Etiket: muayene kabul komisyonu

  • Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu | TCK 236 (2026)

    Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu | TCK 236 (2026)

    DOLĞUN AKADEMİ | CEZA HUKUKU VE KAMU İHALE HUKUKU

    Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu (TCK m. 236): Suçun Unsurları, Yüklenicinin Failliği, Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu, İspat, Kamu Zararı ve Yargıtay Kararları

    Yazan: Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu | Dolğun Akademi
    Yayımlanma tarihi: 26 Ekim 2026

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu kurumları ve kanunda belirtilen diğer kuruluşlara karşı taahhüt edilen edimlerin yerine getirilmesi sırasında gerçekleştirilen belirli hileli hareketleri cezalandıran, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinde düzenlenmiş bir suçtur. Ancak her eksik imalat, ayıplı teslim, gecikme, hatalı hakediş veya kamu zararı iddiası bu suçu oluşturmaz.

    Özellikle yüklenicinin doğrudan fail olup olamayacağı, alt yüklenicinin sorumluluğu, kabul komisyonunun rolü, kesin kabulün yapılmamış olması, kamu zararının ispatı ve hileli davranışların tespiti suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde temel öneme sahiptir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2024, 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlar, suçun özgü suç niteliğini ve her seçimlik hareket bakımından fail olabilecek kişilerin ayrı belirlenmesi gerektiğini özellikle vurgulamaktadır.

    Bu çalışmada suçun kanuni yapısı, öğretideki görüş ayrılıkları, uygulamada karşılaşılan teknik uyuşmazlıklar, ispat ölçütleri, savunma imkanları, kamu görevlilerinin ve özel hukuk kişilerinin ayrı ayrı sorumluluğu ile doğrulanabilir Yargıtay içtihatları kapsamlı biçimde incelenmektedir.

    1. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Nedir?

    Edim, borç ilişkisi kapsamında yerine getirilmesi gereken verme, yapma veya yapmama yükümlülüğüdür. Kamu ihale hukukunda edim çoğunlukla belirli bir malın teslimi, bir yapının inşa edilmesi, bakım ve onarım işinin tamamlanması yahut bir hizmetin sunulması şeklinde karşımıza çıkar.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, sözleşmenin uygulanması sürecinde kanunda sayılan belirli hareketlerin hileli biçimde gerçekleştirilmesiyle gündeme gelir. Düzenleme, kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen alımlarda sözleşmeye uygun ifanın güvence altına alınmasını amaçlar.

    Bu suçun doğru anlaşılabilmesi için üç temel hukuki alanın birbirinden ayrılması gerekir:

    1. Sözleşme hukuku: Borcun gereği gibi ifa edilip edilmediği, ayıp, gecikme, tazminat ve cezai şart meseleleri.
    2. Kamu mali hukuku: Kamu zararının doğup doğmadığı, hesaplanması, sorumlulara yükletilmesi ve tahsili.
    3. Ceza hukuku: Kanunda sayılan seçimlik hareketin, hileli olarak, bu hareketin faili olabilecek kişi tarafından işlenip işlenmediği.

    Bu alanlar arasında bağlantı bulunmakla birlikte sonuçları aynı değildir. Bir yüklenici sözleşmeyi ihlal ettiği için tazminat ödemek zorunda kalabilir; fakat aynı davranışın ceza sorumluluğu doğurması için TCK m. 236’daki özel koşulların gerçekleşmesi gerekir.

    Başka bir ifadeyle her sözleşmeye aykırılık suç değildir; her kamu zararı cezai kastın ispatı anlamına gelmez.

    2. TCK m. 236: Kanun Metni ve Öngörülen Ceza

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinin 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan metni şöyledir:

    Edimin ifasına fesat karıştırma

    Madde 236 – (1) Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) Aşağıdaki fiillerin hileli olarak yapılması halinde, edimin ifasına fesat karıştırılmış sayılır:

    a) İhale kararında veya sözleşmede evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi.

    b) İhale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi.

    c) Edimin ihale kararında veya sözleşmede belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi.

    d) Yapım ihalelerinde eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi.

    e) Hizmet niteliğindeki edimin, ihale kararında veya sözleşmede belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi.

    (3) Edimin ifasına fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar.

    Temel ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Maddede bütün fiiller için tek bir ceza aralığı öngörülmüştür. TCK m. 235’teki ihaleye fesat karıştırma suçunun aksine TCK m. 236’da kamu zararının bulunmamasına özgü, daha düşük cezayı düzenleyen ayrı bir fıkra bulunmamaktadır.

    Kanun metnindeki en önemli ifade ikinci fıkranın başlangıcında bulunan “hileli olarak yapılması halinde” ibaresidir. Suçun kapsamını belirleyen bu ifade, salt eksik veya hatalı ifa ile ceza hukuku bakımından fesat karıştırma arasındaki sınırı oluşturur.

    Resmi kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı.

    3. Korunan Hukuki Değer, Mağdur ve Suçtan Zarar Gören

    TCK m. 236, Türk Ceza Kanunu’nun “Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Düzenlemenin koruduğu hukuki değer, yalnızca belirli bir idarenin malvarlığı değil; kamu kaynaklarıyla yürütülen sözleşmelerin dürüst, güvenilir, şeffaf ve amacına uygun şekilde ifa edilmesine duyulan toplumsal güvendir.

    Somut olayda sözleşmenin tarafı olan kamu idaresi veya diğer kanuni kuruluş, suçtan doğrudan zarar gören sıfatını kazanabilir. Bununla birlikte ceza muhakemesinde katılma hakkı bakımından soyut kamu yararı ile doğrudan zarar birbirine karıştırılmamalıdır.

    TCK m. 236/1’de korunan kuruluşlar şunlardır:

    • Kamu kurum veya kuruluşları.
    • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları.
    • Kanunda belirtilen iştirak şirketleri.
    • Belirtilen kuruluşların bünyesinde faaliyet gösteren vakıflar.
    • Kamu yararına çalışan dernekler.
    • Kooperatifler.

    Bir şirketin belediyeyle ticari ilişkisi bulunması, tek başına kanunda aranan iştirak niteliğini ispatlamaz. Tüzel kişiliğin hukuki yapısı, sermaye ve iştirak ilişkileri, sözleşmenin tarafı ve ilgili düzenlemenin kapsamı ayrıca incelenmelidir.

    Yargıtay uygulamasında suçtan doğrudan zarar görmeyen kurumlara katılma veya kanun yoluna başvurma hakkı tanınamayabileceği görülmektedir. Bu nedenle her kurumun menfaati değil, somut sözleşme ve suç ilişkisi esas alınmalıdır.

    4. İhaleye Fesat Karıştırma ile Edimin İfasına Fesat Karıştırma Arasındaki Fark

    TCK m. 235 ve TCK m. 236 bağımsız suç tipleridir. Birinci suç ihale sürecinin hukuka uygunluğuyla, ikinci suç ise sözleşmeyle üstlenilen edimin yerine getirilmesiyle ilgilidir.

    Ölçüt TCK 235 TCK 236
    Suç İhaleye fesat karıştırma Edimin ifasına fesat karıştırma
    Esas aşama İhale süreci Edimin ifası, teslimi ve kabulü
    Tipik fiiller Katılımı engelleme, gizli bilgileri açıklama, anlaşma ve diğer sayılı hareketler Hileli farklı veya eksik mal teslimi, gerçeğe aykırı kabul
    Fail Somut seçimlik harekete göre belirlenir Yargıtay içtihadında özel faillik niteliği öne çıkar
    Kamu zararı 235/3-b bakımından cezaya etkisi ayrıca düzenlenmiştir Metinde açık unsur değildir; içtihatta zarar suçu yaklaşımı bulunmaktadır

    Örneğin ihale tekliflerinin gizli biçimde paylaşılması TCK m. 235 açısından; ihale sonucunda teslimi gereken malın başka bir malla hileli olarak değiştirilmesi ise TCK m. 236 açısından incelenebilir.

    Aynı süreçte her iki suçun birbirinden bağımsız fiillerle işlenmesi mümkündür. Böyle bir durumda olayın aşamaları ve eylemler birbirinden ayrılarak içtima kuralları uygulanmalıdır.

    İhale hukukuna giriş niteliğindeki önceki yazımız: Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar.

    5. TCK m. 236/2’de Düzenlenen Beş Seçimlik Hareket

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu serbest hareketli bir suç değildir. Kanunda sınırlı olarak sayılmış hareketlerden birinin hileli şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Ceza hukukunda kıyas yasağı gereğince bu liste genişletilemez.

    5.1. Sözleşmede Belirtilenden Farklı Malın Teslimi veya Kabulü – TCK 236/2-a

    İhale kararında veya sözleşmede belirlenen niteliklerden farklı bir malın, hileli davranışlarla teslim edilmesi veya kabul edilmesi bu bent kapsamındadır.

    Örneğin teknik şartnamede belirli kalite sınıfında, dayanımda ve sertifikasyonda bir ürün istenmesine rağmen başka bir ürünün etiket, seri numarası, belge veya ambalaj değiştirilerek uygun ürün gibi teslim edilmesi söz konusu olabilir.

    Ancak her marka farklılığı veya teknik özellik uyuşmazlığı suç anlamına gelmez. Sözleşmede eşdeğer ürün teslimine imkan tanınıp tanınmadığı, uygunluk prosedürü, kurumun bilgisi, değişiklik onayı ve teslimin hileli olup olmadığı araştırılmalıdır.

    Fail olabilecek kişiler: Yüklenici, yükleniciyi temsile yetkili ilgili kişiler ve malın kabulü sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri.

    5.2. Eksik Miktarda Malın Teslimi veya Kabulü – TCK 236/2-b

    Sözleşmeyle 10.000 birim mal teslimi kararlaştırıldığı halde fiilen 8.000 birim teslim edilip 10.000 birim teslim edilmiş gibi gösterilmesi halinde bu bent gündeme gelebilir.

    Özellikle kantar fişleri, depo kayıtları, irsaliyeler, taşıma belgeleri, stok hareketleri ve muayene tutanakları önem kazanır.

    Miktar uyuşmazlığının ölçüm yöntemi, fire oranı, sözleşmedeki toleranslar, kısmi teslim hükümleri veya usulüne uygun iş eksilişi nedeniyle ortaya çıkması halinde suç değerlendirmesi farklılaşır.

    Fail olabilecek kişiler: Yüklenici ve ilgili temsilcileri ile hileli kabul işleminde rol alan kamu görevlileri.

    5.3. Geç İfa Edilen Edimin Süresinde Tamamlanmış Gibi Kabulü – TCK 236/2-c

    Bu bentte önemli olan yalnızca gecikme değil, gecikmiş edimin süresinde yerine getirilmiş gibi hileli şekilde kabul edilmesidir.

    Yasal veya sözleşmesel süre uzatımı verilmişse, mücbir sebep veya idareden kaynaklanan gecikmeler bulunuyorsa öncelikle gerçek ifa süresi belirlenmelidir.

    Gerçeğe aykırı iş bitirme tarihi düzenlenmesi, geçmiş tarihli belge hazırlanması veya teslimin bilinçli şekilde zamanında yapılmış gibi kaydedilmesi hile tartışmasını gündeme getirir.

    Yargıtayın özel faillik yaklaşımına göre: Bu bentte doğrudan fail, edimin kabulü sürecinde görev alan ilgili kamu görevlisidir. Yüklenicinin cezai sorumluluğu, somut olaya göre azmettirme veya yardım etme kapsamında araştırılabilir.

    5.4. Yapım İşlerinde Şartnameye Aykırı Eser veya Malzemenin Kabulü – TCK 236/2-d

    Bu bent özellikle inşaat, altyapı, restorasyon, yol, köprü, tesis ve kamu binalarının yapımı veya onarımına ilişkin uyuşmazlıklarda önemlidir.

    Örnekler arasında projede bulunması gereken donatının kullanılmaması, farklı dayanım sınıfında beton kullanılması, eksik izolasyon yapılması, daha düşük nitelikte tesisat döşenmesi veya yapılmayan imalatın yapılmış gibi kabul edilmesi gösterilebilir.

    Ancak şartnameye aykırı imalat ile hileli kabul aynı şey değildir. Yapım hatasının açıkça kayda geçirildiği, idareye bildirildiği, reddedildiği veya giderilmesinin istendiği durumlarla, ayıbın bilinçli biçimde gizlenerek gerçeğe aykırı kabul işlemi gerçekleştirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

    Suçun tamamlanması bakımından geçici kabul ve kesin kabul işlemlerinin hukuki etkisi ayrıca önemlidir. Bu konu aşağıda Yargıtayın 2025 tarihli kararları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

    Yargıtay yaklaşımına göre doğrudan fail: Kabul işlemini gerçekleştiren ilgili kamu görevlisi. Yüklenici ise fiilin niteliğine göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.

    5.5. Eksik veya Hiç Verilmeyen Hizmetin Verilmiş Gibi Kabulü – TCK 236/2-e

    Hizmet alımlarında sözleşmeyle üstlenilen hizmetin eksik, farklı veya hiç sunulmadığı halde sunulmuş gibi kabul edilmesi bu bent kapsamında değerlendirilir.

    Örneğin 100 personelle yürütülmesi gereken hizmetin gerçekte 70 personelle sunulduğunun gizlenmesi, yapılmayan bakımın yapılmış gibi raporlanması veya fiilen sağlanmayan hizmet saatlerinin tamamlanmış gösterilmesi iddialarında bu hüküm gündeme gelir.

    Ancak personel eksikliğinin kendiliğinden TCK m. 236’yı oluşturduğu söylenemez. Sözleşmenin çalışma düzeni, eşdeğer hizmetin sağlanıp sağlanmadığı, puantajların gerçekliği ve ilgili kamu görevlisinin hileli kabuldeki rolü birlikte incelenmelidir.

    Yargıtay yaklaşımına göre doğrudan fail: Hizmetin kabul sürecindeki ilgili kamu görevlisi. Yüklenici bakımından iştirak koşulları ayrıca aranır.

    6. Yüklenici Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Faili Olabilir mi?

    Evet, ancak her seçimlik hareket bakımından değil.

    Uygulamada sıkça karşılaşılan önemli hukuki hata, ihale sözleşmesini imzalayan yüklenicinin sözleşmeye aykırı her davranış nedeniyle TCK m. 236’nın doğrudan faili olabileceğinin kabul edilmesidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2021/3421 E., 2025/1050 K.; 20.02.2025 tarihli 2022/2227 E., 2025/2152 K. ve 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararlarında, TCK m. 236’nın seçimlik hareketleri bakımından özel faillik ayrımı açıkça yapılmaktadır.

    Hüküm Yüklenici doğrudan fail olabilir mi? Yargıtaya göre ilgili kamu görevlisi
    236/2-a Evet Fail olabilir
    236/2-b Evet Fail olabilir
    236/2-c Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir
    236/2-d Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir
    236/2-e Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir

    Bu ayrımın nedeni, ilk iki bentte “teslim veya kabul” hareketlerine; diğer üç bentte ise esas olarak “kabul” hareketine yer verilmesidir. Yapım ve hizmet işlerinde eserin ya da hizmetin uygun olmadığı halde kabul edilmesi, Yargıtay tarafından ilgili kabul yetkisini kullanan kamu görevlisinin özel faillik niteliği çerçevesinde ele alınmaktadır.

    Örneğin bir inşaat şirketi eksik imalat yapmış olabilir. Ancak bu eksik imalatın gerçeğe aykırı kabul işlemiyle ilişkilendirildiği TCK m. 236/2-d kapsamında, şirket temsilcisinin doğrudan fail olarak cezalandırılması yerine kamu görevlisinin hileli kabul fiili ve şirket temsilcisinin iştirak iradesi araştırılmalıdır.

    Önemli ayrım: Yüklenicinin TCK m. 236/2-d bakımından doğrudan fail sayılamaması, sözleşmesel sorumluluğunun ortadan kalktığı veya başka bir suçtan sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmez.

    Yüklenicinin davranışı ayrı koşullar altında nitelikli dolandırıcılık, belgede sahtecilik, rüşvet veya diğer suç tiplerini gündeme getirebilir.

    Ayrıca 4735 sayılı Kanun’un 25, 27 ve 30. maddeleri kapsamındaki yaptırımlar ile yüklenici ve alt yüklenicinin tazminat sorumluluğu ayrıca incelenmelidir.

    7. Tüm Olası Failler ve İlgililer Bakımından Cezai Sorumluluk

    7.1. İhaleyi Kazanan Gerçek Kişi Yüklenici

    Mal teslimine ilişkin TCK m. 236/2-a ve (b) hükümlerinin faili olabilir. Diğer bentlerde doğrudan faillik yerine iştirak sorumluluğu gündeme gelir. Her halde hileli hareket, bilgi ve kast ayrıca ispatlanmalıdır.

    7.2. Limited veya Anonim Şirket Yöneticileri

    Şirket adına hareket eden müdürler, yönetim kurulu üyeleri ve temsilcilerin cezai sorumluluğu unvanlarından değil, somut görev ve eylemlerinden kaynaklanır.

    Bir kişinin ticaret sicilinde müdür veya yönetim kurulu üyesi olması, sözleşmedeki bütün işlemleri bildiğini veya hileli teslimi bizzat gerçekleştirdiğini kanıtlamaz. Fiili yönetim, imza yetkileri, karar alma süreçleri ve deliller incelenmelidir.

    Bir şirketin tüm ortaklarının tek bir yüklenici fiilinden dolayı otomatik cezai sorumluluğu doğmaz.

    7.3. Alt Yüklenici ve Taşeron

    Alt yüklenicinin yalnızca yapım işinde çalışmış olması, onu idareyle sözleşme yapan asli yükleniciye dönüştürmez. Öncelikle idareyle sözleşmenin tarafının kim olduğu ve alt yüklenicinin hukuki statüsü belirlenmelidir.

    Yargıtayın özel faillik yaklaşımında, idareye karşı yüklenici sıfatını taşımayan kişi sırf tedarik veya taşeronluk ilişkisi nedeniyle doğrudan fail haline getirilemez. Bununla birlikte somut fiiline göre azmettirme, yardım etme veya bağımsız başka bir suçtan sorumluluk mümkündür.

    7.4. Yükleniciye Mal Satan Tedarikçi

    Tedarikçinin idareyle doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmuyorsa, yüklenicinin teslim borcuna konu malı satması tek başına ona TCK m. 236 kapsamında faillik sıfatı kazandırmaz.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararında da yükleniciye mal satan üçüncü kişi şirketin yetkililerinin fail sıfatı ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.

    2026/4031 sayılı kararın tam metni.

    7.5. Muayene ve Kabul Komisyonu Üyeleri

    Muayene ve kabul komisyonları TCK m. 236 bakımından en önemli sorumluluk kategorilerinden biridir. Ancak komisyon üyelerinin cezai sorumluluğu müşterek ve otomatik değildir.

    Her üyenin görevi, katıldığı işlemler, incelediği mal veya imalat, imzaladığı belgeler, tespit imkanları, varsa çekince veya muhalefeti ve hileli kabul iradesi ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    Sadece imzanın varlığından kast çıkarmak, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmaz.

    7.6. Yapı Denetim Görevlisi, Kontrol Mühendisi ve Teknik Personel

    Kontrol mühendisinin yükümlülüğü teknik inceleme, ölçüm ve raporlama olabilir. Ancak bu görevler kişiyi her durumda kabul yetkilisi haline getirmez.

    İlgili kişinin hukuken hangi belgeyi düzenlemeye yetkili olduğu, kabul işleminin bir parçası olup olmadığı ve hangi tarihte hangi teknik durumu bildiği belirlenmelidir.

    Gerçeğe aykırı teknik rapor düzenlenmesi başka suçları da gündeme getirebilir; fakat TCK m. 236 bakımından doğrudan fail sıfatı somut seçimlik harekete göre değerlendirilmelidir.

    7.7. Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi

    Ödeme sürecine katılmak, kabul işlemini gerçekleştirmekle aynı değildir. Harcama yetkilisinin veya gerçekleştirme görevlisinin hangi belgeyi ve hangi hukuki sıfatla imzaladığı belirlenmelidir.

    Hakediş ve ödeme belgelerindeki imzalar hileli sürece ilişkin delil oluşturabilir; ancak fiilin hangi bent kapsamında işlendiği ve kişinin buna iştiraki gösterilmeden doğrudan fail kabul edilmesi doğru değildir.

    7.8. İhale Yetkilisi, İhale Komisyonu Üyeleri ve Üst Yöneticiler

    İhale komisyonunda görev almak, sözleşmenin ifası aşamasındaki kabul işlemlerinden kendiliğinden sorumlu olmayı gerektirmez.

    Belediye başkanı, genel müdür, daire başkanı, rektör veya diğer üst yöneticiler bakımından da hiyerarşik konumun tek başına suçun faili olmayı gerektirmediği unutulmamalıdır. Talimat, onay, hileye katılım ve hukuki yetki somutlaştırılmalıdır.

    7.9. Özel Teknik Danışman, Proje Müellifi ve Denetim Şirketi Çalışanı

    Bu kişilerin kamu görevlisi sayılıp sayılmadığı, görevlendirilme şekli, kamu adına kabul yetkisi bulunup bulunmadığı ve somut sözleşme ilişkisi araştırılmalıdır.

    Özel hukuk çalışanı olmak tek başına doğrudan faillik için yeterli olmadığı gibi, kamu hizmetiyle ilişkili olmak da otomatik olarak kamu görevlisi sıfatı doğurmaz. TCK m. 6’daki kamu görevlisi tanımı ile özel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.

    7.10. İşçiler, Şantiye Şefleri, Muhasebe Personeli ve Diğer Yardımcılar

    Bir işçinin gerçeğe aykırı belge hazırlaması veya bir çalışanın sahte kantar kaydını sisteme işlemesi, bu kişinin olaydaki rolü bakımından önem taşıyabilir.

    Ancak işlemin amacını bilmeyen, hileli iradeyi paylaşmayan ve sadece kendisine verilen olağan teknik görevi yapan kişilerin cezai sorumluluğu ayrıca ispat gerektirir.

    7.11. Tüzel Kişinin Cezai ve İdari Sorumluluğu

    TCK m. 20/2 uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri saklıdır.

    Dolayısıyla bir limited veya anonim şirket hakkında gerçek kişilere uygulanan hapis cezası verilemez. Bununla birlikte şirket yöneticilerinin kişisel ceza sorumluluğu, ihale yasakları, sözleşmenin feshi, tazminat ve diğer kanuni yaptırımlar gündeme gelebilir.

    4735 sayılı Kanun’daki gerçek ve tüzel kişilere ilişkin özel yasaklama hükümleri, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle birlikte değerlendirilmelidir.

    8. Özgü Suç Niteliği, Müşterek Faillik, Azmettirme ve Yardım Etme

    Özgü suç, yalnızca kanunda aranan belirli sıfata veya niteliğe sahip kişinin doğrudan fail olabildiği suçtur.

    Yargıtayın güncel kararlarında TCK m. 236 bakımından özel faillik niteliği kabul edilmektedir. Ancak suçun bütün seçimlik hareketleri aynı faili gerektirmez.

    TCK m. 40/2 uyarınca özgü suçlarda özel faillik niteliğini taşımayan kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilirler.

    Azmettirme: Failde suç işleme kararını oluşturacak biçimde yönlendirmede bulunulmasıdır.

    Yardım etme: Suçun işlenmesini kolaylaştırma, araç sağlama, maddi veya manevi destek verme ve ilgili hükümde sayılan diğer katkıları ifade eder.

    Müşterek faillik: Suçun icrası üzerinde birlikte hakimiyet kurulmasını gerektirir. Özgü suçlarda özel faillik sıfatı bulunmayan kişinin salt birlikte hareket etmesi, kanunda aranan faillik sıfatını kendiliğinden kazandırmaz.

    Örneğin bir yüklenicinin kamu görevlisiyle anlaşarak eksik imalatın uygun kabul edilmesini sağlaması iddiasında, kamu görevlisinin TCK m. 236/2-d bakımından fail sıfatı ile yüklenicinin iştirak biçimi ayrı incelenmelidir.

    Önemli bir başka konu bağlılık kuralıdır. Şerikliğin cezalandırılabilmesi için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir esas fiilin varlığı gerekir. Asıl fail hakkında dava açılmaması tek başına bütün teorik iştirak ihtimallerini ortadan kaldıran soyut bir kural gibi kullanılmamalıdır. Bununla birlikte Yargıtayın belirli TCK m. 236 kararlarında, ilgili kamu görevlileri hakkında kamu davasının bulunmaması ve esas fail fiilinin ortaya konulamaması karşısında şerikliğin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

    Dolayısıyla soruşturma veya kovuşturmada, öncelikle asıl tipik fiilin kim tarafından, ne zaman ve hangi yetkiyle gerçekleştirildiği araştırılmalıdır.

    9. Hile, Kast, Maddi Hata ve Sözleşmeye Aykırılık Ayrımı

    9.1. Hile Neden Zorunludur?

    TCK m. 236/2’de sayılan hareketlerin hileli olarak gerçekleştirilmesi aranır. Bu nedenle suçun değerlendirilmesinde basit ayıp, dikkatsizlik, yanlış hesap, teknik yetersizlik veya sözleşmeye aykırılığın ötesinde, kanuni seçimlik hareketle bağlantılı bir hileli davranış belirlenmelidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.05.2024 tarihli 2021/2430 E., 2024/5591 K. sayılı kararında, ayıplı veya eksik ifanın tek başına yeterli olmadığı; ayrıca hileli hareketlerle gizlenmesi gerektiği açıklanmıştır.

    2024/5591 sayılı karar – Adalet Bakanlığı.

    9.2. Hileye Örnek Olabilecek Davranışlar

    • Başka bir ürünü şartnameye uygun ürün gibi göstermek için sahte etiket kullanılması.
    • Gerçekte teslim edilmeyen miktar için teslim belgesi hazırlanması.
    • Yapılmayan iş kalemlerinin ölçüm ve kabul kayıtlarında yapılmış gösterilmesi.
    • Eksik personel çalıştırıldığı halde puantajların gerçeğe aykırı düzenlenmesi.
    • Test sonuçları veya malzeme sertifikalarının gerçeği gizlemek amacıyla değiştirilmesi.
    • Geç tamamlanan işin teslim ve kabul tarihlerinin gerçeğe aykırı gösterilmesi.

    Bu örneklerin her birinde suçun oluştuğu peşinen kabul edilemez. Sözleşmeye uygunluk, failin sıfatı, hilenin niteliği ve ilgili seçimlik hareketin gerçekleşmesi birlikte aranmalıdır.

    9.3. Kast Nasıl Belirlenir?

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun taksirli şekli düzenlenmemiştir. Bu nedenle sırf özensizlik, bilgisizlik veya teknik hata nedeniyle TCK m. 236 kapsamında mahkumiyet kurulamaz.

    Failin hileli hareketin maddi unsurlarını bildiği ve davranışı iradi olarak gerçekleştirdiği ortaya konulmalıdır.

    Kastın değerlendirilmesinde yazışmalar, sözleşme kayıtları, uyarılar, değişiklik talepleri, test sonuçları, kabul işlemleri ve fiili uygulama birlikte ele alınır.

    9.4. Teknik Yanılgı ve Maddi Unsurlarda Hata

    Örneğin yetkili mühendis tarafından eşdeğer kabul edilen bir malzemenin sonradan sözleşmeye uygun olmadığının anlaşılması halinde, başlangıçtaki bilgi düzeyi ve hata ihtimali önem taşır.

    Teknik normun tartışmalı olması, projelerin çelişmesi veya malzemenin özelliklerine ilişkin makul bir yanılgının bulunması, kast ve TCK m. 30 kapsamındaki hata değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

    9.5. Ayıbın Sonradan Giderilmesi

    Ayıbın sonradan giderilmesi, her durumda önceden tamamlanmış bir suçu ortadan kaldırmaz. Ancak sözleşmede öngörülen muayene, ret ve değiştirme prosedürünün usulüne uygun biçimde işletilmesi, suçun hiç tamamlanmadığını veya hileli kabulün gerçekleşmediğini gösterebilir.

    Yargıtayın 05.03.2026 tarihli 2026/4031 sayılı kararında, reddedilen malların sözleşmedeki değiştirme hakkı kullanılarak uygun mallarla değiştirilmesi özellikle değerlendirilmiştir.

    10. Kamu Zararı Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Zorunlu Unsuru mudur?

    Bu soru suçun en önemli tartışmalı alanlarından biridir.

    Kanun metni bakımından: TCK m. 236’da kamu zararı, ikinci fıkradaki seçimlik hareketlerden bağımsız ve açıkça yazılmış bir unsur olarak yer almamaktadır.

    Yargıtay uygulaması bakımından: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli 2021/5557 E., 2024/2716 K. ve 14.05.2024 tarihli 2021/2430 E., 2024/5591 K. sayılı kararlarında suçun zarar suçu niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.

    Bu kararlar, 6459 sayılı Kanun’un hazırlık sürecindeki açıklamalardan da hareket ederek, mal veya hizmetin alıcısı durumundaki tarafın zarar görmesinin gerektiği görüşünü benimsemektedir.

    Yargıtayın 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararında da zarar suçu yaklaşımına yer verilmiştir.

    Buna karşılık doktrinde, zararın açıkça kanuni unsur şeklinde düzenlenmemiş olmasına dikkat çeken ve bunun yorum yoluyla zorunlu unsur haline getirilmesini tartışan değerlendirmeler bulunmaktadır.

    Sonuç olarak: Güncel Yargıtay uygulamasında zarar araştırması ciddi önem taşımaktadır. Bununla birlikte somut dosyada yalnızca bir “kamu zararı vardır” ibaresine dayanmak yeterli değildir.

    10.1. Kamu Zararı Nasıl Hesaplanmalıdır?

    Teknik hesaplama, işin türüne ve sözleşme modeline göre değişir. Genel olarak aşağıdaki ayrım yapılmalıdır:

    • Taahhüt edilen fakat hiç yerine getirilmeyen edim.
    • Eksik miktarda gerçekleştirilen edim.
    • Düşük nitelikte veya farklı malzemeyle yapılan imalat.
    • Yapılmış ve idarenin yararına sunulmuş ilave işler.
    • Gerçekten ödenen hakediş ve diğer ödemeler.
    • İade, mahsup, kesinti ve düzeltme işlemleri.
    • Sözleşmeye uygun değişiklikler ve fiyat farkları.
    • Hesaba esas alınacak ilgili tarih ve fiyat düzeyi.

    Örneğin yaklaşık maliyet cetvelinde yer alan bir iş kaleminin projede farklı biçimde uygulanmış olması, ilgili iş kaleminin bedelinin tamamının kamu zararı olduğu anlamına gelmez.

    Özellikle anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerinde, birim fiyatlı işlerde uygulanan hesap mantığının hiçbir değişiklik yapılmadan kullanılması hatalı sonuçlara yol açabilir.

    Öncelikle idarenin sözleşmeyle hangi sonucu satın aldığı, fiilen hangi sonucun teslim edildiği ve ödeme karşılığında elde edilen gerçek ekonomik değer araştırılmalıdır.

    Kamu zararı ile ceza hukuku arasındaki ilişkiyi daha ayrıntılı inceleyen önceki çalışmamız: Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026).

    10.2. Sayıştay Raporu Tek Başına Mahkumiyet İçin Yeterli midir?

    Sayıştay denetim raporu, kamu zararı tespiti veya müfettiş raporu önemli delil niteliği taşıyabilir. Ancak bunlar ceza mahkemesinin suçun bütün unsurlarını bağımsız değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

    Mali sorumluluk için yapılan tespitle cezai kastın ispatı farklıdır. Bir raporda fazla ödeme belirlenmiş olsa bile bunun kim tarafından, hangi hukuki yetkiyle ve hileli olarak gerçekleştirildiği ayrıca belirlenmelidir.

    11. Geçici Kabul, Kesin Kabul ve Suçun Tamamlanma Anı

    Yapım işlerinde geçici kabul ve kesin kabul farklı hukuki işlevlere sahiptir. Geçici kabul, işin belirli koşullarla teslim alınması sürecini; kesin kabul ise sözleşme ve ilgili yönetmelik çerçevesinde daha sonraki kabul aşamasını ifade eder.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2021/3421 E., 2025/1050 K. sayılı kararında, somut olayda uygulanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği esas alınarak TCK m. 236/2’deki kabul kavramının kesin kabul işlemi olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

    Kararda kesin kabul işleminin yapılmamış olması, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmasında etkili olmuştur.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/1050 K. – Resmi karar metni.

    Benzer biçimde 20.02.2025 tarihli 2022/2227 E., 2025/2152 K. sayılı kararda kesin kabulün sonradan yapılıp yapılmadığının araştırılması ve kabul komisyonu üyeleri hakkındaki ceza davalarının incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/2152 K. – Karar metni.

    Bu kararlar ışığında yapım ihalelerinde aşağıdaki sorular mutlaka sorulmalıdır:

    1. Suç tarihinde hangi muayene ve kabul yönetmeliği yürürlüktedir?
    2. Geçici kabul hangi tarihte ve kimler tarafından yapılmıştır?
    3. Kesin kabul gerçekleştirilmiş midir?
    4. Kesin kabul tutanağını kimler imzalamıştır?
    5. Ayıplar geçici kabul sırasında kayıt altına alınmış mıdır?
    6. Sonradan meydana gelen bozulmalar ile ilk imalat ayıpları ayrılmış mıdır?
    7. Yüklenicinin bakım ve onarım yükümlülükleri nelerdir?

    Önemli: “Kesin kabul yoksa hiçbir suç oluşamaz” şeklinde bütün mal ve hizmet alımlarına uygulanabilecek sınırsız bir kural çıkarılmamalıdır. Yargıtay kararlarının değerlendirdiği yapım işi, tarih ve ilgili kabul rejimi dikkate alınmalıdır. Mal teslimine ilişkin (a) ve (b) bentlerinde teslim hareketi ayrıca düzenlenmiştir.

    Ayrıca tamamlanmış suç, teşebbüs ve hukuka aykırı hazırlık hareketleri arasında ayrım yapılmalıdır.

    12. Doğrudan Temin, İhale İstisnaları ve İhalesiz Sözleşmeler

    4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22. maddesinde düzenlenen doğrudan temin, güncel ihale sisteminde bir ihale usulü değildir. Bununla birlikte doğrudan temin yoluyla gerçekleştirilen alımlarda TCK m. 236’nın uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca tartışılmaktadır.

    Bu konuda önemli bir ayrım yapılması gerekir:

    Birinci yaklaşım: TCK m. 236’nın ihale kararına veya ihale sonucunda kurulan sözleşmeye dayandığı, dolayısıyla ihale niteliği taşımayan doğrudan temin işlemlerinin kapsam dışında kalması gerektiği savunulmaktadır.

    İkinci yaklaşım: Maddenin birinci fıkrasında yer alan taahhüt ilişkisi ve ikinci fıkradaki “sözleşme” ifadesi üzerinden daha geniş bir değerlendirme yapılabileceği ileri sürülmektedir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli 2021/5557 E., 2024/2716 K. sayılı kararında doğrudan teminle yapılan alımlarla ilgili değerlendirme yapılmış; karşıoyda ise kanunilik ilkesi gereğince ihale bulunmayan ilişkilerde TCK m. 236’nın uygulanamayacağı görüşü ayrıntılı olarak savunulmuştur.

    Bu konudaki öğretisel tartışmanın örneklerinden biri, Prof. Dr. Ersan Şen ve Dündar Can Yorgun’un 18.06.2026 tarihli çalışmasıdır: Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda “İhale” Şartı.

    Somut dosyada “doğrudan temin” ifadesinin kullanılması tek başına yeterli değildir. Alımın gerçek hukuki niteliği, ihale kararı bulunup bulunmadığı, sözleşmenin kuruluş şekli, ilgili özel mevzuat ve isnat edilen seçimlik hareket araştırılmalıdır.

    Kanunilik ilkesi nedeniyle ceza normunun kapsamı kıyasla genişletilemez. Bununla birlikte ihale dışı alımlarda ortaya çıkan hileli davranışların başka suç tiplerini oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenebilir.

    13. Yapım, Mal ve Hizmet Alımlarında Özel Hukuki Problemler

    13.1. Anahtar Teslimi Götürü Bedel Sözleşmeler

    4735 sayılı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde esas alınan husus, uygulama projesi ve mahal listesi çerçevesinde işin tamamı için belirlenen toplam sözleşme bedelidir.

    Bu nedenle yalnızca yaklaşık maliyet cetvelindeki her kalemi tek tek çıkarıp toplam bedelden düşmek her durumda doğru bir zarar hesabı vermez. İmalatın hukuken zorunlu olup olmadığı, projenin ve eklerinin durumu, fiilen gerçekleşen iş ve varsa usulüne uygun revizyonlar dikkate alınmalıdır.

    13.2. Birim Fiyat Sözleşmeler

    Birim fiyat sözleşmelerinde metraj, poz tarifleri, birim fiyatlar, gerçekleşen miktarlar ve ödeme belgeleri önemlidir.

    Ancak yapılan her metraj hatası hile teşkil etmez. Ölçüm yöntemindeki teknik görüş ayrılığı, proje değişikliği veya hesap hatasıyla bilerek gerçeğe aykırı ölçüm düzenlenmesi arasında ayrım yapılmalıdır.

    13.3. Proje Revizyonu ve İş Artışı

    Proje değişikliği, iş artışı, iş eksilişi ve ilave imalatlar, 4735 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile ilgili sözleşme ve uygulama mevzuatı kapsamında incelenmelidir.

    Yapılan değişikliğin hukuken geçerli olup olmadığı, idarenin usulüne uygun onayı, değişikliğin tarihi ve fiilen yapılan işin değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.

    Usulsüz bir proje değişikliği sözleşmesel veya mali sorumluluk doğurabilir; fakat tek başına TCK m. 236 kapsamında hileli kabulün varlığını kanıtlamaz.

    13.4. Gizli İmalatlar ve Sonradan İnceleme

    Betonarme donatı, gömülü tesisat, zemin iyileştirme ve benzeri gizli imalatlar tamamlandıktan sonra ilk halleriyle gözlemlenemeyebilir.

    Bu durumlarda imalat sürecindeki fotoğraflar, video kayıtları, laboratuvar sonuçları, yapı denetim belgeleri, hakediş ekleri, ataşmanlar ve proje kayıtları önem taşır.

    Yıllar sonra gerçekleştirilen incelemede tespit edilen bozulmanın yapım sırasındaki eksiklikten mi yoksa kullanım, bakım, doğal yıpranma veya sonradan yapılan müdahaleden mi kaynaklandığı teknik olarak açıklanmalıdır.

    13.5. Hizmet Alımlarında Personel ve Performans Uyuşmazlıkları

    Personel sayısı, vardiya çizelgesi, puantaj, hizmet kalite kriterleri, elektronik giriş kayıtları ve kontrol tutanakları birlikte incelenmelidir.

    Özellikle hizmetin eksik verilmesiyle eksik verildiğinin bilindiği halde tam verilmiş gibi kabul edilmesi arasındaki fark gözetilmelidir.

    13.6. Mal Alımlarında Ret ve Değiştirme Prosedürü

    Malın muayenede reddedilmesi ve sözleşmeye uygun mal ile değiştirilmesi, olayın ceza hukuku bakımından niteliğini değiştirebilir.

    Bu durumda önceki teslimin kabul edilip edilmediği, hileli davranış bulunup bulunmadığı, değiştirme hakkının hangi koşullarda kullanıldığı ve kamu zararının ortaya çıkıp çıkmadığı araştırılmalıdır.

    14. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Nasıl İspatlanır?

    Ceza muhakemesinde ispat yükü, sanığın suçsuzluğunu kanıtlama yükümlülüğü şeklinde kurulamaz. Mahkumiyet için kanuni unsurların hukuka uygun delillerle, makul şüpheyi ortadan kaldıracak derecede ispatlanması gerekir.

    CMK m. 217 uyarınca yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Hükmün gerekçeli olması ve her sanık yönünden delillerin ayrı değerlendirilmesi zorunludur.

    14.1. Soruşturma Dosyasında Bulunması Gereken Belgeler

    1. İhale ilanı, ihale kararı ve ihale işlem dosyası.
    2. İmzalı sözleşme ve bütün ekleri.
    3. İdari ve teknik şartname.
    4. Uygulama projeleri, revizyonlar ve mahal listeleri.
    5. Birim fiyat tarifleri, analizleri ve metraj cetvelleri.
    6. Yer teslimi, iş programı ve süre uzatım belgeleri.
    7. Hakediş raporları ve ödeme kayıtları.
    8. Fatura, irsaliye, stok ve sevkiyat kayıtları.
    9. Muayene ve kabul tutanakları.
    10. Geçici ve kesin kabul komisyonu belgeleri.
    11. Laboratuvar testleri ve kalite kontrol belgeleri.
    12. Yapı denetim raporları ve kontrol defterleri.
    13. İdare ile yüklenici arasındaki yazışmalar.
    14. Eksiklik ve ayıp ihbarları.
    15. İş artışı, iş eksilişi ve proje değişikliği onayları.
    16. Sayıştay, müfettiş ve idari inceleme raporları.
    17. Ödeme emri, tahakkuk, mahsup ve iade kayıtları.
    18. Olay tarihinde yürürlükte bulunan kabul mevzuatı.
    19. İlgili kamu görevlilerinin görev tanımları ve yetki belgeleri.
    20. Elektronik verilerin hukuka uygun elde edilmiş asıl kayıtları.

    14.2. Bilirkişi Raporu Nasıl Hazırlanmalıdır?

    Bilirkişi raporu, yalnızca “eksik imalat vardır” veya “kamu zararı meydana gelmiştir” sonucundan ibaret olmamalıdır.

    Rapor teknik olarak denetlenebilir olmalı; hangi sözleşme hükmünün ihlal edildiğini, fiili durumun ne olduğunu, hangi tarihte hangi verinin bulunduğunu ve sonuçların nasıl hesaplandığını açıklamalıdır.

    İyi bir bilirkişi incelemesinde teknik ve mali sorular birbirinden ayrılır. Hukuki nitelendirme ve suçun oluştuğuna dair nihai değerlendirme ise mahkemeye aittir.

    14.3. Bilirkişiye Sorulması Gereken Temel Sorular

    1. Sözleşme kapsamında hangi edim taahhüt edilmiştir?
    2. Taahhüdün kapsamını belirleyen teknik belge hangisidir?
    3. Fiilen gerçekleştirilen işin miktarı ve niteliği nedir?
    4. İddia edilen eksiklik hangi yöntemle ölçülmüştür?
    5. İşin ilk hali ile inceleme tarihindeki hali ayrılabilmekte midir?
    6. Proje değişiklikleri ve iş artışları hesaba katılmış mıdır?
    7. Yapılmayan işlerin yanında yapılan ilave işler bulunmakta mıdır?
    8. Hangi tutarlar gerçekten yükleniciye ödenmiştir?
    9. Ödemelerde kesinti, mahsup veya iade var mıdır?
    10. Hangi mal veya imalat hangi gerekçeyle sözleşmeye aykırıdır?
    11. Uyuşmazlık teknik görüş ayrılığından kaynaklanabilir mi?
    12. İlgili ayıp veya eksiklik kabul tarihinde mevcut mudur?
    13. İşin bakım ve kullanım geçmişi nedir?
    14. Hangi kabul işlemi ne zaman gerçekleştirilmiştir?
    15. Her kamu görevlisinin teknik ve hukuki görevi nedir?
    16. Hesaplanan zarar ile hangi somut işlem arasında ilişki bulunmaktadır?

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.12.2025 tarihli 2021/3420 E., 2025/15129 K. sayılı kararı, eksik ve fazla imalatların birlikte incelenmesi, yapılan işin toplam maliyetinin ortaya konulması ve kamu görevlilerinin kişisel sorumluluklarının ayrı ayrı belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.

    2025/15129 sayılı Yargıtay kararının tam metni.

    14.4. Dijital Deliller ve Hukuka Aykırı Delil Sorunu

    Elektronik yazışmalar, kamera görüntüleri, elektronik ihale kayıtları ve bilgisayar verileri somut olayda önemli olabilir. Ancak bunların elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve doğrulanabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19.12.2024 tarihli 2021/4482 E., 2024/12072 K. sayılı kararında, başka bir suç için uygulanmış iletişimin denetlenmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirleri sonucunda elde edilen delillerin TCK m. 236 bakımından kullanılabilirliği tartışılmıştır.

    Kararda CMK m. 135, 138 ve 217 hükümleri çerçevesinde, somut olayda yasak delillerin dışlanması gerektiği belirtilmiştir.

    2024/12072 sayılı Yargıtay kararı – Hukuka aykırı delil ve faillik.

    Bu nedenle soruşturma dosyasında bulunan her teknik takip veya iletişim kaydının kendiliğinden hukuka uygun delil olduğu kabul edilemez.

    15. On İki Somut Olay Üzerinden Hukuki Değerlendirme

    Aşağıdaki örnekler, suçun unsurlarını açıklamak amacıyla oluşturulmuş varsayımsal olaylardır. Gerçek bir mahkeme kararının özeti değildir.

    Olay 1 – Eksik Beton Donatısı

    Bir kamu binasında projeye göre kullanılması gereken donatı miktarından daha az donatı kullanılmıştır. İnşaat tamamlanmış ancak kesin kabul yapılmamıştır.

    Değerlendirme: Teknik eksikliğin ispatı tek başına yeterli değildir. Kabul aşaması, hileli kabul fiili, kamu görevlisinin rolü ve yüklenicinin iştiraki ayrıca incelenmelidir. Yargıtayın kesin kabul kararları önem taşır.

    Olay 2 – Farklı Marka Tıbbi Cihaz

    İdareye sözleşmede belirtilenden farklı bir cihaz teslim edilmiştir. Cihaz eşdeğer özelliklere sahiptir ve idarenin usulüne uygun değişiklik onayı bulunmaktadır.

    Değerlendirme: Farklı marka tek başına suç değildir. Sözleşme hükümleri, eşdeğerlik ve hile araştırılmalıdır.

    Olay 3 – 1.000 Birim Yerine 800 Birim Mal

    İrsaliyede 1.000 birim yazmasına karşın depoya 800 birim mal alınmış; gerçeğe aykırı kabul düzenlenmiştir.

    Değerlendirme: TCK m. 236/2-b gündeme gelebilir. Yüklenici, temsilci ve ilgili kamu görevlileri bakımından ayrı değerlendirme yapılmalıdır.

    Olay 4 – Süre Uzatımı Verilen İnşaat

    İş başlangıçta öngörülen tarihten sonra bitmiştir; fakat idare usulüne uygun süre uzatımı vermiştir.

    Değerlendirme: Geç teslim görünümü tek başına 236/2-c suçunu oluşturmaz. Hukuken geçerli bitiş tarihi esas alınmalıdır.

    Olay 5 – Yapılmayan Temizlik Hizmeti

    Hizmetin bir kısmı hiç sunulmadığı halde tamamı yapılmış gibi kabul edilmiş ve bedeli ödenmiştir.

    Değerlendirme: TCK m. 236/2-e kapsamında hileli kabul ve kamu görevlisinin rolü incelenir. Yüklenicinin azmettirme veya yardım etme fiili ayrıca araştırılır.

    Olay 6 – Anahtar Teslimi Götürü Bedelde Metraj Farkı

    İdare, yaklaşık maliyet cetvelindeki bazı kalemlerin gerçekleştirilmediğini ileri sürmektedir. Yüklenici ise proje revizyonları nedeniyle farklı ve ilave işler yaptığını belirtmektedir.

    Değerlendirme: İşin toplam sözleşmesel kapsamı, fiili gerçekleşme, değişikliklerin hukuki geçerliliği ve mali etki incelenmeden yalnızca cetvel farkından suç çıkarılamaz.

    Olay 7 – Tedarikçinin Yükleniciye Farklı Mal Satması

    Kamu kurumuyla sözleşme ilişkisi bulunmayan tedarikçi, yükleniciye farklı nitelikte mal satmıştır.

    Değerlendirme: Tedarikçi otomatik olarak TCK m. 236’nın doğrudan faili değildir. 2026/4031 sayılı Yargıtay kararı fail sıfatı bakımından dikkate alınmalıdır.

    Olay 8 – Geçici Kabulde Belirtilen Eksiklik

    Eksiklik geçici kabul tutanağına yazılmış, giderilmesi istenmiş ve kabul süreci tamamlanmamıştır.

    Değerlendirme: Eksikliğin açıkça kayda alınmış olması hileli gizleme ve kabul iddiasını etkileyebilir. Kesin kabulün bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

    Olay 9 – Yıllar Sonra Ortaya Çıkan Çatlak

    Kamu binasında teslimden sekiz yıl sonra çatlaklar oluşmuştur.

    Değerlendirme: Malzeme, proje, kullanım ve bakım geçmişi teknik incelemeye tabi tutulmalıdır. Sonradan oluşan çatlak, geçmişte hileli kabul yapıldığının tek başına kanıtı değildir.

    Olay 10 – Muhasebecinin Gerçeğe Aykırı Hakediş Belgesi Hazırlaması

    Şirket çalışanı, üstlerinin verdiği bilgilerle hakediş eki hazırlamıştır. Belgenin yanlışlığını bildiğine ilişkin delil bulunmamaktadır.

    Değerlendirme: Kişisel kast ve somut katkı ispatlanmalıdır. Görev unvanı veya belgeyi teknik olarak hazırlamış olmak tek başına yeterli değildir.

    Olay 11 – Belediye Başkanının Genel Onayı

    Belediye başkanı ödeme sürecinin nihai onayını vermiş ancak teknik kabul komisyonunda bulunmamıştır.

    Değerlendirme: Hiyerarşik konum doğrudan faillik için yeterli değildir. Onayın hukuki kapsamı, gerçeğe aykırılığın bilinmesi ve somut iştirak fiili araştırılır.

    Olay 12 – Reddedilen Malın Değiştirilmesi

    Şartnameye aykırı mal kabul edilmeyerek iade edilmiş ve sözleşmedeki değiştirme hakkına dayanılarak uygun mal teslim edilmiştir.

    Değerlendirme: Suçun tamamlanması, kast, zarar ve teşebbüs ihtimalleri ayrıca ele alınmalıdır. Yargıtayın 2026/4031 sayılı kararı doğrudan ilgilidir.

    16. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçuna İlişkin Doğrulanmış Yargıtay Kararları

    Aşağıdaki kararlar esas ve karar numarası, tarihi ve erişilebilen karar metni üzerinden araştırılmıştır. Adalet Bakanlığı veri tabanında erişilebilen kararlar resmi bağlantılarıyla; diğerleri tam metin sağlayan içtihat veri tabanlarıyla gösterilmiştir.

    16.1. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 05.03.2026, 2022/5334 E., 2026/4031 K.

    Konu: Yüklenici olmayan tedarikçinin fail sıfatı, sözleşmedeki değiştirme hakkı, uygun mal teslimi ve teşebbüs.

    Sonuç: Mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

    Hukuki önem: Yükleniciye mal satan firma yetkililerinin doğrudan fail sayılamaması, sözleşmesel değiştirme imkanının etkisi ve reddedilen malın teslim edilmesi halinde suçun tamamlanıp tamamlanmadığının değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.2. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 23.12.2025, 2021/3420 E., 2025/15129 K.

    Konu: Yapım işlerinde eksik ve fazla imalat, bilirkişi raporunun kapsamı, kabul komisyonları, yüklenicinin iştiraki ve ihale yasakları.

    Sonuç: Mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.

    Hukuki önem: Yapılmayan işler kadar yapılan ilave işlerin, gerçek ödemelerin ve her kamu görevlisinin sorumluluğunun ayrıca incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle karmaşık hakediş ve kamu zararı dosyaları için önemlidir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.3. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 18.06.2025, 2021/3892 E., 2025/7205 K.

    Konu: Hizmet ediminde özgü suç niteliği, ilgili kamu görevlisinin fail sıfatı ve yüklenici bakımından iştirak.

    Sonuç: Beraat hükmü onanmıştır.

    Hukuki önem: 236/2-e kapsamında kamu görevlisi olmayan kişinin doğrudan fail sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı ve somut olayda esas failin bulunmamasının şeriklik bakımından etkisi değerlendirilmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.4. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 20.02.2025, 2022/2227 E., 2025/2152 K.

    Konu: Kesin kabulün araştırılması, kabul komisyonu üyeleri hakkında dava bulunup bulunmadığı ve yüklenicinin faillik niteliği.

    Sonuç: Mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

    Hukuki önem: Kesin kabul işleminin ve kamu görevlileri hakkındaki yargılamanın araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca 4735 sayılı Kanun m. 27 çerçevesinde yasaklama konusu ele alınmıştır.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.5. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 12.02.2025, 2022/3212 E., 2025/1922 K.

    Konu: Hizmet alımı sözleşmesi, 236/2-e, özgü suç ve şeriklik.

    Sonuç: Beraat hükümleri onanmıştır.

    Hukuki önem: Kamu görevlisi olmayan kişilerin doğrudan fail olarak cezalandırılamayacağı ve somut dosyada kamu görevlileri bakımından esas fail fiilinin ortaya konulamaması değerlendirilmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.6. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 16.01.2025, 2021/3421 E., 2025/1050 K.

    Konu: Yapım ve hizmet işlerinde özel faillik, kesin kabul ve suçun yasal unsurları.

    Sonuç: Beraat hükümleri onanmıştır.

    Hukuki önem: Maddenin bentlerine göre fail ayrımı yapılmış ve somut yapım işi bakımından kesin kabulün bulunmamasının suçun oluşumuna etkisi açıklanmıştır.

    Resmi Adalet Bakanlığı karar metni.

    16.7. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 19.12.2024, 2021/4482 E., 2024/12072 K.

    Konu: Hukuka aykırı deliller, iletişimin denetlenmesi, teknik takip ve özgü suç niteliği.

    Sonuç: Bir kısım beraat hükümleri onanmış, mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.

    Hukuki önem: CMK m. 135 ve 138 kapsamında elde edilmiş verilerin başka bir suçta kullanılabilirliği ile fail ve yardım eden ayrımı incelenmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.8. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 26.11.2024, 2021/3032 E., 2024/11413 K.

    Konu: Yapım işinde yüklenicinin fail sıfatı ve nitelikli dolandırıcılık ihtimali.

    Sonuç: Hüküm bozulmuş; başka suç vasfı ve görevli mahkeme üzerinde durulmuştur.

    Hukuki önem: Yapım işi nedeniyle TCK m. 236 kapsamında doğrudan fail olmayan kişinin davranışının başka bir suç, özellikle kamu kurum veya kuruluşlarının zararına dolandırıcılık kapsamında incelenebileceğini göstermektedir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.9. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 14.05.2024, 2021/2430 E., 2024/5591 K.

    Konu: Hile, ayıplı ifa ve kamu zararının suçun oluşumuna etkisi.

    Sonuç: Beraat hükmü onanmıştır.

    Hukuki önem: Salt ayıplı veya eksik ifanın yeterli olmadığı; ayrıca hileli gizleme ve zarar koşullarının somut olayda değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.

    Resmi Adalet Bakanlığı karar metni.

    16.10. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 12.03.2024, 2021/5557 E., 2024/2716 K.

    Konu: Hile, kamu zararı, doğrudan temin, teknik inceleme ve suçun kapsamı.

    Sonuç: Eksik incelemeye ilişkin bozma kararı verilmiştir.

    Hukuki önem: Özellikle ihalesiz alımların TCK m. 236 kapsamına girip girmediği konusunda çoğunluk ve karşıoy değerlendirmelerinin birlikte incelenmesini gerektirmektedir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    İçtihatları okuma notu: Yargıtayın bir mahkumiyeti bozması, olayda bütün hukuki veya cezai sorumlulukların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bozmanın hangi gerekçeyle yapıldığı, hükmün esası hakkında nihai değerlendirme bulunup bulunmadığı ve sonraki yargılama ayrıca incelenmelidir.

    17. Edimin İfasına Fesat Karıştırmanın Diğer Suçlarla İlişkisi

    17.1. İhaleye Fesat Karıştırma – TCK 235

    İhale aşamasında ve ifa aşamasında birbirinden bağımsız suç teşkil eden davranışlar bulunuyorsa iki suçun ayrı ayrı değerlendirilmesi mümkündür. Aynı davranışa ilişkin içtima hükümleri somut olayda uygulanmalıdır.

    17.2. Nitelikli Dolandırıcılık – TCK 158

    Yüklenicinin TCK m. 236 bakımından doğrudan fail sıfatını taşımaması, eylemin hiçbir suç oluşturmadığı anlamına gelmez. Kamu kurum veya kuruluşlarının zararına hileli davranışlarla yarar sağlanması halinde TCK m. 158 kapsamında suçun bütün unsurları araştırılabilir.

    Burada özel normun önceliği ve içtima kuralları önemlidir. Aynı fiilden dolayı hangi suçun uygulanacağı, kanuni unsurlar karşılaştırılarak belirlenmelidir.

    17.3. Resmi veya Özel Belgede Sahtecilik – TCK 204 ve 207

    Gerçeğe aykırı kabul tutanağı, hakediş belgesi, laboratuvar raporu veya teslim belgesi düzenlenmesi halinde belgede sahtecilik suçları ayrıca gündeme gelebilir.

    Ancak her gerçeğe aykırı içerik otomatik olarak belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz. Belgenin niteliği, düzenleyenin yetkisi ve ilgili suçun özel unsurları araştırılmalıdır.

    TCK m. 212’de sahte belgenin başka suçun işlenmesi sırasında kullanılmasına ilişkin özel içtima düzenlemesi de değerlendirilmelidir.

    17.4. Görevi Kötüye Kullanma – TCK 257

    Görevi kötüye kullanma suçu tamamlayıcı niteliktedir. TCK m. 236 gibi özel suçun unsurları gerçekleştiğinde aynı davranış için TCK m. 257’nin uygulanması ayrı içtima değerlendirmesi gerektirir.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu oluşmamış olsa bile, kamu görevlisinin eylemi TCK m. 257’nin bağımsız unsurlarını karşılıyorsa bu suç gündeme gelebilir.

    17.5. Rüşvet, İrtikap ve Zimmet

    TCK m. 236/3 uyarınca fesat karıştırma nedeniyle menfaat temin eden görevli kişiler, ilgili suç hükmüne göre ayrıca cezalandırılabilirler.

    Bu nedenle kabul işlemi karşılığında menfaat sağlandığı iddiası varsa rüşvet, irtikap veya diğer ilgili suçlar bağımsız olarak araştırılmalıdır.

    17.6. Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma

    Birden fazla kişinin ihale veya edim sürecinde bulunması tek başına suç örgütünün varlığını göstermez. TCK m. 220 kapsamında ayrı kanuni koşulların ispatı gerekir.

    Suç örgütü isnadı bulunması halinde iletişimin denetlenmesi ve teknik takipten elde edilen delillerin hukuki niteliği de ayrıca önem kazanır.

    17.7. Zincirleme Suç ve Birden Fazla Hakediş

    Tek bir sözleşme kapsamında birden fazla hakediş düzenlenmesi otomatik olarak birden fazla suçun oluştuğu anlamına gelmez. Her bir fiilin tamamlanma tarihi, aynı suç işleme kararının bulunup bulunmadığı ve TCK m. 43’ün koşulları ayrıca incelenmelidir.

    Farklı sözleşmeler, farklı kurumlar veya farklı suç işleme kararları bakımından ayrı suç ihtimali gündeme gelebilir.

    18. Cezai Yaptırımlar, İhalelerden Yasaklama ve Tazminat

    18.1. Hapis Cezası

    TCK m. 236/1 uyarınca temel ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Somut olayda teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, takdiri indirim, hak yoksunlukları ve diğer genel hükümler uygulanabilir.

    18.2. 4735 Sayılı Kanun’un 25. Maddesi

    4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 25. maddesi; hileli davranışlar, sahte belgeler, hileli malzeme kullanılması, eksik veya kusurlu imalat, idareye zarar verme ve sözleşmeye aykırı diğer belirli fiilleri yasaklamaktadır.

    Bu maddede yasaklanan fiillerin tamamı otomatik olarak TCK m. 236 suçunu oluşturmaz. İdari yaptırım rejimi ile ceza normunun unsurları farklıdır.

    18.3. İhalelere Katılmaktan Yasaklama – 4735 m. 26

    4735 sayılı Kanun’un 26. maddesinde, 25. maddede sayılan fiillerin özelliklerine göre bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama düzenlenmektedir.

    Yasaklama kararının kimleri kapsadığı, verilme ve yayımlanma usulü, ilgili süreler ve karara karşı başvuru imkanları ayrıca değerlendirilmelidir.

    18.4. Yüklenicilerin Ceza Sorumluluğu – 4735 m. 27

    4735 sayılı Kanun’un 27. maddesi, 25. maddede yasaklanan ve Türk Ceza Kanunu’na göre suç oluşturan fiiller bakımından suç duyurusunu ve mahkeme kararıyla ek ihale yasaklarını düzenlemektedir.

    Kanunda ayrıca mahkeme kararıyla bir yıldan üç yıla kadar yasaklama ve belirli koşullarda sürekli yasaklama öngörülmüştür.

    Bu yaptırımların koşulları her olayda ve ilgili kişinin hukuki statüsüne göre ayrıca incelenmelidir.

    18.5. Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu – 4735 m. 28

    Kanun’un 28. maddesinde muayene ve kabul komisyonları, yapı denetim görevlileri ve ilgili diğer görevliler bakımından disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler bulunmaktadır.

    Ceza sorumluluğu için ilgili suçun kanuni unsurları; mali sorumluluk için ise uygulanacak özel ve genel sorumluluk koşulları esas alınmalıdır.

    18.6. Yapım İşlerinde Yüklenici ve Alt Yüklenicinin On Beş Yıllık Sorumluluğu

    4735 sayılı Kanun’un 30. maddesinde yapım işlerinde yüklenici ve alt yüklenicilerin, yapının fen ve sanat kurallarına uygun yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zararlar bakımından kesin kabulden sonra da on beş yıl süreyle müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir.

    Bu on beş yıllık hukuki sorumluluk süresi, TCK m. 236’nın dava zamanaşımıyla aynı hukuki kurum değildir.

    Bir yüklenicinin cezai sorumluluğunun bulunmaması, 4735 m. 30 kapsamındaki tazminat sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmaz.

    Resmi mevzuat: 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.

    19. Soruşturma Usulü, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

    19.1. Suç Şikayete Tabi midir?

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Kanuni koşulları varsa Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.

    19.2. Görevli Mahkeme Hangisidir?

    TCK m. 236’nın temel cezası ve genel görev kuralları bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

    Ancak aynı fiilin nitelikli dolandırıcılık gibi farklı bir suçu oluşturabileceği durumda suç vasfı ve görevli mahkeme yeniden değerlendirilmelidir. Nitelikli dolandırıcılık bakımından ağır ceza mahkemesinin görev alanı gündeme gelebilir.

    19.3. Kamu Görevlileri İçin Soruşturma İzni Gerekir mi?

    4483 sayılı Kanun ile 3628 sayılı Kanun’un soruşturma hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

    3628 sayılı Kanun’un 17. maddesinde resmi ihaleler ve alım-satımlara fesat karıştırmayla ilgili özel soruşturma rejimi bulunmaktadır. Yargıtay uygulamasında TCK m. 236 bakımından soruşturma izni aranmaksızın doğrudan soruşturma yürütülebileceğine ilişkin kararlar mevcuttur.

    Bununla birlikte 3628 sayılı Kanun kapsamındaki kişi yönünden istisnalar, özel statüler ve özel soruşturma usulleri ayrıca araştırılmalıdır. Bütün kamu görevlileri hakkında istisnasız aynı usulün uygulanacağı kabul edilemez.

    19.4. Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?

    TCK m. 236’nın temel şekli bakımından cezanın üst sınırı yedi yıl olduğu için, TCK m. 66/1-d çerçevesinde genel dava zamanaşımı süresi on beş yıldır.

    Ancak suçun tarihi, tamamlanma anı, zincirleme suç ihtimali, zamanaşımını durduran ve kesen nedenler, yaş küçüklüğü ve lehe kanun değerlendirmesi ayrıca dikkate alınmalıdır.

    19.5. Hangi Tarih Suç Tarihidir?

    Mal teslimi, gerçeğe aykırı kabul, kesin kabul veya birden çok hareketin bulunduğu olaylarda suç tarihi, isnat edilen seçimlik harekete göre belirlenmelidir.

    Her dosyada suç tarihini ihale tarihi, sözleşme tarihi veya son hakediş tarihi olarak kabul etmek doğru değildir.

    19.6. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması veya Diğer Kurumlar

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve benzeri ceza muhakemesi veya ceza hukuku kurumları bakımından somut sonuç ceza, kişinin hukuki durumu ve karar tarihinde yürürlükteki mevzuat esas alınmalıdır.

    TCK m. 236’nın temel ceza aralığı nedeniyle bu kurumların uygulanabileceği yönünde genel ve koşulsuz bir sonuç çıkarılamaz.

    20. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Soruşturmasında Savunma Stratejisi

    Bu suçla ilgili başarılı bir savunma yalnızca ceza hukuku normlarının bilinmesini değil, sözleşmenin teknik ve mali içeriğinin ayrıntılı incelenmesini gerektirir.

    20.1. Birinci Aşama: İsnadın Hukuki Niteliği

    Öncelikle yüklenen hareketin TCK m. 236/2’nin hangi bendine girdiği belirlenmelidir.

    Şüpheli veya sanığın fail olarak nitelendirilebileceği bir bent bulunup bulunmadığı araştırılmadan genel ifadelerle suç isnadında bulunulması, kanunilik ve suçun şahsiliği ilkeleri bakımından sakıncalıdır.

    20.2. İkinci Aşama: Sözleşmenin Doğru Okunması

    İhale dokümanı, sözleşme, idari şartname, teknik şartname, proje, revizyon ve usulüne uygun onaylar birlikte incelenmelidir.

    Bir belgeden koparılarak yapılan değerlendirme, işin gerçek kapsamını yansıtmayabilir.

    20.3. Üçüncü Aşama: Fail ve İştirak Ayrımı

    Yüklenici, alt yüklenici, tedarikçi, kabul komisyonu üyesi, kontrol mühendisi ve harcama yetkilisinin görevleri birbirinden ayrılmalıdır.

    Özellikle yapım ve hizmet işlerinde kabulü gerçekleştiren kişi belirlenmeden yüklenici hakkında doğrudan fail nitelendirmesi yapılması Yargıtayın güncel yaklaşımıyla bağdaşmayabilir.

    20.4. Dördüncü Aşama: Hile ve Kastın Araştırılması

    Şartnameye aykırılık hangi somut hileli davranışla gizlenmiştir? İlgili kişi bu durumdan haberdar mıdır? Eksiklik idareye bildirilmiş midir? Teknik çekince veya muhalefet bulunmakta mıdır?

    Bu sorulara deliller üzerinden cevap verilmelidir.

    20.5. Beşinci Aşama: Bilirkişi Raporuna Teknik İtiraz

    Eksik bilirkişi incelemesine dayalı suç isnatlarında yeni keşif, karşılaştırmalı metraj, bağımsız laboratuvar analizi veya farklı uzmanlık alanlarından oluşan bilirkişi heyeti talep edilebilir.

    Özellikle 2025/15129 sayılı Yargıtay kararı, eksik ve fazla imalatların ayrı ayrı ve bütüncül değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

    20.6. Altıncı Aşama: Hukuka Aykırı Delillerin Denetimi

    İletişimin denetlenmesi, teknik takip ve elektronik verilerin elde edilmesine ilişkin kanuni koşullar değerlendirilmelidir. Somut olaya göre CMK m. 135, 138, 206 ve 217 çerçevesinde hukuka aykırı delillere itiraz edilebilir.

    20.7. Yedinci Aşama: Alternatif Suç Vasıflarının İncelenmesi

    TCK m. 236’nın unsurlarının bulunmadığının ortaya konulması, diğer suçlardan dolayı mevcut soruşturma risklerinin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.

    Dolandırıcılık, sahtecilik, görevi kötüye kullanma veya rüşvet iddiaları bakımından her suçun unsurları ayrı ayrı incelenmelidir.

    20.8. Suç İhbarında Bulunan İdare İçin Yol Haritası

    İdare tarafından hazırlanan suç duyurusunda yalnızca bir müfettiş raporuna atıf yapılması yerine, sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen somut hareketlerin; ilgili kişi, tarih, belge, zarar hesabı ve hile iddiasıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

    Ceza soruşturması ile tazmin, alacak, ihale yasaklama ve disiplin süreçlerinin ayrı hukuki dayanakları bulunduğu gözetilmelidir.

    20.9. Şirketler İçin Önleyici Hukuki Tedbirler

    İhale ve yapım işi üstlenen şirketlerin, teslim ve kabul belgelerinin yetki kontrolünü yapması; değişiklik onaylarını yazılı hale getirmesi; işin ilerleyişini tarihli teknik kayıtlarla belgelemesi; taşeron ve tedarikçi ilişkilerini açık sözleşmelerle düzenlemesi ve ayıp bildirimlerini kayıt altına alması önemlidir.

    Bu tedbirler, olası soruşturmalarda fiili durumun doğru ortaya konulmasına yardımcı olabilir.

    İhale sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve menfi tespit uyuşmazlıkları bakımından kamu zararı ve ceza davalarına ilişkin kapsamlı yazımız ile aşağıdaki ileri okuma bölümündeki bağlantılar incelenebilir.

    21. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

    1. Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun cezası nedir?

    TCK m. 236/1 uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır. Genel hükümler, teşebbüs ve iştirak gibi hususlar somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.

    2. Yüklenici suçun faili olabilir mi?

    Evet. Yargıtayın güncel yaklaşımında özellikle 236/2-a ve (b) bentlerinde doğrudan fail olabilir. Yapım, hizmet ve süreye ilişkin kabul hareketlerinde ise iştirak sorumluluğu araştırılmalıdır.

    3. Alt yüklenici veya taşeron bu suçu işleyebilir mi?

    Alt yüklenicinin hukuki statüsü ve fiili belirleyicidir. Doğrudan fail olma koşulları bulunmuyorsa iştirak veya başka suçlardan sorumluluk ihtimali değerlendirilebilir.

    4. Yapılmayan imalat tek başına suç oluşturur mu?

    Hayır. TCK m. 236’nın ilgili seçimlik hareketi, hile, faillik ve diğer kanuni unsurların gerçekleşmesi ayrıca aranır.

    5. Kamu zararı yoksa suç oluşur mu?

    Kanunda zarar açık bir unsur olarak yazılmamış olmakla birlikte Yargıtayın 2024 ve 2026 tarihli kararlarında zarar suçu yaklaşımı bulunmaktadır. Bu konuda kanun metni, içtihat ve somut olay birlikte değerlendirilmelidir.

    6. Kesin kabul yapılmamışsa ne olur?

    Yargıtayın bazı yapım işi kararlarında kesin kabulün bulunmaması suçun oluşumu bakımından belirleyici kabul edilmiştir. Ancak bu yaklaşım her bent ve bütün sözleşmelere koşulsuz uygulanamaz.

    7. Geçici kabul tutanağı suçun ispatına yeter mi?

    Tek başına yeterli olmayabilir. Kabulün niteliği, içeriği, mevzuat ve hileli davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.

    8. Müfettiş veya Sayıştay raporu mahkumiyet için yeterli midir?

    Hayır. Ceza mahkemesi, hukuka uygun bütün delilleri ve suçun unsurlarını bağımsız olarak incelemelidir.

    9. Şirket müdürü bütün çalışanların fiillerinden sorumlu mudur?

    Hayır. Şirket müdürlüğü sıfatı tek başına bütün fiiller için kişisel ceza sorumluluğu doğurmaz.

    10. Kamu görevlisi para almamışsa suç oluşmaz mı?

    Menfaat temini TCK m. 236’nın zorunlu unsuru değildir. Menfaat alınması ayrıca başka suçların oluşmasına neden olabilir.

    11. Yanlış hakediş düzenlemek doğrudan bu suçu oluşturur mu?

    Hayır. Yanlışlığın niteliği, hile, ilgili seçimlik hareket ve kişinin rolü araştırılmalıdır.

    12. İhale olmadan doğrudan teminle yapılan alımlarda suç oluşur mu?

    Bu konuda kanunilik ilkesi çerçevesinde öğretisel tartışma ve içtihat değerlendirmeleri bulunmaktadır. Alımın hukuki niteliği ile Yargıtayın ilgili kararları incelenmelidir.

    13. Suçun soruşturulması için şikayet gerekir mi?

    Hayır, suç kural olarak resen soruşturulur.

    14. Görevli mahkeme hangisidir?

    TCK m. 236 bakımından kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Başka suç vasıfları veya usuli durumlar görevi etkileyebilir.

    15. Dava zamanaşımı ne kadardır?

    Temel suç tipi için genel dava zamanaşımı on beş yıldır. Suç tarihi, kesilme, durma ve diğer özel koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.

    16. İhalelerden yasaklama kararı verilebilir mi?

    Evet. 4735 sayılı Kanun’un 26 ve 27. maddeleri kapsamında idari veya mahkeme kararıyla yasaklama gündeme gelebilir.

    17. Şirket hakkında hapis cezası verilebilir mi?

    Hayır. Hapis cezası gerçek kişiler bakımından gündeme gelir. Tüzel kişiler hakkında kanunda öngörülen başka yaptırımlar uygulanabilir.

    18. İşin sonradan düzeltilmesi suçu ortadan kaldırır mı?

    Her durumda değil. Ancak kabul gerçekleşmeden sözleşmedeki ret ve değiştirme hakkının kullanılması, tamamlanma ve kast değerlendirmesini etkileyebilir.

    19. Teknik bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?

    Evet. Raporun dayanakları, uzmanlık alanı, yöntemleri ve hesaplamaları tartışılarak ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

    20. Belediye başkanı veya üst yönetici doğrudan sorumlu tutulabilir mi?

    Üst yöneticilik sıfatı tek başına yeterli değildir. İlgili seçimlik hareket, kişisel fiil, yetki ve kast somut olarak belirlenmelidir.

    21. Sözleşmeye aykırı iş nedeniyle beraat edilirse tazminat da ortadan kalkar mı?

    Hayır. Ceza hukuku ile sözleşmesel veya mali sorumluluk farklı ölçütlere tabidir. Somut uyuşmazlıkta kararın gerekçesi ayrıca değerlendirilmelidir.

    22. Mahkumiyet için hangi deliller gereklidir?

    Suçun kanuni unsurlarını ve kişinin fiilini hukuka uygun şekilde ortaya koyan deliller gerekir. Sözleşme, kabul belgeleri, gerçek teslim ve imalat kayıtları, teknik raporlar ve mali kayıtlar birlikte önem taşır.

    22. Sonuç: Ceza Hukuku ile Kamu İhale Sözleşmesinin İhlali Birbirine Karıştırılmamalıdır

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu ihale sözleşmelerinin uygulanması sırasında ortaya çıkan bütün hukuka aykırılıkları cezalandıran genel bir düzenleme değildir.

    TCK m. 236, kanunda gösterilen sınırlı seçimlik hareketleri, hile unsurunu ve ilgili failin özel niteliğini esas alan bir suç tipidir.

    Özellikle Yargıtayın güncel kararlarından çıkan sonuç şudur: Yüklenicinin sözleşmeye aykırı davranmış olması ile yüklenicinin edimin ifasına fesat karıştırma suçunun doğrudan faili olması aynı şey değildir.

    Mal teslimine ilişkin (a) ve (b) bentlerinde yüklenicinin doğrudan faillik ihtimali bulunurken, (c), (d) ve (e) bentlerinde Yargıtay ilgili kamu görevlisinin kabul fiilini esas almaktadır.

    Bu sebeple ceza soruşturmasının başlangıcında yapılması gereken işlem, herhangi bir zarar tutarından hareketle suçun varlığını peşinen kabul etmek değil; hukuki ilişkiyi, sözleşmeyi, fiili teslim veya imalatı, kabul sürecini ve ilgili kişilerin eylemlerini tek tek belirlemektir.

    Kamu zararının ispatı, hilenin varlığı, kesin kabul işleminin niteliği, teknik hesaplamalar, sözleşme değişiklikleri, hukuka uygun deliller ve kişisel kastın ortaya konulması birlikte değerlendirilmelidir.

    Ceza hukuku bakımından hukuki nitelendirmenin doğru yapılması kadar, kamu kaynaklarının gerçek durumunun ortaya çıkarılması da önemlidir. Ne yalnızca bir müfettiş raporuna dayanılarak mahkumiyet kurulmalı ne de sözleşme ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle kanunda düzenlenen hileli fiillerin araştırılmasından vazgeçilmelidir.

    Belirleyici ölçüt, somut fiilin kanuni unsurlarının hukuka uygun ve yeterli delillerle ispatlanmasıdır.

    23. Mevzuat, Yargıtay İçtihatları ve Akademik Kaynakça

    A. Temel Mevzuat

    1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Özellikle m. 2, 20, 21, 30, 37-40, 43, 53, 66, 157-158, 204, 212, 235-236, 247, 252 ve 257.
    2. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu – Özellikle m. 4, 6, 24-30.
    3. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu – Özellikle ihale usulleri, doğrudan temin ve sözleşme süreci.
    4. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – Özellikle m. 135, 138, 172, 206, 217 ve 223.
    5. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu – Kamu zararı ve mali sorumluluk hükümleri.
    6. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun.
    7. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu.
    8. İşin türüne ve suç tarihine göre uygulanabilir Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği, ilgili mal ve hizmet alımı kabul yönetmelikleri ile ihale sözleşmesi uygulama düzenlemeleri.

    B. Yargıtay Kararları

    1. Yargıtay 5. CD, 05.03.2026, 2022/5334 E., 2026/4031 K. Tam metin.
    2. Yargıtay 5. CD, 23.12.2025, 2021/3420 E., 2025/15129 K. Tam metin.
    3. Yargıtay 5. CD, 18.06.2025, 2021/3892 E., 2025/7205 K. Tam metin.
    4. Yargıtay 5. CD, 20.02.2025, 2022/2227 E., 2025/2152 K. Tam metin.
    5. Yargıtay 5. CD, 12.02.2025, 2022/3212 E., 2025/1922 K. Tam metin.
    6. Yargıtay 5. CD, 16.01.2025, 2021/3421 E., 2025/1050 K. Resmi metin.
    7. Yargıtay 5. CD, 19.12.2024, 2021/4482 E., 2024/12072 K. Tam metin.
    8. Yargıtay 5. CD, 26.11.2024, 2021/3032 E., 2024/11413 K. Tam metin.
    9. Yargıtay 5. CD, 14.05.2024, 2021/2430 E., 2024/5591 K. Resmi metin.
    10. Yargıtay 5. CD, 12.03.2024, 2021/5557 E., 2024/2716 K. Tam metin.

    C. Akademik Kaynaklar ve Doktrin

    1. Gülel, İlhan (2018). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 33, s. 753-784. DergiPark makale sayfası.
    2. Kaplan, Mahmut (2013). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 71, Sayı 1, s. 709-730. DergiPark makale sayfası.
    3. Şen, Ersan ve Yorgun, Dündar Can (2026). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda İhale Şartı”, 18.06.2026. Tam yazı.
    4. Akbulut, Berrin (2009). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, Ceza Hukuku Dergisi, Yıl 4, Sayı 10, s. 41-72.
    5. Eker Kazancı, Behiye. İhaleye Fesat Karıştırma ve Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçları, 2. Baskı, Ankara, 2011.
    6. Şen, Ersan ve Aksüt, Ertekin. Uygulamada İhaleye Fesat Karıştırma Suçları, 4. Baskı, Ankara, 2014.

    Kaynak değerlendirme notu: Akademik eserlerdeki görüşler ile Yargıtay kararlarının sonuçları birbirinden ayrılarak okunmalıdır. Özellikle kamu zararının zorunlu unsur olup olmadığı, doğrudan temin ve özgü suç tartışmalarında farklı görüşler mevcuttur. Kararların somut olayları ve hukuki gerekçeleri esas alınmalıdır.

    24. İleri Okumalar: Dolğun Akademi Kamu İhale Hukuku Yazıları

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun daha iyi anlaşılabilmesi için kamu ihale mevzuatı, sözleşme hukuku, teknik sorumluluk, kamu zararı ve hakediş süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    1. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026) – Denetim raporları, kamu zararının tespiti, ceza soruşturmaları ve yüklenicinin sorumluluğu.
    2. Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk – Kamu zararı kavramı, mali sorumluluk ve sözleşme uyuşmazlıkları.
    3. Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu – Yapım işlerinde teknik ve hukuki yükümlülükler.
    4. Kamu İhale Sözleşmeleri ve Hukuki Niteliği – Sözleşmenin kurulması ve uygulanması.
    5. Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar – İhale mevzuatının temel ilkeleri.
    6. Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür? – Yargısal başvuru yolları ve ihale uyuşmazlıkları.
    7. Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü – Yapım sözleşmelerindeki teknik uyuşmazlıklar.

    Bu yayınlar, kamu ihalesi ve kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları yalnızca tek bir hukuk dalıyla sınırlamadan değerlendirmek amacıyla hazırlanan Dolğun Akademi çalışmalarının bir bölümünü oluşturmaktadır.

    25. Yazarın Notu ve Hukuki Bilgilendirme

    Bu makale, 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat, erişilebilen yargı kararları ve akademik kaynaklar ışığında hazırlanmış genel nitelikte hukuki bir incelemedir.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda her dosya; sözleşme, proje, teknik raporlar, teslim ve kabul belgeleri, kamu zararının hesaplanma yöntemi, ilgili kişilerin hukuki sıfatları ve isnat edilen hareketler bakımından farklıdır.

    Dolayısıyla bu yazıda yer verilen değerlendirmeler, belirli bir soruşturma veya dava hakkında verilmiş hukuki görüş olarak değerlendirilmemelidir. Somut olay için ayrıca dosya incelemesi yapılması gerekir.

    Yargıtay içtihatları zaman içinde gelişebildiğinden, kararların uygulanmasında olay tarihi, ilgili mevzuat ve sonraki yargısal gelişmeler de dikkate alınmalıdır.

    Yazar ve İletişim Bilgileri

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    TD Hukuk ve Danışmanlık | TD Law Firm
    Dolğun Akademi

    Çalışma alanları: Ceza hukuku, kamu ihale hukuku, kamu ihale sözleşmeleri, yapım işleri, hakediş ve alacak uyuşmazlıkları, kamu zararı, idare hukuku ve ticaret hukuku.

    Ofis adresi:
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, A2 Blok, No: 206
    Yeşilköy, Bakırköy, İstanbul, Türkiye

    Ofis telefonu: +90 212 299 44 22
    Telefon / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web sitesi: www.dolgun.av.tr

    Ofis çalışma saatleri: Hafta içi 09.00–17.00 (Türkiye saati). Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

    Av. Murat Can Dolğun tarafından kaleme alınmıştır.
    Dolğun Akademi – Hukuki Bilgi, Akademik Analiz ve Güncel İçtihatlar

    © 2026 Dolğun Akademi. Kaynak gösterilerek alıntı yapılması, akademik atıf ve yürürlükteki mevzuat hükümleri saklıdır.

  • Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026)

    Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026)

    Yayımlanma ve son güncelleme tarihi: 8 Ekim 2026

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun

    Bu makale, kamu ihalelerinde kamu zararının hukuki niteliğini, Sayıştay ve mahalli idare denetimlerini, yüklenicilerin ve kamu görevlilerinin sorumluluklarını, ceza soruşturmalarını ve 2026 yılı güncel gelişmelerini mevzuat, akademik çalışmalar ve doğrulanabilir haber kaynakları çerçevesinde incelemektedir.

    Kamu İhalelerinde Kamu Zararı: Sayıştay Raporları, Yüklenici Sorumluluğu ve Ceza Davaları

    Kamu ihalelerinde kamu zararı tespit edilmesi, her durumda yüklenicinin borçlu, kamu personelinin kusurlu veya ilgili kişilerin suçlu olduğu anlamına gelmez. Kamu zararının mali ve hukuki sonuçları ile ceza hukuku bakımından sorumluluk birbirinden farklı değerlendirme alanlarıdır. Bir Sayıştay denetim bulgusunun, idari inceleme raporunun, bilirkişi değerlendirmesinin veya müfettiş tespitinin hangi hukuki sonucu doğuracağı; belgenin niteliğine, uygulanacak mevzuata, somut olayın özelliklerine ve ilgili yargısal sürecin aşamasına bağlıdır.

    Türkiye’de kamu alımları ve kamu ihale sözleşmeleri; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat kapsamında değerlendirilir. İhale veya sözleşmenin uygulanması sırasında suç işlendiği iddiası ortaya çıktığında ise Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu devreye girer.

    Uygulamada temel sorun, bu farklı hukuki rejimlerin tek bir kamu zararı raporu üzerinden değerlendirilmesidir. Oysa bir yüklenicinin sözleşmesel sorumluluğu, bir kamu görevlisinin mali sorumluluğu, bir idari işlemin hukuka uygunluğu ve bir kişinin cezai sorumluluğu aynı hukuki ölçütlere tabi değildir.

    Bu ayrım özellikle belediyeler, il özel idareleri, belediye şirketleri, altyapı ve yapım ihaleleri, hizmet alımları, hakediş uyuşmazlıkları, eksik imalat iddiaları ve ihale usulsüzlüğü soruşturmaları bakımından belirleyicidir.

    Kamu zararına ilişkin temel kavramların açıklandığı önceki çalışmamız için Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk başlıklı makalemiz incelenebilir.

    1. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı: 2026 Yılının Güncel Gelişmeleri

    2025 yılı Sayıştay denetim raporları ve 2026 yılında yayımlanan sonuçlar

    2026 yılı itibarıyla kamu zararına ilişkin tartışmaların önemli bir bölümünü, Sayıştay tarafından yürütülen denetimler ve mahalli idarelerin mali işlemleri oluşturmaktadır. Sayıştay Başkanlığının 2025 yılı hesaplarına ilişkin yayımladığı resmî açıklamaya göre, 2025 yılı denetimleri sonucunda hazırlanan genel raporlar ile kamu idarelerine ilişkin 248 adet denetim raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. [1]

    Aynı açıklamada mahalli idarelere ilişkin 376 belediye ve bağlı idare, 18 il özel idaresi ve 55 mahalli idare şirketi ve birliği olmak üzere toplam 449 denetim raporunun yetkili organlarında görüşülmek üzere ilgili idarelere gönderileceği bildirilmiştir. Bu raporların tamamının aynı tarihte kamuoyuna açıklanmış olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Sayıştay, ilgili süreçler tamamlandıkça raporların yayımlanacağını belirtmiştir. [1]

    2025 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu da Sayıştay Başkanlığının resmî rapor arşivinde yer almaktadır. Dolayısıyla 2026 yılında bir belediye, kamu kurumu veya kamu ihalesi hakkında değerlendirme yapılırken önceki yılların raporlarıyla yetinilmemeli; 2025 hesap dönemine ilişkin denetim sonuçları ve sonradan yayımlanan kurum raporları ayrıca incelenmelidir. [2]

    Kamu İhale Kurumunun 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin kamu alımları istatistiklerini yayımlamış olması da ihale piyasasının güncel veriler üzerinden incelenmesine imkan vermektedir. Ancak bu istatistikler, tek başlarına hukuka aykırılık veya kamu zararı tespiti olarak değerlendirilmemelidir. [3]

    Ekim 2026: Bayraklı Belediyesi ihale soruşturması

    6 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan Bayraklı Belediyesi ve belediye iştiraki BAYBEL AŞ soruşturması, Sayıştay tespitleriyle ceza soruşturmaları arasındaki ilişkinin güncel örneklerinden biridir.

    Anadolu Ajansının 6 Ekim 2026 tarihli haberinde, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma iddialarının incelendiği bildirilmiştir. Haberde, 2024 yılında gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan temin işlemlerine ilişkin Sayıştay bulgularının, başka inceleme ve bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirildiği aktarılmıştır. [4]

    Haber kaynaklarında 2023-2024 dönemine ilişkin yaklaşık 20,09 milyon TL kamu zararı tespit edildiği iddiasına yer verilmiştir. Bu tutar, haberlerde aktarılan soruşturma ve mali inceleme verisi olarak değerlendirilmelidir; kesinleşmiş bir yargı hükmü veya ilgililer yönünden kesinleşmiş tazmin borcu olarak sunulamaz.

    Bu soruşturmada belediye yöneticileri, personel, belediye şirketi yetkilileri ve özel şirket temsilcileri hakkında ileri sürülen iddiaların bulunması, sorumluluğun tek bir meslek veya taraf grubuyla sınırlı olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte her kişinin sorumluluğu, kendi eylemi ve deliller temelinde ayrı ayrı incelenmelidir.

    8 Ekim 2026 itibarıyla bu makalede doğrulanan temel gelişme, 6 Ekim tarihli operasyon ve soruşturma aşamasıdır. Sonraki adli kararlar veya nihai yargılama sonucu hakkında, ayrıca doğrulanmış bir mahkeme kararı bulunmaksızın kesinlik ifade eden değerlendirme yapılmamaktadır. Masumiyet karinesi geçerlidir.

    Ağustos 2026: Geniş kapsamlı ihale davasında ilk derece mahkemesi kararı

    Kamu ihalelerine ilişkin ceza yargılamaları bakımından bir diğer önemli gelişme, kamuoyunda Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen ve 200 sanığın yargılandığı davada Ağustos 2026 tarihinde ilk derece mahkemesi tarafından karar açıklanmasıdır.

    Anadolu Ajansının 26 Ağustos 2026 tarihli haberine göre, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi bazı sanıklar hakkında mahkumiyet, bazıları hakkında ise beraat ve diğer usuli kararlar vermiştir. Aynı haberde, ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet kararlarının yanında örgüt kurma suçundan beraat kararlarının da bulunduğu ve istinaf yolunun açık olduğu belirtilmiştir. [5]

    Bu dava, aynı soruşturma ve kovuşturma dosyasında bulunan kişilerin aynı hukuki sonuca tabi olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği gereğince, bir kişi hakkında ortaya çıkan mahkumiyet sonucu diğer kişiler açısından suçluluk karinesi oluşturmaz.

    Ayrıca ilk derece mahkemesi hükmünün açıklanması, tek başına bütün kararların kesinleştiği anlamına gelmez. Kanun yolu süreci ve her sanık hakkındaki hükmün kesinleşme durumu ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    2026 yılı itibarıyla ortaya çıkan temel hukuki gerçek şudur: Kamu ihalesi uyuşmazlıklarının bir bölümü denetim ve inceleme aşamasında kalırken, bir bölümü Cumhuriyet savcılığı soruşturmasına dönüşebilmekte, bazıları kovuşturmaya taşınmakta ve mahkemeler aynı dosyada dahi farklı kişiler bakımından farklı sonuçlara ulaşabilmektedir.

    2. Kamu Zararı Nedir? 5018 Sayılı Kanuna Göre Şartları Nelerdir?

    5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesine göre kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel olunması veya eksilmeye neden olunmasıdır. [6]

    Kanun, kamu zararının belirlenmesinde özellikle iş, mal veya hizmet karşılığı fazla ödeme yapılması; iş veya hizmet gerçekleştirilmediği halde ödeme yapılması; rayiç bedelin üzerinde alım yapılması; yersiz ödemeler ve kamu gelirlerinin mevzuata aykırı biçimde tahakkuk veya tahsil edilmesi gibi durumları esas almaktadır.

    Bununla birlikte kamu zararı kavramı, kamu idaresinin gerçekleştirdiği her olumsuz ekonomik işlemle özdeşleştirilemez. İdarenin ekonomik açıdan beklenenden daha az avantajlı bir sonuç elde etmesi, sözleşmenin sonradan maliyetli hale gelmesi veya ihale sürecinde şekli eksiklik bulunması, tek başına her zaman 5018 sayılı Kanun kapsamında kamu zararının varlığını ispatlamaz.

    Kamu zararının hukuki değerlendirmesinde mevzuata aykırılık, somut mali etki, kusur, sorumluluk alanı ve nedensellik bağı birlikte ele alınmalıdır. Bu koşulların hangi ölçüde aranacağı, özellikle mali sorumluluk ve ceza hukuku arasındaki farklılıklar dikkate alınarak belirlenmelidir.

    Nükrettin Parlak, Sayıştay Yargısında Kamu Zararı Kavramı: Sorunlar ve Öneriler başlıklı akademik çalışmasında, kamu zararının kanuni kapsamı ile ikincil mevzuat ve hesap yargılaması uygulaması arasında ortaya çıkan yorum sorunlarını incelemektedir. Bu çalışma, kamu zararının salt bir muhasebe farkından ibaret olmadığının anlaşılması açısından önemlidir. [7]

    Kamu zararına yol açabilecek işlemler

    İşlem veya iddia Hukuki değerlendirmede aranan husus Olası sonuç
    Eksik imalat veya hiç yapılmayan iş Proje, metraj, mahallinde inceleme ve ödeme karşılaştırması Sözleşmesel sorumluluk ve kamu zararı
    Hatalı hakediş ödemesi Ölçüm, birim fiyat, onay ve ödeme kayıtları Fazla ödemenin iadesi veya tazmini
    İşin rayiç bedelden yüksek alınması İhale tarihi, piyasa koşulları ve karşılaştırılabilir fiyatlar Şartları varsa kamu zararı
    İhale usulüne aykırılık İhlal edilen hüküm, rekabet etkisi ve somut fiil İdari yaptırım; koşulları varsa mali veya cezai sorumluluk
    Gerçeğe aykırı kabul tutanağı İmza yetkisi, fiili durum, bilgi ve kast Mali, disiplin ve cezai sorumluluk ihtimali
    Sözleşmeye aykırı malzeme kullanımı Teknik şartname, numune ve uzman incelemesi Ayıp ve tazminat; koşulları varsa TCK m. 236

    Tabloda yer alan işlemler yalnızca hukuki değerlendirme başlıklarını göstermektedir. Somut bir işlemde hangi sonucun doğacağı ayrıca ispat gerektirir.

    3. Sayıştay ve Mahalli İdareler Tarafından Hazırlanan Raporların Hukuki Niteliği

    Kamu zararına ilişkin uyuşmazlıklarda en çok karşılaşılan yanlışlıklardan biri, bütün denetim raporlarına aynı hukuki değerin verilmesidir. Oysa Sayıştayın dış denetim raporu, hesap yargılamasına esas raporu, Sayıştay dairesinin ilamı, belediye teftiş raporu, mülkiye müfettişi raporu ve mahkeme bilirkişi raporu farklı usullerle oluşturulan belgelerdir.

    Sayıştay denetim raporu mahkeme kararı mıdır?

    Hayır. Sayıştayın dış denetim raporunda yer alan bir bulgu, Sayıştay dairesi tarafından verilmiş tazmin ilamıyla aynı şey değildir.

    6085 sayılı Sayıştay Kanunu, Sayıştayın denetim görevinin yanında hesap yargılaması görevini de düzenlemektedir. Hesap yargılamasına esas rapor, yetkili daire tarafından incelenir ve yargılama sonunda kamu zararının tazminine ilişkin hüküm verilebilir. Buna karşılık dış denetim raporlarında yer alan bulgular, ilgili kamu idaresinin mali işlemlerinin denetimi sonucunda ortaya konulan tespit ve değerlendirmelerdir. [8]

    Sayıştayın kendi resmî açıklamasında da kamu zararına ilişkin hesap yargılamasının ayrı bir prosedür olduğu, yargılamaya esas raporların Sayıştay dairelerinde değerlendirildiği ve ilamların ilgililere tebliğ edildiği belirtilmektedir.

    Bu nedenle bir yüklenici veya kamu görevlisi hakkında yalnızca denetim raporunda kamu zararı ifadesinin bulunması, kendisi hakkında kesinleşmiş tazmin hükmü veya ceza mahkumiyeti bulunduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.

    Belediye ve mahalli idarelerin teftiş raporları bağlayıcı mıdır?

    Belediyelerin teftiş kurulları, iç denetim birimleri, kontrol teşkilatları ve diğer yetkili birimler tarafından hazırlanan raporlar, idarenin denetim ve değerlendirme faaliyetlerinin ürünüdür. Bu raporlar idari işlem tesis edilmesine, alacağın takibine veya suç şüphesinin ilgili makamlara bildirilmesine dayanak oluşturabilir.

    Bununla birlikte bir iç denetim veya müfettiş raporu, tek başına ceza mahkemesi hükmü niteliği taşımaz. Raporda ileri sürülen hukuki nitelendirmelerin yetkili makam ve mahkemeler tarafından değerlendirilmesi gerekir.

    Özellikle teknik bilirkişi değerlendirmeleri içeren belediye raporlarında, raporu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları, kullanılan yöntem, incelenen belgeler, ölçüm tarihi ve hesaplama esasları denetlenebilmelidir.

    Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu ile belediye teftiş raporu aynı mıdır?

    Hayır. Mahalli idarelerin genel faaliyetlerine ilişkin raporlar, idarelerin faaliyet ve mali sonuçlarını toplu biçimde ortaya koyan kamu mali yönetimi belgeleridir. Sayıştayın faaliyet genel değerlendirme raporları da ilgili faaliyet raporlarının doğruluğu ve güvenilirliği hakkında değerlendirmeler içermektedir.

    Bu belgeler tek tek kişilerin cezai sorumluluğunu belirlemek üzere hazırlanmış soruşturma raporlarıyla karıştırılmamalıdır. Bir belediyenin mali performansına ilişkin genel tespit ile belirli bir yüklenicinin sözleşmeden doğan sorumluluğu arasında ayrıca bağlantı kurulması gerekir.

    5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca belediyelerde iç ve dış denetim gerçekleştirilir; denetim sonuçları kamuoyuna açıklanır ve belediye meclisinin bilgisine sunulur. Belediye meclisinde görüşülme, tek başına denetim bulgusunu kesinleşmiş ceza hükmüne dönüştürmez.

    Belge türü Hukuki niteliği Tek başına ceza mahkumiyeti mi?
    Sayıştay dış denetim raporu Denetim bulgusu ve değerlendirme Hayır
    Sayıştay yargılamaya esas raporu Hesap yargılamasının hazırlık belgesi Hayır
    Sayıştay tazmin ilamı Hesap yargılaması sonucu; kanun yollarına tabi hüküm Hayır, mali sorumluluğa ilişkindir
    Belediye teftiş raporu İdari denetim ve inceleme belgesi Hayır
    Mülkiye müfettişi raporu Yetkisi kapsamında idari tespit veya soruşturma değerlendirmesi Hayır
    Ceza dosyası bilirkişi raporu Uzmanlık gerektiren konuda delil değerlendirmesi Hayır
    Kesinleşmiş ceza mahkemesi hükmü Ceza yargılamasının kesin sonucu Mahkumiyet hükmü ise evet

    Bir raporda kamu zararı bulunduğunun belirtilmesi ile o zararın kimin tarafından, hangi hukuki sebeple ve ne miktarda tazmin edileceğinin kesin olarak hükme bağlanması birbirinden farklıdır.

    4. Sayıştay Raporundan Ceza Soruşturmasına Geçiş Nasıl Olur?

    Sayıştay veya diğer denetim kurumları tarafından tespit edilen her mevzuata aykırılık ceza soruşturmasına dönüşmez. Ancak denetim sırasında suç işlendiğine dair somut şüphe oluşturan bilgi ve belgelerle karşılaşılması halinde ilgili adli makamlara bildirim yapılması gündeme gelebilir.

    6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 78. maddesi, denetim veya hesap yargılaması sırasında suç teşkil eden fiillere rastlanılması durumunda izlenecek usule ilişkin hükümler içermektedir. Sayıştayın bu konudaki görevi, ceza mahkemesi yerine geçerek suçluluk hakkında kesin hüküm vermek değil, mevzuatın öngördüğü usul çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılmasını sağlamaktır. [8]

    Cumhuriyet savcılığına intikal eden olayda CMK m. 160 kapsamında soruşturma yürütülür. Savcılık, maddi gerçeğin araştırılması amacıyla şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür. Denetim raporu önemli bir başlangıç verisi olabilir; ancak tek başına bütün suç unsurlarının ispat edildiği anlamına gelmez.

    Denetimden ceza yargılamasına geçişte temel aşamalar

    Uygulamada önce denetim bulguları ortaya konulur. Gerektiğinde idari inceleme, teknik bilirkişi değerlendirmesi ve ilgili kişilerin açıklamaları alınır. Suç şüphesi bulunduğunda yetkili makamlar tarafından adli bildirim yapılabilir. Cumhuriyet savcılığı soruşturmayı yürütür; yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenlenebilir. İddianamenin kabulüyle kovuşturma aşaması başlar.

    Bu zincirdeki her aşama zorunlu olarak bir sonrakine ulaşmaz. İdari denetim sonucunda düzeltme yapılması, alacağın tahsili veya disiplin işlemi yeterli görülebilir. Suç şüphesini destekleyen deliller bulunmazsa ceza soruşturması açılmayabilir ya da başlamış soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sona erebilir.

    5. Kamu İhalesinde Yüklenicinin Sorumluluğu Nedir?

    Kamu ihale sözleşmesinin tarafı olan yüklenici bakımından ilk değerlendirme sözleşmenin hukuki niteliği ve üstlenilen edimin kapsamı üzerinden yapılmalıdır. Yüklenicinin sorumluluğu, idarenin genel mali sorumluluk rejimiyle özdeş değildir.

    4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, yüklenicilerin sözleşme uygulamasındaki yükümlülüklerini ve yasak fiilleri düzenlemektedir. Sözleşmeye aykırılık halinde işin türüne göre bedel indirimi, ayıbın giderilmesi, tazminat, fesih, teminatın iradı veya ihalelerden yasaklama gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Her sonuç için ayrı kanuni ve sözleşmesel şartlar aranmalıdır.

    4735 sayılı Kanun’un 30. maddesi, yapım işlerinde yüklenicilerin ve alt yüklenicilerin belirli zararlar bakımından kesin kabul onay tarihinden itibaren on beş yıl süreyle müteselsil sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu hüküm, her türlü ekonomik uyuşmazlığın on beş yıl boyunca yükleniciye yöneltilebileceği anlamına gelmez; hükmün öngördüğü zarar nedenleri ve şartları mevcut olmalıdır. [9]

    Geçici kabul ve kesin kabul yapılmışsa yüklenici sorumlu olur mu?

    Geçici veya kesin kabul işlemlerinin yapılmış olması, yüklenicinin bütün hukuki sorumluluğunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Gizli ayıplar, hileli uygulamalar veya kanunun özel olarak düzenlediği sorumluluk halleri gündeme gelebilir.

    Buna karşılık kabul işlemleri de hukuken önemsiz değildir. Kabul tutanakları, işin hangi tarihte ve hangi şartlarda teslim alındığını ortaya koyan önemli delillerdir. İdarenin kabulden sonra yaptığı değişiklikler, kullanım hataları, bakım eksiklikleri ve üçüncü kişilerin müdahaleleri, sorumluluğun belirlenmesinde ayrıca incelenmelidir.

    Özellikle teslim tarihinden yıllar sonra hazırlanan teknik raporlarda imalatın ilk teslim anındaki durumu ile sonraki kullanım sürecinin etkileri birbirinden ayrılmalıdır. Aksi takdirde yüklenicinin fiilinden kaynaklanmayan bir zarar kendisine yöneltilmiş olabilir.

    Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde kamu zararı

    Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde yüklenicinin üstlendiği işin kapsamı, sözleşme bedeli ve sözleşme dokümanları birlikte değerlendirilir. Böyle bir sözleşmede kamu zararı hesabının yalnızca yüklenicinin fiili maliyetine veya sonradan oluşturulan maliyet tablolarına dayanması yeterli olmayabilir.

    Önemli olan sözleşmeyle üstlenilen edimin yerine getirilip getirilmediği, hangi işlerin sözleşme kapsamında bulunduğu, onaylı değişikliklerin bulunup bulunmadığı ve idarenin sözleşmeden doğan haklarının ihlal edilip edilmediğidir.

    Hakedişin onaylanması sorumluluğu ortadan kaldırır mı?

    Hayır. Hakedişin onaylanmış olması, hile veya sözleşmeye aykırılık iddialarına karşı mutlak koruma sağlamaz. Ancak onay işlemi, idarenin kontrol sürecini ve ödeme dayanağını gösterdiğinden değerlendirme dışında bırakılamaz.

    Hakediş raporunu hazırlayan, kontrol eden, onaylayan ve ödemeyi gerçekleştiren kişilerin yetkileri; yüklenicinin sunduğu belge ve beyanlarla birlikte incelenmelidir.

    Bu konunun sözleşme hukuku bakımından ayrıntıları için Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu başlıklı çalışmaya bakılabilir.

    6. Kamu Personelinin Kamu Zararından Sorumluluğu

    Kamu ihalesinin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, kontrol edilmesi ve ödemeye bağlanması aşamalarında farklı kamu görevlileri görev alabilir. Harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri, muayene ve kabul komisyonu üyeleri, kontrol teşkilatı, ihale yetkilileri ve diğer personelin görev alanları birbirinden farklıdır.

    Bir kamu görevlisinin belirli bir belgede imzasının bulunması, kendisine yöneltilen bütün zarar kalemlerinden mutlaka sorumlu olduğu sonucunu doğurmaz. Hangi işlemi gerçekleştirdiği, hangi bilgiye sahip olduğu, denetim ve müdahale yetkisinin kapsamı, mevzuata aykırılıkla kusur ve zarar arasındaki bağlantı araştırılmalıdır.

    Sayıştay hesap yargılamasında sorumluluk, ilgili mevzuat ve mali işlemle bağlantılı olarak değerlendirilir. Ceza hukuku bakımından ise kişinin suçun kanuni unsurlarını gerçekleştiren fiili ve manevi unsurlar ayrıca ispatlanmalıdır.

    Belediye başkanı veya üst yönetici her kamu zararından sorumlu mudur?

    Hayır. Bir kamu idaresinin üst yöneticisi olmak, kurumda meydana gelen bütün kamu zararlarından kişisel ve sınırsız biçimde sorumlu olmak anlamına gelmez. Ancak kişinin doğrudan aldığı kararlar, verdiği talimatlar, üstlendiği görevler veya mevzuatın yüklediği somut yükümlülükler nedeniyle sorumluluğu gündeme gelebilir.

    Değerlendirme, sadece hiyerarşik konuma değil, somut işlemdeki görev, yetki, kusur ve nedensellik bağına dayanmalıdır.

    Kamu görevlileri hakkında soruşturma izni gerekli midir?

    4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, kapsamına giren göreve ilişkin suçlarda özel bir soruşturma izni usulü öngörmektedir. Bununla birlikte bütün kamu görevlileri ve bütün suçlar için aynı izin rejimi uygulanmaz.

    Özellikle 3628 sayılı Kanun’un 17. maddesinde düzenlenen istisnalar çerçevesinde rüşvet, irtikap, zimmet ve resmî ihalelere fesat karıştırma gibi suçlar bakımından 4483 sayılı Kanun’un soruşturma izni sistemi dışında doğrudan adli soruşturma yürütülebilen haller bulunmaktadır.

    Bu nedenle kamu görevlisine isnat edilen suçun hukuki nitelendirmesi, uygulanacak özel kanunlar ve kişinin tabi olduğu statü öncelikle araştırılmalıdır.

    Tanrıverdi ve Utku’nun 2026 yılında Adalet Dergisi’nde yayımlanan 4483 Sayılı Kanun Kapsamında Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması ve Soruşturma İzni başlıklı çalışması, izin usulünün kapsamını ve koruma amacını inceleyen güncel akademik kaynaklardan biridir. [10]

    Diğer taraftan Eylül Erdem Hacıömeroğlu’nun 2026 tarihli çalışmasında vurgulandığı üzere, kamu görevlileri hakkında soruşturmaya elverişli olmayan soyut iddiaların değerlendirilmesi de tabi olunan usul rejimine göre farklı sonuçlar doğurabilmektedir. [11]

    Disiplin soruşturması ile ceza soruşturması aynı şey midir?

    Hayır. Disiplin hukuku, kamu hizmetinin gereklerine ve personelin yükümlülüklerine aykırı davranışları değerlendirir. Ceza hukuku ise kanunda suç olarak düzenlenen fiillere ilişkin sorumluluğu konu edinir.

    Disiplin yaptırımı uygulanması her durumda ceza mahkumiyeti gerektirmediği gibi, ceza soruşturmasında verilen karar da disiplin ve mali sorumluluk açısından bütün meselelerin kendiliğinden çözüldüğü anlamına gelmez. Ancak özellikle fiilin gerçekleşmediğine ilişkin kesin yargısal tespitlerin diğer süreçlerdeki etkisi göz ardı edilemez.

    7. İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat ve Diğer Suçlar

    İhaleye fesat karıştırma suçu – TCK m. 235

    İhaleye fesat karıştırma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 235. maddesinde düzenlenmektedir. Kanunda gösterilen hileli davranışlar, rekabeti etkileyen anlaşmalar ve diğer seçimlik hareketler somut olay çerçevesinde değerlendirilir.

    Bir ihalenin usule aykırı yapılmış olması, tek başına TCK m. 235 kapsamında mahkumiyet için yeterli kabul edilemez. Suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ortaya konulmalıdır. Kamu zararının bulunması veya bulunmaması da maddenin ilgili hükümleri ve somut suç tipi çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

    Veysel Topuz’un 2022 yılında Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan çalışması, ihaleye katılma yeterliğine sahip olmayan kişilerin hileli davranışlarla ihaleye katılmasının sağlanması şeklindeki suç tipini ayrıntılı biçimde incelemektedir. [12]

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu – TCK m. 236

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu ise ihale sonucunda kurulan sözleşmenin ifası aşamasında ortaya çıkabilecek belirli hileli hareketleri konu edinir. İhale sürecindeki hukuka aykırılıklar ile işin teslimi, kabulü ve ifasına ilişkin fiillerin hukuki niteliği bu nedenle birbirinden ayrılmalıdır.

    İlhan Gülel’in Türkiye Adalet Akademisi Dergisi’nde yayımlanan Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu başlıklı çalışması, özellikle sözleşmenin yerine getirilmesi aşamasındaki hareketler ile ceza hukuku arasındaki ilişkiyi incelemektedir. [13]

    Eksik imalat, hatalı malzeme veya sözleşmeye aykırı teslim bulunduğu iddiası, TCK m. 236 bakımından kanunda sayılan hileli davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın doğrudan suç olarak nitelendirilemez.

    İhale ve kamu zararı dosyalarında gündeme gelebilecek diğer suçlar

    Somut fiile bağlı olarak görevi kötüye kullanma (TCK m. 257), rüşvet (TCK m. 252), zimmet (TCK m. 247), resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204), dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 157-158) gibi suçlar da incelenebilir. Bu suçların her birinin ayrı kanuni unsurları bulunduğu unutulmamalıdır.

    Örneğin kamu görevlisinin ihmali bir davranışı, kamu zararına ilişkin mali sorumluluk doğurabilir; ancak bu durumun kendiliğinden görevi kötüye kullanma veya başka bir kasıtlı suç oluşturduğu söylenemez. Aynı şekilde yüklenicinin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmemesi, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun mevcut olduğu anlamına gelmez.

    Ceza hukuku bakımından esas olan, kamu zararının büyüklüğü değil, isnat edilen suçun kanuni unsurlarının somut delillerle ispat edilmesidir. Zararın varlığı ve miktarı, ilgili suç tipinde arandığı ölçüde ve yaptırımın belirlenmesinde önem taşır.

    8. Kamu Zararı Nedeniyle Ceza Davası Ne Zaman Açılır?

    Bir kamu ihalesi hakkında denetim veya soruşturma yapılması, ilgili kişiler hakkında mutlaka ceza davası açılacağı anlamına gelmez.

    Ceza davası açılmadığı durumlar

    Cumhuriyet savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüpheye ulaşılamaması veya kanuni kovuşturma şartlarının bulunmaması halinde CMK m. 172 kapsamında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir.

    Bu sonuç, soruşturma konusu mali uyuşmazlığın mutlaka sona erdiği anlamına gelmez. Aynı olay nedeniyle idari değerlendirme, sözleşmesel talep, tazminat veya Sayıştay hesap yargılaması süreçleri kendi hukuki şartları kapsamında devam edebilir.

    Ceza davası açıldığı durumlar

    Toplanan delillerin kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluşturması halinde savcılık CMK m. 170 uyarınca iddianame düzenleyebilir. İddianamenin mahkeme tarafından kabulüyle kamu davası açılmış olur.

    Ceza yargılamasının sonucunda beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya CMK m. 223 kapsamında öngörülen diğer kararlar gündeme gelebilir. Ayrıca usul hükümlerinin izin verdiği koşullarda davanın durmasına veya düşmesine karar verilebilir.

    Mahkumiyet hükmünün kesinleşip kesinleşmediği ise kanun yolları ve süreler yönünden ayrıca araştırılmalıdır. İlk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararının henüz kesinleşmemiş olması ile kesinleşmiş mahkumiyet aynı hukuki sonucu doğurmaz.

    Kamu zararı ödenirse ceza davası kapanır mı?

    Kamu zararının ödenmesi, bütün suç tipleri bakımından cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödemenin hukuki etkisi, ilgili suçta etkin pişmanlık veya başka özel düzenlemelerin bulunup bulunmadığına ve somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

    Bu nedenle zararın iadesi veya sulh görüşmeleri yürütülürken ceza hukukundaki sonuçların ayrıca incelenmesi gerekir. Özellikle suçun unsurlarını kabul eden beyanlarla mali uyuşmazlığın çözümüne yönelik açıklamalar birbirinden dikkatle ayrılmalıdır.

    9. Kamu Zararı Nasıl Hesaplanır ve Nasıl İspatlanır?

    Kamu zararının hesaplanması yalnızca matematiksel bir işlem değildir. Hesaplama yönteminin dayandığı hukuki varsayımlar da incelenmelidir.

    Bir yapım işinde kamu zararı iddia ediliyorsa öncelikle sözleşmenin türü, sözleşme bedeli, imalatın kapsamı, teknik şartname, mahal listesi, hakediş ve kabul belgeleri karşılaştırılmalıdır. Daha sonra iddia edilen fazla ödeme veya eksik imalatın somut olarak gösterilmesi gerekir.

    Rayiç bedel karşılaştırmalarında ihale veya ödeme tarihi, o tarihteki piyasa koşulları, işin yeri, miktarı, teknik niteliği ve ticari koşulları dikkate alınmalıdır. Sonradan ortaya çıkan fiyatların hiçbir uyarlama yapılmadan geçmiş döneme uygulanması hatalı sonuçlar doğurabilir.

    Aynı şekilde kabul tarihinden yıllar sonra yapılan keşiflerde, tesisin sonradan kullanılması veya değiştirilmesinden kaynaklanan etkiler ayrıştırılmalıdır.

    Kamu zararı raporuna karşı teknik inceleme yapılabilir mi?

    Evet. Bir denetim veya bilirkişi raporunda kullanılan ölçüm, metraj, birim fiyat, kabul tarihi veya hesaplama yönteminin isabetli olmadığı ileri sürülüyorsa alanında uzman kişiler tarafından karşı teknik değerlendirme hazırlanabilir.

    Ancak karşı rapor, yalnızca önceki sonuca katılmadığını belirtmekle sınırlı olmamalıdır. İddia edilen hata, belge ve teknik verilerle somutlaştırılmalıdır.

    Özellikle yapım işlerinde keşif, fotoğraf, proje, as-built belgeleri, imalat miktarları, laboratuvar sonuçları ve kabul tutanakları arasındaki uyum araştırılmalıdır.

    Şahin İpek ve Hepaksaz’ın 2018 tarihli Kamu Zararının Tespiti ve Tahsili Sürecinde Ortaya Çıkan Sorunlar ve Çözüm Önerileri başlıklı çalışması, kamu zararının belirlenmesi ve tahsilinde karşılaşılan sorunlara ilişkin akademik değerlendirme sunmaktadır. [14]

    10. Kamu Zararının Tahsili, Tebliği, Faiz ve Zamanaşımı

    Kamu zararından doğan alacakların tahsilinde 5018 sayılı Kanun ile Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri önem taşımaktadır.

    Yönetmelik; kamu zararının belirlenmesi, değerlendirilmesi, ilgili kişilere tebliği, takibi, tahsili, faiz ve zamanaşımı konularına ilişkin ayrıntılı hükümler içermektedir.

    Kamu zararı borcu nasıl bildirilir?

    Yönetmeliğin 10. maddesi kapsamında kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararından doğan alacaklar hakkında tebligat yapılması öngörülmüştür. Tebligatta borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıcı ve ödeme yeri gösterilir; ilgililere ödeme, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz gün süre verilir.

    İtirazların değerlendirilmesine ilişkin ayrıca on beş günlük süre düzenlenmiştir. Bununla birlikte bu idari başvuru süreleri ile yargısal başvuru ve icra hukuku süreleri birbirine karıştırılmamalıdır. Uygulanacak yolun doğru belirlenmesi için tebliğ edilen işlemin niteliği incelenmelidir.

    Kamu zararı faizi ne zaman başlar?

    Faiz hesabı, alacağın hukuki dayanağına göre yapılmalıdır. 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi kapsamında kamu zararının oluştuğu tarihten itibaren faiz hesabı gündeme gelebilir. Sayıştay ilamından doğan tazmin borçlarında ise 6085 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

    Bu nedenle farklı hukuki rejimlere tabi alacaklarda tek bir faiz başlangıç tarihi ve hesaplama yöntemi uygulanması doğru değildir.

    Kamu zararında zamanaşımı kaç yıldır?

    Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinde kamu zararından doğan alacaklar için genel olarak on yıllık zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Sürenin başlangıcı, zararın oluştuğu kabul edilen tarihi takip eden mali yılın başı esas alınarak belirlenir. Zamanaşımını kesen veya durduran haller saklıdır.

    Ancak bu düzenleme; sözleşmeden doğan her alacak, özel hukuktaki bütün tazminat talepleri, ceza davası zamanaşımı veya 4735 sayılı Kanun’daki özel sorumluluk süreleri için tek ve ortak süre olarak değerlendirilemez.

    Somut uyuşmazlıkta talebin hukuki niteliğine göre ayrı zamanaşımı incelemesi yapılmalıdır.

    11. Kamu Zararı Davasında Görevli Mahkeme ve Hukuki Başvuru Yolları

    Kamu zararına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, yalnızca taraflardan birinin kamu idaresi olması nedeniyle belirlenemez. Uyuşmazlığın konusu, tarafların hukuki ilişkisi ve talebin dayanağı esas alınmalıdır.

    İhale sürecindeki idari işlemlerin hukuka uygunluğu ile imzalanmış sözleşmenin ifasından doğan alacak ve tazminat talepleri farklı yargısal rejimlere tabi olabilir.

    Özellikle 4734 ve 4735 sayılı kanunlar kapsamında yapılan kamu alımlarında, ihale sürecine ilişkin idari işlemler bakımından idari yargı ve öngörülen başvuru usulleri; sözleşmenin ifasıyla ilgili özel hukuk uyuşmazlıklarında ise kural olarak adli yargı gündeme gelmektedir. Bununla birlikte sözleşmenin hukuki niteliği ve uyuşmazlığın özellikleri ayrıca araştırılmalıdır.

    Yüklenici menfi tespit davası açabilir mi?

    Yüklenicinin kendisine yöneltilen bir alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemesi belirli koşullarda mümkün olabilir. Ancak menfi tespit davasının hukuki yarar şartı, alacağın niteliği, takip bulunup bulunmadığı ve görevli mahkeme somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.

    Özellikle İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi kapsamında menfi tespit davası, takipten önce veya takip sırasında farklı usuli sonuçlar doğurabilir. Dava açılması, devam eden icra işlemlerini her durumda kendiliğinden durdurmaz.

    Kamu zararı nedeniyle alacak davası açılabilir mi?

    İdarenin yükleniciden sözleşmeye aykırılığa dayalı alacak veya tazminat talep etmesi mümkündür. Bununla birlikte dava açmadan önce talebin dayanağı, sözleşme hükümleri, zararın miktarı ve ispat durumu ortaya konulmalıdır.

    Yüklenicinin de ödenmeyen hakedişler, sözleşmeye aykırı kesintiler veya diğer sözleşmesel alacakları bakımından dava hakkı bulunabilir.

    Görevli mahkemenin asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olup olmadığı, tarafların tacir sıfatı ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği de dahil olmak üzere ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca belirlenmelidir.

    Sayıştay ilamına nasıl başvurulur?

    Sayıştay hesap yargılamasına ilişkin ilamlar, 6085 sayılı Kanun’da öngörülen özel kanun yollarına tabidir. Sayıştay Temyiz Kurulu nezdindeki başvuru süreci, genel mahkemelerdeki istinaf veya temyiz usulüyle aynı değildir.

    6085 sayılı Kanun’un 55. maddesi kapsamında temyiz süresi, ilamın tebliğinden itibaren altmış gündür. Bunun dışında kanunun düzenlediği özel başvuru yolları da kendi koşulları içinde değerlendirilebilir.

    Önemli olan, eldeki belgenin gerçek anlamda bir Sayıştay ilamı mı, denetim raporu mu yoksa idarenin tahsil işlemi mi olduğunun öncelikle belirlenmesidir.

    İhale uyuşmazlıklarında genel başvuru ve yargılama yolları hakkında Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür? başlıklı makalemiz ayrıca incelenebilir.

    12. Kamu Zararı İddiasında Nasıl Bir Hukuki Yol Haritası İzlenmelidir?

    Kamu zararı iddialarında etkili bir hukuki değerlendirme, yalnızca denetim raporunun sonuç bölümünün okunmasıyla yapılamaz. Uyuşmazlığın mali, teknik, sözleşmesel ve cezai boyutları birlikte fakat birbirinden ayrılarak incelenmelidir.

    Birinci aşama: Dosyanın hukuki niteliğinin belirlenmesi

    Öncelikle kamu zararı iddiasının hangi belgeye dayandığı belirlenmelidir. Sayıştay bulgusu, belediye müfettişi raporu, teknik inceleme, muhasebe kaydı, tahsil bildirimi veya ceza soruşturması evrakı farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

    İlgili idarenin alacak yönünden işlem tesis edip etmediği, tebligat yapılıp yapılmadığı ve herhangi bir yargılamanın bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

    İkinci aşama: İhale ve sözleşme dosyasının temin edilmesi

    İhale ilanı, idari ve teknik şartnameler, sözleşme, yaklaşık maliyet hesaplamaları, ihale komisyonu kararları, iş programları, revize projeler, hakedişler, kabul tutanakları, ödeme emirleri ve diğer belgeler kronolojik sırayla değerlendirilmelidir.

    İhalenin türü ile sözleşme bedelinin belirlenme yöntemi ayrıca tespit edilmelidir. Anahtar teslimi götürü bedel ve birim fiyat sözleşmelerinin mali uyuşmazlıklara etkisi aynı değildir.

    Üçüncü aşama: Kamu zararının teknik olarak yeniden değerlendirilmesi

    İleri sürülen zarar kalemleri ayrı ayrı incelenmelidir. Eksik imalat, fazla ödeme, yanlış birim fiyat ve usule aykırı sözleşme değişikliği gibi iddialar tek bir genel tutar altında toplanarak hukuki ayrımlar ortadan kaldırılmamalıdır.

    Gerekli hallerde inşaat, makine, elektrik, muhasebe veya diğer ilgili uzmanlık alanlarında karşı inceleme yapılmalıdır. Teknik raporların sonuçları, hukuki sorumluluk hakkında nihai karar yerine geçirilmemelidir.

    Dördüncü aşama: Kişisel sorumlulukların ayrıştırılması

    Yüklenici, alt yüklenici, kontrol görevlisi, kabul komisyonu, harcama yetkilisi ve diğer ilgililerin eylemleri ayrı ayrı belirlenmelidir.

    Bir kişinin dosyada adının geçmesi veya belge üzerinde imzasının bulunması, bütün işlem ve ödemelerin kendisine yüklenmesi için tek başına yeterli değildir.

    Beşinci aşama: Ceza soruşturmasının durumunun araştırılması

    İlgili kişiler hakkında adli soruşturma yürütülüp yürütülmediği, isnat edilen suçlar, soruşturma izni gerekliliği, alınan ifadeler, uygulanan adli tedbirler ve dosyanın hangi aşamada bulunduğu araştırılmalıdır.

    Soruşturma dosyasına erişimde CMK hükümleri ve varsa kısıtlama kararları dikkate alınmalıdır. Soruşturma yapılmaması veya dosyanın kapanması, mali uyuşmazlığın da kendiliğinden ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

    Altıncı aşama: Süreler ve dava stratejisinin belirlenmesi

    Tebligat tarihleri, idari başvuru süreleri, Sayıştay kanun yolları, icra takipleri, dava açma süreleri ve zamanaşımı ayrı ayrı belirlenmelidir.

    İtiraz, alacak davası, menfi tespit davası, tazminat davası veya diğer başvuru yollarından hangisinin uygun olduğu talebin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.

    Yedinci aşama: Sözleşmesel ve cezai savunmanın birlikte fakat bağımsız yürütülmesi

    Kamu zararı iddiasına karşı mali veya teknik savunma yapılırken ceza soruşturmasında ileri sürülebilecek iddialar dikkate alınmalıdır. Ancak mali uyuşmazlığın çözümü için yapılan açıklamalar, kişinin ceza hukuku bakımından sorumluluğunu gereksiz veya dayanaksız biçimde kabul eden beyanlara dönüştürülmemelidir.

    Hukuki yol haritasının temel amacı, mevcut deliller üzerinden gerçeğin ortaya çıkarılması, ilgili kişilerin haklarının korunması ve her sorumluluk türünün kendi kanuni şartlarına göre değerlendirilmesidir.

    13. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı Hakkında En Çok Sorulan Sorular

    1. Sayıştay raporunda kamu zararı yazıyorsa yüklenici kesin borçlu mudur?

    Hayır. Denetim bulgusu, yüklenici hakkında kesinleşmiş borç hükmü anlamına gelmez. Sözleşmesel sorumluluk, zarar, nedensellik bağı ve ilgili tahsil veya yargılama işlemleri ayrı ayrı incelenmelidir.

    2. Sayıştay raporu ceza davası açılması için yeterli midir?

    Rapor suç şüphesine ilişkin önemli bilgi ve belgeler içerebilir. Ancak kamu davası açılması bakımından CMK’daki yeterli şüphe ve diğer kovuşturma şartları değerlendirilmelidir.

    3. Belediye müfettişi kamu zararı tespit ederse doğrudan haciz yapılabilir mi?

    Salt rapor düzenlenmesi, her durumda doğrudan haciz yetkisi doğurmaz. Alacağın hukuki niteliği, takip usulü, tebligat ve uygulanacak icra veya tahsil hükümleri değerlendirilmelidir.

    4. İhale komisyonu üyesi bütün kamu zararlarından sorumlu olur mu?

    Hayır. Komisyon üyesinin görev ve yetkisi, katıldığı işlem, kusuru ve zarar ile fiili arasındaki bağlantı somut olarak incelenmelidir.

    5. Kamu zararının tamamından belediye başkanı sorumlu mudur?

    Hayır. Üst yönetici sıfatı tek başına bütün işlem ve ödemelerden kişisel sorumluluk doğurmaz. Somut görev, yetki, eylem ve uygulanacak özel sorumluluk hükümleri önemlidir.

    6. Yüklenici işini tamamladıktan yıllar sonra kamu zararıyla karşılaşabilir mi?

    Evet, ilgili sorumluluk ve zamanaşımı şartları mevcutsa sonradan uyuşmazlık çıkabilir. Ancak teslimden sonra meydana gelen kullanım, bakım veya üçüncü kişi müdahalesi kaynaklı zararlar ayrıca araştırılmalıdır.

    7. İhalenin usulsüz yapılması otomatik olarak suç oluşturur mu?

    Hayır. İhale mevzuatına aykırılık ile TCK kapsamında bir suçun oluşması farklı meselelerdir. Suçun kanuni unsurları ve gerekli manevi unsur ayrıca ispatlanmalıdır.

    8. Kamu zararı yoksa ihaleye fesat karıştırma suçu oluşmaz mı?

    Bu soruya bütün ihtimaller için tek bir cevap verilemez. TCK m. 235’in ilgili hükümleri, isnat edilen seçimlik hareket ve kamu zararının suç veya yaptırım bakımından etkisi somut olayda değerlendirilmelidir.

    9. Kamu zararı ödenince soruşturma kapanır mı?

    Her zaman değil. Ödemenin ceza hukukundaki etkisi ilgili suç ve varsa özel etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde belirlenir.

    10. Belediye tarafından düzenlenen kamu zararı raporuna itiraz edilebilir mi?

    İlgili işlem ve tebligatın niteliğine göre idari başvuru veya yargısal yol gündeme gelebilir. Raporun kendisi ile rapora dayanılarak tesis edilen işlemler arasındaki ayrım önemlidir.

    11. Kamu zararı raporuna karşı bilirkişi raporu alınabilir mi?

    Evet. Teknik veya mali değerlendirmedeki somut hatalar, bağımsız uzman incelemesiyle ortaya konulabilir. Yargılama aşamasında mahkemeden bilirkişi incelemesi talep edilmesi de mümkündür.

    12. Sayıştay ilamına itiraz süresi ne kadardır?

    6085 sayılı Kanun’un 55. maddesi kapsamında Sayıştay ilamlarının temyizinde tebliğden itibaren altmış günlük süre öngörülmüştür. Ancak eldeki belgenin ilam olup olmadığı öncelikle belirlenmelidir.

    13. Kamu zararı nedeniyle menfi tespit davası açılabilir mi?

    Somut uyuşmazlığın hukuki niteliği, hukuki yarar ve görevli yargı yeri şartlarına göre mümkün olabilir. Özellikle alacağın icra takibine konu olup olmadığı önemlidir.

    14. Kamu zararından doğan alacaklar zamanaşımına uğrar mı?

    Evet. Ancak uygulanacak süre ve başlangıç tarihi, talebin hukuki dayanağına göre belirlenmelidir. Kamu zararı yönetmeliğindeki on yıllık süre bütün sözleşmesel ve cezai talepler için ortak bir süre değildir.

    15. Ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verilirse tazminat sorumluluğu da ortadan kalkar mı?

    Mutlaka değil. Mali ve sözleşmesel sorumluluk farklı ispat koşullarına tabi olabilir. Kararın gerekçesi ve somut tespitlerin diğer süreçlerdeki etkisi ayrıca incelenmelidir.

    16. Ceza davasında beraat kararı verilirse Sayıştay ilamı geçersiz olur mu?

    Beraat kararı Sayıştay ilamını kendiliğinden hükümsüz hale getirmez. Bununla birlikte beraatin gerekçesi, fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin tespitler ve başvurulabilecek kanun yolları bakımından önem taşıyabilir.

    14. Sonuç: Kamu Zararı Bir Rapor İfadesinden İbaret Değildir

    Kamu ihalelerinde kamu zararının hukuki değerlendirmesi, kamu mali yönetimi, sözleşme hukuku, idare hukuku, Sayıştay hesap yargılaması ve ceza hukuku arasındaki farklılıkların doğru kurulmasını gerektirir.

    2026 yılında yayımlanan Sayıştay raporları ile kamuoyuna yansıyan belediye soruşturmaları, kamu kaynaklarının denetimi ve sorumluluk tartışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Ancak denetim bulgusu, idari inceleme, savcılık soruşturması, iddianame ve mahkeme hükmü birbirinin yerine kullanılamaz.

    Özellikle yükleniciler bakımından sözleşme hükümlerinin, hakedişlerin, kabul tutanaklarının ve teknik verilerin birlikte incelenmesi gerekir. Kamu personeli bakımından ise kişisel görev ve yetki sınırları, kusur ve nedensellik bağı önem taşır.

    İhaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarında ise mevzuata aykırılığın varlığı tek başına yeterli görülmemeli; suçun kanuni unsurları, somut deliller ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi dikkate alınmalıdır.

    Sonuç olarak, kamu zararı iddialarında doğru yaklaşım; raporu ve dayanak belgeleri incelemek, zararı hukuken ve teknik olarak değerlendirmek, tarafların sorumluluk alanlarını ayrıştırmak ve başvuru yollarını süresi içinde belirlemektir.

    Her kamu zararı tespiti suç değildir. Her ihale uyuşmazlığı kamu zararı oluşturmaz. Her kamu zararı iddiası da yüklenici veya kamu görevlisi hakkında kesinleşmiş sorumluluk anlamına gelmez. Hukuki sonuç, somut olaydaki deliller ve yetkili mercilerin kararları temelinde belirlenir.

    15. Kaynakça: Mevzuat, Sayıştay Raporları, Akademik Yayınlar ve Güncel Haberler

    Aşağıdaki kaynaklar resmî mevzuat ve kurum yayınları, bilimsel makaleler ve güncel haberler olarak ayrılmıştır. Haberlerde aktarılan soruşturma iddiaları yargısal kesinlik ifade etmez. Erişim ve değerlendirme tarihi: 8 Ekim 2026.

    A. Resmî Kurum Yayınları ve Mevzuat

    [1] T.C. Sayıştay Başkanlığı. (2026). 2025 Yılı Denetim Sonuçlarına İlişkin Kamuoyu Duyurusu. Resmî rapor ve açıklama arşivi.
    Sayıştay kamuoyu duyurusu.

    [2] T.C. Sayıştay Başkanlığı. (2026). 2025 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu.
    Resmî rapor.

    [3] Kamu İhale Kurumu. (2026). Kamu Alımları İzleme Raporları: 2026 Yılı İlk Altı Ay İstatistikleri.
    Kamu alımları izleme raporları.

    [6] 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, m. 71; 6085 sayılı Sayıştay Kanunu. İlgili mevzuatın resmî metinleri ve Sayıştay açıklamaları.
    Sayıştay hesap yargılaması ve kamu zararı açıklaması.

    [8] T.C. Sayıştay Başkanlığı. Sayıştay Yargısı, Kamu Zararı ve Sorumluluk, Yargılamaya Esas Rapor, İlam ve Suç Teşkil Eden Fiile Rastlanılması Hali.
    Resmî açıklama.

    [9] 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, özellikle m. 25-33. Kamu İhale Kurumu mevzuat yayını.
    Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.

    Ek mevzuat: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun; 3628 sayılı Kanun; 5393 sayılı Belediye Kanunu; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.

    Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 19 Ekim 2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmî Gazete. Sonraki değişiklikler yürürlükteki konsolide metin üzerinden değerlendirilmelidir.
    Yönetmeliğin yayımlandığı Resmî Gazete.

    B. Akademik Kaynaklar

    [7] Parlak, N. (2018). Sayıştay yargısında kamu zararı kavramı: Sorunlar ve öneriler. Sayıştay Dergisi, 108, 7-38.
    DergiPark tam künye ve makale.

    [10] Tanrıverdi, A. A., & Utku, M. F. (2026). 4483 sayılı Kanun kapsamında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması ve soruşturma izni. Adalet Dergisi, 77, 695-728.
    DOI: 10.57083/adaletdergisi.2050120.

    [11] Hacıömeroğlu, E. E. (2026). Kamu görevlileri hakkında adli soruşturma başlatmaya elverişli olmayan ihbar ve şikayetler. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 66.
    DergiPark akademik makale.

    [12] Topuz, V. (2022). İhaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlamak yoluyla ihaleye fesat karıştırma suçu (TCK m. 235/2-a-2). Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 12(2), 2044-2081.
    DOI: 10.32957/hacettepehdf.1071050.

    [13] Gülel, İ. (2018). Edimin ifasına fesat karıştırma suçu. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 33, 753-784.
    DergiPark akademik makale.

    [14] Şahin İpek, E. A., & Hepaksaz, E. (2018). Kamu zararının tespiti ve tahsili sürecinde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 32(4), 921-940.
    DergiPark akademik makale.

    C. Güncel Haber Kaynakları

    [4] Özdemir, F., Toprakçı, H., & Aydemir, M. (6 Ekim 2026). İzmir’de Bayraklı Belediyesine yönelik rüşvet ve ihale soruşturmasında 47 şüpheli gözaltında. Anadolu Ajansı.
    Haberin tam metni.

    [5] Demir, İ. (26 Ağustos 2026). Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında sanıklara hapis cezası. Anadolu Ajansı.
    Mahkeme kararına ilişkin haber.

    İlave haber kaynağı: Odatv. (23 Eylül 2026). Sayıştay’dan denetim raporu: 10 bin 783 bulgu, ihalesiz kiralama ve ihalede hata. Sayıştayın 2025 yılı raporlarına ilişkin haber değerlendirmesi.
    Haber kaynağı.

    Kaynakların değerlendirilmesinde resmî kanun ve kurum metinleri esas alınmıştır. Akademik yayınlar hukuki yorum ve doktrinel tartışmalar için; haber kaynakları ise tarihli, kamuoyuna açıklanan gelişmelerin gösterilmesi için kullanılmıştır. Her bir haberdeki iddia, kesinleşmiş mahkeme hükmünden ayrı tutulmalıdır.

    16. Dolgun.av.tr Üzerindeki İlgili Hukuki Makaleler

    Kamu ihale hukukunun farklı alanları hakkında daha ayrıntılı değerlendirmeler için aşağıdaki çalışmalar incelenebilir.

    1. Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk
    Kamu zararının temel unsurları ve sorumluluk ilkeleri.
    Makaleyi okuyun.

    2. Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar
    İhale sürecinin hukuki çerçevesi ve temel ilkeleri.
    Makaleyi okuyun.

    3. Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu
    Yapım sözleşmeleri, teknik yükümlülükler ve yüklenicinin sorumluluğu.
    Makaleyi okuyun.

    4. Kamu İhale Sözleşmeleri ve Hukuki Niteliği
    Kamu ihale sözleşmelerinin niteliği ve sözleşmesel uyuşmazlıklar.
    Makaleyi okuyun.

    5. Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür?
    İhale sürecinde ve sözleşme uygulamasında başvurulabilecek hukuki yollar.
    Makaleyi okuyun.

    6. Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü
    Yapım işleri sözleşmelerinde teknik uyuşmazlıkların değerlendirilmesi.
    Makaleyi okuyun.


    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    dolgun.av.tr
    Telefon / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com

    Hukuki bilgilendirme: Bu çalışma genel bilimsel ve hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Belirli bir denetim veya soruşturma dosyasının nihai sonucunu bildirmez. Güncel mevzuat, tebligatlar ve yargı kararları somut olayın koşulları çerçevesinde ayrıca incelenmelidir.