Etiket: CCF silme başvurusu

  • INTERPOL Kırmızı Bülten ve Difüzyon Kayıtlarına Karşı Hukuki Koruma: CCF Başvurusu, Deliller ve İtiraz Sebepleri

    DOLĞUN AKADEMİ | ULUSLARARASI CEZA HUKUKU | İNCELEME II

    INTERPOL Kırmızı Bülten ve Difüzyon Kayıtlarına Karşı Hukuki Koruma: CCF Başvurusu, İtiraz Sebepleri, Delil Stratejisi, Uluslararası İçtihat ve Uygulama Rehberi

    Av. Murat Can Dolğun

    TD Hukuk ve Danışmanlık

    1 Kasım 2026

    INTERPOL kayıtlarının silinmesi, uluslararası arama taleplerinin hukuka uygunluk denetimi, suçluların iadesi, mülteci statüsü, sınır aşan ceza soruşturmaları ve CCF’nin 2026 başvuru usulü üzerine karşılaştırmalı hukuki inceleme.


    I. Uluslararası Arama Kaydıyla Karşılaşan Kişinin Hukuki Sorunu

    Bir kişinin hakkında INTERPOL kaydı bulunduğunu öğrenmesi, çoğu zaman ceza soruşturmasının başladığı ülkenin dışında gerçekleşir. Kişi havaalanında sorgulanabilir, transit geçiş sırasında geçici olarak tutulabilir, vize başvurusu reddedilebilir veya bir finans kuruluşu tarafından kendisinden uluslararası arama kaydına ilişkin açıklama istenebilir.

    Bu durumun hukuki niteliği, çoğu olayda başlangıçta belirsizdir. Kişi hakkında kamuya açık kırmızı bülten bulunabileceği gibi yalnızca kolluk makamlarının görebildiği kırmızı bülten, difüzyon veya başka bir INTERPOL veri kaydı da mevcut olabilir.

    Uluslararası arama talebine karşı hukuki koruma, tek bir başvurunun yapılmasından ibaret değildir. Başvurucunun hangi devlet tarafından, hangi suç nedeniyle, hangi adli karara dayanılarak ve hangi uluslararası işbirliği mekanizması kullanılarak arandığının araştırılması gerekir.

    Bu araştırma sırasında ulusal ceza yargılaması, INTERPOL veri işleme hukuku ve üçüncü devletlerin sınır kontrolü veya iade işlemleri birbirinden ayrılmalıdır.

    Machiko Kanetake, 2026 yılında yayımlanan çalışmasında, INTERPOL kırmızı bültenlerinin hukuken bağlayıcı uluslararası yakalama emri oluşturmamasına rağmen kişi özgürlüğü, seyahat, bankacılık ve çalışma hayatı üzerinde önemli sonuçlar doğurabildiğini açıklamaktadır. Yazara göre INTERPOL’ün uluslararası işbirliğini kolaylaştıran kurumsal niteliği, bu verileri kullanan ulusal makamların insan hakları yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.[1]

    Bu yaklaşım, hukuki temsilin kapsamını belirlemek bakımından önemlidir. Kırmızı bültenin INTERPOL sistemi içerisindeki hukuka uygunluğu CCF tarafından incelenebilirken, bu kayda dayanılarak verilen ulusal yakalama veya sınır dışı işleminin hukuka uygunluğu ilgili devletin yetkili makamları önünde tartışılmalıdır.

    II. Müvekkil İlk Görüşmeye Geldiğinde Avukat Neyi Araştırmalıdır?

    Uluslararası arama şüphesi bulunan bir dosyanın ilk incelemesinde yalnızca kişinin hakkında kırmızı bülten bulunup bulunmadığı sorusuna cevap aranması yeterli değildir.

    Öncelikle müvekkilin mevcut özgürlük durumu, bulunduğu ülke, vatandaşlıkları, oturum statüleri, yakın tarihte planlanmış seyahatleri ve varsa devam eden iade süreci araştırılmalıdır.

    Ardından uluslararası arama talebinin hangi ceza soruşturmasına dayandığı, yakalama kararının mevcut olup olmadığı, isnat edilen suçun hukuki unsurları ve müvekkilin suçlamayla nasıl ilişkilendirildiği değerlendirilmelidir.

    Dosyanın ilk incelemesinde cevaplanması gereken başlıca meseleler şunlardır:

    1. Müvekkilin uluslararası arama kaydından haberdar olmasına neden olan olay nedir?
    2. Bilgi resmi makamdan mı, sınır kontrolünden mi, avukattan mı yoksa üçüncü kişiden mi edinilmiştir?
    3. Kaynak devlet ve ilgili ceza dosyası belirlenebiliyor mu?
    4. İsnat edilen fiillerin tarihleri, gerçekleştiği yerler ve hukuki nitelendirmeleri nelerdir?
    5. Kaynak ülkede geçerli yakalama veya tutuklama kararı mevcut mudur?
    6. Müvekkil hangi ülkelerde vatandaşlık, oturum veya uluslararası koruma statüsüne sahiptir?
    7. Geçmişte yakalama, sınır dışı, sınırda durdurma veya iade talebi yaşanmış mıdır?
    8. Kaydın seyahat, bankacılık, mesleki faaliyetler veya aile yaşamına somut etkileri nelerdir?
    9. Kaynak ülkedeki ceza dosyasına erişim ve hukuki temsil imkanları nelerdir?
    10. CCF’ye daha önce başvuru yapılmış veya karar verilmiş midir?

    Bu soruların cevaplarından hareketle ilk hukuki değerlendirme oluşturulabilir. Ancak kayıt türü henüz doğrulanmamışsa yalnızca müvekkilin anlatımına dayanarak hakkında kırmızı bülten bulunduğu sonucuna ulaşılamaz.

    Yabancı hukuk uygulamasında Ludovic Hennebel tarafından hazırlanan 2026 tarihli kapsamlı rehberde de arama mekanizmasının niteliğinin belirlenmesi, ulusal hukuk yollarının haritalandırılması, CCF stratejisinin oluşturulması ve karar sonrası veri takibi birbirini tamamlayan çalışma alanları olarak değerlendirilmektedir.[2]

    III. İlk Hukuki Ayrım: Kırmızı Bülten, Difüzyon, Ulusal Yakalama Kararı ve Diğer Veri Kayıtları

    INTERPOL kırmızı bülteni, uluslararası polis işbirliği kapsamında kişinin bulunmasını ve iade, teslim veya benzeri bir işlem amacıyla geçici yakalanmasını talep eden bildirimdir. INTERPOL’ün resmi açıklamasına göre kırmızı bülten bir uluslararası yakalama emri değildir.[3]

    Difüzyon, üye devletin Ulusal Merkez Bürosu tarafından seçilmiş başka üye devletlere veya daha geniş bir alıcı grubuna iletilebilen uluslararası polis işbirliği mesajıdır.

    Difüzyonların hukuki niteliği ve denetim koşulları, kayıtların INTERPOL Bilgi Sistemi’nde işlenme biçimiyle birlikte değerlendirilmelidir.

    Ayrıca mavi bülten, yeşil bülten, Stolen and Lost Travel Documents (SLTD) verileri ve Criminal Analysis File (CAF) kayıtları da kişinin hukuki durumunu etkileyebilir.

    Örneğin bir kişinin pasaportunun SLTD veri tabanında iptal edilmiş olarak görünmesi, hakkında mutlaka kırmızı bülten bulunduğunu göstermez. Ancak bu kayıt sınır kontrollerinde inceleme ve belgeye ilişkin işlem yapılmasına neden olabilir.

    Bu nedenle başvuruda doğru veri türü belirlenmelidir. Farklı kayıtların INTERPOL Bilgi Sistemi’nde aynı kişiye bağlı olarak bulunabilmesi, yalnızca tek bir kırmızı bültenin araştırılmasıyla dosyanın tamamının incelendiği anlamına gelmez.

    IV. CCF’nin Görevi, Yetkisi ve 2025 Değişikliklerinin Önemi

    Commission for the Control of INTERPOL’s Files (CCF), INTERPOL Bilgi Sistemi’nde işlenen kişisel verilerin kuruluş kurallarına uygunluğunu inceleyen bağımsız denetim organıdır.

    CCF Statüsü m. 3 ve INTERPOL Anayasası m. 36 uyarınca Komisyon, sistemde işlenen verilere erişim, düzeltme ve silme taleplerini değerlendirebilir.

    Komisyonun incelemesinde belirleyici soru, ilgili kişinin isnat edilen suçu işleyip işlemediğinin bir ceza mahkemesi gibi yeniden yargılanması değildir. Esas mesele, bu kişiye ait verilerin INTERPOL sistemi içinde uluslararası polis işbirliği amacıyla işlenmesinin hukuki şartları karşılayıp karşılamadığıdır.

    Bu ayrım, başvuru dilekçesinin kapsamını doğrudan etkiler. Yabancı ceza mahkemesinin yerine geçerek beraat kararı verilmesini istemek ile veri işleme için gerekli suç tanımının ve kişisel bağlantının sağlanmadığını ileri sürmek farklı taleplerdir.

    2025 tarihli yetki değişiklikleri

    CCF Statüsü’nün 27 Kasım 2025 tarihinde değiştirilen hükümleri, özellikle Ulusal Merkez Büroları arasında doğrudan paylaşılan bilgilere ilişkin yetki sınırını belirginleştirmiştir.

    INTERPOL’ün resmi açıklamasına göre CCF, NCB’ler arasında doğrudan paylaşılmış bilgileri kural olarak inceleyemez. Bununla birlikte INTERPOL kurallarının ciddi ihlali hakkında ilgili mekanizmalar üzerinden bilgi verilmesi durumunda özel inceleme imkanları bulunmaktadır. Değişiklikler ayrıca Genel Sekreterlikte aynı veriyle ilgili denetim devam ederken CCF incelemesinin sırasını düzenlemektedir.[4]

    Bu nedenle CCF’nin yetkisi hakkında değerlendirme yapılırken verinin INTERPOL Bilgi Sistemi’nde bulunup bulunmadığı, yalnızca ulusal makamlar arasında iletilmiş olup olmadığı ve işleme faaliyetinin hangi kurallara tabi olduğu incelenmelidir.

    V. CCF Başvurusunun Türü Nasıl Belirlenir?

    CCF’ye erişim, düzeltme, silme ve belirli koşullarda yeniden inceleme başvuruları yapılabilir.

    1. Erişim başvurusu

    Başvurucunun hakkındaki kayıtların varlığını ve erişim sınırları dahilinde içeriğini öğrenmeye yöneliktir. Müvekkilin arama kaydının türünü veya kaynağını bilmediği durumlarda önemli bir hukuki araçtır.

    Erişim başvurusu her olayda zorunlu ilk aşama değildir. Mevcut kayıt ve dayanak belgeler hakkında yeterli bilgiye sahip başvurucu doğrudan düzeltme veya silme başvurusunda bulunabilir.

    2. Düzeltme başvurusu

    Hatalı, eksik veya güncelliğini kaybetmiş verinin değiştirilmesini amaçlar. İsim karışıklığı, yanlış kimlik bilgisi, hatalı suç açıklaması veya kayda yansıtılmamış önemli yargısal kararlar bu kapsamda gündeme gelebilir.

    3. Silme başvurusu

    İlgili veri işlemenin INTERPOL kurallarını ihlal ettiği iddiasına dayanır. Siyasi nitelik, insan hakları, ciddi adli suç şartı, somut suç isnadının yetersizliği, veri doğruluğu veya işlemenin amacının sona ermesi başlıca değerlendirme alanlarıdır.

    4. Yeniden inceleme başvurusu

    CCF’nin önceki kararını değiştirebilecek yeni olgunun ortaya çıkması halinde Statü m. 42 uyarınca yapılabilir. Genel bir temyiz mercii şeklinde kullanılamaz.

    VI. 2026 Başvuru Usulü: Portal, Dil, Vekaletname ve Gerekçe Sınırı

    26 Mart 2026 itibarıyla CCF başvuruları kural olarak resmi çevrim içi portal üzerinden yapılmaktadır. İstisnai durumlarda Komisyonun izniyle alternatif başvuru yöntemi kullanılabilir.

    INTERPOL – Resmi CCF Başvuru Sayfası

    2026 tarihli CCF Operating Rules Rule 30, kabul edilebilirlik koşullarını ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.

    Başvuru Arapça, İngilizce, Fransızca veya İspanyolca hazırlanmalıdır. Başvuruya eklenen belgeler de bu dillerden birinde olmalı veya gerekli tercümeleri sunulmalıdır.

    Başvurucunun kimlik belgesi okunabilir olmalı ve kimliği belirlemeye yarayan bilgiler kapatılmamalıdır. Temsilci aracılığıyla yapılan başvuruda, temsilcinin INTERPOL sistemindeki kişisel verilere erişim yetkisini içeren imzalı vekaletname sunulmalıdır.

    Silme, düzeltme ve yeniden inceleme taleplerine eşlik eden hukuki gerekçe metni on sayfayı aşmamalıdır. Gerekçe metninde ilgili INTERPOL hükümleri, maddi olaylar ve eklenen belgelerin somut bağlantısı gösterilmelidir.

    Mart 2026 Portal Kullanıcı Rehberi, en fazla yirmi ek belge yüklenmesini öngörmektedir. Serbest erişimli internet kaynakları bakımından bağlantı verilmesi, erişimi sınırlı kaynaklarda ilgili içeriklerin uygun dosya biçiminde sunulması gerekir.[5]

    Bu düzenleme bir hukukçunun uzun bir araştırma yapmasına engel oluşturmaz. Araştırmanın sonucunda CCF’ye sunulacak metnin sınırlı sayfada, somut ve gerekçeli biçimde hazırlanmasını gerektirir.

    Örneğin çok sayıda mahkeme kararı bulunan bir dosyada her kararın tamamını tartışmak yerine kararların hangi INTERPOL normuna yönelik itirazı desteklediği belirlenmelidir. Ancak sunulan özet, kararın anlamını değiştirecek eksiltmeler içermemelidir.

    VII. Başvurunun Esası: Suçun İsnat Edilmesiyle Kişisel Cezai Bağlantının Gösterilmesi Arasındaki Fark

    Uluslararası arama kayıtlarının hukuka uygunluk incelemesinde en önemli sorunlardan biri, kişinin isnat edilen suçla nasıl bağlantılandırıldığının yeterince açıklanıp açıklanmadığıdır.

    RPD m. 83(2)(b)(i), kırmızı bülten için yeterli yargısal bilginin sağlanmasını gerektirir. Bu kapsamda suç fiillerinin kısa ve açık açıklaması, iddia edilen faaliyetin zamanı ve yeri ile aranan kişinin olayla ilişkisi önem taşır.

    İsnat edilen suçun ciddi nitelikte bulunması, kişinin o suçla bağlantısının yeterince tanımlanmış olduğu anlamına gelmez.

    Örneğin bir şirket yöneticisine dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı veya resmi belgede sahtecilik isnat edilmiş olabilir. Ancak bu kişinin belirli işlemde hangi rolü üstlendiği, hangi davranışının suç oluşturduğu ve ilgili fiile ilişkin kişisel bağlantısının nasıl kurulduğu açıklanmalıdır.

    CCF 2025 Decision Excerpt No. 2: Vergi kaçakçılığı ve izinsiz ticari faaliyet

    CCF’nin 2025 tarihli 2 numaralı anonim kararında, bir şirket şubesinde görev yapan kişi hakkında vergi kaçakçılığı ve izinsiz girişimcilik faaliyetleri nedeniyle kırmızı bülten yayımlanmıştı.

    Başvurucu, şirketin vergi yükümlülüklerine ilişkin kararları verme yetkisinin bulunmadığını, şirketin gerekli izinlere sahip olduğunu ve elde ettiği gelirin yalnızca maaştan ibaret olduğunu ileri sürmüştür.

    Kaynak NCB, kişinin yöneticilik sıfatını ve suçtan kişisel menfaat elde ettiği iddiasını belirtmiş, ancak bu iddiaları destekleyen yeterli somut bilgiler sunamamıştır.

    Komisyon, özellikle kararın 31-35. paragraflarında, RPD m. 35 ve 83 uyarınca kişiyle isnat edilen suç arasında yeterli bağlantının kurulması gerektiğini değerlendirmiştir.

    Kaynak makam tarafından sunulan belgelerde şirketin adı bulunmasına karşılık başvurucunun kişisel rolü, bilgi sahibi olduğu iddia edilen işlemler ve kişisel kazancı yeterince ortaya konulamamıştır.

    Bu nedenle CCF, verilerin INTERPOL kurallarına aykırı işlendiği sonucuna ulaşarak silinmesine karar vermiştir.[6]

    Hukuki değerlendirme: Bu karar, özellikle ekonomik suçlarda hukuki temsilin neden ceza dosyasındaki sıfat ve sorumluluk ilişkisini ayrıntılı incelemesi gerektiğini göstermektedir. Şirket yöneticiliği, imza yetkisi, karar alma yetkisi ve kişisel cezai sorumluluk birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

    Bu gerekçeye dayalı başvuruda şirket sicil belgeleri, yönetim kurulu kararları, yetki devri belgeleri, mali kayıtlar, görev tanımları ve isnat edilen somut işlemler arasındaki bağlantı araştırılabilir.

    Ancak CCF’nin ceza mahkemesi gibi delil takdiri yapmadığı göz önünde tutulmalıdır. İnceleme, INTERPOL kanallarında kişisel verinin işlenmesi için gerekli asgari somut ve ilgili bilgilerin bulunup bulunmadığına yönelmelidir.

    VIII. Özel Hukuk Uyuşmazlıkları, Ticari Davalar ve Kırmızı Bültenin Sınırları

    RPD m. 83(1)(a)(i), kırmızı bültenin ciddi adli suçlarla sınırlı kullanılmasını öngörür. Aile ilişkilerinden, özel hukuk uyuşmazlıklarından veya idari düzenleme ihlallerinden kaynaklanan belirli fiiller bakımından özel sınırlamalar bulunmaktadır.

    Bu sınırlamalar, ticari ilişkiler kapsamında işlenen bütün mali suçların INTERPOL dışında kaldığı anlamına gelmez.

    Gerçek bir hileli işlem, ağır dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması veya örgütlü suç faaliyeti ciddi adli suç niteliği taşıyabilir.

    Hukuki ayrım, uyuşmazlığın dayandığı gerçek davranışlarda aranmalıdır.

    Örneğin sözleşmesel borcun ödenmemesiyle sözleşmenin kurulması sırasında gerçekleştirilen kasıtlı hileli davranışlar farklı hukuki olgulardır.

    2025 tarihli CCF 2 numaralı kararda Komisyon, inşaat faaliyetlerine ilişkin ruhsat ve vergi düzenlemelerini değerlendirirken suçun idari niteliğini, kaynak makamın ileri sürdüğü kişisel yararı ve somut cezai bağlantıyı birlikte incelemiştir.

    Ali Saleh Ali ALFakir, 2026 tarihli INTERPOL’s Jurisdiction over Transnational Commercial Crimes çalışmasında, sınır aşan ticari suçların soruşturulması ihtiyacıyla özel hukuk uyuşmazlıklarında kırmızı bültenin baskı aracına dönüşmesi tehlikesini birlikte değerlendirmektedir.[7]

    Bu bağlamda hukuki inceleme, uyuşmazlığın sözleşmesel yönü ile suç oluşturduğu ileri sürülen bağımsız fiilleri açık biçimde ayırmalıdır.

    IX. INTERPOL Anayasası m. 3: Siyasi Nitelik, Uluslararası Baskı ve Predominance Test

    INTERPOL Anayasası’nın 3. maddesi, kuruluşun siyasi, askeri, dini veya ırksal nitelikte faaliyetlerde bulunmasını yasaklamaktadır.

    Siyasi nitelik incelemesinde belirleyici olan, başvurucunun siyasi görüşünün bulunması veya kaynak devlete muhalif olması tek başına değildir. Talebin olağan adli suç niteliği ile siyasi unsurların ağırlığı birlikte değerlendirilir.

    INTERPOL uygulamasında predominance test olarak anılan bu yöntem, arama talebinin ağırlıklı hukuki karakterini belirlemeye yöneliktir.

    Bu değerlendirmede suçun niteliği, olayların siyasi bağlamı, başvurucunun faaliyetleri, kaynak devletin açıklamaları, somut soruşturma işlemleri ve başka devletlerin kararları dikkate alınabilir.

    Serdar San, Theoretical Criminology dergisinde yayımlanan 2022 tarihli makalesinde, uluslararası polis işbirliği mekanizmalarının farklı siyasi rejimler arasındaki işbirliğini nasıl mümkün kıldığını incelemiştir. Çalışma, kurumsal meslek kültürü ve devletler arası güvenlik işbirliğinin tartışmalı arama taleplerinin uygulanmasındaki rolünü araştırmaktadır.[8]

    Kristina Daugirdas’ın 2026 tarihli makalesi ise uluslararası polis işbirliği araçlarının siyasi baskı amacıyla kullanılmasına karşı oluşturulan korumaların kurumsal dayanıklılığını tartışmaktadır.[9]

    Bu bilimsel çalışmalar, CCF başvurusunda ileri sürülen siyasi amaç iddiasının neden yalnızca genel siyasal koşullara dayandırılmaması gerektiğini açıklamaya yardımcı olur.

    Başvurucunun siyasi faaliyeti, soruşturmanın başlangıç tarihi, kamu makamlarının somut açıklamaları, daha önceki yargısal işlemler ve arama talebinin oluşturulma süreci kronolojik biçimde ortaya konulmalıdır.

    CCF 2024 Decision Excerpt No. 3: Pasaport kaydı ve ispatlanamayan siyasi amaç

    2024 tarihli 3 numaralı anonim kararda, başvurucunun pasaportu SLTD veri tabanında iptal edilmiş olarak kayıtlıydı.

    Başvurucu, bu işlemin siyasi amaçla gerçekleştirildiğini ve INTERPOL kanallarının kötüye kullanıldığını ileri sürmüştür.

    İddialarını desteklemek amacıyla kaynak ülkenin genel uygulamalarına ilişkin haber ve raporlar sunmuştur.

    Kaynak NCB ise başvurucu hakkındaki ceza soruşturmasını, mahkemenin yurt dışına çıkış yasağını ve pasaport iptalinin ulusal hukuki dayanağını açıklamıştır.

    CCF, kararın 13-16. paragraflarında başvurucunun kendi dosyasıyla bağlantılı yeterli somut bilgi sunmadığını değerlendirmiş ve kayıtların INTERPOL kurallarına uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır.[10]

    Hukuki değerlendirme: Karar, m. 3’e dayalı iddialarda kişiselleştirilmiş ispatın önemini göstermektedir. Genel raporların varlığına ek olarak başvurucuya yönelik belirli işlemler, olay tarihleri ve siyasi bağlamla cezai işlem arasındaki ilişkinin ortaya konulması gerekir.

    Bu nedenle siyasi nitelik iddiası hazırlanırken genel raporların hangi somut olguyu desteklediği ve müvekkilin kişisel dosyasına nasıl uygulanacağı açıklanmalıdır.

    X. INTERPOL Anayasası m. 2: Adil Yargılanma, İşkence Riski ve İnsan Hakları

    INTERPOL Anayasası’nın 2. maddesi, uluslararası polis işbirliğinin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ruhuyla uyumlu yürütülmesini öngörmektedir.

    İnsan hakları gerekçesine dayalı bir silme başvurusunda, kaynak ülkedeki genel insan hakları durumundan daha fazlasının araştırılması gerekir.

    Başvurucunun kendi ceza soruşturmasındaki hak ihlalleri, işkence veya kötü muamele riski, savunma imkanlarının ciddi biçimde kısıtlanması, hukuki koruma statüsü ve daha önce verilmiş yargı kararları somut bağlantılarıyla ortaya konulmalıdır.

    CCF, ulusal mahkemelerdeki bütün yargılama hatalarını yeniden değerlendiren bir temyiz mercii değildir. İnceleme, INTERPOL sistemi üzerinden veri işlenmesinin insan hakları ilkeleriyle uyumu bakımından yapılır.

    CCF 2025 Decision Excerpt No. 4: Genel raporların yetersizliği

    2025 tarihli 4 numaralı kararda başvurucu, mavi bülten kaydının yanlış kişiye ait olduğunu ve yargılamanın adil yürütülmeyeceğini ileri sürmüştür.

    Kaynak NCB, kimlik ve soruşturmayla ilgili verileri doğrulamıştır. Komisyon, başvurucunun sunduğu genel ülke raporlarının kişisel yargılama hakkında yeterli somut ihlal ihtimalini göstermediği sonucuna ulaşmıştır.

    Kayıtların INTERPOL kurallarına uygun olduğu değerlendirilmiştir.[11]

    Hukuki değerlendirme: İnsan hakları gerekçesiyle yapılacak başvurularda bağımsız kaynakların güvenirliği kadar, bu kaynaklarla müvekkilin bireysel durumunun ilişkisi de önem taşır.

    Örneğin belirli bir ülkede tutuklulara yönelik kötü muamele bulunduğuna ilişkin genel raporun sunulması, müvekkilin kendi dosyasında maruz kalabileceği riskin açıklanmasını gereksiz kılmaz.

    XI. İade Talebinin Reddedilmesi INTERPOL Kaydının Silinmesini Sağlar mı?

    Suçluların iadesinin reddedilmesi, uluslararası arama kaydının hukuki incelemesinde önemli bir gelişmedir. Ancak iade ret kararının sebebi belirleyicidir.

    Bir devlet, kişinin vatandaşlığı nedeniyle iadeyi reddedebilir. Başka bir durumda çifte suçluluk koşulu gerçekleşmemiş olabilir. Ayrıca zamanaşımı, aynı fiilden yeniden yargılanma yasağı veya ciddi insan hakları riski nedeniyle de iade reddedilebilir.

    Bu kararların INTERPOL veri işlemesine etkileri farklıdır.

    CCF 2023 Decision Excerpt No. 2: Ne bis in idem ve zamanaşımı nedeniyle iade ret kararı

    2023 tarihli 2 numaralı anonim kararda başvurucu, başka ülkelerdeki ceza ve iade süreçleri nedeniyle kırmızı bültenin devamının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

    Dosyada bir devletin, aynı fiilden yeniden yargılanma yasağı ve zamanaşımı gerekçeleriyle iade talebini reddettiği anlaşılmıştır.

    CCF, kaynak ülkenin ceza soruşturması ve yakalama kararının halen geçerli olduğu yönündeki açıklamalarını, iade süreçlerini ve ilgili ceza yargılamalarının sonuçlarını değerlendirmiştir.

    Komisyon, verinin silinmesi için yeterli hukuki gerekçe bulunmadığı sonucuna ulaşmış, ancak iade ret kararına ilişkin bilginin INTERPOL kaydına işlenmesine karar vermiştir.[12]

    Hukuki değerlendirme: Bu karar, iade talebinin reddinin veri silinmesiyle zorunlu sonuç ilişkisi taşımadığını göstermektedir.

    Müvekkil bakımından bazen silme talebi, bazen eksik uluslararası bilginin düzeltilmesi veya güncellenmesi, bazen de ulusal ceza sürecinin hukuki dayanağına yönelik işlemler önem kazanabilir.

    Aynı olay kapsamında başka ülkede verilen iade ret kararının gerekçesi ayrıntılı incelenmeden, bu belgenin INTERPOL kaydını kesin biçimde ortadan kaldıracağı söylenemez.

    XII. Mülteci Statüsü ve İade Ret Kararının Birlikte Değerlendirilmesi

    Uluslararası koruma statüsü, CCF incelemesinde önemli olabilir. Ancak statünün türü, hangi devlet tarafından tanındığı ve ilgili kişinin kaynak ülkeye geri gönderilmesine ilişkin riskler ayrı değerlendirilmelidir.

    Başvurucunun yalnızca oturum iznine sahip bulunması ile uluslararası koruma veya mülteci statüsüne sahip olması aynı hukuki sonuçları doğurmaz.

    CCF 2023 Decision Excerpt No. 5: Koruma statüsü, insan hakları ve veri silinmesi

    2023 tarihli 5 numaralı anonim kararda başvurucu hakkında büyük miktarlı dolandırıcılık isnadıyla kırmızı bülten bulunmaktaydı.

    Başvurucu, suç fiillerine ilişkin kişisel bağlantısının yeterince açıklanmadığını, iadesinin başka bir devlet tarafından reddedildiğini, temel haklarının ihlal edilme riski bulunduğunu ve koruma statüsüne sahip olduğunu ileri sürmüştür.

    İade talebini inceleyen yabancı yargısal makamın, geri gönderilmesi halinde kişinin ağır insan hakları ihlalleriyle karşılaşabileceğine ilişkin somut tespitleri bulunmaktaydı.

    CCF, özellikle kararın 35-37. paragraflarında iade mahkemesinin bulgularını, başvurucunun mülteci statüsünü ve suç isnadındaki kişisel bağlantının belirsizliğini birlikte değerlendirmiştir.

    Sonuçta verinin INTERPOL Anayasası’nın 2. maddesiyle uyumlu işlenmediğine ve silinmesine karar verilmiştir.[13]

    Karşılaştırmalı değerlendirme: CCF 2023/02 kararında iade ret gerekçesi kaydın güncellenmesi sonucunu doğururken CCF 2023/05 kararında somut insan hakları tespitleri, uluslararası koruma ve kişisel suç bağlantısına ilişkin sorunlar birlikte silme sonucunu desteklemiştir.

    Bir avukatın iki kararı birlikte değerlendirmesi önemlidir. Zira iade ret kararını yalnızca varlığı nedeniyle ileri sürmek yerine, bu kararın hangi hukuki olguları tespit ettiğinin ve INTERPOL veri işlemesini nasıl etkilediğinin açıklanması gerekir.

    XIII. Sınır Dışı İşlemleri ve Örtülü İade Sorunu

    Uluslararası arama kayıtlarıyla bağlantılı hukuki riskler yalnızca resmi suçluların iadesi süreçlerinde ortaya çıkmaz. Göç ve sınır dışı işlemleri de belirli durumlarda önem taşıyabilir.

    Eleni R. Bakst, Harvard Civil Rights-Civil Liberties Law Review dergisinin 2026 tarihli çalışmasında, INTERPOL kırmızı bültenlerinin Amerika Birleşik Devletleri göç uygulamasında kullanılmasının, bazı durumlarda olağan iade yargılamasının güvencelerini dolanan sonuçlar doğurabileceğini tartışmaktadır.[14]

    Yazarın disguised extradition olarak ele aldığı bu sorun, özellikle geri göndermeme ilkesi ve adil usul güvenceleri bakımından önemlidir.

    Bu tartışmadan hareketle hukuki temsilin, bir kişinin yalnızca ceza dosyasında aranıp aranmadığını araştırmakla yetinmemesi gerekir. Başvurucunun bulunduğu ülkedeki göç statüsü ve olası sınır dışı işlemleri de gerektiğinde ayrı incelenmelidir.

    Ancak her ulusal göç işlemi ile INTERPOL kaydı arasında doğrudan bağlantı bulunduğu varsayılamaz. İlgili işlemin dayanağının ve dosyadaki somut bilgilerin belirlenmesi gerekir.

    XIV. Aile Hukuku Uyuşmazlıkları ve Uluslararası Çocuk Kaçırma İddiaları

    Uluslararası aile uyuşmazlıklarında velayet ve çocuğun yer değiştirmesiyle ilgili işlemler birden fazla devletin mahkemelerinde görülebilir.

    Bir devlette velayet hakkını ihlal ettiği ileri sürülen davranışın cezai soruşturma konusu edilmesi, uluslararası arama kaydı oluşturulmasına neden olabilir.

    Bu durumlarda aile hukuku kararlarıyla uluslararası polis işbirliğinin amacı arasındaki ilişki dikkatle değerlendirilmelidir.

    CCF 2025 Decision Excerpt No. 1: Çelişen velayet kararları ve birden fazla bültenin silinmesi

    2025 tarihli 1 numaralı anonim kararda bir ebeveyn hakkında kırmızı bülten, çocukları hakkında ise sarı bülten kayıtları bulunmaktaydı.

    Farklı ülkelerdeki mahkemeler arasında çelişen velayet kararları verilmişti. Başvurucu, çocukların bulunduğu yerin bilindiğini ve uyuşmazlığın velayet ilişkisi kapsamında ortaya çıktığını ileri sürmüştür.

    CCF, RPD m. 83(1)(a)(i) çerçevesinde aile hukuku uyuşmazlığından kaynaklanan kırmızı bültenin yayımlanma koşullarını değerlendirmiştir.

    Çocuklar bakımından ise RPD m. 90 kapsamında sarı bültenlerin yer tespitine ilişkin amacının devam edip etmediğini incelemiştir.

    Komisyon, ilgili kayıtların silinmesi sonucuna ulaşmıştır.[15]

    Hukuki değerlendirme: Bu karar, bir aile uyuşmazlığında bütün kayıtların aynı hukuki gerekçeyle değerlendirilemeyeceğini göstermektedir.

    Ebeveynin kırmızı bülteni bakımından özel hukuk uyuşmazlığından doğan suç isnadının niteliği; çocukların sarı bültenleri bakımından ise yer tespiti amacının devam edip etmediği belirleyici olmuştur.

    XV. Adil Yargılanma Hakkı ve CCF’nin Yargısal Denetimle İlişkisi

    CCF’nin bağımsız bir denetim organı olarak karar vermesi, uluslararası insan hakları hukukunda etkili başvuru hakkına ilişkin tartışmaları tamamen sona erdirmemiştir.

    Machiko Kanetake, 2026 tarihli çalışmasında, INTERPOL’ün karar süreçlerinde bilgiye erişim üzerindeki sınırlamaların ve kurumsal bağışıklıkların bireyin etkili hukuki korunması bakımından sorunlar oluşturabildiğini belirtmektedir.[1]

    Jil Stölting, 2024 tarihli INTERPOL-Measures: Options of Individual Legal Protection and Compatibility of the INTERPOL-System with the ECHR makalesinde INTERPOL tedbirlerine karşı bireysel hukuki koruma yollarını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde incelemektedir.[16]

    Bu çalışmalar, CCF’nin ulusal ceza yargılamalarının yerine geçmemesinin hukuki sonuçlarını açıklamaktadır.

    Bir başvurucu INTERPOL sistemi içerisinde kaydın silinmesini sağlayabilir. Ancak bu durum üçüncü bir devletin daha önce gerçekleştirdiği yakalama veya sınır dışı işleminin hukuka uygunluğunu kendiliğinden çözmez.

    Benzer şekilde CCF başvurusunun reddedilmesi, her olayda ilgili ulusal makamın işleminin insan hakları hukukuna uygun olduğunu göstermez.

    XVI. Ne Bis In Idem: Aynı Fiilden Yeniden Yargılanma Yasağı ve INTERPOL Kayıtları

    Aynı fiil nedeniyle birden fazla ülkede ceza soruşturması yürütülmesi, uluslararası ceza hukukunun önemli sorunlarındandır.

    Ne bis in idem ilkesi bakımından önceki yargılamanın aynı kişiye ve aynı fiillere ilişkin olup olmadığı, nihai kararın niteliği ve uygulanabilir uluslararası antlaşmalar belirleyici olabilir.

    Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 12 Mayıs 2021 tarihli WS v Bundesrepublik Deutschland kararı (C-505/19, ECLI:EU:C:2021:376), INTERPOL kırmızı bültenine konu kişinin Schengen hukukundan kaynaklanan ne bis in idem güvencelerini değerlendirmiştir.[17]

    Kararda, ilgili fiiller bakımından ne bis in idem ilkesinin uygulanacağının kesin olarak belirlenmesi halinde kırmızı bültene dayalı geçici yakalama ve veri işleme işlemlerinin AB hukuku bakımından sınırlandırılabileceği ortaya konulmuştur.

    Ancak bu değerlendirme her ülkede aynı şekilde sonuç doğurmaz. Uygulanacak devletler arası hukuki rejim ve önceki nihai kararın etkileri ayrıca incelenmelidir.

    Bu nedenle ne bis in idem iddiası hazırlanırken farklı devletlerdeki yargılamaların yalnızca suç adları karşılaştırılmamalı; fiillerin maddi çekirdeği, kişiler, tarih aralıkları ve kararların kesinliği analiz edilmelidir.

    XVII. CCF Başvurusunda Delil Stratejisi: Hangi Belge Hangi Hukuki İddiayı Destekler?

    Delillerin yalnızca dosyaya eklenmesi yeterli değildir. Her belgenin hangi hukuki iddiayı desteklediği ve bunun INTERPOL veri işlemesinin hukuka uygunluğunu nasıl etkilediği gösterilmelidir.

    Hukuki sorun Önemli belgeler İnceleme konusu
    Siyasi nitelik Siyasi olay kronolojisi, resmi açıklamalar, bireysel işlemler Anayasa m. 3
    İnsan hakları Mahkeme kararları, koruma belgeleri, kişisel risk bulguları Anayasa m. 2
    Özel hukuk uyuşmazlığı Sözleşmeler, ödeme belgeleri, ticari yazışmalar, ceza dosyası RPD m. 83
    Kişisel suç bağlantısı Görev tanımı, şirket kayıtları, isnat edilen işlem belgeleri RPD m. 35, 83
    Yanlış veya güncel olmayan kayıt Kimlik kayıtları, güncel mahkeme kararları, resmi düzeltmeler RPD veri kalitesi hükümleri
    İade ret kararı Gerekçeli iade ret kararı, kesinleşme bilgisi, ilgili ceza kararları İşlemenin amacı, insan hakları, ne bis in idem

    Bu eşleştirme, delillerin ilgili mevzuatla bağlantısını oluşturur. Ancak her belge için önceden belirlenmiş kesin bir ispat gücü bulunmaz. Değerlendirme somut olayın bütünü üzerinden yapılır.

    XVIII. CCF Başvurusu İçin Hukuki Mütalaa Nasıl Hazırlanmalıdır?

    CCF’ye sunulacak gerekçe metni, geniş hacimli bir ulusal ceza savunması şeklinde hazırlanmak zorunda değildir.

    2026 Operating Rules’da yer alan on sayfalık sınır da dikkate alınarak başvurunun olaylar, uygulanabilir hukuki hükümler, deliller ve sonuç talepleri etrafında yapılandırılması gerekir.

    Başvuru metninde öncelikle başvurucunun hukuki durumu ve kayıt hakkında bilinen bilgiler açıklanmalıdır. Ardından kaynak ülkenin suç isnadı, dayanak yakalama kararı ve ilgili gelişmeler kronolojik biçimde sunulmalıdır.

    Hukuki değerlendirme bölümünde her itiraz sebebi ayrı ele alınmalıdır. Örneğin siyasi nitelik iddiası INTERPOL Anayasası m. 3’e; insan hakları riski m. 2’ye; ciddi adli suç ve kişisel cezai bağlantı iddiaları ise ilgili RPD hükümlerine dayandırılmalıdır.

    Her hukuki iddiada yalnızca hüküm numarası verilmesiyle yetinilmemeli; düzenlemenin somut olayda neden uygulanabilir olduğu ve bu sonucun hangi belgelerle desteklendiği açıklanmalıdır.

    Sonuç bölümünde talep edilen hukuki işlem açık şekilde belirtilmelidir. Veri silme, veri düzeltme veya uygun koşullarda geçici tedbir taleplerinin dayanakları birbirinden ayrılmalıdır.

    XIX. CCF Başvurusu Devam Ederken Geçici Tedbir ve Acil Koruma

    CCF Statüsü m. 37, başvurunun incelenmesi sırasında geçici tedbir kararlaştırılmasına imkan tanımaktadır.

    Ancak başvurunun yapılması, kırmızı bültenin veya difüzyon kaydının kendiliğinden askıya alınmasına neden olmaz.

    Geçici tedbir talebi ileri sürülecekse veri işlemenin devamıyla bağlantılı somut koruma ihtiyacı ortaya konulmalıdır.

    Bu başvuru, ilgili ulusal makamların hukuki yetkilerini ortadan kaldırmaz. CCF, kişinin belirli bir ülkede yakalanmayacağına ilişkin genel güvence veremez.

    Özellikle devam eden bir iade yargılaması veya geçici yakalama işlemi bulunuyorsa, ulusal makamlar nezdindeki hukuki başvuruların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

    XX. Başvuru Gizliliği ve Kaynak Devletin Bilgilendirilmesi

    CCF dosyaları gizlilik kurallarına tabidir. Ancak başvurucunun sunduğu bilgilerin tamamının kaynak devletten gizli tutulacağı varsayılamaz.

    Komisyon, veri işlemenin hukuka uygunluğunu araştırmak amacıyla Genel Sekreterlik ve veri kaynağı olan makamlarla istişare edebilir.

    2026 Portal Kullanıcı Rehberi, başvuru bilgilerinin Genel Sekreterliğe iletilmesi bakımından başvurucunun genel bir paylaşım yasağı isteyemeyeceğini açıklamaktadır.

    Kaynak NCB veya başka veri kaynakları bakımından ise özel gizlilik talepleri belirli koşullarda ileri sürülebilir. Bu taleplerin gerekçeleri açıkça belirtilmelidir.

    Müvekkilin kendisine yönelik tehdit veya misilleme riski bulunduğunu ileri sürdüğü dosyalarda, hangi bilginin paylaşılmasının hangi somut zarara neden olabileceği araştırılmalıdır.

    Bu inceleme, özellikle siyasi amaç veya uluslararası koruma gerekçelerine dayalı başvurularda önem taşır.

    XXI. CCF Başvurusu Ne Kadar Sürer?

    CCF Statüsü m. 40 uyarınca erişim başvurularının dört ay, düzeltme veya silme başvurularının dokuz ay içerisinde karara bağlanması öngörülmektedir.

    Bu süreler başvurunun kabul edilebilir bulunduğu tarihten itibaren başlar.

    CCF’nin dosya kapsamına göre ek belge istemesi, ilgili devletlerden bilgi beklemesi ve süre uzatımı uygulaması mümkündür.

    Komisyon, kamuya açık açıklamalarında artan iş yükünün başvuru sürelerini etkileyebildiğini belirtmektedir.

    Bu nedenle kanuni sürenin belirtilmesi, belirli bir dosyada nihai kararın ve uygulamanın kesin olarak o tarihte tamamlanacağı anlamına gelmez.

    Avukatın müvekkile vereceği bilgilendirmede başvurunun alınması, kabul edilebilirlik, esas incelemesi, karar ve uygulama aşamalarının süreleri birbirinden ayrılmalıdır.

    XXII. CCF Kararı Reddedilirse: Yeniden İnceleme ve Yeni Olgu Sorunu

    CCF kararları Statü m. 38 kapsamında nihai ve bağlayıcıdır. Genel bir temyiz yolu öngörülmemiştir.

    Bununla birlikte Statü m. 42 kapsamında kararın sonucunu değiştirebilecek yeni bir olgu ortaya çıkarsa yeniden inceleme talep edilebilir.

    Başvuru, yeni olgunun öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.

    Yeniden inceleme talebinde önceki kararın neden yanlış olduğunun tekrarlanmasıyla yetinilemez. Yeni olgunun ne olduğu, ne zaman ortaya çıktığı veya öğrenildiği ve önceki karar üzerinde neden farklı sonuç doğurabileceği açıklanmalıdır.

    Örneğin önceki karar sonrasında kaynak ülkedeki yakalama emrinin kaldırılması, yeni bir beraat kararı veya uluslararası koruma kararı verilmesi somut olay bakımından önem taşıyabilir.

    Ancak bu belgelerin varlığı yeniden inceleme başvurusunun kesin olarak kabul edileceğini göstermez.

    XXIII. CCF Kararından Sonra Ulusal Kayıtların ve Diğer Sonuçların İncelenmesi

    INTERPOL kaydının silinmesi, ilgili veri işleme bakımından önemli hukuki sonuç doğurur. Ancak bu sonuç ulusal ceza soruşturmalarının veya bütün veri sistemlerinin aynı anda ortadan kalktığı anlamına gelmez.

    Kaynak devletteki yakalama emri, üçüncü devletlerin ulusal kayıtları, devam eden iade süreçleri ve göç idaresi işlemleri ayrıca incelenebilir.

    Bir finans kuruluşunun kendi risk değerlendirme kayıtları veya ticari veri tabanlarında yer alan bilgiler de INTERPOL’ün bilgi sisteminden farklı hukuki rejimlere tabi olabilir.

    Bu nedenle CCF kararının ardından, somut olayda gerekli olduğu ölçüde hangi devletin veya kurumun hangi bilgiyi işlemeye devam ettiğinin araştırılması gerekir.

    Bu süreçte hukuki dayanağı bulunmayan kayıtların düzeltilmesi veya kaldırılması bakımından ilgili ulusal veri koruma ve yargısal başvuru yolları değerlendirilmelidir.

    XXIV. Müvekkilin Avukatından Bekleyebileceği Hukuki Çalışmanın Kapsamı

    Uluslararası arama dosyasında hukuki temsilin kapsamı, dosyanın niteliğine ve taraflar arasında kararlaştırılan avukatlık hizmetine göre belirlenir.

    Bu tür bir çalışmada öncelikle mevcut kayıt şüphesi ve ceza dosyası belgeleri incelenebilir. Ardından uygulanabilir INTERPOL kuralları ile ilgili CCF kararları değerlendirilerek hukuki görüş oluşturulabilir.

    Somut dosyanın özelliklerine göre başvuru türünün belirlenmesi, delil listesinin hazırlanması, yabancı kararların temini veya tercümesi, hukuki gerekçe metninin oluşturulması ve CCF yazışmalarının takip edilmesi hizmet kapsamında yer alabilir.

    İade süreci veya başka ülkede devam eden yargılama varsa, ilgili ülkede görev yapabilecek hukukçularla koordinasyon ayrıca gerekebilir.

    Müvekkile sunulacak hukuki çalışma planında hangi işlemlerin yürütüleceği, hangi belgelerin temin edileceği, hangi aşamalarda ara bilgilendirme yapılacağı ve temsilin kapsamı açık biçimde belirlenmelidir.

    Başvuru sonucunun, işlem süresinin veya belirli bir ülkede seyahat güvenliğinin garanti edilmesi mümkün değildir.

    Hukuki temsilin amacı, mevcut hukuki imkanların somut dosyaya uygun biçimde değerlendirilmesi ve başvurucunun haklarının ilgili yetkili makamlar önünde korunmasıdır.

    XXV. Sonuç: Uluslararası Arama Dosyasında Etkili Hukuki Koruma Nasıl Kurulur?

    INTERPOL kayıtlarına karşı hukuki koruma, uluslararası polis işbirliği sisteminin işleyişinin ve bu sistemin temel haklarla ilişkisinin anlaşılmasını gerektirir.

    CCF kararları, veri işleme hukukunun uygulamada belirli ve somut inceleme ölçütleriyle yürütüldüğünü göstermektedir.

    CCF 2025/02 kararında kişisel cezai bağlantının yetersizliği, CCF 2025/01 kararında aile hukuku uyuşmazlığı ve kayıtların devam eden amacı, CCF 2023/05 kararında ise ciddi insan hakları bulguları ve koruma statüsü belirleyici olmuştur.

    Buna karşılık CCF 2024/03 ve CCF 2025/04 kararları, genel siyasi veya insan hakları iddialarının somut dosyayla yeterince ilişkilendirilmediği durumlarda veri silme talebinin kabul edilmeyebileceğini ortaya koymaktadır.

    CCF 2023/02 kararı ise iade ret kararlarının doğurduğu hukuki sonuçların her durumda veri silinmesiyle sınırlı olmadığını göstermektedir.

    Uluslararası arama kaydına ilişkin hukuki inceleme bu farklı sonuçlar dikkate alınarak yapılmalıdır. Hukuki gerekçeler, ilgili INTERPOL hükümleri ve somut deliller arasında açık bir bağlantı kurulmalı; ulusal ceza işlemleri ve uluslararası veri denetimi ayrı yetki alanları olarak değerlendirilmelidir.


    Akademik Kaynaklar, Yabancı Hukuk İncelemeleri ve Kararlar

    [1] Kanetake, Machiko, “INTERPOL’s Red Notices: Human Rights Safeguards for Targeted Individuals”, AJIL Unbound, Vol. 120, 2026, pp. 17-22. DOI: 10.1017/aju.2025.10045.

    [2] Hennebel, Ludovic, “What to Do in the Event of an INTERPOL Red Notice, an Extradition Request or Transnational Criminal Proceedings?”, Hennebel Avocats, 3 September 2026, updated 27 October 2026. Online kaynak.

    [3] INTERPOL, “Red Notices”, resmi açıklama. Online kaynak.

    [4] INTERPOL, “About the CCF”, 2025 Statü değişiklikleri. Online kaynak.

    [5] CCF, Operating Rules of the Commission for the Control of INTERPOL’s Files, 26 March 2026, Rule 30; INTERPOL, CCF Portal User Guide for Applicants, March 2026. Operating Rules.

    [6] CCF, 2025 Decision Excerpt No. 2, “Due Process, Lawfulness or Validity of the Proceedings, Description of Criminal Activities”, özellikle par. 30-35. Karar metni.

    [7] ALFakir, Ali Saleh Ali, “INTERPOL’s Jurisdiction over Transnational Commercial Crimes Between Prosecuting Financial Fraud and Preventing the Misuse of Red Notices in Civil Disputes”, 2026, SSRN. Online kaynak.

    [8] San, Serdar, “Transnational Policing Between National Political Regimes and Human Rights Norms: The Case of the Interpol Red Notice System”, Theoretical Criminology, Vol. 26, No. 4, 2022. DOI: 10.1177/13624806221105280.

    [9] Daugirdas, Kristina, “The Durability of Protections Against Abuse at INTERPOL Amidst Rising Authoritarian Pressures”, AJIL Unbound, Vol. 120, 2026, pp. 29-34. DOI: 10.1017/aju.2025.10047.

    [10] CCF, 2024 Decision Excerpt No. 3, “Article 3, Misuse of INTERPOL’s Channels”, özellikle par. 13-16. Resmi karar arşivi.

    [11] CCF, 2025 Decision Excerpt No. 4, “Article 2, Quality of the Data”. Resmi karar arşivi.

    [12] CCF, 2023 Decision Excerpt No. 2, “Ne bis in idem, Extradition, Description of Criminal Activities”, özellikle par. 25-39. Karar metni.

    [13] CCF, 2023 Decision Excerpt No. 5, “Extradition, Refugee Policy, Description of Criminal Activities, Due Process”, özellikle par. 35-37. Karar metni.

    [14] Bakst, Eleni R., “Disguised Extradition: How INTERPOL Red Notices in U.S. Immigration Removal Proceedings Violate Due Process and Non-Refoulement Obligations”, Harvard Civil Rights-Civil Liberties Law Review, Vol. 61, No. 1, 2026. Makale.

    [15] CCF, 2025 Decision Excerpt No. 1, “Purpose, Family Matter, International Interest and Seriousness, Ne bis in idem”, özellikle par. 23-34. Resmi karar arşivi.

    [16] Stölting, Jil, “INTERPOL-Measures: Options of Individual Legal Protection and Compatibility of the INTERPOL-System with the ECHR”, MenschenRechtsMagazin, Vol. 29, No. 2, 2024. DOI: 10.60935/mrm2024.29.2.11.

    [17] Court of Justice of the European Union, WS v Bundesrepublik Deutschland, C-505/19, ECLI:EU:C:2021:376, 12 May 2021. Karar metni.

    Temel Hukuki Metinler

    INTERPOL, Constitution of the ICPO-INTERPOL, özellikle m. 2, 3 ve 36.

    INTERPOL, Rules on the Processing of Data, özellikle m. 10-12, 35, 82-84 ve 90.

    INTERPOL, Statute of the Commission for the Control of INTERPOL’s Files, 2025 değişikliklerini içeren metin, özellikle m. 28-42.

    CCF, Operating Rules, 26 March 2026, özellikle Rule 25 ve Rule 30.

    INTERPOL’ün ilgili hukuk metinlerine ve resmi anonim karar arşivine CCF resmi sayfasından ulaşılabilir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Uluslararası arama kayıtları, INTERPOL CCF başvuruları, sınır aşan ceza soruşturmaları, kişisel verilerin uluslararası polis işbirliği sistemlerinde işlenmesi ve suçluların iadesiyle bağlantılı hukuki uyuşmazlıklarda somut dosyanın özelliklerine göre hukuki değerlendirme ve temsil hizmeti sunulmaktadır.

    Av. Murat Can Dolğun

    TD Hukuk ve Danışmanlık

    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi

    A2 Blok, Kat: 5, No: 206

    Bakırköy / İstanbul

    Telefon: +90 212 299 44 22

    Hukuki bilgilendirme: Bu yayın genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bireysel hukuki danışmanlık veya belirli bir dosyada sonuç taahhüdü niteliğinde değildir. INTERPOL kaydı bulunması, kaydın silinmesi, geçici yakalama, iade veya uluslararası seyahat bakımından hukuki sonuçlar somut olay ve ilgili ulusal hukuk düzenleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.