Etiket: uyap sistemi

  • Kalem Personelinin Dosya Üzerinde Kanaat Oluşturması: Somut Bir Olay Üzerinden Yetki Sınırları ve Hukuki Sorumluluk

    Kalem Personelinin Dosya Üzerinde Kanaat Oluşturması: Somut Bir Olay Üzerinden Yetki Sınırları ve Hukuki Sorumluluk

    Bir mahkemede duruşma sırası beklenirken, taraf vekili olarak dosyanın incelenmesi talep edilmiştir. Talep üzerine kalem personeli dosyayı sunmakla birlikte, dosya içeriğine ilişkin ayrıntılı açıklamalarda bulunmuş; taraflar hakkında değerlendirmeler yapmış ve dosyada yer alan vakıalara ilişkin kendi kanaatini açıkça ifade etmiştir.

    Kalem personeli, yalnızca dosya içeriğini aktarmakla kalmamış; “dosyayı çok iyi bildiğini”, “ek inceleme yaptığını”, “ilgili kişinin başka suçlarının da bulunduğunu” ve “dosyada hangi tarafın haklı olduğunun açık olduğunu” ifade etmiştir.

    Bu durum, ilk bakışta münferit bir davranış gibi değerlendirilebilirse de, yargı teşkilatının işleyişi, görev ayrımı ve hukuki güvenlik ilkesi bakımından sistematik olarak incelenmesi gereken bir sorunu ortaya koymaktadır.

    1. Hukuki Çerçeve: Yargı Yetkisi ve Kalem Fonksiyonunun Ayrımı

    Yargılama faaliyeti, Anayasa ve ilgili kanunlar çerçevesinde münhasıran hakim ve Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülür. Kalem personeli ise bu sürecin idari ve teknik boyutunu yerine getiren yardımcı kamu görevlileridir.

    Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik uyarınca kalem hizmetleri, hakim ve savcı denetimi altında yürütülür. Bu düzenleme, kalemin bağımsız bir değerlendirme mercii olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

    Dolayısıyla kalem personelinin dosya içeriğini analiz etmesi, hukuki nitelendirme yapması veya tarafların haklılık durumuna ilişkin kanaat oluşturması mümkün değildir.

    2. Dosya İnceleme Yetkisi ve Savunma Hakkı

    Ceza muhakemesinde dosya inceleme hakkı, savunma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu hak, CMK m.153 kapsamında müdafiye tanınmıştır. Avukatlık Kanunu m.46 uyarınca ise avukatlar dava ve takip dosyalarını inceleyebilir.

    Kalem personelinin bu süreçteki rolü, dosyanın incelenmesini sağlamakla sınırlıdır. Kalem, dosya inceleme hakkının kullanımı bakımından bir filtre veya karar mercii değildir.

    Somut olayda ise kalem personeli, dosyayı sunmakla yetinmemiş; dosyanın esası hakkında değerlendirme yaparak, savunma alanına müdahale niteliği taşıyan bir tutum sergilemiştir.

    3. Kanaat Açıklama Yasağı ve Masumiyet Karinesi

    Bir kamu görevlisinin, görev alanı dışında dosyanın esası hakkında değerlendirme yapması, masumiyet karinesi ile bağdaşmaz.

    “Kişinin başka suçlarının olduğu” veya “dosyada kimin haklı olduğunun açık olduğu” yönündeki ifadeler; henüz hüküm kurulmadan önce suçluluk isnadı anlamına gelmekte ve yargılama sürecini etkileme potansiyeli taşımaktadır. Bu tür açıklamalar, yalnızca etik bir sorun değil; aynı zamanda yargılamanın tarafsızlığına gölge düşüren bir davranıştır.

    4. Gizlilik Yükümlülüğü ve Veri Koruma Boyutu

    Ceza muhakemesinde soruşturma evresi gizlidir (CMK m.157). Bu gizlilik yükümlülüğü, yalnızca tarafları değil; kalem personelini de bağlamaktadır.

    Kalem personelinin dosya içeriğini incelemesi ve bu içerikten hareketle üçüncü kişilerle veya taraflarla değerlendirme paylaşması; TCK m.136 kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak paylaşılması, TCK m.258 kapsamında göreve ilişkin sırrın açıklanması, sonuçlarını doğurabilir.

    Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca kamu görevlilerinin gizli bilgileri açıklaması yasaktır.

    5. “Ek İnceleme” İddiasının Hukuki Niteliği

    Somut olayda kalem personelinin “dosya üzerinde ek inceleme yaptığı” yönündeki beyanı, hukuki açıdan ayrıca değerlendirilmelidir.

    Kalem personelinin, dosya üzerinde bağımsız inceleme yürütme, Delil değerlendirme, Dosya kapsamını genişletme yetkileri bulunmamaktadır.

    Bu tür bir faaliyet, görev tanımının açık ihlali olup; görevi kötüye kullanma (TCK m.257) kapsamında değerlendirilebilir.

    6. Suç Şüphesi Halinde İzlenmesi Gereken Usul

    Kalem personeli, görev sırasında bir suç işlendiğine dair emare ile karşılaşırsa yapabileceği nedir? Kalem personeli ne soruşturma başlatabilir ne de onun kolluk ve tutma yetkisi vardır, haliyle bu durumu yetkili makamlara bildirmekten başka bir yetkisi yoktur.

    Bu yükümlülük TCK m.278 kapsamında düzenlenmiştir. Ancak tekrar etmek pahasına da olsa, bu durum, kalem personeline soruşturma yapma veya dosya üzerinde değerlendirme yapma veyahut kolluk yetkisi vermez.

    Suç şüphesi halinde yapılması gereken tek işlem, yetkili Cumhuriyet savcısına bildirimde bulunmaktır. Yetki ve talimat zincirine uygun davranmalı ve kendi başına bir hukuki sonuç çıkarma girişiminde bulunmamalı, yetki tecavüzü yapmamalıdır.

    Sonuç

    Somut olayda kalem personelinin sergilediği davranış;

    Görev tanımının aşılması,

    Yargı yetkisine müdahale niteliği taşıması,

    Gizlilik yükümlülüğünün ihlali riski,

    Masumiyet karinesinin zedelenmesi,

    gibi birden fazla hukuki sorunu aynı anda barındırmaktadır.

    Yargı teşkilatında her aktörün kendi görev sınırları içerisinde kalması, yalnızca idari bir düzen meselesi değil; doğrudan adil yargılanma hakkının güvencesidir.

    Kalem personelinin dosya üzerinde kanaat oluşturması, değerlendirme yapması veya bu değerlendirmeyi açıklaması; bireysel bir davranış olarak değil, sistemsel bir risk olarak ele alınmalıdır.

    Saygılarımla

    Murat Can DOLGUN

    İstanbul Barosu Avukatlarından

  • Adliyede Yapay Zeka Etkisi: Mesleklerin Dönüşümü, Bilirkişilik Uygulamaları ve Kurumsal Kapasite Sorunu

    Adliyede Yapay Zeka Etkisi: Mesleklerin Dönüşümü, Bilirkişilik Uygulamaları ve Kurumsal Kapasite Sorunu

    Adliyelerde insan kaynağının niteliği değişmekte; bilirkişilik uygulamaları yapay zeka ile yeniden şekillenmekte ve mevcut dijital altyapının sınırları tartışılmaktadır. Bu çalışma, dönüşümü sistematik biçimde ele almaktadır.

    1. Adliyede İnsan Kaynağının Değişen Niteliği

    Adliyelerde uzun yıllar boyunca metin üretme, yazım disiplini ve düzen kabiliyeti ön planda olmuş; bu nedenle öğretmen kökenli kalem personeli uygulamada önemli bir yer edinmiştir. Ancak yargı süreçlerinin dijitalleşmesi ile birlikte bu niteliklerin yerini veri işleme, analiz ve sistem kullanımı almaktadır.

    Günümüzde yargı faaliyetleri yalnızca metin üzerinden değil, yoğun veri akışı üzerinden yürütülmektedir. Bu durum, teknik becerilere sahip insan kaynağının dolaylı olarak sistem içinde daha belirleyici hale gelmesine yol açmıştır. Mühendislik bakış açısı, yazılım bilgisi ve veri analizi yetkinliği, hukuk pratiğini doğrudan etkilemektedir.

    2. Bilirkişilik Kurumunda Yapay Zeka Kullanımı

    Bilirkişilik uygulamalarında son dönemde dikkat çeken en önemli gelişme, yapay zeka destekli analiz araçlarının yaygınlaşmasıdır. Çok sayıda belge içeren dosyalarda, metin tarama, veri çıkarımı ve özetleme işlemleri büyük ölçüde otomatik sistemler aracılığıyla yapılmaktadır.

    Bu yöntemler, süre ve maliyet açısından önemli avantajlar sağlamakla birlikte, raporun içeriğinin insan değerlendirmesinden ne ölçüde geçtiği sorusunu gündeme getirmektedir. Özellikle “veri derleme” ile “hukuki değerlendirme” arasındaki sınırın belirsizleşmesi, bilirkişi raporlarının güvenilirliği bakımından dikkatle ele alınması gereken bir husustur.

    3. Hakimlik Fonksiyonunun Dönüşümü

    Artan dosya yükü ve teknik içerik, hakimlerin karar süreçlerinde dolaylı bir dönüşüme yol açmaktadır. Günümüzde hakim, yalnızca dosyayı inceleyen değil; aynı zamanda işlenmiş veri, özet ve raporlar üzerinden değerlendirme yapan bir konuma doğru evrilmektedir.

    Yani hakim karar veren olmaktan çıkıp karar seçen olmaya evriliyor.

    Bu durum, karar sürecinin niteliği ve derinliği bakımından yeni tartışmaları beraberinde getirmektedir. Özellikle yapay zeka destekli içeriklerin karar süreçlerine etkisi, ilerleyen dönemde daha fazla hukuki ve etik değerlendirme gerektirecektir.

    4. UYAP ve Kurumsal Dijital Kapasite

    Türkiye’de yargı sisteminin temel dijital altyapısını oluşturan UYAP, geniş kapsamlı bir sistem olmakla birlikte, artan veri yükü ve kullanıcı yoğunluğu karşısında çoğu zaman sınırlılıklar göstermektedir.

    Bu çerçevede, yerli ve entegre yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi tartışılmaktadır. Ancak bu tür bir dönüşüm yalnızca yazılım geliştirme meselesi değildir. Veri standardizasyonu, güvenlik, denetim ve hukuki sorumluluk mekanizmalarının birlikte ele alınması gerekmektedir.

    Bu nedenle, kamu kurumları ile üniversiteler ve özel sektör arasında koordineli bir yapı kurulması, daha sürdürülebilir bir çözüm olarak değerlendirilmektedir.

    5. Tartışılması Gereken Temel Sorular

    Adliyelerde yaşanan bu dönüşüm, aşağıdaki soruların sistematik biçimde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır:

    1. Adliyede insan kaynağının öncelikli niteliği nasıl değişmektedir?
    2. Teknik bilgiye sahip hukukçuların önemi artmakta mıdır?
    3. Bilirkişi raporlarında yapay zeka kullanımının sınırları nasıl çizilmelidir?
    4. Otomatik veri analizi ile hukuki değerlendirme arasındaki fark nasıl korunacaktır?
    5. Hakimlerin karar süreçlerinde yapay zeka çıktılarının rolü ne olmalıdır?
    6. UYAP sistemi yapay zeka entegrasyonu için yeterli midir?
    7. Yerli yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi mümkün müdür?
    8. Veri güvenliği ve gizlilik nasıl sağlanacaktır?
    9. Hatalı yapay zeka analizlerinden doğan sorumluluk nasıl belirlenecektir?
    10. Hukuk eğitimi bu dönüşüme ne ölçüde uyum sağlamaktadır?
    11. Adliyede otomasyonun sınırları nerede çizilmelidir?
    12. İnsan unsuru hangi aşamalarda vazgeçilmezdir?
    13. Yapay zeka tarafsızlık sağlayabilir mi?
    14. Hakimlik ve bilirkişilik meslekleri nasıl evrilecektir?
    15. Geleceğin hukukçusu hangi yetkinliklere sahip olmalıdır?
    16. Adli süreçlerde denetim mekanizmaları nasıl güçlendirilecektir?
    17. Teknoloji kullanımının yargı kalitesine etkisi nasıl ölçülecektir?
    18. Yargı bağımsızlığı teknolojik sistemlerden nasıl etkilenir?
    19. Veri temelli karar süreçleri hukuki güvenliği artırır mı?
    20. Legal tech girişimlerinin rolü ne olacaktır?
    21. Adliyede yeni meslekler ortaya çıkacak mıdır?
    22. Kalem personelinin rolü nasıl değişecektir?
    23. Yargı süreçlerinde hız ile doğruluk dengesi nasıl kurulacaktır?
    24. Teknolojik bağımlılık yeni riskler doğurur mu?
    25. Adalet sisteminde nihai karar yetkisi nasıl korunacaktır?

    Sonuç

    Adliyelerde yaşanan dönüşüm, yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değil; yargı sisteminin işleyişine doğrudan etki eden yapısal bir değişim olarak değerlendirilmelidir. Bu süreçte, insan unsuru ile teknolojik araçlar arasındaki denge dikkatle kurulmalı; özellikle karar süreçlerinde nihai değerlendirme yetkisinin korunması sağlanmalıdır.

    Aksi takdirde, hız ve verimlilik adına yapılan uygulamaların, yargı kalitesi ve hukuki güvenlik üzerinde olumsuz etkiler doğurması kaçınılmaz olacaktır.

    Av. Murat Can Dolgun

    Dolgun Akademi | TD Hukuk ve Danışmanlık

    http://www.dolgun.av.tr