Etiket: mal rejimi tasfiyesi

  • Boşanmada Şirket Üzerinden Mal Kaçırma 2026 | Tedbir ve Haciz

    Boşanmada Şirket Üzerinden Mal Kaçırma 2026 | Tedbir ve Haciz

    17 Ekim 2026 | Aile Hukuku – Mal Rejimleri – Şirketler Hukuku

    Boşanmada Şirket Üzerinden Mal Kaçırma: Tek Ortaklı Şirket, Gizlenen Birikimler, Katılma Alacağı, İhtiyati Tedbir ve Haciz (2026)

    Av. Murat Can Dolğun | TD Hukuk ve Danışmanlık Ofisi

    Özet: Eşin tek ortaklı şirketinde para ve taşınmaz bulundurması mal rejimi tasfiyesinde nasıl değerlendirilir? Kusurlu eşin şahsi adına hiçbir varlık görünmemesi, katılma alacağını ortadan kaldırır mı? Şirket payları, temettüler, ortak cari hesapları, kişisel harcamalar, dağıtılmayan karlar, mal kaçırma iddiası, mal ayrılığı sözleşmesi, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil toplama yöntemleri; güncel mevzuat, Yargıtay kararları ve akademik eserler ışığında incelenmektedir.

    1. Boşanmada tek ortaklı şirketin hukuki konumu

    Boşanma uyuşmazlıklarında sık rastlanan bir yapı, eşlerden birinin tek pay sahibi ve yönetici olduğu bir limited veya anonim şirket üzerinden bütün gelirlerini, yatırımlarını ve yüksek tutarlı harcamalarını gerçekleştirmesidir. Ticaret sicilinde eşin adına yalnız şirket payı görünür; taşınmaz, araç, mevduat ve ticari yatırımlar ise şirketin kayıtlarındadır. Böyle bir görünüm tek başına hukuka aykırılık veya mal kaçırma ispatı değildir. Bununla birlikte özellikle kişisel malvarlığının bilinçli olarak boşaltılması, şirket hesaplarının kişisel cüzdan gibi kullanılması ve olası katılma alacağının tahsilinin güçleştirilmesi iddiaları bakımından ayrıntılı incelemeyi gerektirebilir.

    Temel ayrım: Şirketin taşınmazı, aracı ve banka hesabı şirketin mülkiyetindedir. Eşin malvarlığına giren unsur kural olarak şirket payı, paya bağlı mali haklar, şirketten doğmuş gerçek alacakları, elde ettiği ücret veya kar payı olabilir. Tek ortaklı şirketlerde de bu ayrım geçerlidir; ortak sayısının bir olması tüzel kişiliği kaldırmaz (TTK m. 125, 573-574).

    Dolayısıyla “şirkette 50 milyon TL var, bunun 25 milyonu eşime ait” ifadesi hukuki bir hesaplama değildir. İlk aşamada paranın şirkete ait olduğunun, payın kime ve hangi sebeple ait olduğunun, şirketin borçlarının ve payın net değerinin tespiti gerekir. [1], [2], [3]

    2. Kusurlu eşin şirketinde biriken para: kusur katılma alacağını etkiler mi?

    Boşanmada kusur, TMK m. 174 uyarınca maddi ve manevi tazminat ile boşanmanın diğer sonuçları bakımından önem taşır. Ancak mal rejimi tasfiyesi öncelikle malın hangi rejime tabi olduğunu, hangi tarihte ve hangi kaynaktan edinildiğini araştırır. Bu nedenle sadakatsizlik, hakaret, psikolojik şiddet veya evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ağır kusur, kendiliğinden şirketin yarısının karşı tarafa verilmesi sonucunu doğurmaz.

    TMK m. 236/2, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde kusurlu eşin diğer eşin artık değerindeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılması ya da kaldırılması olanağını öngören özel bir düzenlemedir. Bu istisna, her ağır kusur halinde otomatik uygulanmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.05.2026 tarihli E. 2025/7106, K. 2026/5270 sayılı kararında zina nedeniyle boşanma mevcut olmasına rağmen, kusur dereceleri, evlilik süresi ve sosyoekonomik koşullar değerlendirilmeden payın bütünüyle kaldırılması isabetsiz bulunmuştur. [4], [5]

    Sonuç: Kusur, tazminat davasının; şirkette biriken ekonomik değer ise mal rejimi tasfiyesinin ayrı hukuki sorularıdır. Aynı dosyada birlikte tartışılabilseler de hesapları ve ispat konuları birbirine karıştırılmamalıdır.

    3. Şirket payı edinilmiş mal mı, kişisel mal mı?

    3.1. Evlilik sırasında bedel karşılığında edinilen pay

    Edinilmiş mallara katılma rejimi sürerken çalışma karşılığı gelir veya edinilmiş birikimle kurulan veya satın alınan şirket payı, aksi kanıtlanmadıkça edinilmiş mal kabul edilir. Şirket kuruluşundaki nominal sermaye ile tasfiye sırasındaki payın gerçek ekonomik değeri aynı değildir. Dava konusu, payın ticari gerçekliği yansıtan değeridir; şirketin bütün aktifleri değil.

    3.2. Evlilikten önce var olan veya mirasla edinilen pay

    Evlilikten önce edinilen ya da miras veya karşılıksız kazandırmayla elde edilen pay kural olarak kişisel maldır (TMK m. 220). Ne var ki kişisel malın geliri, aksine geçerli sözleşme yoksa edinilmiş maldır (TMK m. 219/4). Şirketin ortaklık payı kişisel mal olsa bile evlilik boyunca ortağa ödenen temettü, ücret, fiili gelir ve bunların yerine geçen birikimler incelenir.

    3.3. Kişisel mal ile edinilmiş malın karışması

    Şirket evlenmeden önce kurulmuş olabilir; sonradan edinilmiş kaynaklarla sermaye artırımı, başka ortağın payını edinme veya şirket varlığını büyütme gerçekleşebilir. Bu durumda tek bir “pay kişiseldir” ya da “şirket edinilmiştir” cevabı her zaman yeterli olmaz. Para akışının kaynağı, sermaye işlemleri, bedel ödeme belgeleri ve denkleştirme iddiaları birlikte incelenmelidir. Katılma alacağı, değer artış payı ve denkleştirme müesseseleri farklı koşullara tabidir. [1], [6], [7]

    4. Şirketin banka hesabındaki para ve dağıtılmamış kar nasıl değerlendirilir?

    Şirket hesabındaki para sırf tek ortak bulunması nedeniyle ortağın şahsi mevduatı sayılamaz. Şirketin ticari sermayesi; mal ve hizmet bedelleri, tedarikçi borçları, çalışan alacakları, vergi yükümlülükleri ve işletme sermayesi ihtiyacıyla birlikte değerlendirilir. Buna karşılık kârın dağıtılmayıp şirket içinde tutulması, eşin payının değerini veya payına bağlı ekonomik hakları etkileyebilir.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2021 tarihli ve Adalet Bakanlığının resmi içtihat sisteminde yayımlanan kararında, evlenmeden önce edinilmiş şirket hissesi kişisel mal olsa da evlilik süresindeki kar payı geliri yönünden araştırma yapılması gerektiği kabul edilmiştir. İnceleme yalnız “kar dağıtım kararı var mı?” sorusuyla sınırlandırılmamalıdır: karın ödenip ödenmediği, ödenmişse varlığını koruyup korumadığı veya yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediği, dağıtılmamışsa şirkete yeniden yatırımda kullanılıp kullanılmadığı da araştırılmalıdır. Aynı doğrultuda 20.10.2021 tarihli bir Yargıtay kararında yalnız özsermaye artışına dayalı yetersiz bilirkişi raporuyla yetinilmesi eleştirilmiştir. [8], [9]

    Çifte hesaplama yasağına dikkat: Evlilik dönemi karları şirketin pay değerine zaten yansımışsa, aynı ekonomik artışın hem hisse değerinde hem bağımsız kar alacağında mükerrer biçimde hesaba katılması önlenmelidir. Dağıtılabilir kar, yasal yedekler, nakit akışları, yatırım kaynakları ve şirketin borçları bilirkişice birlikte ele alınmalıdır. Bu hesaplama her somut dosyada farklı olabilir.

    5. Bütün kişisel harcamaların şirket üzerinden yapılması neyi gösterir?

    Şirket kredi kartıyla aile tatili, özel eğitim, konut kirası, market alışverişi, lüks tüketim, özel araç, seyahat veya şahsi gayrimenkul bedellerinin karşılanması tek başına bütün ödemelerin edinilmiş mal olduğu anlamına gelmez. Ancak gerçek gelir ve yaşam standardının ortaya konması, kişisel yararlanmanın tespiti, mali tabloların güvenilirliğinin sorgulanması ve şirket ile ortak arasındaki finansal ilişkinin açıklığa kavuşturulması bakımından önemli göstergelerdir.

    İncelemede şirketin muhasebe kayıtlarında bu ödemelerin “gider”, “ortaklardan alacak”, “ücret”, “kar dağıtımı”, “avans”, “borç” veya başka bir kalem olarak gösterilip gösterilmediğine bakılır. Özellikle 131-Ortaklardan Alacaklar, 331-Ortaklara Borçlar gibi hesaplar (kullanılıyorsa), ortak cari hareketleri, bordro, genel kurul kararları, e-fatura/e-arşiv belgeleri ve banka ekstreleri birlikte değerlendirilmelidir. Bu hesap kodları hukuki niteliği tek başına belirlemez; muhasebeleştirme gerçeği denetlenmelidir.

    Fiili yaşam standardı ile resmi kişisel gelir arasında büyük uçurum bulunması, nafaka veya TMK m. 174 tazminat taleplerinin ekonomik durum değerlendirmesi bakımından da anlamlı olabilir. Ancak mahkeme, yalnız lüks yaşam iddiasından hareketle şirketin aktiflerini doğrudan diğer eşe ait sayamaz.

    6. Şirket üzerinden mal kaçırma hangi işlemlerle gündeme gelir?

    “Mal kaçırma” uygulamada tek tip bir hukuki işlem değildir; muvazaa, katılma alacağını azaltma kastıyla devir, karşılıksız kazandırma, ortağın şahsi parasını görünmez kılma, şirketin kötüye kullanılması veya şirket payının değerini yapay şekilde düşürme gibi farklı olgularla karşılaşılabilir. Her işlem için farklı hukuki neden, taraf ve delil gereklidir.

    • Pay devri: Boşanma öncesinde şirket hisselerinin akraba, çalışan veya yakın kişiye rayicin çok altında ya da bedelsiz devri.
    • Ortak cari hesabı hareketi: Eşe ait edinilmiş paranın şirkete gerçek ekonomik sebep olmadan aktarılması; sahici borç olup olmadığının araştırılması.
    • Görünürde şirket borcu: Dayanağı bulunmayan borç senetleri, ilişkili taraf faturaları veya muhasebe kayıtlarıyla pay değerinin düşürülmesi iddiası.
    • İlişkili şirkete aktarım: Mal, müşteri portföyü, marka, iş makinesi veya ticari faaliyetin farklı bir şirkete düşük bedelle kaydırılması.
    • Dağıtılmayan kar: Şirketin gerçek yatırım veya işletme ihtiyacının ötesinde, pay geliri üzerinde diğer eşin hakkını etkisizleştirme amacı taşıdığı ileri sürülen işlemler.
    • Şirkete ait görünüm altında şahsi kullanım: Şahsi olarak finanse edilen taşınmazın görünürde şirket adına alınması iddiası; gerçek finansman ve mülkiyetin yargılama yoluyla açıklığa kavuşturulması.

    Bu olgular tek başlarına kesin muvazaa karinesi değildir. Olağan ticari gerekçe, gerçek karşı edim, şirketin bağımsız ekonomik yararı, işlemin zamanı ve para transferlerinin izlenebilirliği önem taşır. [10], [11], [12]

    7. TMK m. 229: Şirket payını veya parayı kaçıran eşe karşı eklenecek değer

    TMK m. 229, mal rejimi tasfiyesinde birtakım ekonomik değerlerin fiilen elde bulunmasalar bile hesaplamaya eklenmesine imkan sağlar. İki ayrı kategori vardır: (i) mal rejiminin bitiminden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ve (ii) mal rejimi boyunca diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler. İkinci ihtimal yalnız son bir yıla bağlı değildir.

    Şirket payının görünüşte satılması, eşe ait kişisel paranın karşılıksız olarak şirkete geçirilmesi veya ilişkili kişilere değer aktarılması bazı somut koşullarda bu incelemeyi gerektirebilir. Bununla birlikte şirkete yapılan her sermaye katkısı bir kayıp değildir: karşılığında payın gerçek değeri artmışsa ekonomik sonuç ayrıca değerlendirilmelidir.

    2026 örneği: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli E. 2025/435, K. 2026/795 sayılı kararında, taşınmaz payının önce üçüncü kişiye, altı ay sonra davalı eşin babasına devredilmesi, dosyadaki geçimsizlik ve yaşamın olağan akışı kapsamında incelenmiş ve devredilen payın eklenecek değer kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar doğrudan şirket payına ilişkin değildir; fakat katılma alacağını azaltma kastının somut olaylardan nasıl çıkarılabileceğine örnektir. [13]

    Eklenen değer, devrin otomatik olarak iptal edilmesi demek değildir. Değer, tasfiye hesabına dahil edilir; üçüncü kişiye karşı ileri sürülecek özel istemlerin ayrıca koşulları vardır. [10], [11]

    8. Üçüncü kişiden talep: TMK m. 241 şirket için doğrudan sorumluluk oluşturur mu?

    TMK m. 241 uyarınca, tasfiyede borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamazsa, hesapta dikkate alınması gereken karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişiler hakkında eksik kalan miktarla sınırlı istem gündeme gelebilir. Bu hak, ihlalin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık ve mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürelerle sınırlanmıştır.

    Bu düzenleme “eşin ortağı olduğu şirket otomatik olarak bütün katılma alacağından sorumludur” şeklinde okunamaz. Şirketin ayrı tüzel kişiliği, yararlanmanın niteliği, uygun dava sebebi, taraf teşkili ve mahkemenin inceleme alanı önemlidir. Özellikle Yargıtayın 04.02.2025 tarihli içtihat uyuşmazlığı kararı, sırf hissedarlık nedeniyle şirket mallarına ihtiyati tedbir konulmasının TMK m. 229 üzerinden de meşrulaştırılamayacağını açıklamıştır. [2], [3]

    9. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve tek ortaklı şirket

    Ticaret şirketinin ayrı tüzel kişiliğinin kötüye kullanıldığı ileri sürülüyorsa, olağan mal rejimi tasfiyesinden ayrı bir hukuki tartışma olarak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, muvazaa, dürüstlük kuralına aykırılık veya somut sorumluluk sebepleri değerlendirilebilir. Türk hukuk öğretisinde malvarlıklarının karışması, yetersiz özkaynak ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması gibi durumlar incelenir. Ancak bu doktrin istisnaidir ve yalnız tek ortaklı olma olgusundan sonuç çıkarılamaz.

    Örneğin ortak, şirketin ayrı hesaplarını tutmuyor; şirket kasasıyla düzenli şahsi alışveriş yapıyor; şirket dışındaki borçlardan kurtulmak için gerçekte kendisine ait ekonomik varlıkları şirket katmanında gizliyorsa, delillerin niteliğine göre ayrı davalar ve ticaret hukuku iddiaları gündeme gelebilir. Fakat aile mahkemesinden, sırf boşanma davasının tarafı şirketin ortağı olduğu için şirketin bütün varlıklarına tedbir konulmasını istemek, 2025 içtihadıyla bağdaşmaz. [12], [14], [15]

    10. Yargıtay 2. HD 04.02.2025: Şirketin araçlarına ve taşınmazlarına tedbir konulamaz

    E. 2025/49, K. 2025/923, 04.02.2025. Bölge adliye mahkemelerinin farklı uygulamalarından kaynaklanan içtihat uyuşmazlığında Yargıtay, şirketin mülkiyetindeki taşınmaz ve araçların, ortak eşin mal rejimi tasfiyesi davasının uyuşmazlık konusu olmadığını vurgulamıştır. Dosyanın olayında şirketin çok sayıda taşınmazı ve aracı üzerinde tedbir kurulması tartışılmıştır.

    Kararın hukuki dayanakları arasında HMK m. 389’un uyuşmazlık konusu sınırlaması, TTK m. 125’in tüzel kişilik ilkesi, TTK m. 133’ün ortağın kişisel alacaklılarına ilişkin düzenlemeleri ve İİK’nın haciz hükümleri bulunmaktadır. İlgili dava bakımından korunmaya çalışılan değer; eşin şirket hisseleri ile paya bağlı malvarlıksal haklarıdır. Şirketin kendi adına kayıtlı varlıkları ise ayrı tüzel kişiye aittir. [2], [3]

    Önemli sınır: Bu karar, geçerli başka bir hukuki sebebe dayanan ve şirketin bizzat taraf olduğu bağımsız bir uyuşmazlıkta hiçbir tedbir verilemeyeceği anlamına gelmez. Kararın belirlediği sınır, sırf eşin ortak olması nedeniyle açılan mal rejimi tasfiyesi davasındaki tedbirdir.

    11. Hangi malvarlığı üzerinde tedbir veya haciz istenebilir?

    Mal veya hak Hukuki sahip Öncelikle tartışılabilecek yol
    Eşin limited/anonim şirket payı Eş Somut uyuşmazlık ve HMK 389 şartları varsa pay devrini sınırlayan ihtiyati tedbir; para alacağı koşulları oluşursa payın ihtiyati haczi
    Eşin şirketten doğmuş, gerçek ve belirli alacağı Eşin şirkete karşı şahsi alacağı Hukuki niteliğine göre alacağın tespiti ve alacak/hak üzerinde uygun koruma veya haciz
    Dağıtılmasına karar verilmiş kar payı Karar ve alacak doğum koşullarına göre eşin hakkı Pay sahibinin alacağının korunması; üçüncü kişi konumundaki şirketle ilişki gözetilerek
    Şirket adına tapulu taşınmaz ve araç Şirket Yalnız eşin mal rejimi davası nedeniyle doğrudan tedbir kural olarak mümkün değil (2025 Yargıtay kararı)
    Şirketin bankadaki mevduatı Şirket Şirketin parası ortak eşe aitmiş gibi otomatik bloke edilemez
    Eşin kişisel banka hesabı ve taşınmazı Eş Hak ve istemin niteliğine göre HMK, TMK veya İİK kaynaklı uygun koruma
    Eşin doğrudan sahibi olduğu şahıs işletmesi aktifleri İşletmenin türüne göre gerçek kişi olabilir Ayrı tüzel kişilik olup olmadığı önce saptanır; tek kişi sermaye şirketiyle karıştırılmamalıdır

    Koruma kararı malvarlığının tamamı üzerine otomatik konulmaz; talep, yaklaşık ispat, risk, orantılılık ve üçüncü kişilerin hakları değerlendirilir.

    12. HMK m. 389: Şirket payına ihtiyati tedbir hangi koşullarla konulabilir?

    İhtiyati tedbir, uyuşmazlık konusu hakkın yargılama sırasında el değiştirmesi veya zarara uğraması riskine karşı geçici hukuki korumadır. HMK m. 389-390 uyarınca mevcut durumun değişmesinin hakkın elde edilmesini ciddi biçimde zorlaştırması, imkansızlaştırması veya gecikmenin ciddi zarar doğurması tehlikesi ve yaklaşık ispat aranır. Mahkeme, talep edilmeyen veya somutlaştırılmayan genel bir malvarlığı dondurma mekanizması gibi çalışmaz.

    Pay devrinin önlenmesi, uyuşmazlığın merkezindeki somut şirket payı üzerinde ilgili kurumlara bildirim yapılması veya paya ilişkin belirlenmiş bir tasarrufun sınırlandırılması gibi talepler düşünülebilir. Şirketin faaliyetini, çalışanlarını ve üçüncü kişi alacaklılarını gereksiz yere kilitleyecek kapsamda tedbirler ise ölçülülük sorununa yol açar.

    HMK m. 390/2 gereğince hakların derhal korunmasının zorunlu olduğu hallerde karşı taraf dinlenmeden karar verilebilir; ancak bu durum otomatik kabul sebebi değildir. Dava öncesi ve sonrası yetkili mahkeme, teminat ve tedbirin uygulanması için kanuni süreler ayrıca dikkate alınmalıdır. [2], [16]

    13. TMK m. 199: Ailenin ekonomik varlığını koruyan tasarruf sınırlaması

    TMK m. 199, ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla belirli malvarlığı değerleri üzerinde tasarrufun diğer eşin rızasına bağlanmasına imkan verir. Bu yol, boşanma davasında gelecekte doğacağı varsayılan her para alacağının sınırsız güvencesi değildir; aile birliğine ilişkin korunma ihtiyacı ve ölçülülük gösterilmelidir.

    Özellikle doğrudan eşe ait bir pay, taşınmaz veya malvarlığı değeri söz konusuysa bu düzenleme değerlendirilebilir. Ancak TMK m. 199, şirketin tüzel kişiliğini ortadan kaldırıp şirket adına kayıtlı bütün araç ve taşınmazların eşe ait kabul edilmesini sağlamaz. Aile konutu şerhi (TMK m. 194), TMK m. 199 tasarruf sınırlaması ve HMK ihtiyati tedbiri amaç ve koşulları bakımından ayrı araçlardır. [1], [17]

    14. İhtiyati haciz (İİK m. 257): Katılma alacağı henüz belirlenmemişse ne olur?

    İhtiyati haciz esasen para alacağını korur. İİK m. 257 bakımından rehinle temin edilmemiş, vadesi gelmiş bir para alacağı genel kuraldır. Vadesi gelmemiş alacak bakımından ancak kanunda belirtilen özel durumlarda (örneğin borçlunun belirli yerleşim yerinin bulunmaması ya da alacaklının haklarını ihlal etmeye dönük belirli kaçırma/hileli işlem koşulları) bu yola gidilebilir.

    Katılma alacağının tasfiye hesabıyla ortaya çıkarılması ve muacceliyeti ayrı bir teknik meseledir. Boşanma davasının açılması, tek başına tüm gelecekteki mal rejimi alacakları için kesin tutarlı ve muaccel para alacağı yaratmaz. Bu nedenle “şirketin milyonlarca lirası var, derhal ihtiyati haciz koyulsun” yaklaşımı hem borçlunun kimliği hem de alacağın hukuki niteliği yönünden başarısız olabilir.

    Somut dosyada para alacağı, muacceliyet veya İİK m. 257/2 koşulları yeterince yaklaşık ispat edilmişse, eşe ait paylar, mevcut kişisel varlıklar ve şirkete karşı kişisel alacaklar bakımından haciz düşünülebilir. Ancak şirketin ayrı malvarlığı eşin şahsi borcu için kendiliğinden haczedilemez. TTK m. 133, ortağın kişisel alacaklısının pay, kar veya tasfiye payı ve diğer ortak alacaklarından tahsilini düzenler. İİK m. 259 teminatı ve m. 261 ve 264’teki takip süreleri ayrıca gözetilmelidir. [2], [18]

    15. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz, TMK 199 ve TMK 229 karşılaştırması

    Yol Hedef Temel soru Sınır
    HMK 389 ihtiyati tedbir Uyuşmazlık konusu hakkın korunması Hak el değiştirirse veya değişirse ciddi risk var mı? Dava konusu ve ölçülülük; üçüncü kişi şirket malları
    İİK 257 ihtiyati haciz Para alacağının tahsilini güvencelemek Alacak ve haciz sebebi kanuna uygun ve yaklaşık ispatlı mı? Para alacağı şartları, gerçek borçlu, teminat ve takip süreleri
    TMK 199 tasarruf sınırlaması Ailenin ekonomik varlığının korunması Evlilik birliği kaynaklı mali koruma ihtiyacı var mı? Belirli eş malvarlığı ve gerekli ölçü
    TMK 229 eklenecek değer Katılma alacağını hesaplama Karşılıksız kazandırma veya hakkı azaltma kastıyla devir var mı? Değer hesabıdır, kendiliğinden haciz veya mülkiyet aktarımı değil
    TMK 241 üçüncü kişi talebi Belirli karşılıksız kazandırmadan eksik alacağın tamamlanması Borçlu eşin malvarlığı yetersiz ve yasal şartlar oluşmuş mu? Yararlanıcı, eksik miktar, hak düşürücü süreler

    Yalnız “mal kaçırma şüphesi” demek yerine, hangi değerin hangi hukuki yolla ve hangi delillerle korunacağı gösterilmelidir.

    16. İspat planı: Şirket hesaplarından gerçek ekonomik duruma nasıl ulaşılır?

    Hukuka uygun delil toplama; şirket payının değeri, ortakla şirketin para ilişkisi, işlemlerin zamanı ve karşılığı hakkında birbirini doğrulayan kaynaklara dayanmalıdır. Aşağıdaki kaynaklar otomatik olarak sınırsız erişime açık değildir; ilgili, belirli ve ölçülü mahkeme müzekkereleri, ibraz yükümlülüğü, bilirkişi veya keşif yoluyla elde edilmesi gerekir.

    Kaynak İspat konusu Tipik talep
    Ticaret Sicili / MERSİS Kuruluş tarihi, ortaklar, pay değişimleri, sermaye artırımı Tescil dosyası, ana sözleşme, tarihsel ortaklık bilgileri
    Pay defteri ve genel kurul kararları Devir, kar dağıtımı, yedekler, tek ortak kararları Uyuşmazlık dönemi karar ve kayıtlarının ibrazı
    Bilanço / gelir tablosu / mizan Pay değeri, karlılık, borçlar, ilişkili işlemler İlgili yılların denetimli/kayda dayalı tabloları
    131 / 331 ortak cari hesapları Ortağa verilen paralar veya ortağın şirkete alacağı Yevmiye kayıtları, dekont ve sözleşme ile mutabakat
    Bankalar Şirket-ortak transferleri, açıklamalar ve para akışı Belirli dönem ve hesaplara ilişkin mahkeme celbi
    Tapu / TAKBİS, trafik tescil Şirket veya eş adına varlık tarihi ve devirler Hedeflenmiş kayıt, işlem ve bedel incelemesi
    Vergi / e-fatura / e-defter İşlem gerçekliği ve şirket gideri olarak yazılan ödemeler Uygun mahkeme veya bilirkişi incelemesi
    İlişkili şirket kayıtları Devir ilişkisi, emsalden farklı bedel, organik bağ Somut bağlantısı açıklanan işlem belgeleri
    SGK / bordro / ücret kayıtları Resmi ücret ve şahsi gelir Yıllar itibarıyla gelir karşılaştırması
    Bağımsız değerleme / sektör verileri İşletme değeri ve gerçek pay değeri Finansal ve sektörel bilirkişi raporu

    Delilin hukuka uygunluğu: Eşin haberi olmadan banka şifresine girme, ticari sır niteliğindeki kayıtları hukuka aykırı yöntemle ele geçirme veya gizlice hesap boşaltma önerilemez. Uyuşmazlıkla ilgisi bulunan kayıtlar mahkeme aracılığıyla istenmeli; gizlilik ve üçüncü kişilerin kişisel verileri korunmalıdır.

    17. Şirket payı nasıl değerlenir? Nominal sermaye, bilanço ve gerçek değer

    Şirketin ticaret sicilinde yazılı sermayesi tek başına şirket payının gerçek değerini göstermez. Şirketin defter değeri de her olayda sürüm değeri değildir. Bilirkişi heyetinin işe uygun olarak mali müşavir/bağımsız denetçi, şirket değerleme uzmanı ve gerektiğinde sektör uzmanından oluşması gerekebilir.

    17.1. İncelenebilecek yöntemler

    • Net aktif değer: Gerçek değerine getirilen varlıklardan gerçek borçların ve diğer yükümlülüklerin düşülmesi.
    • İndirgenmiş nakit akımları: Sürdürülebilir gelecekteki nakit akımlarının makul risk ve iskonto varsayımlarıyla bugüne getirilmesi.
    • Piyasa/emsal yaklaşımı: Karşılaştırılabilir şirket ve işlem verileriyle değer kontrolü.
    • Kazanç yaklaşımı: Normalleştirilmiş faaliyet karı, ilişkili kişi işlemleri ve sürdürülebilirliğin incelenmesi.

    Uygun yöntem, şirketin sektörüne, büyüklüğüne, bilançosuna ve erişilebilir delillere bağlıdır. Tek yönteme, örneğin yalnız vergi bilançosuna, bağlanmak gerçeği yansıtmayabilir. Şirketin alacakları tahsil edilebilir mi; varlıklar rehinli mi; ortakla yapılan borçlar gerçek mi; şirket faaliyetinin sürmesi için nakit zorunlu mu soruları cevaplandırılmalıdır.

    17.2. Değerleme tarihi

    TMK m. 225 uyarınca boşanma kararı verilmesi halinde mal rejiminin sona erme anı kural olarak boşanma davasının açıldığı tarihtir. Ancak TMK m. 235/1’e göre sona erme anında mevcut edinilmiş değerlerin tasfiye anındaki sürüm değerleri hesaba katılır. Eklenecek değerlerde ise m. 235/2’deki özel değerlendirme kuralı gözetilir. Pay değerlemesinde dönemlerin ve sonradan oluşan gerçek yeni faaliyet kazanımlarının birbirinden ayrılması gerektiği için uzman raporunda tarihler açıkça açıklanmalıdır. [1], [6], [9]

    18. Açıklayıcı örnekler: Katılma alacağı şirket üzerinden nasıl hesaplanır?

    Örnek A: Evlilik sırasında edinilmiş tek ortaklı şirket

    Varsayım: Şirketin düzeltilmiş varlıklarının değeri 40 milyon TL, gerçek borç ve yükümlülükleri 16 milyon TL, bu yöntemle bulunan net işletme/özsermaye değeri 24 milyon TL olsun. Şirketin tamamına ilişkin payın edinilmiş mal olduğu, kişisel mal katkısı ve başka denkleştirme olmadığı varsayılırsa hesaplama yalnız açıklama amacıyla 24 milyon TL artık değer ve diğer eş lehine 12 milyon TL katılma alacağı örneği verir. Gerçek davada ticari değerleme, karşılıklı alacaklar, diğer edinilmiş mallar, vergisel etkiler ve borçlar sonucu değiştirebilir. Ayrıca bu hesap şirket kasasından doğrudan 12 milyon TL çekilebileceği anlamına gelmez; alacak kural olarak borçlu eşe yöneliktir.

    Örnek B: Şirket payı evlilikten önce edinilmiş

    Şirketin payı evlilikten önce edinilmişse başlangıçta payın kendisi kişisel mal olabilir. Evlilik sırasında dağıtılmış 3 milyon TL temettü ve bunun mevcut olduğu, sözleşmeyle gelirlerin kişisel mal sayılmadığı kanıtlanırsa bu kazancın edinilmiş mal niteliği değerlendirilir. Buna karşılık aynı tutarın şirketin pay değerine gömülü bir unsur olup olmadığı ayrıca kontrol edilir; otomatik çifte paylaştırma yapılmaz.

    Örnek C: Eş adına hiç taşınmaz yok; fakat şirkete para aktarılmış

    Eş, evlilik döneminde biriktirdiği 8 milyon TL’yi şirket hesabına göndermiş olsun. Bu para gerçekte sermaye artırımı karşılığında konulmuşsa pay değeri, iadesi gereken belgeli ortak borcuysa şirketten alacak, karşılıksız ve alacak hakkını azaltma kastıyla yapılmış bir tasarrufsa somut koşullara göre TMK m. 229 ve diğer hükümler tartışılır. Üç işlem türü aynı hesaplama değildir.

    Bu örnekler gerçek dava dosyasının hesaplama aracı veya bilirkişi raporu yerine geçmez.

    19. Mal ayrılığı sözleşmesi tek ortaklı şirketi korur mu?

    TMK m. 202 ve devamı uyarınca eşler kanunda öngörülen mal rejimlerinden birini seçebilir. Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir; kural olarak noterde düzenleme veya onaylama biçimi aranır (TMK m. 203-205). Eşler ayrıca kanuni sınırlar çerçevesinde TMK m. 221 kapsamında bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğacak belirli değerlerin kişisel mal sayılmasını veya kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mal hesabına katılmamasını kararlaştırabilir.

    Geçerli mal ayrılığı, seçilen dönemde yasal katılma rejiminin artık değer paylaşımı esasının uygulanmamasına yol açabilir. Ancak bu durum evlilik sırasında daha önce yürürlükte bulunan edinilmiş mallara katılma döneminin kazanımlarının kendiliğinden silindiği anlamına gelmez (TMK m. 212). Önceki dönemin tasfiyesi ayrıca değerlendirilebilir.

    Ayrıca mal ayrılığı sözleşmesi; eşe ait doğrudan mülkiyet, gerçek borç-alacak ilişkileri, haksız fiil veya muvazaa iddiaları, aile birliğinden kaynaklanan yükümlülükler, nafaka ve boşanma tazminatı bakımından tüm hakları toptan ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin geçerliliği; ehliyet, gerçek irade, şekil, kapsam ve emredici hükümlere uygunluk bakımından araştırılır. [1], [19]

    20. Boşanmadan hemen önce imzalanan mal ayrılığı sözleşmesi ve feragat

    Boşanma olasılığı belirginleştiğinde imzalanan bir sözleşmenin varlığı, tek başına geçersizlik sebebi değildir. Ancak irade sakatlığı, baskı, hile, sahte imza, sözleşmenin kapsamı ve geçmiş döneme ilişkin tasfiye/feragat iradesinin açıklığı ayrı ayrı incelenmelidir. Bir metnin başlığında “mal ayrılığı” yazması, önceki dönem için açıkça kurulmamış bir feragat ilişkisini otomatik oluşturmaz.

    Mal rejimi değiştirme, mal rejimi tasfiye mutabakatı ve gelecekte doğacak belirli malvarlığı haklarından feragat birbirinden farklı hukuki işlemlerdir. TMK m. 237-238 kapsamında artık değere katılmada farklı esasların boşanmada uygulanabilmesi için açık sözleşme düzenlemesinin önemi ayrıca gözetilmelidir. Mal rejimi tasfiye alacağından vazgeçme yorumunda açık irade ve somut kapsam belirleyicidir.

    21. Eşin üzerinde hiçbir şey yoksa ispat yükü kime düşer?

    TMK m. 222/3, bir eşin bütün mallarının aksi kanıtlanana kadar edinilmiş mal kabul edildiğini düzenler. Ancak bu karine öncelikle bir malın eşe ait olduğu saptandıktan sonra o malın edinilmiş/kişisel niteliği bakımından anlam taşır. Şirket adına kayıtlı taşınmazın doğrudan eşin malı sayılması için kullanılabilecek genel bir “tüzel kişiliği yok sayma” kuralı değildir.

    İddia eden taraf, payın varlığını, dönemleri, şüpheli işlemleri ve dayandığı olguları mümkün olduğunca somutlaştırmalıdır. Diğer eş ise payın miras, bağış veya evlilik öncesi kişisel fonla edinildiğini ileri sürüyorsa bu iddiayı belgelerle açıklamak durumundadır. Ticari kayıtların yalnız tek ortaklı şirketin kontrolünde bulunması, mahkemeden ibraz, defter incelemesi ve bilirkişi yoluyla bilgi elde edilmesini gerektirebilir. Yargıtayın 2026 tarihli eklenecek değer kararları, bir devir işleminin sırf var olmasının değil, kast ve işlem bağlamının incelenmesinin önemini gösterir. [1], [13], [20]

    22. Boşanma, mal rejimi tasfiyesi ve ayrı ticari davaların birbirine etkisi

    Boşanma davasında kusur, velayet, nafaka ve TMK m. 174 tazminat talepleri ele alınır. Mal rejiminin tasfiyesine dayalı katılma alacağı ise ayrı bir talep ve hesaplama gerektirir; uygulamada boşanma sonucunun bekletici mesele yapılması gündeme gelebilir. Şirketin üçüncü kişilere yönelik işlemlerinin hükümsüzlüğü veya tüzel kişilik perdesi gerekçesiyle ileri sürülebilecek istemlerin taraf ve görev bakımından ayrı dava konusu olması mümkündür. Her bir uyuşmazlıkta görev, hukuki yarar, taraf sıfatı ve talep sonucu bağımsız olarak kurulmalıdır.

    Şirket payının devri, ayrılma akçesi, pay sahipliği ilişkisi, yönetim sorumluluğu ve ticaret sicili uyuşmazlıklarında ticaret hukuku hükümleri ayrıca önem kazanabilir. Aile mahkemesinin mal rejimi tasfiyesi kararıyla şirkete doğrudan yönetim kayyımı atanacağı veya şirketin her malına el konulacağı varsayımı doğru değildir.

    23. Mal kaçırma riski nasıl somutlaştırılır? Dava hazırlığı

    Mal kaçırma savını güçlendirebilen göstergeler tek başlarına suç veya hile ispatı oluşturmaz; bir olaylar zinciri içinde incelenir. Örneğin boşanma görüşmelerinin başladığı tarih, şirket hisselerinin düşük bedelle akrabaya geçirilmesi, banka hareketlerinde beklenmedik büyüklükte çıkış, gerçekte verilmeyen hizmet faturaları, ortak cari hesaplarının birden artması, ticari gerekliliği gösterilmeyen şirket borçlanması ve şahsi harcama düzeninin gizlenmesi birlikte değerlendirilebilir.

    Dava dilekçesi veya koruma talebinde somut işlem, tarih, kişi, malvarlığı değeri, korumanın hukuki temeli ve talep edilen geçici hukuki korumanın amacı açıkça yazılmalıdır. Sadece “çok zengin, her şeyi şirketine kaçırıyor” cümlesi yaklaşık ispat için yetersiz kalabilir.

    24. İhtiyati tedbir / haciz açısından ölçülü hukuki yol haritası

    1. Statü kontrolü: Mal rejimi, varsa noter sözleşmesi ve değişiklik tarihi; boşanma davasının açıldığı gün.
    2. Pay haritası: Eşin tek ortak olduğu bütün şirketler, iştirakler, pay devirleri, sermaye artırımları, şirkete karşı alacakları.
    3. Delil haritası: Belirli dönem muhasebe kayıtları, pay defteri, kar dağıtım kararları, ortak cari hesapları, banka ve tapu hareketleri.
    4. Talep ayrımı: TMK 199 aileyi koruma; HMK 389 uyuşmazlık konusu payı koruma; İİK 257 para alacağı güvencesi; TMK 229 tasfiye hesabına değer ekleme.
    5. Ölçülülük: Yaklaşık alacak, zarar tehlikesi, üçüncü kişi şirketin faaliyetinin korunması, teminat ve sınırlandırmanın kapsamı.
    6. Bilirkişi: Şirket payı gerçek değeri, iç transferler, dağıtılmış/dağıtılmamış kazanç, muhasebe ve vergi kayıtlarının eşleştirilmesi.
    7. Takip: Tedbir/haciz kararının uygulanma süreleri, itiraz yolları, koruma ihtiyacının değişmesi ve nihai alacağın tahsili.

    Bu sıra her dosyada aynı olmayabilir. Acil devir tehlikesi varsa delillerin tamamlanmasından önce uygun koruma talebi düşünülebilir; fakat şirket tüzel kişiliğine müdahalenin yasal sınırları aşılmamalıdır.

    25. Uygulamada en sık rastlanan hukuki hatalar

    • Tek ortaklı limited şirketi, ortağın şahsi banka hesabı gibi değerlendirmek.
    • Şirket sermayesinin nominal tutarını payın gerçek değeri saymak.
    • Şirketin bütün taşınmaz ve araçlarına, şirkete karşı bağımsız hukuki sebep göstermeksizin tedbir istemek.
    • İhtiyati tedbir ile ihtiyati haczi eş anlamlı görmek.
    • Her şirket hesabı transferini otomatik mal kaçırma ve her dağıtılmamış karı otomatik şahsi alacak kabul etmek.
    • Payın evlilik öncesi kişisel mal olması nedeniyle evlilik dönemi gelirlerinin incelenmesini tümüyle dışlamak.
    • Pay değeri ve kar akımlarında aynı ekonomik değeri iki defa hesaplamak.
    • Mal ayrılığı sözleşmesinin geçmişte doğmuş tüm ekonomik hakları kendiliğinden sildiğini varsaymak.
    • Boşanmadaki kusurun, kanuni istisna aranmaksızın mal rejimi payını değiştirdiğini kabul etmek.
    • Şirket şifresine izinsiz erişim gibi hukuka aykırı delil yöntemlerine başvurmak.

    26. Sonuç: Doğru hedef şirketin bütün malları değil, gerçek ekonomik hak ve korunabilir alacaktır

    Tek ortaklı şirketin arkasında önemli ekonomik değerlerin birikmesi, diğer eşin yasal mal rejimi haklarından bütünüyle yoksun olduğu anlamına gelmez. Ancak şirket ile eşin malvarlığı ayrı olduğundan çözüm, şirket hesaplarına genel bir bloke koymak değil; şirket payını, ortağa ait gelir ve alacakları, şüpheli devirleri, değerleme esaslarını ve alacağın hukuki niteliğini doğru tespit etmektir.

    2025 tarihli içtihat uyuşmazlığı kararı şirket malları üzerinde koruma isteminin sınırlarını; 2021 Hukuk Genel Kurulu kararı kişisel mal niteliğindeki şirket payının gelir boyutunu; 2026 kararları ise eklenecek değer ve kusurun istisnai etkisini daha anlaşılır hale getirmiştir. Sağlıklı bir mal rejimi davası, ticaret hukuku, aile hukuku ve mali analiz disiplinlerini birlikte gerektirir.

    En önemli usuli tercih, hukuken mümkün olmayan geniş bir tedbir yerine, hangi değer üzerinde hangi hakkın ve hangi riskin bulunduğunu delille göstermektir. Bu yaklaşım hem alacaklı eşin hukuki korunmasını hem de üçüncü kişi şirketin haklarına saygıyı esas alır.

    27. Sık Sorulan Sorular

    1. Eşimin tek ortak olduğu limited şirketin yarısını alabilir miyim?

    Yasal mal rejiminde kural olarak şirketin yarısına ortak olmazsınız. Payın edinilmiş mal niteliği ve artık değer hesabına göre diğer eşten parasal katılma alacağı doğabilir.

    2. Eşim bütün parayı şirket hesabında tutuyor. Bu paranın yarısını isteyebilir miyim?

    Şirket hesabı doğrudan eşin şahsi malı değildir. Şirket payının gerçek değeri, ortağın kar payı/ücret/alacak hakkı ve kaynak transferleri araştırılır.

    3. Eşimin şahsi adına hiçbir şey yoksa dava açmanın anlamı var mı?

    Evet, pay sahipliği, şirkete karşı alacaklar ve işlem geçmişi ekonomik haklar doğurabilir; ancak nihai tahsil kabiliyeti ayrıca değerlendirilir.

    4. Şirketin araçlarına ve tapulu gayrimenkullerine ihtiyati tedbir konulur mu?

    Sırf eşin ortaklığına dayanan mal rejimi tasfiyesi davasında kural olarak hayır; Yargıtay 2. HD 2025/49 E., 2025/923 K. kararında bu sınırı açıklamıştır.

    5. Şirket hissesine ihtiyati tedbir konabilir mi?

    Payın uyuşmazlıkla ilişkisi, HMK 389 koşulları, yaklaşık ispat ve ölçülülük sağlanıyorsa somut payın devrini sınırlamaya dönük tedbir değerlendirilebilir.

    6. Şirket hesabındaki paraya ihtiyati haciz konabilir mi?

    Eşin şahsi borcuna dayalı olarak şirket mevduatı otomatik haczedilemez. İİK 257 koşulları mevcutsa gerçek borçlu eşe ait pay ve alacaklar incelenebilir.

    7. Mal kaçırma şüphesinde hangi deliller değerlidir?

    Pay devir kayıtları, ticaret sicili, ortak cari hesapları, banka para akışı, kar dağıtım kararları, mali tablolar, ilişkili taraf işlemleri ve bunların zamanlaması.

    8. Eşin şirketi evlenmeden önce kurulmuşsa hiç hak doğmaz mı?

    Pay kişisel mal olsa da evlilik dönemindeki ve geçerli sözleşmeyle farklılaştırılmamış gelirler edinilmiş mal olabilir.

    9. Dağıtılmayan karlar da hesaba katılır mı?

    Doğrudan ve otomatik kar payı sayılmaz. Ancak şirket içinde yatırıma dönüşen gelir ve pay değeri bağlantısı Yargıtay içtihadı uyarınca araştırılır.

    10. Boşanmadan önce şirkete para aktarılması doğrudan mal kaçırma mıdır?

    Hayır. Sermaye katkısı, gerçek borç ilişkisi veya karşılıksız aktarımın ekonomik karşılığı ve amacı ayrı ayrı incelenir.

    11. Eşim şirket hisselerini kardeşine devrettiyse ne olur?

    Devir bedeli, gerçekten ödenip ödenmediği, tarih, akrabalık ve katılma alacağını azaltma kastına ilişkin delillerle TMK 229 gündeme gelebilir.

    12. Mal ayrılığı sözleşmesi her şeyi değiştirir mi?

    Geçerli sözleşme seçildiği dönem bakımından önemli etki doğurabilir; ancak geçmiş rejimin kazanımları, diğer haklar ve geçersizlik iddiaları ayrıca değerlendirilir.

    13. Kusurlu eşin şirket payı otomatik olarak diğer eşe geçer mi?

    Hayır. Kusur mal rejimi sahipliğini otomatik değiştirmez; TMK 236/2 yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada özel ve takdire bağlı düzenlemedir.

    14. Nafaka hesabında şirketten yapılan kişisel harcamalar dikkate alınır mı?

    Gerçek ödeme gücü, yaşam standardı ve fiili ekonomik yararlanma açısından araştırılabilir; sırf şirket cirosunun tamamı şahsi gelir sayılamaz.

    15. Bilirkişi şirket değerini yalnız özsermaye üzerinden hesaplayabilir mi?

    Özsermaye verisi önemlidir ancak tek başına her zaman yeterli değildir. İşletmenin borçları, gerçek varlık değeri, kar akımları ve diğer yöntemler birlikte ele alınabilir.

    16. Eşimin şirketi tek ortaklı değil, %30 hissesi varsa ne değişir?

    Değerleme ve tedbir eşin sahip olduğu pay ile bu paya bağlı haklar üzerinden değerlendirilir; şirketin tüm malvarlığı eşe ait sayılamaz.

    17. Mahkeme şirket defterlerini isteyebilir mi?

    Somut uyuşmazlıkla bağlantılı, gerekli ve ölçülü kayıtların ilgili usul hükümlerine göre ibrazı ve uzman incelemesi istenebilir.

    18. Şirketin borçları gerçek değilse nasıl ele alınır?

    İddia uygun delillerle somutlaştırılarak borç belgeleri, alacaklı ilişkisi, ödeme hareketleri ve defter kayıtları uzman tarafından incelenmelidir.

    19. TMK 229 ile mal devri iptal mi edilir?

    Hayır. TMK 229 esas olarak değerin tasfiye hesabına eklenmesine ilişkindir; üçüncü kişilere yönelik farklı istemler ayrı koşullar taşır.

    20. TMK 241 ile doğrudan şirketten para alınabilir mi?

    Yalnız özel karşılıksız kazandırma koşulları ve diğer şartlar varsa üçüncü kişi sorumluluğu gündeme gelir; şirket sırf eşin ortağı olduğu için borçlu değildir.

    21. Boşanma davası açılmadan önce tedbir istenebilir mi?

    HMK 390 ve diğer özel kurallar kapsamında uygun mahkemeden dava öncesi koruma istenebilir; koşullar ve dava açma/uygulama süreleri gözetilmelidir.

    22. 2026 yılında mal rejiminde mal kaçırmaya ilişkin önemli karar var mı?

    Yargıtay 2. HD 22.01.2026 E. 2025/435 K. 2026/795 kararı, somut kast göstergeleriyle yapılan devrin eklenecek değer olarak değerlendirilmesine örnek sunar.

    28. Akademik Kaynakça, Mevzuat ve Yargıtay Kararları

    Kaynakça, hukuk fakültesi hakemli dergilerindeki akademik çalışmalar, Adalet Bakanlığının mevzuat/içtihat sistemi, TBMM ve karar metni sunan içtihat yayınlarından oluşturulmuştur. Üçüncü kişilere ait avukatlık bürosu bloglarına bağlantı verilmemiştir.

    1. [1] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 174, 199, 202-205, 219-242 (Adalet Bakanlığı, resmi mevzuat). Kaynağa erişim.
    2. [2] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.02.2025, E.2025/49, K.2025/923 (karar metni). Kaynağa erişim.
    3. [3] Yargıtay Karar Arama, 2. Hukuk Dairesi E.2025/49, K.2025/923 künyesiyle resmi doğrulama sistemi. Resmi karar arama.
    4. [4] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.05.2026, E.2025/7106, K.2026/5270 (Adalet Bakanlığı, karar). Kaynağa erişim.
    5. [5] Haluk Burcuoğlu, TMK m. 236 ve artık değer-katılma alacağı üzerine değerlendirme, İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (2026). Kaynağa erişim.
    6. [6] Şahin Akıncı, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesinde Karşılaşılan Bazı Meseleler, MÜHF-HAD (2016). Kaynağa erişim.
    7. [7] Banu Fatma Günarslan, Değer Artış Payı Alacağının Artık Değer Hesabına Etkisi, Erciyes ÜHFD (2015). Kaynağa erişim.
    8. [8] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, şirket payı ve kar payına ilişkin karar (Adalet Bakanlığı, resmi içtihat; 2021). Kaynağa erişim.
    9. [9] Yargıtay, 20.10.2021 tarihli şirket gelirinin tasfiyesine ilişkin bozma kararı (Adalet Bakanlığı). Kaynağa erişim.
    10. [10] Süheyla Zorlu, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Eklemenin Konusu Olan Değerler ve Yargıtay Uygulaması, SDÜHFD (2021). Kaynağa erişim.
    11. [11] Arzu Genç Arıdemir, Eşlerden Birinin Üçüncü Kişiyle Yaptığı Muvazaalı İşlemlerin TMK m.229 Kapsamında Değerlendirilmesi, İstanbul Hukuk Mecmuası (2018). Kaynağa erişim.
    12. [12] Şahin Akıncı, Alacaklılardan Mal Kaçırmak İçin Kurulan Şirket; Muvazaa ve Tüzel Kişilik Perdesi, Selçuk ÜHFD (2019). Kaynağa erişim.
    13. [13] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.01.2026, E.2025/435, K.2026/795 (Adalet Bakanlığı). Kaynağa erişim.
    14. [14] Celile Çağla Çataklı, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılabileceği Hallerin Tek Ortaklı Şirketlerdeki Görünümü, Anadolu ÜHFD (2024). Kaynağa erişim.
    15. [15] Elif Sena Malatyalıoğlu, Sermaye Şirketlerinde Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Sebepleri, TOGÜ Hukuk Fakültesi Dergisi (2025). Kaynağa erişim.
    16. [16] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 389-399 (Adalet Bakanlığı). Kaynağa erişim.
    17. [17] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, TMK m. 194 ve m. 199 ayrımı (Adalet Bakanlığı). Kaynağa erişim.
    18. [18] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m. 257-265 (TBMM mevzuat bilgileri için arama girişi). Kaynağa erişim.
    19. [19] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 203-205, 212, 221, 237-238 (TBMM kanun metni). Kaynağa erişim.
    20. [20] Ayşenur Şahin Caner, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Akrabalar Arası Satışlar ve Karine, İstanbul Medeniyet ÜHFD (2025). Kaynağa erişim.
    21. [21] Burak Doğan, Katılma Alacağı ve Ödenmesi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (2026). Kaynağa erişim.
    22. [22] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2026/4247 sayılı mal rejimi kararında eklenecek değer ve ispat tartışması (Adalet Bakanlığı). Kaynağa erişim.
    Yazar: Av. Murat Can Dolğun | TD Hukuk ve Danışmanlık Ofisi

    İletişim: Dünya Ticaret Merkezi A2/209, İstanbul | 0 212 299 44 22 | | www.td-lawfirm.com

    Bilgilendirme notu: Bu çalışma genel hukuki bilgi ve akademik değerlendirme amaçlıdır. Tek bir somut dosyanın belgeleri görülmeden şirketin malvarlığına, tedbir/haciz uygunluğuna veya katılma alacağına ilişkin kesin sonuç çıkarılamaz. Kanun ve içtihat gelişmelerinin yayından sonra ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

  • Boşanmada Nafaka ve Tazminat Nasıl Belirlenir? 2026 Güncel Mevzuat, Hesaplama Ölçütleri ve Mal Ayrılığı Sözleşmesi

    Boşanmada Nafaka ve Tazminat Nasıl Belirlenir? 2026 Güncel Mevzuat, Hesaplama Ölçütleri ve Mal Ayrılığı Sözleşmesi

    Boşanmada Nafaka ve Tazminat Nasıl Belirlenir? 2026 Güncel Mevzuat, Hesaplama Ölçütleri ve Mal Ayrılığı Sözleşmesi

    17 Ekim 2026 | Güncel akademik ve yargısal inceleme

    Özet: Boşanmada nafaka ve tazminat neye göre belirlenir? Gelir, yaşam standardı, kusur, çocuğun ihtiyaçları, TÜFE, banka ve tapu kayıtları ne ölçüde dikkate alınır? Tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım nafakası; maddi ve manevi tazminat; mal ayrılığı sözleşmesinin hukuki etkileri ile 2026 Anayasa Mahkemesi kararını kaynaklı olarak inceliyoruz.

    Yazı, mevzuat metni, resmi yargı içtihatları, TÜİK istatistikleri ve hakemli bilimsel makalelerden yararlanır. Başka avukatlık ofisi veya avukat tanıtım sitelerine kaynak verilmemiştir.

    İçindekiler

    Konu ve hukuki ayrımlar

    Boşanma davasında nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat ve mal rejiminin tasfiyesi birbirinden bağımsız hukuki dayanaklara sahip taleplerdir. Bir kişinin ekonomik açıdan güçlü olması, tek başına diğer eşin istediği miktarda tazminata hükmedileceği anlamına gelmediği gibi; kusurunun ağır olması da tek başına karşı tarafın talep ettiği tutarda nafaka ödemesini gerektirmez. Her talebin hukuki şartları, ispatı, karar zamanı ve ödeme yöntemi ayrıdır.

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 169, 174–176, 178, 182, 197, 203–205, 218 vd., 327–331 ve 364–365 bir arada incelenmelidir. 17 Ekim 2026 itibarıyla TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresi hakkında verilmiş iptal kararı henüz yürürlüğe girmemiştir. Bu tarih ayrımı, 2026’da açılacak davalarda ve mevcut nafaka kararlarında belirleyicidir.

    Nafaka ile tazminat arasındaki temel farklar

    Talep İlgili hüküm Amaç Temel ölçüt Kusur
    Boşanma sürecinde eşe tedbir nafakası TMK m. 169 Yargılama sırasında geçimi ve dengeyi korumak Fiili ihtiyaç, sosyal-ekonomik durum Kural olarak ön şart değil
    Ayrı yaşamada tedbir/katkı TMK m. 197, 195 Haklı ayrı yaşamada bakım ve geçim Haklılık, ihtiyaç ve mali güç Boşanma kusurundan ayrı değerlendirme
    Yoksulluk nafakası TMK m. 175–176 Boşanmanın doğuracağı yoksulluğu hafifletmek Yoksulluk, talep, mali güç Talep edenin kusuru daha ağır olmamalı; borçlunun kusuru aranmaz
    Çocuk için iştirak nafakası TMK m. 182, 327–331 Çocuğun bakım ve eğitimi Çocuğun gereksinimi ve ebeveynlerin ödeme gücü Eşlerin boşanma kusuru belirleyici değil
    Yardım nafakası TMK m. 364–365 Yoksulluğa düşecek bazı hısımlara destek İhtiyaç, yakınlık sırası, karşı tarafın gücü Boşanma kusuruyla bağlantılı değil
    Maddi tazminat TMK m. 174/1 Boşanmayla zedelenen mevcut veya beklenen menfaatlerin giderimi Menfaat kaybı, kusur, uygunluk İsteyen kusursuz veya daha az kusurlu olmalı
    Manevi tazminat TMK m. 174/2 Kişilik hakkı ihlalinin manevi etkisini karşılamak İhlalin ağırlığı, olaylar, kusur, hakkaniyet Diğer eşin kusurlu eylemi aranır; karşılaştırmalı kusur gözetilir
    Katılma/değer artış payı alacağı TMK m. 202 vd. Mal rejiminden doğan mali hakların tasfiyesi Rejim, mülkiyet, edinim, değer, katkı Genel olarak boşanma kusuruna bağlı değil

    Örneğin mal ayrılığı sözleşmesi yapılmış olması, TMK m. 174 veya 175’teki talepleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz; mal paylaşımının yasal rejimini değiştirir. Çocuğun iştirak nafakası ise anne ve babanın mal rejimi anlaşmasıyla bertaraf edilemez.

    Hakim nafaka miktarını nasıl belirler?

    Türk hukukunda bütün boşanma dosyalarına uygulanan “gelirin yüzde 20’si nafakadır” veya “evlilik yılı çarpı sabit tutar” biçiminde yasal bir formül bulunmaz. Hâkim; bakım ihtiyacını, tarafların gerçek ödeme gücünü, yaşam koşullarını, çocuğun ihtiyaçlarını, paranın alım gücünü ve TMK m. 4’teki hakkaniyet ölçütünü birlikte tartar. Aynı kazancı elde eden iki kişi bakımından kira, sağlık, bakmakla yükümlü olunan çocuk, malvarlığı ve giderler farklıysa sonuç da farklı olabilir.

    Sağlıklı değerlendirmede önce talep türü ve hukuki uygunluk belirlenir; sonra hane bütçesi ve kişinin öznel ihtiyacı somutlaştırılır; nihayet SGK, banka, tapu, işyeri, şirket, vergi ve harcama kayıtlarıyla gelir-gider tablosu doğrulanır. Her veri aynı ispat gücüne sahip değildir. Sosyal-ekonomik durum araştırması başlangıç verisi sağlar fakat tek başına karmaşık servet ilişkilerini açıklamayabilir.

    Yargıtay’ın Adalet Bakanlığı UYAP sisteminde yayımlanan 4 Kasım 2025 tarihli kararında, sosyal ve ekonomik durum ile TAKBİS ve SGK kayıtlarının ayrıntılı araştırılmadan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi eleştirilmiş; maddi tazminatta ise kusur derecesi, para alım gücü ve zedelenen menfaatler vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, sadece bordroya bakılarak sonuca gidilemeyeceğini gösterir. [2]

    Boşanma davası devam ederken tedbir nafakası

    TMK m. 169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Uygulamada eş ve çocuk bakımından ayrı tutarlar saptanabilir. Tedbir nafakası, davanın sonunda hangi tarafın daha kusurlu olduğuna ilişkin nihai tespitle özdeş değildir.

    Hakimin değerlendirmesinde eşin işini bırakıp çocukla ilgilenmesi, tarafların ayrılık sonrası iki ayrı konuta çıkması, mevcut kira gideri, fiili ödeme akışı, tarafın erişilebilir birikimi ve iş güvencesi dikkate alınabilir. Dava açılışından önceki ayrı yaşama dönemi açısından ise m. 169 yerine koşullarına göre m. 197’nin incelenmesi gerekir; iki hükmün başlangıç tarihi ve dayanakları karıştırılmamalıdır.

    Tedbir nafakası kararı yargılama devam ederken değişen koşullara göre yeniden değerlendirilebilir. Dava reddedilmişse veya karar kesinleşmişse tedbirin akıbeti, hüküm ve ilgili yargılama aşamasına göre ayrıca değerlendirilmelidir; geçmişte doğmuş muaccel nafaka alacakları sırf tedbirin sona ermesiyle yok sayılmaz.

    Ayrı yaşama nedeniyle tedbir nafakası ve eşlerin aile giderlerine katılması

    TMK m. 197 uyarınca ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya aile huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eşin ayrı yaşama hakkı doğabilir. Haklı ayrı yaşama hâlinde eşler, ayrı yaşamanın parasal sonuçlarının düzenlenmesini isteyebilir. Bu düzenleme mutlaka boşanma davası açılmasına bağlı değildir. TMK m. 195 ise evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesine hâkimin müdahalesi çerçevesini verir.

    Geçici barınma, işyerine/okula erişim, çocuk bakım yükü ve erişilebilir gelirler araştırılır. Mal rejimi seçiminden bağımsız olarak eşlerin evlilik birliğine katkı yükümlülükleri ve koruma ihtiyaçları gündeme gelebilir. Somut olayın niteliğine göre TMK m. 186, 195, 197 ve 198 hükümleri birlikte değerlendirilebilir.

    Yoksulluk nafakasının hukuki şartları

    TMK m. 175 uyarınca yoksulluk nafakası talep edilebilmesi için boşanma dolayısıyla yoksulluğa düşecek eşin talebi bulunmalı, talep eden eşin kusuru diğer eşinkinden daha ağır olmamalı ve istenen nafaka karşı tarafın mali gücü içinde kalmalıdır. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ayrıca zorunlu değildir. Yoksulluk kavramı yalnızca açlığa veya tamamen gelirsiz kalmaya indirgenemez; somut geçim düzeyi, barınma, beslenme, ulaşım, sağlık, sosyal yaşamın zorunlu unsurları ve mevcut gelir birlikte tartışılır.

    Çalışan eşin mutlaka nafakadan mahrum kalacağı düşüncesi isabetli değildir. Asgari ücret veya düşük ücret seviyesinde gelir elde edilmesi, tek başına yoksulluk koşulunu ortadan kaldırmayabilir. Buna karşılık yüksek ve istikrarlı ücret, gelir sağlayan taşınmaz, düzenli kira veya iştirak dışı güçlü pasif gelir, yoksulluk değerlendirmesini değiştirebilir. Bir eşin mesleğinin, diplomasının yahut teorik çalışma olanağının varlığı, tek başına o anda geçimini sağlayan fiili gelir bulunduğu anlamına gelmez. [5]

    Yoksulluk nafakası bir yaşam standardını sonsuza kadar eşitleme mekanizması değildir. Yükümlünün mali gücü ve alacaklının giderleri arasında karşılaştırma yapılır; asgari hayat gereksinimi ile tarafların evlilik içindeki yaşam koşulları birbirinden ayrılarak değerlendirilir. Bu sınırlara ilişkin doktrindeki farklı yaklaşımlar, Güllüoğlu–Aydın Engin (2025), Akkurt (2024) ve Burak Çelik’in (2025) mehaz İsviçre hukukuyla karşılaştırmalı incelemesinde ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. [8] [9] [22]

    2026 Anayasa Mahkemesi kararı: Süresiz yoksulluk nafakasında ne değişti?

    Güncel hukuki gelişme: Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararla TMK m. 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar verdi. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; iptal hükmünün yürürlüğü yayın tarihinden itibaren dokuz ay ertelendi. Buna göre iptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. [3]

    17 Ekim 2026 itibarıyla: İptal edilmiş ifade yürürlükteki metinde uygulanmaya devam etmektedir. Karar, mevcut nafakaların 30 Eylül 2026 tarihinde kendiliğinden sona erdiği veya yeni davalarda belirli bir yıl sınırı zaten bulunduğu anlamına gelmez. İptal sonrasındaki dönem için mevzuatın nasıl şekilleneceği, olası geçiş hükümleri ve kesinleşmiş kararların etkisi ayrıca izlenmelidir. Mevcut kararların otomatik olarak ortadan kalktığı iddiası hukuken güvenilir değildir.

    Akademik tartışma: 2026 tarihli Ersöz, 2025 tarihli Güllüoğlu–Aydın Engin, 2024 tarihli Akkurt ve 2022 tarihli Baş–Özcan çalışmaları; nafakanın süresi, bireysel koşullar, yükümlü ile alacaklı arasındaki dengenin sınırları ve tek seferlik ödeme modelleri hakkında farklı görüşler sunar. Söz konusu görüşler olan hukuk ile olması önerilen hukuk arasında ayrım yapılarak okunmalıdır. [10] [8] [9] [11]

    İştirak nafakası: Çocuk için tutar nasıl belirlenir?

    TMK m. 182 ve m. 327–331 çerçevesinde anne ve baba, güçleri ölçüsünde çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerine katılır. TMK m. 330 gereğince nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri esas alınarak belirlenir; çocuğun varsa kendi geliri de hesaba katılır. Çocuğun yararı kamu düzeniyle yakından bağlantılı olduğundan hâkim, tarafların salt tasarruflarına bağlı kalmaksızın gerekli önlemleri değerlendirir. [1]

    Çocuk için hazırlanan gider planı; yaş ve gelişim dönemi, okul ve servis, beslenme, kıyafet, sağlık sigortası ve ilaç, terapi veya özel eğitim gereksinimleri, spor ve sosyal gelişim harcamaları, barınma giderinin çocuğa düşen makul payı ve ulaşım kalemlerini ayrı ayrı göstermelidir. Özel okul ve yüksek maliyetli kurs giderleri otomatik kabul veya ret konusu değildir: Önceki aile yaşamı, eğitim sürekliliği, çocuğun somut ihtiyacı ve ödeme kapasitesi birlikte tartılmalıdır.

    Çocuğun fiilen yanında kaldığı ebeveynin ayni bakım, emek ve konut katkısı da göz ardı edilmemelidir. Bununla birlikte “velayet annede olduğundan baba her durumda bütün giderleri tek başına öder” veya tersi biçiminde bir genelleme kanundan çıkarılamaz. Kusur tartışması çocuğun bakım hakkını ortadan kaldırmaz.

    Yargıtay’ın Adalet Bakanlığı sistemindeki örnek kararları, iştirak nafakasının çocuğun yaşı, ihtiyaçları ve ebeveynlerin ekonomik güçleri gözetilerek takdir edilmesi gerektiğini vurgular. [6]

    Ergin olan ve eğitimi devam eden çocuğun hakkı

    TMK m. 328 uyarınca kural olarak anne ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder; çocuğun eğitimi sürüyorsa ana ve babadan durum ve koşullar çerçevesinde makul ölçüde destek beklenebilir. Ergin çocuk bakımından iştirak nafakasının aynı kararla otomatik ve süresiz devam edeceği varsayılmamalıdır. Öğrenime devam eden ergin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için koşullarına göre kendi adına yardım nafakası istemesi söz konusu olabilir.

    Üniversite harcı, yurt/kira, ulaşım, ders materyali, engellilik veya sağlık harcamaları ile öğrencinin burs, yarı zamanlı iş veya diğer gelirleri değerlendirmeye katılır. Her eğitim harcaması sınırsız veya koşulsuz şekilde diğer ebeveyne yüklenmez.

    Yardım nafakası: Üstsoy, altsoy ve kardeşler

    TMK m. 364–365 düzenlemesinde yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşler bakımından söz konusudur; kardeşlerin yükümlülüğü ayrıca refah koşuluna bağlıdır. Bu nafaka, boşanmanın fer’i sonucu olan yoksulluk nafakasıyla aynı şey değildir. Davanın muhatabı bakımından mirasçılıktaki sıra ve mali güç araştırılır. [1] [12]

    Yardım nafakasının belirlenmesinde alacaklının zorunlu geçim giderleri ve yükümlünün ödeme gücü esas alınır. Bir kişinin aynı anda çocuk, eski eş ve başka hısımlara karşı nafaka borçları bulunması, ayrı ayrı taleplerin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez; ödeme gücü ve normatif öncelikler birlikte incelenir. 2025 tarihli Yünlü çalışması, nafaka yükümlülüklerinin çatışmasına ilişkin öğretideki yaklaşımları sistematik biçimde ele alır. Yargıtay’ın 19 Şubat 2026 tarihli kararında yardım nafakası takdir edilirken günün ekonomik koşulları ve hakkaniyetin gözetilmesi gerektiği ayrıca vurgulanmıştır. [13] [7]

    Nafaka belirleme araçları: Mahkemenin dayandığı veri kaynakları

    Bilgi/araç Ne gösterir? Sınırı ve usul notu
    SGK hizmet ve prime esas kazanç kayıtları Sigortalı çalışma geçmişi ve beyan edilen prime esas kazanç Gerçek toplam gelirden daha düşük olabilir
    İşveren yazısı, bordro, yan hak belgeleri Net ücret, prim, ikramiye, araç/konut katkısı Yalnızca tek aya ait bordro yanıltabilir
    Vergi kayıtları ve işletme/şirket belgeleri Ticari faaliyet, beyan edilen gelir, kar, ortaklık Şirket cirosu kişisel net gelir sayılamaz
    TAKBİS/tapu kayıtları Taşınmaz mülkiyeti Taşınmazın güncel değeri ve kira getirisi ayrıca araştırılır
    Araç sicili ve ekspertiz Araç sahipliği ve değer Taşıtın gelir üretip üretmediği ayrı değerlendirilir
    Banka hesap/transfer ve mevduat kayıtları Düzenli nakit akışı, tasarruf, gelir örüntüsü Hesaba gelen her tutar kesin kazanç değildir; usulüne uygun celp gerekir
    MASAK/vergi incelemesi veya şirket bilirkişisi Dosya koşullarında karmaşık para ilişkileri Otomatik ve sınırsız erişim yoktur; yasal şartlar aranır
    TÜİK TÜFE verileri Paranın alım gücündeki değişim Tek başına kanuni nafaka oranı değildir
    Kira kontratı, faturalar, sağlık/okul belgeleri Fiili ve belgelenebilir zorunlu giderler Giderin gerçekten yapıldığı ve makul olduğu incelenir
    Tanık, sosyal inceleme, SED araştırması Yaşam standardı, bakım yükü, çalışma düzeni Belge ve nesnel kayıtlarla birlikte değerlendirilir
    Adli bilirkişi ve uzman görüşü Şirket değeri, gelir kapasitesi, finansal kayıt çözümlemesi Hukuki takdir hâkime aittir; rapor belirleyici tek unsur değildir

    Avukatın, tarafın veya üçüncü kişinin resmi ve özel finansal sistemlere doğrudan sınırsız erişim hakkı bulunduğu varsayılmamalıdır. Mahkemenin ara karar ve müzekkere yetkisi, kişisel verilerin korunması, bankacılık sırrı ve usul hukuku kurallarının sınırları içinde kullanılabilir. Hangi kaydın celbedileceği, dava ve ispat konusuyla bağlantısı kurulmuş somut talepler üzerinden açıklanmalıdır.

    Dosyada kullanılabilecek aylık bütçe ve ihtiyaç tablosu

    İhtiyacın ispatı bakımından en yararlı araçlardan biri, belgelerle desteklenen aylık nakit akış tablosudur. Çocuk giderleri ile eşin kişisel giderleri birbirine karıştırılmamalıdır. Ortak konut masrafı iki kez yazılmamalı, tek seferlik harcamalar uygun biçimde dönemlere dağıtılmalıdır.

    Gider grubu İspat aracı Değerlendirme
    Konut: kira, aidat, temel faturalar Sözleşme, dekont, faturalar Kişi/çocuk payları gerekçeli ayrılır
    Beslenme ve temel ev ihtiyaçları Harcama dökümü, faturalar Hane büyüklüğü ve yaşam koşulları
    Sağlık ve tedavi Reçete, rapor, poliçe, ödeme Süreklilik ve zorunluluk
    Eğitim/kreş/servis Okul sözleşmesi ve belgeler Eğitim sürekliliği ve ödeme gücü
    Ulaşım Abonman/akaryakıt ve sefer düzeni İş ve okul mesafesi
    Bakıcı, engellilik ve özel ihtiyaçlar Fatura, rapor, değerlendirme Somut bakım yükü
    Olağanüstü tek seferlik giderler Belge ve ödeme tarihi Devamlı aylık gider gibi sunulmamalı

    Dosya stratejisi: Son 6–12 aylık düzenli ödeme eğilimleri, ani işten ayrılma, kayıt dışı gelir iddiası, mal devri, şirket ortağına yapılan ödemeler ve dava öncesi–sonrası harcama değişimleri kronolojik olarak karşılaştırılabilir. Bir tarafın lüks tüketimi tek başına gelir ispatı değildir; fakat beyan edilen gelir ile hayat standardı arasında güçlü tutarsızlık varsa ek araştırma gerekçesi oluşturabilir.

    2026 ekonomik verileri: TÜFE nasıl ve ne ölçüde kullanılır?

    TÜİK’in 5 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı Eylül 2026 Tüketici Fiyat Endeksi bülteninde aylık artış %1,84, bir önceki yılın aynı ayına göre artış %29,73, on iki aylık ortalamaya göre artış %31,49 olarak açıklanmıştır. Bu oranlar aynı kavramı ifade etmez; nafaka kararına hangi oranın uygulanacağı mahkeme kararının hüküm fıkrasına ve varsa yeni uyarlama davasına bağlıdır. [4]

    Salt aritmetik örnek: Eylül 2025’te 20.000 TL olan nominal tutarın Eylül 2026 yıllık TÜFE değişimi (%29,73) ile gösterge amaçlı karşılığı 25.946 TL olur (20.000 × 1,2973). Bu, mahkemenin zorunlu olarak 25.946 TL’ye hükmedeceği anlamına gelmez. Gelir artışı, sağlık, eğitim, kira, yeni yükümlülükler ve hakkaniyet ayrıca incelenir.

    Kararda kendiliğinden yıllık artış mekanizması yer almıyorsa, yalnızca TÜFE bülteninin yayımlanması nafakayı otomatik artırmaz. TMK m. 176 ve m. 330 kapsamında gelecek yıllara ilişkin artış, istem ve hüküm ile belirlenebilir; koşullar değiştiğinde nafaka artırım veya azaltım davası gündeme gelebilir. TÜFE genel fiyat düzeyi için yardımcı veri olup konut ve eğitim kalemlerinde yaşanan gerçek değişimi tek başına temsil etmeyebilir.

    Nafaka hesaplama örneği: Neden yüzde formülü yanıltıcıdır?

    Varsayımsal olay: İki ebeveynden birinin aylık sürdürülebilir harcanabilir geliri 120.000 TL, diğerinin 40.000 TL; 9 yaşındaki çocuğun belgelenmiş ve makul aylık ihtiyaçlarının toplamı 32.000 TL olsun. Gelirler 3:1 oranındadır. Yalnızca çalışma tablosu oluşturmak amacıyla üçte dört/ dörtte bir dağıtımı yapılırsa 24.000 TL ve 8.000 TL katkı ortaya çıkar.

    Bu 24.000 TL bir mahkeme hesabı değildir. Çocuğun kiminle kaldığı, barınmanın ayni karşılanması, mevcut okul harcamalarını hangi ebeveynin fiilen ödediği, gerçek net kullanılabilir kaynaklar ve özel gereksinimler nedeniyle farklı sonuca ulaşılabilir. Böyle bir model, hukuki sonucu tahmin etmek için değil talep dilekçesinde veriye dayalı açıklama geliştirmek için kullanılır.

    Benzer şekilde yoksulluk nafakasında eşin aylık gideri 45.000 TL, güvenceli geliri 30.000 TL ise ilk bakışta 15.000 TL açıklanan açık bulunabilir. Ancak gereksinimlerin makullüğü, ödeme gücü, malvarlığı gelirleri ve boşanma nedeniyle yoksulluk şartı incelenmeden 15.000 TL’ye hükmedileceği söylenemez.

    Gizlenen gelir, şirket ortaklığı, döviz ve malvarlığı incelemesi

    Yüksek gelirli serbest meslek sahipleri, şirket ortakları veya yurt dışından kazanç elde eden kişiler bakımından yalnızca bordro yahut vergi matrahı üzerinden değerlendirme yapılması eksik olabilir. İşletmenin yıllık ciro rakamı ise kişisel harcanabilir gelirle aynı değildir. Şirket karı, dağıtılan temettü, ortağa verilen borç, ortak cari hesabı, sağlanan araç/konut, masraf hesabından yapılan kişisel ödemeler ve fiili nakit akışı farklıdır.

    Finansal inceleme yapılırken net borç yükü, kredi hizmeti, vergisel yükümlülükler, gelir sürdürülebilirliği, başka bakmakla yükümlü olunanlar ve erişilebilir servet ayrı ayrı tespit edilmelidir. Döviz kazancı söz konusuysa ilgili dönemin döviz kuru, yerleşim yeri, zorunlu yabancı para giderleri ve gelirin düzenliliği araştırılabilir. Malvarlığının yüksek olması tek başına aylık kullanılabilir likiditeyi ispatlamaz; bununla birlikte düzenli iş geliri olmadığını söyleyen kişinin gelir getiren taşınmazları bulunması yoksulluk ve ödeme gücü değerlendirmesinde önemlidir.

    Delil güvenliği: Şifresiz kalmış kişisel cihaz, banka hesabı ya da özel mesajlara yetkisiz erişimle delil oluşturulması hukuka aykırılık tartışmaları doğurur. Mali kayıtlar, mevzuata uygun usulle mahkeme aracılığıyla veya rızaya dayalı yasal yollardan temin edilmelidir.

    Boşanmada maddi tazminat hangi şartlarda doğar?

    TMK m. 174/1’e göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu diğer eşten uygun maddi tazminat isteyebilir. Hüküm, tasfiye sırasında edinilmiş malın yarısını talep etme hakkı ile karıştırılmamalıdır. Boşanmanın muhtemel ekonomik kaybı, evlilikten kaynaklanan destek beklentisinin yitirilmesi ve ekonomik koşulların bozulması gibi unsurlar somutlaştırılmalıdır.

    Miktar belirleme aşamaları: (i) Boşanmaya neden olan olayların ve kusurun tespiti; (ii) mevcut/ beklenen menfaatin hukuken korunabilir olup olmadığının belirlenmesi; (iii) boşanma ile kayıp arasındaki uygun illiyet bağının tartışılması; (iv) zarar ve tarafların ekonomik-sosyal durumuna göre TMK m. 4 kapsamında uygun tutarın takdiri; (v) talep sınırının ve ödeme biçiminin değerlendirilmesi.

    Maddi tazminat talebinde “evlilik 15 yıl sürdü; o halde 15 × maaş” gibi otomatik hesap yoktur. Uzun evlilikte ev içi emeğin iş ve gelir olanaklarına etkisi, tek taraflı ekonomik fedakarlık, yaş, sağlık, mesleğe dönüş olanağı gibi hususlar somut menfaat değerlendirmesine yardımcı olabilir; bunun için gerçekçi ispat ve gerekçe gerekir. Güncel yargısal denetimde paranın alım gücü, kusur ve tarafların ekonomik koşulları önem taşır. [2] [14]

    Maddi tazminat kural olarak toptan ödenebileceği gibi şartları varsa irat biçiminde de kararlaştırılabilir (TMK m. 176). İrat biçimindeki maddi tazminatın değişmesi ve sona ermesi ayrıca hükümde düzenlenmiştir. Mahkeme kararındaki ödeme türü alacaklının gelecekteki haklarını etkilediğinden dikkatle belirlenmelidir.

    Maddi tazminat tutarı hangi delillerle gerekçelendirilir?

    Menfaat kaybı soyut bir beklenti veya cezalandırma isteği olarak değil, somutlaştırılmış bir ekonomik zarar/menfaat analizi olarak ortaya konmalıdır. Tarafların uzun yıllar gelir paylaşımına dayalı yaşamı, bir eşin kariyerine ara vermesi, diğer eşin çalışma imkanı ve kaynakları, çocuk bakımı nedeniyle iş gücü kaybı, ortak yaşamdaki mali destek ve boşanmayla bunların değişmesi incelenebilir.

    Gelir tabloları, bordrolar, işten ayrılma belgeleri, sosyal güvenlik kayıtları, sağlık raporları, meslek ve eğitim bilgileri, kira ve kredi belgeleri, önceki destek ödemeleri, tanık anlatımları ile malvarlığı dökümleri tutarlı bir zaman çizelgesine bağlanmalıdır. Mal rejiminden doğan muhtemel büyük alacak, aynı zararın ikinci kez karşılanması veya tazminat ihtiyacının olduğundan farklı sunulması riskini değerlendirmeyi gerektirir. Fakat katılma alacağı doğmuş olması, tek başına TMK m. 174/1 talebini otomatik olarak düşürmez.

    Boşanmada manevi tazminatın koşulları

    TMK m. 174/2, boşanmaya yol açan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan eşe, kusurlu diğer eşten uygun miktarda para isteme olanağı tanır. Önemli olan yalnızca evlilik ilişkisinin bozulması değil, kişilik değerine yönelmiş hukuken korunabilir ihlaldir. Fiziksel şiddet, ağır hakaret, sistematik aşağılama, tehdit ve sadakat yükümlülüğünün ağır ihlali olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir. Bütün geçimsizlikler kendiliğinden manevi tazminat sebebi değildir.

    Manevi tazminat bir ceza, tarifeli yaptırım veya zenginleşme aracı olarak kurulmamalıdır. İhlalin niteliği, süresi ve yoğunluğu, yaratılan manevi etki, tarafların kusur dereceleri, ekonomik ve sosyal durumları, paranın değerindeki değişim ve benzer yargısal değerlendirmeler birlikte dikkate alınır. Miktarı hakkaniyet kapsamında hâkim belirler; yasal, herkes için geçerli bir puanlama veya ücret tarifesi yoktur. [15] [16]

    Doktrinde Zeynep Şeyma Ceylan’ın zina sebebiyle manevi tazminat incelemesi, sadakat yükümlülüğünün ihlalini ve üçüncü kişi sorumluluğundaki ayrımları ortaya koyar. Emel Badur ve Gamze Turan Başara’nın çalışması da kişilik hakkı ve sadakat ihlalinin hukuki niteliğini tartışır. Zina eyleminin tarafı olan üçüncü kişiye, yalnızca sadakat yükümlülüğünün ihlali nedeniyle TMK m. 174/2 kapsamında eş gibi tazminat yöneltilemez; bağımsız bir haksız fiil varsa ayrı hukuki rejim tartışılır. [15] [17]

    Ödeme biçimi: TMK m. 176 gereğince manevi tazminata irat biçiminde hükmedilemez; parasal tutar olarak kararlaştırılır. Manevi tazminatın miktarını hesaplayan resmi ve bağlayıcı bir “manevi zarar hesaplayıcısı” bulunmamaktadır.

    Kusur tespiti nafaka ve tazminatı nasıl farklı etkiler?

    Durum Yoksulluk nafakası TMK m. 174 maddi tazminat TMK m. 174 manevi tazminat
    İsteyen eş daha ağır kusurlu Kural olarak isteyemez Kural olarak isteyemez Kişilik ihlali ve karşılaştırmalı kusur ayrıca incelenir; ağır kusurlu talep çoğunlukla sorunludur
    Eşit kusur Diğer şartlarla mümkün “Kusursuz veya daha az kusurlu” şartı sağlanmaz Kusur dengesi ve ihlal özelinde uygulama ayrıca değerlendirilir
    İsteyen eş daha az kusurlu Yoksulluk ve mali güç varsa mümkün Menfaat kaybı da varsa mümkün Kişilik hakkı saldırısı varsa mümkün
    Çocuk için iştirak nafakası Çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin ödeme güçleri esastır; boşanma kusuru çocuğun bakım hakkını ortadan kaldırmaz

    Kritik ayrım: Yoksulluk nafakasında yükümlünün kusursuz olması tek başına borçtan muafiyet sağlamaz. Maddi tazminatta ise kusurlu eşten talep ve menfaat kaybı; manevi tazminatta ise kişilik hakkı ihlali aranır. Sadece taraflardan birinin boşanmaya neden olması, otomatik ve sınırsız tazminat tutarını doğurmaz.

    Kusur vakıaları tarih, yer, iletişim, tanık, resmi kayıt, sağlık raporu ve diğer hukuka uygun delillerle olay özelinde sunulmalıdır. Affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış davranışların kusur olarak değerlendirilmesi ayrıca tartışmalı olabilir; olayların bağlamı yargısal incelemeye bağlıdır.

    Şiddet, aldatma, psikolojik ve ekonomik baskı tutara nasıl yansır?

    Şiddetin veya sadakat ihlalinin varlığı, ancak somut olaydaki kişilik hakkı ihlalinin niteliği ve ispatına göre manevi tazminatı etkiler. Fiziksel şiddette sağlık kayıtları, koruyucu/önleyici tedbir kararları, kolluk belgeleri ve tanık anlatımları; psikolojik şiddette sistematik hakaret, tehdit, aşağılama, izolasyon gibi davranışların bütünlüğü incelenebilir. Ekonomik şiddet iddialarında çalışma hakkının engellenmesi, para kaynaklarına erişimin kesilmesi ve aşağılayıcı denetim davranışları vakıa bazında somutlaştırılmalıdır.

    Bir şiddet olayı sebebiyle verilmiş koruma tedbiri ile o olayın boşanmada kusur veya tazminat şartı olduğuna ilişkin nihai tespit aynı ispat ve değerlendirme rejimine tabi değildir. Koruma kararını tek başına kesin kusur kararı gibi sunmak doğru olmaz. Buna karşılık resmi tutanak, sağlık raporu ve somut destekleyici delillerin birlikteliği dosyada güçlü bir ispat çerçevesi sağlayabilir.

    Maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir mi?

    Şartları ayrı ayrı gerçekleşmişse maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir; yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası talepleri de eş zamanlı gündeme gelebilir. Bir kişinin kişilik hakkının zedelenmesi ile boşanma sonucu ekonomik menfaat kaybı farklı hukuki zarar alanlarıdır. Ancak aynı olgu için aynı zarar unsurunun mükerrer giderimi talep edilmemeli; her talep miktarının gerekçesi farklı gösterilmelidir.

    Örnek: Şiddete maruz kalan, uzun evlilik boyunca çalışmayan ve çocuk bakımını üstlenen eş; koşulları varsa maddi tazminat, kişilik hakkı ihlali sebebiyle manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve çocuk adına iştirak nafakası talep edebilir. Mahkeme her kalemi kendi şartlarıyla inceler; hiçbiri kendiliğinden diğerinden hesaplanmaz.

    Mal rejiminin tasfiyesi neden ayrı bir taleptir?

    TMK m. 202 uyarınca, eşler kanunen geçerli başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. 2002 öncesi evlilik dönemleri ve geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir. Katılma alacağı; edinim dönemi, edinilmiş/kişisel mal niteliği, eklenecek değerler, denkleştirme, borçlar ve artık değer gibi teknik unsurlarla belirlenir. Kural olarak “kusurlu eş malın yarısını kaybeder” denemez; TMK m. 236/2’deki zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâllerine özgü dar istisna ayrıca saklıdır.

    Nafaka veya tazminat talebi ile katılma alacağı birbirine karıştırılmamalıdır. İlkinde ihtiyaç, kusur ve menfaat/personel ihlali; ikincisinde mal rejimine özgü ayni ve alacak hakları söz konusudur. Mustafa Alper Gümüş’ün akademik çalışması, boşanmanın fer’ileri ile mal rejiminin tasfiyesi arasındaki teknik ilişkiyi ayrıntılı tartışır. [18]

    Boşanma davası kabul edilip kesinleştiğinde kanuni mal rejimi, kural olarak boşanma dava tarihinden itibaren sona ermiş sayılır (TMK m. 225/2); tasfiye alacağının muacceliyet ve dava takvimi ayrıca değerlendirilmelidir. Evlilik sürerken düzenlenen taşınmazlar bakımından edinim ve finansman tarihi önemlidir.

    Mal ayrılığı sözleşmesi yapılmışsa nafaka hakkı sona erer mi?

    Hayır, sırf mal ayrılığı sözleşmesi yapılması nafaka hakkını ortadan kaldırmaz. TMK m. 203–205 uyarınca seçilebilen mal ayrılığı rejimi, esasen malın mülkiyeti, yönetimi, tasarrufu ve tasfiyesi konularını düzenler. Buna karşılık TMK m. 169, 175, 182 ve 327 vd. hükümleri eş ve çocuğun bakımı ile boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin ayrı normlardır.

    Mal ayrılığı altında bir eşin adına kayıtlı gelir getirir taşınmazın bulunması, yoksulluk nafakası bakımından o eşin gerçek mali durumunu etkileyebilir; fakat bu, sözleşmenin nafakayı ortadan kaldırmasından değil yoksulluk ve mali güç ölçütlerinin somut sonucundan doğar. Sözleşmede “mal ayrılığı vardır, taraflar nafaka istemez” yazması özellikle gelecekteki nafaka hakkı ve çocuk hakları bakımından kendiliğinden bağlayıcı ve kesin sayılmamalıdır.

    İştirak nafakası çocuğun hakkıyla doğrudan bağlantılıdır. Anne ve babanın kendi aralarında mal ayrılığı anlaşması yapması veya eşler arası taleplerden feragat etmesi, çocuğun korunması amacını bertaraf etmez.

    Mal ayrılığı sözleşmesi nasıl geçerli kurulur?

    TMK m. 203–205 çerçevesinde mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Kanunda öngörülen rejimlerden seçim yapılır; şekil olarak noterde düzenleme veya onaylama biçimi aranır. Evlenme başvurusu sırasında eşler, kanunda öngörüldüğü şekilde mal rejimi seçimine ilişkin yazılı bildirimde bulunabilir. Tarafların ehliyeti, serbest iradeleri ve temsil/kanuni temsilciye ilişkin şartlar ayrıca incelenmelidir.

    Şekle aykırılık, ehliyetsizlik, korkutma, aldatma veya esaslı yanılma gibi irade sorunları; sözleşmenin tamamının yahut ilgili hükmün geçerliliğini etkileyebilir. “Sözleşme noter kaşeli olduğu için her maddesi tartışmasız geçerlidir” yaklaşımı yanlıştır. Sözleşmedeki mal rejimi seçimi ile gelecekte doğacak nafaka ve kişilik hakkı ihlaline bağlı tazminatlardan peşinen vazgeçme aynı hukuki işlem değildir; ikincisi aile hukuku emredici kuralları ve usul hükümleri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

    Mal ayrılığı kural olarak ileri etkili sonuç doğurur. Evliliğin önceki döneminde geçerli edinilmiş mallara katılma rejiminden doğmuş tasfiye hesapları, sırf sonradan mal ayrılığına geçilmesiyle otomatik olarak silinmez. Rejim değişikliğinde önceki dönemin sona ermesi ve tasfiye/hesaplaşma ilişkisi somut olarak incelenmelidir. Üçüncü kişi alacaklıların korunmasına ilişkin hükümler de saklıdır.

    Mal ayrılığı sözleşmesi maddi ve manevi tazminatı engeller mi?

    Engellemez. TMK m. 174/1 kapsamındaki boşanma nedeniyle menfaat kaybı ve m. 174/2 kapsamındaki kişilik hakkı saldırısı, mal rejimi sözleşmesiyle ortadan kalkmış sayılmaz. Sözleşme, eşlerin malvarlığı yapısını ve tasfiye sonrasındaki ekonomik konumlarını değiştirdiği için mahkemenin mali durum ve hakkaniyet değerlendirmesine dolaylı olarak yansıyabilir; bu hukuki nedenin yokluğu değil, tutarın somut koşullara göre değerlendirilmesidir.

    Örnek: Evlilikten önce mal ayrılığı seçen tarafların evlilik süresince biri yüksek gelir elde edip taşınmaz biriktirmiş, diğeri çocuk bakımı için çalışmaya ara vermiş olsun. Bu durumda edinilmiş mallara katılma rejimine özgü standart yarı paylaştırma sistemi uygulanmayabilir; ancak daha az kusurlu eşin m. 174 bakımından menfaat kaybı, yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası bağımsız olarak incelenir. Ayrıca ortak mülkiyet, katkı alacağı veya başka borç ilişkileri özel olarak mevcutsa mal ayrılığı bunları otomatik kaldırmaz.

    Öte yandan mal rejimi edinilmiş mallara katılma olarak kaldığında doğabilecek büyük katılma alacağı, eşin ekonomik konumuna etki edebilir. Doktrinde bu ilişkinin tazminat ve nafaka miktarı üzerindeki sonucu farklı biçimlerde tartışılmaktadır; hesaplama yapılırken aynı parasal imkanın iki kez sayılması önlenmelidir. [18] [19]

    Sözleşmede “nafaka ve tazminat istenmeyecek” yazması yeterli mi?

    Mal rejimi sözleşmesinde bulunan genel bir “ileride hiçbir hak talep edilmeyecektir” kaydı ile boşanma sürecinde, somut ve belirlenmiş haklara ilişkin anlaşma arasında hukuken önemli fark vardır. Henüz doğmamış veya koşulları bilinmeyen koruyucu nitelikteki nafaka hakkından evlilik öncesinde genel olarak vazgeçmenin geçerliliği, emredici hükümler ve somut irade serbestliği yönünden ciddi sakınca taşır. Mal rejimi seçimi, başlı başına nafaka feragati değildir.

    Boşanma sırasında anlaşma/protokolde yer alan nafaka ve tazminat düzenlemeleri ise açık, belirli, özgür iradeye dayalı ve kanuna uygun olmalıdır. Anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlemesi, iradenin serbestliğine kanaat getirmesi ve mali sonuçlar ile çocukla ilgili düzenlemeyi uygun bulması gereklidir (TMK m. 166/3). Çocuğun hakkı sırf ebeveynin feragatiyle sınırsız şekilde bertaraf edilemez.

    Eray Aksın Atar’ın “Nafakadan Feragat” çalışması, nafaka türleri bakımından feragat meselesinin tek bir genel cümleyle çözülemeyeceğini gösteren akademik bir kaynaktır. Özellikle sözleşmenin tarihi, beyanın kapsamı, alacağın doğumu, eşin serbest iradesi ve çocuğun üstün yararı tek tek değerlendirilmelidir. [20]

    2026 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Genel feragat neden yeterli sayılmadı?

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29 Nisan 2026 tarihli, E.2025/354, K.2026/267 sayılı kararında, boşanma dosyasına sunulan genel nitelikli “haklarımdan vazgeçiyorum/hibe ediyorum” anlatımının, somut olayda mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağından açık ve kesin feragat olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Kurul, boşanmanın eki niteliğindeki nafaka ve tazminat konularıyla mal rejimi alacakları arasındaki farkı vurgulamıştır.

    Kararın önemi iki yönlüdür: Birincisi, hak türleri arasında otomatik geçiş yapılamaz. İkincisi, bir belgenin hukukî sonucuna karar verilirken kullanılan kelimeler ve bağlam incelenmelidir. Buradan “hiçbir feragat geçerli değildir” veya “noter sözleşmesi geçersizdir” sonucu çıkarılamaz. Karar metni, Yargıtay’ın resmi karar arama portalında esas ve karar numarasıyla araştırılabilir. [21]

    Mal ayrılığı altında katkı, ortak mülkiyet ve alacak talepleri

    Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri kural olarak kendi mülkiyetindeki malları yönetir ve tasarruf eder (TMK m. 242 vd.). Bu rejim her türlü ekonomik talebi sıfırlamaz. Diğer eş adına edinilmiş malın alımına doğrudan ödeme, kredi taksidine katkı, taşınmazın önemli iyileştirilmesi, paylı mülkiyet veya taraflar arasındaki borç/vekâlet ilişkileri mevcutsa hukuki temeller ayrıca incelenebilir.

    İddiaya göre ödeme belgeleri, banka dekontları, tapu kaydı, satın alma ve kredi sözleşmesi, para kaynağı, edinim tarihi ve mülkiyet yapısı toplanır. “Evlilikte tüm konut masraflarını ben ödedim” savı ile “eşimin tapulu taşınmazının bedelinin belirli bir bölümünü doğrudan ödedim” iddiası aynı nitelikte değildir. Her somut katkının hangi hukuki temelde geri istenebileceği belirlenmelidir.

    Açık feragat, anlaşmalı boşanma protokolü ve sulh

    Boşanma yargılamasında taleple bağlılık ilkesi ve feragate ilişkin HMK hükümleri önemlidir. Yoksulluk nafakası ve eşler arasındaki tazminat talepleri bakımından açık talep, anlaşma ve feragat ayrı sonuçlar doğurabilir. Buna karşılık çocuğun bakım hakkı ve kamu düzenine ilişkin tedbirler açısından özel sınırlamalar vardır. Protokolde “taraflar birbirlerinden hiçbir hak talep etmeyeceklerdir” denilmesi, sayılmamış her alacak türü için her durumda kesin feragat anlamına gelmeyebilir.

    Uyuşmazlık doğurmayan bir metinde nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat, ziynet, katılma alacağı, katkı/değer artış payı, konutun kullanımı ve çocuk giderleri ayrı başlıklarda ele alınmalı; varsa miktar, ödeme zamanı, yıllık artış, ifa güvencesi, masraf paylaşımı ve feragatin kapsamı açıkça gösterilmelidir. Ancak gelecekte doğabilecek ve kamu düzenince korunan hakların mutlak biçimde kaldırılmaya çalışılması geçerlilik riskidir.

    Nafaka artırım, azaltım ve kaldırma davaları

    Nafakanın bir kez belirlenmesi, bütün gelecek yıllarda koşulsuz olarak aynı tutarda kalacağı anlamına gelmez. Yoksulluk nafakası bakımından TMK m. 176; çocuk için iştirak nafakası bakımından TMK m. 331, durum değişikliğinde artırım, azaltım veya kaldırma tartışmasına zemin oluşturur. Çocuğun okul kademesinin değişmesi, sağlık giderleri, gerçek gelir artışı veya kaybı, yeni yaşam koşulları ve enflasyon değerlendirmeye alınabilir.

    Yoksulluk nafakası alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle m. 176 kapsamındaki irat biçimindeki nafakanın hukuki akıbeti değişir; fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya kanunda belirtilen diğer koşullar bakımından mahkeme kararı gerekebilir. Tek bir sosyal medya paylaşımı veya doğrulanmamış iddia, koşulların gerçekleştiğini otomatik biçimde kanıtlamaz.

    Artırım davalarında yalnızca “TÜFE yükseldi” demek yerine güncel bütçe, çocuk giderleri, taraf gelirleri ve varsa hükümdeki artış mekanizması birlikte sunulmalıdır. Azaltım davasında da işsizlik, sağlık sorunu, gerçek gelir düşüşü veya ağır borç gibi verilerin sürekliliği ve diğer tarafın korunması incelenir. İradi gelir azaltımı ile kaçınılmaz gelir kaybı aynı değerlendirilmemelidir.

    Tazminat ve nafaka için talep zamanı, zamanaşımı, faiz ve icra

    TMK m. 178, boşanma sebebiyle doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını belirtir. Bu hükmün hangi talebe uygulanacağı, doğmuş alacağın niteliği ve istenen döneme göre analiz edilmelidir. Örneğin, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağını otomatik olarak aynı bir yıllık süreye tabi saymak yanlıştır; tasfiye alacakları hakkında farklı zamanaşımı rejimi ve içtihatlar bulunmaktadır.

    Boşanma davası içinde tazminat ve yoksulluk nafakası istenip istenmeyeceği, tutarın belirlenmesi, faizin istenme biçimi, hükmün kesinleşmesi, yargılama giderleri, ilamlı icra koşulları ve işleyecek nafaka alacakları için usul stratejisi farklı olabilir. Faiz başlangıcı ve icra edilebilirlik bakımından tazminat, tedbir nafakası ve kesinleşme sonrası nafaka aynı kefeye konulmamalıdır; somut hüküm fıkrası ve güncel içtihat ayrıca kontrol edilmelidir.

    Nafakanın zamanında ödenmemesi durumunda icra takibi ve şartları oluştuğunda İcra ve İflas Kanunu’ndaki özel yaptırımlar gündeme gelebilir. Ancak her gecikme otomatik olarak hapis veya aynı icra sonucu doğurmaz. Hukuki süreçte kesinleşme durumu, muaccel taksitler, önceki ödemeler ve ödeme emrinin kapsamı incelenmelidir.

    Boşanma dosyası için stratejik delil listesi

    1. Nafaka talebi: Maaş/SGK, gelir ve kira evrakı, konut gideri, sağlık ihtiyaçları, banka üzerinden yapılan düzenli ödemeler.
    2. İştirak nafakası: Çocuğun yaşı, sınıfı, okul/servis sözleşmesi, sağlık ve özel eğitim belgeleri, bakım yükü.
    3. Maddi tazminat: Boşanmadan etkilenen mevcut ve beklenen menfaatler, çalışma ve bakım geçmişi, sosyoekonomik durum, nedensellik açıklaması.
    4. Manevi tazminat: Kişilik hakkına saldırı teşkil ettiği ileri sürülen somut olaylar, tarih, hukuka uygun iletişim kayıtları, tanık, sağlık ve resmi belgeler.
    5. Gerçek ödeme gücü: İşveren, vergi, SGK, şirket, taşınmaz, araç ve gerektiğinde banka kayıtları için gerekçeli müzekkere talepleri.
    6. Mal ayrılığı sözleşmesi: Noter belgesi, düzenlenme tarihi, ehliyet/irade koşulları, seçilen rejim ve başlangıcı, önceki mal rejimi dönemi.
    7. Malvarlığı alacakları: Tapu, kredi, ödeme, katkı, edinim tarihi, borç ve rayiç değere ilişkin belgeler.
    8. 2026 değerlendirmesi: Eylül 2026 TÜFE bülteni, 30 Eylül 2026 AYM kararı ve son dönem kararları; tarih ve yürürlük ayrımı.

    Bu liste genel bir başlangıçtır. Her belge talebi vakıayla ilişkili, ölçülü ve usulüne uygun olmalı; kişisel veriler korunmalıdır.

    Sık sorulan sorular

    Boşanmada nafaka ve tazminat hakkında merak edilenler

    1. 2026 yılında boşanmada nafaka ne kadar?

    Kanunda her dosyaya uygulanacak sabit TL tutarı veya maaş yüzdesi yoktur. Nafaka türüne göre ihtiyaç, yoksulluk, çocuğun giderleri, tarafların gerçek ödeme güçleri ve hakkaniyet değerlendirilir.

    2. Nafaka maaşın yüzde kaçı olabilir?

    Yüzde 20, yüzde 25 veya başka bir sabit oran tüm dosyalar için kanuni nafaka hesaplama formülü değildir. Maaş, gider ve diğer kaynaklar birlikte incelenir.

    3. Çalışan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

    Evet, düşük veya yetersiz düzenli gelir koşullara göre yoksulluğu ortadan kaldırmayabilir. Gelirin düzeyi, sürekliliği ve diğer mali kaynaklar önemlidir.

    4. Kusurlu eş nafaka alabilir mi?

    Yoksulluk nafakasında talep edenin kusuru karşı tarafınkinden ağır olmamalıdır. Tedbir ve iştirak nafakaları ise farklı amaç ve koşullara sahiptir.

    5. Kusursuz eş nafaka öder mi?

    Yoksulluk nafakası borçlusunun kusurlu olması kanuni şart değildir. Ödeme gücü ve alacaklının diğer koşulları değerlendirilir.

    6. Nafaka 2026 yılında kaldırıldı mı?

    Hayır. AYM yalnızca TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir. Nafakanın kurumsal olarak kaldırıldığı söylenemez.

    7. Süresiz nafaka kararı 30 Eylül 2026 tarihinde bitti mi?

    Hayır. 30 Eylül 2026 kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihtir, iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir.

    8. Tedbir nafakası için mutlaka boşanma davası açılmalı mı?

    TMK m. 169 tedbiri boşanma/ayrılık davasıyla bağlantılıdır. TMK m. 197 kapsamında haklı ayrı yaşamaya dayalı geçim tedbiri boşanma davası olmadan da istenebilir.

    9. İştirak nafakası çocuğun özel okul giderlerini karşılar mı?

    Özel okul gideri somut çocuğun eğitim ihtiyacı, önceki yaşam koşulları ve ebeveynlerin ödeme gücü bağlamında değerlendirilebilir; otomatik ve sınırsız kabul edilmez.

    10. İştirak nafakası 18 yaşında biter mi?

    Erginlik, iştirak nafakasının ve bakım borcunun hukuki rejimini etkiler. Eğitimi süren ergin çocuk koşulları varsa kendi adına bakım/yardım nafakası isteyebilir.

    11. Yardım nafakası eski eşten istenir mi?

    TMK m. 364’teki yardım nafakası hısımlar içindir. Eski eş bakımından yoksulluk nafakası ayrı bir kurumdur.

    12. TÜFE kadar nafaka otomatik artar mı?

    Mahkeme hükmünde artış mekanizması yoksa sırf TÜFE yayımlandığı için otomatik artış gerçekleşmez; istem ve karar gerekebilir.

    13. Maddi tazminat neye göre hesaplanır?

    Boşanmanın mevcut veya beklenen menfaatlere etkisi, tarafların kusuru, ekonomik durum ve hakkaniyetle belirlenir; sabit çarpan veya tarife yoktur.

    14. Manevi tazminat için aldatma yeterli mi?

    Aldatma somut koşullarda kişilik hakkı ihlali ve kusur niteliği taşıyabilir. Yine de olayın ispatı, kusur ve TMK m. 174/2 şartları incelenmelidir.

    15. Manevi tazminat aylık ödenebilir mi?

    TMK m. 176 gereğince manevi tazminata irat biçiminde hükmedilemez.

    16. Maddi ve manevi tazminat birlikte istenebilir mi?

    Evet, her iki talebin farklı şartları ayrı ayrı gerçekleşmişse birlikte istenebilir.

    17. Mal ayrılığı sözleşmesi varsa nafaka ödenir mi?

    Evet, koşulları varsa tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası ayrı değerlendirilir; mal rejimi seçimi tek başına bu hakları kaldırmaz.

    18. Noterde yapılan mal ayrılığı sözleşmesi kesin geçerli midir?

    Noter şekil şartını karşılamada önemlidir; ehliyet, irade, sözleşme içeriği ve emredici hukuk kuralları ayrıca denetlenir.

    19. Mal ayrılığı sözleşmesi önceki edinilmiş malları geriye dönük siler mi?

    Sırf yeni bir rejim seçilmesi önceki dönemin tasfiye haklarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz; geçiş, tasfiye ve varsa geçerli anlaşma ayrı incelenir.

    20. Mal ayrılığı sözleşmesinde tazminattan feragat edilebilir mi?

    Gelecekte doğacak ve şartları henüz belli olmayan boşanma tazminatı haklarından genel peşin feragat ile mevcut, belirli ve usulüne uygun bir sulh/feragat aynı şey değildir; geçerlilik somut olarak değerlendirilir.

    21. Boşanmada bir yıl zamanaşımı hangi talepler için?

    TMK m. 178 boşanmadan doğan dava haklarını kapsar ve süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden başlar. Mal rejimi tasfiye alacağı aynı süreye otomatik tabi tutulmaz.

    22. Nafaka veya tazminat için internet hesaplama aracı güvenilir mi?

    Çevrimiçi hesaplayıcılar bütçe planlaması için kullanılabilir; mahkemenin takdirini ve somut hukuki koşulları ikame eden resmi ve bağlayıcı algoritmalar değildir.

    23. Taraflardan biri yurt dışında yaşıyorsa nasıl hesaplanır?

    Gerçek gelir, döviz kuru, sürdürülebilir kazanç, zorunlu yaşam giderleri, çocuğun yerleşim yeri ve uyuşmazlığa uygulanacak milletlerarası özel hukuk kuralları ayrıca incelenir.

    24. Zengin eş daha yüksek nafaka öder mi?

    Mali güç önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Talep türüne göre ihtiyaç ve kanuni koşulların varlığı gereklidir.

    25. Maddi ve manevi tazminat ile katılma alacağı aynı mıdır?

    Hayır. TMK m. 174 talepleri ile TMK m. 202 vd. mal rejimi tasfiye alacakları farklı hukuki nedenlere ve hesaplara dayanır.

    Sonuç: Miktar değil, gerekçelendirilmiş hukuki değerlendirme

    Nafaka ve boşanma tazminatının belirlenmesi, bir hesap makinesine rakam girilmesinden ibaret değildir. Talebin hukuki niteliği saptanmadan, gelir ve giderler doğrulanmadan, kusur ve kişilik hakkı ihlalleri ayrı ayrı değerlendirilmeden verilen parasal tahminlerin güvenilirliği düşüktür. Özellikle şirket ortaklığı, yüksek malvarlığı, çocukların özel giderleri ve uzun süreli evlilikler bakımından kapsamlı ekonomik analiz gerekir.

    2026 yılında iki unsur öne çıkmaktadır: nafakanın süresine ilişkin yeni Anayasa Mahkemesi iptal kararının ertelenmiş yürürlüğü ve Yargıtay’ın gelir-malvarlığı araştırması ile talep türleri arasındaki kesin ayrımlara verdiği önem. Mal ayrılığı sözleşmesi, tek başına nafaka ve tazminat haklarının sona ermesi anlamına gelmez; bununla birlikte gerçek ekonomik durum ve mal rejiminden kaynaklanan haklar üzerinde önemli sonuçlar yaratabilir. Nihai çözüm her talebin ayrı hukuki temelde ve somut olaya özgü delille değerlendirilmesidir.

    Bu çalışma 17.10.2026 tarihi itibarıyla genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kanun değişiklikleri, yeni kararlar ve dosyanın özellikleri sonucu değiştirebilir.

    Hazırlayan: Av. Murat Can Dolğun — TD Hukuk ve Danışmanlık Ofisi. dolgun.av.tr · td-lawfirm.com · 0 212 299 44 22

    Kaynakça ve resmi bağlantılar

    Kaynaklar ilgili yargısal ve akademik belgelere doğrudan yönlendirir. DergiPark üzerindeki eserler bilimsel yayınlardır; avukat tanıtım sitesi değildir.

    1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, ilgili m. 4, 169, 174–178, 182, 197, 202–205, 225, 327–331, 364–365; T.C. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat. Kaynağı incele.
    2. Yargıtay, 2. Hukuk Dairesi, 04.11.2025 tarihli içtihat, maddi tazminat ve yoksulluk nafakasında sosyal-ekonomik durum ve TAKBİS/SGK araştırması; Adalet Bakanlığı UYAP. Kaynağı incele.
    3. Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, 04.06.2026; Resmî Gazete 30.09.2026, 33386; iptal hükmünün 9 ay ertelenmesi. Kaynağı incele.
    4. Türkiye İstatistik Kurumu, Tüketici Fiyat Endeksi, Eylül 2026, Haber Bülteni 58298, 05.10.2026. Kaynağı incele.
    5. Yargıtay, iştirak ve yoksulluk nafakasının ölçütleri, Adalet Bakanlığı UYAP içtihat kaydı. Kaynağı incele.
    6. Yargıtay, iştirak nafakası ve çocuğun ihtiyaçları hakkında içtihat; Adalet Bakanlığı UYAP. Kaynağı incele.
    7. Yargıtay, 19.02.2026 tarihli yardım nafakası miktarı ve hakkaniyet değerlendirmesi, Adalet Bakanlığı UYAP. Kaynağı incele.
    8. Güllüoğlu, Y. ve Aydın Engin, S. (2025), “Türk Hukukunda Yoksulluk Nafakası”, Ankara Barosu Dergisi, 83(4). Kaynağı incele.
    9. Akkurt, S. S. (2024), “TMK m. 175 Hükmünün Yoksulluk Nafakasının Süresine İlişkin Yaklaşımının Hukuki Yorum Yöntemleri Çerçevesinde Tahlili”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 10(1). Kaynağı incele.
    10. Ersöz, O. (2026), “Yoksulluk Nafakasında Süre”, Ombudsman Akademik, 23. Kaynağı incele.
    11. Baş, S. ve Özcan, N. (2022), “Yoksulluk Nafakasında Süre Sorununun Anayasal ve Medeni Hukuk Boyutuyla Tartışılması ve Bir Öneri Olarak Boşanma Tazminatı”, ASBÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 4(1). Kaynağı incele.
    12. Çakırca, S. İ. (2015), “Kardeşler Arasında Nafaka Yükümlülüğü”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 64(1), 65–101. Kaynağı incele.
    13. Yünlü, S. (2025), “Nafaka Yükümlülüklerinin Çatışması”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 64. Kaynağı incele.
    14. Arbek, Ö. (2005), “Boşanmanın Mali Sonuçları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 54(1), 115–163; künyeye ilişkin bilimsel kaynakça. Kaynağı incele.
    15. Ceylan, Z. Ş. (2022), “Yargıtay Kararları Işığında Zina Sebebiyle Boşanmada Manevi Tazminat İstemi”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 17(1), 49–95. Kaynağı incele.
    16. Atlan, H. (2016), “Beden Bütünlüğünün İhlalinde Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(4); yöntem tartışması (boşanma tazminatı tarifesi değildir). Kaynağı incele.
    17. Badur, E. ve Turan Başara, G. (2016), “Aile Hukukunda Sadakat Yükümlülüğü ve İhlalinden Kaynaklanan Manevi Tazminat İstemi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(1), 101–136. Kaynağı incele.
    18. Gümüş, M. A. (2005), “Türk Hukukunda Yasal Mal Rejimi … Boşanma Davası; İştirak Nafakası; Maddi/Manevi Tazminat ve Mal Rejiminin Tasfiyesi Talebi Arasındaki İlişki”, Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, IX(3–4), 383–402. Kaynağı incele.
    19. Tamer, D. (2021), “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Kimi Koruyor?”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 18(2), 635–644. Kaynağı incele.
    20. Atar, E. A. (2016), “Nafakadan Feragat”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 22(3). Kaynağı incele.
    21. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026, E.2025/354, K.2026/267, genel feragat beyanının katılma alacağını kapsayıp kapsamadığı; karar numarası ile resmi karar arama portalı. Kaynağı incele.
    22. Çelik, B. (2025), Mehaz Hukukla Karşılaştırmalı Olarak Türk Hukukunda Yoksulluk Nafakasının Miktarı ve Süresi, Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 7(2), 992–1040, doi:10.59933/tauhfd.1851972. Kaynağı incele.