Etiket: geçici kabul

  • Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu | TCK 236 (2026)

    Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu | TCK 236 (2026)

    DOLĞUN AKADEMİ | CEZA HUKUKU VE KAMU İHALE HUKUKU

    Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu (TCK m. 236): Suçun Unsurları, Yüklenicinin Failliği, Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu, İspat, Kamu Zararı ve Yargıtay Kararları

    Yazan: Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu | Dolğun Akademi
    Yayımlanma tarihi: 26 Ekim 2026

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu kurumları ve kanunda belirtilen diğer kuruluşlara karşı taahhüt edilen edimlerin yerine getirilmesi sırasında gerçekleştirilen belirli hileli hareketleri cezalandıran, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinde düzenlenmiş bir suçtur. Ancak her eksik imalat, ayıplı teslim, gecikme, hatalı hakediş veya kamu zararı iddiası bu suçu oluşturmaz.

    Özellikle yüklenicinin doğrudan fail olup olamayacağı, alt yüklenicinin sorumluluğu, kabul komisyonunun rolü, kesin kabulün yapılmamış olması, kamu zararının ispatı ve hileli davranışların tespiti suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde temel öneme sahiptir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2024, 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlar, suçun özgü suç niteliğini ve her seçimlik hareket bakımından fail olabilecek kişilerin ayrı belirlenmesi gerektiğini özellikle vurgulamaktadır.

    Bu çalışmada suçun kanuni yapısı, öğretideki görüş ayrılıkları, uygulamada karşılaşılan teknik uyuşmazlıklar, ispat ölçütleri, savunma imkanları, kamu görevlilerinin ve özel hukuk kişilerinin ayrı ayrı sorumluluğu ile doğrulanabilir Yargıtay içtihatları kapsamlı biçimde incelenmektedir.

    1. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Nedir?

    Edim, borç ilişkisi kapsamında yerine getirilmesi gereken verme, yapma veya yapmama yükümlülüğüdür. Kamu ihale hukukunda edim çoğunlukla belirli bir malın teslimi, bir yapının inşa edilmesi, bakım ve onarım işinin tamamlanması yahut bir hizmetin sunulması şeklinde karşımıza çıkar.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, sözleşmenin uygulanması sürecinde kanunda sayılan belirli hareketlerin hileli biçimde gerçekleştirilmesiyle gündeme gelir. Düzenleme, kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen alımlarda sözleşmeye uygun ifanın güvence altına alınmasını amaçlar.

    Bu suçun doğru anlaşılabilmesi için üç temel hukuki alanın birbirinden ayrılması gerekir:

    1. Sözleşme hukuku: Borcun gereği gibi ifa edilip edilmediği, ayıp, gecikme, tazminat ve cezai şart meseleleri.
    2. Kamu mali hukuku: Kamu zararının doğup doğmadığı, hesaplanması, sorumlulara yükletilmesi ve tahsili.
    3. Ceza hukuku: Kanunda sayılan seçimlik hareketin, hileli olarak, bu hareketin faili olabilecek kişi tarafından işlenip işlenmediği.

    Bu alanlar arasında bağlantı bulunmakla birlikte sonuçları aynı değildir. Bir yüklenici sözleşmeyi ihlal ettiği için tazminat ödemek zorunda kalabilir; fakat aynı davranışın ceza sorumluluğu doğurması için TCK m. 236’daki özel koşulların gerçekleşmesi gerekir.

    Başka bir ifadeyle her sözleşmeye aykırılık suç değildir; her kamu zararı cezai kastın ispatı anlamına gelmez.

    2. TCK m. 236: Kanun Metni ve Öngörülen Ceza

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesinin 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan metni şöyledir:

    Edimin ifasına fesat karıştırma

    Madde 236 – (1) Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) Aşağıdaki fiillerin hileli olarak yapılması halinde, edimin ifasına fesat karıştırılmış sayılır:

    a) İhale kararında veya sözleşmede evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi.

    b) İhale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi.

    c) Edimin ihale kararında veya sözleşmede belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi.

    d) Yapım ihalelerinde eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi.

    e) Hizmet niteliğindeki edimin, ihale kararında veya sözleşmede belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi.

    (3) Edimin ifasına fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar.

    Temel ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Maddede bütün fiiller için tek bir ceza aralığı öngörülmüştür. TCK m. 235’teki ihaleye fesat karıştırma suçunun aksine TCK m. 236’da kamu zararının bulunmamasına özgü, daha düşük cezayı düzenleyen ayrı bir fıkra bulunmamaktadır.

    Kanun metnindeki en önemli ifade ikinci fıkranın başlangıcında bulunan “hileli olarak yapılması halinde” ibaresidir. Suçun kapsamını belirleyen bu ifade, salt eksik veya hatalı ifa ile ceza hukuku bakımından fesat karıştırma arasındaki sınırı oluşturur.

    Resmi kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı.

    3. Korunan Hukuki Değer, Mağdur ve Suçtan Zarar Gören

    TCK m. 236, Türk Ceza Kanunu’nun “Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Düzenlemenin koruduğu hukuki değer, yalnızca belirli bir idarenin malvarlığı değil; kamu kaynaklarıyla yürütülen sözleşmelerin dürüst, güvenilir, şeffaf ve amacına uygun şekilde ifa edilmesine duyulan toplumsal güvendir.

    Somut olayda sözleşmenin tarafı olan kamu idaresi veya diğer kanuni kuruluş, suçtan doğrudan zarar gören sıfatını kazanabilir. Bununla birlikte ceza muhakemesinde katılma hakkı bakımından soyut kamu yararı ile doğrudan zarar birbirine karıştırılmamalıdır.

    TCK m. 236/1’de korunan kuruluşlar şunlardır:

    • Kamu kurum veya kuruluşları.
    • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları.
    • Kanunda belirtilen iştirak şirketleri.
    • Belirtilen kuruluşların bünyesinde faaliyet gösteren vakıflar.
    • Kamu yararına çalışan dernekler.
    • Kooperatifler.

    Bir şirketin belediyeyle ticari ilişkisi bulunması, tek başına kanunda aranan iştirak niteliğini ispatlamaz. Tüzel kişiliğin hukuki yapısı, sermaye ve iştirak ilişkileri, sözleşmenin tarafı ve ilgili düzenlemenin kapsamı ayrıca incelenmelidir.

    Yargıtay uygulamasında suçtan doğrudan zarar görmeyen kurumlara katılma veya kanun yoluna başvurma hakkı tanınamayabileceği görülmektedir. Bu nedenle her kurumun menfaati değil, somut sözleşme ve suç ilişkisi esas alınmalıdır.

    4. İhaleye Fesat Karıştırma ile Edimin İfasına Fesat Karıştırma Arasındaki Fark

    TCK m. 235 ve TCK m. 236 bağımsız suç tipleridir. Birinci suç ihale sürecinin hukuka uygunluğuyla, ikinci suç ise sözleşmeyle üstlenilen edimin yerine getirilmesiyle ilgilidir.

    Ölçüt TCK 235 TCK 236
    Suç İhaleye fesat karıştırma Edimin ifasına fesat karıştırma
    Esas aşama İhale süreci Edimin ifası, teslimi ve kabulü
    Tipik fiiller Katılımı engelleme, gizli bilgileri açıklama, anlaşma ve diğer sayılı hareketler Hileli farklı veya eksik mal teslimi, gerçeğe aykırı kabul
    Fail Somut seçimlik harekete göre belirlenir Yargıtay içtihadında özel faillik niteliği öne çıkar
    Kamu zararı 235/3-b bakımından cezaya etkisi ayrıca düzenlenmiştir Metinde açık unsur değildir; içtihatta zarar suçu yaklaşımı bulunmaktadır

    Örneğin ihale tekliflerinin gizli biçimde paylaşılması TCK m. 235 açısından; ihale sonucunda teslimi gereken malın başka bir malla hileli olarak değiştirilmesi ise TCK m. 236 açısından incelenebilir.

    Aynı süreçte her iki suçun birbirinden bağımsız fiillerle işlenmesi mümkündür. Böyle bir durumda olayın aşamaları ve eylemler birbirinden ayrılarak içtima kuralları uygulanmalıdır.

    İhale hukukuna giriş niteliğindeki önceki yazımız: Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar.

    5. TCK m. 236/2’de Düzenlenen Beş Seçimlik Hareket

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu serbest hareketli bir suç değildir. Kanunda sınırlı olarak sayılmış hareketlerden birinin hileli şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Ceza hukukunda kıyas yasağı gereğince bu liste genişletilemez.

    5.1. Sözleşmede Belirtilenden Farklı Malın Teslimi veya Kabulü – TCK 236/2-a

    İhale kararında veya sözleşmede belirlenen niteliklerden farklı bir malın, hileli davranışlarla teslim edilmesi veya kabul edilmesi bu bent kapsamındadır.

    Örneğin teknik şartnamede belirli kalite sınıfında, dayanımda ve sertifikasyonda bir ürün istenmesine rağmen başka bir ürünün etiket, seri numarası, belge veya ambalaj değiştirilerek uygun ürün gibi teslim edilmesi söz konusu olabilir.

    Ancak her marka farklılığı veya teknik özellik uyuşmazlığı suç anlamına gelmez. Sözleşmede eşdeğer ürün teslimine imkan tanınıp tanınmadığı, uygunluk prosedürü, kurumun bilgisi, değişiklik onayı ve teslimin hileli olup olmadığı araştırılmalıdır.

    Fail olabilecek kişiler: Yüklenici, yükleniciyi temsile yetkili ilgili kişiler ve malın kabulü sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri.

    5.2. Eksik Miktarda Malın Teslimi veya Kabulü – TCK 236/2-b

    Sözleşmeyle 10.000 birim mal teslimi kararlaştırıldığı halde fiilen 8.000 birim teslim edilip 10.000 birim teslim edilmiş gibi gösterilmesi halinde bu bent gündeme gelebilir.

    Özellikle kantar fişleri, depo kayıtları, irsaliyeler, taşıma belgeleri, stok hareketleri ve muayene tutanakları önem kazanır.

    Miktar uyuşmazlığının ölçüm yöntemi, fire oranı, sözleşmedeki toleranslar, kısmi teslim hükümleri veya usulüne uygun iş eksilişi nedeniyle ortaya çıkması halinde suç değerlendirmesi farklılaşır.

    Fail olabilecek kişiler: Yüklenici ve ilgili temsilcileri ile hileli kabul işleminde rol alan kamu görevlileri.

    5.3. Geç İfa Edilen Edimin Süresinde Tamamlanmış Gibi Kabulü – TCK 236/2-c

    Bu bentte önemli olan yalnızca gecikme değil, gecikmiş edimin süresinde yerine getirilmiş gibi hileli şekilde kabul edilmesidir.

    Yasal veya sözleşmesel süre uzatımı verilmişse, mücbir sebep veya idareden kaynaklanan gecikmeler bulunuyorsa öncelikle gerçek ifa süresi belirlenmelidir.

    Gerçeğe aykırı iş bitirme tarihi düzenlenmesi, geçmiş tarihli belge hazırlanması veya teslimin bilinçli şekilde zamanında yapılmış gibi kaydedilmesi hile tartışmasını gündeme getirir.

    Yargıtayın özel faillik yaklaşımına göre: Bu bentte doğrudan fail, edimin kabulü sürecinde görev alan ilgili kamu görevlisidir. Yüklenicinin cezai sorumluluğu, somut olaya göre azmettirme veya yardım etme kapsamında araştırılabilir.

    5.4. Yapım İşlerinde Şartnameye Aykırı Eser veya Malzemenin Kabulü – TCK 236/2-d

    Bu bent özellikle inşaat, altyapı, restorasyon, yol, köprü, tesis ve kamu binalarının yapımı veya onarımına ilişkin uyuşmazlıklarda önemlidir.

    Örnekler arasında projede bulunması gereken donatının kullanılmaması, farklı dayanım sınıfında beton kullanılması, eksik izolasyon yapılması, daha düşük nitelikte tesisat döşenmesi veya yapılmayan imalatın yapılmış gibi kabul edilmesi gösterilebilir.

    Ancak şartnameye aykırı imalat ile hileli kabul aynı şey değildir. Yapım hatasının açıkça kayda geçirildiği, idareye bildirildiği, reddedildiği veya giderilmesinin istendiği durumlarla, ayıbın bilinçli biçimde gizlenerek gerçeğe aykırı kabul işlemi gerçekleştirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

    Suçun tamamlanması bakımından geçici kabul ve kesin kabul işlemlerinin hukuki etkisi ayrıca önemlidir. Bu konu aşağıda Yargıtayın 2025 tarihli kararları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

    Yargıtay yaklaşımına göre doğrudan fail: Kabul işlemini gerçekleştiren ilgili kamu görevlisi. Yüklenici ise fiilin niteliğine göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.

    5.5. Eksik veya Hiç Verilmeyen Hizmetin Verilmiş Gibi Kabulü – TCK 236/2-e

    Hizmet alımlarında sözleşmeyle üstlenilen hizmetin eksik, farklı veya hiç sunulmadığı halde sunulmuş gibi kabul edilmesi bu bent kapsamında değerlendirilir.

    Örneğin 100 personelle yürütülmesi gereken hizmetin gerçekte 70 personelle sunulduğunun gizlenmesi, yapılmayan bakımın yapılmış gibi raporlanması veya fiilen sağlanmayan hizmet saatlerinin tamamlanmış gösterilmesi iddialarında bu hüküm gündeme gelir.

    Ancak personel eksikliğinin kendiliğinden TCK m. 236’yı oluşturduğu söylenemez. Sözleşmenin çalışma düzeni, eşdeğer hizmetin sağlanıp sağlanmadığı, puantajların gerçekliği ve ilgili kamu görevlisinin hileli kabuldeki rolü birlikte incelenmelidir.

    Yargıtay yaklaşımına göre doğrudan fail: Hizmetin kabul sürecindeki ilgili kamu görevlisi. Yüklenici bakımından iştirak koşulları ayrıca aranır.

    6. Yüklenici Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Faili Olabilir mi?

    Evet, ancak her seçimlik hareket bakımından değil.

    Uygulamada sıkça karşılaşılan önemli hukuki hata, ihale sözleşmesini imzalayan yüklenicinin sözleşmeye aykırı her davranış nedeniyle TCK m. 236’nın doğrudan faili olabileceğinin kabul edilmesidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2021/3421 E., 2025/1050 K.; 20.02.2025 tarihli 2022/2227 E., 2025/2152 K. ve 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararlarında, TCK m. 236’nın seçimlik hareketleri bakımından özel faillik ayrımı açıkça yapılmaktadır.

    Hüküm Yüklenici doğrudan fail olabilir mi? Yargıtaya göre ilgili kamu görevlisi
    236/2-a Evet Fail olabilir
    236/2-b Evet Fail olabilir
    236/2-c Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir
    236/2-d Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir
    236/2-e Doğrudan fail değil; iştirak araştırılabilir Doğrudan fail olabilir

    Bu ayrımın nedeni, ilk iki bentte “teslim veya kabul” hareketlerine; diğer üç bentte ise esas olarak “kabul” hareketine yer verilmesidir. Yapım ve hizmet işlerinde eserin ya da hizmetin uygun olmadığı halde kabul edilmesi, Yargıtay tarafından ilgili kabul yetkisini kullanan kamu görevlisinin özel faillik niteliği çerçevesinde ele alınmaktadır.

    Örneğin bir inşaat şirketi eksik imalat yapmış olabilir. Ancak bu eksik imalatın gerçeğe aykırı kabul işlemiyle ilişkilendirildiği TCK m. 236/2-d kapsamında, şirket temsilcisinin doğrudan fail olarak cezalandırılması yerine kamu görevlisinin hileli kabul fiili ve şirket temsilcisinin iştirak iradesi araştırılmalıdır.

    Önemli ayrım: Yüklenicinin TCK m. 236/2-d bakımından doğrudan fail sayılamaması, sözleşmesel sorumluluğunun ortadan kalktığı veya başka bir suçtan sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmez.

    Yüklenicinin davranışı ayrı koşullar altında nitelikli dolandırıcılık, belgede sahtecilik, rüşvet veya diğer suç tiplerini gündeme getirebilir.

    Ayrıca 4735 sayılı Kanun’un 25, 27 ve 30. maddeleri kapsamındaki yaptırımlar ile yüklenici ve alt yüklenicinin tazminat sorumluluğu ayrıca incelenmelidir.

    7. Tüm Olası Failler ve İlgililer Bakımından Cezai Sorumluluk

    7.1. İhaleyi Kazanan Gerçek Kişi Yüklenici

    Mal teslimine ilişkin TCK m. 236/2-a ve (b) hükümlerinin faili olabilir. Diğer bentlerde doğrudan faillik yerine iştirak sorumluluğu gündeme gelir. Her halde hileli hareket, bilgi ve kast ayrıca ispatlanmalıdır.

    7.2. Limited veya Anonim Şirket Yöneticileri

    Şirket adına hareket eden müdürler, yönetim kurulu üyeleri ve temsilcilerin cezai sorumluluğu unvanlarından değil, somut görev ve eylemlerinden kaynaklanır.

    Bir kişinin ticaret sicilinde müdür veya yönetim kurulu üyesi olması, sözleşmedeki bütün işlemleri bildiğini veya hileli teslimi bizzat gerçekleştirdiğini kanıtlamaz. Fiili yönetim, imza yetkileri, karar alma süreçleri ve deliller incelenmelidir.

    Bir şirketin tüm ortaklarının tek bir yüklenici fiilinden dolayı otomatik cezai sorumluluğu doğmaz.

    7.3. Alt Yüklenici ve Taşeron

    Alt yüklenicinin yalnızca yapım işinde çalışmış olması, onu idareyle sözleşme yapan asli yükleniciye dönüştürmez. Öncelikle idareyle sözleşmenin tarafının kim olduğu ve alt yüklenicinin hukuki statüsü belirlenmelidir.

    Yargıtayın özel faillik yaklaşımında, idareye karşı yüklenici sıfatını taşımayan kişi sırf tedarik veya taşeronluk ilişkisi nedeniyle doğrudan fail haline getirilemez. Bununla birlikte somut fiiline göre azmettirme, yardım etme veya bağımsız başka bir suçtan sorumluluk mümkündür.

    7.4. Yükleniciye Mal Satan Tedarikçi

    Tedarikçinin idareyle doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmuyorsa, yüklenicinin teslim borcuna konu malı satması tek başına ona TCK m. 236 kapsamında faillik sıfatı kazandırmaz.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararında da yükleniciye mal satan üçüncü kişi şirketin yetkililerinin fail sıfatı ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.

    2026/4031 sayılı kararın tam metni.

    7.5. Muayene ve Kabul Komisyonu Üyeleri

    Muayene ve kabul komisyonları TCK m. 236 bakımından en önemli sorumluluk kategorilerinden biridir. Ancak komisyon üyelerinin cezai sorumluluğu müşterek ve otomatik değildir.

    Her üyenin görevi, katıldığı işlemler, incelediği mal veya imalat, imzaladığı belgeler, tespit imkanları, varsa çekince veya muhalefeti ve hileli kabul iradesi ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    Sadece imzanın varlığından kast çıkarmak, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmaz.

    7.6. Yapı Denetim Görevlisi, Kontrol Mühendisi ve Teknik Personel

    Kontrol mühendisinin yükümlülüğü teknik inceleme, ölçüm ve raporlama olabilir. Ancak bu görevler kişiyi her durumda kabul yetkilisi haline getirmez.

    İlgili kişinin hukuken hangi belgeyi düzenlemeye yetkili olduğu, kabul işleminin bir parçası olup olmadığı ve hangi tarihte hangi teknik durumu bildiği belirlenmelidir.

    Gerçeğe aykırı teknik rapor düzenlenmesi başka suçları da gündeme getirebilir; fakat TCK m. 236 bakımından doğrudan fail sıfatı somut seçimlik harekete göre değerlendirilmelidir.

    7.7. Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi

    Ödeme sürecine katılmak, kabul işlemini gerçekleştirmekle aynı değildir. Harcama yetkilisinin veya gerçekleştirme görevlisinin hangi belgeyi ve hangi hukuki sıfatla imzaladığı belirlenmelidir.

    Hakediş ve ödeme belgelerindeki imzalar hileli sürece ilişkin delil oluşturabilir; ancak fiilin hangi bent kapsamında işlendiği ve kişinin buna iştiraki gösterilmeden doğrudan fail kabul edilmesi doğru değildir.

    7.8. İhale Yetkilisi, İhale Komisyonu Üyeleri ve Üst Yöneticiler

    İhale komisyonunda görev almak, sözleşmenin ifası aşamasındaki kabul işlemlerinden kendiliğinden sorumlu olmayı gerektirmez.

    Belediye başkanı, genel müdür, daire başkanı, rektör veya diğer üst yöneticiler bakımından da hiyerarşik konumun tek başına suçun faili olmayı gerektirmediği unutulmamalıdır. Talimat, onay, hileye katılım ve hukuki yetki somutlaştırılmalıdır.

    7.9. Özel Teknik Danışman, Proje Müellifi ve Denetim Şirketi Çalışanı

    Bu kişilerin kamu görevlisi sayılıp sayılmadığı, görevlendirilme şekli, kamu adına kabul yetkisi bulunup bulunmadığı ve somut sözleşme ilişkisi araştırılmalıdır.

    Özel hukuk çalışanı olmak tek başına doğrudan faillik için yeterli olmadığı gibi, kamu hizmetiyle ilişkili olmak da otomatik olarak kamu görevlisi sıfatı doğurmaz. TCK m. 6’daki kamu görevlisi tanımı ile özel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.

    7.10. İşçiler, Şantiye Şefleri, Muhasebe Personeli ve Diğer Yardımcılar

    Bir işçinin gerçeğe aykırı belge hazırlaması veya bir çalışanın sahte kantar kaydını sisteme işlemesi, bu kişinin olaydaki rolü bakımından önem taşıyabilir.

    Ancak işlemin amacını bilmeyen, hileli iradeyi paylaşmayan ve sadece kendisine verilen olağan teknik görevi yapan kişilerin cezai sorumluluğu ayrıca ispat gerektirir.

    7.11. Tüzel Kişinin Cezai ve İdari Sorumluluğu

    TCK m. 20/2 uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri saklıdır.

    Dolayısıyla bir limited veya anonim şirket hakkında gerçek kişilere uygulanan hapis cezası verilemez. Bununla birlikte şirket yöneticilerinin kişisel ceza sorumluluğu, ihale yasakları, sözleşmenin feshi, tazminat ve diğer kanuni yaptırımlar gündeme gelebilir.

    4735 sayılı Kanun’daki gerçek ve tüzel kişilere ilişkin özel yasaklama hükümleri, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle birlikte değerlendirilmelidir.

    8. Özgü Suç Niteliği, Müşterek Faillik, Azmettirme ve Yardım Etme

    Özgü suç, yalnızca kanunda aranan belirli sıfata veya niteliğe sahip kişinin doğrudan fail olabildiği suçtur.

    Yargıtayın güncel kararlarında TCK m. 236 bakımından özel faillik niteliği kabul edilmektedir. Ancak suçun bütün seçimlik hareketleri aynı faili gerektirmez.

    TCK m. 40/2 uyarınca özgü suçlarda özel faillik niteliğini taşımayan kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilirler.

    Azmettirme: Failde suç işleme kararını oluşturacak biçimde yönlendirmede bulunulmasıdır.

    Yardım etme: Suçun işlenmesini kolaylaştırma, araç sağlama, maddi veya manevi destek verme ve ilgili hükümde sayılan diğer katkıları ifade eder.

    Müşterek faillik: Suçun icrası üzerinde birlikte hakimiyet kurulmasını gerektirir. Özgü suçlarda özel faillik sıfatı bulunmayan kişinin salt birlikte hareket etmesi, kanunda aranan faillik sıfatını kendiliğinden kazandırmaz.

    Örneğin bir yüklenicinin kamu görevlisiyle anlaşarak eksik imalatın uygun kabul edilmesini sağlaması iddiasında, kamu görevlisinin TCK m. 236/2-d bakımından fail sıfatı ile yüklenicinin iştirak biçimi ayrı incelenmelidir.

    Önemli bir başka konu bağlılık kuralıdır. Şerikliğin cezalandırılabilmesi için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir esas fiilin varlığı gerekir. Asıl fail hakkında dava açılmaması tek başına bütün teorik iştirak ihtimallerini ortadan kaldıran soyut bir kural gibi kullanılmamalıdır. Bununla birlikte Yargıtayın belirli TCK m. 236 kararlarında, ilgili kamu görevlileri hakkında kamu davasının bulunmaması ve esas fail fiilinin ortaya konulamaması karşısında şerikliğin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

    Dolayısıyla soruşturma veya kovuşturmada, öncelikle asıl tipik fiilin kim tarafından, ne zaman ve hangi yetkiyle gerçekleştirildiği araştırılmalıdır.

    9. Hile, Kast, Maddi Hata ve Sözleşmeye Aykırılık Ayrımı

    9.1. Hile Neden Zorunludur?

    TCK m. 236/2’de sayılan hareketlerin hileli olarak gerçekleştirilmesi aranır. Bu nedenle suçun değerlendirilmesinde basit ayıp, dikkatsizlik, yanlış hesap, teknik yetersizlik veya sözleşmeye aykırılığın ötesinde, kanuni seçimlik hareketle bağlantılı bir hileli davranış belirlenmelidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.05.2024 tarihli 2021/2430 E., 2024/5591 K. sayılı kararında, ayıplı veya eksik ifanın tek başına yeterli olmadığı; ayrıca hileli hareketlerle gizlenmesi gerektiği açıklanmıştır.

    2024/5591 sayılı karar – Adalet Bakanlığı.

    9.2. Hileye Örnek Olabilecek Davranışlar

    • Başka bir ürünü şartnameye uygun ürün gibi göstermek için sahte etiket kullanılması.
    • Gerçekte teslim edilmeyen miktar için teslim belgesi hazırlanması.
    • Yapılmayan iş kalemlerinin ölçüm ve kabul kayıtlarında yapılmış gösterilmesi.
    • Eksik personel çalıştırıldığı halde puantajların gerçeğe aykırı düzenlenmesi.
    • Test sonuçları veya malzeme sertifikalarının gerçeği gizlemek amacıyla değiştirilmesi.
    • Geç tamamlanan işin teslim ve kabul tarihlerinin gerçeğe aykırı gösterilmesi.

    Bu örneklerin her birinde suçun oluştuğu peşinen kabul edilemez. Sözleşmeye uygunluk, failin sıfatı, hilenin niteliği ve ilgili seçimlik hareketin gerçekleşmesi birlikte aranmalıdır.

    9.3. Kast Nasıl Belirlenir?

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun taksirli şekli düzenlenmemiştir. Bu nedenle sırf özensizlik, bilgisizlik veya teknik hata nedeniyle TCK m. 236 kapsamında mahkumiyet kurulamaz.

    Failin hileli hareketin maddi unsurlarını bildiği ve davranışı iradi olarak gerçekleştirdiği ortaya konulmalıdır.

    Kastın değerlendirilmesinde yazışmalar, sözleşme kayıtları, uyarılar, değişiklik talepleri, test sonuçları, kabul işlemleri ve fiili uygulama birlikte ele alınır.

    9.4. Teknik Yanılgı ve Maddi Unsurlarda Hata

    Örneğin yetkili mühendis tarafından eşdeğer kabul edilen bir malzemenin sonradan sözleşmeye uygun olmadığının anlaşılması halinde, başlangıçtaki bilgi düzeyi ve hata ihtimali önem taşır.

    Teknik normun tartışmalı olması, projelerin çelişmesi veya malzemenin özelliklerine ilişkin makul bir yanılgının bulunması, kast ve TCK m. 30 kapsamındaki hata değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

    9.5. Ayıbın Sonradan Giderilmesi

    Ayıbın sonradan giderilmesi, her durumda önceden tamamlanmış bir suçu ortadan kaldırmaz. Ancak sözleşmede öngörülen muayene, ret ve değiştirme prosedürünün usulüne uygun biçimde işletilmesi, suçun hiç tamamlanmadığını veya hileli kabulün gerçekleşmediğini gösterebilir.

    Yargıtayın 05.03.2026 tarihli 2026/4031 sayılı kararında, reddedilen malların sözleşmedeki değiştirme hakkı kullanılarak uygun mallarla değiştirilmesi özellikle değerlendirilmiştir.

    10. Kamu Zararı Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunun Zorunlu Unsuru mudur?

    Bu soru suçun en önemli tartışmalı alanlarından biridir.

    Kanun metni bakımından: TCK m. 236’da kamu zararı, ikinci fıkradaki seçimlik hareketlerden bağımsız ve açıkça yazılmış bir unsur olarak yer almamaktadır.

    Yargıtay uygulaması bakımından: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli 2021/5557 E., 2024/2716 K. ve 14.05.2024 tarihli 2021/2430 E., 2024/5591 K. sayılı kararlarında suçun zarar suçu niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.

    Bu kararlar, 6459 sayılı Kanun’un hazırlık sürecindeki açıklamalardan da hareket ederek, mal veya hizmetin alıcısı durumundaki tarafın zarar görmesinin gerektiği görüşünü benimsemektedir.

    Yargıtayın 05.03.2026 tarihli 2022/5334 E., 2026/4031 K. sayılı kararında da zarar suçu yaklaşımına yer verilmiştir.

    Buna karşılık doktrinde, zararın açıkça kanuni unsur şeklinde düzenlenmemiş olmasına dikkat çeken ve bunun yorum yoluyla zorunlu unsur haline getirilmesini tartışan değerlendirmeler bulunmaktadır.

    Sonuç olarak: Güncel Yargıtay uygulamasında zarar araştırması ciddi önem taşımaktadır. Bununla birlikte somut dosyada yalnızca bir “kamu zararı vardır” ibaresine dayanmak yeterli değildir.

    10.1. Kamu Zararı Nasıl Hesaplanmalıdır?

    Teknik hesaplama, işin türüne ve sözleşme modeline göre değişir. Genel olarak aşağıdaki ayrım yapılmalıdır:

    • Taahhüt edilen fakat hiç yerine getirilmeyen edim.
    • Eksik miktarda gerçekleştirilen edim.
    • Düşük nitelikte veya farklı malzemeyle yapılan imalat.
    • Yapılmış ve idarenin yararına sunulmuş ilave işler.
    • Gerçekten ödenen hakediş ve diğer ödemeler.
    • İade, mahsup, kesinti ve düzeltme işlemleri.
    • Sözleşmeye uygun değişiklikler ve fiyat farkları.
    • Hesaba esas alınacak ilgili tarih ve fiyat düzeyi.

    Örneğin yaklaşık maliyet cetvelinde yer alan bir iş kaleminin projede farklı biçimde uygulanmış olması, ilgili iş kaleminin bedelinin tamamının kamu zararı olduğu anlamına gelmez.

    Özellikle anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerinde, birim fiyatlı işlerde uygulanan hesap mantığının hiçbir değişiklik yapılmadan kullanılması hatalı sonuçlara yol açabilir.

    Öncelikle idarenin sözleşmeyle hangi sonucu satın aldığı, fiilen hangi sonucun teslim edildiği ve ödeme karşılığında elde edilen gerçek ekonomik değer araştırılmalıdır.

    Kamu zararı ile ceza hukuku arasındaki ilişkiyi daha ayrıntılı inceleyen önceki çalışmamız: Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026).

    10.2. Sayıştay Raporu Tek Başına Mahkumiyet İçin Yeterli midir?

    Sayıştay denetim raporu, kamu zararı tespiti veya müfettiş raporu önemli delil niteliği taşıyabilir. Ancak bunlar ceza mahkemesinin suçun bütün unsurlarını bağımsız değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

    Mali sorumluluk için yapılan tespitle cezai kastın ispatı farklıdır. Bir raporda fazla ödeme belirlenmiş olsa bile bunun kim tarafından, hangi hukuki yetkiyle ve hileli olarak gerçekleştirildiği ayrıca belirlenmelidir.

    11. Geçici Kabul, Kesin Kabul ve Suçun Tamamlanma Anı

    Yapım işlerinde geçici kabul ve kesin kabul farklı hukuki işlevlere sahiptir. Geçici kabul, işin belirli koşullarla teslim alınması sürecini; kesin kabul ise sözleşme ve ilgili yönetmelik çerçevesinde daha sonraki kabul aşamasını ifade eder.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2021/3421 E., 2025/1050 K. sayılı kararında, somut olayda uygulanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği esas alınarak TCK m. 236/2’deki kabul kavramının kesin kabul işlemi olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

    Kararda kesin kabul işleminin yapılmamış olması, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmasında etkili olmuştur.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/1050 K. – Resmi karar metni.

    Benzer biçimde 20.02.2025 tarihli 2022/2227 E., 2025/2152 K. sayılı kararda kesin kabulün sonradan yapılıp yapılmadığının araştırılması ve kabul komisyonu üyeleri hakkındaki ceza davalarının incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/2152 K. – Karar metni.

    Bu kararlar ışığında yapım ihalelerinde aşağıdaki sorular mutlaka sorulmalıdır:

    1. Suç tarihinde hangi muayene ve kabul yönetmeliği yürürlüktedir?
    2. Geçici kabul hangi tarihte ve kimler tarafından yapılmıştır?
    3. Kesin kabul gerçekleştirilmiş midir?
    4. Kesin kabul tutanağını kimler imzalamıştır?
    5. Ayıplar geçici kabul sırasında kayıt altına alınmış mıdır?
    6. Sonradan meydana gelen bozulmalar ile ilk imalat ayıpları ayrılmış mıdır?
    7. Yüklenicinin bakım ve onarım yükümlülükleri nelerdir?

    Önemli: “Kesin kabul yoksa hiçbir suç oluşamaz” şeklinde bütün mal ve hizmet alımlarına uygulanabilecek sınırsız bir kural çıkarılmamalıdır. Yargıtay kararlarının değerlendirdiği yapım işi, tarih ve ilgili kabul rejimi dikkate alınmalıdır. Mal teslimine ilişkin (a) ve (b) bentlerinde teslim hareketi ayrıca düzenlenmiştir.

    Ayrıca tamamlanmış suç, teşebbüs ve hukuka aykırı hazırlık hareketleri arasında ayrım yapılmalıdır.

    12. Doğrudan Temin, İhale İstisnaları ve İhalesiz Sözleşmeler

    4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22. maddesinde düzenlenen doğrudan temin, güncel ihale sisteminde bir ihale usulü değildir. Bununla birlikte doğrudan temin yoluyla gerçekleştirilen alımlarda TCK m. 236’nın uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca tartışılmaktadır.

    Bu konuda önemli bir ayrım yapılması gerekir:

    Birinci yaklaşım: TCK m. 236’nın ihale kararına veya ihale sonucunda kurulan sözleşmeye dayandığı, dolayısıyla ihale niteliği taşımayan doğrudan temin işlemlerinin kapsam dışında kalması gerektiği savunulmaktadır.

    İkinci yaklaşım: Maddenin birinci fıkrasında yer alan taahhüt ilişkisi ve ikinci fıkradaki “sözleşme” ifadesi üzerinden daha geniş bir değerlendirme yapılabileceği ileri sürülmektedir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli 2021/5557 E., 2024/2716 K. sayılı kararında doğrudan teminle yapılan alımlarla ilgili değerlendirme yapılmış; karşıoyda ise kanunilik ilkesi gereğince ihale bulunmayan ilişkilerde TCK m. 236’nın uygulanamayacağı görüşü ayrıntılı olarak savunulmuştur.

    Bu konudaki öğretisel tartışmanın örneklerinden biri, Prof. Dr. Ersan Şen ve Dündar Can Yorgun’un 18.06.2026 tarihli çalışmasıdır: Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda “İhale” Şartı.

    Somut dosyada “doğrudan temin” ifadesinin kullanılması tek başına yeterli değildir. Alımın gerçek hukuki niteliği, ihale kararı bulunup bulunmadığı, sözleşmenin kuruluş şekli, ilgili özel mevzuat ve isnat edilen seçimlik hareket araştırılmalıdır.

    Kanunilik ilkesi nedeniyle ceza normunun kapsamı kıyasla genişletilemez. Bununla birlikte ihale dışı alımlarda ortaya çıkan hileli davranışların başka suç tiplerini oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenebilir.

    13. Yapım, Mal ve Hizmet Alımlarında Özel Hukuki Problemler

    13.1. Anahtar Teslimi Götürü Bedel Sözleşmeler

    4735 sayılı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde esas alınan husus, uygulama projesi ve mahal listesi çerçevesinde işin tamamı için belirlenen toplam sözleşme bedelidir.

    Bu nedenle yalnızca yaklaşık maliyet cetvelindeki her kalemi tek tek çıkarıp toplam bedelden düşmek her durumda doğru bir zarar hesabı vermez. İmalatın hukuken zorunlu olup olmadığı, projenin ve eklerinin durumu, fiilen gerçekleşen iş ve varsa usulüne uygun revizyonlar dikkate alınmalıdır.

    13.2. Birim Fiyat Sözleşmeler

    Birim fiyat sözleşmelerinde metraj, poz tarifleri, birim fiyatlar, gerçekleşen miktarlar ve ödeme belgeleri önemlidir.

    Ancak yapılan her metraj hatası hile teşkil etmez. Ölçüm yöntemindeki teknik görüş ayrılığı, proje değişikliği veya hesap hatasıyla bilerek gerçeğe aykırı ölçüm düzenlenmesi arasında ayrım yapılmalıdır.

    13.3. Proje Revizyonu ve İş Artışı

    Proje değişikliği, iş artışı, iş eksilişi ve ilave imalatlar, 4735 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile ilgili sözleşme ve uygulama mevzuatı kapsamında incelenmelidir.

    Yapılan değişikliğin hukuken geçerli olup olmadığı, idarenin usulüne uygun onayı, değişikliğin tarihi ve fiilen yapılan işin değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.

    Usulsüz bir proje değişikliği sözleşmesel veya mali sorumluluk doğurabilir; fakat tek başına TCK m. 236 kapsamında hileli kabulün varlığını kanıtlamaz.

    13.4. Gizli İmalatlar ve Sonradan İnceleme

    Betonarme donatı, gömülü tesisat, zemin iyileştirme ve benzeri gizli imalatlar tamamlandıktan sonra ilk halleriyle gözlemlenemeyebilir.

    Bu durumlarda imalat sürecindeki fotoğraflar, video kayıtları, laboratuvar sonuçları, yapı denetim belgeleri, hakediş ekleri, ataşmanlar ve proje kayıtları önem taşır.

    Yıllar sonra gerçekleştirilen incelemede tespit edilen bozulmanın yapım sırasındaki eksiklikten mi yoksa kullanım, bakım, doğal yıpranma veya sonradan yapılan müdahaleden mi kaynaklandığı teknik olarak açıklanmalıdır.

    13.5. Hizmet Alımlarında Personel ve Performans Uyuşmazlıkları

    Personel sayısı, vardiya çizelgesi, puantaj, hizmet kalite kriterleri, elektronik giriş kayıtları ve kontrol tutanakları birlikte incelenmelidir.

    Özellikle hizmetin eksik verilmesiyle eksik verildiğinin bilindiği halde tam verilmiş gibi kabul edilmesi arasındaki fark gözetilmelidir.

    13.6. Mal Alımlarında Ret ve Değiştirme Prosedürü

    Malın muayenede reddedilmesi ve sözleşmeye uygun mal ile değiştirilmesi, olayın ceza hukuku bakımından niteliğini değiştirebilir.

    Bu durumda önceki teslimin kabul edilip edilmediği, hileli davranış bulunup bulunmadığı, değiştirme hakkının hangi koşullarda kullanıldığı ve kamu zararının ortaya çıkıp çıkmadığı araştırılmalıdır.

    14. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Nasıl İspatlanır?

    Ceza muhakemesinde ispat yükü, sanığın suçsuzluğunu kanıtlama yükümlülüğü şeklinde kurulamaz. Mahkumiyet için kanuni unsurların hukuka uygun delillerle, makul şüpheyi ortadan kaldıracak derecede ispatlanması gerekir.

    CMK m. 217 uyarınca yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Hükmün gerekçeli olması ve her sanık yönünden delillerin ayrı değerlendirilmesi zorunludur.

    14.1. Soruşturma Dosyasında Bulunması Gereken Belgeler

    1. İhale ilanı, ihale kararı ve ihale işlem dosyası.
    2. İmzalı sözleşme ve bütün ekleri.
    3. İdari ve teknik şartname.
    4. Uygulama projeleri, revizyonlar ve mahal listeleri.
    5. Birim fiyat tarifleri, analizleri ve metraj cetvelleri.
    6. Yer teslimi, iş programı ve süre uzatım belgeleri.
    7. Hakediş raporları ve ödeme kayıtları.
    8. Fatura, irsaliye, stok ve sevkiyat kayıtları.
    9. Muayene ve kabul tutanakları.
    10. Geçici ve kesin kabul komisyonu belgeleri.
    11. Laboratuvar testleri ve kalite kontrol belgeleri.
    12. Yapı denetim raporları ve kontrol defterleri.
    13. İdare ile yüklenici arasındaki yazışmalar.
    14. Eksiklik ve ayıp ihbarları.
    15. İş artışı, iş eksilişi ve proje değişikliği onayları.
    16. Sayıştay, müfettiş ve idari inceleme raporları.
    17. Ödeme emri, tahakkuk, mahsup ve iade kayıtları.
    18. Olay tarihinde yürürlükte bulunan kabul mevzuatı.
    19. İlgili kamu görevlilerinin görev tanımları ve yetki belgeleri.
    20. Elektronik verilerin hukuka uygun elde edilmiş asıl kayıtları.

    14.2. Bilirkişi Raporu Nasıl Hazırlanmalıdır?

    Bilirkişi raporu, yalnızca “eksik imalat vardır” veya “kamu zararı meydana gelmiştir” sonucundan ibaret olmamalıdır.

    Rapor teknik olarak denetlenebilir olmalı; hangi sözleşme hükmünün ihlal edildiğini, fiili durumun ne olduğunu, hangi tarihte hangi verinin bulunduğunu ve sonuçların nasıl hesaplandığını açıklamalıdır.

    İyi bir bilirkişi incelemesinde teknik ve mali sorular birbirinden ayrılır. Hukuki nitelendirme ve suçun oluştuğuna dair nihai değerlendirme ise mahkemeye aittir.

    14.3. Bilirkişiye Sorulması Gereken Temel Sorular

    1. Sözleşme kapsamında hangi edim taahhüt edilmiştir?
    2. Taahhüdün kapsamını belirleyen teknik belge hangisidir?
    3. Fiilen gerçekleştirilen işin miktarı ve niteliği nedir?
    4. İddia edilen eksiklik hangi yöntemle ölçülmüştür?
    5. İşin ilk hali ile inceleme tarihindeki hali ayrılabilmekte midir?
    6. Proje değişiklikleri ve iş artışları hesaba katılmış mıdır?
    7. Yapılmayan işlerin yanında yapılan ilave işler bulunmakta mıdır?
    8. Hangi tutarlar gerçekten yükleniciye ödenmiştir?
    9. Ödemelerde kesinti, mahsup veya iade var mıdır?
    10. Hangi mal veya imalat hangi gerekçeyle sözleşmeye aykırıdır?
    11. Uyuşmazlık teknik görüş ayrılığından kaynaklanabilir mi?
    12. İlgili ayıp veya eksiklik kabul tarihinde mevcut mudur?
    13. İşin bakım ve kullanım geçmişi nedir?
    14. Hangi kabul işlemi ne zaman gerçekleştirilmiştir?
    15. Her kamu görevlisinin teknik ve hukuki görevi nedir?
    16. Hesaplanan zarar ile hangi somut işlem arasında ilişki bulunmaktadır?

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.12.2025 tarihli 2021/3420 E., 2025/15129 K. sayılı kararı, eksik ve fazla imalatların birlikte incelenmesi, yapılan işin toplam maliyetinin ortaya konulması ve kamu görevlilerinin kişisel sorumluluklarının ayrı ayrı belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.

    2025/15129 sayılı Yargıtay kararının tam metni.

    14.4. Dijital Deliller ve Hukuka Aykırı Delil Sorunu

    Elektronik yazışmalar, kamera görüntüleri, elektronik ihale kayıtları ve bilgisayar verileri somut olayda önemli olabilir. Ancak bunların elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve doğrulanabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19.12.2024 tarihli 2021/4482 E., 2024/12072 K. sayılı kararında, başka bir suç için uygulanmış iletişimin denetlenmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirleri sonucunda elde edilen delillerin TCK m. 236 bakımından kullanılabilirliği tartışılmıştır.

    Kararda CMK m. 135, 138 ve 217 hükümleri çerçevesinde, somut olayda yasak delillerin dışlanması gerektiği belirtilmiştir.

    2024/12072 sayılı Yargıtay kararı – Hukuka aykırı delil ve faillik.

    Bu nedenle soruşturma dosyasında bulunan her teknik takip veya iletişim kaydının kendiliğinden hukuka uygun delil olduğu kabul edilemez.

    15. On İki Somut Olay Üzerinden Hukuki Değerlendirme

    Aşağıdaki örnekler, suçun unsurlarını açıklamak amacıyla oluşturulmuş varsayımsal olaylardır. Gerçek bir mahkeme kararının özeti değildir.

    Olay 1 – Eksik Beton Donatısı

    Bir kamu binasında projeye göre kullanılması gereken donatı miktarından daha az donatı kullanılmıştır. İnşaat tamamlanmış ancak kesin kabul yapılmamıştır.

    Değerlendirme: Teknik eksikliğin ispatı tek başına yeterli değildir. Kabul aşaması, hileli kabul fiili, kamu görevlisinin rolü ve yüklenicinin iştiraki ayrıca incelenmelidir. Yargıtayın kesin kabul kararları önem taşır.

    Olay 2 – Farklı Marka Tıbbi Cihaz

    İdareye sözleşmede belirtilenden farklı bir cihaz teslim edilmiştir. Cihaz eşdeğer özelliklere sahiptir ve idarenin usulüne uygun değişiklik onayı bulunmaktadır.

    Değerlendirme: Farklı marka tek başına suç değildir. Sözleşme hükümleri, eşdeğerlik ve hile araştırılmalıdır.

    Olay 3 – 1.000 Birim Yerine 800 Birim Mal

    İrsaliyede 1.000 birim yazmasına karşın depoya 800 birim mal alınmış; gerçeğe aykırı kabul düzenlenmiştir.

    Değerlendirme: TCK m. 236/2-b gündeme gelebilir. Yüklenici, temsilci ve ilgili kamu görevlileri bakımından ayrı değerlendirme yapılmalıdır.

    Olay 4 – Süre Uzatımı Verilen İnşaat

    İş başlangıçta öngörülen tarihten sonra bitmiştir; fakat idare usulüne uygun süre uzatımı vermiştir.

    Değerlendirme: Geç teslim görünümü tek başına 236/2-c suçunu oluşturmaz. Hukuken geçerli bitiş tarihi esas alınmalıdır.

    Olay 5 – Yapılmayan Temizlik Hizmeti

    Hizmetin bir kısmı hiç sunulmadığı halde tamamı yapılmış gibi kabul edilmiş ve bedeli ödenmiştir.

    Değerlendirme: TCK m. 236/2-e kapsamında hileli kabul ve kamu görevlisinin rolü incelenir. Yüklenicinin azmettirme veya yardım etme fiili ayrıca araştırılır.

    Olay 6 – Anahtar Teslimi Götürü Bedelde Metraj Farkı

    İdare, yaklaşık maliyet cetvelindeki bazı kalemlerin gerçekleştirilmediğini ileri sürmektedir. Yüklenici ise proje revizyonları nedeniyle farklı ve ilave işler yaptığını belirtmektedir.

    Değerlendirme: İşin toplam sözleşmesel kapsamı, fiili gerçekleşme, değişikliklerin hukuki geçerliliği ve mali etki incelenmeden yalnızca cetvel farkından suç çıkarılamaz.

    Olay 7 – Tedarikçinin Yükleniciye Farklı Mal Satması

    Kamu kurumuyla sözleşme ilişkisi bulunmayan tedarikçi, yükleniciye farklı nitelikte mal satmıştır.

    Değerlendirme: Tedarikçi otomatik olarak TCK m. 236’nın doğrudan faili değildir. 2026/4031 sayılı Yargıtay kararı fail sıfatı bakımından dikkate alınmalıdır.

    Olay 8 – Geçici Kabulde Belirtilen Eksiklik

    Eksiklik geçici kabul tutanağına yazılmış, giderilmesi istenmiş ve kabul süreci tamamlanmamıştır.

    Değerlendirme: Eksikliğin açıkça kayda alınmış olması hileli gizleme ve kabul iddiasını etkileyebilir. Kesin kabulün bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

    Olay 9 – Yıllar Sonra Ortaya Çıkan Çatlak

    Kamu binasında teslimden sekiz yıl sonra çatlaklar oluşmuştur.

    Değerlendirme: Malzeme, proje, kullanım ve bakım geçmişi teknik incelemeye tabi tutulmalıdır. Sonradan oluşan çatlak, geçmişte hileli kabul yapıldığının tek başına kanıtı değildir.

    Olay 10 – Muhasebecinin Gerçeğe Aykırı Hakediş Belgesi Hazırlaması

    Şirket çalışanı, üstlerinin verdiği bilgilerle hakediş eki hazırlamıştır. Belgenin yanlışlığını bildiğine ilişkin delil bulunmamaktadır.

    Değerlendirme: Kişisel kast ve somut katkı ispatlanmalıdır. Görev unvanı veya belgeyi teknik olarak hazırlamış olmak tek başına yeterli değildir.

    Olay 11 – Belediye Başkanının Genel Onayı

    Belediye başkanı ödeme sürecinin nihai onayını vermiş ancak teknik kabul komisyonunda bulunmamıştır.

    Değerlendirme: Hiyerarşik konum doğrudan faillik için yeterli değildir. Onayın hukuki kapsamı, gerçeğe aykırılığın bilinmesi ve somut iştirak fiili araştırılır.

    Olay 12 – Reddedilen Malın Değiştirilmesi

    Şartnameye aykırı mal kabul edilmeyerek iade edilmiş ve sözleşmedeki değiştirme hakkına dayanılarak uygun mal teslim edilmiştir.

    Değerlendirme: Suçun tamamlanması, kast, zarar ve teşebbüs ihtimalleri ayrıca ele alınmalıdır. Yargıtayın 2026/4031 sayılı kararı doğrudan ilgilidir.

    16. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçuna İlişkin Doğrulanmış Yargıtay Kararları

    Aşağıdaki kararlar esas ve karar numarası, tarihi ve erişilebilen karar metni üzerinden araştırılmıştır. Adalet Bakanlığı veri tabanında erişilebilen kararlar resmi bağlantılarıyla; diğerleri tam metin sağlayan içtihat veri tabanlarıyla gösterilmiştir.

    16.1. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 05.03.2026, 2022/5334 E., 2026/4031 K.

    Konu: Yüklenici olmayan tedarikçinin fail sıfatı, sözleşmedeki değiştirme hakkı, uygun mal teslimi ve teşebbüs.

    Sonuç: Mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

    Hukuki önem: Yükleniciye mal satan firma yetkililerinin doğrudan fail sayılamaması, sözleşmesel değiştirme imkanının etkisi ve reddedilen malın teslim edilmesi halinde suçun tamamlanıp tamamlanmadığının değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.2. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 23.12.2025, 2021/3420 E., 2025/15129 K.

    Konu: Yapım işlerinde eksik ve fazla imalat, bilirkişi raporunun kapsamı, kabul komisyonları, yüklenicinin iştiraki ve ihale yasakları.

    Sonuç: Mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.

    Hukuki önem: Yapılmayan işler kadar yapılan ilave işlerin, gerçek ödemelerin ve her kamu görevlisinin sorumluluğunun ayrıca incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle karmaşık hakediş ve kamu zararı dosyaları için önemlidir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.3. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 18.06.2025, 2021/3892 E., 2025/7205 K.

    Konu: Hizmet ediminde özgü suç niteliği, ilgili kamu görevlisinin fail sıfatı ve yüklenici bakımından iştirak.

    Sonuç: Beraat hükmü onanmıştır.

    Hukuki önem: 236/2-e kapsamında kamu görevlisi olmayan kişinin doğrudan fail sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı ve somut olayda esas failin bulunmamasının şeriklik bakımından etkisi değerlendirilmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.4. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 20.02.2025, 2022/2227 E., 2025/2152 K.

    Konu: Kesin kabulün araştırılması, kabul komisyonu üyeleri hakkında dava bulunup bulunmadığı ve yüklenicinin faillik niteliği.

    Sonuç: Mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

    Hukuki önem: Kesin kabul işleminin ve kamu görevlileri hakkındaki yargılamanın araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca 4735 sayılı Kanun m. 27 çerçevesinde yasaklama konusu ele alınmıştır.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.5. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 12.02.2025, 2022/3212 E., 2025/1922 K.

    Konu: Hizmet alımı sözleşmesi, 236/2-e, özgü suç ve şeriklik.

    Sonuç: Beraat hükümleri onanmıştır.

    Hukuki önem: Kamu görevlisi olmayan kişilerin doğrudan fail olarak cezalandırılamayacağı ve somut dosyada kamu görevlileri bakımından esas fail fiilinin ortaya konulamaması değerlendirilmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.6. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 16.01.2025, 2021/3421 E., 2025/1050 K.

    Konu: Yapım ve hizmet işlerinde özel faillik, kesin kabul ve suçun yasal unsurları.

    Sonuç: Beraat hükümleri onanmıştır.

    Hukuki önem: Maddenin bentlerine göre fail ayrımı yapılmış ve somut yapım işi bakımından kesin kabulün bulunmamasının suçun oluşumuna etkisi açıklanmıştır.

    Resmi Adalet Bakanlığı karar metni.

    16.7. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 19.12.2024, 2021/4482 E., 2024/12072 K.

    Konu: Hukuka aykırı deliller, iletişimin denetlenmesi, teknik takip ve özgü suç niteliği.

    Sonuç: Bir kısım beraat hükümleri onanmış, mahkumiyet hükümleri bozulmuştur.

    Hukuki önem: CMK m. 135 ve 138 kapsamında elde edilmiş verilerin başka bir suçta kullanılabilirliği ile fail ve yardım eden ayrımı incelenmiştir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.8. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 26.11.2024, 2021/3032 E., 2024/11413 K.

    Konu: Yapım işinde yüklenicinin fail sıfatı ve nitelikli dolandırıcılık ihtimali.

    Sonuç: Hüküm bozulmuş; başka suç vasfı ve görevli mahkeme üzerinde durulmuştur.

    Hukuki önem: Yapım işi nedeniyle TCK m. 236 kapsamında doğrudan fail olmayan kişinin davranışının başka bir suç, özellikle kamu kurum veya kuruluşlarının zararına dolandırıcılık kapsamında incelenebileceğini göstermektedir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    16.9. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 14.05.2024, 2021/2430 E., 2024/5591 K.

    Konu: Hile, ayıplı ifa ve kamu zararının suçun oluşumuna etkisi.

    Sonuç: Beraat hükmü onanmıştır.

    Hukuki önem: Salt ayıplı veya eksik ifanın yeterli olmadığı; ayrıca hileli gizleme ve zarar koşullarının somut olayda değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.

    Resmi Adalet Bakanlığı karar metni.

    16.10. Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 12.03.2024, 2021/5557 E., 2024/2716 K.

    Konu: Hile, kamu zararı, doğrudan temin, teknik inceleme ve suçun kapsamı.

    Sonuç: Eksik incelemeye ilişkin bozma kararı verilmiştir.

    Hukuki önem: Özellikle ihalesiz alımların TCK m. 236 kapsamına girip girmediği konusunda çoğunluk ve karşıoy değerlendirmelerinin birlikte incelenmesini gerektirmektedir.

    Kararın tam metnini inceleyin.

    İçtihatları okuma notu: Yargıtayın bir mahkumiyeti bozması, olayda bütün hukuki veya cezai sorumlulukların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bozmanın hangi gerekçeyle yapıldığı, hükmün esası hakkında nihai değerlendirme bulunup bulunmadığı ve sonraki yargılama ayrıca incelenmelidir.

    17. Edimin İfasına Fesat Karıştırmanın Diğer Suçlarla İlişkisi

    17.1. İhaleye Fesat Karıştırma – TCK 235

    İhale aşamasında ve ifa aşamasında birbirinden bağımsız suç teşkil eden davranışlar bulunuyorsa iki suçun ayrı ayrı değerlendirilmesi mümkündür. Aynı davranışa ilişkin içtima hükümleri somut olayda uygulanmalıdır.

    17.2. Nitelikli Dolandırıcılık – TCK 158

    Yüklenicinin TCK m. 236 bakımından doğrudan fail sıfatını taşımaması, eylemin hiçbir suç oluşturmadığı anlamına gelmez. Kamu kurum veya kuruluşlarının zararına hileli davranışlarla yarar sağlanması halinde TCK m. 158 kapsamında suçun bütün unsurları araştırılabilir.

    Burada özel normun önceliği ve içtima kuralları önemlidir. Aynı fiilden dolayı hangi suçun uygulanacağı, kanuni unsurlar karşılaştırılarak belirlenmelidir.

    17.3. Resmi veya Özel Belgede Sahtecilik – TCK 204 ve 207

    Gerçeğe aykırı kabul tutanağı, hakediş belgesi, laboratuvar raporu veya teslim belgesi düzenlenmesi halinde belgede sahtecilik suçları ayrıca gündeme gelebilir.

    Ancak her gerçeğe aykırı içerik otomatik olarak belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz. Belgenin niteliği, düzenleyenin yetkisi ve ilgili suçun özel unsurları araştırılmalıdır.

    TCK m. 212’de sahte belgenin başka suçun işlenmesi sırasında kullanılmasına ilişkin özel içtima düzenlemesi de değerlendirilmelidir.

    17.4. Görevi Kötüye Kullanma – TCK 257

    Görevi kötüye kullanma suçu tamamlayıcı niteliktedir. TCK m. 236 gibi özel suçun unsurları gerçekleştiğinde aynı davranış için TCK m. 257’nin uygulanması ayrı içtima değerlendirmesi gerektirir.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu oluşmamış olsa bile, kamu görevlisinin eylemi TCK m. 257’nin bağımsız unsurlarını karşılıyorsa bu suç gündeme gelebilir.

    17.5. Rüşvet, İrtikap ve Zimmet

    TCK m. 236/3 uyarınca fesat karıştırma nedeniyle menfaat temin eden görevli kişiler, ilgili suç hükmüne göre ayrıca cezalandırılabilirler.

    Bu nedenle kabul işlemi karşılığında menfaat sağlandığı iddiası varsa rüşvet, irtikap veya diğer ilgili suçlar bağımsız olarak araştırılmalıdır.

    17.6. Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma

    Birden fazla kişinin ihale veya edim sürecinde bulunması tek başına suç örgütünün varlığını göstermez. TCK m. 220 kapsamında ayrı kanuni koşulların ispatı gerekir.

    Suç örgütü isnadı bulunması halinde iletişimin denetlenmesi ve teknik takipten elde edilen delillerin hukuki niteliği de ayrıca önem kazanır.

    17.7. Zincirleme Suç ve Birden Fazla Hakediş

    Tek bir sözleşme kapsamında birden fazla hakediş düzenlenmesi otomatik olarak birden fazla suçun oluştuğu anlamına gelmez. Her bir fiilin tamamlanma tarihi, aynı suç işleme kararının bulunup bulunmadığı ve TCK m. 43’ün koşulları ayrıca incelenmelidir.

    Farklı sözleşmeler, farklı kurumlar veya farklı suç işleme kararları bakımından ayrı suç ihtimali gündeme gelebilir.

    18. Cezai Yaptırımlar, İhalelerden Yasaklama ve Tazminat

    18.1. Hapis Cezası

    TCK m. 236/1 uyarınca temel ceza üç yıldan yedi yıla kadar hapistir. Somut olayda teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, takdiri indirim, hak yoksunlukları ve diğer genel hükümler uygulanabilir.

    18.2. 4735 Sayılı Kanun’un 25. Maddesi

    4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 25. maddesi; hileli davranışlar, sahte belgeler, hileli malzeme kullanılması, eksik veya kusurlu imalat, idareye zarar verme ve sözleşmeye aykırı diğer belirli fiilleri yasaklamaktadır.

    Bu maddede yasaklanan fiillerin tamamı otomatik olarak TCK m. 236 suçunu oluşturmaz. İdari yaptırım rejimi ile ceza normunun unsurları farklıdır.

    18.3. İhalelere Katılmaktan Yasaklama – 4735 m. 26

    4735 sayılı Kanun’un 26. maddesinde, 25. maddede sayılan fiillerin özelliklerine göre bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama düzenlenmektedir.

    Yasaklama kararının kimleri kapsadığı, verilme ve yayımlanma usulü, ilgili süreler ve karara karşı başvuru imkanları ayrıca değerlendirilmelidir.

    18.4. Yüklenicilerin Ceza Sorumluluğu – 4735 m. 27

    4735 sayılı Kanun’un 27. maddesi, 25. maddede yasaklanan ve Türk Ceza Kanunu’na göre suç oluşturan fiiller bakımından suç duyurusunu ve mahkeme kararıyla ek ihale yasaklarını düzenlemektedir.

    Kanunda ayrıca mahkeme kararıyla bir yıldan üç yıla kadar yasaklama ve belirli koşullarda sürekli yasaklama öngörülmüştür.

    Bu yaptırımların koşulları her olayda ve ilgili kişinin hukuki statüsüne göre ayrıca incelenmelidir.

    18.5. Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu – 4735 m. 28

    Kanun’un 28. maddesinde muayene ve kabul komisyonları, yapı denetim görevlileri ve ilgili diğer görevliler bakımından disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler bulunmaktadır.

    Ceza sorumluluğu için ilgili suçun kanuni unsurları; mali sorumluluk için ise uygulanacak özel ve genel sorumluluk koşulları esas alınmalıdır.

    18.6. Yapım İşlerinde Yüklenici ve Alt Yüklenicinin On Beş Yıllık Sorumluluğu

    4735 sayılı Kanun’un 30. maddesinde yapım işlerinde yüklenici ve alt yüklenicilerin, yapının fen ve sanat kurallarına uygun yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zararlar bakımından kesin kabulden sonra da on beş yıl süreyle müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir.

    Bu on beş yıllık hukuki sorumluluk süresi, TCK m. 236’nın dava zamanaşımıyla aynı hukuki kurum değildir.

    Bir yüklenicinin cezai sorumluluğunun bulunmaması, 4735 m. 30 kapsamındaki tazminat sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmaz.

    Resmi mevzuat: 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.

    19. Soruşturma Usulü, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

    19.1. Suç Şikayete Tabi midir?

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Kanuni koşulları varsa Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.

    19.2. Görevli Mahkeme Hangisidir?

    TCK m. 236’nın temel cezası ve genel görev kuralları bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

    Ancak aynı fiilin nitelikli dolandırıcılık gibi farklı bir suçu oluşturabileceği durumda suç vasfı ve görevli mahkeme yeniden değerlendirilmelidir. Nitelikli dolandırıcılık bakımından ağır ceza mahkemesinin görev alanı gündeme gelebilir.

    19.3. Kamu Görevlileri İçin Soruşturma İzni Gerekir mi?

    4483 sayılı Kanun ile 3628 sayılı Kanun’un soruşturma hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

    3628 sayılı Kanun’un 17. maddesinde resmi ihaleler ve alım-satımlara fesat karıştırmayla ilgili özel soruşturma rejimi bulunmaktadır. Yargıtay uygulamasında TCK m. 236 bakımından soruşturma izni aranmaksızın doğrudan soruşturma yürütülebileceğine ilişkin kararlar mevcuttur.

    Bununla birlikte 3628 sayılı Kanun kapsamındaki kişi yönünden istisnalar, özel statüler ve özel soruşturma usulleri ayrıca araştırılmalıdır. Bütün kamu görevlileri hakkında istisnasız aynı usulün uygulanacağı kabul edilemez.

    19.4. Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?

    TCK m. 236’nın temel şekli bakımından cezanın üst sınırı yedi yıl olduğu için, TCK m. 66/1-d çerçevesinde genel dava zamanaşımı süresi on beş yıldır.

    Ancak suçun tarihi, tamamlanma anı, zincirleme suç ihtimali, zamanaşımını durduran ve kesen nedenler, yaş küçüklüğü ve lehe kanun değerlendirmesi ayrıca dikkate alınmalıdır.

    19.5. Hangi Tarih Suç Tarihidir?

    Mal teslimi, gerçeğe aykırı kabul, kesin kabul veya birden çok hareketin bulunduğu olaylarda suç tarihi, isnat edilen seçimlik harekete göre belirlenmelidir.

    Her dosyada suç tarihini ihale tarihi, sözleşme tarihi veya son hakediş tarihi olarak kabul etmek doğru değildir.

    19.6. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması veya Diğer Kurumlar

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve benzeri ceza muhakemesi veya ceza hukuku kurumları bakımından somut sonuç ceza, kişinin hukuki durumu ve karar tarihinde yürürlükteki mevzuat esas alınmalıdır.

    TCK m. 236’nın temel ceza aralığı nedeniyle bu kurumların uygulanabileceği yönünde genel ve koşulsuz bir sonuç çıkarılamaz.

    20. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Soruşturmasında Savunma Stratejisi

    Bu suçla ilgili başarılı bir savunma yalnızca ceza hukuku normlarının bilinmesini değil, sözleşmenin teknik ve mali içeriğinin ayrıntılı incelenmesini gerektirir.

    20.1. Birinci Aşama: İsnadın Hukuki Niteliği

    Öncelikle yüklenen hareketin TCK m. 236/2’nin hangi bendine girdiği belirlenmelidir.

    Şüpheli veya sanığın fail olarak nitelendirilebileceği bir bent bulunup bulunmadığı araştırılmadan genel ifadelerle suç isnadında bulunulması, kanunilik ve suçun şahsiliği ilkeleri bakımından sakıncalıdır.

    20.2. İkinci Aşama: Sözleşmenin Doğru Okunması

    İhale dokümanı, sözleşme, idari şartname, teknik şartname, proje, revizyon ve usulüne uygun onaylar birlikte incelenmelidir.

    Bir belgeden koparılarak yapılan değerlendirme, işin gerçek kapsamını yansıtmayabilir.

    20.3. Üçüncü Aşama: Fail ve İştirak Ayrımı

    Yüklenici, alt yüklenici, tedarikçi, kabul komisyonu üyesi, kontrol mühendisi ve harcama yetkilisinin görevleri birbirinden ayrılmalıdır.

    Özellikle yapım ve hizmet işlerinde kabulü gerçekleştiren kişi belirlenmeden yüklenici hakkında doğrudan fail nitelendirmesi yapılması Yargıtayın güncel yaklaşımıyla bağdaşmayabilir.

    20.4. Dördüncü Aşama: Hile ve Kastın Araştırılması

    Şartnameye aykırılık hangi somut hileli davranışla gizlenmiştir? İlgili kişi bu durumdan haberdar mıdır? Eksiklik idareye bildirilmiş midir? Teknik çekince veya muhalefet bulunmakta mıdır?

    Bu sorulara deliller üzerinden cevap verilmelidir.

    20.5. Beşinci Aşama: Bilirkişi Raporuna Teknik İtiraz

    Eksik bilirkişi incelemesine dayalı suç isnatlarında yeni keşif, karşılaştırmalı metraj, bağımsız laboratuvar analizi veya farklı uzmanlık alanlarından oluşan bilirkişi heyeti talep edilebilir.

    Özellikle 2025/15129 sayılı Yargıtay kararı, eksik ve fazla imalatların ayrı ayrı ve bütüncül değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

    20.6. Altıncı Aşama: Hukuka Aykırı Delillerin Denetimi

    İletişimin denetlenmesi, teknik takip ve elektronik verilerin elde edilmesine ilişkin kanuni koşullar değerlendirilmelidir. Somut olaya göre CMK m. 135, 138, 206 ve 217 çerçevesinde hukuka aykırı delillere itiraz edilebilir.

    20.7. Yedinci Aşama: Alternatif Suç Vasıflarının İncelenmesi

    TCK m. 236’nın unsurlarının bulunmadığının ortaya konulması, diğer suçlardan dolayı mevcut soruşturma risklerinin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.

    Dolandırıcılık, sahtecilik, görevi kötüye kullanma veya rüşvet iddiaları bakımından her suçun unsurları ayrı ayrı incelenmelidir.

    20.8. Suç İhbarında Bulunan İdare İçin Yol Haritası

    İdare tarafından hazırlanan suç duyurusunda yalnızca bir müfettiş raporuna atıf yapılması yerine, sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen somut hareketlerin; ilgili kişi, tarih, belge, zarar hesabı ve hile iddiasıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

    Ceza soruşturması ile tazmin, alacak, ihale yasaklama ve disiplin süreçlerinin ayrı hukuki dayanakları bulunduğu gözetilmelidir.

    20.9. Şirketler İçin Önleyici Hukuki Tedbirler

    İhale ve yapım işi üstlenen şirketlerin, teslim ve kabul belgelerinin yetki kontrolünü yapması; değişiklik onaylarını yazılı hale getirmesi; işin ilerleyişini tarihli teknik kayıtlarla belgelemesi; taşeron ve tedarikçi ilişkilerini açık sözleşmelerle düzenlemesi ve ayıp bildirimlerini kayıt altına alması önemlidir.

    Bu tedbirler, olası soruşturmalarda fiili durumun doğru ortaya konulmasına yardımcı olabilir.

    İhale sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve menfi tespit uyuşmazlıkları bakımından kamu zararı ve ceza davalarına ilişkin kapsamlı yazımız ile aşağıdaki ileri okuma bölümündeki bağlantılar incelenebilir.

    21. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

    1. Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun cezası nedir?

    TCK m. 236/1 uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır. Genel hükümler, teşebbüs ve iştirak gibi hususlar somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.

    2. Yüklenici suçun faili olabilir mi?

    Evet. Yargıtayın güncel yaklaşımında özellikle 236/2-a ve (b) bentlerinde doğrudan fail olabilir. Yapım, hizmet ve süreye ilişkin kabul hareketlerinde ise iştirak sorumluluğu araştırılmalıdır.

    3. Alt yüklenici veya taşeron bu suçu işleyebilir mi?

    Alt yüklenicinin hukuki statüsü ve fiili belirleyicidir. Doğrudan fail olma koşulları bulunmuyorsa iştirak veya başka suçlardan sorumluluk ihtimali değerlendirilebilir.

    4. Yapılmayan imalat tek başına suç oluşturur mu?

    Hayır. TCK m. 236’nın ilgili seçimlik hareketi, hile, faillik ve diğer kanuni unsurların gerçekleşmesi ayrıca aranır.

    5. Kamu zararı yoksa suç oluşur mu?

    Kanunda zarar açık bir unsur olarak yazılmamış olmakla birlikte Yargıtayın 2024 ve 2026 tarihli kararlarında zarar suçu yaklaşımı bulunmaktadır. Bu konuda kanun metni, içtihat ve somut olay birlikte değerlendirilmelidir.

    6. Kesin kabul yapılmamışsa ne olur?

    Yargıtayın bazı yapım işi kararlarında kesin kabulün bulunmaması suçun oluşumu bakımından belirleyici kabul edilmiştir. Ancak bu yaklaşım her bent ve bütün sözleşmelere koşulsuz uygulanamaz.

    7. Geçici kabul tutanağı suçun ispatına yeter mi?

    Tek başına yeterli olmayabilir. Kabulün niteliği, içeriği, mevzuat ve hileli davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.

    8. Müfettiş veya Sayıştay raporu mahkumiyet için yeterli midir?

    Hayır. Ceza mahkemesi, hukuka uygun bütün delilleri ve suçun unsurlarını bağımsız olarak incelemelidir.

    9. Şirket müdürü bütün çalışanların fiillerinden sorumlu mudur?

    Hayır. Şirket müdürlüğü sıfatı tek başına bütün fiiller için kişisel ceza sorumluluğu doğurmaz.

    10. Kamu görevlisi para almamışsa suç oluşmaz mı?

    Menfaat temini TCK m. 236’nın zorunlu unsuru değildir. Menfaat alınması ayrıca başka suçların oluşmasına neden olabilir.

    11. Yanlış hakediş düzenlemek doğrudan bu suçu oluşturur mu?

    Hayır. Yanlışlığın niteliği, hile, ilgili seçimlik hareket ve kişinin rolü araştırılmalıdır.

    12. İhale olmadan doğrudan teminle yapılan alımlarda suç oluşur mu?

    Bu konuda kanunilik ilkesi çerçevesinde öğretisel tartışma ve içtihat değerlendirmeleri bulunmaktadır. Alımın hukuki niteliği ile Yargıtayın ilgili kararları incelenmelidir.

    13. Suçun soruşturulması için şikayet gerekir mi?

    Hayır, suç kural olarak resen soruşturulur.

    14. Görevli mahkeme hangisidir?

    TCK m. 236 bakımından kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Başka suç vasıfları veya usuli durumlar görevi etkileyebilir.

    15. Dava zamanaşımı ne kadardır?

    Temel suç tipi için genel dava zamanaşımı on beş yıldır. Suç tarihi, kesilme, durma ve diğer özel koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.

    16. İhalelerden yasaklama kararı verilebilir mi?

    Evet. 4735 sayılı Kanun’un 26 ve 27. maddeleri kapsamında idari veya mahkeme kararıyla yasaklama gündeme gelebilir.

    17. Şirket hakkında hapis cezası verilebilir mi?

    Hayır. Hapis cezası gerçek kişiler bakımından gündeme gelir. Tüzel kişiler hakkında kanunda öngörülen başka yaptırımlar uygulanabilir.

    18. İşin sonradan düzeltilmesi suçu ortadan kaldırır mı?

    Her durumda değil. Ancak kabul gerçekleşmeden sözleşmedeki ret ve değiştirme hakkının kullanılması, tamamlanma ve kast değerlendirmesini etkileyebilir.

    19. Teknik bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?

    Evet. Raporun dayanakları, uzmanlık alanı, yöntemleri ve hesaplamaları tartışılarak ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

    20. Belediye başkanı veya üst yönetici doğrudan sorumlu tutulabilir mi?

    Üst yöneticilik sıfatı tek başına yeterli değildir. İlgili seçimlik hareket, kişisel fiil, yetki ve kast somut olarak belirlenmelidir.

    21. Sözleşmeye aykırı iş nedeniyle beraat edilirse tazminat da ortadan kalkar mı?

    Hayır. Ceza hukuku ile sözleşmesel veya mali sorumluluk farklı ölçütlere tabidir. Somut uyuşmazlıkta kararın gerekçesi ayrıca değerlendirilmelidir.

    22. Mahkumiyet için hangi deliller gereklidir?

    Suçun kanuni unsurlarını ve kişinin fiilini hukuka uygun şekilde ortaya koyan deliller gerekir. Sözleşme, kabul belgeleri, gerçek teslim ve imalat kayıtları, teknik raporlar ve mali kayıtlar birlikte önem taşır.

    22. Sonuç: Ceza Hukuku ile Kamu İhale Sözleşmesinin İhlali Birbirine Karıştırılmamalıdır

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu ihale sözleşmelerinin uygulanması sırasında ortaya çıkan bütün hukuka aykırılıkları cezalandıran genel bir düzenleme değildir.

    TCK m. 236, kanunda gösterilen sınırlı seçimlik hareketleri, hile unsurunu ve ilgili failin özel niteliğini esas alan bir suç tipidir.

    Özellikle Yargıtayın güncel kararlarından çıkan sonuç şudur: Yüklenicinin sözleşmeye aykırı davranmış olması ile yüklenicinin edimin ifasına fesat karıştırma suçunun doğrudan faili olması aynı şey değildir.

    Mal teslimine ilişkin (a) ve (b) bentlerinde yüklenicinin doğrudan faillik ihtimali bulunurken, (c), (d) ve (e) bentlerinde Yargıtay ilgili kamu görevlisinin kabul fiilini esas almaktadır.

    Bu sebeple ceza soruşturmasının başlangıcında yapılması gereken işlem, herhangi bir zarar tutarından hareketle suçun varlığını peşinen kabul etmek değil; hukuki ilişkiyi, sözleşmeyi, fiili teslim veya imalatı, kabul sürecini ve ilgili kişilerin eylemlerini tek tek belirlemektir.

    Kamu zararının ispatı, hilenin varlığı, kesin kabul işleminin niteliği, teknik hesaplamalar, sözleşme değişiklikleri, hukuka uygun deliller ve kişisel kastın ortaya konulması birlikte değerlendirilmelidir.

    Ceza hukuku bakımından hukuki nitelendirmenin doğru yapılması kadar, kamu kaynaklarının gerçek durumunun ortaya çıkarılması da önemlidir. Ne yalnızca bir müfettiş raporuna dayanılarak mahkumiyet kurulmalı ne de sözleşme ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle kanunda düzenlenen hileli fiillerin araştırılmasından vazgeçilmelidir.

    Belirleyici ölçüt, somut fiilin kanuni unsurlarının hukuka uygun ve yeterli delillerle ispatlanmasıdır.

    23. Mevzuat, Yargıtay İçtihatları ve Akademik Kaynakça

    A. Temel Mevzuat

    1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Özellikle m. 2, 20, 21, 30, 37-40, 43, 53, 66, 157-158, 204, 212, 235-236, 247, 252 ve 257.
    2. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu – Özellikle m. 4, 6, 24-30.
    3. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu – Özellikle ihale usulleri, doğrudan temin ve sözleşme süreci.
    4. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – Özellikle m. 135, 138, 172, 206, 217 ve 223.
    5. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu – Kamu zararı ve mali sorumluluk hükümleri.
    6. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun.
    7. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu.
    8. İşin türüne ve suç tarihine göre uygulanabilir Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği, ilgili mal ve hizmet alımı kabul yönetmelikleri ile ihale sözleşmesi uygulama düzenlemeleri.

    B. Yargıtay Kararları

    1. Yargıtay 5. CD, 05.03.2026, 2022/5334 E., 2026/4031 K. Tam metin.
    2. Yargıtay 5. CD, 23.12.2025, 2021/3420 E., 2025/15129 K. Tam metin.
    3. Yargıtay 5. CD, 18.06.2025, 2021/3892 E., 2025/7205 K. Tam metin.
    4. Yargıtay 5. CD, 20.02.2025, 2022/2227 E., 2025/2152 K. Tam metin.
    5. Yargıtay 5. CD, 12.02.2025, 2022/3212 E., 2025/1922 K. Tam metin.
    6. Yargıtay 5. CD, 16.01.2025, 2021/3421 E., 2025/1050 K. Resmi metin.
    7. Yargıtay 5. CD, 19.12.2024, 2021/4482 E., 2024/12072 K. Tam metin.
    8. Yargıtay 5. CD, 26.11.2024, 2021/3032 E., 2024/11413 K. Tam metin.
    9. Yargıtay 5. CD, 14.05.2024, 2021/2430 E., 2024/5591 K. Resmi metin.
    10. Yargıtay 5. CD, 12.03.2024, 2021/5557 E., 2024/2716 K. Tam metin.

    C. Akademik Kaynaklar ve Doktrin

    1. Gülel, İlhan (2018). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 33, s. 753-784. DergiPark makale sayfası.
    2. Kaplan, Mahmut (2013). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 71, Sayı 1, s. 709-730. DergiPark makale sayfası.
    3. Şen, Ersan ve Yorgun, Dündar Can (2026). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda İhale Şartı”, 18.06.2026. Tam yazı.
    4. Akbulut, Berrin (2009). “Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu”, Ceza Hukuku Dergisi, Yıl 4, Sayı 10, s. 41-72.
    5. Eker Kazancı, Behiye. İhaleye Fesat Karıştırma ve Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçları, 2. Baskı, Ankara, 2011.
    6. Şen, Ersan ve Aksüt, Ertekin. Uygulamada İhaleye Fesat Karıştırma Suçları, 4. Baskı, Ankara, 2014.

    Kaynak değerlendirme notu: Akademik eserlerdeki görüşler ile Yargıtay kararlarının sonuçları birbirinden ayrılarak okunmalıdır. Özellikle kamu zararının zorunlu unsur olup olmadığı, doğrudan temin ve özgü suç tartışmalarında farklı görüşler mevcuttur. Kararların somut olayları ve hukuki gerekçeleri esas alınmalıdır.

    24. İleri Okumalar: Dolğun Akademi Kamu İhale Hukuku Yazıları

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun daha iyi anlaşılabilmesi için kamu ihale mevzuatı, sözleşme hukuku, teknik sorumluluk, kamu zararı ve hakediş süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    1. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026) – Denetim raporları, kamu zararının tespiti, ceza soruşturmaları ve yüklenicinin sorumluluğu.
    2. Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk – Kamu zararı kavramı, mali sorumluluk ve sözleşme uyuşmazlıkları.
    3. Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu – Yapım işlerinde teknik ve hukuki yükümlülükler.
    4. Kamu İhale Sözleşmeleri ve Hukuki Niteliği – Sözleşmenin kurulması ve uygulanması.
    5. Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar – İhale mevzuatının temel ilkeleri.
    6. Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür? – Yargısal başvuru yolları ve ihale uyuşmazlıkları.
    7. Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü – Yapım sözleşmelerindeki teknik uyuşmazlıklar.

    Bu yayınlar, kamu ihalesi ve kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları yalnızca tek bir hukuk dalıyla sınırlamadan değerlendirmek amacıyla hazırlanan Dolğun Akademi çalışmalarının bir bölümünü oluşturmaktadır.

    25. Yazarın Notu ve Hukuki Bilgilendirme

    Bu makale, 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat, erişilebilen yargı kararları ve akademik kaynaklar ışığında hazırlanmış genel nitelikte hukuki bir incelemedir.

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda her dosya; sözleşme, proje, teknik raporlar, teslim ve kabul belgeleri, kamu zararının hesaplanma yöntemi, ilgili kişilerin hukuki sıfatları ve isnat edilen hareketler bakımından farklıdır.

    Dolayısıyla bu yazıda yer verilen değerlendirmeler, belirli bir soruşturma veya dava hakkında verilmiş hukuki görüş olarak değerlendirilmemelidir. Somut olay için ayrıca dosya incelemesi yapılması gerekir.

    Yargıtay içtihatları zaman içinde gelişebildiğinden, kararların uygulanmasında olay tarihi, ilgili mevzuat ve sonraki yargısal gelişmeler de dikkate alınmalıdır.

    Yazar ve İletişim Bilgileri

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    TD Hukuk ve Danışmanlık | TD Law Firm
    Dolğun Akademi

    Çalışma alanları: Ceza hukuku, kamu ihale hukuku, kamu ihale sözleşmeleri, yapım işleri, hakediş ve alacak uyuşmazlıkları, kamu zararı, idare hukuku ve ticaret hukuku.

    Ofis adresi:
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, A2 Blok, No: 206
    Yeşilköy, Bakırköy, İstanbul, Türkiye

    Ofis telefonu: +90 212 299 44 22
    Telefon / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web sitesi: www.dolgun.av.tr

    Ofis çalışma saatleri: Hafta içi 09.00–17.00 (Türkiye saati). Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

    Av. Murat Can Dolğun tarafından kaleme alınmıştır.
    Dolğun Akademi – Hukuki Bilgi, Akademik Analiz ve Güncel İçtihatlar

    © 2026 Dolğun Akademi. Kaynak gösterilerek alıntı yapılması, akademik atıf ve yürürlükteki mevzuat hükümleri saklıdır.

  • Kamu İhalelerinde Hakediş, Menfi Tespit ve Alacak Davaları | 2026

    Kamu İhalelerinde Hakediş, Menfi Tespit ve Alacak Davaları | 2026

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun

    Hukuki inceleme tarihi: 8 Ekim 2026

    İnceleme alanı: Kamu ihale hukuku, eser sözleşmeleri, yapım işleri, hakediş uyuşmazlıkları, kamu zararı, menfi tespit ve alacak davaları.

    Kamu İhalelerinde Hakediş Uyuşmazlıkları, Mimari Projeye Uygun Teslim, Menfi Tespit ve Alacak Davaları

    Kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların en önemli bölümü, ihale sonuçlandıktan ve sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkmaktadır. Özellikle anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde yüklenicinin inşaatı tamamlaması, eserin idareye teslim edilmesi, hakediş raporlarının düzenlenmesi ve geçici kabul işlemlerinin yapılması, taraflar arasındaki bütün hukuki ihtilafların sona erdiği anlamına gelmemektedir.

    Uygulamada bazı kamu idareleri, belediyeler ve mahalli idareler, tamamlanmış veya kullanılmaya başlanmış bir yapım işi hakkında sonradan teknik inceleme, denetim ya da eksiklik raporu hazırlayabilmektedir. Bu raporlarda mimari projeye aykırılık, eksik imalat, fazla hakediş ödemesi, hatalı metraj, sözleşme dışı ödeme veya kamu zararı bulunduğu ileri sürülebilmektedir.

    Ancak hukuki uyuşmazlığın çözümü yalnızca idarenin hazırladığı rapora dayanılarak gerçekleştirilemez. Öncelikle yüklenicinin hangi projeyi uygulamakla yükümlü olduğu, işin hangi sözleşme bedeli üzerinden üstlenildiği, imalatların hangi tarihte gerçekleştirildiği, hakedişlerin nasıl onaylandığı, geçici kabulün hangi şartlarla yapıldığı ve idarenin sonradan projede veya mevcut yapı üzerinde değişiklik yapıp yapmadığı araştırılmalıdır.

    Özellikle idarenin eksiklik tespitinden sonra yeni bir ihale gerçekleştirmesi, yapının başka bir yüklenici tarafından değiştirilmesi, mevcut imalatların sökülmesi veya yeni işlerin yapılması, hukuk davasında delillerin değerlendirilmesini doğrudan etkileyebilir. Böyle durumlarda uyuşmazlığın merkezindeki sorun yalnızca yapım işinin eksik olup olmadığı değildir. İddia edilen eksikliğin hangi tarihte mevcut olduğu, kimin eyleminden kaynaklandığı ve artık objektif olarak tespit edilip edilemeyeceği de araştırılmalıdır.

    Bu incelemede 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili yargı kararları birlikte değerlendirilmektedir. 2025 ve 2026 yıllarında kamu ihale mevzuatında meydana gelen gelişmeler ile akademik literatürdeki değerlendirmeler de dikkate alınmıştır. [1][2][3]

    İçindekiler

    1. Kamu İhale Hukukunda 2025 ve 2026 Yıllarındaki Güncel Gelişmeler

    Kamu ihale sözleşmelerinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların değerlendirilmesinde, sözleşmenin imzalandığı tarih kadar ihalenin ilan veya duyuru tarihi de önem taşımaktadır. Çünkü sonraki mevzuat değişiklikleri, yürürlük ve geçiş hükümleri incelenmeksizin geçmişte akdedilen bütün sözleşmelere uygulanamaz.

    30 Temmuz 2025 tarihli ve 32971 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeler, yapım işlerinde hakedişlerin düzenlenmesi, ödemelerin yapılması, fiyat farkları, yeni birim fiyatlar, proje değişiklikleri ve kesin hesaplara itiraz bakımından önemli yenilikler getirmiştir. Kamu İhale Kurumu, bu değişikliklerin ilanı veya duyurusu 1 Eylül 2025 tarihinden sonra yapılan ihaleler ve bunlara ilişkin sözleşmeler bakımından uygulanacağını açıklamıştır. [1]

    2026 yılında ise 9 Nisan ve 13 Mayıs tarihlerinde kamu ihale mevzuatında yeni düzenlemeler yayımlanmıştır. 13 Mayıs 2026 tarihli düzenlemeler özellikle belirli yapım işlerinde iş deneyim belgelerinin güncellenmesine ilişkin hükümler içermektedir. Bu değişikliklerin tamamı, devam eden her hakediş uyuşmazlığının çözümünü doğrudan değiştiren hükümler olarak yorumlanmamalıdır. [2]

    2 Temmuz 2026 tarihinde Kamu İhale Kurumu tarafından gerçekleştirilen Yapım İşleri Çalışma Grubu Toplantısı’nda hakediş ve ödeme süreçleri, fiyat farkları, yer teslimi, iş programı, yapı denetimi ve sözleşmelerin uygulanmasındaki sorunlar ele alınmıştır. Bu gelişme, yapım işleri uyuşmazlıklarının yalnızca bireysel sözleşmelerden kaynaklanan bir sorun olmadığını, kamu alımları sisteminin uygulama bakımından önemli bir başlığını oluşturduğunu göstermektedir. [3]

    Sayıştay’ın 2025 yılı denetimlerine ilişkin kamuoyu duyurusunda da kamu idarelerine ilişkin denetim raporlarıyla Sayıştay dairelerindeki yargılamaya esas raporlar ve bu yargılamalar sonucunda düzenlenecek ilamlar arasında ayrı süreçler bulunduğu açıklanmıştır. Bu ayrım, yükleniciler hakkında ileri sürülen kamu zararı iddialarının hukuki niteliği bakımından önemlidir. [4]

    Güncel hukuki sonuç: 2026 yılında görülmekte olan bir dava bakımından, hakedişin düzenlendiği tarihe bakılarak mevzuat seçilmemeli; ihale tarihi, sözleşme hükümleri, uygulanabilir genel şartname ve geçiş hükümleri birlikte araştırılmalıdır.

    2. Kamu İhale Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Uygulanacak Kurallar

    4734 sayılı Kanun esas itibarıyla kamu ihalesinin hazırlanması, yürütülmesi ve sonuçlandırılması süreçlerini düzenlemektedir. İhale sonucunda sözleşme kurulmasıyla birlikte 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu uygulama alanı bulmaktadır.

    Yapım işi sözleşmeleri, hukuki niteliği itibarıyla büyük ölçüde Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleriyle ilişkilidir. Yüklenici belirli bir eserin meydana getirilmesini, idare ise sözleşmede kararlaştırılan karşı edimi üstlenmektedir.

    Bununla birlikte kamu ihale sözleşmeleri, tarafların sınırsız sözleşme serbestisine sahip oldukları sıradan özel hukuk sözleşmeleri değildir. İhale dokümanı, tip sözleşme, teknik şartnameler, kamu ihale mevzuatı ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin kurallar sözleşmenin uygulanmasını sınırlandırmaktadır.

    4735 sayılı Kanun’un 36. maddesi gereğince, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde özel kamu ihale düzenlemeleri ile genel sözleşme hukuku hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

    Efe Bilke’nin 2025 yılında yayımlanan, anahtar teslimi götürü bedel yapım sözleşmelerinin uyarlanmasını inceleyen akademik çalışması da kamu ihale mevzuatı ile TBK m.480/II’nin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. [5]

    Bu konuda daha önce yayımladığımız Kamu İhale Sözleşmeleri Hukuku başlıklı incelemede sözleşmelerin hukuki niteliği, uygulama aşaması ve yargı yolu meseleleri değerlendirilmiştir.

    3. Anahtar Teslimi Götürü Bedel Sözleşmede Yüklenicinin Sorumluluğu

    4735 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre anahtar teslimi götürü bedel sözleşme, uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listeleri esas alınarak işin tamamı için teklif edilen toplam bedel üzerinden kurulan yapım işi sözleşmesidir.

    Bu sözleşme türünde temel ilke, yüklenicinin sözleşmede belirlenen eseri kararlaştırılan götürü bedel karşılığında tamamlamasıdır. Ancak bu ilke, yüklenicinin ihale dokümanından bağımsız ve sonradan sınırsız biçimde belirlenebilecek bütün işleri aynı bedelle gerçekleştirmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

    Götürü bedelin kapsamı belirlenirken uygulama projeleri, mahal listeleri, teknik şartnameler, sözleşmenin eki belgeler ve bunlar arasında öngörülen öncelik sırası incelenmelidir.

    Örneğin idare, sözleşme imzalandıktan sonra bir yapının mimari düzenini değiştirir, yeni kullanım alanları oluşturur veya başlangıçtaki projede bulunmayan imalatların yapılmasını isterse, bu işlerin başlangıçtaki götürü bedel kapsamına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

    4735 sayılı Kanun’un 24. maddesinde, öngörülemeyen durumlar nedeniyle zorunlu olan ve kanunda belirtilen diğer koşulları taşıyan iş artışının, anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde sözleşme bedelinin yüzde 10’una kadar gerçekleştirilebileceği düzenlenmiştir. Ancak bu oran, idarenin dilediği her yeni imalatı mevcut sözleşmeye eklemesine imkan veren genel bir yetki değildir.

    Kanunda öngörülen koşullar arasında ilave işin sözleşmeye esas proje içinde kalması ve asıl işten teknik veya ekonomik bakımdan ayrılmasının idareyi külfete sokmadan mümkün olmaması yer almaktadır. Şartların sağlanamadığı durumlarda sözleşmenin tasfiyesi dahil farklı hukuki sonuçlar gündeme gelebilir. [6]

    4. Mimari Projeye Uygun Teslim: Asıl Proje Hangisidir?

    Kamu yapım işlerinde idarenin en sık ileri sürdüğü iddialardan biri, inşa edilen eserin mimari projeye uygun olmadığıdır. Fakat bu iddianın değerlendirilmesinden önce hangi mimari projenin sözleşmesel bağlayıcılığa sahip olduğu belirlenmelidir.

    Bir yapım işi devam ederken mimari projede, statik projede, elektrik ve mekanik tesisat projelerinde veya mahal listelerinde değişiklik yapılmış olabilir. Aynı iş için ilk ihale projesi, revize uygulama projesi ve uygulama sonrasında hazırlanmış mevcut durum projesi bulunabilir.

    Bu belgelerin hukuki işlevleri aynı değildir. Bir imalatın sonradan hazırlanan projeye uygun olmaması, söz konusu imalatın yapıldığı tarihteki sözleşmeye de aykırı olduğunu kendiliğinden göstermez.

    Sağlıklı inceleme için ilk ihale dokümanının, imza tarihindeki uygulama projelerinin, yükleniciye usulüne uygun bildirilen revizyonların, değişiklik talimatlarının ve uygulama sonrasında hazırlanan projelerin tarih sırasıyla karşılaştırılması gerekir.

    Projeler arasında çelişki varsa, hangi belgenin öncelikle uygulanacağı sözleşmenin belge öncelik hükümleri ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

    Belirleyici ilke: Yüklenicinin sorumluluğu, soyut olarak idarenin sonradan uygun gördüğü yapı üzerinden değil; sözleşme ve mevzuat uyarınca gerçekleştirmekle yükümlü olduğu imalat üzerinden belirlenmelidir.

    5. Hakediş Raporları ile Fiili İmalat Arasında Uyumsuzluk Bulunması

    Hakediş raporları, yüklenicinin gerçekleştirdiği işlere ilişkin ödeme hesabının yapılmasını sağlayan temel sözleşme belgeleridir. Hakedişlerde yer alan imalat kalemleri, gerçekleşme oranları, metrajlar, fiyatlar ve kesintiler uyuşmazlığın değerlendirilmesinde önemli delillerdir.

    Ancak hakediş raporunda bir imalatın yer alması ile bu imalatın sahadaki fiziksel durumunun değerlendirilmesi farklı hususlardır. Özellikle anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde ilerleme yüzdeleri ve pursantaj esaslı ödemeler ile birim fiyatlı işlerde gerçekleştirilen miktarların hesaplanması birbirinden ayrılmalıdır.

    Uyuşmazlık sırasında her iş kalemi yönünden şu soruların cevaplandırılması gerekir: İmalat ihale dokümanında bulunmakta mıdır? Sonradan değiştirilmiş midir? İmalatın gerçekleştiği tarihteki fiziksel durumu nedir? Hakediş hangi belgelere dayanılarak onaylanmıştır? İdarenin kabul veya denetim birimi bu imalatı incelemiş midir? Sonraki dönemde imalat değiştirilmiş veya ortadan kaldırılmış mıdır?

    Uyuşmazlık konusu İncelenecek belgeler Hukuki değerlendirme
    Hakedişte mevcut, sahada bulunmayan imalat Hakediş, metraj, ataşman, fotoğraf, teslim ve değişiklik kayıtları İmalatın hiç yapılmaması ile sonradan kaldırılması ayrılmalıdır.
    Projede mevcut, hakedişte bulunmayan imalat Proje, pursantaj, kesin hesap ve ödeme kayıtları Eksik ödeme veya eksik imalat ihtimalleri ayrı incelenmelidir.
    Projede bulunmayan ek imalat İdare talimatı, proje revizyonu, iş artışı ve yeni fiyat belgeleri İmalatın sözleşme dışı olup olmadığı ve bedel talebinin dayanağı belirlenmelidir.
    Geçici kabulde bulunmayan sonradan ileri sürülen ayıp Kabul tutanağı, bakım kayıtları, kullanım belgeleri Ayıbın açık veya gizli niteliği ile bildirim zamanı araştırılmalıdır.
    Sonradan yenilenen veya sökülen imalat Yeni ihale dosyası, yer teslimi, eski ve yeni fotoğraflar İlk yüklenicinin gerçekleştirdiği işin mevcut delillerle tespit edilip edilemeyeceği incelenmelidir.

    Dolayısıyla yalnızca son keşif tarihindeki mevcut yapı üzerinden yapılan inceleme, her durumda geçmişteki imalatın hukuki ve teknik durumunu açıklamaya yeterli değildir.

    6. Hakediş Raporlarına İtiraz ve 2025 Yılındaki Düzenleme

    Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. ve 40. maddeleri, geçici hakedişler ve kesin hesaplar bakımından önemli hükümler içermektedir. Hakedişe karşı yapılan itirazın zamanı, şekli ve ilgili sözleşmeye uygulanacak hükümlerin belirlenmesi dava sonucunu etkileyebilir.

    Geçmişte hakedişlerin belirli ihtirazi kayıt ifadeleriyle imzalanması ve itirazların özel usullerle yapılması bakımından önemli uyuşmazlıklar yaşanmıştır. Dr. Ali Avcı’nın 2015 tarihli akademik çalışması, hakedişe ihtirazi kayıt uygulamasının yüklenicinin hak arama imkanları üzerindeki etkilerini ayrıntılı biçimde değerlendirmiştir. [7]

    Danıştay’ın 2023 tarihli iptal kararından sonraki süreçte, 30 Temmuz 2025 tarihinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi yeniden düzenlenmiştir.

    Yeni düzenleme, kapsamına giren sözleşmelerde yüklenicinin geçici hakedişe veya tahakkuktan önce yapılan düzeltmelere ilişkin itirazlarını en geç kesin hesapların idareye teslim edildiği tarihe kadar dilekçeyle bildirmesini öngörmektedir.

    Ayrıca kesin hesapların idareye tesliminden sonra yapılan değişikliklere yönelik itiraz bakımından, değişikliklerin yükleniciye bildirilmesini izleyen on beş günlük süreye ilişkin düzenleme de önem taşımaktadır. [1]

    Bununla birlikte 2025 yılında getirilen yeni usul, önceki döneme ait bütün sözleşmelerde eski ihtirazi kayıt kurallarının uygulanmayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle geçmiş tarihli ihalelerde yürürlük ve geçiş hükümleri, sözleşme ekleri ve ilgili Danıştay kararlarının etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

    Uygulamada en güvenli yaklaşım, uyuşmazlık öğrenildiği anda gerekçeli yazılı itiraz yapılması ve sözleşmeye uygulanabilecek bütün itiraz sürelerinin ayrı ayrı takip edilmesidir.

    7. İdare, Belediye ve Mahalli İdareler Tarafından Hazırlanan Teknik Raporların Hukuki Niteliği

    Belediyeler, il özel idareleri, bağlı idareler ve diğer kamu kurumları, kendi personeli veya görevlendirdikleri teknik kişiler aracılığıyla yapım işleri hakkında rapor hazırlayabilir.

    Bu raporlar teknik inceleme raporu, kontrol raporu, müfettiş raporu, teftiş raporu, eksiklik tespit tutanağı veya kamu zararı değerlendirme raporu olarak adlandırılabilir.

    İdarenin rapor hazırlama yetkisi bulunması, rapordaki bütün teknik ve hukuki sonuçların mahkemeyi bağlayacağı anlamına gelmez.

    Öncelikle raporun hangi makam tarafından hazırlandığı, görevlilerin yetkileri, inceleme yöntemi, raporun dayanakları, rapor tarihindeki fiziksel durum ve raporu hazırlayan kişilerin uyuşmazlık konusu işte daha önce görev alıp almadığı incelenmelidir.

    Burada resmi belgenin ispat gücü ile teknik kanaatin bağlayıcılığı birbirinden ayrılmalıdır. HMK m.204 uyarınca yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun düzenledikleri belgeler, kanunda belirtilen koşullarda aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliği taşıyabilir. Ancak bu durum, rapordaki her teknik hesaplamanın, kusur değerlendirmesinin veya hukuki yorumun tartışılmaz ve mahkemeyi bağlayan bir hüküm haline gelmesini sağlamaz.

    Örneğin yetkili görevlilerin belirli tarihte mahallinde inceleme yaptığını gösteren resmi kayıt ile inceleme sonucunda hesaplanan milyonlarca liralık sözleşme zararı aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.

    İmalatın teknik yeterliliği, eksikliğin sebebi, zarar miktarı, metrajın doğruluğu ve geçmişte mevcut olduğu ileri sürülen fiziksel durum gibi konular, teknik uzmanlık gerektiriyorsa mahkeme tarafından bilirkişi incelemesine konu edilebilir.

    Bu nedenle idarenin hazırladığı raporun, mahkemece değerlendirilecek teknik ve belgesel delillerden biri olması ile uyuşmazlığı kesin biçimde çözen bir mahkeme hükmü olması birbirine karıştırılmamalıdır.

    8. Sayıştay Raporları, Kamu Zararı İddiası ve Kesin Delil Meselesi

    Kamu ihale uyuşmazlıklarında özellikle üzerinde durulması gereken konulardan biri, Sayıştay denetim raporları ile Sayıştay yargılaması sonucunda verilen ilamların birbirinden ayrılmasıdır.

    Sayıştay, Anayasa, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu çerçevesinde denetim, raporlama ve hesap yargılamasına ilişkin görevler yerine getirmektedir.

    Sayıştay’ın 2025 yılı denetimlerine ilişkin kamuoyu duyurusunda, denetim raporlarının ilgili kamu idarelerine ve TBMM’ye sunulması süreci ile yargılamaya esas raporların dairelere gönderilmesi ve hüküm sonucunda ilam düzenlenmesi süreçleri açık biçimde ayrı tutulmuştur. [4]

    Bu ayrım hukuken önemlidir. Bir Sayıştay denetim raporunda mevzuata aykırılık bulunduğunun belirtilmesi, aynı konuda yüklenici aleyhine kesinleşmiş bir hukuk mahkemesi kararı bulunduğu anlamına gelmez.

    Buna karşılık Sayıştay daireleri tarafından hesap yargılaması kapsamında verilen ilamların hukuki niteliği ve kanun yolu rejimi farklıdır. Kesinleşmiş Sayıştay ilamı ile genel denetim raporu aynı belge türü değildir. İlamın kimler hakkında, hangi sorumluluk kapsamında hüküm doğurduğu ayrıca değerlendirilmelidir.

    Belge Hukuki niteliği Hukuk davasındaki önemi
    Belediyenin iç teknik raporu İdarece hazırlanan teknik veya idari inceleme belgesi Resmi belge niteliği ve teknik sonuçları ayrı incelenir; teknik kanaat mahkemeyi kendiliğinden bağlamaz.
    Sayıştay denetim raporu Denetim ve raporlama faaliyeti kapsamında düzenlenen belge Önemli delil oluşturabilir ancak doğrudan yüklenici aleyhine kesinleşmiş hukuk mahkemesi hükmü değildir.
    Sayıştay ilamı Hesap yargılaması sonucunda verilen karar Kesinleşme durumu, taraflar ve hükmün kapsamı ayrıca incelenmelidir.
    Mahkemece alınan bilirkişi raporu Yargılamada teknik bilgi sağlayan bilirkişi görüşü HMK m.282 kapsamında hakim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir.
    Kesinleşmiş hukuk mahkemesi kararı Yargısal hüküm Kesin hüküm koşulları gerçekleştiğinde taraflar ve uyuşmazlık bakımından bağlayıcı sonuç doğurur.

    5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi kapsamında kamu zararından söz edilebilmesi ile özel hukuk sözleşmesine dayanılarak yükleniciden bir bedelin talep edilebilmesi de ayrı hukuki incelemeler gerektirir.

    Bir kamu görevlisinin hesap verme sorumluluğu kapsamında belirlenen mali sorumluluk, her durumda aynı miktarın herhangi bir araştırma yapılmadan yükleniciye yüklenmesini haklı kılmaz.

    Erdal Kuluçlu’nun Sayıştay Dergisi’nde yayımlanan çalışması da kamu zararı kavramının Sayıştay denetimi, raporlama ve yargılama görevleri bakımından farklı sonuçlar doğurabildiğini ele almaktadır. [8]

    Ayrıca Sayıştay’ın 30 Ocak 2025 tarihli, 4. Daire, 343 sayılı kararında belediyenin yaptırdığı yapım işindeki proje değişikliği kapsamında belirlenen yeni birim fiyat ve mükerrer analiz kalemi değerlendirilmiştir. Bu karar, proje değişiklikleri ile hakediş ve yeni fiyat hesaplarının kamu mali denetiminde de önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. [9]

    Kamu zararı iddialarının yargı yolu bakımından ayrıca değerlendirilmesi için Kamu İhale Sözleşmelerinde Sonradan Tahakkuk Ettirilen Kamu Zararı ve Yargı Yolu başlıklı çalışmamıza başvurulabilir.

    9. Bağımsız Bilirkişi Heyeti Neden Gereklidir? Kamu İhalesi Uzmanı Bulunmalı mıdır?

    Kamu yapım işleri uyuşmazlıklarında yalnızca mimarlık veya inşaat mühendisliği bilgisi her zaman yeterli değildir. İnşaatın teknik durumu yanında, sözleşme türü, hakediş sistemi, pursantaj, yeni birim fiyat hesapları, iş artışı sınırları ve kamu ihale mevzuatı da değerlendirilmelidir.

    Bu nedenle uyuşmazlığın niteliğine göre mimar, inşaat mühendisi, ilgili tesisat mühendisi ve kamu yapım ihaleleri ile hakediş hesaplamalarında uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetin görevlendirilmesi talep edilmelidir.

    Kamu ihale uzmanının görevlendirilmesi her dava için kanunen zorunlu bir heyet şartı değildir. Bununla birlikte uyuşmazlık, anahtar teslimi götürü bedel sözleşmenin uygulanmasına, hakediş hesaplarına veya iş artışı ve yeni fiyat tespitine ilişkinse bu alanda uzman kişinin bulunması, raporun teknik yeterliliği bakımından önemli olabilir.

    6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı maddeleri bilirkişilik incelemesini düzenlemekte; 268. maddesi bilirkişilerin görevlendirilmesine ilişkin kuralları içermektedir. Kamu görevlilerinin bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde bilirkişi olarak görevlendirilememesine ilişkin düzenleme, tarafsızlığın korunması bakımından önemlidir.

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin Tarafsız Bilirkişi Kararı

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 4 Mayıs 2017 tarihli, E.2016/270, K.2017/1922 sayılı kararı, kamu yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacak uyuşmazlıklarında bilirkişinin tarafsızlığı yönünden önemli bir örnektir.

    Karara konu uyuşmazlıkta mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişilerden birinin, davalı idarenin ihale sürecinde görev aldığı anlaşılmıştır. Yargıtay, bilirkişinin doğrudan davalı kurum çalışanı olmamasının tek başına yeterli olmadığını; uyuşmazlık konusu ihale ile önceki bağlantısının tarafsızlığa ilişkin sorun oluşturabileceğini değerlendirmiştir.

    Yüksek Mahkeme, bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasını uygun bulmamış ve yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. [10]

    Bu içtihat, idarenin kendi personeli tarafından hazırlanmış teknik raporun mahkemenin bağımsız bilirkişi incelemesi yerine geçirilmemesi gerektiği yönündeki hukuki değerlendirmeyi güçlendirmektedir.

    Bununla birlikte bir raporun idare tarafından hazırlanmış olması, raporun otomatik olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez. Raporun hazırlanış koşulları, içerdiği teknik bulgular ve uzmanların bağımsızlığı somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

    10. Mahallinde Keşif, Bilirkişi İncelemesi ve Delil Tespiti

    Bir yapım işinde eksik imalat, ayıplı iş veya projeye aykırılık iddiası bulunuyorsa en önemli inceleme araçlarından biri mahallinde keşiftir.

    Keşif sırasında yapının mevcut durumu, uygulama projeleri, hakediş raporları, kabul tutanakları ve teknik şartnamelerle karşılaştırılmalıdır.

    Ancak her keşif aynı ispat gücüne sahip değildir. Yapı yıllar boyunca kullanılmış, onarılmış, tadil edilmiş veya başka bir yüklenici tarafından değiştirilmişse keşif tarihinde görülen fiziksel durumun ilk yüklenicinin teslim ettiği durumla aynı olduğu varsayılamaz.

    Bu nedenle keşif yapılmadan önce yapının hangi tarihlerde, hangi işlemler sonucunda ve kimler tarafından değiştirildiğinin belirlenmesi gerekir.

    HMK m.400 uyarınca, ileride açılacak davada ileri sürülecek vakıaların tespiti amacıyla dava öncesinde delil tespiti istenebilir. Delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolması veya ileride ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimali, hukuki yararın değerlendirilmesinde önemlidir.

    Özellikle yeni yapım işi başlayacaksa, mevcut imalatlar sökülecekse veya yapının mimari niteliği değiştirilecekse gecikmeden delil tespiti yoluna başvurulması değerlendirilmelidir.

    Dava açılmadan önce delil tespitinde görev ve yetki HMK m.401 uyarınca belirlenir. Esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya koşullarına göre üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir. Dava açıldıktan sonra ise talep görülmekte olan davanın mahkemesine yöneltilir.

    Delil tespiti, davanın esasını kendiliğinden çözen bir hüküm değildir. Amaç, ileride değerlendirilmesi zorlaşabilecek delillerin usulüne uygun biçimde kayıt altına alınmasıdır.

    11. Keşiften Önce İdarenin Mimari Projede Esaslı Değişiklik Yapması

    İdarenin başlangıçtaki mimari projeyi değiştirmesi, yapım işindeki uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek temel olaylardan biridir.

    Örneğin yüklenici tarafından teslim edilen yapı, ilk ihale projesinde öngörülen kullanım amacına uygun olarak gerçekleştirilmiş olabilir. İdare daha sonra farklı bir kullanım amacı belirleyerek bölme duvarları, tesisat hatları, zemin uygulamaları veya taşıyıcı olmayan yapı elemanlarında değişiklik yapabilir.

    Bu işlemlerden sonra hazırlanan teknik raporda, eski projenin gerektirdiği bazı unsurların artık bulunmadığı ileri sürülebilir. Ancak bu durumda araştırılması gereken husus, eksiklik olduğu belirtilen imalatın ilk teslim tarihinde mevcut olup olmadığıdır.

    İdarenin kendi tercihiyle yapılan değişikliğin, başlangıçtaki yüklenici tarafından hiç yapılmamış bir iş gibi değerlendirilmesi doğru bir teknik inceleme yöntemi değildir.

    Bu durumda mahkemeden, ilk ihale projesinin ve bütün revizyonların celbi ile ilgili değişiklikleri gerçekleştiren kişilerin, değişiklik tarihlerinin ve teknik gerekçelerin tespit edilmesi istenmelidir.

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin E.2017/1897, K.2017/3976 sayılı kararında da kamu yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında ek işler, iş artışları, gecikme, fiyat farkı ve hakedişlerle ilgili iddiaların yeterli ve denetlenebilir bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiği görülmektedir. [11]

    Bu tür davalarda kritik mesele, keşif tarihindeki yapının değil, uyuşmazlık konusu yükümlülüğün yerine getirildiği tarihteki imalatın araştırılmasıdır.

    12. İdarenin İleri Sürdüğü Eksikliklerin Tespit Edilemez Hale Gelmesi

    Yapım işi uyuşmazlıklarında delillerin kaybolması önemli bir usul hukuku sorunudur. Özellikle kapalı imalatlar, elektrik tesisatı, mekanik tesisat, zemin altı uygulamaları ve sonradan sökülen yapı elemanları bakımından başlangıçtaki durumun doğrudan gözlemlenmesi mümkün olmayabilir.

    İdarenin sonradan yeni bir imalat yaptırması, eski malzemeleri kaldırması veya uyuşmazlık konusu alanı tamamen değiştirmesi halinde mahkeme şu soruları araştırmalıdır:

    İddia edilen eksiklik hangi tarihte tespit edilmiştir? Tespit sırasında yükleniciye bildirim yapılmış mıdır? İlk rapora dayanak olan fotoğraflar, ölçümler ve numuneler muhafaza edilmiş midir? Değişiklik işlemi hangi nedenle gerçekleştirilmiştir? İlk yüklenicinin yaptığı imalat ile sonraki yüklenicinin yaptığı imalat birbirinden ayrılabiliyor mu?

    Delilin ortadan kalkması, yüklenicinin her durumda sorumluluktan kurtulması anlamına gelmez. Buna karşılık, idarenin ileri sürdüğü iddianın ispatına ilişkin değerlendirmeyi etkileyebilir.

    HMK m.190 kapsamında ispat yükü ve ilgili maddi hukuk kuralları dikkate alınarak, hangi vakıanın kim tarafından ispatlanması gerektiği belirlenmelidir. Bunun yanında HMK m.219 ve devamı hükümleri kapsamında belgelerin ibrazı ve delillerin sunulmasına ilişkin yükümlülükler de önem taşıyabilir.

    Özellikle bir tarafın hakimiyetinde bulunan delillerin ortadan kalkması veya korunmaması halinde, bu durumun yargılamadaki sonuçları somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

    Mahkemenin yıllar sonra yaptığı keşif sırasında bir imalatı görememesi, bu imalatın geçmişte hiç gerçekleştirilmediğinin tek başına ve kesin kanıtı değildir. Aynı şekilde eski bir hakedişte imalatın bulunması da onun fiilen eksiksiz gerçekleştirildiğini tartışmasız biçimde ispatlamaz.

    13. Kesin Kabul Yapılmadan İdarenin Yeni İhale İlan Etmesi

    Henüz kesin kabulü yapılmamış bir yapım işi hakkında idarenin yeni bir ihale gerçekleştirmesi, özellikle yeni ihalenin önceki yüklenicinin iş alanıyla örtüştüğü durumlarda önemli hukuki sorunlar doğurabilir.

    Ancak kesin kabul yapılmadan yeni ihaleye çıkılması her durumda hukuka aykırı değildir. Örneğin ilk sözleşmeden tamamen farklı bir ihtiyacın karşılanması veya hukuken geçerli bir tasfiye sonrasında işin kalan kısmının tamamlanması amacıyla yeni ihale yapılması mümkün olabilir.

    Asıl mesele, yeni ihalenin önceki yapım işiyle hangi ölçüde ilişkili olduğudur.

    Yeni ihale aynı imalatların yenilenmesini, değiştirilmesini, tamamlanmasını veya sökülmesini içeriyorsa ilk sözleşmenin durumu, geçici kabul, kesin kabul işlemleri, eksiklik bildirimleri, teminat süresi ve idarenin kullandığı sözleşmesel yetkiler birlikte değerlendirilmelidir.

    Yeni ihalenin önceki işte ileri sürülen eksiklikleri ortadan kaldırması halinde, eksiklik iddiasının objektif olarak incelenebilmesi zorlaşabilir. Bu nedenle yeni ihale öncesinde mevcut durumun kayıt altına alınıp alınmadığı belirleyicidir.

    Yeni ihaleye ait idari şartname, teknik şartname, proje, yaklaşık maliyet hesabı, ihale ilanı, sözleşme, yer teslim tutanağı ve sonraki hakedişler, önceki yükleniciyle yürütülen hukuk davasında delil niteliği taşıyabilir.

    Bu belgelerden özellikle iki önemli sonuç araştırılabilir. Birincisi, yeni ihale kapsamında yaptırılan işlerin eski sözleşmede gerçekten bulunup bulunmadığıdır. İkincisi ise idarenin daha önce teslim aldığı veya bedelini ödediği imalatları hangi nedenle değiştirdiğidir.

    Yeni ihale, tek başına eski yüklenicinin kusurlu veya kusursuz olduğunu kanıtlamaz. Ancak yeni işin kapsamı ve önceki imalatların ortadan kaldırılması, mahkemenin delil değerlendirmesini önemli ölçüde etkileyebilir.

    14. Geçici Kabul, Kesin Kabul ve Yüklenicinin Sorumluluğunun Devamı

    Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi kapsamında geçici kabul ve kesin kabul işlemlerinin hukuki işlevleri farklıdır.

    Geçici kabul, yapılan işin belirli şartlarla kabul edilebilir durumda olduğunun tespitine ilişkindir. Kabul sırasında giderilmesi gereken noksanlar bulunabilir. Kesin kabul ise ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri uyarınca teminat süresinin sonundaki değerlendirmeyle ilişkilidir.

    Geçici kabul yapılmış olması, bütün ayıp ve eksiklik iddialarını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte geçici kabul tutanağı önemli bir belgedir ve idarenin sonradan ileri sürdüğü iddialarla birlikte değerlendirilmelidir.

    Yüklenicinin sorumluluğu yalnızca kesin kabul tutanağının bulunup bulunmamasına göre belirlenemez. TBK’nın ayıba ilişkin hükümleri, kamu ihale sözleşmesi, kabul belgeleri, eksiklik bildirimleri ve uygulanabilir özel düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.

    Özellikle açık ayıp, gizli ayıp, sonradan meydana gelen kullanım hasarı, bakım eksikliği ve idare tarafından gerçekleştirilen değişiklikler birbirinden ayrılmalıdır.

    İdarenin eseri fiilen kullanmaya başlaması da otomatik olarak kesin kabul işlemi yapılmış olduğu anlamına gelmez. Ancak fiili kullanım tarihi ve kullanımın kapsamı, teslimin ve sonraki zararların değerlendirilmesi bakımından delil teşkil edebilir.

    Bu nedenle kesin kabulün yapılmamış olması, idarenin ileri sürdüğü bütün eksiklikleri kendiliğinden haklı hale getirmediği gibi yüklenicinin bütün sorumluluklarının sona erdiği anlamına da gelmez.

    15. Kamu İhale Uyuşmazlıklarında Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevi ve Yetkisi

    Kamu ihale uyuşmazlıklarında öncelikle yargı yolu, ardından görevli mahkeme ve son olarak yetkili mahkeme belirlenmelidir. Bunlar birbirinden farklı usul hukuku meseleleridir.

    İhalenin gerçekleştirilmesi aşamasındaki idari işlemler bakımından idari başvuru ve idari yargı yolları gündeme gelebilir. Buna karşılık kamu ihale sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan bedel, hakediş, sözleşmeye aykırılık ve borçlu olunmadığının tespiti uyuşmazlıkları kural olarak özel hukuk ilişkisinden doğar ve adli yargıda görülür.

    Bu nedenle bir belediyenin yükleniciye sözleşmeye dayanarak eksik imalat bedeli veya fazla ödeme borcu çıkarması halinde, sırf işlemi yapan taraf kamu idaresi olduğu için idare mahkemesinin görevli bulunduğu sonucuna varılamaz.

    Adli yargı içindeki görev yönünden ise 6100 sayılı HMK m.2 gereğince asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkemelerdir.

    Yüklenicinin ticaret şirketi olması tek başına davayı asliye ticaret mahkemesinin görev alanına sokmaz. Özellikle belediye ve il özel idaresi gibi kamu tüzel kişilerinin tacir niteliği bulunmaması ve sözleşmenin mutlak ticari dava oluşturmaması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevli olması gündeme gelir.

    Buna karşılık karşı tarafın hukuki niteliği, işlemin ticari işletmeyle bağlantısı veya özel bir kanun hükmü nedeniyle ticari dava söz konusu olabiliyorsa asliye ticaret mahkemesinin görevi ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yetki bakımından HMK m.6’da düzenlenen davalının yerleşim yeri genel yetkisi ile HMK m.10’daki sözleşmenin ifa yeri özel yetkisi önemlidir. Somut olayın özelliklerine ve varsa geçerli yetki anlaşmasına göre farklı değerlendirmeler yapılabilir.

    Örneğin işin bir ilçede gerçekleştirilmesi, tek başına ve her durumda yalnızca o ilçedeki asliye hukuk mahkemesinin yetkili olduğu anlamına gelmez.

    Asliye ticaret mahkemesinin görevli bulunduğu ve kanuni koşulları taşıyan para alacağına ilişkin ticari davalarda dava şartı arabuluculuk hükümleri ayrıca incelenmelidir. Asliye hukuk mahkemesinde görülen her kamu yapım sözleşmesi alacak davası için genel ve koşulsuz bir zorunlu arabuluculuk bulunduğu söylenemez.

    16. Kamu İhale Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit Davası

    Menfi tespit davası, bir kişinin kendisinden talep edilen borçtan hukuken sorumlu olmadığının mahkeme kararıyla belirlenmesini amaçlayan davadır.

    Kamu yapım işlerinde idarenin sonradan eksik imalat, fazla hakediş veya kamu zararı iddiasına dayanarak yükleniciden para talep etmesi halinde menfi tespit davası gündeme gelebilir.

    Örneğin idare, tamamlanan yapım işi hakkında düzenlenen teknik raporu esas alarak yükleniciden belirli bir meblağın ödenmesini isteyebilir. Yüklenici ise sözleşmenin gereği gibi ifa edildiğini, ileri sürülen eksikliklerin mevcut olmadığını veya bunların idarenin sonradan gerçekleştirdiği değişikliklerden kaynaklandığını savunabilir.

    Bu durumda menfi tespit talebinin kapsamı, borç iddiasının kaynağı ve davacının hukuki yararı belirlenmelidir. İcra takibiyle bağlantılı uyuşmazlıklarda İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi; genel tespit davası bakımından ise HMK’nın 106. maddesi değerlendirmeye alınmalıdır.

    İcra takibinden önce ve sonra açılan menfi tespit davalarında geçici hukuki koruma imkanları aynı değildir. Özellikle takip başladıktan sonra davanın açılması, icra takibini otomatik olarak durdurmaz. İİK m.72’deki şartlar ve teminat hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

    Menfi tespit davasında yüklenicinin ileri sürebileceği savunmalar arasında sözleşmenin uygun ifası, bedelin daha önce ödenmiş olması, borç hesabının hatalı yapılması, ayıp iddiasının ispatlanamaması, mahsup ve zamanaşımı gibi hukuki itirazlar bulunabilir.

    Ancak bu savunmaların hangisinin ileri sürüleceği, idarenin talebinin hukuki niteliğine ve dosyadaki belgelere göre belirlenmelidir.

    17. Yüklenicinin İdareye Karşı Hakediş ve Alacak Davası Açması

    Kamu yapım işi uyuşmazlıkları yalnızca idarenin yükleniciden para talep ettiği davalarla sınırlı değildir. Yüklenici de tamamladığı işe karşılık ödenmeyen hakedişleri, iş artışı bedellerini, sözleşmeye uygun fiyat farklarını veya diğer sözleşmesel alacaklarını talep edebilir.

    Alacak davasında öncelikle talep edilen bedelin sözleşmesel dayanağı belirlenmelidir. Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde her ilave maliyetin ayrıca talep edilebileceği kabul edilmemelidir. Fakat kanuni şartları oluşan iş artışı, usulüne uygun proje değişikliği veya sözleşme dışı işin hukuki niteliğine göre ek bedel talepleri gündeme gelebilir.

    Yargıtay’ın kamu yapım sözleşmelerine ilişkin kararları, iş artışı, yeni fiyat, gecikme cezası ve fiyat farkı hesaplarının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. [11]

    Alacak miktarının belirlenebilirliği bakımından HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası, HMK m.109 kapsamında kısmi dava veya miktarı belirli alacak davası seçenekleri değerlendirilebilir. Dava türünün seçimi, objektif belirlenebilirlik koşulları ve zamanaşımı sonuçları dikkate alınarak yapılmalıdır.

    Yüklenicinin alacak iddiası ile idarenin eksik iş veya kamu zararı iddiası aynı sözleşmeden kaynaklanıyorsa, bunların mahsup, takas veya karşı dava yoluyla ileri sürülmesi ihtimalleri de değerlendirilmelidir.

    Bu nedenle bir dosyada yalnızca menfi tespit davası açılması yeterli olmayabilir. Yüklenicinin idareden tahsil edemediği başka alacaklarının bulunması halinde ayrı veya bağlantılı taleplerin hukuki kurgusu oluşturulmalıdır.

    18. Hukuk Davasında Ortaya Çıkabilecek Sonuçlar

    Kamu yapım sözleşmesinden doğan bir hukuk davasının sonucu yalnızca idarenin raporuna veya yüklenicinin savunmasına göre önceden belirlenemez.

    Mahkeme, sözleşmeyi, projeleri, hakedişleri, yazışmaları, kabul işlemlerini ve teknik raporları birlikte değerlendirebilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre keşif yapılmasına, bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmesine, ek rapor alınmasına veya yeni bilirkişi heyeti görevlendirilmesine karar verilebilir.

    Olası durum Yargılamadaki değerlendirme Muhtemel sonuç
    İmalatın projeye ve sözleşmeye uygun olduğu ispatlanır. İdarenin eksiklik ve zarar iddiasının dayanağı ortadan kalkabilir. Menfi tespit talebinin kabulü veya idarenin alacak talebinin reddi gündeme gelebilir.
    Yükleniciden kaynaklanan eksiklik ispatlanır. Ayıp hükümleri, bildirimler, sözleşme ve zarar hesabı incelenir. Uygun koşullarda bedel indirimi, giderim, tazminat veya alacak yönünden sonuç doğabilir.
    Eksiklik idarenin sonraki değişikliğinden kaynaklanır. Nedensellik ve sorumluluk kapsamı incelenir. İlk yükleniciye yöneltilen talep tamamen veya kısmen reddedilebilir.
    İş artışı veya ek bedel talebi kanuni dayanağa sahiptir. Yeni fiyat, iş artışı, sözleşme ve kesin hesap incelenir. Yüklenici lehine alacak hükmü kurulabilir.
    Deliller yetersiz veya çelişkilidir. İspat yükü, delillerin güvenilirliği ve tamamlanabilirliği değerlendirilir. Ek inceleme yapılabilir veya ispatlanamayan talepler reddedilebilir.
    İdare raporuyla bağımsız bilirkişi raporu çelişir. Raporların dayanakları ve yöntemleri karşılaştırılır. Mahkeme ek rapor veya yeni uzman heyeti incelemesine başvurabilir.

    HMK m.281 uyarınca mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı tarafların, raporun kendilerine tebliğinden itibaren kural olarak iki hafta içinde itirazda bulunma imkanı vardır. Özel veya teknik çalışma gerektiren durumlarda kanundaki koşullarla ek süre talep edilebilir.

    Mahkemece alınan raporun teknik olarak yetersiz, çelişkili veya denetime elverişsiz olması halinde yeni inceleme talep edilmesi önemlidir. Ancak mahkemenin her itiraz üzerine yeni bir heyet görevlendirmek zorunda olduğu da söylenemez.

    19. Kamu İhale Hakediş Uyuşmazlığında İzlenmesi Gereken Hukuki Yol Haritası

    Birinci aşama: Sözleşme ve ihale dosyasının eksiksiz toplanması. İhale ilanı, idari şartname, teknik şartname, sözleşme, uygulama projeleri, mahal listeleri, hakedişler, kesin hesaplar ve bütün ek belgeler incelenmelidir. Öncelikle sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel, birim fiyatlı veya karma sözleşme niteliği belirlenmelidir.

    İkinci aşama: Olayların tarih sırasına konulması. Sözleşmenin imzalanması, yer teslimi, proje revizyonları, iş artışları, hakedişlerin düzenlenmesi, geçici kabul, eksiklik bildirimleri, kesin kabul süreci, idarenin sonradan yaptığı işlemler ve yeni ihale tarihi tek bir kronoloji içinde değerlendirilmelidir.

    Üçüncü aşama: Proje ve imalat karşılaştırması. İlk ihale projesi ile revize projeler ayrı ayrı incelenmeli; idarenin sonradan talep ettiği yeni işlerin başlangıçtaki sözleşme kapsamına dahil olup olmadığı belirlenmelidir.

    Dördüncü aşama: İdare raporunun teknik ve hukuki analizi. Raporda gösterilen her eksikliğin hangi belgeye dayandığı, hangi tarihte tespit edildiği, hangi metraj üzerinden hesaplandığı ve bedelinin nasıl belirlendiği açıklanmalıdır. Özellikle raporda bulunan hukuki yorumlar ile teknik tespitler birbirinden ayrılmalıdır.

    Beşinci aşama: Delil kaybı tehlikesinin araştırılması. İdarenin yeni ihale ilan edip etmediği, başka bir yüklenicinin işe başlayıp başlamadığı, yapının sökülüp sökülmediği, mimari ve teknik düzenlemelerin değiştirilip değiştirilmediği belirlenmelidir.

    Altıncı aşama: Gerekirse gecikmeden delil tespiti. Delillerin kaybolma ihtimali varsa HMK m.400 ve devamı kapsamında keşif ve bilirkişi incelemesi talep edilmelidir. Mevcut duruma müdahale edilmesini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir seçeneği ise HMK m.389 ve devamındaki koşullar, ölçülülük ve kamu hizmetinin gerekleri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yedinci aşama: Bağımsız bilirkişi incelemesinin planlanması. Uyuşmazlığın niteliğine uygun mimari, mühendislik, metraj ve kamu ihale sözleşmesi uzmanlıkları belirlenmelidir. Sadece genel inşaat incelemesi değil, sözleşme ve hakediş sistemine uygun ayrıntılı teknik değerlendirme hedeflenmelidir.

    Sekizinci aşama: İdareye karşı hukuki itirazların yapılması. Hakediş, kesin hesap veya kamu zararı iddiasına yönelik yazılı itirazlar süresinde ve gerekçeli olarak sunulmalıdır. İlgili kanun, şartname ve sözleşmeye göre özel süreler mutlaka kontrol edilmelidir.

    Dokuzuncu aşama: Dava türü, görev ve yetkinin belirlenmesi. Borçlu olunmadığının tespiti, alacak, karşı dava, itirazın iptali veya başka bir hukuki yol arasından somut olaya uygun olanı seçilmelidir. Asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinin görevi ile mahkemenin yer bakımından yetkisi ayrı araştırılmalıdır.

    Onuncu aşama: Bilirkişi raporuna etkin itiraz ve yargılama takibi. Mahkeme bilirkişisinin bütün proje revizyonlarını inceleyip incelemediği, hakediş sistemini doğru uygulayıp uygulamadığı, teslim tarihindeki durum ile keşif tarihindeki durumu birbirinden ayırıp ayırmadığı denetlenmelidir. Eksik ve çelişkili raporlara karşı gerekçeli itiraz sunulmalıdır.

    Bu süreçte uyuşmazlık yalnızca hukuki dilekçelerle değil, teknik veri analizi ve kronolojik belge karşılaştırmasıyla yönetilmelidir. Gerekirse harita, mimari proje ve tesisat çizimleri üzerinde karşılaştırmalı teknik çalışma yaptırılmalıdır.

    20. Kamu İhale Hakediş Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

    Belediye, teslim alınmış yapım işi için sonradan borç çıkarabilir mi?

    Somut hukuki dayanak ve koşullar mevcutsa idare sonradan talepte bulunabilir. Ancak talebin ileri sürülmesi, borcun tartışmasız olduğu anlamına gelmez. Sözleşme, kabul işlemleri, ayıp hükümleri ve ispat durumu araştırılmalıdır.

    İdarenin hazırladığı teknik rapor mahkeme için kesin delil midir?

    Raporun bütün içeriği bakımından genel ve koşulsuz biçimde kesin delil olduğu söylenemez. Resmi belge niteliği ve HMK m.204 kapsamında ispat gücü bulunan kayıtlar ile teknik kanaatler ayrılmalıdır. Teknik değerlendirmeler bağımsız bilirkişi incelemesine konu olabilir.

    Hakediş onaylandığı halde yüklenici daha sonra sorumlu tutulabilir mi?

    Evet, koşulları mevcutsa sorumluluk gündeme gelebilir. Bununla birlikte hakedişin onaylanması, imalatın kabulü, sonradan meydana gelen değişiklikler ve ayıp iddiasının niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

    Kesin kabul yapılmadan yeni ihale gerçekleştirilebilir mi?

    Her durumda yasak değildir. Yeni ihalenin konusu, önceki sözleşmenin durumu, tasfiye işlemleri, işin tamamlanması ve kabul süreçleri incelenmelidir. Yeni ihale eski imalatları değiştirecekse delil korunması ayrıca önem kazanır.

    İdare projeyi değiştirdiyse eski yükleniciden eksik imalat bedeli isteyebilir mi?

    İdare değişikliğinin kapsamı, eksikliğin kaynağı, ilk sözleşmede üstlenilen imalat ve değişikliğin yükleniciye etkisi araştırılmadan kesin sonuca varılamaz. İdarenin sonradan yaptığı değişiklikler yüklenicinin sorumluluğunu etkileyebilir.

    Mahkeme keşif yaptığında eski imalat artık bulunmuyorsa ne olur?

    Hakediş, ataşman, fotoğraf, kabul tutanağı, eski projeler ve yeni ihale kayıtları üzerinden inceleme yapılabilir. Geçmiş durumun ispatlanamaması halinde ispat yüküne ilişkin kurallar önem kazanır.

    Menfi tespit davası asliye hukuk mahkemesinde mi açılır?

    Özel hukuk sözleşmesinden kaynaklanan ve başka bir mahkemenin görevine girmeyen uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. Ancak taraflar, ticari dava niteliği ve özel kanun hükümleri incelenmeden bütün dosyalar için aynı mahkeme gösterilemez.

    Hakediş alacak davası ile menfi tespit davası birlikte yürütülebilir mi?

    Talep ve tarafların koşullarına göre bağlantılı davalar, karşı dava veya ayrı davalar gündeme gelebilir. Dava stratejisi alacak ve borç iddialarının hukuki niteliğine göre oluşturulmalıdır.

    Kamu ihale uzmanı bilirkişi bulunması zorunlu mudur?

    Her davada kanuni bir zorunluluk değildir. Ancak sözleşme türünün, yeni birim fiyatın, hakediş hesabının ve kamu ihale mevzuatının teknik değerlendirme gerektirdiği dosyalarda uzmanlık önem taşır.

    Sayıştay raporu doğrudan yükleniciye karşı icra edilebilir mi?

    Bir denetim bulgusu ile icra kabiliyeti bulunan hukuki dayanak aynı şey değildir. Denetim raporu, Sayıştay ilamı, idarenin alacak talebi ve icra işlemi ayrı ayrı incelenmelidir.

    Yüksek Fen Kuruluna başvurulması yeterli midir?

    Yüksek Fen Kurulunun görüş ve kararlarının hukuki etkisi, başvurunun konusu ve ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenir. Özellikle yeni birim fiyat uyuşmazlıkları ile genel teknik görüşler arasında ayrım yapılmalıdır. Kurula başvurulması, mahkemeye başvuru ve delil koruma ihtiyacını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

    2025 yılında değişen hakediş itiraz hükümleri eski sözleşmelere uygulanır mı?

    Değişikliğin yürürlük ve geçiş hükümleri araştırılmalıdır. Yeni düzenlemenin bütün eski kamu ihale sözleşmelerine otomatik olarak uygulanacağı kabul edilemez.

    21. Sonuç: Kamu İhale Uyuşmazlıklarında Doğru Hukuki Değerlendirme Nasıl Yapılmalıdır?

    Kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan hakediş, eksik imalat, projeye aykırılık, kamu zararı, menfi tespit ve alacak uyuşmazlıkları, yalnızca tek taraflı teknik raporların değerlendirilmesiyle çözülebilecek meseleler değildir.

    Özellikle anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde yüklenicinin sorumluluğu belirlenirken sözleşmeye esas proje, uygulama projelerinin revizyonları, mahal listeleri, hakediş hesapları, geçici ve kesin kabul işlemleri ile idarenin sonradan gerçekleştirdiği değişiklikler birlikte incelenmelidir.

    İdarenin hazırladığı raporların resmi belge niteliği taşıyabilecek kısımları ile teknik kanaatleri birbirinden ayrılmalı; gerektiğinde bağımsız, uzman ve tarafsız bilirkişi heyeti tarafından yeni inceleme yaptırılmalıdır.

    Keşif yapılmadan önce yapının değiştirilmiş olması, yeni bir ihaleye konu edilmesi veya ilk yüklenicinin gerçekleştirdiği imalatların ortadan kaldırılması, özellikle ispat yükü ve delillerin güvenilirliği bakımından değerlendirilmelidir.

    Bir kamu yapım işinde doğru hukuki inceleme, yüklenicinin neyi yapması gerektiğini, gerçekte neyi yaptığını, idarenin neyi kabul ettiğini ve sonraki süreçte hangi imalatların kim tarafından değiştirildiğini birbirinden ayırarak yapılmalıdır.

    Bu ayrım yapılmadan hazırlanan dava stratejileri, teknik olarak doğrulanmamış eksiklik iddialarına veya sözleşme kapsamına girmeyen alacak taleplerine dayanma riski taşımaktadır.

    Somut uyuşmazlıklarda ilk aşamada sözleşmesel yükümlülüklerin kapsamı belirlenmeli, ikinci aşamada teknik deliller korunmalı, üçüncü aşamada görevli ve yetkili yargı mercii ile dava türü tespit edilmelidir. Yargılama sırasında bağımsız bilirkişi incelemesi, keşif ve rapora itiraz süreçleri etkili biçimde takip edilmelidir.

    İlgili Hukuki İncelemeler

    Kamu yapım işleri uyuşmazlıklarıyla bağlantılı daha ayrıntılı değerlendirmeler için dolgun.av.tr üzerinde yayımlanan aşağıdaki çalışmalara başvurulabilir.

    Kamu İhale Sözleşmelerinde Sonradan Tahakkuk Ettirilen Kamu Zararı ve Yargı Yolu

    Kamu İhale Sözleşmeleri Hukuku ve Yargı Kararları

    Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk

    Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür?

    İlan Yapılmaksızın Pazarlık Usulüyle İhale ve İptali

    Hukuki İnceleme ve İletişim

    Kamu ihale sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta, dava açılmadan veya devam eden davada yeni bir teknik inceleme talep edilmeden önce ihale dosyasının, hakedişlerin, mimari projelerin ve idarenin hazırladığı raporların birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, Bakırköy / İstanbul
    Telefon ve WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    İnternet sitesi: dolgun.av.tr

    22. Mevzuat, Yargı Kararları, Kurumsal Açıklamalar ve Akademik Kaynakça

    Kaynaklar konuya göre sınıflandırılmıştır. Kurumsal duyurular, kanun hükümlerinin yerine geçen bağlayıcı normlar olarak değil, açıklanan değişikliklerin ve uygulamaların birincil bilgi kaynakları olarak kullanılmıştır. Akademik çalışmalar ise hukuki yorum ve tartışma bakımından değerlendirilmiştir.

    A. Mevzuat ve Kurumsal Kaynaklar

    [1] Kamu İhale Kurumu (2025). “Kamu İhale Mevzuatında Değişiklik Duyurusu”, 30 Temmuz 2025. 32971 sayılı Resmi Gazete’deki değişiklikler, hakediş ve kesin hesap düzenlemeleri. Resmi duyuru.

    [2] Kamu İhale Kurumu (2026). “Kamu İhale Mevzuatındaki Değişiklikler Resmi Gazete’de Yayımlandı”, 13 Mayıs 2026. Resmi duyuru.

    [3] Kamu İhale Kurumu (2026). “Yapım İşleri Çalışma Grubu Toplantısı Gerçekleştirildi”, 2 Temmuz 2026. Resmi duyuru.

    [4] T.C. Sayıştay Başkanlığı (2026). 2025 Yılı Denetimlerine İlişkin Kamuoyu Duyurusu. Denetim raporları, hesap yargılaması ve ilam süreçlerine ilişkin açıklamalar. Sayıştay açıklaması.

    [6] 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, m.6, m.24 ve m.36; Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ve eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi. Kamu İhale Kurumu Mevzuat Portalı.

    Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2, 6, 10, 106, 107, 190, 204, 266, 268, 281, 282, 389 ve 400 ve devamı maddeleri; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi, 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu dikkate alınmıştır.

    B. Akademik Literatür

    [5] Bilke, Efe (2025). “Anahtar Teslimi Götürü Bedelle Akdedilen Yapım İşi İhale Sözleşmelerinin Uyarlanması”. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 33(4), 31 Aralık 2025. Makale bağlantısı.

    [7] Avcı, Ali (2015). “Kamu Yapım Sözleşmelerinde Geçici Hakediş Raporlarına İhtirazi Kayıt ve Hukuka Aykırılık Sorunu”. Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Sayı 5. Makale bağlantısı.

    [8] Kuluçlu, Erdal (2011). “Sayıştayın Denetim, Yargılama ve Raporlama Görevleri Açısından Kamu Zararı Kavramı”. Sayıştay Dergisi, Sayı 82. Makale bağlantısı.

    Demirboğa, Dursun Ali (2017). “Kamu İhale Sözleşmesinin Yapılması Usulleri (İhale Usulleri)”. Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Sayı 9. Makale bağlantısı.

    Delibaş Şen, Buket ve Erbaş, İkbal (2022). “Yapım Aşamasında Ortaya Çıkan Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları: KİK ve FIDIC Dokümanları Üzerinden Bir Karşılaştırma”. PLANARCH – Design and Planning Research, 6(2). Makale bağlantısı.

    C. Yargı ve Sayıştay Kararları

    [9] T.C. Sayıştay Başkanlığı, 4. Daire, 30 Ocak 2025 tarihli, 343 sayılı Karar, İlam No.66, Madde No.8. Proje değişikliği, yeni birim fiyat ve mükerrer analiz kalemi. Karar metni.

    [10] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 4 Mayıs 2017 tarihli, E.2016/270, K.2017/1922. Kamu ihalesiyle bağlantısı bulunan bilirkişinin tarafsızlığı ve yeni bilirkişi heyeti gerekliliği. Karar metni.

    [11] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E.2017/1897, K.2017/3976. Kamu yapım sözleşmesi, hakediş, iş artışı, fiyat farkı ve denetlenebilir bilirkişi incelemesi. T.C. Adalet Bakanlığı UYAP İçtihat Sistemi.

    Kaynaklara erişim tarihi: 8 Ekim 2026.

    Bilgilendirme notu: Bu inceleme genel hukuki bilgilendirme ve akademik değerlendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir uyuşmazlığın sonucu; ihale tarihi, sözleşme hükümleri, geçiş düzenlemeleri, kabul işlemleri, deliller, bilirkişi incelemesi ve uygulanacak usul hükümlerine göre değişebilir. Metin, herhangi bir somut uyuşmazlıkta hukuki sonucun garanti edildiği anlamına gelmez.