“IBAN’ımı kullandırdım, ceza alır mıyım?”, “Banka hesabımı başkasına verdim, dolandırıcılıktan yargılanıyorum” veya “IBAN kiralama nedeniyle hakkımda dava açıldı” şeklindeki başvurular son yıllarda ceza pratiğinde giderek daha sık karşımıza çıkıyor.
Özellikle internet dolandırıcılığı dosyalarında mağdurdan alınan paranın sanık adına kayıtlı bir banka hesabına gönderilmiş olması, hesap sahibinin nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği iddiasıyla yargılanmasına yol açabiliyor.
7589 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen yeni dördüncü fıkra, tam olarak bu dosyalar açısından önemli bir değişiklik getirdi.
Yeni hükme göre, kişinin dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca banka hesabını, banka veya kredi kartını, ödeme aracını ya da hesabın kullanılmasını sağlayan gerekli bilgi veya araçları başkasına vermekten ibaretse verilecek ceza yarı oranında indirilecek.
Bu düzenleme özellikle IBAN kullandırma, banka hesabı kullandırma ve kamuoyunda “IBAN kiralama” olarak bilinen dosyalar bakımından doğrudan önem taşıyor.
Daha önemlisi, değişiklik yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra işlenen fiiller bakımından değerlendirilmemelidir. Sanık lehine sonuç doğurabilecek bir ceza hükmü olması nedeniyle, şartları mevcutsa halen ilk derece mahkemesinde devam eden veya istinafta bulunan eski tarihli dosyalarda da lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekir.
(Mevzuat: 7589 sayılı Kanun m.13, TCK m.158/4, TBMM, çevrimiçi, 16.07.2026, URL: https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/KanunMetni/b074aa2a-c1eb-4bd5-b5d9-4b61a9ac3924.htm)
Bu Yazıda
Bu yazıda özellikle şu sorulara cevap vereceğiz:
IBAN kullandırmanın cezası nedir?
Banka hesabını kullandıran herkes dolandırıcılıktan ceza alır mı?
Yeni TCK m.158/4 kimlere yarı oranında ceza indirimi getiriyor?
IBAN kiralama nedeniyle verilen eski mahkumiyetlerde yeni kanun uygulanabilir mi?
Dosya istinaftaysa ne yapılmalı?
Hesabını kullandıran kişinin beraat etmesi ile TCK m.158/4 indirimi arasındaki fark nedir?
ATM görüntüsü, banka hareketleri, HTS ve mesaj kayıtları neden önemlidir?
IBAN Kullandırmak Tek Başına Dolandırıcılık Suçu mudur?
Öncelikle en çok karıştırılan noktayı açıklamak gerekir.
Bir banka hesabının dolandırıcılıkta kullanılmış olması ile hesap sahibinin dolandırıcılık suçunu işlemiş olması aynı şey değildir.
Dolandırıcılık suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle kişinin hesabının suçta kullanılmış olması yanında, suçun işlendiğini bilip bilmediği ve dolandırıcılık fiiline hangi iradeyle katkı sağladığı da değerlendirilmelidir.
Örneğin banka hesabı bilgileri kişinin bilgisi dışında ele geçirilmiş olabilir.
Kişi hesabını hukuka uygun olduğunu düşündüğü başka bir işlem amacıyla vermiş olabilir.
Buna karşılık kişi, hesabına suçtan elde edilen para geleceğini bilerek hesabını üçüncü kişilere tahsis etmiş de olabilir.
Bu ihtimaller aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Bu nedenle “IBAN benim adıma, para hesabıma gelmiş; o halde suçluyum” şeklinde otomatik bir sonuç yoktur.
Aynı şekilde:
“Ben sadece hesabımı verdim, kesin beraat ederim.”
sonucu da çıkarılamaz.
Dosyada önce kast ve iştirak şartları incelenmelidir.
TCK 158/4 Ne Değiştirdi?
7589 sayılı Kanun ile TCK m.158’e eklenen dördüncü fıkra şöyledir:
Dolandırıcılık suçlarına iştirakin; kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı kalması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
(Mevzuat: 7589 sayılı Kanun m.13, TCK m.158/4, TBMM, çevrimiçi, 16.07.2026, URL: https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/KanunMetni/b074aa2a-c1eb-4bd5-b5d9-4b61a9ac3924.htm)
Kanun burada önemli bir ayrım yapmaktadır.
Dolandırıcılığı planlayan, mağdurla görüşen, hileli senaryoyu yürüten veya suç gelirini yöneten kişi ile yalnızca banka veya ödeme hesabını kullandıran kişinin cezai konumu artık aynı şekilde ele alınmayacaktır.
Ancak yeni düzenlemenin uygulanabilmesi için sanığın suça katkısının gerçekten bu sınırlar içerisinde kalmış olması gerekir.
IBAN Kullandırma Cezası Artık Yarıya mı İnecek?
Hayır. Yeni düzenleme bu kadar genel değildir.
TCK m.158/4, IBAN’ı dolandırıcılıkta kullanılan herkes için otomatik yarı indirim getirmiyor.
Kanunun kullandığı temel ölçüt şudur:
Suça iştirak, hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı mı?
Örneğin kişi yalnızca banka hesabını ve IBAN bilgisini vermiş olabilir.
Fakat kişi bunun yanında;
mağdurla doğrudan görüşmüşse,
dolandırıcılık mesajlarını göndermişse,
hesaba gelen parayı kendisi çekmişse,
parayı farklı hesaplara yönlendirmişse,
diğer faillerle suçun yürütülmesine ilişkin sürekli iletişim kurmuşsa,
dolandırıcılık planının hazırlanmasına katılmışsa
veya suçtan sağlanan menfaatin yönetiminde aktif rol üstlenmişse,
artık iştirakinin yalnızca hesap kullandırmaktan ibaret olup olmadığı ayrıca tartışılacaktır.
Bu nedenle yeni TCK m.158/4 bakımından dosyanın esas meselesi:
“IBAN kimin adına?”
değil,
“Hesap sahibinin dolandırıcılıktaki gerçek rolü neydi?”
sorusudur.
IBAN Kiralama ile Banka Hesabı Kullandırma Aynı Şey mi?
“IBAN kiralama” ifadesi günlük kullanımda oldukça yaygınlaşmış olsa da Türk Ceza Kanunu’nda “IBAN kiralama suçu” adıyla bağımsız bir suç tipi bulunmamaktadır.
Uygulamada bu ifade genellikle kişinin banka hesabını veya banka kartını bir ücret ya da komisyon karşılığında başka kişilerin kullanımına vermesini anlatmaktadır.
Ceza sorumluluğu ise hesabın hangi suçta, ne şekilde ve hangi bilgi dahilinde kullanıldığına göre belirlenir.
Dolayısıyla internette sıkça kullanılan “IBAN kiralama cezası” ifadesi tek başına bir kanun maddesinin adı değildir.
Somut olayda nitelikli dolandırıcılık, dolandırıcılığa iştirak veya başka suç tiplerinin değerlendirilmesi gerekebilir.
Yeni TCK m.158/4 de bu nedenle bir “IBAN kiralama suçu” yaratmamış; dolandırıcılık suçlarına belirli biçimde iştirak eden kişiler bakımından özel bir indirim hükmü getirmiştir.
Hesabını Kullandıran Kişi Beraat Edebilir mi?
Evet, somut olayın özelliklerine göre beraat ihtimali bulunabilir.
Burada yeni TCK m.158/4 ile beraati birbirinden ayırmak gerekir.
Beraat, kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğinin ispatlanamaması veya suçun unsurlarının oluşmaması halinde gündeme gelir.
TCK m.158/4 indirimi ise kişinin dolandırıcılığa iştirak ettiği kabul edildikten sonra, iştirakinin yalnızca kanunda belirtilen hesap veya ödeme aracını kullandırma fiiliyle sınırlı olması halinde uygulanır.
Başka bir ifadeyle savunmanın ilk sorusu:
“Sanığın suça iştirak ettiği ispatlandı mı?”
olmalıdır.
Bu soruya olumlu cevap verilirse ikinci soru ortaya çıkar:
“İştirak yalnızca hesabını kullandırmakla mı sınırlıydı?”
Bu sıra önemlidir.
Çünkü doğrudan TCK m.158/4 indirimi talep etmek, somut dosyada kişinin suça hiç iştirak etmediğine ilişkin daha temel savunmanın gözden kaçırılmasına neden olabilir.
TCK 158/4 İstinaftaki Dosyalara Uygulanır mı?
Bu değişikliğin bugün en önemli sonuçlarından biri budur.
Bir sanık hakkında banka hesabını kullandırması nedeniyle nitelikli dolandırıcılıktan mahkumiyet kararı verilmiş olabilir.
Karara karşı istinaf başvurusu yapılmış ve dosya halen bölge adliye mahkemesinde bulunabilir.
İlk derece mahkemesi kararını yeni TCK m.158/4 yürürlüğe girmeden önce vermiş olsa dahi hüküm henüz kesinleşmemiştir.
Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesindeki temel kurala göre, suçun işlendiği tarihteki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklı hükümler içeriyorsa failin lehine olan kanun uygulanır.
TCK m.158/4, şartlarının gerçekleşmesi halinde cezayı yarı oranında indirdiği için sanık lehine sonuç doğurabilecek bir maddi ceza hukuku hükmüdür.
Bu nedenle halen istinafta bulunan eski tarihli dosyalarda da yeni hükmün somut olay bakımından uygulanabilir olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Dosyam İstinafta, Ne Yapmalıyım?
İstinaf dosyasında yeni kanunun değerlendirilmesi açısından yalnızca:
“Kanun değişti, cezamın yarıya indirilmesini istiyorum.”
şeklindeki bir talep yeterli bir savunma değildir.
Öncelikle ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı incelenmelidir.
Mahkeme sanığa tam olarak hangi fiilleri yüklemiştir?
Mahkumiyet yalnızca banka hesabının suçta kullanılmasına mı dayanıyor?
Sanığın mağdurla herhangi bir görüşmesi var mı?
ATM veya banka görüntülerinde parayı çeken kişi kim?
Paranın başka hesaplara transferini kim yaptı?
Sanık ile diğer kişiler arasında hangi mesajlaşmalar bulunuyor?
Sanığın elde ettiği menfaat ne?
Hesabın mobil bankacılığına hangi cihazlardan giriş yapılmış?
Bütün bunlar belirlendikten sonra yeni TCK m.158/4 ile sanığın somut davranışının karşılaştırılması gerekir.
Şartları bulunuyorsa bölge adliye mahkemesine sunulacak ek istinaf beyanında lehe kanun değişikliğinin açıkça ileri sürülmesi uygun olacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesi Yeni Kanunu Kendiliğinden Dikkate Alır mı?
Lehe ceza kanununun uygulanması yalnızca sanığın talebine bağlı bir hak değildir.
Kesinleşmemiş ceza yargılamasında uygulanacak maddi ceza hükmünün belirlenmesinde lehe kanun ilkesi mahkeme tarafından gözetilmelidir.
Bununla birlikte savunma bakımından yalnızca mahkemenin bunu re’sen değerlendirmesini beklemek doğru değildir.
Özellikle istinaf başvurusu TCK m.158/4 yürürlüğe girmeden önce yapılmışsa, mevcut istinaf dilekçesinde doğal olarak yeni madde hakkında açıklama bulunmayacaktır.
Bu nedenle yeni hükmün somut dosyaya neden uygulanması gerektiğini açıklayan ek bir dilekçe sunulması, savunmanın açık biçimde dosyaya yansıtılması açısından önemlidir.
İlk Derece Mahkemesinin Eski Gerekçesi Yeterli Olmayabilir
Yeni düzenleme başka bir problemi de ortaya çıkarıyor.
İlk derece mahkemesi kararını TCK m.158/4 henüz bulunmadığı dönemde vermiş olabilir.
O tarihte sanığın hesabını kullandırması ile dolandırıcılığın diğer aşamalarına katılması arasında yeni fıkradaki anlamda ayrı bir ceza belirlemesi yapılmasına ihtiyaç yoktu.
Bu nedenle bazı gerekçeli kararlarda yalnızca:
“Suçtan elde edilen para sanığın hesabına gönderilmiştir.”
veya
“Sanık banka hesabını diğer sanıklara kullandırmıştır.”
şeklinde tespitler bulunabilir.
Yeni kanun bakımından ise bu tespitlerden daha fazlası gerekebilir.
Çünkü artık sanığın fiilinin hesap kullandırmayla sınırlı olup olmadığı, doğrudan ceza miktarını etkileyen bir meseledir.
Bu nedenle istinafta dosyadaki delillerin yeni hüküm açısından yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
IBAN Kullandırma Dosyasında Hangi Deliller Önemlidir?
Yeni düzenleme sonrasında özellikle dijital ve bankacılık delilleri daha önemli hale gelecektir.
Başlıca incelenmesi gerekenler şunlardır:
Banka hesap hareketleri: Para hesaba ne zaman geldi, nereye çıktı?
ATM kamera görüntüleri: Parayı fiilen kim çekti?
Mobil ve internet bankacılığı kayıtları: Hesaba hangi cihaz veya IP üzerinden giriş yapıldı?
HTS ve iletişim kayıtları: Hesap sahibi diğer şüpheli veya sanıklarla ne ölçüde irtibat halindeydi?
WhatsApp, Telegram ve diğer mesajlaşmalar: Hesabın neden verildiği ve suçtan haberdar olunup olunmadığı anlaşılabiliyor mu?
Mağdurla iletişim: Hesap sahibinin mağdurla doğrudan teması var mı?
Menfaat ilişkisi: Hesap sahibi para veya komisyon aldı mı?
Paranın kontrolü: Hesaba gelen para üzerinde hesap sahibinin fiili tasarrufu oldu mu?
Bu deliller yalnızca TCK m.158/4 indiriminin uygulanıp uygulanmayacağını değil, bazı dosyalarda kişinin suça iştirak edip etmediğini de belirleyebilir.
“Komisyon Aldım” Demek Otomatik Olarak İndirimi Engeller mi?
Kanun metni kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla hesabını veya ödeme aracını kullandırmasından söz etmektedir.
Dolayısıyla kişinin hesabını kullandırması karşılığında menfaat elde etmiş olması, tek başına yeni hükmün kapsamı dışında olduğu anlamına gelmez.
Asıl mesele yine kişinin dolandırıcılığa iştirakinin hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı kalıp kalmadığıdır.
Bununla birlikte kişinin aldığı ücretin miktarı, diğer faillerle ilişkisi ve suç gelirinin paylaşımına ne ölçüde katıldığı somut dosyada iştirak rolünü değerlendirmek bakımından önemli olabilir.
Parayı ATM’den Çekmek TCK 158/4’ü Engeller mi?
Yeni hüküm bakımından uygulamada en fazla tartışılacak konulardan biri muhtemelen budur.
Kanunun lafzı indirim için iştirakin, hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçların başkasına verilmesi fiiliyle sınırlı olmasını aramaktadır.
Bu nedenle hesap sahibinin hesaba gelen suç gelirini kendisinin çekmesi veya aktif biçimde başka hesaplara aktarması halinde, eylemin artık yalnızca hesabı başkasına kullandırmakla sınırlı olmadığı ileri sürülebilir.
Ancak her somut olay kendi özellikleri içinde değerlendirilmelidir.
Yeni düzenleme çok yeni olduğundan, “fiilin hesap kullandırmayla sınırlı olması” ölçütünün sınırlarını önümüzdeki dönemde bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay kararları daha açık hale getirecektir.
Kesinleşmiş IBAN Kullandırma Mahkumiyetlerinde Yeni Kanun Uygulanabilir mi?
Lehe kanun meselesi yalnızca devam eden istinaf dosyalarına özgü değildir.
TCK m.7/2 uyarınca sonradan yürürlüğe giren kanunun fail lehine olması halinde lehe hükmün geçmiş tarihli fiiller bakımından uygulanması mümkündür.
Bu nedenle kesinleşmiş mahkumiyetlerde de yeni TCK m.158/4 bakımından lehe kanun uyarlaması gündeme gelebilir.
Ancak burada yapılacak işlem, halen istinafta bulunan dosyadaki değerlendirmeden farklıdır.
Kesinleşmiş her nitelikli dolandırıcılık mahkumiyetinin otomatik olarak yarıya indirileceği söylenemez.
Öncelikle kesinleşmiş hükümde sanığa yüklenen fiilin yeni TCK m.158/4 kapsamına girip girmediği incelenmelidir.
Yeni Düzenleme Neden Getirildi?
Düzenlemenin temelinde ceza sorumluluğunun kişinin suçtaki gerçek rolüyle daha ölçülü hale getirilmesi düşüncesi bulunmaktadır.
Dolandırıcılığı planlayan, mağduru aldatan ve suç organizasyonunu yöneten kişiyle yalnızca hesabını kullandıran kişinin aynı ceza sonucu içerisinde değerlendirilmesi uygulamada önemli tartışmalara neden olmuştu.
Yeni düzenleme, suçun iştirakçisi olduğu kabul edilen kişiler içerisinde de eylemin ağırlığına göre bir ayrım yapmaktadır.
Bununla birlikte kanun, hesap kullandırmayı cezasız hale getirmemiştir.
Aksine kişinin suça iştirak ettiği kabul edilmeye devam edilmekte; yalnızca katkısının belirli sınırlar içinde kalması halinde ceza yarı oranında indirilmektedir.
Yeni TCK 158/4 Hakkında İlk Hukuki Sorun
Düzenlemenin uygulamasında asıl tartışmanın ceza oranından çok şu ifade üzerinde yoğunlaşacağını düşünüyoruz:
“Fiiliyle sınırlı olması.”
Bir kişinin yalnızca IBAN numarasını vermesi daha kolay değerlendirilebilir.
Ancak şu durumlarda sınırın nerede çizileceği önümüzdeki içtihatla belirlenecektir:
Hesap sahibi parayı bir kez çekmişse ne olacak?
Hesaba gelen parayı faile göndermişse?
Mobil bankacılık şifresini vermek yerine transferleri kendisi yapmışsa?
Komisyon almışsa?
Suç öncesinde diğer sanıklarla birkaç kez görüşmüşse?
Birden fazla banka hesabını aynı kişilere kullandırmışsa?
Bu soruların cevabı yeni düzenlemenin gerçek uygulama alanını belirleyecektir.
İstinaftaki IBAN Kullandırma Dosyaları Şimdi Yeniden İncelenmeli
Yeni TCK m.158/4 özellikle halen istinafta bulunan dosyalar bakımından bekletilmeden değerlendirilmelidir.
İlk derece mahkemesi kararının 31 Temmuz 2026’dan önce verilmiş olması, yeni düzenlemenin dosyayla ilgisiz olduğu anlamına gelmez.
Hüküm kesinleşmemişse, sanık lehine sonuç doğuran yeni maddi ceza hükmünün uygulanabilirliği değerlendirilmelidir.
Bu nedenle özellikle banka hesabının dolandırıcılık suçunda kullanılması nedeniyle TCK m.158 kapsamında mahkumiyet verilmiş ve dosyası halen bölge adliye mahkemesinde bulunan kişilerin gerekçeli karar ve dosya delilleri yeni TCK m.158/4 açısından yeniden incelenmelidir.
Burada yalnızca cezanın yarıya indirilmesi ihtimaline değil, daha önce de belirttiğimiz üzere kişinin suça iştirakinin gerçekten ispatlanıp ispatlanmadığına da bakılmalıdır.
Sonuç: IBAN’ın Kimin Adına Olduğundan Çok, Hesap Sahibinin Ne Yaptığı Önemli
Yeni TCK m.158/4, banka hesabı kullandırma ve IBAN kiralama dosyalarında önemli bir değişiklik getirdi.
Ancak düzenlemenin özü:
“IBAN kullandıran herkesin cezası yarıya indi.”
değildir.
Doğru ifade şudur:
Dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği kabul edilen kişinin katkısı yalnızca banka veya ödeme hesabını kullandırmakla sınırlıysa, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Bu nedenle yeni sistemde dosyanın merkezinde banka hesabının adı değil, sanığın fiili bulunmaktadır.
Özellikle istinaftaki dosyalarda şu iki soru birlikte sorulmalıdır:
Sanığın dolandırıcılığa iştirak ettiği gerçekten ispatlandı mı?
ve iştirak ispatlandıysa:
Sanığın eylemi yalnızca banka hesabını veya IBAN’ını kullandırmakla mı sınırlıydı?
İkinci sorunun cevabı olumluysa yeni TCK m.158/4, hükmedilecek cezayı doğrudan değiştirebilir.
İlgili Mevzuat ve Kaynaklar
7589 sayılı Kanun – TCK m.158/4
Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, TBMM, kabul tarihi 16.07.2026, çevrimiçi.
URL: https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/KanunMetni/b074aa2a-c1eb-4bd5-b5d9-4b61a9ac3924.htm
TCK m.7 – Zaman Bakımından Uygulama
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu. Lehe kanunun geçmişe uygulanmasına ilişkin temel hüküm.
Banka Hesabının Kullandırılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçuna İştirak Meselesi
N. Kantarcı, akademik çalışma, DergiPark, çevrimiçi.
URL: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5054577
Banka Hesabı Kullandırma veya IBAN Kiralama Nedeniyle Dosyanız Varsa
Banka hesabınız veya IBAN’ınızın bir dolandırıcılık olayında kullanılması nedeniyle hakkınızda soruşturma, ceza davası veya istinaf süreci bulunuyorsa, yalnızca hesabın sizin adınıza kayıtlı olması üzerinden değerlendirme yapılmamalıdır.
Özellikle iddianame, gerekçeli karar, banka hesap hareketleri, ATM kamera kayıtları, mobil bankacılık erişim kayıtları, HTS kayıtları ve mesajlaşmalar birlikte incelenmelidir.
31 Temmuz 2026’dan önce verilmiş bir mahkumiyet kararı halen istinafta bulunuyorsa, yeni TCK m.158/4 kapsamında lehe kanun değerlendirmesi ve ek istinaf beyanı gündeme gelebilir.
Avukat Murat Can DOLGUN, IBAN kullandırma, banka hesabı kullandırma, nitelikli dolandırıcılık, TCK m.158 soruşturma ve davaları ile istinaf ve temyiz süreçlerinde ceza hukuku alanında hukuki danışmanlık ve müdafilik hizmeti sunmaktadır.
İletişim:
Telefon: 0212 299 44 22
E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
Web: td-lawfirm.com
Bilgi ve Sorumluluk Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme ve akademik değerlendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan açıklamalar herhangi bir somut ceza dosyası bakımından beraat, ceza indirimi veya başka bir sonuç garantisi niteliğinde değildir.
“IBAN kullandırma”, “banka hesabı kullandırma” ve “IBAN kiralama” olarak ifade edilen olayların hukuki niteliği; kişinin kastına, hesabın hangi amaçla verildiğine, suçtan haberdar olup olmadığına, elde ettiği menfaate, banka hareketlerine, diğer kişilerle iletişimine ve dolandırıcılık fiiline sağladığı somut katkıya göre değişebilir.
Yeni TCK m.158/4’ün uygulanabilmesi için kişinin dolandırıcılık suçuna iştirakinin kanunda belirtilen fiille sınırlı olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Halen devam eden istinaf veya diğer kanun yolu süreleri bakımından yalnızca bu yazıdaki genel açıklamalara dayanılarak işlem yapılması veya hukuki başvurudan vazgeçilmesi önerilmez.
Web sitesindeki içeriğin okunması, elektronik posta gönderilmesi veya büro ile iletişime geçilmesi tek başına avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Hukuki hizmet ilişkisi, somut dosyanın ayrıca incelenmesi ve taraflar arasında vekalet veya hukuki hizmet ilişkisinin kurulmasıyla başlar.
