Etiket: nitelikli dolandırıcılık

  • Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu | TCK 236 (2026)

    Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu | TCK 236 (2026)

    DOLĞUN AKADEMİ | CEZA HUKUKU VE KAMU İHALE HUKUKU

    Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu (TCK m. 236): Suçun Unsurları, Yüklenicinin Failliği, Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu, İspat, Kamu Zararı ve Yargıtay Kararları

    Yazan: Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu | Dolğun Akademi
    Yayımlanma tarihi: 26 Ekim 2026

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu kurumları ve kanunda belirtilen diğer kuruluşlara karşı taahhüt edilen edimlerin yerine getirilmesi sırasında gerçekleştirilen belirli hileli hareketleri cezalandıran, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinde düzenlenmiş bir suçtur. Ancak her eksik imalat, ayıplı teslim, gecikme, hatalı hakediş veya kamu zararı iddiası bu suçu oluşturmaz.

    Özellikle yüklenicinin doğrudan fail olup olamayacağı, alt yüklenicinin sorumluluğu, kabul komisyonunun rolü, kesin kabulün yapılmamış olması, kamu zararının ispatı ve hileli davranışların tespiti suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde temel öneme sahiptir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2024, 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlar, suçun özgü suç niteliğini ve her seçimlik hareket bakımından fail olabilecek kişilerin ayrı belirlenmesi gerektiğini özellikle vurgulamaktadır.

    Bu çalışmada suçun kanuni yapısı, öğretideki görüş ayrılıkları, uygulamada karşılaşılan teknik uyuşmazlıklar, ispat ölçütleri, savunma imkanları, kamu görevlilerinin ve özel hukuk kişilerinin ayrı ayrı sorumluluğu ile doğrulanabilir Yargıtay içtihatları kapsamlı biçimde incelenmektedir.

    1. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Nedir?

    Edim, borç ilişkisi kapsamında yerine getirilmesi gereken verme, yapma veya yapmama yükümlülüğüdür. Kamu ihale hukukunda edim çoğunlukla belirli bir malın teslimi, bir yapının inşa edilmesi, bakım ve onarım işinin tamamlanması yahut bir hizmetin sunulması şeklinde karşımıza çıkar.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, sözleşmenin uygulanması sürecinde kanunda sayılan belirli hareketlerin hileli biçimde gerçekleştirilmesiyle gündeme gelir. Düzenleme, kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen alımlarda sözleşmeye uygun ifanın güvence altına alınmasını amaçlar.

    Bu suçun doğru anlaşılabilmesi için üç temel hukuki alanın birbirinden ayrılması gerekir:

    1. Sözleşme hukuku: Borcun gereği gibi ifa edilip edilmediği, ayıp, gecikme, tazminat ve cezai şart meseleleri.
    2. Kamu mali hukuku: Kamu zararının doğup doğmadığı, hesaplanması, sorumlulara yükletilmesi ve tahsili.
    3. Ceza hukuku: Kanunda sayılan seçimlik hareketin, hileli olarak, bu hareketin faili olabilecek kişi tarafından işlenip işlenmediği.

    Bu alanlar arasında bağlantı bulunmakla birlikte sonuçları aynı değildir. Bir yüklenici sözleşmeyi ihlal ettiği için tazminat ödemek zorunda kalabilir; fakat aynı davranışın ceza sorumluluğu doğurması için TCK m. 236’daki özel koşulların gerçekleşmesi gerekir.

    Başka bir ifadeyle her sözleşmeye aykırılık suç değildir; her kamu zararı cezai kastın ispatı anlamına gelmez.

    2. TCK m. 236: Kanun Metni ve Öngörülen Ceza

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinin 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan metni şöyledir:

    Edimin ifasına fesat karıştırma

    Madde 236 – (1) Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) Aşağıdaki fiillerin hileli olarak yapılması halinde, edimin ifasına fesat karıştırılmış sayılır:

    a) İhale kararında veya sözleşmede evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi.

    b) İhale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi.

    c) Edimin ihale kararında veya sözleşmede belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi.

    d) Yapım ihalelerinde eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi.

    e) Hizmet niteliğindeki edimin, ihale kararında veya sözleşmede belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi.

    (3) Edimin ifasına fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar.

    Temel ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Maddede bütün fiiller için tek bir ceza aralığı öngörülmüştür. TCK m. 235’teki ihaleye fesat karıştırma suçunun aksine TCK m. 236’da kamu zararının bulunmamasına özgü, daha düşük cezayı düzenleyen ayrı bir fıkra bulunmamaktadır.

    Kanun metnindeki en önemli ifade ikinci fıkranın başlangıcında bulunan “hileli olarak yapılması halinde” ibaresidir. Suçun kapsamını belirleyen bu ifade, salt eksik veya hatalı ifa ile ceza hukuku bakımından fesat karıştırma arasındaki sınırı oluşturur.

    Resmi kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı.

    3. Korunan Hukuki Değer, Mağdur ve Suçtan Zarar Gören

    TCK m. 236, Türk Ceza Kanunu’nun “Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Düzenlemenin koruduğu hukuki değer, yalnızca belirli bir idarenin malvarlığı değil; kamu kaynaklarıyla yürütülen sözleşmelerin dürüst, güvenilir, şeffaf ve amacına uygun şekilde ifa edilmesine duyulan toplumsal güvendir.

    Somut olayda sözleşmenin tarafı olan kamu idaresi veya diğer kanuni kuruluş, suçtan doğrudan zarar gören sıfatını kazanabilir. Bununla birlikte ceza muhakemesinde katılma hakkı bakımından soyut kamu yararı ile doğrudan zarar birbirine karıştırılmamalıdır.

    TCK m. 236/1’de korunan kuruluşlar şunlardır:

    • Kamu kurum veya kuruluşları.
    • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları.
    • Kanunda belirtilen iştirak şirketleri.
    • Belirtilen kuruluşların bünyesinde faaliyet gösteren vakıflar.
    • Kamu yararına çalışan dernekler.
    • Kooperatifler.

    Bir şirketin belediyeyle ticari ilişkisi bulunması, tek başına kanunda aranan iştirak niteliğini ispatlamaz. Tüzel kişiliğin hukuki yapısı, sermaye ve iştirak ilişkileri, sözleşmenin tarafı ve ilgili düzenlemenin kapsamı ayrıca incelenmelidir.

    Yargıtay uygulamasında suçtan doğrudan zarar görmeyen kurumlara katılma veya kanun yoluna başvurma hakkı tanınamayabileceği görülmektedir. Bu nedenle her kurumun menfaati değil, somut sözleşme ve suç ilişkisi esas alınmalıdır.

    4. İhaleye Fesat Karıştırma ile Edimin İfasına Fesat Karıştırma Arasındaki Fark

    TCK m. 235 ve TCK m. 236 bağımsız suç tipleridir. Birinci suç ihale sürecinin hukuka uygunluğuyla, ikinci suç ise sözleşmeyle üstlenilen edimin yerine getirilmesiyle ilgilidir.

    Ölçüt TCK 235 TCK 236
    Suç İhaleye fesat karıştırma Edimin ifasına fesat karıştırma
    Esas aşama İhale süreci Edimin ifası, teslimi ve kabulü
    Tipik fiiller Katılımı engelleme, gizli bilgileri açıklama, anlaşma ve diğer sayılı hareketler Hileli farklı veya eksik mal teslimi, gerçeğe aykırı kabul
    Fail Somut seçimlik harekete göre belirlenir Yargıtay içtihadında özel faillik niteliği öne çıkar
    Kamu zararı 235/3-b bakımından cezaya etkisi ayrıca düzenlenmiştir Metinde açık unsur değildir; içtihatta zarar suçu yaklaşımı bulunmaktadır

    Örneğin ihale tekliflerinin gizli biçimde paylaşılması TCK m. 235 açısından; ihale sonucunda teslimi gereken malın başka bir malla hileli olarak değiştirilmesi ise TCK m. 236 açısından incelenebilir.

    Aynı süreçte her iki suçun birbirinden bağımsız fiillerle işlenmesi mümkündür. Böyle bir durumda olayın aşamaları ve eylemler birbirinden ayrılarak içtima kuralları uygulanmalıdır.

    İhale hukukuna giriş niteliğindeki önceki yazımız: Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar.

    5. TCK m. 236/2’de Düzenlenen Beş Seçimlik Hareket

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu serbest hareketli bir suç değildir. Kanunda sınırlı olarak sayılmış hareketlerden birinin hileli şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Ceza hukukunda kıyas yasağı gereğince bu liste genişletilemez.

    5.1. Sözleşmede Belirtilenden Farklı Malın Teslimi veya Kabulü – TCK 236/2-a

    İhale kararında veya sözleşmede belirlenen niteliklerden farklı bir malın, hileli davranışlarla teslim edilmesi veya kabul edilmesi bu bent kapsamındadır.

    Örneğin teknik şartnamede belirli kalite sınıfında, dayanımda ve sertifikasyonda bir ürün istenmesine rağmen başka bir ürünün etiket, seri numarası, belge veya ambalaj değiştirilerek uygun ürün gibi teslim edilmesi söz konusu olabilir.

    Ancak her marka farklılığı veya teknik özellik uyuşmazlığı suç anlamına gelmez. Sözleşmede eşdeğer ürün teslimine imkan tanınıp tanınmadığı, uygunluk prosedürü, kurumun bilgisi, değişiklik onayı ve teslimin hileli olup olmadığı araştırılmalıdır.

    Fail olabilecek kişiler: Yüklenici, yükleniciyi temsile yetkili ilgili kişiler ve malın kabulü sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri.

    5.2. Eksik Miktarda Malın Teslimi veya Kabulü – TCK 236/2-b

    Sözleşmeyle 10.000 birim mal teslimi kararlaştırıldığı halde fiilen 8.000 birim teslim edilip 10.000 birim teslim edilmiş gibi gösterilmesi halinde bu bent gündeme gelebilir.

    Özellikle kantar fişleri, depo kayıtları, irsaliyeler, taşıma belgeleri, stok hareketleri ve muayene tutanakları önem kazanır.

    Miktar uyuşmazlığının ölçüm yöntemi, fire oranı, sözleşmedeki toleranslar, kısmi teslim hükümleri veya usulüne uygun iş eksilişi nedeniyle ortaya çıkması halinde suç değerlendirmesi farklılaşır.

    Fail olabilecek kişiler: Yüklenici ve ilgili temsilcileri ile hileli kabul işleminde rol alan kamu görevlileri.

    5.3. Geç İfa Edilen Edimin Süresinde Tamamlanmış Gibi Kabulü – TCK 236/2-c

    Bu bentte önemli olan yalnızca gecikme değil, gecikmiş edimin süresinde yerine getirilmiş gibi hileli şekilde kabul edilmesidir.

    Yasal veya sözleşmesel süre uzatımı verilmişse, mücbir sebep veya idareden kaynaklanan gecikmeler bulunuyorsa öncelikle gerçek ifa süresi belirlenmelidir.

    Gerçeğe aykırı iş bitirme tarihi düzenlenmesi, geçmiş tarihli belge hazırlanması veya teslimin bilinçli şekilde zamanında yapılmış gibi kaydedilmesi hile tartışmasını gündeme getirir.

    Yargıtayın özel faillik yaklaşımına göre: Bu bentte doğrudan fail, edimin kabulü sürecinde görev alan ilgili kamu görevlisidir. Yüklenicinin cezai sorumluluğu, somut olaya göre azmettirme veya yardım etme kapsamında araştırılabilir.

    5.4. Yapım İşlerinde Şartnameye Aykırı Eser veya Malzemenin Kabulü – TCK 236/2-d

    Bu bent özellikle inşaat, altyapı, restorasyon, yol, köprü, tesis ve kamu binalarının yapımı veya onarımına ilişkin uyuşmazlıklarda önemlidir.

    Örnekler arasında projede bulunması gereken donatının kullanılmaması, farklı dayanım sınıfında beton kullanılması, eksik izolasyon yapılması, daha düşük nitelikte tesisat döşenmesi veya yapılmayan imalatın yapılmış gibi kabul edilmesi gösterilebilir.

    Ancak şartnameye aykırı imalat ile hileli kabul aynı şey değildir. Yapım hatasının açıkça kayda geçirildiği, idareye bildirildiği, reddedildiği veya giderilmesinin istendiği durumlarla, ayıbın bilinçli biçimde gizlenerek gerçeğe aykırı kabul işlemi gerçekleştirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

    Suçun tamamlanması bakımından geçici kabul ve kesin kabul işlemlerinin hukuki etkisi ayrıca önemlidir. Bu konu aşağıda Yargıtayın 2025 tarihli kararları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

    Yargıtay yaklaşımına göre doğrudan fail: Kabul işlemini gerçekleştiren ilgili kamu görevlisi. Yüklenici ise fiilin niteliğine göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.

    5.5. Eksik veya Hiç Verilmeyen Hizmetin Verilmiş Gibi Kabulü – TCK 236/2-e

    Hizmet alımlarında sözleşmeyle üstlenilen hizmetin eksik, farklı veya hiç sunulmadığı halde sunulmuş gibi kabul edilmesi bu bent kapsamında değerlendirilir.

    Örneğin 100 personelle yürütülmesi gereken hizmetin gerçekte 70 personelle sunulduğunun gizlenmesi, yapılmayan bakımın yapılmış gibi raporlanması veya fiilen sağlanmayan hizmet saatlerinin tamamlanmış gösterilmesi iddialarında bu hüküm gündeme gelir.

    Ancak personel eksikliğinin kendiliğinden TCK m. 236’yı oluşturduğu söylenemez. Sözleşmenin çalışma düzeni, eşdeğer hizmetin sağlanıp sağlanmadığı, puantajların gerçekliği ve ilgili kamu görevlisinin hileli kabuldeki rolü birlikte incelenmelidir.

    Yargıtay yaklaşımına göre doğrudan fail: Hizmetin kabul sürecindeki ilgili kamu görevlisi. Yüklenici bakımından iştirak koşulları ayrıca aranır.

    6. Yüklenici Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Faili Olabilir mi?

    Evet, ancak her seçimlik hareket bakımından değil.

    Uygulamada sıkça karşılaşılan önemli hukuki hata, ihale sözleşmesini imzalayan yüklenicinin sözleşmeye aykırı her davranış nedeniyle TCK m. 236’nın doğrudan faili olabileceğinin kabul edilmesidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2021/3421 E., 2025/1050 K.; 20.02.2025 tarihli 2022/2227 E., 2025/2152 K. ve 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararlarında, TCK m. 236’nın seçimlik hareketleri bakımından özel faillik ayrımı açıkça yapılmaktadır.

    Hüküm Yüklenici doğrudan fail olabilir mi? Yargıtaya göre ilgili kamu görevlisi
    236/2-a Evet Fail olabilir
    236/2-b Evet Fail olabilir
    236/2-c Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir
    236/2-d Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir
    236/2-e Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir

    Bu ayrımın nedeni, ilk iki bentte “teslim veya kabul” hareketlerine; diğer üç bentte ise esas olarak “kabul” hareketine yer verilmesidir. Yapım ve hizmet işlerinde eserin ya da hizmetin uygun olmadığı halde kabul edilmesi, Yargıtay tarafından ilgili kabul yetkisini kullanan kamu görevlisinin özel faillik niteliği çerçevesinde ele alınmaktadır.

    Örneğin bir inşaat şirketi eksik imalat yapmış olabilir. Ancak bu eksik imalatın gerçeğe aykırı kabul işlemiyle ilişkilendirildiği TCK m. 236/2-d kapsamında, şirket temsilcisinin doğrudan fail olarak cezalandırılması yerine kamu görevlisinin hileli kabul fiili ve şirket temsilcisinin iştirak iradesi araştırılmalıdır.

    Önemli ayrım: Yüklenicinin TCK m. 236/2-d bakımından doğrudan fail sayılamaması, sözleşmesel sorumluluğunun ortadan kalktığı veya başka bir suçtan sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmez.

    Yüklenicinin davranışı ayrı koşullar altında nitelikli dolandırıcılık, belgede sahtecilik, rüşvet veya diğer suç tiplerini gündeme getirebilir.

    Ayrıca 4735 sayılı Kanun’un 25, 27 ve 30. maddeleri kapsamındaki yaptırımlar ile yüklenici ve alt yüklenicinin tazminat sorumluluğu ayrıca incelenmelidir.

    7. Tüm Olası Failler ve İlgililer Bakımından Cezai Sorumluluk

    7.1. İhaleyi Kazanan Gerçek Kişi Yüklenici

    Mal teslimine ilişkin TCK m. 236/2-a ve (b) hükümlerinin faili olabilir. Diğer bentlerde doğrudan faillik yerine iştirak sorumluluğu gündeme gelir. Her halde hileli hareket, bilgi ve kast ayrıca ispatlanmalıdır.

    7.2. Limited veya Anonim Şirket Yöneticileri

    Şirket adına hareket eden müdürler, yönetim kurulu üyeleri ve temsilcilerin cezai sorumluluğu unvanlarından değil, somut görev ve eylemlerinden kaynaklanır.

    Bir kişinin ticaret sicilinde müdür veya yönetim kurulu üyesi olması, sözleşmedeki bütün işlemleri bildiğini veya hileli teslimi bizzat gerçekleştirdiğini kanıtlamaz. Fiili yönetim, imza yetkileri, karar alma süreçleri ve deliller incelenmelidir.

    Bir şirketin tüm ortaklarının tek bir yüklenici fiilinden dolayı otomatik cezai sorumluluğu doğmaz.

    7.3. Alt Yüklenici ve Taşeron

    Alt yüklenicinin yalnızca yapım işinde çalışmış olması, onu idareyle sözleşme yapan asli yükleniciye dönüştürmez. Öncelikle idareyle sözleşmenin tarafının kim olduğu ve alt yüklenicinin hukuki statüsü belirlenmelidir.

    Yargıtayın özel faillik yaklaşımında, idareye karşı yüklenici sıfatını taşımayan kişi sırf tedarik veya taşeronluk ilişkisi nedeniyle doğrudan fail haline getirilemez. Bununla birlikte somut fiiline göre azmettirme, yardım etme veya bağımsız başka bir suçtan sorumluluk mümkündür.

    7.4. Yükleniciye Mal Satan Tedarikçi

    Tedarikçinin idareyle doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmuyorsa, yüklenicinin teslim borcuna konu malı satması tek başına ona TCK m. 236 kapsamında faillik sıfatı kazandırmaz.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararında da yükleniciye mal satan üçüncü kişi şirketin yetkililerinin fail sıfatı ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.

    2026/4031 sayılı kararın tam metni.

    7.5. Muayene ve Kabul Komisyonu Üyeleri

    Muayene ve kabul komisyonları TCK m. 236 bakımından en önemli sorumluluk kategorilerinden biridir. Ancak komisyon üyelerinin cezai sorumluluğu müşterek ve otomatik değildir.

    Her üyenin görevi, katıldığı işlemler, incelediği mal veya imalat, imzaladığı belgeler, tespit imkanları, varsa çekince veya muhalefeti ve hileli kabul iradesi ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    Sadece imzanın varlığından kast çıkarmak, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmaz.

    7.6. Yapı Denetim Görevlisi, Kontrol Mühendisi ve Teknik Personel

    Kontrol mühendisinin yükümlülüğü teknik inceleme, ölçüm ve raporlama olabilir. Ancak bu görevler kişiyi her durumda kabul yetkilisi haline getirmez.

    İlgili kişinin hukuken hangi belgeyi düzenlemeye yetkili olduğu, kabul işleminin bir parçası olup olmadığı ve hangi tarihte hangi teknik durumu bildiği belirlenmelidir.

    Gerçeğe aykırı teknik rapor düzenlenmesi başka suçları da gündeme getirebilir; fakat TCK m. 236 bakımından doğrudan fail sıfatı somut seçimlik harekete göre değerlendirilmelidir.

    7.7. Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi

    Ödeme sürecine katılmak, kabul işlemini gerçekleştirmekle aynı değildir. Harcama yetkilisinin veya gerçekleştirme görevlisinin hangi belgeyi ve hangi hukuki sıfatla imzaladığı belirlenmelidir.

    Hakediş ve ödeme belgelerindeki imzalar hileli sürece ilişkin delil oluşturabilir; ancak fiilin hangi bent kapsamında işlendiği ve kişinin buna iştiraki gösterilmeden doğrudan fail kabul edilmesi doğru değildir.

    7.8. İhale Yetkilisi, İhale Komisyonu Üyeleri ve Üst Yöneticiler

    İhale komisyonunda görev almak, sözleşmenin ifası aşamasındaki kabul işlemlerinden kendiliğinden sorumlu olmayı gerektirmez.

    Belediye başkanı, genel müdür, daire başkanı, rektör veya diğer üst yöneticiler bakımından da hiyerarşik konumun tek başına suçun faili olmayı gerektirmediği unutulmamalıdır. Talimat, onay, hileye katılım ve hukuki yetki somutlaştırılmalıdır.

    7.9. Özel Teknik Danışman, Proje Müellifi ve Denetim Şirketi Çalışanı

    Bu kişilerin kamu görevlisi sayılıp sayılmadığı, görevlendirilme şekli, kamu adına kabul yetkisi bulunup bulunmadığı ve somut sözleşme ilişkisi araştırılmalıdır.

    Özel hukuk çalışanı olmak tek başına doğrudan faillik için yeterli olmadığı gibi, kamu hizmetiyle ilişkili olmak da otomatik olarak kamu görevlisi sıfatı doğurmaz. TCK m. 6’daki kamu görevlisi tanımı ile özel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.

    7.10. İşçiler, Şantiye Şefleri, Muhasebe Personeli ve Diğer Yardımcılar

    Bir işçinin gerçeğe aykırı belge hazırlaması veya bir çalışanın sahte kantar kaydını sisteme işlemesi, bu kişinin olaydaki rolü bakımından önem taşıyabilir.

    Ancak işlemin amacını bilmeyen, hileli iradeyi paylaşmayan ve sadece kendisine verilen olağan teknik görevi yapan kişilerin cezai sorumluluğu ayrıca ispat gerektirir.

    7.11. Tüzel Kişinin Cezai ve İdari Sorumluluğu

    TCK m. 20/2 uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri saklıdır.

    Dolayısıyla bir limited veya anonim şirket hakkında gerçek kişilere uygulanan hapis cezası verilemez. Bununla birlikte şirket yöneticilerinin kişisel ceza sorumluluğu, ihale yasakları, sözleşmenin feshi, tazminat ve diğer kanuni yaptırımlar gündeme gelebilir.

    4735 sayılı Kanun’daki gerçek ve tüzel kişilere ilişkin özel yasaklama hükümleri, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle birlikte değerlendirilmelidir.

    8. Özgü Suç Niteliği, Müşterek Faillik, Azmettirme ve Yardım Etme

    Özgü suç, yalnızca kanunda aranan belirli sıfata veya niteliğe sahip kişinin doğrudan fail olabildiği suçtur.

    Yargıtayın güncel kararlarında TCK m. 236 bakımından özel faillik niteliği kabul edilmektedir. Ancak suçun bütün seçimlik hareketleri aynı faili gerektirmez.

    TCK m. 40/2 uyarınca özgü suçlarda özel faillik niteliğini taşımayan kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilirler.

    Azmettirme: Failde suç işleme kararını oluşturacak biçimde yönlendirmede bulunulmasıdır.

    Yardım etme: Suçun işlenmesini kolaylaştırma, araç sağlama, maddi veya manevi destek verme ve ilgili hükümde sayılan diğer katkıları ifade eder.

    Müşterek faillik: Suçun icrası üzerinde birlikte hakimiyet kurulmasını gerektirir. Özgü suçlarda özel faillik sıfatı bulunmayan kişinin salt birlikte hareket etmesi, kanunda aranan faillik sıfatını kendiliğinden kazandırmaz.

    Örneğin bir yüklenicinin kamu görevlisiyle anlaşarak eksik imalatın uygun kabul edilmesini sağlaması iddiasında, kamu görevlisinin TCK m. 236/2-d bakımından fail sıfatı ile yüklenicinin iştirak biçimi ayrı incelenmelidir.

    Önemli bir başka konu bağlılık kuralıdır. Şerikliğin cezalandırılabilmesi için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir esas fiilin varlığı gerekir. Asıl fail hakkında dava açılmaması tek başına bütün teorik iştirak ihtimallerini ortadan kaldıran soyut bir kural gibi kullanılmamalıdır. Bununla birlikte Yargıtayın belirli TCK m. 236 kararlarında, ilgili kamu görevlileri hakkında kamu davasının bulunmaması ve esas fail fiilinin ortaya konulamaması karşısında şerikliğin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

    Dolayısıyla soruşturma veya kovuşturmada, öncelikle asıl tipik fiilin kim tarafından, ne zaman ve hangi yetkiyle gerçekleştirildiği araştırılmalıdır.

    9. Hile, Kast, Maddi Hata ve Sözleşmeye Aykırılık Ayrımı

    9.1. Hile Neden Zorunludur?

    TCK m. 236/2’de sayılan hareketlerin hileli olarak gerçekleştirilmesi aranır. Bu nedenle suçun değerlendirilmesinde basit ayıp, dikkatsizlik, yanlış hesap, teknik yetersizlik veya sözleşmeye aykırılığın ötesinde, kanuni seçimlik hareketle bağlantılı bir hileli davranış belirlenmelidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.05.2024 tarihli 2021/2430 E., 2024/5591 K. sayılı kararında, ayıplı veya eksik ifanın tek başına yeterli olmadığı; ayrıca hileli hareketlerle gizlenmesi gerektiği açıklanmıştır.

    2024/5591 sayılı karar – Adalet Bakanlığı.

    9.2. Hileye Örnek Olabilecek Davranışlar

    • Başka bir ürünü şartnameye uygun ürün gibi göstermek için sahte etiket kullanılması.
    • Gerçekte teslim edilmeyen miktar için teslim belgesi hazırlanması.
    • Yapılmayan iş kalemlerinin ölçüm ve kabul kayıtlarında yapılmış gösterilmesi.
    • Eksik personel çalıştırıldığı halde puantajların gerçeğe aykırı düzenlenmesi.
    • Test sonuçları veya malzeme sertifikalarının gerçeği gizlemek amacıyla değiştirilmesi.
    • Geç tamamlanan işin teslim ve kabul tarihlerinin gerçeğe aykırı gösterilmesi.

    Bu örneklerin her birinde suçun oluştuğu peşinen kabul edilemez. Sözleşmeye uygunluk, failin sıfatı, hilenin niteliği ve ilgili seçimlik hareketin gerçekleşmesi birlikte aranmalıdır.

    9.3. Kast Nasıl Belirlenir?

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun taksirli şekli düzenlenmemiştir. Bu nedenle sırf özensizlik, bilgisizlik veya teknik hata nedeniyle TCK m. 236 kapsamında mahkumiyet kurulamaz.

    Failin hileli hareketin maddi unsurlarını bildiği ve davranışı iradi olarak gerçekleştirdiği ortaya konulmalıdır.

    Kastın değerlendirilmesinde yazışmalar, sözleşme kayıtları, uyarılar, değişiklik talepleri, test sonuçları, kabul işlemleri ve fiili uygulama birlikte ele alınır.

    9.4. Teknik Yanılgı ve Maddi Unsurlarda Hata

    Örneğin yetkili mühendis tarafından eşdeğer kabul edilen bir malzemenin sonradan sözleşmeye uygun olmadığının anlaşılması halinde, başlangıçtaki bilgi düzeyi ve hata ihtimali önem taşır.

    Teknik normun tartışmalı olması, projelerin çelişmesi veya malzemenin özelliklerine ilişkin makul bir yanılgının bulunması, kast ve TCK m. 30 kapsamındaki hata değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

    9.5. Ayıbın Sonradan Giderilmesi

    Ayıbın sonradan giderilmesi, her durumda önceden tamamlanmış bir suçu ortadan kaldırmaz. Ancak sözleşmede öngörülen muayene, ret ve değiştirme prosedürünün usulüne uygun biçimde işletilmesi, suçun hiç tamamlanmadığını veya hileli kabulün gerçekleşmediğini gösterebilir.

    Yargıtayın 05.03.2026 tarihli 2026/4031 sayılı kararında, reddedilen malların sözleşmedeki değiştirme hakkı kullanılarak uygun mallarla değiştirilmesi özellikle değerlendirilmiştir.

    10. Kamu Zararı Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Zorunlu Unsuru mudur?

    Bu soru suçun en önemli tartışmalı alanlarından biridir.

    Kanun metni bakımından: TCK m. 236’da kamu zararı, ikinci fıkradaki seçimlik hareketlerden bağımsız ve açıkça yazılmış bir unsur olarak yer almamaktadır.

    Yargıtay uygulaması bakımından: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli 2021/5557 E., 2024/2716 K. ve 14.05.2024 tarihli 2021/2430 E., 2024/5591 K. sayılı kararlarında suçun zarar suçu niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.

    Bu kararlar, 6459 sayılı Kanun’un hazırlık sürecindeki açıklamalardan da hareket ederek, mal veya hizmetin alıcısı durumundaki tarafın zarar görmesinin gerektiği görüşünü benimsemektedir.

    Yargıtayın 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararında da zarar suçu yaklaşımına yer verilmiştir.

    Buna karşılık doktrinde, zararın açıkça kanuni unsur şeklinde düzenlenmemiş olmasına dikkat çeken ve bunun yorum yoluyla zorunlu unsur haline getirilmesini tartışan değerlendirmeler bulunmaktadır.

    Sonuç olarak: Güncel Yargıtay uygulamasında zarar araştırması ciddi önem taşımaktadır. Bununla birlikte somut dosyada yalnızca bir “kamu zararı vardır” ibaresine dayanmak yeterli değildir.

    10.1. Kamu Zararı Nasıl Hesaplanmalıdır?

    Teknik hesaplama, işin türüne ve sözleşme modeline göre değişir. Genel olarak aşağıdaki ayrım yapılmalıdır:

    • Taahhüt edilen fakat hiç yerine getirilmeyen edim.
    • Eksik miktarda gerçekleştirilen edim.
    • Düşük nitelikte veya farklı malzemeyle yapılan imalat.
    • Yapılmış ve idarenin yararına sunulmuş ilave işler.
    • Gerçekten ödenen hakediş ve diğer ödemeler.
    • İade, mahsup, kesinti ve düzeltme işlemleri.
    • Sözleşmeye uygun değişiklikler ve fiyat farkları.
    • Hesaba esas alınacak ilgili tarih ve fiyat düzeyi.

    Örneğin yaklaşık maliyet cetvelinde yer alan bir iş kaleminin projede farklı biçimde uygulanmış olması, ilgili iş kaleminin bedelinin tamamının kamu zararı olduğu anlamına gelmez.

    Özellikle anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerinde, birim fiyatlı işlerde uygulanan hesap mantığının hiçbir değişiklik yapılmadan kullanılması hatalı sonuçlara yol açabilir.

    Öncelikle idarenin sözleşmeyle hangi sonucu satın aldığı, fiilen hangi sonucun teslim edildiği ve ödeme karşılığında elde edilen gerçek ekonomik değer araştırılmalıdır.

    Kamu zararı ile ceza hukuku arasındaki ilişkiyi daha ayrıntılı inceleyen önceki çalışmamız: Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026).

    10.2. Sayıştay Raporu Tek Başına Mahkumiyet İçin Yeterli midir?

    Sayıştay denetim raporu, kamu zararı tespiti veya müfettiş raporu önemli delil niteliği taşıyabilir. Ancak bunlar ceza mahkemesinin suçun bütün unsurlarını bağımsız değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

    Mali sorumluluk için yapılan tespitle cezai kastın ispatı farklıdır. Bir raporda fazla ödeme belirlenmiş olsa bile bunun kim tarafından, hangi hukuki yetkiyle ve hileli olarak gerçekleştirildiği ayrıca belirlenmelidir.

    11. Geçici Kabul, Kesin Kabul ve Suçun Tamamlanma Anı

    Yapım işlerinde geçici kabul ve kesin kabul farklı hukuki işlevlere sahiptir. Geçici kabul, işin belirli koşullarla teslim alınması sürecini; kesin kabul ise sözleşme ve ilgili yönetmelik çerçevesinde daha sonraki kabul aşamasını ifade eder.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2021/3421 E., 2025/1050 K. sayılı kararında, somut olayda uygulanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği esas alınarak TCK m. 236/2’deki kabul kavramının kesin kabul işlemi olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

    Kararda kesin kabul işleminin yapılmamış olması, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmasında etkili olmuştur.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/1050 K. – Resmi karar metni.

    Benzer biçimde 20.02.2025 tarihli 2022/2227 E., 2025/2152 K. sayılı kararda kesin kabulün sonradan yapılıp yapılmadığının araştırılması ve kabul komisyonu üyeleri hakkındaki ceza davalarının incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/2152 K. – Karar metni.

    Bu kararlar ışığında yapım ihalelerinde aşağıdaki sorular mutlaka sorulmalıdır:

    1. Suç tarihinde hangi muayene ve kabul yönetmeliği yürürlüktedir?
    2. Geçici kabul hangi tarihte ve kimler tarafından yapılmıştır?
    3. Kesin kabul gerçekleştirilmiş midir?
    4. Kesin kabul tutanağını kimler imzalamıştır?
    5. Ayıplar geçici kabul sırasında kayıt altına alınmış mıdır?
    6. Sonradan meydana gelen bozulmalar ile ilk imalat ayıpları ayrılmış mıdır?
    7. Yüklenicinin bakım ve onarım yükümlülükleri nelerdir?

    Önemli: “Kesin kabul yoksa hiçbir suç oluşamaz” şeklinde bütün mal ve hizmet alımlarına uygulanabilecek sınırsız bir kural çıkarılmamalıdır. Yargıtay kararlarının değerlendirdiği yapım işi, tarih ve ilgili kabul rejimi dikkate alınmalıdır. Mal teslimine ilişkin (a) ve (b) bentlerinde teslim hareketi ayrıca düzenlenmiştir.

    Ayrıca tamamlanmış suç, teşebbüs ve hukuka aykırı hazırlık hareketleri arasında ayrım yapılmalıdır.

    12. Doğrudan Temin, İhale İstisnaları ve İhalesiz Sözleşmeler

    4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22. maddesinde düzenlenen doğrudan temin, güncel ihale sisteminde bir ihale usulü değildir. Bununla birlikte doğrudan temin yoluyla gerçekleştirilen alımlarda TCK m. 236’nın uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca tartışılmaktadır.

    Bu konuda önemli bir ayrım yapılması gerekir:

    Birinci yaklaşım: TCK m. 236’nın ihale kararına veya ihale sonucunda kurulan sözleşmeye dayandığı, dolayısıyla ihale niteliği taşımayan doğrudan temin işlemlerinin kapsam dışında kalması gerektiği savunulmaktadır.

    İkinci yaklaşım: Maddenin birinci fıkrasında yer alan taahhüt ilişkisi ve ikinci fıkradaki “sözleşme” ifadesi üzerinden daha geniş bir değerlendirme yapılabileceği ileri sürülmektedir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli 2021/5557 E., 2024/2716 K. sayılı kararında doğrudan teminle yapılan alımlarla ilgili değerlendirme yapılmış; karşıoyda ise kanunilik ilkesi gereğince ihale bulunmayan ilişkilerde TCK m. 236’nın uygulanamayacağı görüşü ayrıntılı olarak savunulmuştur.

    Bu konudaki öğretisel tartışmanın örneklerinden biri, Prof. Dr. Ersan Şen ve Dündar Can Yorgun’un 18.06.2026 tarihli çalışmasıdır: Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda “İhale” Şartı.

    Somut dosyada “doğrudan temin” ifadesinin kullanılması tek başına yeterli değildir. Alımın gerçek hukuki niteliği, ihale kararı bulunup bulunmadığı, sözleşmenin kuruluş şekli, ilgili özel mevzuat ve isnat edilen seçimlik hareket araştırılmalıdır.

    Kanunilik ilkesi nedeniyle ceza normunun kapsamı kıyasla genişletilemez. Bununla birlikte ihale dışı alımlarda ortaya çıkan hileli davranışların başka suç tiplerini oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenebilir.

    13. Yapım, Mal ve Hizmet Alımlarında Özel Hukuki Problemler

    13.1. Anahtar Teslimi Götürü Bedel Sözleşmeler

    4735 sayılı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde esas alınan husus, uygulama projesi ve mahal listesi çerçevesinde işin tamamı için belirlenen toplam sözleşme bedelidir.

    Bu nedenle yalnızca yaklaşık maliyet cetvelindeki her kalemi tek tek çıkarıp toplam bedelden düşmek her durumda doğru bir zarar hesabı vermez. İmalatın hukuken zorunlu olup olmadığı, projenin ve eklerinin durumu, fiilen gerçekleşen iş ve varsa usulüne uygun revizyonlar dikkate alınmalıdır.

    13.2. Birim Fiyat Sözleşmeler

    Birim fiyat sözleşmelerinde metraj, poz tarifleri, birim fiyatlar, gerçekleşen miktarlar ve ödeme belgeleri önemlidir.

    Ancak yapılan her metraj hatası hile teşkil etmez. Ölçüm yöntemindeki teknik görüş ayrılığı, proje değişikliği veya hesap hatasıyla bilerek gerçeğe aykırı ölçüm düzenlenmesi arasında ayrım yapılmalıdır.

    13.3. Proje Revizyonu ve İş Artışı

    Proje değişikliği, iş artışı, iş eksilişi ve ilave imalatlar, 4735 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile ilgili sözleşme ve uygulama mevzuatı kapsamında incelenmelidir.

    Yapılan değişikliğin hukuken geçerli olup olmadığı, idarenin usulüne uygun onayı, değişikliğin tarihi ve fiilen yapılan işin değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.

    Usulsüz bir proje değişikliği sözleşmesel veya mali sorumluluk doğurabilir; fakat tek başına TCK m. 236 kapsamında hileli kabulün varlığını kanıtlamaz.

    13.4. Gizli İmalatlar ve Sonradan İnceleme

    Betonarme donatı, gömülü tesisat, zemin iyileştirme ve benzeri gizli imalatlar tamamlandıktan sonra ilk halleriyle gözlemlenemeyebilir.

    Bu durumlarda imalat sürecindeki fotoğraflar, video kayıtları, laboratuvar sonuçları, yapı denetim belgeleri, hakediş ekleri, ataşmanlar ve proje kayıtları önem taşır.

    Yıllar sonra gerçekleştirilen incelemede tespit edilen bozulmanın yapım sırasındaki eksiklikten mi yoksa kullanım, bakım, doğal yıpranma veya sonradan yapılan müdahaleden mi kaynaklandığı teknik olarak açıklanmalıdır.

    13.5. Hizmet Alımlarında Personel ve Performans Uyuşmazlıkları

    Personel sayısı, vardiya çizelgesi, puantaj, hizmet kalite kriterleri, elektronik giriş kayıtları ve kontrol tutanakları birlikte incelenmelidir.

    Özellikle hizmetin eksik verilmesiyle eksik verildiğinin bilindiği halde tam verilmiş gibi kabul edilmesi arasındaki fark gözetilmelidir.

    13.6. Mal Alımlarında Ret ve Değiştirme Prosedürü

    Malın muayenede reddedilmesi ve sözleşmeye uygun mal ile değiştirilmesi, olayın ceza hukuku bakımından niteliğini değiştirebilir.

    Bu durumda önceki teslimin kabul edilip edilmediği, hileli davranış bulunup bulunmadığı, değiştirme hakkının hangi koşullarda kullanıldığı ve kamu zararının ortaya çıkıp çıkmadığı araştırılmalıdır.

    14. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Nasıl İspatlanır?

    Ceza muhakemesinde ispat yükü, sanığın suçsuzluğunu kanıtlama yükümlülüğü şeklinde kurulamaz. Mahkumiyet için kanuni unsurların hukuka uygun delillerle, makul şüpheyi ortadan kaldıracak derecede ispatlanması gerekir.

    CMK m. 217 uyarınca yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Hükmün gerekçeli olması ve her sanık yönünden delillerin ayrı değerlendirilmesi zorunludur.

    14.1. Soruşturma Dosyasında Bulunması Gereken Belgeler

    1. İhale ilanı, ihale kararı ve ihale işlem dosyası.
    2. İmzalı sözleşme ve bütün ekleri.
    3. İdari ve teknik şartname.
    4. Uygulama projeleri, revizyonlar ve mahal listeleri.
    5. Birim fiyat tarifleri, analizleri ve metraj cetvelleri.
    6. Yer teslimi, iş programı ve süre uzatım belgeleri.
    7. Hakediş raporları ve ödeme kayıtları.
    8. Fatura, irsaliye, stok ve sevkiyat kayıtları.
    9. Muayene ve kabul tutanakları.
    10. Geçici ve kesin kabul komisyonu belgeleri.
    11. Laboratuvar testleri ve kalite kontrol belgeleri.
    12. Yapı denetim raporları ve kontrol defterleri.
    13. İdare ile yüklenici arasındaki yazışmalar.
    14. Eksiklik ve ayıp ihbarları.
    15. İş artışı, iş eksilişi ve proje değişikliği onayları.
    16. Sayıştay, müfettiş ve idari inceleme raporları.
    17. Ödeme emri, tahakkuk, mahsup ve iade kayıtları.
    18. Olay tarihinde yürürlükte bulunan kabul mevzuatı.
    19. İlgili kamu görevlilerinin görev tanımları ve yetki belgeleri.
    20. Elektronik verilerin hukuka uygun elde edilmiş asıl kayıtları.

    14.2. Bilirkişi Raporu Nasıl Hazırlanmalıdır?

    Bilirkişi raporu, yalnızca “eksik imalat vardır” veya “kamu zararı meydana gelmiştir” sonucundan ibaret olmamalıdır.

    Rapor teknik olarak denetlenebilir olmalı; hangi sözleşme hükmünün ihlal edildiğini, fiili durumun ne olduğunu, hangi tarihte hangi verinin bulunduğunu ve sonuçların nasıl hesaplandığını açıklamalıdır.

    İyi bir bilirkişi incelemesinde teknik ve mali sorular birbirinden ayrılır. Hukuki nitelendirme ve suçun oluştuğuna dair nihai değerlendirme ise mahkemeye aittir.

    14.3. Bilirkişiye Sorulması Gereken Temel Sorular

    1. Sözleşme kapsamında hangi edim taahhüt edilmiştir?
    2. Taahhüdün kapsamını belirleyen teknik belge hangisidir?
    3. Fiilen gerçekleştirilen işin miktarı ve niteliği nedir?
    4. İddia edilen eksiklik hangi yöntemle ölçülmüştür?
    5. İşin ilk hali ile inceleme tarihindeki hali ayrılabilmekte midir?
    6. Proje değişiklikleri ve iş artışları hesaba katılmış mıdır?
    7. Yapılmayan işlerin yanında yapılan ilave işler bulunmakta mıdır?
    8. Hangi tutarlar gerçekten yükleniciye ödenmiştir?
    9. Ödemelerde kesinti, mahsup veya iade var mıdır?
    10. Hangi mal veya imalat hangi gerekçeyle sözleşmeye aykırıdır?
    11. Uyuşmazlık teknik görüş ayrılığından kaynaklanabilir mi?
    12. İlgili ayıp veya eksiklik kabul tarihinde mevcut mudur?
    13. İşin bakım ve kullanım geçmişi nedir?
    14. Hangi kabul işlemi ne zaman gerçekleştirilmiştir?
    15. Her kamu görevlisinin teknik ve hukuki görevi nedir?
    16. Hesaplanan zarar ile hangi somut işlem arasında ilişki bulunmaktadır?

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.12.2025 tarihli 2021/3420 E., 2025/15129 K. sayılı kararı, eksik ve fazla imalatların birlikte incelenmesi, yapılan işin toplam maliyetinin ortaya konulması ve kamu görevlilerinin kişisel sorumluluklarının ayrı ayrı belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.

    2025/15129 sayılı Yargıtay kararının tam metni.

    14.4. Dijital Deliller ve Hukuka Aykırı Delil Sorunu

    Elektronik yazışmalar, kamera görüntüleri, elektronik ihale kayıtları ve bilgisayar verileri somut olayda önemli olabilir. Ancak bunların elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve doğrulanabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19.12.2024 tarihli 2021/4482 E., 2024/12072 K. sayılı kararında, başka bir suç için uygulanmış iletişimin denetlenmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirleri sonucunda elde edilen delillerin TCK m. 236 bakımından kullanılabilirliği tartışılmıştır.

    Kararda CMK m. 135, 138 ve 217 hükümleri çerçevesinde, somut olayda yasak delillerin dışlanması gerektiği belirtilmiştir.

    2024/12072 sayılı Yargıtay kararı – Hukuka aykırı delil ve faillik.

    Bu nedenle soruşturma dosyasında bulunan her teknik takip veya iletişim kaydının kendiliğinden hukuka uygun delil olduğu kabul edilemez.

    15. On İki Somut Olay Üzerinden Hukuki Değerlendirme

    Aşağıdaki örnekler, suçun unsurlarını açıklamak amacıyla oluşturulmuş varsayımsal olaylardır. Gerçek bir mahkeme kararının özeti değildir.

    Olay 1 – Eksik Beton Donatısı

    Bir kamu binasında projeye göre kullanılması gereken donatı miktarından daha az donatı kullanılmıştır. İnşaat tamamlanmış ancak kesin kabul yapılmamıştır.

    Değerlendirme: Teknik eksikliğin ispatı tek başına yeterli değildir. Kabul aşaması, hileli kabul fiili, kamu görevlisinin rolü ve yüklenicinin iştiraki ayrıca incelenmelidir. Yargıtayın kesin kabul kararları önem taşır.

    Olay 2 – Farklı Marka Tıbbi Cihaz

    İdareye sözleşmede belirtilenden farklı bir cihaz teslim edilmiştir. Cihaz eşdeğer özelliklere sahiptir ve idarenin usulüne uygun değişiklik onayı bulunmaktadır.

    Değerlendirme: Farklı marka tek başına suç değildir. Sözleşme hükümleri, eşdeğerlik ve hile araştırılmalıdır.

    Olay 3 – 1.000 Birim Yerine 800 Birim Mal

    İrsaliyede 1.000 birim yazmasına karşın depoya 800 birim mal alınmış; gerçeğe aykırı kabul düzenlenmiştir.

    Değerlendirme: TCK m. 236/2-b gündeme gelebilir. Yüklenici, temsilci ve ilgili kamu görevlileri bakımından ayrı değerlendirme yapılmalıdır.

    Olay 4 – Süre Uzatımı Verilen İnşaat

    İş başlangıçta öngörülen tarihten sonra bitmiştir; fakat idare usulüne uygun süre uzatımı vermiştir.

    Değerlendirme: Geç teslim görünümü tek başına 236/2-c suçunu oluşturmaz. Hukuken geçerli bitiş tarihi esas alınmalıdır.

    Olay 5 – Yapılmayan Temizlik Hizmeti

    Hizmetin bir kısmı hiç sunulmadığı halde tamamı yapılmış gibi kabul edilmiş ve bedeli ödenmiştir.

    Değerlendirme: TCK m. 236/2-e kapsamında hileli kabul ve kamu görevlisinin rolü incelenir. Yüklenicinin azmettirme veya yardım etme fiili ayrıca araştırılır.

    Olay 6 – Anahtar Teslimi Götürü Bedelde Metraj Farkı

    İdare, yaklaşık maliyet cetvelindeki bazı kalemlerin gerçekleştirilmediğini ileri sürmektedir. Yüklenici ise proje revizyonları nedeniyle farklı ve ilave işler yaptığını belirtmektedir.

    Değerlendirme: İşin toplam sözleşmesel kapsamı, fiili gerçekleşme, değişikliklerin hukuki geçerliliği ve mali etki incelenmeden yalnızca cetvel farkından suç çıkarılamaz.

    Olay 7 – Tedarikçinin Yükleniciye Farklı Mal Satması

    Kamu kurumuyla sözleşme ilişkisi bulunmayan tedarikçi, yükleniciye farklı nitelikte mal satmıştır.

    Değerlendirme: Tedarikçi otomatik olarak TCK m. 236’nın doğrudan faili değildir. 2026/4031 sayılı Yargıtay kararı fail sıfatı bakımından dikkate alınmalıdır.

    Olay 8 – Geçici Kabulde Belirtilen Eksiklik

    Eksiklik geçici kabul tutanağına yazılmış, giderilmesi istenmiş ve kabul süreci tamamlanmamıştır.

    Değerlendirme: Eksikliğin açıkça kayda alınmış olması hileli gizleme ve kabul iddiasını etkileyebilir. Kesin kabulün bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

    Olay 9 – Yıllar Sonra Ortaya Çıkan Çatlak

    Kamu binasında teslimden sekiz yıl sonra çatlaklar oluşmuştur.

    Değerlendirme: Malzeme, proje, kullanım ve bakım geçmişi teknik incelemeye tabi tutulmalıdır. Sonradan oluşan çatlak, geçmişte hileli kabul yapıldığının tek başına kanıtı değildir.

    Olay 10 – Muhasebecinin Gerçeğe Aykırı Hakediş Belgesi Hazırlaması

    Şirket çalışanı, üstlerinin verdiği bilgilerle hakediş eki hazırlamıştır. Belgenin yanlışlığını bildiğine ilişkin delil bulunmamaktadır.

    Değerlendirme: Kişisel kast ve somut katkı ispatlanmalıdır. Görev unvanı veya belgeyi teknik olarak hazırlamış olmak tek başına yeterli değildir.

    Olay 11 – Belediye Başkanının Genel Onayı

    Belediye başkanı ödeme sürecinin nihai onayını vermiş ancak teknik kabul komisyonunda bulunmamıştır.

    Değerlendirme: Hiyerarşik konum doğrudan faillik için yeterli değildir. Onayın hukuki kapsamı, gerçeğe aykırılığın bilinmesi ve somut iştirak fiili araştırılır.

    Olay 12 – Reddedilen Malın Değiştirilmesi

    Şartnameye aykırı mal kabul edilmeyerek iade edilmiş ve sözleşmedeki değiştirme hakkına dayanılarak uygun mal teslim edilmiştir.

    Değerlendirme: Suçun tamamlanması, kast, zarar ve teşebbüs ihtimalleri ayrıca ele alınmalıdır. Yargıtayın 2026/4031 sayılı kararı doğrudan ilgilidir.

    16. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçuna İlişkin Doğrulanmış Yargıtay Kararları

    Aşağıdaki kararlar esas ve karar numarası, tarihi ve erişilebilen karar metni üzerinden araştırılmıştır. Adalet Bakanlığı veri tabanında erişilebilen kararlar resmi bağlantılarıyla; diğerleri tam metin sağlayan içtihat veri tabanlarıyla gösterilmiştir.

    16.1. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 05.03.2026, 2022/5334 E., 2026/4031 K.

    Konu: Yüklenici olmayan tedarikçinin fail sıfatı, sözleşmedeki değiştirme hakkı, uygun mal teslimi ve teşebbüs.

    Sonuç: Mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

    Hukuki önem: Yükleniciye mal satan firma yetkililerinin doğrudan fail sayılamaması, sözleşmesel değiştirme imkanının etkisi ve reddedilen malın teslim edilmesi halinde suçun tamamlanıp tamamlanmadığının değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.2. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 23.12.2025, 2021/3420 E., 2025/15129 K.

    Konu: Yapım işlerinde eksik ve fazla imalat, bilirkişi raporunun kapsamı, kabul komisyonları, yüklenicinin iştiraki ve ihale yasakları.

    Sonuç: Mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.

    Hukuki önem: Yapılmayan işler kadar yapılan ilave işlerin, gerçek ödemelerin ve her kamu görevlisinin sorumluluğunun ayrıca incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle karmaşık hakediş ve kamu zararı dosyaları için önemlidir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.3. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 18.06.2025, 2021/3892 E., 2025/7205 K.

    Konu: Hizmet ediminde özgü suç niteliği, ilgili kamu görevlisinin fail sıfatı ve yüklenici bakımından iştirak.

    Sonuç: Beraat hükmü onanmıştır.

    Hukuki önem: 236/2-e kapsamında kamu görevlisi olmayan kişinin doğrudan fail sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı ve somut olayda esas failin bulunmamasının şeriklik bakımından etkisi değerlendirilmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.4. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 20.02.2025, 2022/2227 E., 2025/2152 K.

    Konu: Kesin kabulün araştırılması, kabul komisyonu üyeleri hakkında dava bulunup bulunmadığı ve yüklenicinin faillik niteliği.

    Sonuç: Mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

    Hukuki önem: Kesin kabul işleminin ve kamu görevlileri hakkındaki yargılamanın araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca 4735 sayılı Kanun m. 27 çerçevesinde yasaklama konusu ele alınmıştır.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.5. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 12.02.2025, 2022/3212 E., 2025/1922 K.

    Konu: Hizmet alımı sözleşmesi, 236/2-e, özgü suç ve şeriklik.

    Sonuç: Beraat hükümleri onanmıştır.

    Hukuki önem: Kamu görevlisi olmayan kişilerin doğrudan fail olarak cezalandırılamayacağı ve somut dosyada kamu görevlileri bakımından esas fail fiilinin ortaya konulamaması değerlendirilmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.6. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 16.01.2025, 2021/3421 E., 2025/1050 K.

    Konu: Yapım ve hizmet işlerinde özel faillik, kesin kabul ve suçun yasal unsurları.

    Sonuç: Beraat hükümleri onanmıştır.

    Hukuki önem: Maddenin bentlerine göre fail ayrımı yapılmış ve somut yapım işi bakımından kesin kabulün bulunmamasının suçun oluşumuna etkisi açıklanmıştır.

    Resmi Adalet Bakanlığı karar metni.

    16.7. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 19.12.2024, 2021/4482 E., 2024/12072 K.

    Konu: Hukuka aykırı deliller, iletişimin denetlenmesi, teknik takip ve özgü suç niteliği.

    Sonuç: Bir kısım beraat hükümleri onanmış, mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.

    Hukuki önem: CMK m. 135 ve 138 kapsamında elde edilmiş verilerin başka bir suçta kullanılabilirliği ile fail ve yardım eden ayrımı incelenmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.8. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 26.11.2024, 2021/3032 E., 2024/11413 K.

    Konu: Yapım işinde yüklenicinin fail sıfatı ve nitelikli dolandırıcılık ihtimali.

    Sonuç: Hüküm bozulmuş; başka suç vasfı ve görevli mahkeme üzerinde durulmuştur.

    Hukuki önem: Yapım işi nedeniyle TCK m. 236 kapsamında doğrudan fail olmayan kişinin davranışının başka bir suç, özellikle kamu kurum veya kuruluşlarının zararına dolandırıcılık kapsamında incelenebileceğini göstermektedir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.9. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 14.05.2024, 2021/2430 E., 2024/5591 K.

    Konu: Hile, ayıplı ifa ve kamu zararının suçun oluşumuna etkisi.

    Sonuç: Beraat hükmü onanmıştır.

    Hukuki önem: Salt ayıplı veya eksik ifanın yeterli olmadığı; ayrıca hileli gizleme ve zarar koşullarının somut olayda değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.

    Resmi Adalet Bakanlığı karar metni.

    16.10. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 12.03.2024, 2021/5557 E., 2024/2716 K.

    Konu: Hile, kamu zararı, doğrudan temin, teknik inceleme ve suçun kapsamı.

    Sonuç: Eksik incelemeye ilişkin bozma kararı verilmiştir.

    Hukuki önem: Özellikle ihalesiz alımların TCK m. 236 kapsamına girip girmediği konusunda çoğunluk ve karşıoy değerlendirmelerinin birlikte incelenmesini gerektirmektedir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    İçtihatları okuma notu: Yargıtayın bir mahkumiyeti bozması, olayda bütün hukuki veya cezai sorumlulukların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bozmanın hangi gerekçeyle yapıldığı, hükmün esası hakkında nihai değerlendirme bulunup bulunmadığı ve sonraki yargılama ayrıca incelenmelidir.

    17. Edimin İfasına Fesat Karıştırmanın Diğer Suçlarla İlişkisi

    17.1. İhaleye Fesat Karıştırma – TCK 235

    İhale aşamasında ve ifa aşamasında birbirinden bağımsız suç teşkil eden davranışlar bulunuyorsa iki suçun ayrı ayrı değerlendirilmesi mümkündür. Aynı davranışa ilişkin içtima hükümleri somut olayda uygulanmalıdır.

    17.2. Nitelikli Dolandırıcılık – TCK 158

    Yüklenicinin TCK m. 236 bakımından doğrudan fail sıfatını taşımaması, eylemin hiçbir suç oluşturmadığı anlamına gelmez. Kamu kurum veya kuruluşlarının zararına hileli davranışlarla yarar sağlanması halinde TCK m. 158 kapsamında suçun bütün unsurları araştırılabilir.

    Burada özel normun önceliği ve içtima kuralları önemlidir. Aynı fiilden dolayı hangi suçun uygulanacağı, kanuni unsurlar karşılaştırılarak belirlenmelidir.

    17.3. Resmi veya Özel Belgede Sahtecilik – TCK 204 ve 207

    Gerçeğe aykırı kabul tutanağı, hakediş belgesi, laboratuvar raporu veya teslim belgesi düzenlenmesi halinde belgede sahtecilik suçları ayrıca gündeme gelebilir.

    Ancak her gerçeğe aykırı içerik otomatik olarak belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz. Belgenin niteliği, düzenleyenin yetkisi ve ilgili suçun özel unsurları araştırılmalıdır.

    TCK m. 212’de sahte belgenin başka suçun işlenmesi sırasında kullanılmasına ilişkin özel içtima düzenlemesi de değerlendirilmelidir.

    17.4. Görevi Kötüye Kullanma – TCK 257

    Görevi kötüye kullanma suçu tamamlayıcı niteliktedir. TCK m. 236 gibi özel suçun unsurları gerçekleştiğinde aynı davranış için TCK m. 257’nin uygulanması ayrı içtima değerlendirmesi gerektirir.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu oluşmamış olsa bile, kamu görevlisinin eylemi TCK m. 257’nin bağımsız unsurlarını karşılıyorsa bu suç gündeme gelebilir.

    17.5. Rüşvet, İrtikap ve Zimmet

    TCK m. 236/3 uyarınca fesat karıştırma nedeniyle menfaat temin eden görevli kişiler, ilgili suç hükmüne göre ayrıca cezalandırılabilirler.

    Bu nedenle kabul işlemi karşılığında menfaat sağlandığı iddiası varsa rüşvet, irtikap veya diğer ilgili suçlar bağımsız olarak araştırılmalıdır.

    17.6. Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma

    Birden fazla kişinin ihale veya edim sürecinde bulunması tek başına suç örgütünün varlığını göstermez. TCK m. 220 kapsamında ayrı kanuni koşulların ispatı gerekir.

    Suç örgütü isnadı bulunması halinde iletişimin denetlenmesi ve teknik takipten elde edilen delillerin hukuki niteliği de ayrıca önem kazanır.

    17.7. Zincirleme Suç ve Birden Fazla Hakediş

    Tek bir sözleşme kapsamında birden fazla hakediş düzenlenmesi otomatik olarak birden fazla suçun oluştuğu anlamına gelmez. Her bir fiilin tamamlanma tarihi, aynı suç işleme kararının bulunup bulunmadığı ve TCK m. 43’ün koşulları ayrıca incelenmelidir.

    Farklı sözleşmeler, farklı kurumlar veya farklı suç işleme kararları bakımından ayrı suç ihtimali gündeme gelebilir.

    18. Cezai Yaptırımlar, İhalelerden Yasaklama ve Tazminat

    18.1. Hapis Cezası

    TCK m. 236/1 uyarınca temel ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Somut olayda teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, takdiri indirim, hak yoksunlukları ve diğer genel hükümler uygulanabilir.

    18.2. 4735 Sayılı Kanun’un 25. Maddesi

    4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 25. maddesi; hileli davranışlar, sahte belgeler, hileli malzeme kullanılması, eksik veya kusurlu imalat, idareye zarar verme ve sözleşmeye aykırı diğer belirli fiilleri yasaklamaktadır.

    Bu maddede yasaklanan fiillerin tamamı otomatik olarak TCK m. 236 suçunu oluşturmaz. İdari yaptırım rejimi ile ceza normunun unsurları farklıdır.

    18.3. İhalelere Katılmaktan Yasaklama – 4735 m. 26

    4735 sayılı Kanun’un 26. maddesinde, 25. maddede sayılan fiillerin özelliklerine göre bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama düzenlenmektedir.

    Yasaklama kararının kimleri kapsadığı, verilme ve yayımlanma usulü, ilgili süreler ve karara karşı başvuru imkanları ayrıca değerlendirilmelidir.

    18.4. Yüklenicilerin Ceza Sorumluluğu – 4735 m. 27

    4735 sayılı Kanun’un 27. maddesi, 25. maddede yasaklanan ve Türk Ceza Kanunu’na göre suç oluşturan fiiller bakımından suç duyurusunu ve mahkeme kararıyla ek ihale yasaklarını düzenlemektedir.

    Kanunda ayrıca mahkeme kararıyla bir yıldan üç yıla kadar yasaklama ve belirli koşullarda sürekli yasaklama öngörülmüştür.

    Bu yaptırımların koşulları her olayda ve ilgili kişinin hukuki statüsüne göre ayrıca incelenmelidir.

    18.5. Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu – 4735 m. 28

    Kanun’un 28. maddesinde muayene ve kabul komisyonları, yapı denetim görevlileri ve ilgili diğer görevliler bakımından disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler bulunmaktadır.

    Ceza sorumluluğu için ilgili suçun kanuni unsurları; mali sorumluluk için ise uygulanacak özel ve genel sorumluluk koşulları esas alınmalıdır.

    18.6. Yapım İşlerinde Yüklenici ve Alt Yüklenicinin On Beş Yıllık Sorumluluğu

    4735 sayılı Kanun’un 30. maddesinde yapım işlerinde yüklenici ve alt yüklenicilerin, yapının fen ve sanat kurallarına uygun yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zararlar bakımından kesin kabulden sonra da on beş yıl süreyle müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir.

    Bu on beş yıllık hukuki sorumluluk süresi, TCK m. 236’nın dava zamanaşımıyla aynı hukuki kurum değildir.

    Bir yüklenicinin cezai sorumluluğunun bulunmaması, 4735 m. 30 kapsamındaki tazminat sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmaz.

    Resmi mevzuat: 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.

    19. Soruşturma Usulü, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

    19.1. Suç Şikayete Tabi midir?

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Kanuni koşulları varsa Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.

    19.2. Görevli Mahkeme Hangisidir?

    TCK m. 236’nın temel cezası ve genel görev kuralları bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

    Ancak aynı fiilin nitelikli dolandırıcılık gibi farklı bir suçu oluşturabileceği durumda suç vasfı ve görevli mahkeme yeniden değerlendirilmelidir. Nitelikli dolandırıcılık bakımından ağır ceza mahkemesinin görev alanı gündeme gelebilir.

    19.3. Kamu Görevlileri İçin Soruşturma İzni Gerekir mi?

    4483 sayılı Kanun ile 3628 sayılı Kanun’un soruşturma hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

    3628 sayılı Kanun’un 17. maddesinde resmi ihaleler ve alım-satımlara fesat karıştırmayla ilgili özel soruşturma rejimi bulunmaktadır. Yargıtay uygulamasında TCK m. 236 bakımından soruşturma izni aranmaksızın doğrudan soruşturma yürütülebileceğine ilişkin kararlar mevcuttur.

    Bununla birlikte 3628 sayılı Kanun kapsamındaki kişi yönünden istisnalar, özel statüler ve özel soruşturma usulleri ayrıca araştırılmalıdır. Bütün kamu görevlileri hakkında istisnasız aynı usulün uygulanacağı kabul edilemez.

    19.4. Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?

    TCK m. 236’nın temel şekli bakımından cezanın üst sınırı yedi yıl olduğu için, TCK m. 66/1-d çerçevesinde genel dava zamanaşımı süresi on beş yıldır.

    Ancak suçun tarihi, tamamlanma anı, zincirleme suç ihtimali, zamanaşımını durduran ve kesen nedenler, yaş küçüklüğü ve lehe kanun değerlendirmesi ayrıca dikkate alınmalıdır.

    19.5. Hangi Tarih Suç Tarihidir?

    Mal teslimi, gerçeğe aykırı kabul, kesin kabul veya birden çok hareketin bulunduğu olaylarda suç tarihi, isnat edilen seçimlik harekete göre belirlenmelidir.

    Her dosyada suç tarihini ihale tarihi, sözleşme tarihi veya son hakediş tarihi olarak kabul etmek doğru değildir.

    19.6. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması veya Diğer Kurumlar

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve benzeri ceza muhakemesi veya ceza hukuku kurumları bakımından somut sonuç ceza, kişinin hukuki durumu ve karar tarihinde yürürlükteki mevzuat esas alınmalıdır.

    TCK m. 236’nın temel ceza aralığı nedeniyle bu kurumların uygulanabileceği yönünde genel ve koşulsuz bir sonuç çıkarılamaz.

    20. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Soruşturmasında Savunma Stratejisi

    Bu suçla ilgili başarılı bir savunma yalnızca ceza hukuku normlarının bilinmesini değil, sözleşmenin teknik ve mali içeriğinin ayrıntılı incelenmesini gerektirir.

    20.1. Birinci Aşama: İsnadın Hukuki Niteliği

    Öncelikle yüklenen hareketin TCK m. 236/2’nin hangi bendine girdiği belirlenmelidir.

    Şüpheli veya sanığın fail olarak nitelendirilebileceği bir bent bulunup bulunmadığı araştırılmadan genel ifadelerle suç isnadında bulunulması, kanunilik ve suçun şahsiliği ilkeleri bakımından sakıncalıdır.

    20.2. İkinci Aşama: Sözleşmenin Doğru Okunması

    İhale dokümanı, sözleşme, idari şartname, teknik şartname, proje, revizyon ve usulüne uygun onaylar birlikte incelenmelidir.

    Bir belgeden koparılarak yapılan değerlendirme, işin gerçek kapsamını yansıtmayabilir.

    20.3. Üçüncü Aşama: Fail ve İştirak Ayrımı

    Yüklenici, alt yüklenici, tedarikçi, kabul komisyonu üyesi, kontrol mühendisi ve harcama yetkilisinin görevleri birbirinden ayrılmalıdır.

    Özellikle yapım ve hizmet işlerinde kabulü gerçekleştiren kişi belirlenmeden yüklenici hakkında doğrudan fail nitelendirmesi yapılması Yargıtayın güncel yaklaşımıyla bağdaşmayabilir.

    20.4. Dördüncü Aşama: Hile ve Kastın Araştırılması

    Şartnameye aykırılık hangi somut hileli davranışla gizlenmiştir? İlgili kişi bu durumdan haberdar mıdır? Eksiklik idareye bildirilmiş midir? Teknik çekince veya muhalefet bulunmakta mıdır?

    Bu sorulara deliller üzerinden cevap verilmelidir.

    20.5. Beşinci Aşama: Bilirkişi Raporuna Teknik İtiraz

    Eksik bilirkişi incelemesine dayalı suç isnatlarında yeni keşif, karşılaştırmalı metraj, bağımsız laboratuvar analizi veya farklı uzmanlık alanlarından oluşan bilirkişi heyeti talep edilebilir.

    Özellikle 2025/15129 sayılı Yargıtay kararı, eksik ve fazla imalatların ayrı ayrı ve bütüncül değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

    20.6. Altıncı Aşama: Hukuka Aykırı Delillerin Denetimi

    İletişimin denetlenmesi, teknik takip ve elektronik verilerin elde edilmesine ilişkin kanuni koşullar değerlendirilmelidir. Somut olaya göre CMK m. 135, 138, 206 ve 217 çerçevesinde hukuka aykırı delillere itiraz edilebilir.

    20.7. Yedinci Aşama: Alternatif Suç Vasıflarının İncelenmesi

    TCK m. 236’nın unsurlarının bulunmadığının ortaya konulması, diğer suçlardan dolayı mevcut soruşturma risklerinin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.

    Dolandırıcılık, sahtecilik, görevi kötüye kullanma veya rüşvet iddiaları bakımından her suçun unsurları ayrı ayrı incelenmelidir.

    20.8. Suç İhbarında Bulunan İdare İçin Yol Haritası

    İdare tarafından hazırlanan suç duyurusunda yalnızca bir müfettiş raporuna atıf yapılması yerine, sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen somut hareketlerin; ilgili kişi, tarih, belge, zarar hesabı ve hile iddiasıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

    Ceza soruşturması ile tazmin, alacak, ihale yasaklama ve disiplin süreçlerinin ayrı hukuki dayanakları bulunduğu gözetilmelidir.

    20.9. Şirketler İçin Önleyici Hukuki Tedbirler

    İhale ve yapım işi üstlenen şirketlerin, teslim ve kabul belgelerinin yetki kontrolünü yapması; değişiklik onaylarını yazılı hale getirmesi; işin ilerleyişini tarihli teknik kayıtlarla belgelemesi; taşeron ve tedarikçi ilişkilerini açık sözleşmelerle düzenlemesi ve ayıp bildirimlerini kayıt altına alması önemlidir.

    Bu tedbirler, olası soruşturmalarda fiili durumun doğru ortaya konulmasına yardımcı olabilir.

    İhale sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve menfi tespit uyuşmazlıkları bakımından kamu zararı ve ceza davalarına ilişkin kapsamlı yazımız ile aşağıdaki ileri okuma bölümündeki bağlantılar incelenebilir.

    21. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

    1. Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun cezası nedir?

    TCK m. 236/1 uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır. Genel hükümler, teşebbüs ve iştirak gibi hususlar somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.

    2. Yüklenici suçun faili olabilir mi?

    Evet. Yargıtayın güncel yaklaşımında özellikle 236/2-a ve (b) bentlerinde doğrudan fail olabilir. Yapım, hizmet ve süreye ilişkin kabul hareketlerinde ise iştirak sorumluluğu araştırılmalıdır.

    3. Alt yüklenici veya taşeron bu suçu işleyebilir mi?

    Alt yüklenicinin hukuki statüsü ve fiili belirleyicidir. Doğrudan fail olma koşulları bulunmuyorsa iştirak veya başka suçlardan sorumluluk ihtimali değerlendirilebilir.

    4. Yapılmayan imalat tek başına suç oluşturur mu?

    Hayır. TCK m. 236’nın ilgili seçimlik hareketi, hile, faillik ve diğer kanuni unsurların gerçekleşmesi ayrıca aranır.

    5. Kamu zararı yoksa suç oluşur mu?

    Kanunda zarar açık bir unsur olarak yazılmamış olmakla birlikte Yargıtayın 2024 ve 2026 tarihli kararlarında zarar suçu yaklaşımı bulunmaktadır. Bu konuda kanun metni, içtihat ve somut olay birlikte değerlendirilmelidir.

    6. Kesin kabul yapılmamışsa ne olur?

    Yargıtayın bazı yapım işi kararlarında kesin kabulün bulunmaması suçun oluşumu bakımından belirleyici kabul edilmiştir. Ancak bu yaklaşım her bent ve bütün sözleşmelere koşulsuz uygulanamaz.

    7. Geçici kabul tutanağı suçun ispatına yeter mi?

    Tek başına yeterli olmayabilir. Kabulün niteliği, içeriği, mevzuat ve hileli davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.

    8. Müfettiş veya Sayıştay raporu mahkumiyet için yeterli midir?

    Hayır. Ceza mahkemesi, hukuka uygun bütün delilleri ve suçun unsurlarını bağımsız olarak incelemelidir.

    9. Şirket müdürü bütün çalışanların fiillerinden sorumlu mudur?

    Hayır. Şirket müdürlüğü sıfatı tek başına bütün fiiller için kişisel ceza sorumluluğu doğurmaz.

    10. Kamu görevlisi para almamışsa suç oluşmaz mı?

    Menfaat temini TCK m. 236’nın zorunlu unsuru değildir. Menfaat alınması ayrıca başka suçların oluşmasına neden olabilir.

    11. Yanlış hakediş düzenlemek doğrudan bu suçu oluşturur mu?

    Hayır. Yanlışlığın niteliği, hile, ilgili seçimlik hareket ve kişinin rolü araştırılmalıdır.

    12. İhale olmadan doğrudan teminle yapılan alımlarda suç oluşur mu?

    Bu konuda kanunilik ilkesi çerçevesinde öğretisel tartışma ve içtihat değerlendirmeleri bulunmaktadır. Alımın hukuki niteliği ile Yargıtayın ilgili kararları incelenmelidir.

    13. Suçun soruşturulması için şikayet gerekir mi?

    Hayır, suç kural olarak resen soruşturulur.

    14. Görevli mahkeme hangisidir?

    TCK m. 236 bakımından kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Başka suç vasıfları veya usuli durumlar görevi etkileyebilir.

    15. Dava zamanaşımı ne kadardır?

    Temel suç tipi için genel dava zamanaşımı on beş yıldır. Suç tarihi, kesilme, durma ve diğer özel koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.

    16. İhalelerden yasaklama kararı verilebilir mi?

    Evet. 4735 sayılı Kanun’un 26 ve 27. maddeleri kapsamında idari veya mahkeme kararıyla yasaklama gündeme gelebilir.

    17. Şirket hakkında hapis cezası verilebilir mi?

    Hayır. Hapis cezası gerçek kişiler bakımından gündeme gelir. Tüzel kişiler hakkında kanunda öngörülen başka yaptırımlar uygulanabilir.

    18. İşin sonradan düzeltilmesi suçu ortadan kaldırır mı?

    Her durumda değil. Ancak kabul gerçekleşmeden sözleşmedeki ret ve değiştirme hakkının kullanılması, tamamlanma ve kast değerlendirmesini etkileyebilir.

    19. Teknik bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?

    Evet. Raporun dayanakları, uzmanlık alanı, yöntemleri ve hesaplamaları tartışılarak ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

    20. Belediye başkanı veya üst yönetici doğrudan sorumlu tutulabilir mi?

    Üst yöneticilik sıfatı tek başına yeterli değildir. İlgili seçimlik hareket, kişisel fiil, yetki ve kast somut olarak belirlenmelidir.

    21. Sözleşmeye aykırı iş nedeniyle beraat edilirse tazminat da ortadan kalkar mı?

    Hayır. Ceza hukuku ile sözleşmesel veya mali sorumluluk farklı ölçütlere tabidir. Somut uyuşmazlıkta kararın gerekçesi ayrıca değerlendirilmelidir.

    22. Mahkumiyet için hangi deliller gereklidir?

    Suçun kanuni unsurlarını ve kişinin fiilini hukuka uygun şekilde ortaya koyan deliller gerekir. Sözleşme, kabul belgeleri, gerçek teslim ve imalat kayıtları, teknik raporlar ve mali kayıtlar birlikte önem taşır.

    22. Sonuç: Ceza Hukuku ile Kamu İhale Sözleşmesinin İhlali Birbirine Karıştırılmamalıdır

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu ihale sözleşmelerinin uygulanması sırasında ortaya çıkan bütün hukuka aykırılıkları cezalandıran genel bir düzenleme değildir.

    TCK m. 236, kanunda gösterilen sınırlı seçimlik hareketleri, hile unsurunu ve ilgili failin özel niteliğini esas alan bir suç tipidir.

    Özellikle Yargıtayın güncel kararlarından çıkan sonuç şudur: Yüklenicinin sözleşmeye aykırı davranmış olması ile yüklenicinin edimin ifasına fesat karıştırma suçunun doğrudan faili olması aynı şey değildir.

    Mal teslimine ilişkin (a) ve (b) bentlerinde yüklenicinin doğrudan faillik ihtimali bulunurken, (c), (d) ve (e) bentlerinde Yargıtay ilgili kamu görevlisinin kabul fiilini esas almaktadır.

    Bu sebeple ceza soruşturmasının başlangıcında yapılması gereken işlem, herhangi bir zarar tutarından hareketle suçun varlığını peşinen kabul etmek değil; hukuki ilişkiyi, sözleşmeyi, fiili teslim veya imalatı, kabul sürecini ve ilgili kişilerin eylemlerini tek tek belirlemektir.

    Kamu zararının ispatı, hilenin varlığı, kesin kabul işleminin niteliği, teknik hesaplamalar, sözleşme değişiklikleri, hukuka uygun deliller ve kişisel kastın ortaya konulması birlikte değerlendirilmelidir.

    Ceza hukuku bakımından hukuki nitelendirmenin doğru yapılması kadar, kamu kaynaklarının gerçek durumunun ortaya çıkarılması da önemlidir. Ne yalnızca bir müfettiş raporuna dayanılarak mahkumiyet kurulmalı ne de sözleşme ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle kanunda düzenlenen hileli fiillerin araştırılmasından vazgeçilmelidir.

    Belirleyici ölçüt, somut fiilin kanuni unsurlarının hukuka uygun ve yeterli delillerle ispatlanmasıdır.

    23. Mevzuat, Yargıtay İçtihatları ve Akademik Kaynakça

    A. Temel Mevzuat

    1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Özellikle m. 2, 20, 21, 30, 37-40, 43, 53, 66, 157-158, 204, 212, 235-236, 247, 252 ve 257.
    2. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu – Özellikle m. 4, 6, 24-30.
    3. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu – Özellikle ihale usulleri, doğrudan temin ve sözleşme süreci.
    4. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – Özellikle m. 135, 138, 172, 206, 217 ve 223.
    5. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu – Kamu zararı ve mali sorumluluk hükümleri.
    6. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun.
    7. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu.
    8. İşin türüne ve suç tarihine göre uygulanabilir Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği, ilgili mal ve hizmet alımı kabul yönetmelikleri ile ihale sözleşmesi uygulama düzenlemeleri.

    B. Yargıtay Kararları

    1. Yargıtay 5. CD, 05.03.2026, 2022/5334 E., 2026/4031 K. Tam metin.
    2. Yargıtay 5. CD, 23.12.2025, 2021/3420 E., 2025/15129 K. Tam metin.
    3. Yargıtay 5. CD, 18.06.2025, 2021/3892 E., 2025/7205 K. Tam metin.
    4. Yargıtay 5. CD, 20.02.2025, 2022/2227 E., 2025/2152 K. Tam metin.
    5. Yargıtay 5. CD, 12.02.2025, 2022/3212 E., 2025/1922 K. Tam metin.
    6. Yargıtay 5. CD, 16.01.2025, 2021/3421 E., 2025/1050 K. Resmi metin.
    7. Yargıtay 5. CD, 19.12.2024, 2021/4482 E., 2024/12072 K. Tam metin.
    8. Yargıtay 5. CD, 26.11.2024, 2021/3032 E., 2024/11413 K. Tam metin.
    9. Yargıtay 5. CD, 14.05.2024, 2021/2430 E., 2024/5591 K. Resmi metin.
    10. Yargıtay 5. CD, 12.03.2024, 2021/5557 E., 2024/2716 K. Tam metin.

    C. Akademik Kaynaklar ve Doktrin

    1. Gülel, İlhan (2018). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 33, s. 753-784. DergiPark makale sayfası.
    2. Kaplan, Mahmut (2013). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 71, Sayı 1, s. 709-730. DergiPark makale sayfası.
    3. Şen, Ersan ve Yorgun, Dündar Can (2026). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda İhale Şartı”, 18.06.2026. Tam yazı.
    4. Akbulut, Berrin (2009). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, Ceza Hukuku Dergisi, Yıl 4, Sayı 10, s. 41-72.
    5. Eker Kazancı, Behiye. İhaleye Fesat Karıştırma ve Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçları, 2. Baskı, Ankara, 2011.
    6. Şen, Ersan ve Aksüt, Ertekin. Uygulamada İhaleye Fesat Karıştırma Suçları, 4. Baskı, Ankara, 2014.

    Kaynak değerlendirme notu: Akademik eserlerdeki görüşler ile Yargıtay kararlarının sonuçları birbirinden ayrılarak okunmalıdır. Özellikle kamu zararının zorunlu unsur olup olmadığı, doğrudan temin ve özgü suç tartışmalarında farklı görüşler mevcuttur. Kararların somut olayları ve hukuki gerekçeleri esas alınmalıdır.

    24. İleri Okumalar: Dolğun Akademi Kamu İhale Hukuku Yazıları

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun daha iyi anlaşılabilmesi için kamu ihale mevzuatı, sözleşme hukuku, teknik sorumluluk, kamu zararı ve hakediş süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    1. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026) – Denetim raporları, kamu zararının tespiti, ceza soruşturmaları ve yüklenicinin sorumluluğu.
    2. Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk – Kamu zararı kavramı, mali sorumluluk ve sözleşme uyuşmazlıkları.
    3. Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu – Yapım işlerinde teknik ve hukuki yükümlülükler.
    4. Kamu İhale Sözleşmeleri ve Hukuki Niteliği – Sözleşmenin kurulması ve uygulanması.
    5. Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar – İhale mevzuatının temel ilkeleri.
    6. Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür? – Yargısal başvuru yolları ve ihale uyuşmazlıkları.
    7. Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü – Yapım sözleşmelerindeki teknik uyuşmazlıklar.

    Bu yayınlar, kamu ihalesi ve kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları yalnızca tek bir hukuk dalıyla sınırlamadan değerlendirmek amacıyla hazırlanan Dolğun Akademi çalışmalarının bir bölümünü oluşturmaktadır.

    25. Yazarın Notu ve Hukuki Bilgilendirme

    Bu makale, 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat, erişilebilen yargı kararları ve akademik kaynaklar ışığında hazırlanmış genel nitelikte hukuki bir incelemedir.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda her dosya; sözleşme, proje, teknik raporlar, teslim ve kabul belgeleri, kamu zararının hesaplanma yöntemi, ilgili kişilerin hukuki sıfatları ve isnat edilen hareketler bakımından farklıdır.

    Dolayısıyla bu yazıda yer verilen değerlendirmeler, belirli bir soruşturma veya dava hakkında verilmiş hukuki görüş olarak değerlendirilmemelidir. Somut olay için ayrıca dosya incelemesi yapılması gerekir.

    Yargıtay içtihatları zaman içinde gelişebildiğinden, kararların uygulanmasında olay tarihi, ilgili mevzuat ve sonraki yargısal gelişmeler de dikkate alınmalıdır.

    Yazar ve İletişim Bilgileri

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    TD Hukuk ve Danışmanlık | TD Law Firm
    Dolğun Akademi

    Çalışma alanları: Ceza hukuku, kamu ihale hukuku, kamu ihale sözleşmeleri, yapım işleri, hakediş ve alacak uyuşmazlıkları, kamu zararı, idare hukuku ve ticaret hukuku.

    Ofis adresi:
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, A2 Blok, No: 206
    Yeşilköy, Bakırköy, İstanbul, Türkiye

    Ofis telefonu: +90 212 299 44 22
    Telefon / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web sitesi: www.dolgun.av.tr

    Ofis çalışma saatleri: Hafta içi 09.00–17.00 (Türkiye saati). Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

    Av. Murat Can Dolğun tarafından kaleme alınmıştır.
    Dolğun Akademi – Hukuki Bilgi, Akademik Analiz ve Güncel İçtihatlar

    © 2026 Dolğun Akademi. Kaynak gösterilerek alıntı yapılması, akademik atıf ve yürürlükteki mevzuat hükümleri saklıdır.

  • Vatandaşlık İptali ve Ceza Soruşturması 2026 | KYOK ve Dava

    Vatandaşlık İptali ve Ceza Soruşturması 2026 | KYOK ve Dava

    Türk Vatandaşlığı İptali ve Ceza Soruşturması 2026: Emniyet İfadesi, Savcılık, KYOK, İdari Dava ve Savunma Hakları

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun – İstanbul Barosu

    Yayın tarihi: 22 Ekim 2026

    Hukuk alanları: Ceza Hukuku, Ceza Muhakemesi Hukuku, Türk Vatandaşlık Hukuku, İdare Hukuku, İdari Yargılama Hukuku ve Yabancılar Hukuku

    Özet

    Türkiye’de yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlıklarına ilişkin 2025 ve 2026 yıllarında yürütülen soruşturmalar, vatandaşlık hukuku ile ceza muhakemesi hukuku arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu hale getirmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalarda muvazaalı gayrimenkul satışları, sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz raporları, görünüşte gerçekleştirilen döviz transferleri, resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve örgütlü suç iddiaları kamuoyuna yansımıştır.

    Bu gelişmeler özellikle geçmiş yıllarda gayrimenkul yatırımıyla Türk vatandaşlığı kazanmış kişileri üç ayrı hukuki sorunla karşı karşıya bırakmaktadır. Birincisi, yatırımcının adli soruşturmadaki sıfatı ve cezai sorumluluğudur. İkincisi, vatandaşlığa esas yatırımın kanuni şartları gerçekten karşılayıp karşılamadığıdır. Üçüncüsü ise vatandaşlığın iptaline veya geri alınmasına ilişkin bir idari işlem tesis edilmesi halinde hangi yargısal başvuru yollarının kullanılabileceğidir.

    Bu üç mesele aynı olayla bağlantılı olsa da birbirinden bağımsız hukuki değerlendirmeler gerektirir. Bir kişinin ceza soruşturmasında şüpheli olması, suçluluğunun ispatlandığı veya vatandaşlığının iptal edildiği anlamına gelmez. Benzer şekilde Cumhuriyet savcılığının kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi, vatandaşlığın geri alınmasına ilişkin idari işlemin kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini göstermez.

    Bu çalışmada, ceza soruşturması ile vatandaşlık işlemleri arasındaki ilişkinin hukuki sınırları incelenmekte; emniyet ifadesi, savcılık işlemleri, müdafi yardımından yararlanma, tercüman hakkı, dosya inceleme kısıtlamaları, kovuşturmaya yer olmadığı kararı, iddianame, beraat, tutuklama, adli kontrol, idari dava ve yürütmenin durdurulması ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

    İnceleme, 22 Ekim 2026 tarihine kadar erişilebilen mevzuat, resmi makam açıklamaları ve yayımlanmış Danıştay kararları çerçevesinde hazırlanmıştır. Belirli bir milliyete özgü olmayıp Türkiye’de yatırım yoluyla veya başka bir istisnai usulle vatandaşlık kazanmış bütün kişilerin karşılaşabileceği hukuki sorunlara yöneliktir.

    İçindekiler

    1. Vatandaşlık dosyası neden ceza soruşturmasına konu olur?
    2. 2025–2026 soruşturmalarının güncel durumu
    3. Ceza soruşturması ile idari vatandaşlık işlemi arasındaki fark
    4. Şüpheli, tanık, müşteki ve mağdur sıfatları
    5. Vatandaşlık soruşturmalarında gündeme gelen suçlar
    6. Emniyet ve savcılık ifadesinde savunma hakları
    7. Yabancı yatırımcının tercüman hakkı
    8. Soruşturma dosyasına erişim ve kısıtlama kararları
    9. Yakalama, gözaltı, tutuklama ve adli kontrol
    10. Banka, tapu, ekspertiz ve MASAK kayıtlarının delil değeri
    11. Bilirkişi raporları ve teknik karşı inceleme
    12. KYOK nedir ve nasıl verilir?
    13. KYOK vatandaşlık iptalini engeller mi?
    14. İddianame ve ceza davası aşaması
    15. Beraat kararının vatandaşlık üzerindeki etkisi
    16. 5901 sayılı Kanun kapsamında iptal ve geri alma
    17. Danıştay kararları ve idari yargısal denetim
    18. İdari dava, süreler ve yürütmenin durdurulması
    19. Ceza ve idari süreçlerin birlikte yürütülmesi
    20. Sık sorulan hukuki sorular
    21. Sonuç ve hukuki değerlendirme
    22. Önceki çalışmalarımız
    23. Mevzuat, içtihat ve kaynakça

    1. Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı Dosyası Neden Ceza Soruşturmasına Konu Olabilir?

    Türk vatandaşlığının yatırım yoluyla kazanılması esasen idare hukuku kapsamında yürütülen bir süreçtir. Yatırımcının gerekli şartları karşılaması, ilgili kamu kurumunun yatırımın uygunluğunu değerlendirmesi ve yetkili makam tarafından vatandaşlığın kazanılmasına karar verilmesi gerekmektedir.

    Buna karşılık vatandaşlık kazanma sürecinde kullanılan belgelerin gerçeğe aykırı düzenlendiği, yatırım bedelinin gerçekte ödenmediği, sahte belgeler kullanıldığı veya vatandaşlık şartlarının sağlanmış gibi gösterilmesi amacıyla organize bir yapı oluşturulduğu yönündeki iddialar ceza hukukunu ilgilendirebilir.

    Örneğin taşınmazın gerçek piyasa değerinin vatandaşlık şartını karşılamadığı bilindiği halde daha yüksek gösterilmesi amacıyla gerçeğe aykırı değerleme raporu hazırlanması, yalnızca taşınmaz değerine ilişkin teknik bir uyuşmazlık olmayabilir.

    Benzer şekilde yatırımcı tarafından gerçekten gerçekleştirilmeyen bir banka transferinin yapılmış gibi gösterilmesi, görünürde ödeme yapıldıktan sonra tutarın farklı hesaplar üzerinden geri döndürülmesi veya gerçekte gerçekleşmeyen satışın tapuda gerçekleştirilmiş gibi sunulması da çeşitli ceza hukuku tartışmalarına yol açabilir.

    Ancak bu noktada iki farklı olgu birbirinden ayrılmalıdır: Bir işlemin vatandaşlık mevzuatına uygun olmaması ile belirli bir kişinin bilerek ve isteyerek suç işlemesi aynı şey değildir.

    Ceza sorumluluğu şahsidir. Bu ilke Anayasa’nın 38. maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesiyle güvence altına alınmıştır.

    Dolayısıyla inşaat şirketi veya değerleme uzmanı hakkında ceza soruşturması yürütülmesi, o kişilerle işlem yapan bütün yatırımcıların otomatik olarak suçlu sayılmasını mümkün kılmaz.

    2. 2025–2026 Vatandaşlık Soruşturmalarının Güncel Durumu

    2.1. 2025 yılında kamuoyuna yansıyan soruşturma

    24 Eylül 2025 tarihinde İstanbul merkezli 19 ilde yürütülen operasyonda, muvazaalı taşınmaz işlemleri kullanılarak yabancı yatırımcıların Türk vatandaşlığı kazanmasının sağlandığı ileri sürülmüştür.

    Soruşturma makamlarınca kamuoyuna aktarılan iddialar arasında taşınmaz değerlerinin gerçekte olduğundan yüksek gösterilmesi, vatandaşlık için gerekli para transferlerinin görünüşte oluşturulması ve bazı taşınmazların yeniden önceki maliklerine veya bağlantılı kişilere devredilmesi bulunmaktadır.

    Bu olay, vatandaşlık hukukunun yalnızca yatırımcı tarafından sunulan tapu kaydı üzerinden değerlendirilemeyeceğini; satışın gerçek ekonomik niteliğinin de araştırılabileceğini göstermiştir.

    Kaynak: Anadolu Ajansı, 24 Eylül 2025.

    2.2. 4 Ağustos 2026 tarihli operasyon

    4 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturmada düşük bedelli taşınmazların gerçeğe aykırı ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterildiği iddia edilmiştir.

    Resmi açıklamada 90 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, 72 şüphelinin yakalandığı ve çeşitli şirketler ile malvarlıkları hakkında koruma tedbirleri uygulandığı belirtilmiştir.

    Ayrıca bu yöntemle vatandaşlık kazandığı ifade edilen 687 kişinin vatandaşlığının iptal edilmesine yönelik yasal sürecin başlatıldığı duyurulmuştur.

    Kaynak: T.C. Adalet Bakanlığı, 4 Ağustos 2026.

    Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, vatandaşlığın iptaline yönelik sürecin başlatıldığının açıklanması ile her bir kişi hakkında kesinleşmiş iptal kararı verildiğinin açıklanmasının farklı hukuki anlamlar taşımasıdır.

    2.3. 21 Eylül 2026 tarihli ikinci dalga soruşturma

    21 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan ikinci dalga soruşturmada, gayrimenkul satışlarının ve para hareketlerinin yeniden incelendiği açıklanmıştır.

    İçişleri Bakanlığından aktarılan bilgilere göre 263 asıl yatırımcı ve 807 aile ferdi olmak üzere toplam 1.070 kişinin vatandaşlık kazanımının inceleme konusu olduğu; ayrıca vatandaşlık süreci devam eden 11 kişiye ilişkin işlemlerin bulunduğu bildirilmiştir.

    21 Eylül tarihli haberlerde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğünün çalışmaları, bilirkişi incelemeleri ve MASAK raporları üzerinde durulmuştur.

    25 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan haberde ise ikinci dalga kapsamındaki 33 şüphelinin tutuklandığı, başka şüpheliler hakkında farklı adli kontrol tedbirleri uygulandığı bildirilmiştir.

    Kaynaklar: Anadolu Ajansı, 21 Eylül 2026; Anadolu Ajansı, 25 Eylül 2026.

    Bu açıklamalarda geçen tutuklama, adli kontrol ve gözaltı tedbirleri kesinleşmiş ceza mahkumiyeti anlamına gelmez. Masumiyet karinesi bütün şüpheli ve sanıklar bakımından geçerlidir.

    21 Eylül soruşturmasını, 26 Eylül 2026 tarihinde yayımladığımız 1.070 kişiye ilişkin çalışmada ayrıca incelemiştik.

    3. Ceza Soruşturması ile Vatandaşlığın İptali Aynı Hukuki Süreç Değildir

    Vatandaşlık uyuşmazlıklarında yapılabilecek en önemli hatalardan biri, ceza soruşturmasını vatandaşlığa ilişkin idari işlemle aynı dosya olarak değerlendirmektir.

    Ceza soruşturması, bir suçun işlenip işlenmediğinin ve işlenmişse kim tarafından gerçekleştirildiğinin araştırılması amacıyla yürütülür. Bu süreçte Cumhuriyet savcısı, kolluk birimleri ve gerektiğinde sulh ceza hakimliği görev yapar.

    Vatandaşlığın iptali veya geri alınması ise 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu çerçevesinde yetkili idari makamların tesis ettiği işlemlerle ilgilidir.

    Karşılaştırma Ceza soruşturması İdari vatandaşlık süreci
    Temel konu Bir suçun işlenip işlenmediği Vatandaşlığın kanuni şartlarla kazanılıp kazanılmadığı
    Başlıca mevzuat TCK ve CMK 5901 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik
    Yetkili makam Cumhuriyet savcılığı ve ceza yargısı Kanunen yetkili idari makamlar
    Önemli sonuçlar KYOK, iddianame, beraat veya mahkumiyet İptal, geri alma veya başvurunun reddi
    Yargısal denetim Ceza muhakemesi yolları İdari yargı yolları

    Bu ayrım, aynı maddi olayın hem ceza hukuku hem de vatandaşlık hukuku bakımından sonuç doğuramayacağı anlamına gelmez.

    Örneğin bir kişinin vatandaşlığa esas yatırım için gerekli tutarı gerçekte ödemediği ve buna ilişkin sahte belge kullandığı iddia edilebilir. Böyle bir olay ceza soruşturmasında belge sahteciliği veya dolandırıcılık bakımından incelenirken, idari yönden yatırım şartının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılabilir.

    Ancak her sürecin hukuki koşulları ve ispat konusu farklıdır.

    4. Şüpheli, Tanık, Müşteki ve Mağdur Sıfatları Neden Önemlidir?

    4.1. Şüpheli

    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesine göre şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir.

    Bir kişinin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması, hakkında belirli bir suç şüphesinin araştırıldığını gösterir. Ancak bu sıfat suçluluğun kesinleşmesi anlamına gelmez.

    Şüphelinin isnadı öğrenme, müdafi yardımından yararlanma, susma, lehine delillerin toplanmasını isteme ve gerekli koşullarda tercüman yardımından yararlanma hakları bulunmaktadır.

    4.2. Tanık

    Tanık, soruşturma veya kovuşturmada önemli olabilecek olaylar hakkında bilgi sahibi olduğu düşünülen kişidir.

    Tanık sıfatıyla dinlenen kişinin ceza muhakemesindeki yükümlülükleri şüpheliden farklıdır. Bununla birlikte kişinin kendisini veya kanunda belirtilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara ilişkin hakları ayrıca değerlendirilmelidir.

    Bir kişinin gerçekte şüpheli olarak sorgulanması gereken durumda tanık sıfatıyla dinlenmesi, usule ve ifade alma güvencelerine ilişkin sorun doğurabilir.

    4.3. Müşteki ve mağdur

    Müşteki, bir suç nedeniyle şikayette bulunan kişidir. Mağdur ise suçun koruduğu hukuki değerin ihlaliyle doğrudan etkilenen kişi olarak değerlendirilebilir.

    Vatandaşlık soruşturmalarında bazı yabancı yatırımcılar sahte veya yanıltıcı işlemlerden zarar gördüklerini ileri sürebilirler.

    Örneğin yatırımcı, gerekli tutarı gerçekten ödediği halde müteahhit veya aracı tarafından kendisine gerçeğe aykırı bilgiler verildiğini iddia edebilir. Böyle bir durumda kişinin olayın mağduru veya suçtan zarar göreni olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

    Ancak bir tutanakta mağdur ifadesinin yer alması, ilgili kişinin bütün ceza ve idare hukuku sorunlarının kesin biçimde ortadan kalktığı anlamına gelmez.

    4.4. Aynı olayda farklı sıfatlar

    Bir kişinin belirli bir fiil açısından mağdur, başka bir fiil açısından şüpheli olması teorik olarak mümkündür.

    Bu nedenle dosyaya ilişkin genel nitelendirmeler yerine her bir suç isnadı ve işlem bakımından kişinin hukuki sıfatının tespit edilmesi gerekir.

    5. Vatandaşlık Soruşturmalarında Hangi Suçlar Gündeme Gelebilir?

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna yansıyan vatandaşlık soruşturmalarında farklı suç tiplerinden söz edilmiştir. Ancak dosyada bir suç adının bulunması, ilgili yatırımcı bakımından o suçun unsurlarının gerçekleştiğini göstermez.

    5.1. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya örgüte üye olma – TCK m.220

    Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde düzenlenmektedir.

    Birden fazla şirketin aynı işlemlerde yer alması veya yatırımcıların aynı danışmanla çalışması tek başına suç örgütünün varlığını veya yatırımcının örgüt üyesi olduğunu göstermez.

    Örgütün yapısı, amacı, sürekliliği, hiyerarşik özellikleri ve kişinin örgütle bağlantısı kanuni unsurlar çerçevesinde ayrıca araştırılmalıdır.

    5.2. Göçmen kaçakçılığı – TCK m.79

    Göçmen kaçakçılığı suçu Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesinde düzenlenmektedir.

    Vatandaşlık soruşturmalarının göçmen kaçakçılığıyla mücadele birimleri tarafından yürütülmesi, soruşturmadaki bütün fiillerin otomatik olarak bu suçun kapsamına girdiği anlamına gelmez.

    Suç tipinin uygulanabilmesi için ilgili kanuni unsurların somut olayda gerçekleşmesi gerekir. Özellikle vatandaşlık başvurusuna aracılık edilmesi ile kanunun cezalandırdığı hareketlerin birbirine karıştırılmaması önemlidir.

    5.3. Nitelikli dolandırıcılık – TCK m.157 ve m.158

    Dolandırıcılık suçunda hileli davranışlarla bir kişinin aldatılması ve bunun sonucunda ilgili hukuki şartlarla bağlantılı menfaat temin edilmesi söz konusudur.

    Vatandaşlık soruşturmalarında gerçeğe aykırı yatırım bedelleri, görünüşte işlemler ve kamu kurumlarına yöneltilen yanıltıcı belgeler nedeniyle dolandırıcılık iddiaları gündeme gelebilir.

    Ancak somut olayda aldatılan kişinin veya kurumun, hileli hareketin, yararın ve zararın ne olduğu ortaya konulmalıdır. İdari şartın karşılanmaması, bütün hallerde otomatik olarak nitelikli dolandırıcılık suçu oluşturmaz.

    5.4. Resmi belgede sahtecilik – TCK m.204

    Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesi veya kullanılmasıyla ilgili kanuni koşulları bulunan ayrı bir suçtur.

    Taşınmaz satış işlemleri ve vatandaşlık dosyalarında kullanılan belgeler açısından bir belgenin resmi belge niteliğinde olup olmadığı, gerçeğe aykırılığın belgenin hangi unsurunda bulunduğu ve ilgili kişinin bu belgeyi hangi bilgi ve iradeyle kullandığı değerlendirilmelidir.

    5.5. Özel belgede sahtecilik – TCK m.207

    Özel belgede sahtecilik bakımından da belgenin niteliği, sahtecilik fiili ve ilgili kişinin davranışı önemlidir.

    Bir gayrimenkul şirketi tarafından hazırlanmış her hatalı sözleşme veya yazışma ceza hukuku anlamında sahte belge olarak kabul edilemez.

    5.6. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan – TCK m.206

    Bu suç bakımından resmi belgeyi düzenlemeye yetkili kamu görevlisine yöneltilen beyanın niteliği ve kanuni şartlar önemlidir.

    Vatandaşlık başvurusunda gerçek dışı bilgi verilmesi iddiası, bu suç bakımından araştırılabilecek olmakla birlikte yalnızca belgedeki sonucun hatalı olması yeterli bir hukuki değerlendirme değildir.

    5.7. Bir fiilden birden fazla suç isnadı

    Aynı işlem zinciri hakkında farklı suç tipleri ileri sürülebilir. Buna karşılık hangi suçların gerçekten oluştuğu, içtima hükümleri ve kişinin hangi fiile hangi sıfatla iştirak ettiği ayrıca incelenmelidir.

    Önemli olan soruşturmanın başlığındaki suç listesi değil, ilgili kişiye somut olarak hangi hareketin isnat edildiğidir.

    6. Emniyet ve Savcılık İfadesinde Şüphelinin Hakları Nelerdir?

    Ceza muhakemesinde ifade alma, kişinin soruşturma makamları önünde olay hakkındaki açıklamalarının alınmasıdır. Şüphelinin ifadesinin alınması, kanuni usul ve güvencelere tabidir.

    5271 sayılı CMK’nın 147. maddesi ifade ve sorgunun temel esaslarını düzenlemektedir.

    6.1. Suç isnadının öğrenilmesi

    Şüpheliye yüklenen suç anlatılmalıdır. Kişinin yalnızca genel olarak vatandaşlık soruşturması bulunduğunu bilmesi, kendisine hangi eylemin isnat edildiğini anlaması açısından yeterli olmayabilir.

    Örneğin yatırımcıya sahte ekspertiz raporunu hazırladığı mı, raporun sahte olduğunu bilerek kullandığı mı, gerçeğe aykırı ödeme zincirine katıldığı mı yoksa yalnızca belirli şirkete ödeme yaptığı mı sorulmaktadır?

    Savunmanın konusu bu ayrımlar üzerinden belirlenir.

    6.2. Müdafi yardımından yararlanma

    CMK m.149 uyarınca şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafi yardımından yararlanabilir.

    Müdafiin ifade veya sorguda hazır bulunması hukuki savunma hakkının önemli güvencelerindendir. CMK m.150’de belirtilen koşullarda müdafi görevlendirilmesi zorunludur.

    Yabancı yatırımcının Türk vatandaşlığını sonradan kazanmış olması, müdafi yardımından yararlanma hakkını sınırlandırmaz.

    6.3. Susma hakkı

    CMK m.147 kapsamında kişiye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.

    Susma hakkı, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Bu hakkın kullanımı tek başına suçluluğa ilişkin delil olarak değerlendirilemez.

    Bununla birlikte susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağı, mevcut delillerin durumu ve savunma stratejisi açısından bireysel olarak değerlendirilmelidir.

    6.4. Lehine delillerin toplanmasını isteme

    Şüpheli, suç isnadından kurtulmasını sağlayabilecek somut delillerin toplanmasını talep edebilir.

    Bu hak, yatırım yoluyla vatandaşlık soruşturmalarında özel önem taşımaktadır.

    Örneğin yatırımcı gerçek para transferlerini gösteren banka kayıtlarını, satış sözleşmelerini, tapu belgelerini, yatırım tarihinde alınan ekspertiz raporunu ve satıcıyla yapılan yazışmaları savunması kapsamında ileri sürebilir.

    6.5. İfade tutanağının doğruluğu

    İfade sırasında söylenenlerle yazılı tutanakta yer alan açıklamalar arasında fark bulunması ciddi sorun doğurabilir.

    Bu nedenle özellikle yabancı dilde ifade veren kişilerin beyanlarının doğru tercüme edilmesi, tarihlerin ve para tutarlarının doğru yazılması ve açıklamaların bağlamının korunması önemlidir.

    Tutanaktaki hata veya eksikliklerin düzeltilmesi talebi, ifade işlemi tamamlanmadan ele alınmalıdır.

    6.6. Müdafi olmadan kollukta alınan ifade

    CMK m.148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

    Bu düzenleme, müdafi yardımının yalnızca şekli bir imkan olmadığını; ceza muhakemesinde doğrudan delil değerlendirmesini etkileyen bir güvence olduğunu göstermektedir.

    7. Türkçe Bilmeyen Yabancı Yatırımcının Tercüman Hakkı

    Ceza muhakemesinde kişinin savunma hakkını etkili biçimde kullanabilmesi için kendisine yöneltilen soruları ve isnatları anlayabilmesi gerekir.

    CMK m.202, Türkçe bilmeyen şüpheli, sanık ve diğer ilgili kişiler bakımından tercüman bulundurulmasına ilişkin hükümler içermektedir.

    Yabancı yatırımcının İngilizce, Arapça, Rusça, Çince, Farsça veya başka bir dili konuşması tek başına hukuki sorun değildir. Önemli olan kişinin ifade işlemini anlayabilecek dil yeterliliğine sahip olup olmadığıdır.

    7.1. Hukuki terimlerin yanlış tercümesi

    Vatandaşlık soruşturmalarında “gerçek ödeme”, “para iadesi”, “muvazaa”, “ekspertiz”, “yatırım uygunluk belgesi” ve “sahte belge” gibi hukuki veya teknik kavramlar kullanılmaktadır.

    Bir tercümanın bu kavramları yanlış aktarması, kişinin beyanının anlamını değiştirebilir.

    Örneğin “Taşınmazın değerini ben belirlemedim” açıklamasıyla “Taşınmazın değerini bilmiyordum” açıklaması birbirinden farklıdır. Benzer şekilde “Satıcı bana para iade etmedi” ifadesiyle “Satıcının banka hareketlerini bilmiyorum” açıklaması aynı hukuki anlamı taşımaz.

    7.2. Tercümenin doğruluğuna itiraz

    Kişinin söylediklerinin yanlış çevrildiğini düşünmesi halinde bu husus ifade sırasında dile getirilmeli ve gerektiğinde tutanağa geçirilmesi istenmelidir.

    Belirli bir dilde günlük iletişim kurabilmek ile aynı dilde karmaşık hukuki sorulara eksiksiz cevap verebilmek farklı yeterliliklerdir.

    8. Soruşturma Dosyasını Avukat İnceleyebilir mi? Kısıtlama Kararı Ne Anlama Gelir?

    Vatandaşlık soruşturmalarında karşılaşılan önemli sorunlardan biri, soruşturma dosyasında gizlilik veya inceleme yetkisinin kısıtlanması kararı bulunduğunun bildirilmesidir.

    8.1. Soruşturmanın gizliliği

    CMK m.157, soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizliliğini düzenlemektedir.

    Ancak soruşturmanın gizli olması ile müdafiin dosya inceleme yetkisinin ayrıca sınırlandırılması aynı şey değildir.

    8.2. CMK m.153 kapsamında dosya inceleme

    CMK m.153, müdafiin soruşturma dosyasını inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisini düzenlemektedir.

    Kanunda öngörülen koşullarla ve kanuni usule göre bu yetkinin belirli kapsamda kısıtlanması mümkündür.

    Ancak bir dosyada kısıtlama bulunması, ilgili kişinin savunma hakkının tamamen ortadan kalktığı veya müdafiin hiçbir hukuki işlem yapamayacağı anlamına gelmez.

    Kanunda kısıtlamanın kapsamı dışında bırakılan tutanak ve belgeler ile savunma hakkının diğer güvenceleri ayrıca değerlendirilmelidir.

    8.3. Dosyanın UYAP’ta görünmemesi

    Bir kişinin e-Devlet veya UYAP üzerinden kendi adına soruşturma dosyası görüntüleyememesi, hakkında kesinlikle soruşturma bulunmadığını kanıtlamaz.

    Soruşturma aşamasındaki kayıtların erişim koşulları, dosyanın bulunduğu merci, kişinin hukuki sıfatı ve sistemsel yetkiler farklı olabilir.

    8.4. Vekaletname ve müdafilik yetkisi

    Bir avukatın genel hukuki araştırma yapabilmesi, belirli bir kişinin soruşturma dosyasındaki tüm evrakı incelemesi ve onun adına resmi işlem yapması farklı hukuki meselelerdir.

    Avukatın usulüne uygun yetkilendirilmesi ve müdafi veya vekil sıfatının ilgili işlem için mevcut olması önem taşır. Bununla birlikte ceza muhakemesindeki müdafi görevlendirme usulleri ile idari vatandaşlık dosyalarına erişimde aranan temsil belgeleri birbirine karıştırılmamalıdır.

    9. Yakalama, Gözaltı, Tutuklama ve Adli Kontrol Arasındaki Farklar

    Vatandaşlık soruşturmalarında hakkında işlem bulunduğundan şüphelenen kişilerin en önemli endişelerinden biri Türkiye’ye giriş sırasında yakalanma veya gözaltına alınma ihtimalidir.

    Ancak her soruşturma dosyası otomatik olarak yakalama, gözaltı veya tutuklama sonucunu doğurmaz.

    9.1. İfadeye davet

    CMK m.145 ve devamındaki hükümler kapsamında kişinin ifadesinin alınması için çağrılması mümkündür.

    İfadeye davet ile yakalama kararı aynı hukuki işlem değildir.

    9.2. Yakalama

    Yakalama tedbirinin uygulanabilmesi için CMK’da öngörülen kanuni koşulların bulunması gerekir. Bir kişinin adının soruşturmada geçmesi tek başına hakkında yakalama emri bulunduğunu göstermez.

    9.3. Gözaltı

    Gözaltı, yakalamadan sonra belirli hukuki koşullarda uygulanan geçici koruma tedbiridir.

    Gözaltına alınan kişinin müdafi yardımından yararlanması, yakınlarına haber verilmesi ve kanunda düzenlenen diğer güvenceler bakımından ilgili usul hükümleri uygulanır.

    9.4. Tutuklama

    CMK m.100 uyarınca tutuklama kararı için kanunda öngörülen kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, tutuklama nedenleri ve ölçülülük şartları değerlendirilmelidir.

    Tutuklama bir ceza değil, ceza muhakemesi koruma tedbiridir. Bir kişinin tutuklanması mahkum edildiği anlamına gelmez.

    9.5. Adli kontrol

    CMK m.109 kapsamında tutuklamaya alternatif olarak adli kontrol tedbirleri uygulanabilir.

    Yurt dışına çıkamamak, belirli yerlere başvurmak veya konutu terk etmemek gibi yükümlülükler somut karara göre gündeme gelebilir.

    Bu nedenle bir kişinin tutuklanmamış olması hakkında hiçbir seyahat kısıtlaması bulunmadığını mutlaka göstermez.

    9.6. Sınır kontrolündeki riskin belirlenmesi

    Türkiye’ye seyahat öncesinde kişinin vatandaşlık statüsü, geçerli seyahat belgesi, varsa adli koruma tedbirleri ve yabancılar hukuku bakımından giriş koşulları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

    Kişinin hakkında yalnızca soruşturma bulunması, sınırda mutlaka gözaltına alınacağı anlamına gelmez. Ancak belirli bir dosyada yakalama emri veya başka bir adli tedbirin bulunması seyahat bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.

    10. Banka Kayıtları, Tapu, Ekspertiz ve MASAK İncelemeleri Ceza Soruşturmasında Nasıl Değerlendirilir?

    Yatırım yoluyla vatandaşlık soruşturmalarında en önemli meselelerden biri, resmi belgelerde görünen yatırım ile gerçekte gerçekleşen ekonomik işlemin birbirini karşılayıp karşılamadığıdır.

    10.1. Banka transferleri

    Banka dekontları, SWIFT mesajları, hesap hareketleri, ödeme talimatları ve döviz işlem belgeleri, yatırımın gerçekten gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılmasında önemli delillerdir.

    Ancak tek bir dekont, para hareketinin ekonomik niteliğini her zaman bütünüyle açıklamayabilir.

    Örneğin yatırımcıdan satıcıya gönderilen bedelin daha sonra yatırımcıya, bağlantılı bir kişiye veya başka bir şirkete geri dönüp dönmediğinin araştırılması gerekebilir.

    10.2. Tapu ve resmi satış belgeleri

    Tapu sicilinde mülkiyet devrinin gerçekleşmiş olması, satışın hukuken ve ekonomik olarak gerçek olup olmadığının değerlendirilmesinde önemli bir başlangıç noktasıdır.

    Bununla birlikte vatandaşlık soruşturmalarında tarafların görünürdeki satış işleminden farklı bir anlaşma yapıp yapmadıkları ayrıca araştırılabilir.

    10.3. Ekspertiz raporları

    Taşınmaz değerleme raporu, vatandaşlık yatırım tutarının değerlendirilmesinde önemli teknik belgelerden biridir.

    Ancak geçmiş tarihli raporun bugünkü fiyatlarla karşılaştırılması tek başına yeterli değildir. Yatırım tarihi, taşınmazın o tarihteki fiziki özellikleri, hukuki durumu, emsal satışlar, projenin tamamlanma seviyesi ve ilgili dönemdeki piyasa koşulları birlikte ele alınmalıdır.

    10.4. MASAK raporları

    Mali Suçları Araştırma Kurulu tarafından yapılan analizler, para hareketlerinin ve finansal ilişkilerin araştırılmasında önemli olabilir.

    Ancak mali analizde bir işlemin şüpheli olarak değerlendirilmesi, belirli kişinin suç işlediği veya bütün para hareketlerinin muvazaalı olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Mali veriler, diğer delillerle birlikte ve hukuki isnadın unsurları bakımından değerlendirilmelidir.

    10.5. Dijital deliller

    E-posta yazışmaları, mesajlaşma kayıtları, sözleşme taslakları, ödeme talimatları ve elektronik belgeler soruşturmada önem taşıyabilir.

    Ancak dijital delillerin kaynağı, bütünlüğü, elde edilme yöntemi ve bağlamı değerlendirilmelidir.

    Örneğin tek başına alınmış bir ekran görüntüsü, konuşmanın tamamını veya mesajın hangi koşullarda gönderildiğini açıklamayabilir.

    11. Bilirkişi Raporuna Karşı Nasıl Hukuki ve Teknik İnceleme Yapılabilir?

    Vatandaşlık soruşturmalarında bilirkişi incelemesi, özellikle gayrimenkul değerinin belirlenmesi ve finansal işlemlerin incelenmesi bakımından önem taşımaktadır.

    11.1. Bilirkişi raporunun kapsamı

    Bilirkişi raporunun yalnızca sonuç kısmı değil, inceleme yöntemi de değerlendirilmelidir.

    Örneğin rapor, bağımsız bölümün geçmişteki değerini mi, ana taşınmazın ortalama değerini mi, bugünkü piyasa değerini mi, yoksa yatırım tarihinde geçerli başka bir teknik ölçütü mü esas almaktadır?

    Bu sorular, vatandaşlık kazanımına esas yatırım şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi bakımından önemlidir.

    11.2. Uzman görüşü

    CMK m.67/6, soruşturma veya kovuşturma konusu olayla ilgili olarak uzmanından bilimsel mütalaa alınmasına imkan tanımaktadır.

    Bu kapsamda finans, bankacılık, gayrimenkul değerleme ve teknik inceleme alanlarında uzman görüşleri değerlendirilebilir.

    Ancak özel olarak temin edilen uzman mütalaası ile mahkeme veya savcılık tarafından görevlendirilen bilirkişinin raporu aynı hukuki nitelikte değildir.

    11.3. Yeni değerleme ile geçmiş yatırımın incelenmesi

    Geçmişte satın alınmış bir taşınmazın bugün yeniden değerlenmesi gerektiğinde, incelemenin hangi tarihe ilişkin olduğu açıkça belirlenmelidir.

    Örneğin 2022 yılında gerçekleşmiş bir yatırım bakımından 2026 yılındaki piyasa fiyatının belirlenmesi, 2022 yılındaki kanuni yatırım şartının gerçekleşip gerçekleşmediği sorusunu tek başına cevaplamaz.

    Bu nedenle taşınmazın tarihi değerinin tespitine yönelik teknik çalışma ile güncel değerleme birbirinden ayrılmalıdır.

    11.4. Delil tespiti ile bilirkişi incelemesi

    Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400. maddesi ve devamındaki hükümler kapsamında gerçekleştirilebilecek delil tespiti, medeni yargılama hukukuna özgü koşulları bulunan ayrı bir mekanizmadır.

    Ceza soruşturmasında bilirkişi incelemesi yaptırılması ile özel hukuk uyuşmazlığına ilişkin delil tespiti başvurusu aynı işlem değildir.

    Somut olayda iki yöntem de farklı amaçlarla gündeme gelebilir. Hangi yöntemin kullanılacağı, ispat edilmek istenen olguya ve ilgili kanuni şartlara göre değerlendirilmelidir.

    12. KYOK Nedir? Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Hangi Şartlarda Verilir?

    KYOK, Cumhuriyet savcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın yaygın kullanılan kısaltmasıdır.

    CMK m.172 uyarınca Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.

    12.1. Yeterli şüphe bulunmaması

    Ceza soruşturmasının temel amaçlarından biri, kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphenin bulunup bulunmadığını belirlemektir.

    Örneğin kişinin gerçeğe aykırı ekspertiz raporunun hazırlanmasına katıldığını veya sahte belgeyi bilerek kullandığını gösteren yeterli delil bulunmaması, somut olayın özelliklerine göre kamu davası açılması bakımından önem taşıyabilir.

    Ancak belirli bir dosyada KYOK verilmesi gerektiği yalnızca bir veya iki belgenin varlığından hareketle kesin olarak söylenemez.

    12.2. Kovuşturma olanağının bulunmaması

    CMK m.172, yeterli şüphe bulunmaması dışında kovuşturma olanağının bulunmaması halini de kapsamaktadır.

    Bu sebeple her KYOK kararının şüphelinin isnat edilen fiili kesinlikle gerçekleştirmediği sonucunu içerdiği söylenemez. Kararın gerekçesi ayrıca incelenmelidir.

    12.3. KYOK kesin mahkumiyet veya beraat değildir

    KYOK, savcılık tarafından soruşturma evresinde verilen bir karardır. Ceza mahkemesinin duruşma sonucunda verdiği beraat hükmünden farklıdır.

    Bu nedenle KYOK kararının hukuki niteliği, beraat hükmüyle veya idari makamların vatandaşlık hakkında yaptığı değerlendirmeyle özdeşleştirilmemelidir.

    12.4. KYOK kararına itiraz

    CMK m.173 uyarınca suçtan zarar gören kişi, kanuni koşullar çerçevesinde KYOK kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde görevli sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir.

    Bu başvuru, şüphelinin değil suçtan zarar görenin kullanabileceği özel bir kanun yoludur. Ayrıca CMK m.173/5 kapsamındaki istisnalar dikkate alınmalıdır.

    12.5. KYOK sonrasında yeniden soruşturma

    CMK m.172/2, aynı fiilden dolayı yeniden kamu davası açılması bakımından yeni delil ve sulh ceza hakimliği kararıyla ilgili koşulları düzenlemektedir.

    Dolayısıyla KYOK sonrasında ortaya çıkabilecek yeni delillerin etkisi, kanundaki özel koşullar çerçevesinde değerlendirilmelidir.

    13. Savcılıkta KYOK Verilirse Türk Vatandaşlığı İptal Edilemez mi?

    Vatandaşlık hukuku bakımından en çok yanlış değerlendirilen sorulardan biri budur.

    KYOK kararı, vatandaşlık iptali veya geri alma işleminin hukuken imkansız olduğu anlamına gelmez.

    Çünkü ceza hukuku bakımından kişinin suç işlediğinin ispat edilip edilmediğiyle, vatandaşlık kararı verilirken kanunun aradığı objektif şartların gerçekleşip gerçekleşmediği farklı sorulardır.

    13.1. Birinci ihtimal: Yatırım gerçek, yatırımcıya suç isnadı kanıtlanamamış

    Yatırımcı taşınmaz bedelini gerçekten ödemiş, banka transferlerini gerçekleştirmiş, satış bedelini geri almamış ve sahte belge kullanımına ilişkin bir eylemde bulunmamış olabilir.

    Böyle bir durumda ceza soruşturmasında KYOK verilmesi, kişinin bireysel cezai sorumluluğuna ilişkin tartışmada önemli bir sonuçtur.

    Bu karar aynı zamanda yatırımcının vatandaşlık dosyasına ilişkin idari uyuşmazlığında değerlendirilebilecek önemli bir belge olabilir.

    Ancak yatırımın kanuni şartlarının ayrıca karşılanmış olması gereklidir.

    13.2. İkinci ihtimal: Suç kanıtlanamamış fakat yatırım şartı gerçekleşmemiş

    Yatırımcı sahte belge düzenlediği veya herhangi bir suç işlediği yönünde yeterli delil bulunmadığı için KYOK almış olabilir.

    Buna karşılık idare, vatandaşlık kararı verildiği tarihte kanunen gerekli yatırım tutarının veya diğer objektif koşulların gerçekleşmediğini ileri sürebilir.

    Bu durumda ceza soruşturmasının sona ermiş olması, 5901 sayılı Kanun m.40 kapsamında yürütülebilecek idari incelemeyi kendiliğinden engellemez.

    13.3. Üçüncü ihtimal: KYOK gerekçesi idari işlemin dayandığı olgularla doğrudan bağlantılı

    Ceza soruşturmasında toplanan deliller, idarenin vatandaşlık kararını geri almaya dayanak yaptığı olguların gerçekte bulunmadığını gösterebilir.

    Bu tür durumlarda KYOK kararının gerekçesi, idari yargı önünde önemli olabilir. Özellikle kararın dayandığı teknik ve mali tespitlerle idarenin ileri sürdüğü maddi olay arasında açık çelişki bulunması halinde bu çelişkinin değerlendirilmesi gerekir.

    Ancak idari yargı mercii kararını yine ilgili idari işlem, uygulanacak mevzuat ve dosyadaki bütün deliller çerçevesinde verecektir.

    13.4. KYOK kararı vatandaşlığı otomatik olarak geri getirir mi?

    Hayır. Vatandaşlığın iptaline veya geri alınmasına ilişkin idari işlem daha önce tesis edilmişse, bu işlemin kaldırılması, değiştirilmesi veya yargı kararıyla iptal edilmesi için ilgili idare hukuku mekanizmalarının uygulanması gerekir.

    KYOK kararı bu süreçte önemli bir delil olabilir; ancak kendiliğinden idari iptal kararı yerine geçmez.

    14. Savcılık İddianame Düzenlerse Ne Olur?

    CMK m.170 uyarınca soruşturma evresinde elde edilen deliller kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler.

    İddianame mahkemeye sunulduktan sonra kanunda öngörülen değerlendirme yapılır. İddianamenin kabul edilmesiyle kovuşturma evresi başlar.

    14.1. İddianame suçluluğun kanıtlandığı anlamına gelmez

    İddianame, Cumhuriyet savcısının belirli bir suç isnadını mahkeme önüne taşıdığı hukuki belgedir.

    İddianamenin kabul edilmesi mahkumiyet kararı değildir. Mahkeme, yargılama boyunca delilleri ve savunmaları değerlendirir.

    14.2. İddianamedeki suçun hukuki niteliği

    Örneğin iddianamede sahtecilik veya dolandırıcılık isnadı bulunması, ilgili kişinin yatırım şartlarını objektif olarak karşılayıp karşılamadığı sorusundan farklı olabilir.

    Ceza yargılamasında her suçun kanuni unsurları ve kişinin bu unsurlarla bağlantısı ayrı şekilde değerlendirilmelidir.

    14.3. Vatandaşlık idari işlemi için ceza davasının bitmesi gerekir mi?

    Vatandaşlığın geri alınması bakımından 5901 sayılı Kanun m.40, kural olarak ceza mahkemesinden kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmasını zorunlu unsur olarak düzenlememektedir.

    Bu nedenle idarenin kendi yetki ve sorumluluğu kapsamında vatandaşlık şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin değerlendirme yapması, ceza davasının mutlaka sona ermesine bağlı değildir.

    Ancak idarenin işlemi tesis ederken dayandığı delillerin yeterliliği, maddi olguların doğruluğu ve gerekçenin hukuka uygunluğu yargısal denetime tabidir.

    15. Ceza Mahkemesindeki Beraat Kararı Vatandaşlık Dosyasını Nasıl Etkiler?

    Beraat kararı, ceza mahkemesinin isnat edilen suç bakımından verdiği nihai karar türlerinden biridir.

    Ancak her beraat kararının gerekçesi aynı değildir. Yüklenen fiilin suç oluşturmaması, sanığın fiili işlemediğinin sabit olması veya mahkumiyet için yeterli delil bulunmaması gibi farklı gerekçeler gündeme gelebilir.

    CMK m.223’te düzenlenen beraat sebeplerinin somut olay bakımından belirlenmesi gerekir.

    15.1. Beraat kararı idari işlemi kendiliğinden kaldırmaz

    Bir kişinin ceza davasında beraat etmesi, daha önce tesis edilmiş vatandaşlığın geri alınması kararını kendiliğinden hükümsüz hale getirmez.

    Ancak idare, vatandaşlık kararını geri alırken belirli bir suç fiilinin gerçekleştiğini veya yatırımın sahte olduğunu esas almışsa, ceza mahkemesinin maddi olay hakkındaki tespitleri idari uyuşmazlık bakımından önem taşıyabilir.

    15.2. Masumiyet karinesi

    Anayasa m.38 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/2 çerçevesinde masumiyet karinesi korunmaktadır.

    Kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmadığı halde kişinin suçlu olduğunu kesin ifadelerle kabul eden idari veya kamusal açıklamalar, somut koşullara göre masumiyet karinesi bakımından ayrıca değerlendirilebilir.

    Ancak vatandaşlığa ilişkin objektif kanuni şartların idarece incelenmesi, tek başına kişinin ceza hukuku anlamında suçlu kabul edildiği anlamına gelmez.

    16. 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu Kapsamında İptal ve Geri Alma

    Vatandaşlık soruşturmalarının idare hukuku bakımından değerlendirilmesinde 5901 sayılı Kanun m.31 ile m.40 arasındaki ayrım temel öneme sahiptir.

    16.1. TVK m.31: İlgilinin yalan beyanı veya önemli hususları gizlemesi

    Kanunun 31. maddesi, vatandaşlığın ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda kazanılmış olması halinde vatandaşlığın kazanılması kararının iptalini düzenlemektedir.

    Bu hüküm bakımından ilgilinin hangi beyanının gerçeğe aykırı olduğu veya hangi önemli hususu gizlediği ve bunun vatandaşlığın kazanılmasıyla bağlantısı incelenmelidir.

    Yatırımcı tarafından hazırlanmayan bir ekspertiz raporunun sonradan gerçeğe aykırı bulunduğu iddiası ile yatırımcının raporun gerçeğe aykırı olduğunu bilerek kullanması aynı hukuki durum değildir.

    16.2. TVK m.40: Hukuki şartlar oluşmadan verilmiş kararın geri alınması

    Kanunun 40. maddesi, vatandaşlığın kazanılmasına veya kaybına ilişkin kararların hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiğinin sonradan anlaşılması halinde geri alınmasını düzenlemektedir.

    Bu hükümde temel mesele, vatandaşlığın kazanıldığı tarihte kanuni şartların gerçekleşmiş olup olmadığıdır.

    Dolayısıyla yatırımcının kişisel ceza sorumluluğunun bulunmaması, m.40 açısından her durumda vatandaşlık statüsünü koruyan tek başına yeterli bir hukuki sebep değildir.

    Buna karşılık m.40’ın uygulanması için idarenin vatandaşlık kazanılırken hukuki şartların mevcut olmadığını gerçek ve hukuka uygun olgularla ortaya koyması gerekir.

    16.3. İptal ve geri almanın zaman bakımından etkileri

    TVK m.32 uyarınca iptal kararı karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder ve ilgiliye bağlı olarak vatandaşlık kazanan eş ve çocuklar hakkında da uygulanır.

    Geri alma bakımından ise Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m.66, kararın ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelmesini öngörmektedir.

    Bu fark, aile üyeleri, doğumla kazanılan vatandaşlık, daha önce gerçekleştirilmiş işlemler ve kişinin diğer hukuki statüleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir.

    Konu hakkında ayrıntılı değerlendirmemiz için 19 Eylül 2026 tarihli Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

    17. Danıştayın 2026 Tarihli Kararları Ceza ve İdare Hukuku İlişkisi Hakkında Ne Gösteriyor?

    17.1. Danıştay 10. Daire, E.2024/3835, K.2026/324, 4 Şubat 2026

    Danıştayın bu kararında, istisnai olarak Türk vatandaşlığı kazanmış kişinin vatandaşlığının milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle geri alınması değerlendirilmiştir.

    İdare, vatandaşlığın kazanılması için gerekli hukuki şartların oluşmadığını ileri sürmüştür.

    Danıştay, geri alma işleminin somut, yeterli ve ciddi bilgilerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

    Kararda ayrıca vatandaşlığın kazanılmasından sonra gerçekleşen ve önceki dönemle bağlantısı bulunmayan olguların, geçmişteki vatandaşlık kazanma şartlarının bulunmadığının kanıtı olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

    Mahkeme, ilgili dosyadaki olgular çerçevesinde vatandaşlığın geri alınmasına ilişkin kararı iptal etmiştir.

    Bu kararın önemi: İdarenin vatandaşlığı geri alma yetkisi, maddi olguların somut biçimde ortaya konulması gereğini ortadan kaldırmaz. Özellikle vatandaşlığın kazanıldığı tarihteki durum ile sonradan gelişen olaylar ayrılmalıdır.

    Karar: Danıştay 10. Daire, E.2024/3835, K.2026/324.

    17.2. Danıştay 10. Daire, E.2024/405, K.2026/361, 5 Şubat 2026

    Bu karar, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış bir kişinin vatandaşlık kararının geri alınmasıyla ilgilidir.

    Dosyada, yatırımın gerçekleştirilmesine ilişkin döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlendiği yönündeki tespit üzerine taşınmaz yatırım uygunluk belgesi iptal edilmiştir.

    Danıştay, kanunen aranan yatırımın gerçek ve hukuka uygun şekilde yapılmasının vatandaşlık kazanımı için gerekli olduğunu değerlendirmiştir.

    Uygunluk belgesinin iptaline karşı ayrıca dava açılmamış olması da somut olayda önem taşımıştır.

    Sonuç olarak vatandaşlığın geri alınmasına yönelik işlem hukuka uygun bulunmuş ve dava reddedilmiştir.

    Bu kararın önemi: İdari vatandaşlık uyuşmazlığında kişinin ceza sorumluluğu tartışmasından bağımsız biçimde, vatandaşlık için gerekli objektif yatırım koşulları belirleyici olabilir.

    Karar: Danıştay 10. Daire, E.2024/405, K.2026/361.

    17.3. İki kararın birlikte değerlendirilmesi

    Bu iki karar, vatandaşlığın geri alınması konusunda birbirini dışlayan sonuçlar değil, farklı maddi olaylara uygulanan ortak hukuk ilkelerini göstermektedir.

    Her iki kararda da vatandaşlık kararının verildiği tarihte hukuki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği önemlidir.

    Bir dosyada geri alma kararının maddi dayanağı yeterli bulunmazken diğer dosyada vatandaşlık kazanımı için gerekli yatırım koşulunun gerçekleşmediğinin ortaya konulduğu kabul edilmiştir.

    Dolayısıyla ceza soruşturmasında ileri sürülen iddiaların vatandaşlık hukuku bakımından değerlendirilmesi için bunların somut ve ilgili tarihe ilişkin maddi olgularla desteklenmesi gerekir.

    Bu kararların kanun yolu ve kesinleşme durumları somut başvuru bakımından ayrıca kontrol edilmelidir.

    18. Vatandaşlık İptali veya Geri Alma Kararına Karşı İdari Dava

    18.1. Görevli mahkeme

    Vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin işlemin hangi makam tarafından tesis edildiği, görevli yargı yerinin belirlenmesinde önemlidir.

    2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24 uyarınca Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılan iptal davalarında Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görev yapar.

    Buna karşılık yatırım uygunluk belgesinin iptali gibi farklı idari makamların işlemlerine karşı açılabilecek davalarda görevli ve yetkili mahkeme ayrıca belirlenmelidir.

    18.2. Dava açma süresi

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 uyarınca özel bir süre öngörülmeyen davalarda Danıştay ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür.

    Sürenin hangi tarihten itibaren hesaplanacağı bakımından yazılı bildirim, tebligat usulü ve somut işlemin niteliği önemlidir.

    Özellikle yurt dışında yaşayan kişilerde daha önce yetkili vekile yapılmış tebligatlar da incelenmelidir.

    18.3. İdari başvuru

    İYUK m.11 kapsamında süresinde yapılan ve kanuni şartları taşıyan idari başvuru, dava açma süresine etki edebilir.

    Ancak yalnızca dosya inceleme veya bilgi edinme amacıyla verilen her dilekçenin dava açma süresini durdurduğu kabul edilemez.

    18.4. Yürütmenin durdurulması

    İYUK m.27 uyarınca idari dava açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

    Yürütmenin durdurulması için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    Vatandaşlığın sona ermesi nedeniyle doğabilecek pasaport, ikamet, aile hayatı, çalışma, şirket yönetimi ve diğer hukuki sonuçlar somut olay bakımından ortaya konulabilir.

    Ancak yürütmenin durdurulmasının mutlaka kabul edileceği yönünde genel bir güvence verilemez.

    18.5. Ceza dosyasındaki belgelerin idari davada kullanılması

    Ceza dosyasından hukuken temin edilebilen bilirkişi raporları, banka incelemeleri, ifade tutanakları ve diğer deliller, idari yargılamada ilgili usul hükümleri çerçevesinde ileri sürülebilir.

    Özellikle idarenin işlemine esas yaptığı bir maddi iddianın ceza dosyasındaki bilgilerle çeliştiği durumlarda bu çelişkinin açıklığa kavuşturulması önemlidir.

    Buna karşılık soruşturma gizliliği, kişisel verilerin korunması ve delillerin hukuka uygun elde edilmesi gibi sınırlamalar dikkate alınmalıdır.

    19. Ceza Soruşturması ve Vatandaşlık İdari Süreci Birlikte Nasıl Değerlendirilmelidir?

    Bir yatırımcının aynı maddi olay nedeniyle hem ceza soruşturmasıyla hem de idari vatandaşlık incelemesiyle karşı karşıya kalması mümkündür.

    Bu durumda süreçlerin birbirinden tamamen kopuk yürütülmesi, aynı maddi olay hakkında farklı dosyalarda tutarsız veya eksik değerlendirmeler yapılması riskini doğurabilir.

    Ancak hukuki savunmaların uyumlu olması, bütün dosyalarda aynı açıklamaların hiçbir ayrım yapılmadan tekrar edilmesi anlamına gelmez.

    19.1. Önce resmi durumun tespit edilmesi

    İlk aşamada kişi hakkındaki ceza soruşturmasının varlığı, dosyanın bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılığı, kişinin hukuki sıfatı, varsa ifade veya koruma tedbirleri ve erişilebilir belgeler araştırılmalıdır.

    Ayrıca vatandaşlık kararının devam edip etmediği, yatırım uygunluk belgesi hakkında işlem bulunup bulunmadığı ve ilgili idari tebligatlar ayrı olarak incelenmelidir.

    19.2. Maddi olay kronolojisinin oluşturulması

    Yatırımın nasıl gerçekleştirildiği tarih sırasına göre ortaya konulmalıdır.

    Örneğin satış sözleşmesinin düzenlendiği tarih, para transferleri, tapu devri, ekspertiz raporu, uygunluk belgesi, vatandaşlık başvurusu, vatandaşlığın kazanılması ve sonradan yapılan işlemler kronolojik biçimde değerlendirilebilir.

    19.3. Bireysel davranışın belirlenmesi

    Yatırımcının hangi işlemleri bizzat gerçekleştirdiği, hangi belgeleri düzenlediği veya imzaladığı, hangi işlemlere yalnızca aracı olduğu ve hangi bilgileri üçüncü kişilerden aldığı önemlidir.

    Ceza sorumluluğu bakımından bireysel fiillerin belirlenmesi gerekirken vatandaşlık hukukunda ayrıca objektif yatırım şartları araştırılmalıdır.

    19.4. Delillerin muhafazası

    Banka hesap hareketleri, SWIFT kayıtları, eski ekspertiz raporları, tapu belgeleri, sözleşmeler, e-postalar ve mesajlaşma kayıtları ilerleyen yıllarda elde edilmesi güç delillere dönüşebilir.

    Bu nedenle belgelerin hukuka uygun biçimde temini ve bütünlüğünün korunması önem taşır.

    19.5. Teknik ve hukuki incelemenin ayrılması

    Taşınmazın geçmiş piyasa değerine ilişkin uzmanlık sorusu ile yatırımcının ceza hukuku anlamında bilerek sahtecilik yapıp yapmadığı sorusu farklıdır.

    Teknik değerleme raporu ceza hukuku bakımından önemli bir veri olabilir. Ancak rapor, tek başına ilgili kişinin kastını veya suçun diğer kanuni unsurlarını ispat etmiş sayılmaz.

    19.6. Dava sürelerinin korunması

    Ceza soruşturmasının sonuçlanmasının beklenmesi, vatandaşlık kararına karşı dava açma süresini kendiliğinden durdurmaz.

    Bu nedenle vatandaşlık hakkında bireysel karar verilmişse, idari başvurular ve yargısal süreler ceza dosyasının akıbetinden bağımsız olarak değerlendirilmelidir.

    20. Vatandaşlık İptali ve Ceza Soruşturması Hakkında Sık Sorulan Sorular

    Hakkımda ceza soruşturması varsa vatandaşlığım iptal edilmiş midir?

    Hayır. Ceza soruşturmasının bulunması ile vatandaşlığın iptali veya geri alınmasına ilişkin bireysel idari karar verilmesi farklı hukuki işlemlerdir.

    İfadeye çağrıldım. Hakkımda yakalama kararı var mıdır?

    İfadeye davet, otomatik olarak yakalama kararı bulunduğunu göstermez. Dosyadaki mevcut adli işlemler ayrıca araştırılmalıdır.

    Polis ifadesinde avukat bulundurabilir miyim?

    Evet. Şüphelinin müdafi yardımından yararlanma hakkı bulunmaktadır. CMK m.149 ve m.150 hükümleri uygulanır.

    Türkçe bilmiyorum. İfade sırasında tercüman isteyebilir miyim?

    Kanuni koşullar kapsamında tercüman yardımından yararlanılabilir. CMK m.202 bu konuya ilişkin hükümleri düzenlemektedir.

    Soruşturma dosyasında kısıtlama kararı varsa hiçbir bilgi alınamaz mı?

    Hayır. Kısıtlamanın kapsamı ve kanuni istisnalar ayrıca incelenmelidir. Kısıtlama kararı savunma haklarının tamamını ortadan kaldırmaz.

    Savcılıkta KYOK alırsam vatandaşlığım kesinlikle korunur mu?

    Hayır. KYOK ceza soruşturmasının sonucu bakımından önemlidir; vatandaşlık için gerekli objektif şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ise ayrı değerlendirilir.

    KYOK kararı vatandaşlık davasında delil olur mu?

    Olabilir. Özellikle savcılık kararının dayandığı maddi tespitler ile idari işlemin gerekçesi arasında bağlantı bulunuyorsa kararın delil değeri önem kazanabilir.

    Beraat edersem vatandaşlık geri alma kararı kendiliğinden ortadan kalkar mı?

    Hayır. Vatandaşlığın geri alınmasına ilişkin idari işlemin kaldırılması veya yargısal denetimi için ilgili idari hukuk yollarının değerlendirilmesi gerekir.

    Ekspertiz raporunu ben hazırlamadım. Ceza sorumluluğum olur mu?

    Ceza sorumluluğu kişinin somut fiiline ve suçun kanuni unsurlarına bağlıdır. Rapora ilişkin üçüncü kişi davranışları, yatırımcıya otomatik olarak isnat edilemez.

    Yatırım bedelini gerçekten ödedim. Bu yeterli midir?

    Gerçek ödeme önemli bir delildir; ancak tek başına her hukuki soruyu cevaplamaz. Yatırım tarihinde geçerli mevzuat, taşınmazın hukuki ve ekonomik niteliği, uygunluk belgesi ve diğer şartlar birlikte değerlendirilmelidir.

    Savcılık soruşturması devam ederken idari dava açılabilir mi?

    Gerekli idari işlem tesis edilmiş ve dava koşulları oluşmuşsa ceza soruşturmasının sonuçlanması her durumda beklenmek zorunda değildir. Dava süresi ayrıca korunmalıdır.

    Vatandaşlık davası açınca idari işlem durur mu?

    Hayır. İYUK m.27 gereğince dava açılması yürütmeyi kendiliğinden durdurmaz. Kanuni koşullarla yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

    Aynı inşaat şirketinden ev alan herkes ceza soruşturmasında şüpheli midir?

    Hayır. Belirli bir şirket hakkında yürütülen soruşturma, o şirketle işlem yapan bütün kişilerin aynı ceza hukuku sıfatına sahip olduğunu göstermez.

    Türkiye dışında bulunmam ceza soruşturmasını durdurur mu?

    Hayır. Soruşturmanın yürütülmesi kişinin Türkiye dışında bulunması nedeniyle otomatik olarak sona ermez. Ancak ifade ve diğer adli işlemlerin gerçekleştirilme yöntemi ilgili usul hükümlerine bağlıdır.

    Vatandaşlık kararım henüz geri alınmadıysa savunma hazırlamak mümkün müdür?

    Somut hukuki koşullara göre resmi dosya durumunun araştırılması, mevcut belgelerin korunması, teknik inceleme yapılması ve ilgili idari veya adli işlemlere yönelik hazırlık mümkündür.

    21. Sonuç: Ceza Sorumluluğu, İdari Hukuka Uygunluk ve Vatandaşlık Statüsü Ayrı Ayrı İncelenmelidir

    Türkiye’de 2025 ve 2026 yıllarında yürütülen vatandaşlık soruşturmaları, yatırım yoluyla kazanılmış Türk vatandaşlıklarının ceza hukuku ve idare hukuku açısından karmaşık sonuçlar doğurabileceğini göstermiştir.

    Sahte ekspertiz, muvazaalı satış, görünüşte döviz transferi, dolandırıcılık ve belge sahteciliği iddiaları ciddi biçimde araştırılması gereken konulardır.

    Bununla birlikte bir kişinin ceza hukuku anlamında suç işlemiş olması ile vatandaşlığın kazanılması için gerekli objektif şartların mevcut olup olmadığı ayrı meselelerdir.

    Ceza sorumluluğu şahsidir. Bir müteahhidin, gayrimenkul şirketinin, değerleme kuruluşunun veya aracının hukuka aykırı işlem yaptığı iddiası, o kişi veya kuruluşla işlem yapan bütün yatırımcıların aynı suça iştirak ettiği anlamına gelmez.

    Öte yandan bir yatırımcı hakkında KYOK verilmiş olması veya kişinin herhangi bir suçtan mahkum edilmemesi de, vatandaşlığın kazanıldığı tarihte kanunen aranan bütün yatırım şartlarının gerçekten gerçekleştiğini kendiliğinden kanıtlamaz.

    5901 sayılı Kanun m.31 ile m.40 arasındaki ayrım burada belirleyicidir. İlk hüküm, ilgilinin yalan beyanı veya önemli hususları gizlemesi sonucunda kazanılan vatandaşlığın iptalini düzenlerken, ikinci hüküm hukuki şartlar oluşmadan verilmiş vatandaşlık kararlarının geri alınmasına ilişkindir.

    Bu iki hukuki mekanizmanın sebepleri, sonuçları ve yargısal denetimi farklıdır.

    Danıştayın 2026 tarihli kararları da idarenin geri alma işlemlerinin somut ve hukuka uygun maddi sebeplere dayanması gerektiğini; bununla birlikte vatandaşlık kazanımı için gerekli objektif şartların gerçekleşmediğinin ortaya konulmasının geri alma işlemini hukuka uygun hale getirebileceğini göstermektedir.

    Bu nedenle vatandaşlık dosyası ceza soruşturmasına konu olan kişiler bakımından doğru hukuki yaklaşım; önce soruşturmanın niteliğini ve kişinin sıfatını belirlemek, ardından yatırımın gerçek ekonomik yapısını ve vatandaşlık dosyasındaki belgeleri incelemek, varsa idari işlemin yasal dayanağını tespit etmek ve ilgili hukuki başvuru sürelerini korumaktır.

    Sonuç olarak, vatandaşlık hukukunda bireysel sorumluluk ile objektif kanuni şartların denetimi birbirinin yerine geçirilemez. Etkili hukuki korunmanın temel koşulu, bu iki alanı birlikte fakat kendi hukuki kurallarına uygun biçimde değerlendirmektir.

    22. Dolgun Akademi’de Önceki Vatandaşlık Hukuku Çalışmalarımız

    Bu çalışma, vatandaşlık iptalleri üzerine daha önce yayımladığımız makalelerin ceza muhakemesi ve idari yargılama boyutlarını derinleştirmektedir.

    1. 19 Eylül 2026: Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma.
    2. 26 Eylül 2026: 1.070 Kişiyi İlgilendiren Türk Vatandaşlığı İptali Süreci 2026.
    3. 28 Eylül 2026: Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: En Çok Sorulan Sorular, Ceza Soruşturması, Dava ve Dosya İnceleme.
    4. 28 Eylül 2026: Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: Yeni Ekspertiz, Eksik Yatırım, Aile, Çocuklar ve İnşaat Şirketleri.

    23. Mevzuat, İçtihat ve Kaynakça

    A. Temel mevzuat

    1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m.36, 38, 66 ve 125. Anayasa Mahkemesi – Anayasa metni.
    2. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, özellikle m.12, 31, 32, 40 ve 41. Resmi mevzuat.
    3. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.2, 100, 109, 145, 147, 148, 149, 150, 153, 157, 170, 172, 173, 202 ve 223. Resmi mevzuat.
    4. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özellikle m.20, 79, 157, 158, 204, 206, 207 ve 220. Resmi mevzuat.
    5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle m.7, 8, 11 ve 27. Resmi kurumda yayımlanan metin.
    6. 2575 sayılı Danıştay Kanunu, özellikle m.24.
    7. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.400 ve devamı.
    8. Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik, özellikle m.20 ve m.66.

    B. Danıştay kararları

    1. Danıştay 10. Daire, 04.02.2026, E.2024/3835, K.2026/324. Kararın tam metni.
    2. Danıştay 10. Daire, 05.02.2026, E.2024/405, K.2026/361. Kararın tam metni.
    3. Danıştay 10. Daire, 30.12.2025, E.2025/6295, K.2025/7133. Vatandaşlık kararının tebliği ve süre aşımı. Kararın tam metni.

    C. Resmi açıklamalar ve haber kaynakları

    1. T.C. Adalet Bakanlığı, 4 Ağustos 2026, 687 kişiye ilişkin vatandaşlık soruşturması açıklaması. Resmi açıklama.
    2. Anadolu Ajansı, 24 Eylül 2025, muvazaalı gayrimenkul satışları soruşturması. Haber.
    3. Anadolu Ajansı, 21 Eylül 2026, usulsüz vatandaşlık soruşturmasının ikinci dalgası. Haber.
    4. Anadolu Ajansı, 25 Eylül 2026, soruşturma kapsamındaki tutuklama ve adli kontrol kararları. Haber.

    Yazar ve İletişim

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    TD Hukuk ve Danışmanlık

    İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’da hukuk alanında öğretim faaliyeti.

    Çalışma alanları: Türk vatandaşlık hukuku, vatandaşlığın iptali ve geri alınması, ceza soruşturmaları, ceza davaları, idari davalar, yabancılar hukuku, gayrimenkul ve yatırım uyuşmazlıkları.

    Ofis: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, A2 Blok, No: 206, Yeşilköy, Bakırköy / İstanbul

    Telefon: +90 212 299 44 22
    Web: www.dolgun.av.tr

    Hukuki bilgilendirme notu: Bu makale genel hukuki ve akademik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Devam eden soruşturmalara ilişkin suç isnatları kesinleşmiş mahkumiyet hükmü olarak değerlendirilmemelidir. Her kişi hakkında masumiyet karinesi geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta uygulanacak hükümler, soruşturma ve idari dosyaların içeriği, karar tarihleri ve tebligat kayıtları esas alınarak ayrıca incelenmelidir. Bu yayın bireysel hukuki danışmanlık veya sonuç garantisi niteliğinde değildir.

  • TÜRK VATANDAŞLIĞI İPTALİ VE GERİ ALINMASI 2026: EN ÇOK SORULAN SORULAR, CEZA SORUŞTURMASI, DAVA VE DOSYA İNCELEME

    TÜRK VATANDAŞLIĞI İPTALİ VE GERİ ALINMASI 2026: EN ÇOK SORULAN SORULAR, CEZA SORUŞTURMASI, DAVA VE DOSYA İNCELEME

    Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2026

    Son aylarda özellikle gayrimenkul yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış yabancılar bakımından en çok sorulan sorular değişti.

    Artık yatırımcıların temel sorusu yalnızca “vatandaşlığım iptal edilir mi?” değildir.

    “Türk vatandaşlığım iptal edildi mi?”, “hakkımda ceza soruşturması var mı?”, “Türkiye’ye gelirsem gözaltına alınır mıyım?”, “e-Devlet hesabım çalışıyorsa vatandaşlığım devam ediyor mu?”, “ekspertiz raporunu ben hazırlamadım, yine de sorumlu olur muyum?”, “avukat vekaletname olmadan dosyamı kontrol edebilir mi?” ve “yurt dışındayım, hiçbir bildirim almadım, durumumu nasıl öğrenebilirim?” soruları bugün çok daha önemlidir.

    Bunun nedeni 2025 yılında başlayan ve 2026 yılında genişleyen ceza soruşturmaları ile vatandaşlık dosyalarına ilişkin idari incelemelerdir.

    Bu konuya ilişkin hukuki çerçeveyi daha önce 19 Eylül 2026 tarihli “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma” başlıklı kapsamlı çalışmamızda incelemiştik. Bu çalışmada özellikle 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.31 kapsamındaki iptal ile m.40 kapsamındaki geri alma arasındaki farkı, ekspertiz raporlarını, yatırımcının iyi niyetini, gerçek para hareketlerini ve Danıştay içtihatlarını değerlendirmiştik. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ikinci büyük soruşturmanın ardından ise 26 Eylül 2026 tarihli “1.070 Kişiyi İlgilendiren Türk Vatandaşlığı İptali Süreci 2026” başlıklı yazımızda 263 yatırımcı ve 807 aile ferdini ilgilendiren yeni dosyayı ayrıca ele aldık. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    Bu yazı ise her iki çalışmayı tamamlayan, vatandaşlık iptaliyle karşılaşan veya böyle bir riskten şüphelenen kişinin ilk aşamada sorması gereken sorulara cevap veren güncel bir rehberdir.

    2026 YILINDA NE DEĞİŞTİ? NEDEN BU KADAR FAZLA VATANDAŞLIK DOSYASI İNCELENİYOR?

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı dosyalarına yönelik geniş kapsamlı incelemeler 2025 yılında kamuoyuna güçlü biçimde yansımaya başladı.

    24 Eylül 2025 tarihli soruşturmada 451 yabancı yatırımcı üzerinden aileleriyle birlikte 1.198 vatandaşlık kazanımı incelenmiş; vatandaşlık için gerekli döviz girişinin gerçekleşmediği, hayali para hareketleri oluşturulduğu, muvazaalı satışlar yapıldığı ve bazı gayrimenkullerin gerçek değerinin üzerinde gösterildiği iddia edilmişti. Soruşturmada suç işlemek amacıyla örgüt kurma, göçmen kaçakçılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik dahil çeşitli suç isnatları kamuoyuna açıklanmıştı. (Anadolu Ajansı)

    4 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinasyonunda yürütülen yeni soruşturma açıklandı. Adalet Bakanlığı, düşük bedelli gayrimenkullerin sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterildiği ve muvazaalı satış işlemleri üzerinden vatandaşlık kazandırıldığı iddiasıyla 687 kişinin vatandaşlığının iptali için yasal sürecin başlatıldığını bildirdi. Yaklaşık 2,5 milyar TL tutarında Türkiye’ye girmesi gereken paranın gerçekte ülkeye girmediği de soruşturma makamlarınca ileri sürüldü. (BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ)

    21 Eylül 2026 tarihinde ikinci dalga kamuoyuna açıklandı. Bu kez 734 yabancıya yapılan satış incelendiği, 274 satışın muvazaalı olduğunun değerlendirildiği ve aile bireyleriyle birlikte 1.070 kişinin vatandaşlık kazandığının tespit edildiği açıklandı. Bunların 263’ünün asıl yatırımcı, 807’sinin aile ferdi olduğu; 1.015 kişinin vatandaşlık kararının verildiği tarihte, 55 çocuğun ise daha sonra vatandaşlığı kazandığı belirtildi. Soruşturma makamlarının açıklamasına göre 72 milyon 250 bin ABD doları tutarındaki işlemin muvazaalı gerçekleştirildiği değerlendirildi. (Anadolu Ajansı)

    25 Eylül 2026 itibarıyla bu ikinci dalgada gözaltına alınan şüphelilerden 33’ünün tutuklandığı, 20 kişi hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol uygulandığı açıklandı. (Anadolu Ajansı)

    Aynı dönemde İçişleri Bakanlığı çok daha geniş bir toplam rakam açıkladı. Bakanlık açıklamasına göre sahte ve usulsüz ekspertiz raporlarıyla bağlantılı incelemeler sonucunda 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesi iptal edilmiş, bunlar ve aile fertleri dahil 5.391 kişinin vatandaşlık kararı iptal edilmiştir. Ayrıca kamu düzeni ve milli güvenlik yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında 263 yatırımcı ve aile fertlerinden oluşan 743 kişinin vatandaşlık kararı geri alınmıştır. Böylece açıklanan toplam sayı 6.134 kişiye ulaşmıştır. (DHA | Demirören Haber Ajansı)

    Bu rakamların tamamının aynı soruşturmayı, aynı hukuki sebebi veya aynı kişileri ifade etmediğine dikkat edilmelidir.

    Her yatırımcının bireysel dosyası ayrıca incelenmelidir.


    1. TÜRK VATANDAŞLIĞIM SONRADAN İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?

    Evet.

    Türk vatandaşlığının kazanılmış olması vatandaşlık kararının ileride hiçbir şekilde incelenemeyeceği anlamına gelmez.

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.31, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vatandaşlık kazanılmışsa kararın iptal edilmesini düzenlemektedir.

    TVK m.40 ise vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer biçimde verildiğinin sonradan anlaşılması halinde kararın geri alınmasını düzenlemektedir. (LEXPERA)

    Ancak “iptal” ile “geri alma” aynı hukuki kurum değildir.

    Bir vatandaşlık dosyası incelenirken ilk yapılması gereken işlemlerden biri, idarenin hangi maddeyi uyguladığını tespit etmektir.


    2. VATANDAŞLIK İPTALİ İLE VATANDAŞLIK KARARININ GERİ ALINMASI ARASINDAKİ FARK NEDİR?

    Bu ayrım dosyanın merkezindedir.

    TVK m.31 bakımından temel soru şudur:

    Vatandaşlık, kişinin kendi yalan beyanı veya vatandaşlık kazanılması bakımından önemli bir hususu gizlemesi sonucunda mı kazanılmıştır?

    TVK m.40 bakımından ise farklı bir soru sorulur:

    Vatandaşlık kararı verildiği tarihte kanunun aradığı objektif hukuki şartlar gerçekten mevcut muydu?

    Dolayısıyla yatırımcının hiçbir hileli davranışının bulunmaması, m.40 kapsamında ortaya çıkabilecek bütün sorunları tek başına ortadan kaldırmayabilir.

    Tam tersine, objektif yatırım şartlarının mevcut olması da yatırımcının bilerek sahte belge veya yanıltıcı beyan kullanması halinde m.31 tartışmasını gereksiz kılmaz.

    Bu ayrımı daha ayrıntılı olarak 19 Eylül 2026 tarihli önceki çalışmamızda incelemiştik. (Av. MURAT CAN DOLGUN)


    3. 1.070 KİŞİNİN VATANDAŞLIĞI İPTAL EDİLDİ Mİ?

    Kamuoyuna açıklanan bilgiler bu şekilde yorumlanmamalıdır.

    21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan bilgi, 1.070 kişinin soruşturma kapsamında tespit edildiği ve vatandaşlıklarının iptaline yönelik gerekli idari sürecin başlatıldığıdır. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle şu aşamalar birbirinden ayrılmalıdır:

    Ceza soruşturmasında kişinin veya işlemin tespit edilmesi başka bir aşamadır.

    Yatırım uygunluk belgesinin iptali başka bir idari işlemdir.

    Vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın iptali veya geri alınması başka bir işlemdir.

    Bu işlemin ilgili kişiye bildirilmesi başka bir aşamadır.

    İdari işlemin mahkemede dava konusu edilmesi ise ayrıca değerlendirilir.

    Bir yatırımcının yalnızca “1.070 kişinin arasında olduğumu öğrendim” demesi vatandaşlığının hukuki durumunu belirlemek için yeterli değildir.


    4. 6.134 KİŞİNİN VATANDAŞLIĞININ İPTAL EDİLDİĞİ AÇIKLAMASI NE ANLAMA GELİYOR?

    21 Eylül 2026 tarihli İçişleri Bakanlığı açıklamasında 1.413 yatırımcı ve aile fertlerini kapsayan toplam 6.134 kişinin vatandaşlık kazanma kararının iptal edildiği veya geri alındığı belirtildi. (Anadolu Ajansı)

    Bu toplamın içinde farklı hukuki sebepler bulunmaktadır.

    Açıklanan verilere göre 5.391 kişi bakımından yatırım uygunluk belgeleri ve yatırım sürecindeki usulsüzlüklerle bağlantılı iptal işlemleri, 743 kişi bakımından ise kamu düzeni ve milli güvenlikle bağlantılı geri alma işlemleri söz konusudur. (DHA | Demirören Haber Ajansı)

    Dolayısıyla “6.134 kişi” rakamı tek bir ceza dosyasının veya tek bir müteahhidin müşterilerini ifade etmemektedir.


    5. HAKKIMDA CEZA SORUŞTURMASI AÇILMASI VATANDAŞLIĞIMIN İPTAL EDİLDİĞİ ANLAMINA GELİR Mİ?

    Ceza soruşturması ile vatandaşlık hakkında tesis edilen idari işlem farklı hukuki süreçlerdir.

    Ancak mevcut 2025-2026 soruşturmalarının yapısı dikkate alındığında, yatırımcı hakkında veya yatırımcının vatandaşlık işleminin dayandığı satış hakkında ceza soruşturması yürütüldüğünün öğrenilmesi vatandaşlık dosyasının da ayrıca inceleniyor olabileceğine ilişkin ciddi bir işaret olabilir.

    Özellikle soruşturma makamlarının belirli bir satışın muvazaalı olduğunu, yatırım bedelinin gerçekte ödenmediğini veya ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürdüğü durumlarda, aynı olgular vatandaşlık dosyasında idari incelemeye de konu olabilir.

    Ancak ceza soruşturmasının mevcut olması ile vatandaşlığı sona erdiren bireysel idari kararın verilmiş olması aynı şey değildir.

    Bu nedenle iki dosyanın ayrı ayrı kontrol edilmesi gerekir.


    6. YURT DIŞINDAYIM VE HİÇBİR ŞEY BİLMİYORUM. HAKKIMDA SORUŞTURMA AÇILMIŞ OLMASI VATANDAŞLIĞIMIN İPTAL EDİLMİŞ OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜRÜR MÜ?

    Evet, özellikle mevcut soruşturmalarda bu ihtimal ciddiye alınmalıdır.

    Kişi yıllardır yurt dışında yaşıyor, Türkiye’deki eski müteahhit veya gayrimenkul şirketiyle irtibat kurmuyor ve Türkiye’de kendisine ulaşabilecek güncel adres kayıtlarını takip etmiyorsa; hakkında yürütülen ceza ve idari süreçlerden uzun süre haberdar olmayabilir.

    Özellikle yatırım yapılan proje, satıcı, aracı şirket veya ekspertiz raporu bugün yürütülen soruşturmalardan biriyle bağlantılıysa, ceza soruşturmasının bulunması vatandaşlık dosyasında da bir inceleme veya iptal/geri alma sürecinin başlamış olabileceğini düşündürmelidir.

    Ancak bu ihtimal ile verilmiş ve hukuken mevcut bir vatandaşlık iptal kararını birbirinden ayırmak gerekir.

    Yurt dışında yaşayan kişi bakımından yalnızca internet haberleri, sosyal medya listeleri veya eski e-Devlet erişimiyle sonuç çıkarmak yerine;

    ceza soruşturmasının bulunup bulunmadığı,

    kişinin dosyadaki sıfatı,

    vatandaşlık dosyasındaki güncel durum,

    yatırım uygunluk belgesinin durumu,

    vatandaşlık hakkında bireysel bir karar verilip verilmediği,

    kararın tebliğ edilip edilmediği

    ve Türkiye’ye giriş bakımından yakalama veya başka bir tedbir bulunup bulunmadığı birlikte kontrol edilmelidir.

    Bu kontroller özellikle Türkiye’ye uçak bileti alınmadan önce önem taşıyabilir.


    7. TÜRKİYE’YE GELİRSEM HAVALİMANINDA GÖZALTINA ALINIR MIYIM?

    Bunun cevabı yalnızca vatandaşlık statüsüne bakılarak verilemez.

    Kişinin hakkında ceza soruşturması bulunması halinde ayrıca yakalama, gözaltı, ifade alma talimatı, adli kontrol, yurt dışına çıkış yasağı veya başka bir ceza muhakemesi tedbiri olup olmadığı araştırılmalıdır.

    Vatandaşlığı sona erdirilmiş bir kişinin Türkiye’ye yabancı statüsünde giriş şartları da ayrıca değerlendirilir.

    Dolayısıyla seyahat öncesinde en az üç ayrı başlık kontrol edilmelidir:

    vatandaşlık statüsü,

    ceza soruşturması ve koruma tedbirleri,

    yabancı olarak Türkiye’ye giriş şartları.

    Özellikle yurt dışında yaşayan ve ceza dosyasının durumunu bilmeyen kişinin yalnızca “Türk pasaportum elimde” düşüncesiyle seyahat planı yapması sağlıklı değildir.


    8. VATANDAŞLIK DOSYASI NEDEN CEZA SORUŞTURMASINA DÖNÜŞEBİLİR?

    Çünkü mevcut soruşturmalardaki iddialar yalnızca idari şartların sağlanıp sağlanmadığıyla sınırlı değildir.

    Soruşturma makamları bazı işlemlerde hayali para hareketleri oluşturulduğunu, muvazaalı gayrimenkul satışları yapıldığını, taşınmaz değerlerinin gerçeğe aykırı gösterildiğini ve sahte veya gerçeğe aykırı belgelerin kullanıldığını ileri sürmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Bir kişinin bu işlemleri bilerek gerçekleştirdiği veya bu sisteme bilerek katıldığı ileri sürülüyorsa ceza hukuku boyutu ayrıca gündeme gelebilir.


    9. VATANDAŞLIK DOSYASI NEDENİYLE HANGİ SUÇLARDAN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLEBİLİR?

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna açıklanan vatandaşlık soruşturmalarında farklı dosyalarda şu suç tipleri gündeme gelmiştir:

    suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma; göçmen kaçakçılığı; kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık; resmi belgede sahtecilik; özel belgede sahtecilik; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama. (Anadolu Ajansı)

    Ancak bu suçların soruşturma dosyasında bulunması her yatırımcının bunların tamamından şüpheli olduğu anlamına gelmez.

    Ceza sorumluluğu şahsidir.

    Bir yatırımcının yalnızca belirli bir projeden gayrimenkul satın almış olması ile sahte ekspertiz veya muvazaalı para hareketinin hazırlanmasına bilerek katılmış olması aynı durum değildir.

    Yatırımcı bakımından hangi somut fiilin isnat edildiğinin ayrıca belirlenmesi gerekir.


    10. MÜTEAHHİT HAKKINDA CEZA SORUŞTURMASI VARSA BEN DE ŞÜPHELİ OLUR MUYUM?

    Bu sonuç yalnızca ticari ilişkiye dayanılarak çıkarılamaz.

    Bir şirket yüzlerce yabancıya taşınmaz satmış olabilir.

    Bazı satışlarda usulsüzlük iddiası bulunurken diğer satışlarda gerçek yatırım bedelinin tamamen ödenmiş olması mümkündür.

    Nitekim 21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ikinci dalgada 734 yabancıya yapılan satışın incelendiği ancak 274 satış için muvazaa tespitinden söz edildiği açıklanmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Bu veri dahi her satışın aynı şekilde değerlendirilmediğini göstermektedir.


    11. EKSPERTİZ RAPORUNU BEN HAZIRLAMADIM. YİNE DE VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?

    Burada m.31 ve m.40 ayrımı tekrar önem kazanır.

    TVK m.31 bakımından yatırımcının kendi yalan beyanı veya önemli bir hususu gizlemesi önemlidir.

    Ekspertiz raporunun değerleme uzmanı tarafından hazırlanmış olması ve yatırımcının raporun hatalı olduğunu bilmemesi, yatırımcının kişisel davranışının değerlendirilmesinde önemlidir.

    Ancak m.40 yönünden idare, vatandaşlık kararının verildiği tarihte objektif yatırım şartlarının gerçekte mevcut olmadığını ileri sürebilir.

    Bu nedenle “raporu ben hazırlamadım” savunması önemli olmakla birlikte dosyanın yalnızca bu cümle üzerinden değerlendirilmesi doğru değildir.

    Taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değeri de araştırılmalıdır.


    12. TAŞINMAZIN GERÇEK DEĞERİ VATANDAŞLIĞI KURTARABİLİR Mİ?

    Dosyanın niteliğine göre son derece önemli olabilir.

    Örneğin vatandaşlığın kazanıldığı tarihte gerekli eşik 250.000 ABD doları ise ve eski ekspertiz raporu 400.000 ABD doları göstermiş ancak bugün raporun hatalı olduğu ileri sürülüyorsa, yalnızca rapordaki hata yeterli bir ekonomik analiz değildir.

    Taşınmaz yatırım tarihinde gerçekte 150.000 ABD doları mı, 280.000 ABD doları mı, 400.000 ABD doları mı değerindeydi?

    Asıl maddi sorun budur.

    Taşınmazın gerçek tarihsel değeri ilgili dönemdeki yatırım eşiğinin üzerindeyse bu durum dosyanın hukuki değerlendirmesinde önemli olabilir.

    Bu nedenle bazı dosyalarda geriye dönük bağımsız değerleme yapılması gerekebilir.


    13. GÜNÜMÜZDEKİ 400.000 DOLAR ŞARTI ESKİ VATANDAŞLIK DOSYAMA UYGULANIR MI?

    Geçmiş tarihli yatırım dosyası, yatırımın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre incelenmelidir.

    Yatırım miktarı ve diğer şartlar yıllar içerisinde değişmiştir.

    Bu nedenle vatandaşlığını daha önceki dönemde 250.000 ABD doları eşiği kapsamında kazanmış bir kişinin dosyası bugünkü 400.000 ABD doları yatırım eşiğine göre değerlendirilemez.

    Yatırım tarihi, tapu tarihi, uygunluk belgesi tarihi, vatandaşlık başvuru tarihi ve vatandaşlık karar tarihi birlikte incelenmelidir.


    14. BANKADAN GERÇEKTEN PARA GÖNDERDİYSEM BU BENİ KORUR MU?

    Gerçek banka ödemesi yatırımcının dosyasındaki en önemli delillerden biri olabilir.

    Ancak tek bir dekont yeterli olmayabilir.

    Özellikle güncel soruşturmalarda para trafiğinin ekonomik gerçekliği araştırılmaktadır.

    Bu nedenle paranın yatırımcının hesabından çıkışı, Türkiye’ye transferi, satıcının hesabına ulaşması, ödeme tarihi, döviz hareketleri ve satıştan sonra paranın herhangi bir bölümünün yatırımcıya veya ilişkili kişilere geri dönüp dönmediği birlikte incelenmelidir.

    Gerçek yatırım yapan kişi ile yalnızca görünürde para transferi yapılmasına bilerek katılan kişinin hukuki durumu aynı değildir.


    15. SATIN ALMA BEDELİ SONRADAN BANA GERİ ÖDENDİYSE NE OLUR?

    Bu durum dosyanın en önemli risk alanlarından biri olabilir.

    Özellikle vatandaşlık için gerekli yatırım miktarının görünürde ödendiği ancak önceden kararlaştırılmış bir sistem kapsamında paranın önemli bir bölümünün yatırımcıya geri döndüğü iddiası bulunuyorsa işlemin gerçek ekonomik niteliği tartışılır.

    Ancak her para iadesi aynı hukuki anlama gelmez.

    İadenin tarihi, miktarı, sebebi, sözleşmesel dayanağı ve tarafları ayrıca araştırılmalıdır.

    Bu nedenle yatırımcıların banka hesap hareketlerini değiştirmeden ve eksiltmeden saklamaları önemlidir.


    16. BEN İYİ NİYETLİYDİM. BU YETERLİ Mİ?

    İyi niyet özellikle TVK m.31 bakımından son derece önemlidir.

    Yatırımcı gerekli bedeli gerçekten ödemiş, herhangi bir gizli iade almamış, resmi tapu işlemini tamamlamış, yetkili sistemde hazırlanan ekspertiz raporuna güvenmiş, uygunluk belgesini almış ve hiçbir sahte belge veya gerçeğe aykırı beyan sunmamış olabilir.

    Bu kişinin hukuki durumu bilerek muvazaalı sisteme katıldığı ileri sürülen kişiden farklıdır.

    Bununla birlikte objektif yatırım şartlarının başlangıçtan itibaren bulunmadığının ileri sürüldüğü bir dosyada TVK m.40 ayrıca incelenmelidir.


    17. UYGUNLUK BELGESİ ALMIŞ OLMAM BENİ KORUR MU?

    Uygunluk belgesi önemli bir idari belgedir.

    Yatırımcı vatandaşlık başvurusunu yalnızca kendi beyanına dayanarak sonuçlandıramaz. Gayrimenkul yatırımı resmi idari incelemelerden geçirilir ve yatırımın şartları taşıdığına ilişkin uygunluk belgesi düzenlenir.

    Bu nedenle yatırımcının Devletin kurduğu ve denetlediği sisteme güvenmiş olması hukuki güvenlik, idari istikrar ve yatırımcının iyi niyeti bakımından önem taşıyabilir.

    Ancak uygunluk belgesinin geçmişte düzenlenmiş olması daha sonra hiçbir inceleme yapılamayacağı anlamına gelmez.

    Özellikle uygunluk belgesinin iptal edilmiş olup olmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.


    18. UYGUNLUK BELGEM İPTAL EDİLDİYSE VATANDAŞLIĞIM DA İPTAL EDİLMİŞ MİDİR?

    Uygunluk belgesinin iptali ile vatandaşlığı kazanma kararının iptali veya geri alınması ayrı idari işlemlerdir.

    Birbirleriyle doğrudan bağlantılı olabilirler ancak hukuken aynı işlem değildirler.

    Bu nedenle dosyada hangi işlemin hangi tarihte tesis edildiği ayrı ayrı tespit edilmelidir.


    19. E-DEVLET HESABIM HALA AÇILIYOR. BU VATANDAŞLIĞIMIN DEVAM ETTİĞİNİ GÖSTERİR Mİ?

    Tek başına yeterli değildir.

    Farklı kamu sistemlerinin güncellenme zamanı, idari kararın tesis tarihi ve kişinin sisteme erişim durumu aynı olmayabilir.

    Bu nedenle e-Devlet erişiminin bulunması vatandaşlık statüsüne ilişkin tek kontrol yöntemi olarak kullanılmamalıdır.

    Özellikle hakkında soruşturma bulunduğunu öğrenen veya yatırım yaptığı şirketin güncel operasyonlarda geçtiğini gören kişinin resmi vatandaşlık durumunu ayrıca kontrol ettirmesi gerekir.


    20. TÜRK PASAPORTUM HALA ELİMDE. VATANDAŞLIĞIM DEVAM EDİYOR MU?

    Pasaportun fiziki olarak kişinin elinde bulunması tek başına vatandaşlık statüsünü kanıtlayan nihai veri değildir.

    Özellikle yurt dışında bulunan yatırımcıların seyahat öncesinde güncel vatandaşlık statüsünü ve pasaport kayıtlarını kontrol ettirmeleri önemlidir.


    21. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLİRSE EŞİMİN VE ÇOCUKLARIMIN VATANDAŞLIĞI NE OLUR?

    TVK m.32’ye göre iptal kararı, ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar bakımından da sonuç doğurur.

    Ancak her aile ferdinin vatandaşlığı hangi tarihte ve hangi hukuki sebebe dayanılarak kazandığı ayrıca araştırılmalıdır.

    21 Eylül 2026 tarihli açıklamada 1.070 kişinin 263’ünün yatırımcı, 807’sinin aile ferdi olduğu; ayrıca 55 çocuğun vatandaşlığı ana vatandaşlık kararından sonra kazandığı belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Özellikle sonradan doğan çocuklar bakımından vatandaşlığın kazanılma sebebinin ayrıca incelenmesi gerekir.


    22. VATANDAŞLIK İPTAL EDİLİRSE EVİM DE ALINIR MI?

    Vatandaşlık statüsünün sona ermesi ile taşınmaz mülkiyetinin sona ermesi aynı hukuki işlem değildir.

    TVK m.33, vatandaşlığı iptal edilen kişiler bakımından malvarlığının tasfiyesine ilişkin özel bir rejim öngörmektedir. Malların tasfiyesinin gerekli görüldüğü hallerde bunun kararda belirtilmesi gerekir. Ayrıca ilgili kişi iptal kararına karşı yargı yoluna başvurursa malların tasfiyesi dava sonuna bırakılır.

    Bu nedenle vatandaşlık kararının tam metni görülmeden “eviniz alınacak” veya “taşınmaza hiçbir şey olmaz” şeklinde kesin bir değerlendirme yapılmamalıdır.


    23. VATANDAŞLIK İPTALİNE KARŞI DAVA AÇILABİLİR Mİ?

    Evet.

    Vatandaşlığın iptali veya vatandaşlık kararının geri alınması idari işlem niteliğindedir ve yargısal denetime tabidir.

    Ancak görevli mahkeme dava konusu işlemi tesis eden makama göre belirlenmelidir.

    Cumhurbaşkanı kararlarının iptali bakımından Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görev yaptığı durumlar bulunmaktadır.

    Ayrıca yatırım uygunluk belgesinin iptali ile vatandaşlık kararının sona erdirilmesi farklı işlemler olduğundan bazı dosyalarda birden fazla idari işlemin incelenmesi gerekebilir.


    24. VATANDAŞLIK İPTAL DAVASI AÇMA SÜRESİ NE KADARDIR?

    Özel bir süre düzenlenmeyen idari uyuşmazlıklarda Danıştay ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür. Süre kural olarak yazılı bildirimi izleyen günden başlar. (LEXPERA)

    Ancak somut olayda tebliğin şekli, işlemi tesis eden makam, daha önce idari başvuru yapılıp yapılmadığı ve hangi işlemin dava konusu edildiği ayrıca incelenmelidir.

    Bu nedenle özellikle vatandaşlık iptal kararı eline ulaşan kişinin süre hesabını varsayıma bırakmaması gerekir.


    25. VATANDAŞLIK İPTAL DAVASINDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTENEBİLİR Mİ?

    Şartları mevcutsa istenebilir.

    Vatandaşlık statüsünün sona ermesi kişinin pasaportunu, Türkiye’ye girişini, aile hayatını, şirketlerini, banka ilişkilerini, taşınmazlarını ve diğer hukuki statülerini etkileyebilir.

    Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebi hazırlanırken ortaya çıkabilecek zararların kişi özelinde somutlaştırılması önemlidir.

    Dava açılması tek başına idari işlemin uygulanmasını durdurmaz.


    26. HAKKIMDA CEZA SORUŞTURMASI OLUP OLMADIĞINI AVUKAT KONTROL EDEBİLİR Mİ?

    Evet, ancak ceza soruşturması ile vatandaşlık dosyası farklı kanallardan kontrol edilmelidir.

    Ceza soruşturmasında öncelikle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde kişinin hangi dosyada ve hangi sıfatla yer aldığı, dosyanın soruşturma numarası, isnat edilen suçlar ve varsa koruma tedbirleri tespit edilmeye çalışılır.

    Vatandaşlık yönünden ise Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ve ilgili idari kayıtlar ayrıca incelenmelidir.

    Bir dosyada bilgi bulunması diğer dosyanın durumunu tek başına ortaya koymaz.


    27. AVUKAT VEKALETNAME OLMADAN CEZA SORUŞTURMASI DOSYASINI İNCELEYEBİLİR Mİ?

    Bu soru özellikle yurt dışında yaşayan ve henüz konsolosluktan vekaletname düzenlememiş kişiler bakımından çok önemlidir.

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.2 uyarınca yargı organları, emniyet makamları ve diğer kamu kurumları, özel hükümler saklı olmak üzere avukatların görevleri için ihtiyaç duydukları bilgi ve belgeleri incelemelerine sunmakla yükümlüdür. Belge örneğinin alınması ise vekaletname ibrazına bağlanmıştır.

    Avukatlık Kanunu m.46 da avukat veya stajyerin vekaletname olmadan dava ve takip dosyalarını inceleyebileceğini, ancak vekaletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt veya belgelerin örneğinin verilmeyeceğini düzenlemektedir.

    Ceza soruşturması bakımından Türkiye Barolar Birliğinin 10 Nisan 2019 tarihli 2019/32 sayılı duyurusunda, Çorum Sulh Ceza Hakimliğinin kararına dayanılarak avukatın soruşturma dosyasını vekaletname, görevlendirme yazısı veya soruşturma tarafının yazılı ya da sözlü muvafakati olmadan inceleyebileceği açıklanmıştır. (Türkiye Barolar Birliği)

    TBB’nin önceki 2019/23 sayılı duyurusunda da vekaletname veya UYAP kaydı bulunmayan avukatın hangi tarafla ilgili inceleme yapmak istediğini belirten imzalı dilekçe ve baro kimliğiyle başvurabileceğine ilişkin uygulama açıklanmıştır. (Türkiye Barolar Birliği)

    Bu nedenle yurt dışında bulunan kişinin henüz vekaletname çıkaramamış olması ceza soruşturmasının ilk araştırmasının hiçbir şekilde yapılamayacağı anlamına gelmez.

    Ancak dosyanın içeriğinin tamamına erişim, belge örneği alınması, UYAP üzerinden sürekli erişim, kişi adına başvuru yapılması veya savunma işlemlerinin yürütülmesi bakımından vekaletname ve müdafilik ilişkisinin kurulması pratik ve hukuki açıdan ayrıca önem taşır.


    28. CEZA DOSYASINDA KISITLAMA KARARI VARSA AVUKAT HİÇBİR ŞEY GÖREMEZ Mİ?

    Hayır.

    CMK m.153 uyarınca soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği kanunda belirtilen durumlarda Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından dosya inceleme yetkisinin kısıtlanmasına karar verilebilir.

    Ancak kısıtlama kararı bulunsa dahi yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak, bilirkişi raporları ve şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar kısıtlamanın dışında bırakılmıştır. (Eski Kararlar Bilgi Bankası)

    Bu ayrım vatandaşlık soruşturmalarında özellikle önemlidir.

    Çünkü bilirkişi raporları bazı dosyalarda taşınmazların değerine ve para hareketlerine ilişkin soruşturmanın temelini oluşturabilmektedir.


    29. AVUKAT VEKALETNAME OLMADAN VATANDAŞLIK DOSYAMI İNCELEYEBİLİR Mİ?

    Burada ceza soruşturması ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri nezdindeki idari dosyayı birbirinden ayırmak gerekir.

    Avukatlık Kanunu m.2, kamu kurumlarının kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere avukatın görev için ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmasını öngörmektedir. Belge örneği alınması ise vekaletname ibrazına bağlıdır.

    Bununla birlikte vatandaşlık dosyaları kişisel veriler, güvenlik araştırmaları ve kişiye özgü idari bilgiler içerebildiğinden kurumun özel mevzuatı ve somut uygulaması ayrıca önem taşır.

    Bu nedenle vekaletname olmadan bazı bilgi ve belgelerin yerinde incelenmesi veya dosyanın varlığına ve safahatına ilişkin araştırma yapılması mümkün olabilse de kişinin bütün vatandaşlık dosyasının örneğinin teslim alınması veya kişi adına işlem yapılması için vekaletname gerekebilir.

    Özellikle vatandaşlığın sona erdirilip erdirilmediğinin resmi biçimde teyidi ve kişinin nüfus kayıtları üzerinde işlem yapılması bakımından vekaletname önem taşımaktadır.


    30. YURT DIŞINDAYIM. VEKALETNAME ÇIKARMADAN ÖNCE AVUKAT NEYİ KONTROL EDEBİLİR?

    İlk aşamada yapılabilecek çalışma dosyanın niteliğine göre değişir.

    Ceza soruşturması bakımından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde dosyanın tespiti ve kanunun izin verdiği ölçüde dosya incelemesi yapılabilir.

    Avukatlık Kanunu m.2 kapsamında kamu kurumlarında gerekli bilgi ve belgelerin incelenmesi talep edilebilir.

    Mevcut dava veya takip dosyaları vekaletname olmadan fiziki olarak incelenebilir.

    Kamuya açık soruşturma bilgileri, şirket ve proje bağlantıları, soruşturmanın hangi satış veya ekspertiz raporlarını kapsadığı ve kişinin işlemleriyle kamuya açıklanan vakalar arasında bağlantı bulunup bulunmadığı araştırılabilir.

    Buna karşılık kişi adına resmi başvuru yapılması, belge örneği alınması, idari dava açılması, nüfus kayıtları üzerinde işlem yapılması veya ceza dosyasında kapsamlı müdafilik işlemleri için vekaletname gerekebilir.

    Bu nedenle özellikle yurt dışındaki yatırımcı bakımından iki aşamalı çalışma mümkündür: önce risk ve dosya tespiti, ardından gerekiyorsa vekaletnameyle tam temsil.


    31. TÜRKİYE’YE GELMEDEN İFADE İÇİN RANDEVU ALINABİLİR Mİ?

    Dosyanın durumuna göre Cumhuriyet savcılığı veya soruşturmayı yürüten kolluk birimiyle iletişim kurulması ve ifadenin planlanması mümkün olabilir.

    Ancak kişi hakkında yakalama kararı bulunuyorsa veya farklı bir koruma tedbiri uygulanmışsa durum değişir.

    Bu nedenle Türkiye’ye geliş tarihi kararlaştırılmadan önce dosyanın mevcut safahatının kontrol edilmesi önemlidir.


    32. HAKKIMDA YAKALAMA KARARI OLUP OLMADIĞINI ÖNCEDEN ÖĞRENEBİLİR MİYİM?

    Dosyanın erişilebilir kısmı ve soruşturmanın niteliği ölçüsünde araştırılabilir.

    Ancak soruşturmanın gizliliği, mevcut kısıtlama kararları ve kolluk işlemlerinin niteliği nedeniyle her bilgi her aşamada aynı şekilde erişilebilir olmayabilir.

    Bu nedenle yalnızca e-Devlet ekranından sonuç çıkarılması yerine soruşturma dosyasının avukat tarafından ayrıca araştırılması daha sağlıklıdır.


    33. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLMİŞSE AMA BANA HİÇBİR TEBLİGAT GELMEDİYSE NE OLUR?

    Öncelikle gerçekten bir karar bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir.

    Karar mevcutsa hangi tarihte tesis edildiği, hangi adrese ve hangi yöntemle bildirildiği, yurt dışında bulunan kişi yönünden tebligat işlemlerinin nasıl yürütüldüğü ve kişinin kararı ne zaman öğrendiği dava süresi bakımından önem taşıyabilir.

    Bu nedenle böyle bir dosyada tebligat evrakı vatandaşlık kararının kendisi kadar önemlidir.


    34. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLDİYSE AMA E-DEVLETTE TÜRK VATANDAŞI GÖRÜNÜYORSAM NE YAPMALIYIM?

    İki bilgi arasında çelişki bulunuyorsa resmi karar ve nüfus kayıtları birlikte incelenmelidir.

    Özellikle seyahat, pasaport yenileme, tapu işlemi veya Türkiye’ye giriş gibi önemli bir hukuki işlem yapılacaksa yalnızca dijital ekran görüntüsüne güvenilmemelidir.


    35. ESKİ VATANDAŞLIĞIMDAN ÇIKTIM. TÜRK VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLİRSE VATANSIZ MI KALIRIM?

    Bu ihtimal vatandaşlık iptal dosyasının yanında ayrıca kişinin önceki vatandaşlık hukukuna göre değerlendirilmelidir.

    Bazı yatırımcılar Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra önceki vatandaşlıklarından çıkmış veya önceki devlet hukukuna göre vatandaşlıklarını kaybetmiş olabilirler.

    Türk vatandaşlığı hakkında işlem tesis edildiğinde kişinin başka bir vatandaşlığının bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

    Vatansızlık ihtimalinin bulunması dosyayı hem yabancılar hukuku hem de uluslararası hukuk yönünden daha hassas hale getirebilir.


    36. VATANDAŞLIK İPTALİNDEN SONRA TÜRKİYE’DE KALABİLİR MİYİM?

    Vatandaşlık sona erdikten sonra kişinin Türkiye’de bulunmasının hukuki dayanağı ayrıca incelenir.

    Kişinin önceki vatandaşlığı, pasaportu, ikamet hakkı, aile bağları, çalışma durumu, taşınmazları ve Türkiye’deki diğer hukuki bağları önem taşır.

    Bu nedenle vatandaşlık davası ile yabancılar hukuku boyutu birlikte değerlendirilmelidir.


    37. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLİRSE MÜTEAHHİDE VEYA ARACIYA DAVA AÇABİLİR MİYİM?

    Somut olayın özelliklerine göre evet.

    Vatandaşlığa uygun bir taşınmaz satıldığı açıkça taahhüt edilmiş, yatırımcı bu beyana güvenerek ödeme yapmış ve sonradan satılan taşınmazın veya hazırlanan belgelerin vatandaşlık şartlarını taşımadığı ortaya çıkmışsa satıcı, müteahhit, aracı veya diğer sorumlulara karşı özel hukuk talepleri gündeme gelebilir.

    Vatandaşlık iptal davası ile müteahhide karşı açılabilecek tazminat, alacak veya sözleşmeden kaynaklanan dava aynı hukuki süreç değildir.


    38. VATANDAŞLIK İPTAL DOSYASINDA EN ÖNEMLİ BELGELER NELERDİR?

    Dosyanın yalnızca vatandaşlık kararından ibaret olmadığı unutulmamalıdır.

    İlk incelemede özellikle vatandaşlık kararları ve tebligatlar; Türk kimlik ve pasaport kayıtları; tapu senetleri; taşınmaz satış sözleşmeleri; ekspertiz ve değerleme raporları; yatırım uygunluk belgesi; banka dekontları; SWIFT kayıtları ve hesap ekstreleri; döviz alım ve transfer belgeleri; satıcı, müteahhit ve aracılarla yapılan yazışmalar; faturalar ve ödeme makbuzları; vatandaşlık başvuru belgeleri; eş ve çocukların vatandaşlık belgeleri; varsa polis, savcılık veya mahkemeden gelen evraklar birlikte değerlendirilmelidir.

    Yalnızca “tapu” veya yalnızca “ekspertiz raporu” üzerinden tam bir hukuki analiz yapmak çoğu dosyada yeterli değildir.


    39. HENÜZ VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLMEDİ. AMA BENİM PROJEM SORUŞTURMADA. ŞİMDİDEN NE YAPMALIYIM?

    Kararın çıkmasını beklemeden delillerin korunması önemlidir.

    Yıllar önce yapılmış banka transferleri, eski hesap ekstreleri, SWIFT belgeleri, ekspertiz raporları, satış sözleşmeleri, uygunluk belgesi ve müteahhit ile yapılan yazışmalar daha sonra temin edilmesi zor belgelere dönüşebilir.

    Özellikle gerçek yatırım yaptığını düşünen kişinin kendi dosyasını şimdiden oluşturması ileride önemli zaman kazandırabilir.

    Gerekirse taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değerine ilişkin teknik inceleme de dava açılmadan önce başlatılabilir.


    40. SOSYAL MEDYADA İSİM LİSTESİ GÖRDÜM. LİSTEDE ADIM VAR. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLMİŞ MİDİR?

    Kamuya açık sosyal medya listeleri tek başına hukuki durumun ispatı değildir.

    21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan 1.070 kişilik grup bakımından kamuoyuna yayımlanmış resmi bir isim listesi bulunmamaktadır. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    Bu nedenle sosyal medya paylaşımı yerine kişinin kendi resmi vatandaşlık ve soruşturma dosyasının araştırılması gerekir.


    41. VATANDAŞLIK İPTAL DAVASINI KAZANABİLİR MİYİM?

    Dosya görülmeden bu soruya güvenilir bir sonuç cevabı verilmesi mümkün değildir.

    Ancak dosyalar arasında çok önemli farklılıklar bulunmaktadır.

    Yatırım bedelini gerçekten kendi parasından ödemiş, bedelin hiçbir bölümünü geri almamış, taşınmazı gerçek bir satışla edinmiş, yatırım tarihinde taşınmazın gerçek değeri gerekli eşiği karşılayan, resmi ekspertiz sistemine güvenmiş, uygunluk belgesi almış, sahte belge sunmamış ve gerçeğe aykırı beyanda bulunmamış yatırımcı ile soruşturma makamlarının tarif ettiği muvazaalı işlem sistemine bilerek katıldığı ileri sürülen kişinin hukuki durumu aynı değildir.

    Bu nedenle savunmanın amacı yalnızca genel bir “iyi niyet” iddiası ileri sürmek değil; yatırımcının kendi satışını, kendi para hareketini, kendi taşınmazını ve kendi davranışlarını belgelemektir.


    42. VATANDAŞLIK DOSYAMIZI NASIL İNCELİYORUZ?

    Vatandaşlık iptali dosyalarında tek bir belgeye bakarak değerlendirme yapılması yeterli değildir.

    İlk olarak vatandaşlığın hangi tarih ve hangi yatırım yöntemiyle kazanıldığı tespit edilir.

    Daha sonra yatırım tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat belirlenir.

    Tapu, satış sözleşmesi, ekspertiz, uygunluk belgesi ve vatandaşlık başvuru belgeleri incelenir.

    Banka hareketlerinin kaynağından satıcı hesabına kadar gerçek para akışı çıkarılır.

    Varsa satış sonrasında yatırımcıya doğrudan veya dolaylı para dönüşü olup olmadığı araştırılır.

    Taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değeri gerektiğinde yeniden değerlendirilir.

    Müteahhit, satıcı, ekspertiz şirketi veya aracı hakkında ceza soruşturması bulunuyorsa yatırımcının o soruşturmadaki konumu ayrıca belirlenir.

    Yatırımcının kendisi hakkında soruşturma bulunuyorsa isnat edilen suç ve deliller incelenir.

    Vatandaşlık dosyasında yatırım uygunluk belgesinin veya vatandaşlık kararının durumu tespit edilir.

    Bir iptal veya geri alma kararı mevcutsa hukuki dayanak, işlem tarihi, tebligat ve dava süresi kontrol edilir.

    Yurt dışında bulunan kişi bakımından ayrıca Türkiye’ye girişte ortaya çıkabilecek ceza muhakemesi ve yabancılar hukuku riskleri değerlendirilir.

    Bu çalışma tamamlanmadan vatandaşlığın korunma ihtimali veya izlenecek dava stratejisi hakkında sağlıklı bir hukuki görüş oluşturmak güçtür.


    ÖNEMLİ: CEZA SORUŞTURMASI İLE VATANDAŞLIK DOSYASINI BİRLİKTE İNCELEMEK GEREKEBİLİR

    2026 yılında ortaya çıkan dosyalar artık yalnızca klasik bir vatandaşlık hukuku uyuşmazlığı olarak değerlendirilmemelidir.

    Özellikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen güncel soruşturmalarda bilirkişi raporları, MASAK analizleri, banka hareketleri, tapu kayıtları, ekspertiz raporları ve şirket bağlantıları birlikte değerlendirilmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle bazı yatırımcılar bakımından aynı anda iki ayrı soru cevaplandırılmalıdır:

    Birincisi, Türk vatandaşlığı hukuken devam ediyor mu ve idari dosyada hangi işlem yapılmıştır?

    İkincisi, kişi ceza soruşturmasında yalnızca işlemi incelenen yatırımcı mı, bilgi sahibi mi, mağdur mu yoksa şüpheli mi?

    Bu iki soru birbirinin yerine geçmez.


    YURT DIŞINDA YAŞAYAN YATIRIMCILAR İÇİN ÖZEL UYARI

    Yurt dışında yaşayan ve yıllardır Türkiye’ye gelmeyen kişiler bakımından risk değerlendirmesi daha da önemlidir.

    Kişi herhangi bir tebligat görmemiş olabilir.

    Eski Türk telefon numarasını kullanmıyor olabilir.

    Eski adresi artık geçerli olmayabilir.

    Müteahhit veya aracı şirketle yıllardır iletişim kurmamış olabilir.

    Hakkındaki ceza soruşturmasını bilmiyor olabilir.

    Vatandaşlık dosyasının yeniden incelemeye alındığından haberi olmayabilir.

    Bu durumda Türkiye’ye seyahat etmeden önce yalnızca vatandaşlık statüsünün değil, ceza soruşturmasının da kontrol edilmesi yararlı olabilir.

    Özellikle güncel soruşturmalarda adı geçen proje veya şirketlerden gayrimenkul satın almış kişilerin kendi bireysel işlemlerinin soruşturmayla bağlantılı olup olmadığını araştırması önem taşımaktadır.


    TD HUKUK VE DANIŞMANLIK – VATANDAŞLIK İPTALİ VE CEZA SORUŞTURMASI DOSYA İNCELEMESİ

    TD Hukuk ve Danışmanlık olarak yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması, yatırım uygunluk belgesinin iptali, sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz iddiaları, muvazaalı satış ve para hareketleri, yatırımcı hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve Türkiye’ye giriş riskleri dahil bağlantılı süreçleri birlikte değerlendiriyoruz.

    Özellikle yurt dışında bulunan kişiler bakımından, imkan bulunan dosyalarda ilk aşamada mevcut soruşturmanın ve hukuki durumun tespitine yönelik inceleme yapılarak hangi belgelerin veya vekalet işlemlerinin gerekli olduğu belirlenebilir.

    Dosyanızla ilgili değerlendirme talebinde bulunurken vatandaşlığın kazanıldığı yıl, yatırım yapılan proje veya şirket, taşınmaz bilgileri, vatandaşlık kararına ilişkin mevcut belgeler, ekspertiz raporu ve banka ödeme kayıtlarının gönderilmesi incelemeyi kolaylaştıracaktır.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Ofis: +90 212 299 44 22
    WhatsApp / Mobil: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web: dolgun.av.tr

    Adres: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), A2 Blok, Kat: 5, No: 206, Yeşilköy Mah., Atatürk Cad., Bakırköy / İstanbul, Türkiye

    ÖNCEKİ ÇALIŞMALARIMIZ

    19 Eylül 2026 – “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma.”

    Bu çalışmada TVK m.31 ile m.40 ayrımı, iyi niyetli yatırımcı, geçmiş tarihli değerleme, idari istikrar, hukuki güvenlik ve Danıştay içtihatları ayrıntılı olarak incelenmiştir. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    26 Eylül 2026 – “1.070 Kişiyi İlgilendiren Türk Vatandaşlığı İptali Süreci 2026.”

    Bu çalışmada 21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ikinci dalga soruşturması, 263 yatırımcı, 807 aile ferdi, 274 muvazaalı olduğu ileri sürülen satış, ekspertiz ve para hareketleri ayrı olarak değerlendirilmiştir. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    HUKUKİ BİLGİLENDİRME

    Bu çalışma 28 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kamuya açık resmi açıklamalar, yürürlükteki mevzuat, erişilebilir yargı kararları ve güncel soruşturma haberleri esas alınarak genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

    Ceza soruşturmalarına ilişkin “sahte ekspertiz”, “muvazaalı işlem”, “usulsüz vatandaşlık”, “örgüt”, “dolandırıcılık”, “sahtecilik” ve benzeri ifadeler soruşturma makamlarının kamuoyuna yansıyan iddia ve değerlendirmelerini ifade etmektedir.

    Bir kişi hakkında soruşturma yürütülmesi, gözaltı veya tutuklama kararı verilmesi kesinleşmiş mahkumiyet anlamına gelmez. Kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerlidir.

    Bir şirket veya değerleme uzmanı hakkında ceza soruşturması bulunması o şirket veya kişiyle işlem yapan bütün yatırımcıların aynı hukuki durumda bulunduğu anlamına gelmez.

    Aynı şekilde yatırımcının ceza soruşturmasında şüpheli olmaması vatandaşlık için aranan objektif hukuki şartların mutlaka gerçekleşmiş olduğunu tek başına göstermez.

    Her vatandaşlık dosyası yatırım tarihi, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat, taşınmazın gerçek değeri, ödeme hareketleri, yatırımcının kişisel davranışları, uygunluk belgesi, vatandaşlık dosyası, ceza soruşturması ve tesis edilen bireysel idari işlem birlikte değerlendirilerek incelenmelidir.

    Bu metin belirli bir kişi veya uyuşmazlık bakımından sonuç garantisi veya kişiye özel hukuki mütalaa niteliğinde değildir.