Yazar: Dolgun.av.tr

  • TÜRK VATANDAŞLIĞI İPTALİ VE GERİ ALINMASI 2026: EN ÇOK SORULAN SORULAR, CEZA SORUŞTURMASI, DAVA VE DOSYA İNCELEME

    TÜRK VATANDAŞLIĞI İPTALİ VE GERİ ALINMASI 2026: EN ÇOK SORULAN SORULAR, CEZA SORUŞTURMASI, DAVA VE DOSYA İNCELEME

    Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2026

    Son aylarda özellikle gayrimenkul yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış yabancılar bakımından en çok sorulan sorular değişti.

    Artık yatırımcıların temel sorusu yalnızca “vatandaşlığım iptal edilir mi?” değildir.

    “Türk vatandaşlığım iptal edildi mi?”, “hakkımda ceza soruşturması var mı?”, “Türkiye’ye gelirsem gözaltına alınır mıyım?”, “e-Devlet hesabım çalışıyorsa vatandaşlığım devam ediyor mu?”, “ekspertiz raporunu ben hazırlamadım, yine de sorumlu olur muyum?”, “avukat vekaletname olmadan dosyamı kontrol edebilir mi?” ve “yurt dışındayım, hiçbir bildirim almadım, durumumu nasıl öğrenebilirim?” soruları bugün çok daha önemlidir.

    Bunun nedeni 2025 yılında başlayan ve 2026 yılında genişleyen ceza soruşturmaları ile vatandaşlık dosyalarına ilişkin idari incelemelerdir.

    Bu konuya ilişkin hukuki çerçeveyi daha önce 19 Eylül 2026 tarihli “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma” başlıklı kapsamlı çalışmamızda incelemiştik. Bu çalışmada özellikle 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.31 kapsamındaki iptal ile m.40 kapsamındaki geri alma arasındaki farkı, ekspertiz raporlarını, yatırımcının iyi niyetini, gerçek para hareketlerini ve Danıştay içtihatlarını değerlendirmiştik. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ikinci büyük soruşturmanın ardından ise 26 Eylül 2026 tarihli “1.070 Kişiyi İlgilendiren Türk Vatandaşlığı İptali Süreci 2026” başlıklı yazımızda 263 yatırımcı ve 807 aile ferdini ilgilendiren yeni dosyayı ayrıca ele aldık. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    Bu yazı ise her iki çalışmayı tamamlayan, vatandaşlık iptaliyle karşılaşan veya böyle bir riskten şüphelenen kişinin ilk aşamada sorması gereken sorulara cevap veren güncel bir rehberdir.

    2026 YILINDA NE DEĞİŞTİ? NEDEN BU KADAR FAZLA VATANDAŞLIK DOSYASI İNCELENİYOR?

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı dosyalarına yönelik geniş kapsamlı incelemeler 2025 yılında kamuoyuna güçlü biçimde yansımaya başladı.

    24 Eylül 2025 tarihli soruşturmada 451 yabancı yatırımcı üzerinden aileleriyle birlikte 1.198 vatandaşlık kazanımı incelenmiş; vatandaşlık için gerekli döviz girişinin gerçekleşmediği, hayali para hareketleri oluşturulduğu, muvazaalı satışlar yapıldığı ve bazı gayrimenkullerin gerçek değerinin üzerinde gösterildiği iddia edilmişti. Soruşturmada suç işlemek amacıyla örgüt kurma, göçmen kaçakçılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik dahil çeşitli suç isnatları kamuoyuna açıklanmıştı. (Anadolu Ajansı)

    4 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinasyonunda yürütülen yeni soruşturma açıklandı. Adalet Bakanlığı, düşük bedelli gayrimenkullerin sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterildiği ve muvazaalı satış işlemleri üzerinden vatandaşlık kazandırıldığı iddiasıyla 687 kişinin vatandaşlığının iptali için yasal sürecin başlatıldığını bildirdi. Yaklaşık 2,5 milyar TL tutarında Türkiye’ye girmesi gereken paranın gerçekte ülkeye girmediği de soruşturma makamlarınca ileri sürüldü. (BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ)

    21 Eylül 2026 tarihinde ikinci dalga kamuoyuna açıklandı. Bu kez 734 yabancıya yapılan satış incelendiği, 274 satışın muvazaalı olduğunun değerlendirildiği ve aile bireyleriyle birlikte 1.070 kişinin vatandaşlık kazandığının tespit edildiği açıklandı. Bunların 263’ünün asıl yatırımcı, 807’sinin aile ferdi olduğu; 1.015 kişinin vatandaşlık kararının verildiği tarihte, 55 çocuğun ise daha sonra vatandaşlığı kazandığı belirtildi. Soruşturma makamlarının açıklamasına göre 72 milyon 250 bin ABD doları tutarındaki işlemin muvazaalı gerçekleştirildiği değerlendirildi. (Anadolu Ajansı)

    25 Eylül 2026 itibarıyla bu ikinci dalgada gözaltına alınan şüphelilerden 33’ünün tutuklandığı, 20 kişi hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol uygulandığı açıklandı. (Anadolu Ajansı)

    Aynı dönemde İçişleri Bakanlığı çok daha geniş bir toplam rakam açıkladı. Bakanlık açıklamasına göre sahte ve usulsüz ekspertiz raporlarıyla bağlantılı incelemeler sonucunda 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesi iptal edilmiş, bunlar ve aile fertleri dahil 5.391 kişinin vatandaşlık kararı iptal edilmiştir. Ayrıca kamu düzeni ve milli güvenlik yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında 263 yatırımcı ve aile fertlerinden oluşan 743 kişinin vatandaşlık kararı geri alınmıştır. Böylece açıklanan toplam sayı 6.134 kişiye ulaşmıştır. (DHA | Demirören Haber Ajansı)

    Bu rakamların tamamının aynı soruşturmayı, aynı hukuki sebebi veya aynı kişileri ifade etmediğine dikkat edilmelidir.

    Her yatırımcının bireysel dosyası ayrıca incelenmelidir.


    1. TÜRK VATANDAŞLIĞIM SONRADAN İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?

    Evet.

    Türk vatandaşlığının kazanılmış olması vatandaşlık kararının ileride hiçbir şekilde incelenemeyeceği anlamına gelmez.

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.31, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vatandaşlık kazanılmışsa kararın iptal edilmesini düzenlemektedir.

    TVK m.40 ise vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer biçimde verildiğinin sonradan anlaşılması halinde kararın geri alınmasını düzenlemektedir. (LEXPERA)

    Ancak “iptal” ile “geri alma” aynı hukuki kurum değildir.

    Bir vatandaşlık dosyası incelenirken ilk yapılması gereken işlemlerden biri, idarenin hangi maddeyi uyguladığını tespit etmektir.


    2. VATANDAŞLIK İPTALİ İLE VATANDAŞLIK KARARININ GERİ ALINMASI ARASINDAKİ FARK NEDİR?

    Bu ayrım dosyanın merkezindedir.

    TVK m.31 bakımından temel soru şudur:

    Vatandaşlık, kişinin kendi yalan beyanı veya vatandaşlık kazanılması bakımından önemli bir hususu gizlemesi sonucunda mı kazanılmıştır?

    TVK m.40 bakımından ise farklı bir soru sorulur:

    Vatandaşlık kararı verildiği tarihte kanunun aradığı objektif hukuki şartlar gerçekten mevcut muydu?

    Dolayısıyla yatırımcının hiçbir hileli davranışının bulunmaması, m.40 kapsamında ortaya çıkabilecek bütün sorunları tek başına ortadan kaldırmayabilir.

    Tam tersine, objektif yatırım şartlarının mevcut olması da yatırımcının bilerek sahte belge veya yanıltıcı beyan kullanması halinde m.31 tartışmasını gereksiz kılmaz.

    Bu ayrımı daha ayrıntılı olarak 19 Eylül 2026 tarihli önceki çalışmamızda incelemiştik. (Av. MURAT CAN DOLGUN)


    3. 1.070 KİŞİNİN VATANDAŞLIĞI İPTAL EDİLDİ Mİ?

    Kamuoyuna açıklanan bilgiler bu şekilde yorumlanmamalıdır.

    21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan bilgi, 1.070 kişinin soruşturma kapsamında tespit edildiği ve vatandaşlıklarının iptaline yönelik gerekli idari sürecin başlatıldığıdır. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle şu aşamalar birbirinden ayrılmalıdır:

    Ceza soruşturmasında kişinin veya işlemin tespit edilmesi başka bir aşamadır.

    Yatırım uygunluk belgesinin iptali başka bir idari işlemdir.

    Vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın iptali veya geri alınması başka bir işlemdir.

    Bu işlemin ilgili kişiye bildirilmesi başka bir aşamadır.

    İdari işlemin mahkemede dava konusu edilmesi ise ayrıca değerlendirilir.

    Bir yatırımcının yalnızca “1.070 kişinin arasında olduğumu öğrendim” demesi vatandaşlığının hukuki durumunu belirlemek için yeterli değildir.


    4. 6.134 KİŞİNİN VATANDAŞLIĞININ İPTAL EDİLDİĞİ AÇIKLAMASI NE ANLAMA GELİYOR?

    21 Eylül 2026 tarihli İçişleri Bakanlığı açıklamasında 1.413 yatırımcı ve aile fertlerini kapsayan toplam 6.134 kişinin vatandaşlık kazanma kararının iptal edildiği veya geri alındığı belirtildi. (Anadolu Ajansı)

    Bu toplamın içinde farklı hukuki sebepler bulunmaktadır.

    Açıklanan verilere göre 5.391 kişi bakımından yatırım uygunluk belgeleri ve yatırım sürecindeki usulsüzlüklerle bağlantılı iptal işlemleri, 743 kişi bakımından ise kamu düzeni ve milli güvenlikle bağlantılı geri alma işlemleri söz konusudur. (DHA | Demirören Haber Ajansı)

    Dolayısıyla “6.134 kişi” rakamı tek bir ceza dosyasının veya tek bir müteahhidin müşterilerini ifade etmemektedir.


    5. HAKKIMDA CEZA SORUŞTURMASI AÇILMASI VATANDAŞLIĞIMIN İPTAL EDİLDİĞİ ANLAMINA GELİR Mİ?

    Ceza soruşturması ile vatandaşlık hakkında tesis edilen idari işlem farklı hukuki süreçlerdir.

    Ancak mevcut 2025-2026 soruşturmalarının yapısı dikkate alındığında, yatırımcı hakkında veya yatırımcının vatandaşlık işleminin dayandığı satış hakkında ceza soruşturması yürütüldüğünün öğrenilmesi vatandaşlık dosyasının da ayrıca inceleniyor olabileceğine ilişkin ciddi bir işaret olabilir.

    Özellikle soruşturma makamlarının belirli bir satışın muvazaalı olduğunu, yatırım bedelinin gerçekte ödenmediğini veya ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürdüğü durumlarda, aynı olgular vatandaşlık dosyasında idari incelemeye de konu olabilir.

    Ancak ceza soruşturmasının mevcut olması ile vatandaşlığı sona erdiren bireysel idari kararın verilmiş olması aynı şey değildir.

    Bu nedenle iki dosyanın ayrı ayrı kontrol edilmesi gerekir.


    6. YURT DIŞINDAYIM VE HİÇBİR ŞEY BİLMİYORUM. HAKKIMDA SORUŞTURMA AÇILMIŞ OLMASI VATANDAŞLIĞIMIN İPTAL EDİLMİŞ OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜRÜR MÜ?

    Evet, özellikle mevcut soruşturmalarda bu ihtimal ciddiye alınmalıdır.

    Kişi yıllardır yurt dışında yaşıyor, Türkiye’deki eski müteahhit veya gayrimenkul şirketiyle irtibat kurmuyor ve Türkiye’de kendisine ulaşabilecek güncel adres kayıtlarını takip etmiyorsa; hakkında yürütülen ceza ve idari süreçlerden uzun süre haberdar olmayabilir.

    Özellikle yatırım yapılan proje, satıcı, aracı şirket veya ekspertiz raporu bugün yürütülen soruşturmalardan biriyle bağlantılıysa, ceza soruşturmasının bulunması vatandaşlık dosyasında da bir inceleme veya iptal/geri alma sürecinin başlamış olabileceğini düşündürmelidir.

    Ancak bu ihtimal ile verilmiş ve hukuken mevcut bir vatandaşlık iptal kararını birbirinden ayırmak gerekir.

    Yurt dışında yaşayan kişi bakımından yalnızca internet haberleri, sosyal medya listeleri veya eski e-Devlet erişimiyle sonuç çıkarmak yerine;

    ceza soruşturmasının bulunup bulunmadığı,

    kişinin dosyadaki sıfatı,

    vatandaşlık dosyasındaki güncel durum,

    yatırım uygunluk belgesinin durumu,

    vatandaşlık hakkında bireysel bir karar verilip verilmediği,

    kararın tebliğ edilip edilmediği

    ve Türkiye’ye giriş bakımından yakalama veya başka bir tedbir bulunup bulunmadığı birlikte kontrol edilmelidir.

    Bu kontroller özellikle Türkiye’ye uçak bileti alınmadan önce önem taşıyabilir.


    7. TÜRKİYE’YE GELİRSEM HAVALİMANINDA GÖZALTINA ALINIR MIYIM?

    Bunun cevabı yalnızca vatandaşlık statüsüne bakılarak verilemez.

    Kişinin hakkında ceza soruşturması bulunması halinde ayrıca yakalama, gözaltı, ifade alma talimatı, adli kontrol, yurt dışına çıkış yasağı veya başka bir ceza muhakemesi tedbiri olup olmadığı araştırılmalıdır.

    Vatandaşlığı sona erdirilmiş bir kişinin Türkiye’ye yabancı statüsünde giriş şartları da ayrıca değerlendirilir.

    Dolayısıyla seyahat öncesinde en az üç ayrı başlık kontrol edilmelidir:

    vatandaşlık statüsü,

    ceza soruşturması ve koruma tedbirleri,

    yabancı olarak Türkiye’ye giriş şartları.

    Özellikle yurt dışında yaşayan ve ceza dosyasının durumunu bilmeyen kişinin yalnızca “Türk pasaportum elimde” düşüncesiyle seyahat planı yapması sağlıklı değildir.


    8. VATANDAŞLIK DOSYASI NEDEN CEZA SORUŞTURMASINA DÖNÜŞEBİLİR?

    Çünkü mevcut soruşturmalardaki iddialar yalnızca idari şartların sağlanıp sağlanmadığıyla sınırlı değildir.

    Soruşturma makamları bazı işlemlerde hayali para hareketleri oluşturulduğunu, muvazaalı gayrimenkul satışları yapıldığını, taşınmaz değerlerinin gerçeğe aykırı gösterildiğini ve sahte veya gerçeğe aykırı belgelerin kullanıldığını ileri sürmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Bir kişinin bu işlemleri bilerek gerçekleştirdiği veya bu sisteme bilerek katıldığı ileri sürülüyorsa ceza hukuku boyutu ayrıca gündeme gelebilir.


    9. VATANDAŞLIK DOSYASI NEDENİYLE HANGİ SUÇLARDAN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLEBİLİR?

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna açıklanan vatandaşlık soruşturmalarında farklı dosyalarda şu suç tipleri gündeme gelmiştir:

    suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma; göçmen kaçakçılığı; kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık; resmi belgede sahtecilik; özel belgede sahtecilik; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama. (Anadolu Ajansı)

    Ancak bu suçların soruşturma dosyasında bulunması her yatırımcının bunların tamamından şüpheli olduğu anlamına gelmez.

    Ceza sorumluluğu şahsidir.

    Bir yatırımcının yalnızca belirli bir projeden gayrimenkul satın almış olması ile sahte ekspertiz veya muvazaalı para hareketinin hazırlanmasına bilerek katılmış olması aynı durum değildir.

    Yatırımcı bakımından hangi somut fiilin isnat edildiğinin ayrıca belirlenmesi gerekir.


    10. MÜTEAHHİT HAKKINDA CEZA SORUŞTURMASI VARSA BEN DE ŞÜPHELİ OLUR MUYUM?

    Bu sonuç yalnızca ticari ilişkiye dayanılarak çıkarılamaz.

    Bir şirket yüzlerce yabancıya taşınmaz satmış olabilir.

    Bazı satışlarda usulsüzlük iddiası bulunurken diğer satışlarda gerçek yatırım bedelinin tamamen ödenmiş olması mümkündür.

    Nitekim 21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ikinci dalgada 734 yabancıya yapılan satışın incelendiği ancak 274 satış için muvazaa tespitinden söz edildiği açıklanmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Bu veri dahi her satışın aynı şekilde değerlendirilmediğini göstermektedir.


    11. EKSPERTİZ RAPORUNU BEN HAZIRLAMADIM. YİNE DE VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?

    Burada m.31 ve m.40 ayrımı tekrar önem kazanır.

    TVK m.31 bakımından yatırımcının kendi yalan beyanı veya önemli bir hususu gizlemesi önemlidir.

    Ekspertiz raporunun değerleme uzmanı tarafından hazırlanmış olması ve yatırımcının raporun hatalı olduğunu bilmemesi, yatırımcının kişisel davranışının değerlendirilmesinde önemlidir.

    Ancak m.40 yönünden idare, vatandaşlık kararının verildiği tarihte objektif yatırım şartlarının gerçekte mevcut olmadığını ileri sürebilir.

    Bu nedenle “raporu ben hazırlamadım” savunması önemli olmakla birlikte dosyanın yalnızca bu cümle üzerinden değerlendirilmesi doğru değildir.

    Taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değeri de araştırılmalıdır.


    12. TAŞINMAZIN GERÇEK DEĞERİ VATANDAŞLIĞI KURTARABİLİR Mİ?

    Dosyanın niteliğine göre son derece önemli olabilir.

    Örneğin vatandaşlığın kazanıldığı tarihte gerekli eşik 250.000 ABD doları ise ve eski ekspertiz raporu 400.000 ABD doları göstermiş ancak bugün raporun hatalı olduğu ileri sürülüyorsa, yalnızca rapordaki hata yeterli bir ekonomik analiz değildir.

    Taşınmaz yatırım tarihinde gerçekte 150.000 ABD doları mı, 280.000 ABD doları mı, 400.000 ABD doları mı değerindeydi?

    Asıl maddi sorun budur.

    Taşınmazın gerçek tarihsel değeri ilgili dönemdeki yatırım eşiğinin üzerindeyse bu durum dosyanın hukuki değerlendirmesinde önemli olabilir.

    Bu nedenle bazı dosyalarda geriye dönük bağımsız değerleme yapılması gerekebilir.


    13. GÜNÜMÜZDEKİ 400.000 DOLAR ŞARTI ESKİ VATANDAŞLIK DOSYAMA UYGULANIR MI?

    Geçmiş tarihli yatırım dosyası, yatırımın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre incelenmelidir.

    Yatırım miktarı ve diğer şartlar yıllar içerisinde değişmiştir.

    Bu nedenle vatandaşlığını daha önceki dönemde 250.000 ABD doları eşiği kapsamında kazanmış bir kişinin dosyası bugünkü 400.000 ABD doları yatırım eşiğine göre değerlendirilemez.

    Yatırım tarihi, tapu tarihi, uygunluk belgesi tarihi, vatandaşlık başvuru tarihi ve vatandaşlık karar tarihi birlikte incelenmelidir.


    14. BANKADAN GERÇEKTEN PARA GÖNDERDİYSEM BU BENİ KORUR MU?

    Gerçek banka ödemesi yatırımcının dosyasındaki en önemli delillerden biri olabilir.

    Ancak tek bir dekont yeterli olmayabilir.

    Özellikle güncel soruşturmalarda para trafiğinin ekonomik gerçekliği araştırılmaktadır.

    Bu nedenle paranın yatırımcının hesabından çıkışı, Türkiye’ye transferi, satıcının hesabına ulaşması, ödeme tarihi, döviz hareketleri ve satıştan sonra paranın herhangi bir bölümünün yatırımcıya veya ilişkili kişilere geri dönüp dönmediği birlikte incelenmelidir.

    Gerçek yatırım yapan kişi ile yalnızca görünürde para transferi yapılmasına bilerek katılan kişinin hukuki durumu aynı değildir.


    15. SATIN ALMA BEDELİ SONRADAN BANA GERİ ÖDENDİYSE NE OLUR?

    Bu durum dosyanın en önemli risk alanlarından biri olabilir.

    Özellikle vatandaşlık için gerekli yatırım miktarının görünürde ödendiği ancak önceden kararlaştırılmış bir sistem kapsamında paranın önemli bir bölümünün yatırımcıya geri döndüğü iddiası bulunuyorsa işlemin gerçek ekonomik niteliği tartışılır.

    Ancak her para iadesi aynı hukuki anlama gelmez.

    İadenin tarihi, miktarı, sebebi, sözleşmesel dayanağı ve tarafları ayrıca araştırılmalıdır.

    Bu nedenle yatırımcıların banka hesap hareketlerini değiştirmeden ve eksiltmeden saklamaları önemlidir.


    16. BEN İYİ NİYETLİYDİM. BU YETERLİ Mİ?

    İyi niyet özellikle TVK m.31 bakımından son derece önemlidir.

    Yatırımcı gerekli bedeli gerçekten ödemiş, herhangi bir gizli iade almamış, resmi tapu işlemini tamamlamış, yetkili sistemde hazırlanan ekspertiz raporuna güvenmiş, uygunluk belgesini almış ve hiçbir sahte belge veya gerçeğe aykırı beyan sunmamış olabilir.

    Bu kişinin hukuki durumu bilerek muvazaalı sisteme katıldığı ileri sürülen kişiden farklıdır.

    Bununla birlikte objektif yatırım şartlarının başlangıçtan itibaren bulunmadığının ileri sürüldüğü bir dosyada TVK m.40 ayrıca incelenmelidir.


    17. UYGUNLUK BELGESİ ALMIŞ OLMAM BENİ KORUR MU?

    Uygunluk belgesi önemli bir idari belgedir.

    Yatırımcı vatandaşlık başvurusunu yalnızca kendi beyanına dayanarak sonuçlandıramaz. Gayrimenkul yatırımı resmi idari incelemelerden geçirilir ve yatırımın şartları taşıdığına ilişkin uygunluk belgesi düzenlenir.

    Bu nedenle yatırımcının Devletin kurduğu ve denetlediği sisteme güvenmiş olması hukuki güvenlik, idari istikrar ve yatırımcının iyi niyeti bakımından önem taşıyabilir.

    Ancak uygunluk belgesinin geçmişte düzenlenmiş olması daha sonra hiçbir inceleme yapılamayacağı anlamına gelmez.

    Özellikle uygunluk belgesinin iptal edilmiş olup olmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.


    18. UYGUNLUK BELGEM İPTAL EDİLDİYSE VATANDAŞLIĞIM DA İPTAL EDİLMİŞ MİDİR?

    Uygunluk belgesinin iptali ile vatandaşlığı kazanma kararının iptali veya geri alınması ayrı idari işlemlerdir.

    Birbirleriyle doğrudan bağlantılı olabilirler ancak hukuken aynı işlem değildirler.

    Bu nedenle dosyada hangi işlemin hangi tarihte tesis edildiği ayrı ayrı tespit edilmelidir.


    19. E-DEVLET HESABIM HALA AÇILIYOR. BU VATANDAŞLIĞIMIN DEVAM ETTİĞİNİ GÖSTERİR Mİ?

    Tek başına yeterli değildir.

    Farklı kamu sistemlerinin güncellenme zamanı, idari kararın tesis tarihi ve kişinin sisteme erişim durumu aynı olmayabilir.

    Bu nedenle e-Devlet erişiminin bulunması vatandaşlık statüsüne ilişkin tek kontrol yöntemi olarak kullanılmamalıdır.

    Özellikle hakkında soruşturma bulunduğunu öğrenen veya yatırım yaptığı şirketin güncel operasyonlarda geçtiğini gören kişinin resmi vatandaşlık durumunu ayrıca kontrol ettirmesi gerekir.


    20. TÜRK PASAPORTUM HALA ELİMDE. VATANDAŞLIĞIM DEVAM EDİYOR MU?

    Pasaportun fiziki olarak kişinin elinde bulunması tek başına vatandaşlık statüsünü kanıtlayan nihai veri değildir.

    Özellikle yurt dışında bulunan yatırımcıların seyahat öncesinde güncel vatandaşlık statüsünü ve pasaport kayıtlarını kontrol ettirmeleri önemlidir.


    21. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLİRSE EŞİMİN VE ÇOCUKLARIMIN VATANDAŞLIĞI NE OLUR?

    TVK m.32’ye göre iptal kararı, ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar bakımından da sonuç doğurur.

    Ancak her aile ferdinin vatandaşlığı hangi tarihte ve hangi hukuki sebebe dayanılarak kazandığı ayrıca araştırılmalıdır.

    21 Eylül 2026 tarihli açıklamada 1.070 kişinin 263’ünün yatırımcı, 807’sinin aile ferdi olduğu; ayrıca 55 çocuğun vatandaşlığı ana vatandaşlık kararından sonra kazandığı belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Özellikle sonradan doğan çocuklar bakımından vatandaşlığın kazanılma sebebinin ayrıca incelenmesi gerekir.


    22. VATANDAŞLIK İPTAL EDİLİRSE EVİM DE ALINIR MI?

    Vatandaşlık statüsünün sona ermesi ile taşınmaz mülkiyetinin sona ermesi aynı hukuki işlem değildir.

    TVK m.33, vatandaşlığı iptal edilen kişiler bakımından malvarlığının tasfiyesine ilişkin özel bir rejim öngörmektedir. Malların tasfiyesinin gerekli görüldüğü hallerde bunun kararda belirtilmesi gerekir. Ayrıca ilgili kişi iptal kararına karşı yargı yoluna başvurursa malların tasfiyesi dava sonuna bırakılır.

    Bu nedenle vatandaşlık kararının tam metni görülmeden “eviniz alınacak” veya “taşınmaza hiçbir şey olmaz” şeklinde kesin bir değerlendirme yapılmamalıdır.


    23. VATANDAŞLIK İPTALİNE KARŞI DAVA AÇILABİLİR Mİ?

    Evet.

    Vatandaşlığın iptali veya vatandaşlık kararının geri alınması idari işlem niteliğindedir ve yargısal denetime tabidir.

    Ancak görevli mahkeme dava konusu işlemi tesis eden makama göre belirlenmelidir.

    Cumhurbaşkanı kararlarının iptali bakımından Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görev yaptığı durumlar bulunmaktadır.

    Ayrıca yatırım uygunluk belgesinin iptali ile vatandaşlık kararının sona erdirilmesi farklı işlemler olduğundan bazı dosyalarda birden fazla idari işlemin incelenmesi gerekebilir.


    24. VATANDAŞLIK İPTAL DAVASI AÇMA SÜRESİ NE KADARDIR?

    Özel bir süre düzenlenmeyen idari uyuşmazlıklarda Danıştay ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür. Süre kural olarak yazılı bildirimi izleyen günden başlar. (LEXPERA)

    Ancak somut olayda tebliğin şekli, işlemi tesis eden makam, daha önce idari başvuru yapılıp yapılmadığı ve hangi işlemin dava konusu edildiği ayrıca incelenmelidir.

    Bu nedenle özellikle vatandaşlık iptal kararı eline ulaşan kişinin süre hesabını varsayıma bırakmaması gerekir.


    25. VATANDAŞLIK İPTAL DAVASINDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTENEBİLİR Mİ?

    Şartları mevcutsa istenebilir.

    Vatandaşlık statüsünün sona ermesi kişinin pasaportunu, Türkiye’ye girişini, aile hayatını, şirketlerini, banka ilişkilerini, taşınmazlarını ve diğer hukuki statülerini etkileyebilir.

    Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebi hazırlanırken ortaya çıkabilecek zararların kişi özelinde somutlaştırılması önemlidir.

    Dava açılması tek başına idari işlemin uygulanmasını durdurmaz.


    26. HAKKIMDA CEZA SORUŞTURMASI OLUP OLMADIĞINI AVUKAT KONTROL EDEBİLİR Mİ?

    Evet, ancak ceza soruşturması ile vatandaşlık dosyası farklı kanallardan kontrol edilmelidir.

    Ceza soruşturmasında öncelikle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde kişinin hangi dosyada ve hangi sıfatla yer aldığı, dosyanın soruşturma numarası, isnat edilen suçlar ve varsa koruma tedbirleri tespit edilmeye çalışılır.

    Vatandaşlık yönünden ise Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ve ilgili idari kayıtlar ayrıca incelenmelidir.

    Bir dosyada bilgi bulunması diğer dosyanın durumunu tek başına ortaya koymaz.


    27. AVUKAT VEKALETNAME OLMADAN CEZA SORUŞTURMASI DOSYASINI İNCELEYEBİLİR Mİ?

    Bu soru özellikle yurt dışında yaşayan ve henüz konsolosluktan vekaletname düzenlememiş kişiler bakımından çok önemlidir.

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.2 uyarınca yargı organları, emniyet makamları ve diğer kamu kurumları, özel hükümler saklı olmak üzere avukatların görevleri için ihtiyaç duydukları bilgi ve belgeleri incelemelerine sunmakla yükümlüdür. Belge örneğinin alınması ise vekaletname ibrazına bağlanmıştır.

    Avukatlık Kanunu m.46 da avukat veya stajyerin vekaletname olmadan dava ve takip dosyalarını inceleyebileceğini, ancak vekaletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt veya belgelerin örneğinin verilmeyeceğini düzenlemektedir.

    Ceza soruşturması bakımından Türkiye Barolar Birliğinin 10 Nisan 2019 tarihli 2019/32 sayılı duyurusunda, Çorum Sulh Ceza Hakimliğinin kararına dayanılarak avukatın soruşturma dosyasını vekaletname, görevlendirme yazısı veya soruşturma tarafının yazılı ya da sözlü muvafakati olmadan inceleyebileceği açıklanmıştır. (Türkiye Barolar Birliği)

    TBB’nin önceki 2019/23 sayılı duyurusunda da vekaletname veya UYAP kaydı bulunmayan avukatın hangi tarafla ilgili inceleme yapmak istediğini belirten imzalı dilekçe ve baro kimliğiyle başvurabileceğine ilişkin uygulama açıklanmıştır. (Türkiye Barolar Birliği)

    Bu nedenle yurt dışında bulunan kişinin henüz vekaletname çıkaramamış olması ceza soruşturmasının ilk araştırmasının hiçbir şekilde yapılamayacağı anlamına gelmez.

    Ancak dosyanın içeriğinin tamamına erişim, belge örneği alınması, UYAP üzerinden sürekli erişim, kişi adına başvuru yapılması veya savunma işlemlerinin yürütülmesi bakımından vekaletname ve müdafilik ilişkisinin kurulması pratik ve hukuki açıdan ayrıca önem taşır.


    28. CEZA DOSYASINDA KISITLAMA KARARI VARSA AVUKAT HİÇBİR ŞEY GÖREMEZ Mİ?

    Hayır.

    CMK m.153 uyarınca soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği kanunda belirtilen durumlarda Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından dosya inceleme yetkisinin kısıtlanmasına karar verilebilir.

    Ancak kısıtlama kararı bulunsa dahi yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak, bilirkişi raporları ve şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar kısıtlamanın dışında bırakılmıştır. (Eski Kararlar Bilgi Bankası)

    Bu ayrım vatandaşlık soruşturmalarında özellikle önemlidir.

    Çünkü bilirkişi raporları bazı dosyalarda taşınmazların değerine ve para hareketlerine ilişkin soruşturmanın temelini oluşturabilmektedir.


    29. AVUKAT VEKALETNAME OLMADAN VATANDAŞLIK DOSYAMI İNCELEYEBİLİR Mİ?

    Burada ceza soruşturması ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri nezdindeki idari dosyayı birbirinden ayırmak gerekir.

    Avukatlık Kanunu m.2, kamu kurumlarının kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere avukatın görev için ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmasını öngörmektedir. Belge örneği alınması ise vekaletname ibrazına bağlıdır.

    Bununla birlikte vatandaşlık dosyaları kişisel veriler, güvenlik araştırmaları ve kişiye özgü idari bilgiler içerebildiğinden kurumun özel mevzuatı ve somut uygulaması ayrıca önem taşır.

    Bu nedenle vekaletname olmadan bazı bilgi ve belgelerin yerinde incelenmesi veya dosyanın varlığına ve safahatına ilişkin araştırma yapılması mümkün olabilse de kişinin bütün vatandaşlık dosyasının örneğinin teslim alınması veya kişi adına işlem yapılması için vekaletname gerekebilir.

    Özellikle vatandaşlığın sona erdirilip erdirilmediğinin resmi biçimde teyidi ve kişinin nüfus kayıtları üzerinde işlem yapılması bakımından vekaletname önem taşımaktadır.


    30. YURT DIŞINDAYIM. VEKALETNAME ÇIKARMADAN ÖNCE AVUKAT NEYİ KONTROL EDEBİLİR?

    İlk aşamada yapılabilecek çalışma dosyanın niteliğine göre değişir.

    Ceza soruşturması bakımından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde dosyanın tespiti ve kanunun izin verdiği ölçüde dosya incelemesi yapılabilir.

    Avukatlık Kanunu m.2 kapsamında kamu kurumlarında gerekli bilgi ve belgelerin incelenmesi talep edilebilir.

    Mevcut dava veya takip dosyaları vekaletname olmadan fiziki olarak incelenebilir.

    Kamuya açık soruşturma bilgileri, şirket ve proje bağlantıları, soruşturmanın hangi satış veya ekspertiz raporlarını kapsadığı ve kişinin işlemleriyle kamuya açıklanan vakalar arasında bağlantı bulunup bulunmadığı araştırılabilir.

    Buna karşılık kişi adına resmi başvuru yapılması, belge örneği alınması, idari dava açılması, nüfus kayıtları üzerinde işlem yapılması veya ceza dosyasında kapsamlı müdafilik işlemleri için vekaletname gerekebilir.

    Bu nedenle özellikle yurt dışındaki yatırımcı bakımından iki aşamalı çalışma mümkündür: önce risk ve dosya tespiti, ardından gerekiyorsa vekaletnameyle tam temsil.


    31. TÜRKİYE’YE GELMEDEN İFADE İÇİN RANDEVU ALINABİLİR Mİ?

    Dosyanın durumuna göre Cumhuriyet savcılığı veya soruşturmayı yürüten kolluk birimiyle iletişim kurulması ve ifadenin planlanması mümkün olabilir.

    Ancak kişi hakkında yakalama kararı bulunuyorsa veya farklı bir koruma tedbiri uygulanmışsa durum değişir.

    Bu nedenle Türkiye’ye geliş tarihi kararlaştırılmadan önce dosyanın mevcut safahatının kontrol edilmesi önemlidir.


    32. HAKKIMDA YAKALAMA KARARI OLUP OLMADIĞINI ÖNCEDEN ÖĞRENEBİLİR MİYİM?

    Dosyanın erişilebilir kısmı ve soruşturmanın niteliği ölçüsünde araştırılabilir.

    Ancak soruşturmanın gizliliği, mevcut kısıtlama kararları ve kolluk işlemlerinin niteliği nedeniyle her bilgi her aşamada aynı şekilde erişilebilir olmayabilir.

    Bu nedenle yalnızca e-Devlet ekranından sonuç çıkarılması yerine soruşturma dosyasının avukat tarafından ayrıca araştırılması daha sağlıklıdır.


    33. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLMİŞSE AMA BANA HİÇBİR TEBLİGAT GELMEDİYSE NE OLUR?

    Öncelikle gerçekten bir karar bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir.

    Karar mevcutsa hangi tarihte tesis edildiği, hangi adrese ve hangi yöntemle bildirildiği, yurt dışında bulunan kişi yönünden tebligat işlemlerinin nasıl yürütüldüğü ve kişinin kararı ne zaman öğrendiği dava süresi bakımından önem taşıyabilir.

    Bu nedenle böyle bir dosyada tebligat evrakı vatandaşlık kararının kendisi kadar önemlidir.


    34. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLDİYSE AMA E-DEVLETTE TÜRK VATANDAŞI GÖRÜNÜYORSAM NE YAPMALIYIM?

    İki bilgi arasında çelişki bulunuyorsa resmi karar ve nüfus kayıtları birlikte incelenmelidir.

    Özellikle seyahat, pasaport yenileme, tapu işlemi veya Türkiye’ye giriş gibi önemli bir hukuki işlem yapılacaksa yalnızca dijital ekran görüntüsüne güvenilmemelidir.


    35. ESKİ VATANDAŞLIĞIMDAN ÇIKTIM. TÜRK VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLİRSE VATANSIZ MI KALIRIM?

    Bu ihtimal vatandaşlık iptal dosyasının yanında ayrıca kişinin önceki vatandaşlık hukukuna göre değerlendirilmelidir.

    Bazı yatırımcılar Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra önceki vatandaşlıklarından çıkmış veya önceki devlet hukukuna göre vatandaşlıklarını kaybetmiş olabilirler.

    Türk vatandaşlığı hakkında işlem tesis edildiğinde kişinin başka bir vatandaşlığının bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

    Vatansızlık ihtimalinin bulunması dosyayı hem yabancılar hukuku hem de uluslararası hukuk yönünden daha hassas hale getirebilir.


    36. VATANDAŞLIK İPTALİNDEN SONRA TÜRKİYE’DE KALABİLİR MİYİM?

    Vatandaşlık sona erdikten sonra kişinin Türkiye’de bulunmasının hukuki dayanağı ayrıca incelenir.

    Kişinin önceki vatandaşlığı, pasaportu, ikamet hakkı, aile bağları, çalışma durumu, taşınmazları ve Türkiye’deki diğer hukuki bağları önem taşır.

    Bu nedenle vatandaşlık davası ile yabancılar hukuku boyutu birlikte değerlendirilmelidir.


    37. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLİRSE MÜTEAHHİDE VEYA ARACIYA DAVA AÇABİLİR MİYİM?

    Somut olayın özelliklerine göre evet.

    Vatandaşlığa uygun bir taşınmaz satıldığı açıkça taahhüt edilmiş, yatırımcı bu beyana güvenerek ödeme yapmış ve sonradan satılan taşınmazın veya hazırlanan belgelerin vatandaşlık şartlarını taşımadığı ortaya çıkmışsa satıcı, müteahhit, aracı veya diğer sorumlulara karşı özel hukuk talepleri gündeme gelebilir.

    Vatandaşlık iptal davası ile müteahhide karşı açılabilecek tazminat, alacak veya sözleşmeden kaynaklanan dava aynı hukuki süreç değildir.


    38. VATANDAŞLIK İPTAL DOSYASINDA EN ÖNEMLİ BELGELER NELERDİR?

    Dosyanın yalnızca vatandaşlık kararından ibaret olmadığı unutulmamalıdır.

    İlk incelemede özellikle vatandaşlık kararları ve tebligatlar; Türk kimlik ve pasaport kayıtları; tapu senetleri; taşınmaz satış sözleşmeleri; ekspertiz ve değerleme raporları; yatırım uygunluk belgesi; banka dekontları; SWIFT kayıtları ve hesap ekstreleri; döviz alım ve transfer belgeleri; satıcı, müteahhit ve aracılarla yapılan yazışmalar; faturalar ve ödeme makbuzları; vatandaşlık başvuru belgeleri; eş ve çocukların vatandaşlık belgeleri; varsa polis, savcılık veya mahkemeden gelen evraklar birlikte değerlendirilmelidir.

    Yalnızca “tapu” veya yalnızca “ekspertiz raporu” üzerinden tam bir hukuki analiz yapmak çoğu dosyada yeterli değildir.


    39. HENÜZ VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLMEDİ. AMA BENİM PROJEM SORUŞTURMADA. ŞİMDİDEN NE YAPMALIYIM?

    Kararın çıkmasını beklemeden delillerin korunması önemlidir.

    Yıllar önce yapılmış banka transferleri, eski hesap ekstreleri, SWIFT belgeleri, ekspertiz raporları, satış sözleşmeleri, uygunluk belgesi ve müteahhit ile yapılan yazışmalar daha sonra temin edilmesi zor belgelere dönüşebilir.

    Özellikle gerçek yatırım yaptığını düşünen kişinin kendi dosyasını şimdiden oluşturması ileride önemli zaman kazandırabilir.

    Gerekirse taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değerine ilişkin teknik inceleme de dava açılmadan önce başlatılabilir.


    40. SOSYAL MEDYADA İSİM LİSTESİ GÖRDÜM. LİSTEDE ADIM VAR. VATANDAŞLIĞIM İPTAL EDİLMİŞ MİDİR?

    Kamuya açık sosyal medya listeleri tek başına hukuki durumun ispatı değildir.

    21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan 1.070 kişilik grup bakımından kamuoyuna yayımlanmış resmi bir isim listesi bulunmamaktadır. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    Bu nedenle sosyal medya paylaşımı yerine kişinin kendi resmi vatandaşlık ve soruşturma dosyasının araştırılması gerekir.


    41. VATANDAŞLIK İPTAL DAVASINI KAZANABİLİR MİYİM?

    Dosya görülmeden bu soruya güvenilir bir sonuç cevabı verilmesi mümkün değildir.

    Ancak dosyalar arasında çok önemli farklılıklar bulunmaktadır.

    Yatırım bedelini gerçekten kendi parasından ödemiş, bedelin hiçbir bölümünü geri almamış, taşınmazı gerçek bir satışla edinmiş, yatırım tarihinde taşınmazın gerçek değeri gerekli eşiği karşılayan, resmi ekspertiz sistemine güvenmiş, uygunluk belgesi almış, sahte belge sunmamış ve gerçeğe aykırı beyanda bulunmamış yatırımcı ile soruşturma makamlarının tarif ettiği muvazaalı işlem sistemine bilerek katıldığı ileri sürülen kişinin hukuki durumu aynı değildir.

    Bu nedenle savunmanın amacı yalnızca genel bir “iyi niyet” iddiası ileri sürmek değil; yatırımcının kendi satışını, kendi para hareketini, kendi taşınmazını ve kendi davranışlarını belgelemektir.


    42. VATANDAŞLIK DOSYAMIZI NASIL İNCELİYORUZ?

    Vatandaşlık iptali dosyalarında tek bir belgeye bakarak değerlendirme yapılması yeterli değildir.

    İlk olarak vatandaşlığın hangi tarih ve hangi yatırım yöntemiyle kazanıldığı tespit edilir.

    Daha sonra yatırım tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat belirlenir.

    Tapu, satış sözleşmesi, ekspertiz, uygunluk belgesi ve vatandaşlık başvuru belgeleri incelenir.

    Banka hareketlerinin kaynağından satıcı hesabına kadar gerçek para akışı çıkarılır.

    Varsa satış sonrasında yatırımcıya doğrudan veya dolaylı para dönüşü olup olmadığı araştırılır.

    Taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değeri gerektiğinde yeniden değerlendirilir.

    Müteahhit, satıcı, ekspertiz şirketi veya aracı hakkında ceza soruşturması bulunuyorsa yatırımcının o soruşturmadaki konumu ayrıca belirlenir.

    Yatırımcının kendisi hakkında soruşturma bulunuyorsa isnat edilen suç ve deliller incelenir.

    Vatandaşlık dosyasında yatırım uygunluk belgesinin veya vatandaşlık kararının durumu tespit edilir.

    Bir iptal veya geri alma kararı mevcutsa hukuki dayanak, işlem tarihi, tebligat ve dava süresi kontrol edilir.

    Yurt dışında bulunan kişi bakımından ayrıca Türkiye’ye girişte ortaya çıkabilecek ceza muhakemesi ve yabancılar hukuku riskleri değerlendirilir.

    Bu çalışma tamamlanmadan vatandaşlığın korunma ihtimali veya izlenecek dava stratejisi hakkında sağlıklı bir hukuki görüş oluşturmak güçtür.


    ÖNEMLİ: CEZA SORUŞTURMASI İLE VATANDAŞLIK DOSYASINI BİRLİKTE İNCELEMEK GEREKEBİLİR

    2026 yılında ortaya çıkan dosyalar artık yalnızca klasik bir vatandaşlık hukuku uyuşmazlığı olarak değerlendirilmemelidir.

    Özellikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen güncel soruşturmalarda bilirkişi raporları, MASAK analizleri, banka hareketleri, tapu kayıtları, ekspertiz raporları ve şirket bağlantıları birlikte değerlendirilmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle bazı yatırımcılar bakımından aynı anda iki ayrı soru cevaplandırılmalıdır:

    Birincisi, Türk vatandaşlığı hukuken devam ediyor mu ve idari dosyada hangi işlem yapılmıştır?

    İkincisi, kişi ceza soruşturmasında yalnızca işlemi incelenen yatırımcı mı, bilgi sahibi mi, mağdur mu yoksa şüpheli mi?

    Bu iki soru birbirinin yerine geçmez.


    YURT DIŞINDA YAŞAYAN YATIRIMCILAR İÇİN ÖZEL UYARI

    Yurt dışında yaşayan ve yıllardır Türkiye’ye gelmeyen kişiler bakımından risk değerlendirmesi daha da önemlidir.

    Kişi herhangi bir tebligat görmemiş olabilir.

    Eski Türk telefon numarasını kullanmıyor olabilir.

    Eski adresi artık geçerli olmayabilir.

    Müteahhit veya aracı şirketle yıllardır iletişim kurmamış olabilir.

    Hakkındaki ceza soruşturmasını bilmiyor olabilir.

    Vatandaşlık dosyasının yeniden incelemeye alındığından haberi olmayabilir.

    Bu durumda Türkiye’ye seyahat etmeden önce yalnızca vatandaşlık statüsünün değil, ceza soruşturmasının da kontrol edilmesi yararlı olabilir.

    Özellikle güncel soruşturmalarda adı geçen proje veya şirketlerden gayrimenkul satın almış kişilerin kendi bireysel işlemlerinin soruşturmayla bağlantılı olup olmadığını araştırması önem taşımaktadır.


    TD HUKUK VE DANIŞMANLIK – VATANDAŞLIK İPTALİ VE CEZA SORUŞTURMASI DOSYA İNCELEMESİ

    TD Hukuk ve Danışmanlık olarak yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması, yatırım uygunluk belgesinin iptali, sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz iddiaları, muvazaalı satış ve para hareketleri, yatırımcı hakkında yürütülen ceza soruşturmaları ve Türkiye’ye giriş riskleri dahil bağlantılı süreçleri birlikte değerlendiriyoruz.

    Özellikle yurt dışında bulunan kişiler bakımından, imkan bulunan dosyalarda ilk aşamada mevcut soruşturmanın ve hukuki durumun tespitine yönelik inceleme yapılarak hangi belgelerin veya vekalet işlemlerinin gerekli olduğu belirlenebilir.

    Dosyanızla ilgili değerlendirme talebinde bulunurken vatandaşlığın kazanıldığı yıl, yatırım yapılan proje veya şirket, taşınmaz bilgileri, vatandaşlık kararına ilişkin mevcut belgeler, ekspertiz raporu ve banka ödeme kayıtlarının gönderilmesi incelemeyi kolaylaştıracaktır.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Ofis: +90 212 299 44 22
    WhatsApp / Mobil: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web: dolgun.av.tr

    Adres: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), A2 Blok, Kat: 5, No: 206, Yeşilköy Mah., Atatürk Cad., Bakırköy / İstanbul, Türkiye

    ÖNCEKİ ÇALIŞMALARIMIZ

    19 Eylül 2026 – “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma.”

    Bu çalışmada TVK m.31 ile m.40 ayrımı, iyi niyetli yatırımcı, geçmiş tarihli değerleme, idari istikrar, hukuki güvenlik ve Danıştay içtihatları ayrıntılı olarak incelenmiştir. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    26 Eylül 2026 – “1.070 Kişiyi İlgilendiren Türk Vatandaşlığı İptali Süreci 2026.”

    Bu çalışmada 21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ikinci dalga soruşturması, 263 yatırımcı, 807 aile ferdi, 274 muvazaalı olduğu ileri sürülen satış, ekspertiz ve para hareketleri ayrı olarak değerlendirilmiştir. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    HUKUKİ BİLGİLENDİRME

    Bu çalışma 28 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kamuya açık resmi açıklamalar, yürürlükteki mevzuat, erişilebilir yargı kararları ve güncel soruşturma haberleri esas alınarak genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

    Ceza soruşturmalarına ilişkin “sahte ekspertiz”, “muvazaalı işlem”, “usulsüz vatandaşlık”, “örgüt”, “dolandırıcılık”, “sahtecilik” ve benzeri ifadeler soruşturma makamlarının kamuoyuna yansıyan iddia ve değerlendirmelerini ifade etmektedir.

    Bir kişi hakkında soruşturma yürütülmesi, gözaltı veya tutuklama kararı verilmesi kesinleşmiş mahkumiyet anlamına gelmez. Kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerlidir.

    Bir şirket veya değerleme uzmanı hakkında ceza soruşturması bulunması o şirket veya kişiyle işlem yapan bütün yatırımcıların aynı hukuki durumda bulunduğu anlamına gelmez.

    Aynı şekilde yatırımcının ceza soruşturmasında şüpheli olmaması vatandaşlık için aranan objektif hukuki şartların mutlaka gerçekleşmiş olduğunu tek başına göstermez.

    Her vatandaşlık dosyası yatırım tarihi, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat, taşınmazın gerçek değeri, ödeme hareketleri, yatırımcının kişisel davranışları, uygunluk belgesi, vatandaşlık dosyası, ceza soruşturması ve tesis edilen bireysel idari işlem birlikte değerlendirilerek incelenmelidir.

    Bu metin belirli bir kişi veya uyuşmazlık bakımından sonuç garantisi veya kişiye özel hukuki mütalaa niteliğinde değildir.

  • إلغاء الجنسية التركية لـ 1,070 شخصاً في 2026 | دليل قانوني للمستثمرين العقاريين

    إلغاء الجنسية التركية لـ 1,070 شخصاً في 2026 | دليل قانوني للمستثمرين العقاريين

    إجراءات مراجعة وإلغاء قرارات اكتساب الجنسية التركية المتعلقة بـ 1,070 شخصاً في عام 2026

    دليل قانوني شامل للمستثمرين الذين حصلوا على الجنسية التركية عن طريق الاستثمار العقاري

    آخر تحديث: 26 سبتمبر 2026

    مقدمة: سبق أن تناولنا قانونياً مسألة إلغاء وسحب قرارات الجنسية التركية المكتسبة عن طريق الاستثمار

    بتاريخ 19 سبتمبر 2026، نشرنا دراسة قانونية موسعة تناولنا فيها التطورات المتعلقة بإلغاء وسحب قرارات اكتساب الجنسية التركية عن طريق الاستثمار، ولا سيما المنازعات المرتبطة بتقارير التقييم العقاري غير الصحيحة أو التي يُدعى أنها تضمنت قيماً مبالغاً فيها، والبيوع العقارية الصورية، والوضع القانوني للمستثمر حسن النية، والتمييز بين إلغاء قرار اكتساب الجنسية وفق المادة 31 من قانون الجنسية التركية رقم 5901 وبين سحب القرار المتعلق بالجنسية وفق المادة 40 من القانون ذاته.

    كما تناولنا في تلك الدراسة طرق الحماية القضائية المتاحة، وأهمية التمييز بين أفعال المستثمر نفسه وبين المخالفات التي قد تُنسب إلى البائع أو الوسيط أو شركة التقييم أو أي طرف ثالث.

    يمكن الاطلاع على دراستنا السابقة من خلال الرابط التالي:

    YATIRIM YOLUYLA KAZANILAN TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTALİ VE GERİ ALINMASI: SAHTE EKSPERTİZ, MUVAZAALI İŞLEMLER, İYİ NİYETLİ YATIRIMCI VE YARGISAL KORUMA

    وبعد يومين فقط من نشر تلك الدراسة، ظهر تطور جديد بالغ الأهمية.

    ففي 21 سبتمبر 2026، أُعلن عن تحقيق جديد يتعلق بمعاملات عقارية اكتسب على أساسها، وفقاً للمعلومات المعلنة، ما مجموعه 1,070 شخصاً الجنسية التركية، بمن فيهم المستثمرون الأصليون وأفراد أسرهم.

    وبحسب المعلومات المعلنة بشأن التحقيق الذي تجريه النيابة العامة في إسطنبول، تتمحور الشبهات حول بعض البيوع العقارية الصورية، وحركات مالية يُدعى أنها لم تكن تعكس استثماراً حقيقياً، إضافة إلى تقارير تقييم عقاري يُشتبه في أنها أظهرت بعض العقارات بقيم أعلى من قيمتها الحقيقية.

    المصدر: وكالة الأناضول – 21 سبتمبر 2026

    https://www.aa.com.tr/ar/تركيا/بسبب-معاملات-غير-قانونية-تركيا-تلغي-جنسية-1070-شخصا/4063175

    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    والسؤال الذي يطرحه اليوم عدد كبير من المستثمرين هو:

    «إذا كنت من ضمن الأشخاص الـ1,070، فهل أُلغي قرار اكتسابي للجنسية التركية بالفعل؟»

    لا يمكن الإجابة عن هذا السؤال استناداً إلى خبر صحفي أو قائمة متداولة وحدها.

    فالمعلومات الرسمية المنشورة تفيد ببدء الإجراءات الإدارية المتعلقة بإلغاء الجنسيات التي اعتُبر أنها اكتسبت بصورة غير نظامية، ولا تعني بذاتها أن قراراً فردياً نهائياً قد صدر بحق كل واحد من الأشخاص الـ1,070.

    وهذا التمييز جوهري من الناحية القانونية.

    فورود الشخص ضمن تحقيق جنائي، وفتح مراجعة إدارية لملف الاستثمار، وإعادة فحص شهادة المطابقة، وإصدار قرار إداري فردي بإلغاء قرار اكتساب الجنسية، وتبليغ ذلك القرار، والطعن فيه أمام القضاء الإداري؛ هي مراحل قانونية مختلفة يجب عدم الخلط بينها.

    أولاً: ما المقصود بملف الـ1,070 شخصاً؟

    بحسب البيانات التي نُشرت بشأن التحقيق، قامت الجهات المختصة بفحص سجلات الطابو والمسح العقاري، وتقارير الخبرة، والتحليلات المالية وبيانات مجلس التحقيق في الجرائم المالية التركي MASAK، إلى جانب مستندات ومعلومات أخرى.

    ووفقاً للبيانات المعلنة، تتمثل بعض الوقائع محل التحقيق في عدم دخول المبالغ المطلوبة للاستثمار إلى تركيا بصورة حقيقية، أو إنشاء حركة مالية ظاهرية، أو استخدام أموال البائع أو الوسطاء في بعض المعاملات، أو إجراء بيوع عقارية صورية، أو استخدام تقارير تقييم يُشتبه في عدم تعبيرها عن القيمة الحقيقية للعقار.

    كما أُعلن أن قيمة المعاملات التي اعتُبرت صورية في هذا الإطار بلغت نحو 72.25 مليون دولار أمريكي.

    المصدر:

    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    وهذا يعني أن القضية لا تتعلق فقط بتقرير التقييم العقاري.

    بل قد يستلزم تقييم الملف الفردي للمستثمر فحص سند الملكية، وعقد البيع، وتقرير التقييم، وشهادة المطابقة، والحسابات المصرفية، وحوالات SWIFT، ومصدر الأموال، والمبلغ الذي وصل فعلياً إلى البائع، وأي حركة مالية لاحقة، إضافة إلى ملف الجنسية بكامل مستنداته.

    ثانياً: الأشخاص الـ1,070 ليسوا 1,070 مستثمراً

    هذه من أهم النقاط التي يجب تصحيحها.

    فوفقاً للمعلومات المعلنة من وزارة الداخلية التركية، يتكون العدد الإجمالي من:

    ١) 263 مستثمراً أصلياً.

    ٢) 807 أشخاص من أفراد أسر المستثمرين.

    ٣) وبذلك يبلغ العدد الإجمالي 1,070 شخصاً.

    كما أُعلن أن 1,015 شخصاً حصلوا على الجنسية عند صدور قرار الجنسية الأصلي، في حين حصل 55 طفلاً على الجنسية بعد صدور ذلك القرار.

    المصدر:

    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    وبالتالي فمن غير الدقيق وصف القضية بأنها تتعلق بـ«1,070 مستثمراً».

    والتمييز بين المستثمر الأصلي وأفراد أسرته مهم قانوناً، لأن الأساس الذي اكتسب بموجبه الزوج أو الزوجة أو الطفل الجنسية، وكذلك تاريخ اكتسابها، قد يؤثر في تقييم الوضع القانوني لكل فرد من أفراد الأسرة.

    ثالثاً: هل أُلغي قرار اكتساب الجنسية لجميع الأشخاص الـ1,070 بالفعل؟

    وفق المعلومات الرسمية المنشورة حتى تاريخ إعداد هذه الدراسة، لا يصح القول إن جميع الأشخاص الـ1,070 قد صدرت بحقهم بالفعل قرارات فردية نهائية بإلغاء اكتساب الجنسية التركية.

    المعلن هو بدء الإجراءات الإدارية اللازمة بشأن الجنسيات التي اعتُبر أنها اكتسبت بصورة غير نظامية.

    ولذلك يجب التمييز بين المراحل التالية:

    ١) ورود المعاملة ضمن نطاق التحقيق.

    ٢) مراجعة الاستثمار إدارياً.

    ٣) فحص شهادة المطابقة أو اتخاذ إجراء إداري بشأنها.

    ٤) إعادة فحص ملف الجنسية.

    ٥) إصدار قرار إداري فردي متعلق بالجنسية.

    ٦) تبليغ القرار إلى الشخص المعني وفق الأصول القانونية.

    ٧) ممارسة حق الطعن أمام القضاء الإداري.

    ولهذا يجب على المستثمر أولاً معرفة المرحلة الفعلية التي وصل إليها ملفه، بدلاً من افتراض أن ما نُشر في الأخبار يعني بالضرورة انتهاء جنسيته.

    رابعاً: هل توجد قائمة رسمية منشورة بأسماء الأشخاص الـ1,070؟

    تتداول حالياً عبر وسائل التواصل الاجتماعي ومجموعات تطبيقات المراسلة قوائم مختلفة يُقال إنها تتضمن أسماء أشخاص مشمولين بملف الـ1,070 شخصاً.

    إلا أنه يجب التعامل مع هذه القوائم بحذر شديد.

    فالبيانات الرسمية العلنية التي نعتمد عليها في هذه الدراسة لم تتضمن نشر قائمة رسمية وكاملة بأسماء جميع الأشخاص الـ1,070.

    وقد تضمنت البيانات المنشورة العدد الإجمالي للأشخاص، وعدد المستثمرين، وعدد أفراد الأسر، ومعلومات عامة عن التحقيق، لكنها لم تتضمن قائمة رسمية عامة وكاملة بأسماء جميع الأشخاص المعنيين.

    المصدر الرسمي المستخدم:

    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    ولذلك فإن وجود اسم شخص في قائمة متداولة على وسائل التواصل الاجتماعي لا يُعد، بذاته، دليلاً رسمياً على أن جنسيته قد أُلغيت أو أنه صدر بحقه قرار إداري فردي.

    كما أن عدم وجود اسمه في إحدى هذه القوائم لا يعني بالضرورة أنه غير مشمول بأي مراجعة إدارية.

    فصحة هذه القوائم، ومدى اكتمالها، ومصدرها، وتاريخ إعدادها، لا يمكن اعتبارها أموراً مؤكدة لمجرد تداولها على الإنترنت.

    وقد تتضمن هذه القوائم أخطاء في كتابة الأسماء الأجنبية، أو أسماء مكررة، أو معلومات قديمة، أو بيانات غير مكتملة.

    لذلك يجب التحقق من كل حالة عن طريق السجلات والملفات الرسمية الخاصة بالشخص المعني.

    وبعبارة أوضح:

    ١) القائمة المتداولة على وسائل التواصل الاجتماعي ليست قراراً إدارياً.

    ٢) وليست سجلاً رسمياً للجنسية.

    ٣) وليست دليلاً قاطعاً على إلغاء الجنسية.

    ٤) ويجب التحقق من الوضع القانوني لكل شخص بصورة فردية.

    خامساً: لماذا أصبحت حركة الأموال الحقيقية من أهم عناصر الملف؟

    من أهم محاور التحقيق مسألة حقيقة الأموال المستخدمة في الاستثمار.

    فبحسب المعلومات المعلنة، تدور بعض الشبهات حول معاملات يُدعى فيها أن المبلغ اللازم للاستثمار لم يدخل تركيا بصورة حقيقية، أو أن حركة مالية ظاهرية أُنشئت باستخدام أموال تعود إلى البائعين أو الوسطاء.

    وهنا قد يختلف وضع المستثمر الحقيقي اختلافاً جذرياً عن غيره.

    فقد يكون المستثمر قد دفع كامل ثمن العقار من أمواله الخاصة، وحوّل المبلغ من حسابه المصرفي إلى حساب البائع، ولم يسترد أي جزء منه بعد البيع، واقتنى العقار بصورة حقيقية، ولم يعلم بأي ترتيب مالي غير نظامي.

    ولهذا قد لا يكون إيصال تحويل واحد كافياً في بعض الملفات.

    بل قد يكون من الضروري إعادة بناء المسار المالي كاملاً:

    ١) مصدر أموال المستثمر.

    ٢) دخول الأموال إلى حسابه.

    ٣) التحويل من حسابه إلى حساب البائع.

    ٤) وصول المبلغ فعلياً إلى البائع.

    ٥) فحص ما إذا كان قد حدث أي رد للمبلغ أو جزء منه لاحقاً.

    ولهذا قد تكون كشوف الحسابات الكاملة، وحوالات SWIFT، ومستندات إثبات مصدر الأموال من الأدلة المهمة للغاية.

    سادساً: «أنا لم أُعِدّ تقرير التقييم العقاري» – ما الأهمية القانونية لهذه العبارة؟

    تكتسب هذه المسألة أهمية خاصة إذا كان الإجراء الإداري يستند إلى المادة 31 من قانون الجنسية التركية رقم 5901.

    فالمادة 31 تتعلق بإلغاء قرار اكتساب الجنسية عندما يكون اكتساب الجنسية قد تم نتيجة بيان كاذب من الشخص المعني أو نتيجة إخفائه أموراً جوهرية كانت أساساً لاكتساب الجنسية.

    كما توضح التعليمات الرسمية للمديرية العامة للنفوس وشؤون الجنسية أن الإدارة تقوم بالبحث والتحقيق، وأن إلغاء قرار اكتساب الجنسية يرتبط بثبوت إخفاء العناصر التي كانت أساساً لاكتساب الجنسية.

    المصدر الرسمي:

    5901Sayili_Turk_Vatandasligi_Kanuna_Gore_Aciklama2009.pdf erişimi için tıklayın

    وهنا يجب الفصل بين فعل خبير التقييم وفعل المستثمر.

    فالقول إن خبيراً أعد تقريراً غير صحيح لا يثبت بذاته أن المستثمر كان يعلم بعدم صحة التقرير.

    وكذلك فإن الادعاء بوقوع مخالفات من جانب البائع أو الوسيط أو طرف ثالث لا يعني تلقائياً أن جميع المستثمرين شاركوا في تلك المخالفات أو كانوا على علم بها.

    وعند الاستناد إلى المادة 31، قد تكون الأسئلة التالية حاسمة:

    ١) ما البيان غير الصحيح الذي صدر شخصياً من المستثمر؟

    ٢) ما الواقعة الجوهرية التي أخفاها المستثمر؟

    ٣) هل كان المستثمر يعلم بأن تقرير التقييم غير صحيح؟

    ٤) هل طلب من أي شخص رفع القيمة الواردة في التقرير؟

    ٥) هل استرد بصورة غير معلنة جزءاً من ثمن العقار؟

    ٦) هل قدّم مستنداً كان يعلم أنه لا يعكس الحقيقة؟

    هذه الأسئلة تتعلق بالسلوك الفردي للمستثمر، ولا يمكن الإجابة عنها بمجرد الإشارة إلى وجود تحقيق واسع النطاق.

    سابعاً: حسن نية المستثمر مهم، لكنه قد لا يحسم جميع المسائل

    يجب في الوقت نفسه التمييز بين المادة 31 والمادة 40 من قانون الجنسية التركية.

    فالمادة 31 ترتبط بإلغاء قرار اكتساب الجنسية بسبب البيان الكاذب أو إخفاء واقعة جوهرية من جانب الشخص المعني.

    أما المادة 40 فتتعلق بسحب القرار المتعلق بالجنسية إذا تبين لاحقاً أن الشروط القانونية اللازمة لإصداره لم تكن متحققة من الأصل.

    ومن ثم قد يكون المستثمر حسن النية تماماً، ولم يشارك في أي تلاعب، ولم يعرف خبير التقييم، واعتمد على المستندات الرسمية والجهات المهنية.

    ومع ذلك قد يثار سؤال قانوني مستقل:

    هل كانت الشروط الموضوعية المطلوبة لاكتساب الجنسية متحققة فعلاً في تاريخ الاستثمار؟

    ولهذا يجب، من الناحية القانونية، الإجابة عن سؤالين مختلفين:

    ١) هل ارتكب المستثمر شخصياً أي بيان كاذب أو إخفاء أو تصرف غير حقيقي؟

    ٢) هل كانت الشروط القانونية الموضوعية للاستثمار متحققة فعلاً عند صدور قرار الجنسية؟

    وقد تناولنا هذا الفرق بالتفصيل في دراستنا السابقة:

    YATIRIM YOLUYLA KAZANILAN TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTALİ VE GERİ ALINMASI: SAHTE EKSPERTİZ, MUVAZAALI İŞLEMLER, İYİ NİYETLİ YATIRIMCI VE YARGISAL KORUMA

    ثامناً: القيمة التاريخية للعقار قد تكون حاسمة

    إذا أصبح تقرير التقييم الأصلي محل اعتراض أو تحقيق، فإن السؤال القانوني الصحيح ليس بالضرورة:

    «كم تبلغ قيمة العقار اليوم؟»

    بل قد يكون السؤال الأهم:

    «كم كانت القيمة السوقية الحقيقية للعقار في تاريخ الاستثمار؟»

    وهذا الفرق مهم للغاية.

    فوجود خطأ أو مخالفة مزعومة في تقرير التقييم لا يعني في كل الأحوال أن القيمة الحقيقية للعقار كانت أقل من الحد المالي المطلوب للحصول على الجنسية.

    ولهذا قد تكون هناك حاجة في بعض الملفات إلى إجراء تقييم رجعي للعقار وفق ظروف السوق في التاريخ الذي تم فيه الاستثمار.

    ومن العناصر التي يمكن أن تؤخذ في الاعتبار:

    ١) البيوع المقارنة في التاريخ نفسه.

    ٢) أسعار الوحدات المماثلة في المشروع ذاته.

    ٣) مساحة العقار.

    ٤) الطابق والموقع والإطلالة.

    ٥) حالة الإنجاز وقت البيع.

    ٦) أسعار الصرف في التاريخ المعني.

    ٧) سجلات الطابو.

    ٨) ظروف السوق العقاري آنذاك.

    تاسعاً: لا يجوز تطبيق حد 400,000 دولار الحالي مباشرة على جميع الاستثمارات السابقة

    لقد تغير الحد المالي المطلوب للاستثمار العقاري المؤهل للجنسية التركية خلال السنوات الماضية.

    ولهذا يجب تقييم الاستثمار وفقاً للقواعد القانونية التي كانت سارية في التاريخ ذي الصلة، وليس من خلال تطبيق الشروط الحالية بصورة رجعية على جميع الملفات القديمة.

    وقد يكون من الضروري تحديد التواريخ التالية بدقة:

    ١) تاريخ شراء العقار.

    ٢) تاريخ دفع الثمن.

    ٣) تاريخ تقرير التقييم.

    ٤) تاريخ إصدار شهادة المطابقة.

    ٥) تاريخ تقديم طلب الجنسية.

    ٦) تاريخ صدور قرار اكتساب الجنسية.

    وبعد ذلك يجب تحديد التشريعات والحد المالي والشروط التي كانت سارية في ذلك التاريخ.

    عاشراً: لماذا تُعد شهادة المطابقة وثيقة مهمة؟

    لا يقوم نظام الجنسية عن طريق الاستثمار على مجرد تصريح المستثمر بأنه استوفى الشروط.

    بل تمر المعاملة بإجراءات رسمية، ويتم فحص مدى تحقق شروط الاستثمار من قبل الجهة الإدارية المختصة، ثم تصدر شهادة المطابقة عند تحقق الشروط وفقاً للإجراءات المعمول بها.

    وتتضمن القواعد الرسمية للمديرية العامة للنفوس وشؤون الجنسية أحكاماً خاصة بالإجراءات المتبعة بالنسبة إلى المستثمرين الأجانب الذين يطلبون اكتساب الجنسية التركية بصورة استثنائية.

    المصدر الرسمي:

    yabanci-yatirimcilarin-istisnai-olarak-turk-vatandasligini-kazanmalarina-iliskin-usul-ve-esaslar.pdf erişimi için tıklayın

    ولا يعني وجود شهادة المطابقة أن الملف لا يمكن مراجعته مستقبلاً في أي ظرف.

    إلا أن وجودها يظل عنصراً قانونياً مهماً؛ لأن الاستثمار سبق أن خضع لفحص رسمي أمام جهة إدارية مختصة.

    ولهذا يجب عند إعادة مراجعة الملف بحث الأدلة الجديدة التي تعتمد عليها الإدارة، إلى جانب القرارات والفحوص الإدارية السابقة التي صدرت أثناء إجراءات اكتساب الجنسية.

    الحادي عشر: ما وضع الزوج أو الزوجة والأطفال؟

    تكتسب هذه المسألة أهمية استثنائية في ملف الـ1,070 شخصاً، لأن 807 منهم من أفراد أسر المستثمرين.

    وينظم قانون الجنسية التركية آثار إلغاء قرار اكتساب الجنسية على الأشخاص الذين اكتسبوا الجنسية تبعاً للشخص المعني.

    كما تتضمن التعليمات الرسمية للمديرية العامة للنفوس وشؤون الجنسية أحكاماً تتعلق بآثار الإلغاء بالنسبة إلى الزوج والأطفال الذين اكتسبوا الجنسية تبعاً للمستثمر الأصلي.

    المصدر الرسمي:

    5901Sayili_Turk_Vatandasligi_Kanuna_Gore_Aciklama2009.pdf erişimi için tıklayın

    ومع ذلك يجب فحص وضع كل فرد من أفراد الأسرة على حدة.

    وهذا مهم خصوصاً في ضوء الإعلان عن أن 55 طفلاً اكتسبوا الجنسية بعد صدور قرار الجنسية الأصلي.

    ولذلك يجب تحديد تاريخ والأساس القانوني لاكتساب كل زوج أو طفل للجنسية التركية بصورة مستقلة.

    الثاني عشر: ماذا حدث بعد عملية 21 سبتمبر 2026؟

    استمر التحقيق الجنائي بعد العملية.

    وفي 25 سبتمبر 2026، أفادت وكالة الأناضول بأن الإجراءات القضائية المتعلقة بالمشتبه بهم قد اكتملت بالنسبة إلى عدد منهم، وصدر قرار بتوقيف 33 شخصاً احتياطياً، كما فُرض تدبير رقابة قضائية يتمثل في عدم مغادرة محل الإقامة على 20 شخصاً.

    المصدر: وكالة الأناضول – 25 سبتمبر 2026

    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-yakalanan-33-supheli-tutuklandi/4068739

    ومن الناحية القانونية يجب التأكيد على أن التوقيف الاحتياطي لا يُعد حكماً نهائياً بالإدانة.

    كما أن التحقيق الجنائي مع البائعين أو الوسطاء أو خبراء التقييم أو غيرهم يختلف عن الإجراء الإداري المتعلق باستمرار أو انتهاء جنسية مستثمر معين.

    وقد تؤثر الأدلة التي يتم جمعها في التحقيق الجنائي في الملف الإداري، لكن ذلك لا يلغي ضرورة تقييم وضع كل مستثمر على حدة.

    الثالث عشر: اتخاذ تدابير على آلاف العقارات لا يعني الحجز على عقار كل شخص من الـ1,070

    أُعلن في إطار التحقيق عن اتخاذ تدابير بشأن 2,011 عقاراً، وفندق واحد، و86 مركبة، ويختين، و42 حساباً مصرفياً، إضافة إلى شركات مختلفة.

    المصدر:

    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    لكن هذه الأرقام لا تعني أن عقار كل مستثمر ضمن مجموعة الـ1,070 قد تم الحجز عليه أو إخضاعه لتدبير.

    بل يجب التحقق بصورة مستقلة مما إذا كان العقار الخاص بالشخص المعني يخضع فعلاً لأي قيد أو تدبير قضائي.

    فالتدبير الجنائي المتعلق بالأموال يختلف قانوناً عن القرار الإداري المتعلق بالجنسية.

    الرابع عشر: ماذا ينبغي على المستثمر أن يفعل إذا كان يعتقد أنه من ضمن الأشخاص الـ1,070؟

    يجب أولاً تحديد الوضع الرسمي للملف.

    ١) هل الشخص مشمول فعلاً بالتحقيق أو المراجعة الإدارية؟

    ٢) هل ملف الجنسية ما زال في مرحلة الفحص فقط؟

    ٣) هل اتُخذ أي إجراء بشأن شهادة المطابقة؟

    ٤) هل صدر قرار إداري فردي يتعلق بالجنسية؟

    ٥) إذا صدر القرار، فما هو سنده القانوني؟

    ٦) هل تم تبليغ القرار رسمياً؟

    ٧) ما الواقعة أو المستند المحدد الذي تستند إليه الإدارة؟

    ٨) هل يمكن إثبات دفع ثمن العقار بصورة حقيقية وقابلة للتتبع؟

    ٩) هل كانت القيمة الحقيقية للعقار تحقق الحد المطلوب في تاريخ الاستثمار؟

    ١٠) هل توجد أي علاقة شخصية للمستثمر بالمخالفة المدعاة في التقييم أو حركة الأموال؟

    ١١) ما هو الوضع القانوني للزوج أو الزوجة والأطفال؟

    الخامس عشر: ما المستندات التي ينبغي جمعها؟

    قد يكون من المهم جمع ملف الاستثمار والجنسية كاملاً، بما في ذلك:

    ١) سند الملكية وجميع مستندات الطابو.

    ٢) عقد شراء العقار.

    ٣) تقرير التقييم العقاري.

    ٤) شهادة المطابقة.

    ٥) إيصالات التحويل المصرفي.

    ٦) كشوف الحسابات المصرفية الكاملة.

    ٧) مستندات SWIFT.

    ٨) مستندات تحويل أو بيع العملات الأجنبية ذات الصلة.

    ٩) إثبات مصدر أموال الاستثمار.

    ١٠) الفواتير والمستندات المالية.

    ١١) المراسلات مع البائع أو الوسطاء.

    ١٢) مستندات طلب الجنسية.

    ١٣) السجلات المتعلقة بقرار اكتساب الجنسية.

    ١٤) سجلات الجنسية الخاصة بالزوج أو الزوجة والأطفال.

    ومن المفيد عدم تأخير جمع المستندات المصرفية القديمة، لأن الحصول على بعض السجلات قد يصبح أكثر صعوبة بمرور الوقت.

    السادس عشر: ماذا لو كان المستثمر موجوداً خارج تركيا؟

    يجب عدم الخلط بين مراجعة ملف الجنسية وبين وجود تدبير جنائي بحق الشخص.

    فمجرد كون ملف الجنسية محل مراجعة لا يعني بذاته وجود أمر قبض أو قرار توقيف أو منع سفر أو تدبير قضائي شخصي.

    ولهذا يجب على المستثمر الموجود خارج تركيا التحقق بصورة منفصلة من:

    ١) وضعه الحالي في سجلات الجنسية.

    ٢) وجود أي قرار إداري فردي متعلق بالجنسية.

    ٣) وجود أي تحقيق جنائي شخصي يتعلق به.

    ٤) وجود أمر قبض أو أي تدبير قضائي آخر.

    ٥) وضعه من ناحية الدخول والإقامة إذا كان قرار الجنسية قد تأثر بالفعل.

    السابع عشر: هل يمكن الطعن في قرار إلغاء أو سحب قرار الجنسية؟

    نعم.

    فالقرار الإداري المتعلق بإلغاء قرار اكتساب الجنسية أو سحب القرار المتعلق بالجنسية يخضع للرقابة القضائية وفقاً لأحكام القانون الإداري التركي.

    ويجب تحديد المحكمة المختصة، ومدة رفع الدعوى، ومدى توافر شروط طلب وقف تنفيذ القرار الإداري، وفقاً لنوع القرار والجهة التي أصدرته والوقائع الخاصة بكل ملف.

    ولهذا فإن معرفة المادة القانونية التي استندت إليها الإدارة مسألة أساسية.

    فإلغاء قرار اكتساب الجنسية وفق المادة 31 يختلف قانوناً عن سحب القرار المتعلق بالجنسية وفق المادة 40.

    ولا ينبغي استخدام المصطلحين كما لو كانا مؤسسة قانونية واحدة.

    الثامن عشر: ما السؤال القانوني الحقيقي بالنسبة إلى الأشخاص الـ1,070؟

    السؤال ليس فقط:

    «هل وُجدت مخالفة في جزء ما من سلسلة المعاملة؟»

    بل يجب البحث في وضع المستثمر نفسه:

    ١) هل دفع المستثمر الثمن فعلاً؟

    ٢) ما هو مصدر الأموال؟

    ٣) هل وصل المبلغ حقيقة إلى البائع؟

    ٤) هل أُعيد أي جزء من الثمن إلى المستثمر؟

    ٥) ما كانت القيمة الحقيقية للعقار في تاريخ الاستثمار؟

    ٦) هل كان المستثمر يعلم بأي مخالفة مزعومة في تقرير التقييم؟

    ٧) هل أدلى المستثمر ببيان غير صحيح؟

    ٨) هل أخفى واقعة جوهرية؟

    ٩) هل كانت الشروط القانونية الموضوعية للاستثمار متحققة فعلاً؟

    ١٠) ما الذي قررته الجهات الرسمية سابقاً عند إصدار شهادة المطابقة وقرار الجنسية؟

    ١١) وما هي الأدلة الجديدة التي تعتمد عليها الإدارة اليوم؟

    الخلاصة: وجود 1,070 شخصاً ضمن التحقيق لا يعني وجود 1,070 ملفاً قانونياً متطابقاً

    يمثل التحقيق المعلن في 21 سبتمبر 2026 أحد أهم التطورات الحديثة المتعلقة بالجنسية التركية المكتسبة عن طريق الاستثمار العقاري.

    وبحسب البيانات المعلنة، تتكون المجموعة من 263 مستثمراً أصلياً و807 من أفراد أسرهم، ليبلغ العدد الإجمالي 1,070 شخصاً.

    لكن اتساع نطاق التحقيق لا يعني أن جميع الملفات متطابقة.

    فكل ملف يجب أن يخضع لتقييم فردي يشمل القانون الساري في تاريخ الاستثمار، وحقيقة حركة الأموال، والقيمة التاريخية للعقار، وتقرير التقييم، وشهادة المطابقة، وسلوك المستثمر وتصريحاته، وأي حركة مالية لاحقة، والوضع القانوني لأفراد الأسرة، والسبب الواقعي والقانوني الذي تستند إليه الإدارة.

    ووجود تحقيق يتعلق بالبائع أو الوسيط أو خبير التقييم أو أي طرف ثالث لا يكفي وحده لإثبات أن مستثمراً معيناً اكتسب الجنسية التركية بصورة غير قانونية.

    وفي المقابل، فإن حسن النية وحده قد لا يكون كافياً إذا كان النزاع يتعلق بعدم تحقق أحد الشروط الموضوعية اللازمة لاكتساب الجنسية من الأصل.

    لذلك فإن المنهج القانوني الصحيح يتمثل في إعادة بناء ملف الاستثمار والجنسية الخاص بالشخص كاملاً، وتحديد الأساس القانوني الذي تستند إليه الإدارة، ثم مقارنة الادعاءات مع المستندات الفعلية الخاصة بالمستثمر.

    للاطلاع على دراستنا القانونية السابقة والمفصلة:

    YATIRIM YOLUYLA KAZANILAN TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTALİ VE GERİ ALINMASI: SAHTE EKSPERTİZ, MUVAZAALI İŞLEMLER, İYİ NİYETLİ YATIRIMCI VE YARGISAL KORUMA


    TD LAW FIRM – TD HUKUK VE DANIŞMANLIK

    يقدم مكتب TD للمحاماة والاستشارات القانونية خدمات قانونية للمستثمرين الأجانب في المسائل المتعلقة بالجنسية التركية عن طريق الاستثمار، ومراجعة ملفات الجنسية، وإلغاء قرارات اكتساب الجنسية، وسحب القرارات المتعلقة بالجنسية، وشهادات المطابقة، ونزاعات التقييم العقاري، والبيوع الصورية المدعى بها، والدعاوى الإدارية المرتبطة بهذه الإجراءات.

    وفي الملفات التي قد تكون مرتبطة بتحقيق الـ1,070 شخصاً، يجب أن يستند التقييم القانوني إلى الملف الفردي للمستثمر، وليس إلى الأخبار العامة أو القوائم غير المؤكدة المتداولة عبر وسائل التواصل الاجتماعي.

    للتواصل والاستشارة باللغة العربية

    المحامي إبراهيم تولان

    Av. İbrahim TOLAN

    محامٍ ناطق باللغة العربية

    عضو نقابة المحامين في إسطنبول

    رقم القيد في نقابة المحامين: 87562

    الهاتف وواتساب:

    +90 505 034 39 15

    البريد الإلكتروني:

    tdlawifirm7@gmail.com

    الموقع الإلكتروني:

    https://td-lawfirm.com

    للتواصل والاستشارة باللغة الإنجليزية

    المحامي مراد جان دولغون

    Av. Murat Can Dolğun

    محامٍ ناطق باللغة الإنجليزية

    عضو نقابة المحامين في إسطنبول

    رقم القيد في نقابة المحامين: 75860

    الهاتف:

    +90 212 299 44 22

    واتساب:

    +90 507 475 44 22

    البريد الإلكتروني:

    av.muratcandolgun@gmail.com

    الموقع الإلكتروني:

    Anasayfa

    عنوان المكتب

    مركز إسطنبول للتجارة العالمية

    Istanbul World Trade Center (İDTM), A2 Block, No: 206, Bakırköy / Istanbul, Türkiye


    تنبيه قانوني

    أُعد هذا المقال لأغراض المعلومات والتوعية القانونية العامة، ولا يشكل استشارة قانونية فردية، كما لا يتضمن أي ضمان لنتيجة ملف أو دعوى معينة.

    يجب تقييم الوضع القانوني لكل مستثمر بناءً على ملفه الإداري الخاص، ومستندات الاستثمار، والحسابات المصرفية، وسجلات الجنسية، والتشريعات التي كانت سارية في التاريخ المعني.

    وعلى وجه الخصوص، لا ينبغي اعتبار الأسماء الواردة في القوائم المتداولة عبر وسائل التواصل الاجتماعي أو تطبيقات المراسلة أو أي مصدر غير رسمي دليلاً رسمياً على شمول الشخص ضمن ملف الـ1,070 أو على صدور قرار بإلغاء جنسيته.

    وحتى تاريخ إعداد هذا المقال، فإن البيانات الرسمية العامة التي نستند إليها لم تتضمن نشر قائمة عامة وكاملة بأسماء جميع الأشخاص الـ1,070.

    ولهذا يجب التحقق من الوضع القانوني لكل شخص عن طريق السجلات والملفات الرسمية.

    المصادر

    ١) وكالة الأناضول – 21 سبتمبر 2026

    https://www.aa.com.tr/ar/تركيا/بسبب-معاملات-غير-قانونية-تركيا-تلغي-جنسية-1070-شخصا/4063175

    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    ٢) وكالة الأناضول – 25

  • 1,070 PEOPLE FACING TURKISH CITIZENSHIP CANCELLATION PROCEEDINGS IN 2026:A COMPREHENSIVE LEGAL GUIDE FOR REAL ESTATE INVESTORS

    1,070 PEOPLE FACING TURKISH CITIZENSHIP CANCELLATION PROCEEDINGS IN 2026:A COMPREHENSIVE LEGAL GUIDE FOR REAL ESTATE INVESTORS

    Updated: 26 September 2026

    INTRODUCTION: WE HAD ALREADY WARNED ABOUT THE DEVELOPING CITIZENSHIP CANCELLATION ISSUE

    On 19 September 2026, we published a detailed legal analysis concerning the cancellation and withdrawal of Turkish citizenship acquired through investment.

    In that article, we examined false or allegedly inflated property valuation reports, sham real estate transactions, the legal position of good-faith investors, the distinction between cancellation under Article 31 of Turkish Citizenship Law No. 5901 and withdrawal under Article 40, and the judicial remedies available against citizenship-related administrative decisions.

    Our previous detailed analysis is available here:

    Only two days after that publication, a major new development substantially expanded the scope of the issue.

    On 21 September 2026, Turkish authorities announced a new investigation concerning real estate transactions through which 1,070 persons were stated to have acquired Turkish citizenship.

    According to the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office, the investigation concerns allegations including sham property sales, financial transactions that did not reflect genuine investment payments, and property valuation reports allegedly showing values substantially higher than the actual value of the properties.

    Source:
    Anadolu Agency, 21 September 2026
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    For investors potentially affected by this investigation, the most important question is now:

    “If I am one of the 1,070 people identified in this investigation, has my Turkish citizenship already been cancelled?”

    The answer requires a careful legal distinction.

    The public announcement did not state that all 1,070 persons had already received final individual decisions cancelling their Turkish citizenship.

    The Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office stated that the necessary administrative process had been initiated for the cancellation of citizenship considered to have been acquired irregularly.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    This wording is legally significant.

    Being identified within a criminal investigation, being subjected to an administrative review, having an investment conformity determination reconsidered, receiving an individual administrative decision concerning citizenship, and challenging that decision before the administrative courts are separate legal stages.

    Accordingly, an investor who has been told that he or she is “among the 1,070 people” should not determine his or her legal status solely from general news reports.

    The individual citizenship file must be examined.

    I. WHAT EXACTLY IS THE 1,070-PERSON TURKISH CITIZENSHIP INVESTIGATION?

    The investigation is being conducted by the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office.

    According to the official information reported by Anadolu Agency, the authorities evaluated Land Registry and Cadastre records, expert reports, MASAK financial analyses and other documents together.

    The Prosecutor’s Office stated that, in certain transactions:

    • the foreign currency required for Turkish citizenship had allegedly not genuinely entered Türkiye;
    • purchase and sale transactions had allegedly been structured using the financial resources of intermediary companies or sellers;
    • sham or collusive property transactions had allegedly been created;
    • and artificially high valuation reports had allegedly been prepared in relation to certain properties.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    According to the same official statement, transactions totalling approximately USD 72.25 million were considered to have been carried out on a sham or collusive basis.

    The Minister of Justice also referred to transactions exceeding TRY 3.5 billion in the second phase of the investigation.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    This demonstrates an important point:

    The current investigation is not limited to the question of whether a valuation report was accurate.

    For an affected investor, the legal review may require examination of:

    the title deed,

    the purchase agreement,

    the valuation report,

    the Certificate of Conformity,

    bank statements,

    SWIFT records,

    the source of the investment funds,

    the amount actually received by the seller,

    any subsequent repayment of funds,

    and the complete citizenship application file.

    The real economic and legal substance of each individual investment is therefore critical.

    II. THE 1,070 PEOPLE ARE NOT 1,070 PRINCIPAL INVESTORS

    One of the most important facts disclosed by the authorities concerns the composition of the 1,070-person group.

    According to the information released by the Ministry of Interior and reported by Anadolu Agency:

    263 persons are principal investors.

    807 persons are family members.

    This gives a total of 1,070 persons.

    The authorities further stated that 1,015 persons acquired Turkish citizenship at the time of the original citizenship decision, while 55 children acquired Turkish citizenship after that decision.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    Accordingly, it would be inaccurate to describe the matter as involving “1,070 investors”.

    It concerns 263 principal investors together with 807 family members.

    This distinction has substantial legal importance because the status of the principal investor and the citizenship status of a spouse or child may require separate examination.

    III. HAS THE TURKISH CITIZENSHIP OF ALL 1,070 PEOPLE ALREADY BEEN CANCELLED?

    Based on the official information currently available, it would not be accurate to state that all 1,070 persons have already received final individual cancellation decisions.

    The wording publicly used by the authorities is that:

    the necessary administrative process for the cancellation of citizenship has been initiated.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    This distinction should not be treated as a technicality.

    There may be several separate stages:

    1. Identification in the investigation.
    2. Administrative examination of the investment.
    3. Examination of the Certificate of Conformity.
    4. Examination of the citizenship file.
    5. Issuance of an individual administrative decision.
    6. Notification of that decision.
    7. Judicial review before the competent administrative court.

    Accordingly, a person who believes that he or she falls within the 1,070-person group should first determine the exact current stage of the individual file.

    IV. IS THERE AN OFFICIAL PUBLIC LIST OF THE 1,070 PEOPLE?

    This point requires particular caution.

    Various lists are currently circulating on social media and through private messaging groups, and some of these documents are being presented as lists of persons allegedly included in the 1,070-person investigation.

    However, in the official public statements referred to in this article, the authorities have not published a complete list containing the names of all 1,070 persons.

    The official announcements disclose the number of affected persons, the number of principal investors and family members, and general information concerning the investigation.

    They do not publish a complete official name list.

    Official source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    Accordingly, lists circulating on social media should NOT be treated as an official confirmation that a particular person is or is not included in the investigation.

    The accuracy, completeness and source of such lists are not presently confirmed by the official announcements cited in this article.

    They may contain incomplete information, outdated information, spelling differences, duplicated names or persons who are not actually subject to an individual citizenship measure.

    For this reason, the existence of a person’s name on a social media list should be treated only as information requiring verification.

    Likewise, the absence of a name from an unofficial list does not prove that the person is outside the scope of the administrative investigation.

    The correct approach is to verify the individual’s position through official citizenship records, the relevant administrative file and, where necessary, the underlying investigation records.

    In short:

    A social media list is not an administrative decision.

    It is not an official citizenship record.

    It is not proof that citizenship has been cancelled.

    Each case must be verified individually.

    V. WHY THE ACTUAL BANK PAYMENT MAY BE ONE OF THE MOST IMPORTANT ISSUES

    One of the central allegations in the investigation concerns the reality of the investment payments.

    According to the Prosecutor’s Office, in certain transactions the required foreign currency allegedly did not genuinely enter Türkiye, and financial arrangements were allegedly created using resources belonging to sellers or intermediary entities.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    This makes the actual movement of funds extremely important.

    A genuine investor may have:

    paid the full purchase price from his or her own bank account;

    used genuine personal or commercial funds;

    transferred the funds directly to the seller;

    received no undisclosed refund;

    genuinely acquired the property;

    and had no knowledge of or involvement in any allegedly irregular structure.

    That factual situation is materially different from a transaction in which the required investment capital was only made to appear to originate from the investor.

    Therefore, the analysis should not normally stop with one bank transfer receipt.

    The entire transaction may need to be reconstructed:

    source of funds
    → investor’s bank account
    → transfer to seller
    → receipt by seller
    → subsequent movement of funds.

    Complete bank statements, SWIFT documents and evidence of the source of funds may become highly important evidence.

    VI. “I DID NOT PREPARE THE VALUATION REPORT”

    This issue may be particularly important where Article 31 of Turkish Citizenship Law No. 5901 is relied upon.

    Article 31 concerns cancellation of the decision granting Turkish citizenship where citizenship was acquired as a result of a false statement by the person concerned or the concealment of material matters forming the basis of the acquisition.

    The Directorate General of Population and Citizenship Affairs similarly explains that an investigation is conducted and that citizenship may be cancelled where concealment of matters forming the basis of the acquisition is clearly established.

    Official source:
    T.C. Ministry of Interior
    Directorate General of Population and Citizenship Affairs
    https://www.nvi.gov.tr/kurumlar/nvi.gov.tr/mevzuat/nufusmevzuat/genelge/5901Sayili_Turk_Vatandasligi_Kanuna_Gore_Aciklama2009.pdf

    This distinction matters.

    An allegation that a valuation expert prepared a false or inaccurate valuation report does not, by itself, establish that the investor knew the report was false.

    Likewise, an allegation concerning acts by a seller, intermediary or third party does not, without further evidence, establish that every investor knowingly participated in those acts.

    Where Article 31 is relied upon, the following questions may therefore become important:

    What false statement did the investor personally make?

    What material fact did the investor conceal?

    Did the investor know that the valuation was allegedly inaccurate?

    Did the investor request that the stated value be increased?

    Did the investor receive any undisclosed return of the purchase price?

    Did the investor submit any document knowing that it was false?

    These questions concern the individual investor’s conduct.

    VII. GOOD FAITH IS IMPORTANT — BUT IT MAY NOT ANSWER EVERY LEGAL QUESTION

    A different legal issue arises under Article 40 of Turkish Citizenship Law No. 5901.

    Article 31 and Article 40 should not be treated as interchangeable provisions.

    Article 31 is primarily concerned with false statements or concealment attributable to the person concerned.

    Article 40 concerns the withdrawal of a citizenship decision where it is subsequently determined that the legal conditions for the decision were not satisfied.

    An investor may therefore have acted entirely in good faith.

    The investor may never have met the valuation expert.

    The investor may have relied upon the developer, advisers and official administrative documents.

    There may nevertheless be a separate legal question:

    Did the property genuinely satisfy the statutory investment requirement applicable at the relevant time?

    Accordingly, a complete defence should generally address two separate questions:

    1. Did the investor personally participate in any false statement, concealment or irregularity?
    2. Were the objective legal conditions for the acquisition of Turkish citizenship actually satisfied?

    We discussed the distinction between cancellation under Article 31 and withdrawal under Article 40 in greater detail in our previous article:

    VIII. THE HISTORICAL VALUE OF THE PROPERTY MAY BE CRITICAL

    Where the original valuation report is challenged, the relevant question is not necessarily:

    “What is this property worth today?”

    The relevant question may instead be:

    “What was the true market value of this property on the relevant investment date?”

    This distinction can be decisive.

    An allegedly inaccurate valuation report does not necessarily mean that the property itself was below the statutory investment threshold.

    A retrospective valuation may therefore become necessary.

    Such an assessment may consider:

    historical comparable sales;

    other units sold in the same development;

    floor area;

    floor level;

    location;

    view;

    state of completion;

    historical exchange rates;

    Land Registry data;

    and market conditions prevailing on the relevant date.

    The investment should be assessed under the factual conditions existing when it was made.

    IX. THE CURRENT USD 400,000 THRESHOLD SHOULD NOT SIMPLY BE APPLIED TO HISTORICAL INVESTMENTS

    The real estate investment threshold for Turkish citizenship has changed over time.

    Accordingly, an investment made under an earlier legal regime must be assessed under the rules applicable to that investment at the relevant time.

    The current USD 400,000 requirement should not simply be applied retrospectively to every historical citizenship file.

    The following dates may therefore be important:

    the property purchase date;

    the payment date;

    the valuation report date;

    the Certificate of Conformity date;

    the citizenship application date;

    and the citizenship decision date.

    The applicable legislation must then be determined according to the chronology of the individual case.

    X. WHY THE CERTIFICATE OF CONFORMITY MATTERS

    Citizenship by investment is not based solely upon a private declaration by the investor.

    The investment must pass through administrative procedures and the relevant competent authority issues a Certificate of Conformity where the statutory investment requirements are considered satisfied.

    The Directorate General of Population and Citizenship Affairs expressly regulates the role of the conformity determination in exceptional citizenship applications made by foreign investors.

    Official source:
    https://nvi.gov.tr/kurumlar/nvi.gov.tr/mevzuat/nufusmevzuat/talimat/yabanci-yatirimcilarin-istisnai-olarak-turk-vatandasligini-kazanmalarina-iliskin-usul-ve-esaslar.pdf

    The existence of a Certificate of Conformity does not necessarily mean that the citizenship decision can never subsequently be reviewed.

    However, it is legally significant that the investment was previously examined within an official administrative process.

    A later review must therefore consider both:

    the new evidence now relied upon by the authorities;

    and the earlier administrative determinations on which the investor relied.

    XI. FAMILY MEMBERS: WHAT HAPPENS TO SPOUSES AND CHILDREN?

    This question is particularly important because 807 of the 1,070 persons identified by the authorities are family members.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    Under Turkish citizenship legislation, cancellation of a citizenship acquisition decision may also have consequences for spouses and children who acquired citizenship in connection with the principal applicant.

    The official guidance issued by the Directorate General of Population and Citizenship Affairs addresses the effects of cancellation upon persons who acquired citizenship through the person concerned.

    Official source:
    https://www.nvi.gov.tr/kurumlar/nvi.gov.tr/mevzuat/nufusmevzuat/genelge/5901Sayili_Turk_Vatandasligi_Kanuna_Gore_Aciklama2009.pdf

    However, each family member’s citizenship history should still be examined.

    This is particularly important because the Ministry stated that 55 children within the relevant group acquired citizenship after the original citizenship decision.

    Therefore, the precise date and legal basis on which each spouse or child became a Turkish citizen should be established individually.

    XII. WHAT HAPPENED AFTER THE 21 SEPTEMBER OPERATION?

    The criminal investigation remains active.

    On 25 September 2026, Anadolu Agency reported that judicial procedures concerning 74 detained suspects had been completed.

    Thirty-three suspects were remanded in custody.

    Twenty suspects were subjected to a judicial-control measure requiring them not to leave their residence.

    Source:
    Anadolu Agency, 25 September 2026
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-yakalanan-33-supheli-tutuklandi/4068739

    These are criminal-procedure measures.

    A remand decision is not a final criminal conviction.

    Likewise, criminal proceedings involving sellers, intermediaries, valuation professionals or other suspects are legally distinct from an administrative determination concerning the citizenship status of an individual investor.

    Evidence from the criminal investigation may be relevant to the citizenship proceedings.

    However, the legal position of each investor must still be individually assessed.

    XIII. ASSET MEASURES DO NOT MEAN THAT EVERY INVESTOR’S PROPERTY HAS BEEN SEIZED

    The authorities announced measures involving:

    2,011 properties;

    one hotel;

    86 motor vehicles;

    two yachts;

    42 bank accounts;

    and 30 companies.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    These figures should not be misunderstood.

    They do not establish that the property of every person within the 1,070-person group has been seized.

    Whether a particular investor’s property is subject to a restriction, seizure, annotation or another measure must be checked through that person’s own official records.

    A criminal asset-protection measure and an administrative citizenship decision are separate legal matters.

    XIV. WHAT SHOULD AN INVESTOR DO IF HE OR SHE MAY BE AMONG THE 1,070 PEOPLE?

    The first task should be to establish the exact legal and administrative status of the individual case.

    Questions to be answered include:

    Am I actually included in the relevant investigation?

    Is my citizenship file merely under examination?

    Has any action been taken concerning my Certificate of Conformity?

    Has an individual citizenship decision been issued?

    If so, what is its legal basis?

    Has the decision been formally notified to me?

    What specific transaction or document is the administration relying upon?

    Was my payment genuine and traceable?

    Did my property satisfy the required investment value at the relevant historical date?

    Was I personally involved in any alleged valuation or financial irregularity?

    What is the separate citizenship status of my spouse and children?

    XV. DOCUMENTS THAT SHOULD BE PRESERVED AND REVIEWED

    Potentially affected investors should consider assembling the complete investment and citizenship record.

    Important documents may include:

    title deed records;

    property sale contracts;

    valuation reports;

    Certificate of Conformity;

    bank transfer receipts;

    complete bank account statements;

    SWIFT records;

    foreign exchange documents;

    invoices;

    proof of source of funds;

    communications with sellers or intermediaries;

    citizenship application documents;

    the citizenship decision;

    and citizenship records relating to spouses and children.

    Particular attention should be given to historical banking records because such documents can become more difficult to obtain with the passage of time.

    XVI. WHAT IF THE INVESTOR IS CURRENTLY OUTSIDE TÜRKİYE?

    A citizenship review should not automatically be equated with a criminal restriction on travel.

    Being identified within a citizenship-related investigation does not, by itself, establish the existence of:

    an arrest warrant;

    a detention order;

    a judicial-control measure;

    or another individual criminal restriction.

    Accordingly, an investor abroad should not assess the risks of travelling to Türkiye solely on the basis of having been told that he or she is “one of the 1,070”.

    The following matters should be separately verified:

    current citizenship status;

    any individual administrative citizenship decision;

    any criminal investigation concerning the investor;

    any arrest or judicial restriction;

    and the immigration consequences if Turkish citizenship has already been affected.

    XVII. CAN A CITIZENSHIP CANCELLATION OR WITHDRAWAL DECISION BE CHALLENGED?

    Yes.

    A citizenship cancellation or withdrawal decision constitutes an administrative act and is subject to judicial review under Turkish administrative law.

    The precise legal remedy, competent court, time limit and any application for a stay of execution must be assessed according to the individual decision and the authority that issued it.

    This is another reason why the legal basis of the decision must first be established.

    A decision based on Article 31 and a decision based on Article 40 raise different legal questions.

    They should not simply be described by the single English word “revocation” without identifying the Turkish-law mechanism actually being used.

    XVIII. THE CENTRAL QUESTION FOR THE 1,070 PEOPLE

    The central legal question is not merely:

    “Was there irregularity somewhere within the wider transaction structure?”

    The relevant questions are individual:

    Was this investor’s payment genuine?

    Where did the money originate?

    Did the seller actually receive the money?

    Was any amount returned?

    What was the property’s true value at the relevant historical date?

    Did the investor know about any alleged valuation irregularity?

    Did the investor make a false statement?

    Did the investor conceal any material fact?

    Were the objective statutory investment conditions actually satisfied?

    What did the competent public authorities determine when the Certificate of Conformity was originally issued?

    What new evidence is now relied upon to alter the earlier administrative position?

    CONCLUSION: “1,070 PEOPLE” DOES NOT MEAN 1,070 IDENTICAL CASES

    The investigation announced on 21 September 2026 is one of the most significant recent developments concerning Turkish citizenship acquired through real estate investment.

    According to the information released by the authorities, the relevant group consists of:

    263 principal investors;

    807 family members;

    1,070 persons in total.

    Source:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    However, a large-scale investigation does not transform hundreds of separate investments into one single legal case.

    Each investor’s position must be examined individually.

    The analysis should include:

    the legislation applicable on the investment date;

    the genuine movement of funds;

    the historical value of the property;

    the valuation report;

    the Certificate of Conformity;

    the investor’s own declarations and conduct;

    any alleged return or circular movement of funds;

    the legal position of spouses and children;

    and the precise factual and statutory grounds relied upon by the administration.

    The existence of an investigation involving third parties does not, by itself, determine whether a particular investor acquired Turkish citizenship unlawfully.

    Equally, good faith alone may not resolve every possible issue where the authorities allege that an objective statutory investment requirement was not satisfied.

    The correct legal method is therefore to reconstruct the individual investment and citizenship file, determine the statutory basis relied upon by the administration and test the allegations against the investor’s actual documents.

    For our earlier comprehensive legal analysis concerning Turkish citizenship acquired by investment, cancellation, withdrawal, alleged false valuation reports, sham transactions and good-faith investors, see:

    TD LAW FIRM

    TD Law Firm advises and represents foreign investors in matters concerning Turkish citizenship by investment, administrative review of citizenship files, cancellation and withdrawal proceedings, Certificate of Conformity disputes, real estate valuation issues, alleged sham transactions and related administrative litigation.

    In cases potentially connected with the 1,070-person investigation announced on 21 September 2026, the legal assessment should be based on the investor’s individual citizenship, property, valuation and banking records rather than general media reports or unverified lists circulating on social media.

    Av. Murat Can Dolğun
    Istanbul Bar Association – Registration No. 75860

    TD Law Firm

    Tel: +90 212 299 44 22
    WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-mail: av.muratcandolgun@gmail.com
    Website: https://dolgun.av.tr

    Address:
    Istanbul World Trade Center (İDTM)
    A2 Block, No: 206
    Bakırköy / Istanbul, Türkiye

    LEGAL NOTICE

    This article is provided for general legal information only and does not constitute individual legal advice or a guarantee of any particular outcome.

    The legal position of each investor must be assessed by reference to the individual administrative file, investment documents, banking records, citizenship records and the legislation applicable at the relevant time.

    In particular, names appearing on lists circulated through social media, messaging applications or other unofficial channels should not be regarded as official confirmation of inclusion in the 1,070-person investigation unless and until the individual position is verified through official records.

    SOURCES

    1. Anadolu Agency – 21 September 2026
      Istanbul-centred investigation concerning allegedly irregular acquisition of Turkish citizenship:
      https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988
    2. Anadolu Agency – 25 September 2026
      33 suspects remanded in custody:
      https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-yakalanan-33-supheli-tutuklandi/4068739
    3. T.C. Ministry of Interior – Directorate General of Population and Citizenship Affairs
      Official guidance concerning Turkish Citizenship Law No. 5901:
      https://www.nvi.gov.tr/kurumlar/nvi.gov.tr/mevzuat/nufusmevzuat/genelge/5901Sayili_Turk_Vatandasligi_Kanuna_Gore_Aciklama2009.pdf
    4. T.C. Ministry of Interior – Directorate General of Population and Citizenship Affairs
      Procedures and Principles Regarding Exceptional Acquisition of Turkish Citizenship by Foreign Investors:
      https://nvi.gov.tr/kurumlar/nvi.gov.tr/mevzuat/nufusmevzuat/talimat/yabanci-yatirimcilarin-istisnai-olarak-turk-vatandasligini-kazanmalarina-iliskin-usul-ve-esaslar.pdf
    5. Previous detailed legal analysis – Av. Murat Can Dolğun
      https://dolgun.av.tr/2026/09/19/yatirim-yoluyla-turk-vatandasliginin-iptali-geri-alinmasi/
  • 1.070 KİŞİYİ İLGİLENDİREN TÜRK VATANDAŞLIĞI İPTALİ SÜRECİ 2026

    1.070 KİŞİYİ İLGİLENDİREN TÜRK VATANDAŞLIĞI İPTALİ SÜRECİ 2026

    Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2026

    Son günlerde gayrimenkul yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış birçok yabancı yatırımcının aynı soruyu sorduğunu görüyoruz:

    “1.070 kişi içerisinde olduğum söylendi. Türk vatandaşlığım iptal edildi mi?”

    21 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan yeni soruşturma nedeniyle bu soru artık faraziye değildir.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ikinci dalgasında Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden gerçekleştirilen gayrimenkul satışlarının incelendiği; 734 yabancı uyruklu kişiye yapılan satışlardan 274’ünün muvazaalı olduğu yönünde tespit yapıldığı ve bu işlemler sonucunda aile fertleriyle birlikte 1.070 kişinin Türk vatandaşlığı kazandığının belirlendiği açıklanmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Ancak burada ilk ve en önemli hukuki düzeltmeyi yapmak gerekir:

    Kamuoyuna açıklanan bilgi, 21 Eylül 2026 tarihinde 1.070 kişinin tamamının Türk vatandaşlığının kesin olarak iptal edildiği değildir.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından aktarılan açıklamada, tespit edilen kişiler bakımından “usulsüz şekilde kazanılan vatandaşlıkların iptaline yönelik gerekli idari süreç” başlatıldığı ifade edilmiştir. Adalet Bakanının açıklamasında da aynı şekilde vatandaşlıkların iptaline yönelik gerekli idari sürecin başlatıldığı belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Bu fark son derece önemlidir.

    Çünkü soruşturma kapsamında bir kişinin tespit edilmesi, vatandaşlık dosyası hakkında idari inceleme yürütülmesi, yatırım uygunluk belgesine ilişkin işlem tesis edilmesi, Türk vatandaşlığını kazanma kararının iptal edilmesi ve bu işlemin yargısal denetimden geçmesi birbirinden farklı hukuki aşamalardır.

    Bu nedenle bugün kendisini “1.070 kişi içerisinde” olarak tanımlayan bir yatırımcı bakımından ilk yapılması gereken şey, basında çıkan genel haberleri tekrar okumak değil; kendi vatandaşlık dosyasının hangi aşamada bulunduğunu ve hakkında hangi somut idari işlemin tesis edildiğini belirlemektir.

    I. 1.070 KİŞİLİK YENİ SORUŞTURMADA TAM OLARAK NE AÇIKLANDI?

    21 Eylül 2026 tarihli soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülmektedir.

    Başsavcılıktan aktarılan bilgilere göre soruşturma kapsamında Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğü kayıtları, bilirkişi raporları, MASAK analizleri ile diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmiştir. Soruşturma makamları, bazı işlemlerde Türk vatandaşlığının kazanılması için gerekli döviz girişinin gerçekte sağlanmadığını, alım-satım işlemlerinin aracı şirketlerin veya satıcıların mali kaynakları kullanılarak muvazaalı biçimde gerçekleştirildiğini ve bazı taşınmazlar hakkında gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları düzenlendiğini ileri sürmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Soruşturmanın yalnızca “ekspertiz raporu yanlış mıydı?” sorusuyla sınırlı olmadığı özellikle görülmektedir.

    İncelenen hususlar arasında para hareketlerinin gerçekliği, yatırım bedelinin gerçekten yatırımcıdan çıkıp çıkmadığı, Türkiye’ye girmesi gereken dövizin gerçekten gelip gelmediği, gayrimenkul satışının gerçek ekonomik bir işlem olup olmadığı ve taşınmazın vatandaşlık bakımından gösterilen değerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı bulunmaktadır. (Anadolu Ajansı)

    Başsavcılık açıklamasına göre söz konusu işlemler nedeniyle 72 milyon 250 bin ABD doları tutarındaki işlemin muvazaalı gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir. Adalet Bakanı tarafından yapılan açıklamada ise ikinci dalgada 3,5 milyar TL’yi aşan işlem tutarından söz edilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle 1.070 kişilik dosyanın hukuki merkezinde yalnızca tapu veya ekspertiz bulunmamaktadır.

    Tapu + ekspertiz + banka hareketleri + yatırım uygunluk belgesi + vatandaşlık dosyası birlikte incelenmelidir.

    II. GÜL İNŞAAT, BEYAZ İNŞAAT VE LİV İNŞAAT DOSYADA NEDEN GEÇİYOR?

    Adalet Bakanının 21 Eylül 2026 tarihli açıklamasında ikinci dalgada “Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat” üzerinden gerçekleştirilen gayrimenkul satışlarının incelendiği açıkça belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Aynı açıklamaya göre bu şirketler üzerinden 734 yabancı uyruklu kişiye yapılan satış incelenmiş ve 274 satış işleminin muvazaalı olduğu yönünde tespit yapılmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus şudur:

    Gül İnşaat, Beyaz İnşaat veya LİV İnşaat üzerinden taşınmaz satın alınmış olması, tek başına o yatırımcının vatandaşlığının hukuka aykırı biçimde kazanıldığını göstermez.

    Nitekim açıklanan rakamların kendisi dahi incelenen bütün satışlar hakkında aynı değerlendirmenin yapılmadığını göstermektedir.

    734 yabancıya gerçekleştirilen satış incelenmiş; bunların 274’ü bakımından muvazaa tespiti açıklandığı belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Dolayısıyla hukuki değerlendirme yalnızca “hangi şirketten taşınmaz aldınız?” sorusuyla bitmez.

    Asıl sorular şunlardır:

    O yatırımcının hangi taşınmazı aldığı, ne kadar bedel ödediği, ödemenin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, paranın daha sonra kendisine dönüp dönmediği, taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değerinin ne olduğu ve yatırımcının soruşturma konusu işlemlerle herhangi bir bilgi veya irade bağlantısının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

    Aynı şirketten taşınmaz alan iki yatırımcının hukuki durumu birbirinden tamamen farklı olabilir.

    III. 1.070 KİŞİNİN TAMAMI YATIRIMCI DEĞİL: 263 YATIRIMCI, 807 AİLE FERDİ

    İçişleri Bakanlığının Anadolu Ajansı tarafından aktarılan ayrıntılı açıklaması 1.070 rakamının yapısını da ortaya koymaktadır.

    Buna göre söz konusu 1.070 kişinin 263’ü yatırımcı, 807’si ise aile ferdidir.

    Ayrıca 1.015 kişinin karar tarihinde, 55 çocuğun ise vatandaşlık kararından sonra Türk vatandaşlığını kazandığı tespit edilmiştir. (Anadolu Ajansı)

    Bu rakamlar son derece önemlidir.

    Çünkü kamuoyunda zaman zaman “1.070 yatırımcının vatandaşlığı iptal ediliyor” şeklinde bir algı oluşmaktadır.

    Bu doğru değildir.

    Açıklanan dağılım:

    263 asıl yatırımcı ve 807 aile ferdi olmak üzere toplam 1.070 kişidir.

    Aile fertlerinin sayısının yatırımcı sayısının üç katından fazla olması, vatandaşlık iptali sürecinin yalnızca taşınmazı satın alan kişinin statüsünden ibaret olmadığını göstermektedir.

    Bir yatırımcı açısından verilecek karar eşin ve çocukların vatandaşlık statüsünü de doğrudan etkileyebilir.

    IV. EŞ VE ÇOCUKLARIN VATANDAŞLIĞI NE OLACAK?

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 31. maddesi kapsamında vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın iptal edilmesi halinde, Kanunun 32. maddesi iptal kararının ilgili kişiye bağlı olarak vatandaşlık kazanan eş ve çocuklar üzerindeki sonuçlarını ayrıca düzenlemektedir.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 5901 sayılı Kanuna ilişkin resmî açıklamasında, vatandaşlığı kazanma kararının iptalinin ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hakkında da hüküm ifade edeceği belirtilmektedir. Aynı resmî belgede, vatandaşlığı kazanmaya esas unsurların gizlendiğinin açıkça kanıtlanması halinde vatandaşlık kararının iptal edileceği açıklanmaktadır. (Nüfus Müdürlüğü)

    Ancak 1.070 kişilik dosyada ayrıca 55 çocuğun vatandaşlığı karar tarihinden sonra kazandığının açıklanmış olması nedeniyle, her çocuk bakımından vatandaşlığın hangi tarihte ve hangi hukuki esasa dayanılarak kazanıldığı ayrıca incelenmelidir. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle aile dosyalarında yalnızca ana yatırımcının nüfus kaydının incelenmesi yeterli değildir.

    Eş ve her çocuk bakımından vatandaşlığın kazanılma tarihi ve hukuki dayanağı ayrı ayrı belirlenmelidir.

    V. EN ÖNEMLİ SORU: 1.070 KİŞİNİN VATANDAŞLIĞI ŞİMDİDEN İPTAL EDİLDİ Mİ?

    Mevcut kamuya açık açıklamalara göre bu soruya “1.070 kişinin tamamı bakımından iptal işlemi kesinleşmiştir” şeklinde cevap verilemez.

    Başsavcılık ve Adalet Bakanlığı tarafından kullanılan ifade, ilgili kişiler hakkında vatandaşlıkların iptaline yönelik gerekli idari sürecin başlatıldığıdır. (Anadolu Ajansı)

    Bu nedenle yatırımcının mutlaka şu ayrımı yapması gerekir:

    Hakkında yalnızca soruşturma kapsamında bir tespit mi bulunmaktadır?

    Yatırım uygunluk belgesi hakkında bir işlem tesis edilmiş midir?

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü nezdinde vatandaşlık dosyası incelemede midir?

    Türk vatandaşlığını kazanma kararının iptaline ilişkin bireysel bir karar verilmiş midir?

    Karar verilmişse hangi kanun maddesine dayanılmıştır?

    Karar ilgili kişiye tebliğ edilmiş midir?

    Bu soruların cevabı alınmadan yalnızca “1.070 kişi içerisindeyim” bilgisi üzerinden dosyanın sonucu hakkında kesin kanaate varmak doğru değildir.

    VI. KAMUOYUNA AÇIK BİR “1.070 KİŞİLİK İSİM LİSTESİ” VAR MI?

    Kamuoyuna yapılan ve şu ana kadar erişilebilen resmî açıklamalarda 1.070 kişinin isimleri yayımlanmamıştır.

    Açıklamalarda sayı, yatırımcı-aile ferdi dağılımı ve soruşturmanın genel kapsamı bulunmaktadır; ancak kişilerin isimlerini içeren kamuya açık bir liste yer almamaktadır. (Anadolu Ajansı)

    Dolayısıyla bir kişinin gerçekten bu soruşturma kapsamındaki vatandaşlık dosyalarından biri içerisinde bulunup bulunmadığının, mümkün olduğu ölçüde kişinin kendi resmî vatandaşlık kayıtları ve dosyası üzerinden tespit edilmesi gerekir.

    İnternetteki genel haberlerden yahut sosyal medyada yayınlanan kişi listelerinden kendi hukuki statüsüne ilişkin kesin sonuç çıkarılması mümkün değildir.

    VII. “BEN PARAYI GERÇEKTEN ÖDEDİM” DİYEN YATIRIMCININ DURUMU FARKLI MIDIR?

    Bu, 1.070 kişilik dosya bakımından en önemli savunma alanlarından biridir.

    Soruşturmanın temel iddialarından biri, vatandaşlık için gerekli dövizin Türkiye’ye gerçekte girmediği ve bazı işlemlerde aracı şirketler veya satıcıların kendi mali kaynakları kullanılarak görünürde para hareketleri oluşturulduğudur. (Anadolu Ajansı)

    Bunun karşısında yatırımcı;

    taşınmaz bedelini kendi gerçek parasından ödemiş,

    ödeme kendi banka hesabından çıkmış,

    bedel satıcı hesabına gerçekten ulaşmış,

    satış sonrasında bedelin herhangi bir bölümü kendisine geri verilmemiş,

    taşınmazı fiilen ve hukuken edinmiş,

    ve vatandaşlık başvurusunda gerçeğe aykırı herhangi bir işlem gerçekleştirmemiş

    olabilir.

    Böyle bir yatırımcının hukuki durumuyla soruşturma makamlarının tarif ettiği görünürde para hareketine veya muvazaalı satış mekanizmasına bilerek katıldığı ileri sürülen kişinin hukuki durumu aynı değildir.

    Bu nedenle banka kayıtları 1.070 kişilik dosyalarda son derece önemlidir.

    Yalnızca tek bir dekont değil; ödemenin kaynağından satıcının hesabına kadar bütün para hareketinin incelenmesi gerekir.

    SWIFT kayıtları, banka hesap ekstreleri, döviz hareketleri, satış sözleşmeleri, faturalar ve varsa satış sonrasındaki hesap hareketleri birlikte değerlendirilmelidir.

    VIII. “EKSPERTİZ RAPORUNU BEN HAZIRLAMADIM” SAVUNMASI NEDEN ÖNEMLİ?

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 31. maddesi vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın iptalini, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığın kazanılmasına esas önemli hususları gizlemesi ile ilişkilendirmektedir.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün resmî açıklamasında da Bakanlık tarafından araştırma ve soruşturma yapılacağı; vatandaşlığın kazanılmasına esas hususların gizlendiğinin açıkça kanıtlanması halinde vatandaşlık kararının iptal edileceği belirtilmektedir. (Nüfus Müdürlüğü)

    Bu hüküm 1.070 kişilik dosya bakımından son derece önemlidir.

    Çünkü değerleme uzmanının hazırladığı raporun gerçeğe aykırı olduğu iddiası ile yatırımcının bu gerçeğe aykırılıktan haberdar olması aynı olgu değildir.

    Müteahhidin belirli satışlarda soruşturma konusu işlemler gerçekleştirdiği iddiası ile bütün müşterilerin bu işlemlere bilerek katıldığı kabulü de aynı şey değildir.

    TVK m.31’e dayanılacaksa yatırımcı bakımından özellikle;

    hangi yalan beyanda bulunduğu,

    hangi önemli hususu gizlediği,

    ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğunu bilip bilmediği,

    değerin yükseltilmesi amacıyla herhangi bir girişimde bulunup bulunmadığı,

    kendisine gizli bir bedel iadesi yapılıp yapılmadığı

    ve bu davranış ile vatandaşlığın kazanılması arasındaki ilişkinin somutlaştırılması gerekir.

    IX. FAKAT YALNIZCA “BEN İYİ NİYETLİYDİM” DEMEK NEDEN YETERLİ OLMAYABİLİR?

    Burada ikinci önemli hukuki problem ortaya çıkmaktadır.

    TVK m.31 ile TVK m.40 birbirinden farklı kurumlardır.

    1. madde ilgilinin yalan beyanına veya önemli bir hususu gizlemesine odaklanırken, 40. madde vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın hukuki şartlar oluşmadan verilmiş olması ihtimalini düzenlemektedir.

    Haziran 2026’da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan ve doğrudan yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ile geri alınmasını inceleyen akademik çalışmada da TVK m.31 ile m.40 arasındaki bu ayrım özellikle tartışılmıştır. (DergiPark)

    Dolayısıyla bir yatırımcı gerçekten iyi niyetli olabilir.

    Ekspertiz raporunu kendisi hazırlamamış olabilir.

    Değerleme uzmanını hiç tanımıyor olabilir.

    Ancak buna rağmen taşınmazın yatırım tarihinde vatandaşlık için gerekli gerçek yatırım değerini taşımadığı iddia edilebilir.

    Bu durumda şu iki soru birbirinden ayrılmalıdır:

    Yatırımcı hileli veya gerçeğe aykırı bir davranışta bulundu mu?

    ve

    Vatandaşlık kararının verildiği tarihte objektif yatırım şartları gerçekten mevcut muydu?

    Bunlar aynı soru değildir.

    Nitekim 2026 tarihli akademik çalışma da yatırım yoluyla vatandaşlıkta m.31 kapsamındaki iptal ile m.40 kapsamındaki geri alma mekanizmasının birlikte ve ayrı hukuki koşullarla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. (DergiPark)

    X. “İPTAL SÜRECİ” DENİLMESİ HER DOSYANIN TVK M.31’E GÖRE SONUÇLANACAĞI ANLAMINA GELİR Mİ?

    Hayır.

    Kamuoyuna yönelik açıklamalarda kullanılan “vatandaşlıklarının iptaline yönelik gerekli idari süreç” ifadesi soruşturmanın genel yönünü açıklamaktadır. (Anadolu Ajansı)

    Ancak bireysel bir vatandaşlık kararının hukuken hangi madde kapsamında sona erdirileceği, ilgili kişi hakkında tesis edilen somut idari işlemin kanuni dayanağına göre belirlenmelidir.

    Bu nedenle dosya elinize ulaştığında yalnızca “iptal edildi” ifadesine bakmak yeterli değildir.

    İşlemin;

    TVK m.31 kapsamında vatandaşlığı kazanma kararının iptali mi,

    yoksa TVK m.40 kapsamında vatandaşlık kararının geri alınması mı

    olduğu belirlenmelidir.

    Bu ayrım kullanılacak hukuki argümanları doğrudan değiştirmektedir.

    Bu konunun ayrıntılı teorik ve uygulamaya ilişkin açıklamasını daha önce yayımladığımız “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma” başlıklı çalışmada ele almıştık. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    XI. DANIŞTAY’IN 2025 TARİHLİ KARARI NEDEN ÖNEMLİ?

    1.070 kişilik soruşturma henüz çok yenidir ve bu somut soruşturmaya ilişkin verilmiş bir Danıştay kararı bulunmamaktadır.

    Ancak vatandaşlık kararlarının geri alınmasına ilişkin yakın tarihli Danıştay içtihadı, idarenin dayanması gereken delilin niteliği açısından önem taşımaktadır.

    Danıştay 10. Dairesinin E.2021/279, K.2025/3174 sayılı kararının resmî UYAP Mevzuat ve İçtihat sisteminde yayımlanan metninde, vatandaşlık kararının geri alınmasını gerektiren sebeplerin somut, yeterli ve ciddi bilgilerle ortaya konulması gerektiği belirtilmektedir. Daire ayrıca idari işlemin sebebinin gerçek ve hukuka uygun olması gerektiğine vurgu yapmaktadır. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Söz konusu karar gayrimenkul yatırımı dosyası değildir.

    Bu nedenle kararın doğrudan 1.070 kişi hakkında verilmiş gibi sunulması doğru olmaz.

    Ancak ortaya koyduğu idare hukuku ilkesi önemlidir:

    Vatandaşlığın geri alınması gibi ağır sonuç doğuran bir idari işlemin sebebi soyut veya genel ifadelerden ibaret bırakılamaz; ilgili kişi bakımından somutlaştırılması gerekir. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Bu prensip 1.070 kişilik toplu soruşturmanın bireysel vatandaşlık dosyalarına dönüştüğü aşamada özellikle önem kazanacaktır.

    XII. “AYNI ŞİRKETTEN ALDIM” TEK BAŞINA YETERLİ BİR İDARİ SEBEP MİDİR?

    Kanaatimizce hukuki inceleme bunun ötesine geçmek zorundadır.

    Bir kişinin belirli bir şirketten taşınmaz satın almış olması objektif bir olgudur.

    Ancak vatandaşlığının sona erdirilmesi bakımından asıl belirleyici olan;

    o kişinin kendi satış işleminin gerçekliği,

    kendi para hareketleri,

    kendi taşınmazının değeri,

    kendi ekspertiz raporu,

    kendi vatandaşlık dosyası

    ve varsa kendisine isnat edilen davranışlardır.

    Adalet Bakanlığının açıklamasında dahi 734 yabancıya yapılan satışın tamamı için değil, 274 satış bakımından muvazaa tespitinden söz edilmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Bu veri bireyselleştirilmiş dosya incelemesinin önemini açıkça göstermektedir.

    XIII. TAŞINMAZIN BUGÜNKÜ DEĞERİ DEĞİL, YATIRIM TARİHİNDEKİ GERÇEK DEĞERİ ÖNEMLİDİR

    Ekspertiz raporu hakkında sahtecilik veya gerçeğe aykırı değerleme iddiası bulunduğunda yatırımcının yalnızca eski ekspertiz raporunu savunması yeterli olmayabilir.

    Asıl maddi soru şu olabilir:

    Taşınmaz, vatandaşlık yatırımının gerçekleştirildiği tarihte gerçekte ne kadar değerliydi?

    Örneğin raporun bazı unsurlarının hatalı olması, taşınmazın mutlaka vatandaşlık için gerekli yatırım sınırının altında olduğu anlamına gelmez.

    Taşınmazın gerçek tarihsel değerinin gerekli eşiği zaten karşıladığı ortaya konulabilir.

    Bunun için gerektiğinde geçmiş tarihli emsal satışlar, aynı projedeki benzer bağımsız bölümler, tapu kayıtları, metrekare, kat, cephe, teslim durumu, satış tarihi ve dönemin piyasa koşulları üzerinden geriye dönük teknik değerleme yapılması gerekebilir.

    Yatırım yoluyla vatandaşlık sisteminde değerleme raporu ile uygunluk belgesinin hukuki önemi akademik literatürde de özellikle incelenmektedir. 2026 tarihli yatırım vatandaşlığı çalışması bu konu bakımından doğrudan güncel bir akademik referans niteliğindedir. (DergiPark)

    XIV. BUGÜNKÜ 400.000 DOLAR SINIRI ESKİ DOSYALARA UYGULANABİLİR Mİ?

    Geçmişte tamamlanmış bir vatandaşlık yatırımının hukuka uygunluğu değerlendirilirken bugün geçerli yatırım tutarından hareket edilmesi doğru değildir.

    Yatırım miktarları ve uygulama şartları yıllar içinde değişmiştir.

    Bu nedenle her yatırımcı bakımından;

    yatırımın yapıldığı tarih,

    taşınmazın edinildiği tarih,

    uygunluk belgesinin düzenlendiği tarih

    ve vatandaşlık kararının tarihi

    birlikte incelenerek o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat tespit edilmelidir.

    Önceki kapsamlı çalışmamızda bu kronolojik değerlendirme zorunluluğunu ayrıca ele almıştık. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    XV. UYGUNLUK BELGESİ NEDEN ÖNEMLİ?

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün resmî “Yabancı Yatırımcıların İstisnai Olarak Türk Vatandaşlığını Kazanmalarına İlişkin Usul ve Esaslar” belgesinde uygunluk belgesi, başvuru sahibinin ilgili Yönetmelikte aranan şartları taşıdığının ilgili Bakanlık veya kurum tarafından tespit edildiğini gösteren belge olarak tanımlanmaktadır. (Nüfus Müdürlüğü)

    Bu nedenle geçmişte yetkili kurum tarafından uygunluk belgesi düzenlenmiş olması hukuken önemsiz bir ayrıntı değildir.

    Yatırımcı, vatandaşlık sistemine kendi belirlediği şartlarla girmemiştir.

    Devletin ilgili tespit kurumu yatırım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini inceleyerek uygunluk belgesi düzenlemiştir. (Nüfus Müdürlüğü)

    Bununla birlikte uygunluk belgesinin bulunması vatandaşlık kararının hiçbir koşul altında yeniden incelenemeyeceği anlamına da gelmez.

    Asıl hukuki tartışma şudur:

    Geçmişte yapılan idari tespit ile bugün ortaya konulan yeni deliller arasında nasıl bir ilişki vardır ve bu yeni deliller ilgili yatırımcının kendi vatandaşlık kararının hangi kanuni sebebe dayanılarak sona erdirilmesini mümkün kılmaktadır?

    XVI. 25 EYLÜL 2026: CEZA SORUŞTURMASINDA YENİ GELİŞME

    21 Eylül operasyonundan dört gün sonra ceza soruşturmasında yeni bir gelişme yaşanmıştır.

    Anadolu Ajansının 25 Eylül 2026 tarihli haberine göre gözaltındaki 74 şüphelinin sulh ceza hâkimliğindeki işlemleri tamamlanmış ve 33 şüphelinin tutuklanmasına karar verilmiştir. Ayrıca 20 şüpheli hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Bu gelişme soruşturmanın aktif biçimde devam ettiğini göstermektedir.

    Ancak ceza muhakemesi açısından tutuklama bir mahkûmiyet hükmü değildir.

    Dahası, şirket yöneticileri, aracılar, değerleme süreçlerindeki kişiler veya diğer şüpheliler hakkında yürütülen ceza soruşturması ile 263 yatırımcı ve aile fertlerinin vatandaşlık statülerine ilişkin idari süreç aynı hukuki süreç değildir.

    Ceza dosyasındaki deliller idari vatandaşlık işleminde kullanılabilir; ancak her yatırımcı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

    XVII. 2.011 TAŞINMAZA TEDBİR UYGULANDI: BU, YATIRIMCININ EVİNE EL KONULDUĞU ANLAMINA GELİR Mİ?

    Soruşturma kapsamında şüphelilere ait veya soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 2.011 taşınmaz, bir otel, 86 motorlu araç, iki yat ve 42 banka hesabı hakkında tedbir uygulandığı; 30 anonim şirkete el konularak kayyım atandığı kamuoyuna açıklanmıştır. (Anadolu Ajansı)

    Ancak bu rakamdan hareketle 1.070 kişinin sahip olduğu bütün taşınmazlara el konulduğu sonucuna varılamaz.

    Belirli bir yatırımcının taşınmazı bakımından herhangi bir şerh, tedbir veya el koyma kararı bulunup bulunmadığı ayrıca tapu ve soruşturma kayıtlarından kontrol edilmelidir.

    Vatandaşlık statüsüne ilişkin idari işlem ile ceza soruşturması kapsamında malvarlığına yönelik koruma tedbiri farklı hukuki kurumlardır.

    XVIII. VATANDAŞLIK İPTAL KARARI GELİRSE DAVA SÜRESİ NE KADAR?

    Vatandaşlık kazanma kararının iptali veya vatandaşlık kararının geri alınması yargısal denetime tabi idari işlemlerdir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre, özel kanunda başka bir süre öngörülmeyen idari uyuşmazlıklarda genel dava açma süresi 60 gündür. İdari uyuşmazlıklarda süre kural olarak yazılı bildirimi izleyen günden itibaren değerlendirilir. Resmî UYAP içtihatlarında da İYUK m.7’nin bu kuralı açıkça aktarılmaktadır. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Bu nedenle hakkında karar verilen yatırımcının ilk kontrol etmesi gereken belgelerden biri tebligattır.

    Kararın kim tarafından tesis edildiği, hangi tarihte verildiği, hangi kanun maddesine dayandığı ve ne zaman tebliğ edildiği belirlenmeden dava süresi hakkında sağlıklı hesaplama yapılamaz.

    Görevli ve yetkili yargı mercii de işlemi tesis eden makama ve işlemin niteliğine göre ayrıca belirlenmelidir.

    XIX. DAVA AÇILMASI VATANDAŞLIK İŞLEMİNİN UYGULANMASINI KENDİLİĞİNDEN DURDURUR MU?

    İdari yargıda dava açılması kural olarak dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

    İYUK m.27 çerçevesinde yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Resmî UYAP içtihatları da bu iki şartı birlikte aramaktadır. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Vatandaşlığın kaybının kişinin pasaportu, Türkiye’ye giriş ve ikameti, aile düzeni, şirket faaliyetleri ve diğer hukuki ilişkileri üzerinde doğurabileceği sonuçlar dikkate alındığında yürütmenin durdurulması talebi somut dosyanın özelliklerine göre ayrıca hazırlanmalıdır.

    XX. TÜRKİYE’YE GİRİŞ YAPACAK 1.070 KİŞİ İÇERİSİNDEKİ YATIRIMCI NEYİ KONTROL ETMELİ?

    Vatandaşlık dosyası hakkında inceleme bulunması ile hakkında ceza soruşturması, yakalama kararı, adli kontrol veya başka bir tahdit bulunması aynı şey değildir.

    Bu nedenle yurt dışında bulunan bir yatırımcının Türkiye’ye seyahat riskinin yalnızca “1.070 kişi içerisinde bulunuyorum” bilgisiyle değerlendirilmesi doğru olmaz.

    Kişinin vatandaşlık statüsünün mevcut durumu ile varsa ceza soruşturması ve giriş-çıkış bakımından herhangi bir bireysel tedbir bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.

    Özellikle vatandaşlık kararı hakkında işlem tesis edilmişse kişinin Türkiye’ye hangi pasaport ve hangi yabancılık statüsüyle giriş yapacağı da ayrıca değerlendirilmelidir.

    XXI. 1.070 KİŞİ İÇERİSİNDE OLDUĞUNU ÖĞRENEN YATIRIMCI HANGİ BELGELERİ TOPLAMALI?

    Bu dosyalarda savunma sonradan oluşturulmaya çalışılmamalıdır.

    Öncelikle tapu senedi, satış sözleşmesi, ekspertiz/değerleme raporu, yatırım uygunluk belgesi, vatandaşlık dosyası, vatandaşlık kararına ilişkin kayıtlar, banka dekontları, tam hesap ekstreleri, SWIFT kayıtları, döviz belgeleri, satıcıyla yapılan yazışmalar, faturalar ve varsa aracı kuruluşlarla yapılan sözleşmeler bir araya getirilmelidir.

    Banka belgelerinde yalnızca satış günündeki transfer değil, gerektiğinde ödeme öncesi paranın kaynağı ve satış sonrasındaki hareketler de incelenmelidir.

    Ardından taşınmazın vatandaşlık yatırımı tarihindeki gerçek piyasa değeri ayrıca değerlendirilmelidir.

    Son aşamada ise yatırımcının vatandaşlık başvurusuna ilişkin bütün idari belgelerle soruşturma makamlarının ileri sürdüğü maddi olgular karşılaştırılmalıdır.

    XXII. “BENİM İŞLEMİM GERÇEK, ŞİRKETİN BAŞKA İŞLEMLERİ BENİ NEDEN ETKİLİYOR?” SORUSU

    Bu, hukuken son derece haklı bir soru alanıdır.

    Bir şirket hakkında geniş kapsamlı ceza soruşturması yürütülmesi, idarenin o şirket üzerinden yapılan işlemleri yeniden incelemesini açıklayabilir.

    Ancak incelemenin başlatılması ile incelemenin sonucunda her yatırımcı hakkında aynı kararın verilmesi farklı şeylerdir.

    TVK m.31’in lafzı yatırımcının kendi yalan beyanı veya gizlediği önemli husus üzerinde durmaktadır. NVI’nin resmî açıklaması da gizlemenin açıkça kanıtlanmasından söz etmektedir. (Nüfus Müdürlüğü)

    TVK m.40 bakımından ise vatandaşlığın kazanıldığı tarihte gerekli hukuki şartların somut olayda mevcut olup olmadığı araştırılmalıdır. Yakın tarihli Danıştay yaklaşımı da geri almaya esas sebebin somut, yeterli ve ciddi bilgilerle ortaya konulmasını aramaktadır. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Dolayısıyla bireyselleştirilmiş inceleme bu uyuşmazlıkların merkezindedir.

    XXIII. 1.070 KİŞİLİK DOSYADA EN GÜÇLÜ SAVUNMA NE OLABİLİR?

    Bütün yatırımcılar için tek bir “en güçlü savunma” bulunmamaktadır.

    Bazı dosyalarda asıl mesele gerçek banka ödemesidir.

    Bazılarında taşınmazın gerçek tarihsel değeridir.

    Bazılarında ekspertiz raporuyla yatırımcı arasında hiçbir bağlantı bulunmamasıdır.

    Bazılarında yatırımcı bedeli gerçekten ödemiş ve taşınmaz gerekli yatırım değerini gerçekten karşılamış olmasına rağmen aynı şirketin başka işlemlerinde ortaya çıkan usulsüzlük nedeniyle dosyanın yeniden incelemeye alınması söz konusu olabilir.

    Bazı dosyalarda ise yatırımcının iyi niyetinden bağımsız olarak vatandaşlığın kazanıldığı tarihte objektif yatırım şartlarının gerçekten mevcut olup olmadığı tartışılabilir.

    Bu nedenle gerçek hukuki savunma bir slogan değil, dosyanın yeniden inşa edilmesidir.

    XXIV. ÖNCEKİ VATANDAŞLIK İPTALİ ÇALIŞMAMIZ İLE BU YAZININ FARKI

    19 Eylül 2026 tarihli önceki kapsamlı çalışmamızda yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması rejimini genel olarak incelemiş; 2025 ve Ağustos 2026 soruşturmalarını, sahte ekspertiz iddialarını, TVK m.31 ile m.40 arasındaki farkı, iyi niyetli yatırımcıyı, yatırım tarihindeki mevzuatı ve yargısal koruma yollarını ayrıntılı biçimde değerlendirmiştik. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

    Bu çalışma ise yalnızca 21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan 1.070 kişilik yeni soruşturma için hazırlanmıştır.

    Özellikle Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden taşınmaz satın almış olan; kendisine 1.070 kişilik soruşturma kapsamında olduğu bildirilen veya vatandaşlık dosyasının yeniden incelendiğini öğrenen kişilerin somut durumlarını anlamalarına yöneliktir.

    XXV. SONUÇ: “1.070 KİŞİ” TEK BİR VATANDAŞLIK DOSYASI DEĞİLDİR

    21 Eylül 2026 soruşturmasının büyüklüğü tartışmasızdır.

    263 yatırımcı ve 807 aile ferdi olmak üzere 1.070 kişinin vatandaşlık statüsünü ilgilendiren bir süreçten söz edilmektedir. (Anadolu Ajansı)

    Fakat 1.070 kişinin tek bir hukuki dosya gibi değerlendirilmesi mümkün değildir.

    Her yatırımcı bakımından ayrı ayrı;

    gerçek ödeme,

    para kaynağı,

    satıcıya ulaşan bedel,

    varsa bedel iadesi,

    taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değeri,

    ekspertiz raporu,

    uygunluk belgesi,

    yatırımcının soruşturma konusu işlem veya kişilerle bağlantısı,

    vatandaşlık dosyasında sunduğu beyan ve belgeler,

    yatırım tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat

    ve idarenin bugün hangi somut olguya dayanarak işlem tesis ettiği

    incelenmelidir.

    Bir kişinin Gül İnşaat, Beyaz İnşaat veya LİV İnşaat üzerinden gayrimenkul satın almış olması tek başına vatandaşlığının hukuka aykırı kazanıldığını göstermez.

    Buna karşılık yalnızca “ben iyi niyetliydim” denilmesi de bütün hukuki sorunları kendiliğinden çözmez.

    Doğru yöntem, vatandaşlığın kazanıldığı tarihteki maddi ve hukuki şartların yatırımcı özelinde yeniden ortaya konulmasıdır.

    Anayasa’nın 66. maddesi vatandaşlığın kanunun gösterdiği şartlarla kazanılacağını ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedileceğini düzenlemektedir. (Anayasa Mahkemesi)

    Bu nedenle 1.070 kişilik soruşturmanın bundan sonraki en önemli hukuki meselesi yalnızca ceza soruşturmasının nasıl sonuçlanacağı değildir.

    Asıl mesele, her yatırımcı bakımından vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin kanuni sebebin ve bu sebebi oluşturan somut maddi olguların bireysel olarak ortaya konulup konulamayacağıdır.


    TD HUKUK VE DANIŞMANLIK

    TD Hukuk ve Danışmanlık; yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması, vatandaşlık dosyalarının resmî incelemesi, yatırım uygunluk belgeleri, ekspertiz ve değerleme uyuşmazlıkları, muvazaalı satış iddiaları ve vatandaşlık işlemlerine karşı idari yargı süreçleri alanında hukuki hizmet sunmaktadır.

    Özellikle 1.070 kişilik 21 Eylül 2026 soruşturması kapsamında olduğunu düşünen yatırımcılar bakımından değerlendirme yalnızca kamuoyundaki haberler üzerinden değil; kişinin kendi tapu, banka, ekspertiz, uygunluk ve vatandaşlık dosyası üzerinden yapılmalıdır.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    TD Hukuk ve Danışmanlık
    Telefon: 0212 299 44 22
    WhatsApp / Mobil: 0507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web: dolgun.av.tr
    Adres: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), A2 Blok, No: 206, Bakırköy / İstanbul

    Hukuki Bilgilendirme

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her vatandaşlık dosyasının maddi ve hukuki koşulları farklıdır. Bir kişinin soruşturma kapsamında bulunması, hakkında kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti bulunduğu veya vatandaşlığının kesin olarak kaybedildiği anlamına gelmez. Somut hukuki değerlendirme ilgili kişinin resmî dosyası ve belgeleri incelendikten sonra yapılmalıdır.

    Kaynaklar

    Anadolu Ajansı, 21 Eylül 2026, İstanbul merkezli “usulsüz vatandaşlık” soruşturmasına ilişkin haber ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı açıklamaları. (Anadolu Ajansı)

    Anadolu Ajansı, 25 Eylül 2026, soruşturma kapsamında 33 şüphelinin tutuklanmasına ilişkin güncelleme. (Anadolu Ajansı)

    T.C. İçişleri Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun uygulanmasına ilişkin resmî açıklama. (Nüfus Müdürlüğü)

    T.C. İçişleri Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, “Yabancı Yatırımcıların İstisnai Olarak Türk Vatandaşlığını Kazanmalarına İlişkin Usul ve Esaslar.” (Nüfus Müdürlüğü)

    Danıştay 10. Dairesi, E.2021/279, K.2025/3174, resmî UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı. (mevzuat.adalet.gov.tr)

    Özgür, Çiçek, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.75, S.1, 2026, s.741–779. (DergiPark)

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.66, Anayasa Mahkemesi resmî mevzuat sayfası. (Anayasa Mahkemesi)

    Av. Murat Can Dolğun, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma”, 19 Eylül 2026. (Av. MURAT CAN DOLGUN)

  • Divorce in Turkey for Foreigners: Foreign Spouses, Dual Citizens, Spouses Living Abroad and Consular Procedures

    Divorce in Turkey for Foreigners: Foreign Spouses, Dual Citizens, Spouses Living Abroad and Consular Procedures

    Divorce proceedings in Turkey are not limited to marriages in which both spouses are Turkish citizens residing in Turkey.

    International and cross-border family law cases increasingly involve spouses of different nationalities, marriages celebrated abroad, dual nationals, foreign nationals who subsequently acquire Turkish citizenship, or spouses who live in different countries.

    In these cases, the question is not simply: “Can I get divorced in Turkey?”

    Several separate legal issues must be considered:

    • Do the Turkish courts have international jurisdiction?
    • Which country’s law applies to the divorce?
    • What happens if one or both spouses are foreign nationals?
    • What happens if a spouse acquired Turkish citizenship after the marriage?
    • How are court documents served on a spouse living abroad?
    • What role can a Turkish Embassy or Consulate play?
    • How can the financial and social circumstances of a spouse living abroad be investigated?
    • What happens if the spouses have already divorced in another country?
    • Does a foreign divorce judgment automatically have effect in Turkey?

    These questions are governed not only by the Turkish Civil Code but also by Turkish private international law, international treaties, procedural legislation and, depending on the country concerned, international judicial assistance mechanisms.

    Types of Divorce Under Turkish Law

    In practice, divorce proceedings in Turkey are commonly divided into two main categories:

    uncontested divorce (divorce by mutual consent) and contested divorce.

    The Turkish Civil Code also regulates specific and general grounds for divorce.

    Specific grounds include:

    • adultery,
    • attempt on life, severe ill-treatment or seriously degrading conduct,
    • committing a crime or leading a dishonourable life,
    • desertion,
    • mental illness.

    The general ground for divorce is the irretrievable breakdown of the marriage, regulated under Article 166 of the Turkish Civil Code.

    Uncontested Divorce in Turkey

    An uncontested divorce is possible under Article 166/3 of the Turkish Civil Code where the statutory requirements are satisfied.

    The marriage must have lasted for at least one year.

    The spouses may apply jointly, or one spouse may accept the divorce proceedings commenced by the other spouse.

    However, agreement between the spouses alone is not sufficient.

    The judge must personally hear the spouses, be satisfied that their intention to divorce has been expressed freely, and approve the arrangements concerning the financial consequences of the divorce and the position of any children.

    The Turkish Constitutional Court has also examined the one-year marriage requirement and held that the statutory requirement is not unconstitutional.

    Contested Divorce in Turkey

    Where one spouse does not consent to the divorce, or the parties cannot agree on matters such as financial consequences, maintenance, compensation or children, the proceedings may continue as a contested divorce.

    Depending on the circumstances, the Turkish court may have to consider issues including:

    • fault in the breakdown of the marriage,
    • interim maintenance,
    • spousal maintenance,
    • child maintenance,
    • pecuniary and non-pecuniary compensation,
    • custody,
    • contact arrangements,
    • evidence obtained in Turkey and abroad.

    International cases may require additional procedural steps where evidence, income, assets or one of the spouses is located outside Turkey.

    Can You Divorce in Turkey if Your Spouse Is a Foreigner?

    Yes, provided that the requirements for the jurisdiction of the Turkish courts are satisfied.

    The mere fact that one spouse is a foreign national does not prevent divorce proceedings from being commenced in Turkey.

    However, two separate legal questions must always be distinguished:

    First: Do the Turkish courts have international jurisdiction?

    Second: Which country’s substantive law applies to the divorce?

    These are not the same question.

    The fact that a Turkish court has jurisdiction does not automatically mean that Turkish substantive law applies to every aspect of the divorce.

    The principal legislation governing these questions is Law No. 5718 on Private International Law and International Civil Procedure (MÖHUK).

    Under Article 40 of MÖHUK, the international jurisdiction of Turkish courts is generally determined by reference to the domestic rules on territorial jurisdiction.

    Article 168 of the Turkish Civil Code provides, in general terms, that divorce or separation proceedings may be brought before the court at the place of residence of either spouse or the place where the spouses last lived together for at least six months before the proceedings.

    Article 41 of MÖHUK also contains a special jurisdictional provision concerning personal-status proceedings involving Turkish citizens.

    Accordingly, the statement “My spouse lives abroad, therefore I cannot divorce in Turkey” is not generally correct.

    The particular jurisdictional circumstances of the case must be examined.

    Can Two Foreign Nationals Get Divorced in Turkey?

    Yes, where the relevant jurisdictional requirements are satisfied.

    An important recent example is the judgment of the 2nd Civil Chamber of the Turkish Court of Cassation dated 21 April 2026, File No. 2025/5548, Decision No. 2026/4435.

    The claimant was an Egyptian national and the respondent was a Saudi Arabian national. Neither party was a Turkish citizen, but the parties had been residing in Turkey for a considerable period.

    The Court of Cassation addressed the ability of foreign nationals to establish their marriage and pursue divorce proceedings in Turkey. It also considered the relevance of the spouses’ common habitual residence in Turkey when determining the applicable law under Article 14 of MÖHUK.

    Official Court of Cassation decision database:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1218262300

    The decision is particularly significant for foreign couples residing in Turkey because it demonstrates that the absence of Turkish nationality does not, by itself, prevent divorce proceedings before Turkish courts.

    Which Law Applies When the Spouses Have Different Nationalities?

    Article 14 of MÖHUK is the principal conflict-of-laws provision governing divorce and legal separation.

    Under Article 14, the grounds and consequences of divorce and separation are primarily governed by the spouses’ common national law.

    Where the spouses do not have a common nationality, the law of their common habitual residence applies.

    Where there is neither a common nationality nor a common habitual residence, Turkish law applies.

    This distinction is extremely important.

    For example, assume that one spouse is an Egyptian national and the other is a Saudi Arabian national. There is no common national law merely because the parties are married.

    The next question is therefore whether they have a common habitual residence.

    If their common habitual residence is in Turkey, Turkish law may become applicable under Article 14 of MÖHUK.

    Official text of Law No. 5718:
    https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2007/12/20071212-1.htm

    What Does “Habitual Residence” Mean?

    Habitual residence should not simply be equated with a registered address.

    In private international law, the concept generally concerns the place where a person’s life has acquired a degree of factual stability and continuity.

    Accordingly, the assessment may involve the actual circumstances of the spouses’ lives rather than merely the address appearing on an administrative record.

    This can become particularly important for expatriates, investors, foreign employees, international families and persons who hold residence rights in more than one country.

    What Happens if a Foreign National Becomes a Turkish Citizen After Marriage?

    This is one of the most important issues in international divorce proceedings in Turkey.

    Consider, for example, a couple who were both Syrian nationals when they married in Syria. One or both spouses may subsequently acquire Turkish citizenship.

    Which nationality matters when divorce proceedings are later commenced?

    The answer cannot be determined solely by looking at the parties’ nationality on the date of marriage.

    Article 3 of MÖHUK provides an important rule: where the applicable law is determined according to nationality, domicile or habitual residence, the relevant status at the date of commencement of proceedings is generally taken into consideration unless otherwise provided by law.

    Accordingly, a person’s nationality at the time divorce proceedings are commenced may be legally significant even if that person had a different nationality when the marriage took place.

    What if the Person Has Both Turkish and Foreign Citizenship?

    Article 4 of MÖHUK is particularly important for dual nationals.

    Where a person possesses more than one nationality and one of those nationalities is Turkish, Turkish nationality is given priority when determining the applicable law on the basis of nationality.

    This means that acquiring Turkish citizenship can materially alter the private international law analysis.

    A statement such as:

    “We were both foreigners when we married, so only foreign law can apply to our divorce”

    is therefore not necessarily correct.

    In a case involving subsequent acquisition of Turkish citizenship, it may be necessary to establish:

    • the nationalities held at the time of marriage,
    • the date Turkish citizenship was acquired,
    • the nationalities held when the divorce proceedings were commenced,
    • whether the previous nationality was retained,
    • the nationality of the other spouse,
    • the spouses’ common habitual residence.

    Articles 3, 4 and 14 of MÖHUK should then be considered together.

    Can You Divorce in Turkey if the Marriage Took Place Abroad?

    Potentially, yes.

    The fact that a marriage was celebrated outside Turkey does not by itself prevent divorce proceedings in Turkey.

    However, the existence and validity of the marriage must be established.

    Depending on the country and the documents concerned, this may require:

    • a foreign marriage certificate,
    • apostille certification,
    • consular legalisation or other authentication procedures,
    • a certified Turkish translation,
    • evidence concerning the identity and civil status of the spouses.

    The 2026 judgment of the 2nd Civil Chamber of the Court of Cassation referred to above is also relevant to the evidential position of foreign spouses whose marriage is not recorded in the Turkish civil registry.

    What Happens if One Spouse Lives Abroad?

    A spouse living in Germany, the United Kingdom, France, the United States, Canada, Saudi Arabia or another country does not, by that fact alone, prevent divorce proceedings from taking place in Turkey.

    One of the most important practical issues, however, is service of judicial documents abroad.

    Depending on the proceedings, documents requiring proper service may include:

    • the divorce petition,
    • preliminary court orders,
    • hearing notices,
    • expert reports,
    • procedural orders,
    • the reasoned judgment,
    • appellate documents.

    Improper service can have serious consequences.

    It may affect the other spouse’s right to be heard, procedural time limits, appeal periods and ultimately the date on which the divorce judgment becomes final.

    For that reason, international service should be considered at the beginning of the case rather than after a judgment has already been obtained.

    How Are Court Documents Served on a Turkish Citizen Living Abroad?

    Article 25/a of the Turkish Notification Law No. 7201 provides a special mechanism concerning service on Turkish citizens abroad.

    According to the Turkish Ministry of Justice’s guidance, this mechanism is specific to Turkish nationals and may involve service through the relevant Turkish Embassy or Consulate.

    Turkish Ministry of Justice – International Service of Documents:
    https://diabgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/hukuk-tebligat-genel-hususlar14022020112629

    This can also be relevant where a person was originally a foreign national but subsequently acquired Turkish citizenship.

    The person’s citizenship status at the relevant time should therefore be established before the method of international service is selected.

    How Are Documents Served on a Foreign Spouse Living Abroad?

    A foreign national should not automatically be treated in the same manner as a Turkish citizen abroad.

    Where the recipient is a foreign national, it is necessary to examine the international treaty framework between Turkey and the country where service is to take place, any bilateral judicial assistance agreement, and the procedural rules applicable to that particular state.

    Turkey is a contracting state to the 1965 Hague Convention on the Service Abroad of Judicial and Extrajudicial Documents in Civil or Commercial Matters.

    The Convention establishes mechanisms for the international transmission and service of judicial documents.

    However, the procedure is not identical in every country.

    The relevant state’s declarations, reservations or objections under the Convention may need to be examined, together with translation requirements and permitted methods of service.

    Hague Conference on Private International Law – Service Convention:
    https://www.hcch.net/en/instruments/conventions/full-text/?cid=17

    Accordingly, international service in a Turkish divorce case should be planned on a country-specific basis.

    Can International Service Delay a Divorce in Turkey?

    Yes. In some cases, very substantially.

    Problems may arise because:

    • the foreign address is incomplete,
    • the spouse has moved,
    • the wrong international service procedure is used,
    • required translations are missing,
    • documents do not comply with the receiving state’s requirements,
    • the applicable international convention is not properly identified.

    A particularly striking example can be found in the Turkish Constitutional Court’s decision concerning the S.A. application, in which difficulties surrounding service of a divorce judgment on a spouse abroad resulted in the judgment remaining non-final for approximately seventeen years.

    The Constitutional Court ultimately examined the matter from the perspective of fundamental rights.

    Turkish Constitutional Court:
    https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/bireysel-basvuru-basin-duyurulari/bosanma-kararinin-yurt-disindaki-ese-teblig-edilmemesi-nedeniyle-evlenme-hakkinin-ihlal-edilmesi/

    The case illustrates why service abroad is not merely an administrative detail in an international divorce.

    How Is the Financial and Social Position of a Spouse Living Abroad Investigated?

    The financial circumstances of the parties may be highly relevant to maintenance, child support and compensation claims.

    Where both spouses live in Turkey, courts may obtain information from domestic institutions and records.

    The situation becomes more complex where one spouse lives abroad.

    A search of Turkish records alone may provide a misleading picture. A person may have no substantial income or assets registered in Turkey while earning a significant salary, owning a company or holding assets abroad.

    International judicial assistance may therefore become relevant.

    The Turkish Ministry of Justice expressly identifies investigations into a person’s economic and social circumstances among the matters that may be dealt with through international letters of request and judicial assistance.

    Turkish Ministry of Justice – International Judicial Assistance:
    https://diabgm.adalet.gov.tr/arsiv/adli_yardimlasma/adli_isbirligi_hukuk/hukuk_istinabe.html

    What Is the Role of a Turkish Consulate in a Financial and Social Circumstances Investigation?

    This point is particularly relevant where the person living abroad is a Turkish citizen.

    According to the Ministry of Justice’s guidance on international judicial assistance, requests concerning the investigation of the economic and social circumstances of Turkish citizens living abroad may, subject to the applicable procedure, be transmitted to the relevant Turkish diplomatic mission.

    The Turkish Consulate does not replace the Family Court.

    It does not determine fault in the divorce.

    It does not determine the amount of maintenance.

    It does not decide whether the parties should divorce.

    Rather, Turkish diplomatic missions may perform functions within the applicable international judicial assistance and consular framework.

    Where the person concerned is a foreign national, the applicable judicial assistance arrangements with that person’s country must be considered separately.

    Can a Spouse’s Income and Assets Abroad Be Investigated?

    Potentially, yes, although the precise mechanism depends heavily on the country concerned.

    Depending on the facts and the applicable international cooperation framework, relevant material may include:

    • employment records,
    • employment contracts,
    • payslips,
    • tax documentation,
    • company ownership,
    • commercial activities,
    • property,
    • rental income,
    • bank information where legally obtainable,
    • social security information,
    • vehicles,
    • evidence of actual living standards.

    Not every category of information can necessarily be obtained from every country.

    The foreign state’s domestic law, data-protection rules, applicable treaties and judicial assistance arrangements must therefore be examined.

    This is particularly important where the spouse is a business owner, shareholder, investor, professional or high-income individual whose financial circumstances cannot realistically be established from Turkish records alone.

    What Is the Role of Turkish Embassies and Consulates in Divorce Cases?

    Turkish diplomatic missions may become relevant at different stages of an international family law matter.

    Depending on the particular legal procedure, their functions may include matters concerning:

    • service on Turkish citizens abroad,
    • certain judicial assistance requests,
    • civil registry and citizenship matters,
    • powers of attorney and certain notarial procedures,
    • applications relating to registration of foreign divorce decisions.

    However, a Turkish Consulate is not a divorce court.

    A distinction must therefore be made between obtaining a divorce judgment and completing consular or civil-registry procedures connected with a divorce.

    If I Divorced Abroad, Do I Have to Divorce Again in Turkey?

    Not necessarily.

    The correct legal issue is generally not whether the parties must “divorce again”, but whether the foreign divorce decision will be recognised and given the appropriate legal effect in Turkey.

    Historically, recognition proceedings before Turkish courts played a central role.

    Today, Article 27/A of the Turkish Civil Registration Services Law No. 5490 also permits certain foreign judicial or administrative decisions concerning divorce, annulment and related marital-status matters to be registered directly in the Turkish family registry where the statutory conditions are satisfied.

    Where those conditions are not satisfied, judicial recognition may still be necessary.

    If the foreign judgment also contains enforceable orders concerning maintenance, compensation or other obligations, the distinction between recognition and enforcement becomes particularly important.

    Turkish Directorate General of Civil Registration and Citizenship:
    https://www.nvi.gov.tr/

    What if a Person Became a Turkish Citizen and Had Already Divorced Abroad?

    The chronology becomes important.

    It may be necessary to examine:

    • when Turkish citizenship was acquired,
    • when the foreign divorce judgment was issued,
    • when the judgment became final,
    • the person’s current Turkish civil registry record,
    • whether the conditions for administrative registration are satisfied.

    A person being legally divorced in another country does not necessarily mean that the Turkish civil registry will automatically reflect the same marital status.

    Depending on the circumstances, administrative registration under Article 27/A of Law No. 5490 or judicial recognition under MÖHUK may be required.

    This issue can become particularly important where the person intends to remarry in Turkey.

    Can a Foreign Spouse Divorce in Turkey Without Travelling to Turkey?

    Physical attendance at every hearing is not a general requirement in every Turkish divorce case.

    A party may, subject to procedural requirements, be represented by a lawyer under an appropriate power of attorney.

    However, uncontested divorce requires particular attention.

    Under Article 166/3 of the Turkish Civil Code, the judge must personally hear the spouses and be satisfied that their intention to divorce has been freely expressed.

    It is therefore unsafe to assume that a spouse living abroad can obtain an uncontested divorce in Turkey without the court addressing the statutory requirement that the parties be personally heard.

    The procedural position must be assessed in the particular case.

    Representation by lawyers, international service and international judicial assistance become especially important in contested divorce proceedings.

    Common Mistakes in International Divorce Cases in Turkey

    A substantial part of the delay in international divorce litigation can arise not from the substantive dispute but from procedural errors made at the beginning of the case.

    Common problems include:

    • providing an incomplete foreign address,
    • failing to determine the spouse’s current nationality,
    • attempting to use a service method reserved for Turkish citizens on a foreign national,
    • failing to prepare the necessary translations,
    • failing to check the relevant country’s position under international conventions,
    • failing to properly document a foreign marriage,
    • assuming that Turkish law automatically applies because the case is before a Turkish court,
    • failing to investigate foreign income and assets at an early stage.

    The distinction between international jurisdiction and applicable law is particularly important.

    A Turkish court having jurisdiction over the proceedings does not, by itself, establish that Turkish substantive law applies to every issue.

    Frequently Asked Questions

    My spouse is a foreign national. Can I divorce in Turkey?

    Potentially, yes. The international jurisdiction of the Turkish courts and the applicable law must be determined separately.

    We are both foreigners. Can we divorce in Turkey?

    Yes, where the jurisdictional requirements are satisfied. The 21 April 2026 judgment of the 2nd Civil Chamber of the Court of Cassation, File No. 2025/5548, Decision No. 2026/4435, provides an important recent example.

    Our marriage does not appear in the Turkish civil registry. Can we still divorce in Turkey?

    Potentially, yes. Foreign spouses may establish the existence of their marriage through appropriate foreign civil-status documentation. The precise documents and authentication requirements should be assessed in the individual case.

    I was a foreign national when I married but later became a Turkish citizen. Which law applies?

    Your citizenship status when the divorce proceedings are commenced may be important. Articles 3, 4 and 14 of MÖHUK should be considered together.

    I am both a Turkish citizen and a citizen of another country. Which nationality is relevant?

    Where applicable law is determined by nationality, Article 4 of MÖHUK gives priority to Turkish nationality where one of the person’s multiple nationalities is Turkish.

    My spouse lives abroad. Can I file for divorce in Turkey?

    Potentially, yes. Living abroad does not by itself prevent Turkish jurisdiction. The jurisdictional requirements of the particular case must be examined.

    Can documents be served through a Turkish Consulate?

    For Turkish citizens abroad, Article 25/a of the Notification Law provides a special mechanism. Foreign nationals are subject to a different analysis involving the applicable international service framework.

    Can my spouse’s salary abroad be investigated?

    Potentially, yes. International judicial assistance may be available for investigations into financial and social circumstances and for obtaining certain information or documents, subject to the law and cooperation mechanisms of the country concerned.

    I am already divorced abroad. Do I need another divorce case in Turkey?

    Usually the issue is not obtaining a second divorce but ensuring that the foreign decision has legal effect in Turkey. Depending on the circumstances, this may involve administrative registration, recognition or enforcement.

    Conclusion

    International divorce cases in Turkey require considerably more than the application of ordinary domestic divorce rules.

    The parties’ nationalities, any subsequent acquisition of Turkish citizenship, dual nationality, habitual residence, international jurisdiction, applicable law, international service of judicial documents, financial investigations abroad, consular procedures and the effect of foreign judgments may all have to be considered together.

    Where one spouse lives abroad, the service and international judicial assistance strategy should ideally be considered before proceedings are commenced. Errors at this stage can substantially delay both the proceedings and the finalisation of the divorce.

    Similarly, where one or both spouses were originally foreign nationals and later acquired Turkish citizenship, the dates of citizenship acquisition and the nationalities held when proceedings are commenced may materially affect the private international law analysis.

    Legal Sources and References

    Law No. 5718 on Private International Law and International Civil Procedure (MÖHUK)
    Particular attention should be given to Articles 3, 4, 5, 14, 40 and 41.

    Official Gazette:
    https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2007/12/20071212-1.htm

    Turkish Civil Code No. 4721
    In particular Articles 161 et seq., Article 166 and Article 168.

    Official legislation:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf

    Court of Cassation, 2nd Civil Chamber, 21 April 2026, File No. 2025/5548, Decision No. 2026/4435

    Official Ministry of Justice case-law database:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1218262300

    Turkish Notification Law No. 7201 and International Service

    Turkish Ministry of Justice:
    https://diabgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/hukuk-tebligat-genel-hususlar14022020112629

    International Judicial Assistance and Letters of Request

    Turkish Ministry of Justice, Directorate General for Foreign Relations and European Union Affairs:
    https://diabgm.adalet.gov.tr/arsiv/adli_yardimlasma/adli_isbirligi_hukuk/hukuk_istinabe.html

    1965 Hague Service Convention

    Hague Conference on Private International Law:
    https://www.hcch.net/en/instruments/conventions/full-text/?cid=17

    Turkish Constitutional Court – International Service of a Divorce Judgment

    Turkish Constitutional Court:
    https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/bireysel-basvuru-basin-duyurulari/bosanma-kararinin-yurt-disindaki-ese-teblig-edilmemesi-nedeniyle-evlenme-hakkinin-ihlal-edilmesi/

    Foreign Divorce Decisions and Turkish Civil Registry

    Directorate General of Civil Registration and Citizenship:
    https://www.nvi.gov.tr/

    TD Law Firm – International Divorce and Family Law in Turkey

    TD Law Firm provides legal advice and representation in international and cross-border family law matters, including:

    • divorce proceedings involving foreign spouses,
    • divorce proceedings between foreign nationals in Turkey,
    • cases involving dual nationals,
    • divorce proceedings involving persons who subsequently acquired Turkish citizenship,
    • spouses residing outside Turkey,
    • international service of judicial documents,
    • international judicial assistance,
    • investigation of financial and social circumstances abroad,
    • maintenance and compensation claims involving foreign income,
    • recognition and enforcement of foreign divorce judgments,
    • registration of foreign divorce decisions in the Turkish civil registry.

    Attorney Murat Can Dolğun
    Istanbul Bar Association – Registration No. 75860
    TD Law Firm

    Office: +90 212 299 44 22
    Mobile / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    Email: av.muratcandolgun@gmail.com
    Website: http://www.dolgun.av.tr

    Legal Disclaimer

    This article has been prepared for general informational purposes only.

    It does not constitute legal advice, a legal opinion concerning any particular dispute, or a guarantee regarding the outcome of any judicial or administrative proceedings.

    International and cross-border divorce cases are particularly fact-sensitive. The applicable law, international jurisdiction of the Turkish courts, method of international service, nationality of the parties, habitual residence, international judicial assistance mechanisms and legal effect of a foreign judgment may vary substantially depending on the circumstances of each case.

    Before commencing proceedings or taking any legal action, the parties’ citizenship records, residence and habitual residence, marriage documents, foreign court decisions, relevant international treaties and the applicable law should therefore be reviewed on a case-by-case basis.

    © TD Law Firm – Attorney Murat Can Dolğun

  • Türkiye’de Boşanma Davaları: Yabancı Eş, Çifte Vatandaşlık, Yurt Dışında Yaşayan Eş ve Konsolosluk İşlemleri

    Türkiye’de Boşanma Davaları: Yabancı Eş, Çifte Vatandaşlık, Yurt Dışında Yaşayan Eş ve Konsolosluk İşlemleri

    Türkiye’de boşanma davaları yalnızca iki Türk vatandaşının Türkiye’de yaşadığı klasik aile hukuku uyuşmazlıklarından ibaret değildir. Günümüzde eşlerden birinin yabancı olması, iki eşin farklı vatandaşlıklara sahip bulunması, evliliğin başka bir ülkede yapılmış olması, eşlerden birinin sonradan Türk vatandaşlığını kazanması veya eşlerden birinin yurt dışında yaşaması son derece sık karşılaşılan durumlardır.

    Bu tür dosyalarda ilk soru çoğu zaman “Türkiye’de boşanabilir miyim?” şeklinde sorulsa da hukuken cevaplanması gereken meseleler bundan daha geniştir. Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olup olmadığı, hangi ülke hukukunun uygulanacağı, yabancı ülkedeki eşe nasıl tebligat yapılacağı, nafaka ve tazminat hesabında yurt dışındaki gelirlerin nasıl araştırılacağı, Türk konsolosluğunun hangi işlemleri yapabileceği ve yurt dışında daha önce verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de nasıl sonuç doğuracağı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

    Türk Hukukunda Boşanma Türleri Nelerdir?

    Türk hukukunda uygulamada boşanma davaları öncelikle anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olarak iki ana grupta ele alınmaktadır.

    Bunun yanında Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel ve genel boşanma sebepleri olarak düzenlenmiştir.

    Özel boşanma sebepleri;

    • zina,
    • hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,
    • suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,
    • terk,
    • akıl hastalığıdır.

    Genel boşanma sebebi ise Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.

    Anlaşmalı Boşanma

    Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşlerin birlikte mahkemeye başvurması veya bir eşin diğer eş tarafından açılmış boşanma davasını kabul etmesi mümkündür.

    Ancak tarafların yalnızca “boşanmak istiyoruz” demesi yeterli değildir. Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

    Çekişmeli Boşanma

    Eşlerden biri boşanmak istemiyorsa veya taraflar boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası gündeme gelir.

    Kusur, nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet, kişisel ilişki, ziynet alacağı ve diğer talepler dosyanın niteliğine göre ayrıca değerlendirilebilir.

    Eşlerden Birinin Yabancı Olması Türkiye’de Boşanmaya Engel midir?

    Hayır.

    Eşlerden birinin yabancı olması veya her iki eşin de yabancı olması tek başına Türkiye’de boşanma davası açılmasına engel değildir.

    Ancak yabancılık unsuru bulunan bir boşanma dosyasında iki soru birbirinden mutlaka ayrılmalıdır:

    Birincisi, Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olup olmadığıdır.

    İkincisi ise boşanmaya hangi ülkenin hukukunun uygulanacağıdır.

    Türk mahkemesinin davaya bakmaya yetkili olması, uyuşmazlığa mutlaka Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez.

    5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini kural olarak iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirlemektedir.

    Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

    Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaları bakımından MÖHUK m.41’de ayrıca özel bir milletlerarası yetki düzenlemesi bulunmaktadır.

    Bu nedenle “eşim yurt dışında yaşıyor, Türkiye’de boşanma davası açamam” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.

    İki Yabancı Türkiye’de Boşanabilir mi?

    Şartların bulunması halinde evet.

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2025/5548 E. ve 2026/4435 K. sayılı kararı bu konuda oldukça önemlidir.

    Karara konu olayda davacı Mısır, davalı ise Suudi Arabistan vatandaşıdır. Tarafların Türk vatandaşlığıyla ilgileri bulunmamasına rağmen uzun süredir Türkiye’de yaşadıkları tespit edilmiştir.

    Yargıtay, yabancıların kimliklerini ve geçerli bir evliliklerinin bulunduğunu belgelendirmelerinin boşanma davası bakımından yeterli olabileceğini; evliliğin mutlaka Türk nüfus kayıtlarında bulunmasının aranamayacağını belirtmiştir.

    Tarafların müşterek mutad meskenlerinin Türkiye olması nedeniyle MÖHUK m.14 kapsamında Türk hukukunun uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

    Dolayısıyla iki yabancının Türkiye’de boşanması hukuken mümkündür. Ancak mahkemenin milletlerarası yetkisi ve uygulanacak hukuk her dosyada ayrıca incelenmelidir.

    Farklı Ülke Vatandaşlarının Boşanmasında Hangi Hukuk Uygulanır?

    Yabancılık unsuru bulunan boşanma davalarında temel düzenleme MÖHUK m.14’tür.

    Boşanma ve ayrılığın sebepleri ve hükümleri bakımından öncelikle eşlerin müşterek milli hukuku uygulanır.

    Eşlerin ortak vatandaşlığı yoksa müşterek mutad mesken hukuku uygulanır.

    Müşterek mutad mesken de bulunmuyorsa Türk hukuku uygulanır.

    Bu nedenle örneğin eşlerden birinin Mısır, diğerinin Suudi Arabistan vatandaşı olması halinde yalnızca vatandaşlıklara bakılarak sonuca ulaşılamaz. Eşlerin müşterek mutad meskenlerinin nerede olduğu ayrıca araştırılır.

    Burada “mutad mesken” yalnızca nüfus veya adres kayıtlarından ibaret değildir. Kişilerin hayat ilişkilerinin fiilen yoğunlaştığı ve belirli bir süreklilik gösteren yaşam merkezi önem taşır.

    Sonradan Türk Vatandaşı Olan Yabancıların Boşanması

    Uygulamada özellikle dikkat edilmesi gereken konulardan biri, evlendikleri tarihte yabancı olup daha sonra Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin boşanmasıdır.

    Örneğin iki Suriye vatandaşı Suriye’de evlenmiş olabilir. Eşlerden biri veya her ikisi daha sonra Türk vatandaşlığını kazanmış olabilir.

    Bu durumda boşanma davasında yalnızca evlilik tarihindeki vatandaşlıklara bakılmaz.

    MÖHUK m.3 uyarınca uygulanacak hukukun vatandaşlık, yerleşim yeri veya mutad mesken esasına göre belirlendiği hallerde, kanunda aksi öngörülmedikçe dava tarihindeki durum esas alınır.

    Dolayısıyla boşanma davasının açıldığı tarihte kişinin hangi vatandaşlığa sahip olduğu önemlidir.

    Bir diğer önemli düzenleme MÖHUK m.4’tür.

    Bir kişinin birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olması ve bu vatandaşlıklardan birinin Türk vatandaşlığı olması halinde, vatandaşlık esasına göre uygulanacak hukukun belirlenmesinde Türk hukuku dikkate alınır.

    Bu nedenle sonradan Türk vatandaşlığını kazanmış bir kişinin boşanmasında;

    • evlenme tarihindeki vatandaşlık,
    • Türk vatandaşlığının kazanıldığı tarih,
    • dava tarihindeki vatandaşlık,
    • kişinin diğer vatandaşlığını muhafaza edip etmediği,
    • diğer eşin vatandaşlığı,
    • eşlerin müşterek mutad meskeni

    birlikte değerlendirilmelidir.

    “Evlendiğimizde ikimiz de yabancıydık, dolayısıyla boşanmamızda da yalnızca yabancı hukuk uygulanır” şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değildir.

    Evlilik Yurt Dışında Yapılmışsa Türkiye’de Boşanılabilir mi?

    Evliliğin Türkiye dışında yapılmış olması tek başına Türkiye’de boşanma davası açılmasına engel değildir.

    Ancak evliliğin hukuken mevcut olduğunun ve geçerli şekilde kurulduğunun belgelenmesi gerekir.

    Yabancı evlenme belgesi, belgenin düzenlendiği ülkeye göre apostil veya diğer tasdik işlemleri ve gerektiğinde Türkçe tercümesi önem taşımaktadır.

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararında da Türkiye nüfusuna kayıtlı olmayan yabancıların kimliklerini ve evli olduklarını belgelemelerinin boşanma davası bakımından yeterli olabileceği kabul edilmiştir.

    Eşlerden Biri Yurt Dışında Yaşıyorsa Boşanma Davası Nasıl Yürür?

    Eşlerden birinin Almanya, İngiltere, Fransa, ABD, Kanada, Suudi Arabistan veya başka bir ülkede yaşaması Türkiye’deki boşanma davasının yürütülmesini tek başına engellemez.

    Ancak bu durumda en önemli usuli konulardan biri yurt dışı tebligatıdır.

    Dava dilekçesi, tensip zaptı, duruşma günü, bilirkişi raporları, bazı ara kararlar ve gerekçeli karar gibi belgelerin karşı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekebilir.

    Yurt dışı tebligatının yanlış yöntemle yapılması yalnızca birkaç haftalık bir gecikmeye neden olmayabilir. Usulsüz tebligat hukuki dinlenilme hakkı, kanun yolu süreleri ve kararın kesinleşmesi bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.

    Bu nedenle yabancılık unsuru bulunan boşanma dosyalarında tebligat stratejisinin davanın başında belirlenmesi gerekir.

    Yurt Dışındaki Türk Vatandaşına Tebligat Nasıl Yapılır?

    7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 25/a maddesi yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yapılacak tebligatlar bakımından özel bir düzenleme içermektedir.

    Bu yöntem yalnızca Türk vatandaşları bakımından uygulanır.

    Yargı mercilerince çıkarılan tebligat evrakının belirli şartlarla ilgili Türk Büyükelçiliği veya Başkonsolosluğu aracılığıyla tebliği mümkündür.

    Bu konu sonradan Türk vatandaşlığını kazanmış kişiler bakımından da önem taşır. Muhatabın güncel vatandaşlık statüsünün tebligat yönteminin belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.

    Yurt Dışındaki Yabancı Eşe Tebligat Nasıl Yapılır?

    Yurt dışında yaşayan eş yabancı ülke vatandaşıysa Tebligat Kanunu m.25/a’daki Türk vatandaşlarına özgü yöntem doğrudan uygulanmaz.

    Bu durumda ilgili ülke ile Türkiye arasındaki milletlerarası sözleşmeler, ikili adli yardımlaşma anlaşmaları ve uygulanabilir diğer tebligat kuralları incelenmelidir.

    Türkiye, 1965 tarihli Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne taraftır.

    Ancak yurt dışı tebligatında her ülke bakımından aynı prosedürün uygulanacağı düşünülmemelidir. İlgili ülkenin sözleşmeye taraf olup olmadığı, beyan ve çekinceleri, tercüme gereklilikleri ve kabul ettiği tebligat yöntemleri ayrıca kontrol edilmelidir.

    Dolayısıyla Almanya’daki bir eşe yapılacak tebligat ile başka bir ülkedeki eşe yapılacak tebligatın aynı şekilde yürütüleceği varsayılmamalıdır.

    Yurt Dışı Tebligatı Boşanma Davasını Neden Uzatabilir?

    Yurt dışındaki adresin eksik olması, muhatabın güncel adresinin tespit edilememesi, yanlış tebligat yönteminin seçilmesi, tercümelerin eksik hazırlanması veya ilgili ülkenin uluslararası tebligat kurallarının dikkate alınmaması yargılamayı ciddi biçimde uzatabilir.

    Anayasa Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli S.A. başvurusunda bunun çarpıcı bir örneği görülmüştür. Yurt dışında bulunan eşe boşanma kararının tebliğ edilememesi nedeniyle kararın yaklaşık on yedi yıl kesinleşemediği bir süreç Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiştir.

    Bu örnek, yurt dışı tebligatının boşanma dosyasında tali bir bürokratik işlem olarak görülmemesi gerektiğini göstermektedir.

    Yurt Dışında Yaşayan Eşin Sosyal ve Ekonomik Durumu Nasıl Araştırılır?

    Boşanma davalarında tarafların ekonomik ve sosyal durumları özellikle tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve maddi-manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde önem taşır.

    Bir eş Türkiye’de yaşıyorsa sosyal ve ekonomik durum araştırması Türkiye’deki kurumlar ve kayıtlar üzerinden gerçekleştirilebilir.

    Ancak eş yurt dışında yaşıyorsa yalnızca Türkiye’deki kayıtlara bakılması kişinin gerçek ekonomik gücünü göstermeyebilir.

    Bu durumda uluslararası adli yardımlaşma ve istinabe mekanizmaları gündeme gelebilir.

    Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, ekonomik ve sosyal durum araştırmasını uluslararası istinabe kapsamında gerçekleştirilebilecek işlemler arasında göstermektedir.

    Türk Konsolosluğu Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırmasında Ne Yapar?

    Özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları bakımından Türk dış temsilcilikleri önemli bir fonksiyon üstlenebilir.

    Adalet Bakanlığının uluslararası adli yardımlaşmaya ilişkin açıklamalarına göre, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılmasına yönelik talepler kişinin bulunduğu yerdeki Türk diplomatik temsilciliğine iletilebilmektedir.

    Bu noktada konsolosluğun aile mahkemesinin yerine geçmediğinin altını çizmek gerekir.

    Konsolosluk boşanmaya karar vermez.

    Nafaka miktarını belirlemez.

    Tarafların kusur oranını tespit etmez.

    Ancak mahkemenin ve merkezi makamların uluslararası adli yardımlaşma mekanizması kapsamında ihtiyaç duyduğu bazı araştırma ve işlemlerde rol oynayabilir.

    Yabancı vatandaş bakımından ise ilgili ülkeyle Türkiye arasındaki milletlerarası adli yardımlaşma rejiminin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

    Yurt Dışındaki Eşin Geliri Nasıl İspatlanabilir?

    Yurt dışında yaşayan eşin ekonomik durumunun yalnızca kendi beyan ettiği maaştan ibaret olduğu kabul edilmek zorunda değildir.

    Somut olayın özelliklerine göre;

    • çalışma ve işyeri kayıtları,
    • iş sözleşmeleri,
    • maaş bordroları,
    • vergi kayıtları,
    • şirket ortaklıkları,
    • ticari faaliyetler,
    • taşınmazlar,
    • kira gelirleri,
    • banka kayıtları,
    • sosyal güvenlik kayıtları,
    • araçlar,
    • fiili yaşam standardı

    gibi unsurlar önem taşıyabilir.

    Hangi kayıtların uluslararası istinabe yoluyla temin edilebileceği ise kişinin bulunduğu ülkeye, o ülkenin hukukuna ve Türkiye ile mevcut adli yardımlaşma rejimine göre değişebilir.

    Özellikle şirket sahibi, serbest meslek sahibi veya yüksek gelir grubunda bulunan eşler bakımından sosyal ve ekonomik durum araştırmasının dava başlangıcında doğru şekilde planlanması önemlidir.

    Türk Konsolosluğunun Boşanma Dosyalarındaki Rolü Nedir?

    Türk dış temsilcilikleri milletlerarası aile hukuku dosyalarında farklı işlemlerde rol oynayabilir.

    Bunlar arasında yurt dışındaki Türk vatandaşlarına belirli usullerle tebligat yapılması, bazı adli yardımlaşma taleplerinin yürütülmesi, nüfus ve vatandaşlık işlemleri, vekaletname ve belirli noterlik işlemleri ile yabancı ülkelerde verilmiş boşanma kararlarının nüfus kütüğüne tesciline ilişkin işlemler bulunmaktadır.

    Ancak konsolosluk mahkeme değildir.

    Dolayısıyla “konsoloslukta boşanma davası açılması” ile “konsolosluğun yabancı boşanma kararının nüfusa tescilindeki rolü” birbirine karıştırılmamalıdır.

    Yurt Dışında Boşanan Kişinin Türkiye’de Tekrar Boşanması Gerekir mi?

    Kural olarak mesele yeniden boşanmak değil, yabancı boşanma kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurmasının sağlanmasıdır.

    Yabancı ülke mahkemesinin verdiği boşanma kararının Türkiye’de etkili hale getirilmesinde somut olayın özelliklerine göre farklı yollar bulunmaktadır.

    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi kapsamında belirli şartların gerçekleşmesi halinde yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilmiş boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararların aile kütüğüne tescili mümkündür.

    Şartların bulunmadığı durumlarda ise MÖHUK kapsamında tanıma veya gerektiğinde tenfiz davası gündeme gelebilir.

    Yabancı karar nafaka, tazminat veya başka bir icra edilebilir hüküm de içeriyorsa tanıma ve tenfiz ayrımı özellikle önem kazanır.

    Sonradan Türk Vatandaşı Olan Kişi Yurt Dışında Boşanmışsa Ne Olur?

    Bu durumda vatandaşlık kazanma tarihi, yabancı boşanma kararının tarihi, kararın kesinleşme tarihi ve kişinin Türk nüfus kayıtlarının mevcut durumu birlikte incelenmelidir.

    Kişinin yabancı ülkede boşanmış olması, Türk nüfus kayıtlarında kendiliğinden boşanmış olarak görüneceği anlamına gelmez.

    Şartları bulunuyorsa yabancı boşanma kararının 5490 sayılı Kanun m.27/A kapsamında tescili mümkün olabilir. Bu yolun şartları gerçekleşmiyorsa mahkeme yoluyla tanıma veya gerektiğinde tenfiz gündeme gelebilir.

    Bu durum özellikle Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra Türkiye’de yeniden evlenmek isteyen kişiler bakımından önemlidir.

    Yabancı Eş Türkiye’ye Gelmeden Boşanma Davası Görülebilir mi?

    Tarafların her duruşmada fiziksel olarak Türkiye’de bulunması genel bir zorunluluk değildir. Usulüne uygun vekaletname verilmesi halinde taraf avukat aracılığıyla temsil edilebilir.

    Ancak anlaşmalı boşanma bakımından önemli bir özellik bulunmaktadır.

    Türk Medeni Kanunu m.166/3, hakimin tarafları bizzat dinlemesini aramaktadır. Bu nedenle eşlerden birinin yurt dışında bulunması halinde anlaşmalı boşanma sürecinin, tarafın hiç dinlenmesine gerek bulunmadığı varsayımıyla yürütülmesi doğru değildir.

    Çekişmeli boşanmalarda ise avukatla temsil, uluslararası tebligat ve gerektiğinde uluslararası adli yardımlaşma mekanizmaları daha fazla önem kazanmaktadır.

    Uluslararası Boşanma Davalarında En Sık Yapılan Hatalar

    Yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında zaman kaybının önemli bir kısmı davanın esasından değil, usuli işlemlerin başlangıçta yanlış planlanmasından kaynaklanabilir.

    Özellikle;

    • yabancı ülkedeki adresin eksik bildirilmesi,
    • muhatabın vatandaşlığının yanlış değerlendirilmesi,
    • yabancı kişiye Türk vatandaşlarına özgü tebligat yönteminin uygulanmaya çalışılması,
    • tercümelerin eksik hazırlanması,
    • ilgili ülkenin uluslararası sözleşmeler kapsamındaki durumunun kontrol edilmemesi,
    • yabancı evlilik belgesinin usulüne uygun sunulmaması,
    • uygulanacak hukukun hiç araştırılmaması,
    • yurt dışındaki gelir ve malvarlığının zamanında araştırılmaması

    dosyanın gereksiz yere uzamasına neden olabilir.

    Bir diğer önemli hata ise “dava Türkiye’de açıldığına göre Türk hukuku uygulanır” şeklindeki varsayımdır.

    Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ile uyuşmazlığa uygulanacak hukuk birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

    Sık Sorulan Sorular

    Eşim yabancı. Türkiye’de boşanabilir miyim?

    Şartların bulunması halinde evet. Ancak Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ve uygulanacak hukuk ayrıca belirlenmelidir.

    İkimiz de yabancıyız. Türkiye’de boşanabilir miyiz?

    Şartları varsa mümkündür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2025/5548 E., 2026/4435 K. sayılı kararı bu konuda güncel bir örnektir.

    Türkiye nüfusunda evliliğimiz görünmüyor. Yine de boşanabilir miyiz?

    Yabancı kişilerin geçerli evliliklerini uygun belgelerle ispatlamaları halinde evliliğin Türk nüfus kayıtlarında bulunmaması tek başına davaya engel olmayabilir.

    Evlendiğimizde yabancıydım, sonradan Türk vatandaşı oldum. Hangi hukuk uygulanır?

    Dava tarihindeki vatandaşlık durumu önemlidir. MÖHUK m.3, m.4 ve m.14 birlikte değerlendirilmelidir.

    Hem Türk hem yabancı ülke vatandaşıysam ne olur?

    MÖHUK m.4 kapsamında birden fazla vatandaşlıktan birinin Türk vatandaşlığı olması halinde vatandaşlık esasına göre uygulanacak hukuk belirlenirken Türk vatandaşlığına öncelik tanınmaktadır.

    Eşim yurt dışında yaşıyor. Türkiye’de boşanma davası açabilir miyim?

    Diğer yetki şartlarının bulunması halinde eşin yurt dışında yaşaması tek başına Türkiye’de dava açılmasına engel değildir.

    Yurt dışındaki Türk eşe konsolosluk aracılığıyla tebligat yapılabilir mi?

    7201 sayılı Tebligat Kanunu m.25/a kapsamında yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yönelik özel bir tebligat mekanizması bulunmaktadır.

    Yabancı eşe de aynı yöntem uygulanır mı?

    Hayır. Yabancı ülke vatandaşı bakımından ilgili uluslararası sözleşmeler, ikili anlaşmalar ve ilgili devletin tebligat rejimi değerlendirilmelidir.

    Yurt dışında yaşayan eşin geliri araştırılabilir mi?

    Evet. Somut olay ve ilgili ülkenin adli yardımlaşma rejimine göre uluslararası istinabe yoluyla ekonomik ve sosyal durum araştırması ile bilgi ve belge temini gündeme gelebilir.

    Yurt dışında boşandım. Türkiye’de yeniden boşanma davası mı açmalıyım?

    Genellikle hayır. Mesele yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınması, gerektiğinde tenfizi veya şartları varsa nüfus kütüğüne tescilidir.

    Sonuç

    Yabancılık unsuru bulunan boşanma davaları klasik bir boşanma dosyasından daha fazla hukuki katman içermektedir.

    Tarafların vatandaşlıkları, dava tarihindeki vatandaşlık durumları, sonradan kazanılmış Türk vatandaşlığı, müşterek mutad mesken, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, uygulanacak hukuk, yurt dışı tebligatı, sosyal ve ekonomik durum araştırması, konsolosluk işlemleri ve yabancı kararların Türkiye’deki etkileri birlikte değerlendirilmelidir.

    Özellikle eşlerden birinin yurt dışında bulunduğu dosyalarda tebligat ve uluslararası adli yardımlaşma işlemlerinin dava açılmadan önce planlanması, yargılamanın gereksiz yere uzamasının önlenmesi bakımından önemlidir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık olarak; yabancı eşten boşanma, farklı vatandaşlıklara sahip eşlerin Türkiye’deki boşanma davaları, sonradan Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin aile hukuku uyuşmazlıkları, yurt dışı tebligatı, uluslararası istinabe, nafaka ve ekonomik durum araştırmaları ile yabancı boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması, tenfizi ve nüfus kütüğüne tescili konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktayız.

    Her milletlerarası aile hukuku dosyasında vatandaşlık, ikamet, evliliğin yapıldığı ülke, tarafların güncel statüleri ve bulundukları devlet farklı olduğundan izlenecek hukuki yol somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

    Kaynaklar ve Hukuki Dayanaklar

    Bu yazının hazırlanmasında başta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat; Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile Adalet Bakanlığı ve diğer resmi kurumların güncel açıklamalarından yararlanılmıştır.

    1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)
    Özellikle m.3 (değişken ihtilaflar), m.4 (vatandaşlık esasına göre yetkili hukukun belirlenmesi), m.5 (kamu düzeni), m.14 (boşanma ve ayrılık), m.40 (Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi) ve m.41 (Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davalar).

    Resmi Gazete:
    https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2007/12/20071212-1.htm

    2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
    Özellikle boşanma sebeplerini düzenleyen m.161 ve devamı, anlaşmalı boşanma ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ilişkin m.166 ile boşanma davalarında yetkili mahkemeyi düzenleyen m.168.

    Mevzuat Bilgi Sistemi:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf

    3. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.04.2026, 2025/5548 E., 2026/4435 K.

    Karar, farklı ülke vatandaşlığına sahip iki yabancının Türkiye’deki boşanma davası, yabancı evliliğin ispatı ve müşterek mutad meskenin Türkiye olması halinde MÖHUK m.14’ün uygulanması bakımından önem taşımaktadır.

    Adalet Bakanlığı İçtihat Bilgi Bankası:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1218262300

    4. 7201 sayılı Tebligat Kanunu

    Özellikle yabancı ülkede bulunan kişilere yapılacak tebligat ile yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına yapılacak tebligata ilişkin m.25 ve m.25/a hükümleri önem taşımaktadır.

    Adalet Bakanlığı – Yurt Dışı Tebligat Hakkında Genel Bilgiler:
    https://diabgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/hukuk-tebligat-genel-hususlar14022020112629

    5. Adalet Bakanlığı – Uluslararası Hukuk İstinabe İşlemleri

    Yurt dışında bulunan kişilerin adreslerinin araştırılması, bilgi ve belge temini ile ekonomik ve sosyal durum araştırması dahil uluslararası adli yardımlaşma işlemlerine ilişkin açıklamalar.

    6. 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi

    Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme, yabancı ülkelerde bulunan kişilere yapılacak tebligatlar bakımından Türkiye’nin taraf olduğu temel milletlerarası sözleşmelerden biridir.

    HCCH – Hague Conference on Private International Law:
    https://www.hcch.net/en/instruments/conventions/full-text/?cid=17

    7. Anayasa Mahkemesi – S.A. Başvurusu

    Yurt dışındaki eşe boşanma kararının tebliğ edilememesi nedeniyle kararın yaklaşık on yedi yıl kesinleşemediği olayda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar, yurt dışı tebligatının boşanma davalarındaki önemini göstermektedir.

    8. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A

    Yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararların belirli şartlar altında aile kütüğüne tescil edilmesine ilişkin düzenleme.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü:
    https://www.nvi.gov.tr/


    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Yabancı eşten boşanma, farklı vatandaşlıklara sahip eşlerin Türkiye’deki boşanma davaları, sonradan Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin boşanması, yurt dışında yaşayan eşe tebligat, uluslararası istinabe ve sosyal-ekonomik durum araştırması, yabancı boşanma kararlarının tanınması, tenfizi ve nüfus kayıtlarına tescili konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Ofis: 0212 299 44 22
    Mobil / WhatsApp: 0507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web: http://www.dolgun.av.tr


    Hukuki Bilgilendirme

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan açıklamalar hukuki mütalaa, somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık veya belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin garanti niteliğinde değildir.

    Özellikle yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında uygulanacak hukuk, milletlerarası yetki, tebligat usulü, vatandaşlık durumu, mutad mesken, uluslararası adli yardımlaşma ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’deki etkileri her somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

    Bu nedenle hukuki işlem veya dava yoluna başvurulmadan önce somut olayın belgeleri, tarafların vatandaşlıkları, yerleşim ve mutad mesken durumları ile ilgili yabancı devlet hukuku ve Türkiye’nin o devletle taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler ayrıca değerlendirilmelidir.

  • CANCELLATION AND WITHDRAWAL OF TURKISH CITIZENSHIP ACQUIRED BY INVESTMENT: FALSE VALUATION REPORTS, SHAM TRANSACTIONS, GOOD-FAITH INVESTORS AND JUDICIAL REMEDIES

    CANCELLATION AND WITHDRAWAL OF TURKISH CITIZENSHIP ACQUIRED BY INVESTMENT: FALSE VALUATION REPORTS, SHAM TRANSACTIONS, GOOD-FAITH INVESTORS AND JUDICIAL REMEDIES

    Summary

    The acquisition of Turkish citizenship by investment is one of the exceptional methods of acquiring citizenship regulated under Article 12 of Turkish Citizenship Law No. 5901 (“TCL”) and Article 20 of the Regulation on the Implementation of the Turkish Citizenship Law (“Regulation”).

    In particular, where citizenship is sought through the acquisition of real estate, the investment must satisfy the amount and other conditions prescribed by the legislation, the competent administrative authorities must determine that the relevant investment requirements have been fulfilled, and the competent authority must ultimately issue a decision granting Turkish citizenship.

    Criminal investigations and administrative reviews that became public in 2025 and 2026 have resulted in renewed scrutiny of the legal status of a significant number of persons who previously acquired Turkish citizenship by investment. These investigations have primarily concerned allegations that low-value properties were presented as having substantially higher values through false or fraudulent valuation reports, that sham property transactions were conducted, that the legally required investment amount was presented as having been satisfied when it had not actually been paid, and that apparent financial transfers were subsequently reversed.

    On 4 August 2026, the Turkish Ministry of Justice announced that, within an investigation concerning allegations that low-value properties had been presented as high-value properties through fraudulent valuation reports and sham sales transactions, legal proceedings had been initiated with a view to cancelling the citizenship of 687 persons stated to have acquired Turkish citizenship through this method.

    Republic of Türkiye Ministry of Justice:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    Anadolu Agency:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/haksiz-turk-vatandasligi-kazandirdigi-tespit-edilen-suc-orgutune-operasyon-/4017632

    However, the existence of a criminal investigation against a property developer, real estate company, intermediary or valuation expert and the conclusion that an investor dealing with that person or entity unlawfully acquired Turkish citizenship are distinct legal questions.

    For each investor, it is necessary to examine separately the legislation in force at the date of the investment, the true economic substance of the investment, the historical value of the property, the movement of funds, whether the investor knew of any alleged irregularities committed by third parties, and the statutory basis upon which the citizenship decision is subsequently terminated.

    In this context, a fundamental distinction must be drawn between cancellation of a citizenship acquisition decision under Article 31 TCL and withdrawal of a citizenship decision under Article 40 TCL.

    I. LEGAL NATURE OF TURKISH CITIZENSHIP BY INVESTMENT

    Citizenship by investment is not a form of citizenship that can be “sold” by private persons.

    A developer or real estate company may sell property, and an intermediary or consultancy company may provide services in relation to the investment and application process. The authority to grant Turkish citizenship, however, belongs to the Turkish State.

    Article 12 TCL regulates circumstances in which Turkish citizenship may be acquired exceptionally. The types and amounts of qualifying investments are principally regulated under Article 20(2) of the Regulation.

    Under the current framework, the real estate route generally requires the acquisition of property with a value of at least USD 400,000 or its equivalent in foreign currency, together with the legally prescribed restriction preventing disposal for three years.

    The current USD 400,000 threshold, however, cannot be applied indiscriminately to investments completed under earlier versions of the legislation. Investment thresholds and procedural requirements have changed over time.

    Accordingly, a historical citizenship file must be examined by reference to the legal regime applicable when the relevant investment was made.

    The legality of an earlier investment cannot therefore be assessed solely by reference to the investment requirements presently in force.

    II. LEGAL SIGNIFICANCE OF VALUATION REPORTS AND THE CERTIFICATE OF CONFORMITY

    In citizenship applications based on real estate investment, purchasing property alone is insufficient. The Turkish system includes an administrative process for determining whether the relevant property and investment satisfy the requirements prescribed by citizenship legislation.

    Valuation reports, title deed records, determination of the qualifying investment amount and the Certificate of Conformity therefore assume considerable legal significance.

    A Certificate of Conformity is not a document created merely by the investor’s unilateral declaration or by the seller’s representation. The competent public authority conducts an assessment as to whether the investment satisfies the applicable requirements.

    Consequently, where a previously granted citizenship decision is subsequently reviewed, the analysis should not be confined to the investor’s relationship with the developer or other private parties. The administrative examination that preceded the citizenship decision must also be taken into account.

    Nevertheless, the fact that a Certificate of Conformity was issued does not mean that the citizenship decision can never subsequently be withdrawn. Article 40 TCL expressly regulates the withdrawal of citizenship decisions where it is later established that the legal requirements had not been satisfied.

    Two extreme approaches should therefore be avoided.

    The prior issuance of a Certificate of Conformity does not place a citizenship decision entirely beyond subsequent legal review.

    Conversely, an investigation concerning a valuation company or property developer does not, of itself, establish that every investor who dealt with that person or entity unlawfully acquired Turkish citizenship.

    Each case must be examined on its own facts and legal circumstances.

    III. THE 2025 INVESTIGATION INTO ALLEGED SHAM PROPERTY TRANSACTIONS

    Large-scale investigations concerning citizenship by investment did not begin in 2026.

    On 24 September 2025, an Istanbul-based investigation extending across 19 provinces became public. It concerned allegations that foreign investors had obtained Turkish citizenship through sham real estate transactions.

    According to information released in connection with the investigation, it was alleged that 451 foreign investors, together with their family members, had acquired citizenship through the scheme; that the foreign capital required for citizenship had not genuinely entered Türkiye; that fictitious financial movements had been created; and that properties had been presented at values exceeding their true values.

    Anadolu Agency:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/muvazaali-gayrimenkul-satisiyla-vatandaslik-saglayan-suc-orgutu-cokertildi/3697125

    Subsequent reports concerning the investigation also contained allegations that arrangements had been made enabling certain properties to be returned to previous owners or related persons after completion of the citizenship process.

    Anadolu Agency:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/yabancilara-usulsuz-vatandaslik-kazandiran-suc-orgutune-yonelik-operasyonda-yakalanan-113-supheli-adliyede/3699547

    If substantiated, such allegations may demonstrate a significant discrepancy between the actual economic substance of the transactions and their formal legal appearance.

    It must nevertheless be emphasised that allegations made during a criminal investigation do not constitute final criminal convictions.

    IV. THE 2026 INVESTIGATION CONCERNING 687 PERSONS

    On 4 August 2026, the Ministry of Justice published details of a large-scale investigation coordinated by the Organised Crime Investigation Bureau of the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office.

    The official announcement referred to allegations involving:

    “low-value properties being presented as high-value properties through fraudulent valuation reports and Turkish citizenship being obtained through sham sales transactions.”

    Republic of Türkiye Ministry of Justice:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    According to the announcement, approximately TRY 2.5 billion which should have entered Türkiye in connection with citizenship acquisitions allegedly did not enter the country, and fictitious money transfers were allegedly used instead.

    The authorities further announced measures concerning seven companies and 1,045 properties and stated that legal proceedings had been initiated with a view to cancelling the citizenship of 687 persons said to have obtained citizenship through the method under investigation.

    The investigation was also reported by Anadolu Agency:

    At a later stage, it was reported that 32 of 80 detained suspects had been remanded in custody:

    Descriptions such as “fraudulent valuation” and “sham transaction” in this context refer to allegations made within the investigation. An investigation, detention or remand order does not constitute a final conviction. The presumption of innocence continues to apply unless and until a final conviction is entered.

    V. ARTICLE 31 TCL: CANCELLATION FOR FALSE STATEMENTS OR CONCEALMENT OF MATERIAL MATTERS

    Article 31 of Turkish Citizenship Law No. 5901 provides:

    “Where a decision on the acquisition of Turkish citizenship has resulted from a false statement by the person concerned or from the concealment of material matters constituting the basis for the acquisition of citizenship, the decision shall be cancelled by the authority which issued it.”

    Turkish Citizenship Law No. 5901:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    The wording of the provision is significant.

    The Law does not provide that every irregularity discovered in the citizenship acquisition process is, in itself, sufficient for cancellation under Article 31.

    For Article 31 to apply, the acquisition of citizenship must have resulted from a “false statement by the person concerned” or from that person’s concealment of a material matter forming the basis of the acquisition of citizenship.

    Accordingly, where an administrative decision is based on Article 31, it must be identified which statement made by the investor was false or which material matter was concealed.

    There must also be a causal relationship between the false statement or concealment and the acquisition of citizenship. In other words, it is necessary to consider whether citizenship would have been granted had the true circumstances been known to the administration.

    Article 31 should therefore not be treated as a general statutory mechanism for correcting every possible irregularity associated with an earlier citizenship decision.

    VI. ACTS OF THIRD PARTIES CANNOT, OF THEMSELVES, BE ATTRIBUTED TO THE INVESTOR

    One of the central legal issues in the current disputes is the extent to which acts allegedly committed by developers, real estate companies, intermediaries or valuation experts can produce consequences for individual investors.

    Article 31 refers specifically to a false statement or concealment by “the person concerned”.

    Accordingly, the fact that a valuation expert prepared a false report does not, without more, establish that the investor knew that the report was false.

    Similarly, an allegation that a developer carried out sham transactions in certain sales is not, by itself, sufficient to establish that every investor who purchased property from that developer knowingly participated in those transactions.

    An individualised examination is therefore necessary.

    In particular, it may be necessary to determine:

    whether the investor knew that the valuation report was inaccurate;

    whether the investor gave any instruction or otherwise participated in increasing the stated value;

    whether the investor knew that part of the purchase price would later be returned;

    whether any part of the purchase price was in fact returned;

    whether the investor made any false statement during the citizenship application; and

    whether the investor knowingly concealed any matter material to the acquisition of citizenship.

    Particularly in light of the express wording of Article 31, the conduct of a third party should not simply be equated with the conduct of the investor.

    VII. ARTICLE 40 TCL: WITHDRAWAL WHERE THE LEGAL REQUIREMENTS WERE NOT SATISFIED

    Article 40 TCL provides:

    “Decisions concerning the acquisition or loss of Turkish citizenship shall be withdrawn where it is subsequently understood that they were issued without the legal requirements having been satisfied or were issued repetitively.”

    Turkish Citizenship Law No. 5901:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    Article 40 addresses a different legal issue from Article 31.

    Article 31 focuses upon the false statement or concealment of the person concerned. Article 40 concerns whether the legal requirements for the citizenship decision objectively existed when the decision was made.

    It is therefore possible, in principle, for an investor to have engaged in no fraudulent conduct whatsoever while one of the objective statutory conditions required for citizenship was nevertheless absent from the outset.

    For example, an investor may have relied in good faith on the accuracy of a valuation report and may not have made any misleading statement. It might nevertheless subsequently be established through reliable evidence that the true value of the property at the relevant time was below the investment threshold prescribed by the legislation then in force.

    In such circumstances, the question of false statement or concealment under Article 31 and the question of whether the objective legal requirements existed under Article 40 must be analysed separately.

    VIII. WHY THE DISTINCTION BETWEEN ARTICLES 31 AND 40 IS CRITICAL

    Articles 31 and 40 do not merely regulate the same legal consequence using different terminology.

    The central question under Article 31 is:

    Was citizenship acquired as a result of a false statement by the person concerned or the concealment of a material matter?

    The central question under Article 40 is:

    Did the legal requirements necessary for the acquisition of citizenship actually exist when the citizenship decision was issued?

    The distinction is not merely theoretical or terminological.

    It directly affects the statutory basis of the administrative measure, its factual grounds, the matters that the administration must establish and the legal arguments available to the person concerned.

    An investor’s false representation and an erroneous administrative determination that the investment requirements had been fulfilled are not the same legal circumstance.

    IX. ADMINISTRATIVE ERROR, LEGAL CERTAINTY AND WITHDRAWAL

    A decision granting citizenship is an administrative act. The withdrawal of unlawful administrative acts is closely connected with the principles of legal certainty and administrative stability under Turkish administrative law.

    Where the alleged illegality results not from fraud by the person concerned but from an error in the administration’s own examination or assessment, the limits applicable to the later withdrawal of an act conferring legal status become particularly significant.

    The absence of an express time limit in Article 40 does not eliminate questions concerning legal certainty.

    Citizenship is a fundamental component of an individual’s legal status and social identity. A person may have relied upon that status over a period of years when organising family life, economic activity, professional relationships and residence in Türkiye.

    Depending on the circumstances of the individual case, these matters may therefore become relevant to legal certainty, administrative stability and proportionality.

    At the same time, deliberate deception by an applicant and an error made by the administration in its own examination cannot simply be treated as legally identical situations.

    X. THE PRINCIPLE OF LEGALITY IN MATTERS OF CITIZENSHIP

    Article 66(3) of the Constitution of the Republic of Türkiye provides:

    “Citizenship shall be acquired under the conditions stipulated by law and shall be lost only in the cases specified by law.”

    Constitution of the Republic of Türkiye:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf

    This constitutional provision establishes the principle of legality in relation both to the acquisition and loss of citizenship.

    The statutory basis for terminating citizenship status must therefore be identified, and the circumstances of the individual case must fall within the elements of the ground for loss prescribed by law.

    Accordingly, subordinate regulations, administrative circulars or administrative procedural rules cannot be interpreted in a manner that expands the statutory scope of Articles 31 and 40 TCL.

    Where an administrative measure has the serious consequence of terminating citizenship status, the administration should identify both the statutory basis for its decision and the factual circumstances that make that provision applicable.

    XI. THE LEGISLATION IN FORCE AT THE DATE OF THE INVESTMENT MUST BE CONSIDERED

    The current USD 400,000 threshold for the real estate route cannot be used as the sole benchmark for every historical investment.

    The required investment amounts and other conditions have changed over time.

    A historical file should therefore be examined by reference to, among other matters:

    the date of the investment;

    the investment threshold in force on that date;

    the date on which the acquisition of the property was completed;

    the date of the Certificate of Conformity;

    the date of the citizenship application; and

    the date of the citizenship decision.

    The current investment threshold cannot simply be applied retrospectively when assessing the legality of an investment completed under an earlier legal regime.

    XII. WHERE A FALSE VALUATION IS ALLEGED, THE HISTORICAL VALUE OF THE PROPERTY REMAINS CRITICAL

    An allegation that a valuation report was fraudulent or inaccurate does not eliminate the separate question of what the property was actually worth.

    On the contrary, one of the central factual questions becomes the true market value of the property at the date of the investment.

    Assume, for example, that the applicable citizenship threshold was USD 250,000 and that the property was valued in the original report at USD 400,000.

    If years later it is alleged that the valuation report was inaccurate, it remains necessary to establish whether the property’s true historical value was USD 150,000, USD 280,000 or approximately USD 400,000.

    A retrospective independent valuation may therefore become important.

    Comparable transactions from the relevant period, independent sales within the same development, bank valuation reports, title deed records, historical project price lists, the physical characteristics and location of the property, and contemporary market conditions may all be relevant.

    If objective historical evidence establishes that the property itself already exceeded the statutory threshold applicable at the date of investment, alleged misconduct by the person who prepared the valuation report in other transactions does not, by itself, establish that the individual investor failed to satisfy the objective investment requirement.

    XIII. THE ENTIRE FLOW OF FUNDS SHOULD BE EXAMINED

    Another major issue emerging from the current investigations is whether the qualifying investment amount was genuinely paid in economic terms.

    Examining a single bank receipt may therefore be insufficient.

    The entire financial chain should be analysed.

    Relevant questions may include the source of the investor’s funds, how and when the money entered Türkiye, the account to which it was transferred, whether the seller actually received the purchase price, and whether any part of the funds was subsequently returned directly or indirectly to the investor or a related person.

    An investor who apparently transferred USD 400,000 but, pursuant to a prior arrangement, later received a substantial portion of that sum back presents a materially different case from an investor who genuinely paid the required investment amount and received no refund.

    The financial substance of the transaction is therefore a central evidential issue.

    XIV. LEGAL CONSEQUENCES OF AN INVESTIGATION AGAINST A DEVELOPER OR VALUATION COMPANY

    The existence of a criminal investigation against a real estate company, developer, intermediary or valuation expert does not, of itself, establish that all investors who dealt with that person or entity unlawfully acquired Turkish citizenship.

    A company may have sold hundreds of properties.

    Some properties may have been overvalued, whereas the genuine market values of others may already have exceeded the relevant citizenship threshold.

    Some investors may have received part of the purchase price back, whereas others may have received no refund whatsoever.

    Some investors may be alleged to have known of an unlawful arrangement, while others may have invested in reliance upon official valuation documentation, title deed procedures and a Certificate of Conformity.

    Citizenship status should therefore be examined through an individualised assessment of each file rather than through a generalised conclusion based solely upon the identity of the developer or valuation company.

    XV. THE LEGAL POSITION OF A GOOD-FAITH INVESTOR

    The concept of a “good-faith investor” must be used carefully in citizenship disputes.

    Good faith does not, of itself, guarantee that citizenship status will be preserved in every circumstance.

    It is, however, particularly important in an assessment under Article 31.

    An investor may have:

    genuinely paid the required investment amount;

    received no refund;

    acquired the property through an official title deed transaction;

    relied upon a valuation report produced within the authorised system;

    obtained a Certificate of Conformity;

    complied with the applicable restriction on disposal;

    submitted no false document;

    made no false statement; and

    had no knowledge of unlawful conduct allegedly committed by third parties.

    Such an investor is not in the same legal position as a person who knowingly participated in a sham investment arrangement.

    Nevertheless, even where the investor engaged in no fraudulent conduct, it may subsequently be alleged that an objective statutory investment requirement did not actually exist when citizenship was granted.

    In such a case, the existence of a false statement or concealment attributable to the investor under Article 31 and the existence of the objective legal conditions under Article 40 must be examined separately.

    XVI. AN INVESTOR WHO RELIED UPON THE ADMINISTRATION’S OWN SYSTEM

    The citizenship-by-investment procedure involves several stages of administrative examination.

    An investor may have completed an official title deed transaction, relied upon a valuation report produced through the authorised system, obtained a Certificate of Conformity and completed the citizenship application before the competent public authorities.

    The existence of these steps does not absolutely prevent the application of Article 40.

    However, an investor’s reliance upon a system established and supervised by the administration may, depending upon the individual circumstances, be relevant to the principles of legal certainty, administrative stability, legitimate expectations and proportionality.

    These considerations may become particularly significant where the alleged illegality resulted not from deception by the investor but from errors in the examination or assessment undertaken by the competent authorities.

    XVII. COUNCIL OF STATE, 10TH CHAMBER, E.2022/7637, K.2025/3313, 26 JUNE 2025

    The judgment of the 10th Chamber of the Council of State in Case E.2022/7637, K.2025/3313, dated 26 June 2025, did not concern a fraudulent property valuation or real estate investment dispute.

    It is nevertheless important in relation to the application of Article 40 TCL and judicial review of the withdrawal of citizenship decisions.

    The judgment emphasises the importance of establishing factual grounds capable of demonstrating whether the relevant legal requirements actually existed at the time citizenship was acquired.

    An adverse fact emerging at a later date and the absence of a legal requirement at the time the citizenship decision was issued are not the same thing.

    This distinction is relevant to citizenship-by-investment disputes.

    For example, the fact that an investigation is commenced against a developer or valuation company in 2026 does not, by itself, establish that an individual investor dealing with that company in an earlier year failed to satisfy the legal requirements applicable at the time citizenship was acquired.

    The later information must be capable of demonstrating that a legal requirement was in fact absent at the relevant historical date.

    Council of State, 10th Chamber, E.2022/7637, K.2025/3313:
    https://hukas.com.tr/ictihat/danistay/10-daire-2022-7637-esas-2025-3313-karar/aa20d570-25fb-4ee9-a4ec-f174f89cdce8

    XVIII. COUNCIL OF STATE, 10TH CHAMBER, E.2021/279, K.2025/3174, 23 JUNE 2025

    The judgment of the 10th Chamber of the Council of State in Case E.2021/279, K.2025/3174, dated 23 June 2025, is also significant in relation to Article 40 TCL.

    The judgment requires the circumstances relied upon to justify withdrawal of citizenship to be supported by “concrete, sufficient and serious information”.

    In terms of the factual grounds of an administrative act, the administration is required to base its decision upon genuine and legally valid grounds.

    Applied to citizenship-by-investment disputes, this approach indicates that the existence of an investigation into a particular company or valuation entity cannot, by itself, be treated as a general ground for withdrawing the citizenship of every investor who previously dealt with that entity.

    The administration must establish, in relation to the individual investor, which legal requirement was absent when citizenship was acquired.

    Council of State, 10th Chamber, E.2021/279, K.2025/3174:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1170303600

    XIX. CRIMINAL INVESTIGATIONS AND JUDICIAL REVIEW OF CITIZENSHIP DECISIONS MUST BE DISTINGUISHED

    A criminal investigation and administrative review of the legality of a citizenship decision are separate legal processes.

    Bank records, valuation documents, communications, money transfers and other evidence obtained in a criminal investigation may be highly relevant to a citizenship dispute.

    However, the fact that a developer, company director, intermediary or valuation expert is a suspect in a criminal investigation does not, of itself, establish that an investor made a false statement or concealed a material fact within the meaning of Article 31 TCL.

    Conversely, the fact that an investor is not a suspect in the criminal investigation does not, of itself, establish that all objective statutory requirements for citizenship were satisfied.

    Criminal liability and the validity of a citizenship decision under administrative law are governed by different legal tests.

    Evidence obtained in criminal proceedings may be used in the administrative dispute, but the legality of a cancellation or withdrawal decision must still be assessed separately by reference to the elements of the applicable provision of Law No. 5901.

    XX. JUDICIAL PROTECTION AGAINST CANCELLATION OR WITHDRAWAL OF CITIZENSHIP

    Cancellation or withdrawal of a citizenship decision constitutes an administrative act and is subject to judicial review.

    The competent court must be determined by reference to the authority that issued the challenged measure.

    Under Article 24 of Law No. 2575 on the Council of State, actions challenging decisions of the President of the Republic are heard by the Council of State as the court of first instance.

    Law No. 2575 on the Council of State:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2575.pdf

    A citizenship-by-investment file may, however, involve more than one administrative act.

    Cancellation of the Certificate of Conformity and cancellation or withdrawal of the citizenship decision may constitute separate administrative measures.

    It is therefore necessary to examine separately:

    the authority issuing each measure;

    the legal character of the measure;

    its statutory basis;

    the date of notification;

    any earlier decision concerning the Certificate of Conformity; and

    the final measure directly affecting citizenship status.

    XXI. TIME LIMIT FOR BRINGING AN ADMINISTRATIVE ACTION

    Article 7(1) of the Administrative Procedure Law No. 2577 provides, in substance, that unless a special statutory period applies, the general time limit for bringing an action before the Council of State and administrative courts is sixty days.

    Administrative Procedure Law No. 2577:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    The precise commencement and calculation of the time limit must nevertheless be determined by reference to the individual case, including the date and manner of notification, the nature of the administrative measure and any relevant administrative application.

    A cancellation or withdrawal decision should therefore be reviewed without delay following notification.

    XXII. STAY OF EXECUTION

    Bringing an action for annulment does not, of itself, suspend the operation of the challenged administrative measure.

    Under Article 27 of Law No. 2577, a stay of execution may be granted where the implementation of the administrative act would cause damage that is difficult or impossible to remedy and the act is clearly unlawful. Both conditions must be satisfied.

    Administrative Procedure Law No. 2577:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    Termination of citizenship status may have consequences extending considerably beyond identity documents and passports.

    Depending upon the individual circumstances, it may affect residence and employment status, travel, corporate activities, banking relationships, family life and the private life established by the individual in Türkiye.

    An application for a stay of execution should therefore address not only the alleged unlawfulness of the measure but also the specific and individual harm likely to arise from its implementation.

    XXIII. PRIVATE-LAW CLAIMS AGAINST DEVELOPERS, SELLERS AND INTERMEDIARIES

    Administrative proceedings concerning citizenship and private-law claims against a developer, seller, intermediary or other private party are distinct legal avenues.

    A property may have been expressly marketed as an investment satisfying the conditions for Turkish citizenship, and the investor may have purchased the property in reliance upon that representation.

    If the property did not in fact possess the characteristics promised or did not satisfy the investment conditions represented by the seller or intermediary, contractual liability may arise.

    Article 112 of the Turkish Code of Obligations No. 6098 provides for liability for damage resulting from non-performance or improper performance of an obligation, subject to the applicable statutory conditions.

    Turkish Code of Obligations No. 6098:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf

    Depending upon the facts, the provisions concerning tort and unjust enrichment may also require consideration.

    Sales contracts should therefore be preserved together with advertisements, brochures, project presentations, emails, WhatsApp communications and other representations that the property qualified for Turkish citizenship.

    XXIV. PROVISIONAL ATTACHMENT AND INTERIM INJUNCTIONS

    In high-value investment disputes, it may also be necessary to consider whether an eventual judgment can be effectively enforced.

    Where the statutory conditions are satisfied, provisional attachment may be sought in relation to qualifying monetary claims under Article 257 et seq. of the Enforcement and Bankruptcy Law No. 2004.

    Enforcement and Bankruptcy Law No. 2004:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf

    Where preservation of a particular asset or right is required, an interim injunction may be considered under Article 389 et seq. of the Code of Civil Procedure No. 6100.

    Code of Civil Procedure No. 6100:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf

    Provisional attachment and interim injunctions are distinct forms of interim judicial protection and the appropriate remedy must be determined by reference to the nature of the substantive claim.

    XXV. CONSUMER LAW

    Where an individual acquiring property did not act for commercial or professional purposes, the applicability of Consumer Protection Law No. 6502 may also require consideration depending upon the nature of the transaction.

    The mere fact that property was acquired for citizenship purposes does not, by itself, determine whether the dispute is a consumer dispute.

    The legal status of the parties, the purpose of the transaction and the nature of the contractual relationship must be considered together.

    Consumer Protection Law No. 6502:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6502.pdf

    XXVI. EVIDENCE THAT SHOULD BE COLLECTED

    The central task in these disputes is frequently to reconstruct the factual and economic reality existing at the date of the investment.

    Relevant evidence may therefore include:

    the citizenship acquisition decision;

    the cancellation or withdrawal decision;

    documents evidencing notification;

    the Certificate of Conformity;

    any decision cancelling the Certificate of Conformity;

    the title deed and official deed of sale;

    records concerning the restriction on disposal;

    the sale or preliminary sale agreement;

    valuation reports;

    the applicable investment amount determination documentation;

    foreign currency purchase documents;

    bank receipts;

    SWIFT records;

    complete bank account movements relating to the investment period;

    invoices and receipts;

    communications with the seller, developer and intermediaries;

    emails and WhatsApp correspondence;

    advertisements and marketing materials representing the property as citizenship-eligible;

    banking evidence demonstrating that the investment amount was not returned to the investor;

    comparable historical property values; and

    available documents from any related criminal investigation.

    The objective is not simply to accumulate documents, but to reconstruct, through reliable evidence, the economic substance of the transaction at the relevant historical date and the individual conduct of the investor.

    XXVII. CONSTITUTIONAL COURT AND EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS

    Following exhaustion of the ordinary domestic remedies, an individual application to the Turkish Constitutional Court may be considered where the circumstances disclose an alleged violation of a fundamental right falling within the common protection afforded by the Constitution and the European Convention on Human Rights.

    Turkish Constitutional Court – Individual Application:
    https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/

    The European Convention on Human Rights does not establish an independent right to acquire or retain the nationality of a particular State.

    Nevertheless, the case law of the European Court of Human Rights recognises that nationality may form part of an individual’s social identity and private life, and that arbitrary deprivation of nationality may, in certain circumstances, raise issues under Article 8 of the Convention.

    European Court of Human Rights, Guide on Nationality:
    https://ks.echr.coe.int/documents/d/echr-ks/nationality

    These remedies are not additional appellate instances for reconsidering ordinary questions of administrative law. The alleged interference with a Convention or constitutionally protected right must be identified and substantiated in the individual case.

    CONCLUSION

    The investigations that became public in 2025 and 2026 have resulted in renewed scrutiny of numerous historical Turkish citizenship-by-investment files.

    Allegations involving fraudulent or inaccurate valuation reports, artificial inflation of property values, sham sales and fictitious financial movements are serious. Nevertheless, Turkish citizenship law requires individual legal assessment rather than generalised assumptions.

    An investigation against a developer does not, of itself, establish that every person who purchased property from that developer unlawfully acquired Turkish citizenship.

    Likewise, establishing that a valuation report was inaccurate does not, by itself, prove that the investor knew of the inaccuracy.

    Turkish Citizenship Law No. 5901 provides two materially different mechanisms.

    Article 31 concerns cancellation of a citizenship acquisition decision where citizenship resulted from a false statement by the person concerned or the concealment of a material matter forming the basis of citizenship.

    Article 40 concerns withdrawal where it is subsequently established that the legal requirements for the citizenship decision had not been satisfied.

    The scope and requirements of these provisions must be distinguished.

    Particularly where unlawful acts are alleged to have been committed by third parties, the individual conduct of the investor requires separate examination.

    An investor may have submitted no false document, made no false statement, had no knowledge that a valuation report was inaccurate and genuinely paid the qualifying investment amount. Where Article 31 is invoked in such circumstances, the false statement or concealment attributable to that investor must be identified and established.

    Conversely, even in the absence of fraud by the investor, a separate issue may arise under Article 40 if an objective legal requirement for citizenship did not in fact exist when the citizenship decision was issued.

    The 2025 judgments of the 10th Chamber of the Council of State further demonstrate the importance, in withdrawal cases, of concrete, sufficient and serious information and of examining whether the relevant legal requirements actually existed when citizenship was acquired.

    Accordingly, each file should be examined by reference to:

    the legislation applicable at the date of investment;

    the investment threshold applicable at that time;

    the true market value of the property at the relevant historical date;

    the amount genuinely paid by the investor;

    the source and subsequent movement of the funds;

    whether any direct or indirect refund was made;

    whether the investor participated in or knew of any manipulation of the valuation process;

    whether the investor knew of unlawful conduct by third parties;

    the factual basis upon which the Certificate of Conformity was issued;

    the accuracy of the statements made in the citizenship application;

    the concrete evidence relied upon by the administration; and

    whether the measure terminating citizenship is based upon Article 31 or Article 40 TCL.

    Disputes concerning the cancellation and withdrawal of Turkish citizenship acquired by investment therefore cannot be examined solely through citizenship law. They frequently require an integrated analysis of administrative law, administrative procedure, real estate law, the law of obligations, consumer law and, where relevant, criminal law.

    TD LAW FIRM

    TD Law Firm advises and represents investors in disputes concerning the cancellation and withdrawal of Turkish citizenship acquired by investment, cancellation of Certificates of Conformity, allegations concerning fraudulent or inaccurate property valuations, citizenship proceedings arising from investigations involving developers and real estate companies, and related private-law claims.

    In these cases, examining the citizenship decision in isolation is frequently insufficient. The administrative measure should be assessed together with the legislation applicable at the date of investment, title deed records, valuation reports, the Certificate of Conformity, banking records, sale agreements, the historical value of the property and, where relevant, documents obtained from related criminal proceedings.

    Attorney Murat Can Dolğun

    TD Law Firm

    Telephone: +90 212 299 44 22

    WhatsApp / Mobile: +90 507 475 44 22

    E-mail: av.muratcandolgun@gmail.com

    Website: https://dolgun.av.tr

    Address: Istanbul World Trade Center (IDTM), A2 Block, No. 206, Bakırköy, Istanbul, Türkiye

    SOURCES AND REFERENCES

    Turkish Citizenship Law No. 5901:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    Constitution of the Republic of Türkiye:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf

    Law No. 2575 on the Council of State:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2575.pdf

    Administrative Procedure Law No. 2577:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    Turkish Code of Obligations No. 6098:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf

    Code of Civil Procedure No. 6100:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf

    Enforcement and Bankruptcy Law No. 2004:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf

    Consumer Protection Law No. 6502:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6502.pdf

    Çiçek Özgür, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması” [Cancellation and Withdrawal of Turkish Citizenship Acquired Through Investment], Ankara University Faculty of Law Journal, Vol. 75, No. 1, 2026, pp. 741–779:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/auhfd/article/1710185

    Full text:
    https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4918969

    Ahmet Dülger, “Taşınmaz Satın Alınmasıyla Türk Vatandaşlığının İstisnai Yoldan Kazanılmasında Değerleme Raporu ve Uygunluk Belgesi Alınması”, İnönü University Faculty of Law Review, Vol. 16, No. 1, 2025, pp. 167–180:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/inuhfd/article/1600688

    Işıl Egemen Demir, “İdare Hukuku İlkeleri Çerçevesinde Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptali ve Geri Alınması Kavramları”, Turkish Bar Association Review, No. 139, 2018, pp. 129–164:
    https://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/ViewPDF-idare-hukuku-ilkeleri-cercevesinde-turk-vatandasligina-alinma-kararinin-iptali-ve-geri-alinmasi-kavramlari-1807

    Aslı Bayata Canyaş, “Hukuki Şartlar Oluşmadan Verilmiş Olan Türk Vatandaşlığını Kazanma Kararının Geri Alınmasında Süre Sorunu”, Turkish Bar Association Review, No. 114, 2014, pp. 347–360.

    Esra Dardağan Kibar, “Türk Vatandaşlık Mevzuatı ve Güncel Gelişmeler Işığında Vatandaşlığın Kanuniliği İlkesi”, Milletlerarası Özel Hukukta Güncel Meseleler Sempozyumu, Savaş Yayınları, 2019, pp. 3–17.

    “Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptalinde Süre”, Public and Private International Law Bulletin:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/iumhmohb/article/383774

    “Yabancıların Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı Kazanmalarının Hukuki Yönden Değerlendirilmesi ve Yeni Model Önerisi”, Selçuk University Law Review:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/suhfd/article/1705055

    Council of State, 10th Chamber, E.2022/7637, K.2025/3313, 26 June 2025:
    https://hukas.com.tr/ictihat/danistay/10-daire-2022-7637-esas-2025-3313-karar/aa20d570-25fb-4ee9-a4ec-f174f89cdce8

    Council of State, 10th Chamber, E.2021/279, K.2025/3174, 23 June 2025:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1170303600

    Republic of Türkiye Ministry of Justice, 4 August 2026:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    Anadolu Agency, 24 September 2025:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/muvazaali-gayrimenkul-satisiyla-vatandaslik-saglayan-suc-orgutu-cokertildi/3697125

    Anadolu Agency, subsequent 2025 investigation report:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/yabancilara-usulsuz-vatandaslik-kazandiran-suc-orgutune-yonelik-operasyonda-yakalanan-113-supheli-adliyede/3699547

    Anadolu Agency, 4 August 2026:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/haksiz-turk-vatandasligi-kazandirdigi-tespit-edilen-suc-orgutune-operasyon-/4017632

    Anadolu Agency, 7 August 2026:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/-haksiz-yollarla-turk-vatandasligi-kazandirdigi-belirlenen-suc-orgutu-operasyonunda-32-zanli-tutuklandi/4021485

    Turkish Constitutional Court – Individual Application:
    https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/

    European Court of Human Rights, Guide on Nationality:
    https://ks.echr.coe.int/documents/d/echr-ks/nationality

    LEGAL INFORMATION NOTICE

    This article has been prepared as of 19 September 2026 for general legal information purposes on the basis of legislation in force, published academic studies, accessible judicial decisions, official announcements and publicly available news sources.

    Statements concerning criminal investigations reflect allegations and information made public by the relevant authorities and news sources. An investigation, detention or remand order does not constitute a final criminal conviction. The presumption of innocence applies unless and until a final conviction is entered.

    The existence of an investigation concerning a developer, real estate company, intermediary or valuation expert does not, of itself, establish that every investor who dealt with those persons unlawfully acquired Turkish citizenship. Equally, an investor’s good faith does not necessarily preserve citizenship where an objective statutory requirement for acquisition was never satisfied.

    Each case must be assessed individually by reference to the date of investment, the legislation then in force, the true economic substance of the investment, the individual conduct of the investor, the administration’s own examination process and the statutory basis of the measure terminating citizenship.

    The legal regime governing the liquidation of assets following cancellation of citizenship under Article 33 TCL falls outside the scope of this article and will be examined separately.

    This article does not constitute a legal opinion, a guarantee of outcome or individual legal advice in relation to any specific dispute.

  • YATIRIM YOLUYLA KAZANILAN TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTALİ VE GERİ ALINMASI: SAHTE EKSPERTİZ, MUVAZAALI İŞLEMLER, İYİ NİYETLİ YATIRIMCI VE YARGISAL KORUMA

    YATIRIM YOLUYLA KAZANILAN TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTALİ VE GERİ ALINMASI: SAHTE EKSPERTİZ, MUVAZAALI İŞLEMLER, İYİ NİYETLİ YATIRIMCI VE YARGISAL KORUMA

    Özet

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu (“TVK”) m.12 ile Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (“TVKUY”) m.20 çerçevesinde düzenlenen istisnai vatandaşlık kazanma yollarından biridir. Özellikle taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlıkta yatırımın mevzuatta öngörülen miktar ve şartları taşıması, ilgili idari makamlar tarafından yatırım şartlarının gerçekleştiğinin tespit edilmesi ve nihayet yetkili makam tarafından vatandaşlığın kazanılmasına karar verilmesi gerekmektedir.

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna yansıyan ceza soruşturmaları ve idari incelemeler sonucunda, geçmiş yıllarda yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış çok sayıda kişinin hukuki statüsü yeniden inceleme konusu olmuştur. Soruşturmalar özellikle düşük bedelli taşınmazların gerçeğe aykırı veya sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterilmesi, muvazaalı taşınmaz satışları yapılması, vatandaşlık için gerekli yatırım miktarının gerçekte karşılanmadığı halde karşılanmış gibi gösterilmesi ve görünürde gerçekleştirilen para hareketlerinin sonradan tersine çevrilmesi iddiaları üzerinde yoğunlaşmaktadır.

    4 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan soruşturmada, düşük bedelli gayrimenkullerin sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterilerek muvazaalı satış işlemleri üzerinden vatandaşlık kazandırıldığı iddia edilmiş; Adalet Bakanlığının açıklamasında bu yöntemle vatandaşlık kazandığı belirtilen 687 kişinin vatandaşlığının iptal edilmesine yönelik yasal sürecin başlatıldığı bildirilmiştir.

    T.C. Adalet Bakanlığı:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    Anadolu Ajansı:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/haksiz-turk-vatandasligi-kazandirdigi-tespit-edilen-suc-orgutune-operasyon-/4017632

    Bununla birlikte, bir müteahhit, gayrimenkul şirketi, aracı veya değerleme uzmanı hakkında ceza soruşturması yürütülmesi ile o kişi veya kuruluşla işlem yapan yatırımcının vatandaşlığı hukuka aykırı şekilde kazandığının kabulü birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

    Her yatırımcı bakımından yatırımın gerçekleştirildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat, yatırımın gerçek ekonomik niteliği, taşınmazın yatırım tarihindeki değeri, para hareketleri, yatırımcının üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen usulsüzlüklerden haberdar olup olmadığı ve vatandaşlık kararının hangi kanuni sebebe dayanılarak sona erdirildiği ayrı ayrı incelenmelidir.

    Bu incelemede özellikle TVK m.31’de düzenlenen vatandaşlığı kazanma kararının iptali ile TVK m.40’ta düzenlenen vatandaşlık kararının geri alınması birbirinden ayrılmalıdır.

    I. YATIRIM YOLUYLA TÜRK VATANDAŞLIĞININ HUKUKİ NİTELİĞİ

    Yatırım yoluyla vatandaşlık, özel hukuk kişileri tarafından “satılan” bir vatandaşlık türü değildir. Müteahhit veya gayrimenkul şirketi taşınmaz satabilir; aracı veya danışmanlık şirketi yatırım ve başvuru sürecine ilişkin hizmet sunabilir. Ancak Türk vatandaşlığının kazanılmasına karar verme yetkisi Devlete aittir.

    TVK m.12, istisnai olarak Türk vatandaşlığının kazanılabileceği halleri düzenlemektedir. Yatırımın türü ve miktarı ise esas olarak TVKUY m.20/2 kapsamında belirlenmektedir.

    Taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlık bakımından güncel sistemde en az 400.000 ABD doları veya karşılığı döviz tutarında taşınmaz edinilmesi ve mevzuatta öngörülen şekilde üç yıl süreyle satış yapılmaması şartı bulunmaktadır.

    Ancak günümüzde geçerli 400.000 ABD doları sınırı geçmişte tamamlanmış bütün yatırımlar bakımından esas alınamaz. Yatırım miktarları ve başvuru şartları yıllar içerisinde değiştirilmiştir. Bu nedenle geçmiş tarihli bir vatandaşlık dosyası, yatırımın gerçekleştirildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre değerlendirilmelidir.

    Başka bir ifadeyle bugün yapılacak incelemede yalnızca mevcut mevzuata değil, vatandaşlığın kazanılmasına esas yatırımın yapıldığı tarihteki hukuki rejime bakılması gerekir.

    II. DEĞERLEME RAPORU VE UYGUNLUK BELGESİNİN HUKUKİ ÖNEMİ

    Taşınmaz yoluyla vatandaşlık sisteminde yatırımcının yalnızca bir taşınmaz satın alması yeterli değildir. Taşınmazın vatandaşlık mevzuatında aranan yatırım şartlarını taşıdığına ilişkin idari inceleme ve tespit süreci bulunmaktadır.

    Bu süreçte değerleme raporları, tapu kayıtları, yatırım tutarının tespiti ve uygunluk belgesi merkezi öneme sahiptir.

    Uygunluk belgesi, yatırımcının tek taraflı beyanıyla veya yalnızca satıcının açıklamasıyla meydana gelen bir belge değildir. İlgili kamu makamı, yatırımın mevzuatta aranan şartları taşıyıp taşımadığına ilişkin bir değerlendirme yapmaktadır.

    Dolayısıyla geçmişte verilmiş vatandaşlık kararları yeniden incelenirken yatırımcının yalnızca müteahhit veya diğer özel hukuk kişileriyle ilişkisi değil, vatandaşlık kararına kadar gerçekleştirilen idari incelemeler de dikkate alınmalıdır.

    Bununla birlikte uygunluk belgesinin geçmişte düzenlenmiş olması, vatandaşlık kararının hiçbir durumda geri alınamayacağı anlamına gelmez. TVK m.40, hukuki şartlar oluşmadan verilen vatandaşlık kararlarının sonradan geri alınabilmesine ilişkin açık bir kanuni düzenleme içermektedir.

    Bu nedenle iki uç yaklaşım da hukuken isabetli değildir.

    İdarenin geçmişte uygunluk belgesi düzenlemiş olması, vatandaşlık kararını her türlü hukuki denetimin dışında bırakmaz.

    Buna karşılık, değerleme kuruluşu veya müteahhit hakkında soruşturma yürütülmesi de o kişi veya kuruluşla işlem yapan bütün yatırımcıların vatandaşlığı hukuka aykırı şekilde kazandığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Her dosya kendi maddi ve hukuki özellikleri çerçevesinde incelenmelidir.

    III. 2025 YILINDAKİ MUVAZAALI GAYRİMENKUL SATIŞI SORUŞTURMASI

    Yatırım yoluyla vatandaşlık işlemlerine ilişkin geniş kapsamlı soruşturmalar 2026 yılıyla sınırlı değildir.

    24 Eylül 2025 tarihinde kamuoyuna yansıyan İstanbul merkezli ve 19 ili kapsayan bir soruşturmada, muvazaalı gayrimenkul satışları üzerinden yabancı yatırımcılara Türk vatandaşlığı kazandırıldığı iddia edilmiştir.

    Soruşturma makamlarının kamuoyuna yansıyan açıklamalarına göre, 451 yabancı yatırımcıya aileleriyle birlikte vatandaşlık kazandırıldığı; vatandaşlık için gerekli yabancı sermayenin gerçekte Türkiye’ye girmediği, hayali para hareketleri oluşturulduğu ve taşınmazların gerçek değerlerinin üzerinde gösterildiği ileri sürülmüştür.

    Anadolu Ajansı:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/muvazaali-gayrimenkul-satisiyla-vatandaslik-saglayan-suc-orgutu-cokertildi/3697125

    Soruşturmanın sonraki aşamalarına ilişkin haberlerde, bazı taşınmazların vatandaşlık işlemlerinden sonra önceki maliklere veya bağlantılı kişilere geri döndürülmesini sağlayacak düzenlemeler yapıldığı da iddia edilmiştir.

    Anadolu Ajansı:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/yabancilara-usulsuz-vatandaslik-kazandiran-suc-orgutune-yonelik-operasyonda-yakalanan-113-supheli-adliyede/3699547

    Bu iddiaların doğrulanması halinde işlemlerin gerçek ekonomik niteliği ile resmi belgelerde oluşturulan hukuki görünüm arasında önemli farklılıkların bulunduğu sonucuna ulaşılması mümkün olabilir.

    Ancak ceza soruşturmasında ileri sürülen iddiaların kesinleşmiş mahkumiyet hükmü olmadığı özellikle belirtilmelidir.

    IV. 2026 YILINDA 687 KİŞİYİ İLGİLENDİREN SORUŞTURMA

    4 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinasyonunda yürütülen geniş kapsamlı soruşturmanın ayrıntıları kamuoyuna duyurulmuştur.

    Resmi açıklamada;

    “düşük bedelli gayrimenkulleri sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli göstererek muvazaalı satış işlemleri üzerinden Türk vatandaşlığı”

    kazandırıldığı iddiasına yer verilmiştir.

    T.C. Adalet Bakanlığı:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    Açıklamaya göre vatandaşlık kazanımı için Türkiye’ye girmesi gereken yaklaşık 2,5 milyar TL’nin ülkeye girmediği ve bunun yerine hayali para transferleri gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür.

    Yedi şirkete el konularak kayyum atanmış, 1.045 taşınmaz ile çeşitli malvarlığı değerleri hakkında tedbir uygulanmış ve soruşturma konusu yöntemle vatandaşlık kazandığı belirtilen 687 kişinin vatandaşlığının iptal edilmesi amacıyla yasal sürecin başlatıldığı açıklanmıştır.

    Aynı soruşturma Anadolu Ajansı tarafından da haberleştirilmiştir:

    Soruşturmanın ilerleyen aşamasında gözaltına alınan 80 şüpheliden 32’sinin tutuklandığı bildirilmiştir:

    Burada soruşturma makamlarının kullandığı “sahte ekspertiz”, “muvazaalı satış” ve benzeri nitelendirmelerin soruşturma kapsamındaki iddiaları ifade ettiği gözden kaçırılmamalıdır. Soruşturma, gözaltı veya tutuklama kararı kesinleşmiş mahkumiyet hükmü değildir. Kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerlidir.

    V. TVK M.31: YALAN BEYAN VEYA ÖNEMLİ HUSUSLARIN GİZLENMESİ NEDENİYLE İPTAL

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.31 hükmü şöyledir:

    “Türk vatandaşlığını kazanma kararı; ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vuku bulmuş ise kararı veren makam tarafından iptal edilir.”

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    Hükmün lafzı son derece önemlidir.

    Kanun, vatandaşlığın kazanılması sürecinde herhangi bir hukuka aykırılığın ortaya çıkmasını tek başına iptal sebebi olarak düzenlememiştir.

    TVK m.31’in uygulanabilmesi için vatandaşlığın kazanılmasının “ilgilinin yalan beyanı” veya “vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi” sonucunda gerçekleşmiş olması gerekir.

    Dolayısıyla TVK m.31’e dayanılan bir işlemde yatırımcının hangi beyanının gerçeğe aykırı olduğu veya hangi önemli hususu gizlediği somutlaştırılmalıdır.

    Gerçeğe aykırı beyan veya gizlenen husus ile vatandaşlığın kazanılması arasında nedensellik bağı da bulunmalıdır. Başka bir ifadeyle, gerçek durum idarece bilinseydi vatandaşlığın kazanılmasına karar verilip verilmeyeceği önem taşımaktadır.

    Bu özellik, TVK m.31’i vatandaşlık kazanma kararındaki her türlü hukuka aykırılığın giderilmesini sağlayan genel bir hüküm olmaktan çıkarmaktadır.

    VI. ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN FİİLLERİ YATIRIMCIYA KENDİLİĞİNDEN İSNAT EDİLEMEZ

    Güncel uyuşmazlıkların en önemli hukuki sorunlarından biri, müteahhit, gayrimenkul şirketi, aracı veya değerleme uzmanı tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen fiillerin yatırımcı bakımından hangi sonuçları doğuracağıdır.

    TVK m.31’in lafzı “ilgilinin” yalan beyanını veya vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli hususları gizlemesini esas almaktadır.

    Bu nedenle değerleme uzmanının gerçeğe aykırı rapor düzenlemiş olması, yatırımcının raporun gerçeğe aykırı olduğunu bildiğini tek başına kanıtlamaz.

    Müteahhidin bazı satışlarda muvazaalı işlemler gerçekleştirdiğinin ileri sürülmesi de o müteahhitten taşınmaz satın alan bütün yatırımcıların söz konusu işlemlere bilerek katıldıklarının kabulü için tek başına yeterli değildir.

    Her yatırımcı bakımından bireyselleştirilmiş inceleme yapılması gerekir.

    Özellikle;

    yatırımcının ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğunu bilip bilmediği,

    raporda yer alan değerin yükseltilmesine ilişkin herhangi bir talimat veya müdahalesinin bulunup bulunmadığı,

    satış bedelinin bir bölümünün kendisine geri döneceğini bilip bilmediği,

    gerçekten herhangi bir bedel iadesi alıp almadığı,

    vatandaşlık başvurusu sırasında gerçeğe aykırı herhangi bir beyanda bulunup bulunmadığı,

    vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli bir hususu bilerek gizleyip gizlemediği

    somut deliller üzerinden belirlenmelidir.

    Üçüncü kişinin fiili ile yatırımcının fiilinin özdeşleştirilmesi, özellikle TVK m.31’in açık lafzı karşısında hukuken sorunludur.

    VII. TVK M.40: HUKUKİ ŞARTLAR OLUŞMADAN VERİLEN KARARIN GERİ ALINMASI

    TVK m.40 hükmü şöyledir:

    “Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır.”

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    TVK m.40’ın konusu TVK m.31’den farklıdır.

    M.31 ilgilinin yalan beyanına veya önemli bir hususu gizlemesine odaklanırken, m.40 vatandaşlık kararının verildiği sırada hukuki şartların gerçekten mevcut olup olmadığıyla ilgilidir.

    Bu nedenle yatırımcının herhangi bir hileli davranışı bulunmadığı halde vatandaşlık kararının verilmesi için gerekli objektif hukuki şartlardan birinin başlangıçta gerçekte bulunmadığı sonradan ortaya çıkabilir.

    Örneğin yatırımcı ekspertiz raporunun doğruluğuna güvenmiş ve herhangi bir yanıltıcı davranışta bulunmamış olabilir. Buna karşılık taşınmazın vatandaşlık kararının verildiği tarihteki gerçek değerinin, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuatta aranan yatırım miktarının altında olduğu somut ve güvenilir verilerle ortaya konulabilir.

    Bu durumda TVK m.31’deki yalan beyan veya gizleme şartlarının bulunup bulunmadığı ile TVK m.40 kapsamında vatandaşlığın kazanılması için gerekli objektif hukuki şartların oluşup oluşmadığı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

    VIII. TVK M.31 İLE M.40 ARASINDAKİ AYRIM NEDEN ÖNEMLİDİR?

    TVK m.31 ile TVK m.40 aynı hukuki sonucu farklı ifadelerle düzenleyen hükümler değildir.

    M.31 bakımından temel soru şudur:

    Vatandaşlık, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli bir hususu gizlemesi sonucunda mı kazanılmıştır?

    M.40 bakımından ise temel soru şudur:

    Vatandaşlık kararının verildiği tarihte vatandaşlığın kazanılması için gerekli hukuki şartlar gerçekten mevcut mudur?

    Bu ayrım yalnızca teorik veya terminolojik değildir.

    İdari işlemin kanuni dayanağını, işlemin sebep unsurunu, idarenin ortaya koyması gereken maddi vakıaları ve ilgilinin ileri sürebileceği hukuki savunmaları doğrudan etkilemektedir.

    Yatırımcının gerçeğe aykırı beyanda bulunması ile idarenin kendi incelemesi sırasında yatırım şartlarının gerçekleştiğini hatalı biçimde kabul etmesi aynı hukuki olgu değildir.

    IX. İDARENİN HATASI, HUKUKİ GÜVENLİK VE GERİ ALMA

    Vatandaşlık kazanma kararı bir idari işlemdir. Hukuka aykırı idari işlemlerin geri alınması meselesi ise hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleriyle yakından ilişkilidir.

    Özellikle hukuka aykırılığın ilgilinin hilesinden değil, idarenin kendi değerlendirme veya inceleme hatasından kaynaklandığı durumlarda, hak doğurucu bir işlemin sonradan geri alınmasının sınırları idare hukuku öğretisinde uzun süredir tartışılmaktadır.

    TVK m.40’ta geri alma bakımından açık bir süre öngörülmemiş olması, hukuki güvenlik tartışmasını ortadan kaldırmamaktadır.

    Vatandaşlık, kişinin hukuki statüsünün ve sosyal kimliğinin temel unsurlarından biridir. Kişinin vatandaşlık statüsüne güvenerek yıllar içerisinde aile hayatını, ekonomik faaliyetlerini, mesleki ilişkilerini ve yerleşim düzenini oluşturmuş olması; somut olayın özelliklerine göre hukuki güvenlik, idari istikrar ve ölçülülük ilkeleri yönünden değerlendirilmesi gereken bir olgudur.

    Bununla birlikte, ilgilinin hilesi veya bilinçli biçimde gerçekleştirdiği yanlış beyan ile idarenin kendi inceleme ve değerlendirme hatasının aynı hukuki sonuçlara tabi tutulması da mümkün değildir.

    X. VATANDAŞLIĞIN KANUNİLİĞİ İLKESİ

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.66/3 hükmü şöyledir:

    “Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.”

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf

    Bu hüküm vatandaşlığın kazanılması kadar kaybı bakımından da kanunilik ilkesini güvence altına almaktadır.

    Vatandaşlık statüsünün sona erdirilmesinin kanuni dayanağının açık şekilde ortaya konulması ve somut olayın kanunda öngörülen kayıp sebebinin unsurlarını karşılaması gerekir.

    Bu nedenle alt düzenleyici işlemler, genelgeler veya idari Usul ve Esaslar, TVK m.31 ve m.40’ın kanuni kapsamını genişletecek şekilde yorumlanamaz.

    Vatandaşlığın sona erdirilmesi gibi ağır hukuki sonuç doğuran bir işlemde idarenin hangi kanun hükmüne dayandığı ve söz konusu hükmün hangi maddi vakıalar nedeniyle uygulanabilir hale geldiği açıkça ortaya konulmalıdır.

    XI. YATIRIM TARİHİNDE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN MEVZUAT ESAS ALINMALIDIR

    Taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlık bakımından bugün geçerli olan 400.000 ABD doları sınırı geçmişteki bütün yatırımlar bakımından kullanılabilecek tek ölçüt değildir.

    Yatırım miktarları ve diğer şartlar yıllar içerisinde birden fazla kez değiştirilmiştir.

    Bu nedenle geçmiş tarihli bir dosyada;

    yatırımın gerçekleştirildiği tarih,

    o tarihte yürürlükte bulunan yatırım miktarı,

    taşınmaz ediniminin tamamlandığı tarih,

    uygunluk belgesinin düzenlendiği tarih,

    vatandaşlık başvurusunun tarihi

    ve vatandaşlık kararının verildiği tarih

    birlikte incelenmelidir.

    Güncel yatırım miktarının geçmişte tamamlanmış bir yatırımın hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde doğrudan ölçüt alınması mümkün değildir.

    XII. SAHTE VEYA GERÇEĞE AYKIRI EKSPERTİZ İDDİASINDA TAŞINMAZIN GERÇEK TARİHSEL DEĞERİ

    Ekspertiz raporunun sahte veya gerçeğe aykırı olduğunun ileri sürülmesi, taşınmazın gerçek değerinin ne olduğu sorusunu ortadan kaldırmaz.

    Aksine, uyuşmazlığın temel maddi meselelerinden biri taşınmazın yatırımın gerçekleştirildiği tarihteki gerçek piyasa değeridir.

    Örneğin vatandaşlık için gerekli yatırım miktarının 250.000 ABD doları olduğu bir dönemde taşınmazın ekspertiz raporunda 400.000 ABD doları olarak değerlendirildiği varsayılsın.

    Yıllar sonra söz konusu ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğu ileri sürüldüğünde yalnızca raporu hazırlayan kişinin hukuki durumuna bakılması yeterli değildir.

    Taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değerinin 150.000 ABD doları mı, 280.000 ABD doları mı, yoksa 400.000 ABD dolarına yakın mı olduğu ayrıca belirlenmelidir.

    Bu nedenle geçmişe yönelik bağımsız değerleme yapılması gerekebilir.

    Aynı dönemde gerçekleştirilen emsal satışlar, aynı projedeki bağımsız satışlar, banka ekspertizleri, tapu kayıtları, proje fiyat listeleri, taşınmazın fiziki özellikleri, konumu ve yatırım tarihindeki piyasa şartları birlikte değerlendirilebilir.

    Objektif tarihsel veriler taşınmazın yatırım tarihinde zaten o tarihte geçerli kanuni yatırım miktarını karşıladığını ortaya koyuyorsa, ekspertiz raporunu düzenleyen kişinin başka işlemlerine ilişkin usulsüzlük iddiaları tek başına yatırımcının objektif vatandaşlık şartlarını sağlamadığını göstermez.

    XIII. PARA HAREKETLERİNİN BÜTÜN OLARAK İNCELENMESİ GEREKİR

    Güncel soruşturmalarda öne çıkan diğer unsur, vatandaşlık için gerekli yatırım bedelinin ekonomik olarak gerçekten ödenip ödenmediğidir.

    Bu nedenle yalnızca tek bir banka dekontunun incelenmesi yeterli olmayabilir.

    Paranın ekonomik hareket zinciri bir bütün olarak incelenmelidir.

    Yatırımcının parayı hangi kaynaktan elde ettiği, Türkiye’ye nasıl gönderdiği, hangi hesaba yatırdığı, satıcının bedeli gerçekten alıp almadığı ve vatandaşlık işlemlerinden sonra paranın doğrudan veya dolaylı şekilde yatırımcıya ya da onunla bağlantılı kişilere geri dönüp dönmediği belirlenmelidir.

    Örneğin yatırımcı görünürde 400.000 ABD doları göndermiş, ancak önceden yapılan anlaşma uyarınca vatandaşlık kazanıldıktan sonra bedelin önemli bir bölümü kendisine veya bağlantılı kişiye iade edilmişse yatırımın gerçek ekonomik niteliği ciddi biçimde tartışmalı hale gelecektir.

    Buna karşılık yatırımcı kanunen gerekli yatırım bedelini gerçekten ödemiş ve bedelin herhangi bir kısmı kendisine geri dönmemişse bu husus yatırımın gerçekliğinin değerlendirilmesinde önemli bir delildir.

    XIV. MÜTEAHHİT VEYA DEĞERLEME KURULUŞU HAKKINDA SORUŞTURMA BULUNMASININ HUKUKİ SONUCU

    Bir gayrimenkul şirketi, müteahhit, aracı veya değerleme uzmanı hakkında ceza soruşturması yürütülmesi, bu kişi veya kuruluşlarla işlem yapan bütün yatırımcıların vatandaşlığı hukuka aykırı şekilde kazandığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Aynı şirket tarafından yüzlerce taşınmaz satılmış olabilir.

    Bu taşınmazların bazılarının değeri gerçeğe aykırı biçimde yükseltilmiş, bazılarının gerçek piyasa değeri ise vatandaşlık için gerekli yatırım miktarını zaten karşılamış olabilir.

    Bazı yatırımcılara satış bedelinin bir bölümü geri dönmüş, bazı yatırımcılar ise herhangi bir geri ödeme almamış olabilir.

    Bazı yatırımcıların hukuka aykırı organizasyondan haberdar olduğu ileri sürülebilirken, bazı yatırımcılar resmi değerleme raporuna, tapu işlemine ve uygunluk belgesine güvenerek yatırım yapmış olabilir.

    Bu nedenle vatandaşlık statüsü bakımından toplu ve kategorik değerlendirme yerine dosya bazında, somut ve bireyselleştirilmiş inceleme yapılması gerekir.

    XV. İYİ NİYETLİ YATIRIMCININ HUKUKİ DURUMU

    İyi niyet kavramı yatırım yoluyla vatandaşlık uyuşmazlıklarında dikkatli kullanılmalıdır.

    Yatırımcının iyi niyetli olması, vatandaşlık statüsünün her durumda korunması sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Bununla birlikte özellikle TVK m.31 bakımından yatırımcının bilgi ve davranışları son derece önemlidir.

    Yatırımcı;

    yatırım bedelini gerçekten ödemiş,

    bedelin herhangi bir kısmını geri almamış,

    taşınmazı resmi tapu işlemiyle edinmiş,

    yetkili sistem içerisinde hazırlanmış değerleme raporuna güvenmiş,

    uygunluk belgesi almış,

    mevzuatta öngörülen tasarruf sınırlamasına uymuş,

    sahte belge sunmamış,

    gerçeğe aykırı beyanda bulunmamış

    ve üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırılıktan haberdar olmamış olabilir.

    Böyle bir yatırımcının hukuki durumu ile muvazaalı yatırım organizasyonuna bilerek katılan kişinin hukuki durumunun aynı kabul edilmesi mümkün değildir.

    Buna karşılık, yatırımcının herhangi bir hilesi bulunmamasına rağmen vatandaşlık kararının verildiği tarihte kanunen aranan objektif yatırım şartının gerçekte oluşmadığı ortaya çıkabilir.

    Bu durumda TVK m.31 bakımından yatırımcıya isnat edilebilir yalan beyan veya gizleme bulunup bulunmadığı ile TVK m.40 bakımından objektif hukuki şartların oluşup oluşmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

    XVI. İDARENİN KENDİ SİSTEMİNE GÜVENEN YATIRIMCI

    Yatırım yoluyla vatandaşlık prosedürü çok aşamalı bir idari süreçtir.

    Yatırımcı resmi tapu işlemini gerçekleştirmiş, yetkili sistem içerisinde hazırlanan değerleme raporunu kullanmış, yatırım uygunluk belgesini almış ve vatandaşlık başvurusunu resmi makamlar nezdinde tamamlamış olabilir.

    Bu işlemlerin varlığı TVK m.40’ın uygulanmasını mutlak biçimde engellemez.

    Ancak yatırımcının idarenin kurduğu ve denetlediği sisteme güvenerek hareket etmiş olması; somut olayın özelliklerine göre hukuki güvenlik, idari istikrar, meşru beklenti ve ölçülülük ilkeleri bakımından önem taşıyabilir.

    Özellikle hukuka aykırılığın yatırımcının hilesinden değil, yetkili kurumların inceleme veya değerlendirme hatasından kaynaklandığı durumlarda bu hususların yargısal denetimde ayrıca ele alınması gerekir.

    XVII. DANIŞTAY 10. DAİRE, E.2022/7637, K.2025/3313, 26.06.2025

    Danıştay 10. Dairesinin E.2022/7637, K.2025/3313 sayılı ve 26.06.2025 tarihli kararı doğrudan sahte ekspertiz veya gayrimenkul yatırımı uyuşmazlığına ilişkin değildir. Bununla birlikte TVK m.40’ın uygulanması ve vatandaşlık kararının geri alınmasının yargısal denetimi bakımından önemlidir.

    Kararda, vatandaşlığın geri alınmasını gerektiren sebeplerin somut olgulara dayanması ve vatandaşlığın kazanıldığı tarihte gerekli hukuki şartların gerçekten mevcut olup olmadığının ortaya konulması gerektiği yönündeki değerlendirmeler öne çıkmaktadır.

    Sonradan ortaya çıkan bir olumsuz bilginin varlığı ile vatandaşlık kararının verildiği tarihte hukuki şartların bulunmaması aynı şey değildir.

    Bu yaklaşım yatırım yoluyla vatandaşlık uyuşmazlıkları bakımından önem taşımaktadır.

    Örneğin bir müteahhit veya değerleme kuruluşu hakkında 2026 yılında soruşturma başlatılmış olması, geçmişte bu kişi veya kuruluşla işlem yapan belirli bir yatırımcının vatandaşlığı kazandığı tarihte kanuni şartları taşımadığını tek başına ortaya koymaz.

    Sonradan elde edilen bilginin, vatandaşlık kararının verildiği tarihte gerekli hukuki şartların gerçekte bulunmadığını gösterecek nitelikte olması gerekir.

    Danıştay 10. Daire, E.2022/7637, K.2025/3313:
    https://hukas.com.tr/ictihat/danistay/10-daire-2022-7637-esas-2025-3313-karar/aa20d570-25fb-4ee9-a4ec-f174f89cdce8

    XVIII. DANIŞTAY 10. DAİRE, E.2021/279, K.2025/3174, 23.06.2025

    Danıştay 10. Dairesinin E.2021/279, K.2025/3174 sayılı ve 23.06.2025 tarihli kararı da TVK m.40 kapsamında önem taşımaktadır.

    Kararda vatandaşlığın geri alınmasına dayanak oluşturacak olguların “somut, yeterli ve ciddi bilgiler” ile ortaya konulması gerektiği kabul edilmiştir.

    İdari işlemin sebep unsuru bakımından idarenin işlemini gerçek ve hukuka uygun sebeplere dayandırması gerekmektedir.

    Bu yaklaşım yatırım yoluyla vatandaşlık uyuşmazlıklarına uygulandığında, belirli bir şirket veya değerleme kuruluşu hakkında yürütülen soruşturmanın tek başına o kuruluşla geçmişte işlem yapan bütün yatırımcılar bakımından vatandaşlığın geri alınmasını gerektiren genel bir sebep olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

    İdarenin her yatırımcı bakımından vatandaşlığın kazanıldığı tarihte hangi hukuki şartın gerçekleşmediğini somutlaştırması gerekir.

    Danıştay 10. Daire, E.2021/279, K.2025/3174:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1170303600

    XIX. CEZA SORUŞTURMASI İLE VATANDAŞLIK İŞLEMİNİN YARGISAL DENETİMİ BİRBİRİNDEN AYRILMALIDIR

    Ceza soruşturması ile vatandaşlık kararının hukuka uygunluğuna ilişkin idari süreç aynı hukuki inceleme değildir.

    Ceza dosyasındaki banka kayıtları, ekspertiz belgeleri, iletişim kayıtları, para transferleri ve diğer deliller vatandaşlık uyuşmazlığı bakımından önemli olabilir.

    Ancak bir müteahhit, şirket yöneticisi, aracı veya değerleme uzmanının ceza soruşturmasında şüpheli olması, yatırımcının TVK m.31 kapsamında yalan beyanda bulunduğunu veya önemli bir hususu gizlediğini kendiliğinden ortaya koymaz.

    Aynı şekilde yatırımcının ceza soruşturmasında şüpheli sıfatıyla yer almaması da vatandaşlığın kazanılması için gerekli objektif şartların mevcut olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz.

    Ceza sorumluluğu ile vatandaşlık kazanma kararının idare hukuku bakımından geçerliliği farklı hukuki ölçütlere tabidir.

    Ceza soruşturmasında elde edilen deliller idari uyuşmazlıkta kullanılabilir; ancak vatandaşlığın iptali veya geri alınmasına ilişkin işlemin hukuka uygunluğu 5901 sayılı Kanun’un ilgili hükmünün unsurları esas alınarak ayrıca incelenmelidir.

    XX. VATANDAŞLIK İŞLEMİNE KARŞI YARGISAL KORUMA

    Vatandaşlığın iptali veya vatandaşlık kararının geri alınması idari işlem niteliğindedir ve yargısal denetime tabidir.

    Görevli yargı yeri, işlemi tesis eden makam dikkate alınarak belirlenmelidir.

    2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24 uyarınca Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal davaları Danıştay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmektedir.

    2575 sayılı Danıştay Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2575.pdf

    Bununla birlikte yatırım yoluyla vatandaşlık dosyasında tek bir idari işlem bulunmayabilir.

    Yatırım uygunluk belgesinin iptal edilmesi ile vatandaşlık kazanma kararının iptali veya geri alınması birbirinden farklı idari işlemlerdir.

    Bu nedenle her dosyada;

    işlemi tesis eden makam,

    işlemin hukuki niteliği,

    işlemin kanuni dayanağı,

    tebliğ tarihi,

    uygunluk belgesine ilişkin önceki işlem

    ve vatandaşlık statüsünü doğrudan etkileyen nihai işlem

    ayrı ayrı incelenmelidir.

    XXI. DAVA AÇMA SÜRESİ

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7/1 hükmü şöyledir:

    “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.”

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    Bununla birlikte somut dosyada sürenin başlangıcı, işlemin tebliğ tarihi, dava konusu işlemin niteliği ve varsa idari başvurular dikkate alınarak ayrıca hesaplanmalıdır.

    Bu nedenle vatandaşlığın iptali veya geri alınmasına ilişkin bir kararın tebliğ edilmesi halinde dosyanın gecikmeksizin hukuki incelemeye alınması önemlidir.

    XXII. YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

    İptal davasının açılması, dava konusu idari işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz.

    İYUK m.27/2’de;

    “Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda… yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.”

    hükmü yer almaktadır.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    Vatandaşlık statüsünün sona erdirilmesi yalnızca kimlik veya pasaport belgesini ilgilendiren bir sonuç değildir.

    Somut olayın özelliklerine göre kişinin Türkiye’deki ikamet ve çalışma statüsü, seyahat imkanları, şirket faaliyetleri, bankacılık işlemleri, aile hayatı ve Türkiye’de oluşturduğu özel hayat üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.

    Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebinde işlemin hukuka aykırılığı yanında, işlemin uygulanmasının ilgili kişi bakımından meydana getireceği somut ve bireysel zararların da ortaya konulması gerekir.

    XXIII. MÜTEAHHİT, SATICI VE ARACILARA KARŞI ÖZEL HUKUK YOLLARI

    Vatandaşlık kararına karşı yürütülecek idari yargı süreci ile müteahhit, satıcı, aracı veya diğer özel hukuk kişilerine karşı ileri sürülebilecek talepler birbirinden farklıdır.

    Taşınmaz açık biçimde “Türk vatandaşlığına uygun” bir yatırım olarak pazarlanmış ve yatırımcı bu taahhüde güvenerek taşınmazı satın almış olabilir.

    Taşınmazın gerçekte vaat edilen nitelikleri taşımaması veya vatandaşlık için gerekli yatırım şartlarını karşılamaması halinde sözleşmeye aykırılık hükümleri gündeme gelebilir.

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112 şöyledir:

    “Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf

    Somut olayın özelliklerine göre haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümleri de ayrıca değerlendirilebilir.

    Bu nedenle satış sözleşmesi yanında reklamlar, broşürler, proje sunumları, e-postalar, WhatsApp yazışmaları ve taşınmazın vatandaşlık şartlarını karşıladığına ilişkin diğer beyanların korunması önem taşımaktadır.

    XXIV. İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR

    Özellikle yüksek miktarlı yatırım uyuşmazlıklarında, yargılama sonunda elde edilecek hükmün fiilen icra edilebilir durumda kalması da önemlidir.

    Şartları mevcutsa para alacağı bakımından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.257 ve devamı kapsamında ihtiyati haciz talep edilebilir.

    2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf

    Uyuşmazlık konusu belirli bir mal veya hakkın korunması gerekiyorsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389 ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir hükümleri değerlendirilebilir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf

    İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbir farklı geçici hukuki koruma kurumlarıdır. Somut talebin niteliğine göre doğru hukuki koruma yolunun belirlenmesi gerekir.

    XXV. TÜKETİCİ HUKUKU BOYUTU

    Taşınmazı satın alan kişinin ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmemesi halinde, somut işlemin niteliğine göre 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması da gündeme gelebilir.

    Ancak taşınmazın vatandaşlık amacıyla satın alınmış olması tek başına uyuşmazlığı tüketici uyuşmazlığı haline getirmez.

    Tarafların sıfatları, işlemin amacı ve sözleşmenin hukuki niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6502.pdf

    XXVI. DOSYADA TOPLANMASI GEREKEN DELİLLER

    Bu tür uyuşmazlıklarda hukuki savunmanın merkezinde yatırım tarihindeki maddi gerçeğin yeniden ortaya konulması bulunmaktadır.

    Bu nedenle özellikle;

    vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin karar,

    vatandaşlığın iptali veya geri alınmasına ilişkin karar,

    tebligat evrakı,

    yatırım uygunluk belgesi,

    uygunluk belgesinin iptaline ilişkin işlem,

    tapu senedi ve resmi senet,

    satmama taahhüdüne ilişkin tapu kayıtları,

    satış veya satış vaadi sözleşmesi,

    ekspertiz ve değerleme raporları,

    Tutar Tespit Belgesi,

    döviz alım belgeleri,

    banka dekontları,

    SWIFT kayıtları,

    yatırım dönemindeki banka hesap hareketleri,

    faturalar ve makbuzlar,

    satıcı, müteahhit ve aracılarla yapılan yazışmalar,

    e-posta ve WhatsApp kayıtları,

    vatandaşlığa uygunluk vaadi içeren reklam ve tanıtım materyalleri,

    yatırım bedelinin yatırımcıya geri dönmediğini gösteren banka kayıtları,

    yatırım tarihindeki emsal taşınmaz değerleri

    ve varsa ceza soruşturmasına ilişkin erişilebilir belgeler

    birlikte değerlendirilmelidir.

    Amaç yalnızca çok sayıda belge sunmak değil, yatırım tarihinde gerçekleşen ekonomik işlemi ve yatırımcının bireysel davranışını mümkün olduğunca nesnel delillerle yeniden ortaya koymaktır.

    XXVII. ANAYASA MAHKEMESİ VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

    Olağan idari yargı yollarının tüketilmesinden sonra, somut olayda Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortak koruma alanında bulunan bir temel hakkın ihlal edildiği ileri sürülebiliyorsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu ayrıca değerlendirilebilir.

    Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru:
    https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi belirli bir devletin vatandaşlığını kazanma veya koruma hakkını bağımsız bir hak olarak düzenlememektedir.

    Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında vatandaşlık, kişinin sosyal kimliği ve özel hayatıyla bağlantılı olarak değerlendirilebilmekte; vatandaşlıktan keyfi biçimde mahrum bırakılmanın belirli şartlarda AİHS m.8 kapsamında sorun doğurabileceği kabul edilmektedir.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Nationality – ECHR Case-Law Guide:
    https://ks.echr.coe.int/documents/d/echr-ks/nationality

    Bu başvuru yolları olağan idari yargının yerine geçen yeni bir temyiz aşaması değildir. İhlal edildiği ileri sürülen temel hakkın ve ihlale yol açtığı belirtilen kamusal işlemin somut biçimde ortaya konulması gerekir.

    SONUÇ

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna yansıyan soruşturmalar, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin geçmiş tarihli çok sayıda işlemin yeniden incelenmesine neden olmuştur.

    Sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz raporları, taşınmaz değerlerinin gerçeğin üzerinde gösterilmesi, muvazaalı satışlar ve gerçeği yansıtmayan para hareketlerine ilişkin iddialar ciddi niteliktedir. Bununla birlikte vatandaşlık hukuku bakımından toplu ve kategorik varsayımlarla hareket edilmesi mümkün değildir.

    Bir müteahhit hakkında soruşturma yürütülmesi, o müteahhitten taşınmaz satın alan herkesin vatandaşlığı hukuka aykırı şekilde kazandığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

    Bir değerleme raporunun gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıkması da yatırımcının raporun gerçeğe aykırılığını bildiğini tek başına kanıtlamaz.

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu iki farklı hukuki mekanizma öngörmektedir.

    TVK m.31, vatandaşlığın ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda kazanılması halinde vatandaşlığı kazanma kararının iptalini düzenlemektedir.

    TVK m.40 ise vatandaşlığın kazanılması için gerekli hukuki şartlar oluşmadan verilen kararların, bu durumun sonradan anlaşılması üzerine geri alınmasını düzenlemektedir.

    Bu iki hükmün uygulama alanları birbirinden ayrılmalıdır.

    Özellikle üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen hukuka aykırı işlemlerin bulunduğu dosyalarda, yatırımcının bireysel davranışının ayrıca incelenmesi gerekir.

    Yatırımcı sahte belge sunmamış, gerçeğe aykırı beyanda bulunmamış, ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğunu bilmemiş ve gerçek yatırım bedelini ödemiş olabilir. Böyle bir durumda TVK m.31 kapsamında yatırımcıya isnat edilebilecek yalan beyan veya gizleme fiilinin somut olarak ortaya konulması gerekir.

    Buna karşılık yatırımcının herhangi bir hilesi bulunmasa dahi vatandaşlık kararının verildiği tarihte objektif yatırım şartının gerçekte gerçekleşmediğinin ortaya çıkması halinde TVK m.40 kapsamında farklı bir hukuki değerlendirme gündeme gelebilir.

    Danıştay 10. Dairesinin 2025 tarihli kararları da vatandaşlığın geri alınması bakımından soyut değerlendirmeler yerine somut, yeterli ve ciddi bilgilerin bulunmasının ve vatandaşlığın kazanıldığı tarihte hukuki şartların gerçekten mevcut olup olmadığının incelenmesinin önemini ortaya koymaktadır.

    Bu nedenle her dosyada;

    yatırım tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat,

    o tarihte geçerli yatırım miktarı,

    taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek piyasa değeri,

    yatırımcının gerçekten ödediği bedel,

    paranın kaynağı ve sonraki hareketleri,

    yatırımcıya doğrudan veya dolaylı herhangi bir bedel iadesi yapılıp yapılmadığı,

    yatırımcının değerleme sürecine müdahalesinin bulunup bulunmadığı,

    üçüncü kişilerin hukuka aykırı fiillerinden haberdar olup olmadığı,

    uygunluk belgesinin hangi maddi verilere dayandığı,

    vatandaşlık başvurusunda verilen beyanların doğruluğu,

    idari işlemin dayandığı somut bilgi ve belgeler

    ve vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin işlemin TVK m.31 veya TVK m.40’tan hangisine dayandığı

    ayrı ayrı incelenmelidir.

    Yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınmasına ilişkin uyuşmazlıklar bu nedenle yalnızca vatandaşlık hukuku kapsamında değerlendirilebilecek uyuşmazlıklar değildir. İdare hukuku, idari yargılama hukuku, gayrimenkul hukuku, borçlar hukuku, tüketici hukuku ve gerektiğinde ceza hukukunun birlikte değerlendirilmesini gerektiren çok katmanlı hukuki uyuşmazlıklardır.

    TD HUKUK VE DANIŞMANLIK

    TD Hukuk ve Danışmanlık; yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması, yatırım uygunluk belgesinin iptali, sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz iddiaları, müteahhit ve gayrimenkul şirketleri hakkında yürütülen soruşturmalarla bağlantılı vatandaşlık uyuşmazlıkları ile yatırım nedeniyle doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında hukuki inceleme ve dava takibi gerçekleştirmektedir.

    Bu tür dosyalarda vatandaşlık kararının tek başına incelenmesi çoğu zaman yeterli değildir. İdari işlemin yatırım tarihindeki mevzuat, tapu kayıtları, değerleme raporları, uygunluk belgesi, banka hareketleri, satış sözleşmeleri, taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değeri ve varsa ceza soruşturması belgeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    Av. Murat Can Dolğun

    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Telefon: 0212 299 44 22

    WhatsApp / Mobil: 0507 475 44 22

    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com

    Web: https://dolgun.av.tr

    Adres: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), A2 Blok, No: 206, Bakırköy / İstanbul

    YARARLANILAN KAYNAKLAR

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf

    2575 sayılı Danıştay Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2575.pdf

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf

    2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf

    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun:
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6502.pdf

    Çiçek Özgür, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.75, S.1, 2026, s.741-779:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/auhfd/article/1710185

    Tam metin:
    https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4918969

    Ahmet Dülger, “Taşınmaz Satın Alınmasıyla Türk Vatandaşlığının İstisnai Yoldan Kazanılmasında Değerleme Raporu ve Uygunluk Belgesi Alınması”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.16, S.1, 2025, s.167-180:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/inuhfd/article/1600688

    Işıl Egemen Demir, “İdare Hukuku İlkeleri Çerçevesinde Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptali ve Geri Alınması Kavramları”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S.139, 2018, s.129-164:
    https://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/ViewPDF-idare-hukuku-ilkeleri-cercevesinde-turk-vatandasligina-alinma-kararinin-iptali-ve-geri-alinmasi-kavramlari-1807

    Aslı Bayata Canyaş, “Hukuki Şartlar Oluşmadan Verilmiş Olan Türk Vatandaşlığını Kazanma Kararının Geri Alınmasında Süre Sorunu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S.114, 2014, s.347-360.

    Esra Dardağan Kibar, “Türk Vatandaşlık Mevzuatı ve Güncel Gelişmeler Işığında Vatandaşlığın Kanuniliği İlkesi”, Milletlerarası Özel Hukukta Güncel Meseleler Sempozyumu, Savaş Yayınları, 2019, s.3-17.

    “Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptalinde Süre”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/iumhmohb/article/383774

    “Yabancıların Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı Kazanmalarının Hukuki Yönden Değerlendirilmesi ve Yeni Model Önerisi”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi:
    https://dergipark.org.tr/tr/pub/suhfd/article/1705055

    Danıştay 10. Daire, E.2022/7637, K.2025/3313, 26.06.2025:
    https://hukas.com.tr/ictihat/danistay/10-daire-2022-7637-esas-2025-3313-karar/aa20d570-25fb-4ee9-a4ec-f174f89cdce8

    Danıştay 10. Daire, E.2021/279, K.2025/3174, 23.06.2025:
    https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1170303600

    T.C. Adalet Bakanlığı, “687 Kişinin Vatandaşlığının İptali İçin Yasal Süreç Başlatıldı”, 04.08.2026:
    https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    Anadolu Ajansı, “Muvazaalı gayrimenkul satışıyla vatandaşlık sağlayan suç örgütü çökertildi”, 24.09.2025:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/muvazaali-gayrimenkul-satisiyla-vatandaslik-saglayan-suc-orgutu-cokertildi/3697125

    Anadolu Ajansı, 2025 tarihli soruşturmanın adli aşamasına ilişkin haber:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/yabancilara-usulsuz-vatandaslik-kazandiran-suc-orgutune-yonelik-operasyonda-yakalanan-113-supheli-adliyede/3699547

    Anadolu Ajansı, “Haksız Türk vatandaşlığı kazandırdığı tespit edilen suç örgütüne operasyon”, 04.08.2026:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/haksiz-turk-vatandasligi-kazandirdigi-tespit-edilen-suc-orgutune-operasyon-/4017632

    Anadolu Ajansı, soruşturmanın 07.08.2026 tarihli adli aşamasına ilişkin haber:
    https://www.aa.com.tr/tr/gundem/-haksiz-yollarla-turk-vatandasligi-kazandirdigi-belirlenen-suc-orgutu-operasyonunda-32-zanli-tutuklandi/4021485

    Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru:
    https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Nationality – ECHR Case-Law Guide:
    https://ks.echr.coe.int/documents/d/echr-ks/nationality

    HUKUKİ BİLGİLENDİRME NOTU

    Bu çalışma 19 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat, yayımlanmış akademik çalışmalar, erişilebilir yargı kararları, resmi makam açıklamaları ve kamuya açık haber kaynakları esas alınarak genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

    Ceza soruşturmalarına ilişkin açıklamalar, ilgili resmi makamların ve haber kaynaklarının kamuoyuna aktardığı iddiaları ifade etmektedir. Soruşturma, gözaltı veya tutuklama kararı kesinleşmiş mahkumiyet hükmü değildir. Kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerlidir.

    Bir müteahhit, gayrimenkul şirketi, aracı veya değerleme uzmanı hakkında soruşturma yürütülmesi, bu kişilerle işlem yapan her yatırımcının hukuka aykırı biçimde vatandaşlık kazandığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Aynı şekilde yatırımcının iyi niyetli olması da vatandaşlık için gerekli objektif hukuki şartların gerçekleşmediği bir durumda vatandaşlığın her koşulda korunacağı anlamına gelmez.

    Her dosyanın yatırım tarihi, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat, yatırımın gerçek ekonomik niteliği, yatırımcının bireysel davranışları, idarenin kendi inceleme süreci ve vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin işlemin kanuni dayanağı dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

    Vatandaşlığın iptali sonrasında malvarlığının tasfiyesine ilişkin TVK m.33 kapsamındaki hukuki rejim, bu çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır.

    Bu metin somut bir uyuşmazlık bakımından hukuki mütalaa, sonuç garantisi veya kişiye özgü hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.

  • Military Service After Acquiring Turkish Citizenship: The 22-Year Rule, Exemption and Deferment (2026)

    Military Service After Acquiring Turkish Citizenship: The 22-Year Rule, Exemption and Deferment (2026)

    Last updated: 14 September 2026

    One of the most common questions asked by foreign nationals who acquire Turkish citizenship is whether they will be required to perform compulsory military service in Türkiye.

    This issue is particularly important for men who acquire Turkish citizenship through investment, marriage, long-term residence or a decision of the competent Turkish authorities.

    The short answer is:

    Men who acquire Turkish citizenship and are 22 years of age or older in the year in which they become Turkish citizens are, as a general rule, deemed to have completed their military service in Türkiye.

    Men who are 21 or younger in the year they acquire Turkish citizenship, however, may become subject to Turkish military service unless another exemption applies.

    The principal legal provision governing this issue is Article 43 of Military Recruitment Law No. 7179 (Askeralma Kanunu).

    Official text of Law No. 7179:
    https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/06/20190626-1.htm

    Official information published by the Turkish Ministry of National Defence:
    https://www.msb.gov.tr/Askeralma/icerik/vatandaslik-islemleri

    Does Everyone Who Acquires Turkish Citizenship Have to Perform Military Service?

    No.

    Under Article 43 of Military Recruitment Law No. 7179, the military service status of a person who subsequently acquires Turkish citizenship depends primarily on his age in the year citizenship is acquired and on other circumstances specified by law.

    Two categories are particularly important.

    A person may be deemed to have completed his military service if:

    1. he is 22 years of age or older in the year in which he acquires Turkish citizenship, or
    2. before acquiring Turkish citizenship, he completed military service in his country of origin or was legally deemed to have completed it and can provide the required evidence.

    Accordingly, a person does not necessarily need to have previously served in another country’s military in order to benefit from the 22-year rule.

    The Most Important Rule: How Is the Age of 22 Calculated?

    This is one of the most important practical points.

    For this purpose, the Turkish Ministry of National Defence does not calculate age according to whether the person’s birthday has already occurred on the exact date Turkish citizenship is acquired.

    Instead, the year of birth is used.

    According to the Ministry’s official guidance, the calculation is made by adding 22 to the person’s year of birth. The month and day of birth are not taken into consideration.

    Official MSB guidance:
    https://www.msb.gov.tr/Askeralma/icerik/vatandaslik-islemleri

    Example: A Man Born in 2004 Acquires Turkish Citizenship in 2026

    2004 + 22 = 2026.

    Therefore, a man born in 2004 who acquires Turkish citizenship at any time during 2026 falls within the 22-year rule.

    Subject to the specific exceptions provided by law, he will therefore be deemed to have completed his military service.

    It does not matter whether his actual birthday has occurred by the date on which Turkish citizenship is acquired.

    Example: A Man Born in 2005 Acquires Turkish Citizenship in 2026

    2005 + 22 = 2027.

    A man born in 2005 who acquires Turkish citizenship during 2026 therefore does not yet fall within the 22-year rule.

    Unless another exemption applies, he may consequently become subject to Turkish military service obligations.

    Do Turkish Citizenship by Investment Applicants Have to Perform Military Service?

    There is no separate military service regime specifically applicable to persons who acquire Turkish citizenship by investment.

    Citizenship by investment is a form of subsequent acquisition of Turkish citizenship under the exceptional citizenship provisions of Turkish nationality legislation.

    Therefore, Article 43 of Military Recruitment Law No. 7179 is also relevant to male foreign investors who acquire Turkish citizenship.

    For example:

    A man who acquires Turkish citizenship by investment at age 30: Generally deemed to have completed military service.

    At age 25: Generally deemed to have completed military service.

    At age 22: Generally deemed to have completed military service.

    At age 20: May be subject to military service unless another exemption applies.

    Whether citizenship was acquired through a qualifying real estate investment, bank deposit, investment fund or another qualifying investment route does not alter this basic military service rule.

    Official information concerning the acquisition of Turkish citizenship is available from the Turkish Directorate General of Population and Citizenship Affairs:

    Do I Need to Have Served in My Previous Country’s Military?

    Not necessarily.

    This is a frequent source of confusion.

    Article 43 provides for different circumstances under which a person may be deemed to have completed military service.

    A person who completed military service in his country of origin before becoming a Turkish citizen may rely on that service, subject to the documentary requirements.

    Separately, however, a person who has never performed military service in any country may still be deemed to have completed his Turkish military service if he was 22 or older in the year he acquired Turkish citizenship.

    The Turkish Ministry of National Defence provides an illustrative example in its official FAQ.

    A person born in 1997 who acquired Turkish citizenship on 26 June 2019 and had not performed military service in his former country was nevertheless exempt because he was considered 22 years old in the year in which he became a Turkish citizen.

    Official MSB FAQ:
    https://www.msb.gov.tr/Askeralma/SSS/2a08f056-2597-4652-9ae6-2d467ff0f75f

    What Happens If Turkish Citizenship Is Acquired Before the Age of 22?

    The position is different for men who are 21 or younger in the year they acquire Turkish citizenship.

    If they cannot establish that they had already performed, or were deemed to have performed, military service in their country of origin, they may become subject to the Turkish military service system.

    According to the Ministry of National Defence, their military service may, upon request, be deferred for two years from the date on which Turkish citizenship was acquired.

    Official source:
    https://www.msb.gov.tr/Askeralma/icerik/vatandaslik-islemleri

    This two-year period should not be confused with a permanent exemption.

    Once the deferment period expires, the person’s military status and recruitment procedures must be dealt with under the applicable legislation.

    When Does the Two-Year Military Service Deferment Begin?

    For persons who acquire Turkish citizenship subsequently and remain subject to military service, the special two-year deferment period runs from the date Turkish citizenship was acquired.

    For example, if an eligible person acquires Turkish citizenship on 15 June 2026, his military service may, upon request and provided that the legal requirements are satisfied, be deferred for two years from that date.

    At the end of the deferment period, the relevant military registration and examination procedures may become applicable.

    Does Military Service Completed Abroad Count in Türkiye?

    The timing of the foreign military service is important.

    Military Service Completed Before Acquiring Turkish Citizenship

    Under Article 43 of Law No. 7179, a person may be deemed to have completed his military service in Türkiye if, before acquiring Turkish citizenship, he performed military service in his country of origin or was legally deemed to have performed it and can provide the required documentation.

    The Ministry of National Defence also specifies documentary requirements for foreign military service records.

    Foreign-language documents may need to be translated into Turkish by a sworn translator and notarised.

    Official source:
    https://www.msb.gov.tr/Askeralma/icerik/vatandaslik-islemleri

    Military Service Completed Abroad After Acquiring Turkish Citizenship

    A different analysis applies if military service in another country is performed after Turkish citizenship has already been acquired.

    Being a dual citizen and performing military service in the other country does not necessarily mean that the Turkish military service obligation is automatically discharged.

    Applicable international agreements between Türkiye and the other state may also need to be examined.

    Article 45 of Law No. 7179 contains provisions relevant to the recognition of military service performed in another country.

    Therefore, the assumption that “I served in another country, so I am automatically exempt in Türkiye” should not be made without examining the individual’s circumstances.

    What About Dual Citizens?

    Dual citizenship does not, by itself, provide an exemption from Turkish military service.

    The following matters may need to be considered:

    • when Turkish citizenship was acquired;
    • the person’s year of birth;
    • whether foreign military service was completed before or after Turkish citizenship was acquired;
    • the person’s country of residence;
    • whether an applicable international agreement exists; and
    • whether the individual qualifies for another deferment or military service procedure.

    Turkish citizens residing abroad may also be eligible for specific deferment arrangements or foreign-currency military service (dövizle askerlik) if the statutory requirements are satisfied.

    Can Someone Who Is Deemed to Have Completed Military Service Volunteer to Serve Later?

    As a general rule, no.

    The Ministry of National Defence states that persons who are deemed to have completed military service because they were 22 or older in the year in which they acquired Turkish citizenship are not subsequently enlisted merely because they request to serve.

    This status is therefore not the same as paid military service or a temporary deferment. It is a statutory status under which the person is deemed to have completed military service.

    Are Women Who Acquire Turkish Citizenship Subject to Compulsory Military Service?

    No.

    Law No. 7179 regulates compulsory military service for male Turkish citizens.

    Accordingly, a woman who subsequently acquires Turkish citizenship does not become subject to compulsory military service merely as a consequence of acquiring Turkish citizenship.

    Does the Same 22-Year Rule Apply to Citizenship Acquired Through Descent?

    Not necessarily.

    This is an important exception.

    Article 43 of Military Recruitment Law No. 7179 specifically excludes certain persons who subsequently acquire Turkish citizenship on the basis of descent (soybağı) from the special rules contained in that provision.

    Therefore, acquiring citizenship through investment, marriage or a decision of the competent authority should not automatically be treated in the same way as a citizenship case based on descent.

    The legal basis on which Turkish citizenship was acquired should always be examined.

    What If a Former Turkish Citizen Reacquires Turkish Citizenship?

    This is another situation requiring separate analysis.

    A person who was previously a Turkish citizen, lost Turkish citizenship and subsequently reacquires it should not automatically be treated in the same manner as a foreign national acquiring Turkish citizenship for the first time.

    The person’s previous Turkish military service status may remain relevant.

    Consequently, a former Turkish citizen who reacquires Turkish citizenship at the age of 30 cannot safely assume that he is exempt merely because he is now older than 22.

    The previous citizenship and military service records should be examined.

    What About the Children of a Person Who Acquires Turkish Citizenship?

    The child’s date of birth and the legal basis on which the child acquired Turkish citizenship are important.

    There may be a legal distinction between children who already existed when their foreign parent acquired Turkish citizenship and children born after the parent became a Turkish citizen.

    Male children born after a parent has acquired Turkish citizenship may generally be treated, for military service purposes, in the same manner as Turkish citizens by birth, depending on the circumstances.

    For family citizenship applications, the military status of male children should therefore be examined separately rather than assuming that the principal applicant’s exemption automatically extends to them.

    How Can I Check My Military Service Status After Becoming a Turkish Citizen?

    Once Turkish citizenship has been registered and a Turkish ID number has been issued, military service information can generally be checked through the Ministry of National Defence services available on e-Devlet (e-Government Gateway).

    Official e-Devlet service:
    https://www.turkiye.gov.tr/mill-savunma-askerligim

    The Ministry of National Defence also allows various military recruitment procedures and document requests to be carried out electronically.

    However, administrative or registration discrepancies can occur.

    For example, a person may appear as subject to military service even though he should be deemed to have completed it under Article 43, or foreign military service documentation may not yet have been reflected in the relevant records.

    In such cases, an application may need to be submitted to the competent military recruitment office for correction of the record.

    Practical 2026 Age Table

    For persons acquiring Turkish citizenship during 2026:

    Born in 2004 or earlier: Generally within the 22-year rule and deemed to have completed military service, subject to the statutory exceptions.

    Born in 2005: Considered below the 22-year threshold for this purpose in 2026. Military service obligations may arise unless another exemption applies.

    Born in 2006: Below the 22-year threshold. Military service obligations may arise.

    The critical point is that the year of birth, rather than the exact birthday, is used for this calculation.

    Frequently Asked Questions

    Do I have to perform military service after becoming a Turkish citizen?

    If you are a man who subsequently acquires Turkish citizenship and you are 22 or older in the year citizenship is acquired, you will generally be deemed to have completed military service, subject to the exceptions provided by law.

    I became a Turkish citizen at 30. Do I have to serve in the Turkish military?

    If you acquired Turkish citizenship for the first time at age 30 and your case does not fall within one of the special categories, such as certain descent-based cases, you will generally be deemed to have completed military service under Article 43.

    I am 22, but my birthday has not happened yet. Am I exempt?

    The calculation is based on the year of birth rather than whether your birthday has occurred. The Ministry’s guidance calculates the relevant year by adding 22 to the year of birth.

    I acquired Turkish citizenship by investment. Do I have to perform military service?

    There is no separate military service rule for citizenship by investment. The general rules applicable to persons who subsequently acquire Turkish citizenship apply.

    Can I obtain Turkish citizenship without completing military service first?

    Yes. Performing Turkish military service is not a general prerequisite for acquiring Turkish citizenship. The person’s military status is determined separately following the acquisition of citizenship.

    I completed military service in my home country. Do I have to serve again in Türkiye?

    If you completed military service in your country of origin before acquiring Turkish citizenship, Article 43 may allow you to be deemed to have completed your military service in Türkiye, provided the relevant requirements and documentary conditions are satisfied.

    Is there a two-year deferment after acquiring Turkish citizenship?

    Eligible persons who remain subject to military service may request a two-year deferment calculated from the date Turkish citizenship was acquired.

    I acquired citizenship after the age of 22, but e-Devlet still shows a military service obligation. What should I do?

    The citizenship acquisition date, year of birth, legal basis for acquiring citizenship and existing military records should be reviewed. If the registration does not correspond with the person’s legal status, an application for correction may be required.

    Conclusion

    For foreign nationals who subsequently acquire Turkish citizenship, 22 is the key age for determining military service status.

    However, the calculation is not based simply on the person’s exact age on the date citizenship is granted.

    Under the Ministry of National Defence’s application of Article 43, the year of birth is decisive.

    For example, a man born in 2004 who subsequently acquires Turkish citizenship at any time in 2026 will generally fall within the 22-year rule and be deemed to have completed his military service.

    For those who acquire citizenship at 21 or younger, military service obligations may arise. A two-year deferment, previous military service abroad, dual citizenship, education and other circumstances may affect the final position.

    Cases involving citizenship through descent, reacquisition of Turkish citizenship, foreign military service or family citizenship applications require particular attention and should not be assessed solely on the person’s current age.

    Legal Assistance from TD Law Firm & Consultancy

    Military service issues following the acquisition of Turkish citizenship can require an individual legal assessment. The date and legal basis of citizenship acquisition, year of birth, previous nationality, military service completed abroad, dual citizenship and existing records held by the Turkish authorities may all affect the outcome.

    TD Law Firm & Consultancy provides legal services concerning Turkish citizenship and foreigners’ law, including the determination of military service status following naturalisation, military service exemptions and deferments, correction of inaccurate military records, applications before the competent military recruitment authorities and the assessment of military service previously completed abroad.

    In particular, foreign nationals who acquire Turkish citizenship by investment are advised to verify their military service status after completion of the citizenship process.

    Where e-Devlet or military recruitment records do not correspond with the person’s legal status, the matter can be reviewed and the appropriate administrative applications can be made.

    Contact TD Law Firm & Consultancy

    For legal assistance regarding Turkish citizenship, military service exemption, military service deferment, citizenship by investment or military registration issues, you may contact:

    TD Law Firm & Consultancy
    Attorney Murat Can Dolğun – Istanbul Bar Association, Registration No. 75860

    Address: Istanbul World Trade Center (IDTM), A2 Block, No. 206, Bakırköy, Istanbul, Türkiye
    Telephone: +90 212 299 44 22
    Mobile / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    Email: av.muratcandolgun@gmail.com
    Website: dolgun.av.tr

    When contacting our office, providing your date of birth, date of acquisition of Turkish citizenship, previous nationality and information concerning any military service completed abroad will assist with the preliminary assessment of your case.

    Each case must be assessed according to its individual circumstances. No exemption, deferment or particular administrative outcome can be guaranteed without reviewing the person’s citizenship and military service records.

    Summary

    Men who subsequently acquire Turkish citizenship and are 22 or older in the year citizenship is acquired are generally deemed to have completed military service under Article 43 of Military Recruitment Law No. 7179. The calculation is based on the year of birth rather than the exact birthday. Men who are 21 or younger may become subject to military service, although a two-year deferment may be available upon request. The same general framework applies to citizenship by investment, while citizenship through descent, reacquisition of Turkish citizenship and military service completed abroad require separate consideration.

  • Türk Vatandaşlığı Kazandıktan Sonra Askerlik: 22 Yaş Kuralı, Muafiyet ve Tecil (2026)

    Güncelleme tarihi: 14 Eylül 2026

    Türk vatandaşlığını sonradan kazanan yabancıların en sık sorduğu sorulardan biri, vatandaşlık sonrasında Türkiye’de askerlik yapmak zorunda olup olmadıklarıdır. Özellikle yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazananlar, evlilik yoluyla vatandaş olanlar veya uzun süre Türkiye’de ikamet ettikten sonra vatandaşlığa kabul edilen kişiler açısından askerlik yükümlülüğü önemli bir konudur.

    Kısa cevap şudur:

    Türk vatandaşlığını sonradan kazanan erkeklerden, vatandaşlığı kazandıkları yıl 22 yaşında veya daha büyük olanlar, kural olarak Türkiye’de askerlik yapmış sayılırlar.

    Buna karşılık vatandaşlığı kazandıkları yıl 21 yaşında veya daha küçük olan erkekler, başka bir muafiyet sebebi yoksa askerlik yükümlülüğü kapsamına girebilirler.

    Bu konuda temel düzenleme, 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 43. maddesidir. Millî Savunma Bakanlığı da uygulamayı ayrıntılı biçimde açıklamaktadır. (Resmi Gazete)

    Sonradan Türk vatandaşı olan herkes askerlik yapmak zorunda mı?

    Hayır.

    7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 43. maddesine göre Türk vatandaşlığını sonradan kazanan kişiler bakımından askerlik durumu, öncelikle kişinin vatandaşlığı kazandığı tarihteki yaşı ve öğrenim durumu dikkate alınarak belirlenir.

    Kanunda iki önemli grup askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmaktadır:

    1. Türk vatandaşlığını kazandığı yıl 22 yaşında veya daha büyük olanlar,
    2. Türk vatandaşlığını kazanmadan önce geldikleri ülkede askerlik yaptıklarını veya askerlik hizmetini yerine getirmiş sayıldıklarını belgeleyenler.

    Dolayısıyla kişinin daha önce hiç askerlik yapmamış olması, vatandaşlığı 22 yaşında veya daha ileri bir yaşta kazanmışsa tek başına Türkiye’de askerlik yapması gerektiği anlamına gelmez. (Resmi Gazete)

    En önemli kural: 22 yaş nasıl hesaplanıyor?

    Buradaki en önemli ayrıntılardan biri budur.

    Millî Savunma Bakanlığının uygulamasında 22 yaş hesabı yapılırken vatandaşlık kazanılan gün kişinin doğum gününü doldurup doldurmadığına bakılmamaktadır. Doğum yılı esas alınmaktadır.

    MSB’nin açıklamasına göre hesaplama, doğum yılına 22 eklenerek yapılır. Doğum ayı ve günü dikkate alınmaz. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Örnek: 2004 doğumlu kişi 2026 yılında Türk vatandaşı olursa

    2004 + 22 = 2026.

    Bu kişi 2026 yılının hangi ayında vatandaşlık kazanmış olursa olsun, askerlik mevzuatı bakımından 22 yaşında kabul edilir.

    Dolayısıyla, soybağına dayalı özel durumlar dışında, 2004 doğumlu bir erkek 2026 yılında sonradan Türk vatandaşlığı kazanırsa askerlik yapmış sayılır.

    Doğum gününün henüz gelmemiş olması sonucu değiştirmez.

    Örnek: 2005 doğumlu kişi 2026 yılında Türk vatandaşı olursa

    2005 + 22 = 2027.

    Bu nedenle 2005 doğumlu bir kişinin 2026 yılında vatandaşlık kazanması halinde kişi henüz 22 yaş kapsamında değildir.

    Başka bir muafiyet sebebi bulunmuyorsa askerlik yükümlülüğü gündeme gelecektir.

    Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazananlar askerlik yapar mı?

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan kişiler için özel ve ayrı bir askerlik sistemi bulunmamaktadır.

    Yatırım yoluyla vatandaşlık, Türk Vatandaşlığı Kanunu çerçevesinde Türk vatandaşlığının sonradan kazanılması yöntemlerinden biridir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de yatırım yoluyla vatandaşlığı, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun istisnai vatandaşlık hükümleri kapsamında açıklamaktadır. (Nüfus Müdürlüğü)

    Bu nedenle yatırım yoluyla vatandaşlık kazanan erkekler bakımından da 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 43. maddesi uygulanır.

    Örneğin:

    30 yaşında yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan erkek: Askerlik yapmış sayılır.

    25 yaşında yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan erkek: Askerlik yapmış sayılır.

    22 yaşında yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan erkek: Askerlik yapmış sayılır.

    20 yaşında yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan erkek: Başka bir muafiyet sebebi yoksa askerlik yükümlülüğü doğabilir.

    Burada vatandaşlığın taşınmaz satın alınarak, banka mevduatı yoluyla, yatırım fonuyla veya diğer yatırım seçeneklerinden biri kullanılarak kazanılmış olması askerlik açısından temel kuralı değiştirmez.

    Vatandaşlığı 22 yaşından sonra kazanan kişinin daha önce askerlik yapmış olması gerekiyor mu?

    Hayır.

    Bu konuda en sık karşılaşılan yanlış bilgilerden biri budur.

    7179 sayılı Kanun iki farklı durumu birbirinden bağımsız olarak kabul etmektedir:

    Kişi vatandaşlığa alınmadan önce kendi ülkesinde askerlik yapmışsa, bunu belgelemesi halinde askerlik yapmış sayılabilir.

    Bunun dışında kişi, daha önce hiçbir ülkede askerlik yapmamış olsa dahi, Türk vatandaşlığını kazandığı yıl 22 veya daha büyük yaştaysa yine askerlik yapmış sayılır. (Resmi Gazete)

    Millî Savunma Bakanlığının kendi sıkça sorulan sorular bölümündeki örnek de oldukça açıktır: 1997 doğumlu olup 26 Haziran 2019 tarihinde Türk vatandaşlığına kabul edilen ve geldiği ülkede askerlik yapmamış kişi, vatandaşlığı kazandığı yıl 22 yaşında olduğu için Türkiye’de askerlikten muaf tutulmaktadır. (Millî Savunma Bakanlığı)

    22 yaşından küçükken Türk vatandaşlığı kazananlar ne olacak?

    Vatandaşlığa alındıkları yıl 21 yaşında veya daha küçük olan erkekler bakımından durum farklıdır.

    Bu kişiler, geldikleri ülkede askerlik yaptıklarını veya askerlik hizmetini yerine getirmiş sayıldıklarını belgelemiyorlarsa, kural olarak Türkiye’deki askerlik sistemine dahil edilirler.

    Millî Savunma Bakanlığına göre bu kişilerin askerlikleri, talepleri halinde vatandaşlığın kazanıldığı tarihten itibaren iki yıl süreyle ertelenebilir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    İki yıllık süre otomatik ve süresiz bir muafiyet anlamına gelmez.

    Erteleme süresinin sona ereceği yıl yoklama işlemleri yapılarak kişinin askerlik durumu belirlenir.

    İki yıllık askerlik ertelemesi ne zaman başlar?

    Sonradan Türk vatandaşlığını kazanan ve askerlik yükümlülüğü devam eden kişiler bakımından özel iki yıllık ertelemenin başlangıç noktası vatandaşlığın kazanıldığı tarihtir.

    Örneğin 15 Haziran 2026 tarihinde Türk vatandaşlığı kazanan ve 22 yaş kuralından yararlanamayan bir kişinin, şartları taşıması halinde askerliği talebi üzerine iki yıl ertelenebilir.

    MSB’nin uygulamasında bu erteleme yoklama yapılmadan gerçekleştirilebilmektedir. Ertelemenin sonunda ise yükümlünün yoklama işlemleri gündeme gelir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Yabancı ülkede yapılan askerlik Türkiye’de geçerli midir?

    Burada iki farklı durumun birbirinden ayrılması gerekir.

    Türk vatandaşlığını kazanmadan önce askerlik yapılmışsa

    7179 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kişi, Türk vatandaşlığına alınmadan önce geldiği ülkede askerlik yaptığını veya askerlik hizmetini yerine getirmiş sayıldığını belgeleyebiliyorsa Türkiye bakımından da askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılabilir. (Resmi Gazete)

    Millî Savunma Bakanlığı uygulamasına göre yabancı ülkedeki askerlik hizmetini gösteren belgelerin asıllarının sunulması; yabancı dildeki belgelerin yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmesi ve noter tarafından onaylanması gerekir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Türk vatandaşlığı kazanıldıktan sonra yabancı ülkede askerlik yapılmışsa

    Buradaki sistem farklıdır.

    26 Haziran 2019 tarihinde yürürlüğe giren 7179 sayılı Kanun sonrasında, çifte vatandaş olan bir kişinin diğer vatandaşlığını taşıdığı ülkede askerlik yapmış olması her durumda otomatik olarak Türkiye’deki askerlik yükümlülüğünü sona erdirmez.

    İki ülke arasında askerlik hizmetlerinin karşılıklı tanınmasına ilişkin bir anlaşma bulunması halinde anlaşma hükümleri uygulanabilir. 7179 sayılı Kanun’un 45. maddesi de bu konuyu ayrıca düzenlemektedir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Bu nedenle “başka ülkede askerlik yaptım, Türkiye’de otomatik olarak askerlikten muafım” şeklindeki genel kabul her olay bakımından doğru değildir.

    Çifte vatandaş olanlar için durum farklı mı?

    Çifte vatandaşlık tek başına askerlikten muafiyet sağlamaz.

    Kişinin Türk vatandaşlığını ne zaman kazandığı, yabancı ülkedeki askerlik hizmetinin Türk vatandaşlığından önce mi sonra mı yapıldığı, kişinin yaşı, ikamet durumu ve Türkiye ile ilgili ülke arasında uygulanabilir bir uluslararası anlaşma bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.

    Yurt dışında ikamet eden çok vatandaşlık hakkına sahip kişilerin askerliklerinin ertelenmesi ve dövizle askerlik imkanları bakımından ayrıca 7179 sayılı Kanun’un 38 ve 39. maddeleri uygulanabilir. MSB, gerekli şartların bulunması halinde çok vatandaşların bedelli veya dövizle askerlik imkanlarından yararlanabileceğini de belirtmektedir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    22 yaşından büyük olduğu için askerlik yapmış sayılan kişi isterse askere gidebilir mi?

    Kural olarak hayır.

    Millî Savunma Bakanlığı, vatandaşlığa alındığı yıl 22 yaşında veya daha büyük olduğu için askerlik yapmış sayılan kişilerin sonradan istekte bulunmaları halinde dahi silahaltına alınmadığını açıkça belirtmektedir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Dolayısıyla bu statü kişinin tercihine bağlı bir bedelli askerlik veya tecil hakkı değildir. Kanundan doğan bir “askerlik yapmış sayılma” durumudur.

    Kadınlar bakımından askerlik yükümlülüğü var mı?

    7179 sayılı Askeralma Kanunu zorunlu askerlik sistemini erkek Türk vatandaşları bakımından düzenlemektedir.

    Kanunun kapsam maddesinde düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan erkekler için uygulanacağı belirtilmektedir. Bu nedenle sonradan Türk vatandaşlığı kazanan kadınlar zorunlu askerlik yükümlüsü değildir. (Resmi Gazete)

    Soybağı yoluyla sonradan Türk vatandaşlığı kazananlarda aynı 22 yaş kuralı geçerli mi?

    Her durumda değil.

    7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 43. maddesinin üçüncü fıkrası, soybağına bağlı olarak Türk vatandaşlığına sonradan alınan kişilerin bu maddede düzenlenen özel hükümlerden yararlanamayacağını açıkça düzenlemektedir. (Resmi Gazete)

    Bu nedenle bir kişinin vatandaşlığı yatırım, evlilik veya yetkili makam kararıyla sonradan kazanması ile aslında soybağı nedeniyle Türk vatandaşı olduğunun sonradan tespit veya tescil edilmesi aynı hukuki durum değildir.

    Dosya değerlendirilirken vatandaşlığın hangi hukuki sebebe dayanarak kazanıldığı mutlaka incelenmelidir.

    Türk vatandaşlığından çıkıp tekrar vatandaşlığa girenler için 22 yaş kuralı uygulanır mı?

    Genel kural olarak hayır.

    Daha önce Türk vatandaşı olup vatandaşlığı kaybeden ve sonradan yeniden Türk vatandaşlığını kazanan kişiler, ilk defa sonradan vatandaşlığa alınmış kişilerle aynı statüde değerlendirilmez.

    7179 sayılı Kanun ve MSB uygulamasına göre bu kişilerin daha önceki askerlik durumları dikkate alınır ve işlemleri kaldığı hukuki statü üzerinden devam eder. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Bu nedenle, örneğin askerlik yükümlülüğü devam ederken Türk vatandaşlığından çıkan kişinin yıllar sonra 30 yaşında yeniden vatandaşlığa alınması, tek başına “22 yaşından büyük olduğu için askerlikten muaf oldu” sonucunu doğurmaz.

    Sonradan vatandaş olan kişinin çocuğunun askerlik durumu nasıl belirlenir?

    Burada çocuğun ne zaman doğduğu ve Türk vatandaşlığını hangi şekilde kazandığı önemlidir.

    MSB uygulamasında, anne veya babanın yabancı statüsündeyken Türk vatandaşlığına alınması sırasında mevcut olan çocukların askerlik işlemleri ile anne veya baba Türk vatandaşı olduktan sonra doğan çocukların askerlik işlemleri aynı şekilde değerlendirilmemektedir.

    Anne veya baba Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra doğan erkek çocukların askerlik işlemleri, kural olarak aslen Türk vatandaşlarının askerlik işlemleri gibi yürütülür. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Bu nedenle ailece yapılan vatandaşlık başvurularında yalnızca ana başvuru sahibinin değil, erkek çocukların doğum tarihleri ve vatandaşlığı kazanma biçimleri de ayrıca incelenmelidir.

    Vatandaşlık kazanıldıktan sonra askerlik durumu nereden kontrol edilir?

    Türk vatandaşlığı ve T.C. kimlik numarası oluşturulduktan sonra askerlik statüsü öncelikle e-Devlet üzerindeki Millî Savunma Bakanlığı “Askerliğim” hizmetinden kontrol edilebilir. (e-Devlet)

    MSB ayrıca yoklama, askerlik durum belgesi, celp ve sevk gibi birçok işlemin e-Devlet üzerinden gerçekleştirilebildiğini belirtmektedir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    22 yaş veya daha büyük yaşta vatandaşlığa alınanlar bakımından MSB, muafiyet işleminin kişinin şahsen askerlik şubesine başvurması beklenmeksizin de yapılabildiğini açıklamaktadır. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Bununla birlikte vatandaşlık tescilinden sonra askerlik kaydının sisteme yanlış aktarıldığı, yabancı ülkedeki askerlik hizmetinin görünmediği veya kişinin yükümlü olmadığı halde askerlik yükümlüsü olarak göründüğü durumlarla uygulamada karşılaşılabilir.

    Bu durumda askerlik şubesine başvurarak kaydın hukuki statüye uygun şekilde düzeltilmesi talep edilmelidir.

    2026 için pratik hesaplama tablosu

    2004 ve daha önce doğan erkekler: 2026 yılında Türk vatandaşlığını sonradan kazanmaları halinde, 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesindeki diğer şartlar saklı kalmak üzere, 22 yaş veya daha büyük kabul edilirler ve askerlik yapmış sayılırlar.

    2005 doğumlular: 2026 yılında 21 yaş kapsamında değerlendirilirler. Yabancı ülkede daha önce yapılmış askerlik veya başka bir hukuki sebep yoksa askerlik yükümlülüğü doğabilir.

    2006 doğumlular: 2026 yılında 20 yaş kapsamında değerlendirilirler ve kural olarak askerlik yükümlülüğü gündeme gelir.

    Burada kişinin gün ve ay olarak doğum tarihi değil, doğum yılı ile vatandaşlığın kazanıldığı yıl karşılaştırılmaktadır. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Sık Sorulan Sorular

    Türk vatandaşlığı alınca askerlik yapılır mı?

    Vatandaşlığın kazanıldığı yıl 22 yaşında veya daha büyük olan erkekler, soybağına ilişkin özel durumlar hariç olmak üzere, kural olarak askerlik yapmış sayılır. 21 yaşında veya daha küçük olanlar bakımından ise askerlik yükümlülüğü doğabilir.

    30 yaşında Türk vatandaşı oldum, askerlik yapacak mıyım?

    Türk vatandaşlığını ilk kez sonradan kazandıysanız ve soybağına dayalı özel bir durum yoksa, 30 yaşında vatandaşlık kazanmanız halinde 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında askerlik yapmış sayılırsınız.

    22 yaşındayım ama doğum günüm gelmedi. Muaf olur muyum?

    Hesaplamada doğum ayı ve günü esas alınmaz. Doğum yılına 22 eklenir. Bu nedenle vatandaşlık kazanılan yıl itibarıyla 22 yaş hesabına giriyorsanız doğum gününüzün gelip gelmemesi belirleyici değildir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşı oldum. Askerlik yapmam gerekiyor mu?

    Yatırım yoluyla vatandaşlık için ayrı bir askerlik kuralı bulunmamaktadır. Vatandaşlığı kazandığınız yıl 22 veya daha büyük yaştaysanız kural olarak askerlik yapmış sayılırsınız.

    Türkiye’de askerlik yapmadan vatandaşlık alınabilir mi?

    Evet. Askerlik yapmak Türk vatandaşlığının kazanılmasının genel bir ön şartı değildir. Vatandaşlık kazanıldıktan sonraki askerlik statüsü ise 7179 sayılı Askeralma Kanunu hükümlerine göre ayrıca belirlenir.

    Kendi ülkemde askerlik yaptım. Türkiye’de tekrar askerlik yapacak mıyım?

    Türk vatandaşlığını kazanmadan önce geldiğiniz ülkede askerlik yaptığınızı veya askerlik hizmetini yerine getirmiş sayıldığınızı usulüne uygun belgelerle ispatlayabiliyorsanız 7179 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında askerlik yapmış sayılabilirsiniz.

    Vatandaşlık aldıktan sonra iki yıl tecil hakkı var mı?

    Vatandaşlığı kazandığı yıl 21 yaşında veya daha küçük olup askerlik yükümlülüğü bulunan kişiler bakımından, talepleri halinde vatandaşlık tarihinden itibaren iki yıllık özel erteleme uygulanabilir. (Millî Savunma Bakanlığı)

    22 yaşından sonra vatandaşlık aldım ama e-Devlet’te askerlik sorunu görünüyor. Ne yapmalıyım?

    Vatandaşlığın kazanıldığı tarih, doğum yılı ve vatandaşlığın kazanılma şekli kontrol edilmeli; gerekirse askerlik şubesine başvurularak 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca kaydın düzeltilmesi talep edilmelidir.

    Sonuç

    Türk vatandaşlığını sonradan kazanan yabancılar bakımından askerlik konusunda en önemli sınır 22 yaştır.

    Ancak burada klasik anlamda doğum gününe göre yapılan bir yaş hesabından söz edilmemektedir. MSB uygulamasında doğum yılı esas alınmaktadır.

    Bu nedenle, örneğin 2004 doğumlu bir erkek 2026 yılında Türk vatandaşlığını sonradan kazandığında, vatandaşlığı hangi ay veya gün kazandığına bakılmaksızın 22 yaş kapsamında değerlendirilir ve kural olarak askerlik yapmış sayılır.

    Buna karşılık 21 yaşında veya daha küçükken vatandaşlık kazanan kişiler bakımından askerlik yükümlülüğü, iki yıllık erteleme, daha önce yabancı ülkede yapılan askerlik hizmeti, öğrenim durumu, çifte vatandaşlık ve diğer özel durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

    Özellikle soybağına bağlı vatandaşlık, yeniden Türk vatandaşlığının kazanılması, ailece vatandaşlık kazanılması veya yabancı ülkede yapılmış askerlik hizmetinin bulunması halinde dosyanın yalnızca kişinin mevcut yaşına bakılarak değerlendirilmesi doğru değildir.

    Resmi Kaynaklar

    7179 sayılı Askeralma Kanunu – Resmî Gazete, 26 Haziran 2019, Sayı 30813: Resmî Gazete’deki kanun metni

    Millî Savunma Bakanlığı – Vatandaşlık İşlemleri: MSB Vatandaşlık İşlemleri sayfası

    Millî Savunma Bakanlığı – Vatandaşlığa Sonradan Alınanların İşlemleri / Sıkça Sorulan Sorular: MSB resmi SSS sayfası

    Millî Savunma Bakanlığı – Askeralma Sıkça Sorulan Sorular: MSB Askeralma SSS

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü – Türk Vatandaşlığının Kazanılması: NVI resmi bilgi sayfası

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü – Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı: NVI vatandaşlık SSS

    e-Devlet – Millî Savunma Bakanlığı Askerliğim Hizmeti: e-Devlet Askerliğim

    Hukuki Bilgilendirme

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Askerlik statüsü; vatandaşlığın kazanılma biçimi, vatandaşlık kararının tarihi, doğum yılı, önceki vatandaşlık durumu, yabancı ülkede yapılan askerlik hizmeti, yeniden vatandaşlık kazanılması ve soybağı gibi unsurlara göre değişebilir. Somut olay bakımından askerlik şubesi kayıtları ve vatandaşlık kazanma evrakı birlikte değerlendirilmelidir.

    Özet

    Türk vatandaşlığını sonradan kazanan erkeklerden, vatandaşlığı kazandıkları yıl 22 yaşında veya daha büyük olanlar 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca kural olarak askerlik yapmış sayılır. Yaş hesabında doğum ayı ve günü değil doğum yılı esas alınır. 21 yaşında veya daha küçük olan kişiler bakımından askerlik yükümlülüğü doğabilir ve talep halinde vatandaşlığın kazanıldığı tarihten itibaren iki yıllık erteleme uygulanabilir. Yatırım yoluyla vatandaşlıkta da aynı temel sistem geçerlidir. Soybağı, yeniden vatandaşlığa alınma ve yabancı ülkede yapılan askerlik hizmeti ise ayrıca değerlendirilmelidir

    Türk Vatandaşlığı Sonrası Askerlik İşlemlerinde Hukuki Destek

    Türk vatandaşlığının kazanılmasıyla birlikte askerlik statüsünün doğru şekilde belirlenmesi, özellikle sonradan vatandaşlık kazanan kişiler bakımından önem taşımaktadır. Vatandaşlığın kazanıldığı tarih, doğum yılı, vatandaşlığın kazanılma şekli, önceki vatandaşlık, yabancı ülkede yerine getirilen askerlik hizmeti ve çifte vatandaşlık gibi unsurlar sonucu doğrudan etkileyebilir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık olarak; Türk vatandaşlığının kazanılması ve vatandaşlık sonrasında ortaya çıkan askerlik işlemleri, askerlik statüsünün tespiti, hatalı kayıtların düzeltilmesi, askerlik şubeleri nezdindeki başvurular, erteleme ve muafiyet işlemleri ile yabancı ülkede yerine getirilen askerlik hizmetinin Türkiye’deki hukuki sonuçları konusunda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunuyoruz.

    Özellikle yatırım yoluyla veya yetkili makam kararıyla Türk vatandaşlığını kazanan kişilerin, vatandaşlık işlemi tamamlandıktan sonra askerlik durumlarını ayrıca kontrol etmelerini öneriyoruz. E-Devlet veya askerlik kayıtlarında kişinin hukuki durumuyla uyuşmayan bir kayıt bulunması halinde, somut dosya incelenerek ilgili idari merciler nezdinde gerekli başvurular yapılabilir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçerek vatandaşlık ve askerlik durumunuzun hukuki değerlendirmesini talep edebilirsiniz.

    Her başvuru kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilir. Hukuki değerlendirme yapılmadan askerlikten muafiyet, erteleme veya belirli bir idari sonuç konusunda garanti verilmesi mümkün değildir.

    TD Hukuk ve Danışmanlık ile İletişim

    Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra askerlik durumunuzun tespiti, askerlik muafiyeti, erteleme işlemleri, yabancı ülkede yapılan askerlik hizmetinin değerlendirilmesi veya askerlik kayıtlarında ortaya çıkan sorunlar hakkında TD Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

    TD Hukuk ve Danışmanlık
    Av. Murat Can Dolğun – İstanbul Barosu Sicil No: 75860

    Adres: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), A2 Blok, No: 206, Bakırköy / İstanbul
    Telefon: 0212 299 44 22
    Mobil / WhatsApp: 0507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    Web: dolgun.av.tr

    Başvurunuzun ön değerlendirmesinde vatandaşlığı kazandığınız tarih, doğum tarihiniz, önceki vatandaşlığınız ve varsa yabancı ülkedeki askerlik durumunuza ilişkin belgelerin birlikte incelenmesi yararlı olacaktır.