Etiket: sonradan Türk vatandaşı olanlar

  • Askerlik 2026: Bedelli Ücreti, Muafiyet ve Vatandaşlık

    Askerlik 2026: Bedelli Ücreti, Muafiyet ve Vatandaşlık

    DOLĞUN AKADEMİ | ASKERLİK HUKUKU | 2026

    Türkiye’de Askerlik Hukuku 2026: Askerlik Türleri, Bedelli Askerlik Ücreti, Dövizle Askerlik, Muafiyetler ve Sonradan Türk Vatandaşı Olanların Hukuki Durumu

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun
    Yayın: Dolğun Akademi – TD Hukuk ve Danışmanlık
    Hukuk alanları: İdare Hukuku, Anayasa Hukuku, Askerlik Hukuku, Türk Vatandaşlığı Hukuku ve İnsan Hakları Hukuku
    Güncelleme tarihi: 23 Ekim 2026

    ÖZET

    Türkiye’de askerlik yükümlülüğü, Anayasa’nın 72. maddesi ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu çerçevesinde düzenlenen kamusal bir yükümlülüktür. Bununla birlikte askerlik hizmetinin bütün vatandaşlar bakımından aynı biçimde yerine getirildiği söylenemez. Yükümlünün yaşı, sağlık durumu, öğrenimi, vatandaşlığı kazanma şekli, yurt dışında yaşaması, askerlik geçmişi ve kanunda düzenlenen özel statüler, askerlik yükümlülüğünün kapsamını ve yerine getirilme biçimini değiştirebilir.

    2026 yılı, özellikle bedelli askerlik ücretlerinde yaşanan kanuni değişiklik bakımından önemlidir. 17 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle bedelli askerlik ücretinin hesabında kullanılan gösterge 240.000’den 300.000’e yükseltilmiştir. Temmuz ayında memur aylık katsayısının yeniden belirlenmesi üzerine 2026 yılının ikinci yarısındaki bedelli askerlik ücreti 472.653,60 TL olmuştur.

    Askerlik hukukunun yalnızca bedelli askerlikten ibaret olmadığı özellikle belirtilmelidir. Er ve erbaş olarak altı aylık temel askerlik, on iki aylık yedek subaylık ve yedek astsubaylık, dövizle askerlik, öğrenci veya yurt dışı ertelemeleri, sağlık nedeniyle muafiyet ve kanuni olarak askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılma halleri birbirinden farklı hukuki sonuçlar meydana getirir.

    Çalışmanın en önemli inceleme alanlarından biri, Türk vatandaşlığını sonradan kazanan yabancıların askerlik yükümlülüğüdür. Özellikle taşınmaz yatırımıyla, istisnai vatandaşlık yoluyla veya genel vatandaşlık kazanma usulüyle Türk vatandaşı olan erkeklerin askerlik durumlarının 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

    Bu çalışmada ayrıca çifte vatandaşların askerlik yükümlülüğü, yabancı ülkede tamamlanan askerlik hizmetinin Türkiye’deki etkisi, vatandaşlığın iptal veya geri alınmasının askerlik kayıtlarına yansıması, yoklama kaçağı ve bakaya işlemleri, idari para cezaları, sağlık raporları, idari başvurular, sulh ceza hakimliğine itiraz ve idari yargıda iptal davası konuları ayrıntılı olarak incelenmektedir.

    I. ASKERLİK YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN ANAYASAL VE HUKUKİ TEMELLERİ

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72. maddesi, vatan hizmetini her Türkün hakkı ve ödevi olarak kabul etmektedir. Aynı madde, vatan hizmetinin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde hangi esaslara göre yerine getirileceğinin yahut yerine getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceğini öngörmektedir.

    Bu hükümden hareketle askerlik yükümlülüğünün üç temel niteliği bulunmaktadır.

    Birincisi, askerlik yükümlülüğü kamu hukuku alanına aittir. İdare tarafından tek taraflı olarak gerçekleştirilen yoklama, sınıflandırma, erteleme, sevk ve muafiyet işlemleri özel hukuk sözleşmelerinden değil, kanuni düzenlemelerden kaynaklanmaktadır.

    İkincisi, yükümlülüğün kapsamının kanunla belirlenmesi gerekir. Anayasa vatan hizmetini genel bir hak ve ödev olarak düzenlemekle birlikte, hangi kişilerin fiilen askerlik yapacağını ve kimlerin hangi sebeple bu hizmetten muaf tutulacağını doğrudan belirlememektedir.

    Üçüncüsü, askerlik işlemleri idarenin hukukla bağlılığı ve yargısal denetim ilkelerine tabidir. Anayasa’nın 125. maddesi gereğince, kanunda öngörülen istisnalar dışında idari işlemlere karşı yargı yolu açıktır.

    7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca kanun, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan erkekler hakkında uygulanmaktadır. Bu nedenle Anayasa’daki genel vatan hizmeti ilkesi ile mevcut kanuni askerlik yükümlülüğünün kişisel kapsamı birbirinden ayrılmalıdır.

    Türkiye’de kadınlar için erkeklerle aynı nitelikte genel ve zorunlu askerlik yükümlülüğü bulunmamaktadır. Kadınların profesyonel askeri personel olarak görev yapmaları ise ayrı hukuki şartlara tabidir.

    Askerlik çağının genel sınırları da 7179 sayılı Kanun’da belirlenmiştir. Kanuni tanıma göre askerlik çağı, nüfus kayıtlarına göre 20 yaşına girilen yılın 1 Ocak tarihinde başlar ve 41 yaşına girilen yılın 1 Ocak tarihinde sona erer. Bununla birlikte askerlik çağının sona ermesi, önceden doğmuş bütün idari veya cezai sonuçların ortadan kalktığı anlamına gelmez.

    II. 2026 YILINDA TÜRKİYE’DE HANGİ ASKERLİK TÜRLERİ BULUNMAKTADIR?

    Türkiye’de askerlik sisteminin temel hukuki çerçevesi 2019 yılında yürürlüğe giren 7179 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiştir. Bu sistemde askerlik hizmetinin süresi ve biçimi, yükümlünün hukuki statüsüne göre değişmektedir.

    Askerlik türü Süre 2026 mali durum
    Er ve erbaş 6 ay Bedelli ücreti ödenmez
    Yedek subay 12 ay Mevzuata göre mali haklar
    Yedek astsubay 12 ay Mevzuata göre mali haklar
    Bedelli askerlik 1 ay 472.653,60 TL
    Dövizle askerlik Uzaktan eğitim, fiili kışla hizmeti yok 472.653,60 TL’nin günlük kur karşılığı
    İsteğe bağlı ikinci altı ay İlave 6 ay En az net asgari ücret düzeyinde harçlık

    Bu tabloda askerlik hizmetinin fiilen yerine getirilme yolları gösterilmektedir. Bunların dışında sağlık nedeniyle muafiyet, vatandaşlığa sonradan alınma nedeniyle askerlik yapmış sayılma ve özel kanuni muafiyetler de bulunmaktadır. Ancak bu durumlar ayrı bir askerlik hizmeti türü değil, askerlik yükümlülüğünün kanunen ortadan kalktığı veya yerine getirilmiş sayıldığı hallerdir.

    Profesyonel subaylık, astsubaylık, uzman erbaşlık ve sözleşmeli askerlik ise personel temini, istihdam, sözleşme ve özlük hakları bakımından farklı düzenlemelere tabidir. Bu statüler zorunlu askerlik türleriyle karıştırılmamalıdır.

    III. 2026 YILINDA BEDELLİ ASKERLİK ÜCRETİ NE KADARDIR?

    2026 yılının ikinci yarısında geçerli bedelli askerlik ücreti 472.653,60 TL‘dir. Bu tutar Millî Savunma Bakanlığının 7 Temmuz 2026 tarihli resmî duyurusunda ilan edilmiştir.

    3.1. Bedelli askerlik tutarı nasıl hesaplanmaktadır?

    7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 9. maddesi kapsamında bedelli askerlik tutarı, kanunda belirlenen gösterge rakamının ödeme tarihinde geçerli memur aylık katsayısıyla çarpılması suretiyle hesaplanmaktadır.

    2026 yılının ikinci yarısında hesaplama şu şekildedir:

    300.000 × 1,575512 = 472.653,60 TL

    Hazine ve Maliye Bakanlığının 3 Temmuz 2026 tarihli genelgesinde ikinci altı aylık dönemin memur aylık katsayısı 1,575512 olarak belirlenmiştir.

    3.2. Nisan 2026’da hangi kanuni değişiklik yapıldı?

    2 Nisan 2026 tarihinde kabul edilen ve 17 Nisan 2026 tarihli, 33227 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7577 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle bedelli askerlik hesabında kullanılan gösterge rakamı 240.000’den 300.000’e yükseltilmiştir.

    Bu değişiklik, gösterge tutarında yüzde 25 oranında artış anlamına gelmektedir. Düzenleme sonrasında Nisan 2026 döneminde bedelli askerlik ücreti 416.361,30 TL olarak açıklanmış; Temmuz ayında memur aylık katsayısının artmasıyla 472.653,60 TL’ye ulaşmıştır.

    Kanun değişikliğinin gerekçesinde bedelli askerlik gelirlerinin bütçeye kaydedilmesi ve bir bölümünün Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılması hedefi de yer almaktadır.

    Dolayısıyla 2026 yılındaki ücret değişimi yalnızca olağan memur maaş katsayısı artışından ibaret değildir. Kanuni hesaplama katsayısındaki artış ile yılın ikinci yarısındaki memur aylık katsayısı değişikliği birlikte değerlendirilmelidir.

    3.3. 2027 yılında bedelli askerlik ne kadar olacaktır?

    23 Ekim 2026 itibarıyla 2027 yılı için kesinleşmiş bir bedelli askerlik tutarı bu çalışmada esas alınmamıştır. Mevcut sistemde ücretin memur aylık katsayısına bağlı olarak yeniden belirlenmesi öngörülmektedir. Gelecek dönemin tutarını bugünden kesin bir rakamla açıklamak hukuken ve mali bakımdan isabetli değildir.

    Başvuru tarihinin değil, ödeme tarihinde geçerli tutarın önem taşıdığı özellikle dikkate alınmalıdır.

    IV. BEDELLİ ASKERLİĞE KİMLER BAŞVURABİLİR?

    7179 sayılı Kanun ve Askeralma Yönetmeliği kapsamında bedelli askerlikten yararlanılabilmesi için yükümlünün askerlik çağına girmiş olması, fiili askerlik hizmetine başlamamış bulunması ve diğer kanuni şartları sağlaması gerekir.

    Bedelli askerlikten yararlanmak için üst yaş sınırı öngörülmemiştir. Bununla birlikte kişinin askerlik yükümlüsü olup olmadığı ve askerlik çağındaki statüsü ayrıca incelenmelidir.

    Yoklaması bulunmayan kişinin gerekli sağlık işlemlerini tamamlayarak askerliğe elverişli olduğunun belirlenmesi gerekir. Askerliğe elverişli olmadığı kanunen tespit edilen kişinin bedelli askerlik ücreti ödeyerek muafiyet elde etmesine ihtiyaç bulunmaz.

    4.1. Başvuru nereye yapılır?

    Başvuru, şartlara göre e-Devlet üzerinden veya askerlik şubesinden gerçekleştirilebilir. Yoklama kaçağı, saklı ya da bakaya statüsünde bulunanların başvuru usulü diğer yükümlülerden farklıdır. Bu kişiler bakımından askerlik şubesine başvuru gerekmektedir.

    4.2. Ödeme süresi kaç aydır?

    Bedelli askerlik için öngörülen ödeme süresi, kural olarak başvuru tarihinden itibaren iki aydır. Ödeme peşin yapılır; bedelli askerlik kapsamında taksitlendirme imkanı bulunmamaktadır.

    Ancak önceki dönemlerde yoklama kaçağı, saklı veya bakaya kalmış yükümlülerin iki aylık ödeme süresini kaçırmasının, yeniden başvuru imkanı bakımından ağır sonuçları olabilir. Bu kişiler yönünden özel şartlar ve başvuru hakkının kaybedilmesi ihtimali dikkate alınmalıdır.

    4.3. Bedelli askerlikte kışlaya gidilir mi?

    Evet. Bedelli askerlik, yalnızca para ödenerek tamamlanan bir uygulama değildir. Yükümlüler kural olarak bir aylık temel askerlik eğitimine katılmak zorundadır.

    Bedelli askerlik için ödeme yapılmasıyla askerlik hizmetinin tamamlanması birbirinden farklı aşamalardır. Hizmetin fiilen tamamlanmasına ilişkin kanuni şartların da gerçekleştirilmesi gerekir.

    4.4. Bedelli askerlikten vazgeçilebilir mi?

    Bedelli askerlikten vazgeçilmesinin mümkün olduğu aşamalar bulunmaktadır. Bununla birlikte sınıflandırma veya kura sonucunda bedelli askerlik hakkını elde ettikten sonra vazgeçilmesi, yeniden bedelli askerlik başvurusu yapılamaması sonucunu doğurabilir.

    Bu nedenle ödeme iadesi, sınıflandırma, celp dönemi ve vazgeçme işlemleri önceden değerlendirilmelidir.

    V. DÖVİZLE ASKERLİK NEDİR? 2026 YILINDA KAÇ AVRODUR?

    Dövizle askerlik, yurt dışında yaşayan ve kanunda belirtilen koşulları sağlayan Türk vatandaşları için öngörülmüş özel bir askerlik hizmetini yerine getirme yöntemidir.

    Bu uygulama bedelli askerlikle aynı hukuki kurum değildir. Her ikisi bakımından bedel hesabında bağlantı bulunmakla birlikte başvuru koşulları ve fiili hizmet yükümlülüğü farklıdır.

    5.1. Dövizle askerlikte ödeme tutarı

    2026 yılının ikinci yarısı için dövizle askerlikte esas alınan Türk Lirası tutarı 472.653,60 TL’dir.

    Ödenecek döviz miktarı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının ödeme gününde belirlediği döviz alış kuruna göre hesaplanır. Bu nedenle 2026 yılının tamamı için sabit bir avro bedeli ifade edilmesi doğru değildir.

    Örnek olarak, yalnızca hesaplama yöntemini göstermek amacıyla, ödeme tarihinde 1 avronun döviz alış kurunun 50 TL olduğu varsayılsın. Bu durumda yaklaşık 9.453,07 avro hesaplanır. Bu rakam gerçek ödeme gününe ait kur veya resmî tahsilat tutarı değildir.

    5.2. Yurt dışında 1095 gün şartı

    Dövizle askerlikten yararlanabilmek için yükümlülerin kural olarak yurt dışında en az üç yıl, yani 1095 gün süren çalışma veya mevzuatta kabul edilen bulunma şartını sağlaması gerekir.

    İşçi, işveren, meslek veya sanat mensubu olarak çalışanlarla yabancı bayraklı gemilerde gemi adamı statüsünde çalışanlar açısından yabancı ülkedeki çalışma ve oturma izinleri, iş sözleşmeleri ve fiili çalışma süreleri önem taşır.

    Çok vatandaşlık hakkına sahip olanlarla yurt dışında doğup yurt dışında ikamet eden ve süresiz ikamet izni bulunan belirli vatandaşlar açısından ise mevzuatta öngörülen koşullarla çalışma şartı yerine fiili bulunma süresi esas alınabilir.

    Türkiye’de geçirilen sürelerin ilgili toplamdan düşülmesi gerekir. Birden fazla ülkedeki çalışmaların birleştirilmesi mümkün olabilmekle birlikte sürelerin ve statülerin resmî belgelerle kanıtlanması zorunludur.

    5.3. Dövizle askerlikte Türkiye’ye gelmek gerekir mi?

    Mevcut düzenlemeye göre dövizle askerlik kapsamındaki kişilerin Türkiye’ye gelerek bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamaları gerekmemektedir. Bunun yerine Millî Savunma Bakanlığının uzaktan eğitim programının tamamlanması gerekir.

    Uzaktan eğitim portalı: https://dovizle.msb.gov.tr/

    Uzaktan eğitimin tamamlanması, konsolosluk başvurusunun kabulü, gerekli belgelerin incelenmesi ve ödeme işlemleri ayrı aşamalardır. Sisteme giriş yapmış olmak tek başına askerlik yükümlülüğünün tamamlandığını göstermez.

    5.4. Dövizle askerlikte yaş sınırı var mı?

    Dövizle askerlik uygulamasındaki eski 38 yaş sınırı kaldırılmıştır. Bununla birlikte yaş sınırının kaldırılması, askerlik statüsü veya diğer başvuru koşullarından bağımsız ve sınırsız bir ödeme hakkı bulunduğu anlamına gelmez.

    5.5. Yurt dışındaki Türk vatandaşlarının dikkat etmesi gerekenler

    Yurt dışında yaşadığını söyleyen bir kişinin otomatik olarak dövizle askerlik hakkı kazandığı kabul edilemez. Yurt dışı ikametinin ve çalışmasının hukuki niteliği, bulunma süresi, Türkiye’ye giriş çıkış kayıtları, gelir veya iş ilişkileri ve konsolosluk kayıtları birlikte incelenmelidir.

    Özellikle Türkiye’den ücret alan, yurt dışında resmi görevle bulunan veya mevzuatta aranan çalışma statüsünü taşımayan kişilerin dövizle askerlik başvurularında özel sınırlamalar söz konusu olabilir.

    VI. NORMAL ASKERLİK, YEDEK SUBAYLIK VE YEDEK ASTSUBAYLIK

    6.1. Altı aylık temel askerlik

    Mevcut sistemde er ve erbaş statüsündeki yükümlüler için askerlik hizmeti altı aydır. Askerlik yükümlüsü olan herkesin bedelli askerlik seçmesi zorunlu değildir. Kanuni koşulların bulunması halinde altı aylık askerlik hizmetinin yerine getirilmesi mümkündür.

    6.2. Yedek subaylık

    Yedek subaylık on iki aylık askerlik hizmetidir. Eğitim durumu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin personel ihtiyacı, sınıflandırma değerlendirmesi ve kanuni şartlar belirleyicidir.

    Yükümlünün yedek subay olmak istemesi, mutlaka yedek subay olarak sınıflandırılacağı anlamına gelmemektedir.

    6.3. Yedek astsubaylık

    Yedek astsubaylık da on iki aylık askerlik hizmetidir. Özellikle ilgili yükseköğretim mezunları bakımından değerlendirilir. Ancak öğrenim derecesi tek başına statünün kesin olarak belirleneceği anlamına gelmez.

    6.4. Hangi statü daha avantajlıdır?

    Burada tek bir hukuki veya ekonomik üstünlük değerlendirmesi yapmak mümkün değildir. Altı aylık askerlik ile on iki aylık yedek subaylık veya yedek astsubaylık farklı süre, sorumluluk, görev ve mali haklara tabidir.

    Dolayısıyla değerlendirme yalnızca askerlik süresi üzerinden değil, kişinin mesleği, eğitim durumu ve hayat planlaması üzerinden yapılmalıdır.

    VII. İSTEĞE BAĞLI İKİNCİ ALTI AY ASKERLİK

    Altı aylık temel askerlik hizmetini tamamlayan er ve erbaşlardan isteyenler, sıralı disiplin amirlerinin olumlu değerlendirmesi ve ilgili diğer şartların karşılanması halinde ikinci altı ay askerlik hizmetine devam edebilir.

    Bu durumda toplam askerlik süresi on iki aya ulaşır. İkinci altı aylık hizmete devam edenlere net asgari ücretten az olmamak üzere harçlık ödenmesi öngörülmüştür.

    İkinci altı aylık askerlik, kendiliğinden kazanılan bir hak veya zorunlu ek hizmet değildir. Kanuni koşulların ve idarenin belirlediği personel ihtiyacının bulunması gerekir.

    Bu statüden yararlanarak askerlik hizmetini tamamlayanlar bakımından belirli askeri personel temini süreçlerinde ilave puan ve sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında belirli avantajlar da öngörülmektedir. Bunların uygulanması ilgili özel mevzuata bağlıdır.

    VIII. SONRADAN TÜRK VATANDAŞI OLANLAR ASKERLİK YAPMAK ZORUNDA MI?

    Çalışmanın en önemli hukuki meselesi, Türk vatandaşlığını sonradan kazanan erkeklerin askerlik yükümlülüğüdür.

    7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 43. maddesi, vatandaşlığı sonradan kazanan kişiler bakımından özel bir düzenleme içermektedir.

    Kanunun temel yaklaşımı, sonradan Türk vatandaşı olan herkesin aynı askerlik yükümlülüğüne tabi tutulması değil, vatandaşlığın kazanıldığı yıldaki yaş, öğrenim ve askerlik geçmişine göre hukuki değerlendirme yapılmasıdır.

    8.1. 22 yaşında veya daha büyükken vatandaşlık kazananlar

    Kanunun 43. maddesine göre Türk vatandaşlığına alındıkları yıl 22 veya daha büyük yaşta olanlar, soybağına bağlı olarak sonradan vatandaşlığa alınanlara ilişkin istisna saklı olmak üzere, askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar.

    Bu kişiler yönünden daha önce başka bir ülkede fiilen askerlik yapılmış olması zorunlu değildir. Kanunun yaşa dayalı düzenlemesi bağımsız bir hukuki dayanak oluşturur.

    Örneğin 30 yaşında Türk vatandaşlığına alınan ve daha önce hiçbir ülkede askerlik yapmamış yabancı bir erkek, 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesindeki koşulları sağlıyorsa Türkiye’de yeniden askerlik yapmakla yükümlü tutulamaz.

    Burada önemli nokta, askerlik bedelinin ödenmesi yoluyla muafiyet kazanılmamasıdır. Kanun, kişinin zaten askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmasını düzenlemektedir.

    8.2. Vatandaşlık türü neden önemlidir?

    Türk vatandaşlığı doğumla, soybağına bağlı olarak, genel yolla, istisnai yolla veya kanunda düzenlenen diğer usullerle kazanılabilir.

    Vatandaşlığın hukuki kazanım sebebi, 43. madde kapsamındaki özel muafiyetin uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan etkiler.

    Özellikle soybağı nedeniyle sonradan nüfusa kaydedilen kişiler ile yabancıyken yetkili makam kararıyla Türk vatandaşlığına alınan kişilerin aynı statüde değerlendirilmesi ciddi hukuki hatalara neden olabilir.

    IX. SONRADAN VATANDAŞ OLANLARDA 22 YAŞ NASIL HESAPLANIR?

    Askeralma Yönetmeliği’nin 90. maddesi ve Millî Savunma Bakanlığının açıklamaları gereğince 22 yaş şartının hesabında doğum ayı ve günü değil, doğum yılı esas alınmaktadır.

    Başka bir ifadeyle hesaplama, vatandaşlığa alındığı yıl ile doğum yılı arasındaki fark üzerinden yapılır.

    Doğum yılı Vatandaşlık yılı Hesaplanan yaş Sonuç
    1990 2026 36 Askerlik yapmış sayılır
    2000 2026 26 Askerlik yapmış sayılır
    2004 2026 22 Askerlik yapmış sayılır
    2005 2026 21 Genel yükümlülük ve erteleme incelenir
    2007 2026 19 Askerlik çağı ve erteleme kuralları incelenir

    Tablodaki sonuçlar, soybağı istisnasına girmeyen ve ilk kez Türk vatandaşlığını kazanan kişiler bakımından hazırlanmıştır. Vatandaşlığı kaybedip yeniden kazananlar ve özel anlaşma kapsamındaki yükümlüler ayrıca değerlendirilmelidir.

    Örneğin 31 Aralık 2004 doğumlu bir erkek 1 Ocak 2026 tarihinde Türk vatandaşlığına alınmış olsun. Kişi henüz gerçek doğum gününe göre 22 yaşını doldurmamış olsa dahi kanuni hesaplamada vatandaşlık yılı ile doğum yılı arasındaki fark 22 olduğundan ilgili muafiyet uygulanabilir.

    Bu ayrım, özellikle vatandaşlık başvurusunun yıl sonunda veya yıl başında sonuçlandığı dosyalar bakımından belirleyici olabilir.

    X. 21 YAŞINDA VEYA DAHA KÜÇÜK YAŞTA VATANDAŞLIK KAZANANLAR NE YAPABİLİR?

    Sonradan Türk vatandaşlığını kazanan ve yaş nedeniyle askerlik yapmış sayılma koşulunu taşımayan kişiler, diğer muafiyet veya yerine getirmiş sayılma şartlarını sağlamıyorlarsa askerlik yükümlülüğüne tabi olabilirler.

    Ancak 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesi, bu kişiler bakımından talep halinde vatandaşlığa alınma tarihinden itibaren iki yıllık erteleme imkanı öngörmektedir.

    Bu erteleme otomatik olarak bütün kişiler hakkında uygulanmış kabul edilmemelidir. Yükümlünün askerlik durumunun ve erteleme işleminin resmi kayıtlardan doğrulanması gerekir.

    10.1. İki yıllık erteleme sonunda ne olur?

    Erteleme süresi sona eren yükümlüler, ilgili yıldaki yoklama ve sınıflandırma işlemlerine tabi tutulurlar. Öğrenim nedeniyle başka bir erteleme imkanı mevcutsa bu husus ayrıca değerlendirilebilir.

    10.2. Öğrenci olan yeni vatandaşlar

    Yeni vatandaşın üniversite öğrencisi olması, öğrenimine bağlı askerlik erteleme hakkının incelenmesini gerektirir. Ancak vatandaşlık nedeniyle tanınan iki yıllık erteleme ile öğrencilikten kaynaklanan erteleme farklı hukuki dayanaklara sahiptir.

    Erteleme sürelerinin her durumda otomatik olarak birbirine eklendiği varsayılamaz. Özellikle önceki yoklama kaçağı veya bakaya durumları, öğrenime başlama tarihi ve yaş sınırları kontrol edilmelidir.

    XI. YABANCI ÜLKEDE ASKERLİK YAPMIŞ OLANLAR TÜRKİYE’DE TEKRAR ASKERLİK YAPAR MI?

    7179 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca, Türk vatandaşlığını kazanmadan önce geldikleri ülkede askerlik yaptıklarını veya askerlik hizmetini yerine getirmiş sayıldıklarını usulüne uygun biçimde belgeleyenler, ilgili koşullarla askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılabilir.

    Bu kural, daha önce yabancı bir devlet vatandaşı olup sonradan Türk vatandaşlığına alınan kişiler açısından önemlidir.

    Örneğin 2026 yılında 21 yaşında Türk vatandaşlığı kazanan ve daha önce geldiği ülkede zorunlu askerlik hizmetini tamamlayan kişi bakımından, yalnızca yaş şartına bakılarak Türkiye’de askerlik yapmak zorunda olduğu sonucuna ulaşılamaz.

    11.1. Hangi belgeler gerekir?

    MSB’nin vatandaşlık işlemlerine ilişkin açıklamaları uyarınca yabancı ülkedeki askerlik hizmetini kanıtlayan belgelerin asıllarının ibraz edilmesi, yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmesi ve noter tarafından onaylanması gerekmektedir.

    Yabancı kamu belgelerinin Türkiye’de kullanılabilmesi için ayrıca belgenin düzenlendiği ülkeye ve uygulanabilir uluslararası düzenlemelere göre apostil veya konsolosluk tasdiki gerekip gerekmediği incelenmelidir.

    Özellikle askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmaya ilişkin yabancı makam kararlarının içeriği, kararın hangi tarihte verildiği ve hangi hukuki statüye dayandığı belirlenmelidir.

    11.2. Yabancı ülkede sağlık nedeniyle muaf olanlar

    Geldiği ülkede askerlik hizmetine başladıktan sonra ilgili ülkenin sağlık mevzuatı gereğince askerliğe elverişsiz bulunarak terhis edilen veya muaf tutulan kişiler bakımından MSB’nin belirlediği özel şartlar altında askerlik yapmış sayılma işlemi gerçekleştirilebilir.

    Bununla birlikte yabancı ülkeden alınan her sağlık raporunun Türkiye’de aynı sonucu doğuracağı düşünülmemelidir. Hizmete başlama, terhis ve yabancı kararın hukuki niteliği önem taşır.

    XII. ÇİFTE VATANDAŞLAR VE SOYBAĞIYLA TÜRK VATANDAŞI OLANLAR

    12.1. İki vatandaşlığı olan herkes muaf mıdır?

    Hayır. Çifte vatandaşlık, tek başına Türk askerlik yükümlülüğünden muafiyet sebebi değildir.

    Önemli olan, Türk vatandaşlığının ne zaman ve hangi usulle kazanıldığı, kişinin diğer vatandaşlığının ne zaman doğduğu ve uygulanabilir bir uluslararası anlaşma bulunup bulunmadığıdır.

    12.2. Doğumdan itibaren Türk vatandaşı olanlar

    Türk vatandaşlığını doğumla kazanan ve ayrıca yabancı ülke vatandaşlığı da bulunan kişiler, kural olarak Türk askerlik hukukunun genel hükümlerine tabidir.

    7179 sayılı Kanun’un 43. maddesindeki 22 yaş düzenlemesinin bu kişilere yalnızca iki vatandaşlıkları bulunduğu için uygulanması mümkün değildir.

    12.3. Soybağına bağlı olarak sonradan vatandaşlığa alınma

    Kanunun 43. maddesinin üçüncü fıkrası, soybağına bağlı olarak Türk vatandaşlığına sonradan alınanları özel düzenlemenin dışında bırakmıştır.

    Bu nedenle vatandaşlığın geç tescil edilmesi ile vatandaşlığın yetkili makam kararıyla sonradan kazanılması arasındaki farklılık mutlaka incelenmelidir.

    12.4. Başka ülkede askerlik yapmış çifte vatandaşlar

    26 Haziran 2019 tarihinde yürürlüğe giren yeni askerlik sistemiyle, çifte vatandaşların başka ülkede tamamladıkları askerlik hizmetinin Türkiye’de genel ve otomatik biçimde sayılması uygulamasına son verilmiştir.

    Ancak iki ülkeden birinde yapılan askerlik hizmetinin karşılıklı tanınmasına ilişkin yürürlükteki ikili anlaşmalar ile kanunda korunan geçiş hükümleri saklıdır. MSB, bu konuda Tunus’la yapılan düzenlemeye de açıklamalarında yer vermektedir.

    Dolayısıyla örneğin doğumdan itibaren hem Türk hem Alman vatandaşı olan bir kişinin başka ülkede askerlik yapmış olması, hiçbir ilave hukuki inceleme yapılmaksızın Türkiye’de askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacağı anlamına gelmez.

    12.5. KKTC vatandaşları

    KKTC vatandaşı iken 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 42. maddesi kapsamında Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin durumu ayrıca düzenlenmiştir. MSB bu kişileri sonradan vatandaşlığa alınan yükümlüler kapsamında değerlendirmektedir.

    Bununla birlikte askerlik hizmetinin karşılıklı tanınması, ilgili mevzuat ve özel düzenlemeler yönünden her somut olayın ayrıca incelenmesi gerekir.

    XIII. GAYRİMENKUL YATIRIMIYLA TÜRK VATANDAŞI OLANLARIN ASKERLİK DURUMU

    Türkiye’de taşınmaz satın alarak Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar bakımından vatandaşlık işlemleri 5901 sayılı Kanun’un 12. maddesi çerçevesinde yürütülmektedir.

    Yatırım yoluyla vatandaşlık kazanılması, başlı başına askerlik muafiyeti sebebi değildir. Ancak vatandaşlığın bu şekilde kazanılması ve vatandaşın yaşı, 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesinin uygulanmasını mümkün kılabilir.

    Örneğin 2026 yılında 40 yaşında taşınmaz yatırımı nedeniyle istisnai Türk vatandaşlığını kazanan bir erkek, soybağı istisnası veya özel bir durum bulunmadığı takdirde yaş şartı nedeniyle askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılır.

    Aynı yatırımcıyla birlikte vatandaşlık kazanan 19 yaşındaki erkek çocuk açısından ise sonuç farklı olabilir. Çocuğun vatandaşlığı kazanma usulü, kararın tarihi, 43. maddenin uygulanma şartları ve diğer muafiyet veya erteleme imkanları araştırılmalıdır.

    Bu nedenle vatandaşlık başvurularında aile bireylerinin askerlik statüsünün de ayrıca planlanması önemlidir.

    Yatırım yoluyla vatandaşlık kazanılmasına ilişkin güncel koşullar ve riskler, Dolğun Akademi’deki 2026 Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı: Şartlar ve Riskler başlıklı çalışmamızda ayrıntılı olarak incelenmiştir.

    XIV. TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTALİ VE GERİ ALINMASI ASKERLİĞİ NASIL ETKİLER?

    Türk vatandaşlığının kaybı, iptali, geri alınması ve yeniden kazanılması, askerlik yükümlülüğü bakımından oldukça önemli sonuçlar doğurabilir.

    Öncelikle 5901 sayılı Kanun’daki vatandaşlık kazanma kararının iptali, vatandaşlığın kaybettirilmesi, vatandaşlıktan izinle çıkma ve vatandaşlık kararının geri alınması kavramları birbirinden ayrılmalıdır.

    Bu işlemler aynı hukuki sebeplere ve aynı sonuçlara tabi değildir.

    14.1. Vatandaşlık iptal edildiğinde askerlik kaydı ne olur?

    Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların askerlik kayıtlarına yansıtılması için nüfus ve vatandaşlık kayıtları ile askerlik kayıtları arasında gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekir.

    MSB’nin açıklamaları, vatandaşlık kaybına ilişkin bilgilerin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden Askeralma Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda ulaştırılması esasına dayanmaktadır.

    Bu nedenle vatandaşlık statüsünde bir değişiklik olduğu iddia edilen kişinin yalnızca e-Devlet ekranına bakılarak hukuki durumunun kesin şekilde belirlendiği kabul edilmemelidir. İşlemin dayanağı, kesinleşme durumu, nüfus kayıtları ve askerlik kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.

    14.2. Vatandaşlığın geri alınması geçmiş askerlik işlemlerini ortadan kaldırır mı?

    Bu sorunun tek bir genel cevabı bulunmamaktadır. Vatandaşlık kararının hangi hükme dayanılarak sona erdirildiği, işlemin zaman bakımından etkisi ve daha önce gerçekleşmiş askerlik işlemleri birlikte değerlendirilmelidir.

    Örneğin vatandaşlığın sona ermesiyle yeni bir askerlik yükümlülüğünün devam edip etmeyeceği ile geçmişte verilmiş idari para cezasının hukuki geçerliliği farklı sorunlardır.

    Herhangi bir vatandaşlık kaybı kararı üzerine önceki bütün idari işlemlerin veya cezaların kendiliğinden ortadan kalkacağı ileri sürülemez.

    14.3. Yeniden Türk vatandaşlığına alınanlar

    7179 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası, Türk vatandaşlığını kaybettikten sonra yeniden kazananların askerlik işlemlerinin önceki askerlik geçmişleri dikkate alınarak yürütüleceğini düzenlemektedir.

    Bu hüküm, özellikle daha önce Türk vatandaşlığından çıkan veya vatandaşlığı sona erdirilen kişilerin yeniden vatandaşlığa alınmaları bakımından önemlidir.

    Örneğin ilk vatandaşlık döneminde askerlik yükümlülüğü bulunan, daha sonra vatandaşlığı kaybeden ve yıllar sonra yeniden Türk vatandaşlığına alınan kişinin, yeniden vatandaş olduğu tarihte 22 yaşından büyük olması tek başına 43. maddenin birinci fıkrası kapsamında yeni bir muafiyet yaratmaz.

    Çünkü bu kişi hukuken ilk kez Türk vatandaşlığı kazanan biri gibi değil, önceki askerlik safahatı dikkate alınarak değerlendirilir.

    14.4. Vatandaşlık davalarında askerlik bakımından yargısal koruma

    Vatandaşlık kararının iptali veya geri alınmasına ilişkin dava devam ederken kişinin askerlik kayıtlarıyla ilgili de idari işlemler söz konusu olabilir. Bu durumda vatandaşlık davasının sonucu ile askerlik işlemlerinin dayandığı hukuki statü arasında bağlantı bulunabilir.

    Ancak vatandaşlık hakkında dava açılması, askerlikle ilgili bütün işlemlerin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. Gerekirse her işlem bakımından ayrı idari başvuru, iptal davası ve yürütmenin durdurulması talebi değerlendirilmelidir.

    Bu konunun vatandaşlığın kazanılması sırasında kullanılan değerleme raporları, usulsüzlük iddiaları ve yargısal koruma ile ilişkisi, Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması başlıklı önceki çalışmamızda incelenmiştir.

    XV. ÖĞRENCİLİK NEDENİYLE ASKERLİK ERTELEMESİ

    Askerlik yükümlülüğünün ertelenmesi, muafiyetle aynı hukuki sonuçları meydana getirmez. Erteleme, yükümlülüğün belirli şartlarla ileri bir tarihe bırakılmasıdır.

    7179 sayılı Kanun’un 20. maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri kapsamında eğitim nedeniyle askerlik ertelemesi yapılabilmektedir.

    Öğrenim türü Genel üst yaş sınırı
    Lise veya dengi okul 22 yaş
    Fakülte veya yüksekokul 28 yaş
    Yüksek lisans ve ilgili lisansüstü öğrenim 32 yaş
    Doktora, ihtisas veya sanatta yeterlik 35 yaş

    Bu yaş sınırları azami sınırları ifade etmektedir. Öğrenciliğin devam etmesi, öğrenim seviyesinin niteliği, kayıt tarihi, önceki eğitim geçmişi ve yoklama veya bakaya durumu ayrıca incelenmelidir.

    Öğrenim kurumundan mezun olanlara veya ilişiği kesilenlere mevzuatta ayrıca belirli erteleme imkanları tanınmıştır. Örneğin dört yıl ve daha uzun süreli yükseköğretim kurumu mezunlarına, ilgili üst yaş sınırı saklı kalmak üzere, mezuniyetten itibaren iki yıllık erteleme uygulanabilmektedir.

    Yeni vatandaş olan öğrenciler açısından en önemli sorun, vatandaşlık tarihindeki yaş ve öğrenim durumu ile sonraki öğrencilik ertelemesinin birlikte değerlendirilmesidir.

    XVI. SAĞLIK NEDENİYLE ASKERLİK MUAFİYETİ

    Askerlik hizmetini yerine getirmeye sağlık bakımından elverişli olmayan kişiler, kanunda belirtilen koşullarla askerlikten muaf tutulabilir.

    Ancak kişinin kendisini askerliğe elverişsiz görmesi veya özel bir sağlık kuruluşundan alınan herhangi bir rapor, tek başına kesin askerlik muafiyeti anlamına gelmez.

    7179 sayılı Kanun’un 15, 16 ve 17. maddeleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği uygulanır.

    16.1. Sağlık muayenesi nasıl yapılır?

    Yoklama kapsamında ilk sağlık değerlendirmesi aile hekiminde veya mevzuatta belirlenen sağlık kuruluşlarında gerçekleştirilebilir. Gerektiğinde yükümlü yetkili sağlık kuruluna sevk edilir.

    Askerliğe elverişli değildir yönündeki nihai değerlendirme, yetkili sağlık kurulunun raporu ve mevzuatta öngörülen onay işlemlerine tabidir.

    16.2. Rapor kararına itiraz edilebilir mi?

    Evet. Askerlik sağlık kararlarına karşı mevzuatta itiraz imkanı bulunmaktadır. MSB’nin güncel açıklamaları uyarınca onaylı raporun tebliği veya tesliminden itibaren 30 gün içinde askerlik şubesi aracılığıyla itiraz yoluna başvurulabilir.

    İdari sağlık itirazı ile sağlık kararından doğan idari işleme karşı yargısal denetim birbirinden ayrı meselelerdir.

    16.3. Psikiyatrik ve kronik hastalıklar

    Kronik hastalıklar, bedensel engeller, psikiyatrik rahatsızlıklar ve diğer tıbbi durumlar askerlik elverişliliği bakımından önem taşıyabilir. Bununla birlikte belirli bir hastalık adının bulunması otomatik muafiyet sonucu doğurmaz.

    Hastalığın tanısı, derecesi, işlevsel etkisi ve ilgili sağlık mevzuatındaki ölçütler esas alınır. Yanlış veya gerçeğe aykırı sağlık belgesi temin edilmesi ise ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir.

    XVII. YOKLAMA KAÇAĞI, BAKAYA VE 2026 YILI İDARİ PARA CEZALARI

    Askerlik yükümlülüğüne ilişkin yaptırımlar bakımından yoklama kaçağı, saklı ve bakaya kavramlarının birbirinden ayrılması gerekir.

    Yoklama kaçağı, tabi olduğu yoklama dönemi içinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiyi; bakaya ise sevke tabi olduğu halde sevk işlemini gerçekleştirmeyen veya birliğine katılmayan kişiyi ifade eder.

    Bu durumlara ilişkin yaptırımlar yalnızca parasal sonuçlar doğurmaz. İdari para cezasının kesinleşmesinden sonra tekrarlanan fiiller veya kanunda düzenlenen diğer koşullar çerçevesinde ceza soruşturması da gündeme gelebilir.

    17.1. 2026 idari para cezası ne kadar?

    MSB’nin 2026 yılı için açıkladığı tutarlar şöyledir:

    Durum Günlük idari para cezası
    Kendiliğinden başvuran 58,13 TL
    Yakalanan 116,27 TL

    Bu tutarlar bedelli askerlik için ödenen ek bedelle karıştırılmamalıdır. İdari para cezası ile bedelli askerlik ek bedeli farklı kanuni düzenlemelerden kaynaklanır.

    17.2. Yoklama kaçağı olanların bedelli askerlik ek bedeli

    2026 yılının ikinci yarısında bedelli askerlik ek bedelinin aylık hesaplama tutarı 5.514,29 TL’dir.

    Ek bedel, mevzuatta belirtilen mazeretler dışındaki yoklama kaçağı, saklı veya bakaya kalınan süreye göre hesaplanır. Hesaplamada 1 ila 30 gün bir ay kabul edilmekte, sonraki süreler de ilgili kurala göre değerlendirilmektedir.

    Örneğin dört hesaplama aylık ek bedel söz konusu olduğunda, bu dönemdeki katsayı üzerinden 22.057,16 TL ek bedel ortaya çıkabilir. Ana bedelle birlikte 494.710,76 TL hesaplanır. Bu hesap yalnızca örnektir; gerçek sürelerin, mazeretlerin ve ödeme günündeki tutarların askerlik şubesince değerlendirilmesi gerekir.

    17.3. İdari para cezası ödenirse sorun tamamen çözülür mü?

    Hayır. İdari para cezasının ödenmesi, kişinin askerlik yükümlülüğünü yerine getirdiği anlamına gelmez. Askerlik durumunun ayrıca mevzuata uygun biçimde sonuçlandırılması gerekir.

    Benzer şekilde bedelli askerlik ek bedelinin ödenmesi de daha önceki idari para cezasının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.

    17.4. Sonradan vatandaş olan birine yanlışlıkla ceza uygulanması

    Özellikle sonradan Türk vatandaşlığı kazanan kişiler bakımından askerlik kaydı yanlış oluşturulmuş veya 43. madde dikkate alınmamış olabilir.

    Örneğin 30 yaşında vatandaşlığa alınan kişiye yoklama kaçağı işlemi tesis edilmesi halinde, öncelikle kişinin 43. madde kapsamında askerlik yapmış sayılıp sayılmadığı incelenmelidir.

    Muafiyet hakkı mevcutken uygulanan yaptırımın dayandığı hukuki ve maddi sebepler tartışılabilir. MSB’nin açıklamaları da kanunen muaf veya belirli erteleme hakkına sahip olduğu sonradan anlaşılan kişilere ilişkin idari para cezalarının kaldırılmasını öngören düzenlemelere işaret etmektedir.

    XVIII. ASKERLİK İŞLEMLERİNE KARŞI HANGİ HUKUKİ YOLLARA BAŞVURULABİLİR?

    Askerlik hukukundaki uyuşmazlıkların tamamı tek bir başvuru usulüne tabi değildir. İşlemin idari para cezası, sağlık kararı, askerlik statüsü, muafiyet reddi veya sevk işlemi olması uygulanacak hukuki yolu değiştirebilir.

    18.1. Askerlik şubesine idari başvuru

    Hatalı askerlik kaydı, eksik vatandaşlık bilgisi, yanlış doğum yılı veya mevcut muafiyetin kayda yansıtılmaması halinde ilk aşamada ilgili askerlik şubesine yazılı başvuru yapılabilir.

    Başvuruda kimlik ve vatandaşlık kayıtlarının yanı sıra karar tarihleri, önceki askerlik belgeleri ve muafiyetin kanuni dayanağı açıklanmalıdır.

    18.2. İdari para cezasına itiraz

    Yoklama kaçağı veya bakaya nedeniyle uygulanan idari para cezasına karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında kural olarak tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde sulh ceza hakimliğine başvurulmalıdır.

    Başvuruda işlemin hukuka aykırılığı, kişinin muafiyet veya erteleme hakkı, fiilin oluşmadığı iddiası ve diğer savunma nedenleri ileri sürülebilir.

    İdari para cezasına karşı başvuru süresiyle askerlik muafiyeti reddine karşı açılacak iptal davasının süresi aynı değildir.

    18.3. Askerlik işleminin iptali için idari dava

    Muafiyet talebinin reddedilmesi, askerlik statüsünün hukuka aykırı belirlenmesi veya hukuka aykırı sevk işlemi gibi idari işlemler bakımından idari yargı yolu gündeme gelebilir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi kapsamında idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür. Ancak özel kanuni süreler, tebligat ve işlemin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

    İdareye yapılan başvuruların dava süresine etkisi de İYUK’un ilgili hükümleri çerçevesinde incelenmelidir.

    18.4. Yürütmenin durdurulması

    Askerlik yükümlülüğünün hukuka aykırı biçimde uygulanması kişiye telafisi güç zararlar verebilir. Örneğin mevcut muafiyet hakkına rağmen yakın tarihte askere sevk kararı verilen kişinin statüsü özel bir aciliyet taşıyabilir.

    Bu hallerde idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğabilecek olması şartları çerçevesinde yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

    Ancak dava açılması veya idareye başvuru yapılması tek başına sevk işlemini durdurmaz. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin bir yargı kararının bulunup bulunmadığı ayrıca önemlidir.

    18.5. Ceza soruşturması bulunması

    Yoklama kaçağı veya bakaya fiilleri nedeniyle idari yaptırımın kesinleşmesinden sonraki fiiller ya da savaş ve seferberlik dönemindeki özel hükümler kapsamında ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.

    Ceza soruşturmasıyla askerlik statüsüne ilişkin idari uyuşmazlıklar birbirinden ayrılmalıdır. Ceza soruşturması bulunması, idari işlemin mutlaka hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.

    XIX. VİCDANİ RET, ANAYASAL HAKLAR VE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ

    Askerlik yükümlülüğü, yalnızca idare hukuku açısından değil, temel haklar ve özgürlükler bakımından da önem taşımaktadır.

    Vicdani ret, kişinin dini, ahlaki veya felsefi kanaatleri nedeniyle askerlik hizmetini yerine getirmeyi reddetmesidir.

    Türk hukukunda, 23 Ekim 2026 itibarıyla zorunlu askerlik yükümlülüğüne karşı genel ve bağımsız bir vicdani ret muafiyeti düzenlenmiş değildir. Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında vicdani ret talepleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü düzenleyen 9. maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.

    AİHM’in Bayatyan/Ermenistan ve Türkiye’ye ilişkin diğer kararları, vicdani ret meselesinin insan hakları hukukundaki gelişimi bakımından önemlidir.

    Kanatlı/Türkiye kararına ilişkin akademik incelemeler de yedek askerlik yükümlülüğü ile vicdan özgürlüğü arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir.

    Ancak uluslararası insan hakları hukukundaki bu gelişmelerin, Türkiye’deki her yükümlüye bireysel bir beyanla otomatik askerlik muafiyeti sağladığı söylenemez.

    Bu nedenle vicdani ret beyanına dayanarak askerlik işlemlerinin yerine getirilmemesi halinde ortaya çıkabilecek idari ve cezai sonuçlar ayrıca değerlendirilmelidir.

    Bu tartışmanın anayasal özünde, devletin vatan hizmetini düzenleme yetkisi ile kişinin vicdan özgürlüğünün korunması arasında kurulacak hukuki denge bulunmaktadır.

    XX. 2026 YILININ EN GÜNCEL ASKERLİK HABERLERİ VE TAKVİMİ

    20.1. 17 Nisan 2026: Bedelli askerlik göstergesi artırıldı

    7577 sayılı Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla bedelli askerlik hesabında kullanılan gösterge yükseltilmiştir. MSB, Nisan 2026 dönemindeki yeni bedeli 416.361,30 TL olarak açıklamıştır.

    20.2. 5 Haziran 2026: MSB’den ücret güncellemesi uyarısı

    Millî Savunma Bakanlığı, 1 Temmuz 2026 tarihinde memur aylık katsayısına bağlı olarak bedelli askerlik tutarının değişeceğini duyurmuş ve eski bedelden yararlanmak isteyenlerin ilgili tarihten önce başvuru ve ödeme işlemlerini tamamlaması gerektiğini açıklamıştır.

    20.3. 7 Temmuz 2026: Yeni bedelli askerlik tutarı açıklandı

    Yılın ikinci altı aylık dönemi için bedelli askerlik ücreti 472.653,60 TL, aylık ek bedel 5.514,29 TL olarak belirlenmiş ve müracaat işlemleri yeniden başlatılmıştır.

    20.4. 27 Temmuz 2026: Kasım sınıflandırma dönemi açıklandı

    MSB’nin Kasım 2026 sınıflandırma dönemi duyurusuna göre bu dönem için yoklama ve tercih işlemlerinin 31 Ağustos 2026 tarihine kadar tamamlanması gerekiyordu.

    23 Ekim 2026 itibarıyla yayımlanmış resmî takvime göre sınıflandırma sonuçlarının 27 Ekim 2026 tarihinde duyurulması öngörülmektedir. Bu tarih, çalışmanın yayımlandığı gün bakımından henüz gelmemiştir.

    20.5. Yaklaşan sevk tarihleri

    Statü ve grup Sevk tarihi
    Yedek subay/astsubay adayları ve er 1. grup 5 Kasım 2026
    Er 2. grup 3 Aralık 2026
    Er 3. grup 7 Ocak 2027

    MSB açıklamasına göre sevk belgeleri, sevk tarihinden on gün önce e-Devlet veya askerlik şubesi üzerinden temin edilebilir. Kişisel sevk ve sınıflandırma bilgileri resmî sistemden doğrulanmalıdır.

    Kaynak: MSB Kasım 2026 Sınıflandırma Dönemi Duyurusu.

    XXI. SOMUT HUKUKİ OLAYLAR VE ÇÖZÜM ÖRNEKLERİ

    Olay 1: 35 yaşında Türk vatandaşlığı kazanan yabancı

    1988 doğumlu bir yabancı, 2026 yılında yatırım yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmıştır. Daha önce hiçbir ülkede askerlik yapmamıştır. Kendisine askerlik yapması gerektiği bildirilmiştir.

    Hukuki değerlendirme: Kişinin ilk kez Türk vatandaşlığı kazanması ve soybağı istisnasına girmemesi halinde, vatandaşlık yılındaki yaşı nedeniyle 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesi uygulanmalıdır. Bu durumda askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılma koşullarının bulunduğu ileri sürülebilir.

    Çözüm: Vatandaşlık kazanma tarihi ve hukuki sebebini gösteren belgelerle askerlik şubesinden kaydın düzeltilmesi talep edilmelidir. Ret veya yaptırım bulunması halinde uygun idari ve yargısal yollar değerlendirilmelidir.

    Olay 2: 21 yaşındaki yeni vatandaş ve üniversite öğrencisi

    2005 doğumlu yabancı erkek, 2026 yılında Türk vatandaşlığını kazanmıştır. Türkiye’de üniversite eğitimi görmektedir.

    Hukuki değerlendirme: Kişi vatandaşlık yılındaki yaş nedeniyle doğrudan askerlik yapmış sayılma koşulunu karşılamamaktadır. Ancak vatandaşlık nedeniyle iki yıllık erteleme ile üniversite öğrenciliğine bağlı erteleme imkanları incelenmelidir.

    Çözüm: Vatandaşlık kararı, öğrenci belgesi ve askerlik kayıtları birlikte değerlendirilerek erteleme işlemi yapılmalıdır.

    Olay 3: Önceden askerlik yapmış Afgan vatandaşının Türk vatandaşlığı kazanması

    21 yaşındaki bir Afgan erkek, ülkesinde askerlik hizmetini tamamlamış ve daha sonra Türk vatandaşlığı kazanmıştır.

    Hukuki değerlendirme: Kanunun 43. maddesi kapsamında önceki askerlik hizmetini belgeleyen kişinin, yaş şartını taşımamasına rağmen askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılma imkanı bulunabilir.

    Çözüm: Yabancı ülkedeki askerlik belgesinin aslı, gerekli tasdikler ve usulüne uygun Türkçe tercümesi hazırlanarak idareye sunulmalıdır.

    Olay 4: Çifte vatandaş olan ve Almanya’da yaşayan Türk

    Doğumdan itibaren Türk vatandaşı olan kişi ayrıca Alman vatandaşlığına sahiptir. Almanya’da yaşamaktadır ve Türkiye’de askerlik yapmamıştır.

    Hukuki değerlendirme: Kişinin çifte vatandaş olması, 43. maddedeki sonradan vatandaşlığa alınma muafiyetini kendiliğinden doğurmaz. Ancak yurt dışı ertelemesi veya dövizle askerlik koşulları incelenebilir.

    Çözüm: İkamet, çalışma ve giriş-çıkış belgeleri ile 1095 gün koşulu ve ilgili konsolosluk işlemleri araştırılmalıdır.

    Olay 5: Vatandaşlığı iptal edilen kişinin yeniden vatandaşlık kazanması

    Türk vatandaşı iken askerlik yükümlülüğü bulunan bir kişinin vatandaşlığı daha sonra sona ermiş, yıllar sonra yeniden Türk vatandaşlığına alınmıştır.

    Hukuki değerlendirme: Bu kişi ilk kez vatandaşlığa alınan kişiler gibi değerlendirilemez. Önceki askerlik safahatı dikkate alınarak 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.

    Çözüm: Önceki vatandaşlık ve askerlik kayıtları, vatandaşlığın sona erdiği tarihteki durum ve yeniden vatandaşlığa alınma kararı incelenmelidir.

    Olay 6: Muafiyet hakkına rağmen yoklama kaçağı cezası

    2026 yılında 28 yaşında Türk vatandaşlığını kazanan kişinin askerlik kayıtlarında muafiyet görünmemekte ve hakkında yoklama kaçağı idari para cezası bulunmaktadır.

    Hukuki değerlendirme: Öncelikle gerçek askerlik yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. 43. madde kapsamında askerlik yapmış sayılma koşulları gerçekleşmişse idari para cezasının hukuki dayanağı ayrıca tartışılabilir.

    Çözüm: Kayıt düzeltme ve muafiyet başvurusunun yanı sıra idari para cezasına karşı 15 günlük sulh ceza hakimliği başvuru süresi dikkate alınmalıdır.

    XXII. SONRADAN TÜRK VATANDAŞI OLANLAR İÇİN HUKUKİ İŞLEM PLANI

    Sonradan vatandaş olan kişinin askerlik yükümlülüğünün belirlenmesinde aşağıdaki soruların sırasıyla yanıtlanması gerekir:

    1. Türk vatandaşlığı ilk kez mi kazanılmıştır, yoksa yeniden mi kazanılmıştır?
    2. Vatandaşlık kazanma işleminin kesin tarihi ve hukuki sebebi nedir?
    3. Vatandaşlık soybağına mı, yetkili makam kararına mı dayanmaktadır?
    4. Kişi vatandaşlığa alındığı yıl kaç yaşındadır?
    5. Geldiği ülkede askerlik yapmış mıdır veya yapmış sayılmış mıdır?
    6. Yabancı askerlik belgeleri usulüne uygun biçimde temin edilmiş midir?
    7. Kişinin Türkiye’deki askerlik kaydında hangi statü bulunmaktadır?
    8. Erteleme, muafiyet veya askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılma koşulları oluşmuş mudur?
    9. Yoklama kaçağı, bakaya, sevk veya idari para cezası işlemi mevcut mudur?
    10. Başvuru ya da dava açılması gereken bir idari karar bulunmakta mıdır?

    Bu inceleme yapılmadan kişinin bedelli askerlik ücretini yatırması veya askerlik hizmetine başlaması her zaman doğru yaklaşım olmayabilir.

    Özellikle aslında askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılan bir kişinin hatalı kayıt nedeniyle ödeme yapması, sonradan ödeme iadesi ve idari uyuşmazlık sorunlarını gündeme getirebilir.

    Bu nedenle önce hukuki statünün tespit edilmesi, ardından varsa ödeme veya fiili askerlik yükümlülüğünün değerlendirilmesi gerekir.

    XXIII. 2026 ASKERLİK HUKUKU HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR

    1. 2026 bedelli askerlik ücreti kaç TL?

    1 Temmuz–31 Aralık 2026 döneminde 472.653,60 TL’dir.

    2. Bedelli askerlikte ek bedel ne kadar?

    2026’nın ikinci yarısında yoklama kaçağı, saklı veya bakaya sürelerinin ilgili hesaplama ayı için ek bedel 5.514,29 TL’dir. Gerçek ödeme yükümlülüğü süre ve mazeretlere göre hesaplanır.

    3. 2026 yılında normal askerlik kaç ay?

    Er ve erbaş statüsündeki temel askerlik altı aydır.

    4. Yedek subaylık kaç ay?

    On iki aydır.

    5. Dövizle askerlikte Türkiye’ye gelmek gerekir mi?

    Kanuni şartları sağlayan ve dövizle askerlik işlemlerini tamamlayan kişiler bakımından kışlada fiili temel eğitim yapılması şartı bulunmamaktadır. Uzaktan eğitim zorunludur.

    6. 30 yaşında Türk vatandaşlığı kazandım, askere gidecek miyim?

    İlk kez ve soybağı dışında bir usulle vatandaşlık kazanılmışsa 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesi gereğince askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılma koşulları bulunabilir.

    7. 22 yaş sınırında doğum günüm önemli mi?

    MSB uygulamasına göre doğum yılı esas alınır; doğum ayı ve günü belirleyici değildir.

    8. Yatırım yoluyla vatandaşlık kazananlar muaf mı?

    Yatırım yapmak tek başına muafiyet sebebi değildir. Vatandaşlığın kazanıldığı yılın yaşı ve diğer kanuni koşullar belirleyicidir.

    9. 18 yaşında vatandaşlık kazanan çocuk askerlik yapar mı?

    Yaşa dayalı askerlik yapmış sayılma koşulu bulunmadığından ileride askerlik yükümlülüğü gündeme gelebilir. Vatandaşlığı kazanma şekli, önceki askerlik durumu, erteleme ve diğer muafiyetler incelenmelidir.

    10. Yurt dışında askerlik yaptım; Türkiye’de tekrar yapar mıyım?

    İlk kez sonradan Türk vatandaşı olan kişi açısından 43. madde uygulanabilir. Doğumdan itibaren Türk vatandaşı olan çifte vatandaşlar için ise farklı kurallar ve varsa ikili anlaşmalar dikkate alınır.

    11. Çifte vatandaşlık otomatik muafiyet sağlar mı?

    Hayır.

    12. Sonradan vatandaşlığa alınan 20 yaşındaki kişi tecil yaptırabilir mi?

    43. maddede öngörülen iki yıllık erteleme talep edilebilir. Diğer erteleme haklarının varlığı ayrıca incelenir.

    13. Bedelli askerlik taksitlendirilir mi?

    Mevcut düzenlemeye göre peşin ödeme esastır; taksitlendirme bulunmamaktadır.

    14. Bedelli askerlikte bir ay kışlaya gitmek zorunlu mu?

    Kural olarak evet.

    15. Askerlik idari para cezasına kaç günde itiraz edilir?

    Kural olarak tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine başvurulur.

    16. Muafiyet başvurum reddedilirse dava açabilir miyim?

    İşlemin niteliğine göre idari yargıda iptal davası gündeme gelebilir. Genel dava açma süresi 60 gün olmakla birlikte özel düzenlemeler ve süre başlangıcı ayrıca değerlendirilmelidir.

    17. Vatandaşlığım iptal edilirse askerlik borcum silinir mi?

    Vatandaşlık kaybının hukuki sebebi ve zaman bakımından etkisi ile mevcut askerlik ve yaptırım kayıtları ayrı ayrı incelenmeden kesin bir sonuca ulaşılamaz.

    18. Yeniden Türk vatandaşı olursam 22 yaş muafiyetinden yararlanabilir miyim?

    Yeniden vatandaşlığı kazananların önceki askerlik safahatı dikkate alınır. İlk kez vatandaşlık kazananlara ilişkin 22 yaş kuralı otomatik olarak yeniden uygulanmaz.

    19. Askerliğe elverişsiz kararı aile hekiminden alınabilir mi?

    Aile hekimi ilgili sevk işlemlerini yapabilir ancak kesin askerliğe elverişsiz sağlık kararı yetkili sağlık kurulu ve mevzuatta öngörülen onay sürecine tabidir.

    20. Dövizle askerlikte 2026 yılında kesin avro tutarı nedir?

    Sabit avro tutarı yoktur. Ödeme tarihinde uygulanacak döviz alış kuru esas alınmaktadır.

    XXIV. SONUÇ VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME

    Türkiye’de askerlik yükümlülüğü, genel bir anayasal ödevin çok sayıda özel kanuni düzenlemeyle somutlaştırıldığı karmaşık bir kamu hukuku alanıdır.

    7179 sayılı Askeralma Kanunu’yla oluşturulan mevcut sistem; altı aylık askerlik, on iki aylık yedek subaylık ve yedek astsubaylık, bedelli askerlik ve dövizle askerlik gibi farklı hizmet biçimlerini içermektedir. Ayrıca erteleme, muafiyet ve askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılma halleri de sistemin ayrılmaz parçalarıdır.

    2026 yılındaki en önemli mali gelişme, 7577 sayılı Kanun ile bedelli askerlik bedeline esas göstergenin yükseltilmesidir. Bunun sonucunda yılın ikinci yarısı için bedelli askerlik tutarı 472.653,60 TL’ye ulaşmıştır.

    Bununla birlikte askerlik hukukunun en önemli sorunlarının yalnızca mali yükümlülüklerden ibaret olmadığı açıktır.

    Özellikle Türk vatandaşlığını sonradan kazanan kişiler bakımından vatandaşlığın hangi hukuki yolla kazanıldığı, kazanıldığı yılın yaşı, yabancı ülkedeki askerlik hizmeti, önceki vatandaşlık safahatı ve nüfus kayıtlarının doğruluğu belirleyici niteliktedir.

    Kanunun 43. maddesinde düzenlenen 22 yaş ölçütü, sonradan vatandaşlığa alınan kişiler bakımından önemli bir hukuki güvence oluşturmaktadır. Buna karşılık bu hükmün soybağına bağlı olarak vatandaşlığa alınan kişiler veya vatandaşlığını kaybettikten sonra yeniden kazananlar bakımından aynı biçimde uygulanabileceği ileri sürülemez.

    Askerlik yükümlülüğünün yanlış belirlenmesi yalnızca bir kayıt sorunu da değildir. Hatalı kayıtlar sebebiyle kişiler hakkında sevk işlemleri, yoklama kaçağı kayıtları, idari para cezaları ve belirli şartlarda ceza soruşturmaları gündeme gelebilir.

    Bu nedenle hukuken doğru yaklaşım, önce kişinin askerlik yükümlüsü olup olmadığını belirlemek; ardından yükümlülüğün hangi statüde, ne zaman ve nasıl yerine getirileceğini değerlendirmektir.

    Askerlik muafiyetinin bulunduğu bir durumda bedelli askerlik ödemesi yapılması veya hukuken erteleme hakkı olan kişinin doğrudan sevke tabi tutulması, hak kayıplarına yol açabilir.

    Diğer taraftan askerlik yükümlülüğünün varlığını görmezden gelerek yalnızca yurt dışında ikamet edilmesine veya çifte vatandaşlığa dayanılması da güvenilir bir hukuki çözüm değildir.

    Hukuk devletinin gereği, askerlik yükümlülüğünün açık, öngörülebilir, bireysel durumları dikkate alan ve etkili yargısal denetime açık kurallarla uygulanmasıdır.

    Bu kapsamda askerlik hukukunda temel mesele yalnızca kaç ay askerlik yapılacağı veya ne kadar bedel ödeneceği değil; devletin askerlik yükümlülüğünü hangi kanuni koşullarla doğurduğu, sınırladığı ve sona erdirdiğidir.

    XXV. MEVZUAT, RESMİ KAYNAKLAR VE AKADEMİK KAYNAKÇA

    A. Anayasal ve Kanuni Kaynaklar

    1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m.10, m.24, m.72 ve m.125. Anayasa Mahkemesi – Anayasa metni.
    2. 7179 sayılı Askeralma Kanunu, 26.06.2019 tarihli ve 30813 sayılı Resmi Gazete; özellikle m.2-9, m.14-24, m.38-45.
    3. Askeralma Yönetmeliği, 22.07.2020; özellikle bedelli askerlik, dövizle askerlik, erteleme, muafiyet ve vatandaşlığa sonradan alınanların işlemlerine ilişkin hükümler.
    4. 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 02.04.2026; RG 17.04.2026, sayı 33227. TBMM kanun bilgileri.
    5. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, özellikle m.12, m.29, m.31, m.32, m.40 ve m.42.
    6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle m.7, m.11 ve m.27.
    7. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, özellikle m.17 ve m.27.
    8. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği.
    9. 7201 sayılı Tebligat Kanunu.

    B. Millî Savunma Bakanlığı Kaynakları

    1. MSB Askeralma Genel Müdürlüğü, 07.07.2026, 1 Temmuz–31 Aralık 2026 Bedelli Askerlik Müracaat Duyurusu.
    2. MSB, Vatandaşlık İşlemleri – Sonradan Türk Vatandaşlığına Alınanların Askerlik Durumu.
    3. MSB, Bedelli Askerlik Hizmetinden Yararlanma Şartları.
    4. MSB, Dövizle Askerlik İşlemleri.
    5. MSB, Öğrenci Erteleme İşlemleri.
    6. MSB, Yoklama Kaçağı, Saklı ve Bakayaların Takip ve Cezalandırma İşlemleri.
    7. MSB, Kasım 2026 Sınıflandırma Dönemi Duyurusu, 27.07.2026.
    8. MSB, Muvazzaflık ve Terhis İşlemleri.
    9. MSB, Askerlik İşlemleri Sıkça Sorulan Sorular.
    10. MSB, Dövizle Askerlik Uzaktan Eğitim Portalı.

    C. Akademik Yayınlar ve İnsan Hakları Kaynakları

    1. Pala, Gülşah, “Osmanlı Asker Alma Sisteminde Bedel-i Şahsî: Askerlik Yükümlülüğüne Alternatif Bir Uygulama”, Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi, C.13, S.1, 2026. DergiPark.
    2. Fidan, Merve; Hasta, Derya, “Vicdani Redde Yönelik Tutumların Yordanması: Erkek Rolleri ve İnsan Haklarına Yönelik Tutumların Aracı Rolü Üzerine Bir Çalışma”, Türk Psikoloji Dergisi, C.41, S.97, 2026. DergiPark.
    3. “Vicdanın Yedeği Olabilir mi: Güncel Bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararının İncelemesi – Kanatlı/Türkiye”, Yaşar Hukuk Dergisi. DergiPark.
    4. “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Vicdani Ret”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. DergiPark.
    5. Batıgün, Elif Selen, “5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’na Göre Vatandaşlığın Kaybettirilmesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.17, S.1, 2026. DergiPark.
    6. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Bayatyan/Ermenistan, B. No. 23459/03, 07.07.2011.
    7. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ülke/Türkiye, B. No. 39437/98, 24.01.2006.
    8. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kanatlı/Türkiye, B. No. 18382/15, 12.03.2024.

    Kaynakların kullanımında mevzuat hükümleri, resmî uygulama açıklamaları, tarihsel araştırmalar ve insan hakları hukuku yorumları birbirinden ayrılmıştır. Akademik yayınlar kanuni düzenlemelerin yerine geçen bağlayıcı hukuk kaynakları olarak değil, hukuki tartışmayı zenginleştiren bilimsel çalışmalar olarak değerlendirilmiştir.

    XXVI. DOLĞUN AKADEMİ’DEKİ İLGİLİ HUKUKİ ÇALIŞMALARIMIZ

    Askerlik yükümlülüğünün vatandaşlığın kazanılması ve kaybıyla bağlantısının daha kapsamlı anlaşılabilmesi için daha önce yayımladığımız aşağıdaki çalışmalar da incelenebilir.

    1. 2026 Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı: Şartlar, Güncel Yatırım Tutarları ve Riskler. Yatırımın hukuki niteliği, vatandaşlığın kazanılması ve yeni vatandaşların statüsü.
    2. Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması. İptal, geri alma ve idari yargısal koruma.
    3. Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: Ekspertiz, Eksik Yatırım, Aile, Çocuklar, Askerlik ve Soruşturulan İnşaat Şirketleri. Vatandaşlık kaybının aile bireylerine ve askerlik statüsüne etkisi.
    4. Gerçek Yatırımcının Türk Vatandaşlığı İptal Edilir mi?. İdari işlemler, delil tespiti ve yargısal koruma.

    YAZAR VE HUKUKİ İLETİŞİM BİLGİLERİ

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa – Hukuk Dersleri
    TD Hukuk ve Danışmanlık – TD Law Firm
    Dolğun Akademi

    Çalışma alanları: Türk Vatandaşlığı Hukuku, Yabancılar Hukuku, İdare Hukuku, Ceza Hukuku, Anayasa Hukuku ve Milletlerarası Özel Hukuk.

    Ofis: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, A2 Blok, No: 206, Yeşilköy, Bakırköy / İstanbul
    Telefon: +90 212 299 44 22
    İnternet: www.dolgun.av.tr

    Hukuki bilgilendirme notu: Bu makale 23 Ekim 2026 itibarıyla erişilebilen mevzuat, resmî kurum duyuruları ve akademik çalışmalar temel alınarak hazırlanmıştır. Parasal tutarlar, celp tarihleri, katsayılar ve idari uygulamalar daha sonra değişebilir. Özellikle askerlik muafiyeti, erteleme, idari para cezası ve vatandaşlık kaybı konularında somut kişinin kayıtları ve uygulanabilir hukuk ayrıca incelenmelidir. Bu çalışma bireysel hukuki danışmanlık veya kesin sonuç garantisi niteliğinde değildir.

    DOLĞUN AKADEMİ | AV. MURAT CAN DOLĞUN | 2026

  • Türkiye’de Boşanma Davaları: Yabancı Eş, Çifte Vatandaşlık, Yurt Dışında Yaşayan Eş ve Konsolosluk İşlemleri

    Türkiye’de Boşanma Davaları: Yabancı Eş, Çifte Vatandaşlık, Yurt Dışında Yaşayan Eş ve Konsolosluk İşlemleri

    Türkiye’de boşanma davaları yalnızca iki Türk vatandaşının Türkiye’de yaşadığı klasik aile hukuku uyuşmazlıklarından ibaret değildir. Günümüzde eşlerden birinin yabancı olması, iki eşin farklı vatandaşlıklara sahip bulunması, evliliğin başka bir ülkede yapılmış olması, eşlerden birinin sonradan Türk vatandaşlığını kazanması veya eşlerden birinin yurt dışında yaşaması son derece sık karşılaşılan durumlardır.

    Bu tür dosyalarda ilk soru çoğu zaman “Türkiye’de boşanabilir miyim?” şeklinde sorulsa da hukuken cevaplanması gereken meseleler bundan daha geniştir. Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olup olmadığı, hangi ülke hukukunun uygulanacağı, yabancı ülkedeki eşe nasıl tebligat yapılacağı, nafaka ve tazminat hesabında yurt dışındaki gelirlerin nasıl araştırılacağı, Türk konsolosluğunun hangi işlemleri yapabileceği ve yurt dışında daha önce verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de nasıl sonuç doğuracağı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

    Türk Hukukunda Boşanma Türleri Nelerdir?

    Türk hukukunda uygulamada boşanma davaları öncelikle anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olarak iki ana grupta ele alınmaktadır.

    Bunun yanında Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel ve genel boşanma sebepleri olarak düzenlenmiştir.

    Özel boşanma sebepleri;

    • zina,
    • hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,
    • suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,
    • terk,
    • akıl hastalığıdır.

    Genel boşanma sebebi ise Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.

    Anlaşmalı Boşanma

    Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşlerin birlikte mahkemeye başvurması veya bir eşin diğer eş tarafından açılmış boşanma davasını kabul etmesi mümkündür.

    Ancak tarafların yalnızca “boşanmak istiyoruz” demesi yeterli değildir. Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

    Çekişmeli Boşanma

    Eşlerden biri boşanmak istemiyorsa veya taraflar boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası gündeme gelir.

    Kusur, nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet, kişisel ilişki, ziynet alacağı ve diğer talepler dosyanın niteliğine göre ayrıca değerlendirilebilir.

    Eşlerden Birinin Yabancı Olması Türkiye’de Boşanmaya Engel midir?

    Hayır.

    Eşlerden birinin yabancı olması veya her iki eşin de yabancı olması tek başına Türkiye’de boşanma davası açılmasına engel değildir.

    Ancak yabancılık unsuru bulunan bir boşanma dosyasında iki soru birbirinden mutlaka ayrılmalıdır:

    Birincisi, Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olup olmadığıdır.

    İkincisi ise boşanmaya hangi ülkenin hukukunun uygulanacağıdır.

    Türk mahkemesinin davaya bakmaya yetkili olması, uyuşmazlığa mutlaka Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez.

    5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini kural olarak iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirlemektedir.

    Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

    Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaları bakımından MÖHUK m.41’de ayrıca özel bir milletlerarası yetki düzenlemesi bulunmaktadır.

    Bu nedenle “eşim yurt dışında yaşıyor, Türkiye’de boşanma davası açamam” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.

    İki Yabancı Türkiye’de Boşanabilir mi?

    Şartların bulunması halinde evet.

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2025/5548 E. ve 2026/4435 K. sayılı kararı bu konuda oldukça önemlidir.

    Karara konu olayda davacı Mısır, davalı ise Suudi Arabistan vatandaşıdır. Tarafların Türk vatandaşlığıyla ilgileri bulunmamasına rağmen uzun süredir Türkiye’de yaşadıkları tespit edilmiştir.

    Yargıtay, yabancıların kimliklerini ve geçerli bir evliliklerinin bulunduğunu belgelendirmelerinin boşanma davası bakımından yeterli olabileceğini; evliliğin mutlaka Türk nüfus kayıtlarında bulunmasının aranamayacağını belirtmiştir.

    Tarafların müşterek mutad meskenlerinin Türkiye olması nedeniyle MÖHUK m.14 kapsamında Türk hukukunun uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

    Dolayısıyla iki yabancının Türkiye’de boşanması hukuken mümkündür. Ancak mahkemenin milletlerarası yetkisi ve uygulanacak hukuk her dosyada ayrıca incelenmelidir.

    Farklı Ülke Vatandaşlarının Boşanmasında Hangi Hukuk Uygulanır?

    Yabancılık unsuru bulunan boşanma davalarında temel düzenleme MÖHUK m.14’tür.

    Boşanma ve ayrılığın sebepleri ve hükümleri bakımından öncelikle eşlerin müşterek milli hukuku uygulanır.

    Eşlerin ortak vatandaşlığı yoksa müşterek mutad mesken hukuku uygulanır.

    Müşterek mutad mesken de bulunmuyorsa Türk hukuku uygulanır.

    Bu nedenle örneğin eşlerden birinin Mısır, diğerinin Suudi Arabistan vatandaşı olması halinde yalnızca vatandaşlıklara bakılarak sonuca ulaşılamaz. Eşlerin müşterek mutad meskenlerinin nerede olduğu ayrıca araştırılır.

    Burada “mutad mesken” yalnızca nüfus veya adres kayıtlarından ibaret değildir. Kişilerin hayat ilişkilerinin fiilen yoğunlaştığı ve belirli bir süreklilik gösteren yaşam merkezi önem taşır.

    Sonradan Türk Vatandaşı Olan Yabancıların Boşanması

    Uygulamada özellikle dikkat edilmesi gereken konulardan biri, evlendikleri tarihte yabancı olup daha sonra Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin boşanmasıdır.

    Örneğin iki Suriye vatandaşı Suriye’de evlenmiş olabilir. Eşlerden biri veya her ikisi daha sonra Türk vatandaşlığını kazanmış olabilir.

    Bu durumda boşanma davasında yalnızca evlilik tarihindeki vatandaşlıklara bakılmaz.

    MÖHUK m.3 uyarınca uygulanacak hukukun vatandaşlık, yerleşim yeri veya mutad mesken esasına göre belirlendiği hallerde, kanunda aksi öngörülmedikçe dava tarihindeki durum esas alınır.

    Dolayısıyla boşanma davasının açıldığı tarihte kişinin hangi vatandaşlığa sahip olduğu önemlidir.

    Bir diğer önemli düzenleme MÖHUK m.4’tür.

    Bir kişinin birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olması ve bu vatandaşlıklardan birinin Türk vatandaşlığı olması halinde, vatandaşlık esasına göre uygulanacak hukukun belirlenmesinde Türk hukuku dikkate alınır.

    Bu nedenle sonradan Türk vatandaşlığını kazanmış bir kişinin boşanmasında;

    • evlenme tarihindeki vatandaşlık,
    • Türk vatandaşlığının kazanıldığı tarih,
    • dava tarihindeki vatandaşlık,
    • kişinin diğer vatandaşlığını muhafaza edip etmediği,
    • diğer eşin vatandaşlığı,
    • eşlerin müşterek mutad meskeni

    birlikte değerlendirilmelidir.

    “Evlendiğimizde ikimiz de yabancıydık, dolayısıyla boşanmamızda da yalnızca yabancı hukuk uygulanır” şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değildir.

    Evlilik Yurt Dışında Yapılmışsa Türkiye’de Boşanılabilir mi?

    Evliliğin Türkiye dışında yapılmış olması tek başına Türkiye’de boşanma davası açılmasına engel değildir.

    Ancak evliliğin hukuken mevcut olduğunun ve geçerli şekilde kurulduğunun belgelenmesi gerekir.

    Yabancı evlenme belgesi, belgenin düzenlendiği ülkeye göre apostil veya diğer tasdik işlemleri ve gerektiğinde Türkçe tercümesi önem taşımaktadır.

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararında da Türkiye nüfusuna kayıtlı olmayan yabancıların kimliklerini ve evli olduklarını belgelemelerinin boşanma davası bakımından yeterli olabileceği kabul edilmiştir.

    Eşlerden Biri Yurt Dışında Yaşıyorsa Boşanma Davası Nasıl Yürür?

    Eşlerden birinin Almanya, İngiltere, Fransa, ABD, Kanada, Suudi Arabistan veya başka bir ülkede yaşaması Türkiye’deki boşanma davasının yürütülmesini tek başına engellemez.

    Ancak bu durumda en önemli usuli konulardan biri yurt dışı tebligatıdır.

    Dava dilekçesi, tensip zaptı, duruşma günü, bilirkişi raporları, bazı ara kararlar ve gerekçeli karar gibi belgelerin karşı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekebilir.

    Yurt dışı tebligatının yanlış yöntemle yapılması yalnızca birkaç haftalık bir gecikmeye neden olmayabilir. Usulsüz tebligat hukuki dinlenilme hakkı, kanun yolu süreleri ve kararın kesinleşmesi bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.

    Bu nedenle yabancılık unsuru bulunan boşanma dosyalarında tebligat stratejisinin davanın başında belirlenmesi gerekir.

    Yurt Dışındaki Türk Vatandaşına Tebligat Nasıl Yapılır?

    7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 25/a maddesi yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yapılacak tebligatlar bakımından özel bir düzenleme içermektedir.

    Bu yöntem yalnızca Türk vatandaşları bakımından uygulanır.

    Yargı mercilerince çıkarılan tebligat evrakının belirli şartlarla ilgili Türk Büyükelçiliği veya Başkonsolosluğu aracılığıyla tebliği mümkündür.

    Bu konu sonradan Türk vatandaşlığını kazanmış kişiler bakımından da önem taşır. Muhatabın güncel vatandaşlık statüsünün tebligat yönteminin belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.

    Yurt Dışındaki Yabancı Eşe Tebligat Nasıl Yapılır?

    Yurt dışında yaşayan eş yabancı ülke vatandaşıysa Tebligat Kanunu m.25/a’daki Türk vatandaşlarına özgü yöntem doğrudan uygulanmaz.

    Bu durumda ilgili ülke ile Türkiye arasındaki milletlerarası sözleşmeler, ikili adli yardımlaşma anlaşmaları ve uygulanabilir diğer tebligat kuralları incelenmelidir.

    Türkiye, 1965 tarihli Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne taraftır.

    Ancak yurt dışı tebligatında her ülke bakımından aynı prosedürün uygulanacağı düşünülmemelidir. İlgili ülkenin sözleşmeye taraf olup olmadığı, beyan ve çekinceleri, tercüme gereklilikleri ve kabul ettiği tebligat yöntemleri ayrıca kontrol edilmelidir.

    Dolayısıyla Almanya’daki bir eşe yapılacak tebligat ile başka bir ülkedeki eşe yapılacak tebligatın aynı şekilde yürütüleceği varsayılmamalıdır.

    Yurt Dışı Tebligatı Boşanma Davasını Neden Uzatabilir?

    Yurt dışındaki adresin eksik olması, muhatabın güncel adresinin tespit edilememesi, yanlış tebligat yönteminin seçilmesi, tercümelerin eksik hazırlanması veya ilgili ülkenin uluslararası tebligat kurallarının dikkate alınmaması yargılamayı ciddi biçimde uzatabilir.

    Anayasa Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli S.A. başvurusunda bunun çarpıcı bir örneği görülmüştür. Yurt dışında bulunan eşe boşanma kararının tebliğ edilememesi nedeniyle kararın yaklaşık on yedi yıl kesinleşemediği bir süreç Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiştir.

    Bu örnek, yurt dışı tebligatının boşanma dosyasında tali bir bürokratik işlem olarak görülmemesi gerektiğini göstermektedir.

    Yurt Dışında Yaşayan Eşin Sosyal ve Ekonomik Durumu Nasıl Araştırılır?

    Boşanma davalarında tarafların ekonomik ve sosyal durumları özellikle tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve maddi-manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde önem taşır.

    Bir eş Türkiye’de yaşıyorsa sosyal ve ekonomik durum araştırması Türkiye’deki kurumlar ve kayıtlar üzerinden gerçekleştirilebilir.

    Ancak eş yurt dışında yaşıyorsa yalnızca Türkiye’deki kayıtlara bakılması kişinin gerçek ekonomik gücünü göstermeyebilir.

    Bu durumda uluslararası adli yardımlaşma ve istinabe mekanizmaları gündeme gelebilir.

    Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, ekonomik ve sosyal durum araştırmasını uluslararası istinabe kapsamında gerçekleştirilebilecek işlemler arasında göstermektedir.

    Türk Konsolosluğu Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırmasında Ne Yapar?

    Özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları bakımından Türk dış temsilcilikleri önemli bir fonksiyon üstlenebilir.

    Adalet Bakanlığının uluslararası adli yardımlaşmaya ilişkin açıklamalarına göre, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılmasına yönelik talepler kişinin bulunduğu yerdeki Türk diplomatik temsilciliğine iletilebilmektedir.

    Bu noktada konsolosluğun aile mahkemesinin yerine geçmediğinin altını çizmek gerekir.

    Konsolosluk boşanmaya karar vermez.

    Nafaka miktarını belirlemez.

    Tarafların kusur oranını tespit etmez.

    Ancak mahkemenin ve merkezi makamların uluslararası adli yardımlaşma mekanizması kapsamında ihtiyaç duyduğu bazı araştırma ve işlemlerde rol oynayabilir.

    Yabancı vatandaş bakımından ise ilgili ülkeyle Türkiye arasındaki milletlerarası adli yardımlaşma rejiminin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

    Yurt Dışındaki Eşin Geliri Nasıl İspatlanabilir?

    Yurt dışında yaşayan eşin ekonomik durumunun yalnızca kendi beyan ettiği maaştan ibaret olduğu kabul edilmek zorunda değildir.

    Somut olayın özelliklerine göre;

    • çalışma ve işyeri kayıtları,
    • iş sözleşmeleri,
    • maaş bordroları,
    • vergi kayıtları,
    • şirket ortaklıkları,
    • ticari faaliyetler,
    • taşınmazlar,
    • kira gelirleri,
    • banka kayıtları,
    • sosyal güvenlik kayıtları,
    • araçlar,
    • fiili yaşam standardı

    gibi unsurlar önem taşıyabilir.

    Hangi kayıtların uluslararası istinabe yoluyla temin edilebileceği ise kişinin bulunduğu ülkeye, o ülkenin hukukuna ve Türkiye ile mevcut adli yardımlaşma rejimine göre değişebilir.

    Özellikle şirket sahibi, serbest meslek sahibi veya yüksek gelir grubunda bulunan eşler bakımından sosyal ve ekonomik durum araştırmasının dava başlangıcında doğru şekilde planlanması önemlidir.

    Türk Konsolosluğunun Boşanma Dosyalarındaki Rolü Nedir?

    Türk dış temsilcilikleri milletlerarası aile hukuku dosyalarında farklı işlemlerde rol oynayabilir.

    Bunlar arasında yurt dışındaki Türk vatandaşlarına belirli usullerle tebligat yapılması, bazı adli yardımlaşma taleplerinin yürütülmesi, nüfus ve vatandaşlık işlemleri, vekaletname ve belirli noterlik işlemleri ile yabancı ülkelerde verilmiş boşanma kararlarının nüfus kütüğüne tesciline ilişkin işlemler bulunmaktadır.

    Ancak konsolosluk mahkeme değildir.

    Dolayısıyla “konsoloslukta boşanma davası açılması” ile “konsolosluğun yabancı boşanma kararının nüfusa tescilindeki rolü” birbirine karıştırılmamalıdır.

    Yurt Dışında Boşanan Kişinin Türkiye’de Tekrar Boşanması Gerekir mi?

    Kural olarak mesele yeniden boşanmak değil, yabancı boşanma kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurmasının sağlanmasıdır.

    Yabancı ülke mahkemesinin verdiği boşanma kararının Türkiye’de etkili hale getirilmesinde somut olayın özelliklerine göre farklı yollar bulunmaktadır.

    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi kapsamında belirli şartların gerçekleşmesi halinde yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilmiş boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararların aile kütüğüne tescili mümkündür.

    Şartların bulunmadığı durumlarda ise MÖHUK kapsamında tanıma veya gerektiğinde tenfiz davası gündeme gelebilir.

    Yabancı karar nafaka, tazminat veya başka bir icra edilebilir hüküm de içeriyorsa tanıma ve tenfiz ayrımı özellikle önem kazanır.

    Sonradan Türk Vatandaşı Olan Kişi Yurt Dışında Boşanmışsa Ne Olur?

    Bu durumda vatandaşlık kazanma tarihi, yabancı boşanma kararının tarihi, kararın kesinleşme tarihi ve kişinin Türk nüfus kayıtlarının mevcut durumu birlikte incelenmelidir.

    Kişinin yabancı ülkede boşanmış olması, Türk nüfus kayıtlarında kendiliğinden boşanmış olarak görüneceği anlamına gelmez.

    Şartları bulunuyorsa yabancı boşanma kararının 5490 sayılı Kanun m.27/A kapsamında tescili mümkün olabilir. Bu yolun şartları gerçekleşmiyorsa mahkeme yoluyla tanıma veya gerektiğinde tenfiz gündeme gelebilir.

    Bu durum özellikle Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra Türkiye’de yeniden evlenmek isteyen kişiler bakımından önemlidir.

    Yabancı Eş Türkiye’ye Gelmeden Boşanma Davası Görülebilir mi?

    Tarafların her duruşmada fiziksel olarak Türkiye’de bulunması genel bir zorunluluk değildir. Usulüne uygun vekaletname verilmesi halinde taraf avukat aracılığıyla temsil edilebilir.

    Ancak anlaşmalı boşanma bakımından önemli bir özellik bulunmaktadır.

    Türk Medeni Kanunu m.166/3, hakimin tarafları bizzat dinlemesini aramaktadır. Bu nedenle eşlerden birinin yurt dışında bulunması halinde anlaşmalı boşanma sürecinin, tarafın hiç dinlenmesine gerek bulunmadığı varsayımıyla yürütülmesi doğru değildir.

    Çekişmeli boşanmalarda ise avukatla temsil, uluslararası tebligat ve gerektiğinde uluslararası adli yardımlaşma mekanizmaları daha fazla önem kazanmaktadır.

    Uluslararası Boşanma Davalarında En Sık Yapılan Hatalar

    Yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında zaman kaybının önemli bir kısmı davanın esasından değil, usuli işlemlerin başlangıçta yanlış planlanmasından kaynaklanabilir.

    Özellikle;

    • yabancı ülkedeki adresin eksik bildirilmesi,
    • muhatabın vatandaşlığının yanlış değerlendirilmesi,
    • yabancı kişiye Türk vatandaşlarına özgü tebligat yönteminin uygulanmaya çalışılması,
    • tercümelerin eksik hazırlanması,
    • ilgili ülkenin uluslararası sözleşmeler kapsamındaki durumunun kontrol edilmemesi,
    • yabancı evlilik belgesinin usulüne uygun sunulmaması,
    • uygulanacak hukukun hiç araştırılmaması,
    • yurt dışındaki gelir ve malvarlığının zamanında araştırılmaması

    dosyanın gereksiz yere uzamasına neden olabilir.

    Bir diğer önemli hata ise “dava Türkiye’de açıldığına göre Türk hukuku uygulanır” şeklindeki varsayımdır.

    Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ile uyuşmazlığa uygulanacak hukuk birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

    Sık Sorulan Sorular

    Eşim yabancı. Türkiye’de boşanabilir miyim?

    Şartların bulunması halinde evet. Ancak Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ve uygulanacak hukuk ayrıca belirlenmelidir.

    İkimiz de yabancıyız. Türkiye’de boşanabilir miyiz?

    Şartları varsa mümkündür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2025/5548 E., 2026/4435 K. sayılı kararı bu konuda güncel bir örnektir.

    Türkiye nüfusunda evliliğimiz görünmüyor. Yine de boşanabilir miyiz?

    Yabancı kişilerin geçerli evliliklerini uygun belgelerle ispatlamaları halinde evliliğin Türk nüfus kayıtlarında bulunmaması tek başına davaya engel olmayabilir.

    Evlendiğimizde yabancıydım, sonradan Türk vatandaşı oldum. Hangi hukuk uygulanır?

    Dava tarihindeki vatandaşlık durumu önemlidir. MÖHUK m.3, m.4 ve m.14 birlikte değerlendirilmelidir.

    Hem Türk hem yabancı ülke vatandaşıysam ne olur?

    MÖHUK m.4 kapsamında birden fazla vatandaşlıktan birinin Türk vatandaşlığı olması halinde vatandaşlık esasına göre uygulanacak hukuk belirlenirken Türk vatandaşlığına öncelik tanınmaktadır.

    Eşim yurt dışında yaşıyor. Türkiye’de boşanma davası açabilir miyim?

    Diğer yetki şartlarının bulunması halinde eşin yurt dışında yaşaması tek başına Türkiye’de dava açılmasına engel değildir.

    Yurt dışındaki Türk eşe konsolosluk aracılığıyla tebligat yapılabilir mi?

    7201 sayılı Tebligat Kanunu m.25/a kapsamında yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yönelik özel bir tebligat mekanizması bulunmaktadır.

    Yabancı eşe de aynı yöntem uygulanır mı?

    Hayır. Yabancı ülke vatandaşı bakımından ilgili uluslararası sözleşmeler, ikili anlaşmalar ve ilgili devletin tebligat rejimi değerlendirilmelidir.

    Yurt dışında yaşayan eşin geliri araştırılabilir mi?

    Evet. Somut olay ve ilgili ülkenin adli yardımlaşma rejimine göre uluslararası istinabe yoluyla ekonomik ve sosyal durum araştırması ile bilgi ve belge temini gündeme gelebilir.

    Yurt dışında boşandım. Türkiye’de yeniden boşanma davası mı açmalıyım?

    Genellikle hayır. Mesele yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınması, gerektiğinde tenfizi veya şartları varsa nüfus kütüğüne tescilidir.

    Sonuç

    Yabancılık unsuru bulunan boşanma davaları klasik bir boşanma dosyasından daha fazla hukuki katman içermektedir.

    Tarafların vatandaşlıkları, dava tarihindeki vatandaşlık durumları, sonradan kazanılmış Türk vatandaşlığı, müşterek mutad mesken, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, uygulanacak hukuk, yurt dışı tebligatı, sosyal ve ekonomik durum araştırması, konsolosluk işlemleri ve yabancı kararların Türkiye’deki etkileri birlikte değerlendirilmelidir.

    Özellikle eşlerden birinin yurt dışında bulunduğu dosyalarda tebligat ve uluslararası adli yardımlaşma işlemlerinin dava açılmadan önce planlanması, yargılamanın gereksiz yere uzamasının önlenmesi bakımından önemlidir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık olarak; yabancı eşten boşanma, farklı vatandaşlıklara sahip eşlerin Türkiye’deki boşanma davaları, sonradan Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin aile hukuku uyuşmazlıkları, yurt dışı tebligatı, uluslararası istinabe, nafaka ve ekonomik durum araştırmaları ile yabancı boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması, tenfizi ve nüfus kütüğüne tescili konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktayız.

    Her milletlerarası aile hukuku dosyasında vatandaşlık, ikamet, evliliğin yapıldığı ülke, tarafların güncel statüleri ve bulundukları devlet farklı olduğundan izlenecek hukuki yol somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

    Kaynaklar ve Hukuki Dayanaklar

    Bu yazının hazırlanmasında başta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat; Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile Adalet Bakanlığı ve diğer resmi kurumların güncel açıklamalarından yararlanılmıştır.

    1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)
    Özellikle m.3 (değişken ihtilaflar), m.4 (vatandaşlık esasına göre yetkili hukukun belirlenmesi), m.5 (kamu düzeni), m.14 (boşanma ve ayrılık), m.40 (Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi) ve m.41 (Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davalar).

    Resmi Gazete:
    https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2007/12/20071212-1.htm

    2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
    Özellikle boşanma sebeplerini düzenleyen m.161 ve devamı, anlaşmalı boşanma ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ilişkin m.166 ile boşanma davalarında yetkili mahkemeyi düzenleyen m.168.

    Mevzuat Bilgi Sistemi:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf

    3. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.04.2026, 2025/5548 E., 2026/4435 K.

    Karar, farklı ülke vatandaşlığına sahip iki yabancının Türkiye’deki boşanma davası, yabancı evliliğin ispatı ve müşterek mutad meskenin Türkiye olması halinde MÖHUK m.14’ün uygulanması bakımından önem taşımaktadır.

    Adalet Bakanlığı İçtihat Bilgi Bankası:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1218262300

    4. 7201 sayılı Tebligat Kanunu

    Özellikle yabancı ülkede bulunan kişilere yapılacak tebligat ile yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yapılacak tebligata ilişkin m.25 ve m.25/a hükümleri önem taşımaktadır.

    Adalet Bakanlığı – Yurt Dışı Tebligat Hakkında Genel Bilgiler:
    https://diabgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/hukuk-tebligat-genel-hususlar14022020112629

    5. Adalet Bakanlığı – Uluslararası Hukuk İstinabe İşlemleri

    Yurt dışında bulunan kişilerin adreslerinin araştırılması, bilgi ve belge temini ile ekonomik ve sosyal durum araştırması dahil uluslararası adli yardımlaşma işlemlerine ilişkin açıklamalar.

    6. 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi

    Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme, yabancı ülkelerde bulunan kişilere yapılacak tebligatlar bakımından Türkiye’nin taraf olduğu temel milletlerarası sözleşmelerden biridir.

    HCCH – Hague Conference on Private International Law:
    https://www.hcch.net/en/instruments/conventions/full-text/?cid=17

    7. Anayasa Mahkemesi – S.A. Başvurusu

    Yurt dışındaki eşe boşanma kararının tebliğ edilememesi nedeniyle kararın yaklaşık on yedi yıl kesinleşemediği olayda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar, yurt dışı tebligatının boşanma davalarındaki önemini göstermektedir.

    8. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A

    Yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararların belirli şartlar altında aile kütüğüne tescil edilmesine ilişkin düzenleme.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü:
    https://www.nvi.gov.tr/


    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Yabancı eşten boşanma, farklı vatandaşlıklara sahip eşlerin Türkiye’deki boşanma davaları, sonradan Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin boşanması, yurt dışında yaşayan eşe tebligat, uluslararası istinabe ve sosyal-ekonomik durum araştırması, yabancı boşanma kararlarının tanınması, tenfizi ve nüfus kayıtlarına tescili konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Ofis: 0212 299 44 22
    Mobil / WhatsApp: 0507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web: http://www.dolgun.av.tr


    Hukuki Bilgilendirme

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan açıklamalar hukuki mütalaa, somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık veya belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin garanti niteliğinde değildir.

    Özellikle yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında uygulanacak hukuk, milletlerarası yetki, tebligat usulü, vatandaşlık durumu, mutad mesken, uluslararası adli yardımlaşma ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’deki etkileri her somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

    Bu nedenle hukuki işlem veya dava yoluna başvurulmadan önce somut olayın belgeleri, tarafların vatandaşlıkları, yerleşim ve mutad mesken durumları ile ilgili yabancı devlet hukuku ve Türkiye’nin o devletle taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler ayrıca değerlendirilmelidir.