Etiket: muvazaalı gayrimenkul satışı

  • 1.070 KİŞİYİ İLGİLENDİREN TÜRK VATANDAŞLIĞI İPTALİ SÜRECİ 2026

    1.070 KİŞİYİ İLGİLENDİREN TÜRK VATANDAŞLIĞI İPTALİ SÜRECİ 2026

    Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2026

    Son günlerde gayrimenkul yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış birçok yabancı yatırımcının aynı soruyu sorduğunu görüyoruz:

    “1.070 kişi içerisinde olduğum söylendi. Türk vatandaşlığım iptal edildi mi?”

    21 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan yeni soruşturma nedeniyle bu soru artık faraziye değildir.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ikinci dalgasında Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden gerçekleştirilen gayrimenkul satışlarının incelendiği; 734 yabancı uyruklu kişiye yapılan satışlardan 274’ünün muvazaalı olduğu yönünde tespit yapıldığı ve bu işlemler sonucunda aile fertleriyle birlikte 1.070 kişinin Türk vatandaşlığı kazandığının belirlendiği açıklanmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Ancak burada ilk ve en önemli hukuki düzeltmeyi yapmak gerekir:

    Kamuoyuna açıklanan bilgi, 21 Eylül 2026 tarihinde 1.070 kişinin tamamının Türk vatandaşlığının kesin olarak iptal edildiği değildir.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından aktarılan açıklamada, tespit edilen kişiler bakımından “usulsüz şekilde kazanılan vatandaşlıkların iptaline yönelik gerekli idari süreç” başlatıldığı ifade edilmiştir. Adalet Bakanının açıklamasında da aynı şekilde vatandaşlıkların iptaline yönelik gerekli idari sürecin başlatıldığı belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Bu fark son derece önemlidir.

    Çünkü soruşturma kapsamında bir kişinin tespit edilmesi, vatandaşlık dosyası hakkında idari inceleme yürütülmesi, yatırım uygunluk belgesine ilişkin işlem tesis edilmesi, Türk vatandaşlığını kazanma kararının iptal edilmesi ve bu işlemin yargısal denetimden geçmesi birbirinden farklı hukuki aşamalardır.

    Bu nedenle bugün kendisini “1.070 kişi içerisinde” olarak tanımlayan bir yatırımcı bakımından ilk yapılması gereken şey, basında çıkan genel haberleri tekrar okumak değil; kendi vatandaşlık dosyasının hangi aşamada bulunduğunu ve hakkında hangi somut idari işlemin tesis edildiğini belirlemektir.

    I. 1.070 KİŞİLİK YENİ SORUŞTURMADA TAM OLARAK NE AÇIKLANDI?

    21 Eylül 2026 tarihli soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülmektedir.

    Başsavcılıktan aktarılan bilgilere göre soruşturma kapsamında Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğü kayıtları, bilirkişi raporları, MASAK analizleri ile diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmiştir. Soruşturma makamları, bazı işlemlerde Türk vatandaşlığının kazanılması için gerekli döviz girişinin gerçekte sağlanmadığını, alım-satım işlemlerinin aracı şirketlerin veya satıcıların mali kaynakları kullanılarak muvazaalı biçimde gerçekleştirildiğini ve bazı taşınmazlar hakkında gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları düzenlendiğini ileri sürmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Soruşturmanın yalnızca “ekspertiz raporu yanlış mıydı?” sorusuyla sınırlı olmadığı özellikle görülmektedir.

    İncelenen hususlar arasında para hareketlerinin gerçekliği, yatırım bedelinin gerçekten yatırımcıdan çıkıp çıkmadığı, Türkiye’ye girmesi gereken dövizin gerçekten gelip gelmediği, gayrimenkul satışının gerçek ekonomik bir işlem olup olmadığı ve taşınmazın vatandaşlık bakımından gösterilen değerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı bulunmaktadır. (Anadolu Ajansı)

    Başsavcılık açıklamasına göre söz konusu işlemler nedeniyle 72 milyon 250 bin ABD doları tutarındaki işlemin muvazaalı gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir. Adalet Bakanı tarafından yapılan açıklamada ise ikinci dalgada 3,5 milyar TL’yi aşan işlem tutarından söz edilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle 1.070 kişilik dosyanın hukuki merkezinde yalnızca tapu veya ekspertiz bulunmamaktadır.

    Tapu + ekspertiz + banka hareketleri + yatırım uygunluk belgesi + vatandaşlık dosyası birlikte incelenmelidir.

    II. GÜL İNŞAAT, BEYAZ İNŞAAT VE LİV İNŞAAT DOSYADA NEDEN GEÇİYOR?

    Adalet Bakanının 21 Eylül 2026 tarihli açıklamasında ikinci dalgada “Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat” üzerinden gerçekleştirilen gayrimenkul satışlarının incelendiği açıkça belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Aynı açıklamaya göre bu şirketler üzerinden 734 yabancı uyruklu kişiye yapılan satış incelenmiş ve 274 satış işleminin muvazaalı olduğu yönünde tespit yapılmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus şudur:

    Gül İnşaat, Beyaz İnşaat veya LİV İnşaat üzerinden taşınmaz satın alınmış olması, tek başına o yatırımcının vatandaşlığının hukuka aykırı biçimde kazanıldığını göstermez.

    Nitekim açıklanan rakamların kendisi dahi incelenen bütün satışlar hakkında aynı değerlendirmenin yapılmadığını göstermektedir.

    734 yabancıya gerçekleştirilen satış incelenmiş; bunların 274’ü bakımından muvazaa tespiti açıklandığı belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Dolayısıyla hukuki değerlendirme yalnızca “hangi şirketten taşınmaz aldınız?” sorusuyla bitmez.

    Asıl sorular şunlardır:

    O yatırımcının hangi taşınmazı aldığı, ne kadar bedel ödediği, ödemenin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, paranın daha sonra kendisine dönüp dönmediği, taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değerinin ne olduğu ve yatırımcının soruşturma konusu işlemlerle herhangi bir bilgi veya irade bağlantısının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

    Aynı şirketten taşınmaz alan iki yatırımcının hukuki durumu birbirinden tamamen farklı olabilir.

    III. 1.070 KİŞİNİN TAMAMI YATIRIMCI DEĞİL: 263 YATIRIMCI, 807 AİLE FERDİ

    İçişleri Bakanlığının Anadolu Ajansı tarafından aktarılan ayrıntılı açıklaması 1.070 rakamının yapısını da ortaya koymaktadır.

    Buna göre söz konusu 1.070 kişinin 263’ü yatırımcı, 807’si ise aile ferdidir.

    Ayrıca 1.015 kişinin karar tarihinde, 55 çocuğun ise vatandaşlık kararından sonra Türk vatandaşlığını kazandığı tespit edilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Bu rakamlar son derece önemlidir.

    Çünkü kamuoyunda zaman zaman “1.070 yatırımcının vatandaşlığı iptal ediliyor” şeklinde bir algı oluşmaktadır.

    Bu doğru değildir.

    Açıklanan dağılım:

    263 asıl yatırımcı ve 807 aile ferdi olmak üzere toplam 1.070 kişidir.

    Aile fertlerinin sayısının yatırımcı sayısının üç katından fazla olması, vatandaşlık iptali sürecinin yalnızca taşınmazı satın alan kişinin statüsünden ibaret olmadığını göstermektedir.

    Bir yatırımcı açısından verilecek karar eşin ve çocukların vatandaşlık statüsünü de doğrudan etkileyebilir.

    IV. EŞ VE ÇOCUKLARIN VATANDAŞLIĞI NE OLACAK?

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 31. maddesi kapsamında vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın iptal edilmesi halinde, Kanunun 32. maddesi iptal kararının ilgili kişiye bağlı olarak vatandaşlık kazanan eş ve çocuklar üzerindeki sonuçlarını ayrıca düzenlemektedir.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 5901 sayılı Kanuna ilişkin resmî açıklamasında, vatandaşlığı kazanma kararının iptalinin ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hakkında da hüküm ifade edeceği belirtilmektedir. Aynı resmî belgede, vatandaşlığı kazanmaya esas unsurların gizlendiğinin açıkça kanıtlanması halinde vatandaşlık kararının iptal edileceği açıklanmaktadır. (Nüfus Müdürlüğü)

    Ancak 1.070 kişilik dosyada ayrıca 55 çocuğun vatandaşlığı karar tarihinden sonra kazandığının açıklanmış olması nedeniyle, her çocuk bakımından vatandaşlığın hangi tarihte ve hangi hukuki esasa dayanılarak kazanıldığı ayrıca incelenmelidir. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle aile dosyalarında yalnızca ana yatırımcının nüfus kaydının incelenmesi yeterli değildir.

    Eş ve her çocuk bakımından vatandaşlığın kazanılma tarihi ve hukuki dayanağı ayrı ayrı belirlenmelidir.

    V. EN ÖNEMLİ SORU: 1.070 KİŞİNİN VATANDAŞLIĞI ŞİMDİDEN İPTAL EDİLDİ Mİ?

    Mevcut kamuya açık açıklamalara göre bu soruya “1.070 kişinin tamamı bakımından iptal işlemi kesinleşmiştir” şeklinde cevap verilemez.

    Başsavcılık ve Adalet Bakanlığı tarafından kullanılan ifade, ilgili kişiler hakkında vatandaşlıkların iptaline yönelik gerekli idari sürecin başlatıldığıdır. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle yatırımcının mutlaka şu ayrımı yapması gerekir:

    Hakkında yalnızca soruşturma kapsamında bir tespit mi bulunmaktadır?

    Yatırım uygunluk belgesi hakkında bir işlem tesis edilmiş midir?

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü nezdinde vatandaşlık dosyası incelemede midir?

    Türk vatandaşlığını kazanma kararının iptaline ilişkin bireysel bir karar verilmiş midir?

    Karar verilmişse hangi kanun maddesine dayanılmıştır?

    Karar ilgili kişiye tebliğ edilmiş midir?

    Bu soruların cevabı alınmadan yalnızca “1.070 kişi içerisindeyim” bilgisi üzerinden dosyanın sonucu hakkında kesin kanaate varmak doğru değildir.

    VI. KAMUOYUNA AÇIK BİR “1.070 KİŞİLİK İSİM LİSTESİ” VAR MI?

    Kamuoyuna yapılan ve şu ana kadar erişilebilen resmî açıklamalarda 1.070 kişinin isimleri yayımlanmamıştır.

    Açıklamalarda sayı, yatırımcı-aile ferdi dağılımı ve soruşturmanın genel kapsamı bulunmaktadır; ancak kişilerin isimlerini içeren kamuya açık bir liste yer almamaktadır. (Anadolu Ajansı)

    Dolayısıyla bir kişinin gerçekten bu soruşturma kapsamındaki vatandaşlık dosyalarından biri içerisinde bulunup bulunmadığının, mümkün olduğu ölçüde kişinin kendi resmî vatandaşlık kayıtları ve dosyası üzerinden tespit edilmesi gerekir.

    İnternetteki genel haberlerden yahut sosyal medyada yayınlanan kişi listelerinden kendi hukuki statüsüne ilişkin kesin sonuç çıkarılması mümkün değildir.

    VII. “BEN PARAYI GERÇEKTEN ÖDEDİM” DİYEN YATIRIMCININ DURUMU FARKLI MIDIR?

    Bu, 1.070 kişilik dosya bakımından en önemli savunma alanlarından biridir.

    Soruşturmanın temel iddialarından biri, vatandaşlık için gerekli dövizin Türkiye’ye gerçekte girmediği ve bazı işlemlerde aracı şirketler veya satıcıların kendi mali kaynakları kullanılarak görünürde para hareketleri oluşturulduğudur. (Anadolu Ajansı)

    Bunun karşısında yatırımcı;

    taşınmaz bedelini kendi gerçek parasından ödemiş,

    ödeme kendi banka hesabından çıkmış,

    bedel satıcı hesabına gerçekten ulaşmış,

    satış sonrasında bedelin herhangi bir bölümü kendisine geri verilmemiş,

    taşınmazı fiilen ve hukuken edinmiş,

    ve vatandaşlık başvurusunda gerçeğe aykırı herhangi bir işlem gerçekleştirmemiş

    olabilir.

    Böyle bir yatırımcının hukuki durumuyla soruşturma makamlarının tarif ettiği görünürde para hareketine veya muvazaalı satış mekanizmasına bilerek katıldığı ileri sürülen kişinin hukuki durumu aynı değildir.

    Bu nedenle banka kayıtları 1.070 kişilik dosyalarda son derece önemlidir.

    Yalnızca tek bir dekont değil; ödemenin kaynağından satıcının hesabına kadar bütün para hareketinin incelenmesi gerekir.

    SWIFT kayıtları, banka hesap ekstreleri, döviz hareketleri, satış sözleşmeleri, faturalar ve varsa satış sonrasındaki hesap hareketleri birlikte değerlendirilmelidir.

    VIII. “EKSPERTİZ RAPORUNU BEN HAZIRLAMADIM” SAVUNMASI NEDEN ÖNEMLİ?

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 31. maddesi vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın iptalini, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığın kazanılmasına esas önemli hususları gizlemesi ile ilişkilendirmektedir.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün resmî açıklamasında da Bakanlık tarafından araştırma ve soruşturma yapılacağı; vatandaşlığın kazanılmasına esas hususların gizlendiğinin açıkça kanıtlanması halinde vatandaşlık kararının iptal edileceği belirtilmektedir. (Nüfus Müdürlüğü)

    Bu hüküm 1.070 kişilik dosya bakımından son derece önemlidir.

    Çünkü değerleme uzmanının hazırladığı raporun gerçeğe aykırı olduğu iddiası ile yatırımcının bu gerçeğe aykırılıktan haberdar olması aynı olgu değildir.

    Müteahhidin belirli satışlarda soruşturma konusu işlemler gerçekleştirdiği iddiası ile bütün müşterilerin bu işlemlere bilerek katıldığı kabulü de aynı şey değildir.

    TVK m.31’e dayanılacaksa yatırımcı bakımından özellikle;

    hangi yalan beyanda bulunduğu,

    hangi önemli hususu gizlediği,

    ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğunu bilip bilmediği,

    değerin yükseltilmesi amacıyla herhangi bir girişimde bulunup bulunmadığı,

    kendisine gizli bir bedel iadesi yapılıp yapılmadığı

    ve bu davranış ile vatandaşlığın kazanılması arasındaki ilişkinin somutlaştırılması gerekir.

    IX. FAKAT YALNIZCA “BEN İYİ NİYETLİYDİM” DEMEK NEDEN YETERLİ OLMAYABİLİR?

    Burada ikinci önemli hukuki problem ortaya çıkmaktadır.

    TVK m.31 ile TVK m.40 birbirinden farklı kurumlardır.

    1. madde ilgilinin yalan beyanına veya önemli bir hususu gizlemesine odaklanırken, 40. madde vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın hukuki şartlar oluşmadan verilmiş olması ihtimalini düzenlemektedir.

    Haziran 2026’da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan ve doğrudan yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ile geri alınmasını inceleyen akademik çalışmada da TVK m.31 ile m.40 arasındaki bu ayrım özellikle tartışılmıştır. (DergiPark)

    Dolayısıyla bir yatırımcı gerçekten iyi niyetli olabilir.

    Ekspertiz raporunu kendisi hazırlamamış olabilir.

    Değerleme uzmanını hiç tanımıyor olabilir.

    Ancak buna rağmen taşınmazın yatırım tarihinde vatandaşlık için gerekli gerçek yatırım değerini taşımadığı iddia edilebilir.

    Bu durumda şu iki soru birbirinden ayrılmalıdır:

    Yatırımcı hileli veya gerçeğe aykırı bir davranışta bulundu mu?

    ve

    Vatandaşlık kararının verildiği tarihte objektif yatırım şartları gerçekten mevcut muydu?

    Bunlar aynı soru değildir.

    Nitekim 2026 tarihli akademik çalışma da yatırım yoluyla vatandaşlıkta m.31 kapsamındaki iptal ile m.40 kapsamındaki geri alma mekanizmasının birlikte ve ayrı hukuki koşullarla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. (DergiPark)

    X. “İPTAL SÜRECİ” DENİLMESİ HER DOSYANIN TVK M.31’E GÖRE SONUÇLANACAĞI ANLAMINA GELİR Mİ?

    Hayır.

    Kamuoyuna yönelik açıklamalarda kullanılan “vatandaşlıklarının iptaline yönelik gerekli idari süreç” ifadesi soruşturmanın genel yönünü açıklamaktadır. (Anadolu Ajansı)

    Ancak bireysel bir vatandaşlık kararının hukuken hangi madde kapsamında sona erdirileceği, ilgili kişi hakkında tesis edilen somut idari işlemin kanuni dayanağına göre belirlenmelidir.

    Bu nedenle dosya elinize ulaştığında yalnızca “iptal edildi” ifadesine bakmak yeterli değildir.

    İşlemin;

    TVK m.31 kapsamında vatandaşlığı kazanma kararının iptali mi,

    yoksa TVK m.40 kapsamında vatandaşlık kararının geri alınması mı

    olduğu belirlenmelidir.

    Bu ayrım kullanılacak hukuki argümanları doğrudan değiştirmektedir.

    Bu konunun ayrıntılı teorik ve uygulamaya ilişkin açıklamasını daha önce yayımladığımız “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma” başlıklı çalışmada ele almıştık. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    XI. DANIŞTAY’IN 2025 TARİHLİ KARARI NEDEN ÖNEMLİ?

    1.070 kişilik soruşturma henüz çok yenidir ve bu somut soruşturmaya ilişkin verilmiş bir Danıştay kararı bulunmamaktadır.

    Ancak vatandaşlık kararlarının geri alınmasına ilişkin yakın tarihli Danıştay içtihadı, idarenin dayanması gereken delilin niteliği açısından önem taşımaktadır.

    Danıştay 10. Dairesinin E.2021/279, K.2025/3174 sayılı kararının resmî UYAP Mevzuat ve İçtihat sisteminde yayımlanan metninde, vatandaşlık kararının geri alınmasını gerektiren sebeplerin somut, yeterli ve ciddi bilgilerle ortaya konulması gerektiği belirtilmektedir. Daire ayrıca idari işlemin sebebinin gerçek ve hukuka uygun olması gerektiğine vurgu yapmaktadır. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Söz konusu karar gayrimenkul yatırımı dosyası değildir.

    Bu nedenle kararın doğrudan 1.070 kişi hakkında verilmiş gibi sunulması doğru olmaz.

    Ancak ortaya koyduğu idare hukuku ilkesi önemlidir:

    Vatandaşlığın geri alınması gibi ağır sonuç doğuran bir idari işlemin sebebi soyut veya genel ifadelerden ibaret bırakılamaz; ilgili kişi bakımından somutlaştırılması gerekir. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Bu prensip 1.070 kişilik toplu soruşturmanın bireysel vatandaşlık dosyalarına dönüştüğü aşamada özellikle önem kazanacaktır.

    XII. “AYNI ŞİRKETTEN ALDIM” TEK BAŞINA YETERLİ BİR İDARİ SEBEP MİDİR?

    Kanaatimizce hukuki inceleme bunun ötesine geçmek zorundadır.

    Bir kişinin belirli bir şirketten taşınmaz satın almış olması objektif bir olgudur.

    Ancak vatandaşlığının sona erdirilmesi bakımından asıl belirleyici olan;

    o kişinin kendi satış işleminin gerçekliği,

    kendi para hareketleri,

    kendi taşınmazının değeri,

    kendi ekspertiz raporu,

    kendi vatandaşlık dosyası

    ve varsa kendisine isnat edilen davranışlardır.

    Adalet Bakanlığının açıklamasında dahi 734 yabancıya yapılan satışın tamamı için değil, 274 satış bakımından muvazaa tespitinden söz edilmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Bu veri bireyselleştirilmiş dosya incelemesinin önemini açıkça göstermektedir.

    XIII. TAŞINMAZIN BUGÜNKÜ DEĞERİ DEĞİL, YATIRIM TARİHİNDEKİ GERÇEK DEĞERİ ÖNEMLİDİR

    Ekspertiz raporu hakkında sahtecilik veya gerçeğe aykırı değerleme iddiası bulunduğunda yatırımcının yalnızca eski ekspertiz raporunu savunması yeterli olmayabilir.

    Asıl maddi soru şu olabilir:

    Taşınmaz, vatandaşlık yatırımının gerçekleştirildiği tarihte gerçekte ne kadar değerliydi?

    Örneğin raporun bazı unsurlarının hatalı olması, taşınmazın mutlaka vatandaşlık için gerekli yatırım sınırının altında olduğu anlamına gelmez.

    Taşınmazın gerçek tarihsel değerinin gerekli eşiği zaten karşıladığı ortaya konulabilir.

    Bunun için gerektiğinde geçmiş tarihli emsal satışlar, aynı projedeki benzer bağımsız bölümler, tapu kayıtları, metrekare, kat, cephe, teslim durumu, satış tarihi ve dönemin piyasa koşulları üzerinden geriye dönük teknik değerleme yapılması gerekebilir.

    Yatırım yoluyla vatandaşlık sisteminde değerleme raporu ile uygunluk belgesinin hukuki önemi akademik literatürde de özellikle incelenmektedir. 2026 tarihli yatırım vatandaşlığı çalışması bu konu bakımından doğrudan güncel bir akademik referans niteliğindedir. (DergiPark)

    XIV. BUGÜNKÜ 400.000 DOLAR SINIRI ESKİ DOSYALARA UYGULANABİLİR Mİ?

    Geçmişte tamamlanmış bir vatandaşlık yatırımının hukuka uygunluğu değerlendirilirken bugün geçerli yatırım tutarından hareket edilmesi doğru değildir.

    Yatırım miktarları ve uygulama şartları yıllar içinde değişmiştir.

    Bu nedenle her yatırımcı bakımından;

    yatırımın yapıldığı tarih,

    taşınmazın edinildiği tarih,

    uygunluk belgesinin düzenlendiği tarih

    ve vatandaşlık kararının tarihi

    birlikte incelenerek o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat tespit edilmelidir.

    Önceki kapsamlı çalışmamızda bu kronolojik değerlendirme zorunluluğunu ayrıca ele almıştık. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    XV. UYGUNLUK BELGESİ NEDEN ÖNEMLİ?

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün resmî “Yabancı Yatırımcıların İstisnai Olarak Türk Vatandaşlığını Kazanmalarına İlişkin Usul ve Esaslar” belgesinde uygunluk belgesi, başvuru sahibinin ilgili Yönetmelikte aranan şartları taşıdığının ilgili Bakanlık veya kurum tarafından tespit edildiğini gösteren belge olarak tanımlanmaktadır. (Nüfus Müdürlüğü)

    Bu nedenle geçmişte yetkili kurum tarafından uygunluk belgesi düzenlenmiş olması hukuken önemsiz bir ayrıntı değildir.

    Yatırımcı, vatandaşlık sistemine kendi belirlediği şartlarla girmemiştir.

    Devletin ilgili tespit kurumu yatırım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini inceleyerek uygunluk belgesi düzenlemiştir. (Nüfus Müdürlüğü)

    Bununla birlikte uygunluk belgesinin bulunması vatandaşlık kararının hiçbir koşul altında yeniden incelenemeyeceği anlamına da gelmez.

    Asıl hukuki tartışma şudur:

    Geçmişte yapılan idari tespit ile bugün ortaya konulan yeni deliller arasında nasıl bir ilişki vardır ve bu yeni deliller ilgili yatırımcının kendi vatandaşlık kararının hangi kanuni sebebe dayanılarak sona erdirilmesini mümkün kılmaktadır?

    XVI. 25 EYLÜL 2026: CEZA SORUŞTURMASINDA YENİ GELİŞME

    21 Eylül operasyonundan dört gün sonra ceza soruşturmasında yeni bir gelişme yaşanmıştır.

    Anadolu Ajansının 25 Eylül 2026 tarihli haberine göre gözaltındaki 74 şüphelinin sulh ceza hâkimliğindeki işlemleri tamamlanmış ve 33 şüphelinin tutuklanmasına karar verilmiştir. Ayrıca 20 şüpheli hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Bu gelişme soruşturmanın aktif biçimde devam ettiğini göstermektedir.

    Ancak ceza muhakemesi açısından tutuklama bir mahkûmiyet hükmü değildir.

    Dahası, şirket yöneticileri, aracılar, değerleme süreçlerindeki kişiler veya diğer şüpheliler hakkında yürütülen ceza soruşturması ile 263 yatırımcı ve aile fertlerinin vatandaşlık statülerine ilişkin idari süreç aynı hukuki süreç değildir.

    Ceza dosyasındaki deliller idari vatandaşlık işleminde kullanılabilir; ancak her yatırımcı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

    XVII. 2.011 TAŞINMAZA TEDBİR UYGULANDI: BU, YATIRIMCININ EVİNE EL KONULDUĞU ANLAMINA GELİR Mİ?

    Soruşturma kapsamında şüphelilere ait veya soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 2.011 taşınmaz, bir otel, 86 motorlu araç, iki yat ve 42 banka hesabı hakkında tedbir uygulandığı; 30 anonim şirkete el konularak kayyım atandığı kamuoyuna açıklanmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Ancak bu rakamdan hareketle 1.070 kişinin sahip olduğu bütün taşınmazlara el konulduğu sonucuna varılamaz.

    Belirli bir yatırımcının taşınmazı bakımından herhangi bir şerh, tedbir veya el koyma kararı bulunup bulunmadığı ayrıca tapu ve soruşturma kayıtlarından kontrol edilmelidir.

    Vatandaşlık statüsüne ilişkin idari işlem ile ceza soruşturması kapsamında malvarlığına yönelik koruma tedbiri farklı hukuki kurumlardır.

    XVIII. VATANDAŞLIK İPTAL KARARI GELİRSE DAVA SÜRESİ NE KADAR?

    Vatandaşlık kazanma kararının iptali veya vatandaşlık kararının geri alınması yargısal denetime tabi idari işlemlerdir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre, özel kanunda başka bir süre öngörülmeyen idari uyuşmazlıklarda genel dava açma süresi 60 gündür. İdari uyuşmazlıklarda süre kural olarak yazılı bildirimi izleyen günden itibaren değerlendirilir. Resmî UYAP içtihatlarında da İYUK m.7’nin bu kuralı açıkça aktarılmaktadır. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Bu nedenle hakkında karar verilen yatırımcının ilk kontrol etmesi gereken belgelerden biri tebligattır.

    Kararın kim tarafından tesis edildiği, hangi tarihte verildiği, hangi kanun maddesine dayandığı ve ne zaman tebliğ edildiği belirlenmeden dava süresi hakkında sağlıklı hesaplama yapılamaz.

    Görevli ve yetkili yargı mercii de işlemi tesis eden makama ve işlemin niteliğine göre ayrıca belirlenmelidir.

    XIX. DAVA AÇILMASI VATANDAŞLIK İŞLEMİNİN UYGULANMASINI KENDİLİĞİNDEN DURDURUR MU?

    İdari yargıda dava açılması kural olarak dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

    İYUK m.27 çerçevesinde yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Resmî UYAP içtihatları da bu iki şartı birlikte aramaktadır. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Vatandaşlığın kaybının kişinin pasaportu, Türkiye’ye giriş ve ikameti, aile düzeni, şirket faaliyetleri ve diğer hukuki ilişkileri üzerinde doğurabileceği sonuçlar dikkate alındığında yürütmenin durdurulması talebi somut dosyanın özelliklerine göre ayrıca hazırlanmalıdır.

    XX. TÜRKİYE’YE GİRİŞ YAPACAK 1.070 KİŞİ İÇERİSİNDEKİ YATIRIMCI NEYİ KONTROL ETMELİ?

    Vatandaşlık dosyası hakkında inceleme bulunması ile hakkında ceza soruşturması, yakalama kararı, adli kontrol veya başka bir tahdit bulunması aynı şey değildir.

    Bu nedenle yurt dışında bulunan bir yatırımcının Türkiye’ye seyahat riskinin yalnızca “1.070 kişi içerisinde bulunuyorum” bilgisiyle değerlendirilmesi doğru olmaz.

    Kişinin vatandaşlık statüsünün mevcut durumu ile varsa ceza soruşturması ve giriş-çıkış bakımından herhangi bir bireysel tedbir bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.

    Özellikle vatandaşlık kararı hakkında işlem tesis edilmişse kişinin Türkiye’ye hangi pasaport ve hangi yabancılık statüsüyle giriş yapacağı da ayrıca değerlendirilmelidir.

    XXI. 1.070 KİŞİ İÇERİSİNDE OLDUĞUNU ÖĞRENEN YATIRIMCI HANGİ BELGELERİ TOPLAMALI?

    Bu dosyalarda savunma sonradan oluşturulmaya çalışılmamalıdır.

    Öncelikle tapu senedi, satış sözleşmesi, ekspertiz/değerleme raporu, yatırım uygunluk belgesi, vatandaşlık dosyası, vatandaşlık kararına ilişkin kayıtlar, banka dekontları, tam hesap ekstreleri, SWIFT kayıtları, döviz belgeleri, satıcıyla yapılan yazışmalar, faturalar ve varsa aracı kuruluşlarla yapılan sözleşmeler bir araya getirilmelidir.

    Banka belgelerinde yalnızca satış günündeki transfer değil, gerektiğinde ödeme öncesi paranın kaynağı ve satış sonrasındaki hareketler de incelenmelidir.

    Ardından taşınmazın vatandaşlık yatırımı tarihindeki gerçek piyasa değeri ayrıca değerlendirilmelidir.

    Son aşamada ise yatırımcının vatandaşlık başvurusuna ilişkin bütün idari belgelerle soruşturma makamlarının ileri sürdüğü maddi olgular karşılaştırılmalıdır.

    XXII. “BENİM İŞLEMİM GERÇEK, ŞİRKETİN BAŞKA İŞLEMLERİ BENİ NEDEN ETKİLİYOR?” SORUSU

    Bu, hukuken son derece haklı bir soru alanıdır.

    Bir şirket hakkında geniş kapsamlı ceza soruşturması yürütülmesi, idarenin o şirket üzerinden yapılan işlemleri yeniden incelemesini açıklayabilir.

    Ancak incelemenin başlatılması ile incelemenin sonucunda her yatırımcı hakkında aynı kararın verilmesi farklı şeylerdir.

    TVK m.31’in lafzı yatırımcının kendi yalan beyanı veya gizlediği önemli husus üzerinde durmaktadır. NVI’nin resmî açıklaması da gizlemenin açıkça kanıtlanmasından söz etmektedir. (Nüfus Müdürlüğü)

    TVK m.40 bakımından ise vatandaşlığın kazanıldığı tarihte gerekli hukuki şartların somut olayda mevcut olup olmadığı araştırılmalıdır. Yakın tarihli Danıştay yaklaşımı da geri almaya esas sebebin somut, yeterli ve ciddi bilgilerle ortaya konulmasını aramaktadır. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Dolayısıyla bireyselleştirilmiş inceleme bu uyuşmazlıkların merkezindedir.

    XXIII. 1.070 KİŞİLİK DOSYADA EN GÜÇLÜ SAVUNMA NE OLABİLİR?

    Bütün yatırımcılar için tek bir “en güçlü savunma” bulunmamaktadır.

    Bazı dosyalarda asıl mesele gerçek banka ödemesidir.

    Bazılarında taşınmazın gerçek tarihsel değeridir.

    Bazılarında ekspertiz raporuyla yatırımcı arasında hiçbir bağlantı bulunmamasıdır.

    Bazılarında yatırımcı bedeli gerçekten ödemiş ve taşınmaz gerekli yatırım değerini gerçekten karşılamış olmasına rağmen aynı şirketin başka işlemlerinde ortaya çıkan usulsüzlük nedeniyle dosyanın yeniden incelemeye alınması söz konusu olabilir.

    Bazı dosyalarda ise yatırımcının iyi niyetinden bağımsız olarak vatandaşlığın kazanıldığı tarihte objektif yatırım şartlarının gerçekten mevcut olup olmadığı tartışılabilir.

    Bu nedenle gerçek hukuki savunma bir slogan değil, dosyanın yeniden inşa edilmesidir.

    XXIV. ÖNCEKİ VATANDAŞLIK İPTALİ ÇALIŞMAMIZ İLE BU YAZININ FARKI

    19 Eylül 2026 tarihli önceki kapsamlı çalışmamızda yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması rejimini genel olarak incelemiş; 2025 ve Ağustos 2026 soruşturmalarını, sahte ekspertiz iddialarını, TVK m.31 ile m.40 arasındaki farkı, iyi niyetli yatırımcıyı, yatırım tarihindeki mevzuatı ve yargısal koruma yollarını ayrıntılı biçimde değerlendirmiştik. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    Bu çalışma ise yalnızca 21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan 1.070 kişilik yeni soruşturma için hazırlanmıştır.

    Özellikle Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden taşınmaz satın almış olan; kendisine 1.070 kişilik soruşturma kapsamında olduğu bildirilen veya vatandaşlık dosyasının yeniden incelendiğini öğrenen kişilerin somut durumlarını anlamalarına yöneliktir.

    XXV. SONUÇ: “1.070 KİŞİ” TEK BİR VATANDAŞLIK DOSYASI DEĞİLDİR

    21 Eylül 2026 soruşturmasının büyüklüğü tartışmasızdır.

    263 yatırımcı ve 807 aile ferdi olmak üzere 1.070 kişinin vatandaşlık statüsünü ilgilendiren bir süreçten söz edilmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Fakat 1.070 kişinin tek bir hukuki dosya gibi değerlendirilmesi mümkün değildir.

    Her yatırımcı bakımından ayrı ayrı;

    gerçek ödeme,

    para kaynağı,

    satıcıya ulaşan bedel,

    varsa bedel iadesi,

    taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değeri,

    ekspertiz raporu,

    uygunluk belgesi,

    yatırımcının soruşturma konusu işlem veya kişilerle bağlantısı,

    vatandaşlık dosyasında sunduğu beyan ve belgeler,

    yatırım tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat

    ve idarenin bugün hangi somut olguya dayanarak işlem tesis ettiği

    incelenmelidir.

    Bir kişinin Gül İnşaat, Beyaz İnşaat veya LİV İnşaat üzerinden gayrimenkul satın almış olması tek başına vatandaşlığının hukuka aykırı kazanıldığını göstermez.

    Buna karşılık yalnızca “ben iyi niyetliydim” denilmesi de bütün hukuki sorunları kendiliğinden çözmez.

    Doğru yöntem, vatandaşlığın kazanıldığı tarihteki maddi ve hukuki şartların yatırımcı özelinde yeniden ortaya konulmasıdır.

    Anayasa’nın 66. maddesi vatandaşlığın kanunun gösterdiği şartlarla kazanılacağını ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedileceğini düzenlemektedir. (Anayasa Mahkemesi)

    Bu nedenle 1.070 kişilik soruşturmanın bundan sonraki en önemli hukuki meselesi yalnızca ceza soruşturmasının nasıl sonuçlanacağı değildir.

    Asıl mesele, her yatırımcı bakımından vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin kanuni sebebin ve bu sebebi oluşturan somut maddi olguların bireysel olarak ortaya konulup konulamayacağıdır.


    TD HUKUK VE DANIŞMANLIK

    TD Hukuk ve Danışmanlık; yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması, vatandaşlık dosyalarının resmî incelemesi, yatırım uygunluk belgeleri, ekspertiz ve değerleme uyuşmazlıkları, muvazaalı satış iddiaları ve vatandaşlık işlemlerine karşı idari yargı süreçleri alanında hukuki hizmet sunmaktadır.

    Özellikle 1.070 kişilik 21 Eylül 2026 soruşturması kapsamında olduğunu düşünen yatırımcılar bakımından değerlendirme yalnızca kamuoyundaki haberler üzerinden değil; kişinin kendi tapu, banka, ekspertiz, uygunluk ve vatandaşlık dosyası üzerinden yapılmalıdır.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    TD Hukuk ve Danışmanlık
    Telefon: 0212 299 44 22
    WhatsApp / Mobil: 0507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web: dolgun.av.tr
    Adres: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), A2 Blok, No: 206, Bakırköy / İstanbul

    Hukuki Bilgilendirme

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her vatandaşlık dosyasının maddi ve hukuki koşulları farklıdır. Bir kişinin soruşturma kapsamında bulunması, hakkında kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti bulunduğu veya vatandaşlığının kesin olarak kaybedildiği anlamına gelmez. Somut hukuki değerlendirme ilgili kişinin resmî dosyası ve belgeleri incelendikten sonra yapılmalıdır.

    Kaynaklar

    Anadolu Ajansı, 21 Eylül 2026, İstanbul merkezli “usulsüz vatandaşlık” soruşturmasına ilişkin haber ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı açıklamaları. (Anadolu Ajansı)

    Anadolu Ajansı, 25 Eylül 2026, soruşturma kapsamında 33 şüphelinin tutuklanmasına ilişkin güncelleme. (Anadolu Ajansı)

    T.C. İçişleri Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun uygulanmasına ilişkin resmî açıklama. (Nüfus Müdürlüğü)

    T.C. İçişleri Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, “Yabancı Yatırımcıların İstisnai Olarak Türk Vatandaşlığını Kazanmalarına İlişkin Usul ve Esaslar.” (Nüfus Müdürlüğü)

    Danıştay 10. Dairesi, E.2021/279, K.2025/3174, resmî UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Özgür, Çiçek, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.75, S.1, 2026, s.741–779. (DergiPark)

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.66, Anayasa Mahkemesi resmî mevzuat sayfası. (Anayasa Mahkemesi)

    Av. Murat Can Dolğun, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma”, 19 Eylül 2026. (Av. MURAT CAN DOLGUN)