüklenici de tamamladığı işe karşılık ödenmeyen hakedişleri, iş artışı bedellerini, sözleşmeye uygun fiyat farklarını veya diğer sözleşmesel alacaklarını talep edebilir.

    Alacak davasında öncelikle talep edilen bedelin sözleşmesel dayanağı belirlenmelidir. Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde her ilave maliyetin ayrıca talep edilebileceği kabul edilmemelidir. Fakat kanuni şartları oluşan iş artışı, usulüne uygun proje değişikliği veya sözleşme dışı işin hukuki niteliğine göre ek bedel talepleri gündeme gelebilir.

    Yargıtay’ın kamu yapım sözleşmelerine ilişkin kararları, iş artışı, yeni fiyat, gecikme cezası ve fiyat farkı hesaplarının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. [11]

    Alacak miktarının belirlenebilirliği bakımından HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası, HMK m.109 kapsamında kısmi dava veya miktarı belirli alacak davası seçenekleri değerlendirilebilir. Dava türünün seçimi, objektif belirlenebilirlik koşulları ve zamanaşımı sonuçları dikkate alınarak yapılmalıdır.

    Yüklenicinin alacak iddiası ile idarenin eksik iş veya kamu zararı iddiası aynı sözleşmeden kaynaklanıyorsa, bunların mahsup, takas veya karşı dava yoluyla ileri sürülmesi ihtimalleri de değerlendirilmelidir.

    Bu nedenle bir dosyada yalnızca menfi tespit davası açılması yeterli olmayabilir. Yüklenicinin idareden tahsil edemediği başka alacaklarının bulunması halinde ayrı veya bağlantılı taleplerin hukuki kurgusu oluşturulmalıdır.

    18. Hukuk Davasında Ortaya Çıkabilecek Sonuçlar

    Kamu yapım sözleşmesinden doğan bir hukuk davasının sonucu yalnızca idarenin raporuna veya yüklenicinin savunmasına göre önceden belirlenemez.

    Mahkeme, sözleşmeyi, projeleri, hakedişleri, yazışmaları, kabul işlemlerini ve teknik raporları birlikte değerlendirebilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre keşif yapılmasına, bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmesine, ek rapor alınmasına veya yeni bilirkişi heyeti görevlendirilmesine karar verilebilir.

    Olası durum Yargılamadaki değerlendirme Muhtemel sonuç
    İmalatın projeye ve sözleşmeye uygun olduğu ispatlanır. İdarenin eksiklik ve zarar iddiasının dayanağı ortadan kalkabilir. Menfi tespit talebinin kabulü veya idarenin alacak talebinin reddi gündeme gelebilir.
    Yükleniciden kaynaklanan eksiklik ispatlanır. Ayıp hükümleri, bildirimler, sözleşme ve zarar hesabı incelenir. Uygun koşullarda bedel indirimi, giderim, tazminat veya alacak yönünden sonuç doğabilir.
    Eksiklik idarenin sonraki değişikliğinden kaynaklanır. Nedensellik ve sorumluluk kapsamı incelenir. İlk yükleniciye yöneltilen talep tamamen veya kısmen reddedilebilir.
    İş artışı veya ek bedel talebi kanuni dayanağa sahiptir. Yeni fiyat, iş artışı, sözleşme ve kesin hesap incelenir. Yüklenici lehine alacak hükmü kurulabilir.
    Deliller yetersiz veya çelişkilidir. İspat yükü, delillerin güvenilirliği ve tamamlanabilirliği değerlendirilir. Ek inceleme yapılabilir veya ispatlanamayan talepler reddedilebilir.
    İdare raporuyla bağımsız bilirkişi raporu çelişir. Raporların dayanakları ve yöntemleri karşılaştırılır. Mahkeme ek rapor veya yeni uzman heyeti incelemesine başvurabilir.

    HMK m.281 uyarınca mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı tarafların, raporun kendilerine tebliğinden itibaren kural olarak iki hafta içinde itirazda bulunma imkanı vardır. Özel veya teknik çalışma gerektiren durumlarda kanundaki koşullarla ek süre talep edilebilir.

    Mahkemece alınan raporun teknik olarak yetersiz, çelişkili veya denetime elverişsiz olması halinde yeni inceleme talep edilmesi önemlidir. Ancak mahkemenin her itiraz üzerine yeni bir heyet görevlendirmek zorunda olduğu da söylenemez.

    19. Kamu İhale Hakediş Uyuşmazlığında İzlenmesi Gereken Hukuki Yol Haritası

    Birinci aşama: Sözleşme ve ihale dosyasının eksiksiz toplanması. İhale ilanı, idari şartname, teknik şartname, sözleşme, uygulama projeleri, mahal listeleri, hakedişler, kesin hesaplar ve bütün ek belgeler incelenmelidir. Öncelikle sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel, birim fiyatlı veya karma sözleşme niteliği belirlenmelidir.

    İkinci aşama: Olayların tarih sırasına konulması. Sözleşmenin imzalanması, yer teslimi, proje revizyonları, iş artışları, hakedişlerin düzenlenmesi, geçici kabul, eksiklik bildirimleri, kesin kabul süreci, idarenin sonradan yaptığı işlemler ve yeni ihale tarihi tek bir kronoloji içinde değerlendirilmelidir.

    Üçüncü aşama: Proje ve imalat karşılaştırması. İlk ihale projesi ile revize projeler ayrı ayrı incelenmeli; idarenin sonradan talep ettiği yeni işlerin başlangıçtaki sözleşme kapsamına dahil olup olmadığı belirlenmelidir.

    Dördüncü aşama: İdare raporunun teknik ve hukuki analizi. Raporda gösterilen her eksikliğin hangi belgeye dayandığı, hangi tarihte tespit edildiği, hangi metraj üzerinden hesaplandığı ve bedelinin nasıl belirlendiği açıklanmalıdır. Özellikle raporda bulunan hukuki yorumlar ile teknik tespitler birbirinden ayrılmalıdır.

    Beşinci aşama: Delil kaybı tehlikesinin araştırılması. İdarenin yeni ihale ilan edip etmediği, başka bir yüklenicinin işe başlayıp başlamadığı, yapının sökülüp sökülmediği, mimari ve teknik düzenlemelerin değiştirilip değiştirilmediği belirlenmelidir.

    Altıncı aşama: Gerekirse gecikmeden delil tespiti. Delillerin kaybolma ihtimali varsa HMK m.400 ve devamı kapsamında keşif ve bilirkişi incelemesi talep edilmelidir. Mevcut duruma müdahale edilmesini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir seçeneği ise HMK m.389 ve devamındaki koşullar, ölçülülük ve kamu hizmetinin gerekleri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yedinci aşama: Bağımsız bilirkişi incelemesinin planlanması. Uyuşmazlığın niteliğine uygun mimari, mühendislik, metraj ve kamu ihale sözleşmesi uzmanlıkları belirlenmelidir. Sadece genel inşaat incelemesi değil, sözleşme ve hakediş sistemine uygun ayrıntılı teknik değerlendirme hedeflenmelidir.

    Sekizinci aşama: İdareye karşı hukuki itirazların yapılması. Hakediş, kesin hesap veya kamu zararı iddiasına yönelik yazılı itirazlar süresinde ve gerekçeli olarak sunulmalıdır. İlgili kanun, şartname ve sözleşmeye göre özel süreler mutlaka kontrol edilmelidir.

    Dokuzuncu aşama: Dava türü, görev ve yetkinin belirlenmesi. Borçlu olunmadığının tespiti, alacak, karşı dava, itirazın iptali veya başka bir hukuki yol arasından somut olaya uygun olanı seçilmelidir. Asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinin görevi ile mahkemenin yer bakımından yetkisi ayrı araştırılmalıdır.

    Onuncu aşama: Bilirkişi raporuna etkin itiraz ve yargılama takibi. Mahkeme bilirkişisinin bütün proje revizyonlarını inceleyip incelemediği, hakediş sistemini doğru uygulayıp uygulamadığı, teslim tarihindeki durum ile keşif tarihindeki durumu birbirinden ayırıp ayırmadığı denetlenmelidir. Eksik ve çelişkili raporlara karşı gerekçeli itiraz sunulmalıdır.

    Bu süreçte uyuşmazlık yalnızca hukuki dilekçelerle değil, teknik veri analizi ve kronolojik belge karşılaştırmasıyla yönetilmelidir. Gerekirse harita, mimari proje ve tesisat çizimleri üzerinde karşılaştırmalı teknik çalışma yaptırılmalıdır.

    20. Kamu İhale Hakediş Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

    Belediye, teslim alınmış yapım işi için sonradan borç çıkarabilir mi?

    Somut hukuki dayanak ve koşullar mevcutsa idare sonradan talepte bulunabilir. Ancak talebin ileri sürülmesi, borcun tartışmasız olduğu anlamına gelmez. Sözleşme, kabul işlemleri, ayıp hükümleri ve ispat durumu araştırılmalıdır.

    İdarenin hazırladığı teknik rapor mahkeme için kesin delil midir?

    Raporun bütün içeriği bakımından genel ve koşulsuz biçimde kesin delil olduğu söylenemez. Resmi belge niteliği ve HMK m.204 kapsamında ispat gücü bulunan kayıtlar ile teknik kanaatler ayrılmalıdır. Teknik değerlendirmeler bağımsız bilirkişi incelemesine konu olabilir.

    Hakediş onaylandığı halde yüklenici daha sonra sorumlu tutulabilir mi?

    Evet, koşulları mevcutsa sorumluluk gündeme gelebilir. Bununla birlikte hakedişin onaylanması, imalatın kabulü, sonradan meydana gelen değişiklikler ve ayıp iddiasının niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

    Kesin kabul yapılmadan yeni ihale gerçekleştirilebilir mi?

    Her durumda yasak değildir. Yeni ihalenin konusu, önceki sözleşmenin durumu, tasfiye işlemleri, işin tamamlanması ve kabul süreçleri incelenmelidir. Yeni ihale eski imalatları değiştirecekse delil korunması ayrıca önem kazanır.

    İdare projeyi değiştirdiyse eski yükleniciden eksik imalat bedeli isteyebilir mi?

    İdare değişikliğinin kapsamı, eksikliğin kaynağı, ilk sözleşmede üstlenilen imalat ve değişikliğin yükleniciye etkisi araştırılmadan kesin sonuca varılamaz. İdarenin sonradan yaptığı değişiklikler yüklenicinin sorumluluğunu etkileyebilir.

    Mahkeme keşif yaptığında eski imalat artık bulunmuyorsa ne olur?

    Hakediş, ataşman, fotoğraf, kabul tutanağı, eski projeler ve yeni ihale kayıtları üzerinden inceleme yapılabilir. Geçmiş durumun ispatlanamaması halinde ispat yüküne ilişkin kurallar önem kazanır.

    Menfi tespit davası asliye hukuk mahkemesinde mi açılır?

    Özel hukuk sözleşmesinden kaynaklanan ve başka bir mahkemenin görevine girmeyen uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. Ancak taraflar, ticari dava niteliği ve özel kanun hükümleri incelenmeden bütün dosyalar için aynı mahkeme gösterilemez.

    Hakediş alacak davası ile menfi tespit davası birlikte yürütülebilir mi?

    Talep ve tarafların koşullarına göre bağlantılı davalar, karşı dava veya ayrı davalar gündeme gelebilir. Dava stratejisi alacak ve borç iddialarının hukuki niteliğine göre oluşturulmalıdır.

    Kamu ihale uzmanı bilirkişi bulunması zorunlu mudur?

    Her davada kanuni bir zorunluluk değildir. Ancak sözleşme türünün, yeni birim fiyatın, hakediş hesabının ve kamu ihale mevzuatının teknik değerlendirme gerektirdiği dosyalarda uzmanlık önem taşır.

    Sayıştay raporu doğrudan yükleniciye karşı icra edilebilir mi?

    Bir denetim bulgusu ile icra kabiliyeti bulunan hukuki dayanak aynı şey değildir. Denetim raporu, Sayıştay ilamı, idarenin alacak talebi ve icra işlemi ayrı ayrı incelenmelidir.

    Yüksek Fen Kuruluna başvurulması yeterli midir?

    Yüksek Fen Kurulunun görüş ve kararlarının hukuki etkisi, başvurunun konusu ve ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenir. Özellikle yeni birim fiyat uyuşmazlıkları ile genel teknik görüşler arasında ayrım yapılmalıdır. Kurula başvurulması, mahkemeye başvuru ve delil koruma ihtiyacını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

    2025 yılında değişen hakediş itiraz hükümleri eski sözleşmelere uygulanır mı?

    Değişikliğin yürürlük ve geçiş hükümleri araştırılmalıdır. Yeni düzenlemenin bütün eski kamu ihale sözleşmelerine otomatik olarak uygulanacağı kabul edilemez.

    21. Sonuç: Kamu İhale Uyuşmazlıklarında Doğru Hukuki Değerlendirme Nasıl Yapılmalıdır?

    Kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan hakediş, eksik imalat, projeye aykırılık, kamu zararı, menfi tespit ve alacak uyuşmazlıkları, yalnızca tek taraflı teknik raporların değerlendirilmesiyle çözülebilecek meseleler değildir.

    Özellikle anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde yüklenicinin sorumluluğu belirlenirken sözleşmeye esas proje, uygulama projelerinin revizyonları, mahal listeleri, hakediş hesapları, geçici ve kesin kabul işlemleri ile idarenin sonradan gerçekleştirdiği değişiklikler birlikte incelenmelidir.

    İdarenin hazırladığı raporların resmi belge niteliği taşıyabilecek kısımları ile teknik kanaatleri birbirinden ayrılmalı; gerektiğinde bağımsız, uzman ve tarafsız bilirkişi heyeti tarafından yeni inceleme yaptırılmalıdır.

    Keşif yapılmadan önce yapının değiştirilmiş olması, yeni bir ihaleye konu edilmesi veya ilk yüklenicinin gerçekleştirdiği imalatların ortadan kaldırılması, özellikle ispat yükü ve delillerin güvenilirliği bakımından değerlendirilmelidir.

    Bir kamu yapım işinde doğru hukuki inceleme, yüklenicinin neyi yapması gerektiğini, gerçekte neyi yaptığını, idarenin neyi kabul ettiğini ve sonraki süreçte hangi imalatların kim tarafından değiştirildiğini birbirinden ayırarak yapılmalıdır.

    Bu ayrım yapılmadan hazırlanan dava stratejileri, teknik olarak doğrulanmamış eksiklik iddialarına veya sözleşme kapsamına girmeyen alacak taleplerine dayanma riski taşımaktadır.

    Somut uyuşmazlıklarda ilk aşamada sözleşmesel yükümlülüklerin kapsamı belirlenmeli, ikinci aşamada teknik deliller korunmalı, üçüncü aşamada görevli ve yetkili yargı mercii ile dava türü tespit edilmelidir. Yargılama sırasında bağımsız bilirkişi incelemesi, keşif ve rapora itiraz süreçleri etkili biçimde takip edilmelidir.

    İlgili Hukuki İncelemeler

    Kamu yapım işleri uyuşmazlıklarıyla bağlantılı daha ayrıntılı değerlendirmeler için dolgun.av.tr üzerinde yayımlanan aşağıdaki çalışmalara başvurulabilir.

    Kamu İhale Sözleşmelerinde Sonradan Tahakkuk Ettirilen Kamu Zararı ve Yargı Yolu

    Kamu İhale Sözleşmeleri Hukuku ve Yargı Kararları

    Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk

    Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür?

    İlan Yapılmaksızın Pazarlık Usulüyle İhale ve İptali

    Hukuki İnceleme ve İletişim

    Kamu ihale sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta, dava açılmadan veya devam eden davada yeni bir teknik inceleme talep edilmeden önce ihale dosyasının, hakedişlerin, mimari projelerin ve idarenin hazırladığı raporların birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, Bakırköy / İstanbul
    Telefon ve WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    İnternet sitesi: dolgun.av.tr

    22. Mevzuat, Yargı Kararları, Kurumsal Açıklamalar ve Akademik Kaynakça

    Kaynaklar konuya göre sınıflandırılmıştır. Kurumsal duyurular, kanun hükümlerinin yerine geçen bağlayıcı normlar olarak değil, açıklanan değişikliklerin ve uygulamaların birincil bilgi kaynakları olarak kullanılmıştır. Akademik çalışmalar ise hukuki yorum ve tartışma bakımından değerlendirilmiştir.

    A. Mevzuat ve Kurumsal Kaynaklar

    [1] Kamu İhale Kurumu (2025). “Kamu İhale Mevzuatında Değişiklik Duyurusu”, 30 Temmuz 2025. 32971 sayılı Resmi Gazete’deki değişiklikler, hakediş ve kesin hesap düzenlemeleri. Resmi duyuru.

    [2] Kamu İhale Kurumu (2026). “Kamu İhale Mevzuatındaki Değişiklikler Resmi Gazete’de Yayımlandı”, 13 Mayıs 2026. Resmi duyuru.

    [3] Kamu İhale Kurumu (2026). “Yapım İşleri Çalışma Grubu Toplantısı Gerçekleştirildi”, 2 Temmuz 2026. Resmi duyuru.

    [4] T.C. Sayıştay Başkanlığı (2026). 2025 Yılı Denetimlerine İlişkin Kamuoyu Duyurusu. Denetim raporları, hesap yargılaması ve ilam süreçlerine ilişkin açıklamalar. Sayıştay açıklaması.

    [6] 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, m.6, m.24 ve m.36; Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ve eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi. Kamu İhale Kurumu Mevzuat Portalı.

    Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2, 6, 10, 106, 107, 190, 204, 266, 268, 281, 282, 389 ve 400 ve devamı maddeleri; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi, 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu dikkate alınmıştır.

    B. Akademik Literatür

    [5] Bilke, Efe (2025). “Anahtar Teslimi Götürü Bedelle Akdedilen Yapım İşi İhale Sözleşmelerinin Uyarlanması”. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 33(4), 31 Aralık 2025. Makale bağlantısı.

    [7] Avcı, Ali (2015). “Kamu Yapım Sözleşmelerinde Geçici Hakediş Raporlarına İhtirazi Kayıt ve Hukuka Aykırılık Sorunu”. Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Sayı 5. Makale bağlantısı.

    [8] Kuluçlu, Erdal (2011). “Sayıştayın Denetim, Yargılama ve Raporlama Görevleri Açısından Kamu Zararı Kavramı”. Sayıştay Dergisi, Sayı 82. Makale bağlantısı.

    Demirboğa, Dursun Ali (2017). “Kamu İhale Sözleşmesinin Yapılması Usulleri (İhale Usulleri)”. Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Sayı 9. Makale bağlantısı.

    Delibaş Şen, Buket ve Erbaş, İkbal (2022). “Yapım Aşamasında Ortaya Çıkan Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları: KİK ve FIDIC Dokümanları Üzerinden Bir Karşılaştırma”. PLANARCH – Design and Planning Research, 6(2). Makale bağlantısı.

    C. Yargı ve Sayıştay Kararları

    [9] T.C. Sayıştay Başkanlığı, 4. Daire, 30 Ocak 2025 tarihli, 343 sayılı Karar, İlam No.66, Madde No.8. Proje değişikliği, yeni birim fiyat ve mükerrer analiz kalemi. Karar metni.

    [10] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 4 Mayıs 2017 tarihli, E.2016/270, K.2017/1922. Kamu ihalesiyle bağlantısı bulunan bilirkişinin tarafsızlığı ve yeni bilirkişi heyeti gerekliliği. Karar metni.

    [11] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E.2017/1897, K.2017/3976. Kamu yapım sözleşmesi, hakediş, iş artışı, fiyat farkı ve denetlenebilir bilirkişi incelemesi. T.C. Adalet Bakanlığı UYAP İçtihat Sistemi.

    Kaynaklara erişim tarihi: 8 Ekim 2026.

    Bilgilendirme notu: Bu inceleme genel hukuki bilgilendirme ve akademik değerlendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir uyuşmazlığın sonucu; ihale tarihi, sözleşme hükümleri, geçiş düzenlemeleri, kabul işlemleri, deliller, bilirkişi incelemesi ve uygulanacak usul hükümlerine göre değişebilir. Metin, herhangi bir somut uyuşmazlıkta hukuki sonucun garanti edildiği anlamına gelmez.

  • Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026)

    Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026)

    Yayımlanma ve son güncelleme tarihi: 8 Ekim 2026

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun

    Bu makale, kamu ihalelerinde kamu zararının hukuki niteliğini, Sayıştay ve mahalli idare denetimlerini, yüklenicilerin ve kamu görevlilerinin sorumluluklarını, ceza soruşturmalarını ve 2026 yılı güncel gelişmelerini mevzuat, akademik çalışmalar ve doğrulanabilir haber kaynakları çerçevesinde incelemektedir.

    Kamu İhalelerinde Kamu Zararı: Sayıştay Raporları, Yüklenici Sorumluluğu ve Ceza Davaları

    Kamu ihalelerinde kamu zararı tespit edilmesi, her durumda yüklenicinin borçlu, kamu personelinin kusurlu veya ilgili kişilerin suçlu olduğu anlamına gelmez. Kamu zararının mali ve hukuki sonuçları ile ceza hukuku bakımından sorumluluk birbirinden farklı değerlendirme alanlarıdır. Bir Sayıştay denetim bulgusunun, idari inceleme raporunun, bilirkişi değerlendirmesinin veya müfettiş tespitinin hangi hukuki sonucu doğuracağı; belgenin niteliğine, uygulanacak mevzuata, somut olayın özelliklerine ve ilgili yargısal sürecin aşamasına bağlıdır.

    Türkiye’de kamu alımları ve kamu ihale sözleşmeleri; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat kapsamında değerlendirilir. İhale veya sözleşmenin uygulanması sırasında suç işlendiği iddiası ortaya çıktığında ise Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu devreye girer.

    Uygulamada temel sorun, bu farklı hukuki rejimlerin tek bir kamu zararı raporu üzerinden değerlendirilmesidir. Oysa bir yüklenicinin sözleşmesel sorumluluğu, bir kamu görevlisinin mali sorumluluğu, bir idari işlemin hukuka uygunluğu ve bir kişinin cezai sorumluluğu aynı hukuki ölçütlere tabi değildir.

    Bu ayrım özellikle belediyeler, il özel idareleri, belediye şirketleri, altyapı ve yapım ihaleleri, hizmet alımları, hakediş uyuşmazlıkları, eksik imalat iddiaları ve ihale usulsüzlüğü soruşturmaları bakımından belirleyicidir.

    Kamu zararına ilişkin temel kavramların açıklandığı önceki çalışmamız için Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk başlıklı makalemiz incelenebilir.

    1. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı: 2026 Yılının Güncel Gelişmeleri

    2025 yılı Sayıştay denetim raporları ve 2026 yılında yayımlanan sonuçlar

    2026 yılı itibarıyla kamu zararına ilişkin tartışmaların önemli bir bölümünü, Sayıştay tarafından yürütülen denetimler ve mahalli idarelerin mali işlemleri oluşturmaktadır. Sayıştay Başkanlığının 2025 yılı hesaplarına ilişkin yayımladığı resmî açıklamaya göre, 2025 yılı denetimleri sonucunda hazırlanan genel raporlar ile kamu idarelerine ilişkin 248 adet denetim raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. [1]

    Aynı açıklamada mahalli idarelere ilişkin 376 belediye ve bağlı idare, 18 il özel idaresi ve 55 mahalli idare şirketi ve birliği olmak üzere toplam 449 denetim raporunun yetkili organlarında görüşülmek üzere ilgili idarelere gönderileceği bildirilmiştir. Bu raporların tamamının aynı tarihte kamuoyuna açıklanmış olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Sayıştay, ilgili süreçler tamamlandıkça raporların yayımlanacağını belirtmiştir. [1]

    2025 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu da Sayıştay Başkanlığının resmî rapor arşivinde yer almaktadır. Dolayısıyla 2026 yılında bir belediye, kamu kurumu veya kamu ihalesi hakkında değerlendirme yapılırken önceki yılların raporlarıyla yetinilmemeli; 2025 hesap dönemine ilişkin denetim sonuçları ve sonradan yayımlanan kurum raporları ayrıca incelenmelidir. [2]

    Kamu İhale Kurumunun 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin kamu alımları istatistiklerini yayımlamış olması da ihale piyasasının güncel veriler üzerinden incelenmesine imkan vermektedir. Ancak bu istatistikler, tek başlarına hukuka aykırılık veya kamu zararı tespiti olarak değerlendirilmemelidir. [3]

    Ekim 2026: Bayraklı Belediyesi ihale soruşturması

    6 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan Bayraklı Belediyesi ve belediye iştiraki BAYBEL AŞ soruşturması, Sayıştay tespitleriyle ceza soruşturmaları arasındaki ilişkinin güncel örneklerinden biridir.

    Anadolu Ajansının 6 Ekim 2026 tarihli haberinde, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma iddialarının incelendiği bildirilmiştir. Haberde, 2024 yılında gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan temin işlemlerine ilişkin Sayıştay bulgularının, başka inceleme ve bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirildiği aktarılmıştır. [4]

    Haber kaynaklarında 2023-2024 dönemine ilişkin yaklaşık 20,09 milyon TL kamu zararı tespit edildiği iddiasına yer verilmiştir. Bu tutar, haberlerde aktarılan soruşturma ve mali inceleme verisi olarak değerlendirilmelidir; kesinleşmiş bir yargı hükmü veya ilgililer yönünden kesinleşmiş tazmin borcu olarak sunulamaz.

    Bu soruşturmada belediye yöneticileri, personel, belediye şirketi yetkilileri ve özel şirket temsilcileri hakkında ileri sürülen iddiaların bulunması, sorumluluğun tek bir meslek veya taraf grubuyla sınırlı olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte her kişinin sorumluluğu, kendi eylemi ve deliller temelinde ayrı ayrı incelenmelidir.

    8 Ekim 2026 itibarıyla bu makalede doğrulanan temel gelişme, 6 Ekim tarihli operasyon ve soruşturma aşamasıdır. Sonraki adli kararlar veya nihai yargılama sonucu hakkında, ayrıca doğrulanmış bir mahkeme kararı bulunmaksızın kesinlik ifade eden değerlendirme yapılmamaktadır. Masumiyet karinesi geçerlidir.

    Ağustos 2026: Geniş kapsamlı ihale davasında ilk derece mahkemesi kararı

    Kamu ihalelerine ilişkin ceza yargılamaları bakımından bir diğer önemli gelişme, kamuoyunda Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen ve 200 sanığın yargılandığı davada Ağustos 2026 tarihinde ilk derece mahkemesi tarafından karar açıklanmasıdır.

    Anadolu Ajansının 26 Ağustos 2026 tarihli haberine göre, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi bazı sanıklar hakkında mahkumiyet, bazıları hakkında ise beraat ve diğer usuli kararlar vermiştir. Aynı haberde, ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet kararlarının yanında örgüt kurma suçundan beraat kararlarının da bulunduğu ve istinaf yolunun açık olduğu belirtilmiştir. [5]

    Bu dava, aynı soruşturma ve kovuşturma dosyasında bulunan kişilerin aynı hukuki sonuca tabi olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği gereğince, bir kişi hakkında ortaya çıkan mahkumiyet sonucu diğer kişiler açısından suçluluk karinesi oluşturmaz.

    Ayrıca ilk derece mahkemesi hükmünün açıklanması, tek başına bütün kararların kesinleştiği anlamına gelmez. Kanun yolu süreci ve her sanık hakkındaki hükmün kesinleşme durumu ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    2026 yılı itibarıyla ortaya çıkan temel hukuki gerçek şudur: Kamu ihalesi uyuşmazlıklarının bir bölümü denetim ve inceleme aşamasında kalırken, bir bölümü Cumhuriyet savcılığı soruşturmasına dönüşebilmekte, bazıları kovuşturmaya taşınmakta ve mahkemeler aynı dosyada dahi farklı kişiler bakımından farklı sonuçlara ulaşabilmektedir.

    2. Kamu Zararı Nedir? 5018 Sayılı Kanuna Göre Şartları Nelerdir?

    5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesine göre kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel olunması veya eksilmeye neden olunmasıdır. [6]

    Kanun, kamu zararının belirlenmesinde özellikle iş, mal veya hizmet karşılığı fazla ödeme yapılması; iş veya hizmet gerçekleştirilmediği halde ödeme yapılması; rayiç bedelin üzerinde alım yapılması; yersiz ödemeler ve kamu gelirlerinin mevzuata aykırı biçimde tahakkuk veya tahsil edilmesi gibi durumları esas almaktadır.

    Bununla birlikte kamu zararı kavramı, kamu idaresinin gerçekleştirdiği her olumsuz ekonomik işlemle özdeşleştirilemez. İdarenin ekonomik açıdan beklenenden daha az avantajlı bir sonuç elde etmesi, sözleşmenin sonradan maliyetli hale gelmesi veya ihale sürecinde şekli eksiklik bulunması, tek başına her zaman 5018 sayılı Kanun kapsamında kamu zararının varlığını ispatlamaz.

    Kamu zararının hukuki değerlendirmesinde mevzuata aykırılık, somut mali etki, kusur, sorumluluk alanı ve nedensellik bağı birlikte ele alınmalıdır. Bu koşulların hangi ölçüde aranacağı, özellikle mali sorumluluk ve ceza hukuku arasındaki farklılıklar dikkate alınarak belirlenmelidir.

    Nükrettin Parlak, Sayıştay Yargısında Kamu Zararı Kavramı: Sorunlar ve Öneriler başlıklı akademik çalışmasında, kamu zararının kanuni kapsamı ile ikincil mevzuat ve hesap yargılaması uygulaması arasında ortaya çıkan yorum sorunlarını incelemektedir. Bu çalışma, kamu zararının salt bir muhasebe farkından ibaret olmadığının anlaşılması açısından önemlidir. [7]

    Kamu zararına yol açabilecek işlemler

    İşlem veya iddia Hukuki değerlendirmede aranan husus Olası sonuç
    Eksik imalat veya hiç yapılmayan iş Proje, metraj, mahallinde inceleme ve ödeme karşılaştırması Sözleşmesel sorumluluk ve kamu zararı
    Hatalı hakediş ödemesi Ölçüm, birim fiyat, onay ve ödeme kayıtları Fazla ödemenin iadesi veya tazmini
    İşin rayiç bedelden yüksek alınması İhale tarihi, piyasa koşulları ve karşılaştırılabilir fiyatlar Şartları varsa kamu zararı
    İhale usulüne aykırılık İhlal edilen hüküm, rekabet etkisi ve somut fiil İdari yaptırım; koşulları varsa mali veya cezai sorumluluk
    Gerçeğe aykırı kabul tutanağı İmza yetkisi, fiili durum, bilgi ve kast Mali, disiplin ve cezai sorumluluk ihtimali
    Sözleşmeye aykırı malzeme kullanımı Teknik şartname, numune ve uzman incelemesi Ayıp ve tazminat; koşulları varsa TCK m. 236

    Tabloda yer alan işlemler yalnızca hukuki değerlendirme başlıklarını göstermektedir. Somut bir işlemde hangi sonucun doğacağı ayrıca ispat gerektirir.

    3. Sayıştay ve Mahalli İdareler Tarafından Hazırlanan Raporların Hukuki Niteliği

    Kamu zararına ilişkin uyuşmazlıklarda en çok karşılaşılan yanlışlıklardan biri, bütün denetim raporlarına aynı hukuki değerin verilmesidir. Oysa Sayıştayın dış denetim raporu, hesap yargılamasına esas raporu, Sayıştay dairesinin ilamı, belediye teftiş raporu, mülkiye müfettişi raporu ve mahkeme bilirkişi raporu farklı usullerle oluşturulan belgelerdir.

    Sayıştay denetim raporu mahkeme kararı mıdır?

    Hayır. Sayıştayın dış denetim raporunda yer alan bir bulgu, Sayıştay dairesi tarafından verilmiş tazmin ilamıyla aynı şey değildir.

    6085 sayılı Sayıştay Kanunu, Sayıştayın denetim görevinin yanında hesap yargılaması görevini de düzenlemektedir. Hesap yargılamasına esas rapor, yetkili daire tarafından incelenir ve yargılama sonunda kamu zararının tazminine ilişkin hüküm verilebilir. Buna karşılık dış denetim raporlarında yer alan bulgular, ilgili kamu idaresinin mali işlemlerinin denetimi sonucunda ortaya konulan tespit ve değerlendirmelerdir. [8]

    Sayıştayın kendi resmî açıklamasında da kamu zararına ilişkin hesap yargılamasının ayrı bir prosedür olduğu, yargılamaya esas raporların Sayıştay dairelerinde değerlendirildiği ve ilamların ilgililere tebliğ edildiği belirtilmektedir.

    Bu nedenle bir yüklenici veya kamu görevlisi hakkında yalnızca denetim raporunda kamu zararı ifadesinin bulunması, kendisi hakkında kesinleşmiş tazmin hükmü veya ceza mahkumiyeti bulunduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.

    Belediye ve mahalli idarelerin teftiş raporları bağlayıcı mıdır?

    Belediyelerin teftiş kurulları, iç denetim birimleri, kontrol teşkilatları ve diğer yetkili birimler tarafından hazırlanan raporlar, idarenin denetim ve değerlendirme faaliyetlerinin ürünüdür. Bu raporlar idari işlem tesis edilmesine, alacağın takibine veya suç şüphesinin ilgili makamlara bildirilmesine dayanak oluşturabilir.

    Bununla birlikte bir iç denetim veya müfettiş raporu, tek başına ceza mahkemesi hükmü niteliği taşımaz. Raporda ileri sürülen hukuki nitelendirmelerin yetkili makam ve mahkemeler tarafından değerlendirilmesi gerekir.

    Özellikle teknik bilirkişi değerlendirmeleri içeren belediye raporlarında, raporu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları, kullanılan yöntem, incelenen belgeler, ölçüm tarihi ve hesaplama esasları denetlenebilmelidir.

    Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu ile belediye teftiş raporu aynı mıdır?

    Hayır. Mahalli idarelerin genel faaliyetlerine ilişkin raporlar, idarelerin faaliyet ve mali sonuçlarını toplu biçimde ortaya koyan kamu mali yönetimi belgeleridir. Sayıştayın faaliyet genel değerlendirme raporları da ilgili faaliyet raporlarının doğruluğu ve güvenilirliği hakkında değerlendirmeler içermektedir.

    Bu belgeler tek tek kişilerin cezai sorumluluğunu belirlemek üzere hazırlanmış soruşturma raporlarıyla karıştırılmamalıdır. Bir belediyenin mali performansına ilişkin genel tespit ile belirli bir yüklenicinin sözleşmeden doğan sorumluluğu arasında ayrıca bağlantı kurulması gerekir.

    5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca belediyelerde iç ve dış denetim gerçekleştirilir; denetim sonuçları kamuoyuna açıklanır ve belediye meclisinin bilgisine sunulur. Belediye meclisinde görüşülme, tek başına denetim bulgusunu kesinleşmiş ceza hükmüne dönüştürmez.

    Belge türü Hukuki niteliği Tek başına ceza mahkumiyeti mi?
    Sayıştay dış denetim raporu Denetim bulgusu ve değerlendirme Hayır
    Sayıştay yargılamaya esas raporu Hesap yargılamasının hazırlık belgesi Hayır
    Sayıştay tazmin ilamı Hesap yargılaması sonucu; kanun yollarına tabi hüküm Hayır, mali sorumluluğa ilişkindir
    Belediye teftiş raporu İdari denetim ve inceleme belgesi Hayır
    Mülkiye müfettişi raporu Yetkisi kapsamında idari tespit veya soruşturma değerlendirmesi Hayır
    Ceza dosyası bilirkişi raporu Uzmanlık gerektiren konuda delil değerlendirmesi Hayır
    Kesinleşmiş ceza mahkemesi hükmü Ceza yargılamasının kesin sonucu Mahkumiyet hükmü ise evet

    Bir raporda kamu zararı bulunduğunun belirtilmesi ile o zararın kimin tarafından, hangi hukuki sebeple ve ne miktarda tazmin edileceğinin kesin olarak hükme bağlanması birbirinden farklıdır.

    4. Sayıştay Raporundan Ceza Soruşturmasına Geçiş Nasıl Olur?

    Sayıştay veya diğer denetim kurumları tarafından tespit edilen her mevzuata aykırılık ceza soruşturmasına dönüşmez. Ancak denetim sırasında suç işlendiğine dair somut şüphe oluşturan bilgi ve belgelerle karşılaşılması halinde ilgili adli makamlara bildirim yapılması gündeme gelebilir.

    6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 78. maddesi, denetim veya hesap yargılaması sırasında suç teşkil eden fiillere rastlanılması durumunda izlenecek usule ilişkin hükümler içermektedir. Sayıştayın bu konudaki görevi, ceza mahkemesi yerine geçerek suçluluk hakkında kesin hüküm vermek değil, mevzuatın öngördüğü usul çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılmasını sağlamaktır. [8]

    Cumhuriyet savcılığına intikal eden olayda CMK m. 160 kapsamında soruşturma yürütülür. Savcılık, maddi gerçeğin araştırılması amacıyla şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür. Denetim raporu önemli bir başlangıç verisi olabilir; ancak tek başına bütün suç unsurlarının ispat edildiği anlamına gelmez.

    Denetimden ceza yargılamasına geçişte temel aşamalar

    Uygulamada önce denetim bulguları ortaya konulur. Gerektiğinde idari inceleme, teknik bilirkişi değerlendirmesi ve ilgili kişilerin açıklamaları alınır. Suç şüphesi bulunduğunda yetkili makamlar tarafından adli bildirim yapılabilir. Cumhuriyet savcılığı soruşturmayı yürütür; yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenlenebilir. İddianamenin kabulüyle kovuşturma aşaması başlar.

    Bu zincirdeki her aşama zorunlu olarak bir sonrakine ulaşmaz. İdari denetim sonucunda düzeltme yapılması, alacağın tahsili veya disiplin işlemi yeterli görülebilir. Suç şüphesini destekleyen deliller bulunmazsa ceza soruşturması açılmayabilir ya da başlamış soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sona erebilir.

    5. Kamu İhalesinde Yüklenicinin Sorumluluğu Nedir?

    Kamu ihale sözleşmesinin tarafı olan yüklenici bakımından ilk değerlendirme sözleşmenin hukuki niteliği ve üstlenilen edimin kapsamı üzerinden yapılmalıdır. Yüklenicinin sorumluluğu, idarenin genel mali sorumluluk rejimiyle özdeş değildir.

    4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, yüklenicilerin sözleşme uygulamasındaki yükümlülüklerini ve yasak fiilleri düzenlemektedir. Sözleşmeye aykırılık halinde işin türüne göre bedel indirimi, ayıbın giderilmesi, tazminat, fesih, teminatın iradı veya ihalelerden yasaklama gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Her sonuç için ayrı kanuni ve sözleşmesel şartlar aranmalıdır.

    4735 sayılı Kanun’un 30. maddesi, yapım işlerinde yüklenicilerin ve alt yüklenicilerin belirli zararlar bakımından kesin kabul onay tarihinden itibaren on beş yıl süreyle müteselsil sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu hüküm, her türlü ekonomik uyuşmazlığın on beş yıl boyunca yükleniciye yöneltilebileceği anlamına gelmez; hükmün öngördüğü zarar nedenleri ve şartları mevcut olmalıdır. [9]

    Geçici kabul ve kesin kabul yapılmışsa yüklenici sorumlu olur mu?

    Geçici veya kesin kabul işlemlerinin yapılmış olması, yüklenicinin bütün hukuki sorumluluğunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Gizli ayıplar, hileli uygulamalar veya kanunun özel olarak düzenlediği sorumluluk halleri gündeme gelebilir.

    Buna karşılık kabul işlemleri de hukuken önemsiz değildir. Kabul tutanakları, işin hangi tarihte ve hangi şartlarda teslim alındığını ortaya koyan önemli delillerdir. İdarenin kabulden sonra yaptığı değişiklikler, kullanım hataları, bakım eksiklikleri ve üçüncü kişilerin müdahaleleri, sorumluluğun belirlenmesinde ayrıca incelenmelidir.

    Özellikle teslim tarihinden yıllar sonra hazırlanan teknik raporlarda imalatın ilk teslim anındaki durumu ile sonraki kullanım sürecinin etkileri birbirinden ayrılmalıdır. Aksi takdirde yüklenicinin fiilinden kaynaklanmayan bir zarar kendisine yöneltilmiş olabilir.

    Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde kamu zararı

    Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde yüklenicinin üstlendiği işin kapsamı, sözleşme bedeli ve sözleşme dokümanları birlikte değerlendirilir. Böyle bir sözleşmede kamu zararı hesabının yalnızca yüklenicinin fiili maliyetine veya sonradan oluşturulan maliyet tablolarına dayanması yeterli olmayabilir.

    Önemli olan sözleşmeyle üstlenilen edimin yerine getirilip getirilmediği, hangi işlerin sözleşme kapsamında bulunduğu, onaylı değişikliklerin bulunup bulunmadığı ve idarenin sözleşmeden doğan haklarının ihlal edilip edilmediğidir.

    Hakedişin onaylanması sorumluluğu ortadan kaldırır mı?

    Hayır. Hakedişin onaylanmış olması, hile veya sözleşmeye aykırılık iddialarına karşı mutlak koruma sağlamaz. Ancak onay işlemi, idarenin kontrol sürecini ve ödeme dayanağını gösterdiğinden değerlendirme dışında bırakılamaz.

    Hakediş raporunu hazırlayan, kontrol eden, onaylayan ve ödemeyi gerçekleştiren kişilerin yetkileri; yüklenicinin sunduğu belge ve beyanlarla birlikte incelenmelidir.

    Bu konunun sözleşme hukuku bakımından ayrıntıları için Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu başlıklı çalışmaya bakılabilir.

    6. Kamu Personelinin Kamu Zararından Sorumluluğu

    Kamu ihalesinin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, kontrol edilmesi ve ödemeye bağlanması aşamalarında farklı kamu görevlileri görev alabilir. Harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri, muayene ve kabul komisyonu üyeleri, kontrol teşkilatı, ihale yetkilileri ve diğer personelin görev alanları birbirinden farklıdır.

    Bir kamu görevlisinin belirli bir belgede imzasının bulunması, kendisine yöneltilen bütün zarar kalemlerinden mutlaka sorumlu olduğu sonucunu doğurmaz. Hangi işlemi gerçekleştirdiği, hangi bilgiye sahip olduğu, denetim ve müdahale yetkisinin kapsamı, mevzuata aykırılıkla kusur ve zarar arasındaki bağlantı araştırılmalıdır.

    Sayıştay hesap yargılamasında sorumluluk, ilgili mevzuat ve mali işlemle bağlantılı olarak değerlendirilir. Ceza hukuku bakımından ise kişinin suçun kanuni unsurlarını gerçekleştiren fiili ve manevi unsurlar ayrıca ispatlanmalıdır.

    Belediye başkanı veya üst yönetici her kamu zararından sorumlu mudur?

    Hayır. Bir kamu idaresinin üst yöneticisi olmak, kurumda meydana gelen bütün kamu zararlarından kişisel ve sınırsız biçimde sorumlu olmak anlamına gelmez. Ancak kişinin doğrudan aldığı kararlar, verdiği talimatlar, üstlendiği görevler veya mevzuatın yüklediği somut yükümlülükler nedeniyle sorumluluğu gündeme gelebilir.

    Değerlendirme, sadece hiyerarşik konuma değil, somut işlemdeki görev, yetki, kusur ve nedensellik bağına dayanmalıdır.

    Kamu görevlileri hakkında soruşturma izni gerekli midir?

    4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, kapsamına giren göreve ilişkin suçlarda özel bir soruşturma izni usulü öngörmektedir. Bununla birlikte bütün kamu görevlileri ve bütün suçlar için aynı izin rejimi uygulanmaz.

    Özellikle 3628 sayılı Kanun’un 17. maddesinde düzenlenen istisnalar çerçevesinde rüşvet, irtikap, zimmet ve resmî ihalelere fesat karıştırma gibi suçlar bakımından 4483 sayılı Kanun’un soruşturma izni sistemi dışında doğrudan adli soruşturma yürütülebilen haller bulunmaktadır.

    Bu nedenle kamu görevlisine isnat edilen suçun hukuki nitelendirmesi, uygulanacak özel kanunlar ve kişinin tabi olduğu statü öncelikle araştırılmalıdır.

    Tanrıverdi ve Utku’nun 2026 yılında Adalet Dergisi’nde yayımlanan 4483 Sayılı Kanun Kapsamında Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması ve Soruşturma İzni başlıklı çalışması, izin usulünün kapsamını ve koruma amacını inceleyen güncel akademik kaynaklardan biridir. [10]

    Diğer taraftan Eylül Erdem Hacıömeroğlu’nun 2026 tarihli çalışmasında vurgulandığı üzere, kamu görevlileri hakkında soruşturmaya elverişli olmayan soyut iddiaların değerlendirilmesi de tabi olunan usul rejimine göre farklı sonuçlar doğurabilmektedir. [11]

    Disiplin soruşturması ile ceza soruşturması aynı şey midir?

    Hayır. Disiplin hukuku, kamu hizmetinin gereklerine ve personelin yükümlülüklerine aykırı davranışları değerlendirir. Ceza hukuku ise kanunda suç olarak düzenlenen fiillere ilişkin sorumluluğu konu edinir.

    Disiplin yaptırımı uygulanması her durumda ceza mahkumiyeti gerektirmediği gibi, ceza soruşturmasında verilen karar da disiplin ve mali sorumluluk açısından bütün meselelerin kendiliğinden çözüldüğü anlamına gelmez. Ancak özellikle fiilin gerçekleşmediğine ilişkin kesin yargısal tespitlerin diğer süreçlerdeki etkisi göz ardı edilemez.

    7. İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat ve Diğer Suçlar

    İhaleye fesat karıştırma suçu – TCK m. 235

    İhaleye fesat karıştırma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 235. maddesinde düzenlenmektedir. Kanunda gösterilen hileli davranışlar, rekabeti etkileyen anlaşmalar ve diğer seçimlik hareketler somut olay çerçevesinde değerlendirilir.

    Bir ihalenin usule aykırı yapılmış olması, tek başına TCK m. 235 kapsamında mahkumiyet için yeterli kabul edilemez. Suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ortaya konulmalıdır. Kamu zararının bulunması veya bulunmaması da maddenin ilgili hükümleri ve somut suç tipi çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

    Veysel Topuz’un 2022 yılında Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan çalışması, ihaleye katılma yeterliğine sahip olmayan kişilerin hileli davranışlarla ihaleye katılmasının sağlanması şeklindeki suç tipini ayrıntılı biçimde incelemektedir. [12]

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu – TCK m. 236

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu ise ihale sonucunda kurulan sözleşmenin ifası aşamasında ortaya çıkabilecek belirli hileli hareketleri konu edinir. İhale sürecindeki hukuka aykırılıklar ile işin teslimi, kabulü ve ifasına ilişkin fiillerin hukuki niteliği bu nedenle birbirinden ayrılmalıdır.

    İlhan Gülel’in Türkiye Adalet Akademisi Dergisi’nde yayımlanan Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu başlıklı çalışması, özellikle sözleşmenin yerine getirilmesi aşamasındaki hareketler ile ceza hukuku arasındaki ilişkiyi incelemektedir. [13]

    Eksik imalat, hatalı malzeme veya sözleşmeye aykırı teslim bulunduğu iddiası, TCK m. 236 bakımından kanunda sayılan hileli davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın doğrudan suç olarak nitelendirilemez.

    İhale ve kamu zararı dosyalarında gündeme gelebilecek diğer suçlar

    Somut fiile bağlı olarak görevi kötüye kullanma (TCK m. 257), rüşvet (TCK m. 252), zimmet (TCK m. 247), resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204), dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 157-158) gibi suçlar da incelenebilir. Bu suçların her birinin ayrı kanuni unsurları bulunduğu unutulmamalıdır.

    Örneğin kamu görevlisinin ihmali bir davranışı, kamu zararına ilişkin mali sorumluluk doğurabilir; ancak bu durumun kendiliğinden görevi kötüye kullanma veya başka bir kasıtlı suç oluşturduğu söylenemez. Aynı şekilde yüklenicinin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmemesi, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun mevcut olduğu anlamına gelmez.

    Ceza hukuku bakımından esas olan, kamu zararının büyüklüğü değil, isnat edilen suçun kanuni unsurlarının somut delillerle ispat edilmesidir. Zararın varlığı ve miktarı, ilgili suç tipinde arandığı ölçüde ve yaptırımın belirlenmesinde önem taşır.

    8. Kamu Zararı Nedeniyle Ceza Davası Ne Zaman Açılır?

    Bir kamu ihalesi hakkında denetim veya soruşturma yapılması, ilgili kişiler hakkında mutlaka ceza davası açılacağı anlamına gelmez.

    Ceza davası açılmadığı durumlar

    Cumhuriyet savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüpheye ulaşılamaması veya kanuni kovuşturma şartlarının bulunmaması halinde CMK m. 172 kapsamında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir.

    Bu sonuç, soruşturma konusu mali uyuşmazlığın mutlaka sona erdiği anlamına gelmez. Aynı olay nedeniyle idari değerlendirme, sözleşmesel talep, tazminat veya Sayıştay hesap yargılaması süreçleri kendi hukuki şartları kapsamında devam edebilir.

    Ceza davası açıldığı durumlar

    Toplanan delillerin kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluşturması halinde savcılık CMK m. 170 uyarınca iddianame düzenleyebilir. İddianamenin mahkeme tarafından kabulüyle kamu davası açılmış olur.

    Ceza yargılamasının sonucunda beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya CMK m. 223 kapsamında öngörülen diğer kararlar gündeme gelebilir. Ayrıca usul hükümlerinin izin verdiği koşullarda davanın durmasına veya düşmesine karar verilebilir.

    Mahkumiyet hükmünün kesinleşip kesinleşmediği ise kanun yolları ve süreler yönünden ayrıca araştırılmalıdır. İlk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararının henüz kesinleşmemiş olması ile kesinleşmiş mahkumiyet aynı hukuki sonucu doğurmaz.

    Kamu zararı ödenirse ceza davası kapanır mı?

    Kamu zararının ödenmesi, bütün suç tipleri bakımından cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödemenin hukuki etkisi, ilgili suçta etkin pişmanlık veya başka özel düzenlemelerin bulunup bulunmadığına ve somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

    Bu nedenle zararın iadesi veya sulh görüşmeleri yürütülürken ceza hukukundaki sonuçların ayrıca incelenmesi gerekir. Özellikle suçun unsurlarını kabul eden beyanlarla mali uyuşmazlığın çözümüne yönelik açıklamalar birbirinden dikkatle ayrılmalıdır.

    9. Kamu Zararı Nasıl Hesaplanır ve Nasıl İspatlanır?

    Kamu zararının hesaplanması yalnızca matematiksel bir işlem değildir. Hesaplama yönteminin dayandığı hukuki varsayımlar da incelenmelidir.

    Bir yapım işinde kamu zararı iddia ediliyorsa öncelikle sözleşmenin türü, sözleşme bedeli, imalatın kapsamı, teknik şartname, mahal listesi, hakediş ve kabul belgeleri karşılaştırılmalıdır. Daha sonra iddia edilen fazla ödeme veya eksik imalatın somut olarak gösterilmesi gerekir.

    Rayiç bedel karşılaştırmalarında ihale veya ödeme tarihi, o tarihteki piyasa koşulları, işin yeri, miktarı, teknik niteliği ve ticari koşulları dikkate alınmalıdır. Sonradan ortaya çıkan fiyatların hiçbir uyarlama yapılmadan geçmiş döneme uygulanması hatalı sonuçlar doğurabilir.

    Aynı şekilde kabul tarihinden yıllar sonra yapılan keşiflerde, tesisin sonradan kullanılması veya değiştirilmesinden kaynaklanan etkiler ayrıştırılmalıdır.

    Kamu zararı raporuna karşı teknik inceleme yapılabilir mi?

    Evet. Bir denetim veya bilirkişi raporunda kullanılan ölçüm, metraj, birim fiyat, kabul tarihi veya hesaplama yönteminin isabetli olmadığı ileri sürülüyorsa alanında uzman kişiler tarafından karşı teknik değerlendirme hazırlanabilir.

    Ancak karşı rapor, yalnızca önceki sonuca katılmadığını belirtmekle sınırlı olmamalıdır. İddia edilen hata, belge ve teknik verilerle somutlaştırılmalıdır.

    Özellikle yapım işlerinde keşif, fotoğraf, proje, as-built belgeleri, imalat miktarları, laboratuvar sonuçları ve kabul tutanakları arasındaki uyum araştırılmalıdır.

    Şahin İpek ve Hepaksaz’ın 2018 tarihli Kamu Zararının Tespiti ve Tahsili Sürecinde Ortaya Çıkan Sorunlar ve Çözüm Önerileri başlıklı çalışması, kamu zararının belirlenmesi ve tahsilinde karşılaşılan sorunlara ilişkin akademik değerlendirme sunmaktadır. [14]

    10. Kamu Zararının Tahsili, Tebliği, Faiz ve Zamanaşımı

    Kamu zararından doğan alacakların tahsilinde 5018 sayılı Kanun ile Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri önem taşımaktadır.

    Yönetmelik; kamu zararının belirlenmesi, değerlendirilmesi, ilgili kişilere tebliği, takibi, tahsili, faiz ve zamanaşımı konularına ilişkin ayrıntılı hükümler içermektedir.

    Kamu zararı borcu nasıl bildirilir?

    Yönetmeliğin 10. maddesi kapsamında kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararından doğan alacaklar hakkında tebligat yapılması öngörülmüştür. Tebligatta borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıcı ve ödeme yeri gösterilir; ilgililere ödeme, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz gün süre verilir.

    İtirazların değerlendirilmesine ilişkin ayrıca on beş günlük süre düzenlenmiştir. Bununla birlikte bu idari başvuru süreleri ile yargısal başvuru ve icra hukuku süreleri birbirine karıştırılmamalıdır. Uygulanacak yolun doğru belirlenmesi için tebliğ edilen işlemin niteliği incelenmelidir.

    Kamu zararı faizi ne zaman başlar?

    Faiz hesabı, alacağın hukuki dayanağına göre yapılmalıdır. 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi kapsamında kamu zararının oluştuğu tarihten itibaren faiz hesabı gündeme gelebilir. Sayıştay ilamından doğan tazmin borçlarında ise 6085 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

    Bu nedenle farklı hukuki rejimlere tabi alacaklarda tek bir faiz başlangıç tarihi ve hesaplama yöntemi uygulanması doğru değildir.

    Kamu zararında zamanaşımı kaç yıldır?

    Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinde kamu zararından doğan alacaklar için genel olarak on yıllık zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Sürenin başlangıcı, zararın oluştuğu kabul edilen tarihi takip eden mali yılın başı esas alınarak belirlenir. Zamanaşımını kesen veya durduran haller saklıdır.

    Ancak bu düzenleme; sözleşmeden doğan her alacak, özel hukuktaki bütün tazminat talepleri, ceza davası zamanaşımı veya 4735 sayılı Kanun’daki özel sorumluluk süreleri için tek ve ortak süre olarak değerlendirilemez.

    Somut uyuşmazlıkta talebin hukuki niteliğine göre ayrı zamanaşımı incelemesi yapılmalıdır.

    11. Kamu Zararı Davasında Görevli Mahkeme ve Hukuki Başvuru Yolları

    Kamu zararına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, yalnızca taraflardan birinin kamu idaresi olması nedeniyle belirlenemez. Uyuşmazlığın konusu, tarafların hukuki ilişkisi ve talebin dayanağı esas alınmalıdır.

    İhale sürecindeki idari işlemlerin hukuka uygunluğu ile imzalanmış sözleşmenin ifasından doğan alacak ve tazminat talepleri farklı yargısal rejimlere tabi olabilir.

    Özellikle 4734 ve 4735 sayılı kanunlar kapsamında yapılan kamu alımlarında, ihale sürecine ilişkin idari işlemler bakımından idari yargı ve öngörülen başvuru usulleri; sözleşmenin ifasıyla ilgili özel hukuk uyuşmazlıklarında ise kural olarak adli yargı gündeme gelmektedir. Bununla birlikte sözleşmenin hukuki niteliği ve uyuşmazlığın özellikleri ayrıca araştırılmalıdır.

    Yüklenici menfi tespit davası açabilir mi?

    Yüklenicinin kendisine yöneltilen bir alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemesi belirli koşullarda mümkün olabilir. Ancak menfi tespit davasının hukuki yarar şartı, alacağın niteliği, takip bulunup bulunmadığı ve görevli mahkeme somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.

    Özellikle İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi kapsamında menfi tespit davası, takipten önce veya takip sırasında farklı usuli sonuçlar doğurabilir. Dava açılması, devam eden icra işlemlerini her durumda kendiliğinden durdurmaz.

    Kamu zararı nedeniyle alacak davası açılabilir mi?

    İdarenin yükleniciden sözleşmeye aykırılığa dayalı alacak veya tazminat talep etmesi mümkündür. Bununla birlikte dava açmadan önce talebin dayanağı, sözleşme hükümleri, zararın miktarı ve ispat durumu ortaya konulmalıdır.

    Yüklenicinin de ödenmeyen hakedişler, sözleşmeye aykırı kesintiler veya diğer sözleşmesel alacakları bakımından dava hakkı bulunabilir.

    Görevli mahkemenin asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olup olmadığı, tarafların tacir sıfatı ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği de dahil olmak üzere ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca belirlenmelidir.

    Sayıştay ilamına nasıl başvurulur?

    Sayıştay hesap yargılamasına ilişkin ilamlar, 6085 sayılı Kanun’da öngörülen özel kanun yollarına tabidir. Sayıştay Temyiz Kurulu nezdindeki başvuru süreci, genel mahkemelerdeki istinaf veya temyiz usulüyle aynı değildir.

    6085 sayılı Kanun’un 55. maddesi kapsamında temyiz süresi, ilamın tebliğinden itibaren altmış gündür. Bunun dışında kanunun düzenlediği özel başvuru yolları da kendi koşulları içinde değerlendirilebilir.

    Önemli olan, eldeki belgenin gerçek anlamda bir Sayıştay ilamı mı, denetim raporu mu yoksa idarenin tahsil işlemi mi olduğunun öncelikle belirlenmesidir.

    İhale uyuşmazlıklarında genel başvuru ve yargılama yolları hakkında Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür? başlıklı makalemiz ayrıca incelenebilir.

    12. Kamu Zararı İddiasında Nasıl Bir Hukuki Yol Haritası İzlenmelidir?

    Kamu zararı iddialarında etkili bir hukuki değerlendirme, yalnızca denetim raporunun sonuç bölümünün okunmasıyla yapılamaz. Uyuşmazlığın mali, teknik, sözleşmesel ve cezai boyutları birlikte fakat birbirinden ayrılarak incelenmelidir.

    Birinci aşama: Dosyanın hukuki niteliğinin belirlenmesi

    Öncelikle kamu zararı iddiasının hangi belgeye dayandığı belirlenmelidir. Sayıştay bulgusu, belediye müfettişi raporu, teknik inceleme, muhasebe kaydı, tahsil bildirimi veya ceza soruşturması evrakı farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

    İlgili idarenin alacak yönünden işlem tesis edip etmediği, tebligat yapılıp yapılmadığı ve herhangi bir yargılamanın bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

    İkinci aşama: İhale ve sözleşme dosyasının temin edilmesi

    İhale ilanı, idari ve teknik şartnameler, sözleşme, yaklaşık maliyet hesaplamaları, ihale komisyonu kararları, iş programları, revize projeler, hakedişler, kabul tutanakları, ödeme emirleri ve diğer belgeler kronolojik sırayla değerlendirilmelidir.

    İhalenin türü ile sözleşme bedelinin belirlenme yöntemi ayrıca tespit edilmelidir. Anahtar teslimi götürü bedel ve birim fiyat sözleşmelerinin mali uyuşmazlıklara etkisi aynı değildir.

    Üçüncü aşama: Kamu zararının teknik olarak yeniden değerlendirilmesi

    İleri sürülen zarar kalemleri ayrı ayrı incelenmelidir. Eksik imalat, fazla ödeme, yanlış birim fiyat ve usule aykırı sözleşme değişikliği gibi iddialar tek bir genel tutar altında toplanarak hukuki ayrımlar ortadan kaldırılmamalıdır.

    Gerekli hallerde inşaat, makine, elektrik, muhasebe veya diğer ilgili uzmanlık alanlarında karşı inceleme yapılmalıdır. Teknik raporların sonuçları, hukuki sorumluluk hakkında nihai karar yerine geçirilmemelidir.

    Dördüncü aşama: Kişisel sorumlulukların ayrıştırılması

    Yüklenici, alt yüklenici, kontrol görevlisi, kabul komisyonu, harcama yetkilisi ve diğer ilgililerin eylemleri ayrı ayrı belirlenmelidir.

    Bir kişinin dosyada adının geçmesi veya belge üzerinde imzasının bulunması, bütün işlem ve ödemelerin kendisine yüklenmesi için tek başına yeterli değildir.

    Beşinci aşama: Ceza soruşturmasının durumunun araştırılması

    İlgili kişiler hakkında adli soruşturma yürütülüp yürütülmediği, isnat edilen suçlar, soruşturma izni gerekliliği, alınan ifadeler, uygulanan adli tedbirler ve dosyanın hangi aşamada bulunduğu araştırılmalıdır.

    Soruşturma dosyasına erişimde CMK hükümleri ve varsa kısıtlama kararları dikkate alınmalıdır. Soruşturma yapılmaması veya dosyanın kapanması, mali uyuşmazlığın da kendiliğinden ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

    Altıncı aşama: Süreler ve dava stratejisinin belirlenmesi

    Tebligat tarihleri, idari başvuru süreleri, Sayıştay kanun yolları, icra takipleri, dava açma süreleri ve zamanaşımı ayrı ayrı belirlenmelidir.

    İtiraz, alacak davası, menfi tespit davası, tazminat davası veya diğer başvuru yollarından hangisinin uygun olduğu talebin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.

    Yedinci aşama: Sözleşmesel ve cezai savunmanın birlikte fakat bağımsız yürütülmesi

    Kamu zararı iddiasına karşı mali veya teknik savunma yapılırken ceza soruşturmasında ileri sürülebilecek iddialar dikkate alınmalıdır. Ancak mali uyuşmazlığın çözümü için yapılan açıklamalar, kişinin ceza hukuku bakımından sorumluluğunu gereksiz veya dayanaksız biçimde kabul eden beyanlara dönüştürülmemelidir.

    Hukuki yol haritasının temel amacı, mevcut deliller üzerinden gerçeğin ortaya çıkarılması, ilgili kişilerin haklarının korunması ve her sorumluluk türünün kendi kanuni şartlarına göre değerlendirilmesidir.

    13. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı Hakkında En Çok Sorulan Sorular

    1. Sayıştay raporunda kamu zararı yazıyorsa yüklenici kesin borçlu mudur?

    Hayır. Denetim bulgusu, yüklenici hakkında kesinleşmiş borç hükmü anlamına gelmez. Sözleşmesel sorumluluk, zarar, nedensellik bağı ve ilgili tahsil veya yargılama işlemleri ayrı ayrı incelenmelidir.

    2. Sayıştay raporu ceza davası açılması için yeterli midir?

    Rapor suç şüphesine ilişkin önemli bilgi ve belgeler içerebilir. Ancak kamu davası açılması bakımından CMK’daki yeterli şüphe ve diğer kovuşturma şartları değerlendirilmelidir.

    3. Belediye müfettişi kamu zararı tespit ederse doğrudan haciz yapılabilir mi?

    Salt rapor düzenlenmesi, her durumda doğrudan haciz yetkisi doğurmaz. Alacağın hukuki niteliği, takip usulü, tebligat ve uygulanacak icra veya tahsil hükümleri değerlendirilmelidir.

    4. İhale komisyonu üyesi bütün kamu zararlarından sorumlu olur mu?

    Hayır. Komisyon üyesinin görev ve yetkisi, katıldığı işlem, kusuru ve zarar ile fiili arasındaki bağlantı somut olarak incelenmelidir.

    5. Kamu zararının tamamından belediye başkanı sorumlu mudur?

    Hayır. Üst yönetici sıfatı tek başına bütün işlem ve ödemelerden kişisel sorumluluk doğurmaz. Somut görev, yetki, eylem ve uygulanacak özel sorumluluk hükümleri önemlidir.

    6. Yüklenici işini tamamladıktan yıllar sonra kamu zararıyla karşılaşabilir mi?

    Evet, ilgili sorumluluk ve zamanaşımı şartları mevcutsa sonradan uyuşmazlık çıkabilir. Ancak teslimden sonra meydana gelen kullanım, bakım veya üçüncü kişi müdahalesi kaynaklı zararlar ayrıca araştırılmalıdır.

    7. İhalenin usulsüz yapılması otomatik olarak suç oluşturur mu?

    Hayır. İhale mevzuatına aykırılık ile TCK kapsamında bir suçun oluşması farklı meselelerdir. Suçun kanuni unsurları ve gerekli manevi unsur ayrıca ispatlanmalıdır.

    8. Kamu zararı yoksa ihaleye fesat karıştırma suçu oluşmaz mı?

    Bu soruya bütün ihtimaller için tek bir cevap verilemez. TCK m. 235’in ilgili hükümleri, isnat edilen seçimlik hareket ve kamu zararının suç veya yaptırım bakımından etkisi somut olayda değerlendirilmelidir.

    9. Kamu zararı ödenince soruşturma kapanır mı?

    Her zaman değil. Ödemenin ceza hukukundaki etkisi ilgili suç ve varsa özel etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde belirlenir.

    10. Belediye tarafından düzenlenen kamu zararı raporuna itiraz edilebilir mi?

    İlgili işlem ve tebligatın niteliğine göre idari başvuru veya yargısal yol gündeme gelebilir. Raporun kendisi ile rapora dayanılarak tesis edilen işlemler arasındaki ayrım önemlidir.

    11. Kamu zararı raporuna karşı bilirkişi raporu alınabilir mi?

    Evet. Teknik veya mali değerlendirmedeki somut hatalar, bağımsız uzman incelemesiyle ortaya konulabilir. Yargılama aşamasında mahkemeden bilirkişi incelemesi talep edilmesi de mümkündür.

    12. Sayıştay ilamına itiraz süresi ne kadardır?

    6085 sayılı Kanun’un 55. maddesi kapsamında Sayıştay ilamlarının temyizinde tebliğden itibaren altmış günlük süre öngörülmüştür. Ancak eldeki belgenin ilam olup olmadığı öncelikle belirlenmelidir.

    13. Kamu zararı nedeniyle menfi tespit davası açılabilir mi?

    Somut uyuşmazlığın hukuki niteliği, hukuki yarar ve görevli yargı yeri şartlarına göre mümkün olabilir. Özellikle alacağın icra takibine konu olup olmadığı önemlidir.

    14. Kamu zararından doğan alacaklar zamanaşımına uğrar mı?

    Evet. Ancak uygulanacak süre ve başlangıç tarihi, talebin hukuki dayanağına göre belirlenmelidir. Kamu zararı yönetmeliğindeki on yıllık süre bütün sözleşmesel ve cezai talepler için ortak bir süre değildir.

    15. Ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verilirse tazminat sorumluluğu da ortadan kalkar mı?

    Mutlaka değil. Mali ve sözleşmesel sorumluluk farklı ispat koşullarına tabi olabilir. Kararın gerekçesi ve somut tespitlerin diğer süreçlerdeki etkisi ayrıca incelenmelidir.

    16. Ceza davasında beraat kararı verilirse Sayıştay ilamı geçersiz olur mu?

    Beraat kararı Sayıştay ilamını kendiliğinden hükümsüz hale getirmez. Bununla birlikte beraatin gerekçesi, fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin tespitler ve başvurulabilecek kanun yolları bakımından önem taşıyabilir.

    14. Sonuç: Kamu Zararı Bir Rapor İfadesinden İbaret Değildir

    Kamu ihalelerinde kamu zararının hukuki değerlendirmesi, kamu mali yönetimi, sözleşme hukuku, idare hukuku, Sayıştay hesap yargılaması ve ceza hukuku arasındaki farklılıkların doğru kurulmasını gerektirir.

    2026 yılında yayımlanan Sayıştay raporları ile kamuoyuna yansıyan belediye soruşturmaları, kamu kaynaklarının denetimi ve sorumluluk tartışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Ancak denetim bulgusu, idari inceleme, savcılık soruşturması, iddianame ve mahkeme hükmü birbirinin yerine kullanılamaz.

    Özellikle yükleniciler bakımından sözleşme hükümlerinin, hakedişlerin, kabul tutanaklarının ve teknik verilerin birlikte incelenmesi gerekir. Kamu personeli bakımından ise kişisel görev ve yetki sınırları, kusur ve nedensellik bağı önem taşır.

    İhaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarında ise mevzuata aykırılığın varlığı tek başına yeterli görülmemeli; suçun kanuni unsurları, somut deliller ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi dikkate alınmalıdır.

    Sonuç olarak, kamu zararı iddialarında doğru yaklaşım; raporu ve dayanak belgeleri incelemek, zararı hukuken ve teknik olarak değerlendirmek, tarafların sorumluluk alanlarını ayrıştırmak ve başvuru yollarını süresi içinde belirlemektir.

    Her kamu zararı tespiti suç değildir. Her ihale uyuşmazlığı kamu zararı oluşturmaz. Her kamu zararı iddiası da yüklenici veya kamu görevlisi hakkında kesinleşmiş sorumluluk anlamına gelmez. Hukuki sonuç, somut olaydaki deliller ve yetkili mercilerin kararları temelinde belirlenir.

    15. Kaynakça: Mevzuat, Sayıştay Raporları, Akademik Yayınlar ve Güncel Haberler

    Aşağıdaki kaynaklar resmî mevzuat ve kurum yayınları, bilimsel makaleler ve güncel haberler olarak ayrılmıştır. Haberlerde aktarılan soruşturma iddiaları yargısal kesinlik ifade etmez. Erişim ve değerlendirme tarihi: 8 Ekim 2026.

    A. Resmî Kurum Yayınları ve Mevzuat

    [1] T.C. Sayıştay Başkanlığı. (2026). 2025 Yılı Denetim Sonuçlarına İlişkin Kamuoyu Duyurusu. Resmî rapor ve açıklama arşivi.
    Sayıştay kamuoyu duyurusu.

    [2] T.C. Sayıştay Başkanlığı. (2026). 2025 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu.
    Resmî rapor.

    [3] Kamu İhale Kurumu. (2026). Kamu Alımları İzleme Raporları: 2026 Yılı İlk Altı Ay İstatistikleri.
    Kamu alımları izleme raporları.

    [6] 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, m. 71; 6085 sayılı Sayıştay Kanunu. İlgili mevzuatın resmî metinleri ve Sayıştay açıklamaları.
    Sayıştay hesap yargılaması ve kamu zararı açıklaması.

    [8] T.C. Sayıştay Başkanlığı. Sayıştay Yargısı, Kamu Zararı ve Sorumluluk, Yargılamaya Esas Rapor, İlam ve Suç Teşkil Eden Fiile Rastlanılması Hali.
    Resmî açıklama.

    [9] 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, özellikle m. 25-33. Kamu İhale Kurumu mevzuat yayını.
    Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.

    Ek mevzuat: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun; 3628 sayılı Kanun; 5393 sayılı Belediye Kanunu; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.

    Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 19 Ekim 2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmî Gazete. Sonraki değişiklikler yürürlükteki konsolide metin üzerinden değerlendirilmelidir.
    Yönetmeliğin yayımlandığı Resmî Gazete.

    B. Akademik Kaynaklar

    [7] Parlak, N. (2018). Sayıştay yargısında kamu zararı kavramı: Sorunlar ve öneriler. Sayıştay Dergisi, 108, 7-38.
    DergiPark tam künye ve makale.

    [10] Tanrıverdi, A. A., & Utku, M. F. (2026). 4483 sayılı Kanun kapsamında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması ve soruşturma izni. Adalet Dergisi, 77, 695-728.
    DOI: 10.57083/adaletdergisi.2050120.

    [11] Hacıömeroğlu, E. E. (2026). Kamu görevlileri hakkında adli soruşturma başlatmaya elverişli olmayan ihbar ve şikayetler. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 66.
    DergiPark akademik makale.

    [12] Topuz, V. (2022). İhaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlamak yoluyla ihaleye fesat karıştırma suçu (TCK m. 235/2-a-2). Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 12(2), 2044-2081.
    DOI: 10.32957/hacettepehdf.1071050.

    [13] Gülel, İ. (2018). Edimin ifasına fesat karıştırma suçu. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 33, 753-784.
    DergiPark akademik makale.

    [14] Şahin İpek, E. A., & Hepaksaz, E. (2018). Kamu zararının tespiti ve tahsili sürecinde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 32(4), 921-940.
    DergiPark akademik makale.

    C. Güncel Haber Kaynakları

    [4] Özdemir, F., Toprakçı, H., & Aydemir, M. (6 Ekim 2026). İzmir’de Bayraklı Belediyesine yönelik rüşvet ve ihale soruşturmasında 47 şüpheli gözaltında. Anadolu Ajansı.
    Haberin tam metni.

    [5] Demir, İ. (26 Ağustos 2026). Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında sanıklara hapis cezası. Anadolu Ajansı.
    Mahkeme kararına ilişkin haber.

    İlave haber kaynağı: Odatv. (23 Eylül 2026). Sayıştay’dan denetim raporu: 10 bin 783 bulgu, ihalesiz kiralama ve ihalede hata. Sayıştayın 2025 yılı raporlarına ilişkin haber değerlendirmesi.
    Haber kaynağı.

    Kaynakların değerlendirilmesinde resmî kanun ve kurum metinleri esas alınmıştır. Akademik yayınlar hukuki yorum ve doktrinel tartışmalar için; haber kaynakları ise tarihli, kamuoyuna açıklanan gelişmelerin gösterilmesi için kullanılmıştır. Her bir haberdeki iddia, kesinleşmiş mahkeme hükmünden ayrı tutulmalıdır.

    16. Dolgun.av.tr Üzerindeki İlgili Hukuki Makaleler

    Kamu ihale hukukunun farklı alanları hakkında daha ayrıntılı değerlendirmeler için aşağıdaki çalışmalar incelenebilir.

    1. Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk
    Kamu zararının temel unsurları ve sorumluluk ilkeleri.
    Makaleyi okuyun.

    2. Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar
    İhale sürecinin hukuki çerçevesi ve temel ilkeleri.
    Makaleyi okuyun.

    3. Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu
    Yapım sözleşmeleri, teknik yükümlülükler ve yüklenicinin sorumluluğu.
    Makaleyi okuyun.

    4. Kamu İhale Sözleşmeleri ve Hukuki Niteliği
    Kamu ihale sözleşmelerinin niteliği ve sözleşmesel uyuşmazlıklar.
    Makaleyi okuyun.

    5. Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür?
    İhale sürecinde ve sözleşme uygulamasında başvurulabilecek hukuki yollar.
    Makaleyi okuyun.

    6. Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü
    Yapım işleri sözleşmelerinde teknik uyuşmazlıkların değerlendirilmesi.
    Makaleyi okuyun.


    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    dolgun.av.tr
    Telefon / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com

    Hukuki bilgilendirme: Bu çalışma genel bilimsel ve hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Belirli bir denetim veya soruşturma dosyasının nihai sonucunu bildirmez. Güncel mevzuat, tebligatlar ve yargı kararları somut olayın koşulları çerçevesinde ayrıca incelenmelidir.

  • İlan Yapılmaksızın Pazarlık Usulüyle İhale ve İptali | 4734 m.21/b, Danıştay Kararları

    İlan Yapılmaksızın Pazarlık Usulüyle İhale ve İptali | 4734 m.21/b, Danıştay Kararları

    İlansız pazarlık usulü ihale nedir? 4734 m.21/b şartları, ihalenin iptali, 5 ve 30 günlük süreler, KİK başvurusu ve Danıştay kararları.

    Kamu ihalelerinde “ilansız ihale”, “21/b ihalesi”, “davet usulü ihale” veya “ilansız pazarlık usulü” ifadeleri sıklıkla aynı anlamda kullanılmaktadır. Ancak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bakımından “ilansız ihale” başlı başına bir ihale usulü değildir.

    Hukuken söz konusu olan; belirli şartların gerçekleşmesi halinde pazarlık usulünün uygulanması ve Kanunun izin verdiği bazı pazarlık ihalelerinde ayrıca ilan yapılmamasıdır.

    Özellikle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesine göre gerçekleştirilen ilan yapılmaksızın pazarlık usulü ihaleler, hem ekonomik büyüklükleri hem de rekabetin yalnızca idarenin davet ettiği firmalar arasında gerçekleşmesi nedeniyle kamu ihale hukukunun en fazla uyuşmazlık doğuran alanlarından biridir. Nitekim Kamu İhale Kurumunun 2025 yılı verilerine göre pazarlık usulüyle gerçekleştirilen kamu alımlarının toplam tutarının yaklaşık %95,42’si 21/b kapsamında gerçekleştirilmiştir. 

    Bu nedenle bir 21/b ihalesinin hukuka uygun olup olmadığı incelenirken sadece “ilan yapıldı mı?” sorusunun sorulması yeterli değildir. Asıl soru şudur:

    İdarenin açık ihale veya belli istekliler arasında ihale yerine istisnai nitelikteki pazarlık usulüne başvurmasını haklı kılan kanuni şartlar gerçekten mevcut mudur?

    Bu yazıda ilan yapılmaksızın pazarlık usulüyle ihale, 4734 sayılı Kanun’un 5, 21, 54, 55, 56 ve 57. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A ve 27. maddeleri çerçevesinde; özellikle ihalenin iptali ve Danıştay kararları yönünden incelenmektedir.

    İlan Yapılmaksızın Pazarlık Usulüyle İhale Ne Demektir?

    4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 5. maddesi kamu ihale sisteminin temelini oluşturur. Buna göre idareler;

    saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla yükümlüdür.

    Aynı maddede açık ihale usulü ile belli istekliler arasında ihale usulünün temel usuller olduğu, diğer ihale usullerinin ise ancak Kanunda belirtilen özel hallerde kullanılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Danıştay da pazarlık usulüne ilişkin uyuşmazlıklarda m.5 ile m.21’i birlikte değerlendirmektedir. 

    Dolayısıyla pazarlık usulü, idarenin serbestçe tercih edebileceği alternatif bir satın alma yöntemi değildir. Kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir.

    4734 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası ise özellikle şu düzenlemeyi içermektedir: 21/b, 21/c ve 21/f kapsamında gerçekleştirilen ihalelerde ilan yapılması zorunlu değildir. İlan yapılmayan hallerde en az üç istekli davet edilerek yeterlik belgeleri ve fiyat teklifleri birlikte istenir. 

    Burada iki önemli sonuç ortaya çıkar: Birincisi, 21/b kapsamında bir ihalenin ilan edilmemiş olması tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. İkincisi, ilan yapılmıyorsa idare ihaleyi kamuya açmak yerine kendi belirlediği en az üç ekonomik aktörü ihaleye davet eder.

    Bu nedenle 21/b ihalesinde rekabet, açık ihaledeki gibi piyasadaki bütün potansiyel istekliler arasında değil, idarenin davet ettiği firmalar arasında gerçekleşmektedir.

    En Az Üç Teklif mi, Üç Davet mi Gereklidir?

    Bu konuda uygulamada önemli bir yanlış anlaşılma bulunmaktadır. Kanunun aradığı şart en az üç geçerli teklif alınması değildir. En az üç isteklinin davet edilmesi gerekir.

    Örneğin idare altı şirketi davet etmiş ancak yalnızca iki şirket teklif vermiş olabilir. Sırf iki teklif verilmiş olması nedeniyle ihale kendiliğinden hukuka aykırı hale gelmez.

    Kamu İhale Kurulu kararlarında da bu ayrım açık biçimde kabul edilmektedir. Kurul, en az üç isteklinin davet edilmiş olmasını Kanunun aradığı şartın yerine getirilmesi bakımından yeterli değerlendirmektedir. 

    Ancak şeklen üç veya daha fazla şirketin davet edilmiş olması, ihaleyi bütünüyle hukuka uygun hale getirmez. Davet sürecinin 4734 m.5’teki rekabet, eşit muamele ve kaynakların verimli kullanılması ilkelerine uygunluğu ayrıca incelenebilir.

    4734 Sayılı Kanun’un 21/b Maddesi Hangi Durumlarda Uygulanabilir?

    Uygulamadaki asıl uyuşmazlık alanı 4734 sayılı Kanun m.21/b’dir. Mevcut düzenlemeye göre pazarlık usulü;

    • doğal afetler,
    • salgın hastalıklar,
    • can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen haller,
    • yapım tekniği açısından özellik arz eden durumlar,
    • yapı veya can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından ivedilikle yapılması gerektiği idarece belirlenen haller,
    • idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması

    gibi durumlarda ve Kanunun aradığı şartlar çerçevesinde ihalenin ivedi olarak gerçekleştirilmesinin zorunlu olması halinde uygulanabilir. 

    Burada özellikle “ivedilik” kavramı önemlidir. Danıştay, yalnızca idarenin ihaleyi hızlı yapmak istemesini yeterli görmemektedir. İşin niteliği ile 21/b kapsamında gösterilen neden arasında somut bir bağlantının bulunması gerekir.

    Başka bir ifadeyle: “Bu işi hızlı yapmak istiyoruz.” tek başına 21/b gerekçesi değildir. İdarenin; neden, hangi olay nedeniyle, neden şimdi, neden açık ihale yapılamayacak kadar ivedi, işin hangi kısmının acil olduğu sorularına somut cevap verebilmesi gerekir.

    “İvedilik” Tek Başına Yeterli midir?

    Hayır. İdarenin bir işi önemli, faydalı veya öncelikli görmesi ile 4734 m.21/b anlamında hukuki ivedilik aynı kavram değildir. Bu ayrım Danıştay 13. Dairesinin 2024 tarihli çok önemli bir kararında açık biçimde görülmektedir.

    Danıştay 13. Daire E.2024/97, K.2024/676: Kütüphane İhalesinin İptali

    Menemen Belediyesi tarafından “Merkez Kütüphanesi Yapım İşi” 4734 m.21/b kapsamında pazarlık usulüyle ihale edilmişti.

    İdare başlıca;

    • ilçede kütüphane bulunmamasını,
    • eğitim öğretim döneminin yaklaşmasını,
    • yapının teknik özellik taşımasını,
    • kamu yararını

    21/b gerekçesi olarak göstermişti.

    İlk derece mahkemesi bu gerekçeleri yeterli kabul ederek davayı reddetti.

    Ancak Danıştay 13. Dairesi aksi sonuca ulaştı.

    Danıştay, özü itibarıyla kütüphane binası yapımı olan işin hangi bölümlerinin ve neden yapım tekniği açısından özellik arz ettiğinin teknik veri ve belgelerle ortaya konulmadığını belirtti.

    Ayrıca eğitim öğretim döneminin yaklaşıyor olmasını da 21/b anlamında yeterli ve somut bir ivedilik gerekçesi olarak kabul etmedi.

    Sonuç olarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu ve ihale işleminin iptaline karar verildi.  Bu karar 21/b davaları açısından son derece önemlidir. Çünkü Danıştay’ın yaklaşımı şunu göstermektedir: İdarenin ihale onay belgesine “ivedilik”, “kamu yararı” veya “teknik özellik” yazması yeterli değildir. Bu kavramların somut olayda neden gerçekleştiği teknik ve maddi verilerle gösterilmelidir.

    Yapım Tekniği Açısından Özellik Arz Etmesi Nasıl İspatlanmalıdır?

    “İş teknik açıdan özeldir” ifadesi de tek başına 21/b gerekçesi değildir. Danıştay 13. Dairesinin E.2024/97, K.2024/676 sayılı kararında dikkat çektiği önemli noktalardan biri budur. İdare yapının teknik açıdan özel olduğunu ileri sürüyorsa; hangi imalatın özel olduğu,
    hangi teknik gerekliliğin bulunduğu,
    neden olağan bir yapım işi olmadığı,
    özel teknik kapasite gerekip gerekmediği
    gibi hususları açıklayabilmelidir.

    Üstelik idarenin “özel teknik yapı” gerekçesine dayanmasına rağmen davet edilen firmalarda buna uygun özel yeterlik kriterleri aramaması da iddianın inandırıcılığını zayıflatabilir. Danıştay 2024 tarihli kütüphane kararında bu çelişkiye özellikle dikkat çekmiştir. 

    Gerçek Bir Acil Durum Varsa 21/b Hukuka Uygun Olabilir

    21/b’ye karşı açılan her iptal davasının kabul edileceği düşünülmemelidir. Danıştay, somut ve teknik olarak ortaya konulabilen gerçek bir risk bulunduğunda pazarlık usulünü hukuka uygun da bulmaktadır.

    Danıştay 13. Daire E.2021/4793, K.2022/1591: Heyelan ve Can-Mal Güvenliği

    Karayolları Genel Müdürlüğüne ilişkin uyuşmazlıkta bir yol kesiminde heyelan meydana gelmiş, yol trafiğe kapanmış ve can-mal güvenliği açısından ciddi riskler ortaya çıkmıştı.

    İdare daha sonra geoteknik rapor hazırlatmış; raporda şevlerde stabilite sorunları, kaya düşmesi ve trafik güvenliği bakımından somut riskler tespit edilmişti.

    Danıştay;

    • gerçek bir heyelan olayının meydana gelmiş olmasını,
    • can ve mal güvenliği riskini,
    • teknik raporların bulunmasını,
    • yeni heyelan ve kaya düşmesi ihtimalini

    birlikte değerlendirerek 21/b şartlarının gerçekleştiği sonucuna vardı ve ihaleyi hukuka uygun kabul etti. 

    Kararın tam metni: Danıştay 13. Daire E.2021/4793, K.2022/1591⁠

    Bu iki karar birlikte okunduğunda 21/b bakımından oldukça net bir sınır ortaya çıkmaktadır:

    Soyut ivedilik + genel kamu yararı + açıklanmayan teknik özellik → iptal riski yüksek.

    Somut olay + belgelenmiş risk + teknik rapor + can-mal güvenliği + gerçek ivedilik → 21/b uygulanabilir.

    İşin Uzun Sürecek Olması 21/b İhalesini Otomatik Olarak İptal Ettirir mi?

    Hayır. Bu konuda da ihtiyatlı olmak gerekir. İlk derece mahkemeleri bazı uyuşmazlıklarda uzun yapım süresini “ivedilik” iddiasıyla çelişkili bulmuştur. Ancak Danıştay E.2021/4793, K.2022/1591 sayılı kararında 300 günlük iş süresine rağmen gerçek bir heyelan ve can-mal güvenliği riski bulunduğundan 21/b uygulamasını hukuka uygun kabul etmiştir. Dolayısıyla iş süresi önemli bir emaredir ancak tek başına belirleyici değildir.

    Örneğin: “İş 500 gün sürecek, o halde ivedi değildir.”şeklindeki mekanik bir yaklaşım doğru değildir. Daha doğru soru şudur: İşin niteliği dikkate alındığında neden ivedilik vardır ve belirlenen iş süresi bu gerekçeyle tutarlı mıdır?

    İdarenin Kendi Gecikmesi 21/b Gerekçesi Olabilir mi?

    21/b’nin en tartışmalı kullanım alanlarından biri budur. Normal şartlarda önceden bilinen, yıllık olarak tekrar eden veya idarenin planlamasıyla zamanında ihaleye çıkarılabilecek bir ihtiyacın son anda “acil ihtiyaç” haline gelmesi ciddi hukuki tartışma yaratır.

    Örneğin; süresi biteceği uzun süredir bilinen bir hizmet sözleşmesi, her yıl tekrarlanan yemek, taşıma veya personel benzeri ihtiyaçlar, aylar öncesinden bilinen bakım-onarım ihtiyacı, önceden programlanabilir bir bina yapımı bakımından idarenin neden zamanında açık ihaleye çıkmadığının açıklanması gerekir.

    Salt idari takvimin sıkışması veya idarenin daha önce işlem yapmamış olması, tek başına “öngörülemeyen olay” meydana getirmez. Danıştay’ın 21/b içtihadının merkezinde de bu nedenle somut olay, öngörülebilirlik ve gerçek ivedilik ilişkisi bulunmaktadır. 

    Acil Kısım Yerine Çok Daha Büyük Bir İşin 21/b Kapsamına Alınması

    Bir diğer önemli iptal sebebi, gerçekten acil olan ihtiyaçtan daha geniş kapsamlı işlerin aynı 21/b ihalesine dahil edilmesidir.

    Örneğin bir yapının yalnızca belirli bölümünde can ve mal güvenliği riski mevcutken bununla doğrudan bağlantısı bulunmayan kapsamlı yenilemelerin de ilansız pazarlık ihalesine eklenmesi, m.21/b’nin kapsamının aşılması iddiasını gündeme getirebilir. Ancak burada da otomatik bir sonuç yoktur. Danıştay E.2021/4793, K.2022/1591 sayılı heyelan kararında, heyelanın meydana geldiği noktanın dışında kalan yol kesimlerinin de teknik risk taşıdığı raporlarla ortaya konulduğundan daha geniş kapsam hukuka uygun görülmüştür. 

    Bu nedenle iptal incelemesinde şu sorunun sorulması gerekir: İhale kapsamındaki her iş kalemi 21/b’yi doğuran olay ve ivedilik ile makul biçimde bağlantılı mıdır?

    21/c ve 21/f Kapsamında da İlan Yapılmayabilir

    İlansız pazarlık yalnızca 21/b ile sınırlı değildir. 4734 sayılı Kanun’un 21/c bendinde savunma ve güvenlikle ilgili özel durumların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi yapılmasının zorunlu olduğu haller düzenlenmektedir.

    21/f ise belirli parasal sınırın altında kalan mamul mal, malzeme veya hizmet alımlarına ilişkindir.

    1 Şubat 2026-31 Ocak 2027 dönemi bakımından 21/f parasal sınırı 3.406.508 TL olarak belirlenmiştir. Bu tutar her yıl güncellenmektedir. 

    2026 yılı resmi parasal limit tablosu: Kamu İhale Kurumu 2026 eşik değerler ve parasal limitler⁠ için tıklayınız…

    Burada 4734 m.5’teki önemli bir yasak da unutulmamalıdır: İdareler, Kanunda öngörülen parasal limitlerin altında kalmak amacıyla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerini kısımlara bölerek Kanunun uygulanmasını bertaraf edemez.

    Dolayısıyla bir ihtiyacın özellikle 21/f sınırının altında tutulması için yapay biçimde parçalara ayrıldığı iddiası ayrıca hukuka aykırılık nedeni oluşturabilir.

    İlan Yapılmadan Yapılan 21/b İhalesi Hangi Nedenlerle İptal Edilebilir?

    İptal davasında yalnızca “ilan yapılmadı” denilmesi çoğu zaman yeterli değildir. Çünkü Kanun zaten 21/b bakımından ilana zorunluluk getirmemektedir.

    Etkili hukuki denetim daha çok şu başlıklara yönelmelidir:

    1. 4734 m.21/b şartlarının gerçekte oluşmaması.
    2. Somut bir ivedilik bulunmaması.
    3. İhtiyacın önceden öngörülebilir olması.
    4. İdarenin kendi planlama gecikmesini aciliyet gerekçesine dönüştürmesi.
    5. “Yapım tekniği açısından özellik” iddiasının teknik belgeyle desteklenmemesi.
    6. Acil ihtiyaçla ilgisi bulunmayan işlerin ihale kapsamına dahil edilmesi.
    7. En az üç isteklinin davet edilmemesi.
    8. Davet edilen firmalar arasında eşit muamele ilkesinin ihlal edilmesi.
    9. Rekabetin gerçekte oluşturulmamış olması.
    10. Davet sürecinin belirli ekonomik aktörleri avantajlı hale getirecek biçimde yürütülmesi.
    11. Yeterlik ve teklif değerlendirmesinde mevzuata aykırılık bulunması.
    12. İlk ve son fiyat tekliflerine ilişkin m.21 prosedürüne uyulmaması.
    13. Yaklaşık maliyet ve ihale sürecindeki diğer işlemlerin mevzuata aykırı yürütülmesi.
    14. İhalenin 21/f parasal sınırında tutulması amacıyla alımın yapay biçimde bölünmesi.
    15. 4734 m.5’teki saydamlık, rekabet, eşit muamele ve kaynakların verimli kullanılması ilkelerinin ihlal edilmesi.

    Bununla birlikte rekabetin az olması veya yalnızca belirli şirketlerin davet edilmesi tek başına her durumda iptal sonucunu doğurmaz. Öncelikle m.21’in uygulanmasının hukuki sebebi ve ardından davet/teklif sürecinin hukuka uygunluğu incelenmelidir.

    İhaleye Davet Edilen Şirket İptal İçin Ne Yapmalıdır?

    4734 sayılı Kanun’un 54, 55 ve 56. maddeleri özel idari başvuru sistemi öngörmektedir.

    İhale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle hak kaybına veya zarara uğradığını yahut zarara uğramasının muhtemel olduğunu ileri süren aday, istekli veya istekli olabilecekler bakımından şikayet ve itirazen şikayet yolları dava açılmadan önce tüketilmesi gereken idari başvuru yollarıdır. 

    21/b ve 21/c ihalelerinde süre özellikle kısadır. 4734 sayılı Kanun m.55 uyarınca şikayet; hukuka aykırı işlem veya eylemin farkına varıldığı veya farkına varılmış olması gereken tarihi izleyen günden itibaren beş gün içerisinde ve sözleşme imzalanmadan önce ihaleyi yapan idareye yapılmalıdır. 

    Diğer ihale türlerinde genel süre on gündür.

    İdare başvuruyu karara bağladıktan sonra veya kanuni sürede karar vermediğinde, şartları bulunuyorsa Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet yoluna gidilir.

    Kamu İhale Kurulu;

    • ihalenin iptaline,
    • düzeltici işlem belirlenmesine,
    • başvurunun reddine

    karar verebilir.

    İhaleye Hiç Davet Edilmeyen Şirket Ne Yapabilir?

    İlansız pazarlık ihalelerindeki en kritik yargılama meselesi budur.

    Bir şirket ihale konusu alanda faaliyet gösteriyor olabilir. Ancak ihale ilan edilmediği ve şirket davet edilmediği için şirketin ihaleye teklif vermesi veya ihale dokümanına erişerek klasik anlamda “istekli” konumuna gelmesi mümkün olmayabilir.

    Bu durumda:

    Şirket yine de önce idareye şikayet ve KİK’e itirazen şikayet yapmak zorunda mıdır?

    Danıştay’ın cevabı önemli ölçüde hayır yönündedir.

    Danıştay 13. Daire E.2020/3966, K.2021/669

    Danıştay, 21/b kapsamında gerçekleştirilen, ilan yapılmayan ve davet edilmeyenlere ihale dokümanı verilmeyen bir ihalede; davet edilmeyen kişinin 4734 sayılı Kanun anlamında istekli veya istekli olabilecek sıfatını kazanmasının mümkün olmadığını değerlendirmiştir.

    Bu nedenle ilansız pazarlık usulü ihalelerde bu konumdaki kişiler bakımından 4734 sayılı Kanun’daki zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesinin aranmayacağı ve doğrudan iptal davası açılabileceği Danıştay’ın yerleşik içtihadı haline gelmiştir. 

    Danıştay Kararlar Dergisi ilgili karar ve açıklamalar: Danıştay Yargılama Usulü Kararları, Sayı 14⁠ için tıklayınız…

    Bu içtihat ilansız 21/b ihaleleri bakımından son derece önemlidir.

    Çünkü idarenin “sizi zaten ihaleye davet etmedik, dolayısıyla bu ihaleye itiraz hakkınız da yok” biçimindeki bir sonucu hukuken ortaya çıkarması mümkün değildir.

    Davet Edilmeyen Şirketin Dava Açabilmesi İçin İş Deneyim Belgesi Şart mı?

    Danıştay’ın bu konuda da önemli bir yaklaşımı bulunmaktadır.

    İhalenin iptali için dava açan şirketin ihale konusu alanda gerçekten faaliyette bulunduğunu ve ihaleyle arasında güncel, meşru ve makul bir menfaat ilişkisi bulunduğunu ortaya koyması gerekir.

    Ancak bunun mutlaka iş deneyim belgesi ile kanıtlanması gerektiği kabul edilmemektedir.

    Danıştay 13. Dairesinin içtihadına göre faaliyet;

    • fatura,
    • ticaret sicili kayıtları,
    • kapasite raporu,
    • iş deneyim belgesi,
    • diğer hukuken geçerli ticari belgeler

    ile ortaya konulabilir. 

    Dolayısıyla davet edilmeyen şirketin dava stratejisinde yalnızca ihale işleminin hukuka aykırılığı değil, davacının ihale konusu piyasada gerçekten ekonomik faaliyet gösterdiğinin de güçlü biçimde belgelenmesi gerekir.

    İlansız Pazarlık İhalesine Karşı İptal Davası Kaç Gün İçinde Açılır?

    İhale davalarında normal 60 günlük genel idari dava süresi uygulanmaz.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar ivedi yargılama usulüne tabidir.

    İvedi yargılama usulünde dava açma süresi:

    30 gündür.

    Ayrıca İYUK m.11 uygulanmaz. Yani idareye yapılan genel nitelikte bir “işlemi geri alın” başvurusu, normal idari davalarda olduğu gibi dava açma süresini durdurmaz. Danıştay bu konuda istikrarlı bir yaklaşım sergilemektedir. 

    Bu nedenle özellikle davet edilmeyen bir şirket açısından; “Önce idareye dilekçe vereyim, cevap gelsin, sonra dava açarım.” yaklaşımı ciddi süre kaybına neden olabilir.

    Davet Edilmeyen Şirket Bakımından 30 Gün Ne Zaman Başlar?

    Davet edilmeyen şirkete ihale işlemi zaten bireysel olarak tebliğ edilmemiş olabilir.

    Danıştay, işlemin doğrudan tarafı olmayan ve kendisine yazılı bildirim yapılması gerekmeyen kişilerin açacağı davalarda, işlemin fiilen öğrenildiği tarihin esas alınabileceğini kabul etmektedir. 

    Bu nedenle ihale sonucunun; EKAP’tan,
    sonuç ilanından, basından, idarenin açıklamasından, başka bir resmi kayıttan
    öğrenildiği tarih dava süresinin belirlenmesinde kritik hale gelebilir.

    Dava dosyasında öğrenme tarihini gösteren delilin ayrıca muhafaza edilmesi önemlidir.

    İptal Davasında Hangi İdari İşlem Dava Konusu Edilir?

    Somut duruma göre dava konusu değişebilir. Davet edilmeyen ve 4734 sayılı Kanun’daki zorunlu başvuru sistemine tabi olmayan kişi doğrudan; pazarlık usulüyle gerçekleştirilen ihale işleminin iptalini talep edebilir.

    Buna karşılık şikayet ve itirazen şikayet yollarını tüketmesi gereken istekli bakımından yargısal denetimin konusu çoğu zaman Kamu İhale Kurulu kararı olur. 4734 sayılı Kanun m.57 uyarınca Kurulun nihai kararlarına karşı yargı yolu açıktır.

    İhale İptal Davasında Hangi Hukuka Aykırılık Unsurları İleri Sürülebilir?

    İYUK m.2/1-a uyarınca idari işlemler; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olmak zorundadır. 21/b uyuşmazlıklarında özellikle sebep unsuru öne çıkar. İdare “ivedilik”, “öngörülemeyen olay”, “can ve mal güvenliği” veya “yapım tekniği açısından özellik” gerekçesine dayanmıştır.

    Mahkeme ise şu soruyu inceler: İdarenin gösterdiği bu sebep gerçekte mevcut mudur ve 4734 m.21/b kapsamına girmekte midir? Sebep ortadan kalkarsa temel ihale usulünden ayrılmanın hukuki zemini de ortadan kalkabilir. Bunun devamında 4734 m.5’teki rekabet, saydamlık, eşit muamele, kamuoyu denetimi ve kaynakların verimli kullanılması ilkeleri gündeme gelir.

    Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?

    Evet. İhalenin uygulanmasına başlanmış veya sözleşme aşamasına gelinmiş olması halinde iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilmesi özellikle önem kazanabilir. İYUK m.27 uyarınca yürütmenin durdurulması için iki şartın birlikte bulunması gerekir:

    • idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması,
    • işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zarar doğması.

    İhale davalarının ivedi yargılama usulüne tabi olması nedeniyle ayrıca özel usul kuralları uygulanır.

    İhale Davalarında İstinaf Var mı?

    İvedi yargılama usulünde normal idari davalardan farklı bir kanun yolu sistemi vardır.

    İYUK m.20/A kapsamındaki ihale davalarında ilk derece mahkemesinin nihai kararına karşı istinaf yolu bulunmaz.

    Karar doğrudan Danıştay’da temyiz edilir.

    Temyiz süresi kararın tebliğinden itibaren 15 gündür. Danıştay’ın ihale uyuşmazlıklarına ilişkin kararlarında bu sistem açıkça uygulanmaktadır. 

    Bu nedenle ihale davalarında hem ilk dava süresi hem de kanun yolu süreleri olağan idari davalara göre çok daha kısadır.

    Sözleşme İmzalandıysa Artık İhalenin İptali İstenemez mi?

    Bu konuda davet edilen istekliler ile ihaleye hiç dahil olamayan üçüncü kişilerin durumunu birbirinden ayırmak gerekir.

    4734 sayılı Kanun’un şikayet ve itirazen şikayet sistemi sözleşme öncesi işletilmek üzere düzenlenmiştir.

    Buna karşılık Danıştay’ın doğrudan dava hakkı tanıdığı ilansız 21/b uyuşmazlıklarında, şirketin ihaleden ancak sonuç aşamasında haberdar olması mümkündür.

    Nitekim Danıştay E.2021/4793, K.2022/1591 sayılı uyuşmazlıkta sözleşme 3 Mart 2021 tarihinde imzalanmış, sonuç ilanı 7 Nisan 2021 tarihinde yayımlanmış ve davacı şirket ihaleyi sonuç ilanıyla öğrendiğini belirterek iptal davası açmıştır. Danıştay uyuşmazlığı esas yönünden incelemiştir. 

    Dolayısıyla “sözleşme imzalandı, artık hiçbir şekilde ihale işlemi dava edilemez” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.

    Ancak ihalenin iptalinin daha sonra imzalanmış kamu ihale sözleşmesinin özel hukuk alanındaki sonuçlarına etkisi ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.

    İlan Yapılmaksızın Pazarlık Usulü İhale Dosyasında Hangi Belgeler İncelenmelidir?

    Bir 21/b ihalesinin iptalinin değerlendirilmesinde yalnızca ihale kararına bakmak yeterli değildir.

    Özellikle şu belgelerin birlikte incelenmesi gerekir:

    • ihale onay belgesi,
    • 21/b gerekçe raporu,
    • yaklaşık maliyet,
    • teknik raporlar,
    • ihtiyaç tespit tarihleri,
    • davet edilen şirketlerin listesi,
    • davet tarih ve saatleri,
    • EKAP kayıtları,
    • ilk fiyat teklifleri,
    • son yazılı fiyat teklifleri,
    • ihale komisyonu kararları,
    • yeterlik belgeleri,
    • işin süresi,
    • sözleşme,
    • aynı işe ilişkin önceki ihaleler,
    • önceki açık ihalenin bulunup bulunmadığı,
    • aynı idarenin daha önceki 21/b ihaleleri,
    • iş programı,
    • aciliyeti doğurduğu ileri sürülen olaya ilişkin resmi tutanak ve raporlar.

    Özellikle olayın tarihi – 21/b kararının tarihi – davet tarihi – ihale tarihi – sözleşme tarihi – işe başlama tarihi – işin tamamlanma süresi yan yana konulduğunda, idarenin ileri sürdüğü ivediliğin gerçek olup olmadığı çoğu dosyada daha açık görülebilir.

    Bir 21/b İhalesinin İptali İçin En Güçlü Hukuki Argüman Nedir?

    Her dosya kendi şartlarına göre değerlendirilmelidir. Ancak tipik bir 21/b iptal davasının merkezinde şu hukuki kurgu bulunur:

    4734 sayılı Kanun m.5 uyarınca açık ihale ve belli istekliler arasında ihale temel usuldür.

    ↓

    Pazarlık usulü istisnai bir usuldür.

    ↓

    İstisnai usulün uygulanabilmesi için m.21/b şartlarının somut olayda gerçekleşmesi gerekir.

    ↓

    İdarenin ileri sürdüğü ivedilik, öngörülemezlik, teknik özellik veya can-mal güvenliği gerekçesi somut ve belgelenmiş değildir.

    ↓

    Bu nedenle temel ihale usulünden ayrılmanın hukuki sebebi bulunmamaktadır.

    ↓

    İlan yapılmadan yalnızca idarenin seçtiği şirketler arasında gerçekleştirilen ihale sonucunda m.5’teki rekabet, saydamlık, eşit muamele ve kaynakların verimli kullanılması ilkeleri sınırlandırılmıştır.

    ↓

    İşlem sebep ve devamında konu/maksat unsurları ile 4734 sayılı Kanun’un temel ilkeleri yönünden hukuka aykırıdır.

    ↓

    İhalenin iptali gerekir.

    Danıştay 13. Dairesinin E.2024/97, K.2024/676 sayılı kararı bu yaklaşımın güncel ve güçlü örneklerinden biridir. 

    Her İlansız Pazarlık İhalesi Hukuka Aykırı mıdır?

    Hayır. Bu ayrım özellikle önemlidir.

    4734 sayılı Kanun m.21/b, c ve f ilan yapılmadan pazarlık usulüyle ihale yapılmasına açıkça imkan tanımaktadır.

    Dolayısıyla; “İhale ilan edilmedi, bu nedenle hukuka aykırıdır.” şeklindeki tek başına bir iddia yeterli değildir.

    Nitekim Danıştay da 21/b şartlarının gerçekten gerçekleştiği bir uyuşmazlıkta ilan yapılmamasının Kanuna uygun olduğunu açıkça kabul etmiştir. 

    Hukuki denetimin odak noktası şudur:

    İdare, ilan ve geniş katılım mekanizmasından hangi kanuni sebeple ayrılmıştır ve bu sebep somut olayda gerçekten mevcut mudur?

    Sonuç: 21/b İhalelerinde “İvedilik” Denetlenebilir Bir Hukuki Şarttır

    İlan yapılmaksızın pazarlık usulüyle ihale, idareye sınırsız bir takdir yetkisi tanımaz.

    4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesinde öngörülen şartlar gerçekleşmişse ilan yapılmadan pazarlık ihalesine çıkılması hukuka uygundur. Ancak söz konusu şartlar mevcut değilse, “ivedilik”, “kamu yararı”, “teknik özellik” veya “acil ihtiyaç” gibi genel ifadeler temel ihale usullerinin dışına çıkılması için yeterli değildir.

    Danıştay’ın güncel yaklaşımı da şekli gerekçeden çok somut ve denetlenebilir olgulara yönelmektedir.

    Özellikle Danıştay 13. Daire E.2024/97, K.2024/676 sayılı kararındaki kütüphane ihalesinin iptali ile E.2021/4793, K.2022/1591 sayılı heyelan ihalesinin hukuka uygun bulunması birlikte değerlendirildiğinde temel test oldukça netleşmektedir:

    Gerçek olay var mı? İvedilik gerçekten mevcut mu? İvedilik ile ihale konusu arasında doğrudan bağlantı var mı? İdarenin iddiası teknik ve somut belgelerle ispatlanabiliyor mu? Açık ihale yapılmasını fiilen imkansız veya kamu hizmeti açısından kabul edilemez hale getiren bir durum var mı?

    Bu sorulara ikna edici cevap verilemiyorsa 21/b kapsamında ilan yapılmaksızın gerçekleştirilen pazarlık ihalesi idari yargıda iptal edilebilir.

    İlansız Pazarlık İhalesinin İptali İçin Hukuki Başvuru

    4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki pazarlık ihalelerinde başvuru yolu; başvurucunun ihaleye davet edilip edilmediğine, istekli veya istekli olabilecek sıfatına, sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığına ve hukuka aykırılığın öğrenildiği tarihe göre değişmektedir.

    Özellikle 21/b ve 21/c ihalelerinde idareye şikayet süresinin yalnızca beş gün, ihale işlemlerine karşı doğrudan açılacak davalarda ise İYUK m.20/A kapsamında sürenin 30 gün olması nedeniyle dosyanın gecikmeden incelenmesi gerekir.

    İhale onay belgesi, pazarlık gerekçesi, teknik raporlar, davet listesi, EKAP kayıtları ve ihale kronolojisinin birlikte incelenmesi, iptal davasının hukuki temelinin doğru kurulması açısından belirleyicidir.

    Dolğun Hukuk Bürosu ile kamu ihale hukuku, 21/b pazarlık usulü, Kamu İhale Kurumu başvuruları ve ihale iptal davaları konusunda iletişime geçilebilir.

    Bilgilendirme Notu

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kamu ihale uyuşmazlıklarında uygulanacak başvuru yolu ve süre; ihale usulüne, başvurucunun hukuki sıfatına, işlemin öğrenilme tarihine, sözleşmenin durumuna ve somut dosyanın özelliklerine göre değişebilir. Özellikle 4734 sayılı Kanun m.55 ve İYUK m.20/A kapsamındaki kısa süreler nedeniyle somut olay ayrıca değerlendirilmelidir

    Kaynakça

    1. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, özellikle m.5, m.18, m.21, m.54, m.55, m.56 ve m.57, Kamu İhale Kurumu, güncel mevzuat metni.
      https://www.kik.gov.tr/mevzuat.aspx
      Kamu İhale Kurumu, 4734 sayılı Kanunun değişiklikleri işlenmiş güncel metnini resmi mevzuat sayfasında yayımlamaktadır. 
    2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle m.2, m.20/A ve m.27, 20.01.1982 tarih ve 17580 sayılı Resmi Gazete.
      https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/kanunlar_kararlar/kanuntbmmc065/kanunmgkc065/kanunmgkc06502577.pdf
      İptal davasının hukuki niteliği, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından denetimi ile ihale uyuşmazlıklarındaki yargılama rejimi bakımından temel düzenlemedir. 
    3. Danıştay 13. Daire, E.2024/97, K.2024/676.
      “Merkez Kütüphanesi Yapım İşi” ihalesi; 4734 sayılı Kanun m.21/b kapsamında yapım tekniği açısından özellik ve ivedilik gerekçelerinin somut teknik veri ve belgelerle ortaya konulması gerekliliğine ilişkin karar.
      https://karararama.danistay.gov.tr/getDokuman?arananKelime=ihale&id=1068697600
      Danıştay bu kararda açık ihale ve belli istekliler arasında ihale usullerinin temel usuller olduğunu, pazarlık usulünün ise ancak kanuni şartlar gerçekleştiğinde uygulanabileceğini vurgulamaktadır. 
    4. Danıştay 13. Daire, E.2021/4793, K.2022/1591.
      Heyelan, yol güvenliği, can ve mal güvenliği tehlikesi ve teknik raporlarla ortaya konulan ivedilik bakımından 4734 sayılı Kanun m.21/b’nin uygulanmasına ilişkin karar.
      https://www.danistay.gov.tr/assets/pdf/KararBultenleri/kamuihale/kamu-ihaleleri-uyusmazliklari/esasa-iliskin-kararlar/52/2021-4793.pdf
    5. Danıştay 13. Daire, 24.02.2021 tarih, E.2020/3966, K.2021/669.
      İlan yapılmayan ve davet edilmeyenlere doküman verilmeyen 21/b ihalelerinde, davet edilmeyen kişilerin zorunlu şikayet ve itirazen şikayet yollarına tabi olmaksızın doğrudan dava açabilmesine ilişkin karar. Kararın ilgili bölümü Danıştay’ın Yargılama Usulü Kararları yayınında da yer almaktadır.
      https://danistay.gov.tr/assets/pdf/yayinlar/dergi/2025-02-10-10-00-5292304.pdf 
    6. Danıştay Başkanlığı, Yargılama Usulü Kararları, Danıştay Kararlar Dergisi, Sayı 14.
      İlansız pazarlık usulü ihalelerde dava ehliyeti, “istekli olabilecek” kavramı, faaliyet alanının ispatı ve doğrudan dava açma hakkına ilişkin içtihatlar.
      https://danistay.gov.tr/assets/pdf/yayinlar/dergi/2025-02-10-10-00-5292304.pdf
      Danıştay burada, ihale konusu alanda faaliyetin mutlaka iş deneyim belgesiyle değil; fatura, ticaret sicili, kapasite raporu ve benzeri hukuken geçerli belgelerle de kanıtlanabileceğini belirtmektedir. 
    7. Kamu İhale Kurumu, Kamu İhale Mevzuatı.
      4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, uygulama yönetmelikleri, Kamu İhale Genel Tebliği ve İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelik/Tebliğ.
      https://www.kik.gov.tr/mevzuat.aspx 
    8. Kamu İhale Kurumu, 2026 Yılı Eşik Değerler ve Parasal Limitler Karşılaştırmalı Tablosu, Kamu İhale Tebliği 2026/1, 22.01.2026 tarih ve 33145 sayılı Resmi Gazete.
      https://dosyalar.kik.gov.tr/yardim/dokumanlar/2026_Esik_Degerler_Parasal_Limitler_Karsilastirma.pdf
      1 Şubat 2026-31 Ocak 2027 dönemi için 4734 sayılı Kanun m.21/f sınırı 3.406.508 TL olarak belirlenmiştir. 
    9. Kamu İhale Kurumu, İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelik ve İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğ.
      Şikayet, itirazen şikayet, başvuru ehliyeti, süreler ve Kamu İhale Kurulunun inceleme usulü bakımından ikincil mevzuat.
      https://www.kik.gov.tr/mevzuat.aspx 
  • Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü

    Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü

    Yüksek Fen Kurulu, yapım işleri ve yapımla ilgili danışmanlık hizmet işlerinde ortaya çıkan teknik ve sözleşmesel meseleler bakımından uygulamada özel bir öneme sahip kurumsal yapılardan biridir. Özellikle kamu yapım sözleşmelerinin yürütülmesi sırasında idare ile yüklenici arasında ortaya çıkan bazı anlaşmazlıklar, belirli şartlar altında Yüksek Fen Kurulu önüne taşınabilmektedir.

    Kurulun görev alanı, başvuru usulü, görüş ve karar pratiği ile uygulamada hangi tür ihtilaflarda öne çıktığı doğru anlaşılmadığında, taraflar önemli usul hataları yapabilmektedir. Bu nedenle Yüksek Fen Kurulu sürecinin yalnızca teknik bir işlem olarak değil, stratejik bir sözleşme yönetimi ve uyuşmazlık çözümü aracı olarak değerlendirilmesi gerekir.

    Bu Yazıda Neler Bulacaksınız?

    Yüksek Fen Kurulu Nedir?

    Yüksek Fen Kurulu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ve özellikle yapım işleri alanında teknik ve sözleşmesel değerlendirmeler yapan kurumsal bir yapıdır. Uygulamada en çok, kamu yapım sözleşmelerinin yürütülmesi sırasında idare ile yüklenici arasında ortaya çıkan belirli ihtilaflar bakımından gündeme gelmektedir.

    Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı’nın resmî sitesine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

    Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı Resmî Sitesi

    Kamu yapım sözleşmelerinin genel hukuki çerçevesi hakkında daha fazla bilgi için kamu ihale sözleşmeleri ve hukuki niteliği başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

    Yüksek Fen Kurulu’nun Görevleri Nelerdir?

    Yüksek Fen Kurulu’nun görevleri, sadece uyuşmazlık çözümü ile sınırlı değildir. Kurul; yapım işleri alanında teknik ve sözleşmesel konularda değerlendirme yapabilmekte, çeşitli görüş ve kararlar oluşturabilmekte, ayrıca yapım uygulamalarına ilişkin bazı teknik başlıklarda yönlendirici rol üstlenebilmektedir.

    Kurulun görev ve yetkilerine ilişkin resmî dayanaklardan biri, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Yüksek Fen Kurulu Başkanlığına ilişkin hükümleridir. Resmî metne aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

    Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı Görev ve Yetkileri

    Kurulun görev alanı özellikle 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’ndaki ek düzenlemelerle daha görünür hale gelmiştir. İlgili mevzuata aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

    4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu

    Yüksek Fen Kurulu Hangi Uyuşmazlıklarda Devreye Girer?

    Yüksek Fen Kurulu uygulamada özellikle 4734 ve 4735 sayılı mevzuata göre ihale edilip sözleşmeye bağlanan yapım ve yapımla ilgili danışmanlık hizmet işlerinde ortaya çıkan teknik ve sözleşmesel anlaşmazlıklarda önem kazanmaktadır.

    Bu çerçevede Kurul, özellikle sözleşmenin uygulanması sırasında doğan bazı uyuşmazlıklarda gündeme gelir. Uygulamada süre uzatımı, yeni birim fiyat tespiti, sözleşme kapsamı, iş artışı, teknik şartname ile proje arasındaki ilişki, fiyat farkı, imalat kalemleri ve benzeri başlıklar en çok tartışılan alanlar arasında yer almaktadır.

    Yapım işleri ve yüklenici sorumluluğu hakkında ayrıca kamu yapım ihaleleri ve yüklenici sorumluluğu başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

    Yüksek Fen Kurulu Kararı ile Görüşü Arasındaki Fark Nedir?

    Yüksek Fen Kurulu uygulamasında “karar” ile “görüş” aynı şey değildir. Kurulun resmî uygulamasında bazı başvurular görüş olarak, bazıları ise karar olarak sonuçlandırılmaktadır. Bu ayrım, başvurunun dayanağı, niteliği ve Kurulun görev çerçevesi bakımından önem taşır.

    Bu nedenle başvuru hazırlığında, talebin teknik bir görüş istemi mi yoksa mevzuat ve sözleşme çerçevesinde Kurul kararı gerektiren bir anlaşmazlık mı olduğu doğru tespit edilmelidir. Uygulamada bu ayrımın yanlış kurulması, başvurunun etkisini zayıflatabilmektedir.

    Yüksek Fen Kurulu’na Başvuru Nasıl Yapılır?

    Yüksek Fen Kurulu’na yapılacak başvurularda usul büyük önem taşır. Başkanlığın resmî açıklamalarına göre başvurular, Kurulun çalışma usul ve esaslarına ilişkin düzenlemelerde yer alan başvuru kurallarına uygun biçimde yapılmalıdır.

    Başvuru usulüne ilişkin resmî SSS metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

    Yüksek Fen Kurulu – Anlaşmazlık ve Uyuşmazlık SSS

    Ayrıca Başkanlığın 2024 tarihli dağıtımlı yazısında da başvuruların belirli format ve içerik şartlarına uygun hazırlanmasının önemine dikkat çekilmiştir:

    Yüksek Fen Kurulu Başvurularına İlişkin Dağıtımlı Yazı

    Uygulamada başvuru dosyasında genellikle sözleşme, ihale dokümanları, proje, şartname, ilgili yazışmalar, yüklenici itirazları ve idarenin gerekçeli değerlendirmesi gibi belgeler önem taşımaktadır. Eksik veya dağınık hazırlanmış başvurular, teknik olarak güçlü bir iddianın dahi etkisini zayıflatabilir.

    Kimler Başvurabilir?

    Bu sorunun cevabı, başvurunun niteliğine göre değişmektedir. Resmî açıklamalarda bazı başvuruların yalnızca idareler tarafından yapılabileceği, bazı anlaşmazlıklarda ise yüklenicinin itirazını idareye yöneltmesi ve sürecin idare üzerinden Kurula taşınmasının söz konusu olduğu görülmektedir.

    Bu nedenle uygulamada “yüklenici Yüksek Fen Kurulu’na doğrudan başvurabilir mi?” sorusunun cevabı her dosyada aynı değildir. Asıl önemli olan, somut uyuşmazlığın hangi mevzuat hükmüne dayandığının ve başvuru kanalının buna göre belirlenmesidir.

    Kamu ihale davaları ve uyuşmazlık çözüm yolları hakkında ayrıca kamu ihale davaları başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

    Kurulun Karar Verdiği Başlıca Konular Nelerdir?

    Yüksek Fen Kurulu’nun resmî sitesinde son yıllara ait çeşitli örnek görüş ve karar başlıkları yayımlanmaktadır. Bu başlıklar, Kurulun uygulamada hangi meselelerle sık karşılaştığını göstermesi bakımından oldukça faydalıdır.

    Örnek karar ve görüşlere aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

    Yüksek Fen Kurulu – Örnek Görüş ve Kararlar

    Resmî sitede görülen örnek başlıklardan bazıları şunlardır:

    • Alt yüklenici çalıştırılması ile ilgili değerlendirmeler
    • Aşırı hava şartları nedeniyle süre verilmesi
    • Avans verilen işlerde fiyat farkı hesabı
    • Altyapı deplase bedelleri
    • Revize birim fiyat ve benzeri teknik-sözleşmesel başlıklar

    Bu örnekler, Kurulun yalnızca soyut ilkeler değil, somut iş dosyaları üzerinden değerlendirme yaptığını göstermektedir.

    Yüksek Fen Kurulu’nun Görev Alanının Sınırları Nelerdir?

    Yüksek Fen Kurulu her teknik veya mali tartışmanın çözüm mercii değildir. Kurulun görev alanı mevzuatla çizilmiştir ve özellikle yapım ile yapımla ilgili danışmanlık hizmet işleri bakımından anlam kazanmaktadır.

    Resmî açıklamalara göre, yargı mercilerine veya Sayıştay incelemesine intikal etmiş bazı konularda Kurulun değerlendirme yapmaması söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle Yüksek Fen Kurulu sürecinin başlatılması ile yargısal süreçlerin zamanlaması, dosya stratejisi bakımından dikkatle ele alınmalıdır.

    Kamu zararı uyuşmazlıklarının yapım sözleşmeleriyle ilişkisi hakkında kamu zararı nedir başlıklı yazımız da yararlı olabilir.

    Yüksek Fen Kurulu Kararları Neden Önemlidir?

    Yüksek Fen Kurulu kararları ve görüşleri, yapım sözleşmelerinin uygulanması sırasında ortaya çıkan teknik-sözleşmesel tartışmalarda yol gösterici bir işlev görebilmektedir. Özellikle yeni birim fiyat, süre uzatımı, iş kapsamı ve benzeri alanlarda Kurulun yaklaşımı, tarafların sonraki stratejilerini doğrudan etkileyebilir.

    Bununla birlikte, önceki YFK kararlarının her dosyada otomatik emsal olarak görülmesi doğru değildir. Kurul kararları çoğu zaman somut sözleşme, proje, şartname ve dosya ekleri üzerinden şekillendiği için her olayın kendi özel şartları içinde değerlendirilmesi gerekir.

    Bu nedenle YFK kararlarından yararlanırken, sadece sonuç kısmına değil; Kurulun hangi belge ve hangi sözleşme mantığı üzerinden sonuca gittiğine de dikkat edilmelidir.

    Sonuç

    Yüksek Fen Kurulu, kamu yapım sözleşmeleri bakımından teknik ve sözleşmesel uyuşmazlıkların yönetiminde önemli bir kurumsal araçtır. Özellikle idare ile yüklenici arasında çıkan belirli anlaşmazlıkların doğru usulle ve doğru zamanda Kurul önüne taşınması, uyuşmazlığın gidişatını ciddi şekilde etkileyebilir.

    Bu nedenle YFK başvuruları yalnızca şekli bir yazışma işi gibi görülmemelidir. Başvurunun hukuki dayanağı, sözleşme eklerinin bütünlüğü, itirazların zamanlaması ve başvurunun doğru kategori altında yapılması çoğu zaman sonucun kendisi kadar önemlidir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık olarak kamu ihale hukuku, yapım sözleşmeleri, yüklenici-idare uyuşmazlıkları ve Yüksek Fen Kurulu süreçleri alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız.

    Yüksek Fen Kurulu başvuruları, yapım sözleşmeleri veya kamu ihale uyuşmazlıkları ile ilgili hukuki destek almak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    İletişim
    TD Hukuk ve Danışmanlık
    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi – Bakırköy / İstanbul
    Telefon: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com

  • Bir Kamu İhalesini Nasıl Görebilirim? e-Devlet, EKAP ve Kamu İhale Bülteni Rehberi

    Bir Kamu İhalesini Nasıl Görebilirim? e-Devlet, EKAP ve Kamu İhale Bülteni Rehberi

    Bir kamu ihalesini nasıl görebilirim sorusu, ihalelere katılmak isteyen şirketler, yükleniciler, taşeronlar, hukukçular ve kamu alımlarını takip etmek isteyen kişiler tarafından sıkça sorulmaktadır. Türkiye’de kamu ihalesi ilanlarını ve temel ihale bilgilerini görmek için başlıca resmi kaynaklar e-Devlet, EKAP ve Kamu İhale Bültenidir. Bu rehberde, bir kamu ihalesini nereden ve nasıl görebileceğinizi, hangi resmi kaynağın hangi durumda daha kullanışlı olduğunu ve dikkat edilmesi gereken temel noktaları adım adım açıklıyoruz.

    Özellikle teklif vermeyi düşünen şirketler açısından yalnızca ihale ilanını görmek yetmez; ilan metninin doğru kaynaktan kontrol edilmesi, ihale türünün anlaşılması ve varsa ihale kayıt numarasının doğru şekilde kullanılması da önemlidir. Uygulamada en güvenli yöntem, resmi kaynaklar arasında karşılaştırmalı bir kontrol yapmaktır.

    Hızlı cevap: Bir kamu ihalesini görmek için önce e-Devlet İhale Arama hizmetini kullanabilir, ardından EKAP İhale Arama ekranında detayları kontrol edebilir, son olarak da Kamu İhale Bülteni üzerinden resmi ilan metnini inceleyebilirsiniz.

    Bu Yazıda Neler Bulacaksınız?

    Bir Kamu İhalesi Nereden Görülür?

    Bir kamu ihalesini görmek için kullanılabilecek en temel resmi kanallar, kamu alımlarına ilişkin dijital altyapıyı oluşturan sistemlerdir. Uygulamada kamu ihalesi arayan kişiler en çok e-Devlet üzerinden sunulan kamu ihale arama hizmetine, EKAP içindeki ihale arama modülüne ve Kamu İhale Bültenine başvurmaktadır.

    Bu kaynaklar arasında işlev farkı vardır. Bazı kullanıcılar belirli bir ihaleyi hızlıca bulmak isterken bazıları ilanın resmi metnini, ihale türünü veya geçmiş tarihli kayıtları incelemek ister. Bu nedenle tek bir kaynakla yetinmek yerine, özellikle önemli ihalelerde birden fazla resmi kaynağın birlikte kontrol edilmesi daha güvenlidir.

    Kamu ihale sisteminin hukuki çerçevesini daha geniş açıdan incelemek isterseniz kamu ihale hukuku başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

    e-Devlet Üzerinden Kamu İhalesi Arama

    Bir kamu ihalesini görmek için en pratik başlangıç yollarından biri e-Devlet Kapısı üzerinden sunulan Kamu İhale Kurumu – İhale Arama ve Bir Bakışta İhale hizmetidir. Bu hizmet, temel filtreler kullanılarak ihalelerin aranmasına ve bulunan sonuçların özet biçimde incelenmesine imkân verir.

    e-Devlet üzerinden ihale arama ekranına buradan ulaşabilirsiniz.

    Bu sistemde genellikle ihale yasa kapsamı, ihale türü, ihale usulü, tarih aralığı ve ihale kayıt numarası gibi verilerle arama yapılabilir. Eğer belirli bir ihaleyi arıyorsanız ve elinizde İhale Kayıt Numarası (İKN) varsa sonuçlara çok daha hızlı ulaşabilirsiniz. Eğer İKN bilinmiyorsa tarih filtresi ve ihale türü kullanılarak daha geniş bir sorgulama yapılabilir.

    e-Devlet araması özellikle belirli bir ihaleyi hızlıca bulmak isteyen kullanıcılar için oldukça kullanışlıdır. Bununla birlikte, ciddi teklif hazırlığı veya hukuki inceleme yapılacaksa yalnızca özet sonuç ekranına bakmak yeterli olmayabilir. Bu nedenle e-Devlet aramasından sonra EKAP ve bülten kontrolü yapılması tavsiye edilir.

    EKAP Üzerinden İhale Arama

    EKAP, yani Elektronik Kamu Alımları Platformu, kamu ihalelerinin dijital olarak izlendiği ve önemli ilanların görülebildiği temel resmi sistemlerden biridir. Bir kamu ihalesini nasıl görebilirim diye soran kişiler için EKAP çoğu zaman en kapsamlı cevabı veren platformdur.

    EKAP ihale arama ekranına buradan ulaşabilirsiniz.

    EKAP içinde genellikle tüm ihaleler yanında mal alımı, hizmet alımı, yapım işi ve danışmanlık hizmet alımı gibi başlıklarda filtreleme yapılabilir. Bu yönüyle EKAP, yalnızca belirli bir ihaleyi bulmak için değil, aynı sektörde veya aynı dönemde yayımlanan farklı kamu ihale ilanlarını görmek için de yararlıdır.

    Özellikle yapım işi ihaleleriyle ilgileniyorsanız kamu yapım ihaleleri ve yüklenici sorumluluğu başlıklı yazımız da faydalı olacaktır.

    EKAP’ın önemli avantajlarından biri, ihale arama dışında kamu alımları çevresindeki başka başlıklara da erişim sağlamasıdır. Bu nedenle kamu ihalesi arayan şirketler ve profesyoneller için EKAP çoğu zaman merkezi bir çalışma alanı niteliğindedir.

    Kamu İhale Bülteni Neden Önemlidir?

    Bir kamu ihalesinin yalnızca özet bilgilerini görmek ile resmi ilan metnini görmek aynı şey değildir. Uygulamada ciddi değerlendirme yapılacaksa, özellikle teklif hazırlanacaksa veya bir ihale hukuki açıdan incelenecekse Kamu İhale Bülteni mutlaka kontrol edilmelidir.

    Kamu İhale Bülteni ve bülten arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

    Kamu İhale Bülteni içinde mal alımı, hizmet alımı, yapım işi ve danışmanlık hizmet alımı gibi farklı ilan kategorileri yer alabilir. Ayrıca geçmiş tarihli ilanlara ilişkin PDF arşivi de uygulamada çok önemlidir. Birçok durumda arama ekranındaki özet bilgi ile resmi ilan metni arasında yorum farkı doğabileceğinden, resmi bülten metni daha güvenli değerlendirme imkânı sağlar.

    İhale sözleşmeleri ve sonraki süreçler hakkında ayrıntılı bilgi için kamu ihale sözleşmeleri ve hukuki niteliği başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.

    İhale Kayıt Numarası ile Arama Nasıl Yapılır?

    Bir kamu ihalesini hızlı ve doğru şekilde bulmanın en etkili yollarından biri İhale Kayıt Numarası(“İKN”) kullanmaktır. Uygulamada İKN biliniyorsa hem e-Devlet hem de EKAP üzerindeki arama işlemleri çok daha kısa sürede sonuç verir.

    İhale kayıt numarası, belirli bir ihaleyi diğerlerinden ayıran temel referans numarasıdır. Özellikle aynı idare tarafından yayımlanan çok sayıda ihale olduğunda veya benzer isimli ihaleler bulunduğunda İKN ile arama yapmak hata riskini azaltır. Bu nedenle elinizde varsa, aramaya doğrudan İKN ile başlamak en güvenli yöntemlerden biridir.

    Hangi Resmi Kaynak Ne Zaman Daha Avantajlıdır?

    Eğer hedefiniz belirli bir ihaleyi hızlı biçimde bulmaksa ve elinizde temel bilgiler varsa, e-Devlet iyi bir başlangıç sağlar. Kullanıcı arayüzü daha sade olduğu için genel arama yapmak isteyenler açısından pratiktir.

    Daha geniş kapsamlı filtreleme yapmak, aynı anda farklı ihale kategorilerini taramak veya kamu ihale sistemine biraz daha profesyonel düzeyde bakmak istiyorsanız EKAP daha işlevsel bir araçtır.

    Resmi ilan metninin güvenilir versiyonunu incelemek, geçmiş ilanları aramak veya doküman niteliğinde kontrol yapmak istiyorsanız Kamu İhale Bülteni PDF arşivi daha güçlü bir kaynaktır.

    İhale süreci sonrasında ortaya çıkan başvuru ve uyuşmazlık yolları hakkında da bilgi almak isterseniz KİK şikayet ve itiraz süreci ile kamu ihale davaları başlıklı yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

    Sık Sorulan Sorular

    Bir kamu ihalesini nereden görebilirim?

    Bir kamu ihalesini görmek için en yaygın resmi kaynaklar e-Devlet, EKAP ve Kamu İhale Bülteni’dir. En güvenli yöntem bu üç kaynağı birlikte kontrol etmektir.

    EKAP üzerinden herkes ihale arayabilir mi?

    EKAP içinde kamuya açık arama ekranları üzerinden belirli ihale bilgilerine ulaşılabilir. Ancak bazı işlemler ve kullanıcı bazlı yetkiler farklı olabilir.

    e-Devlet ihale araması ne işe yarar?

    e-Devlet ihale arama hizmeti, belirli filtrelerle kamu ihale kayıtlarına daha hızlı ulaşmayı sağlar. Özellikle temel sorgulama için oldukça pratik bir başlangıç noktasıdır.

    Kamu İhale Bülteni neden ayrıca kontrol edilmelidir?

    Kamu İhale Bülteni, resmi ilan metnini görmek ve gerektiğinde PDF arşivinden geçmiş ilanlara ulaşmak için önemlidir. Özellikle hukuki veya ticari değerlendirme yapılacaksa bülten kontrolü daha güvenli sonuç verir.

    İhale kayıt numarası olmadan ihale bulunabilir mi?

    Evet, ihale kayıt numarası olmadan da tarih aralığı, ihale türü ve benzeri filtrelerle arama yapılabilir. Ancak İKN varsa arama çok daha isabetli olur.

    Sonuç

    Bir kamu ihalesini görmek için en sağlıklı yöntem, resmi dijital kaynakları birlikte kullanmaktır. Uygulamada çoğu zaman önce e-Devlet üzerinden temel arama yapılması, ardından EKAP üzerinden detayların incelenmesi ve son olarak Kamu İhale Bülteni üzerinden resmi ilan metninin kontrol edilmesi en güvenli yaklaşımı oluşturur.

    Özellikle teklif hazırlığı, ihale takibi veya hukuki değerlendirme yapılacaksa yalnızca tek ekrana bakmak çoğu zaman yeterli değildir. Doğru ihale bilgisini doğru kaynaktan görmek, sonraki adımların da sağlıklı ilerlemesi açısından önemlidir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık olarak kamu ihale hukuku, ihale süreçleri, ihale sözleşmeleri, KİK başvuruları ve ihale uyuşmazlıkları alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız.

    Kamu ihale süreçleriyle ilgili hukuki destek almak veya somut durumunuzu değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    İletişim
    TD Hukuk ve Danışmanlık
    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi – Bakırköy / İstanbul
    Telefon: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com


    İlgili Yazılar

    Kamu İhale Hukuku Nedir?

    Kamu İhale Sözleşmeleri ve Hukuki Niteliği

    Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu

    Kamu Zararı Nedir?

    Hakediş Nedir?

    Kamu İhale Davaları

    KİK Şikayet ve İtiraz Süreci