Etiket: idare hukuku

  • İkbal Avcıları: Prof. Dr. Aydın Gülan’ın Konuşmasının Düşündürdükleri

    İkbal Avcıları: Prof. Dr. Aydın Gülan’ın Konuşmasının Düşündürdükleri

    Murat Can Dolğun | İstanbul Avukatı

    Hukukta makam hırsının bedelini çoğu zaman hak arayan insanlar ödüyor.

    Prof. Dr. Aydın Gülan’ın 11 Ekim 2026 tarihli “İkbal Avcıları” konuşmasını izledim. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi olan Aydın Hoca, üzerinde pek konuşmadığımız fakat her çağda bulunan bir insan tipini ele alıyor. Makam isteyen, yükselmek isteyen, bulunduğu yerle yetinmeyen insanı. Daha doğrusu, yükselmek uğruna başkalarının önünü kesmeye razı olanları.

    Aydın Hoca’yı öğrencilik yıllarımdan tanıyorum. Hukuk fakültesinde bizim sınıfımızın idare hukuku derslerine girmiyordu. Buna rağmen teklerde verdiği idare hukuku derslerini takip ederdim. Ayrıca (hafızam bana ihanet etmiyorsa) 2015 yılında başlattığı Hukuk Kültürü Konuşmalarına da katılırdım. Haftalık gerçekleştirilen bu konuşmalar, fakültenin olağan ders programından ayrıydı. Hukuka ilişkin kavramlar, hukukçunun düşünme biçimi ve iyi bir hukukçu (veyahut iyi insan) olabilmek için gerekli nitelikler üzerinde durulurdu. 2018 yılında hukuk fakültesinden mezun oldum. Mezuniyetimden sonra da Hukuk Kültürü Konuşmalarını takip etmeyi sürdürdüm. Pandemi dönemine kadar devam etti bu alışkanlığım. Bugün meslek hayatında karşılaştığım pek çok meseleyi değerlendirirken o konuşmaları daima hatırlıyorum. (Olur mu anımsamamak…)

    İkbal kelimesinin kendisinde bir kötülük yok. Her insan ilerlemek, yaptığı işin karşılığını görmek ister. Bir avukatın bürosunu büyütmesi, bir hakimin mesleğinde yükselmesi, bir savcının daha fazla sorumluluk üstlenmesi veya bir akademisyenin idari görev istemesi kadar tabi bir şey olamaz. Asıl mesele, insanın bu isteklerine ulaşırken nasıl davrandığı. Kendisinden daha başarılı (Aydın Hoca “yetkin” der) birini gördüğünde ne yaptığı. Hak etmediği bir göreve ulaşmak için hangi yollara başvurduğu.. Kendi çıkarıyla mesleğinin gerekleri karşı karşıya geldiğinde hangisini tercih ettiği..

    Aydın Hoca’nın konuşmasındaki en dikkat çekici tespitlerden biri, ikbal avcılarının kendi aralarındaki ilişkileri üzerine. Birbirleriyle yarışan, hatta birbirlerine karşı mücadele eden insanlar, daha nitelikli bir kişi karşılarına çıktığında anlaşabiliyorlar. Dün birbirlerinin yükselmesini engellemek isteyenler, bugün başkasının yükselmesine karşı birlikte hareket edebiliyor. Kişisel menfaatlerin insanları nasıl bir araya getirdiğini anlamak bakımından önemli bir gözlem.

    Hukuk dünyasına bakalım. Bir avukatın mesleki başarısını neyle ölçüyoruz? Üstlendiği dosyalarla mı, yaptığı hukuki çalışmalarla mı, kazandığı davalarla mı? Yoksa tanıdığı insanlarla, katıldığı toplantılarla, sahip olduğu çevreyle mi? Bunların hepsi meslek hayatında belirli ölçüde önem kazanabiliyor. Fakat mesleki yeterliliğin geri plana itilmesi ciddi bir sorun yaratıyor. Özellikle müvekkillerin, hukuki hizmetin niteliğini değerlendirmekte güçlük çektiği bir ortamda.

    Bazı müvekkillerin ilk sorusu, avukatın dosya hakkındaki hukuki görüşü olmuyor. İlgili savcıyı tanıyıp tanımadığını, hakimle görüşüp görüşemeyeceğini, belirli bir kamu görevlisine ulaşıp ulaşamayacağını soruyorlar. Bu soruların kendisi bile hukuk hizmetinin toplumda nasıl algılandığını gösteriyor. Müvekkil, kimi zaman hukuki bilgisinden önce avukatın ilişkilerinden sonuç bekliyor. Daha kötüsü, bu beklentiyi bizzat hukukçular da besleyebiliyor.

    Mesleki tecrübemiz boyunca böyle anlayışlarla karşılaşmamız mümkün. Dosyanın henüz incelenmediği, hukuki ihtimallerin ortaya konulmadığı bir aşamada kişisel ilişkilerden söz edilmesini olağan karşılamamalıyız. Bir avukatın görevi, müvekkilinin haklarını hukuk düzeninin sunduğu imkanlarla korumak. Bunun için bilgi, hazırlık, dikkat ve emek gerekiyor. Kişisel yakınlıkların hukuki güvencenin yerine geçmesi, avukatlık mesleğine duyulan güveni de zedeliyor.

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatın görevini özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmesini öngörüyor. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları da benzer bir anlayışı benimsiyor. Ne var ki meslek ahlakının gerçek değeri, günlük uygulamada ortaya çıkıyor. Müvekkile karşı dürüst davranmak, meslektaşın emeğine saygı göstermek, üstlenilen işi gereken dikkatle yürütmek. Bunların hiçbiri gösterişli işler sayılmaz. Oysa mesleğe duyulan güveni sağlayan da bunlar.

    Avukatlar arasındaki rekabetin de üzerinde durmak gerekiyor. Aynı alanda çalışan iki avukatın birbirleriyle rekabet etmesi son derece doğal. Ancak bu rekabetin mesleki yeterlilik üzerinden yürütülmesi beklenir. Başka bir avukatın itibarını zedelemek, onun hakkında dayanaksız iddialar yaymak veya müvekkilini elde etmek için meslektaşını kötülemek, meslek ahlakıyla bağdaşmıyor. Bir başkasının başarısını sürekli kendi başarısızlığımızın sebebi olarak görmeye başlarsak, mesleki gelişimimiz de bundan etkilenir.

    Üstelik mesele yalnızca bürolar arasındaki rekabetle sınırlı kalmıyor. Bir hukuk bürosunun kendi içindeki ilişkileri de aynı anlayışla değerlendirilmeli. Genç avukatların emeklerinin karşılığını alabilmesi, stajyerlerin mesleği öğrenebileceği bir ortamda çalışması, görevlerin hakkaniyetli biçimde dağıtılması gerekiyor. Kendi bürosunda bu hususları gözetmeyen bir avukatın başka kurumlarda liyakat araması ne kadar inandırıcı olabilir? Önce kendi davranışlarımızı değerlendirmeliyiz.

    Hakimlik mesleğine geldiğimizde sorumluluk daha da ağırlaşıyor. Hakim, önüne gelen uyuşmazlıkta karar verirken sahip olduğu yetkinin sınırlarını bilmek zorunda. Kararın taraflarından birinin ekonomik gücü, toplumsal konumu veya kamudaki ilişkileri, hukuki değerlendirmeyi etkilememeli. Anayasa’nın 138. maddesindeki hakim bağımsızlığı güvencesinin günlük hayattaki anlamı da burada ortaya çıkıyor.

    Bir hakimin mesleğinde ilerlemek istemesi anlaşılır. Ancak terfi beklentisinin, vereceği kararlara etkide bulunma ihtimali üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor. Özellikle kamuoyunun yakından takip ettiği davalarda hakimin karşı karşıya kalabileceği baskılar çeşitleniyor. Böyle durumlarda önündeki dosyayla sınırlı kalabilmek, kararını delillere ve hukuka dayandırabilmek büyük önem taşıyor. Hukukçunun bağımsızlığı, en çok güç kararlar karşısında sınanıyor.

    Cumhuriyet savcıları bakımından da benzer sorular gündeme geliyor. Soruşturmanın genişliği, şüpheli sayısı veya kamuoyunda yarattığı ilgi, tek başına mesleki başarının göstergesi olabilir mi? Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi, Cumhuriyet savcısına maddi gerçeği araştırma ve şüphelinin lehine olan delilleri de toplama yükümlülüğü yüklüyor. Çok temel. Dolayısıyla, bir savcının ikbal saikiyle bir komedyenin yalnızca aleyhine delil topluyor ve delilleri onlara işkence edercesine değerlendiriyor olmaması beklenir. Mesleki başarıyı yalnızca alınan Adalet Bakanlığı üst düzey memurlukları yahut Başsavcı makamlarıyla değerlendiren bir anlayışın, hukukçuluğun amacıyla bağdaşması güç.

    Burada insanın kendisine sorması gereken bir soru var: Yanıldığımızı kabul edebiliyor muyuz? Avukat olarak ileri sürdüğümüz hukuki görüşün eksik olduğunu, savcı olarak değerlendirdiğimiz delilin başka türlü yorumlanabileceğini, hakim olarak benimsediğimiz yaklaşımın isabetli olmayabileceğini kabul etmek kolay mı? Mesleki olgunluğun önemli göstergelerinden biri de bu. İnsanın kendi kanaatini yeniden değerlendirebilmesi.

    Konuşmayı dinlerken aklıma gelen Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından kabul edilen Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nde geçen, “bir yargı mensubunun görevi sırasında sergilediği davranış kadar, meslek dışındaki ilişkilerinin yargıya duyulan güven üzerindeki etkisi”. Bu hususu özellikle önemsiyorum. Çünkü bir hakimin veya savcının kişisel ilişkilerinin, taraflar bakımından nasıl bir görünüm oluşturduğu da yargıya duyulan güveni etkileyebilir. Tarafsızlığın korunması, belirli davranışlardan kaçınmayı gerektirebilir.

    Aydın Hoca’nın konuşmasını dinlerken akademik hayatı da düşündüm. Üniversitelerdeki yükselme ve görevlendirme süreçleri, yıllardır tartışılıyor. Bir araştırmacının bilimsel çalışmaları yerine kişisel ilişkilerinin belirleyici hale gelmesi, yalnızca o araştırmacıyı ilgilendirmiyor. Hukuk öğrencilerinin; geleceğin hukukçularının aldığı eğitimi, bilimsel üretimin niteliği ile üniversitenin ve Türk adalet sisteminin geleceğini de etkiliyor.

    Üniversitenin başarılı bir araştırmacıya ihtiyacı var. Bilimsel görüşünü gerekçelendirebilen, araştırma yapan, öğrencisine zaman ayıran, meslektaşlarıyla tartışabilen bir akademisyene. Bu niteliklerin akademik yükselme süreçlerinde yeterince dikkate alınmaması, bilimsel hayatın gelişmesini de güçleştirir. Daha genç ve başarılı bir araştırmacının ilerlemesini engellemek isteyen kişinin, bulunduğu kuruma ne kazandırdığı da ayrıca sorgulanmalı.

    Aydın Hoca’nın idare hukuku derslerini ve Hukuk Kültürü Konuşmalarını hatırlamamın sebeplerinden biri de bu. Her iki çalışmanın biçimi farklıydı. İdare hukuku derslerinde hukuki kurumları ve kavramları ele alırken, Hukuk Kültürü Konuşmalarında daha geniş meseleler üzerinde düşünme imkanı bulurduk. Hukuk dilinin önemi, kavramların anlamı, hukukçunun zihinsel gelişimi ve mesleki yeterliliğin bilgiyle ilişkisi bu konuşmaların kapsamındaydı. Öğrencilik yıllarımda bu çalışmaların değerini hissediyordum. Mesleğe başladıktan sonra ise bazı düşüncelerin uygulamadaki karşılığını daha açık biçimde görmeye başladım. Bir hukukçunun düşüncesini nasıl oluşturduğu, farklı görüşlere ne kadar tahammül ettiği, kendi fikrini hangi gerekçelerle savunduğu da önemli. Hukuk eğitiminin bu yönü üzerinde daha fazla durmamız gerektiğini düşünüyorum.

    Konuşmanın sonunda önem kazanan kavram ise gayret. Aydın Hoca, nitelikli insanların ikbal avcıları karşısında geri çekilmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşımın üzerinde durmaya değer. Çünkü mesleki yeterliliği bulunan kişilerin görev almaktan kaçınması, kurumların işleyişini de etkileyebilir. İyi yetişmiş bir avukatın baro çalışmalarına katılması, nitelikli bir akademisyenin idari sorumluluk üstlenmesi, meslek hayatına ilişkin tartışmalara katkı sunması önem taşıyor.

    Fakat gayretin sınırlarını da konuşmalıyız. İnsan kendi hakkını ararken başkalarının hakkını gözetmek zorunda. Her mücadeleyi haklı görmek mümkün değil. Mesleki yükselme arzusuyla hareket eden herkesin de ikbal avcısı sayılması doğru olmaz. Böyle bir nitelendirme, kişinin somut davranışları üzerinden yapılmalı. Aksi halde bu kavramın kendisi de insanları haksız yere suçlamak için kullanılabilir.

    Üstelik insanları değerlendirirken kestirmeye gitmek gibi bir alışkanlığımız var. Bir hukukçunun önemli bir göreve gelmesi, geniş bir çevreye sahip olması veya kısa sürede mesleğinde ilerlemesi, onun hakkında olumsuz bir kanaat oluşturmak için yeterli sayılamaz. Başarıya ulaşan kişinin hangi şartlarda çalıştığını, ne kadar emek verdiğini ve hangi sorumlulukları üstlendiğini bilmeden hüküm vermek kolay. Söylentilerin yerini somut bilgiler, kişisel kanaatlerin yerini dikkatli değerlendirmeler almalı. Özellikle hukukçuların bu ayrımı gözetmesi gerekiyor. Başkalarının davranışlarını eleştirirken kendi gözlemlerimizin sınırlarını da bilmeliyiz. Her gördüğümüzden sonuç çıkaramayız; her duyduğumuzu doğru kabul edemeyiz. İkbal avcılığı kavramını yerli yerinde kullanmak, haksız ithamlardan kaçınmayı da gerektiriyor. Aksi halde eleştirdiğimiz davranışlara, bu kez eleştiri adına kendimiz başvurmuş oluruz.

    Bütün bu sorunları kişilerin iyi niyetine bırakmak da yeterli görünmüyor. Kurumların objektif değerlendirme ölçütlerine, şeffaf görevlendirme süreçlerine ve etkili denetime ihtiyacı var. Bir göreve kimin getirileceği konusunda açık ölçütler bulunması, ilgili kişilerin bu ölçütlere göre değerlendirilmesi ve kararların gerekçelendirilebilmesi gerekiyor.

    Hukuk mesleklerinde liyakatten söz ederken meslektaşlık ilişkilerimizi de gözden geçirmeliyiz. Başarılı bir genç avukata imkan tanımak, bir stajyerin çalışmasına değer vermek, meslektaşımızın doğru bir hukuki görüşünü kabul etmek, bir akademisyenin bilimsel başarısını takdir etmek… Bunlar büyük fedakarlıklar gerektirmiyor. Yine de zaman zaman bunları yapmakta zorlanıyoruz. Çünkü başkasının başarısını kabullenmek, kendi eksikliklerimizle de yüzleşmeyi gerektirebiliyor.

    İkbal avcılarından söz ederken insanın kendisini bu tartışmanın dışında tutması kolay. Başkalarının makam hırsını, kibirli davranışlarını, çıkar ilişkilerini uzun uzun anlatabiliriz. Peki kendi davranışlarımız? Bir meslektaşımız başarılı olduğunda ne düşünüyoruz? Bizden daha genç bir hukukçu daha iyi bir hukuki değerlendirme yaptığında bunu kabul edebiliyor muyuz? Bir göreve bizden daha uygun kişinin getirilmesini içtenlikle destekleyebiliyor muyuz? İnsanın kendisine yönelteceği sorular da bunlar olmalı.

    Aydın Hoca’nın konuşmasını değerli bulmamın başat sebebi, bu soruları yeniden kişisel gündemime getirmesi. Hukuk dünyasında makam ve unvanların önemi yadsınamaz. Ancak bunların nasıl elde edildiği, o görevlerin nasıl yerine getirildiği ve başkalarının haklarına ne ölçüde saygı gösterildiği üzerinde daha fazla düşünmeliyiz.

    Meslek hayatı boyunca pek çok dosya sonuçlandıracağız. Davalar kazanacağız, kaybedeceğiz. Kimi zaman haklı olduğumuzu düşündüğümüz halde beklediğimiz sonucu alamayacağız. Bazen başkalarının bizden önce ilerlediğini göreceğiz. Bazen de bizim önümüze fırsatlar çıkacak. İşte bütün bu aşamalarda nasıl davrandığımız, mesleki kimliğimiz hakkında sahip olduğumuz unvanlardan daha fazla şey söyleyebilir.

    Hukuk dünyasının ihtiyacı, nitelikli insanların gayret göstermesi kadar, o gayretin hakkını teslim edebilen kurumlar. Bu sorumluluk yalnızca hakimlere, savcılara, avukatlara veya akademisyenlere ait görünmüyor. Hepimizin payı var.

    Ve sonunda yine aynı soru:

    Mesleğimizde hangi makama ulaştık?

    Daha da önemlisi,

    o makama nasıl ulaştık?

    Av. Murat Can Dolğun
    TD Hukuk ve Danışmanlık

    E-posta:

    Av.muratcandolgun@gmail.com


    Kaynak ve Öneriler

    Gülan, Aydın, İkbal Avcıları, 11 Ekim 2026, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Keşşaf Topluluğu, UKDA, Ankara. Konuşmanın video kaydı.

    Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türk Yargı Etiği Bildirgesi, 06.03.2019 tarihinde kabul edilmiş, 14.03.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Resmi metin.

    Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi, 15.10.2025 tarihli ve 2025/1269 sayılı Genel Kurul Kararı. Rehber.

    Hakimler ve Savcılar Kurulu, Bangalor Yargı Etiği İlkeleri, Budapeşte İlkeleri ve Diğer Yargı Etiği Belgeleri. Yargı Etiği Sayfası.

    Türkiye Barolar Birliği, Avukatlık Meslek Kuralları. Meslek Kuralları.

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 34; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 160; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 70 ve m. 138.

    Yayın Notu ve İletişim

    İşbu metin, hukuk mesleklerinde liyakat, meslek ahlakı ve kurumsal sorumluluk üzerine kişisel değerlendirmeler içeriyor. Herhangi bir kişi veya kurum hakkında somut bir hukuka aykırılık isnadı amacı taşıdığını doğrudan reddeder.

    TD Hukuk ve Danışmanlık
    Dünya Ticaret Merkezi, A2 Blok, Kat: 5, No: 206, Bakırköy/İstanbul
    Telefon: +90 212 299 44 22

  • YATIRIM YOLUYLA KAZANILAN TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTALİ VE GERİ ALINMASI: SAHTE EKSPERTİZ, MUVAZAALI İŞLEMLER, İYİ NİYETLİ YATIRIMCI VE YARGISAL KORUMA

    YATIRIM YOLUYLA KAZANILAN TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTALİ VE GERİ ALINMASI: SAHTE EKSPERTİZ, MUVAZAALI İŞLEMLER, İYİ NİYETLİ YATIRIMCI VE YARGISAL KORUMA

    Özet

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu (“TVK”) m.12 ile Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (“TVKUY”) m.20 çerçevesinde düzenlenen istisnai vatandaşlık kazanma yollarından biridir. Özellikle taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlıkta yatırımın mevzuatta öngörülen miktar ve şartları taşıması, ilgili idari makamlar tarafından yatırım şartlarının gerçekleştiğinin tespit edilmesi ve nihayet yetkili makam tarafından vatandaşlığın kazanılmasına karar verilmesi gerekmektedir.

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna yansıyan ceza soruşturmaları ve idari incelemeler sonucunda, geçmiş yıllarda yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış çok sayıda kişinin hukuki statüsü yeniden inceleme konusu olmuştur. Soruşturmalar özellikle düşük bedelli taşınmazların gerçeğe aykırı veya sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterilmesi, muvazaalı taşınmaz satışları yapılması, vatandaşlık için gerekli yatırım miktarının gerçekte karşılanmadığı halde karşılanmış gibi gösterilmesi ve görünürde gerçekleştirilen para hareketlerinin sonradan tersine çevrilmesi iddiaları üzerinde yoğunlaşmaktadır.

    4 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan soruşturmada, düşük bedelli gayrimenkullerin sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterilerek muvazaalı satış işlemleri üzerinden vatandaşlık kazandırıldığı iddia edilmiş; Adalet Bakanlığının açıklamasında bu yöntemle vatandaşlık kazandığı belirtilen 687 kişinin vatandaşlığının iptal edilmesine yönelik yasal sürecin başlatıldığı bildirilmiştir.

    T.C. Adalet Bakanlığı:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    Anadolu Ajansı:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/haksiz-turk-vatandasligi-kazandirdigi-tespit-edilen-suc-orgutune-operasyon-/4017632

    Bununla birlikte, bir müteahhit, gayrimenkul şirketi, aracı veya değerleme uzmanı hakkında ceza soruşturması yürütülmesi ile o kişi veya kuruluşla işlem yapan yatırımcının vatandaşlığı hukuka aykırı şekilde kazandığının kabulü birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

    Her yatırımcı bakımından yatırımın gerçekleştirildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat, yatırımın gerçek ekonomik niteliği, taşınmazın yatırım tarihindeki değeri, para hareketleri, yatırımcının üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen usulsüzlüklerden haberdar olup olmadığı ve vatandaşlık kararının hangi kanuni sebebe dayanılarak sona erdirildiği ayrı ayrı incelenmelidir.

    Bu incelemede özellikle TVK m.31’de düzenlenen vatandaşlığı kazanma kararının iptali ile TVK m.40’ta düzenlenen vatandaşlık kararının geri alınması birbirinden ayrılmalıdır.

    I. YATIRIM YOLUYLA TÜRK VATANDAŞLIĞININ HUKUKİ NİTELİĞİ

    Yatırım yoluyla vatandaşlık, özel hukuk kişileri tarafından “satılan” bir vatandaşlık türü değildir. Müteahhit veya gayrimenkul şirketi taşınmaz satabilir; aracı veya danışmanlık şirketi yatırım ve başvuru sürecine ilişkin hizmet sunabilir. Ancak Türk vatandaşlığının kazanılmasına karar verme yetkisi Devlete aittir.

    TVK m.12, istisnai olarak Türk vatandaşlığının kazanılabileceği halleri düzenlemektedir. Yatırımın türü ve miktarı ise esas olarak TVKUY m.20/2 kapsamında belirlenmektedir.

    Taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlık bakımından güncel sistemde en az 400.000 ABD doları veya karşılığı döviz tutarında taşınmaz edinilmesi ve mevzuatta öngörülen şekilde üç yıl süreyle satış yapılmaması şartı bulunmaktadır.

    Ancak günümüzde geçerli 400.000 ABD doları sınırı geçmişte tamamlanmış bütün yatırımlar bakımından esas alınamaz. Yatırım miktarları ve başvuru şartları yıllar içerisinde değiştirilmiştir. Bu nedenle geçmiş tarihli bir vatandaşlık dosyası, yatırımın gerçekleştirildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre değerlendirilmelidir.

    Başka bir ifadeyle bugün yapılacak incelemede yalnızca mevcut mevzuata değil, vatandaşlığın kazanılmasına esas yatırımın yapıldığı tarihteki hukuki rejime bakılması gerekir.

    II. DEĞERLEME RAPORU VE UYGUNLUK BELGESİNİN HUKUKİ ÖNEMİ

    Taşınmaz yoluyla vatandaşlık sisteminde yatırımcının yalnızca bir taşınmaz satın alması yeterli değildir. Taşınmazın vatandaşlık mevzuatında aranan yatırım şartlarını taşıdığına ilişkin idari inceleme ve tespit süreci bulunmaktadır.

    Bu süreçte değerleme raporları, tapu kayıtları, yatırım tutarının tespiti ve uygunluk belgesi merkezi öneme sahiptir.

    Uygunluk belgesi, yatırımcının tek taraflı beyanıyla veya yalnızca satıcının açıklamasıyla meydana gelen bir belge değildir. İlgili kamu makamı, yatırımın mevzuatta aranan şartları taşıyıp taşımadığına ilişkin bir değerlendirme yapmaktadır.

    Dolayısıyla geçmişte verilmiş vatandaşlık kararları yeniden incelenirken yatırımcının yalnızca müteahhit veya diğer özel hukuk kişileriyle ilişkisi değil, vatandaşlık kararına kadar gerçekleştirilen idari incelemeler de dikkate alınmalıdır.

    Bununla birlikte uygunluk belgesinin geçmişte düzenlenmiş olması, vatandaşlık kararının hiçbir durumda geri alınamayacağı anlamına gelmez. TVK m.40, hukuki şartlar oluşmadan verilen vatandaşlık kararlarının sonradan geri alınabilmesine ilişkin açık bir kanuni düzenleme içermektedir.

    Bu nedenle iki uç yaklaşım da hukuken isabetli değildir.

    İdarenin geçmişte uygunluk belgesi düzenlemiş olması, vatandaşlık kararını her türlü hukuki denetimin dışında bırakmaz.

    Buna karşılık, değerleme kuruluşu veya müteahhit hakkında soruşturma yürütülmesi de o kişi veya kuruluşla işlem yapan bütün yatırımcıların vatandaşlığı hukuka aykırı şekilde kazandığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Her dosya kendi maddi ve hukuki özellikleri çerçevesinde incelenmelidir.

    III. 2025 YILINDAKİ MUVAZAALI GAYRİMENKUL SATIŞI SORUŞTURMASI

    Yatırım yoluyla vatandaşlık işlemlerine ilişkin geniş kapsamlı soruşturmalar 2026 yılıyla sınırlı değildir.

    24 Eylül 2025 tarihinde kamuoyuna yansıyan İstanbul merkezli ve 19 ili kapsayan bir soruşturmada, muvazaalı gayrimenkul satışları üzerinden yabancı yatırımcılara Türk vatandaşlığı kazandırıldığı iddia edilmiştir.

    Soruşturma makamlarının kamuoyuna yansıyan açıklamalarına göre, 451 yabancı yatırımcıya aileleriyle birlikte vatandaşlık kazandırıldığı; vatandaşlık için gerekli yabancı sermayenin gerçekte Türkiye’ye girmediği, hayali para hareketleri oluşturulduğu ve taşınmazların gerçek değerlerinin üzerinde gösterildiği ileri sürülmüştür.

    Anadolu Ajansı:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/muvazaali-gayrimenkul-satisiyla-vatandaslik-saglayan-suc-orgutu-cokertildi/3697125

    Soruşturmanın sonraki aşamalarına ilişkin haberlerde, bazı taşınmazların vatandaşlık işlemlerinden sonra önceki maliklere veya bağlantılı kişilere geri döndürülmesini sağlayacak düzenlemeler yapıldığı da iddia edilmiştir.

    Anadolu Ajansı:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/yabancilara-usulsuz-vatandaslik-kazandiran-suc-orgutune-yonelik-operasyonda-yakalanan-113-supheli-adliyede/3699547

    Bu iddiaların doğrulanması halinde işlemlerin gerçek ekonomik niteliği ile resmi belgelerde oluşturulan hukuki görünüm arasında önemli farklılıkların bulunduğu sonucuna ulaşılması mümkün olabilir.

    Ancak ceza soruşturmasında ileri sürülen iddiaların kesinleşmiş mahkumiyet hükmü olmadığı özellikle belirtilmelidir.

    IV. 2026 YILINDA 687 KİŞİYİ İLGİLENDİREN SORUŞTURMA

    4 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinasyonunda yürütülen geniş kapsamlı soruşturmanın ayrıntıları kamuoyuna duyurulmuştur.

    Resmi açıklamada;

    “düşük bedelli gayrimenkulleri sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli göstererek muvazaalı satış işlemleri üzerinden Türk vatandaşlığı”

    kazandırıldığı iddiasına yer verilmiştir.

    T.C. Adalet Bakanlığı:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    Açıklamaya göre vatandaşlık kazanımı için Türkiye’ye girmesi gereken yaklaşık 2,5 milyar TL’nin ülkeye girmediği ve bunun yerine hayali para transferleri gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür.

    Yedi şirkete el konularak kayyum atanmış, 1.045 taşınmaz ile çeşitli malvarlığı değerleri hakkında tedbir uygulanmış ve soruşturma konusu yöntemle vatandaşlık kazandığı belirtilen 687 kişinin vatandaşlığının iptal edilmesi amacıyla yasal sürecin başlatıldığı açıklanmıştır.

    Aynı soruşturma Anadolu Ajansı tarafından da haberleştirilmiştir:

    Soruşturmanın ilerleyen aşamasında gözaltına alınan 80 şüpheliden 32’sinin tutuklandığı bildirilmiştir:

    Burada soruşturma makamlarının kullandığı “sahte ekspertiz”, “muvazaalı satış” ve benzeri nitelendirmelerin soruşturma kapsamındaki iddiaları ifade ettiği gözden kaçırılmamalıdır. Soruşturma, gözaltı veya tutuklama kararı kesinleşmiş mahkumiyet hükmü değildir. Kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerlidir.

    V. TVK M.31: YALAN BEYAN VEYA ÖNEMLİ HUSUSLARIN GİZLENMESİ NEDENİYLE İPTAL

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.31 hükmü şöyledir:

    “Türk vatandaşlığını kazanma kararı; ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vuku bulmuş ise kararı veren makam tarafından iptal edilir.”

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    Hükmün lafzı son derece önemlidir.

    Kanun, vatandaşlığın kazanılması sürecinde herhangi bir hukuka aykırılığın ortaya çıkmasını tek başına iptal sebebi olarak düzenlememiştir.

    TVK m.31’in uygulanabilmesi için vatandaşlığın kazanılmasının “ilgilinin yalan beyanı” veya “vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi” sonucunda gerçekleşmiş olması gerekir.

    Dolayısıyla TVK m.31’e dayanılan bir işlemde yatırımcının hangi beyanının gerçeğe aykırı olduğu veya hangi önemli hususu gizlediği somutlaştırılmalıdır.

    Gerçeğe aykırı beyan veya gizlenen husus ile vatandaşlığın kazanılması arasında nedensellik bağı da bulunmalıdır. Başka bir ifadeyle, gerçek durum idarece bilinseydi vatandaşlığın kazanılmasına karar verilip verilmeyeceği önem taşımaktadır.

    Bu özellik, TVK m.31’i vatandaşlık kazanma kararındaki her türlü hukuka aykırılığın giderilmesini sağlayan genel bir hüküm olmaktan çıkarmaktadır.

    VI. ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN FİİLLERİ YATIRIMCIYA KENDİLİĞİNDEN İSNAT EDİLEMEZ

    Güncel uyuşmazlıkların en önemli hukuki sorunlarından biri, müteahhit, gayrimenkul şirketi, aracı veya değerleme uzmanı tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen fiillerin yatırımcı bakımından hangi sonuçları doğuracağıdır.

    TVK m.31’in lafzı “ilgilinin” yalan beyanını veya vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli hususları gizlemesini esas almaktadır.

    Bu nedenle değerleme uzmanının gerçeğe aykırı rapor düzenlemiş olması, yatırımcının raporun gerçeğe aykırı olduğunu bildiğini tek başına kanıtlamaz.

    Müteahhidin bazı satışlarda muvazaalı işlemler gerçekleştirdiğinin ileri sürülmesi de o müteahhitten taşınmaz satın alan bütün yatırımcıların söz konusu işlemlere bilerek katıldıklarının kabulü için tek başına yeterli değildir.

    Her yatırımcı bakımından bireyselleştirilmiş inceleme yapılması gerekir.

    Özellikle;

    yatırımcının ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğunu bilip bilmediği,

    raporda yer alan değerin yükseltilmesine ilişkin herhangi bir talimat veya müdahalesinin bulunup bulunmadığı,

    satış bedelinin bir bölümünün kendisine geri döneceğini bilip bilmediği,

    gerçekten herhangi bir bedel iadesi alıp almadığı,

    vatandaşlık başvurusu sırasında gerçeğe aykırı herhangi bir beyanda bulunup bulunmadığı,

    vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli bir hususu bilerek gizleyip gizlemediği

    somut deliller üzerinden belirlenmelidir.

    Üçüncü kişinin fiili ile yatırımcının fiilinin özdeşleştirilmesi, özellikle TVK m.31’in açık lafzı karşısında hukuken sorunludur.

    VII. TVK M.40: HUKUKİ ŞARTLAR OLUŞMADAN VERİLEN KARARIN GERİ ALINMASI

    TVK m.40 hükmü şöyledir:

    “Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır.”

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    TVK m.40’ın konusu TVK m.31’den farklıdır.

    M.31 ilgilinin yalan beyanına veya önemli bir hususu gizlemesine odaklanırken, m.40 vatandaşlık kararının verildiği sırada hukuki şartların gerçekten mevcut olup olmadığıyla ilgilidir.

    Bu nedenle yatırımcının herhangi bir hileli davranışı bulunmadığı halde vatandaşlık kararının verilmesi için gerekli objektif hukuki şartlardan birinin başlangıçta gerçekte bulunmadığı sonradan ortaya çıkabilir.

    Örneğin yatırımcı ekspertiz raporunun doğruluğuna güvenmiş ve herhangi bir yanıltıcı davranışta bulunmamış olabilir. Buna karşılık taşınmazın vatandaşlık kararının verildiği tarihteki gerçek değerinin, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuatta aranan yatırım miktarının altında olduğu somut ve güvenilir verilerle ortaya konulabilir.

    Bu durumda TVK m.31’deki yalan beyan veya gizleme şartlarının bulunup bulunmadığı ile TVK m.40 kapsamında vatandaşlığın kazanılması için gerekli objektif hukuki şartların oluşup oluşmadığı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

    VIII. TVK M.31 İLE M.40 ARASINDAKİ AYRIM NEDEN ÖNEMLİDİR?

    TVK m.31 ile TVK m.40 aynı hukuki sonucu farklı ifadelerle düzenleyen hükümler değildir.

    M.31 bakımından temel soru şudur:

    Vatandaşlık, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli bir hususu gizlemesi sonucunda mı kazanılmıştır?

    M.40 bakımından ise temel soru şudur:

    Vatandaşlık kararının verildiği tarihte vatandaşlığın kazanılması için gerekli hukuki şartlar gerçekten mevcut mudur?

    Bu ayrım yalnızca teorik veya terminolojik değildir.

    İdari işlemin kanuni dayanağını, işlemin sebep unsurunu, idarenin ortaya koyması gereken maddi vakıaları ve ilgilinin ileri sürebileceği hukuki savunmaları doğrudan etkilemektedir.

    Yatırımcının gerçeğe aykırı beyanda bulunması ile idarenin kendi incelemesi sırasında yatırım şartlarının gerçekleştiğini hatalı biçimde kabul etmesi aynı hukuki olgu değildir.

    IX. İDARENİN HATASI, HUKUKİ GÜVENLİK VE GERİ ALMA

    Vatandaşlık kazanma kararı bir idari işlemdir. Hukuka aykırı idari işlemlerin geri alınması meselesi ise hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleriyle yakından ilişkilidir.

    Özellikle hukuka aykırılığın ilgilinin hilesinden değil, idarenin kendi değerlendirme veya inceleme hatasından kaynaklandığı durumlarda, hak doğurucu bir işlemin sonradan geri alınmasının sınırları idare hukuku öğretisinde uzun süredir tartışılmaktadır.

    TVK m.40’ta geri alma bakımından açık bir süre öngörülmemiş olması, hukuki güvenlik tartışmasını ortadan kaldırmamaktadır.

    Vatandaşlık, kişinin hukuki statüsünün ve sosyal kimliğinin temel unsurlarından biridir. Kişinin vatandaşlık statüsüne güvenerek yıllar içerisinde aile hayatını, ekonomik faaliyetlerini, mesleki ilişkilerini ve yerleşim düzenini oluşturmuş olması; somut olayın özelliklerine göre hukuki güvenlik, idari istikrar ve ölçülülük ilkeleri yönünden değerlendirilmesi gereken bir olgudur.

    Bununla birlikte, ilgilinin hilesi veya bilinçli biçimde gerçekleştirdiği yanlış beyan ile idarenin kendi inceleme ve değerlendirme hatasının aynı hukuki sonuçlara tabi tutulması da mümkün değildir.

    X. VATANDAŞLIĞIN KANUNİLİĞİ İLKESİ

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.66/3 hükmü şöyledir:

    “Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.”

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf

    Bu hüküm vatandaşlığın kazanılması kadar kaybı bakımından da kanunilik ilkesini güvence altına almaktadır.

    Vatandaşlık statüsünün sona erdirilmesinin kanuni dayanağının açık şekilde ortaya konulması ve somut olayın kanunda öngörülen kayıp sebebinin unsurlarını karşılaması gerekir.

    Bu nedenle alt düzenleyici işlemler, genelgeler veya idari Usul ve Esaslar, TVK m.31 ve m.40’ın kanuni kapsamını genişletecek şekilde yorumlanamaz.

    Vatandaşlığın sona erdirilmesi gibi ağır hukuki sonuç doğuran bir işlemde idarenin hangi kanun hükmüne dayandığı ve söz konusu hükmün hangi maddi vakıalar nedeniyle uygulanabilir hale geldiği açıkça ortaya konulmalıdır.

    XI. YATIRIM TARİHİNDE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN MEVZUAT ESAS ALINMALIDIR

    Taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlık bakımından bugün geçerli olan 400.000 ABD doları sınırı geçmişteki bütün yatırımlar bakımından kullanılabilecek tek ölçüt değildir.

    Yatırım miktarları ve diğer şartlar yıllar içerisinde birden fazla kez değiştirilmiştir.

    Bu nedenle geçmiş tarihli bir dosyada;

    yatırımın gerçekleştirildiği tarih,

    o tarihte yürürlükte bulunan yatırım miktarı,

    taşınmaz ediniminin tamamlandığı tarih,

    uygunluk belgesinin düzenlendiği tarih,

    vatandaşlık başvurusunun tarihi

    ve vatandaşlık kararının verildiği tarih

    birlikte incelenmelidir.

    Güncel yatırım miktarının geçmişte tamamlanmış bir yatırımın hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde doğrudan ölçüt alınması mümkün değildir.

    XII. SAHTE VEYA GERÇEĞE AYKIRI EKSPERTİZ İDDİASINDA TAŞINMAZIN GERÇEK TARİHSEL DEĞERİ

    Ekspertiz raporunun sahte veya gerçeğe aykırı olduğunun ileri sürülmesi, taşınmazın gerçek değerinin ne olduğu sorusunu ortadan kaldırmaz.

    Aksine, uyuşmazlığın temel maddi meselelerinden biri taşınmazın yatırımın gerçekleştirildiği tarihteki gerçek piyasa değeridir.

    Örneğin vatandaşlık için gerekli yatırım miktarının 250.000 ABD doları olduğu bir dönemde taşınmazın ekspertiz raporunda 400.000 ABD doları olarak değerlendirildiği varsayılsın.

    Yıllar sonra söz konusu ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğu ileri sürüldüğünde yalnızca raporu hazırlayan kişinin hukuki durumuna bakılması yeterli değildir.

    Taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değerinin 150.000 ABD doları mı, 280.000 ABD doları mı, yoksa 400.000 ABD dolarına yakın mı olduğu ayrıca belirlenmelidir.

    Bu nedenle geçmişe yönelik bağımsız değerleme yapılması gerekebilir.

    Aynı dönemde gerçekleştirilen emsal satışlar, aynı projedeki bağımsız satışlar, banka ekspertizleri, tapu kayıtları, proje fiyat listeleri, taşınmazın fiziki özellikleri, konumu ve yatırım tarihindeki piyasa şartları birlikte değerlendirilebilir.

    Objektif tarihsel veriler taşınmazın yatırım tarihinde zaten o tarihte geçerli kanuni yatırım miktarını karşıladığını ortaya koyuyorsa, ekspertiz raporunu düzenleyen kişinin başka işlemlerine ilişkin usulsüzlük iddiaları tek başına yatırımcının objektif vatandaşlık şartlarını sağlamadığını göstermez.

    XIII. PARA HAREKETLERİNİN BÜTÜN OLARAK İNCELENMESİ GEREKİR

    Güncel soruşturmalarda öne çıkan diğer unsur, vatandaşlık için gerekli yatırım bedelinin ekonomik olarak gerçekten ödenip ödenmediğidir.

    Bu nedenle yalnızca tek bir banka dekontunun incelenmesi yeterli olmayabilir.

    Paranın ekonomik hareket zinciri bir bütün olarak incelenmelidir.

    Yatırımcının parayı hangi kaynaktan elde ettiği, Türkiye’ye nasıl gönderdiği, hangi hesaba yatırdığı, satıcının bedeli gerçekten alıp almadığı ve vatandaşlık işlemlerinden sonra paranın doğrudan veya dolaylı şekilde yatırımcıya ya da onunla bağlantılı kişilere geri dönüp dönmediği belirlenmelidir.

    Örneğin yatırımcı görünürde 400.000 ABD doları göndermiş, ancak önceden yapılan anlaşma uyarınca vatandaşlık kazanıldıktan sonra bedelin önemli bir bölümü kendisine veya bağlantılı kişiye iade edilmişse yatırımın gerçek ekonomik niteliği ciddi biçimde tartışmalı hale gelecektir.

    Buna karşılık yatırımcı kanunen gerekli yatırım bedelini gerçekten ödemiş ve bedelin herhangi bir kısmı kendisine geri dönmemişse bu husus yatırımın gerçekliğinin değerlendirilmesinde önemli bir delildir.

    XIV. MÜTEAHHİT VEYA DEĞERLEME KURULUŞU HAKKINDA SORUŞTURMA BULUNMASININ HUKUKİ SONUCU

    Bir gayrimenkul şirketi, müteahhit, aracı veya değerleme uzmanı hakkında ceza soruşturması yürütülmesi, bu kişi veya kuruluşlarla işlem yapan bütün yatırımcıların vatandaşlığı hukuka aykırı şekilde kazandığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Aynı şirket tarafından yüzlerce taşınmaz satılmış olabilir.

    Bu taşınmazların bazılarının değeri gerçeğe aykırı biçimde yükseltilmiş, bazılarının gerçek piyasa değeri ise vatandaşlık için gerekli yatırım miktarını zaten karşılamış olabilir.

    Bazı yatırımcılara satış bedelinin bir bölümü geri dönmüş, bazı yatırımcılar ise herhangi bir geri ödeme almamış olabilir.

    Bazı yatırımcıların hukuka aykırı organizasyondan haberdar olduğu ileri sürülebilirken, bazı yatırımcılar resmi değerleme raporuna, tapu işlemine ve uygunluk belgesine güvenerek yatırım yapmış olabilir.

    Bu nedenle vatandaşlık statüsü bakımından toplu ve kategorik değerlendirme yerine dosya bazında, somut ve bireyselleştirilmiş inceleme yapılması gerekir.

    XV. İYİ NİYETLİ YATIRIMCININ HUKUKİ DURUMU

    İyi niyet kavramı yatırım yoluyla vatandaşlık uyuşmazlıklarında dikkatli kullanılmalıdır.

    Yatırımcının iyi niyetli olması, vatandaşlık statüsünün her durumda korunması sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Bununla birlikte özellikle TVK m.31 bakımından yatırımcının bilgi ve davranışları son derece önemlidir.

    Yatırımcı;

    yatırım bedelini gerçekten ödemiş,

    bedelin herhangi bir kısmını geri almamış,

    taşınmazı resmi tapu işlemiyle edinmiş,

    yetkili sistem içerisinde hazırlanmış değerleme raporuna güvenmiş,

    uygunluk belgesi almış,

    mevzuatta öngörülen tasarruf sınırlamasına uymuş,

    sahte belge sunmamış,

    gerçeğe aykırı beyanda bulunmamış

    ve üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırılıktan haberdar olmamış olabilir.

    Böyle bir yatırımcının hukuki durumu ile muvazaalı yatırım organizasyonuna bilerek katılan kişinin hukuki durumunun aynı kabul edilmesi mümkün değildir.

    Buna karşılık, yatırımcının herhangi bir hilesi bulunmamasına rağmen vatandaşlık kararının verildiği tarihte kanunen aranan objektif yatırım şartının gerçekte oluşmadığı ortaya çıkabilir.

    Bu durumda TVK m.31 bakımından yatırımcıya isnat edilebilir yalan beyan veya gizleme bulunup bulunmadığı ile TVK m.40 bakımından objektif hukuki şartların oluşup oluşmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

    XVI. İDARENİN KENDİ SİSTEMİNE GÜVENEN YATIRIMCI

    Yatırım yoluyla vatandaşlık prosedürü çok aşamalı bir idari süreçtir.

    Yatırımcı resmi tapu işlemini gerçekleştirmiş, yetkili sistem içerisinde hazırlanan değerleme raporunu kullanmış, yatırım uygunluk belgesini almış ve vatandaşlık başvurusunu resmi makamlar nezdinde tamamlamış olabilir.

    Bu işlemlerin varlığı TVK m.40’ın uygulanmasını mutlak biçimde engellemez.

    Ancak yatırımcının idarenin kurduğu ve denetlediği sisteme güvenerek hareket etmiş olması; somut olayın özelliklerine göre hukuki güvenlik, idari istikrar, meşru beklenti ve ölçülülük ilkeleri bakımından önem taşıyabilir.

    Özellikle hukuka aykırılığın yatırımcının hilesinden değil, yetkili kurumların inceleme veya değerlendirme hatasından kaynaklandığı durumlarda bu hususların yargısal denetimde ayrıca ele alınması gerekir.

    XVII. DANIŞTAY 10. DAİRE, E.2022/7637, K.2025/3313, 26.06.2025

    Danıştay 10. Dairesinin E.2022/7637, K.2025/3313 sayılı ve 26.06.2025 tarihli kararı doğrudan sahte ekspertiz veya gayrimenkul yatırımı uyuşmazlığına ilişkin değildir. Bununla birlikte TVK m.40’ın uygulanması ve vatandaşlık kararının geri alınmasının yargısal denetimi bakımından önemlidir.

    Kararda, vatandaşlığın geri alınmasını gerektiren sebeplerin somut olgulara dayanması ve vatandaşlığın kazanıldığı tarihte gerekli hukuki şartların gerçekten mevcut olup olmadığının ortaya konulması gerektiği yönündeki değerlendirmeler öne çıkmaktadır.

    Sonradan ortaya çıkan bir olumsuz bilginin varlığı ile vatandaşlık kararının verildiği tarihte hukuki şartların bulunmaması aynı şey değildir.

    Bu yaklaşım yatırım yoluyla vatandaşlık uyuşmazlıkları bakımından önem taşımaktadır.

    Örneğin bir müteahhit veya değerleme kuruluşu hakkında 2026 yılında soruşturma başlatılmış olması, geçmişte bu kişi veya kuruluşla işlem yapan belirli bir yatırımcının vatandaşlığı kazandığı tarihte kanuni şartları taşımadığını tek başına ortaya koymaz.

    Sonradan elde edilen bilginin, vatandaşlık kararının verildiği tarihte gerekli hukuki şartların gerçekte bulunmadığını gösterecek nitelikte olması gerekir.

    Danıştay 10. Daire, E.2022/7637, K.2025/3313:
    https://hukas.com.tr/ictihat/danistay/10-daire-2022-7637-esas-2025-3313-karar/aa20d570-25fb-4ee9-a4ec-f174f89cdce8

    XVIII. DANIŞTAY 10. DAİRE, E.2021/279, K.2025/3174, 23.06.2025

    Danıştay 10. Dairesinin E.2021/279, K.2025/3174 sayılı ve 23.06.2025 tarihli kararı da TVK m.40 kapsamında önem taşımaktadır.

    Kararda vatandaşlığın geri alınmasına dayanak oluşturacak olguların “somut, yeterli ve ciddi bilgiler” ile ortaya konulması gerektiği kabul edilmiştir.

    İdari işlemin sebep unsuru bakımından idarenin işlemini gerçek ve hukuka uygun sebeplere dayandırması gerekmektedir.

    Bu yaklaşım yatırım yoluyla vatandaşlık uyuşmazlıklarına uygulandığında, belirli bir şirket veya değerleme kuruluşu hakkında yürütülen soruşturmanın tek başına o kuruluşla geçmişte işlem yapan bütün yatırımcılar bakımından vatandaşlığın geri alınmasını gerektiren genel bir sebep olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

    İdarenin her yatırımcı bakımından vatandaşlığın kazanıldığı tarihte hangi hukuki şartın gerçekleşmediğini somutlaştırması gerekir.

    Danıştay 10. Daire, E.2021/279, K.2025/3174:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1170303600

    XIX. CEZA SORUŞTURMASI İLE VATANDAŞLIK İŞLEMİNİN YARGISAL DENETİMİ BİRBİRİNDEN AYRILMALIDIR

    Ceza soruşturması ile vatandaşlık kararının hukuka uygunluğuna ilişkin idari süreç aynı hukuki inceleme değildir.

    Ceza dosyasındaki banka kayıtları, ekspertiz belgeleri, iletişim kayıtları, para transferleri ve diğer deliller vatandaşlık uyuşmazlığı bakımından önemli olabilir.

    Ancak bir müteahhit, şirket yöneticisi, aracı veya değerleme uzmanının ceza soruşturmasında şüpheli olması, yatırımcının TVK m.31 kapsamında yalan beyanda bulunduğunu veya önemli bir hususu gizlediğini kendiliğinden ortaya koymaz.

    Aynı şekilde yatırımcının ceza soruşturmasında şüpheli sıfatıyla yer almaması da vatandaşlığın kazanılması için gerekli objektif şartların mevcut olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz.

    Ceza sorumluluğu ile vatandaşlık kazanma kararının idare hukuku bakımından geçerliliği farklı hukuki ölçütlere tabidir.

    Ceza soruşturmasında elde edilen deliller idari uyuşmazlıkta kullanılabilir; ancak vatandaşlığın iptali veya geri alınmasına ilişkin işlemin hukuka uygunluğu 5901 sayılı Kanun’un ilgili hükmünün unsurları esas alınarak ayrıca incelenmelidir.

    XX. VATANDAŞLIK İŞLEMİNE KARŞI YARGISAL KORUMA

    Vatandaşlığın iptali veya vatandaşlık kararının geri alınması idari işlem niteliğindedir ve yargısal denetime tabidir.

    Görevli yargı yeri, işlemi tesis eden makam dikkate alınarak belirlenmelidir.

    2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24 uyarınca Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal davaları Danıştay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmektedir.

    2575 sayılı Danıştay Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2575.pdf

    Bununla birlikte yatırım yoluyla vatandaşlık dosyasında tek bir idari işlem bulunmayabilir.

    Yatırım uygunluk belgesinin iptal edilmesi ile vatandaşlık kazanma kararının iptali veya geri alınması birbirinden farklı idari işlemlerdir.

    Bu nedenle her dosyada;

    işlemi tesis eden makam,

    işlemin hukuki niteliği,

    işlemin kanuni dayanağı,

    tebliğ tarihi,

    uygunluk belgesine ilişkin önceki işlem

    ve vatandaşlık statüsünü doğrudan etkileyen nihai işlem

    ayrı ayrı incelenmelidir.

    XXI. DAVA AÇMA SÜRESİ

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7/1 hükmü şöyledir:

    “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.”

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    Bununla birlikte somut dosyada sürenin başlangıcı, işlemin tebliğ tarihi, dava konusu işlemin niteliği ve varsa idari başvurular dikkate alınarak ayrıca hesaplanmalıdır.

    Bu nedenle vatandaşlığın iptali veya geri alınmasına ilişkin bir kararın tebliğ edilmesi halinde dosyanın gecikmeksizin hukuki incelemeye alınması önemlidir.

    XXII. YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

    İptal davasının açılması, dava konusu idari işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz.

    İYUK m.27/2’de;

    “Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda… yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.”

    hükmü yer almaktadır.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    Vatandaşlık statüsünün sona erdirilmesi yalnızca kimlik veya pasaport belgesini ilgilendiren bir sonuç değildir.

    Somut olayın özelliklerine göre kişinin Türkiye’deki ikamet ve çalışma statüsü, seyahat imkanları, şirket faaliyetleri, bankacılık işlemleri, aile hayatı ve Türkiye’de oluşturduğu özel hayat üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.

    Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebinde işlemin hukuka aykırılığı yanında, işlemin uygulanmasının ilgili kişi bakımından meydana getireceği somut ve bireysel zararların da ortaya konulması gerekir.

    XXIII. MÜTEAHHİT, SATICI VE ARACILARA KARŞI ÖZEL HUKUK YOLLARI

    Vatandaşlık kararına karşı yürütülecek idari yargı süreci ile müteahhit, satıcı, aracı veya diğer özel hukuk kişilerine karşı ileri sürülebilecek talepler birbirinden farklıdır.

    Taşınmaz açık biçimde “Türk vatandaşlığına uygun” bir yatırım olarak pazarlanmış ve yatırımcı bu taahhüde güvenerek taşınmazı satın almış olabilir.

    Taşınmazın gerçekte vaat edilen nitelikleri taşımaması veya vatandaşlık için gerekli yatırım şartlarını karşılamaması halinde sözleşmeye aykırılık hükümleri gündeme gelebilir.

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112 şöyledir:

    “Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf

    Somut olayın özelliklerine göre haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümleri de ayrıca değerlendirilebilir.

    Bu nedenle satış sözleşmesi yanında reklamlar, broşürler, proje sunumları, e-postalar, WhatsApp yazışmaları ve taşınmazın vatandaşlık şartlarını karşıladığına ilişkin diğer beyanların korunması önem taşımaktadır.

    XXIV. İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR

    Özellikle yüksek miktarlı yatırım uyuşmazlıklarında, yargılama sonunda elde edilecek hükmün fiilen icra edilebilir durumda kalması da önemlidir.

    Şartları mevcutsa para alacağı bakımından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.257 ve devamı kapsamında ihtiyati haciz talep edilebilir.

    2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf

    Uyuşmazlık konusu belirli bir mal veya hakkın korunması gerekiyorsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389 ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir hükümleri değerlendirilebilir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf

    İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbir farklı geçici hukuki koruma kurumlarıdır. Somut talebin niteliğine göre doğru hukuki koruma yolunun belirlenmesi gerekir.

    XXV. TÜKETİCİ HUKUKU BOYUTU

    Taşınmazı satın alan kişinin ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmemesi halinde, somut işlemin niteliğine göre 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması da gündeme gelebilir.

    Ancak taşınmazın vatandaşlık amacıyla satın alınmış olması tek başına uyuşmazlığı tüketici uyuşmazlığı haline getirmez.

    Tarafların sıfatları, işlemin amacı ve sözleşmenin hukuki niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6502.pdf

    XXVI. DOSYADA TOPLANMASI GEREKEN DELİLLER

    Bu tür uyuşmazlıklarda hukuki savunmanın merkezinde yatırım tarihindeki maddi gerçeğin yeniden ortaya konulması bulunmaktadır.

    Bu nedenle özellikle;

    vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin karar,

    vatandaşlığın iptali veya geri alınmasına ilişkin karar,

    tebligat evrakı,

    yatırım uygunluk belgesi,

    uygunluk belgesinin iptaline ilişkin işlem,

    tapu senedi ve resmi senet,

    satmama taahhüdüne ilişkin tapu kayıtları,

    satış veya satış vaadi sözleşmesi,

    ekspertiz ve değerleme raporları,

    Tutar Tespit Belgesi,

    döviz alım belgeleri,

    banka dekontları,

    SWIFT kayıtları,

    yatırım dönemindeki banka hesap hareketleri,

    faturalar ve makbuzlar,

    satıcı, müteahhit ve aracılarla yapılan yazışmalar,

    e-posta ve WhatsApp kayıtları,

    vatandaşlığa uygunluk vaadi içeren reklam ve tanıtım materyalleri,

    yatırım bedelinin yatırımcıya geri dönmediğini gösteren banka kayıtları,

    yatırım tarihindeki emsal taşınmaz değerleri

    ve varsa ceza soruşturmasına ilişkin erişilebilir belgeler

    birlikte değerlendirilmelidir.

    Amaç yalnızca çok sayıda belge sunmak değil, yatırım tarihinde gerçekleşen ekonomik işlemi ve yatırımcının bireysel davranışını mümkün olduğunca nesnel delillerle yeniden ortaya koymaktır.

    XXVII. ANAYASA MAHKEMESİ VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

    Olağan idari yargı yollarının tüketilmesinden sonra, somut olayda Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortak koruma alanında bulunan bir temel hakkın ihlal edildiği ileri sürülebiliyorsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu ayrıca değerlendirilebilir.

    Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru:
    https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi belirli bir devletin vatandaşlığını kazanma veya koruma hakkını bağımsız bir hak olarak düzenlememektedir.

    Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında vatandaşlık, kişinin sosyal kimliği ve özel hayatıyla bağlantılı olarak değerlendirilebilmekte; vatandaşlıktan keyfi biçimde mahrum bırakılmanın belirli şartlarda AİHS m.8 kapsamında sorun doğurabileceği kabul edilmektedir.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Nationality – ECHR Case-Law Guide:
    https://ks.echr.coe.int/documents/d/echr-ks/nationality

    Bu başvuru yolları olağan idari yargının yerine geçen yeni bir temyiz aşaması değildir. İhlal edildiği ileri sürülen temel hakkın ve ihlale yol açtığı belirtilen kamusal işlemin somut biçimde ortaya konulması gerekir.

    SONUÇ

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna yansıyan soruşturmalar, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin geçmiş tarihli çok sayıda işlemin yeniden incelenmesine neden olmuştur.

    Sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz raporları, taşınmaz değerlerinin gerçeğin üzerinde gösterilmesi, muvazaalı satışlar ve gerçeği yansıtmayan para hareketlerine ilişkin iddialar ciddi niteliktedir. Bununla birlikte vatandaşlık hukuku bakımından toplu ve kategorik varsayımlarla hareket edilmesi mümkün değildir.

    Bir müteahhit hakkında soruşturma yürütülmesi, o müteahhitten taşınmaz satın alan herkesin vatandaşlığı hukuka aykırı şekilde kazandığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Bir değerleme raporunun gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıkması da yatırımcının raporun gerçeğe aykırılığını bildiğini tek başına kanıtlamaz.

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu iki farklı hukuki mekanizma öngörmektedir.

    TVK m.31, vatandaşlığın ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda kazanılması halinde vatandaşlığı kazanma kararının iptalini düzenlemektedir.

    TVK m.40 ise vatandaşlığın kazanılması için gerekli hukuki şartlar oluşmadan verilen kararların, bu durumun sonradan anlaşılması üzerine geri alınmasını düzenlemektedir.

    Bu iki hükmün uygulama alanları birbirinden ayrılmalıdır.

    Özellikle üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen hukuka aykırı işlemlerin bulunduğu dosyalarda, yatırımcının bireysel davranışının ayrıca incelenmesi gerekir.

    Yatırımcı sahte belge sunmamış, gerçeğe aykırı beyanda bulunmamış, ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğunu bilmemiş ve gerçek yatırım bedelini ödemiş olabilir. Böyle bir durumda TVK m.31 kapsamında yatırımcıya isnat edilebilecek yalan beyan veya gizleme fiilinin somut olarak ortaya konulması gerekir.

    Buna karşılık yatırımcının herhangi bir hilesi bulunmasa dahi vatandaşlık kararının verildiği tarihte objektif yatırım şartının gerçekte gerçekleşmediğinin ortaya çıkması halinde TVK m.40 kapsamında farklı bir hukuki değerlendirme gündeme gelebilir.

    Danıştay 10. Dairesinin 2025 tarihli kararları da vatandaşlığın geri alınması bakımından soyut değerlendirmeler yerine somut, yeterli ve ciddi bilgilerin bulunmasının ve vatandaşlığın kazanıldığı tarihte hukuki şartların gerçekten mevcut olup olmadığının incelenmesinin önemini ortaya koymaktadır.

    Bu nedenle her dosyada;

    yatırım tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat,

    o tarihte geçerli yatırım miktarı,

    taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek piyasa değeri,

    yatırımcının gerçekten ödediği bedel,

    paranın kaynağı ve sonraki hareketleri,

    yatırımcıya doğrudan veya dolaylı herhangi bir bedel iadesi yapılıp yapılmadığı,

    yatırımcının değerleme sürecine müdahalesinin bulunup bulunmadığı,

    üçüncü kişilerin hukuka aykırı fiillerinden haberdar olup olmadığı,

    uygunluk belgesinin hangi maddi verilere dayandığı,

    vatandaşlık başvurusunda verilen beyanların doğruluğu,

    idari işlemin dayandığı somut bilgi ve belgeler

    ve vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin işlemin TVK m.31 veya TVK m.40’tan hangisine dayandığı

    ayrı ayrı incelenmelidir.

    Yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınmasına ilişkin uyuşmazlıklar bu nedenle yalnızca vatandaşlık hukuku kapsamında değerlendirilebilecek uyuşmazlıklar değildir. İdare hukuku, idari yargılama hukuku, gayrimenkul hukuku, borçlar hukuku, tüketici hukuku ve gerektiğinde ceza hukukunun birlikte değerlendirilmesini gerektiren çok katmanlı hukuki uyuşmazlıklardır.

    TD HUKUK VE DANIŞMANLIK

    TD Hukuk ve Danışmanlık; yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması, yatırım uygunluk belgesinin iptali, sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz iddiaları, müteahhit ve gayrimenkul şirketleri hakkında yürütülen soruşturmalarla bağlantılı vatandaşlık uyuşmazlıkları ile yatırım nedeniyle doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında hukuki inceleme ve dava takibi gerçekleştirmektedir.

    Bu tür dosyalarda vatandaşlık kararının tek başına incelenmesi çoğu zaman yeterli değildir. İdari işlemin yatırım tarihindeki mevzuat, tapu kayıtları, değerleme raporları, uygunluk belgesi, banka hareketleri, satış sözleşmeleri, taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değeri ve varsa ceza soruşturması belgeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    Av. Murat Can Dolğun

    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Telefon: 0212 299 44 22

    WhatsApp / Mobil: 0507 475 44 22

    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com

    Web: https://dolgun.av.tr

    Adres: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), A2 Blok, No: 206, Bakırköy / İstanbul

    YARARLANILAN KAYNAKLAR

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf

    2575 sayılı Danıştay Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2575.pdf

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf

    2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf

    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6502.pdf

    Çiçek Özgür, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.75, S.1, 2026, s.741-779:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/auhfd/article/1710185

    Tam metin:
    https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4918969

    Ahmet Dülger, “Taşınmaz Satın Alınmasıyla Türk Vatandaşlığının İstisnai Yoldan Kazanılmasında Değerleme Raporu ve Uygunluk Belgesi Alınması”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.16, S.1, 2025, s.167-180:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/inuhfd/article/1600688

    Işıl Egemen Demir, “İdare Hukuku İlkeleri Çerçevesinde Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptali ve Geri Alınması Kavramları”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S.139, 2018, s.129-164:
    https://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/ViewPDF-idare-hukuku-ilkeleri-cercevesinde-turk-vatandasligina-alinma-kararinin-iptali-ve-geri-alinmasi-kavramlari-1807

    Aslı Bayata Canyaş, “Hukuki Şartlar Oluşmadan Verilmiş Olan Türk Vatandaşlığını Kazanma Kararının Geri Alınmasında Süre Sorunu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S.114, 2014, s.347-360.

    Esra Dardağan Kibar, “Türk Vatandaşlık Mevzuatı ve Güncel Gelişmeler Işığında Vatandaşlığın Kanuniliği İlkesi”, Milletlerarası Özel Hukukta Güncel Meseleler Sempozyumu, Savaş Yayınları, 2019, s.3-17.

    “Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptalinde Süre”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/iumhmohb/article/383774

    “Yabancıların Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı Kazanmalarının Hukuki Yönden Değerlendirilmesi ve Yeni Model Önerisi”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/suhfd/article/1705055

    Danıştay 10. Daire, E.2022/7637, K.2025/3313, 26.06.2025:
    https://hukas.com.tr/ictihat/danistay/10-daire-2022-7637-esas-2025-3313-karar/aa20d570-25fb-4ee9-a4ec-f174f89cdce8

    Danıştay 10. Daire, E.2021/279, K.2025/3174, 23.06.2025:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1170303600

    T.C. Adalet Bakanlığı, “687 Kişinin Vatandaşlığının İptali İçin Yasal Süreç Başlatıldı”, 04.08.2026:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    Anadolu Ajansı, “Muvazaalı gayrimenkul satışıyla vatandaşlık sağlayan suç örgütü çökertildi”, 24.09.2025:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/muvazaali-gayrimenkul-satisiyla-vatandaslik-saglayan-suc-orgutu-cokertildi/3697125

    Anadolu Ajansı, 2025 tarihli soruşturmanın adli aşamasına ilişkin haber:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/yabancilara-usulsuz-vatandaslik-kazandiran-suc-orgutune-yonelik-operasyonda-yakalanan-113-supheli-adliyede/3699547

    Anadolu Ajansı, “Haksız Türk vatandaşlığı kazandırdığı tespit edilen suç örgütüne operasyon”, 04.08.2026:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/haksiz-turk-vatandasligi-kazandirdigi-tespit-edilen-suc-orgutune-operasyon-/4017632

    Anadolu Ajansı, soruşturmanın 07.08.2026 tarihli adli aşamasına ilişkin haber:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/-haksiz-yollarla-turk-vatandasligi-kazandirdigi-belirlenen-suc-orgutu-operasyonunda-32-zanli-tutuklandi/4021485

    Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru:
    https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Nationality – ECHR Case-Law Guide:
    https://ks.echr.coe.int/documents/d/echr-ks/nationality

    HUKUKİ BİLGİLENDİRME NOTU

    Bu çalışma 19 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat, yayımlanmış akademik çalışmalar, erişilebilir yargı kararları, resmi makam açıklamaları ve kamuya açık haber kaynakları esas alınarak genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

    Ceza soruşturmalarına ilişkin açıklamalar, ilgili resmi makamların ve haber kaynaklarının kamuoyuna aktardığı iddiaları ifade etmektedir. Soruşturma, gözaltı veya tutuklama kararı kesinleşmiş mahkumiyet hükmü değildir. Kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerlidir.

    Bir müteahhit, gayrimenkul şirketi, aracı veya değerleme uzmanı hakkında soruşturma yürütülmesi, bu kişilerle işlem yapan her yatırımcının hukuka aykırı biçimde vatandaşlık kazandığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Aynı şekilde yatırımcının iyi niyetli olması da vatandaşlık için gerekli objektif hukuki şartların gerçekleşmediği bir durumda vatandaşlığın her koşulda korunacağı anlamına gelmez.

    Her dosyanın yatırım tarihi, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat, yatırımın gerçek ekonomik niteliği, yatırımcının bireysel davranışları, idarenin kendi inceleme süreci ve vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin işlemin kanuni dayanağı dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

    Vatandaşlığın iptali sonrasında malvarlığının tasfiyesine ilişkin TVK m.33 kapsamındaki hukuki rejim, bu çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır.

    Bu metin somut bir uyuşmazlık bakımından hukuki mütalaa, sonuç garantisi veya kişiye özgü hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.

  • Eğitim Fakültesinde Hukuk Öğretmek: Eğitim Hukukuna Dair Bir Yaklaşım

    Eğitim Fakültesinde Hukuk Öğretmek: Eğitim Hukukuna Dair Bir Yaklaşım

    Bu akademik yıl içerisinde Eğitim Fakültesi öğrencileriyle Eğitim Hukuku ve İnsan Hakları Hukuku dersleri kapsamında bir araya geleceğim.

    Bu derslere hazırlanırken benim açımdan temel mesele, hukuk bilgisinin eğitim fakültesi öğrencilerine hangi yöntem ve bakış açısıyla aktarılması gerektiği oldu. Zira öğretmen adaylarına verilecek hukuk eğitiminin, hukuk fakültelerinde verilen klasik hukuk öğretiminin daha sade bir biçiminden ibaret olmaması gerektiğini düşünüyorum.

    Eğitim Fakültesinde hukuk öğretiminin amacı, öğrencileri hukukçu haline getirmek değildir. Asıl amaç; mesleki yaşamlarında karşılaşacakları hukuki meseleleri fark edebilen, hak ve yükümlülüklerinin sınırlarını bilen, kamu gücü ile bireysel haklar arasındaki ilişkiyi değerlendirebilen ve gerektiğinde hukuki düşünme yöntemlerinden yararlanabilen öğretmenlerin yetişmesine katkı sunmaktır.

    Eğitim, Aynı Zamanda Hukuki Bir İlişkidir

    Eğitim çoğu zaman pedagojik, psikolojik ve sosyolojik boyutları üzerinden ele alınmaktadır. Oysa eğitim faaliyeti aynı zamanda yoğun biçimde hukuki sonuçlar doğuran bir alandır.

    Bir öğretmenin öğrenciyle kurduğu ilişki; öğrencinin eğitim hakkı, kişilik hakları, özel hayatının korunması, eşitlik ilkesi, ifade özgürlüğü, ayrımcılık yasağı, disiplin süreçleri ve idarenin yetkileri gibi çok sayıda hukuki meseleyle doğrudan bağlantılıdır.

    Benzer şekilde öğretmenin kendisi de yalnızca birtakım yükümlülüklerin muhatabı değildir. Öğretmenin çalışma hakkı, mesleki itibarı, kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve idarenin hukuka aykırı işlemlerine karşı korunma hakkı bulunmaktadır.

    Dolayısıyla eğitim hukukunun yalnızca öğrencinin haklarından veya öğretmenin sorumluluğundan ibaret olduğu düşüncesi eksiktir.

    Eğitim hukuku; öğrenci, öğretmen, veli, okul yönetimi ve kamu idaresi arasındaki hukuki ilişkilerin bütününü konu edinmektedir.

    Mevzuatı Ezberlemek Değil, Hukuki Düşünmeyi Öğrenmek

    Eğitim Hukuku dersinde benim için temel hedef, öğrencilerin mümkün olduğunca fazla kanun veya yönetmelik maddesi ezberlemesi olmayacaktır.

    Mevzuat değişebilir.

    Yönetmelikler yürürlükten kaldırılabilir, yeni düzenlemeler kabul edilebilir, idari uygulamalar zaman içerisinde farklılaşabilir. Buna karşılık hukuki bir sorunun nasıl tespit edileceğini, bir normun nasıl yorumlanacağını ve farklı haklar arasında nasıl denge kurulacağını öğrenmek daha kalıcı bir kazanımdır.

    Bu nedenle derslerde öğrencilerin öncelikle bir olayın içerisindeki hukuki problemi görebilmelerini önemsiyorum.

    Örneğin bir öğrencinin cep telefonuna geçici olarak el konulması, sınavının geçersiz sayılması, disiplin cezası verilmesi, fotoğrafının okulun sosyal medya hesabında yayımlanması veya kişisel bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılması ilk bakışta günlük okul hayatına ilişkin sıradan meseleler olarak görülebilir.

    Ancak bu örneklerin her biri; yetki, ölçülülük, özel hayatın korunması, kişisel verilerin korunması, eğitim hakkı veya idarenin sorumluluğu bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken hukuki sorunlar doğurabilir.

    Dolayısıyla önemli olan yalnızca “hangi kural uygulanır?” sorusunu sormak değildir.

    Öncelikle “burada hukuken korunması gereken değer nedir?” sorusunu sorabilmek gerekir.

    Hukuk, Yalnızca Sınırlandıran Değil Koruyan Bir Mekanizmadır

    Öğretmen adaylarına hukuk anlatılırken yalnızca yasaklar, disiplin yaptırımları veya hukuki sorumluluklar üzerinden hareket edilmesini doğru bulmuyorum.

    Böyle bir yaklaşım, hukuku öğretmenin mesleki faaliyetini sürekli sınırlandıran veya tehdit eden bir alanmış gibi gösterebilir.

    Oysa hukuk yalnızca sınır çizmez.

    Aynı zamanda hakları güvence altına alır.

    Öğrencinin haklarını koruduğu kadar öğretmenin de haklarını korur. İdarenin yetkilerini düzenlediği kadar bu yetkilerin sınırlarını da belirler. Kamu hizmetinin düzenli biçimde yürütülmesini sağlarken aynı zamanda keyfiliğin önüne geçmeye çalışır.

    Bu sebeple eğitim hukukunun doğru anlaşılabilmesi için hak, yetki, sorumluluk ve sınır kavramlarının birlikte ele alınması gerektiği kanaatindeyim.

    Somut Olaylar Üzerinden Hukuki Muhakeme

    Dersin önemli bir bölümünde somut olaylardan hareket etmeyi planlıyorum.

    Çünkü hukuk kurallarını öğrenmek ile bu kuralları gerçek bir uyuşmazlığa uygulayabilmek aynı şey değildir.

    Bir olayda öğretmenin, öğrencinin, velinin ve okul yönetiminin farklı hukuki iddiaları bulunabilir. Bunların tamamını değerlendirebilmek için yalnızca mevzuatı bilmek yeterli değildir; farklı menfaatleri ve hakları birlikte değerlendirebilmek gerekir.

    Bu noktada öğrencilerin kimi zaman öğretmenin, kimi zaman öğrencinin, kimi zaman idarenin ve kimi zaman karar vermek zorunda olan bir hakimin perspektifinden meseleye yaklaşmasını faydalı buluyorum.

    Amaç tek bir doğru cevabı ezberletmekten ziyade, hukuki gerekçe üretme becerisini geliştirmektir.

    Bir görüşe katılmak kadar o görüşe gerekçeli biçimde itiraz edebilmek de hukuk eğitiminin önemli bir parçasıdır.

    Eğitim Hukukunun Merkezinde İnsan Vardır

    Eğitim hukuku yalnızca eğitim kurumlarının işleyişini düzenleyen teknik kurallar bütünü değildir.

    Bu alanın merkezinde insan bulunmaktadır.

    Öğrenci, öğretmen, veli ve diğer eğitim çalışanları hukuki ilişkinin öznesidir. Dolayısıyla eğitim sistemini değerlendirirken yalnızca kurumların işleyişine veya idari düzenlemelere değil, bu düzenlemelerin insan üzerindeki etkilerine de bakmak gerekir.

    Bu yaklaşım doğal olarak bizi İnsan Hakları Hukukuna götürmektedir.

    Çünkü eğitim hakkı, eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, özel hayatın korunması, ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü veya çocuğun üstün yararı gibi meseleler, yalnızca eğitim hukukunun değil aynı zamanda insan hakları hukukunun temel konuları arasındadır.

    Bu nedenle Eğitim Hukuku ve İnsan Hakları Hukuku derslerini birbirinden tamamen bağımsız iki alan olarak değil; birbirini tamamlayan iki ders olarak değerlendirmeyi tercih ediyorum.

    Eğitim Hukuku daha somut ve kurumsal çerçeveyi ortaya koyarken, İnsan Hakları Hukuku bu ilişkinin temelindeki değerleri ve hak sistemini anlamamıza imkan verir.

    Bu yıl derslerde ulaşmak istediğim temel sonuç da budur:

    Mevzuatı bilen değil yalnızca; hukuki problemi fark edebilen, haklar ile yetkiler arasındaki sınırı görebilen ve mesleki kararlarını hukukun temel ilkeleriyle birlikte değerlendirebilen öğretmen adaylarının yetişmesine katkıda bulunmak.

    Bir sonraki yazıda ise bu yaklaşımın ikinci boyutunu ele alarak, İnsan Hakları Hukukunun Eğitim Fakültesi öğrencileri bakımından neden ayrıca önemli olduğunu ve bu dersin hangi yöntemle ele alınması gerektiğini değerlendireceğim.

  • Türkiye’de Tüm Hukuki ve İdari İşlemleri Kapsayan Geniş Yetkili Vekaletname (Yabancılar İçin Uygun)

    Türkiye’de Tüm Hukuki ve İdari İşlemleri Kapsayan Geniş Yetkili Vekaletname (Yabancılar İçin Uygun)

    Türkiye’de yaşayan, yatırım yapan veya Türkiye ile hukuki ve ticari ilişkileri bulunan yabancı gerçek kişiler açısından eksiksiz hazırlanmış bir vekaletname, birçok işlemin hızlı, güvenli ve tek belge ile yürütülmesini sağlar. Ancak uygulamada kullanılan standart vekaletnameler çoğu zaman taşınmaz edinimi, yatırım yoluyla vatandaşlık, banka işlemleri, şirket kuruluşu, abonelikler, vergi, gümrük, dijital kamu sistemleri veya özel yetki gerektiren işlemleri tam olarak kapsamadığından yeni vekaletname düzenlenmesi ihtiyacı doğabilmektedir. Bu rehberde yer alan kapsamlı vekaletname örneği; avukatlık yetkileri, dava ve icra işlemleri, tapu ve kadastro işlemleri, yatırım ve vatandaşlık başvuruları, ikamet ve çalışma izinleri, şirket kuruluşları, bankacılık ve finans işlemleri, vergi, SGK, belediye, gümrük, konsolosluk, dijital kamu sistemleri ile kanunen vekaletname ile yürütülmesi mümkün olan mevcut ve gelecekte yürürlüğe girecek işlemleri kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Amaç, yabancı müvekkiller adına Türkiye’de yürütülebilecek hukuki ve idari süreçlerin mümkün olan en geniş kapsamda tek bir vekaletname ile gerçekleştirilmesini sağlamak ve ileride ortaya çıkabilecek ilave vekaletname ihtiyacını en aza indirmektir.

    DÜZENLEME ŞEKLİNDE VEKALETNAME ( Başlık bu olmalıdır)

    GENEL YETKİLER

    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ve dışında bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşları, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlıklar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlar, valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler, il özel idareleri, muhtarlıklar, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bağımsız idari otoriteler, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, noterlikler, konsolosluklar, büyükelçilikler, dış temsilcilikler, uluslararası kuruluşlar, gerçek ve tüzel kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, bankalar, finans kuruluşları, sigorta şirketleri, odalar, birlikler, vakıflar, dernekler ve kanunen işlem yapmaya yetkili bulunan tüm resmi ve özel kurumlar nezdinde beni temsil etmeye, her türlü hukuki, idari, mali, ticari ve şahsi işlemleri yürütmeye, başvuruda bulunmaya, işlem yapmaya, takip etmeye ve sonuçlandırmaya yetkilidir.

    Her türlü başvuru, dilekçe, talep, müracaat, bildirim, şikayet, itiraz, savunma, açıklama, beyan, muvafakatname, taahhütname, sözleşme, protokol, resmi senet, elektronik belge, form, tutanak, yazı ve benzeri her türlü belgeyi hazırlamaya, düzenlemeye, doldurmaya, imzalamaya, sunmaya, geri almaya, düzeltmeye, yenilemeye, iptal etmeye, değiştirmeye ve teslim almaya yetkilidir.

    Her türlü harç, vergi, resim, fon, ceza, masraf, katkı payı, güvence bedeli, teminat, döner sermaye bedeli ve benzeri tüm mali yükümlülükleri ödemeye, mahsup etmeye, iadesini almaya, tahsil etmeye ve bu işlemlerle ilgili makbuz, dekont ve belgeleri teslim almaya yetkilidir.

    AVUKATLIK VE DAVA YETKİLERİ

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve diğer tüm mevzuat uyarınca verilmesi gereken bütün özel yetkiler dahil olmak üzere;

    Her derecedeki hukuk mahkemeleri, ceza mahkemeleri, idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri, Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi, tahkim heyetleri, hakem kurulları, arabuluculuk merkezleri, icra daireleri, iflas daireleri, Cumhuriyet Başsavcılıkları ve diğer tüm yargı mercileri önünde beni temsil etmeye,

    Dava açmaya, açılmış davaları takip etmeye, cevap vermeye, karşı dava açmaya, davadan feragat etmeye, davayı kabul etmeye, sulh olmaya, ibra etmeye, temyiz, istinaf, karar düzeltme, kanun yararına bozma, bireysel başvuru ve olağan veya olağanüstü tüm kanun yollarına başvurmaya,

    Her türlü dava, takip, başvuru, ihtarname, cevap dilekçesi, bilirkişi itirazı, keşif talebi, delil sunumu, delil tespiti, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, yürütmenin durdurulması, adli yardım, tanık dinletilmesi, bilirkişi atanması, uzman görüşü alınması, isticvap, yemin teklif edilmesi ve kabul edilmesi dahil olmak üzere usul işlemlerinin tamamını yapmaya,

    Hakem sözleşmesi yapmaya, tahkim şartını kabul etmeye, tahkimden feragat etmeye, arabuluculuk görüşmelerine katılmaya, anlaşma belgelerini imzalamaya, sulh protokolü düzenlemeye, uzlaşmaya, feragat etmeye, kabul etmeye, ibra etmeye, alacaktan vazgeçmeye, haklardan feragat etmeye, davayı geri almaya,

    Her türlü ilamı, kesinleşme şerhini, gerekçeli kararı, tensip zaptını, duruşma zaptını, bilirkişi raporunu, keşif tutanağını, müzekkere cevabını ve tüm resmi belgeleri teslim almaya,

    İcra takibi başlatmaya, kambiyo takibi yapmaya, ilamlı ve ilamsız icra takipleri yürütmeye, haciz istemeye, haciz kaldırmaya, satış talep etmeye, satıştan vazgeçmeye, kıymet takdirine itiraz etmeye, sıra cetveline itiraz etmeye, hacze iştirak etmeye, haciz ihbarnamesi göndermeye, istihkak iddiasında bulunmaya, ödeme emri göndermeye, ödeme kabul etmeye, tahsilat yapmaya, dosya kapatmaya,

    Ceza soruşturmalarında müşteki, katılan, mağdur, şüpheli veya sanık sıfatıyla işlem yapmaya, ifade vermeye, ifade almaya katılmaya, şikayette bulunmaya, şikayetten vazgeçmeye, uzlaşma işlemlerini yürütmeye, elkoyma, arama, iade ve diğer koruma tedbirlerine ilişkin başvurularda bulunmaya,

    Her türlü vekalet ücretini, yargılama giderini, icra tahsilatını, depo edilen bedelleri, teminatları, harç iadelerini, masraf iadelerini tahsil etmeye, makbuz vermeye ve ibra etmeye,

    Kanunen avukata özel yetki verilmesi gereken veya ileride özel yetki verilmesi zorunlu hale getirilebilecek tüm hukuki işlemleri ayrıca herhangi bir yetkiye ihtiyaç bulunmaksızın yapmaya yetkilidir.

    TAPU, TAŞINMAZ, AYNİ HAKLAR VE YATIRIM İŞLEMLERİ

    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan veya ileride edinilecek her türlü arsa, arazi, tarla, bağ, bahçe, zeytinlik, konut, villa, rezidans, apartman, işyeri, ofis, fabrika, depo, otel, turizm tesisi, alışveriş merkezi, sanayi tesisi, akaryakıt istasyonu, bağımsız bölüm, kat irtifakı, kat mülkiyeti, devre mülk, üst hakkı, intifa hakkı, irtifak hakkı, geçit hakkı, kaynak hakkı ve diğer tüm taşınmazlar ile taşınmaz niteliğindeki hakları dilediği kişi veya kurumlardan dilediği bedel ve şartlarla satın almaya, satış vaadi sözleşmeleri düzenlemeye, ön sözleşmeler yapmaya, satış bedellerini tamamen veya kısmen ödemeye, kapora vermeye, cayma bedeli ödemeye, bedel iadesi almaya, teslim almaya, teslim etmeye ve bunlara ilişkin her türlü belgeyi imzalamaya yetkilidir

    Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Bölge Müdürlükleri, Tapu Müdürlükleri, Kadastro Müdürlükleri, Web Tapu Sistemi ve ilgili tüm resmi kurumlarda başvuruda bulunmaya, randevu almaya, işlem yapmaya, resmi senetleri, tescil istem belgelerini, taahhütnameleri, muvafakatnameleri ve diğer tüm belgeleri imzalamaya, tapu senetlerini teslim almaya, kayıt örnekleri almaya, çap, aplikasyon krokisi, koordinat, pafta, ada, parsel, bağımsız bölüm ve diğer tüm belgeleri almaya ve bunlar üzerinde işlem yapmaya yetkilidir

    Her türlü taşınmazı satmaya, devretmeye, bağışlamaya, bağış kabul etmeye, trampa etmeye, satış vaadi sözleşmesi yapmaya, feshetmeye, satış bedellerini tahsil etmeye, ibra etmeye, makbuz vermeye, resmi senetleri imzalamaya, ferağ vermeye ve almaya yetkilidir

    Kat irtifakı kurmaya, kat mülkiyeti kurmaya, yönetim planlarını imzalamaya, bağımsız bölüm oluşturmaya, arsa paylarını kabul etmeye, değiştirmeye, cins değişikliği yaptırmaya, ifraz, tevhit, ihdas, yola terk, yoldan ihdas, parselasyon, aplikasyon, sınır düzeltmesi, yüzölçümü düzeltmesi ve taşınmazlara ilişkin her türlü teknik ve hukuki işlemi yapmaya yetkilidir

    İntifa hakkı, üst hakkı, oturma hakkı, irtifak hakkı, geçit hakkı, kaynak hakkı, kira şerhi, satış vaadi şerhi, aile konutu şerhi, satılamaz şerhi, devredilemez şerhi, haczedilemez şerhi, ipotek şerhi, yatırım amacıyla konulan üç yıl satılamaz şerhi, vatandaşlık amacıyla konulan şerhler ile kanunen mümkün olan her türlü şerhi koydurmaya, kaldırmaya, değiştirmeye, düzelttirmeye, terkin ettirmeye ve bunlara ilişkin her türlü belgeyi imzalamaya yetkilidir

    Her türlü ipotek tesis etmeye, kaldırmaya, fek etmeye, derece değiştirmeye, ipotek limitini artırmaya veya azaltmaya, ipotekli taşınmaz satın almaya veya satmaya, rehin vermeye, rehin kaldırmaya, taşınmazı teminat göstermeye, üçüncü kişilerin borçları için ipotek tesis etmeye ve kaldırmaya yetkilidir

    Tapu kayıtlarında bulunan haciz, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, şerh, beyan, ipotek, intifa, irtifak ve diğer tüm takyidatların kaldırılması, değiştirilmesi veya konulması için başvuruda bulunmaya, dava açmaya ve takip etmeye yetkilidir

    Taşınmazlara ilişkin belediye, imar, ruhsat, yapı kullanma izin belgesi, yapı kayıt belgesi, numarataj, adres tespiti, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, iskan, kentsel dönüşüm, kamulaştırma, kamulaştırmasız el atma, riskli yapı, rezerv yapı alanı ve diğer tüm işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Taşınmazların kiraya verilmesi, kiralanması, kira sözleşmesi yapılması, yenilenmesi, feshedilmesi, kira bedellerinin tahsili, depozito alınması veya ödenmesi, tahliye taahhütnamesi düzenlenmesi ve imzalanması, anahtar teslim alınması ve teslim edilmesi, ortak giderlerin ödenmesi ve tahsil edilmesi ile taşınmaz yönetimine ilişkin her türlü işlemi yapmaya yetkilidir

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yatırım yoluyla vatandaşlık kazanılmasına esas olmak üzere taşınmaz satın almaya, değerleme raporu almaya, ekspertiz işlemlerini yaptırmaya, döviz alım belgesi ve döviz bozum belgesi almaya, uygunluk belgesi başvurularını yapmaya, yatırımın korunmasına ilişkin taahhütlerde bulunmaya, üç yıl satılmama şerhi koydurmaya ve kaldırmaya, vatandaşlık dosyasında kullanılacak tüm belgeleri hazırlamaya, teslim etmeye ve teslim almaya yetkilidir

    Tapu işlemlerine ilişkin her türlü harç, döner sermaye bedeli, vergi, katkı payı, ekspertiz ücreti, komisyon ve sair ödemeleri yapmaya, geri almaya, mahsup etmeye ve tahsil etmeye yetkilidir

    Taşınmazlara ilişkin doğmuş veya doğacak her türlü hak ve alacağı talep etmeye, dava etmeye, tahsil etmeye, ibra etmeye, sulh olmaya, feragat etmeye, kabul etmeye ve taşınmazlarla ilgili kanunen yapılabilecek her türlü hukuki ve idari işlemi herhangi bir sınırlama olmaksızın yapmaya yetkilidir

    YABANCILAR HUKUKU, GÖÇ İDARESİ, VATANDAŞLIK, ÇALIŞMA İZNİ, EMNİYET, NÜFUS VE KONSOLOSLUK İŞLEMLERİ

    İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı, İl Göç İdaresi Müdürlükleri, Geri Gönderme Merkezleri, Valilikler, Kaymakamlıklar, Hudut Kapıları, Havalimanları, Liman Başkanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlükleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilikleri, Başkonsoloslukları, Konsoloslukları ve yabancı ülke temsilcilikleri nezdinde beni temsil etmeye, her türlü başvuruyu yapmaya, takip etmeye, sonuçlandırmaya ve her türlü belgeyi teslim almaya yetkilidir

    6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili tüm mevzuat kapsamında kısa dönem ikamet izni, aile ikamet izni, öğrenci ikamet izni, uzun dönem ikamet izni, insani ikamet izni, insan ticareti mağduru ikamet izni, çalışma izni, çalışma izni muafiyeti, Turkuaz Kart, uluslararası koruma, geçici koruma ve diğer tüm yabancılar hukuku işlemlerini yapmaya, ilk başvuru, uzatma, geçiş, iptal, yeniden başvuru ve tüm idari süreçleri yürütmeye yetkilidir

    Türk vatandaşlığının genel yolla, istisnai yolla, yatırım yoluyla, evlilik yoluyla, yeniden kazanılması, seçme hakkı ile kazanılması, evlat edinme yoluyla kazanılması ve mevzuatta düzenlenen diğer tüm vatandaşlık türleri kapsamında başvuruda bulunmaya, dosya oluşturmaya, eksiklikleri tamamlamaya, bilgi ve belge sunmaya, kararları teslim almaya, itiraz etmeye, dava açmaya ve takip etmeye yetkilidir

    Vatandaşlık başvuruları kapsamında uygunluk belgesi, yatırım uygunluk belgesi, taşınmaz uygunluk belgesi, banka uygunluk belgesi, sabit sermaye yatırım belgeleri, istihdam belgeleri, aile bireylerinin başvuruları ve vatandaşlık dosyasında gerekli görülen tüm işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Yabancı kimlik numarası almaya, değiştirmeye, düzeltmeye, vergi kimlik numarası almaya, potansiyel vergi numarası almaya, MERNİS kayıtlarını oluşturmaya, adres kayıt sistemi işlemlerini yapmaya, adres beyanında bulunmaya, adres değişikliği yaptırmaya ve yerleşim yeri kayıtlarını güncellemeye yetkilidir

    Kimlik kartı, yabancı kimlik kartı, ikamet kartı, çalışma izni kartı, Turkuaz Kart, vatandaşlık belgeleri, pasaportlar, seyahat belgeleri, yol izin belgeleri ve diğer tüm resmi kimlik belgelerini teslim almaya, yenilemeye, kayıp ve zayi işlemlerini yürütmeye, düzelttirmeye ve değiştirmeye yetkilidir

    Pasaport başvurularını yapmaya, pasaportları teslim almaya, pasaport uzatma, iptal, kayıp ve yenileme işlemlerini yürütmeye, seyahat belgelerini almaya, geçici seyahat belgeleri hakkında başvuruda bulunmaya yetkilidir

    Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına giriş ve çıkışlara ilişkin kayıtları, yurda giriş çıkış kayıtlarını, hudut kayıtlarını, pasaport hareket kayıtlarını, sınır kapısı kayıtlarını, vize kayıtlarını, ikamet kayıtlarını ve yabancıya ilişkin tüm idari kayıtları talep etmeye, teslim almaya, incelemeye, örnek almaya ve bunlar hakkında başvuru yapmaya yetkilidir

    Emniyet Genel Müdürlüğü, Göç İdaresi Başkanlığı ve ilgili tüm kurumlar nezdinde tahdit kodlarının, giriş yasaklarının, sınır dışı kararlarının, idari gözetim kararlarının, idari para cezalarının, deport kararlarının, G, Ç, N, O, V ve diğer tüm tahdit kodlarının kaldırılması, düzeltilmesi veya değiştirilmesi için başvuruda bulunmaya, itiraz etmeye, dava açmaya ve takip etmeye yetkilidir

    Adli sicil kaydı, adli sicil arşiv kaydı, kolluk kayıtları, idari kayıtlar, hakkında tutulan bilgi ve belgeler, arşiv kayıtları ve kanunen verilmesi mümkün olan tüm bilgi ve belgeleri talep etmeye, teslim almaya, düzeltilmesini istemeye ve ilgili başvuruları yapmaya yetkilidir

    Uluslararası koruma, geçici koruma, şartlı mültecilik, ikincil koruma, geri gönderme merkezi işlemleri, gönüllü geri dönüş, sınır dışı işlemleri, idari gözetim, uluslararası koruma statüsü, geçici koruma kimlik belgesi ve bu kapsamda yürütülen tüm idari ve yargısal işlemleri takip etmeye yetkilidir

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü ve ilgili tüm kurumlar nezdinde çalışma izni, çalışma izni uzatma, çalışma izni muafiyeti, bağımsız çalışma izni, süresiz çalışma izni, işyeri değişikliği, işveren değişikliği ve tüm elektronik başvuru işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Dış temsilcilikler, konsolosluklar ve büyükelçilikler nezdinde apostil, tasdik, legalizasyon, konsolosluk onayı, vekaletname düzenlenmesi, doğum, ölüm, evlenme, boşanma, nüfus kayıtları, vatandaşlık, pasaport ve diğer tüm konsolosluk işlemlerini yürütmeye, belgeleri teslim almaya ve teslim etmeye yetkilidir

    Her türlü tercüme işlemini yaptırmaya, yeminli tercüme yaptırmaya, noter tasdiklerini yaptırmaya, apostil şerhi almaya, konsolosluk tasdiki yaptırmaya, yabancı resmi belgelerin Türkiye’de kullanılabilmesi veya Türkiye’de düzenlenen belgelerin yurt dışında kullanılabilmesi için gerekli tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Kanunen yabancılar hukuku, göç hukuku, vatandaşlık hukuku ve konsolosluk işlemleri kapsamında yapılması mümkün olan mevcut veya ileride yürürlüğe girecek tüm idari, hukuki ve elektronik işlemleri herhangi bir ek yetkiye gerek olmaksızın yapmaya, başvurmaya, sonuçlandırmaya, belgeleri teslim almaya ve teslim etmeye yetkilidir.

    BANKACILIK, FİNANS, ŞİRKETLER, VERGİ, SGK, ABONELİKLER VE DİJİTAL KAMU SİSTEMLERİ

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, kamu ve özel bankalar, katılım bankaları, elektronik para kuruluşları, ödeme kuruluşları, finans kuruluşları, faktoring, finansal kiralama, varlık yönetim şirketleri, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve ilgili tüm kurumlar nezdinde beni temsil etmeye ve her türlü bankacılık ve finans işlemini yürütmeye yetkilidir

    Adıma her türlü Türk Lirası ve yabancı para cinsinden vadeli, vadesiz, yatırım, ortak, emanet, bloke ve diğer tüm banka hesaplarını açmaya, kapatmaya, devralmaya, devretmeye, internet bankacılığı, mobil bankacılık ve telefon bankacılığı hizmetlerini aktif hale getirmeye, kullanıcı oluşturmaya, şifre almaya, değiştirmeye ve iptal etmeye yetkilidir

    Her türlü nakit para yatırmaya ve çekmeye, EFT, FAST, havale, SWIFT ve diğer ulusal veya uluslararası para transferlerini gerçekleştirmeye, döviz alım satımı yapmaya, efektif alım satımı yapmaya, kıymetli maden hesabı açmaya, altın, gümüş, platin ve diğer kıymetli madenleri almaya, satmaya ve teslim almaya yetkilidir

    Kredi kullanmaya, kredi başvurusu yapmaya, kredi kapatmaya, kredi yapılandırmaya, kredi sözleşmelerini imzalamaya, teminat göstermeye, kefalet vermeye, banka teminat mektubu almaya, vermeye, teslim almaya, banka blokelerini kaldırmaya, bloke koydurmaya, kredi kartı ve banka kartı almaya, iptal ettirmeye, yenilemeye ve teslim almaya yetkilidir

    Çek, bono, poliçe ve diğer kambiyo senetlerini düzenlemeye, kabul etmeye, ciro etmeye, tahsil etmeye, protesto ettirmeye, protestoyu kaldırmaya, teslim almaya ve teslim etmeye yetkilidir

    Kiralık kasa açmaya, kapatmaya, kasaları kullanmaya, içindeki kıymetleri teslim almaya ve teslim etmeye, banka nezdinde bulunan her türlü kıymetli evrakı, menkul kıymeti, sertifikayı ve diğer belgeleri teslim almaya yetkilidir

    Sermaye piyasası araçları, hisse senetleri, yatırım fonları, emeklilik fonları, devlet iç borçlanma senetleri, özel sektör tahvilleri, kira sertifikaları ve kanunen izin verilen diğer yatırım araçlarını almaya, satmaya, devretmeye, rehin vermeye ve bunlarla ilgili her türlü işlemi yapmaya yetkilidir

    Yürürlükteki mevzuatın izin verdiği ölçüde kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde hesap açmaya, kimlik doğrulama işlemlerini yapmaya, kripto varlık alım satım işlemlerini yürütmeye, transfer yapmaya, hesap kapatmaya ve ilgili sözleşmeleri imzalamaya yetkilidir

    Vergi daireleri ve Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde vergi kimlik numarası almaya, potansiyel vergi kimlik numarası almaya, mükellefiyet tesis etmeye ve sona erdirmeye, vergi beyannameleri vermeye, düzeltme taleplerinde bulunmaya, uzlaşma görüşmelerine katılmaya, vergi borçlarını ödemeye, vergi iadelerini almaya, mahsup işlemleri yapmaya, e-Tebligat sistemine kayıt olmaya ve Dijital Vergi Dairesi üzerinden tüm işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Ticaret Sicili Müdürlükleri, MERSİS, Ticaret Bakanlığı, ticaret ve sanayi odaları, esnaf ve sanatkarlar odaları ve ilgili tüm kurumlar nezdinde şahıs işletmesi kurmaya, ticaret şirketi kurmaya, ortak olmaya, ortaklıktan ayrılmaya, hisse devralmaya, hisse devretmeye, sermaye artırımı ve azaltımı yapmaya, müdür, yönetim kurulu üyesi ve temsilci atamaya, şube açmaya ve kapatmaya, şirket merkezini değiştirmeye, şirket birleşmesi, bölünmesi, nev’i değişikliği ve tasfiye işlemlerini yapmaya, ticaret sicili tescil ve ilan işlemlerini yürütmeye yetkilidir

    Marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım, telif hakkı ve diğer fikri mülkiyet hakları konusunda Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvuruda bulunmaya, tescil, yenileme, devir, lisans, rehin ve diğer tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Sosyal Güvenlik Kurumu, İŞKUR ve ilgili tüm kurumlar nezdinde işyeri tescili yaptırmaya, işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerini vermeye, sigorta işlemlerini yürütmeye, prim ödemeye, prim iadesi almaya, borç yapılandırması yapmaya, teşviklerden yararlanmaya, emeklilik işlemlerini takip etmeye ve sağlık provizyon işlemlerini yürütmeye yetkilidir

    Elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon, GSM, kablo televizyon, dijital yayın platformları ve benzeri tüm abonelikleri açmaya, kapatmaya, devretmeye, feshetmeye, sözleşmeleri imzalamaya, güvence bedellerini yatırmaya ve geri almaya, sayaç değişiklikleri yaptırmaya, aboneliklere ilişkin her türlü işlemi yürütmeye yetkilidir

    Belediyeler, il özel idareleri ve diğer yerel yönetimler nezdinde imar durumu almaya, ruhsat başvuruları yapmaya, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi, numarataj, adres tespiti, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile diğer tüm belediye işlemlerini yapmaya yetkilidir

    e-Devlet Kapısı, UYAP, UYAP Avukat Portalı, Web Tapu, MERSİS, Dijital Vergi Dairesi, e-İkamet, e-İzin, e-Nabız, Merkezi Hekim Randevu Sistemi, SGK elektronik sistemleri, e-İhale, EKAP, KEP sistemleri ve kamu kurumlarının mevcut veya ileride kurulacak tüm elektronik sistemlerinde işlem yapmaya, elektronik başvuruda bulunmaya, belge indirmeye, belge yüklemeye, elektronik imza kullanmaya, mobil imza kullanmaya, KEP adresi almaya, elektronik tebligat almaya ve göndermeye, kullanıcı hesabı oluşturmaya, şifre almaya, değiştirmeye ve iptal etmeye yetkilidir

    6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında açık rıza vermeye, kişisel verilerimin işlenmesine, aktarılmasına, paylaşılmasına, düzeltilmesine, güncellenmesine, silinmesine ve anonim hale getirilmesine ilişkin başvuruları yapmaya, cevapları teslim almaya ve gerekli tüm işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Kanunların izin verdiği ölçüde mevcut veya ileride kurulacak tüm dijital platformlarda, elektronik kamu sistemlerinde, finansal sistemlerde ve resmi veri tabanlarında adıma işlem yapmaya, bilgi ve belge almaya, başvuruda bulunmaya, sözleşme imzalamaya ve kanunen mümkün olan tüm hukuki, mali, ticari ve idari işlemleri gerçekleştirmeye yetkilidir.

    MİRAS, AİLE HUKUKU, SAĞLIK, EĞİTİM, GÜMRÜK, ULAŞTIRMA, KİŞİSEL HAKLAR, TEBLİGAT VE DİĞER TÜM İŞLEMLER

    Sulh hukuk mahkemeleri, aile mahkemeleri, noterlikler, veraset daireleri, tapu müdürlükleri, bankalar ve ilgili tüm resmi ve özel kurumlar nezdinde veraset ilamı almaya, mirasçılık belgesi çıkarmaya, mirası kabul etmeye, mirası reddetmeye, mirasın gerçek reddi ve hükmen reddi işlemlerini yürütmeye, miras taksimi yapmaya, miras paylarını devralmaya ve devretmeye, miras sözleşmeleri düzenlemeye, miras paylarının intikalini sağlamaya, terekeye ilişkin her türlü hukuki ve idari işlemi yapmaya yetkilidir

    Miras kalan taşınır ve taşınmaz malları teslim almaya, bankalarda bulunan hesapları, kasaları, yatırım hesaplarını ve diğer malvarlığı değerlerini teslim almaya, miras nedeniyle doğmuş alacakları tahsil etmeye, borçları ödemeye, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye ve kabul etmeye yetkilidir

    Aile mahkemeleri, nüfus müdürlükleri ve ilgili kurumlar nezdinde evlenme, boşanma, mal rejimi, nafaka, velayet, kişisel ilişki, soybağı, tanıma, tenfiz, tanıma ve tenfiz davaları, isim ve soyisim değişikliği, doğum ve ölüm kayıtlarının düzeltilmesi, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve kanunen vekaletle yapılması mümkün olan tüm aile hukuku işlemlerini yürütmeye yetkilidir

    Sağlık Bakanlığı, kamu ve özel hastaneler, aile sağlığı merkezleri, laboratuvarlar, eczaneler, özel sağlık kuruluşları, özel sağlık sigortası şirketleri ve ilgili tüm kurumlar nezdinde sağlık kayıtlarını, epikriz raporlarını, tahlil sonuçlarını, görüntüleme kayıtlarını, reçeteleri ve sağlık belgelerini teslim almaya, sağlık sigortası işlemlerini yürütmeye, tedavi giderlerini ödemeye, provizyon almaya ve sağlık hizmetlerine ilişkin tüm idari işlemleri yapmaya yetkilidir

    Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, özel eğitim kurumları, denklik birimleri ve ilgili tüm kuruluşlar nezdinde okul kayıtlarını yaptırmaya, kayıt sildirmeye, diploma, transkript, öğrenci belgesi, denklik belgesi ve diğer eğitim belgelerini almaya, eğitim kurumlarıyla ilgili her türlü başvuru ve işlemi yapmaya yetkilidir

    Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Genel Müdürlüğü, gümrük müdürlükleri, serbest bölgeler, liman başkanlıkları ve ilgili tüm kurumlar nezdinde ithalat, ihracat, transit, antrepo, geçici ithalat, geçici ihracat, re-export, eşya teslimi, gümrük vergileri, cezalar ve gümrük işlemlerine ilişkin tüm başvuru ve takip işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Karayolları Genel Müdürlüğü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, liman başkanlıkları, trafik tescil kuruluşları ve ilgili tüm kurumlar nezdinde motorlu kara, deniz ve hava taşıtlarını satın almaya, satmaya, kiralamaya, devretmeye, tescil ettirmeye, sicil kayıtlarını yaptırmaya, plaka almaya, plaka değiştirmeye, ruhsat almaya, sigorta yaptırmaya ve taşıtlara ilişkin tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    PTT, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi, KEP hizmet sağlayıcıları ve diğer tüm tebligat mercileri nezdinde adıma gönderilen her türlü tebligatı, bildirimi, kararı, belgeyi, gönderiyi, posta ve kargoyu teslim almaya, göndermeye, kabul etmeye, reddetmeye, elektronik tebligat adresi oluşturmaya ve kullanmaya yetkilidir

    Noterliklerde her türlü noterlik işlemini yaptırmaya, düzenleme ve onaylama şeklindeki işlemleri gerçekleştirmeye, ihtarname göndermeye, ihtarname almaya, tespit yaptırmaya, emanet işlemlerini yürütmeye, suret ve örnek belge almaya, tasdik işlemlerini yaptırmaya ve noterliklerde yapılması mümkün olan tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Her türlü resmi sicilden, kamu kurumundan, özel hukuk tüzel kişisinden, banka, sigorta şirketi, finans kuruluşu, eğitim kurumu, sağlık kuruluşu, belediye, tapu müdürlüğü, nüfus müdürlüğü, emniyet birimleri ve diğer tüm kurum ve kuruluşlardan tarafıma ait bilgi ve belgeleri talep etmeye, incelemeye, örnek almaya, onaylı suretlerini teslim almaya ve bunların düzeltilmesini istemeye yetkilidir

    Tarafıma ait kişisel veriler, mali bilgiler, tapu kayıtları, banka kayıtları, vergi kayıtları, nüfus kayıtları, sağlık kayıtları, eğitim kayıtları, ticaret sicili kayıtları, sosyal güvenlik kayıtları, giriş çıkış kayıtları ve kanunen erişilmesi mümkün olan diğer tüm kayıtlar hakkında başvuruda bulunmaya, bu kayıtları teslim almaya, incelemeye, örnek almaya ve düzeltilmesini istemeye yetkilidir

    Kanunen vekaletname ile yapılması mümkün olan mevcut veya ileride yürürlüğe girecek her türlü hukuki, idari, mali, ticari, finansal, elektronik ve dijital işlemi adıma gerçekleştirmeye, gerekli tüm resmi ve özel belgeleri düzenlemeye ve imzalamaya, başvuruda bulunmaya, başvuruları geri çekmeye, düzeltmeye, yenilemeye, sonuçlandırmaya, hak ve alacaklarımı talep etmeye, tahsil etmeye, ibra etmeye, sulh olmaya, feragat etmeye, kabul etmeye, uzlaşmaya, gerektiğinde üçüncü kişilere ve avukatlara tevkil vermeye, verilen tevkilleri geri almaya ve kanunen vekaletname ile yapılmasına izin verilen tüm işlemleri hiçbir ek yetkiye ihtiyaç bulunmaksızın yerine getirmeye yetkilidir.

    GENEL YETKİ HÜKÜMLERİ, KANUNİ ÖZEL YETKİLER VE GELECEKTEKİ MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİNİ KAPSAYAN HÜKÜMLER

    İşbu vekaletname ile verilen yetkiler örnek niteliğinde olmayıp sınırlayıcı da değildir Kanunların izin verdiği ölçüde mevcut veya ileride yürürlüğe girecek tüm mevzuat kapsamında vekaletname ile yapılması mümkün olan her türlü hukuki, idari, mali, ticari, finansal, elektronik ve dijital işlemi ayrıca yeni bir yetkiye gerek bulunmaksızın yapmaya yetkilidir

    Türkiye Cumhuriyeti tarafından kurulmuş veya ileride kurulacak tüm kamu kurum ve kuruluşları, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, elektronik kamu sistemleri, dijital başvuru platformları, yapay zekâ destekli kamu hizmetleri, ulusal veri tabanları, elektronik siciller, kayıt sistemleri ve bunların yerine geçecek sistemler nezdinde başvuru yapmaya, işlem tesis etmeye, bilgi ve belge almaya, belge sunmaya, elektronik imza kullanmaya, elektronik onay vermeye, doğrulama yapmaya ve tüm işlemleri sonuçlandırmaya yetkilidir

    Kanunlarda avukata veya vekile açıkça özel yetki verilmesi gerektiği belirtilen mevcut veya ileride yürürlüğe girecek tüm hukuki işlemleri ayrıca bir vekaletname düzenlenmesine gerek kalmaksızın yapmaya, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye, davayı kabul etmeye, hakem sözleşmesi yapmaya, tahkim yoluna başvurmaya, tahkimden vazgeçmeye, yemin teklif etmeye ve kabul etmeye, delilden vazgeçmeye, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep etmeye veya bunlardan vazgeçmeye, konkordato ve iflas işlemlerini yürütmeye, yeniden yapılandırma sözleşmeleri yapmaya, alacaklardan vazgeçmeye veya kabul etmeye yetkilidir

    Adıma düzenlenmiş veya düzenlenecek tüm resmi ve özel belgeleri, ruhsatları, izinleri, lisansları, sertifikaları, kimlikleri, kartları, kayıtları, elektronik kayıtları, dijital kayıtları, güvenli elektronik doğrulama araçlarını, elektronik sertifikaları, elektronik mühürleri ve benzeri tüm belgeleri teslim almaya, yenilemeye, iptal ettirmeye, değiştirmeye ve kullanmaya yetkilidir

    Gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, yabancı devlet kurumları, uluslararası kuruluşlar, uluslararası mahkemeler, yabancı noterlikler, yabancı konsolosluklar, yabancı büyükelçilikler ve yabancı resmi makamlar nezdinde beni temsil etmeye, başvuruda bulunmaya, belge sunmaya, belge almaya, sözleşme imzalamaya ve Türkiye dışında yapılması gereken tüm hukuki ve idari işlemleri yürütmeye yetkilidir

    Kanunen izin verilen ölçüde kişisel verilerime, mali verilerime, ticari verilerime, elektronik kayıtlarıma, dijital kayıtlarıma, banka bilgilerime, tapu kayıtlarıma, vergi kayıtlarıma, sosyal güvenlik kayıtlarıma, nüfus kayıtlarıma, eğitim kayıtlarıma, sağlık kayıtlarıma, göç kayıtlarıma, giriş çıkış kayıtlarıma ve diğer tüm resmi kayıtlara erişmeye, bunların örneklerini almaya, düzelttirmeye, güncellettirmeye, silinmesini talep etmeye ve bunlarla ilgili her türlü başvuruyu yapmaya yetkilidir

    Kanunların izin verdiği ölçüde her türlü elektronik sözleşmeyi, uzaktan iletişim araçları ile kurulan sözleşmeleri, elektronik onay gerektiren işlemleri, dijital doğrulama gerektiren işlemleri ve güvenli elektronik imza ile yapılması mümkün olan tüm işlemleri gerçekleştirmeye yetkilidir

    Her türlü taşınır ve taşınmaz malvarlığımı yönetmeye, korumaya, geliştirmeye, değerlendirmeye, kiraya vermeye, kiralamaya, işletmeye, devretmeye, tasfiye etmeye, teminat göstermeye, rehin vermeye, ipotek tesis etmeye, ipotek kaldırmaya, hak tesis etmeye, haklardan vazgeçmeye ve malvarlığıma ilişkin kanunen mümkün olan tüm tasarruf işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Kanunen mümkün olduğu ölçüde tarafıma ait tüm hakları kullanmaya, her türlü alacağımı talep etmeye, tahsil etmeye, dava etmeye, icra takibi yapmaya, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye, kabul etmeye, uzlaşmaya, ödeme almaya, ödeme yapmaya, makbuz vermeye ve almaya yetkilidir

    İşbu vekaletname kapsamında verilen yetkiler herhangi bir kurum, işlem veya mevzuat ile sınırlı olmayıp Türkiye Cumhuriyeti’nde veya yurt dışında yürürlükte bulunan ya da ileride yürürlüğe girecek mevzuat uyarınca vekaletname ile yapılmasına izin verilen bütün hukuki, idari, mali, ticari ve şahsi işlemleri kapsar

    İşbu vekaletname kapsamındaki yetkilerin kullanılabilmesi için gerekli gördüğü hallerde birlikte veya ayrı ayrı hareket etmeye, başka avukatları veya üçüncü kişileri tevkil etmeye, tevkili kaldırmaya, yeniden tevkil vermeye, yardımcı personel görevlendirmeye, uzmanlardan hizmet almaya ve bu işlemlere ilişkin gerekli tüm belgeleri imzalamaya yetkilidir

    İşbu vekaletname, kanunen bizzat kişi tarafından yapılması zorunlu olan işlemler dışında, yürürlükte bulunan veya ileride yürürlüğe girecek mevzuat uyarınca vekaletname ile yapılmasına izin verilen bütün işlemleri kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup, burada sayılmamış olması nedeniyle herhangi bir yetkinin kullanılamayacağı şeklinde yorumlanamaz

    ÖZEL YETKİLER, TAZMİNAT, FİKRİ MÜLKİYET, VERİ, ULUSLARARASI İŞLEMLER VE TAM TEMSİL HÜKÜMLERİ

    Her türlü maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmaya, tazminat davaları açmaya, açılmış davaları takip etmeye, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye, kabul etmeye, tazminat bedellerini tahsil etmeye, makbuz vermeye, ödeme yapmaya ve almaya yetkilidir

    Her türlü alacağımı temlik etmeye, temlik almaya, alacak devri sözleşmeleri yapmaya, borç üstlenmeye, borç nakline onay vermeye, alacaklardan vazgeçmeye, yapılandırma sözleşmeleri imzalamaya, ödeme planları oluşturmaya, ibra sözleşmeleri düzenlemeye ve kanunen mümkün olan tüm tasarruf işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Türk Patent ve Marka Kurumu, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi ve diğer ulusal veya uluslararası fikri mülkiyet kuruluşları nezdinde marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım, coğrafi işaret, telif hakkı, yazılım, alan adı ve diğer fikri ve sınai haklara ilişkin başvuruları yapmaya, tescil ettirmeye, devretmeye, lisans vermeye, lisans almaya, rehin vermeye, iptal ettirmeye, yenilemeye ve her türlü sözleşmeyi imzalamaya yetkilidir

    Her türlü ticari sır, kişisel veri, elektronik veri, dijital kayıt, bulut sistemi, elektronik posta hesabı, kurumsal hesap, elektronik platform, çevrim içi hizmet ve benzeri sistemlere ilişkin kanunen izin verilen başvuruları yapmaya, hesap oluşturmaya, hesap kapatmaya, bilgi ve belge almaya, düzeltme talep etmeye ve gerekli sözleşmeleri imzalamaya yetkilidir

    Türkiye Cumhuriyeti dışında bulunan resmi makamlar, yabancı mahkemeler, yabancı noterlikler, yabancı tapu sicilleri, yabancı ticaret sicilleri, yabancı bankalar, uluslararası tahkim merkezleri, uluslararası kuruluşlar ve yabancı kamu kurumları nezdinde beni temsil etmeye, başvuruda bulunmaya, belge almaya ve vermeye, sözleşme imzalamaya, apostil, tasdik, legalizasyon ve tanıma işlemlerini yaptırmaya yetkilidir

    Her türlü izin, ruhsat, lisans, faaliyet belgesi, uygunluk belgesi, yeterlilik belgesi, çalışma belgesi, yatırım teşvik belgesi, kapasite raporu, ekspertiz raporu, değerleme raporu ve benzeri tüm belgeleri almaya, yenilemeye, değiştirmeye ve iptal ettirmeye yetkilidir

    Kanunen mümkün olduğu ölçüde her türlü bağış yapmaya ve kabul etmeye, hibeleri kabul etmeye, yardım programlarına başvurmaya, teşviklerden yararlanmaya, devlet destekleri, hibe programları, yatırım teşvikleri ve kredi desteklerine başvurmaya, gerekli taahhütleri vermeye ve belgeleri imzalamaya yetkilidir

    Her türlü sigorta poliçesini düzenlemeye, yaptırmaya, yenilemeye, iptal ettirmeye, hasar ihbarında bulunmaya, ekspertiz işlemlerini yürütmeye, tazminatları tahsil etmeye, sigorta şirketleri ile sulh olmaya ve ibra etmeye yetkilidir

    Tarafıma ait her türlü taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak, elektronik varlık, dijital varlık, fikri mülkiyet hakkı ve diğer malvarlığı değerlerini yönetmeye, korumaya, değerlendirmeye, işletmeye, devretmeye ve bunlara ilişkin tüm hukuki işlemleri yapmaya yetkilidir

    Kanunen izin verilen ölçüde yapay zekâ destekli sistemler, elektronik karar sistemleri, uzaktan kimlik doğrulama sistemleri, biyometrik doğrulama gerektirmeyen elektronik doğrulama sistemleri ve ileride kurulacak tüm dijital kamu veya özel sektör platformlarında adıma işlem yapmaya, elektronik başvuruları tamamlamaya, belgeleri yüklemeye ve indirmeye, elektronik sözleşmeleri onaylamaya ve gerekli tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Her türlü resmi ve özel kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri sunmaya, eksiklikleri tamamlamaya, açıklama yapmaya, taahhüt vermeye, muvafakat vermeye, gerektiğinde geri almaya, düzeltmeye ve yenilemeye yetkilidir

    Kanunen vekaletname ile yapılmasına izin verilen tüm işlemleri, burada açıkça yazılmış olsun veya olmasın, mevcut mevzuat ile gelecekte yürürlüğe girecek mevzuat hükümleri kapsamında ayrıca yeni bir vekaletname düzenlenmesine gerek bulunmaksızın yerine getirmeye, kanunen bizzat yapılması zorunlu işlemler dışında tarafıma ait bütün hukuki, mali, ticari, idari ve şahsi hakları kullanmaya, korumaya, devretmeye, takip etmeye ve sonuçlandırmaya tam yetkilidir.

    ÖZEL KANUNLAR KAPSAMINDAKİ YETKİLER

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 2644 sayılı Tapu Kanunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve yürürlükte bulunan veya ileride yürürlüğe girecek tüm kanunlar kapsamında vekaletname ile yapılmasına izin verilen bütün işlemleri yapmaya yetkilidir

    Her türlü ruhsatı, lisansı, izin belgesini, faaliyet belgesini, uygunluk belgesini, kapasite raporunu, ekspertiz raporunu, değerleme raporunu, uygunluk yazısını, resmi yazıyı, kayıt belgesini, sicil kaydını ve kanunen alınabilecek tüm resmi belgeleri talep etmeye, teslim almaya, yenilemeye, değiştirmeye ve iptal ettirmeye yetkilidir

    Her türlü elektronik veri tabanına erişmeye, sorgulama yapmaya, resmi kayıtları incelemeye, elektronik kayıt örneği almaya, kayıtların düzeltilmesini istemeye, kayıtların silinmesini veya güncellenmesini talep etmeye, elektronik ortamda oluşturulan tüm resmi belgeleri teslim almaya yetkilidir

    Her türlü ihale, doğrudan temin, kamu alımı, kamu satışı, elektronik ihale, açık artırma, artırma, eksiltme, satış ve kiralama işlemlerine katılmaya, teklif vermeye, teklif geri çekmeye, teminat yatırmaya, teminat almaya, sözleşme imzalamaya, sözleşmeyi feshetmeye ve sonuçlandırmaya yetkilidir

    Kamu kurumları, belediyeler, il özel idareleri, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, meslek odaları, birlikler, vakıflar, dernekler, kooperatifler, organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, serbest bölgeler, yatırım ofisleri ve diğer tüm resmi veya özel kuruluşlar nezdinde her türlü işlemi yapmaya yetkilidir

    Her türlü izin, muvafakat, onay, kabul, ret, vazgeçme, taahhüt, garanti, kefalet, teminat, muvafakatname ve benzeri hukuki irade açıklamalarını yapmaya ve bunları imzalamaya yetkilidir

    Her türlü elektronik imza, güvenli elektronik imza, mobil imza, elektronik mühür, elektronik sertifika, dijital kimlik doğrulama sistemi, elektronik doğrulama aracı ve benzeri teknolojik sistemleri kullanmaya, yenilemeye, iptal ettirmeye ve bunlarla işlem yapmaya yetkilidir

    Tarafıma ait tüm posta gönderilerini, uluslararası gönderileri, noter tebligatlarını, elektronik tebligatları, mahkeme tebligatlarını, idari tebligatları, gümrük gönderilerini, kargoları ve resmi yazıları teslim almaya, teslim etmeye, reddetmeye ve bunlara ilişkin tüm işlemleri yapmaya yetkilidir

    Her türlü arabuluculuk, uzlaştırma, tahkim, müzakere, ticari müzakere, idari uzlaşma, vergi uzlaşması, sigorta uzlaşması ve benzeri uyuşmazlık çözüm yollarında tarafımı temsil etmeye, anlaşma belgelerini imzalamaya, sulh olmaya, ibra etmeye, feragat etmeye, kabul etmeye ve uzlaşma bedellerini tahsil etmeye yetkilidir

    Tarafıma ait her türlü hak, alacak, fikri hak, sınai hak, dijital hak, elektronik hak, yatırım hakkı, lisans hakkı, kullanım hakkı, kira hakkı, intifa hakkı, ayni hak ve şahsi hak üzerinde kanunen mümkün olan bütün tasarruf işlemlerini yapmaya yetkilidir

    Her türlü resmi veya özel denetim, inceleme, araştırma, soruşturma, ön inceleme, disiplin işlemi, idari inceleme ve benzeri süreçlerde beni temsil etmeye, savunma vermeye, açıklama yapmaya, belge sunmaya ve kararları teslim almaya yetkilidir

    Kanunen mümkün olduğu ölçüde her türlü elektronik arşive, dijital dosyaya, elektronik sicile, veri tabanına, çevrim içi sisteme ve ileride oluşturulacak kamu veya özel sektör bilgi sistemlerine erişmeye, işlem yapmaya ve sonuç almaya yetkilidir

    Mevcut mevzuatta yer almayan ancak ileride yürürlüğe girecek kanun, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, yönetmelik, tebliğ, genelge veya diğer düzenleyici işlemler ile oluşturulacak yeni hak, başvuru usulü, elektronik sistem veya idari uygulamalar kapsamında vekaletname ile yapılmasına izin verilen bütün işlemleri ayrıca yeni bir vekaletname düzenlenmesine gerek bulunmaksızın yapmaya yetkilidir

    İşbu vekaletnamede sayılan yetkiler sınırlayıcı olmayıp açıklayıcı niteliktedir Kanunen vekaletname ile yapılmasına izin verilen ve burada açıkça düzenlenmemiş bulunan bütün hukuki, idari, mali, ticari ve şahsi işlemleri de tarafım adına yapmaya, gerekli gördüğü her türlü belgeyi düzenlemeye ve imzalamaya, başvuruda bulunmaya, takip etmeye ve sonuçlandırmaya tam yetkilidir

  • Kamulaştırmada “Sebep Unsuru”: Kamu Yararı Gerçekten Var mı?

    Kamulaştırmada “Sebep Unsuru”: Kamu Yararı Gerçekten Var mı?

    Kamulaştırma, idarenin özel mülkiyete en ağır müdahalelerinden biridir. Çünkü kamulaştırma işlemi sonucunda bir taşınmazın mülkiyeti malikinden alınarak kamuya geçirilir. Bu nedenle hukuk sistemleri kamulaştırmayı sıkı şartlara bağlamıştır.

    Türk hukukunda kamulaştırmanın en önemli dayanaklarından biri “sebep unsuru”, yani kamulaştırmayı haklı kılan kamu yararı ve kamusal ihtiyaçtır.

    Bu yazıda kamulaştırma işlemlerinde sebep unsurunun ne anlama geldiğini, yargısal denetimde neden kritik olduğunu ve kamulaştırma davalarında nasıl tartışıldığını inceleyeceğiz.

    Kamulaştırma Nedir?

    Kamulaştırma, kamu idarelerinin kamu yararı gereği özel mülkiyette bulunan taşınmazları bedelini ödeyerek mülkiyetine geçirmesidir.

    Türk hukukunda kamulaştırma:

    ~ 1982 Anayasası m.46 2942 sayılı

    ~ Kamulaştırma Kanunu

    ile düzenlenmiştir.

    Kamulaştırma işlemi sonucunda malik ile taşınmaz arasındaki hukuki bağ sona erer ve mülkiyet kamuya geçer. Bu nedenle kamulaştırma, mülkiyet hakkına yapılan en ağır idari müdahalelerden biri olarak kabul edilir. 

    Kamulaştırmanın En Kritik Unsuru: Sebep Unsuru

    İdari işlemlerin klasik olarak 5 unsuru vardır: Yetki – Şekil – Sebep – Konu – Amaç.

    Kamulaştırma işlemlerinde özellikle sebep unsuru büyük önem taşır.

    Sebep unsuru, idareyi o işlemi yapmaya sevk eden hukuki veya fiili nedenleri ifade eder. Başka bir ifadeyle sebep unsuru, kamulaştırmanın neden gerekli olduğunu gösterir. 

    Kamulaştırma bakımından bu sebep genellikle şu kavramlarla ifade edilir: kamu yararı – kamusal ihtiyaç – kamu hizmetinin yürütülmesi.

    Kamu Yararı Olmadan Kamulaştırma Yapılabilir mi?

    Hayır.

    Anayasa ve Kamulaştırma Kanunu’na göre kamulaştırma yalnızca kamu yararının gerektirdiği durumlarda yapılabilir.

    Bu nedenle kamulaştırma işlemlerinde şu soru her zaman sorulur:

    Gerçekten bir kamu yararı var mı?

    Eğer idarenin ileri sürdüğü sebep gerçek değilse güncel değilse kamu hizmetiyle bağlantılı değilse kamulaştırma işlemi hukuka aykırı hale gelir.

    Kamulaştırmada Sebep Unsuru Neden Önemlidir?

    Sebep unsuru yalnızca işlemin başlangıcında değil, tüm süreçte belirleyicidir.

    Sebep unsurunun etkilediği başlıca alanlar şunlardır:

    1. Yetki

    Hangi idarenin kamulaştırma yapabileceği çoğu zaman kamusal ihtiyacın niteliğine bağlıdır.

    2. Konu

    Kamulaştırılacak taşınmazın seçimi, ihtiyaca uygun olmalıdır.

    Örneğin: meydan yapmak için seçilen taşınmaz şehir merkezinden uzaksa, yol için fazla büyüklükte alan kamulaştırılmışsa işlem hukuka aykırı olabilir.

    3. Usul

    Kamulaştırma süreci kamu yararı kararının yetkili idareden usulüne uygun alınmasıyla başlar.

    4. Amaç

    Sebep unsuru aynı zamanda işlemin amacının gerçekten kamu yararı olup olmadığını da ortaya koyar.

    Kamulaştırma Davalarında Sebep Unsuru Nasıl Denetlenir?

    Kamulaştırma işlemleri idari yargı tarafından denetlenir.

    Mahkemeler özellikle şu konuları inceler:

    • Kamulaştırma için gerçek bir ihtiyaç var mı?

    • Kamulaştırılan taşınmaz bu ihtiyacı karşılamak için gerekli mi?

    • Daha az müdahaleci bir yöntem mümkün mü?

    • Kamulaştırma ölçülü mü?

    Bu nedenle birçok kamulaştırma davası “kamu yararı gerçekten var mı?” sorusu üzerinden yürütülür.

    Sebepsiz Kamulaştırma Mümkün mü?

    Hukuken mümkün değildir.

    Kamu yararı bulunmadan yapılan kamulaştırmalar: mülkiyet hakkının ihlali sayılır idari işlem iptal edilir idare tazminat sorumluluğu ile karşılaşabilir.

    Bu nedenle sebep unsuru, kamulaştırmanın hukuki meşruiyetinin temelidir.

    Sonuç

    Kamulaştırma, kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli bir araç olsa da mülkiyet hakkına ciddi bir müdahaledir.

    Bu nedenle hukuk düzeni kamulaştırmayı kamu yararı, gerçek ihtiyaç ve sıkı yargısal denetim şartlarına bağlamıştır.

    Özellikle kamulaştırma davalarında sebep unsurunun doğru değerlendirilmesi, mülkiyet hakkının korunması idarenin yetkisinin sınırlandırılması hukuka uygun kamu hizmeti yürütülmesi açısından kritik öneme sahiptir.

    Kamulaştırma Davaları Hakkında Hukuki Destek

    Kamulaştırma işlemleri, çoğu zaman teknik ve hukuki açıdan karmaşık süreçler içerir. Eğer taşınmazınız hakkında kamulaştırma kararı alınmışsa veya kamulaştırma bedeli konusunda uyuşmazlık yaşıyorsanız profesyonel hukuki destek almak önemlidir.

    Kamulaştırma hukuku, idare hukuku ve mülkiyet hakkı konularında destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.