Etiket: boşanmada maddi tazminat

  • Şiddet Türleri 2026 | 6284, Uzaklaştırma ve Boşanmada Kusur

    Şiddet Türleri 2026 | 6284, Uzaklaştırma ve Boşanmada Kusur

    Şiddet Türleri 2026: Fiziksel, Psikolojik, Ekonomik, Cinsel ve Dijital Şiddet, 6284 Sayılı Kanun ve Hukuki Koruma Yolları

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun | Hukuki değerlendirme tarihi: 17 Ekim 2026 | Konular: Aile Hukuku, Ceza Hukuku, 6284 Sayılı Kanun, Boşanma Davaları

    Şiddet, yalnızca kişinin beden bütünlüğüne karşı gerçekleştirilen saldırılardan ibaret değildir. Tehdit, sistematik aşağılama, ekonomik kaynakların kontrol edilmesi, rıza dışı cinsel davranışlar, kişinin çevresinden izole edilmesi, dijital mecralarda takip edilmesi ve özgürlüğünün keyfi biçimde sınırlanması da olayın özelliklerine göre şiddet teşkil edebilir. Bu yazıda şiddet türleri nelerdir, psikolojik şiddet nasıl ispatlanır, ekonomik şiddet boşanma sebebi midir, dijital şiddete karşı hangi yollar kullanılabilir, uzaklaştırma kararı nasıl alınır, şiddetin tazminat ve velayete etkisi nedir soruları Türk hukuku bakımından incelenmektedir.

    Önemli ayrım: Her ağır veya haksız davranış ayrı bir Türk Ceza Kanunu suçu oluşturmaz. Ancak bir davranışın bağımsız suç niteliğinde olmaması, 6284 sayılı Kanun kapsamında korunma sağlanamayacağı veya aile hukuku açısından hiçbir sonuç doğmayacağı anlamına gelmez. Koruma tedbiri, ceza soruşturması ve boşanma davası farklı amaçlara ve ispat ölçütlerine sahip mekanizmalardır.

    1. Şiddet nedir? Türk hukukunda şiddetin tanımı

    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2. maddesi, şiddeti fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar doğuran ya da doğurması muhtemel davranışlar, tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi engellenmesi çerçevesinde geniş biçimde ele alır. Şiddetin oluşması için mutlaka fiziksel bir iz, hastane raporu veya görünür yaralanma bulunması gerekmez. Aynı Kanun, aynı hanede yaşanmasa dahi aile veya hane mensupları arasında gerçekleşen ev içi şiddeti düzenler.

    Gündelik kullanımda psikolojik, duygusal, sosyal, dijital, flört şiddeti veya kontrol edici davranış gibi kategoriler kullanılmaktadır. Bunların hepsi Türk Ceza Kanunu’nda ayrı suç isimleri değildir. Somut olayda davranışın niteliği, tekrarı, yoğunluğu, mağdur üzerindeki etkisi ve ilgili normun unsurları birlikte değerlendirilir. Kişiler arasındaki sıradan anlaşmazlık ile sistematik korkutma ve tahakküm oluşturan davranış arasında hukuki ayrım yapılmalıdır.

    6284 sayılı Kanun’un kapsamı yalnızca evli kadınlarla sınırlı değildir. Kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları, kanunun somut olayda aradığı koşullar dahilinde korunabilir. 6284 sayılı Kanun, m. 1–2.

    2. Şiddet türleri ve örnekleri: Karşılaştırmalı tablo

    Şiddet türlerinin hukuk bakımından örnekleri ve muhtemel değerlendirme alanları
    Şiddet türü Örnek davranış Olası hukuki sonuç
    Fiziksel Vurmak, itmek, boğaz sıkmak, zorla alıkoymak 6284 tedbiri; fiile göre yaralama, tehdit, hürriyetten yoksun kılma; boşanmada kusur
    Psikolojik / duygusal Sistematik aşağılama, korkutma, manipülasyon, sürekli baskı 6284 tedbiri; koşullarına göre boşanmada kusur ve tazminat
    Sözlü Hakaret, tehdit, küçük düşürücü ifadeler Koşullarına göre TCK m. 106, 125; aile hukuku sonuçları
    Ekonomik Geliri zorla almak, çalışmayı engellemek, finansal kontrol 6284 kapsamında değerlendirme; boşanma ve mali taleplerde önem
    Cinsel Rıza dışı cinsel temas, baskı ve zorlamalar Koşullarına göre cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar; koruma tedbirleri
    Dijital Şifre zorlamak, takip yazılımı, görüntü tehdidi, çevrim içi taciz Fiile göre özel hayat, kişisel veriler, tehdit, ısrarlı takip suçları
    Israrlı takip Tekrarlanan fiziki takip veya farklı kanallardan temas girişimleri Koşullar oluşursa TCK m. 123/A; 6284 tedbiri
    Sosyal Aile ve arkadaşlarla görüşmeyi zorla engellemek, izolasyon Psikolojik şiddet ve kontrol davranışı; aile hukuku sonuçları
    Çocuğa yönelik Dövme, korkutma, istismar, şiddete tanık bırakma Ceza ve çocuk koruma hukuku; velayet ve kişisel ilişki tedbirleri
    İşyerinde Sistematik yıldırma, cinsel taciz, tehdit İş hukuku, tazminat, iş sağlığı ve güvenliği; fiile göre ceza hukuku

    Tablo genel örnekler sunar; bir olayın suç, boşanma kusuru veya tedbir sebebi oluşturup oluşturmadığı otomatik olarak değil, ilgili normun koşullarına göre belirlenir.

    3. Fiziksel şiddet nedir? En sık görülen örnekler ve sonuçlar

    Fiziksel şiddet, beden bütünlüğüne yönelik kasıtlı müdahaleleri ifade eder. Tokat, tekme, yumruk, itme, sarsma, boğaz sıkma, saç çekme ve bir kişiyi zor kullanarak bir yerde tutma tipik örneklerdir. Fiziksel şiddet için kullanılan aracın silah olması gerekmez. Dışarıdan yara görülmemesi de davranışın hukuken önemsiz olduğu anlamına gelmez.

    Fiziksel şiddet olayında ceza ve koruma süreçleri

    Eylemin ağırlığına göre kasten yaralama (TCK m. 86–87), tehdit (m. 106) veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109) gibi suç tipleri gündeme gelebilir. Kişinin eşi, boşandığı eş veya başka bir yakını olması, ilgili suç maddesindeki nitelikli hâllere göre ayrıca önem kazanabilir. Mağdur, ceza soruşturmasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun çerçevesinde acil tedbir isteyebilir.

    Fiziksel şiddette adli rapor zorunlu mudur?

    Adli muayene ve tıbbi belgeler yaralanma olgusunun ispatında değerlidir; ancak 6284 sayılı Kanun m. 8/3 uyarınca koruyucu tedbir kararı için şiddetin gerçekleştiğine dair delil veya belge aranmaz. Bu hüküm, ceza yargılamasında mahkumiyet için delil aranmayacağı anlamına gelmez. Tıbbi muayene, olay fotoğrafları, tanıklar, kamera kayıtları ve kolluk tutanakları koşullarına göre delil olabilir.

    4. Psikolojik şiddet: Hakaret olmadan da şiddet mümkün mü?

    Psikolojik şiddet; kişinin benlik değerini zedelemeye, korkutulmasına, sürekli denetlenmesine veya karar alma iradesinin baskı altına alınmasına yol açabilen tutumların bütünüdür. Günlük hayatta davranışın tek bir olaya değil, uzun süreli bir örüntüye dayanması sık görülür. Sistematik dışlama, aşağılayıcı kıyaslamalar, yalnızlaştırma, tehditlerle hareket alanını daraltma, çocukları baskı unsuru olarak kullanma ve kişinin güvenliğini sürekli sorgulatma örnek olarak değerlendirilebilir.

    Gaslighting ve kontrol edici davranışlar

    Psikoloji literatüründe gaslighting, kişinin yaşadığı olaylar veya kendi algısı hakkında sistematik biçimde kuşkuya düşürülmesini anlatmak için kullanılır. Türk hukukunda başlı başına bu isimde bir suç bulunmaz. Bununla birlikte somut davranışlar psikolojik şiddet, tehdit, hakaret veya diğer hukuki ihlaller içinde değerlendirilebilir. Hukuki dilekçede yalnızca bu kavramı kullanmak yerine kim, ne zaman, hangi söz veya eylemle, neyi yaptı sorularının yanıtlanması gerekir.

    Psikolojik şiddet boşanma sebebi olabilir mi?

    Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) incelemesinde eşlerin somut davranışları ve kusur durumları önem taşır. Devamlı aşağılama, tehdit ve baskının ispatlanması, diğer unsurlarla birlikte boşanma talebi ve tazminat yönünden değerlendirmeye girebilir. Ancak çiftler arasındaki her tartışma, fikir ayrılığı veya kaba sözün tek başına boşanma ya da manevi tazminat için yeterli olacağı söylenemez.

    5. Sözlü şiddet, tehdit ve hakaret arasındaki hukuki fark

    Sözlü şiddet, kişinin onurunu kırmayı veya korku yaratmayı amaçlayan sözlü davranışları kapsayabilir. Türk Ceza Kanunu bakımından ise hakaret (m. 125) ve tehdit (m. 106) suçlarının unsurları birbirinden farklıdır. Tehditte kişiye yönelen kötülük bildirimlerinin türü, bağlamı ve objektif ciddiyeti; hakarette onur, şeref ve saygınlığa yönelik somut isnat veya sövme niteliği ayrı ayrı değerlendirilir.

    Mesaj, sesli not, e-posta ve sosyal medya yorumları üzerinden gerçekleştirilen davranışlar da ilgili suçun kanuni unsurlarını karşılayabilir. Her kırıcı ifadeyi suç olarak nitelemek doğru değildir. Bununla birlikte ceza hukuku eşiğini aşmayan sistematik aşağılamanın 6284 ve boşanma hukuku açısından önemi bulunabilir.

    6. Ekonomik şiddet nedir? Para, çalışma hakkı ve malvarlığı üzerinden kontrol

    Ekonomik şiddet, bir kişinin ekonomik bağımsızlığının baskı ve denetim aracı hâline getirilmesiyle görünür olur. Maaşa el koymak, kişiyi işten ayrılmaya zorlamak, zorla borçlandırmak, banka kartlarını ve şifrelerini kontrol etmek, temel ihtiyaçlara kaynak erişimini kasıtlı olarak engellemek veya ekonomik bağımlılık oluşturarak kişiyi tehdit etmek somut olaya göre ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.

    Ekonomik şiddet ile ekonomik güçlük aynı şey midir?

    Hayır. Ailenin mali zorluk yaşaması veya tarafların bütçe konusunda anlaşmazlığa düşmesi kendiliğinden ekonomik şiddet anlamına gelmez. Hukuki değerlendirmede kasıtlı denetim, engelleme, bağımlı kılma, tehdit ve eşitlik ilişkisinin bozulması gibi olgular önem kazanır.

    Ekonomik şiddet boşanma ve mal paylaşımını etkiler mi?

    Çalışmanın engellenmesi, gelire zorla el konulması ve ekonomik baskı, TMK m. 166 kapsamındaki kusur incelemesinde yer alabilir. Bununla birlikte ekonomik şiddet iddiası ile mal rejiminin tasfiyesi birbirinden ayrı hukuki meselelerdir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin katılma alacağı kural olarak mal rejimi hükümlerine göre hesaplanır; sırf bir eşin boşanmada ağır kusurlu olması her malvarlığı uyuşmazlığında diğer eş lehine otomatik olarak daha yüksek pay oluşturmaz.

    İstisnai nitelikteki TMK m. 236/2 gibi hükümler, kanunun belirlediği belirli boşanma sebepleri ve koşulları bakımından ayrıca değerlendirilir. Ekonomik şiddetin bir mal kaçırma işlemiyle birlikte ileri sürülmesi hâlinde TMK m. 229 ve ilgili diğer düzenlemeler yönünden ayrı hesaplama ve ispat gerekebilir.

    7. Cinsel şiddet ve evlilikte rıza

    Cinsel şiddet, kişinin cinsel dokunulmazlığına ve kendi bedeni hakkında karar verme hakkına yönelen rıza dışı müdahaleleri kapsar. Zorlama, tehdit altında cinsel davranışa mecbur bırakma, cinsel içerikli görüntülerle şantaj yapma ve istenmeyen cinsel temas, fiilin biçimine göre farklı suç ve koruma düzenlemelerini gündeme getirebilir.

    Evlilik, cinsel davranışlar için sürekli ve sınırsız rıza oluşturmaz. Somut eylem bakımından cinsel saldırı, cinsel taciz, şantaj veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının unsurları ayrıca incelenir. Çocuğa yönelik cinsel fiillerde çocukların korunmasına ilişkin özel hükümler uygulanır. Şikayete bağlılık, soruşturma usulü ve nitelikli hâller eylemin hangi maddede düzenlendiğine göre değişebildiğinden genelleme yapılmamalıdır.

    Cinsel şiddet kanıtları nasıl değerlendirilir?

    Mağdurun anlatımı, olayın koşulları, tıbbi bulgular, dijital yazışmalar, tanıklar ve diğer hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilir. Tıbbi değerlendirme veya adli yardım almak için olaydan uzun süre geçmesini beklememek önemlidir. Ancak tıbbi bulgu bulunmaması tek başına cinsel şiddet yaşanmadığını kanıtlamaz.

    8. Dijital şiddet: Telefon, sosyal medya, konum takibi ve görüntüler üzerinden baskı

    Dijital şiddet, teknolojik araçların kişiyi kontrol etmek, korkutmak, küçük düşürmek veya takibe almak amacıyla kullanılmasıdır. Kişinin şifrelerinin zorla alınması; rızası dışında hesabına erişilmesi; gizli takip yazılımı kurulması; konumunun izlenmesi; özel fotoğrafların yayımlanacağı tehdidinin yöneltilmesi; farklı hesaplardan ısrarlı biçimde rahatsız edilmesi ve çevresine yönelik itibar saldırıları örnek olarak verilebilir.

    Telefonu kontrol etmek her zaman suç mudur?

    Hayır. Somut davranışın rızaya, erişim yetkisine, elde edilen veriye ve kullanılan yönteme göre değerlendirilmesi gerekir. Ancak eş olmak diğer kişinin haberleşmesini, özel hayatını veya kişisel verilerini sınırsız biçimde denetleme yetkisi vermez. TCK m. 132–136, m. 123/A ve diğer ilgili hükümler fiile göre önem kazanabilir.

    Özel görüntü ile tehdit ve dijital şantaj

    Mahrem görüntülerin rıza dışında ifşa edilmesi veya ifşa tehdidiyle kişiden para, görüşme, cinsel davranış ya da başka bir hareket talep edilmesi olayın özelliklerine göre özel hayatın gizliliğinin ihlali, şantaj, tehdit veya başka bir suç oluşturabilir. Dijital delilleri kaydederken yeni bir hukuka aykırılık yaratılmaması ve üçüncü kişilerle gereksiz paylaşım yapılmaması önemlidir.

    Dijital şiddette ilk adımlar

    Güvenli bir cihazdan hesap güvenliğini kontrol etmek, mümkünse mevcut mesaj ve bildirimleri tarih bilgileriyle muhafaza etmek, platform şikayet mekanizmalarını kullanmak ve devam eden bir tehdit varsa kolluk veya adli makamlara başvurmak uygun olabilir. Failin hesabına karşılık olarak izinsiz girmek, özel içeriğini yayımlamak ya da karşı tarafı hukuka aykırı biçimde izlemek çözüm değildir.

    9. Israrlı takip suçu (TCK m. 123/A) ve 6284 sayılı Kanun

    2022 yılında TCK’ya eklenen 123/A maddesi, ısrarlı fiziksel takip veya iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler aracılığıyla sürekli temas kurma girişimlerini belirli koşullarda suç olarak düzenler. Madde kapsamında, mağdurda ciddi bir huzursuzluk oluşması ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duyması aranır. Her tekil mesaj veya karşılaşma, kendiliğinden ısrarlı takip suçu oluşturmaz.

    Çocuğa veya ayrılık kararı verilen ya da boşanılan eşe karşı işlenme, mağdurun işyeri veya konutunu değiştirmek durumunda kalması ve tedbire rağmen takip edilmesi gibi kanunda sayılan durumlar nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. TCK m. 123/A’da soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlıdır. Bu şikayet rejimi, 6284 kapsamında önleyici tedbir isteminin aynı şartlara bağlı olduğu anlamına gelmez. TCK m. 123/A.

    10. Sosyal şiddet ve izolasyon

    Sosyal şiddet; kişinin ailesi, arkadaşları, iş çevresi ve toplumsal yaşamıyla bağlarının baskı yoluyla kopartılması, görüşmelerinin engellenmesi veya hareket serbestisinin sistemli biçimde kısıtlanması olarak ele alınır. Bu kavram bağımsız bir suç adı olmasa da psikolojik şiddetin ve kontrol ilişkisinin görünümüdür.

    Partnerin sosyal çevre hakkında görüş bildirmesi ile bir kişinin kimlerle görüşebileceğine tehdit, gözetim veya yaptırım yoluyla tek taraflı karar verilmesi birbirinden farklıdır. Şiddet incelemesinde bu davranışların tekrarı, yoğunluğu, karşı tarafın özgürlüğüne etkisi ve somut olayın özellikleri esas alınmalıdır.

    11. Çocuklara, yaşlılara ve engellilere karşı şiddet

    Çocuğun doğrudan şiddete maruz kalması veya şiddete tanık olması

    Çocuğun fiziksel saldırıya, sözel aşağılamaya, cinsel istismara veya ihmal ve baskıya maruz kalması farklı kanuni korumaları gündeme getirir. Ayrıca çocuğun aile içindeki şiddete tanıklığı psikolojik ve gelişimsel yönden değerlendirilmelidir. Boşanma ve velayet uyuşmazlıklarında belirleyici yaklaşım çocuğun üstün yararıdır. Gerekli hâllerde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık, bakım, sağlık ve diğer koruyucu-destekleyici tedbirler değerlendirilebilir.

    Yaşlı ve engelli bireyler yönünden

    Bakım ilişkisini baskı aracına dönüştürme, ilaç veya temel ihtiyaçlara erişimi engelleme, maaşa zorla el koyma ve dış dünyayla teması kesme gibi durumlar kişinin kırılganlık koşulları dikkate alınarak incelenir. 6284’ün kapsam koşulları varsa ilgili tedbirler ve ayrıca suç veya sosyal hizmet mevzuatındaki yollar birlikte kullanılabilir.

    12. İşyerinde psikolojik şiddet (mobbing) ve cinsel taciz

    İşyerinde sistematik yıldırma, küçük düşürme, dışlama, ayrımcı baskı ve cinsel taciz iş hukuku bakımından önem taşır. Ancak her yönetim eleştirisi, performans görüşmesi veya tekil anlaşmazlık otomatik olarak mobbing değildir. Davranışın içeriği, sürekliliği, hedefi, iş koşulları ve ispatı değerlendirilmelidir.

    İşçinin kişilik haklarının korunması bakımından Türk Borçlar Kanunu m. 417; haklı fesih, eşit davranma ve diğer iş hukuku hükümleri; ayrıca somut eyleme göre Türk Ceza Kanunu gündeme gelebilir. Aile içinde gerçekleşmeyen bütün işyeri ihtilaflarının 6284 kapsamında değerlendirilebileceği varsayılmamalıdır; normun kişi ve olay bakımından kapsamı ayrı incelenmelidir.

    13. 6284 sayılı Kanun kimleri korur? Evli olmak şart mı?

    6284 sayılı Kanun’un 1. maddesinde şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları yer alır. Kanunun ev içi şiddet tanımı, tarafların aynı konutta yaşamalarını zorunlu tutmaz. Eski eş, ayrı yaşayan aile bireyleri ve belirli takip mağdurları açısından korunma ihtiyacı ayrıca değerlendirilebilir.

    Bu nedenle boşanma davası açılmış olması, tarafların evli olmaması veya fiziksel yaralanma bulunmaması tek başına başvurunun önünde mutlak engel değildir. Ancak uygulanacak özel tedbirin kapsamı her durumda kanuni koşullara bağlıdır.

    14. Koruyucu tedbir ile önleyici tedbir arasındaki fark

    Koruyucu tedbirler: Mağdurun güvenliğini sağlamak

    6284 sayılı Kanun m. 3–4 kapsamında uygun barınma yeri, geçici maddi yardım, psikolojik ve hukuki danışmanlık, geçici koruma, gerekli koşullarda işyerinin değiştirilmesi, ayrı yerleşim yeri belirlenmesi ve diğer tedbirler söz konusu olabilir. Aciliyet ve yetki bakımından mülki amir, hakim veya kanunda öngörülen durumlarda kolluk yetkilidir.

    Önleyici tedbirler: Şiddet uygulayanın davranışını sınırlandırmak

    Kanun m. 5 uyarınca müşterek konuttan uzaklaştırma, korunan kişinin evine, okuluna veya işyerine yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, tehdit ve aşağılamadan kaçınma, silahın teslimi ve çocuklarla kişisel ilişkinin gerekli görüldüğünde sınırlandırılması gibi tedbirler değerlendirilebilir. Tedbirler olayın riskine, ölçülülüğe ve korunma amacına göre belirlenmelidir.

    Önemli ispat ayrımı

    6284 sayılı Kanun m. 8/3, koruyucu tedbir için şiddetin gerçekleştiğine ilişkin delil veya belge aranmayacağını açıkça düzenler; önleyici tedbir de koruma amacını tehlikeye sokacak şekilde geciktirilemez. Bu, şikayet edilen kişinin kesin olarak suç işlediğine dair bir hüküm veya boşanma davasında kusurunun ispatlandığına ilişkin tespit değildir.

    15. Uzaklaştırma kararı nasıl alınır? Nereye başvurulur?

    Şiddet veya ciddi tehlike hâlinde kolluk, Cumhuriyet başsavcılığı, aile mahkemesi, mülki idare ve ilgili sosyal hizmet birimlerine başvuru yolları bulunur. 6284 sayılı Kanun m. 8, tedbirin en çabuk ve kolay ulaşılabilecek yetkili merci üzerinden talep edilmesine imkan verir. Başvuruda olay tarihleri, tehditlerin içeriği, bilinen tanıklar, önceki müracaatlar ve talep edilen somut güvenlik önlemleri açıklanmalıdır.

    Koruma kararı ne kadar sürer?

    İlk tedbir kararı kanun gereği en fazla altı aylık süre için verilebilir. Şiddet veya şiddet tehlikesinin devam edeceği anlaşılıyorsa kararın süresi ve niteliği yeniden değerlendirilebilir; uzatma, değiştirme veya kaldırma mümkündür. İlk kararın altı ay olması zorunlu değildir.

    Koruma kararı için boşanma davası açılması gerekir mi?

    Hayır. 6284 uyarınca koruma tedbirine başvurmak, boşanma davası açılmasına bağlı değildir. Ayrıca 6284 kapsamındaki başvuru ile ceza şikayeti birbirinden ayrı usullerdir; aynı olay her ikisini de gerektirebilir.

    16. Uzaklaştırma kararına uyulmazsa ne olur? Zorlama hapsi

    6284 sayılı Kanun m. 13’e göre ilgili tedbirin ihlali hâlinde, fiil ayrıca suç oluştursa bile hakim kararıyla ilk ihlal için üç günden on güne kadar, tekrar eden ihlallerde on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi uygulanabilir; toplam süre altı ayı aşamaz. Kararın uygulanması, usulüne uygun ihtar ve somut ihlalin tespiti önemlidir. Zorlama hapsi kendiliğinden uygulanmaz; yargısal karar gerekir.

    Tedbire itiraz edilebilir mi?

    6284 sayılı Kanun m. 9, ilgililerin tedbir kararına tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebileceğini düzenler. İtiraz merciinin kararın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddiaları değerlendirmesi gerekir. İtirazın varlığı ile koruma ihtiyacının sürmesi birbirinden ayrılmalıdır; başvurunun somut dosyadaki yürütme etkisi usul hükümlerine göre incelenmelidir.

    17. Hangi şiddet davranışları Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olabilir?

    Şiddet biçimleri gündelik dilde birden çok ad taşısa da ceza sorumluluğu yalnızca kanunda tanımlanmış suçun unsurları gerçekleştiğinde doğar. Olayın özelliklerine göre şu düzenlemeler gündeme gelebilir:

    Fiilin olası niteliği İlgili TCK hükümleri (örnek) İnceleme konusu
    Fiziksel saldırı m. 86–87 Kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâller
    Sürekli ağır eziyet m. 96 Eziyet suçunun özel koşulları
    Tehdit ve şantaj m. 106–107 Kötülük bildirimleri veya belirli menfaat için baskı
    Kişiyi alıkoyma m. 109 Hürriyetten yoksun kılma
    Huzur ve sükunu bozma / ısrarlı takip m. 123 ve 123/A Birbirinden farklı suç koşulları
    Hakaret m. 125 Onur ve saygınlığa saldırı
    Mahremiyet ve veri ihlalleri m. 132–136 Haberleşme, özel hayat ve kişisel veriler
    Cinsel dokunulmazlık ihlalleri m. 102–105 Fiilin ve mağdurun özelliklerine göre ayrım

    Bu maddelerin bir arada anılması, her somut olayda tamamının oluştuğu anlamına gelmez. Şikayete bağlılık, nitelikli hâl, uzlaştırma, zamanaşımı ve koruma tedbirleri her suç bakımından ayrı araştırılmalıdır. 6284 tedbiri, ceza mahkumiyetinin yerine geçmez.

    18. Şiddet çekişmeli boşanma davasında nasıl değerlendirilir?

    Şiddet iddiaları, özellikle TMK m. 166 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan çekişmeli boşanma davalarında kusur değerlendirmesinin önemli parçası olabilir. Fiziksel saldırı, sistematik aşağılama, ekonomik baskı veya cinsel zorlamanın olgusal olarak ortaya konulması hâlinde mahkeme her fiilin ağırlığını ve olayların bütününü değerlendirir.

    Şiddet nedeniyle özel boşanma sebebi: TMK m. 162

    Türk Medeni Kanunu m. 162, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmayı düzenler. Bu hukuki sebep bakımından kanundaki hak düşürücü süreler ve af etkisi ayrıca önem taşır. Her tartışma veya her kusurlu davranış bu özel sebebi oluşturmaz. Olayın niteliğine göre TMK m. 166’ya dayalı talebin koşulları da ayrıca incelenebilir.

    Uzaklaştırma kararı boşanma kusurunu kesin olarak kanıtlar mı?

    Hayır. Bir 6284 kararı, somut olayda korunma ihtiyacına ilişkin yargısal işlemdir; tek başına kesinleşmiş ceza mahkumiyeti veya boşanma davasında sabit kusur kararı değildir. Bununla birlikte korunma başvurusu, karar, ihlal tutanakları, sağlık raporları ve diğer belgeler aile mahkemesinin bütüncül delil incelemesinde önem taşıyabilir.

    Bir kez şiddet uygulanması yeterli midir?

    Şiddetin tekrar etmesi ispat bakımından güçlü bir örüntü yaratabilse de her zaman aranan bir koşul değildir. Tek bir ağır eylem de kanuni boşanma sebebinin koşullarını karşılayabilir. Sonuç; fiilin ağırlığı, ispat, davanın dayandığı hukuki neden ve diğer olaylar ışığında belirlenir.

    19. Şiddetin maddi-manevi tazminat, nafaka, velayet ve mal rejimine etkisi

    Boşanmada maddi tazminat (TMK m. 174/1)

    Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma nedeniyle zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, şartları varsa diğer taraftan uygun maddi tazminat isteyebilir. Şiddetin kusur düzeyine etkisi önemlidir; ancak tazminat miktarı sabit tarifeye göre belirlenmez.

    Boşanmada manevi tazminat (TMK m. 174/2)

    Boşanmaya sebep olan olaylarla kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu diğer taraftan manevi tazminat talep edebilir. Şiddetin türü, yoğunluğu, ispatı ve kişilik hakkına etkisi burada değerlendirilir. Şiddetle bağlantılı bir ceza dosyası bulunması, boşanma tazminatı konusunda tek başına otomatik sonuç doğurmaz.

    Nafaka ile kusur değerlendirmesi

    Dava sırasındaki tedbir nafakası, boşanma sonrasındaki yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası farklı hukuki koşullara tabidir. Şiddet iddialarının tüm nafaka türlerine aynı şekilde etki ettiğini varsaymak yanlıştır. Yoksulluk nafakasında TMK m. 175 kapsamında talepte bulunanın daha ağır kusurlu olmaması kuralı ayrıca önem taşır. Güncel norm denetimi kararlarının yürürlük tarihleri ve geçiş durumu ayrıca incelenmelidir.

    Çocuğun velayeti ve kişisel ilişki

    Velayet incelemesinde temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun doğrudan şiddete maruz kalması kadar ev içi şiddete tanıklığı, ebeveynle kurulacak kişisel ilişkinin güvenliği ve uzman değerlendirmeleri önem taşıyabilir. 6284 m. 5/1-ç, şartları varsa kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde gerçekleşmesine, sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına yönelik tedbirlere izin verir.

    Mal rejimi tasfiyesi otomatik olarak değişir mi?

    Hayır. Boşanmada kusur, TMK m. 174 kapsamında tazminat; edinilmiş mallara katılma rejimindeki alacak ise ayrı kanuni esaslar üzerinden değerlendirilir. Şiddet, malvarlığı transferleri, tasfiyeye eklenecek değerler, mal kaçırma veya borçlandırma iddialarıyla iç içe geçtiğinde ilgili taleplerin ayrı ayrı hazırlanması gerekir.

    20. Şiddet nasıl ispatlanır? Delil listesi, ceza şikayeti ve aile mahkemesi

    İspatta ilk adım, olayları tarihlere göre ayrıştırmaktır. Yalnızca “psikolojik şiddet uyguladı” veya “ekonomik baskı yaptı” demek yerine somut fiillerin, mümkünse tarih aralıklarının, olay yerinin, tanıkların ve mevcut kayıtların belirlenmesi önemlidir. Ceza yargılamasında masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi geçerlidir; özel hukukta deliller ilgili usul hukukuna göre değerlendirilir.

    İspat açısından kullanılabilecek materyaller

    • Sağlık ve adli muayene belgeleri: Yaralanma, tedavi ve ilgili bulguların kayıtları.
    • Kolluk ve savcılık evrakı: Olay tutanağı, başvuru numarası, ifadeler, koruma kararları ve ihlal tutanakları.
    • Tanık anlatımları: Tanığın doğrudan gördüğü veya duyduğu somut olaylar.
    • Dijital kayıtlar: Hukuka uygun biçimde elde edilen mesajlar, elektronik postalar, arama geçmişi, açık sosyal medya içerikleri.
    • Mali belgeler: Banka hareketleri, ücret ödeme kayıtları, zorla borçlandırmaya ilişkin belgeler ve ilgili yazışmalar.
    • Uzman raporları: Sosyal inceleme, psikolojik değerlendirme veya teknik bilirkişi incelemesi gerektiğinde uzman incelemesi.
    • Kamera kayıtları: Hukuka uygun yollarla temin edilmiş kayıtlar; silinme riskinde vakitlice muhafaza talebi.

    Gizli ses kaydı alınabilir mi? Eşin telefonuna girilebilir mi?

    Bu konularda kategorik izin yoktur. İzinsiz erişim, haberleşmenin gizliliğinin ihlali, özel hayatın gizliliğine müdahale veya kişisel veri ihlali doğurabilir. Kayıtların istisnai koşullarda hukuka uygunluğu içtihatlar uyarınca olay özelinde değerlendirilir; “delil için yapıldığı” gerekçesi her yöntemi meşru kılmaz. Kişinin kendi telefonundaki gelen mesajı saklaması ile karşı tarafın gizli hesabına izinsiz erişerek veri toplaması hukuken aynı değildir.

    6284 tedbiri için delil şartı ile dava ispatı farklıdır

    Kanunun m. 8/3 hükmünün koruyucu tedbire ilişkin ispat kolaylığı, boşanma davasında bir kusur olgusunun veya ceza davasında suçun delilsiz kabul edilmesi anlamına gelmez. Başvuru süreci planlanırken acil güvenlik tedbirleri, adli soruşturma ve özel hukuk talepleri ayrı kulvarlar olarak ele alınmalıdır.

    21. 2025–2026 Anayasa Mahkemesi kararlarında 6284 uygulaması

    E.F. ve D.A. başvurusu – 3 Aralık 2025, B. No: 2023/11066

    Anayasa Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun çerçevesinde verilmiş tedbir kararlarına yönelik esaslı itirazların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar, koruma prosedürünün hızlı yürütülmesi gerekliliği ile ilgililerin temel usuli haklarının birlikte korunması gerektiğini hatırlatır. Bu karar tüm 6284 tedbirlerinin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Karar kaydı.

    Ekrem Kara başvurusu – 7 Ocak 2026, B. No: 2021/63673

    Anayasa Mahkemesinin bu başvuruya ilişkin karar özetinde de 6284 kapsamındaki tedbire yöneltilen esaslı iddiaların itiraz merciince karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlali tespit edilmiştir. Bu gelişme, tedbire itirazın sadece şekli bir denetim olarak görülemeyeceği ve ileri sürülen belirleyici hususların gerekçeli biçimde incelenmesi gerektiği yönünden önem taşır. AYM kararlar listesi.

    A.A. başvurusu – 5 Şubat 2025, B. No: 2021/47090

    Bu başvuru, 6284 kapsamında verilen önleyici tedbirin kaldırılması üzerine kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı bağlamında incelenmiş ve ihlal sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla 6284 uygulamasının anayasal yönü yalnızca aleyhine tedbir verilen kişinin usuli haklarıyla sınırlı değildir; şiddet tehlikesi karşısında etkili korumanın sağlanması da anayasal denetimin konusudur. AYM kararlar listesi.

    İçtihatların birlikte okunması: Tedbirin süratle uygulanması, mevcut riskin ciddiyetle ele alınması, ölçülülük, ilgili iddiaların gerekçeli olarak karşılanması ve etkili yargısal başvuru imkanı birbiriyle ilişkili güvencelerdir. Her karar kendi maddi vakıaları içinde okunmalıdır.

    22. 2026–2030 yeni dönem: Dijital şiddet, risk temelli müdahale ve adalete erişim

    25 Kasım 2025 tarihli ve 2025/19 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile duyurulan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele V. Ulusal Eylem Planı (2026–2030), şiddetsiz yaşam ve saygı kültürü; etkin hukuki koruma ve adalete erişim; risk odaklı ve uzmanlaşmış müdahale; psikolojik iyi oluş ve sosyoekonomik güçlenme; davranışsal dönüşüm ve toplumsal katılım alanlarını esas almaktadır. Dijitalleşme ve yapay zeka, planın yatay politika alanları arasındadır.

    Bu metin bir ulusal politika ve uygulama yol haritasıdır; her bir başlığın kendiliğinden yeni bir suç veya bireysel dava hakkı yarattığı söylenemez. Hukuki talepler için yürürlükteki kanun hükümleri ve somut olayın koşulları esas alınır. Resmi eylem planı.

    İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun aynı şey midir?

    Hayır. İstanbul Sözleşmesi uluslararası bir andlaşma; 6284 sayılı Kanun ise Türk iç hukukunun koruyucu ve önleyici tedbir düzenlemesidir. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi üzerine ortaya çıkan hukuki ve anayasal tartışmalar ayrı bir inceleme konusudur. 6284 sayılı Kanun yürürlüktedir; şiddet karşısında ulusal hukuktaki koruma mekanizmalarının uygulanması devam eder.

    23. Şiddete maruz kalan kişi ne yapmalı? Hukuki ve fiili güvenlik yol haritası

    1. Önce güvenlik: Yakın veya devam eden tehlikede 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım talep edin; gerekiyorsa güvenli bir yere geçin.
    2. Sağlık ve adli destek: Yaralanma veya cinsel şiddet riski varsa sağlık kuruluşuna başvurun; olayın ayrıntılı kayıt altına alınmasını isteyin.
    3. 6284 tedbiri: Kolluk, yetkili makamlar veya aile mahkemesi aracılığıyla somut tehlikeye uygun koruma ve önleme tedbirlerinin değerlendirilmesini talep edin.
    4. Başvuru kanalları: ALO 183, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), Aile ve Sosyal Hizmetler birimleri ve KADES gibi resmi kanallardan destek alın.
    5. Delillerin muhafazası: Mesajlar, tıbbi kayıtlar, varsa mevcut kararlar ve ihlal tarihlerini hukuka uygun biçimde düzenleyin. Risk yaratacak şekilde faili yüzleştirmeye veya takip etmeye çalışmayın.
    6. Birden çok süreç ihtimali: Ceza şikayeti, 6284 tedbiri, boşanma, velayet, nafaka ve tazminat taleplerini birbirine karıştırmadan planlayın.
    7. Karar ihlali: Yaklaşmama veya iletişim yasağının ihlalinde vakit kaybetmeden yetkili kolluğa bildirin; ihlalin tespit edilmesini isteyin.

    Resmi başvuru kurumları ve iletişim kanalları: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı – Şiddete Maruz Kalındığında.

    24. Şiddet türleri hakkında sık sorulan sorular

    1. Psikolojik şiddet suç mudur?

    “Psikolojik şiddet” tek başına TCK’da bağımsız bir suç başlığı değildir. Fiil tehdit, hakaret, ısrarlı takip veya başka bir suçun unsurlarını karşılayabilir; ayrıca 6284 ve aile hukuku yönünden önem taşıyabilir.

    2. Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası açılabilir mi?

    Ekonomik baskı ve çalışmanın engellenmesi, koşulları varsa TMK m. 166 kapsamında boşanma sebebi olarak ileri sürülebilecek olgular arasındadır. Somut fiillerin ispatı ve kusur değerlendirmesi gereklidir.

    3. Şiddet olmadan uzaklaştırma kararı istenebilir mi?

    6284, gerçekleşmiş şiddetin yanı sıra şiddete uğrama tehlikesini de kapsamına alır. Tedbirin verilip verilmeyeceği ilgili kişinin durumu ve risk değerlendirmesine göre belirlenir.

    4. Uzaklaştırma kararı almak için hastane raporu şart mı?

    Hayır. 6284 m. 8/3 uyarınca koruyucu tedbir için şiddetin gerçekleştiğine ilişkin delil veya belge aranmaz. Ceza ve boşanma davasındaki ispat rejimi ise farklıdır.

    5. Boşanmış eş sürekli takip ederse ne olur?

    Koşullar oluştuğunda TCK m. 123/A’da düzenlenen ısrarlı takip suçu ve 6284 kapsamında uygun tedbirler gündeme gelebilir. Israr, güvenlik kaygısı ve diğer kanuni unsurlar değerlendirilmelidir.

    6. Eşin telefonuna izinsiz girip mesaj okumak suç mudur?

    Haberleşmenin gizliliği, özel hayat ve kişisel verilerin korunması hükümleri açısından hukuki sorumluluk doğabilir. Olayın erişim yöntemi, rıza ve içerik gibi özellikleri önemlidir.

    7. Şiddet gören erkek de 6284’ten yararlanabilir mi?

    6284 yalnızca kadınlara uygulanacak biçimde düzenlenmemiştir. Kanunun kapsamına giren aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları bakımından somut koşullar uyarınca tedbir değerlendirilir.

    8. Aile içindeki şiddeti üçüncü kişi ihbar edebilir mi?

    Evet. 6284 m. 7, şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesi hâlinde herkesin ilgili makamlara ihbarda bulunabileceğini düzenler.

    9. Uzaklaştırma kararına rağmen mesaj atılırsa ne olur?

    Kararda iletişim yasağı bulunuyorsa ihlal iddiası ortaya çıkabilir; kanuni koşullarla zorlama hapsi ve eylem ayrı bir suç oluşturuyorsa ceza süreci gündeme gelebilir.

    10. Her tartışma psikolojik şiddet sayılır mı?

    Hayır. Davranışın içeriği, sürekliliği, baskı ve korkutma niteliği ile etkileri dikkate alınmalıdır. Hukuki sonuç somut olaya bağlıdır.

    11. Cinsel şiddet evlilik içinde de söz konusu olur mu?

    Evet. Evlilik tek başına bütün cinsel davranışlara rıza verildiği anlamına gelmez. Fiilin niteliğine göre ceza hukuku ve koruma tedbirleri uygulanabilir.

    12. Şiddet kesinleşmiş ceza kararı olmadan boşanmada ele alınabilir mi?

    Evet. Ceza mahkumiyeti ile boşanma yargılamasındaki maddi olgu ve kusur incelemesi farklı değerlendirmelerdir. Deliller ilgili hukuk yargılaması kurallarıyla incelenir.

    13. Şiddet uygulayan eş mal paylaşımından tamamen çıkarılır mı?

    Hayır. Boşanma kusuruyla mal rejimi tasfiyesi aynı şey değildir. Yalnızca kanunun özel olarak öngördüğü koşullar ve somut malvarlığı işlemleri çerçevesinde sonuç doğabilir.

    14. Çocuğa yönelik şiddet velayeti etkiler mi?

    Evet. Çocuğun güvenliği ve üstün yararı temel ölçüttür; doğrudan şiddet ve ev içi şiddete tanıklık, velayet ve kişisel ilişki değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

    15. Koruma kararı kaç aylık verilebilir?

    6284 m. 8’e göre ilk karar en çok altı ay için verilebilir. Tehlikenin sürmesi hâlinde tedbirin uzatılması, değiştirilmesi veya devamına karar verilebilir.

    16. Tedbir kararına itiraz süresi kaç gündür?

    6284 m. 9 gereği tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. İtiraz somut olay ve karar içeriğine göre hazırlanmalıdır.

    17. Sosyal medya hesabından takip ve mesaj ısrarlı takip midir?

    Her mesaj tek başına suç değildir. TCK m. 123/A’daki ısrar ve ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi unsurları somut olayda oluşuyorsa suç gündeme gelebilir.

    18. KADES ve ALO 183 ne işe yarar?

    KADES şiddet ihbarına yönelik resmi mobil uygulamadır; ALO 183 sosyal destek ve şiddetle mücadele hattı danışmanlık ve ihbar imkanları sunar. Yakın ve ciddi tehlikede 112 Acil Çağrı Merkezi kullanılmalıdır.

    19. Şiddet mağduru boşanmadan önce nafaka isteyebilir mi?

    Hukuki koşullara göre evlilik birliği devam ederken veya 6284 tedbiri çerçevesinde nafakayla ilgili talepler değerlendirilebilir. Talebin dayanağı, mevcut mahkeme kararı ve mali durum ayrıca incelenmelidir.

    20. Mahkeme uzaklaştırma kararını reddederse ne yapılır?

    Somut kararın gerekçesi ve başvuru yolları incelenmelidir. Yeni olay veya devam eden tehlike varsa uygun yeniden başvuru ve diğer koruma seçenekleri değerlendirilir; acil risk varsa resmi makamlara hemen bildirilir.

    25. Sonuç: Şiddet türlerini doğru belirlemek neden önemlidir?

    Şiddetin fiziksel bir saldırıyla sınırlı olmadığı güncel mevzuatın açık sonucudur. Psikolojik baskı, ekonomik kontrol, cinsel zorlama, sosyal izolasyon, dijital gözetim ve ısrarlı takip gibi davranışlar, bir yandan kişiyi korumaya yönelik 6284 tedbirlerinin, diğer yandan somut olayda ceza hukuku veya boşanma hukukunun inceleme alanına girebilir. Ancak her olay tek bir hukuki etiketle çözülemez.

    İsabetli hukuki değerlendirme için öncelikle fiillerin somutlaştırılması, acil güvenlik riskinin belirlenmesi, delillerin hukuka uygun biçimde korunması, ilgili başvuru merciinin seçilmesi ve ceza ile özel hukuk taleplerinin ayrı ayrı temellendirilmesi gerekir. Şiddet, kusur, tazminat, velayet ve mal paylaşımı farklı sorulara cevap veren hukuki başlıklardır.

    İlgili hukuk alanlarında değerlendirme: Av. Murat Can Dolğun – TD Hukuk ve Danışmanlık Ofisi. İnternet sitesi: www.dolgun.av.tr | www.td-lawfirm.com | Telefon: 0 212 299 44 22.

    Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacı taşır; somut olay hakkında danışmanlık, hukuki görüş veya sonuç garantisi değildir. Yayım tarihi: 17 Ekim 2026. Mevzuat ve kararların daha sonraki değişiklikleri ayrıca kontrol edilmelidir.

    26. Mevzuat, Anayasa Mahkemesi kararları ve resmi kaynaklar

    1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, özellikle m. 1–9 ve m. 13. Konsolide metin.
    2. 6284 sayılı Kanun’a İlişkin Uygulama Yönetmeliği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. Resmi PDF.
    3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 86–87, 96, 102–107, 109, 123, 123/A, 125, 132–136. m. 123/A metni.
    4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 162, 166, 169, 174, 175, 182, 229, 236.
    5. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417; ilgili usul hükümleri.
    6. AYM, E.F. ve D.A., B. No: 2023/11066, 03.12.2025. Karar.
    7. AYM, Ekrem Kara, B. No: 2021/63673, 07.01.2026. Kararlar veri tabanı.
    8. AYM, A.A., B. No: 2021/47090, 05.02.2025. Kararlar veri tabanı.
    9. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele V. Ulusal Eylem Planı (2026–2030). Resmi kaynak.
    10. 2025/19 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Resmi Gazete, 25.11.2025, sayı 33088. Genelge metni.
    11. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Şiddete Maruz Kalındığında, başvuru kurumları, KADES ve ALO 183. Resmi bilgi sayfası.
    12. Adalet Bakanlığı, 17.12.2019 tarihli ve 154/1 sayılı Genelge, 6284 sayılı Kanun’un uygulanması. Açıklama ve Genelge bağlantısı.
  • Çekişmeli Boşanma Davası 2026: Kusur, Tazminat, Nafaka, Mal Paylaşımı ve Mal Ayrılığı Sözleşmeleri

    Çekişmeli Boşanma Davası 2026: Kusur, Tazminat, Nafaka, Mal Paylaşımı ve Mal Ayrılığı Sözleşmeleri

    Çekişmeli Boşanma Davası 2026: Kusur, Tazminat, Nafaka, Mal Paylaşımı ve Mal Ayrılığı Sözleşmeleri

    Güncelleme tarihi: 17 Ekim 2026 | Hukuki inceleme: Av. Murat Can Dolğun

    Çekişmeli boşanma davasında uyuşmazlık yalnızca evliliğin sona erdirilip erdirilmeyeceğinden ibaret değildir. Eşlere hangi davranışların kusur olarak yüklenebileceği; maddi ve manevi tazminatın koşulları; tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası; çocukların velayeti; evlilik sırasında edinilen taşınmazlar, banka hesapları, şirket payları ve borçların tasfiyesi çoğu dosyada birbirine bağlı fakat hukuken ayrı incelemeler gerektirir. Üstelik eşlerin daha önce imzaladığı bir mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, sözleşmenin hangi tarihten itibaren sonuç doğurduğu ve mevcut kazanılmış haklara etkisi davanın mali sonucunu değiştirebilir.

    Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 2024–2026 dönemindeki önemli Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ışığında hazırlanmıştır. Amaç, boşanma davasının farklı hukuki katmanlarını ve somut olayda incelenmesi gereken delilleri sistematik biçimde açıklamaktır.

    1. 2026 yılında boşanma hukukundaki önemli gelişmeler

    1.1. Süresiz yoksulluk nafakası ibaresi iptal edildi; karar henüz yürürlüğe girmedi

    Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; iptal hükmünün yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Buna göre yürürlük tarihi 30 Haziran 2027‘dir.

    17 Ekim 2026 itibarıyla karar, mevcut yoksulluk nafakalarını kendiliğinden sona erdirmez; mahkemelerin bütün nafakaları belirli bir süreye bağladığı anlamına da gelmez. Yoksulluk nafakasının koşulları, değiştirilmesi ve kaldırılması değerlendirilirken halen yürürlükte olan hükümler ve somut dosyanın koşulları dikkate alınmalıdır. Anayasa Mahkemesi gerekçesinde evlilik süresi, yaş, sağlık, çalışma kapasitesi ve ekonomik bağımsızlık gibi ölçütlerin dikkate alınmasını; bazı somut durumlarda ise daha uzun süreli korumaya olanak tanıyan ölçülü bir sistem kurulmasını vurgulamıştır.

    Kaynak: Anayasa Mahkemesi, 30.09.2026 tarihli basın duyurusu.

    1.2. Boşanma davasının reddinden sonra ortak hayat kurulamaması: Bir yıllık süre

    7532 sayılı Kanun ile TMK m. 166/4 yeniden düzenlenmiş; önceki boşanma davasının reddi kararının kesinleşmesinden itibaren aranan üç yıllık süre bir yıla indirilmiştir. Ortak hayatın bu süre içinde yeniden kurulamaması halinde eşlerden birinin istemi üzerine boşanma kararı verilebilmesine yönelik düzenleme uygulanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat 2026 tarihli, E.2025/203, K.2026/39 sayılı kararıyla yeni düzenlemedeki “bir yıl” ibaresine yönelik iptal istemini reddetmiştir. Burada esas alınacak tarih ilk davanın açılması değil, ret kararının kesinleşmesidir.

    1.3. Mal rejimi sözleşmesinin geçmişe etkisi ve feragat konusunda belirleyici kararlar

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2023/7024, K.2024/6794 sayılı kararı, sonradan yapılan mal rejimi değişikliği sözleşmesinin kural olarak geçmişteki mal rejimi dönemini geriye dönük biçimde ortadan kaldıramayacağını ortaya koymaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29 Nisan 2026 tarihli, E.2025/354, K.2026/267 sayılı kararı ise belirsiz bir haklardan vazgeçme beyanının, açıkça mal rejimi tasfiyesini kapsamıyorsa katılma alacağını sona erdirmeyeceğini vurgulamıştır. Bu iki karar sözleşme metninin tarihini ve kapsamını boşanma dosyalarında özellikle önemli kılmaktadır.

    2. Çekişmeli boşanma davası nedir, hangi mahkemede açılır?

    Eşlerin boşanma konusunda, boşanma sebebinde veya boşanmanın mali ve çocuklara ilişkin sonuçlarında anlaşamaması halinde uyuşmazlık çekişmeli yargılamada çözülür. Davacı eş ileri sürdüğü boşanma nedenlerini usulüne uygun vakıa ve delillerle ispatlamalı; davalı eş ise savunma ve gerektiğinde karşı dava yoluyla kendi taleplerini ileri sürebilmelidir. Davanın açılmış olması tek başına boşanma kararı anlamına gelmez.

    Boşanma davalarında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ilgili asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapabilir. TMK m. 168 gereğince yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Dolayısıyla davalının mutlaka bulunduğu şehirde dava açılması gerektiği düşüncesi doğru değildir.

    2.1. Çekişmeli boşanma ile anlaşmalı boşanma arasındaki fark

    Anlaşmalı boşanmada TMK m. 166/3’ün evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, taraf iradelerinin hâkim tarafından bizzat dinlenmesi ve mali sonuçlarla çocukların durumuna ilişkin düzenlemenin uygun bulunması gibi koşulları aranır. Çekişmeli boşanmada ise deliller toplanır, kusur ve talepler incelenir. Çekişmeli başlayan bir dava, koşulları oluşursa anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir; ancak tarafların yalnızca birbirini boşamayı kabul etmesi, tüm mali uyuşmazlıkların çözüldüğünü göstermez.

    2.2. Boşanmanın fer’î sonuçları ile mal rejimi tasfiyesi farklıdır

    TMK m. 174 kapsamındaki boşanma tazminatı; TMK m. 175 kapsamındaki yoksulluk nafakası ve çocuklara ilişkin kararlar ile TMK m. 202 ve devamındaki katılma alacağı, değer artış payı ve mal rejimi tasfiyesi birbirinin yerine geçmez. Tarafın manevi tazminat kazanması, otomatik olarak evin tapusunun kendisine geçmesini sağlamaz. Mal rejimi davası, boşanma davası sürerken ayrıca açılabilir; tasfiyenin esastan karara bağlanması için boşanmanın kesinleşmesinin beklenmesi söz konusu olabilir.

    3. Boşanma sebepleri: TMK 161–166

    3.1. Zina nedeniyle boşanma (TMK m. 161)

    Sadakat yükümlülüğüne aykırılık ile hukuki anlamda zina aynı kavram değildir. Zina özel boşanma sebebidir; bu hukuki sebebe dayanan davada, eylemin niteliği ve ispatı ayrıca incelenir. Hak sahibi eşin zinayı öğrenmesinden itibaren altı ay, her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmesiyle bu özel sebebe dayalı dava hakkı düşer. Affeden eş bu sebebe dayanarak dava açamaz. Ancak özel sebebe dayanma hakkının düşmesi, farklı vakıaların TMK m. 166 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusundan ayrıdır.

    3.2. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162)

    Eşe yönelik öldürmeye teşebbüs, ciddi kötü muamele veya ağır derecede onur kırıcı davranış bu madde kapsamında incelenebilir. Maddenin öngördüğü öğrenmeden itibaren altı ay ve olaydan itibaren beş yıllık hak düşürücü süreler ile affetme sonucu ayrıca değerlendirilmelidir. Şiddet içeren vakıalarda ceza ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma işlemleri, boşanma davasından bağımsız önem taşır.

    3.3. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163)

    Her suç mahkumiyeti kendiliğinden bu madde uyarınca boşanma sebebi oluşturmaz. Kanun, küçük düşürücü suç veya haysiyetsiz hayat sürme yanında ortak hayatın sürdürülmesinin diğer eşten beklenememesi şartını içerir. Somut olay, fiilin niteliği ve evlilik birliğine etkisi birlikte incelenir.

    3.4. Terk (TMK m. 164)

    Terk, yalnızca eşin başka evde oturması değildir. Kanunun öngördüğü terk iradesi, haklı nedenin bulunup bulunmadığı, en az altı aylık süre ve usulüne uygun ihtar koşulları değerlendirilir. Şiddet nedeniyle ortak konuttan ayrılan eşin durumuyla evlilik yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla ayrılan eşin durumu bir tutulamaz.

    3.5. Akıl hastalığı (TMK m. 165)

    Akıl hastalığı nedeniyle ortak hayatın diğer eş bakımından çekilmez hale gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespiti kanuni çerçevenin temel unsurlarıdır. Yalnızca bir teşhis veya tedavi kaydı otomatik boşanma sebebi sayılmaz.

    3.6. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166)

    Çekişmeli boşanma davalarında sık karşılaşılan genel sebep, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmasıdır. Mahkeme, iddia edilen davranışların gerçekleşip gerçekleşmediğini, evlilik birliğine etkisini ve tarafların kusur durumunu birlikte ele alır. Davacının daha ağır kusurlu olduğu durumlarda davalının itiraz hakkı bulunabilir; bunun dürüstlük kuralına aykırı kullanılması ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmaması istisnası ayrıca incelenir.

    4. Çekişmeli boşanmada kusur nasıl belirlenir?

    Boşanma kusuru ile malvarlığının paylaşılması farklı hukuki ölçütlere dayanır. Kusur, özellikle TMK m. 166 çerçevesindeki boşanma ve TMK m. 174 tazminat taleplerinde belirleyicidir. Buna karşılık edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağının varlığı, kural olarak “kim daha kusurlu” sorusuyla belirlenmez. TMK m. 236/2’deki zina veya hayata kast nedeniyle boşanmaya özgü istisna saklıdır.

    4.1. Kusur oluşturabilecek davranışlar

    Dosyanın özelliğine ve ispat durumuna göre fiziksel veya psikolojik şiddet, tehdit, hakaret, aşağılayıcı sözler, sadakat yükümlülüğünü ihlal, güven sarsıcı ilişki, evlilik birliğine ilgisizlik, eşin ekonomik bağımsızlığını hukuka aykırı biçimde kısıtlama, ortak giderlere gücü ölçüsünde katılmama ve evlilik birliğinin yükümlülüklerini sistematik biçimde ihmal etme kusur değerlendirmesine konu olabilir. Her davranışın ağırlığı, süresi, bağlamı, karşılıklı olaylar ve tanıkların doğrudan bilgisi önemlidir.

    Her aile içi tartışma, tek başına ağır kusur teşkil etmez. Bir eşin çalışması, eğitimine devam etmesi, kendi ailesiyle görüşmesi veya tek başına boşanma istemesi kendiliğinden kusur değildir. Değerlendirme cinsiyet kalıplarına değil kanuni evlilik yükümlülüklerine ve ispatlanan olgulara dayanmalıdır.

    4.2. Eşit kusur, ağır kusur ve az kusur ayrımı

    Tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi, TMK m. 174’e dayalı maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından olumsuz sonuç doğurabilir. Kanun, maddi tazminat isteyecek eşin kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olmasını arar. Manevi tazminat bakımından buna ek olarak kişilik hakkına saldırı koşulu bulunur. “İki taraf da hata yaptı” şeklindeki yüzeysel değerlendirme, olayların ağırlığı karşılaştırılmadan yapıldığında hatalı sonuç doğurabilir.

    4.3. 2026 Yargıtay kararlarından çıkarılabilecek ilkeler

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.03.2026 tarihli, E.2025/7504, K.2026/2938 sayılı kararında hatalı eşit kusur belirlemesinin maddi tazminat talebine etkisi nedeniyle bozma yapılmıştır. 09.06.2026 tarihli, E.2026/295, K.2026/6198 sayılı kararda da kusurun yanlış belirlenmesiyle bağlantılı tazminat değerlendirmesi ele alınmıştır. Bu kararların ortak mesajı, boşanma dosyasında her bir kusur vakıasının ayrı ve somut biçimde değerlendirilmesi gerektiğidir.

    Diğer taraftan 10.02.2026 tarihli, E.2025/6644, K.2026/1407 sayılı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında manevi tazminat miktarının belirlenmesinde sosyal ve ekonomik durum, paranın alım gücü ve kişilik hakkına yönelik saldırının ağırlığı gözetilmiştir. Bu içtihat, yalnızca tazminata hak kazanmanın değil hükmedilecek tutarın gerekçelendirilmesinin de önemli olduğunu gösterir.

    2026/2938 sayılı karar; 2026/6198 sayılı karar; 2026/1407 sayılı karar.

    4.4. Önceden bağışlanan veya affedilen davranışlar

    Bir olaydan sonra evliliğin bilinçli şekilde sürdürülmesi, barışma veya affetme niteliğindeki davranışlar ilgili vakıanın kusur olarak değerlendirilmesini etkileyebilir. Ancak aynı evde kalmak, tek başına her davranışın affedildiği anlamına gelmez. Barışma iddiasının kapsamı, zamanı ve tarafların fiili davranışları araştırılmalıdır.

    5. Boşanma davasında deliller: Hangi belgeler önemlidir?

    HMK m. 187–190 uyarınca uyuşmazlığa etkili vakıaların ispatı ve delillerin hukuka uygunluğu esastır. TMK m. 184 ise boşanma yargılamasına özgü hükümler içerir. Mahkeme, soyut kanaatler yerine olgusal, zaman ve olay bağlamı kurulabilen deliller üzerinden değerlendirme yapar.

    5.1. Tanık beyanları

    Tanığın gördüğü veya doğrudan duyduğu belirli bir olay ile başka kişilerden işittiği söylenti aynı ispat gücüne sahip değildir. “Sürekli kavga ederlerdi” gibi genel cümlelerin aksine olayın tarihi, yeri, kimlerin bulunduğu, hangi söz veya davranışın gerçekleştiği ve tanığın bunu nasıl öğrendiği önemlidir. Akraba tanıkların ifadeleri sırf akrabalık nedeniyle yok sayılamaz; yine de beyanın tutarlılığı ve somutluğu incelenir.

    5.2. WhatsApp, SMS, e-posta ve sosyal medya

    Mesajlaşmalar, usulüne uygun ve hukuka uygun yoldan elde edilmişse delil olarak değerlendirilebilir. Ancak ekran görüntüsünün içerik ve bütünlüğü, karşı tarafın kimliği, tarih ve bağlamı tartışma yaratabilir. Başkasının şifresini kırmak, hesabına izinsiz girmek, cihazına casus yazılım yüklemek veya özel haberleşmesini hukuka aykırı şekilde ele geçirmek ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. HMK m. 189/2 gereğince hukuka aykırı elde edilmiş delil bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

    5.3. Otel, seyahat, konaklama, kamera ve telefon kayıtları

    İlgili kurum kayıtlarına mahkeme aracılığıyla ulaşılması istenebilir. Her veri talebi kabul edilecek anlamına gelmez; ilgili kayıtların somut uyuşmazlıkla bağlantısı, ölçülülük ve kişisel verilerin korunması gözetilmelidir. Telefon görüşme dökümü, görüşmenin yapıldığını gösterebilse bile görüşme içeriğini veya zina eylemini tek başına ispatlamayabilir.

    5.4. Adli raporlar, şiddet kayıtları ve koruma kararları

    Hastane muayeneleri, adli rapor, kolluk tutanakları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kararlar birbiriyle birlikte incelenebilir. Tedbir kararı ile kusurun kesin olarak ispatlanmış sayılması aynı şey değildir. Her belgenin hukuki fonksiyonu, tarihi ve olaya ilişkin içeriği önemlidir.

    5.5. Mali deliller

    Banka hesap hareketleri, kredi ve kredi kartı dökümleri, vergi kayıtları, SGK bilgileri, işyeri ve şirket kayıtları, tapu ve araç sicili, maaş bordroları, e-faturalar ve taşınmaz değerleme belgeleri özellikle tazminat, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi açısından önem taşır. Gelirin görünür kısmı ile ekonomik gücün tamamı aynı olmayabilir. Hukuka uygun yollarla elde edilen belgeler ve mahkemenin ilgili kurumlardan isteyeceği kayıtlar birlikte değerlendirilmelidir.

    6. Boşanmada maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174)

    6.1. Maddi tazminatın koşulları

    TMK m. 174/1, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaati zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu tarafa kusurlu diğer eşten uygun bir maddi tazminat isteme imkanı verir. Bu tazminat, evlilik içinde alınan bütün malların yarısı veya karşı taraftan talep edilen her meblağ anlamına gelmez. Boşanma sebebiyle zedelenen menfaatlerin, tarafların ekonomik koşullarının ve kusur durumunun birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    6.2. Manevi tazminatın koşulları

    TMK m. 174/2 uyarınca manevi tazminat için boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarına saldırı bulunması aranır. Salt boşanma, üzüntü veya evliliğin bitmiş olması tek başına manevi tazminat sebebi değildir. Şiddet, ağır hakaret, aşağılayıcı fiiller veya somut olayda kişilik hakkını ihlal eden diğer eylemler bu kapsamda tartışılabilir. Yargıtay kararları ağır kusur ile kişilik hakkına saldırının ayrı koşullar olduğunu vurgulamaktadır.

    6.3. Tazminat tutarı nasıl belirlenir?

    Mahkeme; ispatlanan fiillerin ağırlığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, zedelenen menfaatleri ve hakkaniyet ilkelerini dikkate alır. Kanunda her aldatma, hakaret veya şiddet vakıası için sabit bir tazminat tarifesi bulunmaz. Talep miktarı, zarar ve kusur analiziyle orantılı kurulmalı; mahkemeye taleple bağlılık ve usule ilişkin sonuçlar gözetilerek sunulmalıdır.

    6.4. Boşanma tazminatı mal paylaşımı yerine geçer mi?

    Hayır. Örneğin 400.000 TL maddi tazminat ve 600.000 TL manevi tazminat hükmedilmesi, eşin edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan olası alacağını doğrudan ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde tazminat talebi reddedilen eşin, mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkı bulunabilir. Taleplerin yasal sebepleri ayrıdır.

    7. Boşanma davasında nafaka türleri ve 2026 değişikliği

    Nafaka türü Temel işlev Dikkat edilecek husus
    Tedbir nafakası Dava sırasında geçim ve bakım ihtiyacının karşılanması TMK m. 169 kapsamında geçici önlemler; boşanmadaki nihai kusur hükmüyle özdeş değildir.
    Yoksulluk nafakası Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin geçimine katkı TMK m. 175; isteyenin kusuru daha ağır olmamalıdır. 2026 AYM iptal kararının yürürlüğü ertelenmiştir.
    İştirak nafakası Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım TMK m. 182 ve ilgili hükümler; öncelikle çocuğun menfaati ve tarafların güçleri dikkate alınır.

    7.1. Tedbir nafakası

    TMK m. 169 uyarınca hâkim, dava sürerken tarafların barınma ve geçimine, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri alır. Tedbir nafakası yönünden mahkemenin henüz kesin bir boşanma kusuru belirlemesi yapmamış olması önemlidir. Talebin değerlendirilmesinde tarafların gelirleri, giderleri ve geçici korunma ihtiyacı dikkate alınır.

    7.2. Yoksulluk nafakası

    Yoksulluk nafakası bakımından başlıca sorular şunlardır: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşülüyor mu? İsteyenin kusuru diğer eşten daha ağır mı? Diğer eşin mali gücü ne düzeyde? İhtiyaç ve ödeme kapasitesi gerçek belgelerle ortaya konulabiliyor mu? Çalışan eşin nafaka alamayacağına veya ev hanımı eşin her durumda nafaka kazanacağına dair mutlak bir kural yoktur. Gelirin yeterliliği, yaşam koşulları ve yoksulluk ölçütü somut olayda incelenir.

    Güncel hukuki durum: TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal kararının 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek olması, 2026’da bir yıldan veya beş yıldan sonra nafakanın kendiliğinden sona ereceği anlamına gelmez. Kanun koyucunun sonraki düzenlemeleri ve o tarihte yürürlükteki normlar ayrıca izlenmelidir.

    7.3. İştirak nafakası

    Velayeti kendisine bırakılmayan eş, mali gücü oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılır. Nafaka çocukların yaşına, sağlık ve eğitim gereksinimlerine, ebeveynlerin gelirlerine göre belirlenir. Tarafların birbirine duyduğu kişisel husumet, çocuğun bakım ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

    7.4. Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması

    TMK m. 176 ve ilgili düzenlemeler uyarınca ekonomik ve sosyal koşulların değişmesi nafakanın uyarlanmasını gündeme getirebilir. Yoksulluk nafakası irat şeklinde kararlaştırıldığında yeniden evlenme, taraflardan birinin ölümü ve kanundaki diğer sona erme veya kaldırma sebepleri değerlendirilir. Bu konuda her dosyanın güncel delilleri ve hüküm fıkrasının içeriği belirleyicidir.

    8. Velayet, çocukla kişisel ilişki ve dava sırasındaki geçici önlemler

    Velayet, ebeveynlerden birine verilen ödül veya diğerine uygulanan ceza değildir. Çocuğun üstün yararı, güvenliği, gelişimi, yaşı, eğitim düzeni, sağlık durumu ve uygun koşullarda görüşü dikkate alınır. Anne veya babanın yalnızca ekonomik yönden daha güçlü olması tek başına belirleyici değildir. Gerektiğinde sosyal inceleme ve uzman değerlendirmesine başvurulabilir.

    Çocukla kişisel ilişki düzenlemesi, velayet kararından farklı bir başlıktır. Şiddet ve istismar iddiaları varsa koruyucu yaklaşım, somut risk analizi ve ilgili koruma tedbirleri önem kazanır. Ayrıca boşanma davası süresince çocuğun kalacağı yer, bakım giderleri ve barınma düzeni hakkında geçici önlemler alınabilir.

    9. Eşler arasındaki mal rejimi türleri nelerdir?

    Türk hukukunda mal rejimi ile mülkiyet kaydının aynı kavram olmadığı özellikle vurgulanmalıdır. Tapunun yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, diğer eş lehine mal rejiminden doğan parasal bir alacak bulunmadığı sonucunu doğurmayabilir.

    Mal rejimi Temel ilke Önemli ayrım
    Edinilmiş mallara katılma TMK m. 202 uyarınca sözleşme yoksa geçerli yasal rejim Artık değere katılma ve değer artış payı gibi alacaklar gündeme gelebilir.
    Mal ayrılığı TMK m. 242: Eşler kendi malvarlıklarını yönetir Kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimindeki artık değer paylaşımı uygulanmaz.
    Paylaşmalı mal ayrılığı TMK m. 244 ve devamı Mal ayrılığıyla aynı değildir; kanundaki paylaşım mekanizmaları dikkate alınır.
    Mal ortaklığı TMK m. 256 ve devamı Ortaklık malları ve kişisel mallar özel kurallara tabidir.

    9.1. 1 Ocak 2002 öncesi ve sonrası ayrımı

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmesi, önceki evlilikler açısından dönemsel analizi zorunlu kılar. Önceki kanun dönemindeki yasal mal ayrılığı rejimi ve 4722 sayılı Kanun’un geçiş hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin 1995 yılında evlenmiş bir çiftin 1999’da aldığı taşınmaz ile 2015’te aldığı taşınmazın aynı rejime tabi olduğu peşinen söylenemez.

    10. Edinilmiş malların tasfiyesi: Ev, araç, banka ve şirket payları

    10.1. Edinilmiş mallar ve kişisel mallar

    TMK m. 219 kapsamında çalışma karşılığı edinimler, bazı sosyal güvenlik ödemeleri, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal niteliğinde olabilir. TMK m. 220 kapsamında rejimin başlangıcında sahip olunan değerler, miras veya karşılıksız kazanımlar, kişisel kullanım eşyaları, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler ise kural olarak kişisel maldır. Her bir değerin kaynağı ve finansmanı belgelerle belirlenmelidir.

    10.2. “Evlilikte alınan her şey yüzde 50 paylaştırılır” iddiası neden eksiktir?

    Katılma alacağı, diğer eşin tapulu malının otomatik yarısına ortak olma hakkı değildir. Önce aktif ve pasif değerler, kişisel mal katkıları, borçlar, denkleştirmeler, eklenmesi gereken değerler ve artık değer belirlenir. TMK m. 236/1 uyarınca kural olarak diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı doğar. Somut hesap kimi dosyada ciddi bir alacak, kimi dosyada ise borç ve kişisel mal sebepleriyle daha düşük veya sıfır sonuç doğurabilir.

    10.3. Krediyle alınan konut

    Taşınmazın edinildiği tarih, peşinatın kişisel ya da edinilmiş maldan karşılanıp karşılanmadığı, kredi taksitlerinin hangi dönemde ve hangi kaynakla ödendiği, bakiye kredi borcu ve değerleme zamanı birlikte incelenir. Krediyle edinilen daireye ilişkin hesap yalnızca bugünkü tapu değerinin ikiye bölünmesinden ibaret değildir.

    10.4. Şirket hisseleri, işletmeler ve mesleki kazançlar

    Şirket payının iktisap tarihi, sermaye kaynağı, payın mal rejimi başlangıcındaki varlığı, değer artışının niteliği, şirketin aktif-pasif yapısı ve tasfiye dönemindeki değerleme uzmanlığı önemlidir. Evlilik öncesi şirkete sahip olma ile evlilik sırasında ortaklık payı edinme farklı ihtimallerdir. TMK m. 221 kapsamında mesleki faaliyet veya işletme nedeniyle doğan bazı değerlerin, kanunun izin verdiği sınırlar içinde mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mal kabul edilmesi de mümkündür.

    10.5. Banka hesapları, yatırım araçları ve dijital varlıklar

    Hesabın kimin adına açıldığı tek başına belirleyici değildir. Hesaba giren paranın tarihi, kaynağı, dönüşen yatırımlar, kredi kullanımı, kişisel miras parası ve diğer mali hareketler araştırılmalıdır. Dijital varlıklar ve kripto varlıklar bakımından da malvarlığı değeri, aidiyet, edinim zamanı ve güvenilir değerleme ispatı önem taşır; ilgili varlık kategorisi için otomatik bir “paylaşılmaz” istisnası varsayılamaz.

    10.6. Değer artış payı ve denkleştirme

    TMK m. 227, bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız ya da uygun karşılık almaksızın katkısını düzenler. TMK m. 230 ise kişisel mal ile edinilmiş mal kesimleri arasında yapılan ödemeler nedeniyle denkleştirmeyi öngörür. Bu iki talep, katılma alacağından ayrışan hesaplamalar gerektirebilir.

    10.7. Mal rejimi ne zaman sona erer?

    TMK m. 225’e göre mahkemece boşanmaya karar verilmesi halinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. Bu sonuç, ilgili boşanma kararının verilmesi ve hukuken kesinleşmesi bağlamında değerlendirilir. Buna karşılık malların hesaplanmasında uygulanacak değerleme anı, eklenmesi gereken değerler ve kredi ilişkileri kendi özel kurallarına tabidir. “Dava açıldığı gün tüm mallar o günkü rayiç bedelle hesaplanır” genellemesi doğru değildir.

    10.8. Zina ve hayata kast nedeniyle boşanmada katılma payının azaltılması

    TMK m. 236/2, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkime kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltma veya kaldırma yetkisi tanır. Bu istisna, her sadakatsizlik iddiasına veya TMK m. 166 kapsamında verilen bütün boşanma kararlarına kendiliğinden uygulanmaz. Boşanma hükmünün hukuki sebebi, deliller ve özel koşullar dikkatle değerlendirilmelidir.

    11. Mal ayrılığı sözleşmesinin geçerlilik şartları

    Mal ayrılığı sözleşmesi, boşanma gündeme geldiğinde sıklıkla ileri sürülen önemli belgelerdendir. Ancak sözleşmenin üzerinde “mal ayrılığı” yazması onun her hükmünün hukuken geçerli olduğu anlamına gelmez. Kanunda öngörülen şekil, ehliyet, içerik ve irade koşulları birlikte incelenmelidir.

    11.1. Sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir

    TMK m. 203’e göre eşler evlenmeden önce veya sonra mal rejimi sözleşmesi yapabilir. Mevcut rejimin kaldırılması veya değiştirilmesi mümkündür; ancak seçim kanunun izin verdiği sınırlar içinde yapılmalıdır. Tarafların herhangi bir ad altında kanunda bulunmayan sınırsız, karma ve emredici kurallara aykırı bir rejim icat etmesi hukuken sorun oluşturabilir.

    11.2. Noterde düzenleme veya onaylama şekli

    TMK m. 205 gereğince mal rejimi sözleşmesi kural olarak noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Bunun istisnası, evlenme başvurusu sırasında eşlerin hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilmesidir. Bu nedenle eşler arasında evde imzalanan sıradan bir kağıt, tek başına her durumda geçerli bir mal rejimi seçimi sayılmaz. Noterde yapılan sözleşme tarafların ve gerektiğinde yasal temsilcilerinin imzalarını taşımalıdır.

    11.3. Ayırt etme gücü ve yasal temsilci rızası

    TMK m. 204 uyarınca sözleşme ancak ayırt etme gücü bulunan kişilerce yapılabilir; küçükler ve kısıtlılar bakımından yasal temsilci rızası gerekir. Sözleşmenin imzalandığı andaki fiili ehliyetin tartışmalı olduğu dosyalarda tıbbi belgeler, noter işlemleri ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.

    11.4. Tarafların gerçek ve serbest iradesi

    Noter işlemi, her türlü irade sakatlığı iddiasını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Yanılma, aldatma, korkutma, aşırı yararlanma ve hukuka ya da ahlaka aykırı içerik bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri, Türk Medeni Kanunu m. 5’in yollaması çerçevesinde gündeme gelebilir. Bununla birlikte noterde imzalanmış olması, sözleşmenin kurulduğuna ilişkin önemli bir delildir; geçersizlik iddiası soyut değil somut dayanaklarla ileri sürülmelidir.

    11.5. Boşanmadan sonra imzalanan belge farklı nitelikte olabilir

    Boşanma veya mal rejiminin sona ermesinden sonra yapılan malvarlığı tasfiye anlaşması, teknik anlamda devam eden mal rejiminin seçimi değil, mevcut alacakların tasfiyesine ilişkin bir sözleşme niteliği taşıyabilir. Bu ayrım, şekil ve içerik denetimi bakımından önemlidir. Taşınmaz mülkiyetinin devri ise ayrıca kendine özgü resmi şekil ve tescil kurallarına tabidir.

    12. Mal ayrılığı sözleşmesi hangi durumlarda geçersiz olabilir?

    Tartışma konusu Hukuki değerlendirme Örnek deliller
    Kanuni şekle uyulmaması TMK m. 205’in resmi şekil kuralı ve evlenme başvurusu istisnası Noter kayıtları, onaylı nüsha, evlenme başvuru evrakı
    Ayırt etme gücü veya temsilci rızası sorunu TMK m. 204 ve genel ehliyet hükümleri Sağlık raporu, vesayet kararı, noter tutanağı
    Aldatma veya korkutma TBK m. 30–39 ve sürelere ilişkin değerlendirme Yazışmalar, tanık, çağrı ve olay kronolojisi
    Aşırı yararlanma TBK m. 28’deki özel unsurlar aranır Ekonomik kayıtlar, sözleşme koşulları ve baskı ilişkisi
    Kanuna aykırı içerik TMK m. 203, 237–238 ve TBK m. 27 bağlamında kısmi veya bütünsel geçersizlik Sözleşmenin tam metni, ekler ve düzenlenme amacı
    Geçmişe etkili hükümler 4722 sayılı Kanun’un geçiş istisnaları dışında kural olarak ileriye etkili rejim değişikliği Evlilik ve sözleşme tarihleri, mal edinim kayıtları

    12.1. Sözleşme tamamen mi, kısmen mi geçersiz olur?

    Geçersizlik nedeninin yalnızca belirli bir maddeye ilişkin olması halinde, sözleşmenin geri kalanının ayakta kalıp kalamayacağı ayrıca değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2023/7024, K.2024/6794 sayılı kararı, geçmişe etkili mal rejimi hükümlerinin geçersiz olmasına karşın sözleşme tarihinden ileriye dönük mal ayrılığı seçiminin geçerli olabileceğini gösteren önemli bir örnektir. Bu sebeple “sözleşme geçersiz” talebi ile “sözleşmenin belirli maddeleri geçersiz” iddiası delil ve sonuçları yönünden ayrıştırılmalıdır.

    12.2. Sözleşme hangi nedenle ve hangi süre içinde tartışmaya açılabilir?

    Şekle aykırılık, emredici kurala aykırılık ve irade bozukluğu aynı hukuki rejime tabi değildir. Özellikle TBK m. 39 bakımından yanılma veya aldatmanın öğrenilmesi ya da korkutma etkisinin kalkmasından itibaren bir yıllık süre önemlidir. Aşırı yararlanmanın şartları ve TBK m. 28’deki süreler ise ayrıca ele alınır. Her geçersizlik iddiasına tek bir genel “iptal davası süresi” uygulanacağı varsayılamaz.

    12.3. Sözleşmedeki “bütün haklarımdan vazgeçiyorum” ifadesi yeterli mi?

    Belirsiz ve kapsamı açık olmayan ifadeler, özellikle farklı hukuki sebeplere dayanan mal rejimi alacaklarını sona erdirme iddiasında sorun yaratabilir. Bir mal rejimi seçimi ile geçmiş dönemin tasfiyesine ilişkin açık anlaşma ve doğmuş alacaktan feragat aynı hukuki işlem değildir. Sözleşme metnindeki her hüküm ayrı nitelendirilmelidir.

    13. Sonradan yapılan mal ayrılığı sözleşmesi geçmişe etkili olur mu?

    Kural olarak hayır. Bu konu özellikle evlilik yıllarca devam ettikten sonra, boşanma ihtimali ortaya çıktığında imzalanan sözleşmelerde önem taşır. TMK m. 203’ün kanuni sınırları ve 4722 sayılı Kanun’un geçiş hükümleri gözetilerek dönemsel ayrım yapılmalıdır.

    13.1. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/7024, K.2024/6794

    Karara konu olayda eşler yıllar önce evlenmiş ve 2015 yılında mal rejimi değişikliği sözleşmesi yapmıştır. Yargıtay, geçmişe etkili sözleşme hükümlerinin 4722 sayılı Kanun’daki istisnalar dışında geçerli olmayacağını; sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren mal ayrılığı seçimini içeren bölümünün ise geçerliliğini koruyacağını belirtmiştir. Bu nedenle uyuşmazlık yalnızca sözleşmenin noter tarafından düzenlenip düzenlenmediğiyle sınırlı değildir: Önceki edinimlerin hangi rejime tabi olduğuna bakmak zorunludur.

    Örnek: 2012’de satın alınan bir konut için eşler 2021’de mal ayrılığı sözleşmesi düzenlediyse, 2012–2021 dönemi bakımından doğmuş mal rejimi tasfiyesi ihtimali yalnızca “artık mal ayrılığına geçtik” cümlesiyle ortadan kalkmaz. Taşınmazın 2012’deki finansmanı, 2021’e kadarki işlemler, mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye koşulları ayrı ayrı incelenmelidir.

    Yargıtay karar metni: 2. Hukuk Dairesi, E.2023/7024, K.2024/6794.

    13.2. Kişisel malların gelirlerini ayrı tutmak mümkün müdür?

    TMK m. 221, edinilmiş mallara katılma rejimi içinde kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağının sözleşmeyle kararlaştırılmasına olanak verir. Buna karşılık böyle bir hükmün varlığı, sınırsız biçimde bütün geçmiş kazanımların kişisel mal sayıldığı anlamına gelmez. Geçerlilik ve kapsam yine kanuni sınırlar ve sözleşme tarihine göre incelenir.

    14. 2026 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı: Mal rejimi alacağından açık feragat

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihli, E.2025/354, K.2026/267 sayılı kararıyla boşanma dosyasında yer alan genel kapsamlı bir haklardan vazgeçme veya hibe ifadesinin, mal rejimi tasfiyesinden doğan alacakları açıkça kapsamadığı durumda katılma alacağından feragat olarak yorumlanamayacağını kabul etmiştir.

    Uyuşmazlıkta eşlerden biri boşanma sonrası, kendisine düşen hakları dava etmeyeceği ve diğerine hibe ettiği anlamına gelen bir yazı sunmuş; daha sonra evlilik döneminde edinilen taşınmazlar yönünden katılma alacağı talep etmiştir. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, belgenin mal rejimi tasfiyesinden doğan alacaklardan vazgeçmeyi açık ve kesin biçimde düzenlemediği sonucuna ulaşmıştır. Kararda farklı görüş de bulunmaktadır; bu nedenle somut metin ve taraf iradeleri titizlikle yorumlanmalıdır.

    Bu kararın önemi şudur: Boşanma, nafaka, maddi-manevi tazminat, mal rejimi tasfiyesi ve taşınmaz devri ayrı hukuki sonuçlardır. Bir hakka ilişkin genel feragat ifadesinin hepsini kapsadığı varsayılmamalıdır. Protokol, sulh ve feragat metinlerinde hangi alacakların hangi hukuki sebeple tasfiye edildiği açıkça yazılmalıdır.

    Karar künyesi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026, E.2025/354, K.2026/267.

    15. Boşanma davasında mal kaçırma riski ve hukuki koruma

    15.1. Tapu ve araç devri yapılması katılma alacağını her zaman ortadan kaldırmaz

    TMK m. 229 uyarınca mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler, kanundaki koşullarda tasfiye hesabına eklenecek değer olarak dikkate alınabilir. Bu düzenleme her satışın otomatik olarak iptal edileceği anlamına gelmez. İşlemin gerçek bedeli, tarih, taraflar arasındaki ilişki ve devir amacı incelenir.

    15.2. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz aynı araç değildir

    HMK m. 389 ve devamındaki ihtiyati tedbir ile İİK’daki ihtiyati haczin amaç ve şartları farklıdır. Taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olması, gelecekteki bir para alacağının güvence altına alınması ve eşin tasarruf yetkisinin sınırlanması aynı talepler değildir. Her durumda somut tehlikenin, hukuki yararın, yaklaşık ispatın ve gerekli güvence şartlarının değerlendirilmesi gerekir. Boşanma davası açıldığı için bütün mallara kendiliğinden tedbir konulmaz.

    15.3. Aile konutu şerhi ve TMK m. 194

    Aile konutuna ilişkin koruma, mal rejimi tasfiyesinden ayrı bir hukuki kurumdur. TMK m. 194 kapsamında eşlerden biri diğerinin açık rızası olmaksızın aile konutuyla ilgili belirli tasarrufları yapamaz. Aile konutu şerhi, taşınmazın malikini değiştirmez ve otomatik olarak yüzde 50 mülkiyet hakkı doğurmaz; ancak kanunun öngördüğü koruma bakımından önemlidir.

    15.4. Koruma ihtiyacında belge listesi

    Riskli dosyalarda ilk incelemede tapu kayıtları, edinim ve devir tarihleri, noter işlemleri, banka transferleri, kira sözleşmeleri, şirket pay devirleri, araç kayıtları, mal rejimi sözleşmesi, kredi belgeleri ve eşler arasındaki ilgili yazışmaların kronolojik dosyalanması yararlıdır. Belgelerin hukuka uygun yoldan sağlanması esastır.

    16. Boşanma ve mal rejimi davalarında süreler

    Konu Temel süre / başlangıç Uyarı
    Zina nedeniyle boşanma (TMK 161) Öğrenmeden itibaren 6 ay; her halde fiilden itibaren 5 yıl Hak düşürücü süre ve affetme ayrıca incelenir.
    Hayata kast, pek kötü/onur kırıcı davranış (TMK 162) Öğrenmeden itibaren 6 ay; her halde fiilden itibaren 5 yıl Özel sebebe ilişkin sürelerdir.
    Önceki boşanma davasının reddinden sonra (TMK 166/4) Ret kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl Ortak hayatın yeniden kurulamaması aranır.
    Boşanmanın fer’î sonuçlarından doğan dava hakları (TMK 178) Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl Kapsamı özellikle tazminat ve nafaka taleplerinde önemlidir.
    Katılma alacağı ve değer artış payı Yargıtay HGK içtihadına göre kural olarak 10 yıllık genel zamanaşımı Boşanma halinde başlangıç olarak kesinleşme tarihi esas alınır; farklı sona erme sebepleri ayrıca değerlendirilir.
    Yanılma, aldatma, korkutma (TBK 39) Öğrenme veya korkutmanın etkisinin kalkmasından itibaren 1 yıl Sözleşmenin onanmış sayılması riski vardır.
    Yoksulluk nafakasında AYM iptalinin yürürlüğü 30 Haziran 2027 17 Ekim 2026 itibarıyla iptal hükmü henüz yürürlükte değildir.

    16.1. En çok karıştırılan süre: Bir yıl mı, on yıl mı?

    TMK m. 178’deki bir yıllık zamanaşımı ile edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağının on yıllık zamanaşımı aynı değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2013 tarihli, E.2013/8-375, K.2013/520 sayılı kararı ve izleyen içtihatlarında mal rejimi tasfiyesi alacakları bakımından TBK m. 146’ya dayanan genel on yıllık süre benimsenmiştir. Bu konuda somut mal rejimi, sona erme sebebi, kesinleşme tarihi ve zamanaşımını etkileyen işlemler ayrıca incelenmelidir.

    Yargıtay içtihadı: Mal rejimi alacaklarında on yıllık zamanaşımı.

    16.2. Hak düşürücü süre ile zamanaşımı farkı

    Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı usul bakımından aynı sonuçları doğurmaz. Talebin hangi özel hükme dayandığı, başlangıç tarihi, kesilme veya durma halleri ve karşı tarafın zamanaşımı savunması ayrı incelenmelidir. Belgeler uzun süredir mevcut olsa bile dava stratejisi süre hesabı yapılmadan belirlenmemelidir.

    17. Uygulama örnekleri: Beş farklı boşanma ve mal rejimi senaryosu

    Örnek 1: Evlilik sırasında alınmış, yalnızca bir eş adına kayıtlı konut

    Eşler 2010 yılında evlenmiş, 2018’de çalışma gelirleriyle konut alınmış ve tapu yalnızca bir eş adına tescil edilmiştir. Eşler başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma hükümleri çerçevesinde, kredi ve diğer kaynaklar ayrıştırılarak olası katılma alacağı incelenebilir. Diğer eşin tapuda malik görünmemesi tek başına alacağı dışlamaz.

    Örnek 2: Evlilikten önce edinilmiş ev ve evlilikte elde edilen kira

    Evlilikten önce sahip olunan konut kural olarak kişisel maldır. Bununla birlikte edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malın kira geliri kural olarak edinilmiş mal niteliğinde olabilir; TMK m. 221’e uygun bir sözleşme ile farklı düzenleme yapılmış olması ayrıca araştırılır. Konutun kendi mülkiyetiyle kira gelirini aynı mal kategorisinde görmek hatalıdır.

    Örnek 3: Evliliğin son yılında noterlikte mal ayrılığına geçiş

    2010’da evlenen eşler 2025’te mal ayrılığına geçmiştir. 2025 sonrası edinimler seçilen rejim uyarınca değerlendirilirken, 2010–2025 döneminde edinilen değerler önceki rejime ilişkin tasfiye sorunlarını gündeme getirebilir. Sözleşmedeki “evlendiğimiz günden beri mal ayrılığı geçerlidir” ibaresinin hukuki sonuç doğurup doğurmadığı, Yargıtayın geçmişe etki içtihadı doğrultusunda ayrıca incelenmelidir.

    Örnek 4: Sadakatsizlik nedeniyle ağır kusur ve ayrıca mal paylaşımı talebi

    Eşin kişilik haklarına saldırı oluşturan sadakatsiz davranışları, koşulları varsa TMK m. 174 kapsamında manevi tazminata konu olabilir. Ancak katılma alacağının tamamen ortadan kaldırılması farklı meseledir. Özellikle TMK m. 236/2 istisnasının uygulanabilmesi için zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hükmünün ve kanuni koşulların değerlendirilmesi gerekir.

    Örnek 5: Boşanma protokolünde “başka talebim yok” ibaresi

    Tarafların tazminat ve nafaka konusunda anlaştığı bir belgede mal rejimi alacakları hakkında açık bir ifade bulunmayabilir. Yargıtay HGK’nın 2026/267 sayılı kararı ışığında, böylesi bir beyanın katılma alacağını kesin olarak ortadan kaldırdığı ileri sürülmeden önce belgenin tamamı ve bağlamı incelenmelidir. Genel bir cümleye güvenerek değerli bir mal rejimi davasının hiç açılmaması ciddi hak kaybına yol açabilir.

    17.1. Dava hazırlığında sık yapılan hatalar

    • Kusur iddiasını tarih, olay ve delil belirtmeden genel ifadelerle ileri sürmek.
    • İzinsiz erişim yoluyla elde edilen dijital verileri güvenli delil zannetmek.
    • Maddi-manevi tazminatı, katılma alacağını ve tapu mülkiyetini aynı hak gibi değerlendirmek.
    • Mal ayrılığı sözleşmesinin bütün geçmiş dönemi otomatik olarak kapsadığını düşünmek.
    • Boşanma kararının tebliği, kesinleşmesi ve dava açma tarihlerini karıştırmak.
    • Mal kaçırma şüphesinde işlemin hangi hukuki koruma yolunu gerektirdiğini belirlemeden genel tedbir talep etmek.
    • Eşin borçlarını ve taşınmazın finansmanını değerleme dışında tutmak.
    • Boşanma protokolündeki belirsiz feragat ifadelerini tüm mali haklar bakımından kesin sonuçlu saymak.

    18. Çekişmeli boşanma hakkında sık sorulan sorular

    Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?

    Yargılama süresi mahkemenin iş yüküne, tebligatlara, delillerin kapsamına, tanık ve uzman incelemesine, karşı davaya ve kanun yollarına göre değişir. Her dosya için geçerli sabit bir bitiş süresi yoktur. Dosyanın dava ve delil planı üzerinden takvimlendirilmesi daha gerçekçidir.

    Çekişmeli boşanmada kim dava açarsa kaybeder?

    İlk dava açan eşin hak kaybettiğine ilişkin bir kural yoktur. Önemli olan ileri sürülen vakıaların ispatı, kusur durumu ve taleplerin yasal koşullarıdır.

    Boşanmak isteyen eş mutlaka kusurlu mudur?

    Hayır. Boşanma istemek tek başına kusur değildir. Kusur, evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerin somut ihlali üzerinden belirlenir.

    Eşit kusur halinde tazminat alınabilir mi?

    TMK m. 174’e dayalı maddi ve manevi tazminatta isteyen eşin daha ağır veya eşit kusurlu olması kural olarak talebin kabulüne engeldir. Bununla birlikte kusurun eşit olup olmadığı her somut vakıa ve delilin değerlendirilmesine bağlıdır.

    Aldatma nedeniyle tüm mallar aldatılan eşe verilir mi?

    Hayır. Kusur ve mal rejimi tasfiyesi farklı kurallara bağlıdır. TMK m. 236/2, yalnızca kanunda sayılan zina veya hayata kast nedeniyle boşanma durumlarında kusurlu eşin artık değerdeki payının azaltılması veya kaldırılması imkanı tanır; otomatik bütün malvarlığı devri öngörmez.

    Mal ayrılığı sözleşmesi noterde yapıldıysa her maddesi kesin geçerli midir?

    Hayır. Noter şekil şartının yerine getirilmesi bakımından önemlidir; ehliyet, gerçek irade, emredici hükümlere uygunluk, sözleşme kapsamı ve geçmişe etki ayrıca denetlenebilir.

    Evlenmeden önce alınan ev boşanmada paylaşılır mı?

    Kural olarak evlilik öncesi mülkiyet kişisel maldır. Ancak evlilikte ödenen kredi taksitleri, diğer eşin katkıları, gelirler ve mal kesimleri arasında denkleştirme gibi konular ayrıca alacak doğurabilir.

    Evlilik sırasında miras kalan ev paylaşılır mı?

    Miras yoluyla edinilen taşınmaz kural olarak kişisel maldır. Bununla birlikte gelirleri ve taşınmaza edinilmiş maldan yapılan katkılar farklı inceleme gerektirebilir.

    Çalışmayan eş mal paylaşımı talep edebilir mi?

    Evet. Yasal edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı, tek başına doğrudan maaş geliri elde etme şartına bağlı değildir. Malın edinim dönemi, kaynakları ve tasfiye hesabı belirleyicidir.

    Boşanma sürerken eşlerden biri evi satarsa ne olur?

    Satışın tarihi, gerçek bedeli, alıcı ve amaç dikkate alınır. TMK m. 229 kapsamındaki ekleme koşulları veya somut olaya uygun hukuki koruma yolları gündeme gelebilir. Her satışın kendiliğinden hükümsüz olduğu söylenemez.

    Boşanma davası açılınca mal rejimi sona erer mi?

    Boşanma kararı verilmesi halinde TMK m. 225 gereğince mal rejiminin sona ermesi dava tarihine etkili olur. Ancak tasfiye için gereken kesinleşme ve değerleme ayrıntıları ayrıca değerlendirilir.

    Boşanma davası ile mal paylaşımı aynı dava mıdır?

    Hayır. Boşanmanın fer’î sonuçları ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacaklar farklı hukuki taleplerdir; dava, görev, zamanlama ve delil değerlendirmesi bakımından ayrı yönleri bulunur.

    Boşanma protokolü imzalayan eş sonradan katılma alacağı isteyebilir mi?

    Belgenin mal rejimi alacakları konusunda açık ve geçerli bir tasfiye ya da feragat içerip içermediğine bağlıdır. Yargıtay HGK’nın 29.04.2026 tarihli kararı, genel haklardan vazgeçme ifadelerinin yorumunda özel önem taşır.

    Boşanma tazminatı için süre ne kadardır?

    TMK m. 178 uyarınca boşanmanın sona ermesinden doğan dava haklarında kesinleşmeden itibaren bir yıllık zamanaşımı kuralı önemlidir. Boşanma davası içinde ileri sürülen taleplerin usulü ve özel durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

    Mal paylaşımı davası için süre bir yıl mıdır?

    Hayır. Katılma alacağı ve değer artış payı bakımından yerleşik Yargıtay içtihadında kural olarak on yıllık genel zamanaşımı uygulanır. TMK m. 178’in bir yıllık süresiyle karıştırılmamalıdır.

    2026 yılında süresiz nafaka tamamen kaldırıldı mı?

    Hayır. Anayasa Mahkemesi, TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş olsa da iptal hükmünün yürürlüğü 30 Haziran 2027‘ye ertelenmiştir. 17 Ekim 2026 tarihi itibarıyla mevcut nafakalar kendiliğinden sona ermemiştir.

    19. Sonuç: Çekişmeli boşanmada dosya bazlı hukuki değerlendirme neden önemlidir?

    Çekişmeli boşanma davasında başarılı bir hukuki değerlendirme, boşanma nedeninin doğru seçilmesini, kusur vakıalarının ayrıştırılmasını, hukuka uygun delillerin kullanılmasını, tazminat ve nafaka taleplerinin somutlaştırılmasını ve malvarlığına ilişkin ayrı tasfiye hesabının yapılmasını gerektirir. Mal ayrılığı sözleşmesinin tarihi, şekli, içeriği ve geçmişe etkisi bu değerlendirmeyi doğrudan değiştirebilir.

    Özellikle 2026 yılında açıklanan Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları; nafakanın gelecekteki yasal rejimi, kusurun tazminata etkisi ve mal rejimi haklarından feragatin kapsamı hakkında güncel ve önemli hukuki gelişmeler ortaya koymaktadır. Ancak hiçbir karar, olayın tarihini, sözleşme metnini ve dosyadaki delilleri incelemeden mekanik biçimde uygulanmamalıdır.

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun | dolgun.av.tr

    Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Belirli bir uyuşmazlıkta sonuç; ilgili tarihte yürürlükte olan mevzuata, somut delillere, talep ve savunmalara göre değişebilir. Sonraki kanun değişiklikleri ve yargı kararları ayrıca kontrol edilmelidir.

    20. Mevzuat, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kaynakları

    1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m. 161–166, 168–169, 174–179, 182, 184–185, 194, 202–206, 219–225, 227–230, 235–243.
    2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 187–190, 389 ve devamı.
    3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 27–39 ve 146.
    4. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, özellikle m. 10.
    5. 7532 sayılı Kanun, m. 13; TMK m. 166/4 değişikliği, RG 27.11.2024, sayı 32735.
    6. Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, 04.06.2026; RG 30.09.2026, sayı 33386.
    7. Anayasa Mahkemesi, E.2025/203, K.2026/39, 12.02.2026; RG 17.04.2026, sayı 33227 (TMK m. 166/4’teki bir yıllık süre).
    8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/7024, K.2024/6794 (mal rejimi değişikliği sözleşmesinin geçmişe etkisi).
    9. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/354, K.2026/267, 29.04.2026 (mal rejimi tasfiyesi alacağından açık feragat).
    10. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/7504, K.2026/2938, 12.03.2026 (kusur ve maddi tazminat).
    11. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2026/295, K.2026/6198, 09.06.2026 (kusur ve tazminat).
    12. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/6644, K.2026/1407, 10.02.2026 (manevi tazminatın tutarı).
    13. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/8-375, K.2013/520, 17.04.2013 ve izleyen kararlar (katılma alacağında on yıllık zamanaşımı).
    14. Yargıtay içtihadı: TMK m. 236/2’nin özel boşanma sebebiyle ilişkisi.