Türk Vatandaşlığı İptalleri 2026: Resmi Açıklamalar, 6.134 Kişiye İlişkin Kararlar, 1.070 Kişilik Soruşturma ve Uluslararası Basındaki Tartışmalar
Yazar: Av. Murat Can Dolğun – İstanbul Barosu
Yayın tarihi: 22 Ekim 2026
Araştırma alanları: Türk Vatandaşlık Hukuku, Yabancılar Hukuku, İdare Hukuku, Ceza Hukuku, Milletlerarası Hukuk ve Yabancı Yatırımlar
Özet
Türkiye’de yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlıklarının iptali ve geri alınması meselesi, 2025 ve 2026 yıllarında yürütülen ceza soruşturmaları ve idari incelemelerle birlikte uluslararası gündemin önemli konularından biri haline gelmiştir. Gayrimenkul yatırımıyla vatandaşlık kazanılmasına ilişkin işlemlerde sahte veya gerçeğe aykırı değerleme raporları düzenlendiği, muvazaalı taşınmaz satışları gerçekleştirildiği, yatırım bedellerinin gerçekte ödenmediği veya görünüşte para hareketleri oluşturulduğu yönündeki iddialar, yalnızca ilgili kişiler hakkında ceza soruşturması yürütülmesi sonucunu doğurmamış; geçmiş yıllarda verilmiş vatandaşlık kararlarının hukuki geçerliliğini de tartışmaya açmıştır.
İçişleri Bakanlığının kamuoyuna yansıyan açıklamalarına göre, yatırım uygunluk belgelerine ve güvenlik değerlendirmelerine ilişkin incelemeler sonucunda 1.413 asıl yatırımcı ve aile fertleriyle birlikte toplam 6.134 kişinin Türk vatandaşlığını kazanma kararı iptal edilmiş veya geri alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan ikinci dalga soruşturmasında ise 263 yatırımcı ve 807 aile ferdi olmak üzere toplam 1.070 kişinin vatandaşlık işlemleri incelemeye konu olmuştur.
Ancak bu sayıların aynı hukuki süreci ifade ettiği veya 1.070 kişinin tamamı hakkında kesinleşmiş vatandaşlık iptal kararları bulunduğu söylenemez. Ceza soruşturması, yatırım uygunluk belgesinin iptali, vatandaşlık kararının iptali, vatandaşlık kararının geri alınması ve bu işlemlere karşı yargısal denetim birbirinden farklı aşamalardır.
Bu çalışma, 22 Ekim 2026 tarihine kadar erişilebilen kamuya açık kaynaklar çerçevesinde, Türkiye’de vatandaşlık iptalleri hakkında yapılan resmi açıklamaları ve basına yansıyan olayları kronolojik biçimde incelemektedir. Ayrıca Arapça, İngilizce, Rusça ve Çince yayınlar üzerinden meselenin uluslararası alanda nasıl sunulduğunu, yabancı yatırımcıların hangi endişelerle karşı karşıya kaldığını ve mevcut tartışmaların hukuki güvenlik ilkesi açısından ne ifade ettiğini değerlendirmektedir.
Araştırmanın sınırları: Bu metinde resmi kurumların açıklamaları ile ceza soruşturmasında ileri sürülen iddialar birbirinden ayrılmıştır. Yargı kararına dönüşmemiş soruşturma tespitleri kesinleşmiş suç olgusu olarak kabul edilmemiştir. Ayrıca basında ve sosyal medyada yer alan yorumların tamamı Türkiye’deki yabancı yatırımcıların genel kanaatini gösteren bilimsel kamuoyu araştırmaları olarak değerlendirilmemiştir.
İçindekiler
- Vatandaşlık iptalleri neden uluslararası gündemde?
- 2025–2026 olaylarının kronolojisi
- 6.134, 1.070 ve 687 rakamları ne anlama geliyor?
- İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Emniyet ve savcılıkların tutumu
- Ceza soruşturmalarında hangi işlemler araştırılıyor?
- Türk vatandaşlığının iptali ile geri alınması arasındaki hukuki fark
- Arap basınında Türk vatandaşlığı iptalleri
- Avrupa ve İngilizce uluslararası yayınlarda tartışmalar
- Rusça yayınlarda vatandaşlık ve yatırım güvenliği
- Çince yayınlarda Türk vatandaşlığı iptalleri
- Forumlar ve sosyal medyadaki iddialar
- Yatırımcı güveni ve hukuki güvenlik sorunu
- Yeni vatandaşlık başvuruları devam ediyor mu?
- Henüz cevaplanmamış sorular
- Sonuç ve hukuki değerlendirme
- Önceki hukuki çalışmalarımız
- Mevzuat, resmi açıklamalar ve uluslararası kaynakça
1. Türk Vatandaşlığı İptalleri Neden Uluslararası Gündeme Geldi?
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması, Türkiye’nin yabancı sermaye çekme politikaları kapsamında uzun yıllardır uygulanan istisnai vatandaşlık kazanma usullerinden biridir. Bu sistemin hukuki dayanağı, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 12. maddesi ve Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 20. maddesidir.
Türkiye’de yatırım yoluyla vatandaşlık sistemi kamu hukuku ile özel hukukun kesiştiği bir alanda bulunmaktadır. Yatırımcı, bir taşınmazın satın alınması veya başka bir yatırımın gerçekleştirilmesi yoluyla özel hukuk ilişkisine girerken, Türk vatandaşlığını kazanma kararı kamu gücü kullanan yetkili devlet makamları tarafından verilmektedir.
Bu yapı, sistemdeki hukuki tartışmanın başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Bir inşaat şirketi taşınmaz satabilir, bir banka para transferine aracılık edebilir, bir değerleme kuruluşu taşınmazın piyasa değerini belirleyebilir ve bir danışmanlık şirketi başvuru sürecinde rol üstlenebilir. Ancak bu kişilerin hiçbiri Türk vatandaşlığını verme yetkisine sahip değildir.
Vatandaşlık, yetkili makam tarafından kamu hukuku kapsamında alınan bir karar sonucunda kazanılmaktadır.
Dolayısıyla yıllar önce verilmiş bir vatandaşlık kararının, başvuru sürecinde kullanılmış bir belgenin veya yatırım işleminin sonradan tartışmalı hale gelmesi nedeniyle sona erdirilmesi, yalnızca yatırımcı ile satıcı arasındaki sözleşmesel ilişkiyi ilgilendirmez. Devletin daha önce verdiği kararların istikrarı, idarenin hukuka bağlılığı, vatandaşlık statüsünün korunması ve kişilerin devlete duyduğu güven de tartışmanın konusudur.
Bu noktada iki yaklaşım karşı karşıya gelmektedir. Birinci yaklaşım, sahtecilik ve muvazaaya dayanan vatandaşlık işlemlerinin tespit edilerek hukuka uygunluğun yeniden sağlanmasını savunmaktadır. İkinci yaklaşım ise özellikle gerçek yatırım yaptığını, gerekli bedeli ödediğini ve kamu makamlarından uygunluk belgesi aldıktan sonra vatandaşlık kazandığını ileri süren kişilerin hukuki durumunun üçüncü kişilerin olası usulsüzlükleriyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu iki yaklaşım zorunlu olarak birbirini dışlamaz. Hukuk devleti bakımından temel mesele, usulsüzlükle mücadele edilirken bireysel sorumluluğun, maddi gerçeğin ve kanuni işlem şartlarının yeterli açıklıkla belirlenmesidir.
2. Türk Vatandaşlığı Soruşturmalarının 2025–2026 Kronolojisi
2.1. 24 Eylül 2025: Muvazaalı gayrimenkul satışlarına yönelik operasyon
Türk vatandaşlığına ilişkin kapsamlı incelemeler, kamuoyunda özellikle 24 Eylül 2025 tarihinde duyurulan operasyonla görünür hale gelmiştir.
Anadolu Ajansının aynı tarihli haberine göre, İstanbul merkezli 19 ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında yabancıların yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanabilmeleri için gerçekte gerçekleşmeyen veya görünürde oluşturulan gayrimenkul satışlarının kullanıldığı ileri sürülmüştür.
Soruşturma makamlarının açıklamalarında 451 yabancı yatırımcı ve aileleriyle bağlantılı toplam 1.198 vatandaşlık kazanımından söz edilmiştir. Ayrıca gerçek döviz girişinin bulunmaması, yüksek değerli gösterilen ekspertiz raporları ve taşınmazların yeniden önceki maliklere veya bağlantılı kişilere devredilmesi gibi iddialar kamuoyuna yansımıştır.
Kaynak: Anadolu Ajansı, 24 Eylül 2025.
Bu ilk büyük soruşturma, özellikle gayrimenkulün tapuda yabancıya devredilmiş olmasının vatandaşlık mevzuatındaki bütün koşulların gerçekten gerçekleştiğini tek başına kanıtlamayacağı yönündeki tartışmaları güçlendirmiştir.
2.2. 4 Ağustos 2026: 687 kişiye ilişkin yeni soruşturma
4 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda yürütülen yeni bir operasyona ilişkin açıklama yayımlamıştır.
Açıklamada, düşük bedelli taşınmazların sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterildiği ve muvazaalı satışlar üzerinden vatandaşlık kazandırıldığı yönündeki iddialara yer verilmiştir. Adalet Bakanlığı, bu yöntemle vatandaşlık kazandığı belirtilen 687 kişinin vatandaşlığının iptal edilmesi için yasal sürecin başlatıldığını bildirmiştir.
Operasyon kapsamında 90 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, 72 şüphelinin yakalandığı, çeşitli şirketlere ve malvarlığı değerlerine yönelik koruma tedbirleri uygulandığı açıklanmıştır. Bakanlık açıklamasında ayrıca yaklaşık 2,5 milyar TL tutarındaki dövizin gerçekte Türkiye’ye girişinin sağlanmadığının ileri sürüldüğü görülmektedir.
Kaynak: T.C. Adalet Bakanlığı, 4 Ağustos 2026 tarihli resmi açıklama.
Bu aşamada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, Bakanlığın bir ceza soruşturması ve vatandaşlık iptaline yönelik işlemlerden söz etmiş olmasıdır. Bunlar her bir kişinin vatandaşlığının aynı tarihte ve kesin biçimde sona erdiği anlamına gelmemektedir.
2.3. 21 Eylül 2026: 1.070 kişiyi ilgilendiren ikinci dalga operasyon
21 Eylül 2026 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda gerçekleştirilen ikinci dalga operasyon kamuoyuna açıklanmıştır.
Adalet Bakanının açıklamalarında, Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden gerçekleştirilen gayrimenkul satışlarının incelendiği; 734 yabancıya yapılan satışın değerlendirildiği ve bunlardan 274’ünün muvazaalı olduğunun ileri sürüldüğü bildirilmiştir.
Bu inceleme kapsamında aile fertleriyle birlikte 1.070 kişinin Türk vatandaşlığı kazandığı belirtilmiştir.
İlgili işlemlerin parasal büyüklüğünün 3,5 milyar TL’yi aştığı, soruşturma çerçevesinde çok sayıda taşınmaz ve başka malvarlığı hakkında koruma tedbiri uygulandığı, bazı şirketler bakımından kayyım tedbirlerine başvurulduğu haberleştirilmiştir.
Ancak burada adı geçen şirketler ve onlarla bağlantılı gerçek kişiler bakımından masumiyet karinesi geçerlidir. İleri sürülen iddiaların ceza mahkemesi önünde hangi ölçüde kanıtlanacağı, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin sonucuna bağlıdır. Bir şirketin veya projenin inceleme konusu olması, o şirketten taşınmaz satın alan herkesin hukuka aykırı işlem yaptığı anlamına gelmez.
Kaynak: Anadolu Ajansı, 21 Eylül 2026.
2.4. 21 Eylül 2026: İçişleri Bakanlığının 6.134 kişiye ilişkin açıklaması
21 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan İçişleri Bakanlığı açıklaması, vatandaşlık soruşturmalarının çok daha geniş bir idari boyutu bulunduğunu göstermiştir.
Bakanlık, yatırım uygunluk belgesi iptalleri ve vatandaşlık sonrasındaki kamu düzeni ile milli güvenlik değerlendirmeleri kapsamında, toplam 6.134 kişinin vatandaşlık kazanma kararının iptal edildiğini veya geri alındığını bildirmiştir.
Bu sayı, yalnızca 21 Eylül 2026 tarihli yeni ceza soruşturmasını ifade etmemektedir. Uluslararası yatırım basınında Ağustos 2026 tarihinde de aynı genel sayıya ilişkin yayınlar bulunduğundan, haberin hangi tarihte yayımlandığı ile resmi istatistiğin hangi dönemdeki işlemleri kapsadığı birbirinden ayrılmalıdır.
Kaynaklar: TRT Haber, İçişleri Bakanlığı açıklaması; IMI Daily, 6 Ağustos 2026 tarihli uluslararası yayın.
2.5. 24–25 Eylül 2026: Tutuklama ve adli kontrol kararları
İkinci dalga operasyonun ardından şüphelilerin adli mercilere sevk edilmesiyle ilgili yeni açıklamalar yapılmıştır.
25 Eylül 2026 tarihli Anadolu Ajansı haberinde, 33 şüpheli hakkında tutuklama, 20 şüpheli hakkında konutu terk etmeme ve 21 şüpheli hakkında diğer adli kontrol tedbirlerinin uygulandığı bildirilmiştir. Aynı günün daha erken saatlerindeki bazı haberlerde ise 26 tutuklama sayısı yer almaktadır. Bu nedenle farklı saatlerde yayımlanan haberlerde görülen rakamlar, aynı soruşturmanın farklı işlem aşamalarını yansıtabilir.
Tutuklama bir mahkumiyet hükmü değildir. Ceza muhakemesinde tutuklama ve adli kontrol, kanuni şartları bulunan geçici koruma tedbirleridir.
Kaynak: Anadolu Ajansı, 25 Eylül 2026.
2.6. Ekim 2026: Dosyaların hukuki durumuna ilişkin belirsizlikler
22 Ekim 2026 itibarıyla bu araştırmada doğrulanabilen kamuya açık bilgiler, geniş kapsamlı soruşturma ve idari incelemelerin varlığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte kamuya açık kaynaklardan, incelemeye konu bütün kişilerin bireysel idari dosyalarının sonuçlandığı veya tüm ceza soruşturmaları bakımından kesin hüküm verildiği sonucuna ulaşılmamaktadır.
Yeni bir basın açıklamasının bulunmaması, soruşturmalarda veya idari dosyalarda herhangi bir işlem yapılmadığı anlamına da gelmez. Ceza soruşturmalarının gizliliği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallar nedeniyle birçok işlem kamuya açıklanmadan yürütülebilir.
3. 6.134, 1.070 ve 687 Rakamları Ne Anlama Geliyor?
Vatandaşlık iptalleri hakkındaki kamuoyu tartışmalarının önemli bir bölümü, farklı soruşturma ve idari işlemlere ilişkin sayıların birbirine karıştırılmasından kaynaklanmaktadır.
3.1. 6.134 kişiye ilişkin resmi istatistik
İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre yatırım yoluyla vatandaşlık süreçlerinde yürütülen incelemelerde aşağıdaki sonuçlar bildirilmiştir:
| İşlemin niteliği | Asıl yatırımcı | Ailelerle birlikte toplam kişi |
|---|---|---|
| Uygunluk belgesi iptaliyle bağlantılı vatandaşlık kararlarının iptali | 1.150 | 5.391 |
| Kamu düzeni ve milli güvenlik gerekçeleriyle vatandaşlık kararlarının geri alınması | 263 | 743 |
| Genel toplam | 1.413 | 6.134 |
Bakanlık ayrıca 11 Şubat 2026 tarihinden itibaren yatırım uygunluk belgesi iptal edilen 458 yatırımcı ve aileleri dahil toplam 1.393 kişinin vatandaşlığının iptal edildiğini, 7 kişinin vatandaşlığının ise milli güvenlik veya kamu düzeni gerekçeleriyle geri alındığını açıklamıştır.
Bu alt dönem bilgileri, genel toplama yeniden eklenmesi gereken bağımsız bir rakam olarak değerlendirilmemelidir.
Buradaki önemli mesele, açıklanan kişilerin her biri bakımından idari kararın tarihi, tebligat durumu, hukuki gerekçesi ve varsa yargısal denetiminin ayrı birer hukuki veri olmasıdır. Genel istatistik, bireysel işlem dosyasının yerine geçmez.
3.2. 1.070 kişi, 1.070 yatırımcı anlamına gelmemektedir
21 Eylül 2026 tarihli açıklamada geçen 1.070 kişinin dağılımı şu şekildedir:
| Kategori | Kişi sayısı |
|---|---|
| Asıl yatırımcı | 263 |
| Aile fertleri | 807 |
| Toplam | 1.070 |
| İlk vatandaşlık kararı tarihinde vatandaşlık kazandığı belirtilenler | 1.015 |
| Karardan sonra vatandaşlık kazandığı belirtilen çocuklar | 55 |
Bu nedenle 1.070 kişinin tamamını asıl yatırımcı olarak tanımlayan haber başlıkları hukuken isabetli değildir. Aile fertlerinin vatandaşlık kazanımına ilişkin hukuki durumları, asıl yatırımcının durumundan kaynaklanan sonuçlar doğurabilmekle birlikte her zaman ayrıca incelenmelidir.
55 çocuğun vatandaşlığı ilk karardan sonra kazandığının açıklanması, bu çocukların tamamının aynı olay nedeniyle ve aynı hukuki gerekçeyle vatandaşlık kaybına uğrayacağı anlamına gelmez. Vatandaşlık kazanma tarihleri ve hukuki dayanakları ayrı değerlendirilmelidir.
3.3. 687 kişilik ilk dalga ile 1.070 kişilik ikinci dalga
4 Ağustos 2026 tarihinde 687 kişiye ilişkin idari sürecin başlatıldığı bildirilirken, 21 Eylül 2026 tarihinde 1.070 kişilik başka bir inceleme kapsamı açıklanmıştır.
Bu iki sayının toplanması belirli soruşturma aşamalarındaki kişisel kapsamı gösteren kaba bir hesap sağlayabilir. Ancak bu toplamın yeni bir resmi vatandaşlık iptal istatistiği olduğu, 6.134 kişilik toplamla hiçbir örtüşme bulunmadığı veya bütün kişiler hakkında sonuçlanmış bireysel idari kararlar verildiği varsayılamaz.
Bir istatistiğin kapsamı açıklanmadan, farklı resmi açıklamalardaki sayıların mekanik biçimde toplanması yanıltıcı sonuç doğurabilir.
4. İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Emniyet ve Savcılıkların Tutumu
4.1. İçişleri Bakanlığı: İdari denetim ve vatandaşlık kararlarının gözden geçirilmesi
İçişleri Bakanlığının açıklamaları, özellikle yatırım uygunluk belgelerinin incelenmesi ve daha önce verilmiş vatandaşlık kararlarının hukuka uygunluğunun yeniden değerlendirilmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Bakanlık açıklamalarında, yatırım uygunluk belgesinin alınmasından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı tarafından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapıldığı; uygun bulunan başvuruların vatandaşlık idaresi nezdinde sonuçlandırıldığı belirtilmiştir.
Ayrıca Bakanlık, soruşturma konusu usulsüzlüklerin başvuru öncesindeki belgelere ilişkin olduğunu ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev ve yetkileri kapsamında bir zafiyet veya ihmal bulunmadığını kamuoyuna açıklamıştır.
Bu açıklama, idarenin resmi pozisyonunu göstermektedir. Ancak bütün bireysel uyuşmazlıklarda hangi idari birimin hangi belgeye dayanarak işlem yaptığına ilişkin somut değerlendirme, ilgili dosyaların ve gerektiğinde yargı kararlarının incelenmesini gerektirir.
4.2. Adalet Bakanlığı: Sahtecilik ve organize usulsüzlük iddiaları
Adalet Bakanlığının açıklamalarında, vatandaşlık hukukunun hileli işlemlerle istismar edilmesine karşı ceza soruşturmalarının sürdürüldüğü vurgulanmaktadır.
Açıklanan suç isnatları arasında, somut soruşturmanın kapsamına göre, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, göçmen kaçakçılığı, resmi ve özel belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan gibi fiiller bulunmaktadır.
Ancak bir suç tipinin soruşturma dosyasında yer alması, soruşturma kapsamındaki bütün kişilerin o suçu işlediğinin ispatlandığı anlamına gelmez.
Ceza hukuku bakımından eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği, ilgili kişinin fiille bağlantısı, manevi unsur ve delillerin hukuka uygunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
4.3. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı: Finansal hareketlerin ve belge zincirinin incelenmesi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalarda, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, taşınmaz kayıtları, değerleme belgeleri, banka hareketleri, bilirkişi incelemeleri ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) analizleri birlikte ele alınmaktadır.
Bu yaklaşım, uyuşmazlığın yalnızca taşınmazın tapuda devredilip devredilmediği sorusuyla sınırlı olmadığını göstermektedir.
Asıl mesele, satışın ekonomik gerçeği, para hareketinin kaynağı ve yatırım şartlarının fiilen karşılanıp karşılanmadığıdır.
4.4. Emniyet Genel Müdürlüğü: Operasyon ve adli kolluk faaliyetleri
Kamuoyuna açıklanan operasyonlarda İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğünün görev aldığı görülmektedir.
Bununla birlikte adli kolluk birimlerinin görevi, savcılık koordinesinde delillerin toplanması ve soruşturma işlemlerinin yerine getirilmesidir. Vatandaşlığın iptaline veya geri alınmasına ilişkin nihai idari işlem, emniyet biriminin tek başına verebileceği bir karar değildir.
Bu sebeple bir kişinin polis tarafından ifadeye çağrılması ile Türk vatandaşlığının sona erdirilmesi arasında zorunlu ve doğrudan bir özdeşlik bulunmamaktadır.
4.5. Tapu ve Kadastro ile Vergi Denetim Kurulu: Teknik ve mali inceleme
İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan denetimlerde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının da rol aldığı belirtilmiştir.
Değerleme raporlarının doğruluğu, tapu işlemlerinin niteliği, alım satım bedelleri ve finansal verilerin uyumu, yatırım yoluyla vatandaşlık dosyasının teknik açıdan incelenmesi gereken başlıca unsurlarıdır.
Ancak kamu kurumlarınca yapılan teknik incelemelerin sonuçları da, vatandaşlığın sona erdirilmesine dayanak yapıldıkları ölçüde, somut hukuki gerekçeleriyle birlikte yargısal denetime konu olabilir.
5. Ceza Soruşturmalarında Hangi İşlemler Araştırılıyor?
2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna açıklanan soruşturmalarda farklı usulsüzlük yöntemlerinden söz edilmektedir. Bunlar birbirinden ayrılmalıdır.
5.1. Sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz raporları
Bir taşınmazın piyasa değerinden daha yüksek gösterildiği iddiası, yatırımın vatandaşlık mevzuatında öngörülen asgari tutarı gerçekten karşılayıp karşılamadığı sorusunu doğurmaktadır.
Burada güncel piyasa değerine bakılarak geçmişteki yatırımın hukuka aykırı olduğu sonucuna varılması her zaman doğru değildir. Değerleme bakımından yatırım tarihinde geçerli olan mevzuat, ilgili tarihteki piyasa koşulları ve raporun hazırlanma yöntemi önemlidir.
5.2. Muvazaalı taşınmaz satışları
Muvazaa iddiası, tarafların görünürde gerçekleştirdikleri hukuki işlemin gerçek iradelerini veya gerçek ekonomik durumu yansıtmadığı yönündeki değerlendirmeyi ifade eder.
Ancak aynı inşaat projesindeki bütün satışların muvazaalı olduğunu kabul etmek için yalnızca proje adının soruşturmada geçmesi yeterli değildir. Her bir satışın niteliği ayrı değerlendirilmelidir.
5.3. Gerçekleşmemiş döviz girişi ve görünüşte para hareketleri
Soruşturmalarda en önemli iddialardan biri, yatırımcının Türkiye’ye getirmesi gereken tutarın gerçekte getirilmemesi veya aracı kişilerin kaynakları kullanılarak görünüşte ödeme zinciri oluşturulmasıdır.
Bu durumda yatırımcının parayı hangi hesaptan gönderdiği, satıcının tutarı gerçekten alıp almadığı, ödemenin sonradan iade edilip edilmediği ve farklı hesaplar üzerinden dairesel para hareketi bulunup bulunmadığı önem kazanır.
5.4. Yatırımcı ile üçüncü kişilerin eylemlerinin ayrılması
Bir değerleme şirketinin yanlış rapor düzenlemesi, bir satıcının sahte belge sunması veya bir aracının mevzuata aykırı işlem gerçekleştirmesi ile yatırımcının bizzat yalan beyanda bulunması aynı hukuki olgu değildir.
Bununla birlikte yatırımcının iyi niyetli olması, yatırımın objektif kanuni şartlarının hiç gerçekleşmediği bir dosyadaki bütün idari hukuk sorunlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Bu ayrımı 19 Eylül 2026 tarihinde yayımladığımız Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması başlıklı akademik çalışmada ayrıntılı olarak incelemiştik.
6. Türk Vatandaşlığının İptali ile Geri Alınması Aynı İşlem Değildir
Türk vatandaşlığı hukukunda terminoloji son derece önemlidir. Günlük dilde kullanılan “vatandaşlık iptali” ifadesi, 5901 sayılı Kanun bakımından farklı hukuki işlemleri kapsayabilecek şekilde kullanılmaktadır.
Kanunun 31. maddesinde düzenlenen iptal, ilgili kişinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vatandaşlığın kazanılmış olması durumuna ilişkindir.
Kanunun 32. maddesine göre iptal kararı karar tarihinden itibaren hüküm ifade etmekte ve ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığı kazanan eş ve çocuklar hakkında da uygulanabilmektedir.
Buna karşılık 5901 sayılı Kanun’un 40. maddesi kapsamındaki geri alma, vatandaşlık kararının gerekli kanuni şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verilmesi gibi durumlarla ilgilidir. Bu işleme ilişkin hukuki sonuçlar, iptal kurumundan farklı değerlendirilmelidir.
Özellikle geri alma işleminin zaman bakımından etkisi, kazanılmış vatandaşlık statüsünün önceki yıllardaki sonuçları ve aile fertlerinin durumu bakımından önemli uyuşmazlıklar doğurabilir.
Bu nedenle basın açıklamasında veya haber başlığında “vatandaşlığı iptal edildi” denilmesi, ilgili kişi hakkında mutlaka 5901 sayılı Kanun’un 31. maddesi kapsamında işlem tesis edildiğini göstermez. İşlemin dayandığı somut kanun hükmü ve bireysel idari karar görülmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 66. maddesi, vatandaşlığın kanunun gösterdiği şartlarla kazanılacağını ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedileceğini düzenlemektedir. Aynı hüküm, vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolunun kapatılamayacağını da açıkça ifade etmektedir.
Dolayısıyla vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin işlemler hukuk devleti ilkesinin, kanunilik şartının ve yargısal denetimin dışında değildir.
Yasal kaynaklar: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, TBMM’de kabul edilen metin ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.66.
Not: TBMM bağlantısı Kanunun kabul edildiği metni göstermektedir. Somut uyuşmazlıkta sonradan yapılan değişiklikler ve işlem tarihindeki yürürlük durumu ayrıca kontrol edilmelidir.
7. Arap Basınında Türk Vatandaşlığı İptalleri Nasıl Ele Alınıyor?
Türkiye’de yatırım yoluyla vatandaşlık kazanılması, Arapça konuşulan ülkelerde uzun süredir takip edilen bir konudur. Türk vatandaşlığı programı gayrimenkul yatırımı, aile statüsü, uluslararası hareketlilik ve Türkiye’de ekonomik faaliyet yürütme gibi farklı gerekçelerle ilgi görmektedir.
2026 yılında ortaya çıkan vatandaşlık iptalleri hakkındaki haberler ise daha önce genellikle yatırım fırsatı üzerinden sunulan bu konuya yeni bir hukuki risk boyutu kazandırmıştır.
7.1. Anadolu Ajansının Arapça yayını
Anadolu Ajansı, 21 Eylül 2026 tarihinde Arapça yayımladığı haberde, usulsüz gayrimenkul işlemleri nedeniyle 1.070 kişinin vatandaşlığına ilişkin sürecin başlatılmasını ve ikinci dalga operasyonun ayrıntılarını ele almıştır.
Haber, Türk makamlarınca yapılan açıklamalara dayanmaktadır. Bu nedenle olayın resmi boyutunu öğrenmek bakımından önemlidir. Ancak resmi açıklamaların Arapçaya aktarılmış olması, bütün bireysel işlemlerin yargı önünde kesinleştiği anlamına gelmemektedir.
Kaynak: Anadolu Ajansı Arapça: بسبب معاملات غير قانونية.. تركيا تلغي جنسية 1070 شخصا, 21 Eylül 2026.
7.2. Ürdün merkezli Arapça yayınlar
Ürdün merkezli Ammon News tarafından yayımlanan haberde de 1.070 kişiye ilişkin süreç ve gayrimenkul işlemlerindeki usulsüzlük iddiaları aktarılmıştır.
Bu yayın, Türkiye’deki vatandaşlık tartışmalarının Türkçe haber mecralarının dışına çıkarak bölgesel Arapça haber akışına girdiğini göstermektedir.
Bununla birlikte Anadolu Ajansının aktardığı bilgilerin diğer yayınlarda yeniden kullanılması, her yayının aynı olay için bağımsız bir soruşturma yürüttüğü anlamına gelmez. Kaynakların birbirinden ne ölçüde bağımsız olduğunun ayrıca incelenmesi gerekir.
Kaynak: Ammon News, 21 Eylül 2026.
7.3. Arapça yorum ve haber dilindeki risk
Arapça yayınlarda “vatandaşlığın geri alınması” ve “vatandaşlığın iptali” anlamında kullanılan ifadeler, Türk hukukundaki m.31 ile m.40 ayrımını her zaman karşılamamaktadır.
Örneğin bir haberde 1.070 kişinin vatandaşlığının iptal edildiği yönünde kesin bir başlık kullanılması, metnin içeriğinde yalnızca idari sürecin başlatıldığının anlatılmasıyla çelişebilir.
Yatırımcı açısından en önemli husus, haberin başlığını değil Türk hukukunda gerçekten tesis edilmiş idari işlemin niteliğini incelemektir.
Arapça yayınların incelenmesi, özellikle ailesiyle birlikte Türk vatandaşlığı kazanmış yatırımcılar bakımından soruların yalnızca yatırımın parasal değerinden ibaret olmadığını da göstermektedir. Eş ve çocukların hukuki konumu, yurt dışında yaşama, pasaport kullanımı ve Türkiye’ye giriş gibi meseleler bu tartışmanın doğal parçalarıdır.
8. Avrupa ve İngilizce Uluslararası Yayınlarda Vatandaşlık Tartışmaları
Avrupa ve uluslararası yatırım basınındaki yaklaşım, Türk vatandaşlığının iptali meselesini yalnızca bir ceza soruşturması olarak değil, yatırım yoluyla vatandaşlık programlarının denetimi ve uluslararası itibarı bakımından ele almaktadır.
8.1. Deutsche Welle: Programın genel bilançosu ve kamu politikası
Deutsche Welle’nin 8 Ağustos 2026 tarihli Türkçe araştırmasında, İstanbul’daki usulsüz vatandaşlık soruşturmaları vesilesiyle yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı sisteminin kapsamı ve geçmiş uygulamaları değerlendirilmiştir.
Bu tür haberlerde soruşturmanın kendisinin yanında kamu politikası da tartışma konusu olmaktadır: Yabancı yatırımın teşvik edilmesi amacıyla oluşturulan vatandaşlık mekanizması nasıl denetlenmelidir? Yatırımın ekonomik gerçekliği hangi kurumlar tarafından doğrulanmalıdır? Güvenlik değerlendirmeleri ne ölçüde yeterlidir?
Kaynak: Deutsche Welle, 8 Ağustos 2026.
8.2. IMI Daily: Yatırım yoluyla vatandaşlık programlarının karşılaştırılması
Uluslararası yatırım ve göç alanına odaklanan IMI Daily, Ağustos ve Eylül 2026 tarihli yayınlarında Türkiye’deki vatandaşlık kararlarının iptali ve geri alınması meselesini uluslararası yatırım yoluyla vatandaşlık sistemleri bağlamında değerlendirmiştir.
21 Eylül 2026 tarihli yayında ikinci dalga soruşturma ile 1.070 kişilik yeni inceleme kapsamı ele alınırken, 8 Ekim 2026 tarihli başka bir analizde farklı devletlerin yatırım yoluyla vatandaşlık programlarında geri alma riskleri karşılaştırılmıştır.
Bu yayınlar, Türk vatandaşlığıyla ilgili tartışmanın yalnızca Türkiye’nin iç hukukuna ilişkin olmadığını; uluslararası yatırımcıların vatandaşlık statüsünün uzun vadeli güvenliği açısından da değerlendirildiğini göstermektedir.
Ancak yatırım ve göç sektörüne odaklanan yayınların okuyucu kitlesi ve ticari çevresi dikkate alınmalıdır. Bu yayınların değerlendirmeleri, resmi makamların açıklamaları veya mahkeme kararlarıyla aynı ispat değerine sahip değildir.
Kaynaklar: IMI Daily, 21 Eylül 2026; IMI Daily, 8 Ekim 2026.
8.3. İngilizce haberlerde “revocation” kavramının belirsizliği
İngilizce haberlerde kullanılan “revocation”, “cancellation”, “withdrawal” ve “annulment” ifadeleri zaman zaman birbirinin yerine geçmektedir.
Ancak bu terimler Türk vatandaşlık hukukundaki iptal ve geri alma kurumlarını tam olarak karşılamayabilir.
Örneğin 5901 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile 40. maddesi, vatandaşlığı sona erdiren iki ayrı hukuki mekanizmaya işaret etmektedir. Bu nedenle İngilizce bir haberde vatandaşlığın geri alındığının yazılması, somut işlemin Türk hukukundaki yasal dayanağının ayrıca incelenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Uluslararası habercilik bakımından önemli olan yalnızca doğru rakamın kullanılması değildir. Kararın ne zaman verildiği, hukuki niteliği, kişiye tebliğ edilip edilmediği ve yargı yollarının açık olup olmadığı da açıklanmalıdır.
9. Rusça Yayınlarda Türk Vatandaşlığı ve Yatırım Güvenliği
Rusça konuşulan yatırımcıların Türkiye’de taşınmaz satın alınması ve vatandaşlık kazanılması konusundaki ilgisi nedeniyle Türk vatandaşlığı iptalleri Rusça yayınlara da yansımıştır.
Ancak bu yayınlar arasında haber ajansları, gayrimenkul pazarlama platformları ve hukuki danışmanlık içerikleri ayrılmalıdır.
9.1. Kazinform: 2025 soruşturmalarının haberleştirilmesi
Kazakistan merkezli Kazinform haber ajansı, 4 Ekim 2025 tarihli Rusça yayınında Türkiye’de muvazaalı taşınmaz satışları nedeniyle yüzlerce yabancının vatandaşlığına ilişkin iptal sürecini haberleştirmiştir.
Bu haber, vatandaşlık usulsüzlüklerine ilişkin tartışmaların 2026’dan önce de Rusça haber mecralarında gündeme geldiğini ortaya koymaktadır.
Kaynak: Kazinform, 4 Ekim 2025: Турция аннулирует 451 «золотой» паспорт.
9.2. Rusça yatırım platformlarının yaklaşımı
2026 yılında yayımlanan Rusça içeriklerde ise geçmişte kazanılmış vatandaşlığın yeniden incelenmesi, taşınmazın gerçek değeri, para transferi belgeleri ve yatırımcının hukuki korunması gibi konular öne çıkmaktadır.
Rusça hizmet sunan bazı gayrimenkul platformları, vatandaşlık kararlarının iptali tartışmasını yeni yatırım yapacak kişiler için belge kontrolü ve uygunluk incelemesi ihtiyacıyla birlikte açıklamaktadır.
Örneğin Eylül 2026 tarihinde Rusça yayımlanan gayrimenkul bilgilendirme içeriklerinde değerleme kuralları ve vatandaşlık başvurularına ilişkin değişiklik iddiaları ele alınmıştır.
Bu tür yayınlar yatırımcıların hangi sorularla karşı karşıya kaldığını anlamak açısından önemlidir. Bununla birlikte taşınmaz veya danışmanlık hizmeti pazarlayan kuruluşların içerikleri bağımsız hukuk araştırması ya da resmi düzenleyici açıklama olarak kabul edilmemelidir.
Örnek: Property Turkey, 30 Eylül 2026 tarihli Rusça yatırım bilgilendirmesi.
10. Çince Yayınlarda Türk Vatandaşlığı İptalleri ve Çinli Yatırımcılar
Türk vatandaşlığıyla ilgili gelişmeler, basitleştirilmiş Çince hazırlanmış yatırım ve göç içeriklerinde de ele alınmaktadır.
Bu içeriklerde vatandaşlığın yıllar sonra yeniden incelenebilmesi, gayrimenkul değerleme raporlarının doğruluğu ve yabancı yatırımcıların taşınmaz satın alırken hangi belgeleri denetlemesi gerektiği gibi konular dikkat çekmektedir.
10.1. Göç ve yatırım platformlarının risk anlatısı
Çince yayımlanan bazı göç danışmanlığı içerikleri, 2026 yılında duyurulan 1.070 kişilik soruşturmayı yatırım yoluyla kazanılmış vatandaşlığın mutlak ve koşulsuz bir statü olarak değerlendirilmemesi gerektiği yönünde yorumlamaktadır.
28 Eylül 2026 tarihli bir Çince yayında, daha önce Türk vatandaşlığı kazanmış kişilerin de eski gayrimenkul işlemlerindeki iddialar nedeniyle incelemeye konu olabileceği anlatılmıştır.
Kaynak: Skymigration, 28 Eylül 2026 tarihli Çince yayın.
Ancak bu içerikler, göç veya yatırım hizmeti sunan kuruluşların ticari yayınlarıdır. Dolayısıyla resmi açıklamaların yanında değerlendirilmelidir. Bir pazarlama metninde geçen hukuki görüş, Türk idari makamlarının resmi görüşü olarak gösterilemez.
10.2. 6.134 kişilik kararların Çincede sunulması
Çince yatırım yayınlarında 6.134 kişinin vatandaşlık kararının iptal edildiği veya geri alındığı yönündeki açıklamalar da aktarılmıştır.
Bu yayınların bir kısmında mevcut sistemin tamamen sona ermediği, buna karşılık yeni yatırımcıların değerleme, ödeme ve uygunluk belgelerini daha titiz biçimde incelemesi gerektiği savunulmaktadır.
Örnek: Property Turkey, 30 Eylül 2026 tarihli Çince yayın.
Bu anlatımın da ticari bağlamı göz önünde bulundurulmalıdır. Gayrimenkul yatırımının sürdürülmesini teşvik eden bir yayın, hukuki riskleri olduğundan küçük gösterebilir. Tersine, başka yatırım programlarını pazarlayan kuruluşların yayınları Türkiye’ye ilişkin riskleri olduğundan ağır sunabilir.
Hukuki değerlendirme, bu iki uç yaklaşımın da dışında, Türk mevzuatı ve somut dosya belgeleri üzerinden yapılmalıdır.
10.3. Belirli bir milliyet hakkında genelleme yapılabilir mi?
Mevcut soruşturma açıklamalarında yabancı yatırımcıların farklı ülkelerden olabileceği anlaşılmakla birlikte, kamuya açıklanan rakamların tamamını ülke veya vatandaşlık bazında gösteren doğrulanmış ayrıntılı bir resmi dağılım bu araştırmada tespit edilememiştir.
Dolayısıyla Arap, Rus, Çinli veya başka bir ülkenin vatandaşlarının soruşturmanın belirli bir oranını oluşturduğuna ilişkin doğrulanmamış iddialardan kaçınılmalıdır.
Vatandaşlık hukukundaki sorunların değerlendirilmesinde asıl belirleyici unsur yatırımcının milliyeti değil, vatandaşlığın hangi hukuki şartlarda kazanıldığı ve bu şartların gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
11. Sosyal Medya, Forumlar ve İnternetteki Söylentiler
Türk vatandaşlığının iptali meselesi yalnızca geleneksel medyada tartışılmamaktadır. Reddit ve diğer çevrim içi platformlarda yatırım yoluyla vatandaşlık başvurularında aracı kullanımı, gayrimenkul seçimi, devlet denetimi ve mevcut vatandaşlığın güvenliği hakkında görüşler yer almaktadır.
11.1. Reddit’te aracı kuruluşlara yönelik eleştiriler
23 Eylül 2026 tarihinde Reddit’in yatırım yoluyla vatandaşlık konularını tartışan bir topluluğunda yayımlanan kullanıcı görüşünde, Türkiye’deki vatandaşlık iptalleriyle bağlantılı haberler üzerinden aracı kuruluşlara duyulan güven sorgulanmıştır.
Paylaşımda vatandaşlık başvurularının mümkün olduğunca bağımsız kontrol edilmesi gerektiği savunulmuştur.
Kaynak: Reddit, r/CitizenshipInvestment, 23 Eylül 2026.
Bu örnek, bir kullanıcı kanaatidir. Bütün yatırımcıların aracı kuruluşlara karşı aynı görüşte olduğu sonucuna varılmasına olanak sağlamaz. Ayrıca sosyal medya paylaşımlarında olaylara ilişkin yanlış rakamların ve eksik bilgilerin aktarılması mümkündür.
11.2. “Vatandaşlık alan herkes risk altında” iddiası
Bu iddia hukuken doğru bir genelleme değildir.
Türkiye’de yatırım yoluyla vatandaşlık kazanmış olmak tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. Belirli dönemlerde verilmiş vatandaşlık kararlarının yeniden incelenmesi ihtimali ile bu kararların tamamının geçersiz sayılması birbirinden farklıdır.
Somut risk, yatırım işleminin niteliğine, vatandaşlık başvurusunda kullanılan belgelere, ilgili tarihte geçerli olan yatırım şartlarına ve yetkili makamların kişiye ilişkin değerlendirmesine bağlıdır.
11.3. “1.070 kişinin pasaportu iptal edildi” iddiası
21 Eylül 2026 tarihli açıklamalar, 1.070 kişilik inceleme kapsamı bakımından gerekli idari süreçlerin başlatıldığını göstermektedir. Bu açıklamalardan hareketle listedeki herkesin Türk pasaportunun aynı tarihte iptal edildiği sonucuna varılamaz.
Bir vatandaşlık kararının iptali, kişinin pasaportuna ilişkin idari işlemler ve pasaportun fiziken alınması farklı hukuki ve fiili aşamalar içerebilir.
11.4. “Bütün yabancı yatırımcılar sınırda gözaltına alınacak” iddiası
Bu yönde genel bir uygulamanın bulunduğunu doğrulayan kamuya açık resmi karar bu araştırmada tespit edilmemiştir.
Bir kişinin Türkiye’ye girişinde karşılaşabileceği işlemler; mevcut vatandaşlık statüsüne, pasaportuna, varsa hakkında yürütülen ceza soruşturmasına ve bireysel adli veya idari tedbirlere bağlı olarak değişebilir.
Dolayısıyla pasaport kontrolünde uygulanabilecek işlemler bakımından belirli bir kişi hakkında hukuki değerlendirme yapılmaksızın genel güvence verilmesi de genel bir tehlike bulunduğunun ileri sürülmesi de doğru değildir.
11.5. Kamuoyu yoklaması var mı?
Bu araştırmada, Türk vatandaşlığı iptalleri hakkındaki tutumları milliyet ve yatırımcı grubu bazında ölçen, örneklemi ve yöntemi açıklanmış, güvenilir bir uluslararası kamuoyu araştırması tespit edilememiştir.
Bu nedenle sosyal medya gönderileri, forum yorumları, haber altı yorumları veya arama motoru eğilimleri kamuoyu araştırması sonucu olarak sunulmamalıdır.
12. Vatandaşlık İptalleri Yabancı Yatırımcıların Güvenini Nasıl Etkileyebilir?
Yatırım yoluyla vatandaşlık, yalnızca bir ülkenin pasaportunu elde etme meselesi değildir. Özellikle aileleriyle birlikte başka bir ülkenin vatandaşlığını kazanan kişiler bakımından uzun vadeli hukuki planlamanın da parçasıdır.
Bu nedenle geçmiş yıllarda kazanılmış vatandaşlıkların yeniden incelenmesi, yatırımcı güveni açısından iki farklı sonuç doğurabilecek niteliktedir.
12.1. Denetim kapasitesinin güçlenmesi
Bir devletin sahtecilik, muvazaa ve gerçeğe aykırı yatırım işlemlerini tespit ederek gerekli hukuki mekanizmaları işletmesi, vatandaşlık sisteminin kötüye kullanılmasını önlemeye yönelik meşru bir kamu politikası olarak değerlendirilebilir.
Gerçek yatırım yapanlarla yalnızca görünüşte yatırım işlemi gerçekleştirenlerin birbirinden ayrılması, uzun vadede programın hukuki güvenilirliğini artırabilir.
12.2. Geçmiş kararların istikrarına ilişkin endişeler
Buna karşılık bir yatırımcı, ilgili dönemde istenilen yatırım tutarını gerçekten ödediğini, kamu makamlarınca düzenlenen uygunluk belgesini aldığını ve bunun üzerine Türk vatandaşlığı kazandığını ileri sürüyorsa, yıllar sonra kendi davranışından kaynaklanmayan bir usulsüzlük nedeniyle vatandaşlık kararının tartışmalı hale gelmesi hukuki güvenlik bakımından ciddi sorular doğurabilir.
Buradaki temel sorun, idarenin geçmişte verdiği bir kararı hiçbir koşulda gözden geçiremeyeceği düşüncesi değildir. Asıl mesele, hukuki şartların gerçekleşmediği iddiasının hangi somut olgulara dayandığı ve ortaya çıkan sonuçların kişiye nasıl gerekçelendirildiğidir.
12.3. Devlete güven ve bireysel sorumluluk
Hukuki güvenlik ilkesi, bireylerin devletin işlemlerinin sonuçlarını belirli ölçüde öngörebilmelerini ve hukuki durumlarını buna göre düzenleyebilmelerini gerektirir.
Bununla birlikte hukuki güvenlik, kanuna aykırı olduğu somut biçimde ortaya konulan her işlemin sınırsız süreyle korunacağı anlamına da gelmez.
Bu nedenle vatandaşlık hukukunda yapılması gereken değerlendirme iki yönlüdür: Bir taraftan vatandaşlığın kazanıldığı tarihte kanuni şartların gerçekten mevcut olup olmadığı araştırılmalı, diğer taraftan idarenin işlemi sona erdirirken hangi hukuki sebebe ve hangi delillere dayandığı belirlenmelidir.
Özellikle yabancı yatırımcıya hiçbir hileli davranış isnat edilmediği, fakat üçüncü kişilere ilişkin teknik veya mali usulsüzlük iddialarının bulunduğu dosyalarda bu ayrım daha da önemlidir.
12.4. Uluslararası yatırımcıların algısı
Yabancı yatırımcı açısından asıl güvence, hiçbir zaman idari inceleme yapılmayacağı yönündeki bir beklenti değildir. Güvence, incelemelerin hukuki dayanağının öngörülebilir olması, kişiye yöneltilen iddianın açıklanması, delillerin değerlendirilebilmesi ve idari işlemlerin etkili yargısal denetime açık bulunmasıdır.
Bu nedenle uluslararası basındaki tartışmaların gelecekte odaklanabileceği en önemli konu, kaç vatandaşlık kararının iptal edildiğinden çok, bu işlemlerin hukuken nasıl gerekçelendirildiği ve yargı mercilerince nasıl denetlendiğidir.
13. Türkiye’de Yatırım Yoluyla Yeni Vatandaşlık Başvuruları Devam Ediyor mu?
22 Ekim 2026 itibarıyla incelenen resmi yatırım ve vatandaşlık bilgilendirme kaynaklarında, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma imkanının bütünüyle kaldırıldığına ilişkin genel bir düzenleme tespit edilmemiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin resmi bilgilendirme sayfasında, en az 400.000 ABD doları değerinde taşınmaz edinimi ve mevzuattaki şartların yerine getirilmesi yoluyla istisnai vatandaşlık başvurusu yapılabilmesi açıklanmaya devam etmektedir.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün resmi yabancı yatırımcı bilgilendirme platformu olan Your Key Türkiye de taşınmaz edinimiyle vatandaşlık kazanılmasına ilişkin işlem aşamalarını yayımlamaktadır.
Kaynaklar: Invest in Türkiye – Gayrimenkul ve Vatandaşlık Edinimi; Your Key Türkiye – Vatandaşlık Kazanımı.
Bu durum iki önemli ayrımı ortaya koymaktadır:
Birincisi: Yatırım yoluyla vatandaşlık başvurusunun hukuken mümkün olmaya devam etmesi, her başvurunun kabul edileceği anlamına gelmemektedir.
İkincisi: Geçmişte verilmiş vatandaşlık kararlarının inceleme konusu olması, yeni ve hukuka uygun bütün vatandaşlık başvurularının kendiliğinden durdurulduğunu göstermemektedir.
Yeni başvuru sahiplerinin değerlendirilmesinde yatırımın türü, gerçek bedeli, belge düzeni, ödeme hareketleri, uygunluk belgesi, güvenlik araştırmaları ve ilgili tarihte geçerli mevzuat önem taşımaktadır.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Eylül 2026 tarihinde taşınmaz değerleme raporlarına ilişkin güncel usul ve esas duyurusu yayımlamış olması da başvuru belgelerindeki teknik kuralların ayrıca takip edilmesi gerektiğini göstermektedir.
Kaynak: Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 29 Eylül 2026 tarihli duyuru.
Bununla birlikte yalnızca resmi internet sayfalarında başvuru imkanının bulunması, idari işlemlerin fiili sonuçlanma süreleri veya bütün başvuruların uygulamadaki seyri hakkında yeterli istatistik oluşturmaz. Başvuruların fiilen ne hızla sonuçlandığı konusunda ayrıca güncel kurumsal veriler gerekir.
14. Vatandaşlık İptalleri Hakkında Henüz Cevaplanmamış Sorular
Resmi açıklamalar önemli bilgiler içermekle birlikte, hukuki ve akademik değerlendirme bakımından halen açıklığa kavuşturulması gereken meseleler bulunmaktadır.
Birinci mesele: Genel toplam olarak açıklanan 6.134 kişilik işlem grubunun, vatandaşlık kazanma yıllarına ve karar tarihlerine göre tam dağılımı kamuoyuna ne ölçüde açıklanmıştır?
İkinci mesele: 21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan 1.070 kişilik inceleme kapsamında, 22 Ekim 2026 itibarıyla kaç kişi hakkında bireysel ve gerekçeli vatandaşlık kararı tesis edilmiştir?
Üçüncü mesele: Vatandaşlık kararlarının iptali ve geri alınması işlemlerinde 5901 sayılı Kanun’un hangi hükümleri hangi somut olaylarda uygulanmaktadır?
Dördüncü mesele: Gerçek yatırım yaptığı fakat satıcı veya değerleme şirketine ilişkin iddialar nedeniyle işlemi tartışmalı hale gelen yatırımcıların dosyaları, diğer yatırımcılardan hangi ölçütlerle ayrılmaktadır?
Beşinci mesele: Soruşturmalarda adı geçen taşınmaz projeleri ve belirli satış işlemleri konusunda kamuya açıklanmış, doğrulanabilir bir kapsam listesi bulunmakta mıdır?
Altıncı mesele: Vatandaşlığı sonradan kazanmış aile fertlerinin ve özellikle çocukların hukuki durumları, iptal ve geri alma kurumlarının farklı sonuçları dikkate alınarak nasıl değerlendirilmektedir?
Yedinci mesele: İptal veya geri alma işlemlerine karşı açılmış davaların yargısal sonuçları ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararları bakımından açıklanabilir bir istatistik mevcut mudur?
Sekizinci mesele: Uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye yönelik güven algısındaki olası değişiklikleri ölçen, temsil gücü olan bağımsız bir bilimsel araştırma bulunmakta mıdır?
Bu soruların tümüne basın haberleri üzerinden kesin cevap verilmesi mümkün değildir. Özellikle bireysel vatandaşlık dosyaları ve yargı kararları bakımından resmi kayıtlara erişim gereklidir.
15. Sonuç: Vatandaşlık Hukukunda Denetim ile Hukuki Güvenlik Birlikte Korunmalıdır
2025 ve 2026 yıllarında Türk vatandaşlığının yatırım yoluyla kazanılmasına ilişkin yürütülen soruşturmalar, Türkiye’de vatandaşlık hukukunun uygulanması bakımından önemli bir döneme işaret etmektedir.
Sahte ekspertiz raporları, muvazaalı gayrimenkul satışları, gerçeğe aykırı banka hareketleri ve vatandaşlık kazanımına esas belgelerdeki usulsüzlük iddiaları, ceza hukuku ve idare hukuku açısından ciddi biçimde incelenmesi gereken meselelerdir.
Bununla birlikte vatandaşlık hukukunda yapılacak değerlendirme, yalnızca sayıların büyüklüğüne veya bir kişinin işlem yaptığı şirketin ismine dayandırılamaz.
6.134 kişiye ilişkin resmi istatistik, 1.070 kişilik yeni soruşturma ve 687 kişiye ilişkin önceki açıklamalar farklı aşama ve kapsamları göstermektedir. Bu sayıların her biri ayrı değerlendirilmelidir.
Aynı şekilde bir kişinin ceza soruşturmasında adının geçmesi, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet bulunduğunu veya Türk vatandaşlığının kendiliğinden sona erdiğini göstermez.
Türk vatandaşlığı, Anayasa’nın 66. maddesi çerçevesinde kanunla kazanılan ve ancak kanunda öngörülen hallerde kaybedilebilen bir hukuki statüdür. Dolayısıyla vatandaşlığın sona erdirilmesine ilişkin her idari işlem, kendi hukuki sebebi, somut delilleri ve sonuçları bakımından değerlendirilmelidir.
Bu çalışmanın temel sonucu şudur: Vatandaşlık hukukunda sahteciliğin önlenmesi ile iyi niyetli ve gerçek yatırım yapan kişilerin hukuki güvenliğinin korunması birbirine zıt hedefler değildir.
Devletin vatandaşlık sistemindeki hukuka aykırılıkları tespit etme yükümlülüğü ile bireyin idarenin işlemlerine karşı etkili hukuki korunmadan yararlanma hakkı birlikte ele alınmalıdır.
Türkiye’de yatırım yoluyla vatandaşlık sisteminin uluslararası güvenilirliği de uzun vadede yalnızca yatırım tutarlarının büyüklüğüne değil; denetim süreçlerinin şeffaflığına, idari kararların gerekçelendirilmesine, hukuki öngörülebilirliğe ve yargısal denetimin etkinliğine bağlı olacaktır.
Bu sebeple Türk vatandaşlığı iptallerine ilişkin sağlıklı bir değerlendirme için temel ölçüt, kamuoyunda kullanılan genel ifadeler değil; kanun, resmi karar, somut delil ve bireysel hukuki inceleme olmalıdır.
16. Dolgun Akademi’de Daha Önce Yayımladığımız Vatandaşlık Hukuku Çalışmaları
Bu makale, vatandaşlık hukuku hakkında daha önce yayımladığımız çalışmaların uluslararası basın ve kamu politikası boyutunu tamamlamak amacıyla hazırlanmıştır.
- 19 Eylül 2026: Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma. Bu çalışmada 5901 sayılı Kanun m.31 ile m.40 ayrımı ve iyi niyetli yatırımcının hukuki konumu incelenmiştir.
- 26 Eylül 2026: 1.070 Kişiyi İlgilendiren Türk Vatandaşlığı İptali Süreci 2026. Bu çalışmada 21 Eylül 2026 tarihli ikinci dalga soruşturmanın yatırımcılar ve aile üyeleri bakımından hukuki etkileri değerlendirilmiştir.
- 28 Eylül 2026: Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: En Çok Sorulan Sorular, Ceza Soruşturması, Dava ve Dosya İnceleme. Vatandaşlık statüsünün araştırılması ve bireysel hak arama yolları ele alınmıştır.
- 28 Eylül 2026: Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: Yeni Ekspertiz, Eksik Yatırım, Aile, Çocuklar, Askerlik ve Soruşturulan İnşaat Şirketleri. Teknik değerleme ve aile bireylerinin hukuki durumu ayrıntılı değerlendirilmiştir.
- 8 Ekim 2026: Türk Vatandaşlığı İptali 2026: Son Gelişmeler ve Davalar. Resmi gelişmelerin vatandaşlık davalarına ve hukuki süreçlere etkisi incelenmiştir.
17. Mevzuat, Resmi Açıklamalar ve Uluslararası Kaynakça
A. Mevzuat ve resmi kurum kaynakları
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.66. Anayasa Mahkemesi – Anayasa metni.
- 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, özellikle m.12, 31, 32 ve 40. TBMM – Kanunun kabul edilen metni.
- T.C. Adalet Bakanlığı, 4 Ağustos 2026 tarihli vatandaşlık soruşturması açıklaması. Resmi açıklama.
- İçişleri Bakanlığı, vatandaşlık kararlarının iptali ve geri alınmasına ilişkin açıklama, 21 Eylül 2026. Açıklamanın TRT Haber’deki tam aktarımı.
- T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Gayrimenkul ve Vatandaşlık Edinimi. Resmi yatırım rehberi.
- Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Your Key Türkiye, Vatandaşlık Kazanımı. Resmi bilgilendirme.
- Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 29 Eylül 2026 tarihli değerleme raporlarına ilişkin duyuru. Resmi duyuru.
B. Türkçe haber kaynakları
- Anadolu Ajansı, 24 Eylül 2025, muvazaalı gayrimenkul satışları soruşturması. Habere ulaşın.
- Anadolu Ajansı, 21 Eylül 2026, usulsüz vatandaşlık soruşturmasının ikinci dalgası. Habere ulaşın.
- Anadolu Ajansı, 25 Eylül 2026, tutuklama ve adli kontrol kararları. Habere ulaşın.
- Deutsche Welle Türkçe, 8 Ağustos 2026, Türkiye’de yatırım yoluyla vatandaşlık uygulamasının bilançosu. Araştırmaya ulaşın.
C. Arapça kaynaklar
- Anadolu Ajansı Arapça, 21 Eylül 2026. بسبب معاملات غير قانونية.. تركيا تلغي جنسية 1070 شخصا.
- Ammon News, Ürdün, 21 Eylül 2026. Arapça haber.
D. İngilizce uluslararası kaynaklar
- IMI Daily, 6 Ağustos 2026. Turkey Revokes 6,134 CBI Citizenships in Program-Wide Sweep.
- IMI Daily, 21 Eylül 2026. Turkey to Revoke 1,070 More Citizenships.
- Turkish Minute, 21 Eylül 2026. Turkey Says Citizenship of 6,134 People Canceled or Withdrawn.
- IMI Daily, 8 Ekim 2026. Revocation Risk Ranked: How Secure Is Your Citizenship by Investment?.
E. Rusça kaynaklar
- Kazinform, 4 Ekim 2025. Турция аннулирует 451 «золотой» паспорт.
- Property Turkey, 30 Eylül 2026. Изменения в правилах получения гражданства Турции. Ticari yatırım bilgilendirme yayınıdır.
F. Çince kaynaklar
- Skymigration, 28 Eylül 2026. 土耳其1070人开启撤籍. Göç danışmanlığı yayınıdır.
- Property Turkey, 30 Eylül 2026. 土耳其撤销6134项入籍决定. Ticari gayrimenkul yayınıdır.
G. Forum ve sosyal medya
- Reddit, r/CitizenshipInvestment, 23 Eylül 2026. Yatırım yoluyla vatandaşlık ve aracı kuruluşlara ilişkin kullanıcı tartışması. Bireysel kullanıcı görüşüdür.
Yazar ve İletişim Bilgileri
Av. Murat Can Dolğun
İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
TD Hukuk ve Danışmanlık
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa – Hukuk Alanında Öğretim Faaliyeti
Çalışma alanları: Türk vatandaşlık hukuku, yabancılar hukuku, uluslararası özel hukuk, idare hukuku, ceza hukuku, gayrimenkul hukuku ve yabancı yatırım uyuşmazlıkları.
Ofis: İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), A2 Blok, No: 206, Yeşilköy, Bakırköy / İstanbul
Telefon: +90 212 299 44 22
WhatsApp / Mobil: +90 507 475 44 22
E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
Web: dolgun.av.tr
Hukuki bilgilendirme notu: Bu makale genel hukuki ve akademik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçeriği, herhangi bir kişi hakkında verilmiş vatandaşlık kararının hukuka uygunluğu veya ceza soruşturmasının sonucu hakkında bireysel hukuki görüş ya da sonuç garantisi oluşturmaz. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir. Somut olaylarda ilgili tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ile bireysel dosya belgeleri esas alınmalıdır.








