Etiket: Hukuki Danışmanlık

  • Yabancılara Türkiye’de Banka Hesabı Açma Aracılığı: Hangi Hizmetler Yasal, Hangi Vaatler Hukuki Risk Taşır?

    Yabancılara Türkiye’de Banka Hesabı Açma Aracılığı: Hangi Hizmetler Yasal, Hangi Vaatler Hukuki Risk Taşır?

    Türkiye’de yaşayan veya Türkiye ile ticari bağı bulunan yabancıların banka hesabı açma ihtiyacı son yıllarda önemli ölçüde arttı. Buna paralel olarak sosyal medyada özellikle Rusça, İngilizce ve Arapça verilen ilanlarda “Türkiye’de banka hesabı açma”, “ikamet izni olmadan hesap”, “30 dakikada banka hesabı”, “uzaktan hesap açılışı”, “vekaletname olmadan banka kartı”, “bloke kaldırma” ve hatta “adres kaydı yapma” gibi hizmetler sunulduğu görülüyor.

    Bu hizmetlerin tamamını tek başlık altında “yasa dışı” olarak değerlendirmek doğru değildir. Bir yabancıya banka hesabı açılışı konusunda bilgi verilmesi, banka randevusunun organize edilmesi, gerekli belgelerin hazırlanmasına yardımcı olunması veya yabancı müşteriye bankada tercümanlık yapılması kural olarak hukuka aykırı değildir.

    Ancak reklam edilen hizmetin niteliği değiştikçe hukuki değerlendirme de değişmektedir.

    Özellikle “müşteri gelmeden”, “vekaletname olmadan”, “yüzde 100 hesap açılış garantisi”, “adresinizi sisteme kaydederiz”, “bankadaki blokeyi kaldırırız” gibi ifadeler kullanıldığında bankacılık mevzuatı, MASAK yükümlülükleri, nüfus mevzuatı ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallar birlikte değerlendirilmelidir.

    Yabancıların Türkiye’de banka hesabı açması yasak mı?

    Hayır.

    Türk vatandaşı olmayan bir kişinin Türkiye’de banka hesabı açması tek başına herhangi bir hukuka aykırılık oluşturmaz. Aynı şekilde kişinin Türkiye’de ikamet izninin bulunmaması da her durumda banka hesabı açamayacağı anlamına gelmez.

    MASAK mevzuatına göre banka hesabı açılması bir “sürekli iş ilişkisi” kurulmasıdır. Bu nedenle banka, hesap açmadan önce müşterisini tanımak ve kimliğini mevzuata uygun şekilde tespit etmek zorundadır.

    5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesi uyarınca yükümlüler, işlem yapan kişinin ve adına veya hesabına işlem yapılan kişinin kimliğini işlemden önce tespit etmek zorundadır. Aynı Kanunun 4. maddesi ise şüpheli işlemlerin MASAK’a bildirilmesini öngörmektedir. (Ministry of Treasury and Finance)

    Türk uyruklu olmayan gerçek kişiler bakımından MASAK düzenlemeleri kapsamında pasaport, ikamet belgesi veya mevzuatın izin verdiği diğer kimlik belgeleri kullanılabilmektedir. Ayrıca adres, meslek, iletişim bilgileri ve iş ilişkisinin mahiyetine ilişkin bilgiler de alınmaktadır. (LEXPERA)

    Dolayısıyla sosyal medyada kullanılan “ikamet izni olmadan banka hesabı” ifadesi tek başına hukuka aykırı bir hizmetin kanıtı değildir.

    Buradaki asıl soru şudur:

    Hesap hangi yöntemle açılmaktadır?

    Hesabı danışman mı açıyor, banka mı?

    Hukuken banka hesabını açan kişi veya danışmanlık şirketi değil, bankadır.

    Bir danışman;

    • gerekli belgeler konusunda bilgi verebilir,
    • vergi numarası işlemlerine yardımcı olabilir,
    • banka randevusu organize edebilir,
    • müşteriye tercümanlık yapabilir,
    • banka şubesine müşteriye eşlik edebilir,
    • bankanın talep ettiği belgelerin hazırlanmasını sağlayabilir.

    Ancak müşterinin kimliğini tespit etmek, müşterinin risk profilini değerlendirmek ve müşteriyle bankacılık ilişkisi kurup kurmamaya karar vermek bankanın sorumluluğundadır.

    Bu nedenle bir danışmanın “biz sizin için hesabı açıyoruz” şeklindeki reklam ifadesi günlük dilde anlaşılabilir olmakla birlikte, hukuki olarak doğru ifade “hesap açılış sürecine aracılık veya danışmanlık ediyoruz” olmalıdır.

    Daha önemlisi, sıradan bir danışmanlık şirketinin bankanın MASAK kapsamındaki müşterini tanı yükümlülüğünün yerine geçmesi mümkün değildir.

    “Uzaktan ve vekaletname olmadan hesap açıyoruz” vaadi neden dikkat çekici?

    Türkiye’de uzaktan müşteri edinimi mümkündür. Ancak bu süreç serbest biçimde gerçekleştirilen bir işlem değildir.

    BDDK tarafından düzenlenen uzaktan müşteri edinimi sistemi; bankanın kontrolündeki teknolojik altyapı, kimlik doğrulama yöntemleri, görüntülü görüşme ve güvenlik kontrolleri çerçevesinde yürütülmektedir. BDDK düzenlemelerinde uzaktan müşteri ediniminin temel modeli T.C. Kimlik Kartı sahibi kişiler üzerinden kurulmuştur. (Banking Reg & Supervision Agency)

    MASAK Genel Tebliği de bankaların uzaktan kimlik tespitini BDDK tarafından belirlenen yöntem ve tedbirlere uygun gerçekleştireceğini açıkça düzenlemektedir. (Ministry of Treasury and Finance)

    Dolayısıyla “uzaktan hesap açma” hukuka aykırıdır şeklinde genel bir sonuç çıkarmak yanlış olur.

    Fakat özellikle Türk vatandaşı olmayan ve Türkiye’de bulunmayan bir kişi bakımından;

    “Türkiye’ye gelmenize gerek yok, vekaletnameye gerek yok, hesabınız ve kartınız açılır”

    şeklindeki bir vaat varsa bunun hangi hukuki yöntemle gerçekleştirildiği açıklanmalıdır.

    Çünkü burada birkaç farklı hukuki ihtimal bulunmaktadır.

    Türkiye’ye gelmeden yabancı adına hesap açılması hiç mümkün değil mi?

    Mümkün olabileceği durumlar vardır.

    MASAK’ın resmi açıklamalarında, belirli şartların sağlanması halinde “üçüncü tarafa güven” mekanizması kullanılarak yurt dışında bulunan kişiler bakımından işlem yapılabileceği belirtilmektedir.

    Ancak burada “üçüncü taraf” herhangi bir danışman veya sosyal medya aracısı değildir.

    Tedbirler Yönetmeliği kapsamında üçüncü tarafa güven mekanizması esas olarak finansal kuruluşlar arasında uygulanabilmektedir. Örneğin bir finansal kuruluş, başka bir finansal kuruluş tarafından yapılan kimlik tespitine mevzuattaki şartların gerçekleşmesi halinde güvenebilir. Nihai sorumluluk ise yine işlem yapan finansal kuruluşa aittir. (Ministry of Treasury and Finance)

    MASAK ayrıca yurt dışında bulunan bir yabancının Türkiye’de hesap açması konusunda vekaletname yönteminin de kullanılabileceğini açıkça belirtmektedir. (Ministry of Treasury and Finance)

    Bu nedenle:

    “Türkiye’ye gelmeden hesap açılması” tek başına hukuka aykırı değildir.

    Fakat:

    “Türkiye’ye gelmeden + vekaletname olmadan + bankanın kendi uzaktan kimlik tespiti yapılmadan + herhangi bir finansal kuruluş tarafından kimlik tespiti yapılmadan” hesap açıldığı ileri sürülüyorsa, işlemin hukuki altyapısının ayrıca açıklanması gerekir.

    Sıradan bir aracının müşterinin pasaport fotoğrafını WhatsApp üzerinden alarak bankanın kimlik tespit yükümlülüğünün yerine geçmesi mümkün değildir.

    “30 dakikada hesap, yüzde 100 garanti” mümkün mü?

    Bir banka hesabının kısa sürede açılması mümkündür. Belgeleri hazır olan ve banka tarafından kabul edilen bir müşterinin işlemi gerçekten kısa sürede tamamlanabilir.

    Ancak “yüzde 100 hesap açılış garantisi” hukuki açıdan daha sorunlu bir ifadedir.

    Çünkü hesap açıp açmama kararı son aşamada bankaya aittir.

    Banka müşterinin;

    • kimliğini,
    • yerleşim durumunu,
    • vatandaşlığını,
    • hesabın açılma amacını,
    • fonların kaynağını,
    • beklenen işlem hacmini,
    • yaptırım ve risk durumunu

    değerlendirebilir.

    MASAK mevzuatı ayrıca müşterinin tanınması kapsamında risk temelli tedbirlerin uygulanmasını öngörmektedir. Şüpheli bir durum bulunması halinde banka MASAK bildirim yükümlülüğü altında da olabilir. (Ministry of Treasury and Finance)

    Dolayısıyla bankanın nihai kararını kontrol etmeyen bir üçüncü kişinin “yüzde 100 hesap açarım” garantisi vermesi en azından hukuken sorgulanması gereken bir reklam iddiasıdır.

    En ciddi konu: “Adres kaydı yapıyoruz”

    Bu tür reklamlarda karşılaşılan en hassas vaatlerden biri de yabancı kişiler adına adres kaydı yapılması ve bunun e-Devlet sisteminde görüneceğinin söylenmesidir.

    Burada iki durum birbirinden tamamen ayrılmalıdır.

    Kişi gerçekten belirtilen adreste yaşıyorsa ve mevzuata uygun belgelerle adres kaydı gerçekleştiriliyorsa bunda sorun yoktur.

    Ancak kişinin gerçekte oturmadığı bir adresin yalnızca ikamet izni, banka hesabı veya başka bir idari işlem için sisteme kaydedilmesi söz konusuysa durum değişmektedir.

    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Adres Kayıt Sistemi mevzuatı gerçeğe aykırı adres bildirimini yaptırıma bağlamaktadır.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 2026 yılı için yayımladığı resmi bilgiye göre, gerçeğe aykırı adres beyanında bulunan kişiler hakkında 17.051 TL idari para cezası uygulanmaktadır. (Civil Registry Agency)

    Somut olayın nasıl gerçekleştirildiğine, nüfus müdürlüğüne ne şekilde beyanda bulunulduğuna ve kullanılan belgelerin niteliğine göre ayrıca cezai sorumluluk tartışmaları da gündeme gelebilir.

    Bu nedenle “size adres buluyoruz ve e-Devlet’e kaydediyoruz” şeklindeki hizmetlerde en önemli soru şudur:

    Kişi gerçekten bu adreste mi yaşayacak, yoksa adres yalnızca resmi kayıtlarda kullanılmak üzere mi oluşturuluyor?

    İkinci ihtimal ciddi hukuki risk taşımaktadır.

    “Bankadaki blokeyi kaldırıyoruz” ne anlama geliyor?

    Bu ifade de tek başına hukuka aykırılık göstermez.

    Bir banka hesabındaki bloke;

    • eksik belge,
    • güncellenmemiş müşteri bilgileri,
    • iletişim veya kimlik doğrulama sorunu,
    • bankanın iç güvenlik prosedürü

    gibi basit nedenlerden kaynaklanabilir.

    Bu durumda bir avukat veya danışmanın müşteriye yardımcı olması mümkündür.

    Ancak bloke;

    • MASAK incelemesi,
    • savcılık veya mahkeme kararı,
    • icra işlemi,
    • yaptırım kontrolü,
    • bankanın uyum biriminin incelemesi

    nedeniyle uygulanmışsa, herhangi bir aracının “blokeyi kesin kaldırırım” şeklinde garanti vermesi başka bir durumdur.

    Blokenin hukuki sebebi öğrenilmeden böyle bir sonuç garanti edilemez.

    Rus veya yabancı telefon numarasını banka hesabına bağlamak hukuka aykırı mı?

    Tek başına hayır.

    Bir bankanın yabancı telefon numarası kabul edip etmemesi bankanın teknik ve güvenlik politikasına bağlı olabilir.

    Ancak müşterinin telefon numarasının değiştirilmesi sırasında bankanın kimlik doğrulama mekanizmalarının aşılması, müşterinin bilgisi dışında işlem yapılması veya başka kişilere ait iletişim araçlarının kullanılması söz konusuysa hukuki değerlendirme tamamen değişir.

    Burada önemli olan işlemin sonucu değil, işlemin hangi kimlik doğrulama yöntemiyle yapıldığıdır.

    Pasaport ve banka belgelerinin WhatsApp üzerinden gönderilmesi de ayrı bir risk

    Bu hizmetlerde müşterilerden genellikle;

    • pasaport,
    • ikamet belgesi,
    • adres bilgileri,
    • telefon numarası,
    • vergi numarası,
    • banka hesap bilgileri

    gibi oldukça kapsamlı kişisel veriler talep edilmektedir.

    Bu verileri alan şirket veya kişi bakımından 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri işleme ve veri güvenliği yükümlülükleri gündeme gelebilir.

    KVKK uyarınca kişisel verilerin belirli, açık ve meşru amaçlarla, ölçülü şekilde işlenmesi ve hukuka aykırı erişimi önleyecek teknik ve idari tedbirlerin alınması gerekmektedir. (KVKK)

    Bu nedenle müşterinin pasaportunun herhangi bir Instagram veya Telegram hesabına gönderilmesi de yalnızca bankacılık hukuku açısından değil, kişisel veri güvenliği bakımından değerlendirilmelidir.

    Peki hukuka uygun bir banka hesabı danışmanlığı nasıl görünür?

    Hukuka uygun çalışan bir danışmanlık modelinde müşteriye sürecin sınırları açıkça anlatılmalıdır.

    Danışman;

    “Hesabı ben açarım” yerine “bankadaki hesap açılış sürecinize yardımcı olurum” demelidir.

    Hangi bankayla işlem yapılacağı, hangi belgelerin gerektiği ve bankanın müşteriyi reddedebileceği açıkça belirtilmelidir.

    Müşterinin kimlik tespiti bankanın öngördüğü yöntemle yapılmalıdır.

    Vekaletname gerekiyorsa usulüne uygun vekaletname kullanılmalıdır.

    Gerçeğe aykırı adres veya belge oluşturulmamalıdır.

    Bankanın MASAK veya uyum kontrollerinin aşılabileceği izlenimi verilmemelidir.

    Ayrıca hizmet sağlayıcının bankanın resmi temsilcisi veya iş ortağı olmadığı durumda reklamların böyle bir izlenim yaratmaması gerekir.

    Böyle bir hizmet almadan önce sorulması gereken 7 soru

    Bir yabancının Türkiye’de banka hesabı açmak için bir aracıdan hizmet alması halinde özellikle şu soruları sorması yararlı olacaktır:

    1. Hesap hangi banka tarafından açılacak?
    2. Ben bankaya şahsen gidecek miyim?
    3. Gitmeyeceksem işlem hangi hukuki yöntemle gerçekleştirilecek?
    4. Vekaletname kullanılacak mı?
    5. Kimlik tespitimi banka nasıl yapacak?
    6. Adres kaydı gerekiyorsa gerçekten yaşayacağım adres mi kullanılacak?
    7. Pasaport ve kişisel bilgilerim kim tarafından, ne kadar süreyle saklanacak?

    Bu sorulara açık ve tutarlı cevap verilemiyorsa işlem gerçekleştirilmeden önce hukuki inceleme yapılması faydalı olacaktır.

    Sonuç: Sorun banka hesabı açmak değil, hesabın nasıl açıldığıdır

    Yabancıların Türkiye’de banka hesabı açması yasaldır.

    İkamet izni bulunmayan bir yabancının belirli şartlar altında banka hesabı açabilmesi de mümkündür.

    Bir danışmanın bu kişilere banka randevusu, belge hazırlığı, tercümanlık ve süreç takibi hizmeti vermesi de tek başına hukuka aykırı değildir.

    Asıl hukuki risk;

    kimlik tespitinin aşılması, banka prosedürlerinin üçüncü kişiler tarafından fiilen ikame edilmesi, gerçeğe aykırı adres veya belge kullanılması, yetkisiz kişilerin müşteri adına işlem yapması veya MASAK ve banka güvenlik mekanizmalarının aşılmaya çalışılması halinde ortaya çıkar.

    Dolayısıyla sosyal medyada görülen:

    “vekaletsiz”, “uzaktan”, “30 dakikada”, “yüzde 100 garanti”, “adres kaydı”, “bloke kaldırma”

    gibi ifadeler tek başlarına suçun kanıtı değildir.

    Ancak bu ifadelerin bir arada kullanıldığı bir hizmet modelinde işlemin hukuki mekanizmasının mutlaka sorgulanması gerekir.

    Özellikle yabancılar hukuku ile bankacılık ve MASAK mevzuatının kesiştiği işlemlerde, işlem gerçekleştirilmeden önce hukuki durumun değerlendirilmesi hem hesap sahibini hem de hizmet sağlayıcısını ileride doğabilecek idari ve cezai risklerden koruyabilir.

    Hukuki destek

    Yabancıların Türkiye’de banka hesabı açması, bankalarla yaşanan kimlik ve uyum sorunları, hesap blokeleri, adres kayıt işlemleri ve yabancılar hukuku ile bağlantılı bankacılık uyuşmazlıkları hakkında TD Hukuk Bürosu ile iletişime geçilerek somut olaya özgü hukuki değerlendirme talep edilebilir.

    Bilgilendirme notu

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Belirli bir kişi, şirket veya sosyal medya hesabı hakkında suç isnadı veya hukuka aykırılık tespiti içermemektedir. Sosyal medyada kullanılan reklam ifadelerinin hukuka uygunluğu ancak işlemin gerçekte hangi yöntemle gerçekleştirildiğinin, ilgili belgelerin ve somut olayın incelenmesi sonucunda değerlendirilebilir.

    Başlıca kaynaklar

    5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun – MASAK

    MASAK – Uzaktan Kimlik Tespiti Mevzuatı

    MASAK – Sıkça Sorulan Sorular

    BDDK – Uzaktan Kimlik Tespiti Düzenlemeleri

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü – Adres Hizmetleri

    Kişisel Verileri Koruma Kurumu

  • Türkiye’de Tüm Hukuki ve İdari İşlemleri Kapsayan Geniş Yetkili Vekaletname (Yabancılar İçin Uygun)

    Türkiye’de Tüm Hukuki ve İdari İşlemleri Kapsayan Geniş Yetkili Vekaletname (Yabancılar İçin Uygun)

    Türkiye’de yaşayan, yatırım yapan veya Türkiye ile hukuki ve ticari ilişkileri bulunan yabancı gerçek kişiler açısından eksiksiz hazırlanmış bir vekaletname, birçok işlemin hızlı, güvenli ve tek belge ile yürütülmesini sağlar. Ancak uygulamada kullanılan standart vekaletnameler çoğu zaman taşınmaz edinimi, yatırım yoluyla vatandaşlık, banka işlemleri, şirket kuruluşu, abonelikler, vergi, gümrük, dijital kamu sistemleri veya özel yetki gerektiren işlemleri tam olarak kapsamadığından yeni vekaletname düzenlenmesi ihtiyacı doğabilmektedir. Bu rehberde yer alan kapsamlı vekaletname örneği; avukatlık yetkileri, dava ve icra işlemleri, tapu ve kadastro işlemleri, yatırım ve vatandaşlık başvuruları, ikamet ve çalışma izinleri, şirket kuruluşları, bankacılık ve finans işlemleri, vergi, SGK, belediye, gümrük, konsolosluk, dijital kamu sistemleri ile kanunen vekaletname ile yürütülmesi mümkün olan mevcut ve gelecekte yürürlüğe girecek işlemleri kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Amaç, yabancı müvekkiller adına Türkiye’de yürütülebilecek hukuki ve idari süreçlerin mümkün olan en geniş kapsamda tek bir vekaletname ile gerçekleştirilmesini sağlamak ve ileride ortaya çıkabilecek ilave vekaletname ihtiyacını en aza indirmektir.

    DÜZENLEME ŞEKLİNDE VEKALETNAME ( Başlık bu olmalıdır)

    GENEL YETKİLER

    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ve dışında bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşları, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlıklar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlar, valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler, il özel idareleri, muhtarlıklar, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bağımsız idari otoriteler, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, noterlikler, konsolosluklar, büyükelçilikler, dış temsilcilikler, uluslararası kuruluşlar, gerçek ve tüzel kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, bankalar, finans kuruluşları, sigorta şirketleri, odalar, birlikler, vakıflar, dernekler ve kanunen işlem yapmaya yetkili bulunan tüm resmi ve özel kurumlar nezdinde beni temsil etmeye, her türlü hukuki, idari, mali, ticari ve şahsi işlemleri yürütmeye, başvuruda bulunmaya, işlem yapmaya, takip etmeye ve sonuçlandırmaya yetkilidir.

    Her türlü başvuru, dilekçe, talep, müracaat, bildirim, şikayet, itiraz, savunma, açıklama, beyan, muvafakatname, taahhütname, sözleşme, protokol, resmi senet, elektronik belge, form, tutanak, yazı ve benzeri her türlü belgeyi hazırlamaya, düzenlemeye, doldurmaya, imzalamaya, sunmaya, geri almaya, düzeltmeye, yenilemeye, iptal etmeye, değiştirmeye ve teslim almaya yetkilidir.

    Her türlü harç, vergi, resim, fon, ceza, masraf, katkı payı, güvence bedeli, teminat, döner sermaye bedeli ve benzeri tüm mali yükümlülükleri ödemeye, mahsup etmeye, iadesini almaya, tahsil etmeye ve bu işlemlerle ilgili makbuz, dekont ve belgeleri teslim almaya yetkilidir.

    AVUKATLIK VE DAVA YETKİLERİ

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve diğer tüm mevzuat uyarınca verilmesi gereken bütün özel yetkiler dahil olmak üzere;

    Her derecedeki hukuk mahkemeleri, ceza mahkemeleri, idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri, Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi, tahkim heyetleri, hakem kurulları, arabuluculuk merkezleri, icra daireleri, iflas daireleri, Cumhuriyet Başsavcılıkları ve diğer tüm yargı mercileri önünde beni temsil etmeye,

    Dava açmaya, açılmış davaları takip etmeye, cevap vermeye, karşı dava açmaya, davadan feragat etmeye, davayı kabul etmeye, sulh olmaya, ibra etmeye, temyiz, istinaf, karar düzeltme, kanun yararına bozma, bireysel başvuru ve olağan veya olağanüstü tüm kanun yollarına başvurmaya,

    Her türlü dava, takip, başvuru, ihtarname, cevap dilekçesi, bilirkişi itirazı, keşif talebi, delil sunumu, delil tespiti, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, yürütmenin durdurulması, adli yardım, tanık dinletilmesi, bilirkişi atanması, uzman görüşü alınması, isticvap, yemin teklif edilmesi ve kabul edilmesi dahil olmak üzere usul işlemlerinin tamamını yapmaya,

    Hakem sözleşmesi yapmaya, tahkim şartını kabul etmeye, tahkimden feragat etmeye, arabuluculuk görüşmelerine katılmaya, anlaşma belgelerini imzalamaya, sulh protokolü düzenlemeye, uzlaşmaya, feragat etmeye, kabul etmeye, ibra etmeye, alacaktan vazgeçmeye, haklardan feragat etmeye, davayı geri almaya,

    Her türlü ilamı, kesinleşme şerhini, gerekçeli kararı, tensip zaptını, duruşma zaptını, bilirkişi raporunu, keşif tutanağını, müzekkere cevabını ve tüm resmi belgeleri teslim almaya,

    İcra takibi başlatmaya, kambiyo takibi yapmaya, ilamlı ve ilamsız icra takipleri yürütmeye, haciz istemeye, haciz kaldırmaya, satış talep etmeye, satıştan vazgeçmeye, kıymet takdirine itiraz etmeye, sıra cetveline itiraz etmeye, hacze iştirak etmeye, haciz ihbarnamesi göndermeye, istihkak iddiasında bulunmaya, ödeme emri göndermeye, ödeme kabul etmeye, tahsilat yapmaya, dosya kapatmaya,

    Ceza soruşturmalarında müşteki, katılan, mağdur, şüpheli veya sanık sıfatıyla işlem yapmaya, ifade vermeye, ifade almaya katılmaya, şikayette bulunmaya, şikayetten vazgeçmeye, uzlaşma işlemlerini yürütmeye, elkoyma, arama, iade ve diğer koruma tedbirlerine ilişkin başvurularda bulunmaya,

    Her türlü vekalet ücretini, yargılama giderini, icra tahsilatını, depo edilen bedelleri, teminatları, harç iadelerini, masraf iadelerini tahsil etmeye, makbuz vermeye ve ibra etmeye,

    Kanunen avukata özel yetki verilmesi gereken veya ileride özel yetki verilmesi zorunlu hale getirilebilecek tüm hukuki işlemleri ayrıca herhangi bir yetkiye ihtiyaç bulunmaksızın yapmaya yetkilidir.

    TAPU, TAŞINMAZ, AYNİ HAKLAR VE YATIRIM İŞLEMLERİ

    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan veya ileride edinilecek her türlü arsa, arazi, tarla, bağ, bahçe, zeytinlik, konut, villa, rezidans, apartman, işyeri, ofis, fabrika, depo, otel, turizm tesisi, alışveriş merkezi, sanayi tesisi, akaryakıt istasyonu, bağımsız bölüm, kat irtifakı, kat mülkiyeti, devre mülk, üst hakkı, intifa hakkı, irtifak hakkı, geçit hakkı, kaynak hakkı ve diğer tüm taşınmazlar ile taşınmaz niteliğindeki hakları dilediği kişi veya kurumlardan dilediği bedel ve şartlarla satın almaya, satış vaadi sözleşmeleri düzenlemeye, ön sözleşmeler yapmaya, satış bedellerini tamamen veya kısmen ödemeye, kapora vermeye, cayma bedeli ödemeye, bedel iadesi almaya, teslim almaya, teslim etmeye ve bunlara ilişkin her türlü belgeyi imzalamaya yetkilidir

    Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Bölge Müdürlükleri, Tapu Müdürlükleri, Kadastro Müdürlükleri, Web Tapu Sistemi ve ilgili tüm resmi kurumlarda başvuruda bulunmaya, randevu almaya, işlem yapmaya, resmi senetleri, tescil istem belgelerini, taahhütnameleri, muvafakatnameleri ve diğer tüm belgeleri imzalamaya, tapu senetlerini teslim almaya, kayıt örnekleri almaya, çap, aplikasyon krokisi, koordinat, pafta, ada, parsel, bağımsız bölüm ve diğer tüm belgeleri almaya ve bunlar üzerinde işlem yapmaya yetkilidir

    Her türlü taşınmazı satmaya, devretmeye, bağışlamaya, bağış kabul etmeye, trampa etmeye, satış vaadi sözleşmesi yapmaya, feshetmeye, satış bedellerini tahsil etmeye, ibra etmeye, makbuz vermeye, resmi senetleri imzalamaya, ferağ vermeye ve almaya yetkilidir

    Kat irtifakı kurmaya, kat mülkiyeti kurmaya, yönetim planlarını imzalamaya, bağımsız bölüm oluşturmaya, arsa paylarını kabul etmeye, değiştirmeye, cins değişikliği yaptırmaya, ifraz, tevhit, ihdas, yola terk, yoldan ihdas, parselasyon, aplikasyon, sınır düzeltmesi, yüzölçümü düzeltmesi ve taşınmazlara ilişkin her türlü teknik ve hukuki işlemi yapmaya yetkilidir

    İntifa hakkı, üst hakkı, oturma hakkı, irtifak hakkı, geçit hakkı, kaynak hakkı, kira şerhi, satış vaadi şerhi, aile konutu şerhi, satılamaz şerhi, devredilemez şerhi, haczedilemez şerhi, ipotek şerhi, yatırım amacıyla konulan üç yıl satılamaz şerhi, vatandaşlık amacıyla konulan şerhler ile kanunen mümkün olan her türlü şerhi koydurmaya, kaldırmaya, değiştirmeye, düzelttirmeye, terkin ettirmeye ve bunlara ilişkin her türlü belgeyi imzalamaya yetkilidir

    Her türlü ipotek tesis etmeye, kaldırmaya, fek etmeye, derece değiştirmeye, ipotek limitini artırmaya veya azaltmaya, ipotekli taşınmaz satın almaya veya satmaya, rehin vermeye, rehin kaldırmaya, taşınmazı teminat göstermeye, üçüncü kişilerin borçları için ipotek tesis etmeye ve kaldırmaya yetkilidir

    Tapu kayıtlarında bulunan haciz, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, şerh, beyan, ipotek, intifa, irtifak ve diğer tüm takyidatların kaldırılması, değiştirilmesi veya konulması için başvuruda bulunmaya, dava açmaya ve takip etmeye yetkilidir

    Taşınmazlara ilişkin belediye, imar, ruhsat, yapı kullanma izin belgesi, yapı kayıt belgesi, numarataj, adres tespiti, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, iskan, kentsel dönüşüm, kamulaştırma, kamulaştırmasız el atma, riskli yapı, rezerv yapı alanı ve diğer tüm işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Taşınmazların kiraya verilmesi, kiralanması, kira sözleşmesi yapılması, yenilenmesi, feshedilmesi, kira bedellerinin tahsili, depozito alınması veya ödenmesi, tahliye taahhütnamesi düzenlenmesi ve imzalanması, anahtar teslim alınması ve teslim edilmesi, ortak giderlerin ödenmesi ve tahsil edilmesi ile taşınmaz yönetimine ilişkin her türlü işlemi yapmaya yetkilidir

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yatırım yoluyla vatandaşlık kazanılmasına esas olmak üzere taşınmaz satın almaya, değerleme raporu almaya, ekspertiz işlemlerini yaptırmaya, döviz alım belgesi ve döviz bozum belgesi almaya, uygunluk belgesi başvurularını yapmaya, yatırımın korunmasına ilişkin taahhütlerde bulunmaya, üç yıl satılmama şerhi koydurmaya ve kaldırmaya, vatandaşlık dosyasında kullanılacak tüm belgeleri hazırlamaya, teslim etmeye ve teslim almaya yetkilidir

    Tapu işlemlerine ilişkin her türlü harç, döner sermaye bedeli, vergi, katkı payı, ekspertiz ücreti, komisyon ve sair ödemeleri yapmaya, geri almaya, mahsup etmeye ve tahsil etmeye yetkilidir

    Taşınmazlara ilişkin doğmuş veya doğacak her türlü hak ve alacağı talep etmeye, dava etmeye, tahsil etmeye, ibra etmeye, sulh olmaya, feragat etmeye, kabul etmeye ve taşınmazlarla ilgili kanunen yapılabilecek her türlü hukuki ve idari işlemi herhangi bir sınırlama olmaksızın yapmaya yetkilidir

    YABANCILAR HUKUKU, GÖÇ İDARESİ, VATANDAŞLIK, ÇALIŞMA İZNİ, EMNİYET, NÜFUS VE KONSOLOSLUK İŞLEMLERİ

    İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı, İl Göç İdaresi Müdürlükleri, Geri Gönderme Merkezleri, Valilikler, Kaymakamlıklar, Hudut Kapıları, Havalimanları, Liman Başkanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlükleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilikleri, Başkonsoloslukları, Konsoloslukları ve yabancı ülke temsilcilikleri nezdinde beni temsil etmeye, her türlü başvuruyu yapmaya, takip etmeye, sonuçlandırmaya ve her türlü belgeyi teslim almaya yetkilidir

    6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili tüm mevzuat kapsamında kısa dönem ikamet izni, aile ikamet izni, öğrenci ikamet izni, uzun dönem ikamet izni, insani ikamet izni, insan ticareti mağduru ikamet izni, çalışma izni, çalışma izni muafiyeti, Turkuaz Kart, uluslararası koruma, geçici koruma ve diğer tüm yabancılar hukuku işlemlerini yapmaya, ilk başvuru, uzatma, geçiş, iptal, yeniden başvuru ve tüm idari süreçleri yürütmeye yetkilidir

    Türk vatandaşlığının genel yolla, istisnai yolla, yatırım yoluyla, evlilik yoluyla, yeniden kazanılması, seçme hakkı ile kazanılması, evlat edinme yoluyla kazanılması ve mevzuatta düzenlenen diğer tüm vatandaşlık türleri kapsamında başvuruda bulunmaya, dosya oluşturmaya, eksiklikleri tamamlamaya, bilgi ve belge sunmaya, kararları teslim almaya, itiraz etmeye, dava açmaya ve takip etmeye yetkilidir

    Vatandaşlık başvuruları kapsamında uygunluk belgesi, yatırım uygunluk belgesi, taşınmaz uygunluk belgesi, banka uygunluk belgesi, sabit sermaye yatırım belgeleri, istihdam belgeleri, aile bireylerinin başvuruları ve vatandaşlık dosyasında gerekli görülen tüm işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Yabancı kimlik numarası almaya, değiştirmeye, düzeltmeye, vergi kimlik numarası almaya, potansiyel vergi numarası almaya, MERNİS kayıtlarını oluşturmaya, adres kayıt sistemi işlemlerini yapmaya, adres beyanında bulunmaya, adres değişikliği yaptırmaya ve yerleşim yeri kayıtlarını güncellemeye yetkilidir

    Kimlik kartı, yabancı kimlik kartı, ikamet kartı, çalışma izni kartı, Turkuaz Kart, vatandaşlık belgeleri, pasaportlar, seyahat belgeleri, yol izin belgeleri ve diğer tüm resmi kimlik belgelerini teslim almaya, yenilemeye, kayıp ve zayi işlemlerini yürütmeye, düzelttirmeye ve değiştirmeye yetkilidir

    Pasaport başvurularını yapmaya, pasaportları teslim almaya, pasaport uzatma, iptal, kayıp ve yenileme işlemlerini yürütmeye, seyahat belgelerini almaya, geçici seyahat belgeleri hakkında başvuruda bulunmaya yetkilidir

    Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına giriş ve çıkışlara ilişkin kayıtları, yurda giriş çıkış kayıtlarını, hudut kayıtlarını, pasaport hareket kayıtlarını, sınır kapısı kayıtlarını, vize kayıtlarını, ikamet kayıtlarını ve yabancıya ilişkin tüm idari kayıtları talep etmeye, teslim almaya, incelemeye, örnek almaya ve bunlar hakkında başvuru yapmaya yetkilidir

    Emniyet Genel Müdürlüğü, Göç İdaresi Başkanlığı ve ilgili tüm kurumlar nezdinde tahdit kodlarının, giriş yasaklarının, sınır dışı kararlarının, idari gözetim kararlarının, idari para cezalarının, deport kararlarının, G, Ç, N, O, V ve diğer tüm tahdit kodlarının kaldırılması, düzeltilmesi veya değiştirilmesi için başvuruda bulunmaya, itiraz etmeye, dava açmaya ve takip etmeye yetkilidir

    Adli sicil kaydı, adli sicil arşiv kaydı, kolluk kayıtları, idari kayıtlar, hakkında tutulan bilgi ve belgeler, arşiv kayıtları ve kanunen verilmesi mümkün olan tüm bilgi ve belgeleri talep etmeye, teslim almaya, düzeltilmesini istemeye ve ilgili başvuruları yapmaya yetkilidir

    Uluslararası koruma, geçici koruma, şartlı mültecilik, ikincil koruma, geri gönderme merkezi işlemleri, gönüllü geri dönüş, sınır dışı işlemleri, idari gözetim, uluslararası koruma statüsü, geçici koruma kimlik belgesi ve bu kapsamda yürütülen tüm idari ve yargısal işlemleri takip etmeye yetkilidir

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü ve ilgili tüm kurumlar nezdinde çalışma izni, çalışma izni uzatma, çalışma izni muafiyeti, bağımsız çalışma izni, süresiz çalışma izni, işyeri değişikliği, işveren değişikliği ve tüm elektronik başvuru işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Dış temsilcilikler, konsolosluklar ve büyükelçilikler nezdinde apostil, tasdik, legalizasyon, konsolosluk onayı, vekaletname düzenlenmesi, doğum, ölüm, evlenme, boşanma, nüfus kayıtları, vatandaşlık, pasaport ve diğer tüm konsolosluk işlemlerini yürütmeye, belgeleri teslim almaya ve teslim etmeye yetkilidir

    Her türlü tercüme işlemini yaptırmaya, yeminli tercüme yaptırmaya, noter tasdiklerini yaptırmaya, apostil şerhi almaya, konsolosluk tasdiki yaptırmaya, yabancı resmi belgelerin Türkiye’de kullanılabilmesi veya Türkiye’de düzenlenen belgelerin yurt dışında kullanılabilmesi için gerekli tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Kanunen yabancılar hukuku, göç hukuku, vatandaşlık hukuku ve konsolosluk işlemleri kapsamında yapılması mümkün olan mevcut veya ileride yürürlüğe girecek tüm idari, hukuki ve elektronik işlemleri herhangi bir ek yetkiye gerek olmaksızın yapmaya, başvurmaya, sonuçlandırmaya, belgeleri teslim almaya ve teslim etmeye yetkilidir.

    BANKACILIK, FİNANS, ŞİRKETLER, VERGİ, SGK, ABONELİKLER VE DİJİTAL KAMU SİSTEMLERİ

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, kamu ve özel bankalar, katılım bankaları, elektronik para kuruluşları, ödeme kuruluşları, finans kuruluşları, faktoring, finansal kiralama, varlık yönetim şirketleri, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve ilgili tüm kurumlar nezdinde beni temsil etmeye ve her türlü bankacılık ve finans işlemini yürütmeye yetkilidir

    Adıma her türlü Türk Lirası ve yabancı para cinsinden vadeli, vadesiz, yatırım, ortak, emanet, bloke ve diğer tüm banka hesaplarını açmaya, kapatmaya, devralmaya, devretmeye, internet bankacılığı, mobil bankacılık ve telefon bankacılığı hizmetlerini aktif hale getirmeye, kullanıcı oluşturmaya, şifre almaya, değiştirmeye ve iptal etmeye yetkilidir

    Her türlü nakit para yatırmaya ve çekmeye, EFT, FAST, havale, SWIFT ve diğer ulusal veya uluslararası para transferlerini gerçekleştirmeye, döviz alım satımı yapmaya, efektif alım satımı yapmaya, kıymetli maden hesabı açmaya, altın, gümüş, platin ve diğer kıymetli madenleri almaya, satmaya ve teslim almaya yetkilidir

    Kredi kullanmaya, kredi başvurusu yapmaya, kredi kapatmaya, kredi yapılandırmaya, kredi sözleşmelerini imzalamaya, teminat göstermeye, kefalet vermeye, banka teminat mektubu almaya, vermeye, teslim almaya, banka blokelerini kaldırmaya, bloke koydurmaya, kredi kartı ve banka kartı almaya, iptal ettirmeye, yenilemeye ve teslim almaya yetkilidir

    Çek, bono, poliçe ve diğer kambiyo senetlerini düzenlemeye, kabul etmeye, ciro etmeye, tahsil etmeye, protesto ettirmeye, protestoyu kaldırmaya, teslim almaya ve teslim etmeye yetkilidir

    Kiralık kasa açmaya, kapatmaya, kasaları kullanmaya, içindeki kıymetleri teslim almaya ve teslim etmeye, banka nezdinde bulunan her türlü kıymetli evrakı, menkul kıymeti, sertifikayı ve diğer belgeleri teslim almaya yetkilidir

    Sermaye piyasası araçları, hisse senetleri, yatırım fonları, emeklilik fonları, devlet iç borçlanma senetleri, özel sektör tahvilleri, kira sertifikaları ve kanunen izin verilen diğer yatırım araçlarını almaya, satmaya, devretmeye, rehin vermeye ve bunlarla ilgili her türlü işlemi yapmaya yetkilidir

    Yürürlükteki mevzuatın izin verdiği ölçüde kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde hesap açmaya, kimlik doğrulama işlemlerini yapmaya, kripto varlık alım satım işlemlerini yürütmeye, transfer yapmaya, hesap kapatmaya ve ilgili sözleşmeleri imzalamaya yetkilidir

    Vergi daireleri ve Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde vergi kimlik numarası almaya, potansiyel vergi kimlik numarası almaya, mükellefiyet tesis etmeye ve sona erdirmeye, vergi beyannameleri vermeye, düzeltme taleplerinde bulunmaya, uzlaşma görüşmelerine katılmaya, vergi borçlarını ödemeye, vergi iadelerini almaya, mahsup işlemleri yapmaya, e-Tebligat sistemine kayıt olmaya ve Dijital Vergi Dairesi üzerinden tüm işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Ticaret Sicili Müdürlükleri, MERSİS, Ticaret Bakanlığı, ticaret ve sanayi odaları, esnaf ve sanatkarlar odaları ve ilgili tüm kurumlar nezdinde şahıs işletmesi kurmaya, ticaret şirketi kurmaya, ortak olmaya, ortaklıktan ayrılmaya, hisse devralmaya, hisse devretmeye, sermaye artırımı ve azaltımı yapmaya, müdür, yönetim kurulu üyesi ve temsilci atamaya, şube açmaya ve kapatmaya, şirket merkezini değiştirmeye, şirket birleşmesi, bölünmesi, nev’i değişikliği ve tasfiye işlemlerini yapmaya, ticaret sicili tescil ve ilan işlemlerini yürütmeye yetkilidir

    Marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım, telif hakkı ve diğer fikri mülkiyet hakları konusunda Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvuruda bulunmaya, tescil, yenileme, devir, lisans, rehin ve diğer tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Sosyal Güvenlik Kurumu, İŞKUR ve ilgili tüm kurumlar nezdinde işyeri tescili yaptırmaya, işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerini vermeye, sigorta işlemlerini yürütmeye, prim ödemeye, prim iadesi almaya, borç yapılandırması yapmaya, teşviklerden yararlanmaya, emeklilik işlemlerini takip etmeye ve sağlık provizyon işlemlerini yürütmeye yetkilidir

    Elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon, GSM, kablo televizyon, dijital yayın platformları ve benzeri tüm abonelikleri açmaya, kapatmaya, devretmeye, feshetmeye, sözleşmeleri imzalamaya, güvence bedellerini yatırmaya ve geri almaya, sayaç değişiklikleri yaptırmaya, aboneliklere ilişkin her türlü işlemi yürütmeye yetkilidir

    Belediyeler, il özel idareleri ve diğer yerel yönetimler nezdinde imar durumu almaya, ruhsat başvuruları yapmaya, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi, numarataj, adres tespiti, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile diğer tüm belediye işlemlerini yapmaya yetkilidir

    e-Devlet Kapısı, UYAP, UYAP Avukat Portalı, Web Tapu, MERSİS, Dijital Vergi Dairesi, e-İkamet, e-İzin, e-Nabız, Merkezi Hekim Randevu Sistemi, SGK elektronik sistemleri, e-İhale, EKAP, KEP sistemleri ve kamu kurumlarının mevcut veya ileride kurulacak tüm elektronik sistemlerinde işlem yapmaya, elektronik başvuruda bulunmaya, belge indirmeye, belge yüklemeye, elektronik imza kullanmaya, mobil imza kullanmaya, KEP adresi almaya, elektronik tebligat almaya ve göndermeye, kullanıcı hesabı oluşturmaya, şifre almaya, değiştirmeye ve iptal etmeye yetkilidir

    6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında açık rıza vermeye, kişisel verilerimin işlenmesine, aktarılmasına, paylaşılmasına, düzeltilmesine, güncellenmesine, silinmesine ve anonim hale getirilmesine ilişkin başvuruları yapmaya, cevapları teslim almaya ve gerekli tüm işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Kanunların izin verdiği ölçüde mevcut veya ileride kurulacak tüm dijital platformlarda, elektronik kamu sistemlerinde, finansal sistemlerde ve resmi veri tabanlarında adıma işlem yapmaya, bilgi ve belge almaya, başvuruda bulunmaya, sözleşme imzalamaya ve kanunen mümkün olan tüm hukuki, mali, ticari ve idari işlemleri gerçekleştirmeye yetkilidir.

    MİRAS, AİLE HUKUKU, SAĞLIK, EĞİTİM, GÜMRÜK, ULAŞTIRMA, KİŞİSEL HAKLAR, TEBLİGAT VE DİĞER TÜM İŞLEMLER

    Sulh hukuk mahkemeleri, aile mahkemeleri, noterlikler, veraset daireleri, tapu müdürlükleri, bankalar ve ilgili tüm resmi ve özel kurumlar nezdinde veraset ilamı almaya, mirasçılık belgesi çıkarmaya, mirası kabul etmeye, mirası reddetmeye, mirasın gerçek reddi ve hükmen reddi işlemlerini yürütmeye, miras taksimi yapmaya, miras paylarını devralmaya ve devretmeye, miras sözleşmeleri düzenlemeye, miras paylarının intikalini sağlamaya, terekeye ilişkin her türlü hukuki ve idari işlemi yapmaya yetkilidir

    Miras kalan taşınır ve taşınmaz malları teslim almaya, bankalarda bulunan hesapları, kasaları, yatırım hesaplarını ve diğer malvarlığı değerlerini teslim almaya, miras nedeniyle doğmuş alacakları tahsil etmeye, borçları ödemeye, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye ve kabul etmeye yetkilidir

    Aile mahkemeleri, nüfus müdürlükleri ve ilgili kurumlar nezdinde evlenme, boşanma, mal rejimi, nafaka, velayet, kişisel ilişki, soybağı, tanıma, tenfiz, tanıma ve tenfiz davaları, isim ve soyisim değişikliği, doğum ve ölüm kayıtlarının düzeltilmesi, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve kanunen vekaletle yapılması mümkün olan tüm aile hukuku işlemlerini yürütmeye yetkilidir

    Sağlık Bakanlığı, kamu ve özel hastaneler, aile sağlığı merkezleri, laboratuvarlar, eczaneler, özel sağlık kuruluşları, özel sağlık sigortası şirketleri ve ilgili tüm kurumlar nezdinde sağlık kayıtlarını, epikriz raporlarını, tahlil sonuçlarını, görüntüleme kayıtlarını, reçeteleri ve sağlık belgelerini teslim almaya, sağlık sigortası işlemlerini yürütmeye, tedavi giderlerini ödemeye, provizyon almaya ve sağlık hizmetlerine ilişkin tüm idari işlemleri yapmaya yetkilidir

    Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, özel eğitim kurumları, denklik birimleri ve ilgili tüm kuruluşlar nezdinde okul kayıtlarını yaptırmaya, kayıt sildirmeye, diploma, transkript, öğrenci belgesi, denklik belgesi ve diğer eğitim belgelerini almaya, eğitim kurumlarıyla ilgili her türlü başvuru ve işlemi yapmaya yetkilidir

    Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Genel Müdürlüğü, gümrük müdürlükleri, serbest bölgeler, liman başkanlıkları ve ilgili tüm kurumlar nezdinde ithalat, ihracat, transit, antrepo, geçici ithalat, geçici ihracat, re-export, eşya teslimi, gümrük vergileri, cezalar ve gümrük işlemlerine ilişkin tüm başvuru ve takip işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Karayolları Genel Müdürlüğü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, liman başkanlıkları, trafik tescil kuruluşları ve ilgili tüm kurumlar nezdinde motorlu kara, deniz ve hava taşıtlarını satın almaya, satmaya, kiralamaya, devretmeye, tescil ettirmeye, sicil kayıtlarını yaptırmaya, plaka almaya, plaka değiştirmeye, ruhsat almaya, sigorta yaptırmaya ve taşıtlara ilişkin tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    PTT, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi, KEP hizmet sağlayıcıları ve diğer tüm tebligat mercileri nezdinde adıma gönderilen her türlü tebligatı, bildirimi, kararı, belgeyi, gönderiyi, posta ve kargoyu teslim almaya, göndermeye, kabul etmeye, reddetmeye, elektronik tebligat adresi oluşturmaya ve kullanmaya yetkilidir

    Noterliklerde her türlü noterlik işlemini yaptırmaya, düzenleme ve onaylama şeklindeki işlemleri gerçekleştirmeye, ihtarname göndermeye, ihtarname almaya, tespit yaptırmaya, emanet işlemlerini yürütmeye, suret ve örnek belge almaya, tasdik işlemlerini yaptırmaya ve noterliklerde yapılması mümkün olan tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Her türlü resmi sicilden, kamu kurumundan, özel hukuk tüzel kişisinden, banka, sigorta şirketi, finans kuruluşu, eğitim kurumu, sağlık kuruluşu, belediye, tapu müdürlüğü, nüfus müdürlüğü, emniyet birimleri ve diğer tüm kurum ve kuruluşlardan tarafıma ait bilgi ve belgeleri talep etmeye, incelemeye, örnek almaya, onaylı suretlerini teslim almaya ve bunların düzeltilmesini istemeye yetkilidir

    Tarafıma ait kişisel veriler, mali bilgiler, tapu kayıtları, banka kayıtları, vergi kayıtları, nüfus kayıtları, sağlık kayıtları, eğitim kayıtları, ticaret sicili kayıtları, sosyal güvenlik kayıtları, giriş çıkış kayıtları ve kanunen erişilmesi mümkün olan diğer tüm kayıtlar hakkında başvuruda bulunmaya, bu kayıtları teslim almaya, incelemeye, örnek almaya ve düzeltilmesini istemeye yetkilidir

    Kanunen vekaletname ile yapılması mümkün olan mevcut veya ileride yürürlüğe girecek her türlü hukuki, idari, mali, ticari, finansal, elektronik ve dijital işlemi adıma gerçekleştirmeye, gerekli tüm resmi ve özel belgeleri düzenlemeye ve imzalamaya, başvuruda bulunmaya, başvuruları geri çekmeye, düzeltmeye, yenilemeye, sonuçlandırmaya, hak ve alacaklarımı talep etmeye, tahsil etmeye, ibra etmeye, sulh olmaya, feragat etmeye, kabul etmeye, uzlaşmaya, gerektiğinde üçüncü kişilere ve avukatlara tevkil vermeye, verilen tevkilleri geri almaya ve kanunen vekaletname ile yapılmasına izin verilen tüm işlemleri hiçbir ek yetkiye ihtiyaç bulunmaksızın yerine getirmeye yetkilidir.

    GENEL YETKİ HÜKÜMLERİ, KANUNİ ÖZEL YETKİLER VE GELECEKTEKİ MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİNİ KAPSAYAN HÜKÜMLER

    İşbu vekaletname ile verilen yetkiler örnek niteliğinde olmayıp sınırlayıcı da değildir Kanunların izin verdiği ölçüde mevcut veya ileride yürürlüğe girecek tüm mevzuat kapsamında vekaletname ile yapılması mümkün olan her türlü hukuki, idari, mali, ticari, finansal, elektronik ve dijital işlemi ayrıca yeni bir yetkiye gerek bulunmaksızın yapmaya yetkilidir

    Türkiye Cumhuriyeti tarafından kurulmuş veya ileride kurulacak tüm kamu kurum ve kuruluşları, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, elektronik kamu sistemleri, dijital başvuru platformları, yapay zekâ destekli kamu hizmetleri, ulusal veri tabanları, elektronik siciller, kayıt sistemleri ve bunların yerine geçecek sistemler nezdinde başvuru yapmaya, işlem tesis etmeye, bilgi ve belge almaya, belge sunmaya, elektronik imza kullanmaya, elektronik onay vermeye, doğrulama yapmaya ve tüm işlemleri sonuçlandırmaya yetkilidir

    Kanunlarda avukata veya vekile açıkça özel yetki verilmesi gerektiği belirtilen mevcut veya ileride yürürlüğe girecek tüm hukuki işlemleri ayrıca bir vekaletname düzenlenmesine gerek kalmaksızın yapmaya, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye, davayı kabul etmeye, hakem sözleşmesi yapmaya, tahkim yoluna başvurmaya, tahkimden vazgeçmeye, yemin teklif etmeye ve kabul etmeye, delilden vazgeçmeye, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep etmeye veya bunlardan vazgeçmeye, konkordato ve iflas işlemlerini yürütmeye, yeniden yapılandırma sözleşmeleri yapmaya, alacaklardan vazgeçmeye veya kabul etmeye yetkilidir

    Adıma düzenlenmiş veya düzenlenecek tüm resmi ve özel belgeleri, ruhsatları, izinleri, lisansları, sertifikaları, kimlikleri, kartları, kayıtları, elektronik kayıtları, dijital kayıtları, güvenli elektronik doğrulama araçlarını, elektronik sertifikaları, elektronik mühürleri ve benzeri tüm belgeleri teslim almaya, yenilemeye, iptal ettirmeye, değiştirmeye ve kullanmaya yetkilidir

    Gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, yabancı devlet kurumları, uluslararası kuruluşlar, uluslararası mahkemeler, yabancı noterlikler, yabancı konsolosluklar, yabancı büyükelçilikler ve yabancı resmi makamlar nezdinde beni temsil etmeye, başvuruda bulunmaya, belge sunmaya, belge almaya, sözleşme imzalamaya ve Türkiye dışında yapılması gereken tüm hukuki ve idari işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Kanunen izin verilen ölçüde kişisel verilerime, mali verilerime, ticari verilerime, elektronik kayıtlarıma, dijital kayıtlarıma, banka bilgilerime, tapu kayıtlarıma, vergi kayıtlarıma, sosyal güvenlik kayıtlarıma, nüfus kayıtlarıma, eğitim kayıtlarıma, sağlık kayıtlarıma, göç kayıtlarıma, giriş çıkış kayıtlarıma ve diğer tüm resmi kayıtlara erişmeye, bunların örneklerini almaya, düzelttirmeye, güncellettirmeye, silinmesini talep etmeye ve bunlarla ilgili her türlü başvuruyu yapmaya yetkilidir

    Kanunların izin verdiği ölçüde her türlü elektronik sözleşmeyi, uzaktan iletişim araçları ile kurulan sözleşmeleri, elektronik onay gerektiren işlemleri, dijital doğrulama gerektiren işlemleri ve güvenli elektronik imza ile yapılması mümkün olan tüm işlemleri gerçekleştirmeye yetkilidir

    Her türlü taşınır ve taşınmaz malvarlığımı yönetmeye, korumaya, geliştirmeye, değerlendirmeye, kiraya vermeye, kiralamaya, işletmeye, devretmeye, tasfiye etmeye, teminat göstermeye, rehin vermeye, ipotek tesis etmeye, ipotek kaldırmaya, hak tesis etmeye, haklardan vazgeçmeye ve malvarlığıma ilişkin kanunen mümkün olan tüm tasarruf işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Kanunen mümkün olduğu ölçüde tarafıma ait tüm hakları kullanmaya, her türlü alacağımı talep etmeye, tahsil etmeye, dava etmeye, icra takibi yapmaya, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye, kabul etmeye, uzlaşmaya, ödeme almaya, ödeme yapmaya, makbuz vermeye ve almaya yetkilidir

    İşbu vekaletname kapsamında verilen yetkiler herhangi bir kurum, işlem veya mevzuat ile sınırlı olmayıp Türkiye Cumhuriyeti’nde veya yurt dışında yürürlükte bulunan ya da ileride yürürlüğe girecek mevzuat uyarınca vekaletname ile yapılmasına izin verilen bütün hukuki, idari, mali, ticari ve şahsi işlemleri kapsar

    İşbu vekaletname kapsamındaki yetkilerin kullanılabilmesi için gerekli gördüğü hallerde birlikte veya ayrı ayrı hareket etmeye, başka avukatları veya üçüncü kişileri tevkil etmeye, tevkili kaldırmaya, yeniden tevkil vermeye, yardımcı personel görevlendirmeye, uzmanlardan hizmet almaya ve bu işlemlere ilişkin gerekli tüm belgeleri imzalamaya yetkilidir

    İşbu vekaletname, kanunen bizzat kişi tarafından yapılması zorunlu olan işlemler dışında, yürürlükte bulunan veya ileride yürürlüğe girecek mevzuat uyarınca vekaletname ile yapılmasına izin verilen bütün işlemleri kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup, burada sayılmamış olması nedeniyle herhangi bir yetkinin kullanılamayacağı şeklinde yorumlanamaz

    ÖZEL YETKİLER, TAZMİNAT, FİKRİ MÜLKİYET, VERİ, ULUSLARARASI İŞLEMLER VE TAM TEMSİL HÜKÜMLERİ

    Her türlü maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmaya, tazminat davaları açmaya, açılmış davaları takip etmeye, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye, kabul etmeye, tazminat bedellerini tahsil etmeye, makbuz vermeye, ödeme yapmaya ve almaya yetkilidir

    Her türlü alacağımı temlik etmeye, temlik almaya, alacak devri sözleşmeleri yapmaya, borç üstlenmeye, borç nakline onay vermeye, alacaklardan vazgeçmeye, yapılandırma sözleşmeleri imzalamaya, ödeme planları oluşturmaya, ibra sözleşmeleri düzenlemeye ve kanunen mümkün olan tüm tasarruf işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Türk Patent ve Marka Kurumu, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi ve diğer ulusal veya uluslararası fikri mülkiyet kuruluşları nezdinde marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım, coğrafi işaret, telif hakkı, yazılım, alan adı ve diğer fikri ve sınai haklara ilişkin başvuruları yapmaya, tescil ettirmeye, devretmeye, lisans vermeye, lisans almaya, rehin vermeye, iptal ettirmeye, yenilemeye ve her türlü sözleşmeyi imzalamaya yetkilidir

    Her türlü ticari sır, kişisel veri, elektronik veri, dijital kayıt, bulut sistemi, elektronik posta hesabı, kurumsal hesap, elektronik platform, çevrim içi hizmet ve benzeri sistemlere ilişkin kanunen izin verilen başvuruları yapmaya, hesap oluşturmaya, hesap kapatmaya, bilgi ve belge almaya, düzeltme talep etmeye ve gerekli sözleşmeleri imzalamaya yetkilidir

    Türkiye Cumhuriyeti dışında bulunan resmi makamlar, yabancı mahkemeler, yabancı noterlikler, yabancı tapu sicilleri, yabancı ticaret sicilleri, yabancı bankalar, uluslararası tahkim merkezleri, uluslararası kuruluşlar ve yabancı kamu kurumları nezdinde beni temsil etmeye, başvuruda bulunmaya, belge almaya ve vermeye, sözleşme imzalamaya, apostil, tasdik, legalizasyon ve tanıma işlemlerini yaptırmaya yetkilidir

    Her türlü izin, ruhsat, lisans, faaliyet belgesi, uygunluk belgesi, yeterlilik belgesi, çalışma belgesi, yatırım teşvik belgesi, kapasite raporu, ekspertiz raporu, değerleme raporu ve benzeri tüm belgeleri almaya, yenilemeye, değiştirmeye ve iptal ettirmeye yetkilidir

    Kanunen mümkün olduğu ölçüde her türlü bağış yapmaya ve kabul etmeye, hibeleri kabul etmeye, yardım programlarına başvurmaya, teşviklerden yararlanmaya, devlet destekleri, hibe programları, yatırım teşvikleri ve kredi desteklerine başvurmaya, gerekli taahhütleri vermeye ve belgeleri imzalamaya yetkilidir

    Her türlü sigorta poliçesini düzenlemeye, yaptırmaya, yenilemeye, iptal ettirmeye, hasar ihbarında bulunmaya, ekspertiz işlemlerini yürütmeye, tazminatları tahsil etmeye, sigorta şirketleri ile sulh olmaya ve ibra etmeye yetkilidir

    Tarafıma ait her türlü taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak, elektronik varlık, dijital varlık, fikri mülkiyet hakkı ve diğer malvarlığı değerlerini yönetmeye, korumaya, değerlendirmeye, işletmeye, devretmeye ve bunlara ilişkin tüm hukuki işlemleri yapmaya yetkilidir

    Kanunen izin verilen ölçüde yapay zekâ destekli sistemler, elektronik karar sistemleri, uzaktan kimlik doğrulama sistemleri, biyometrik doğrulama gerektirmeyen elektronik doğrulama sistemleri ve ileride kurulacak tüm dijital kamu veya özel sektör platformlarında adıma işlem yapmaya, elektronik başvuruları tamamlamaya, belgeleri yüklemeye ve indirmeye, elektronik sözleşmeleri onaylamaya ve gerekli tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Her türlü resmi ve özel kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri sunmaya, eksiklikleri tamamlamaya, açıklama yapmaya, taahhüt vermeye, muvafakat vermeye, gerektiğinde geri almaya, düzeltmeye ve yenilemeye yetkilidir

    Kanunen vekaletname ile yapılmasına izin verilen tüm işlemleri, burada açıkça yazılmış olsun veya olmasın, mevcut mevzuat ile gelecekte yürürlüğe girecek mevzuat hükümleri kapsamında ayrıca yeni bir vekaletname düzenlenmesine gerek bulunmaksızın yerine getirmeye, kanunen bizzat yapılması zorunlu işlemler dışında tarafıma ait bütün hukuki, mali, ticari, idari ve şahsi hakları kullanmaya, korumaya, devretmeye, takip etmeye ve sonuçlandırmaya tam yetkilidir.

    ÖZEL KANUNLAR KAPSAMINDAKİ YETKİLER

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 2644 sayılı Tapu Kanunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve yürürlükte bulunan veya ileride yürürlüğe girecek tüm kanunlar kapsamında vekaletname ile yapılmasına izin verilen bütün işlemleri yapmaya yetkilidir

    Her türlü ruhsatı, lisansı, izin belgesini, faaliyet belgesini, uygunluk belgesini, kapasite raporunu, ekspertiz raporunu, değerleme raporunu, uygunluk yazısını, resmi yazıyı, kayıt belgesini, sicil kaydını ve kanunen alınabilecek tüm resmi belgeleri talep etmeye, teslim almaya, yenilemeye, değiştirmeye ve iptal ettirmeye yetkilidir

    Her türlü elektronik veri tabanına erişmeye, sorgulama yapmaya, resmi kayıtları incelemeye, elektronik kayıt örneği almaya, kayıtların düzeltilmesini istemeye, kayıtların silinmesini veya güncellenmesini talep etmeye, elektronik ortamda oluşturulan tüm resmi belgeleri teslim almaya yetkilidir

    Her türlü ihale, doğrudan temin, kamu alımı, kamu satışı, elektronik ihale, açık artırma, artırma, eksiltme, satış ve kiralama işlemlerine katılmaya, teklif vermeye, teklif geri çekmeye, teminat yatırmaya, teminat almaya, sözleşme imzalamaya, sözleşmeyi feshetmeye ve sonuçlandırmaya yetkilidir

    Kamu kurumları, belediyeler, il özel idareleri, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, meslek odaları, birlikler, vakıflar, dernekler, kooperatifler, organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, serbest bölgeler, yatırım ofisleri ve diğer tüm resmi veya özel kuruluşlar nezdinde her türlü işlemi yapmaya yetkilidir

    Her türlü izin, muvafakat, onay, kabul, ret, vazgeçme, taahhüt, garanti, kefalet, teminat, muvafakatname ve benzeri hukuki irade açıklamalarını yapmaya ve bunları imzalamaya yetkilidir

    Her türlü elektronik imza, güvenli elektronik imza, mobil imza, elektronik mühür, elektronik sertifika, dijital kimlik doğrulama sistemi, elektronik doğrulama aracı ve benzeri teknolojik sistemleri kullanmaya, yenilemeye, iptal ettirmeye ve bunlarla işlem yapmaya yetkilidir

    Tarafıma ait tüm posta gönderilerini, uluslararası gönderileri, noter tebligatlarını, elektronik tebligatları, mahkeme tebligatlarını, idari tebligatları, gümrük gönderilerini, kargoları ve resmi yazıları teslim almaya, teslim etmeye, reddetmeye ve bunlara ilişkin tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Her türlü arabuluculuk, uzlaştırma, tahkim, müzakere, ticari müzakere, idari uzlaşma, vergi uzlaşması, sigorta uzlaşması ve benzeri uyuşmazlık çözüm yollarında tarafımı temsil etmeye, anlaşma belgelerini imzalamaya, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye, kabul etmeye ve uzlaşma bedellerini tahsil etmeye yetkilidir

    Tarafıma ait her türlü hak, alacak, fikri hak, sınai hak, dijital hak, elektronik hak, yatırım hakkı, lisans hakkı, kullanım hakkı, kira hakkı, intifa hakkı, ayni hak ve şahsi hak üzerinde kanunen mümkün olan bütün tasarruf işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Her türlü resmi veya özel denetim, inceleme, araştırma, soruşturma, ön inceleme, disiplin işlemi, idari inceleme ve benzeri süreçlerde beni temsil etmeye, savunma vermeye, açıklama yapmaya, belge sunmaya ve kararları teslim almaya yetkilidir

    Kanunen mümkün olduğu ölçüde her türlü elektronik arşive, dijital dosyaya, elektronik sicile, veri tabanına, çevrim içi sisteme ve ileride oluşturulacak kamu veya özel sektör bilgi sistemlerine erişmeye, işlem yapmaya ve sonuç almaya yetkilidir

    Mevcut mevzuatta yer almayan ancak ileride yürürlüğe girecek kanun, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, yönetmelik, tebliğ, genelge veya diğer düzenleyici işlemler ile oluşturulacak yeni hak, başvuru usulü, elektronik sistem veya idari uygulamalar kapsamında vekaletname ile yapılmasına izin verilen bütün işlemleri ayrıca yeni bir vekaletname düzenlenmesine gerek bulunmaksızın yapmaya yetkilidir

    İşbu vekaletnamede sayılan yetkiler sınırlayıcı olmayıp açıklayıcı niteliktedir Kanunen vekaletname ile yapılmasına izin verilen ve burada açıkça düzenlenmemiş bulunan bütün hukuki, idari, mali, ticari ve şahsi işlemleri de tarafım adına yapmaya, gerekli gördüğü her türlü belgeyi düzenlemeye ve imzalamaya, başvuruda bulunmaya, takip etmeye ve sonuçlandırmaya tam yetkilidir

  • Taksirle Öldürme Suçu (TCK m. 85): Unsurları, Cezası ve Güncel Yargıtay Uygulaması

    Taksirle Öldürme Suçu (TCK m. 85): Unsurları, Cezası ve Güncel Yargıtay Uygulaması

    Yaşam hakkı, hukuk düzeni tarafından korunan en temel insan haklarından biridir. Türk Ceza Kanunu, bu hakkı yalnızca kasten gerçekleştirilen saldırılara karşı değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlar sonucu meydana gelen ölümlere karşı da güvence altına almıştır. Bu kapsamda taksirle öldürme suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde düzenlenmiş olup, uygulamada en sık karşılaşılan suç tiplerinden biridir. Özellikle trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi uygulama hataları ve iş güvenliği ihlallerinden kaynaklanan ölümler bu suç kapsamında değerlendirilmektedir.

    Bu yazıda taksirle öldürme suçunun hukuki niteliği, suçun unsurları, bilinçli taksir kavramı, ceza miktarları, Yargıtay uygulaması ve uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar ayrıntılı olarak incelenmektedir.

    Taksirle Öldürme Suçu Nedir?

    Taksirle öldürme suçu, bir kimsenin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle başka bir kişinin ölümüne neden olmasıdır. Bu suçta failin öldürme kastı bulunmaz. Başka bir ifadeyle fail ölüm sonucunu istemez; ancak gerekli dikkat ve özeni göstermediği için ölüm meydana gelir.

    Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesine göre taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, suçun kanuni tanımındaki neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Dolayısıyla her ölüm olayı taksirle öldürme suçunu oluşturmaz. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için ölüm ile failin davranışı arasında uygun illiyet bağının bulunması ve davranışın objektif dikkat yükümlülüğünü ihlal etmesi gerekir.

    Taksirle Öldürme Suçunun Hukuki Dayanağı

    Taksirle öldürme suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında bir kişinin ölümüne neden olunması, ikinci fıkrasında ise birden fazla kişinin ölümü veya ölümle birlikte bir ya da daha fazla kişinin yaralanması daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.

    • Bir kişinin ölümü halinde: 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası.
    • Birden fazla kişinin ölümü veya ölüm ve yaralanmanın birlikte gerçekleşmesi halinde: 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası.

    Suçun Unsurları

    1. Dikkat ve Özen Yükümlülüğünün İhlali

    Taksirli sorumluluğun temelini dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali oluşturur. Her birey, toplum içinde başkalarının yaşamını tehlikeye düşürmeyecek şekilde hareket etmek zorundadır. Trafik kurallarına uymak, iş güvenliği önlemlerini almak, mesleki standartlara uygun davranmak ve teknik kuralları gözetmek bu yükümlülüğün örnekleridir.

    2. Ölüm Sonucunun Meydana Gelmesi

    Suçun oluşabilmesi için ihmal veya dikkatsizlik sonucu bir insanın hayatını kaybetmesi gerekir. Ölüm gerçekleşmemişse, şartları varsa taksirle yaralama suçu gündeme gelir.

    3. Nedensellik Bağı

    Mahkeme, ölüm sonucunun gerçekten sanığın davranışından kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırır. Ölüm ile davranış arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı takdirde ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Bu nedenle bilirkişi raporları ve teknik incelemeler uygulamada büyük önem taşımaktadır.

    Korunan Hukuki Değer

    Taksirle öldürme suçuyla korunan temel hukuki değer insan yaşamıdır. Yaşam hakkı, kişinin diğer bütün hak ve özgürlüklerden yararlanabilmesinin ön şartıdır. Bu nedenle hukuk düzeni, insan hayatını yalnızca bilerek ve isteyerek gerçekleştirilen saldırılara karşı değil, dikkatsizlik, tedbirsizlik veya gerekli özenin gösterilmemesi sonucunda meydana gelen ölümlere karşı da korumaktadır.

    Suçun oluşması bakımından hayatını kaybeden kişinin yaşı, sağlık durumu, engelli olması veya yaşam beklentisinin kısa olması önem taşımaz. Yaşayan her insan, taksirle öldürme suçunun mağduru olabilir.

    Taksirle Öldürme Suçunun Konusu

    Suçun konusu yaşayan bir insanın hayatıdır. Bu nedenle ölüm sonucunun meydana geldiği anda mağdurun hukuken yaşayan bir kişi olması gerekir. İnsan yaşamının başlangıcı ve sona ermesi, özellikle doğum sırasında gerçekleşen tıbbi müdahaleler ile beyin ölümü vakalarında önem taşımaktadır.

    Türk Medeni Kanunu’na göre kişilik, çocuğun sağ ve tamamıyla doğduğu anda başlar. Bu sebeple anne karnındaki cenine yönelik davranışlar, somut olayın özelliklerine göre çocuk düşürtme, taksirle yaralama veya görevi kötüye kullanma gibi farklı suç tipleri kapsamında değerlendirilebilir. Bununla birlikte doğumdan önce gerçekleştirilen kusurlu davranışın etkisi çocuk sağ olarak doğduktan sonra ortaya çıkar ve çocuğun ölümüne neden olursa, nedensellik bağının bulunması şartıyla taksirle öldürme suçu gündeme gelebilir.

    İnsan hayatının sona ermesi bakımından ise tıbbi ölüm ve beyin ölümü ölçütleri önemlidir. Beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişiye yönelik sonradan gerçekleştirilen davranışlar, ölüm sonucuna neden olamayacağından taksirle öldürme suçunu oluşturmaz.

    Taksirle Öldürme Suçunun Faili

    Taksirle öldürme suçu, fail bakımından özel bir sıfat aranmayan genel bir suçtur. Bu nedenle herkes suçun faili olabilir. Ancak kişinin dikkat ve özen yükümlülüğünün kapsamı, sahip olduğu meslek, görev, uzmanlık ve somut olayın koşullarına göre değişebilir.

    Örneğin bir doktorun tıbbi müdahale sırasında uyması gereken mesleki standartlarla sıradan bir kişinin yükümlülükleri aynı değildir. Benzer şekilde işveren, şantiye şefi, mühendis, sürücü veya teknik personel bakımından uygulanacak dikkat ölçüsü, üstlenilen görev ve sorumluluklara göre belirlenir.

    • Araç sürücüleri,
    • İşverenler ve iş güvenliği sorumluları,
    • Doktorlar ve diğer sağlık çalışanları,
    • Müteahhitler, mühendisler ve şantiye görevlileri,
    • Makine ve tesisat bakımından sorumlu kişiler,
    • Tehlikeli faaliyetleri yürüten işletme yöneticileri,
    • Kamu görevlileri

    somut olayın şartlarına göre taksirle öldürme suçunun faili olabilir.

    Taksirle Öldürme Suçunun Mağduru

    Suçun mağduru, fail dışında yaşayan herhangi bir insan olabilir. Mağdurun çocuk, yetişkin veya yaşlı olması; sağlıklı, hasta ya da engelli bulunması suçun oluşması bakımından farklılık yaratmaz.

    Çocuğun erken doğmuş olması veya tıbbi destekle yaşamını sürdürebilmesi de mağdur sıfatını ortadan kaldırmaz. Çocuk canlı ve tamamıyla doğmuşsa, yaşama kabiliyetinin zayıf olması ya da kısa süre yaşayabilecek durumda bulunması taksirle öldürme suçunun oluşmasına engel değildir.

    Taksirle Öldürme İcrai veya İhmali Davranışla İşlenebilir mi?

    Taksirle öldürme suçu, aktif bir hareketle işlenebileceği gibi gerekli bir davranışın yapılmaması suretiyle de meydana gelebilir. Aktif davranışla işlenen suçlarda fail, doğrudan gerçekleştirdiği bir hareketle ölüm sonucuna neden olur. İhmali davranışta ise kişi, yapmakla yükümlü olduğu bir işlemi gerçekleştirmeyerek ölüm sonucunun meydana gelmesine sebebiyet verir.

    İcrai Davranışa Örnekler

    • Hız sınırını aşan sürücünün yayaya çarpması,
    • Silahın dolu olup olmadığını kontrol etmeden ateş edilmesi,
    • Tehlikeli bir makinenin güvenlik sistemi devre dışı bırakılarak çalıştırılması,
    • Yanlış ilaç veya yanlış doz uygulanması,
    • İnşaat malzemelerinin kontrolsüz şekilde yüksekten bırakılması.

    İhmali Davranışa Örnekler

    • İşverenin zorunlu iş güvenliği tedbirlerini almaması,
    • Hekimin gerekli tetkik veya müdahaleyi zamanında yapmaması,
    • Bina yöneticisinin bilinen bir tehlikeyi gidermemesi,
    • Bakım sorumlusunun arızalı makineyi kullanıma kapatmaması,
    • Çocuğun güvenliğinden sorumlu kişinin gerekli gözetimi sağlamaması.

    İhmali davranıştan dolayı ceza sorumluluğunun doğabilmesi için failin somut olayda harekete geçme yükümlülüğünün bulunması gerekir. Kişinin hukuken veya fiilen önleme yükümlülüğü bulunmayan bir sonuçtan yalnızca müdahale etmediği gerekçesiyle sorumlu tutulması mümkün değildir.

    Basit Taksir Nedir?

    Basit taksir, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak öngörmesi gereken sonucu öngörmemesidir. Fail, ölüm sonucunu istemediği gibi böyle bir sonucun meydana gelebileceğini de fiilen düşünmemiştir. Ancak makul ve dikkatli bir kişinin aynı koşullarda sonucu öngörebilecek olması gerekir.

    Örneğin bir sürücünün gerekli kontrolleri yapmadan geri manevra sırasında arkasındaki kişiye çarpması, somut olayın şartlarına göre basit taksir kapsamında değerlendirilebilir. Burada sürücü ölüm sonucunu öngörmemiştir; ancak aynaları kontrol etmesi, çevre güvenliğini sağlaması ve gerekli dikkati göstermesi kendisinden beklenmektedir.

    Bilinçli Taksir Nedir?

    Bilinçli taksirde fail, gerçekleştirdiği davranışın tehlikeli bir sonuca neden olabileceğini öngörür; ancak bu sonucun gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket eder. Fail ölüm sonucunu istemez ve kabul etmez. Buna rağmen öngördüğü risk gerçekleşerek bir kişinin ölümüne yol açar.

    Bilinçli taksir halinde, taksirle öldürme suçundan belirlenecek ceza Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca üçte birden yarısına kadar artırılır. Artırım oranı belirlenirken failin öngördüğü tehlikenin ağırlığı, ihlal edilen kuralın önemi, olayın gerçekleşme biçimi ve failin kişisel kusuru dikkate alınır.

    Bilinçli Taksire Örnekler

    • Aşırı hızla araç kullanırken kaza ihtimalini bilmesine rağmen sürüşe devam etmek,
    • Alkollü şekilde araç kullanarak ölümle sonuçlanan kazaya neden olmak,
    • Yoğun yerleşim alanında tehlikeli biçimde silah kullanmak,
    • Güvenlik sistemi çalışmayan bir makineyi risk bilinmesine rağmen kullandırmak,
    • Ciddi arızası bilinen bir aracı trafiğe çıkarmak,
    • İş güvenliği bakımından açık ve ciddi tehlike bulunmasına rağmen çalışmayı sürdürmek.

    Bu örneklerin otomatik olarak bilinçli taksir sayılması mümkün değildir. Mahkeme her somut olayda failin riski gerçekten öngörüp öngörmediğini, sonucunun meydana gelmeyeceğine hangi gerekçeyle güvendiğini ve davranışın olay içindeki özelliklerini ayrı ayrı değerlendirmelidir.

    Bilinçli Taksir ile Olası Kast Arasındaki Fark

    Uygulamada en önemli tartışmalardan biri, bilinçli taksir ile olası kast arasındaki ayrımdır. Her iki durumda da fail, ölüm sonucunun meydana gelebileceğini öngörmektedir. Aralarındaki temel fark, failin öngördüğü sonuca karşı içsel tutumudur.

    Değerlendirme Bilinçli Taksir Olası Kast
    Sonucun öngörülmesi Fail sonucu öngörür. Fail sonucu öngörür.
    Sonuca yönelik tutum Sonucun gerçekleşmeyeceğine güvenir. Sonucun gerçekleşmesini göze alır.
    Sonucun istenmesi Sonuç istenmez ve kabul edilmez. Sonuç doğrudan istenmese bile kabullenilir.
    Hukuki sonuç Taksirli suçun cezası artırılır. Kasten işlenen suça ilişkin hükümler uygulanır.

    Bilinçli taksirde fail, “bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket eder. Olası kastta ise “sonuç meydana gelirse gelsin” şeklinde bir kabullenme söz konusudur. Bu ayrım, uygulanacak ceza miktarı bakımından son derece önemlidir.

    Failin iç dünyası doğrudan bilinemeyeceği için değerlendirme; olayın gerçekleşme şekli, tehlikenin açıklığı, failin davranışını sürdürme biçimi, alınabilecek tedbirlerin kolaylığı ve olay öncesi ile sonrasındaki tutumlar üzerinden yapılır.

    Objektif Dikkat ve Özen Yükümlülüğü

    Taksirli sorumlulukta failin hangi kurala aykırı davrandığının somut biçimde ortaya konulması gerekir. Sadece ölüm sonucunun meydana gelmiş olması, kişinin otomatik olarak cezalandırılması için yeterli değildir.

    Dikkat ve özen yükümlülüğünün kaynağı;

    • Kanun ve yönetmelikler,
    • Trafik kuralları,
    • İş sağlığı ve güvenliği düzenlemeleri,
    • Mesleki standartlar,
    • Teknik şartnameler,
    • Görev ve yetki tanımları,
    • Ortak hayat tecrübeleri

    olabilir.

    Mahkeme, öncelikle failin uyması gereken davranış kuralını belirlemeli, ardından bu kuralın nasıl ihlal edildiğini açıklamalıdır. Soyut ve genel ifadelerle kusur yüklenmesi, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmaz.

    Neticenin Öngörülebilir Olması

    Taksirden söz edilebilmesi için ölüm sonucunun objektif olarak öngörülebilir olması gerekir. Olağan hayat tecrübelerine göre öngörülmesi mümkün olmayan, tamamen sıra dışı veya beklenmedik bir sonuç nedeniyle kişiye taksirli sorumluluk yüklenemez.

    Öngörülebilirlik değerlendirmesi yapılırken failin yaşı, mesleği, bilgisi, tecrübesi, görev alanı ve somut olayın şartları dikkate alınır. Uzmanlık gerektiren faaliyetlerde, aynı alanda çalışan makul ve dikkatli bir uzmanın göstereceği özen ölçü olarak kabul edilir.

    Nedensellik Bağı ve Objektif İsnat

    Taksirle öldürme suçunda failin davranışı ile ölüm sonucu arasında nedensellik bağının bulunması zorunludur. Başka bir ifadeyle ölüm, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışının sonucu olmalıdır.

    Nedensellik bağının bulunması tek başına her durumda yeterli değildir. Ölüm sonucunun ayrıca hukuken faile yüklenebilir olması gerekir. Failin davranışı hukuken izin verilen risk sınırları içinde kalmışsa veya ölüm tamamen bağımsız ve öngörülemez bir sebepten meydana gelmişse objektif isnat kurulamayabilir.

    Nedensellik Bağını Kesebilecek Durumlar

    • Ölümün tamamen mağdurun bağımsız davranışından kaynaklanması,
    • Üçüncü kişinin tek başına sonucu meydana getiren müdahalesi,
    • Öngörülemeyen ve olağan dışı bir doğal olay,
    • Failin davranışıyla bağlantısı bulunmayan tıbbi bir durum,
    • Sonucun bütünüyle başka ve bağımsız bir nedenden meydana gelmesi.

    Bununla birlikte mağdurun da kusurlu olması, her zaman failin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Failin davranışı ölüm sonucuna etkili olmuşsa, mağdurun kusuru cezanın belirlenmesi ve kusurun dağılımı bakımından dikkate alınabilir.

    Mağdurun Kusuru Ceza Sorumluluğunu Ortadan Kaldırır mı?

    Mağdurun dikkatsiz veya kurallara aykırı davranması, failin kusurunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mahkeme, her iki tarafın davranışlarının ölüm sonucuna etkisini ayrı ayrı inceler.

    Örneğin yayaya çarpan sürücünün hız sınırını aştığı bir olayda, yayanın da kontrolsüz şekilde yola çıkmış olması mümkündür. Bu durumda sürücünün davranışı ölüm sonucuna etkili olmaya devam ediyorsa ceza sorumluluğu tamamen ortadan kalkmayabilir. Buna karşılık ölümün yalnızca mağdurun öngörülemez ve bağımsız hareketinden kaynaklandığı tespit edilirse sanık bakımından beraat kararı verilebilir.

    Birden Fazla Kişinin Kusuru

    Taksirle öldürme olaylarında birden fazla kişinin kusurlu davranışı aynı ölüm sonucuna katkı sağlayabilir. Özellikle iş kazaları, yapı çökmeleri, tıbbi müdahaleler ve zincirleme sorumluluğun bulunduğu teknik faaliyetlerde birden fazla sanık bulunması mümkündür.

    Taksirli suçlarda herkes kendi kusurundan sorumludur. Bir kişinin kusuru diğer sanıklara yüklenemez. Bu nedenle her sanığın görevi, yetkisi, bilgi düzeyi, alması gereken önlemler ve ihlal ettiği yükümlülük ayrı ayrı belirlenmelidir.

    İşyerinde meydana gelen ölüm nedeniyle yalnızca işveren sıfatının bulunması cezalandırma için yeterli değildir. İşverenin, işveren vekilinin, iş güvenliği uzmanının, şantiye şefinin ve diğer görevlilerin somut olayla bağlantılı yükümlülükleri ayrı ayrı incelenmelidir.

    Trafik Kazalarında Taksirle Öldürme Suçu

    Taksirle öldürme suçunun uygulamada en sık görüldüğü alan trafik kazalarıdır. Sürücülerin Karayolları Trafik Kanunu, ilgili yönetmelikler ve genel dikkat kurallarına aykırı davranmaları sonucunda meydana gelen ölümlü kazalar, çoğu zaman TCK m.85 kapsamında değerlendirilmektedir.

    Ancak her ölümlü trafik kazası otomatik olarak ceza sorumluluğu doğurmaz. Mahkeme, sürücünün kusurunu, kazanın oluş şeklini, yol ve hava koşullarını, hızını, fren izlerini, kamera kayıtlarını ve bilirkişi raporlarını birlikte değerlendirir.

    Trafik Kazalarında Kusur Sayılabilecek Davranışlar

    • Hız sınırının aşılması
    • Kırmızı ışık ihlali
    • Alkollü veya uyuşturucu etkisi altında araç kullanılması
    • Telefonla konuşarak araç kullanılması
    • Şerit ihlali
    • Takip mesafesine uyulmaması
    • Geçiş üstünlüğüne riayet edilmemesi
    • Yorgun veya uykusuz şekilde araç kullanılması
    • Araç bakımının yapılmaması

    Buna karşılık ölümün tamamen mağdurun öngörülemeyen davranışından kaynaklandığının tespit edilmesi hâlinde sürücünün cezai sorumluluğu ortadan kalkabilir.

    İş Kazalarında Taksirle Öldürme

    İş kazaları sonucunda meydana gelen ölümler de TCK m.85 kapsamında en fazla karşılaşılan dosya türleri arasındadır. İşverenin yalnızca işveren sıfatını taşıması cezalandırılması için yeterli değildir. Ölüm sonucunun meydana gelmesinde hangi yükümlülüğün ihlal edildiği açık şekilde ortaya konulmalıdır.

    6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi ve ölüm meydana gelmesi hâlinde taksirle öldürme suçu gündeme gelebilir.

    İşverenin Başlıca Yükümlülükleri

    • Risk değerlendirmesi yapmak
    • Koruyucu ekipman sağlamak
    • Çalışanları eğitmek
    • İş güvenliği uzmanı görevlendirmek
    • Makine ve ekipmanların bakımını yaptırmak
    • Denetim mekanizmasını işletmek

    İş kazalarında çoğu zaman yalnızca işveren değil; işveren vekili, şantiye şefi, proje müdürü, iş güvenliği uzmanı, formen veya teknik sorumlular bakımından da ayrı ayrı kusur değerlendirmesi yapılmaktadır.

    Doktor Hatalarında Taksirle Öldürme (Malpraktis)

    Sağlık çalışanlarının mesleki standartlara aykırı davranışları sonucunda hastanın yaşamını kaybetmesi durumunda taksirle öldürme suçu gündeme gelebilir. Bununla birlikte tıbbi müdahalenin başarısız olması tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz.

    Ceza sorumluluğu bakımından temel soru şudur:

    Makul ve dikkatli bir hekim aynı koşullarda farklı davranarak ölüm sonucunu önleyebilir miydi?

    Bu değerlendirme yapılırken Adli Tıp Kurumu raporları, uzman bilirkişi görüşleri, tıbbi kılavuzlar ve uluslararası kabul gören tedavi standartları dikkate alınmaktadır.

    İnşaat ve Şantiye Kazalarında Ceza Sorumluluğu

    İnşaat sektöründe meydana gelen ölümlerin önemli bir bölümü gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamasından kaynaklanmaktadır. Özellikle yüksekten düşme, iskele çökmesi, elektrik çarpması ve vinç kazaları uygulamada sıkça görülmektedir.

    Bu tür olaylarda mahkeme yalnızca işvereni değil; teknik uygulama sorumlusu, şantiye şefi, yapı denetim görevlisi ve diğer sorumluların yükümlülüklerini de ayrı ayrı değerlendirir.

    Bilirkişi Raporlarının Önemi

    Taksirle öldürme davalarında kusurun belirlenmesinde bilirkişi raporları büyük önem taşır. Ancak mahkeme bilirkişi raporuyla bağlı değildir. Hakim, raporu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek karar verir.

    • Olay yeri inceleme raporları
    • Kamera kayıtları
    • Tanık beyanları
    • Otopsi raporu
    • Adli Tıp Kurumu raporu
    • Trafik uzmanı raporu
    • İş güvenliği uzmanı raporu

    Birden fazla bilirkişi raporunun çelişmesi hâlinde mahkeme yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir veya çelişkiyi gerekçeli şekilde değerlendirerek karar verebilir.

    Cezanın Belirlenmesi

    Mahkeme ceza miktarını belirlerken yalnızca ölüm sonucuna değil, failin kusur ağırlığına da bakar. TCK’nın genel hükümleri gereğince ceza bireyselleştirilir.

    Hakim özellikle şu kriterleri dikkate alır:

    • Kusurun yoğunluğu
    • İhlal edilen kuralın önemi
    • Tehlikenin büyüklüğü
    • Failin öngörü yeteneği
    • Davranışın gerçekleşme biçimi
    • Olay sonrası tutumu
    • Mağdur üzerindeki etkileri
    • Failin kişisel özellikleri

    Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

    Taksirle öldürme suçunda HAGB uygulanıp uygulanamayacağı, somut olayda verilen ceza miktarı ve yürürlükteki ceza muhakemesi hükümlerine göre değerlendirilir. Bu nedenle her dosyada otomatik olarak HAGB kararı verilmesi mümkün değildir.

    Mahkeme; sanığın kişiliği, yeniden suç işleme ihtimali, yargılama sürecindeki davranışları ve diğer yasal koşulları birlikte değerlendirerek karar verir.

    Cezanın Ertelenmesi

    Belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde mahkeme hapis cezasının ertelenmesine karar verebilir. Ancak bu husus sanığın otomatik olarak ertelemeden yararlanacağı anlamına gelmez. Mahkeme her somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapar.

    Adli Para Cezasına Çevrilmesi Mümkün müdür?

    Taksirle öldürme suçunda hapis cezasının adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceği, hükmedilen cezanın süresi ve Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu konuda her dosya bakımından ayrı hukuki inceleme yapılmalıdır.

    Soruşturma Süreci

    Taksirle öldürme suçuna ilişkin süreç çoğu zaman kolluk kuvvetlerinin olay yerine intikaliyle başlar. Cumhuriyet savcısı tarafından olayın oluş şekli araştırılır, deliller toplanır ve ölüm sonucunun hangi nedenle meydana geldiği belirlenmeye çalışılır.

    Soruşturma aşamasında özellikle aşağıdaki deliller büyük önem taşır.

    • Olay yeri inceleme tutanakları
    • Otopsi raporu
    • Adli Tıp Kurumu raporu
    • Bilirkişi incelemeleri
    • Kamera kayıtları
    • Telefon kayıtları
    • Tanık beyanları
    • Teknik inceleme raporları

    Savcılık, toplanan deliller doğrultusunda yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varırsa kamu davası açılması amacıyla iddianame düzenler. Aksi durumda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir.

    Kovuşturma Aşaması

    İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte ceza yargılaması başlar. Mahkeme yalnızca bilirkişi raporuyla yetinmez; sanık savunmalarını, tanık anlatımlarını, uzman görüşlerini ve diğer tüm delilleri birlikte değerlendirerek kusur durumunu belirler.

    Gerek görülmesi hâlinde yeni bilirkişi raporu alınabilir, keşif yapılabilir veya Adli Tıp Kurumu’ndan ek rapor istenebilir.

    Görevli ve Yetkili Mahkeme

    Taksirle öldürme suçunda görevli mahkeme, suçun niteliğine ve isnat edilen fiile göre belirlenmektedir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Yetki konusunda Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.

    Tutuklama Uygulanabilir mi?

    Taksirle öldürme suçunda tutuklama otomatik olarak uygulanmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen tutuklama nedenlerinin somut olayda bulunması gerekir.

    Mahkeme veya sulh ceza hâkimliği özellikle;

    • kaçma şüphesi,
    • delilleri karartma ihtimali,
    • tanıklara baskı yapılması riski,
    • ölçülülük ilkesi

    gibi kriterleri birlikte değerlendirerek karar verir.

    Zamanaşımı

    Taksirle öldürme suçunda dava zamanaşımı süresi, suç için kanunda öngörülen ceza miktarı dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine göre belirlenmektedir. Zamanaşımı hesaplanırken kesilme ve durma nedenleri de ayrıca değerlendirilmelidir.

    Tazminat Sorumluluğu

    Taksirle öldürme suçunda ceza yargılamasından bağımsız olarak hukuk mahkemelerinde maddi ve manevi tazminat davaları açılması mümkündür. Ceza davasının sonucu, hukuk yargılamasını etkileyebilmekle birlikte her iki süreç birbirinden bağımsız yürütülmektedir.

    Maddi Tazminat

    • Destekten yoksun kalma tazminatı
    • Cenaze giderleri
    • Tedavi giderleri
    • Diğer ekonomik zararlar

    Manevi Tazminat

    Ölen kişinin yakınları, olay nedeniyle yaşadıkları manevi zararların giderilmesi amacıyla manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Mahkeme tazminat miktarını belirlerken olayın özelliklerini, tarafların ekonomik durumunu ve hakkaniyet ilkelerini dikkate alır.

    Sigorta Şirketlerinin Sorumluluğu

    Trafik kazalarında zorunlu mali sorumluluk sigortası, kasko sigortası veya diğer sorumluluk sigortaları devreye girebilir. Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe kapsamı ve ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenmektedir.

    Yargıtay Uygulamasında Dikkat Edilen Hususlar

    Yargıtay kararları incelendiğinde taksirle öldürme suçunda özellikle aşağıdaki kriterlerin önem taşıdığı görülmektedir.

    • Objektif dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali bulunup bulunmadığı
    • Ölüm ile davranış arasında uygun illiyet bağının kurulup kurulamadığı
    • Kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi
    • Bilinçli taksir şartlarının oluşup oluşmadığı
    • Bilirkişi raporlarının bilimsel yeterliliği
    • Çelişkili raporların giderilmesi
    • Mağdurun kusurunun sonuca etkisi
    • Her sanığın kusurunun bireysel olarak değerlendirilmesi

    Özellikle iş kazaları ve trafik kazalarında kusurun yalnızca sonuç üzerinden değil, ihlal edilen somut yükümlülükler esas alınarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.

    Sık Sorulan Sorular

    Taksirle öldürme suçunda şikâyet gerekli midir?

    Hayır. Bu suç şikâyete tabi değildir. Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.

    Birden fazla kişinin ölmesi cezayı artırır mı?

    Evet. Birden fazla kişinin ölümü veya ölümle birlikte yaralanma meydana gelmesi hâlinde TCK m.85/2 uygulanır.

    Bilinçli taksir cezada artırım sebebi midir?

    Evet. Bilinçli taksir hâlinde belirlenen ceza kanunda öngörülen oranda artırılır.

    Her iş kazasında işveren cezalandırılır mı?

    Hayır. İşverenin somut olay bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin ispat edilmesi gerekir.

    Her trafik kazasında sürücü kusurlu sayılır mı?

    Hayır. Kusur, olayın özellikleri ve teknik incelemeler doğrultusunda belirlenir.

    Sonuç

    Taksirle öldürme suçu, yalnızca ölüm sonucunun meydana gelmesine bağlı olarak oluşan bir suç değildir. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için failin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmiş olması, ölüm sonucunun öngörülebilir nitelikte bulunması ve davranış ile ölüm arasında uygun illiyet bağının kurulabilmesi gerekir. Bu nedenle her olay kendi teknik özellikleri, bilirkişi raporları ve delil durumu çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

    Özellikle trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi uygulamalar ve teknik faaliyetlerden kaynaklanan ölüm olaylarında, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır. Delillerin doğru şekilde toplanması, bilirkişi raporlarının etkin biçimde incelenmesi ve kusur değerlendirmesinin hukuka uygun yapılması, yargılama sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.


    Hukuki Destek

    Taksirle öldürme suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturma süreçleri, teknik ve hukuki değerlendirmelerin birlikte yürütülmesini gerektirir. Delillerin korunması, bilirkişi raporlarının incelenmesi, kusur değerlendirmesine itiraz edilmesi ve ceza yargılamasının etkin şekilde takip edilmesi bakımından alanında uzman bir ceza avukatından hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

    Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

    Taksirle öldürme soruşturmalarında tarafların yaptığı usuli ve hukuki hatalar, yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir. Özellikle soruşturmanın ilk aşamasında yapılan eksiklikler sonradan telafi edilemeyebilir.

    • Olay yeri inceleme raporlarına zamanında itiraz edilmemesi
    • Bilirkişi raporlarının teknik yönden incelenmemesi
    • Alternatif bilirkişi raporu alınmaması
    • Kamera kayıtlarının süresinde temin edilmemesi
    • Tanıkların zamanında dinlenmemesi
    • Teknik delillerin korunmaması
    • Kusur değerlendirmesine yönelik uzman görüşü sunulmaması

    Savunma Stratejisi

    Taksirle öldürme davalarında etkili bir savunma yalnızca suçlamanın reddedilmesine dayanmaz. Öncelikle ölüm sonucunun meydana geliş şekli, kusur oranı, nedensellik bağı ve teknik raporlar ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.

    Özellikle trafik kazaları, iş kazaları ve tıbbi uygulamalarda teknik bilirkişi raporlarının hukuki açıdan incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Eksik veya çelişkili raporlara karşı süresi içinde itiraz edilmesi, gerektiğinde yeni bilirkişi incelemesi talep edilmesi ve uzman görüşü sunulması yargılamanın sonucunu önemli ölçüde etkileyebilir.

    Dolğun Hukuk’un Değerlendirmesi

    Taksirle öldürme suçuna ilişkin dosyalar yalnızca ceza hukuku bilgisiyle değil; teknik mevzuat, iş güvenliği, trafik hukuku, tıp hukuku ve bilirkişilik uygulamalarının birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Her dosya kendi somut olayına özgü olarak incelenmeli; kusur dağılımı, nedensellik bağı ve teknik raporlar ayrıntılı biçimde analiz edilmelidir.

    Dolğun Hukuk olarak taksirle öldürme suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde; delillerin değerlendirilmesi, bilirkişi raporlarının incelenmesi, ceza yargılamasının takibi ve hukuki stratejinin oluşturulması konularında müvekkillerimize kapsamlı hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız.

    Taksirle Öldürme Suçunda Kusur Nasıl Belirlenir?

    Taksirle öldürme suçunda mahkemenin cevap aradığı en önemli soru, ölüm sonucunun hangi davranış nedeniyle meydana geldiğidir. Ceza sorumluluğunun belirlenmesinde yalnızca ölüm olgusuna değil, ölümün gerçekleşmesine neden olan davranışın hukuki niteliğine de bakılır.

    Kusur değerlendirmesi yapılırken failin yerine aynı koşullarda bulunan makul, dikkatli ve özenli bir kişinin nasıl davranacağı esas alınır. Eğer ortalama dikkat seviyesine sahip bir kişinin önleyebileceği bir ölüm, failin ihmal veya dikkatsizliği nedeniyle gerçekleşmişse kusurdan söz edilebilir.

    • İhlal edilen hukuk kuralı
    • Mesleki standartlar
    • Teknik yönetmelikler
    • Olayın meydana geliş şekli
    • Riskin öngörülebilirliği
    • Failin bilgi ve deneyimi
    • Alınabilecek önlemler

    Kusur oranı belirlenirken yalnızca bilirkişi raporu esas alınmaz. Hakim, raporun bilimsel yeterliliğini ve dosyadaki diğer delillerle uyumunu da değerlendirir.

    Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilebilir mi?

    Evet. Bilirkişi raporu mahkemeyi bağlayan kesin bir delil değildir. Taraflar rapora karşı ayrıntılı teknik ve hukuki itirazlarda bulunabilir, yeni bilirkişi incelemesi talep edebilir veya uzman görüşü sunabilir.

    Özellikle trafik kazaları, iş kazaları ve tıbbi uygulamalarda ilk düzenlenen bilirkişi raporları her zaman yeterli olmayabilir. Çelişkili veya eksik değerlendirmeler içeren raporların hükme esas alınması hukuka aykırılık oluşturabilir.

    Taksirle Öldürme Davasında Sanığın Hakları

    Ceza muhakemesinde herkes adil yargılanma hakkına sahiptir. Taksirle öldürme suçundan yargılanan kişinin de kanundan kaynaklanan temel hakları bulunmaktadır.

    • Müdafiden yararlanma hakkı
    • Dosyayı inceleme hakkı
    • Delil sunma hakkı
    • Tanık dinletme hakkı
    • Bilirkişi raporuna itiraz hakkı
    • Uzman görüşü alma hakkı
    • Lehe delillerin toplanmasını isteme hakkı
    • Kanun yollarına başvurma hakkı

    Katılanın Hakları

    Hayatını kaybeden kişinin yakınları, ceza yargılamasında katılan sıfatını alarak davaya iştirak edebilirler. Katılan sıfatı, mağdur yakınlarına ceza muhakemesinde çeşitli usuli haklar tanımaktadır.

    • Delil sunma
    • Tanık dinletme
    • Bilirkişi raporuna itiraz etme
    • Kararlara karşı kanun yoluna başvurma
    • Duruşmalara katılma

    Ceza Davası ile Tazminat Davası Arasındaki İlişki

    Ceza yargılaması ile maddi ve manevi tazminat davaları birbirinden bağımsız süreçlerdir. Ceza mahkemesinde verilen karar, bazı yönlerden hukuk mahkemesini etkileyebilse de her iki dava kendi usul kuralları çerçevesinde yürütülmektedir.

    Bu nedenle ceza davasının devam ediyor olması, tazminat davası açılmasına engel değildir. Benzer şekilde hukuk mahkemesindeki süreç de ceza yargılamasının sonucunu otomatik olarak belirlemez.

    Uygulamada En Çok Karşılaşılan Deliller

    • Olay yeri fotoğrafları
    • Güvenlik kamerası görüntüleri
    • Araç içi kamera kayıtları
    • Otopsi raporu
    • Adli Tıp Kurumu raporu
    • HTS kayıtları
    • GPS verileri
    • Takograf kayıtları
    • İş güvenliği evrakları
    • Risk değerlendirme raporları
    • Eğitim kayıtları
    • Bakım kayıtları
    • Tanık beyanları

    Soruşturmanın İlk Günlerinde Yapılması Gerekenler

    Taksirle öldürme soruşturmalarında ilk saatlerde toplanan deliller çoğu zaman davanın kaderini belirlemektedir. Bu nedenle hem şüpheli hem de mağdur yakınları bakımından hukuki sürecin ilk andan itibaren dikkatle yürütülmesi gerekir.

    • Olay yeri kayıtlarının korunması
    • Kamera görüntülerinin muhafaza edilmesi
    • Tanık bilgilerinin tespit edilmesi
    • Teknik kayıtların saklanması
    • Bilirkişi incelemelerinin takip edilmesi
    • Savunmanın teknik belgelerle desteklenmesi

    Son Değerlendirme

    Taksirle öldürme suçları, ceza hukukunun en teknik alanlarından biridir. Ölüm sonucunun meydana gelmiş olması tek başına cezai sorumluluk için yeterli değildir. Kusurun belirlenmesi, dikkat ve özen yükümlülüğünün kapsamı, nedensellik bağı ve ölüm sonucunun öngörülebilirliği her olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

    Özellikle trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi uygulamalar ve teknik faaliyetlerden kaynaklanan ölüm olaylarında uzman bilirkişi raporlarının doğru analiz edilmesi ve hukuki değerlendirmelerin somut olaya özgü yapılması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle soruşturma aşamasından itibaren profesyonel hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik rol oynamaktadır.


    Not: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmeli olup, somut uyuşmazlıklarda uzman bir ceza hukuku avukatından hukuki görüş alınması tavsiye edilir. Yararlanılan Temel Kaynak için bkz. Yıldız, Ali Kemal, Taksirle Öldürme, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. VIII, S. 2, 2013.

  • Türk Ceza Hukuku Uygulamasında “Silah” Kavramı ve Yargıtay İçtihatları

    Türk Ceza Hukuku Uygulamasında “Silah” Kavramı ve Yargıtay İçtihatları

    Ceza yargılamalarında ve özellikle kasten yaralama suçlarında en sık karşılaşılan hukuki ihtilaflardan biri, suçun işlenişinde kullanılan eşyanın “silah” vasfı taşıyıp taşımadığıdır. Türk Ceza Hukuku uygulamasında silah kavramının sınırları, hem doktrinde hem de Yargıtay içtihatlarında süregelen bir tartışma konusudur. Gündelik hayatta kullandığımız eşyaların hangi durumlarda silah olarak nitelendirildiği, ceza hukukunun temel prensipleri olan kanunilik ve belirlilik ilkeleri ışığında incelenmeyi gerektirmektedir.

    TCK Madde 6’ya Göre Silah Nedir? Kanuni Düzenleme ve Belirlilik İlkesi

    Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 86/3-e maddesi, kasten yaralama suçunun silahla işlenmesini, verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını gerektiren nitelikli bir hal olarak düzenlemiştir. Bu artırımın temel yasal amacı, mağduru korumak ve caydırıcılığı sağlamaktır.

    Ancak uygulamanın temel dayanağı olan TCK Madde 6/1-f-4, ceza hukukunda silah sayılan aletleri tanımlarken şu geniş ifadeye yer vermektedir: “Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler.” Mülga 765 Sayılı TCK dönemindeki dar ve sınırlı silah listesinin (şişli baston, kama, ateşli silahlar vb.) yarattığı yasal boşlukları doldurmak amacıyla getirilen bu düzenleme, “diğer şeyler” ibaresinin ucu açık yapısı nedeniyle hukuki belirlilik ilkesi açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Lafzi yorumun bu denli genişletilmesi, öngörülebilirlik ilkesini zedeleyerek yargısal kaosa zemin hazırlayabilmektedir.

    Yargıtay Kararlarına Göre Hangi Gündelik Eşyalar Silah Sayılır?

    TCK 6/1-f-4 maddesindeki “kullanılmaya elverişli diğer şeyler” ibaresinin geniş yorumlanması, uygulamada çeşitli fiziki objelerin somut olayın özelliklerine göre silah olarak kabul edilmesine yol açmıştır. Yargıtay’ın yerleşik ve güncel içtihatlarına yansıyan, silah sayılan gündelik eşyalardan bazıları şunlardır:

    Temizlik ve Ev Gereçleri: Süpürge borusu, vileda sapı, plastik tabure, leğen…

    Mutfak Eşyaları ve Gıdalar: Sıcak çay, sıcak kahve, kızgın yağ…

    Gündelik Objeler: Televizyon kumandası, ayakkabı, terlik, meyve kasası…

    Bu konudaki içtihat farklılıklarını ve hukuki öngörülebilirliğin zedelendiği noktaları gösteren en çarpıcı örnek “Pet Şişe” kararlarıdır. Aynı fiziki obje hakkında, farklı Yargıtay daireleri somut olayın niteliğine göre zıt yönde kararlar verebilmektedir:

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi (2015/11169): İçi su dolu pet şişeyi, mağdurdaki yaralanmanın niteliği ve olayın özelliklerini dikkate alarak silah kapsamında değerlendirmiştir.

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2017/3-311): İçi su dolu 500 ml’lik pet şişenin, tokat veya yumrukla meydana getirilebilecek zarardan öte faile bir avantaj sağlamaması gerekçesiyle silah olarak nitelendirilemeyeceğine hükmetmiştir.

    Ceza Hukukunda Sınır Vakalar: Köpek, İnsan Bedeni veya Sabit Nesneler Silah Kabul Edilir mi?

    Silah kavramının genişletici yorum pratiği, bazı spesifik durumlarda hukuki tartışmaları derinleştirmektedir:

    Hayvanların Statüsü: Türk hukuku yaklaşımında hayvanlar eşya (taşınır) statüsünde kabul edildiğinden, bir köpeğin saldırtılması silah kullanımı olarak değerlendirilebilmektedir. Doktrindeki ağırlıklı görüş ise, canlının insan üretimi bir nesne (alet) olmadığını belirterek bu lafzi yoruma itiraz etmektedir.

    İnsan Bedeni ve Uzuvlar: Bütünlük ilkesi gereği failin eli, kafası veya dişi bedene dahildir ve harici bir varlığa sahip olmadığından silah sayılamaz. Dövüş sporcularının bedensel yetenekleri de kanunen silah niteliği taşımaz. Bu durumun tek hukuki istisnası, yerinden çıkarılarak fiilen kullanılan takma diş veya protez uzuvlardır.

    Sabit Nesneler (Taşınmazlar): Yargıtay’ın klasik görüşüne göre aletin fiilen “taşınabilir” olması gerekmektedir. Bu nedenle mağdurun sabit bir duvara veya kayaya itilmesi silahla yaralama sayılmamaktadır (YCGK 2019/606). Ancak doktrinde amaçsal yorum tercih edilerek, önemli olanın nesnenin hareketliliği değil, yaratılan potansiyel tehlike olduğu savunulmaktadır.

    Sonuç ve Hukuki Destek

    Ceza adalet sisteminde kanunilik ilkesinin ve dar yorum müessesesinin korunması, bireylerin özgürlüklerinin en temel teminatıdır. Yargıtay içtihatlarındaki değişkenlik ve kanuni tanımların ucu açık yapısı, ceza yargılamalarında her somut olayın kendi dinamikleri içinde, alanında uzman hukukçular tarafından titizlikle incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Gündelik bir eşyanın silah vasfı kazanıp kazanmadığına yönelik yapılacak hatalı bir hukuki nitelendirme, telafisi güç hak kayıplarına ve adaletsiz ceza artırımlarına yol açabilmektedir.

    Bu bağlamda; “silah” kavramının sınırları, kasten yaralama suçunun nitelikli halleri ve ceza yargılamalarına dair karşılaştığınız tüm hukuki ihtilaflarda, sürecin en başından itibaren profesyonel bir hukuki temsil büyük önem taşır. Somut olayınızın hukuki analizinin yapılması, lehe olan delillerin toplanması, savunma hakkının etkin kullanılması ve adil yargılanma hakkınızın temini için Av. MURAT CAN DOLĞUN olarak uzman avukat kadromuzla profesyonel hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız.

    Hukuki süreçlerinize ilişkin detaylı değerlendirme ve destek talepleriniz için TD Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

  • Yabancılar Hukukunda Özgürlük ve Güvenlik Hakkı: İdari Gözetim İşlemlerine Karşı Hukuki Yolda Aile Birliği ve Alternatif Yükümlülükler

    *


    Yabancı uyruklu bireyler hakkında uygulanan sınır dışı etme (deport) kararları ve buna bağlı idari gözetim tedbirleri, yalnızca idari bir işlem değil; özü itibarıyla kişinin “Kişi Hürriyeti ve Güvenliği” hakkına yönelik ağır bir müdahaledir. Bu nedenle söz konusu tedbirler, yalnızca 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) çerçevesinde değil, hiyerarşik olarak daha üstün olan T.C. Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ekseninde değerlendirilmelidir.

    Ofisimizce takip edilen süreçlerde İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği ve Edirne 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen güncel emsal kararlar; idari gözetimin “istisnai” bir tedbir olduğunu ve özgürlüğün asıl olduğunu bir kez daha tescillemiştir.

    Bu makalede; Anayasa, AİHS ve ilgili yönetmelikler ışığında idari gözetim kararlarına itirazın hukuki temellerini ve tahliye getiren kritik “ölçülülük” kriterlerini inceleyeceğiz.

    1. Normlar Hiyerarşisi: Özgürlük Asıl, Gözetim İstisnadır

    İdari gözetim kararları, hukuki dayanağını YUKK m. 57/2’den alsa da, bu yetkinin sınırları uluslararası sözleşmelerle çizilmiştir.

    AİHS Madde 5 ve Anayasa Madde 19: Herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine hakkı vardır. Bir yabancının sınır dışı edilmek üzere tutulması, ancak keyfilikten uzak, yasal ve zorunlu hallerde mümkündür.

    AİHS Madde 8 ve Anayasa Madde 41: “Aile hayatına saygı hakkı” ve “Ailenin korunması” ilkesi, idari gözetim kararlarında hayati bir rol oynar.

    Mahkemeler, idarenin “kamu düzeni” gerekçesini öne sürdüğü durumlarda dahi, bu anayasal hakları gözeterek şu tespiti yapmaktadır:

    …bir an için idari gözetim işleminin yerinde olduğu düşünülse de…”.

    Bu ifade, YUKK hükümlerinin Anayasa ve AİHS’deki temel hakların önüne geçemeyeceğinin yargısal ilanıdır.

    Emsal Karar’dan


    2. Aile Bütünlüğünün Korunması ve “Çocuğun Üstün Yararı”

    YUKK Uygulama Yönetmeliği ve uluslararası içtihatlar, hassas grupların ve çocuklu ailelerin durumunun ayrıca değerlendirilmesini emreder.

    İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği, hakkında terör örgütü iltisakı şüphesi veya kamu düzeni tehdidi iddiası bulunan yabancılar için dahi, “bakıma muhtaç çocuğun varlığı” nedeniyle idari gözetimi “ölçüsüz ve orantısız” bulmuştur.  

    Cinsiyet Eşitliği: Babalar İçin Emsal Karar

    Hukuki pratikte genellikle anneler üzerinden yürüyen bu süreçte, ofisimizce alınan emsal kararda Tacikistan uyruklu erkek müvekkilimiz A.S. için de, çocuğun bakım yükümlülüğü ve aile birliği (AİHS m.8) gerekçe gösterilerek tahliye kararı verilmiştir. Bu karar, babaların da idari gözetimden “aile birliği” ilkesiyle kurtulabileceğinin ispatıdır.  

    3. İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler Yönetmeliği’nin Uygulanması

    6458 sayılı Kanun’un 57/4. maddesi ve İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik, idareye kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmadan denetleme imkanları sunar (Elektronik izleme, bildirimde bulunma vb.).

    Mahkemeler, kişinin sabit bir ikametgahı (Örneğin Başakşehir gibi ulaşılabilir bir adres) bulunduğunda, idari gözetim yerine bu alternatif tedbirlerin uygulanması gerektiğine hükmetmektedir.

    Kararlarda şu ifade açıkça yer alır:  

    …alternatif tedbirlerle de idari gözetimden umulan faydanın elde edilebileceği…”. 

    Bu durum, “Ölçülülük İlkesi” (Anayasa m. 13) gereğidir. Daha hafif bir tedbirle (imza vs.) amaçlanan kamu yararı sağlanabiliyorsa, kişiyi Geri Gönderme Merkezi’nde tutmak hukuka aykırıdır.

    4. Masumiyet Karinesi ve Adli Süreçler

    Edirne 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin verdiği kararda, yabancı hakkında adli bir soruşturma başlatılmış olsa bile, savcılıkça verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) sonrası idari gözetimin devam etmesi “hakkaniyete aykırı” bulunmuştur.  

    Karardan

    Bu karar, Anayasa m. 38’de düzenlenen “Masumiyet Karinesi”nin idari hukuk alanındaki yansımasıdır. Kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet yoksa ve adli süreç lehine sonuçlanmışsa, idari gözetim cezalandırma aracı olarak kullanılamaz.

    Sonuç: Hukuki Destek Neden Şarttır?

    İdari gözetim kararlarına itiraz, sadece bir dilekçe süreci değildir. Bu süreç; Anayasa, AİHS, YUKK ve İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik hükümlerinin harmanlandığı, üst düzey bir hukuki argümantasyon gerektirir.

    Avukatınız, güncel Sulh Ceza Hakimliği kararları ışığında;

    • Müvekkillerin AİHS kapsamındaki aile hayatı haklarını,

    • Alternatif yükümlülüklerin uygulanabilirliğini,

    • İdari gözetimin “son çare” olması gerektiğini savunarak özgürlüğün önünü açmaktadır.

    Unutmayın: Hürriyet asıl, kısıtlama istisnadır.

    MURAT CAN DOLĞUN

    Avukat – TD Hukuk ve Danışmanlık Ofisi