Etiket: hukuk teknolojileri

  • Yapay Zeka ile Hazırlanan Dilekçede Olmayan AYM Kararı: Avukatın Üzerine Düşenler Nedir?

    Yapay Zeka ile Hazırlanan Dilekçede Olmayan AYM Kararı: Avukatın Üzerine Düşenler Nedir?

    Yapay zekanın hukuk uygulamasında kullanımı artık teorik bir tartışma değil. Avukatlar; metin taslağı hazırlarken, uzun belgeleri incelerken, içtihat araştırırken veya hukuki bir sorunu farklı yönleriyle değerlendirirken üretken yapay zeka araçlarından yararlanıyor.

    Ancak 24 Ağustos 2026 tarihinde basına yansıyan ve İstanbul’da görülen bir dava, bu araçların hukuk uygulamasında nasıl kullanılmaması gerektiğine ilişkin dikkat çekici bir örnek ortaya koydu.

    Sabah’ta yayımlanan habere göre İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ve toplam 10 milyon TL bedelli iki senede ilişkin menfi tespit davasında, davacı tarafın dilekçesinde Anayasa Mahkemesinin “20.07.2022 tarihli ve 2018/1234 başvuru numaralı” bir kararına dayanıldı.

    Davaya ilişkin haberlerde, davalı tarafın böyle bir Anayasa Mahkemesi kararı bulunmadığını ileri sürdüğü ve dilekçedeki bazı ifadelerin yapay zeka tarafından üretilmiş olabileceğini iddia ettiği aktarıldı. Davacı vekili ise dilekçenin yapay zeka ile hazırlandığı iddiasını kabul etmedi.

    (Kaynak: Sabah, “10 Milyonluk Davada Yapay Zekalı Savunma”, 24.08.2026, https://www.sabah.com.tr/yasam/10-milyonluk-davada-yapay-zekali-savunma-7647046)

    Mahkeme Yapay Zeka Konusunda Bir Karar Verdi mi?

    Öncelikle haberin hukuki açıdan doğru okunması gerekiyor.

    Mahkeme, dilekçenin yapay zeka tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı veya gerçekte bulunmayan bir mahkeme kararına dayanılmasının ne gibi hukuki sonuçlar doğuracağı konusunda bir karar vermedi.

    İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, uyuşmazlığın temelinde işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu ve senetlerin bu ilişki kapsamında düzenlenen bir protokole dayandığı gerekçesiyle görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğuna karar verdi.

    Bu nedenle dosyada yapay zeka kullanımına ilişkin henüz esasa dair bir mahkeme değerlendirmesi bulunmuyor.

    Dolayısıyla bu olayın, “Türkiye’de yapay zeka ile hazırlanan dilekçe nedeniyle avukata yaptırım uygulandı” veya “mahkeme yapay zeka kullanımını hukuka aykırı buldu” şeklinde aktarılması doğru değildir.

    Ancak olay, çok daha önemli bir soruyu gündeme getiriyor:

    Bir avukat, yapay zekadan yararlanarak hazırladığı ve mahkemeye sunduğu dilekçedeki bilgilerin doğruluğundan sorumlu mudur?

    Bu sorunun cevabı çok daha nettir.

    Asıl Sorun Yapay Zeka Kullanmak Değil, Doğrulamadan Kullanmak

    Bir avukatın yapay zekadan yararlanması tek başına hukuka veya meslek kurallarına aykırı değildir.

    Yapay zeka;

    • hukuki araştırmanın başlangıç noktalarını belirlemek,
    • uzun belgeleri sınıflandırmak,
    • dilekçe taslakları oluşturmak,
    • farklı hukuki argümanları karşılaştırmak,
    • metinlerin yapısını düzenlemek

    gibi pek çok konuda yardımcı araç olarak kullanılabilir.

    Ancak hukuk uygulamasında belirleyici olan, metnin ilk taslağını kimin veya hangi sistemin oluşturduğu değildir.

    Belirleyici olan, mahkemeye sunulan nihai metnin avukat tarafından kontrol edilip edilmediğidir.

    Türkiye Barolar Birliğinin Haziran 2026’da gerçekleştirdiği Yapay Zeka ve Avukatlık Çalıştayı’nın sonuçlarında da benzer bir yaklaşım benimsenmiştir. Yapay zeka kullanımında insan denetiminin korunması, mesleki sorumluluğun avukatta kalması ve yapay zeka çıktılarının doğrulanması gerektiği özellikle vurgulanmıştır.

    (Kaynak: Türkiye Barolar Birliği, “Türkiye Barolar Birliği Yapay Zeka ve Avukatlık Çalıştayı Sonuç Paneli Gerçekleştirildi”, 20.06.2026, https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/turkiye-barolar-birligi-yapay-zeka-ve-avukatlik-calistayi-sonuc-paneli-gerceklestirildi-86541)

    Bu nedenle “yapay zeka yanlış yazdı” şeklindeki bir açıklama, avukatın mesleki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

    Mahkemeye sunulan dilekçenin altında avukatın imzası bulunuyorsa, dilekçenin hukuki ve maddi içeriğinin denetlenmesi sorumluluğu da esas olarak avukata aittir.

    Olmayan Bir Mahkeme Kararını Dilekçeye Yazmak Neden Önemli?

    Üretken yapay zeka sistemlerinin en bilinen sorunlarından biri, gerçekte bulunmayan bilgileri son derece ikna edici biçimde üretebilmeleridir.

    Bu durum literatürde genellikle “hallucination” yani yapay zeka halüsinasyonu olarak adlandırılıyor.

    Sistem yalnızca gerçekte bulunmayan bir mahkeme kararından söz etmekle kalmayabilir. Aynı zamanda;

    • karar tarihi,
    • başvuru veya esas numarası,
    • mahkeme adı,
    • kararın gerekçesi,
    • hatta karar metninden alınmış gibi görünen paragraflar

    da oluşturabilir.

    Hukuk uygulamasındaki asıl tehlike de burada ortaya çıkmaktadır.

    Bir bilginin teknik olarak ikna edici görünmesi, o bilginin gerçek olduğu anlamına gelmez.

    Bu nedenle yapay zeka tarafından verilen bir mahkeme kararının mutlaka ilgili mahkemenin resmi karar veri tabanından veya güvenilir bir hukuk veri tabanından ayrıca doğrulanması gerekir.

    Avukatlık Kanunu Açısından Sorun

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesine göre avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek zorundadır.

    Bu hüküm, yapay zeka tartışmasından çok daha eski olmasına rağmen yeni teknolojilere de doğrudan uygulanabilir.

    Çünkü yükümlülük kullanılan araca değil, avukatın mesleki davranışına ilişkindir.

    Bir dilekçenin;

    • elle yazılması,
    • başka bir avukat tarafından hazırlanması,
    • hukuk veri tabanından yararlanılarak oluşturulması,
    • yapay zeka desteğiyle hazırlanması

    sonucu değiştirmez.

    Avukat, kendi imzasıyla mahkemeye sunduğu metnin hukuki denetimini yapmak zorundadır.

    Bu nedenle gerçekte bulunmayan bir kararın hiçbir kontrol yapılmadan mahkemeye sunulması, somut olayın koşullarına göre Avukatlık Kanunu’ndaki özen ve doğruluk yükümlülüğü açısından da değerlendirmeye konu olabilir.

    Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.

    Her yanlış atıf veya hatalı karar numarası kendiliğinden disiplin sorumluluğu doğurmaz. Hatanın niteliği, avukatın gösterdiği özen, hatanın nasıl ortaya çıktığı, fark edildiğinde düzeltilip düzeltilmediği ve yargılamaya etkisi birlikte değerlendirilmelidir.

    HMK m.29: Yargılamada Dürüstlük İlkesi

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 29. maddesi de tarafların dürüstlük kuralına uygun davranmasını öngörmektedir.

    HMK m.29 kapsamında taraflar ve vekilleri, yargılamayı dürüstlük kurallarına uygun biçimde yürütmek zorundadır.

    Gerçekte bulunmayan bir mahkeme kararının dilekçeye yazılması ile tarafın maddi vakıalar hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması aynı şey değildir. Bu nedenle her yanlış içtihat atfını doğrudan HMK m.29/2 kapsamında değerlendirmek doğru olmaz.

    Ancak gerçekte bulunmadığı bilinen veya hiçbir şekilde kontrol edilmeyen bir hukuki kaynağın mahkemeye gerçek bir karar gibi sunulması, yargılamada dürüstlük ilkesi açısından ayrıca tartışılabilir.

    Avukatın Müvekkiline Karşı Sorumluluğu

    Meselenin yalnızca mahkemeye karşı sorumluluk boyutu bulunmuyor.

    Avukatın müvekkiline karşı da bir özen yükümlülüğü vardır.

    Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesine göre vekil, üstlendiği işi vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

    Dolayısıyla bir avukatın doğrulanmamış bir yapay zeka çıktısını kullanması nedeniyle müvekkilin hak kaybına uğraması, davanın olumsuz etkilenmesi veya gereksiz bir maliyet ortaya çıkması halinde ayrıca hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

    Elbette bunun için somut olayda kusur, zarar ve illiyet bağının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

    Dünyadaki En Bilinen Örnek: Mata v. Avianca

    Bu sorun dünyada ilk kez Türkiye’de ortaya çıkmadı.

    2023 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde görülen Mata v. Avianca davası, yapay zeka tarafından üretilen sahte mahkeme kararlarının hukuk uygulamasındaki en bilinen örneklerinden biri haline geldi.

    Davada avukatlar ChatGPT tarafından üretilen ve gerçekte bulunmayan çeşitli mahkeme kararlarını dilekçelerinde kullandı.

    ABD Federal Mahkemesi, yapay zeka kullanılmasının tek başına yanlış olmadığını açık biçimde belirtti.

    Sorun, avukatların mahkemeye sundukları kararların gerçek olup olmadığını kontrol etmemeleriydi.

    Mahkeme bu nedenle avukatlar ve hukuk bürosu hakkında yaptırım uyguladı.

    (Karar: Mata v. Avianca, Inc., U.S. District Court for the Southern District of New York, 22.06.2023, https://law.justia.com/cases/federal/district-courts/new-york/nysdce/1%3A2022cv01461/575368/54/)

    Bu kararın ortaya koyduğu temel ilke oldukça basittir:

    Yapay zeka kullanmak sorun değildir. Yapay zekanın ürettiği hukuki bilgiyi kontrol etmeden mahkemeye sunmak sorundur.

    İngiltere’de de Aynı Sorun Yaşandı

    İngiltere Yüksek Mahkemesi de 2025 yılında Ayinde v. London Borough of Haringey ve Al-Haroun v. Qatar National Bank dosyalarında benzer bir sorunla karşılaştı.

    Mahkemeye sunulan belgelerde gerçekte bulunmayan mahkeme kararları ve hatalı hukuki atıflar tespit edildi.

    Mahkeme, üretken yapay zeka sistemlerinin gerçekte bulunmayan kararları ve alıntıları son derece inandırıcı biçimde oluşturabildiğine dikkat çekti.

    Buna karşılık hukukçuların, mahkemeye sundukları her hukuki kaynağın doğruluğunu kontrol etmekle yükümlü oldukları vurgulandı.

    (Karar: High Court of Justice, Ayinde v. London Borough of Haringey & Al-Haroun v. Qatar National Bank, [2025] EWHC 1383 (Admin), 06.06.2025, https://www.judiciary.uk/judgments/ayinde-v-london-borough-of-haringey-and-al-haroun-v-qatar-national-bank/)

    Yapay Zeka Kullanan Bir Hukuk Bürosu Hangi Kontrolleri Yapmalı?

    Yapay zekanın hukuk bürolarında kullanılması halinde bazı temel kuralların uygulanması gerekir.

    1. Her Mahkeme Kararı Ayrı Ayrı Doğrulanmalı

    Yapay zekanın verdiği esas, karar veya başvuru numarasına güvenilmemelidir.

    Kararın AYM, Yargıtay, Danıştay veya ilgili mahkemenin resmi veri tabanında gerçekten bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

    2. Sadece Karar Numarası Değil, Kararın İçeriği de Okunmalı

    Yapay zeka bazen gerçek bir mahkeme kararını bulabilir ancak kararın gerekçesini yanlış aktarabilir.

    Bu nedenle yalnızca karar künyesinin doğru olması yeterli değildir.

    Kararın somut olayla gerçekten ilgili olup olmadığı da incelenmelidir.

    3. Kanun Maddeleri Güncel Mevzuattan Kontrol Edilmeli

    Özellikle sık değişen mevzuat alanlarında yapay zeka eski kanun metinlerini kullanabilir.

    Bu nedenle nihai dilekçede kullanılacak kanun maddeleri güncel mevzuat üzerinden kontrol edilmelidir.

    4. Müvekkil Sırrı ve Kişisel Veriler Korunmalı

    Dosya içerisindeki kişisel verilerin veya müvekkil sırrı niteliğindeki bilgilerin herhangi bir yapay zeka sistemine aktarılması ayrıca veri güvenliği ve meslek sırrı bakımından değerlendirilmelidir.

    Türkiye Barolar Birliği de 2026 yılındaki çalışmasında müvekkil gizliliği ve kişisel verilerin korunmasını yapay zeka kullanımındaki temel meseleler arasında saymıştır.

    5. Nihai Metni Avukat Okumalı

    Yapay zeka bir hukukçunun yardımcısı olabilir.

    Ancak dava stratejisini belirleyen, delilleri değerlendiren, hukuki nitelendirmeyi yapan ve nihai dilekçeyi imzalayan kişi avukattır.

    Mesleki muhakemenin tamamen yapay zekaya devredilmesi mümkün değildir.

    Yapay Zeka Kullanıldığının Mahkemeye Bildirilmesi Gerekir mi?

    Türk hukukunda bugün itibarıyla avukatların dilekçe hazırlanırken yapay zekadan yararlandıklarını her durumda mahkemeye açıklamalarını zorunlu tutan genel bir düzenleme bulunmamaktadır.

    Bu nedenle bir avukatın yapay zekadan taslak hazırlamak, metni düzenlemek veya araştırmaya yardımcı olmak amacıyla yararlanması tek başına mahkemeye bildirim yükümlülüğü doğurmaz.

    Ancak yapay zekanın kullanımı;

    • delilin oluşturulmasını,
    • uzman görüşünü,
    • maddi vakıaların ortaya konulmasını,
    • belgenin gerçekliğini

    etkileyen bir noktaya ulaşıyorsa farklı hukuki değerlendirmeler gündeme gelebilir.

    Gelecekte asıl tartışmanın “yapay zeka kullanıldı mı?” sorusundan ziyade şu soruya yönelmesi daha olasıdır:

    Yapay zeka hangi amaçla kullanıldı ve avukat gerekli insan denetimini sağladı mı?

    İstanbul’daki Dava Emsal Olabilir mi?

    Basında dosyanın emsal oluşturabileceğine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

    Ancak mevcut aşamada teknik anlamda yapay zeka kullanımına ilişkin bir emsal karardan söz etmek mümkün değildir.

    Çünkü İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, yapay zeka tartışmasının esasına girmeden görevsizlik kararı verdi.

    Dosyanın görevli İş Mahkemesine gönderilmesinden sonra yapay zeka ile hazırlanmış olduğu iddia edilen dilekçe yeniden tartışılır ve mahkeme bu konuda gerekçeli bir değerlendirme yaparsa, dosya Türkiye’deki yapay zeka ve avukatlık tartışmaları açısından gerçekten önem kazanabilir.

    Bu nedenle dosyanın sonraki aşamalarının takip edilmesi gerekir.

    Sonuç: Yapay Zeka Avukatın Yerine Değil, Avukatın Yanında Kullanılmalı

    Yapay zekanın hukuk mesleğinden tamamen dışlanması gerçekçi görünmüyor.

    Doğru kullanıldığında yapay zeka;

    • araştırmayı hızlandırabilir,
    • çok sayıda belgeyi analiz edebilir,
    • alternatif hukuki argümanlar ortaya çıkarabilir,
    • avukatın daha verimli çalışmasını sağlayabilir.

    Ancak hukuk uygulamasındaki temel sorumluluk değişmez.

    Mahkemeye sunulan dilekçenin sorumluluğu yapay zekaya değil, dilekçeyi imzalayan avukata aittir.

    Bir mahkeme kararının gerçek olup olmadığını kontrol etmek, kararı okumak, somut olayla ilgisini değerlendirmek ve hukuki argümanı mesleki muhakeme süzgecinden geçirmek avukatın görevidir.

    Teknoloji değişebilir.

    Avukatlık mesleğinde kullanılan araçlar değişebilir.

    Ancak özen, doğruluk, mesleki bağımsızlık ve hukuki muhakeme yükümlülüğü değişmez.

    Kaynaklar

    Sabah, “10 Milyonluk Davada Yapay Zekalı Savunma”, 24.08.2026
    https://www.sabah.com.tr/yasam/10-milyonluk-davada-yapay-zekali-savunma-7647046

    Türkiye Barolar Birliği, “Türkiye Barolar Birliği Yapay Zeka ve Avukatlık Çalıştayı Sonuç Paneli Gerçekleştirildi”, 20.06.2026
    https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/turkiye-barolar-birligi-yapay-zeka-ve-avukatlik-calistayi-sonuc-paneli-gerceklestirildi-86541

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu
    https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/avukatlik-kanunu-1136

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

    Mata v. Avianca, Inc., U.S. District Court for the Southern District of New York, 22.06.2023
    https://law.justia.com/cases/federal/district-courts/new-york/nysdce/1%3A2022cv01461/575368/54/

    High Court of Justice, Ayinde v. London Borough of Haringey & Al-Haroun v. Qatar National Bank, [2025] EWHC 1383 (Admin), 06.06.2025
    https://www.judiciary.uk/judgments/ayinde-v-london-borough-of-haringey-and-al-haroun-v-qatar-national-bank/

    American Bar Association, Formal Opinion 512 – Generative Artificial Intelligence Tools, 29.07.2024
    https://www.americanbar.org/content/dam/aba/administrative/professional_responsibility/ethics-opinions/aba-formal-opinion-512.pdf

    Hukuki Destek

    Yapay zeka, teknoloji hukuku, ticari uyuşmazlıklar ve yargılama süreçlerine ilişkin hukuki danışmanlık talepleri için TD Hukuk Bürosu ile iletişime geçilebilir.

    Bilgilendirme Notu

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir kişi veya dosya hakkında hukuki görüş niteliğinde değildir. Basına yansıyan dava hakkındaki değerlendirmeler kamuya açık kaynaklarla sınırlıdır. Dava dosyasının tamamı ve ilgili mahkeme kararları incelenmeden tarafların hukuki veya mesleki sorumluluğu hakkında kesin bir sonuca varılamaz. Her somut olay kendi koşulları içerisinde ayrıca değerlendirilmelidir.

  • KARARI KİM VERİYOR ?

    KARARI KİM VERİYOR ?

    Hukuk dünyasında yapay zeka tartışmaları giderek büyürken, dikkat çekici bir şekilde hedef sürekli avukatlar olmaktadır. Bu yaklaşım, meselenin özünü ıskalayan ve risk alanını yanlış belirleyen bir refleksin ürünüdür. Çünkü hukuk düzeninde belirleyici olan iddia veya savunma değil, hükmün kendisidir. Hükmü kuran ise avukat değil, hâkimdir. Bu nedenle tartışmanın ekseni yanlış kurulmuştur ve asıl sorulması gereken soru şudur: Yapay zeka kullanımının en büyük riski kimdedir?

    Türk hukuk sisteminde avukat ile hâkim arasında ciddi bir sorumluluk dengesizliği bulunmaktadır. Avukat; vekâlet ilişkisi gereği hem sözleşmesel hem haksız fiil sorumluluğu altındadır ve hatalı bir işlem doğrudan maddi sorumluluk doğurabilir. Buna karşılık hâkimlerin sorumluluğu istisnai ve sınırlıdır; hukuki sorumluluk çoğu zaman Devlet üzerinden yürür, cezai sorumluluk ise ağır prosedürlere bağlanmıştır ve uygulamada oldukça dar bir alanda kalır. Bu tablo, yapay zeka kullanımında ortaya çıkan riski büyüten temel unsurdur çünkü daha büyük etki gücüne sahip olan makam, daha sınırlı sorumluluk rejimi içindedir.

    Yapay zeka artık yalnızca bir araştırma aracı değildir; metin üretir, gerekçe oluşturur, içtihat derler ve değerlendirme yapar. Bir hâkimin gerekçe yazımında, hukuki analizde ve kanaat oluşturma sürecinde yapay zeka çıktısına dayanması teknik bir kolaylık değil, fiilen karar sürecine dış bir unsurun dahil edilmesidir. Sorun yapay zekanın kullanılması değildir; sorun, yapay zekanın düşünme sürecine ortak olmasıdır.

    Yargılama sadece norm uygulaması değildir; hâkim somut olayı değerlendirirken vicdani kanaatini kullanır ve bu durum hukukun insani yönünü temsil eder. Yapay zeka ise vicdan üretmez, empati kurmaz ve somut olayın insani ağırlığını tartmaz. Bu nedenle hâkimin, zihnini ve vicdanını yapay zekaya devretmesi yalnızca teknik bir tercih değil, yargı fonksiyonunun özüne dokunan bir kırılmadır.

    Bugün kamuoyunda ve meslek içi tartışmalarda odak sürekli avukatlara yöneltilmektedir. Oysa avukatın yaptığı hata sistem içinde denetlenebilir; karşı taraf vardır, mahkeme vardır, istinaf ve temyiz vardır. Ancak hâkimin yaptığı hata doğrudan hükme dönüşür ve bir kişinin özgürlüğünü, malvarlığını ve itibarını tek bir karar ile etkileyebilir. Bu nedenle riskin merkezi avukatlar değil, yargı yetkisini kullanan makamdır.

    Bugün hâkimlerin yapay zeka kullanımına ilişkin açık ve bağlayıcı bir düzenleme (maalesef ve açıkça) bulunmamaktadır. Ne ölçüde kullanılacağı, hangi sınırların geçilemeyeceği ve hangi durumların yasak olduğu net değildir. Bu durum standartsız uygulamalara, kontrolsüz kullanım biçimlerine ve hesap verilebilirlik boşluklarına yol açmaktadır. Yargı gibi haklar ve özgürlüğün anlam kazandığı bir alanda kullanılan her aracın kaynağı / etkisi denetlenebilir olmalıdır. Aksi halde kararın arkasındaki irade kamu olmaktan çıkar.

    Yapay zekadan korunması gereken meslek avukatlık değildir; avukatlık dönüşür, adapte olur ve rekabet içinde kendini yeniden üretir. Korunması gereken alan yargının kendisidir. Çünkü yanlış bir dilekçe düzeltilebilir, eksik bir savunma tamamlanabilir ancak hatalı bir hüküm çoğu zaman telafisi güç sonuçlar doğurur. Eğer yargı makamı karar sürecinde dış üretimlere bağımlı hale gelirse hukuk devleti ilkesi görünürde korunur fakat içeriği zayıflar ve nihayetinde kaçınılmaz soru ortaya çıkar:

    Kararı gerçekten kim verdi?

    – Murat Can DOLGUN

    İstanbul Avukatı

    Görüş ve Önerileriniz için:

    Mail: av.muratcandolgun@gmail.com

    WhatsApp: +905074754422

  • Yargı Teşkilatında Yapay Zeka Kullanımı: Hakim, Savcı ve Kamu Personelinin KVKK, Cezai ve İdari Sorumluluğu

    Yargı Teşkilatında Yapay Zeka Kullanımı: Hakim, Savcı ve Kamu Personelinin KVKK, Cezai ve İdari Sorumluluğu

    Yapay zeka araçlarının yargı pratiğine fiilen girmesiyle birlikte, hakimler, savcılar ve adliye personeli bakımından yeni bir risk alanı doğmuştur. Dosya özetleme, karar taslağı oluşturma veya analiz amacıyla kullanılan sistemlere; kişisel veriler, soruşturma içerikleri, mahkeme dosyaları ve emniyet evraklarının girilmesi, artık sadece teknik bir tercih değil; çok katmanlı bir hukuki sorumluluk doğuran bir eylem haline gelmiştir. Bu kullanım, aynı anda kişisel verilerin korunması hukuku, ceza hukuku ve disiplin hukuku alanlarına temas etmektedir.

    I. KVKK Kapsamında Sorumluluk

    6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca, adliye içerisinde işlenen tüm kişisel veriler; hukuka uygunluk, belirli ve meşru amaç, ölçülülük ve veri minimizasyonu ilkelerine tabiidir. Yapay zeka sistemlerine dosya yüklenmesi halinde, bu verilerin işlenme amacı ile kullanılan aracın niteliği arasında çoğu zaman doğrudan bir bağlantı kurulamaz. Bu durum özellikle Madde 4’te düzenlenen genel ilkelerin ihlali riskini doğurur.

    Öte yandan, bu tür sistemlerin önemli bir kısmı bulut tabanlıdır ve veri işleme faaliyetleri çoğu zaman yurtdışı sunucular üzerinden gerçekleşir. Bu durumda, açık rıza, yeterlilik kararı veya uygun güvenceler bulunmaksızın yapılan veri aktarımı, Madde 8 ve 9 kapsamında hukuka aykırı hale gelir. Adliye içinde kullanılan bir aracın teknik altyapısı bilinmeden veri girilmesi, farkında olunmadan yurtdışına veri aktarımı anlamına gelebilir.

    Madde 12 uyarınca veri güvenliğini sağlama yükümlülüğü bulunan veri sorumlusu organizasyon içinde yer alan hakim, savcı ve kamu personeli; bu yükümlülüğün ihlali halinde yalnızca kurumsal değil, aynı zamanda bireysel sorumluluk tartışmasının da tarafı haline gelebilir. Bu kapsamda, yapay zeka araçlarının bilinçsiz kullanımı, KVKK ihlali sonucunu doğurabilecek niteliktedir.

    II. Cezai Sorumluluk (TCK Kapsamı)

    [iTürk Ceza Kanunu bakımından konu değerlendirildiğinde, yapay zeka sistemlerine veri yüklenmesi birden fazla suç tipiyle ilişkilendirilebilir. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak bir sisteme kaydedilmesi, Madde 135 kapsamında suç teşkil edebilir. Aynı şekilde bu verilerin üçüncü taraf sistemlere iletilmesi veya erişilebilir hale getirilmesi, Madde 136 çerçevesinde “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçu kapsamında değerlendirilebilir.

    Bu fiillerin kamu görevlisi sıfatıyla işlenmesi halinde, Madde 137 gereği cezaların artırılması söz konusu olur. Dolayısıyla hakim, savcı veya adliye personelinin bu tür bir veri aktarımına sebebiyet vermesi, nitelikli suç kapsamında daha ağır sonuçlar doğurabilir.

    Dosyanın niteliğine göre risk daha da büyür. Özellikle devlet güvenliği, kamu düzeni veya soruşturma gizliliği kapsamında bulunan belgelerin yapay zeka sistemlerine yüklenmesi halinde; gizli kalması gereken bilgilerin açıklanması, devletin güvenliğine ilişkin bilgilerin ifşası gibi suç tipleri de gündeme gelebilir. Bu durumda eylem, yalnızca kişisel veri ihlali olmaktan çıkar; doğrudan kamu güvenliğini ilgilendiren bir suç alanına dönüşür.

    III. İdari ve Disiplin Sorumluluğu

    Hakim ve savcılar bakımından 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu hükümleri uygulanır. Mesleğin onur ve vakarına aykırı davranış, görevin gereklerine uygun hareket etmeme ve gizlilik yükümlülüğünün ihlali; disiplin yaptırımı doğurabilecek fiiller arasındadır. Yapay zeka sistemlerine dosya içeriği aktarılması, özellikle gizlilik ilkesinin ihlali kapsamında değerlendirilebilir.

    Adliye personeli ve diğer kamu görevlileri açısından ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri devreye girer. Görev sırasında öğrenilen bilgilerin açıklanması yasağı ve sadakat yükümlülüğü, bu tür veri aktarımını açıkça sınırlandırır. Bu yükümlülüğe aykırı davranış, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve hatta memuriyetten çıkarma gibi sonuçlar doğurabilir.

    Ayrıca yargı teşkilatında kullanılan UYAP sistemi kapalı devre ve kontrollü bir yapı üzerine kuruludur. Bu sistem dışına veri çıkarılması, yalnızca teknik bir tercih değil; aynı zamanda kurumsal güvenlik politikasının ihlali anlamına gelir ve idari sorumluluğu doğrudan tetikler.

    IV. Devlet Sorumluluğu ve Rücu İhtimali

    Bu tür ihlaller yalnızca bireysel sonuç doğurmaz. Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi veya gizli bilgilerin ifşası halinde, devletin tazmin sorumluluğu doğabilir. Ancak idare hukuku ilkeleri gereği, ağır kusur veya açık ihlal durumlarında ilgili kamu görevlisine rücu edilmesi de mümkündür. Bu nedenle yapay zeka kullanımındaki hatalı işlemler, uzun vadede kişisel mali sorumluluk riskini de beraberinde getirir.

    V. Devlet Sırrı ve Gizli Belgelerin Paylaşılması Riski

    Yapay zeka sistemlerine veri yüklenmesi meselesi, yalnızca kişisel verilerin korunması ile sınırlı değildir. Dosyanın niteliğine bağlı olarak bu durum, doğrudan devlet sırrı veya gizli belge kapsamına giren bilgilerin kontrolsüz şekilde üçüncü taraf sistemlere aktarılması sonucunu doğurabilir. Bu noktada hukuki değerlendirme, veri koruma hukukunun ötesine geçerek devletin güvenliği ve yargı gizliliği eksenine taşınır.

    Türk Ceza Kanunu kapsamında, devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgilerin açıklanması suç teşkil eder. Hakim, savcı ve adliye personeli, bu bilgilere görevleri gereği erişmektedir. Bu nedenle söz konusu bilgilerin yapay zeka araçlarına girilmesi; teknik olarak bir “analiz” işlemi gibi görünse de, hukuki nitelik itibarıyla üçüncü taraf sistemlere aktarım ve dolayısıyla açıklama olarak değerlendirilebilir.

    Özellikle terör suçları, organize suçlar, istihbarat bağlantılı soruşturmalar, uluslararası adli yardımlaşma dosyaları, sınır güvenliği ve göç süreçlerine ilişkin evraklar ile henüz alenileşmemiş yargısal değerlendirmeler; yüksek gizlilik derecesine sahip belgelerdir. Bu tür verilerin kontrolsüz biçimde yapay zeka sistemlerine yüklenmesi halinde, yalnızca kişisel veri ihlali değil, aynı zamanda gizli kalması gereken bilgilerin ifşası söz konusu olabilir.

    Bu noktada “veriyi kimseyle paylaşmadım, sadece sisteme yükledim” şeklindeki savunma hukuken yeterli değildir. Zira veri, üçüncü taraf altyapılar üzerinden işleniyorsa, bu durum fiilen bir aktarım ve açıklama niteliği taşır. Kontrolün kaybedildiği her durumda, hukuki sorumluluk doğar.

    Sonuç olarak, adliye içerisinde yapay zeka kullanımı; dosyanın içeriğine bağlı olarak yalnızca KVKK ihlali değil, devlet sırrının ifşası ve yargı gizliliğinin ihlali gibi ağır sonuçlar doğurabilecek bir risk alanıdır. Bu nedenle konu, basit bir teknolojik tercih olarak değil, doğrudan kamu güvenliği ve yargı bağımsızlığı meselesi olarak ele alınmalıdır.

    VI. Genel Değerlendirme ve Acil Düzenleme İhtiyacı

    Yargı teşkilatında yapay zeka kullanımının tamamen yasaklanması gerçekçi değildir. Ancak bu kullanımın kuralsız bırakılması, hem bireysel hem kurumsal ölçekte ciddi hukuki riskler doğurmaktadır. Bugün gelinen noktada sorun, teknolojinin varlığı değil; kullanım sınırlarının belirlenmemiş olmasıdır.

    Adalet Bakanlığı’nın, hakimler, savcılar ve tüm adliye personeli bakımından yapay zeka kullanımına ilişkin açık, bağlayıcı ve denetlenebilir bir çerçeve oluşturması artık zorunluluktur. Hangi verilerin kesinlikle bu sistemlere yüklenemeyeceği, hangi araçların kullanılabileceği ve veri aktarımının hangi şartlara tabi olacağı genelge ve özelgelerle derhal belirlenmelidir.

    Aksi halde, iyi niyetli ve pratik amaçlarla yapılan işlemler dahi; KVKK ihlali, ceza sorumluluğu ve disiplin yaptırımları ile sonuçlanabilecek çok boyutlu bir risk alanı oluşturmaya devam edecektir.


    Sonuç ve Değerlendirme

    Yargı teşkilatında yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, doğru sınırlar çizilmediği takdirde yalnızca teknik bir dönüşüm değil; aynı anda KVKK ihlalleri, cezai sorumluluklar, disiplin yaptırımları ve hatta devlet sırrının ifşası gibi ağır sonuçlar doğurabilecek çok katmanlı bir risk alanı oluşturmaktadır. Hakimlerin, savcıların ve kamu personelinin iyi niyetle ve pratik amaçlarla gerçekleştirdiği işlemler dahi, mevcut mevzuat karşısında ciddi hukuki sonuçlara yol açabilir.

    Bu nedenle mesele, bireysel dikkat çağrılarıyla çözülebilecek bir alan olmaktan çıkmış; doğrudan kurumsal düzenleme ihtiyacı haline gelmiştir. Adalet Bakanlığı’nın genelge ve özelgelerle açık, bağlayıcı ve denetlenebilir bir çerçeve oluşturması artık gecikmeksizin ele alınması gereken bir zorunluluktur. Aksi halde uygulama birliği sağlanamayacak, riskler kişisel inisiyatiflere bırakılacak ve bu durum hem yargı güvenliğini hem de kamu düzenini zedeleyecektir.

    Bu çalışma, yalnızca teorik bir değerlendirme değil; sahada aktif olarak çalışan bir hukukçu perspektifiyle, uygulamada karşılaşılması kuvvetle muhtemel risklerin ortaya konulması amacıyla kaleme alınmıştır. Yargı sisteminin dijitalleşmesi kaçınılmazdır; ancak bu dönüşümün hukuki güvenlik, veri koruma ve yargı bağımsızlığı ilkeleriyle uyumlu şekilde ilerlemesi gerekmektedir.

    Murat Can Dolğun
    TD Hukuk ve Danışmanlık
    İstanbul Barosu Avukatı

  • Herkes Avukatlığı Konuşuyor, Peki Ya Hakimler? Yapay Zeka Çağında Yargının Geleceği

    Herkes Avukatlığı Konuşuyor, Peki Ya Hakimler? Yapay Zeka Çağında Yargının Geleceği

    1. Giriş

    Yapay zeka teknolojilerinin hukuk alanına girmesi, son yıllarda hukuk mesleklerinin geleceği hakkında geniş çaplı bir tartışma başlatmıştır. Bu tartışmaların büyük bölümü avukatlık mesleği etrafında dönmektedir. Hukuki araştırma, içtihat taraması, sözleşme inceleme ve belge hazırlama gibi faaliyetlerin veri temelli olması, bu alanlarda yapay zeka sistemlerinin hızlı ve etkili sonuç üretebilmesini mümkün kılmaktadır. Bu nedenle hukuk teknolojileri literatüründe en sık dile getirilen tez, yapay zekanın öncelikle avukatlık mesleğini dönüştüreceği yönündedir.

    Ancak hukuk sisteminin yapısına daha yakından bakıldığında farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Hukuk düzeninin merkezinde yalnızca avukatlar değil, aynı zamanda hakimler bulunmaktadır. Bu nedenle yapay zeka teknolojilerinin hukuk sistemine etkisi değerlendirilirken hakimlik mesleğinin doğası, yargısal kararların yapısı ve mahkeme organizasyonu da dikkate alınmalıdır. Son yıllarda yayımlanan bazı akademik çalışmalar, yapay zekanın hukuki akıl yürütme konusundaki performansının hakimlik mesleğinin geleceği hakkında yeni sorular ortaya çıkardığını göstermektedir.

    2. Hukuki Yapay Zeka ve Formalist Akıl Yürütme

    2.1 Kurallara Dayalı Hukuki Analiz

    Büyük dil modelleri hukuk metinlerini analiz ederek normlar arası ilişkileri kurabilmekte ve belirli kurallar çerçevesinde hukuki sonuçlara ulaşabilmektedir. Bu yetenek özellikle kurallara dayalı hukuki analiz alanında dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkarmaya başlamıştır.

    Chicago Üniversitesi hukuk profesörü Eric Posner ve araştırmacı Shivam Saran tarafından yürütülen bir çalışmada GPT-5 modeli, daha önce ABD federal hakimleri üzerinde uygulanmış bir hukuki akıl yürütme deneyinde test edilmiştir. Araştırmada katılımcılardan trafik kazası senaryolarında hangi eyalet hukukunun uygulanması gerektiğine karar vermeleri istenmiştir. Bu tür sorular özellikle kanunlar ihtilafı alanında teknik ve sistematik analiz gerektirir.

    Çalışmanın sonuçlarına göre GPT-5 modeli tüm vakalarda hukuken doğru sonuca ulaşmış ve herhangi bir mantık hatası ya da halüsinasyon sergilememiştir (Eric Posner & Shivam Saran, Silicon Formalism: Rules, Standards, and Judge AI, SSRN, https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=6155012).

    Bu araştırma teknoloji medyasında da geniş yer bulmuştur. The Register tarafından yayımlanan bir haberde, söz konusu testte yapay zeka modelinin hukuki formalizm bakımından insan hakimlerden daha tutarlı sonuçlar ürettiği belirtilmiştir (The Register, “GPT-5 bests human judges in legal smack down”, https://www.theregister.com/2026/02/15/gpt5_bests_human_judges_in/).

    Bu sonuçlar, yapay zeka sistemlerinin özellikle kurallara dayalı hukuki analizlerde oldukça güçlü bir performans gösterebildiğini ortaya koymaktadır.

    3. Hakimlik Mesleğinin Temel İlkeleri

    Hakimlik mesleği modern hukuk devletlerinin en temel kurumlarından biridir. Hakimlerin karar verirken uyması gereken en önemli ilkelerden biri tarafsızlık ve objektifliktir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında tarafsızlık ilkesinin hem öznel hem de nesnel boyutunun bulunduğu vurgulanmıştır (European Court of Human Rights, Piersack v. Belgium, https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-57589).

    Bu ilke teorik olarak hakimlerin kararlarının kişisel önyargılardan arınmış olmasını gerektirir. Ancak insan karar verme süreçleri tamamen mekanik değildir. Hukuk ve psikoloji alanındaki çalışmalar, hakimlerin kararlarının bazı durumlarda bilişsel faktörlerden etkilenebildiğini göstermektedir.

    Örneğin Danziger, Levav ve Avnaim-Pesso tarafından yapılan bir araştırmada hakimlerin şartlı tahliye kararlarının günün saatine göre değişebildiği ortaya konmuştur (Danziger, Levav & Avnaim-Pesso, “Extraneous Factors in Judicial Decisions”, Proceedings of the National Academy of Sciences, https://www.pnas.org/doi/10.1073/pnas.1018033108).

    Bu çalışma yargısal kararların bazı durumlarda hukuken ilgisiz faktörlerden etkilenebildiğini göstermesi bakımından hukuk literatüründe önemli bir referans olarak kabul edilmektedir.

    4. Yapay Zeka Objektiflik Konusunda Hakimler’den Daha İyi Olabilir Mi?

    Yapay zeka sistemleri insanlardan farklı olarak yorgunluk, stres, siyasal düşünceler veya duygusal etkilerden etkilenmez. Bu nedenle bazı araştırmacılar yapay zekanın özellikle hukuki tutarlılık ve objektiflik açısından avantaj sağlayabileceğini ileri sürmektedir.

    OECD tarafından yayımlanan bir raporda yapay zekanın adalet sisteminde veri analizi, dava yönetimi ve içtihat taraması gibi alanlarda kullanılabileceği belirtilmektedir (OECD, “AI in Justice Administration and Access to Justice”, https://www.oecd.org/en/publications/ai-in-justice-administration-and-access-to-justice).

    Bununla birlikte hukuk teorisi açısından önemli bir nokta bulunmaktadır. Hakimler bazı durumlarda kurallardan saparak daha adil sonuçlara ulaşabilir. Bu durum hukuk teorisinde formalizm ile takdir yetkisi arasındaki klasik gerilimi ortaya koymaktadır.

    5. Yargı Yapay Zekayla Tanışmaya Başladı

    Yapay zeka tartışmaları çoğunlukla avukatlık mesleğine odaklanmaktadır. Ancak uzun vadede daha kapsamlı değişimin yargı sisteminin kendi içinde ortaya çıkması mümkündür. Yapay zeka teknolojileri mahkemelerde özellikle dosya analizi, içtihat araştırması ve dava yönetimi gibi alanlarda kullanılmaya başlamıştır.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı yargı sistemleri hakimler ve mahkeme personeli için yapay zeka kullanımına ilişkin kurallar geliştirmeye başlamıştır. Örneğin New York mahkeme sistemi hakimler ve mahkeme çalışanlarının yapay zeka kullanımına ilişkin resmi yönergeler yayımlamıştır (Reuters, “New York court system sets rules for AI use by judges, staff”, https://www.reuters.com/legal/government/new-york-court-system-sets-rules-ai-use-by-judges-staff-2025-10-10/).

    Benzer şekilde California yargı sistemi de yapay zeka kullanımına ilişkin düzenleyici kurallar kabul etmiştir (Reuters, “California court system adopts rule on AI use”, https://www.reuters.com/legal/government/california-court-system-adopts-rule-ai-use-2025-07-18/).

    Bu gelişmeler yapay zekanın yalnızca hukuk bürolarında değil, aynı zamanda yargı kurumlarının işleyişinde de giderek daha fazla yer bulmaya başladığını göstermektedir.

    6. Mahkeme Organizasyonu ve Kalem Personeli Etkilenebilir

    Yapay zekanın hukuk sisteminde en hızlı etkileyeceği alanlardan biri çoğu zaman gözden kaçmaktadır. Mahkemelerdeki idari süreçlerin önemli bir bölümü veri yönetimine dayanır. Dosya sınıflandırma, belge düzenleme, duruşma planlama ve dava yönetimi gibi işlemler algoritmik sistemler tarafından oldukça hızlı biçimde gerçekleştirilebilir.

    ABD eyalet mahkemeleri üzerine yapılan bazı çalışmalar, yapay zeka araçlarının özellikle mahkeme organizasyonu ve dava yönetimi süreçlerini önemli ölçüde değiştirebileceğini göstermektedir (National Center for State Courts, “Judicial Use of Generative AI: Lessons Learned”, https://www.ncsc.org/resources-courts/judicial-use-generative-ai-lessons-learned).

    Bu nedenle yargı sisteminde ilk büyük dönüşümün hakimlik mesleğinden önce mahkeme kalemleri ve yargı bürokrasisi üzerinde ortaya çıkması ihtimali oldukça güçlü görünmektedir.

    7. Sonuç

    Yapay zeka hukuk sistemini giderek daha güçlü biçimde etkilemektedir. Hukuki araştırma ve belge analizi gibi alanlarda yapay zeka araçlarının yaygınlaşması avukatlık mesleğini dönüştürmektedir. Bununla birlikte yapay zeka sistemlerinin kurallara dayalı hukuki formalizmde gösterdiği başarı, hakimlik mesleğinin geleceği hakkında da yeni sorular ortaya çıkarmaktadır.

    Hakimlik mesleğinin temel ilkeleri olan objektiflik ve tarafsızlık teorik olarak algoritmik sistemlerle uyumlu görünmektedir. Ancak hukuk sistemi yalnızca kuralların mekanik uygulanmasından ibaret değildir. Takdir yetkisi, etik değerlendirme ve toplumsal bağlamın dikkate alınması insan yargısının önemli unsurlarıdır.

    Bu nedenle kısa vadede yapay zekanın hakimlerin yerini tamamen alması beklenmemektedir. Bununla birlikte yapay zeka destekli analiz araçlarının yargı süreçlerini yeniden şekillendirmesi kaçınılmaz görünmektedir. Uzun vadede ise hukuk dünyasındaki en büyük değişim yalnızca avukatlık mesleğinde değil, yargı sisteminin işleyişinde ve mahkeme organizasyonunun yapısında ortaya çıkabilir.

    Dipnotlar

    1- National Center for State Courts, Judicial Use of Generative AI: Lessons Learned. https://www.ncsc.org/resources-courts/judicial-use-generative-ai-lessons-learned

    2- Eric Posner & Shivam Saran, Silicon Formalism: Rules, Standards, and Judge AI. SSRN. https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=6155012

    3- The Register, “GPT-5 bests human judges in legal smack down”. https://www.theregister.com/2026/02/15/gpt5_bests_human_judges_in/

    4- European Court of Human Rights, Piersack v. Belgium. https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-57589

    5- Shai Danziger, Jonathan Levav & Liora Avnaim-Pesso, “Extraneous Factors in Judicial Decisions”, Proceedings of the National Academy of Sciences. https://www.pnas.org/doi/10.1073/pnas.1018033108

    6- OECD, AI in Justice Administration and Access to Justice. https://www.oecd.org/en/publications/ai-in-justice-administration-and-access-to-justice

    7- Reuters, “New York court system sets rules for AI use by judges, staff”. https://www.reuters.com/legal/government/new-york-court-system-sets-rules-ai-use-by-judges-staff-2025-10-10/

    8- Reuters, “California court system adopts rule on AI use”. https://www.reuters.com/legal/government/california-court-system-adopts-rule-ai-use-2025-07-18/

    9- National Center for State Courts, Judicial Use of Generative AI: Lessons Learned. https://www.ncsc.org/resources-courts/judicial-use-generative-ai-lessons-learned

  • Müvekkilin Yapay Zekâ Kullanımı Avukat–Müvekkil Gizliliğini Zedeler mi?

    Müvekkilin Yapay Zekâ Kullanımı Avukat–Müvekkil Gizliliğini Zedeler mi?

    İlgili Kanun Hükümleri

    Avukatlık Kanunu m. 36

    Avukatlar, kendilerine tevdi edilen veya görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları, kanunen yetkili merciler dışında açıklayamazlar.”

    Bu hüküm uyarınca avukat, müvekkiline ait her türlü bilgiyi gizli tutmakla yükümlüdür.

    Ceza Muhakemesi Kanunu m. 154/1

    Şüpheli veya sanık, müdafii ile her zaman ve başkalarının duyamayacağı şekilde görüşebilir. Bu görüşmeler denetime tabi tutulamaz.”

    Bu düzenleme, avukat–müvekkil arasındaki iletişimin mutlak gizliliğini güvence altına almaktadır.

    Ceza Muhakemesi Kanunu m. 130/1

    “Avukat ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait belge ve dosyalar, mühürlenir ve hâkim kararı olmaksızın incelenemez.”

    Bu hüküm, savunmaya ilişkin belgelerin korunmasını amaçlamaktadır.

    Ceza Muhakemesi Kanunu m. 46/1

    “Avukatlar, meslekleri sebebiyle öğrendikleri sırlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler.”

    Bu madde, meslek sırrının yargılama sürecinde de korunmasını sağlamaktadır.

    Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 8

    “Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın üçüncü kişilere aktarılamaz.”

    KVKK m. 9

    “Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurt dışına aktarılamaz.”

    Yapay zekâ platformlarının önemli bir kısmı yurt dışı merkezlidir ve bu hükümler bakımından veri aktarımı riski doğurmaktadır.

    Hukuki Değerlendirme

    Yukarıda yer verilen hükümlerden açıkça görüldüğü üzere, Türk hukukunda avukat–müvekkil iletişimi ve savunmaya ilişkin belgeler güçlü bir gizlilik rejimi altında korunmaktadır. Bu koruma, bilginin avukat ile müvekkil arasında kalması şartına dayanmaktadır.

    Ancak müvekkilin, dilekçe taslaklarını, savunma notlarını veya hukuki değerlendirmeleri tüketici tipi yapay zekâ sistemlerine aktarması hâlinde, bu bilgiler üçüncü kişilere açılmış sayılabilmektedir. Bu durumda CMK m.154 ve m.130 ile sağlanan güvencelerin fiilen zayıflaması söz konusu olmaktadır.

    ABD’de United States v. Heppner Kararının Önemi

    10 Şubat 2026 tarihli United States v. Heppner kararında New York Güney Bölge Mahkemesi, sanığın savunmaya ilişkin içerikleri kendi iradesiyle yapay zekâ platformuna aktardığını, bu sistemin avukat statüsünde olmadığını ve gizli muhatap sayılamayacağını tespit etmiştir.

    Mahkeme, bu nedenle söz konusu belgelerin üçüncü kişiye açıklanmış sayılacağını ve avukat–müvekkil gizliliği ile dava hazırlık ürünü korumasından yararlanamayacağını kabul etmiştir.

    Bu yaklaşım, dijital araçların bilinçsiz kullanımının savunma hakkını zedeleyebileceğini göstermektedir.

    Sonuç

    Türk hukukunda avukat–müvekkil gizliliği güçlü biçimde korunmaktadır. Ancak bu koruma, bilginin avukat–müvekkil hattında kalmasına bağlıdır.

    Müvekkilin hukuki belgeleri yapay zekâ sistemlerine aktarması hâlinde:

    – Gizlilik zayıflayabilir,

    – Belgeler delil niteliği kazanabilir,

    – Savunma hakkı zarar görebilir.

    Bu nedenle hukuki içeriklerin üçüncü platformlarla paylaşılması, mutlaka avukatın bilgisi ve denetimi altında yapılmalıdır.

    İletişim

    Yapay zekâ kullanımı, veri güvenliği ve avukat–müvekkil gizliliği kapsamında doğabilecek hukuki riskler hakkında danışmanlık almak ve dosyanıza özel değerlendirme yapılmasını sağlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    Ceza hukuku, dijital deliller, veri güvenliği ve savunma stratejileri alanlarında müvekkillerimize etkin ve güvenilir hukuki destek sunmaktayız.