Blog

  • Boşanmada Nafaka ve Tazminat Nasıl Belirlenir? 2026 Güncel Mevzuat, Hesaplama Ölçütleri ve Mal Ayrılığı Sözleşmesi

    Boşanmada Nafaka ve Tazminat Nasıl Belirlenir? 2026 Güncel Mevzuat, Hesaplama Ölçütleri ve Mal Ayrılığı Sözleşmesi

    Boşanmada Nafaka ve Tazminat Nasıl Belirlenir? 2026 Güncel Mevzuat, Hesaplama Ölçütleri ve Mal Ayrılığı Sözleşmesi

    17 Ekim 2026 | Güncel akademik ve yargısal inceleme

    Özet: Boşanmada nafaka ve tazminat neye göre belirlenir? Gelir, yaşam standardı, kusur, çocuğun ihtiyaçları, TÜFE, banka ve tapu kayıtları ne ölçüde dikkate alınır? Tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım nafakası; maddi ve manevi tazminat; mal ayrılığı sözleşmesinin hukuki etkileri ile 2026 Anayasa Mahkemesi kararını kaynaklı olarak inceliyoruz.

    Yazı, mevzuat metni, resmi yargı içtihatları, TÜİK istatistikleri ve hakemli bilimsel makalelerden yararlanır. Başka avukatlık ofisi veya avukat tanıtım sitelerine kaynak verilmemiştir.

    İçindekiler

    Konu ve hukuki ayrımlar

    Boşanma davasında nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat ve mal rejiminin tasfiyesi birbirinden bağımsız hukuki dayanaklara sahip taleplerdir. Bir kişinin ekonomik açıdan güçlü olması, tek başına diğer eşin istediği miktarda tazminata hükmedileceği anlamına gelmediği gibi; kusurunun ağır olması da tek başına karşı tarafın talep ettiği tutarda nafaka ödemesini gerektirmez. Her talebin hukuki şartları, ispatı, karar zamanı ve ödeme yöntemi ayrıdır.

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 169, 174–176, 178, 182, 197, 203–205, 218 vd., 327–331 ve 364–365 bir arada incelenmelidir. 17 Ekim 2026 itibarıyla TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresi hakkında verilmiş iptal kararı henüz yürürlüğe girmemiştir. Bu tarih ayrımı, 2026’da açılacak davalarda ve mevcut nafaka kararlarında belirleyicidir.

    Nafaka ile tazminat arasındaki temel farklar

    Talep İlgili hüküm Amaç Temel ölçüt Kusur
    Boşanma sürecinde eşe tedbir nafakası TMK m. 169 Yargılama sırasında geçimi ve dengeyi korumak Fiili ihtiyaç, sosyal-ekonomik durum Kural olarak ön şart değil
    Ayrı yaşamada tedbir/katkı TMK m. 197, 195 Haklı ayrı yaşamada bakım ve geçim Haklılık, ihtiyaç ve mali güç Boşanma kusurundan ayrı değerlendirme
    Yoksulluk nafakası TMK m. 175–176 Boşanmanın doğuracağı yoksulluğu hafifletmek Yoksulluk, talep, mali güç Talep edenin kusuru daha ağır olmamalı; borçlunun kusuru aranmaz
    Çocuk için iştirak nafakası TMK m. 182, 327–331 Çocuğun bakım ve eğitimi Çocuğun gereksinimi ve ebeveynlerin ödeme gücü Eşlerin boşanma kusuru belirleyici değil
    Yardım nafakası TMK m. 364–365 Yoksulluğa düşecek bazı hısımlara destek İhtiyaç, yakınlık sırası, karşı tarafın gücü Boşanma kusuruyla bağlantılı değil
    Maddi tazminat TMK m. 174/1 Boşanmayla zedelenen mevcut veya beklenen menfaatlerin giderimi Menfaat kaybı, kusur, uygunluk İsteyen kusursuz veya daha az kusurlu olmalı
    Manevi tazminat TMK m. 174/2 Kişilik hakkı ihlalinin manevi etkisini karşılamak İhlalin ağırlığı, olaylar, kusur, hakkaniyet Diğer eşin kusurlu eylemi aranır; karşılaştırmalı kusur gözetilir
    Katılma/değer artış payı alacağı TMK m. 202 vd. Mal rejiminden doğan mali hakların tasfiyesi Rejim, mülkiyet, edinim, değer, katkı Genel olarak boşanma kusuruna bağlı değil

    Örneğin mal ayrılığı sözleşmesi yapılmış olması, TMK m. 174 veya 175’teki talepleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz; mal paylaşımının yasal rejimini değiştirir. Çocuğun iştirak nafakası ise anne ve babanın mal rejimi anlaşmasıyla bertaraf edilemez.

    Hakim nafaka miktarını nasıl belirler?

    Türk hukukunda bütün boşanma dosyalarına uygulanan “gelirin yüzde 20’si nafakadır” veya “evlilik yılı çarpı sabit tutar” biçiminde yasal bir formül bulunmaz. Hâkim; bakım ihtiyacını, tarafların gerçek ödeme gücünü, yaşam koşullarını, çocuğun ihtiyaçlarını, paranın alım gücünü ve TMK m. 4’teki hakkaniyet ölçütünü birlikte tartar. Aynı kazancı elde eden iki kişi bakımından kira, sağlık, bakmakla yükümlü olunan çocuk, malvarlığı ve giderler farklıysa sonuç da farklı olabilir.

    Sağlıklı değerlendirmede önce talep türü ve hukuki uygunluk belirlenir; sonra hane bütçesi ve kişinin öznel ihtiyacı somutlaştırılır; nihayet SGK, banka, tapu, işyeri, şirket, vergi ve harcama kayıtlarıyla gelir-gider tablosu doğrulanır. Her veri aynı ispat gücüne sahip değildir. Sosyal-ekonomik durum araştırması başlangıç verisi sağlar fakat tek başına karmaşık servet ilişkilerini açıklamayabilir.

    Yargıtay’ın Adalet Bakanlığı UYAP sisteminde yayımlanan 4 Kasım 2025 tarihli kararında, sosyal ve ekonomik durum ile TAKBİS ve SGK kayıtlarının ayrıntılı araştırılmadan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi eleştirilmiş; maddi tazminatta ise kusur derecesi, para alım gücü ve zedelenen menfaatler vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, sadece bordroya bakılarak sonuca gidilemeyeceğini gösterir. [2]

    Boşanma davası devam ederken tedbir nafakası

    TMK m. 169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Uygulamada eş ve çocuk bakımından ayrı tutarlar saptanabilir. Tedbir nafakası, davanın sonunda hangi tarafın daha kusurlu olduğuna ilişkin nihai tespitle özdeş değildir.

    Hakimin değerlendirmesinde eşin işini bırakıp çocukla ilgilenmesi, tarafların ayrılık sonrası iki ayrı konuta çıkması, mevcut kira gideri, fiili ödeme akışı, tarafın erişilebilir birikimi ve iş güvencesi dikkate alınabilir. Dava açılışından önceki ayrı yaşama dönemi açısından ise m. 169 yerine koşullarına göre m. 197’nin incelenmesi gerekir; iki hükmün başlangıç tarihi ve dayanakları karıştırılmamalıdır.

    Tedbir nafakası kararı yargılama devam ederken değişen koşullara göre yeniden değerlendirilebilir. Dava reddedilmişse veya karar kesinleşmişse tedbirin akıbeti, hüküm ve ilgili yargılama aşamasına göre ayrıca değerlendirilmelidir; geçmişte doğmuş muaccel nafaka alacakları sırf tedbirin sona ermesiyle yok sayılmaz.

    Ayrı yaşama nedeniyle tedbir nafakası ve eşlerin aile giderlerine katılması

    TMK m. 197 uyarınca ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya aile huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eşin ayrı yaşama hakkı doğabilir. Haklı ayrı yaşama hâlinde eşler, ayrı yaşamanın parasal sonuçlarının düzenlenmesini isteyebilir. Bu düzenleme mutlaka boşanma davası açılmasına bağlı değildir. TMK m. 195 ise evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesine hâkimin müdahalesi çerçevesini verir.

    Geçici barınma, işyerine/okula erişim, çocuk bakım yükü ve erişilebilir gelirler araştırılır. Mal rejimi seçiminden bağımsız olarak eşlerin evlilik birliğine katkı yükümlülükleri ve koruma ihtiyaçları gündeme gelebilir. Somut olayın niteliğine göre TMK m. 186, 195, 197 ve 198 hükümleri birlikte değerlendirilebilir.

    Yoksulluk nafakasının hukuki şartları

    TMK m. 175 uyarınca yoksulluk nafakası talep edilebilmesi için boşanma dolayısıyla yoksulluğa düşecek eşin talebi bulunmalı, talep eden eşin kusuru diğer eşinkinden daha ağır olmamalı ve istenen nafaka karşı tarafın mali gücü içinde kalmalıdır. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ayrıca zorunlu değildir. Yoksulluk kavramı yalnızca açlığa veya tamamen gelirsiz kalmaya indirgenemez; somut geçim düzeyi, barınma, beslenme, ulaşım, sağlık, sosyal yaşamın zorunlu unsurları ve mevcut gelir birlikte tartışılır.

    Çalışan eşin mutlaka nafakadan mahrum kalacağı düşüncesi isabetli değildir. Asgari ücret veya düşük ücret seviyesinde gelir elde edilmesi, tek başına yoksulluk koşulunu ortadan kaldırmayabilir. Buna karşılık yüksek ve istikrarlı ücret, gelir sağlayan taşınmaz, düzenli kira veya iştirak dışı güçlü pasif gelir, yoksulluk değerlendirmesini değiştirebilir. Bir eşin mesleğinin, diplomasının yahut teorik çalışma olanağının varlığı, tek başına o anda geçimini sağlayan fiili gelir bulunduğu anlamına gelmez. [5]

    Yoksulluk nafakası bir yaşam standardını sonsuza kadar eşitleme mekanizması değildir. Yükümlünün mali gücü ve alacaklının giderleri arasında karşılaştırma yapılır; asgari hayat gereksinimi ile tarafların evlilik içindeki yaşam koşulları birbirinden ayrılarak değerlendirilir. Bu sınırlara ilişkin doktrindeki farklı yaklaşımlar, Güllüoğlu–Aydın Engin (2025), Akkurt (2024) ve Burak Çelik’in (2025) mehaz İsviçre hukukuyla karşılaştırmalı incelemesinde ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. [8] [9] [22]

    2026 Anayasa Mahkemesi kararı: Süresiz yoksulluk nafakasında ne değişti?

    Güncel hukuki gelişme: Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararla TMK m. 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar verdi. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; iptal hükmünün yürürlüğü yayın tarihinden itibaren dokuz ay ertelendi. Buna göre iptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. [3]

    17 Ekim 2026 itibarıyla: İptal edilmiş ifade yürürlükteki metinde uygulanmaya devam etmektedir. Karar, mevcut nafakaların 30 Eylül 2026 tarihinde kendiliğinden sona erdiği veya yeni davalarda belirli bir yıl sınırı zaten bulunduğu anlamına gelmez. İptal sonrasındaki dönem için mevzuatın nasıl şekilleneceği, olası geçiş hükümleri ve kesinleşmiş kararların etkisi ayrıca izlenmelidir. Mevcut kararların otomatik olarak ortadan kalktığı iddiası hukuken güvenilir değildir.

    Akademik tartışma: 2026 tarihli Ersöz, 2025 tarihli Güllüoğlu–Aydın Engin, 2024 tarihli Akkurt ve 2022 tarihli Baş–Özcan çalışmaları; nafakanın süresi, bireysel koşullar, yükümlü ile alacaklı arasındaki dengenin sınırları ve tek seferlik ödeme modelleri hakkında farklı görüşler sunar. Söz konusu görüşler olan hukuk ile olması önerilen hukuk arasında ayrım yapılarak okunmalıdır. [10] [8] [9] [11]

    İştirak nafakası: Çocuk için tutar nasıl belirlenir?

    TMK m. 182 ve m. 327–331 çerçevesinde anne ve baba, güçleri ölçüsünde çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerine katılır. TMK m. 330 gereğince nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri esas alınarak belirlenir; çocuğun varsa kendi geliri de hesaba katılır. Çocuğun yararı kamu düzeniyle yakından bağlantılı olduğundan hâkim, tarafların salt tasarruflarına bağlı kalmaksızın gerekli önlemleri değerlendirir. [1]

    Çocuk için hazırlanan gider planı; yaş ve gelişim dönemi, okul ve servis, beslenme, kıyafet, sağlık sigortası ve ilaç, terapi veya özel eğitim gereksinimleri, spor ve sosyal gelişim harcamaları, barınma giderinin çocuğa düşen makul payı ve ulaşım kalemlerini ayrı ayrı göstermelidir. Özel okul ve yüksek maliyetli kurs giderleri otomatik kabul veya ret konusu değildir: Önceki aile yaşamı, eğitim sürekliliği, çocuğun somut ihtiyacı ve ödeme kapasitesi birlikte tartılmalıdır.

    Çocuğun fiilen yanında kaldığı ebeveynin ayni bakım, emek ve konut katkısı da göz ardı edilmemelidir. Bununla birlikte “velayet annede olduğundan baba her durumda bütün giderleri tek başına öder” veya tersi biçiminde bir genelleme kanundan çıkarılamaz. Kusur tartışması çocuğun bakım hakkını ortadan kaldırmaz.

    Yargıtay’ın Adalet Bakanlığı sistemindeki örnek kararları, iştirak nafakasının çocuğun yaşı, ihtiyaçları ve ebeveynlerin ekonomik güçleri gözetilerek takdir edilmesi gerektiğini vurgular. [6]

    Ergin olan ve eğitimi devam eden çocuğun hakkı

    TMK m. 328 uyarınca kural olarak anne ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder; çocuğun eğitimi sürüyorsa ana ve babadan durum ve koşullar çerçevesinde makul ölçüde destek beklenebilir. Ergin çocuk bakımından iştirak nafakasının aynı kararla otomatik ve süresiz devam edeceği varsayılmamalıdır. Öğrenime devam eden ergin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için koşullarına göre kendi adına yardım nafakası istemesi söz konusu olabilir.

    Üniversite harcı, yurt/kira, ulaşım, ders materyali, engellilik veya sağlık harcamaları ile öğrencinin burs, yarı zamanlı iş veya diğer gelirleri değerlendirmeye katılır. Her eğitim harcaması sınırsız veya koşulsuz şekilde diğer ebeveyne yüklenmez.

    Yardım nafakası: Üstsoy, altsoy ve kardeşler

    TMK m. 364–365 düzenlemesinde yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşler bakımından söz konusudur; kardeşlerin yükümlülüğü ayrıca refah koşuluna bağlıdır. Bu nafaka, boşanmanın fer’i sonucu olan yoksulluk nafakasıyla aynı şey değildir. Davanın muhatabı bakımından mirasçılıktaki sıra ve mali güç araştırılır. [1] [12]

    Yardım nafakasının belirlenmesinde alacaklının zorunlu geçim giderleri ve yükümlünün ödeme gücü esas alınır. Bir kişinin aynı anda çocuk, eski eş ve başka hısımlara karşı nafaka borçları bulunması, ayrı ayrı taleplerin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez; ödeme gücü ve normatif öncelikler birlikte incelenir. 2025 tarihli Yünlü çalışması, nafaka yükümlülüklerinin çatışmasına ilişkin öğretideki yaklaşımları sistematik biçimde ele alır. Yargıtay’ın 19 Şubat 2026 tarihli kararında yardım nafakası takdir edilirken günün ekonomik koşulları ve hakkaniyetin gözetilmesi gerektiği ayrıca vurgulanmıştır. [13] [7]

    Nafaka belirleme araçları: Mahkemenin dayandığı veri kaynakları

    Bilgi/araç Ne gösterir? Sınırı ve usul notu
    SGK hizmet ve prime esas kazanç kayıtları Sigortalı çalışma geçmişi ve beyan edilen prime esas kazanç Gerçek toplam gelirden daha düşük olabilir
    İşveren yazısı, bordro, yan hak belgeleri Net ücret, prim, ikramiye, araç/konut katkısı Yalnızca tek aya ait bordro yanıltabilir
    Vergi kayıtları ve işletme/şirket belgeleri Ticari faaliyet, beyan edilen gelir, kar, ortaklık Şirket cirosu kişisel net gelir sayılamaz
    TAKBİS/tapu kayıtları Taşınmaz mülkiyeti Taşınmazın güncel değeri ve kira getirisi ayrıca araştırılır
    Araç sicili ve ekspertiz Araç sahipliği ve değer Taşıtın gelir üretip üretmediği ayrı değerlendirilir
    Banka hesap/transfer ve mevduat kayıtları Düzenli nakit akışı, tasarruf, gelir örüntüsü Hesaba gelen her tutar kesin kazanç değildir; usulüne uygun celp gerekir
    MASAK/vergi incelemesi veya şirket bilirkişisi Dosya koşullarında karmaşık para ilişkileri Otomatik ve sınırsız erişim yoktur; yasal şartlar aranır
    TÜİK TÜFE verileri Paranın alım gücündeki değişim Tek başına kanuni nafaka oranı değildir
    Kira kontratı, faturalar, sağlık/okul belgeleri Fiili ve belgelenebilir zorunlu giderler Giderin gerçekten yapıldığı ve makul olduğu incelenir
    Tanık, sosyal inceleme, SED araştırması Yaşam standardı, bakım yükü, çalışma düzeni Belge ve nesnel kayıtlarla birlikte değerlendirilir
    Adli bilirkişi ve uzman görüşü Şirket değeri, gelir kapasitesi, finansal kayıt çözümlemesi Hukuki takdir hâkime aittir; rapor belirleyici tek unsur değildir

    Avukatın, tarafın veya üçüncü kişinin resmi ve özel finansal sistemlere doğrudan sınırsız erişim hakkı bulunduğu varsayılmamalıdır. Mahkemenin ara karar ve müzekkere yetkisi, kişisel verilerin korunması, bankacılık sırrı ve usul hukuku kurallarının sınırları içinde kullanılabilir. Hangi kaydın celbedileceği, dava ve ispat konusuyla bağlantısı kurulmuş somut talepler üzerinden açıklanmalıdır.

    Dosyada kullanılabilecek aylık bütçe ve ihtiyaç tablosu

    İhtiyacın ispatı bakımından en yararlı araçlardan biri, belgelerle desteklenen aylık nakit akış tablosudur. Çocuk giderleri ile eşin kişisel giderleri birbirine karıştırılmamalıdır. Ortak konut masrafı iki kez yazılmamalı, tek seferlik harcamalar uygun biçimde dönemlere dağıtılmalıdır.

    Gider grubu İspat aracı Değerlendirme
    Konut: kira, aidat, temel faturalar Sözleşme, dekont, faturalar Kişi/çocuk payları gerekçeli ayrılır
    Beslenme ve temel ev ihtiyaçları Harcama dökümü, faturalar Hane büyüklüğü ve yaşam koşulları
    Sağlık ve tedavi Reçete, rapor, poliçe, ödeme Süreklilik ve zorunluluk
    Eğitim/kreş/servis Okul sözleşmesi ve belgeler Eğitim sürekliliği ve ödeme gücü
    Ulaşım Abonman/akaryakıt ve sefer düzeni İş ve okul mesafesi
    Bakıcı, engellilik ve özel ihtiyaçlar Fatura, rapor, değerlendirme Somut bakım yükü
    Olağanüstü tek seferlik giderler Belge ve ödeme tarihi Devamlı aylık gider gibi sunulmamalı

    Dosya stratejisi: Son 6–12 aylık düzenli ödeme eğilimleri, ani işten ayrılma, kayıt dışı gelir iddiası, mal devri, şirket ortağına yapılan ödemeler ve dava öncesi–sonrası harcama değişimleri kronolojik olarak karşılaştırılabilir. Bir tarafın lüks tüketimi tek başına gelir ispatı değildir; fakat beyan edilen gelir ile hayat standardı arasında güçlü tutarsızlık varsa ek araştırma gerekçesi oluşturabilir.

    2026 ekonomik verileri: TÜFE nasıl ve ne ölçüde kullanılır?

    TÜİK’in 5 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı Eylül 2026 Tüketici Fiyat Endeksi bülteninde aylık artış %1,84, bir önceki yılın aynı ayına göre artış %29,73, on iki aylık ortalamaya göre artış %31,49 olarak açıklanmıştır. Bu oranlar aynı kavramı ifade etmez; nafaka kararına hangi oranın uygulanacağı mahkeme kararının hüküm fıkrasına ve varsa yeni uyarlama davasına bağlıdır. [4]

    Salt aritmetik örnek: Eylül 2025’te 20.000 TL olan nominal tutarın Eylül 2026 yıllık TÜFE değişimi (%29,73) ile gösterge amaçlı karşılığı 25.946 TL olur (20.000 × 1,2973). Bu, mahkemenin zorunlu olarak 25.946 TL’ye hükmedeceği anlamına gelmez. Gelir artışı, sağlık, eğitim, kira, yeni yükümlülükler ve hakkaniyet ayrıca incelenir.

    Kararda kendiliğinden yıllık artış mekanizması yer almıyorsa, yalnızca TÜFE bülteninin yayımlanması nafakayı otomatik artırmaz. TMK m. 176 ve m. 330 kapsamında gelecek yıllara ilişkin artış, istem ve hüküm ile belirlenebilir; koşullar değiştiğinde nafaka artırım veya azaltım davası gündeme gelebilir. TÜFE genel fiyat düzeyi için yardımcı veri olup konut ve eğitim kalemlerinde yaşanan gerçek değişimi tek başına temsil etmeyebilir.

    Nafaka hesaplama örneği: Neden yüzde formülü yanıltıcıdır?

    Varsayımsal olay: İki ebeveynden birinin aylık sürdürülebilir harcanabilir geliri 120.000 TL, diğerinin 40.000 TL; 9 yaşındaki çocuğun belgelenmiş ve makul aylık ihtiyaçlarının toplamı 32.000 TL olsun. Gelirler 3:1 oranındadır. Yalnızca çalışma tablosu oluşturmak amacıyla üçte dört/ dörtte bir dağıtımı yapılırsa 24.000 TL ve 8.000 TL katkı ortaya çıkar.

    Bu 24.000 TL bir mahkeme hesabı değildir. Çocuğun kiminle kaldığı, barınmanın ayni karşılanması, mevcut okul harcamalarını hangi ebeveynin fiilen ödediği, gerçek net kullanılabilir kaynaklar ve özel gereksinimler nedeniyle farklı sonuca ulaşılabilir. Böyle bir model, hukuki sonucu tahmin etmek için değil talep dilekçesinde veriye dayalı açıklama geliştirmek için kullanılır.

    Benzer şekilde yoksulluk nafakasında eşin aylık gideri 45.000 TL, güvenceli geliri 30.000 TL ise ilk bakışta 15.000 TL açıklanan açık bulunabilir. Ancak gereksinimlerin makullüğü, ödeme gücü, malvarlığı gelirleri ve boşanma nedeniyle yoksulluk şartı incelenmeden 15.000 TL’ye hükmedileceği söylenemez.

    Gizlenen gelir, şirket ortaklığı, döviz ve malvarlığı incelemesi

    Yüksek gelirli serbest meslek sahipleri, şirket ortakları veya yurt dışından kazanç elde eden kişiler bakımından yalnızca bordro yahut vergi matrahı üzerinden değerlendirme yapılması eksik olabilir. İşletmenin yıllık ciro rakamı ise kişisel harcanabilir gelirle aynı değildir. Şirket karı, dağıtılan temettü, ortağa verilen borç, ortak cari hesabı, sağlanan araç/konut, masraf hesabından yapılan kişisel ödemeler ve fiili nakit akışı farklıdır.

    Finansal inceleme yapılırken net borç yükü, kredi hizmeti, vergisel yükümlülükler, gelir sürdürülebilirliği, başka bakmakla yükümlü olunanlar ve erişilebilir servet ayrı ayrı tespit edilmelidir. Döviz kazancı söz konusuysa ilgili dönemin döviz kuru, yerleşim yeri, zorunlu yabancı para giderleri ve gelirin düzenliliği araştırılabilir. Malvarlığının yüksek olması tek başına aylık kullanılabilir likiditeyi ispatlamaz; bununla birlikte düzenli iş geliri olmadığını söyleyen kişinin gelir getiren taşınmazları bulunması yoksulluk ve ödeme gücü değerlendirmesinde önemlidir.

    Delil güvenliği: Şifresiz kalmış kişisel cihaz, banka hesabı ya da özel mesajlara yetkisiz erişimle delil oluşturulması hukuka aykırılık tartışmaları doğurur. Mali kayıtlar, mevzuata uygun usulle mahkeme aracılığıyla veya rızaya dayalı yasal yollardan temin edilmelidir.

    Boşanmada maddi tazminat hangi şartlarda doğar?

    TMK m. 174/1’e göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu diğer eşten uygun maddi tazminat isteyebilir. Hüküm, tasfiye sırasında edinilmiş malın yarısını talep etme hakkı ile karıştırılmamalıdır. Boşanmanın muhtemel ekonomik kaybı, evlilikten kaynaklanan destek beklentisinin yitirilmesi ve ekonomik koşulların bozulması gibi unsurlar somutlaştırılmalıdır.

    Miktar belirleme aşamaları: (i) Boşanmaya neden olan olayların ve kusurun tespiti; (ii) mevcut/ beklenen menfaatin hukuken korunabilir olup olmadığının belirlenmesi; (iii) boşanma ile kayıp arasındaki uygun illiyet bağının tartışılması; (iv) zarar ve tarafların ekonomik-sosyal durumuna göre TMK m. 4 kapsamında uygun tutarın takdiri; (v) talep sınırının ve ödeme biçiminin değerlendirilmesi.

    Maddi tazminat talebinde “evlilik 15 yıl sürdü; o halde 15 × maaş” gibi otomatik hesap yoktur. Uzun evlilikte ev içi emeğin iş ve gelir olanaklarına etkisi, tek taraflı ekonomik fedakarlık, yaş, sağlık, mesleğe dönüş olanağı gibi hususlar somut menfaat değerlendirmesine yardımcı olabilir; bunun için gerçekçi ispat ve gerekçe gerekir. Güncel yargısal denetimde paranın alım gücü, kusur ve tarafların ekonomik koşulları önem taşır. [2] [14]

    Maddi tazminat kural olarak toptan ödenebileceği gibi şartları varsa irat biçiminde de kararlaştırılabilir (TMK m. 176). İrat biçimindeki maddi tazminatın değişmesi ve sona ermesi ayrıca hükümde düzenlenmiştir. Mahkeme kararındaki ödeme türü alacaklının gelecekteki haklarını etkilediğinden dikkatle belirlenmelidir.

    Maddi tazminat tutarı hangi delillerle gerekçelendirilir?

    Menfaat kaybı soyut bir beklenti veya cezalandırma isteği olarak değil, somutlaştırılmış bir ekonomik zarar/menfaat analizi olarak ortaya konmalıdır. Tarafların uzun yıllar gelir paylaşımına dayalı yaşamı, bir eşin kariyerine ara vermesi, diğer eşin çalışma imkanı ve kaynakları, çocuk bakımı nedeniyle iş gücü kaybı, ortak yaşamdaki mali destek ve boşanmayla bunların değişmesi incelenebilir.

    Gelir tabloları, bordrolar, işten ayrılma belgeleri, sosyal güvenlik kayıtları, sağlık raporları, meslek ve eğitim bilgileri, kira ve kredi belgeleri, önceki destek ödemeleri, tanık anlatımları ile malvarlığı dökümleri tutarlı bir zaman çizelgesine bağlanmalıdır. Mal rejiminden doğan muhtemel büyük alacak, aynı zararın ikinci kez karşılanması veya tazminat ihtiyacının olduğundan farklı sunulması riskini değerlendirmeyi gerektirir. Fakat katılma alacağı doğmuş olması, tek başına TMK m. 174/1 talebini otomatik olarak düşürmez.

    Boşanmada manevi tazminatın koşulları

    TMK m. 174/2, boşanmaya yol açan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan eşe, kusurlu diğer eşten uygun miktarda para isteme olanağı tanır. Önemli olan yalnızca evlilik ilişkisinin bozulması değil, kişilik değerine yönelmiş hukuken korunabilir ihlaldir. Fiziksel şiddet, ağır hakaret, sistematik aşağılama, tehdit ve sadakat yükümlülüğünün ağır ihlali olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir. Bütün geçimsizlikler kendiliğinden manevi tazminat sebebi değildir.

    Manevi tazminat bir ceza, tarifeli yaptırım veya zenginleşme aracı olarak kurulmamalıdır. İhlalin niteliği, süresi ve yoğunluğu, yaratılan manevi etki, tarafların kusur dereceleri, ekonomik ve sosyal durumları, paranın değerindeki değişim ve benzer yargısal değerlendirmeler birlikte dikkate alınır. Miktarı hakkaniyet kapsamında hâkim belirler; yasal, herkes için geçerli bir puanlama veya ücret tarifesi yoktur. [15] [16]

    Doktrinde Zeynep Şeyma Ceylan’ın zina sebebiyle manevi tazminat incelemesi, sadakat yükümlülüğünün ihlalini ve üçüncü kişi sorumluluğundaki ayrımları ortaya koyar. Emel Badur ve Gamze Turan Başara’nın çalışması da kişilik hakkı ve sadakat ihlalinin hukuki niteliğini tartışır. Zina eyleminin tarafı olan üçüncü kişiye, yalnızca sadakat yükümlülüğünün ihlali nedeniyle TMK m. 174/2 kapsamında eş gibi tazminat yöneltilemez; bağımsız bir haksız fiil varsa ayrı hukuki rejim tartışılır. [15] [17]

    Ödeme biçimi: TMK m. 176 gereğince manevi tazminata irat biçiminde hükmedilemez; parasal tutar olarak kararlaştırılır. Manevi tazminatın miktarını hesaplayan resmi ve bağlayıcı bir “manevi zarar hesaplayıcısı” bulunmamaktadır.

    Kusur tespiti nafaka ve tazminatı nasıl farklı etkiler?

    Durum Yoksulluk nafakası TMK m. 174 maddi tazminat TMK m. 174 manevi tazminat
    İsteyen eş daha ağır kusurlu Kural olarak isteyemez Kural olarak isteyemez Kişilik ihlali ve karşılaştırmalı kusur ayrıca incelenir; ağır kusurlu talep çoğunlukla sorunludur
    Eşit kusur Diğer şartlarla mümkün “Kusursuz veya daha az kusurlu” şartı sağlanmaz Kusur dengesi ve ihlal özelinde uygulama ayrıca değerlendirilir
    İsteyen eş daha az kusurlu Yoksulluk ve mali güç varsa mümkün Menfaat kaybı da varsa mümkün Kişilik hakkı saldırısı varsa mümkün
    Çocuk için iştirak nafakası Çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin ödeme güçleri esastır; boşanma kusuru çocuğun bakım hakkını ortadan kaldırmaz

    Kritik ayrım: Yoksulluk nafakasında yükümlünün kusursuz olması tek başına borçtan muafiyet sağlamaz. Maddi tazminatta ise kusurlu eşten talep ve menfaat kaybı; manevi tazminatta ise kişilik hakkı ihlali aranır. Sadece taraflardan birinin boşanmaya neden olması, otomatik ve sınırsız tazminat tutarını doğurmaz.

    Kusur vakıaları tarih, yer, iletişim, tanık, resmi kayıt, sağlık raporu ve diğer hukuka uygun delillerle olay özelinde sunulmalıdır. Affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış davranışların kusur olarak değerlendirilmesi ayrıca tartışmalı olabilir; olayların bağlamı yargısal incelemeye bağlıdır.

    Şiddet, aldatma, psikolojik ve ekonomik baskı tutara nasıl yansır?

    Şiddetin veya sadakat ihlalinin varlığı, ancak somut olaydaki kişilik hakkı ihlalinin niteliği ve ispatına göre manevi tazminatı etkiler. Fiziksel şiddette sağlık kayıtları, koruyucu/önleyici tedbir kararları, kolluk belgeleri ve tanık anlatımları; psikolojik şiddette sistematik hakaret, tehdit, aşağılama, izolasyon gibi davranışların bütünlüğü incelenebilir. Ekonomik şiddet iddialarında çalışma hakkının engellenmesi, para kaynaklarına erişimin kesilmesi ve aşağılayıcı denetim davranışları vakıa bazında somutlaştırılmalıdır.

    Bir şiddet olayı sebebiyle verilmiş koruma tedbiri ile o olayın boşanmada kusur veya tazminat şartı olduğuna ilişkin nihai tespit aynı ispat ve değerlendirme rejimine tabi değildir. Koruma kararını tek başına kesin kusur kararı gibi sunmak doğru olmaz. Buna karşılık resmi tutanak, sağlık raporu ve somut destekleyici delillerin birlikteliği dosyada güçlü bir ispat çerçevesi sağlayabilir.

    Maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir mi?

    Şartları ayrı ayrı gerçekleşmişse maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir; yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası talepleri de eş zamanlı gündeme gelebilir. Bir kişinin kişilik hakkının zedelenmesi ile boşanma sonucu ekonomik menfaat kaybı farklı hukuki zarar alanlarıdır. Ancak aynı olgu için aynı zarar unsurunun mükerrer giderimi talep edilmemeli; her talep miktarının gerekçesi farklı gösterilmelidir.

    Örnek: Şiddete maruz kalan, uzun evlilik boyunca çalışmayan ve çocuk bakımını üstlenen eş; koşulları varsa maddi tazminat, kişilik hakkı ihlali sebebiyle manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve çocuk adına iştirak nafakası talep edebilir. Mahkeme her kalemi kendi şartlarıyla inceler; hiçbiri kendiliğinden diğerinden hesaplanmaz.

    Mal rejiminin tasfiyesi neden ayrı bir taleptir?

    TMK m. 202 uyarınca, eşler kanunen geçerli başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. 2002 öncesi evlilik dönemleri ve geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir. Katılma alacağı; edinim dönemi, edinilmiş/kişisel mal niteliği, eklenecek değerler, denkleştirme, borçlar ve artık değer gibi teknik unsurlarla belirlenir. Kural olarak “kusurlu eş malın yarısını kaybeder” denemez; TMK m. 236/2’deki zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâllerine özgü dar istisna ayrıca saklıdır.

    Nafaka veya tazminat talebi ile katılma alacağı birbirine karıştırılmamalıdır. İlkinde ihtiyaç, kusur ve menfaat/personel ihlali; ikincisinde mal rejimine özgü ayni ve alacak hakları söz konusudur. Mustafa Alper Gümüş’ün akademik çalışması, boşanmanın fer’ileri ile mal rejiminin tasfiyesi arasındaki teknik ilişkiyi ayrıntılı tartışır. [18]

    Boşanma davası kabul edilip kesinleştiğinde kanuni mal rejimi, kural olarak boşanma dava tarihinden itibaren sona ermiş sayılır (TMK m. 225/2); tasfiye alacağının muacceliyet ve dava takvimi ayrıca değerlendirilmelidir. Evlilik sürerken düzenlenen taşınmazlar bakımından edinim ve finansman tarihi önemlidir.

    Mal ayrılığı sözleşmesi yapılmışsa nafaka hakkı sona erer mi?

    Hayır, sırf mal ayrılığı sözleşmesi yapılması nafaka hakkını ortadan kaldırmaz. TMK m. 203–205 uyarınca seçilebilen mal ayrılığı rejimi, esasen malın mülkiyeti, yönetimi, tasarrufu ve tasfiyesi konularını düzenler. Buna karşılık TMK m. 169, 175, 182 ve 327 vd. hükümleri eş ve çocuğun bakımı ile boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin ayrı normlardır.

    Mal ayrılığı altında bir eşin adına kayıtlı gelir getirir taşınmazın bulunması, yoksulluk nafakası bakımından o eşin gerçek mali durumunu etkileyebilir; fakat bu, sözleşmenin nafakayı ortadan kaldırmasından değil yoksulluk ve mali güç ölçütlerinin somut sonucundan doğar. Sözleşmede “mal ayrılığı vardır, taraflar nafaka istemez” yazması özellikle gelecekteki nafaka hakkı ve çocuk hakları bakımından kendiliğinden bağlayıcı ve kesin sayılmamalıdır.

    İştirak nafakası çocuğun hakkıyla doğrudan bağlantılıdır. Anne ve babanın kendi aralarında mal ayrılığı anlaşması yapması veya eşler arası taleplerden feragat etmesi, çocuğun korunması amacını bertaraf etmez.

    Mal ayrılığı sözleşmesi nasıl geçerli kurulur?

    TMK m. 203–205 çerçevesinde mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Kanunda öngörülen rejimlerden seçim yapılır; şekil olarak noterde düzenleme veya onaylama biçimi aranır. Evlenme başvurusu sırasında eşler, kanunda öngörüldüğü şekilde mal rejimi seçimine ilişkin yazılı bildirimde bulunabilir. Tarafların ehliyeti, serbest iradeleri ve temsil/kanuni temsilciye ilişkin şartlar ayrıca incelenmelidir.

    Şekle aykırılık, ehliyetsizlik, korkutma, aldatma veya esaslı yanılma gibi irade sorunları; sözleşmenin tamamının yahut ilgili hükmün geçerliliğini etkileyebilir. “Sözleşme noter kaşeli olduğu için her maddesi tartışmasız geçerlidir” yaklaşımı yanlıştır. Sözleşmedeki mal rejimi seçimi ile gelecekte doğacak nafaka ve kişilik hakkı ihlaline bağlı tazminatlardan peşinen vazgeçme aynı hukuki işlem değildir; ikincisi aile hukuku emredici kuralları ve usul hükümleri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

    Mal ayrılığı kural olarak ileri etkili sonuç doğurur. Evliliğin önceki döneminde geçerli edinilmiş mallara katılma rejiminden doğmuş tasfiye hesapları, sırf sonradan mal ayrılığına geçilmesiyle otomatik olarak silinmez. Rejim değişikliğinde önceki dönemin sona ermesi ve tasfiye/hesaplaşma ilişkisi somut olarak incelenmelidir. Üçüncü kişi alacaklıların korunmasına ilişkin hükümler de saklıdır.

    Mal ayrılığı sözleşmesi maddi ve manevi tazminatı engeller mi?

    Engellemez. TMK m. 174/1 kapsamındaki boşanma nedeniyle menfaat kaybı ve m. 174/2 kapsamındaki kişilik hakkı saldırısı, mal rejimi sözleşmesiyle ortadan kalkmış sayılmaz. Sözleşme, eşlerin malvarlığı yapısını ve tasfiye sonrasındaki ekonomik konumlarını değiştirdiği için mahkemenin mali durum ve hakkaniyet değerlendirmesine dolaylı olarak yansıyabilir; bu hukuki nedenin yokluğu değil, tutarın somut koşullara göre değerlendirilmesidir.

    Örnek: Evlilikten önce mal ayrılığı seçen tarafların evlilik süresince biri yüksek gelir elde edip taşınmaz biriktirmiş, diğeri çocuk bakımı için çalışmaya ara vermiş olsun. Bu durumda edinilmiş mallara katılma rejimine özgü standart yarı paylaştırma sistemi uygulanmayabilir; ancak daha az kusurlu eşin m. 174 bakımından menfaat kaybı, yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası bağımsız olarak incelenir. Ayrıca ortak mülkiyet, katkı alacağı veya başka borç ilişkileri özel olarak mevcutsa mal ayrılığı bunları otomatik kaldırmaz.

    Öte yandan mal rejimi edinilmiş mallara katılma olarak kaldığında doğabilecek büyük katılma alacağı, eşin ekonomik konumuna etki edebilir. Doktrinde bu ilişkinin tazminat ve nafaka miktarı üzerindeki sonucu farklı biçimlerde tartışılmaktadır; hesaplama yapılırken aynı parasal imkanın iki kez sayılması önlenmelidir. [18] [19]

    Sözleşmede “nafaka ve tazminat istenmeyecek” yazması yeterli mi?

    Mal rejimi sözleşmesinde bulunan genel bir “ileride hiçbir hak talep edilmeyecektir” kaydı ile boşanma sürecinde, somut ve belirlenmiş haklara ilişkin anlaşma arasında hukuken önemli fark vardır. Henüz doğmamış veya koşulları bilinmeyen koruyucu nitelikteki nafaka hakkından evlilik öncesinde genel olarak vazgeçmenin geçerliliği, emredici hükümler ve somut irade serbestliği yönünden ciddi sakınca taşır. Mal rejimi seçimi, başlı başına nafaka feragati değildir.

    Boşanma sırasında anlaşma/protokolde yer alan nafaka ve tazminat düzenlemeleri ise açık, belirli, özgür iradeye dayalı ve kanuna uygun olmalıdır. Anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlemesi, iradenin serbestliğine kanaat getirmesi ve mali sonuçlar ile çocukla ilgili düzenlemeyi uygun bulması gereklidir (TMK m. 166/3). Çocuğun hakkı sırf ebeveynin feragatiyle sınırsız şekilde bertaraf edilemez.

    Eray Aksın Atar’ın “Nafakadan Feragat” çalışması, nafaka türleri bakımından feragat meselesinin tek bir genel cümleyle çözülemeyeceğini gösteren akademik bir kaynaktır. Özellikle sözleşmenin tarihi, beyanın kapsamı, alacağın doğumu, eşin serbest iradesi ve çocuğun üstün yararı tek tek değerlendirilmelidir. [20]

    2026 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Genel feragat neden yeterli sayılmadı?

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29 Nisan 2026 tarihli, E.2025/354, K.2026/267 sayılı kararında, boşanma dosyasına sunulan genel nitelikli “haklarımdan vazgeçiyorum/hibe ediyorum” anlatımının, somut olayda mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağından açık ve kesin feragat olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Kurul, boşanmanın eki niteliğindeki nafaka ve tazminat konularıyla mal rejimi alacakları arasındaki farkı vurgulamıştır.

    Kararın önemi iki yönlüdür: Birincisi, hak türleri arasında otomatik geçiş yapılamaz. İkincisi, bir belgenin hukukî sonucuna karar verilirken kullanılan kelimeler ve bağlam incelenmelidir. Buradan “hiçbir feragat geçerli değildir” veya “noter sözleşmesi geçersizdir” sonucu çıkarılamaz. Karar metni, Yargıtay’ın resmi karar arama portalında esas ve karar numarasıyla araştırılabilir. [21]

    Mal ayrılığı altında katkı, ortak mülkiyet ve alacak talepleri

    Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri kural olarak kendi mülkiyetindeki malları yönetir ve tasarruf eder (TMK m. 242 vd.). Bu rejim her türlü ekonomik talebi sıfırlamaz. Diğer eş adına edinilmiş malın alımına doğrudan ödeme, kredi taksidine katkı, taşınmazın önemli iyileştirilmesi, paylı mülkiyet veya taraflar arasındaki borç/vekâlet ilişkileri mevcutsa hukuki temeller ayrıca incelenebilir.

    İddiaya göre ödeme belgeleri, banka dekontları, tapu kaydı, satın alma ve kredi sözleşmesi, para kaynağı, edinim tarihi ve mülkiyet yapısı toplanır. “Evlilikte tüm konut masraflarını ben ödedim” savı ile “eşimin tapulu taşınmazının bedelinin belirli bir bölümünü doğrudan ödedim” iddiası aynı nitelikte değildir. Her somut katkının hangi hukuki temelde geri istenebileceği belirlenmelidir.

    Açık feragat, anlaşmalı boşanma protokolü ve sulh

    Boşanma yargılamasında taleple bağlılık ilkesi ve feragate ilişkin HMK hükümleri önemlidir. Yoksulluk nafakası ve eşler arasındaki tazminat talepleri bakımından açık talep, anlaşma ve feragat ayrı sonuçlar doğurabilir. Buna karşılık çocuğun bakım hakkı ve kamu düzenine ilişkin tedbirler açısından özel sınırlamalar vardır. Protokolde “taraflar birbirlerinden hiçbir hak talep etmeyeceklerdir” denilmesi, sayılmamış her alacak türü için her durumda kesin feragat anlamına gelmeyebilir.

    Uyuşmazlık doğurmayan bir metinde nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat, ziynet, katılma alacağı, katkı/değer artış payı, konutun kullanımı ve çocuk giderleri ayrı başlıklarda ele alınmalı; varsa miktar, ödeme zamanı, yıllık artış, ifa güvencesi, masraf paylaşımı ve feragatin kapsamı açıkça gösterilmelidir. Ancak gelecekte doğabilecek ve kamu düzenince korunan hakların mutlak biçimde kaldırılmaya çalışılması geçerlilik riskidir.

    Nafaka artırım, azaltım ve kaldırma davaları

    Nafakanın bir kez belirlenmesi, bütün gelecek yıllarda koşulsuz olarak aynı tutarda kalacağı anlamına gelmez. Yoksulluk nafakası bakımından TMK m. 176; çocuk için iştirak nafakası bakımından TMK m. 331, durum değişikliğinde artırım, azaltım veya kaldırma tartışmasına zemin oluşturur. Çocuğun okul kademesinin değişmesi, sağlık giderleri, gerçek gelir artışı veya kaybı, yeni yaşam koşulları ve enflasyon değerlendirmeye alınabilir.

    Yoksulluk nafakası alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle m. 176 kapsamındaki irat biçimindeki nafakanın hukuki akıbeti değişir; fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya kanunda belirtilen diğer koşullar bakımından mahkeme kararı gerekebilir. Tek bir sosyal medya paylaşımı veya doğrulanmamış iddia, koşulların gerçekleştiğini otomatik biçimde kanıtlamaz.

    Artırım davalarında yalnızca “TÜFE yükseldi” demek yerine güncel bütçe, çocuk giderleri, taraf gelirleri ve varsa hükümdeki artış mekanizması birlikte sunulmalıdır. Azaltım davasında da işsizlik, sağlık sorunu, gerçek gelir düşüşü veya ağır borç gibi verilerin sürekliliği ve diğer tarafın korunması incelenir. İradi gelir azaltımı ile kaçınılmaz gelir kaybı aynı değerlendirilmemelidir.

    Tazminat ve nafaka için talep zamanı, zamanaşımı, faiz ve icra

    TMK m. 178, boşanma sebebiyle doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını belirtir. Bu hükmün hangi talebe uygulanacağı, doğmuş alacağın niteliği ve istenen döneme göre analiz edilmelidir. Örneğin, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağını otomatik olarak aynı bir yıllık süreye tabi saymak yanlıştır; tasfiye alacakları hakkında farklı zamanaşımı rejimi ve içtihatlar bulunmaktadır.

    Boşanma davası içinde tazminat ve yoksulluk nafakası istenip istenmeyeceği, tutarın belirlenmesi, faizin istenme biçimi, hükmün kesinleşmesi, yargılama giderleri, ilamlı icra koşulları ve işleyecek nafaka alacakları için usul stratejisi farklı olabilir. Faiz başlangıcı ve icra edilebilirlik bakımından tazminat, tedbir nafakası ve kesinleşme sonrası nafaka aynı kefeye konulmamalıdır; somut hüküm fıkrası ve güncel içtihat ayrıca kontrol edilmelidir.

    Nafakanın zamanında ödenmemesi durumunda icra takibi ve şartları oluştuğunda İcra ve İflas Kanunu’ndaki özel yaptırımlar gündeme gelebilir. Ancak her gecikme otomatik olarak hapis veya aynı icra sonucu doğurmaz. Hukuki süreçte kesinleşme durumu, muaccel taksitler, önceki ödemeler ve ödeme emrinin kapsamı incelenmelidir.

    Boşanma dosyası için stratejik delil listesi

    1. Nafaka talebi: Maaş/SGK, gelir ve kira evrakı, konut gideri, sağlık ihtiyaçları, banka üzerinden yapılan düzenli ödemeler.
    2. İştirak nafakası: Çocuğun yaşı, sınıfı, okul/servis sözleşmesi, sağlık ve özel eğitim belgeleri, bakım yükü.
    3. Maddi tazminat: Boşanmadan etkilenen mevcut ve beklenen menfaatler, çalışma ve bakım geçmişi, sosyoekonomik durum, nedensellik açıklaması.
    4. Manevi tazminat: Kişilik hakkına saldırı teşkil ettiği ileri sürülen somut olaylar, tarih, hukuka uygun iletişim kayıtları, tanık, sağlık ve resmi belgeler.
    5. Gerçek ödeme gücü: İşveren, vergi, SGK, şirket, taşınmaz, araç ve gerektiğinde banka kayıtları için gerekçeli müzekkere talepleri.
    6. Mal ayrılığı sözleşmesi: Noter belgesi, düzenlenme tarihi, ehliyet/irade koşulları, seçilen rejim ve başlangıcı, önceki mal rejimi dönemi.
    7. Malvarlığı alacakları: Tapu, kredi, ödeme, katkı, edinim tarihi, borç ve rayiç değere ilişkin belgeler.
    8. 2026 değerlendirmesi: Eylül 2026 TÜFE bülteni, 30 Eylül 2026 AYM kararı ve son dönem kararları; tarih ve yürürlük ayrımı.

    Bu liste genel bir başlangıçtır. Her belge talebi vakıayla ilişkili, ölçülü ve usulüne uygun olmalı; kişisel veriler korunmalıdır.

    Sık sorulan sorular

    Boşanmada nafaka ve tazminat hakkında merak edilenler

    1. 2026 yılında boşanmada nafaka ne kadar?

    Kanunda her dosyaya uygulanacak sabit TL tutarı veya maaş yüzdesi yoktur. Nafaka türüne göre ihtiyaç, yoksulluk, çocuğun giderleri, tarafların gerçek ödeme güçleri ve hakkaniyet değerlendirilir.

    2. Nafaka maaşın yüzde kaçı olabilir?

    Yüzde 20, yüzde 25 veya başka bir sabit oran tüm dosyalar için kanuni nafaka hesaplama formülü değildir. Maaş, gider ve diğer kaynaklar birlikte incelenir.

    3. Çalışan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

    Evet, düşük veya yetersiz düzenli gelir koşullara göre yoksulluğu ortadan kaldırmayabilir. Gelirin düzeyi, sürekliliği ve diğer mali kaynaklar önemlidir.

    4. Kusurlu eş nafaka alabilir mi?

    Yoksulluk nafakasında talep edenin kusuru karşı tarafınkinden ağır olmamalıdır. Tedbir ve iştirak nafakaları ise farklı amaç ve koşullara sahiptir.

    5. Kusursuz eş nafaka öder mi?

    Yoksulluk nafakası borçlusunun kusurlu olması kanuni şart değildir. Ödeme gücü ve alacaklının diğer koşulları değerlendirilir.

    6. Nafaka 2026 yılında kaldırıldı mı?

    Hayır. AYM yalnızca TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir. Nafakanın kurumsal olarak kaldırıldığı söylenemez.

    7. Süresiz nafaka kararı 30 Eylül 2026 tarihinde bitti mi?

    Hayır. 30 Eylül 2026 kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihtir, iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir.

    8. Tedbir nafakası için mutlaka boşanma davası açılmalı mı?

    TMK m. 169 tedbiri boşanma/ayrılık davasıyla bağlantılıdır. TMK m. 197 kapsamında haklı ayrı yaşamaya dayalı geçim tedbiri boşanma davası olmadan da istenebilir.

    9. İştirak nafakası çocuğun özel okul giderlerini karşılar mı?

    Özel okul gideri somut çocuğun eğitim ihtiyacı, önceki yaşam koşulları ve ebeveynlerin ödeme gücü bağlamında değerlendirilebilir; otomatik ve sınırsız kabul edilmez.

    10. İştirak nafakası 18 yaşında biter mi?

    Erginlik, iştirak nafakasının ve bakım borcunun hukuki rejimini etkiler. Eğitimi süren ergin çocuk koşulları varsa kendi adına bakım/yardım nafakası isteyebilir.

    11. Yardım nafakası eski eşten istenir mi?

    TMK m. 364’teki yardım nafakası hısımlar içindir. Eski eş bakımından yoksulluk nafakası ayrı bir kurumdur.

    12. TÜFE kadar nafaka otomatik artar mı?

    Mahkeme hükmünde artış mekanizması yoksa sırf TÜFE yayımlandığı için otomatik artış gerçekleşmez; istem ve karar gerekebilir.

    13. Maddi tazminat neye göre hesaplanır?

    Boşanmanın mevcut veya beklenen menfaatlere etkisi, tarafların kusuru, ekonomik durum ve hakkaniyetle belirlenir; sabit çarpan veya tarife yoktur.

    14. Manevi tazminat için aldatma yeterli mi?

    Aldatma somut koşullarda kişilik hakkı ihlali ve kusur niteliği taşıyabilir. Yine de olayın ispatı, kusur ve TMK m. 174/2 şartları incelenmelidir.

    15. Manevi tazminat aylık ödenebilir mi?

    TMK m. 176 gereğince manevi tazminata irat biçiminde hükmedilemez.

    16. Maddi ve manevi tazminat birlikte istenebilir mi?

    Evet, her iki talebin farklı şartları ayrı ayrı gerçekleşmişse birlikte istenebilir.

    17. Mal ayrılığı sözleşmesi varsa nafaka ödenir mi?

    Evet, koşulları varsa tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası ayrı değerlendirilir; mal rejimi seçimi tek başına bu hakları kaldırmaz.

    18. Noterde yapılan mal ayrılığı sözleşmesi kesin geçerli midir?

    Noter şekil şartını karşılamada önemlidir; ehliyet, irade, sözleşme içeriği ve emredici hukuk kuralları ayrıca denetlenir.

    19. Mal ayrılığı sözleşmesi önceki edinilmiş malları geriye dönük siler mi?

    Sırf yeni bir rejim seçilmesi önceki dönemin tasfiye haklarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz; geçiş, tasfiye ve varsa geçerli anlaşma ayrı incelenir.

    20. Mal ayrılığı sözleşmesinde tazminattan feragat edilebilir mi?

    Gelecekte doğacak ve şartları henüz belli olmayan boşanma tazminatı haklarından genel peşin feragat ile mevcut, belirli ve usulüne uygun bir sulh/feragat aynı şey değildir; geçerlilik somut olarak değerlendirilir.

    21. Boşanmada bir yıl zamanaşımı hangi talepler için?

    TMK m. 178 boşanmadan doğan dava haklarını kapsar ve süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden başlar. Mal rejimi tasfiye alacağı aynı süreye otomatik tabi tutulmaz.

    22. Nafaka veya tazminat için internet hesaplama aracı güvenilir mi?

    Çevrimiçi hesaplayıcılar bütçe planlaması için kullanılabilir; mahkemenin takdirini ve somut hukuki koşulları ikame eden resmi ve bağlayıcı algoritmalar değildir.

    23. Taraflardan biri yurt dışında yaşıyorsa nasıl hesaplanır?

    Gerçek gelir, döviz kuru, sürdürülebilir kazanç, zorunlu yaşam giderleri, çocuğun yerleşim yeri ve uyuşmazlığa uygulanacak milletlerarası özel hukuk kuralları ayrıca incelenir.

    24. Zengin eş daha yüksek nafaka öder mi?

    Mali güç önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Talep türüne göre ihtiyaç ve kanuni koşulların varlığı gereklidir.

    25. Maddi ve manevi tazminat ile katılma alacağı aynı mıdır?

    Hayır. TMK m. 174 talepleri ile TMK m. 202 vd. mal rejimi tasfiye alacakları farklı hukuki nedenlere ve hesaplara dayanır.

    Sonuç: Miktar değil, gerekçelendirilmiş hukuki değerlendirme

    Nafaka ve boşanma tazminatının belirlenmesi, bir hesap makinesine rakam girilmesinden ibaret değildir. Talebin hukuki niteliği saptanmadan, gelir ve giderler doğrulanmadan, kusur ve kişilik hakkı ihlalleri ayrı ayrı değerlendirilmeden verilen parasal tahminlerin güvenilirliği düşüktür. Özellikle şirket ortaklığı, yüksek malvarlığı, çocukların özel giderleri ve uzun süreli evlilikler bakımından kapsamlı ekonomik analiz gerekir.

    2026 yılında iki unsur öne çıkmaktadır: nafakanın süresine ilişkin yeni Anayasa Mahkemesi iptal kararının ertelenmiş yürürlüğü ve Yargıtay’ın gelir-malvarlığı araştırması ile talep türleri arasındaki kesin ayrımlara verdiği önem. Mal ayrılığı sözleşmesi, tek başına nafaka ve tazminat haklarının sona ermesi anlamına gelmez; bununla birlikte gerçek ekonomik durum ve mal rejiminden kaynaklanan haklar üzerinde önemli sonuçlar yaratabilir. Nihai çözüm her talebin ayrı hukuki temelde ve somut olaya özgü delille değerlendirilmesidir.

    Bu çalışma 17.10.2026 tarihi itibarıyla genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kanun değişiklikleri, yeni kararlar ve dosyanın özellikleri sonucu değiştirebilir.

    Hazırlayan: Av. Murat Can Dolğun — TD Hukuk ve Danışmanlık Ofisi. dolgun.av.tr · td-lawfirm.com · 0 212 299 44 22

    Kaynakça ve resmi bağlantılar

    Kaynaklar ilgili yargısal ve akademik belgelere doğrudan yönlendirir. DergiPark üzerindeki eserler bilimsel yayınlardır; avukat tanıtım sitesi değildir.

    1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, ilgili m. 4, 169, 174–178, 182, 197, 202–205, 225, 327–331, 364–365; T.C. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat. Kaynağı incele.
    2. Yargıtay, 2. Hukuk Dairesi, 04.11.2025 tarihli içtihat, maddi tazminat ve yoksulluk nafakasında sosyal-ekonomik durum ve TAKBİS/SGK araştırması; Adalet Bakanlığı UYAP. Kaynağı incele.
    3. Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, 04.06.2026; Resmî Gazete 30.09.2026, 33386; iptal hükmünün 9 ay ertelenmesi. Kaynağı incele.
    4. Türkiye İstatistik Kurumu, Tüketici Fiyat Endeksi, Eylül 2026, Haber Bülteni 58298, 05.10.2026. Kaynağı incele.
    5. Yargıtay, iştirak ve yoksulluk nafakasının ölçütleri, Adalet Bakanlığı UYAP içtihat kaydı. Kaynağı incele.
    6. Yargıtay, iştirak nafakası ve çocuğun ihtiyaçları hakkında içtihat; Adalet Bakanlığı UYAP. Kaynağı incele.
    7. Yargıtay, 19.02.2026 tarihli yardım nafakası miktarı ve hakkaniyet değerlendirmesi, Adalet Bakanlığı UYAP. Kaynağı incele.
    8. Güllüoğlu, Y. ve Aydın Engin, S. (2025), “Türk Hukukunda Yoksulluk Nafakası”, Ankara Barosu Dergisi, 83(4). Kaynağı incele.
    9. Akkurt, S. S. (2024), “TMK m. 175 Hükmünün Yoksulluk Nafakasının Süresine İlişkin Yaklaşımının Hukuki Yorum Yöntemleri Çerçevesinde Tahlili”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 10(1). Kaynağı incele.
    10. Ersöz, O. (2026), “Yoksulluk Nafakasında Süre”, Ombudsman Akademik, 23. Kaynağı incele.
    11. Baş, S. ve Özcan, N. (2022), “Yoksulluk Nafakasında Süre Sorununun Anayasal ve Medeni Hukuk Boyutuyla Tartışılması ve Bir Öneri Olarak Boşanma Tazminatı”, ASBÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 4(1). Kaynağı incele.
    12. Çakırca, S. İ. (2015), “Kardeşler Arasında Nafaka Yükümlülüğü”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 64(1), 65–101. Kaynağı incele.
    13. Yünlü, S. (2025), “Nafaka Yükümlülüklerinin Çatışması”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 64. Kaynağı incele.
    14. Arbek, Ö. (2005), “Boşanmanın Mali Sonuçları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 54(1), 115–163; künyeye ilişkin bilimsel kaynakça. Kaynağı incele.
    15. Ceylan, Z. Ş. (2022), “Yargıtay Kararları Işığında Zina Sebebiyle Boşanmada Manevi Tazminat İstemi”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 17(1), 49–95. Kaynağı incele.
    16. Atlan, H. (2016), “Beden Bütünlüğünün İhlalinde Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(4); yöntem tartışması (boşanma tazminatı tarifesi değildir). Kaynağı incele.
    17. Badur, E. ve Turan Başara, G. (2016), “Aile Hukukunda Sadakat Yükümlülüğü ve İhlalinden Kaynaklanan Manevi Tazminat İstemi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(1), 101–136. Kaynağı incele.
    18. Gümüş, M. A. (2005), “Türk Hukukunda Yasal Mal Rejimi … Boşanma Davası; İştirak Nafakası; Maddi/Manevi Tazminat ve Mal Rejiminin Tasfiyesi Talebi Arasındaki İlişki”, Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, IX(3–4), 383–402. Kaynağı incele.
    19. Tamer, D. (2021), “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Kimi Koruyor?”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 18(2), 635–644. Kaynağı incele.
    20. Atar, E. A. (2016), “Nafakadan Feragat”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 22(3). Kaynağı incele.
    21. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026, E.2025/354, K.2026/267, genel feragat beyanının katılma alacağını kapsayıp kapsamadığı; karar numarası ile resmi karar arama portalı. Kaynağı incele.
    22. Çelik, B. (2025), Mehaz Hukukla Karşılaştırmalı Olarak Türk Hukukunda Yoksulluk Nafakasının Miktarı ve Süresi, Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 7(2), 992–1040, doi:10.59933/tauhfd.1851972. Kaynağı incele.
  • Şiddet Türleri 2026 | 6284, Uzaklaştırma ve Boşanmada Kusur

    Şiddet Türleri 2026 | 6284, Uzaklaştırma ve Boşanmada Kusur

    Şiddet Türleri 2026: Fiziksel, Psikolojik, Ekonomik, Cinsel ve Dijital Şiddet, 6284 Sayılı Kanun ve Hukuki Koruma Yolları

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun | Hukuki değerlendirme tarihi: 17 Ekim 2026 | Konular: Aile Hukuku, Ceza Hukuku, 6284 Sayılı Kanun, Boşanma Davaları

    Şiddet, yalnızca kişinin beden bütünlüğüne karşı gerçekleştirilen saldırılardan ibaret değildir. Tehdit, sistematik aşağılama, ekonomik kaynakların kontrol edilmesi, rıza dışı cinsel davranışlar, kişinin çevresinden izole edilmesi, dijital mecralarda takip edilmesi ve özgürlüğünün keyfi biçimde sınırlanması da olayın özelliklerine göre şiddet teşkil edebilir. Bu yazıda şiddet türleri nelerdir, psikolojik şiddet nasıl ispatlanır, ekonomik şiddet boşanma sebebi midir, dijital şiddete karşı hangi yollar kullanılabilir, uzaklaştırma kararı nasıl alınır, şiddetin tazminat ve velayete etkisi nedir soruları Türk hukuku bakımından incelenmektedir.

    Önemli ayrım: Her ağır veya haksız davranış ayrı bir Türk Ceza Kanunu suçu oluşturmaz. Ancak bir davranışın bağımsız suç niteliğinde olmaması, 6284 sayılı Kanun kapsamında korunma sağlanamayacağı veya aile hukuku açısından hiçbir sonuç doğmayacağı anlamına gelmez. Koruma tedbiri, ceza soruşturması ve boşanma davası farklı amaçlara ve ispat ölçütlerine sahip mekanizmalardır.

    1. Şiddet nedir? Türk hukukunda şiddetin tanımı

    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2. maddesi, şiddeti fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar doğuran ya da doğurması muhtemel davranışlar, tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi engellenmesi çerçevesinde geniş biçimde ele alır. Şiddetin oluşması için mutlaka fiziksel bir iz, hastane raporu veya görünür yaralanma bulunması gerekmez. Aynı Kanun, aynı hanede yaşanmasa dahi aile veya hane mensupları arasında gerçekleşen ev içi şiddeti düzenler.

    Gündelik kullanımda psikolojik, duygusal, sosyal, dijital, flört şiddeti veya kontrol edici davranış gibi kategoriler kullanılmaktadır. Bunların hepsi Türk Ceza Kanunu’nda ayrı suç isimleri değildir. Somut olayda davranışın niteliği, tekrarı, yoğunluğu, mağdur üzerindeki etkisi ve ilgili normun unsurları birlikte değerlendirilir. Kişiler arasındaki sıradan anlaşmazlık ile sistematik korkutma ve tahakküm oluşturan davranış arasında hukuki ayrım yapılmalıdır.

    6284 sayılı Kanun’un kapsamı yalnızca evli kadınlarla sınırlı değildir. Kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları, kanunun somut olayda aradığı koşullar dahilinde korunabilir. 6284 sayılı Kanun, m. 1–2.

    2. Şiddet türleri ve örnekleri: Karşılaştırmalı tablo

    Şiddet türlerinin hukuk bakımından örnekleri ve muhtemel değerlendirme alanları
    Şiddet türü Örnek davranış Olası hukuki sonuç
    Fiziksel Vurmak, itmek, boğaz sıkmak, zorla alıkoymak 6284 tedbiri; fiile göre yaralama, tehdit, hürriyetten yoksun kılma; boşanmada kusur
    Psikolojik / duygusal Sistematik aşağılama, korkutma, manipülasyon, sürekli baskı 6284 tedbiri; koşullarına göre boşanmada kusur ve tazminat
    Sözlü Hakaret, tehdit, küçük düşürücü ifadeler Koşullarına göre TCK m. 106, 125; aile hukuku sonuçları
    Ekonomik Geliri zorla almak, çalışmayı engellemek, finansal kontrol 6284 kapsamında değerlendirme; boşanma ve mali taleplerde önem
    Cinsel Rıza dışı cinsel temas, baskı ve zorlamalar Koşullarına göre cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar; koruma tedbirleri
    Dijital Şifre zorlamak, takip yazılımı, görüntü tehdidi, çevrim içi taciz Fiile göre özel hayat, kişisel veriler, tehdit, ısrarlı takip suçları
    Israrlı takip Tekrarlanan fiziki takip veya farklı kanallardan temas girişimleri Koşullar oluşursa TCK m. 123/A; 6284 tedbiri
    Sosyal Aile ve arkadaşlarla görüşmeyi zorla engellemek, izolasyon Psikolojik şiddet ve kontrol davranışı; aile hukuku sonuçları
    Çocuğa yönelik Dövme, korkutma, istismar, şiddete tanık bırakma Ceza ve çocuk koruma hukuku; velayet ve kişisel ilişki tedbirleri
    İşyerinde Sistematik yıldırma, cinsel taciz, tehdit İş hukuku, tazminat, iş sağlığı ve güvenliği; fiile göre ceza hukuku

    Tablo genel örnekler sunar; bir olayın suç, boşanma kusuru veya tedbir sebebi oluşturup oluşturmadığı otomatik olarak değil, ilgili normun koşullarına göre belirlenir.

    3. Fiziksel şiddet nedir? En sık görülen örnekler ve sonuçlar

    Fiziksel şiddet, beden bütünlüğüne yönelik kasıtlı müdahaleleri ifade eder. Tokat, tekme, yumruk, itme, sarsma, boğaz sıkma, saç çekme ve bir kişiyi zor kullanarak bir yerde tutma tipik örneklerdir. Fiziksel şiddet için kullanılan aracın silah olması gerekmez. Dışarıdan yara görülmemesi de davranışın hukuken önemsiz olduğu anlamına gelmez.

    Fiziksel şiddet olayında ceza ve koruma süreçleri

    Eylemin ağırlığına göre kasten yaralama (TCK m. 86–87), tehdit (m. 106) veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109) gibi suç tipleri gündeme gelebilir. Kişinin eşi, boşandığı eş veya başka bir yakını olması, ilgili suç maddesindeki nitelikli hâllere göre ayrıca önem kazanabilir. Mağdur, ceza soruşturmasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun çerçevesinde acil tedbir isteyebilir.

    Fiziksel şiddette adli rapor zorunlu mudur?

    Adli muayene ve tıbbi belgeler yaralanma olgusunun ispatında değerlidir; ancak 6284 sayılı Kanun m. 8/3 uyarınca koruyucu tedbir kararı için şiddetin gerçekleştiğine dair delil veya belge aranmaz. Bu hüküm, ceza yargılamasında mahkumiyet için delil aranmayacağı anlamına gelmez. Tıbbi muayene, olay fotoğrafları, tanıklar, kamera kayıtları ve kolluk tutanakları koşullarına göre delil olabilir.

    4. Psikolojik şiddet: Hakaret olmadan da şiddet mümkün mü?

    Psikolojik şiddet; kişinin benlik değerini zedelemeye, korkutulmasına, sürekli denetlenmesine veya karar alma iradesinin baskı altına alınmasına yol açabilen tutumların bütünüdür. Günlük hayatta davranışın tek bir olaya değil, uzun süreli bir örüntüye dayanması sık görülür. Sistematik dışlama, aşağılayıcı kıyaslamalar, yalnızlaştırma, tehditlerle hareket alanını daraltma, çocukları baskı unsuru olarak kullanma ve kişinin güvenliğini sürekli sorgulatma örnek olarak değerlendirilebilir.

    Gaslighting ve kontrol edici davranışlar

    Psikoloji literatüründe gaslighting, kişinin yaşadığı olaylar veya kendi algısı hakkında sistematik biçimde kuşkuya düşürülmesini anlatmak için kullanılır. Türk hukukunda başlı başına bu isimde bir suç bulunmaz. Bununla birlikte somut davranışlar psikolojik şiddet, tehdit, hakaret veya diğer hukuki ihlaller içinde değerlendirilebilir. Hukuki dilekçede yalnızca bu kavramı kullanmak yerine kim, ne zaman, hangi söz veya eylemle, neyi yaptı sorularının yanıtlanması gerekir.

    Psikolojik şiddet boşanma sebebi olabilir mi?

    Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) incelemesinde eşlerin somut davranışları ve kusur durumları önem taşır. Devamlı aşağılama, tehdit ve baskının ispatlanması, diğer unsurlarla birlikte boşanma talebi ve tazminat yönünden değerlendirmeye girebilir. Ancak çiftler arasındaki her tartışma, fikir ayrılığı veya kaba sözün tek başına boşanma ya da manevi tazminat için yeterli olacağı söylenemez.

    5. Sözlü şiddet, tehdit ve hakaret arasındaki hukuki fark

    Sözlü şiddet, kişinin onurunu kırmayı veya korku yaratmayı amaçlayan sözlü davranışları kapsayabilir. Türk Ceza Kanunu bakımından ise hakaret (m. 125) ve tehdit (m. 106) suçlarının unsurları birbirinden farklıdır. Tehditte kişiye yönelen kötülük bildirimlerinin türü, bağlamı ve objektif ciddiyeti; hakarette onur, şeref ve saygınlığa yönelik somut isnat veya sövme niteliği ayrı ayrı değerlendirilir.

    Mesaj, sesli not, e-posta ve sosyal medya yorumları üzerinden gerçekleştirilen davranışlar da ilgili suçun kanuni unsurlarını karşılayabilir. Her kırıcı ifadeyi suç olarak nitelemek doğru değildir. Bununla birlikte ceza hukuku eşiğini aşmayan sistematik aşağılamanın 6284 ve boşanma hukuku açısından önemi bulunabilir.

    6. Ekonomik şiddet nedir? Para, çalışma hakkı ve malvarlığı üzerinden kontrol

    Ekonomik şiddet, bir kişinin ekonomik bağımsızlığının baskı ve denetim aracı hâline getirilmesiyle görünür olur. Maaşa el koymak, kişiyi işten ayrılmaya zorlamak, zorla borçlandırmak, banka kartlarını ve şifrelerini kontrol etmek, temel ihtiyaçlara kaynak erişimini kasıtlı olarak engellemek veya ekonomik bağımlılık oluşturarak kişiyi tehdit etmek somut olaya göre ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.

    Ekonomik şiddet ile ekonomik güçlük aynı şey midir?

    Hayır. Ailenin mali zorluk yaşaması veya tarafların bütçe konusunda anlaşmazlığa düşmesi kendiliğinden ekonomik şiddet anlamına gelmez. Hukuki değerlendirmede kasıtlı denetim, engelleme, bağımlı kılma, tehdit ve eşitlik ilişkisinin bozulması gibi olgular önem kazanır.

    Ekonomik şiddet boşanma ve mal paylaşımını etkiler mi?

    Çalışmanın engellenmesi, gelire zorla el konulması ve ekonomik baskı, TMK m. 166 kapsamındaki kusur incelemesinde yer alabilir. Bununla birlikte ekonomik şiddet iddiası ile mal rejiminin tasfiyesi birbirinden ayrı hukuki meselelerdir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin katılma alacağı kural olarak mal rejimi hükümlerine göre hesaplanır; sırf bir eşin boşanmada ağır kusurlu olması her malvarlığı uyuşmazlığında diğer eş lehine otomatik olarak daha yüksek pay oluşturmaz.

    İstisnai nitelikteki TMK m. 236/2 gibi hükümler, kanunun belirlediği belirli boşanma sebepleri ve koşulları bakımından ayrıca değerlendirilir. Ekonomik şiddetin bir mal kaçırma işlemiyle birlikte ileri sürülmesi hâlinde TMK m. 229 ve ilgili diğer düzenlemeler yönünden ayrı hesaplama ve ispat gerekebilir.

    7. Cinsel şiddet ve evlilikte rıza

    Cinsel şiddet, kişinin cinsel dokunulmazlığına ve kendi bedeni hakkında karar verme hakkına yönelen rıza dışı müdahaleleri kapsar. Zorlama, tehdit altında cinsel davranışa mecbur bırakma, cinsel içerikli görüntülerle şantaj yapma ve istenmeyen cinsel temas, fiilin biçimine göre farklı suç ve koruma düzenlemelerini gündeme getirebilir.

    Evlilik, cinsel davranışlar için sürekli ve sınırsız rıza oluşturmaz. Somut eylem bakımından cinsel saldırı, cinsel taciz, şantaj veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının unsurları ayrıca incelenir. Çocuğa yönelik cinsel fiillerde çocukların korunmasına ilişkin özel hükümler uygulanır. Şikayete bağlılık, soruşturma usulü ve nitelikli hâller eylemin hangi maddede düzenlendiğine göre değişebildiğinden genelleme yapılmamalıdır.

    Cinsel şiddet kanıtları nasıl değerlendirilir?

    Mağdurun anlatımı, olayın koşulları, tıbbi bulgular, dijital yazışmalar, tanıklar ve diğer hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilir. Tıbbi değerlendirme veya adli yardım almak için olaydan uzun süre geçmesini beklememek önemlidir. Ancak tıbbi bulgu bulunmaması tek başına cinsel şiddet yaşanmadığını kanıtlamaz.

    8. Dijital şiddet: Telefon, sosyal medya, konum takibi ve görüntüler üzerinden baskı

    Dijital şiddet, teknolojik araçların kişiyi kontrol etmek, korkutmak, küçük düşürmek veya takibe almak amacıyla kullanılmasıdır. Kişinin şifrelerinin zorla alınması; rızası dışında hesabına erişilmesi; gizli takip yazılımı kurulması; konumunun izlenmesi; özel fotoğrafların yayımlanacağı tehdidinin yöneltilmesi; farklı hesaplardan ısrarlı biçimde rahatsız edilmesi ve çevresine yönelik itibar saldırıları örnek olarak verilebilir.

    Telefonu kontrol etmek her zaman suç mudur?

    Hayır. Somut davranışın rızaya, erişim yetkisine, elde edilen veriye ve kullanılan yönteme göre değerlendirilmesi gerekir. Ancak eş olmak diğer kişinin haberleşmesini, özel hayatını veya kişisel verilerini sınırsız biçimde denetleme yetkisi vermez. TCK m. 132–136, m. 123/A ve diğer ilgili hükümler fiile göre önem kazanabilir.

    Özel görüntü ile tehdit ve dijital şantaj

    Mahrem görüntülerin rıza dışında ifşa edilmesi veya ifşa tehdidiyle kişiden para, görüşme, cinsel davranış ya da başka bir hareket talep edilmesi olayın özelliklerine göre özel hayatın gizliliğinin ihlali, şantaj, tehdit veya başka bir suç oluşturabilir. Dijital delilleri kaydederken yeni bir hukuka aykırılık yaratılmaması ve üçüncü kişilerle gereksiz paylaşım yapılmaması önemlidir.

    Dijital şiddette ilk adımlar

    Güvenli bir cihazdan hesap güvenliğini kontrol etmek, mümkünse mevcut mesaj ve bildirimleri tarih bilgileriyle muhafaza etmek, platform şikayet mekanizmalarını kullanmak ve devam eden bir tehdit varsa kolluk veya adli makamlara başvurmak uygun olabilir. Failin hesabına karşılık olarak izinsiz girmek, özel içeriğini yayımlamak ya da karşı tarafı hukuka aykırı biçimde izlemek çözüm değildir.

    9. Israrlı takip suçu (TCK m. 123/A) ve 6284 sayılı Kanun

    2022 yılında TCK’ya eklenen 123/A maddesi, ısrarlı fiziksel takip veya iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler aracılığıyla sürekli temas kurma girişimlerini belirli koşullarda suç olarak düzenler. Madde kapsamında, mağdurda ciddi bir huzursuzluk oluşması ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duyması aranır. Her tekil mesaj veya karşılaşma, kendiliğinden ısrarlı takip suçu oluşturmaz.

    Çocuğa veya ayrılık kararı verilen ya da boşanılan eşe karşı işlenme, mağdurun işyeri veya konutunu değiştirmek durumunda kalması ve tedbire rağmen takip edilmesi gibi kanunda sayılan durumlar nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. TCK m. 123/A’da soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlıdır. Bu şikayet rejimi, 6284 kapsamında önleyici tedbir isteminin aynı şartlara bağlı olduğu anlamına gelmez. TCK m. 123/A.

    10. Sosyal şiddet ve izolasyon

    Sosyal şiddet; kişinin ailesi, arkadaşları, iş çevresi ve toplumsal yaşamıyla bağlarının baskı yoluyla kopartılması, görüşmelerinin engellenmesi veya hareket serbestisinin sistemli biçimde kısıtlanması olarak ele alınır. Bu kavram bağımsız bir suç adı olmasa da psikolojik şiddetin ve kontrol ilişkisinin görünümüdür.

    Partnerin sosyal çevre hakkında görüş bildirmesi ile bir kişinin kimlerle görüşebileceğine tehdit, gözetim veya yaptırım yoluyla tek taraflı karar verilmesi birbirinden farklıdır. Şiddet incelemesinde bu davranışların tekrarı, yoğunluğu, karşı tarafın özgürlüğüne etkisi ve somut olayın özellikleri esas alınmalıdır.

    11. Çocuklara, yaşlılara ve engellilere karşı şiddet

    Çocuğun doğrudan şiddete maruz kalması veya şiddete tanık olması

    Çocuğun fiziksel saldırıya, sözel aşağılamaya, cinsel istismara veya ihmal ve baskıya maruz kalması farklı kanuni korumaları gündeme getirir. Ayrıca çocuğun aile içindeki şiddete tanıklığı psikolojik ve gelişimsel yönden değerlendirilmelidir. Boşanma ve velayet uyuşmazlıklarında belirleyici yaklaşım çocuğun üstün yararıdır. Gerekli hâllerde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık, bakım, sağlık ve diğer koruyucu-destekleyici tedbirler değerlendirilebilir.

    Yaşlı ve engelli bireyler yönünden

    Bakım ilişkisini baskı aracına dönüştürme, ilaç veya temel ihtiyaçlara erişimi engelleme, maaşa zorla el koyma ve dış dünyayla teması kesme gibi durumlar kişinin kırılganlık koşulları dikkate alınarak incelenir. 6284’ün kapsam koşulları varsa ilgili tedbirler ve ayrıca suç veya sosyal hizmet mevzuatındaki yollar birlikte kullanılabilir.

    12. İşyerinde psikolojik şiddet (mobbing) ve cinsel taciz

    İşyerinde sistematik yıldırma, küçük düşürme, dışlama, ayrımcı baskı ve cinsel taciz iş hukuku bakımından önem taşır. Ancak her yönetim eleştirisi, performans görüşmesi veya tekil anlaşmazlık otomatik olarak mobbing değildir. Davranışın içeriği, sürekliliği, hedefi, iş koşulları ve ispatı değerlendirilmelidir.

    İşçinin kişilik haklarının korunması bakımından Türk Borçlar Kanunu m. 417; haklı fesih, eşit davranma ve diğer iş hukuku hükümleri; ayrıca somut eyleme göre Türk Ceza Kanunu gündeme gelebilir. Aile içinde gerçekleşmeyen bütün işyeri ihtilaflarının 6284 kapsamında değerlendirilebileceği varsayılmamalıdır; normun kişi ve olay bakımından kapsamı ayrı incelenmelidir.

    13. 6284 sayılı Kanun kimleri korur? Evli olmak şart mı?

    6284 sayılı Kanun’un 1. maddesinde şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları yer alır. Kanunun ev içi şiddet tanımı, tarafların aynı konutta yaşamalarını zorunlu tutmaz. Eski eş, ayrı yaşayan aile bireyleri ve belirli takip mağdurları açısından korunma ihtiyacı ayrıca değerlendirilebilir.

    Bu nedenle boşanma davası açılmış olması, tarafların evli olmaması veya fiziksel yaralanma bulunmaması tek başına başvurunun önünde mutlak engel değildir. Ancak uygulanacak özel tedbirin kapsamı her durumda kanuni koşullara bağlıdır.

    14. Koruyucu tedbir ile önleyici tedbir arasındaki fark

    Koruyucu tedbirler: Mağdurun güvenliğini sağlamak

    6284 sayılı Kanun m. 3–4 kapsamında uygun barınma yeri, geçici maddi yardım, psikolojik ve hukuki danışmanlık, geçici koruma, gerekli koşullarda işyerinin değiştirilmesi, ayrı yerleşim yeri belirlenmesi ve diğer tedbirler söz konusu olabilir. Aciliyet ve yetki bakımından mülki amir, hakim veya kanunda öngörülen durumlarda kolluk yetkilidir.

    Önleyici tedbirler: Şiddet uygulayanın davranışını sınırlandırmak

    Kanun m. 5 uyarınca müşterek konuttan uzaklaştırma, korunan kişinin evine, okuluna veya işyerine yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, tehdit ve aşağılamadan kaçınma, silahın teslimi ve çocuklarla kişisel ilişkinin gerekli görüldüğünde sınırlandırılması gibi tedbirler değerlendirilebilir. Tedbirler olayın riskine, ölçülülüğe ve korunma amacına göre belirlenmelidir.

    Önemli ispat ayrımı

    6284 sayılı Kanun m. 8/3, koruyucu tedbir için şiddetin gerçekleştiğine ilişkin delil veya belge aranmayacağını açıkça düzenler; önleyici tedbir de koruma amacını tehlikeye sokacak şekilde geciktirilemez. Bu, şikayet edilen kişinin kesin olarak suç işlediğine dair bir hüküm veya boşanma davasında kusurunun ispatlandığına ilişkin tespit değildir.

    15. Uzaklaştırma kararı nasıl alınır? Nereye başvurulur?

    Şiddet veya ciddi tehlike hâlinde kolluk, Cumhuriyet başsavcılığı, aile mahkemesi, mülki idare ve ilgili sosyal hizmet birimlerine başvuru yolları bulunur. 6284 sayılı Kanun m. 8, tedbirin en çabuk ve kolay ulaşılabilecek yetkili merci üzerinden talep edilmesine imkan verir. Başvuruda olay tarihleri, tehditlerin içeriği, bilinen tanıklar, önceki müracaatlar ve talep edilen somut güvenlik önlemleri açıklanmalıdır.

    Koruma kararı ne kadar sürer?

    İlk tedbir kararı kanun gereği en fazla altı aylık süre için verilebilir. Şiddet veya şiddet tehlikesinin devam edeceği anlaşılıyorsa kararın süresi ve niteliği yeniden değerlendirilebilir; uzatma, değiştirme veya kaldırma mümkündür. İlk kararın altı ay olması zorunlu değildir.

    Koruma kararı için boşanma davası açılması gerekir mi?

    Hayır. 6284 uyarınca koruma tedbirine başvurmak, boşanma davası açılmasına bağlı değildir. Ayrıca 6284 kapsamındaki başvuru ile ceza şikayeti birbirinden ayrı usullerdir; aynı olay her ikisini de gerektirebilir.

    16. Uzaklaştırma kararına uyulmazsa ne olur? Zorlama hapsi

    6284 sayılı Kanun m. 13’e göre ilgili tedbirin ihlali hâlinde, fiil ayrıca suç oluştursa bile hakim kararıyla ilk ihlal için üç günden on güne kadar, tekrar eden ihlallerde on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi uygulanabilir; toplam süre altı ayı aşamaz. Kararın uygulanması, usulüne uygun ihtar ve somut ihlalin tespiti önemlidir. Zorlama hapsi kendiliğinden uygulanmaz; yargısal karar gerekir.

    Tedbire itiraz edilebilir mi?

    6284 sayılı Kanun m. 9, ilgililerin tedbir kararına tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebileceğini düzenler. İtiraz merciinin kararın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddiaları değerlendirmesi gerekir. İtirazın varlığı ile koruma ihtiyacının sürmesi birbirinden ayrılmalıdır; başvurunun somut dosyadaki yürütme etkisi usul hükümlerine göre incelenmelidir.

    17. Hangi şiddet davranışları Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olabilir?

    Şiddet biçimleri gündelik dilde birden çok ad taşısa da ceza sorumluluğu yalnızca kanunda tanımlanmış suçun unsurları gerçekleştiğinde doğar. Olayın özelliklerine göre şu düzenlemeler gündeme gelebilir:

    Fiilin olası niteliği İlgili TCK hükümleri (örnek) İnceleme konusu
    Fiziksel saldırı m. 86–87 Kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâller
    Sürekli ağır eziyet m. 96 Eziyet suçunun özel koşulları
    Tehdit ve şantaj m. 106–107 Kötülük bildirimleri veya belirli menfaat için baskı
    Kişiyi alıkoyma m. 109 Hürriyetten yoksun kılma
    Huzur ve sükunu bozma / ısrarlı takip m. 123 ve 123/A Birbirinden farklı suç koşulları
    Hakaret m. 125 Onur ve saygınlığa saldırı
    Mahremiyet ve veri ihlalleri m. 132–136 Haberleşme, özel hayat ve kişisel veriler
    Cinsel dokunulmazlık ihlalleri m. 102–105 Fiilin ve mağdurun özelliklerine göre ayrım

    Bu maddelerin bir arada anılması, her somut olayda tamamının oluştuğu anlamına gelmez. Şikayete bağlılık, nitelikli hâl, uzlaştırma, zamanaşımı ve koruma tedbirleri her suç bakımından ayrı araştırılmalıdır. 6284 tedbiri, ceza mahkumiyetinin yerine geçmez.

    18. Şiddet çekişmeli boşanma davasında nasıl değerlendirilir?

    Şiddet iddiaları, özellikle TMK m. 166 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan çekişmeli boşanma davalarında kusur değerlendirmesinin önemli parçası olabilir. Fiziksel saldırı, sistematik aşağılama, ekonomik baskı veya cinsel zorlamanın olgusal olarak ortaya konulması hâlinde mahkeme her fiilin ağırlığını ve olayların bütününü değerlendirir.

    Şiddet nedeniyle özel boşanma sebebi: TMK m. 162

    Türk Medeni Kanunu m. 162, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmayı düzenler. Bu hukuki sebep bakımından kanundaki hak düşürücü süreler ve af etkisi ayrıca önem taşır. Her tartışma veya her kusurlu davranış bu özel sebebi oluşturmaz. Olayın niteliğine göre TMK m. 166’ya dayalı talebin koşulları da ayrıca incelenebilir.

    Uzaklaştırma kararı boşanma kusurunu kesin olarak kanıtlar mı?

    Hayır. Bir 6284 kararı, somut olayda korunma ihtiyacına ilişkin yargısal işlemdir; tek başına kesinleşmiş ceza mahkumiyeti veya boşanma davasında sabit kusur kararı değildir. Bununla birlikte korunma başvurusu, karar, ihlal tutanakları, sağlık raporları ve diğer belgeler aile mahkemesinin bütüncül delil incelemesinde önem taşıyabilir.

    Bir kez şiddet uygulanması yeterli midir?

    Şiddetin tekrar etmesi ispat bakımından güçlü bir örüntü yaratabilse de her zaman aranan bir koşul değildir. Tek bir ağır eylem de kanuni boşanma sebebinin koşullarını karşılayabilir. Sonuç; fiilin ağırlığı, ispat, davanın dayandığı hukuki neden ve diğer olaylar ışığında belirlenir.

    19. Şiddetin maddi-manevi tazminat, nafaka, velayet ve mal rejimine etkisi

    Boşanmada maddi tazminat (TMK m. 174/1)

    Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma nedeniyle zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, şartları varsa diğer taraftan uygun maddi tazminat isteyebilir. Şiddetin kusur düzeyine etkisi önemlidir; ancak tazminat miktarı sabit tarifeye göre belirlenmez.

    Boşanmada manevi tazminat (TMK m. 174/2)

    Boşanmaya sebep olan olaylarla kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu diğer taraftan manevi tazminat talep edebilir. Şiddetin türü, yoğunluğu, ispatı ve kişilik hakkına etkisi burada değerlendirilir. Şiddetle bağlantılı bir ceza dosyası bulunması, boşanma tazminatı konusunda tek başına otomatik sonuç doğurmaz.

    Nafaka ile kusur değerlendirmesi

    Dava sırasındaki tedbir nafakası, boşanma sonrasındaki yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası farklı hukuki koşullara tabidir. Şiddet iddialarının tüm nafaka türlerine aynı şekilde etki ettiğini varsaymak yanlıştır. Yoksulluk nafakasında TMK m. 175 kapsamında talepte bulunanın daha ağır kusurlu olmaması kuralı ayrıca önem taşır. Güncel norm denetimi kararlarının yürürlük tarihleri ve geçiş durumu ayrıca incelenmelidir.

    Çocuğun velayeti ve kişisel ilişki

    Velayet incelemesinde temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun doğrudan şiddete maruz kalması kadar ev içi şiddete tanıklığı, ebeveynle kurulacak kişisel ilişkinin güvenliği ve uzman değerlendirmeleri önem taşıyabilir. 6284 m. 5/1-ç, şartları varsa kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde gerçekleşmesine, sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına yönelik tedbirlere izin verir.

    Mal rejimi tasfiyesi otomatik olarak değişir mi?

    Hayır. Boşanmada kusur, TMK m. 174 kapsamında tazminat; edinilmiş mallara katılma rejimindeki alacak ise ayrı kanuni esaslar üzerinden değerlendirilir. Şiddet, malvarlığı transferleri, tasfiyeye eklenecek değerler, mal kaçırma veya borçlandırma iddialarıyla iç içe geçtiğinde ilgili taleplerin ayrı ayrı hazırlanması gerekir.

    20. Şiddet nasıl ispatlanır? Delil listesi, ceza şikayeti ve aile mahkemesi

    İspatta ilk adım, olayları tarihlere göre ayrıştırmaktır. Yalnızca “psikolojik şiddet uyguladı” veya “ekonomik baskı yaptı” demek yerine somut fiillerin, mümkünse tarih aralıklarının, olay yerinin, tanıkların ve mevcut kayıtların belirlenmesi önemlidir. Ceza yargılamasında masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi geçerlidir; özel hukukta deliller ilgili usul hukukuna göre değerlendirilir.

    İspat açısından kullanılabilecek materyaller

    • Sağlık ve adli muayene belgeleri: Yaralanma, tedavi ve ilgili bulguların kayıtları.
    • Kolluk ve savcılık evrakı: Olay tutanağı, başvuru numarası, ifadeler, koruma kararları ve ihlal tutanakları.
    • Tanık anlatımları: Tanığın doğrudan gördüğü veya duyduğu somut olaylar.
    • Dijital kayıtlar: Hukuka uygun biçimde elde edilen mesajlar, elektronik postalar, arama geçmişi, açık sosyal medya içerikleri.
    • Mali belgeler: Banka hareketleri, ücret ödeme kayıtları, zorla borçlandırmaya ilişkin belgeler ve ilgili yazışmalar.
    • Uzman raporları: Sosyal inceleme, psikolojik değerlendirme veya teknik bilirkişi incelemesi gerektiğinde uzman incelemesi.
    • Kamera kayıtları: Hukuka uygun yollarla temin edilmiş kayıtlar; silinme riskinde vakitlice muhafaza talebi.

    Gizli ses kaydı alınabilir mi? Eşin telefonuna girilebilir mi?

    Bu konularda kategorik izin yoktur. İzinsiz erişim, haberleşmenin gizliliğinin ihlali, özel hayatın gizliliğine müdahale veya kişisel veri ihlali doğurabilir. Kayıtların istisnai koşullarda hukuka uygunluğu içtihatlar uyarınca olay özelinde değerlendirilir; “delil için yapıldığı” gerekçesi her yöntemi meşru kılmaz. Kişinin kendi telefonundaki gelen mesajı saklaması ile karşı tarafın gizli hesabına izinsiz erişerek veri toplaması hukuken aynı değildir.

    6284 tedbiri için delil şartı ile dava ispatı farklıdır

    Kanunun m. 8/3 hükmünün koruyucu tedbire ilişkin ispat kolaylığı, boşanma davasında bir kusur olgusunun veya ceza davasında suçun delilsiz kabul edilmesi anlamına gelmez. Başvuru süreci planlanırken acil güvenlik tedbirleri, adli soruşturma ve özel hukuk talepleri ayrı kulvarlar olarak ele alınmalıdır.

    21. 2025–2026 Anayasa Mahkemesi kararlarında 6284 uygulaması

    E.F. ve D.A. başvurusu – 3 Aralık 2025, B. No: 2023/11066

    Anayasa Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun çerçevesinde verilmiş tedbir kararlarına yönelik esaslı itirazların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar, koruma prosedürünün hızlı yürütülmesi gerekliliği ile ilgililerin temel usuli haklarının birlikte korunması gerektiğini hatırlatır. Bu karar tüm 6284 tedbirlerinin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Karar kaydı.

    Ekrem Kara başvurusu – 7 Ocak 2026, B. No: 2021/63673

    Anayasa Mahkemesinin bu başvuruya ilişkin karar özetinde de 6284 kapsamındaki tedbire yöneltilen esaslı iddiaların itiraz merciince karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlali tespit edilmiştir. Bu gelişme, tedbire itirazın sadece şekli bir denetim olarak görülemeyeceği ve ileri sürülen belirleyici hususların gerekçeli biçimde incelenmesi gerektiği yönünden önem taşır. AYM kararlar listesi.

    A.A. başvurusu – 5 Şubat 2025, B. No: 2021/47090

    Bu başvuru, 6284 kapsamında verilen önleyici tedbirin kaldırılması üzerine kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı bağlamında incelenmiş ve ihlal sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla 6284 uygulamasının anayasal yönü yalnızca aleyhine tedbir verilen kişinin usuli haklarıyla sınırlı değildir; şiddet tehlikesi karşısında etkili korumanın sağlanması da anayasal denetimin konusudur. AYM kararlar listesi.

    İçtihatların birlikte okunması: Tedbirin süratle uygulanması, mevcut riskin ciddiyetle ele alınması, ölçülülük, ilgili iddiaların gerekçeli olarak karşılanması ve etkili yargısal başvuru imkanı birbiriyle ilişkili güvencelerdir. Her karar kendi maddi vakıaları içinde okunmalıdır.

    22. 2026–2030 yeni dönem: Dijital şiddet, risk temelli müdahale ve adalete erişim

    25 Kasım 2025 tarihli ve 2025/19 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile duyurulan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele V. Ulusal Eylem Planı (2026–2030), şiddetsiz yaşam ve saygı kültürü; etkin hukuki koruma ve adalete erişim; risk odaklı ve uzmanlaşmış müdahale; psikolojik iyi oluş ve sosyoekonomik güçlenme; davranışsal dönüşüm ve toplumsal katılım alanlarını esas almaktadır. Dijitalleşme ve yapay zeka, planın yatay politika alanları arasındadır.

    Bu metin bir ulusal politika ve uygulama yol haritasıdır; her bir başlığın kendiliğinden yeni bir suç veya bireysel dava hakkı yarattığı söylenemez. Hukuki talepler için yürürlükteki kanun hükümleri ve somut olayın koşulları esas alınır. Resmi eylem planı.

    İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun aynı şey midir?

    Hayır. İstanbul Sözleşmesi uluslararası bir andlaşma; 6284 sayılı Kanun ise Türk iç hukukunun koruyucu ve önleyici tedbir düzenlemesidir. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi üzerine ortaya çıkan hukuki ve anayasal tartışmalar ayrı bir inceleme konusudur. 6284 sayılı Kanun yürürlüktedir; şiddet karşısında ulusal hukuktaki koruma mekanizmalarının uygulanması devam eder.

    23. Şiddete maruz kalan kişi ne yapmalı? Hukuki ve fiili güvenlik yol haritası

    1. Önce güvenlik: Yakın veya devam eden tehlikede 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım talep edin; gerekiyorsa güvenli bir yere geçin.
    2. Sağlık ve adli destek: Yaralanma veya cinsel şiddet riski varsa sağlık kuruluşuna başvurun; olayın ayrıntılı kayıt altına alınmasını isteyin.
    3. 6284 tedbiri: Kolluk, yetkili makamlar veya aile mahkemesi aracılığıyla somut tehlikeye uygun koruma ve önleme tedbirlerinin değerlendirilmesini talep edin.
    4. Başvuru kanalları: ALO 183, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), Aile ve Sosyal Hizmetler birimleri ve KADES gibi resmi kanallardan destek alın.
    5. Delillerin muhafazası: Mesajlar, tıbbi kayıtlar, varsa mevcut kararlar ve ihlal tarihlerini hukuka uygun biçimde düzenleyin. Risk yaratacak şekilde faili yüzleştirmeye veya takip etmeye çalışmayın.
    6. Birden çok süreç ihtimali: Ceza şikayeti, 6284 tedbiri, boşanma, velayet, nafaka ve tazminat taleplerini birbirine karıştırmadan planlayın.
    7. Karar ihlali: Yaklaşmama veya iletişim yasağının ihlalinde vakit kaybetmeden yetkili kolluğa bildirin; ihlalin tespit edilmesini isteyin.

    Resmi başvuru kurumları ve iletişim kanalları: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı – Şiddete Maruz Kalındığında.

    24. Şiddet türleri hakkında sık sorulan sorular

    1. Psikolojik şiddet suç mudur?

    “Psikolojik şiddet” tek başına TCK’da bağımsız bir suç başlığı değildir. Fiil tehdit, hakaret, ısrarlı takip veya başka bir suçun unsurlarını karşılayabilir; ayrıca 6284 ve aile hukuku yönünden önem taşıyabilir.

    2. Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası açılabilir mi?

    Ekonomik baskı ve çalışmanın engellenmesi, koşulları varsa TMK m. 166 kapsamında boşanma sebebi olarak ileri sürülebilecek olgular arasındadır. Somut fiillerin ispatı ve kusur değerlendirmesi gereklidir.

    3. Şiddet olmadan uzaklaştırma kararı istenebilir mi?

    6284, gerçekleşmiş şiddetin yanı sıra şiddete uğrama tehlikesini de kapsamına alır. Tedbirin verilip verilmeyeceği ilgili kişinin durumu ve risk değerlendirmesine göre belirlenir.

    4. Uzaklaştırma kararı almak için hastane raporu şart mı?

    Hayır. 6284 m. 8/3 uyarınca koruyucu tedbir için şiddetin gerçekleştiğine ilişkin delil veya belge aranmaz. Ceza ve boşanma davasındaki ispat rejimi ise farklıdır.

    5. Boşanmış eş sürekli takip ederse ne olur?

    Koşullar oluştuğunda TCK m. 123/A’da düzenlenen ısrarlı takip suçu ve 6284 kapsamında uygun tedbirler gündeme gelebilir. Israr, güvenlik kaygısı ve diğer kanuni unsurlar değerlendirilmelidir.

    6. Eşin telefonuna izinsiz girip mesaj okumak suç mudur?

    Haberleşmenin gizliliği, özel hayat ve kişisel verilerin korunması hükümleri açısından hukuki sorumluluk doğabilir. Olayın erişim yöntemi, rıza ve içerik gibi özellikleri önemlidir.

    7. Şiddet gören erkek de 6284’ten yararlanabilir mi?

    6284 yalnızca kadınlara uygulanacak biçimde düzenlenmemiştir. Kanunun kapsamına giren aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları bakımından somut koşullar uyarınca tedbir değerlendirilir.

    8. Aile içindeki şiddeti üçüncü kişi ihbar edebilir mi?

    Evet. 6284 m. 7, şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesi hâlinde herkesin ilgili makamlara ihbarda bulunabileceğini düzenler.

    9. Uzaklaştırma kararına rağmen mesaj atılırsa ne olur?

    Kararda iletişim yasağı bulunuyorsa ihlal iddiası ortaya çıkabilir; kanuni koşullarla zorlama hapsi ve eylem ayrı bir suç oluşturuyorsa ceza süreci gündeme gelebilir.

    10. Her tartışma psikolojik şiddet sayılır mı?

    Hayır. Davranışın içeriği, sürekliliği, baskı ve korkutma niteliği ile etkileri dikkate alınmalıdır. Hukuki sonuç somut olaya bağlıdır.

    11. Cinsel şiddet evlilik içinde de söz konusu olur mu?

    Evet. Evlilik tek başına bütün cinsel davranışlara rıza verildiği anlamına gelmez. Fiilin niteliğine göre ceza hukuku ve koruma tedbirleri uygulanabilir.

    12. Şiddet kesinleşmiş ceza kararı olmadan boşanmada ele alınabilir mi?

    Evet. Ceza mahkumiyeti ile boşanma yargılamasındaki maddi olgu ve kusur incelemesi farklı değerlendirmelerdir. Deliller ilgili hukuk yargılaması kurallarıyla incelenir.

    13. Şiddet uygulayan eş mal paylaşımından tamamen çıkarılır mı?

    Hayır. Boşanma kusuruyla mal rejimi tasfiyesi aynı şey değildir. Yalnızca kanunun özel olarak öngördüğü koşullar ve somut malvarlığı işlemleri çerçevesinde sonuç doğabilir.

    14. Çocuğa yönelik şiddet velayeti etkiler mi?

    Evet. Çocuğun güvenliği ve üstün yararı temel ölçüttür; doğrudan şiddet ve ev içi şiddete tanıklık, velayet ve kişisel ilişki değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

    15. Koruma kararı kaç aylık verilebilir?

    6284 m. 8’e göre ilk karar en çok altı ay için verilebilir. Tehlikenin sürmesi hâlinde tedbirin uzatılması, değiştirilmesi veya devamına karar verilebilir.

    16. Tedbir kararına itiraz süresi kaç gündür?

    6284 m. 9 gereği tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. İtiraz somut olay ve karar içeriğine göre hazırlanmalıdır.

    17. Sosyal medya hesabından takip ve mesaj ısrarlı takip midir?

    Her mesaj tek başına suç değildir. TCK m. 123/A’daki ısrar ve ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi unsurları somut olayda oluşuyorsa suç gündeme gelebilir.

    18. KADES ve ALO 183 ne işe yarar?

    KADES şiddet ihbarına yönelik resmi mobil uygulamadır; ALO 183 sosyal destek ve şiddetle mücadele hattı danışmanlık ve ihbar imkanları sunar. Yakın ve ciddi tehlikede 112 Acil Çağrı Merkezi kullanılmalıdır.

    19. Şiddet mağduru boşanmadan önce nafaka isteyebilir mi?

    Hukuki koşullara göre evlilik birliği devam ederken veya 6284 tedbiri çerçevesinde nafakayla ilgili talepler değerlendirilebilir. Talebin dayanağı, mevcut mahkeme kararı ve mali durum ayrıca incelenmelidir.

    20. Mahkeme uzaklaştırma kararını reddederse ne yapılır?

    Somut kararın gerekçesi ve başvuru yolları incelenmelidir. Yeni olay veya devam eden tehlike varsa uygun yeniden başvuru ve diğer koruma seçenekleri değerlendirilir; acil risk varsa resmi makamlara hemen bildirilir.

    25. Sonuç: Şiddet türlerini doğru belirlemek neden önemlidir?

    Şiddetin fiziksel bir saldırıyla sınırlı olmadığı güncel mevzuatın açık sonucudur. Psikolojik baskı, ekonomik kontrol, cinsel zorlama, sosyal izolasyon, dijital gözetim ve ısrarlı takip gibi davranışlar, bir yandan kişiyi korumaya yönelik 6284 tedbirlerinin, diğer yandan somut olayda ceza hukuku veya boşanma hukukunun inceleme alanına girebilir. Ancak her olay tek bir hukuki etiketle çözülemez.

    İsabetli hukuki değerlendirme için öncelikle fiillerin somutlaştırılması, acil güvenlik riskinin belirlenmesi, delillerin hukuka uygun biçimde korunması, ilgili başvuru merciinin seçilmesi ve ceza ile özel hukuk taleplerinin ayrı ayrı temellendirilmesi gerekir. Şiddet, kusur, tazminat, velayet ve mal paylaşımı farklı sorulara cevap veren hukuki başlıklardır.

    İlgili hukuk alanlarında değerlendirme: Av. Murat Can Dolğun – TD Hukuk ve Danışmanlık Ofisi. İnternet sitesi: www.dolgun.av.tr | www.td-lawfirm.com | Telefon: 0 212 299 44 22.

    Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacı taşır; somut olay hakkında danışmanlık, hukuki görüş veya sonuç garantisi değildir. Yayım tarihi: 17 Ekim 2026. Mevzuat ve kararların daha sonraki değişiklikleri ayrıca kontrol edilmelidir.

    26. Mevzuat, Anayasa Mahkemesi kararları ve resmi kaynaklar

    1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, özellikle m. 1–9 ve m. 13. Konsolide metin.
    2. 6284 sayılı Kanun’a İlişkin Uygulama Yönetmeliği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. Resmi PDF.
    3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 86–87, 96, 102–107, 109, 123, 123/A, 125, 132–136. m. 123/A metni.
    4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 162, 166, 169, 174, 175, 182, 229, 236.
    5. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417; ilgili usul hükümleri.
    6. AYM, E.F. ve D.A., B. No: 2023/11066, 03.12.2025. Karar.
    7. AYM, Ekrem Kara, B. No: 2021/63673, 07.01.2026. Kararlar veri tabanı.
    8. AYM, A.A., B. No: 2021/47090, 05.02.2025. Kararlar veri tabanı.
    9. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele V. Ulusal Eylem Planı (2026–2030). Resmi kaynak.
    10. 2025/19 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Resmi Gazete, 25.11.2025, sayı 33088. Genelge metni.
    11. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Şiddete Maruz Kalındığında, başvuru kurumları, KADES ve ALO 183. Resmi bilgi sayfası.
    12. Adalet Bakanlığı, 17.12.2019 tarihli ve 154/1 sayılı Genelge, 6284 sayılı Kanun’un uygulanması. Açıklama ve Genelge bağlantısı.
  • Çekişmeli Boşanma Davası 2026: Kusur, Tazminat, Nafaka, Mal Paylaşımı ve Mal Ayrılığı Sözleşmeleri

    Çekişmeli Boşanma Davası 2026: Kusur, Tazminat, Nafaka, Mal Paylaşımı ve Mal Ayrılığı Sözleşmeleri

    Çekişmeli Boşanma Davası 2026: Kusur, Tazminat, Nafaka, Mal Paylaşımı ve Mal Ayrılığı Sözleşmeleri

    Güncelleme tarihi: 17 Ekim 2026 | Hukuki inceleme: Av. Murat Can Dolğun

    Çekişmeli boşanma davasında uyuşmazlık yalnızca evliliğin sona erdirilip erdirilmeyeceğinden ibaret değildir. Eşlere hangi davranışların kusur olarak yüklenebileceği; maddi ve manevi tazminatın koşulları; tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası; çocukların velayeti; evlilik sırasında edinilen taşınmazlar, banka hesapları, şirket payları ve borçların tasfiyesi çoğu dosyada birbirine bağlı fakat hukuken ayrı incelemeler gerektirir. Üstelik eşlerin daha önce imzaladığı bir mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, sözleşmenin hangi tarihten itibaren sonuç doğurduğu ve mevcut kazanılmış haklara etkisi davanın mali sonucunu değiştirebilir.

    Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 2024–2026 dönemindeki önemli Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ışığında hazırlanmıştır. Amaç, boşanma davasının farklı hukuki katmanlarını ve somut olayda incelenmesi gereken delilleri sistematik biçimde açıklamaktır.

    1. 2026 yılında boşanma hukukundaki önemli gelişmeler

    1.1. Süresiz yoksulluk nafakası ibaresi iptal edildi; karar henüz yürürlüğe girmedi

    Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; iptal hükmünün yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Buna göre yürürlük tarihi 30 Haziran 2027‘dir.

    17 Ekim 2026 itibarıyla karar, mevcut yoksulluk nafakalarını kendiliğinden sona erdirmez; mahkemelerin bütün nafakaları belirli bir süreye bağladığı anlamına da gelmez. Yoksulluk nafakasının koşulları, değiştirilmesi ve kaldırılması değerlendirilirken halen yürürlükte olan hükümler ve somut dosyanın koşulları dikkate alınmalıdır. Anayasa Mahkemesi gerekçesinde evlilik süresi, yaş, sağlık, çalışma kapasitesi ve ekonomik bağımsızlık gibi ölçütlerin dikkate alınmasını; bazı somut durumlarda ise daha uzun süreli korumaya olanak tanıyan ölçülü bir sistem kurulmasını vurgulamıştır.

    Kaynak: Anayasa Mahkemesi, 30.09.2026 tarihli basın duyurusu.

    1.2. Boşanma davasının reddinden sonra ortak hayat kurulamaması: Bir yıllık süre

    7532 sayılı Kanun ile TMK m. 166/4 yeniden düzenlenmiş; önceki boşanma davasının reddi kararının kesinleşmesinden itibaren aranan üç yıllık süre bir yıla indirilmiştir. Ortak hayatın bu süre içinde yeniden kurulamaması halinde eşlerden birinin istemi üzerine boşanma kararı verilebilmesine yönelik düzenleme uygulanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat 2026 tarihli, E.2025/203, K.2026/39 sayılı kararıyla yeni düzenlemedeki “bir yıl” ibaresine yönelik iptal istemini reddetmiştir. Burada esas alınacak tarih ilk davanın açılması değil, ret kararının kesinleşmesidir.

    1.3. Mal rejimi sözleşmesinin geçmişe etkisi ve feragat konusunda belirleyici kararlar

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2023/7024, K.2024/6794 sayılı kararı, sonradan yapılan mal rejimi değişikliği sözleşmesinin kural olarak geçmişteki mal rejimi dönemini geriye dönük biçimde ortadan kaldıramayacağını ortaya koymaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29 Nisan 2026 tarihli, E.2025/354, K.2026/267 sayılı kararı ise belirsiz bir haklardan vazgeçme beyanının, açıkça mal rejimi tasfiyesini kapsamıyorsa katılma alacağını sona erdirmeyeceğini vurgulamıştır. Bu iki karar sözleşme metninin tarihini ve kapsamını boşanma dosyalarında özellikle önemli kılmaktadır.

    2. Çekişmeli boşanma davası nedir, hangi mahkemede açılır?

    Eşlerin boşanma konusunda, boşanma sebebinde veya boşanmanın mali ve çocuklara ilişkin sonuçlarında anlaşamaması halinde uyuşmazlık çekişmeli yargılamada çözülür. Davacı eş ileri sürdüğü boşanma nedenlerini usulüne uygun vakıa ve delillerle ispatlamalı; davalı eş ise savunma ve gerektiğinde karşı dava yoluyla kendi taleplerini ileri sürebilmelidir. Davanın açılmış olması tek başına boşanma kararı anlamına gelmez.

    Boşanma davalarında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ilgili asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapabilir. TMK m. 168 gereğince yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Dolayısıyla davalının mutlaka bulunduğu şehirde dava açılması gerektiği düşüncesi doğru değildir.

    2.1. Çekişmeli boşanma ile anlaşmalı boşanma arasındaki fark

    Anlaşmalı boşanmada TMK m. 166/3’ün evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, taraf iradelerinin hâkim tarafından bizzat dinlenmesi ve mali sonuçlarla çocukların durumuna ilişkin düzenlemenin uygun bulunması gibi koşulları aranır. Çekişmeli boşanmada ise deliller toplanır, kusur ve talepler incelenir. Çekişmeli başlayan bir dava, koşulları oluşursa anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir; ancak tarafların yalnızca birbirini boşamayı kabul etmesi, tüm mali uyuşmazlıkların çözüldüğünü göstermez.

    2.2. Boşanmanın fer’î sonuçları ile mal rejimi tasfiyesi farklıdır

    TMK m. 174 kapsamındaki boşanma tazminatı; TMK m. 175 kapsamındaki yoksulluk nafakası ve çocuklara ilişkin kararlar ile TMK m. 202 ve devamındaki katılma alacağı, değer artış payı ve mal rejimi tasfiyesi birbirinin yerine geçmez. Tarafın manevi tazminat kazanması, otomatik olarak evin tapusunun kendisine geçmesini sağlamaz. Mal rejimi davası, boşanma davası sürerken ayrıca açılabilir; tasfiyenin esastan karara bağlanması için boşanmanın kesinleşmesinin beklenmesi söz konusu olabilir.

    3. Boşanma sebepleri: TMK 161–166

    3.1. Zina nedeniyle boşanma (TMK m. 161)

    Sadakat yükümlülüğüne aykırılık ile hukuki anlamda zina aynı kavram değildir. Zina özel boşanma sebebidir; bu hukuki sebebe dayanan davada, eylemin niteliği ve ispatı ayrıca incelenir. Hak sahibi eşin zinayı öğrenmesinden itibaren altı ay, her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmesiyle bu özel sebebe dayalı dava hakkı düşer. Affeden eş bu sebebe dayanarak dava açamaz. Ancak özel sebebe dayanma hakkının düşmesi, farklı vakıaların TMK m. 166 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusundan ayrıdır.

    3.2. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162)

    Eşe yönelik öldürmeye teşebbüs, ciddi kötü muamele veya ağır derecede onur kırıcı davranış bu madde kapsamında incelenebilir. Maddenin öngördüğü öğrenmeden itibaren altı ay ve olaydan itibaren beş yıllık hak düşürücü süreler ile affetme sonucu ayrıca değerlendirilmelidir. Şiddet içeren vakıalarda ceza ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma işlemleri, boşanma davasından bağımsız önem taşır.

    3.3. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163)

    Her suç mahkumiyeti kendiliğinden bu madde uyarınca boşanma sebebi oluşturmaz. Kanun, küçük düşürücü suç veya haysiyetsiz hayat sürme yanında ortak hayatın sürdürülmesinin diğer eşten beklenememesi şartını içerir. Somut olay, fiilin niteliği ve evlilik birliğine etkisi birlikte incelenir.

    3.4. Terk (TMK m. 164)

    Terk, yalnızca eşin başka evde oturması değildir. Kanunun öngördüğü terk iradesi, haklı nedenin bulunup bulunmadığı, en az altı aylık süre ve usulüne uygun ihtar koşulları değerlendirilir. Şiddet nedeniyle ortak konuttan ayrılan eşin durumuyla evlilik yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla ayrılan eşin durumu bir tutulamaz.

    3.5. Akıl hastalığı (TMK m. 165)

    Akıl hastalığı nedeniyle ortak hayatın diğer eş bakımından çekilmez hale gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespiti kanuni çerçevenin temel unsurlarıdır. Yalnızca bir teşhis veya tedavi kaydı otomatik boşanma sebebi sayılmaz.

    3.6. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166)

    Çekişmeli boşanma davalarında sık karşılaşılan genel sebep, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmasıdır. Mahkeme, iddia edilen davranışların gerçekleşip gerçekleşmediğini, evlilik birliğine etkisini ve tarafların kusur durumunu birlikte ele alır. Davacının daha ağır kusurlu olduğu durumlarda davalının itiraz hakkı bulunabilir; bunun dürüstlük kuralına aykırı kullanılması ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmaması istisnası ayrıca incelenir.

    4. Çekişmeli boşanmada kusur nasıl belirlenir?

    Boşanma kusuru ile malvarlığının paylaşılması farklı hukuki ölçütlere dayanır. Kusur, özellikle TMK m. 166 çerçevesindeki boşanma ve TMK m. 174 tazminat taleplerinde belirleyicidir. Buna karşılık edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağının varlığı, kural olarak “kim daha kusurlu” sorusuyla belirlenmez. TMK m. 236/2’deki zina veya hayata kast nedeniyle boşanmaya özgü istisna saklıdır.

    4.1. Kusur oluşturabilecek davranışlar

    Dosyanın özelliğine ve ispat durumuna göre fiziksel veya psikolojik şiddet, tehdit, hakaret, aşağılayıcı sözler, sadakat yükümlülüğünü ihlal, güven sarsıcı ilişki, evlilik birliğine ilgisizlik, eşin ekonomik bağımsızlığını hukuka aykırı biçimde kısıtlama, ortak giderlere gücü ölçüsünde katılmama ve evlilik birliğinin yükümlülüklerini sistematik biçimde ihmal etme kusur değerlendirmesine konu olabilir. Her davranışın ağırlığı, süresi, bağlamı, karşılıklı olaylar ve tanıkların doğrudan bilgisi önemlidir.

    Her aile içi tartışma, tek başına ağır kusur teşkil etmez. Bir eşin çalışması, eğitimine devam etmesi, kendi ailesiyle görüşmesi veya tek başına boşanma istemesi kendiliğinden kusur değildir. Değerlendirme cinsiyet kalıplarına değil kanuni evlilik yükümlülüklerine ve ispatlanan olgulara dayanmalıdır.

    4.2. Eşit kusur, ağır kusur ve az kusur ayrımı

    Tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi, TMK m. 174’e dayalı maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından olumsuz sonuç doğurabilir. Kanun, maddi tazminat isteyecek eşin kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olmasını arar. Manevi tazminat bakımından buna ek olarak kişilik hakkına saldırı koşulu bulunur. “İki taraf da hata yaptı” şeklindeki yüzeysel değerlendirme, olayların ağırlığı karşılaştırılmadan yapıldığında hatalı sonuç doğurabilir.

    4.3. 2026 Yargıtay kararlarından çıkarılabilecek ilkeler

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.03.2026 tarihli, E.2025/7504, K.2026/2938 sayılı kararında hatalı eşit kusur belirlemesinin maddi tazminat talebine etkisi nedeniyle bozma yapılmıştır. 09.06.2026 tarihli, E.2026/295, K.2026/6198 sayılı kararda da kusurun yanlış belirlenmesiyle bağlantılı tazminat değerlendirmesi ele alınmıştır. Bu kararların ortak mesajı, boşanma dosyasında her bir kusur vakıasının ayrı ve somut biçimde değerlendirilmesi gerektiğidir.

    Diğer taraftan 10.02.2026 tarihli, E.2025/6644, K.2026/1407 sayılı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında manevi tazminat miktarının belirlenmesinde sosyal ve ekonomik durum, paranın alım gücü ve kişilik hakkına yönelik saldırının ağırlığı gözetilmiştir. Bu içtihat, yalnızca tazminata hak kazanmanın değil hükmedilecek tutarın gerekçelendirilmesinin de önemli olduğunu gösterir.

    2026/2938 sayılı karar; 2026/6198 sayılı karar; 2026/1407 sayılı karar.

    4.4. Önceden bağışlanan veya affedilen davranışlar

    Bir olaydan sonra evliliğin bilinçli şekilde sürdürülmesi, barışma veya affetme niteliğindeki davranışlar ilgili vakıanın kusur olarak değerlendirilmesini etkileyebilir. Ancak aynı evde kalmak, tek başına her davranışın affedildiği anlamına gelmez. Barışma iddiasının kapsamı, zamanı ve tarafların fiili davranışları araştırılmalıdır.

    5. Boşanma davasında deliller: Hangi belgeler önemlidir?

    HMK m. 187–190 uyarınca uyuşmazlığa etkili vakıaların ispatı ve delillerin hukuka uygunluğu esastır. TMK m. 184 ise boşanma yargılamasına özgü hükümler içerir. Mahkeme, soyut kanaatler yerine olgusal, zaman ve olay bağlamı kurulabilen deliller üzerinden değerlendirme yapar.

    5.1. Tanık beyanları

    Tanığın gördüğü veya doğrudan duyduğu belirli bir olay ile başka kişilerden işittiği söylenti aynı ispat gücüne sahip değildir. “Sürekli kavga ederlerdi” gibi genel cümlelerin aksine olayın tarihi, yeri, kimlerin bulunduğu, hangi söz veya davranışın gerçekleştiği ve tanığın bunu nasıl öğrendiği önemlidir. Akraba tanıkların ifadeleri sırf akrabalık nedeniyle yok sayılamaz; yine de beyanın tutarlılığı ve somutluğu incelenir.

    5.2. WhatsApp, SMS, e-posta ve sosyal medya

    Mesajlaşmalar, usulüne uygun ve hukuka uygun yoldan elde edilmişse delil olarak değerlendirilebilir. Ancak ekran görüntüsünün içerik ve bütünlüğü, karşı tarafın kimliği, tarih ve bağlamı tartışma yaratabilir. Başkasının şifresini kırmak, hesabına izinsiz girmek, cihazına casus yazılım yüklemek veya özel haberleşmesini hukuka aykırı şekilde ele geçirmek ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. HMK m. 189/2 gereğince hukuka aykırı elde edilmiş delil bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

    5.3. Otel, seyahat, konaklama, kamera ve telefon kayıtları

    İlgili kurum kayıtlarına mahkeme aracılığıyla ulaşılması istenebilir. Her veri talebi kabul edilecek anlamına gelmez; ilgili kayıtların somut uyuşmazlıkla bağlantısı, ölçülülük ve kişisel verilerin korunması gözetilmelidir. Telefon görüşme dökümü, görüşmenin yapıldığını gösterebilse bile görüşme içeriğini veya zina eylemini tek başına ispatlamayabilir.

    5.4. Adli raporlar, şiddet kayıtları ve koruma kararları

    Hastane muayeneleri, adli rapor, kolluk tutanakları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kararlar birbiriyle birlikte incelenebilir. Tedbir kararı ile kusurun kesin olarak ispatlanmış sayılması aynı şey değildir. Her belgenin hukuki fonksiyonu, tarihi ve olaya ilişkin içeriği önemlidir.

    5.5. Mali deliller

    Banka hesap hareketleri, kredi ve kredi kartı dökümleri, vergi kayıtları, SGK bilgileri, işyeri ve şirket kayıtları, tapu ve araç sicili, maaş bordroları, e-faturalar ve taşınmaz değerleme belgeleri özellikle tazminat, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi açısından önem taşır. Gelirin görünür kısmı ile ekonomik gücün tamamı aynı olmayabilir. Hukuka uygun yollarla elde edilen belgeler ve mahkemenin ilgili kurumlardan isteyeceği kayıtlar birlikte değerlendirilmelidir.

    6. Boşanmada maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174)

    6.1. Maddi tazminatın koşulları

    TMK m. 174/1, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaati zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu tarafa kusurlu diğer eşten uygun bir maddi tazminat isteme imkanı verir. Bu tazminat, evlilik içinde alınan bütün malların yarısı veya karşı taraftan talep edilen her meblağ anlamına gelmez. Boşanma sebebiyle zedelenen menfaatlerin, tarafların ekonomik koşullarının ve kusur durumunun birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    6.2. Manevi tazminatın koşulları

    TMK m. 174/2 uyarınca manevi tazminat için boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarına saldırı bulunması aranır. Salt boşanma, üzüntü veya evliliğin bitmiş olması tek başına manevi tazminat sebebi değildir. Şiddet, ağır hakaret, aşağılayıcı fiiller veya somut olayda kişilik hakkını ihlal eden diğer eylemler bu kapsamda tartışılabilir. Yargıtay kararları ağır kusur ile kişilik hakkına saldırının ayrı koşullar olduğunu vurgulamaktadır.

    6.3. Tazminat tutarı nasıl belirlenir?

    Mahkeme; ispatlanan fiillerin ağırlığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, zedelenen menfaatleri ve hakkaniyet ilkelerini dikkate alır. Kanunda her aldatma, hakaret veya şiddet vakıası için sabit bir tazminat tarifesi bulunmaz. Talep miktarı, zarar ve kusur analiziyle orantılı kurulmalı; mahkemeye taleple bağlılık ve usule ilişkin sonuçlar gözetilerek sunulmalıdır.

    6.4. Boşanma tazminatı mal paylaşımı yerine geçer mi?

    Hayır. Örneğin 400.000 TL maddi tazminat ve 600.000 TL manevi tazminat hükmedilmesi, eşin edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan olası alacağını doğrudan ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde tazminat talebi reddedilen eşin, mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkı bulunabilir. Taleplerin yasal sebepleri ayrıdır.

    7. Boşanma davasında nafaka türleri ve 2026 değişikliği

    Nafaka türü Temel işlev Dikkat edilecek husus
    Tedbir nafakası Dava sırasında geçim ve bakım ihtiyacının karşılanması TMK m. 169 kapsamında geçici önlemler; boşanmadaki nihai kusur hükmüyle özdeş değildir.
    Yoksulluk nafakası Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin geçimine katkı TMK m. 175; isteyenin kusuru daha ağır olmamalıdır. 2026 AYM iptal kararının yürürlüğü ertelenmiştir.
    İştirak nafakası Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım TMK m. 182 ve ilgili hükümler; öncelikle çocuğun menfaati ve tarafların güçleri dikkate alınır.

    7.1. Tedbir nafakası

    TMK m. 169 uyarınca hâkim, dava sürerken tarafların barınma ve geçimine, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri alır. Tedbir nafakası yönünden mahkemenin henüz kesin bir boşanma kusuru belirlemesi yapmamış olması önemlidir. Talebin değerlendirilmesinde tarafların gelirleri, giderleri ve geçici korunma ihtiyacı dikkate alınır.

    7.2. Yoksulluk nafakası

    Yoksulluk nafakası bakımından başlıca sorular şunlardır: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşülüyor mu? İsteyenin kusuru diğer eşten daha ağır mı? Diğer eşin mali gücü ne düzeyde? İhtiyaç ve ödeme kapasitesi gerçek belgelerle ortaya konulabiliyor mu? Çalışan eşin nafaka alamayacağına veya ev hanımı eşin her durumda nafaka kazanacağına dair mutlak bir kural yoktur. Gelirin yeterliliği, yaşam koşulları ve yoksulluk ölçütü somut olayda incelenir.

    Güncel hukuki durum: TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal kararının 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek olması, 2026’da bir yıldan veya beş yıldan sonra nafakanın kendiliğinden sona ereceği anlamına gelmez. Kanun koyucunun sonraki düzenlemeleri ve o tarihte yürürlükteki normlar ayrıca izlenmelidir.

    7.3. İştirak nafakası

    Velayeti kendisine bırakılmayan eş, mali gücü oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılır. Nafaka çocukların yaşına, sağlık ve eğitim gereksinimlerine, ebeveynlerin gelirlerine göre belirlenir. Tarafların birbirine duyduğu kişisel husumet, çocuğun bakım ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

    7.4. Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması

    TMK m. 176 ve ilgili düzenlemeler uyarınca ekonomik ve sosyal koşulların değişmesi nafakanın uyarlanmasını gündeme getirebilir. Yoksulluk nafakası irat şeklinde kararlaştırıldığında yeniden evlenme, taraflardan birinin ölümü ve kanundaki diğer sona erme veya kaldırma sebepleri değerlendirilir. Bu konuda her dosyanın güncel delilleri ve hüküm fıkrasının içeriği belirleyicidir.

    8. Velayet, çocukla kişisel ilişki ve dava sırasındaki geçici önlemler

    Velayet, ebeveynlerden birine verilen ödül veya diğerine uygulanan ceza değildir. Çocuğun üstün yararı, güvenliği, gelişimi, yaşı, eğitim düzeni, sağlık durumu ve uygun koşullarda görüşü dikkate alınır. Anne veya babanın yalnızca ekonomik yönden daha güçlü olması tek başına belirleyici değildir. Gerektiğinde sosyal inceleme ve uzman değerlendirmesine başvurulabilir.

    Çocukla kişisel ilişki düzenlemesi, velayet kararından farklı bir başlıktır. Şiddet ve istismar iddiaları varsa koruyucu yaklaşım, somut risk analizi ve ilgili koruma tedbirleri önem kazanır. Ayrıca boşanma davası süresince çocuğun kalacağı yer, bakım giderleri ve barınma düzeni hakkında geçici önlemler alınabilir.

    9. Eşler arasındaki mal rejimi türleri nelerdir?

    Türk hukukunda mal rejimi ile mülkiyet kaydının aynı kavram olmadığı özellikle vurgulanmalıdır. Tapunun yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, diğer eş lehine mal rejiminden doğan parasal bir alacak bulunmadığı sonucunu doğurmayabilir.

    Mal rejimi Temel ilke Önemli ayrım
    Edinilmiş mallara katılma TMK m. 202 uyarınca sözleşme yoksa geçerli yasal rejim Artık değere katılma ve değer artış payı gibi alacaklar gündeme gelebilir.
    Mal ayrılığı TMK m. 242: Eşler kendi malvarlıklarını yönetir Kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimindeki artık değer paylaşımı uygulanmaz.
    Paylaşmalı mal ayrılığı TMK m. 244 ve devamı Mal ayrılığıyla aynı değildir; kanundaki paylaşım mekanizmaları dikkate alınır.
    Mal ortaklığı TMK m. 256 ve devamı Ortaklık malları ve kişisel mallar özel kurallara tabidir.

    9.1. 1 Ocak 2002 öncesi ve sonrası ayrımı

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmesi, önceki evlilikler açısından dönemsel analizi zorunlu kılar. Önceki kanun dönemindeki yasal mal ayrılığı rejimi ve 4722 sayılı Kanun’un geçiş hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin 1995 yılında evlenmiş bir çiftin 1999’da aldığı taşınmaz ile 2015’te aldığı taşınmazın aynı rejime tabi olduğu peşinen söylenemez.

    10. Edinilmiş malların tasfiyesi: Ev, araç, banka ve şirket payları

    10.1. Edinilmiş mallar ve kişisel mallar

    TMK m. 219 kapsamında çalışma karşılığı edinimler, bazı sosyal güvenlik ödemeleri, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal niteliğinde olabilir. TMK m. 220 kapsamında rejimin başlangıcında sahip olunan değerler, miras veya karşılıksız kazanımlar, kişisel kullanım eşyaları, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler ise kural olarak kişisel maldır. Her bir değerin kaynağı ve finansmanı belgelerle belirlenmelidir.

    10.2. “Evlilikte alınan her şey yüzde 50 paylaştırılır” iddiası neden eksiktir?

    Katılma alacağı, diğer eşin tapulu malının otomatik yarısına ortak olma hakkı değildir. Önce aktif ve pasif değerler, kişisel mal katkıları, borçlar, denkleştirmeler, eklenmesi gereken değerler ve artık değer belirlenir. TMK m. 236/1 uyarınca kural olarak diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı doğar. Somut hesap kimi dosyada ciddi bir alacak, kimi dosyada ise borç ve kişisel mal sebepleriyle daha düşük veya sıfır sonuç doğurabilir.

    10.3. Krediyle alınan konut

    Taşınmazın edinildiği tarih, peşinatın kişisel ya da edinilmiş maldan karşılanıp karşılanmadığı, kredi taksitlerinin hangi dönemde ve hangi kaynakla ödendiği, bakiye kredi borcu ve değerleme zamanı birlikte incelenir. Krediyle edinilen daireye ilişkin hesap yalnızca bugünkü tapu değerinin ikiye bölünmesinden ibaret değildir.

    10.4. Şirket hisseleri, işletmeler ve mesleki kazançlar

    Şirket payının iktisap tarihi, sermaye kaynağı, payın mal rejimi başlangıcındaki varlığı, değer artışının niteliği, şirketin aktif-pasif yapısı ve tasfiye dönemindeki değerleme uzmanlığı önemlidir. Evlilik öncesi şirkete sahip olma ile evlilik sırasında ortaklık payı edinme farklı ihtimallerdir. TMK m. 221 kapsamında mesleki faaliyet veya işletme nedeniyle doğan bazı değerlerin, kanunun izin verdiği sınırlar içinde mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mal kabul edilmesi de mümkündür.

    10.5. Banka hesapları, yatırım araçları ve dijital varlıklar

    Hesabın kimin adına açıldığı tek başına belirleyici değildir. Hesaba giren paranın tarihi, kaynağı, dönüşen yatırımlar, kredi kullanımı, kişisel miras parası ve diğer mali hareketler araştırılmalıdır. Dijital varlıklar ve kripto varlıklar bakımından da malvarlığı değeri, aidiyet, edinim zamanı ve güvenilir değerleme ispatı önem taşır; ilgili varlık kategorisi için otomatik bir “paylaşılmaz” istisnası varsayılamaz.

    10.6. Değer artış payı ve denkleştirme

    TMK m. 227, bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız ya da uygun karşılık almaksızın katkısını düzenler. TMK m. 230 ise kişisel mal ile edinilmiş mal kesimleri arasında yapılan ödemeler nedeniyle denkleştirmeyi öngörür. Bu iki talep, katılma alacağından ayrışan hesaplamalar gerektirebilir.

    10.7. Mal rejimi ne zaman sona erer?

    TMK m. 225’e göre mahkemece boşanmaya karar verilmesi halinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. Bu sonuç, ilgili boşanma kararının verilmesi ve hukuken kesinleşmesi bağlamında değerlendirilir. Buna karşılık malların hesaplanmasında uygulanacak değerleme anı, eklenmesi gereken değerler ve kredi ilişkileri kendi özel kurallarına tabidir. “Dava açıldığı gün tüm mallar o günkü rayiç bedelle hesaplanır” genellemesi doğru değildir.

    10.8. Zina ve hayata kast nedeniyle boşanmada katılma payının azaltılması

    TMK m. 236/2, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkime kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltma veya kaldırma yetkisi tanır. Bu istisna, her sadakatsizlik iddiasına veya TMK m. 166 kapsamında verilen bütün boşanma kararlarına kendiliğinden uygulanmaz. Boşanma hükmünün hukuki sebebi, deliller ve özel koşullar dikkatle değerlendirilmelidir.

    11. Mal ayrılığı sözleşmesinin geçerlilik şartları

    Mal ayrılığı sözleşmesi, boşanma gündeme geldiğinde sıklıkla ileri sürülen önemli belgelerdendir. Ancak sözleşmenin üzerinde “mal ayrılığı” yazması onun her hükmünün hukuken geçerli olduğu anlamına gelmez. Kanunda öngörülen şekil, ehliyet, içerik ve irade koşulları birlikte incelenmelidir.

    11.1. Sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir

    TMK m. 203’e göre eşler evlenmeden önce veya sonra mal rejimi sözleşmesi yapabilir. Mevcut rejimin kaldırılması veya değiştirilmesi mümkündür; ancak seçim kanunun izin verdiği sınırlar içinde yapılmalıdır. Tarafların herhangi bir ad altında kanunda bulunmayan sınırsız, karma ve emredici kurallara aykırı bir rejim icat etmesi hukuken sorun oluşturabilir.

    11.2. Noterde düzenleme veya onaylama şekli

    TMK m. 205 gereğince mal rejimi sözleşmesi kural olarak noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Bunun istisnası, evlenme başvurusu sırasında eşlerin hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilmesidir. Bu nedenle eşler arasında evde imzalanan sıradan bir kağıt, tek başına her durumda geçerli bir mal rejimi seçimi sayılmaz. Noterde yapılan sözleşme tarafların ve gerektiğinde yasal temsilcilerinin imzalarını taşımalıdır.

    11.3. Ayırt etme gücü ve yasal temsilci rızası

    TMK m. 204 uyarınca sözleşme ancak ayırt etme gücü bulunan kişilerce yapılabilir; küçükler ve kısıtlılar bakımından yasal temsilci rızası gerekir. Sözleşmenin imzalandığı andaki fiili ehliyetin tartışmalı olduğu dosyalarda tıbbi belgeler, noter işlemleri ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.

    11.4. Tarafların gerçek ve serbest iradesi

    Noter işlemi, her türlü irade sakatlığı iddiasını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Yanılma, aldatma, korkutma, aşırı yararlanma ve hukuka ya da ahlaka aykırı içerik bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri, Türk Medeni Kanunu m. 5’in yollaması çerçevesinde gündeme gelebilir. Bununla birlikte noterde imzalanmış olması, sözleşmenin kurulduğuna ilişkin önemli bir delildir; geçersizlik iddiası soyut değil somut dayanaklarla ileri sürülmelidir.

    11.5. Boşanmadan sonra imzalanan belge farklı nitelikte olabilir

    Boşanma veya mal rejiminin sona ermesinden sonra yapılan malvarlığı tasfiye anlaşması, teknik anlamda devam eden mal rejiminin seçimi değil, mevcut alacakların tasfiyesine ilişkin bir sözleşme niteliği taşıyabilir. Bu ayrım, şekil ve içerik denetimi bakımından önemlidir. Taşınmaz mülkiyetinin devri ise ayrıca kendine özgü resmi şekil ve tescil kurallarına tabidir.

    12. Mal ayrılığı sözleşmesi hangi durumlarda geçersiz olabilir?

    Tartışma konusu Hukuki değerlendirme Örnek deliller
    Kanuni şekle uyulmaması TMK m. 205’in resmi şekil kuralı ve evlenme başvurusu istisnası Noter kayıtları, onaylı nüsha, evlenme başvuru evrakı
    Ayırt etme gücü veya temsilci rızası sorunu TMK m. 204 ve genel ehliyet hükümleri Sağlık raporu, vesayet kararı, noter tutanağı
    Aldatma veya korkutma TBK m. 30–39 ve sürelere ilişkin değerlendirme Yazışmalar, tanık, çağrı ve olay kronolojisi
    Aşırı yararlanma TBK m. 28’deki özel unsurlar aranır Ekonomik kayıtlar, sözleşme koşulları ve baskı ilişkisi
    Kanuna aykırı içerik TMK m. 203, 237–238 ve TBK m. 27 bağlamında kısmi veya bütünsel geçersizlik Sözleşmenin tam metni, ekler ve düzenlenme amacı
    Geçmişe etkili hükümler 4722 sayılı Kanun’un geçiş istisnaları dışında kural olarak ileriye etkili rejim değişikliği Evlilik ve sözleşme tarihleri, mal edinim kayıtları

    12.1. Sözleşme tamamen mi, kısmen mi geçersiz olur?

    Geçersizlik nedeninin yalnızca belirli bir maddeye ilişkin olması halinde, sözleşmenin geri kalanının ayakta kalıp kalamayacağı ayrıca değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2023/7024, K.2024/6794 sayılı kararı, geçmişe etkili mal rejimi hükümlerinin geçersiz olmasına karşın sözleşme tarihinden ileriye dönük mal ayrılığı seçiminin geçerli olabileceğini gösteren önemli bir örnektir. Bu sebeple “sözleşme geçersiz” talebi ile “sözleşmenin belirli maddeleri geçersiz” iddiası delil ve sonuçları yönünden ayrıştırılmalıdır.

    12.2. Sözleşme hangi nedenle ve hangi süre içinde tartışmaya açılabilir?

    Şekle aykırılık, emredici kurala aykırılık ve irade bozukluğu aynı hukuki rejime tabi değildir. Özellikle TBK m. 39 bakımından yanılma veya aldatmanın öğrenilmesi ya da korkutma etkisinin kalkmasından itibaren bir yıllık süre önemlidir. Aşırı yararlanmanın şartları ve TBK m. 28’deki süreler ise ayrıca ele alınır. Her geçersizlik iddiasına tek bir genel “iptal davası süresi” uygulanacağı varsayılamaz.

    12.3. Sözleşmedeki “bütün haklarımdan vazgeçiyorum” ifadesi yeterli mi?

    Belirsiz ve kapsamı açık olmayan ifadeler, özellikle farklı hukuki sebeplere dayanan mal rejimi alacaklarını sona erdirme iddiasında sorun yaratabilir. Bir mal rejimi seçimi ile geçmiş dönemin tasfiyesine ilişkin açık anlaşma ve doğmuş alacaktan feragat aynı hukuki işlem değildir. Sözleşme metnindeki her hüküm ayrı nitelendirilmelidir.

    13. Sonradan yapılan mal ayrılığı sözleşmesi geçmişe etkili olur mu?

    Kural olarak hayır. Bu konu özellikle evlilik yıllarca devam ettikten sonra, boşanma ihtimali ortaya çıktığında imzalanan sözleşmelerde önem taşır. TMK m. 203’ün kanuni sınırları ve 4722 sayılı Kanun’un geçiş hükümleri gözetilerek dönemsel ayrım yapılmalıdır.

    13.1. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/7024, K.2024/6794

    Karara konu olayda eşler yıllar önce evlenmiş ve 2015 yılında mal rejimi değişikliği sözleşmesi yapmıştır. Yargıtay, geçmişe etkili sözleşme hükümlerinin 4722 sayılı Kanun’daki istisnalar dışında geçerli olmayacağını; sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren mal ayrılığı seçimini içeren bölümünün ise geçerliliğini koruyacağını belirtmiştir. Bu nedenle uyuşmazlık yalnızca sözleşmenin noter tarafından düzenlenip düzenlenmediğiyle sınırlı değildir: Önceki edinimlerin hangi rejime tabi olduğuna bakmak zorunludur.

    Örnek: 2012’de satın alınan bir konut için eşler 2021’de mal ayrılığı sözleşmesi düzenlediyse, 2012–2021 dönemi bakımından doğmuş mal rejimi tasfiyesi ihtimali yalnızca “artık mal ayrılığına geçtik” cümlesiyle ortadan kalkmaz. Taşınmazın 2012’deki finansmanı, 2021’e kadarki işlemler, mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye koşulları ayrı ayrı incelenmelidir.

    Yargıtay karar metni: 2. Hukuk Dairesi, E.2023/7024, K.2024/6794.

    13.2. Kişisel malların gelirlerini ayrı tutmak mümkün müdür?

    TMK m. 221, edinilmiş mallara katılma rejimi içinde kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağının sözleşmeyle kararlaştırılmasına olanak verir. Buna karşılık böyle bir hükmün varlığı, sınırsız biçimde bütün geçmiş kazanımların kişisel mal sayıldığı anlamına gelmez. Geçerlilik ve kapsam yine kanuni sınırlar ve sözleşme tarihine göre incelenir.

    14. 2026 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı: Mal rejimi alacağından açık feragat

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihli, E.2025/354, K.2026/267 sayılı kararıyla boşanma dosyasında yer alan genel kapsamlı bir haklardan vazgeçme veya hibe ifadesinin, mal rejimi tasfiyesinden doğan alacakları açıkça kapsamadığı durumda katılma alacağından feragat olarak yorumlanamayacağını kabul etmiştir.

    Uyuşmazlıkta eşlerden biri boşanma sonrası, kendisine düşen hakları dava etmeyeceği ve diğerine hibe ettiği anlamına gelen bir yazı sunmuş; daha sonra evlilik döneminde edinilen taşınmazlar yönünden katılma alacağı talep etmiştir. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, belgenin mal rejimi tasfiyesinden doğan alacaklardan vazgeçmeyi açık ve kesin biçimde düzenlemediği sonucuna ulaşmıştır. Kararda farklı görüş de bulunmaktadır; bu nedenle somut metin ve taraf iradeleri titizlikle yorumlanmalıdır.

    Bu kararın önemi şudur: Boşanma, nafaka, maddi-manevi tazminat, mal rejimi tasfiyesi ve taşınmaz devri ayrı hukuki sonuçlardır. Bir hakka ilişkin genel feragat ifadesinin hepsini kapsadığı varsayılmamalıdır. Protokol, sulh ve feragat metinlerinde hangi alacakların hangi hukuki sebeple tasfiye edildiği açıkça yazılmalıdır.

    Karar künyesi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026, E.2025/354, K.2026/267.

    15. Boşanma davasında mal kaçırma riski ve hukuki koruma

    15.1. Tapu ve araç devri yapılması katılma alacağını her zaman ortadan kaldırmaz

    TMK m. 229 uyarınca mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler, kanundaki koşullarda tasfiye hesabına eklenecek değer olarak dikkate alınabilir. Bu düzenleme her satışın otomatik olarak iptal edileceği anlamına gelmez. İşlemin gerçek bedeli, tarih, taraflar arasındaki ilişki ve devir amacı incelenir.

    15.2. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz aynı araç değildir

    HMK m. 389 ve devamındaki ihtiyati tedbir ile İİK’daki ihtiyati haczin amaç ve şartları farklıdır. Taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olması, gelecekteki bir para alacağının güvence altına alınması ve eşin tasarruf yetkisinin sınırlanması aynı talepler değildir. Her durumda somut tehlikenin, hukuki yararın, yaklaşık ispatın ve gerekli güvence şartlarının değerlendirilmesi gerekir. Boşanma davası açıldığı için bütün mallara kendiliğinden tedbir konulmaz.

    15.3. Aile konutu şerhi ve TMK m. 194

    Aile konutuna ilişkin koruma, mal rejimi tasfiyesinden ayrı bir hukuki kurumdur. TMK m. 194 kapsamında eşlerden biri diğerinin açık rızası olmaksızın aile konutuyla ilgili belirli tasarrufları yapamaz. Aile konutu şerhi, taşınmazın malikini değiştirmez ve otomatik olarak yüzde 50 mülkiyet hakkı doğurmaz; ancak kanunun öngördüğü koruma bakımından önemlidir.

    15.4. Koruma ihtiyacında belge listesi

    Riskli dosyalarda ilk incelemede tapu kayıtları, edinim ve devir tarihleri, noter işlemleri, banka transferleri, kira sözleşmeleri, şirket pay devirleri, araç kayıtları, mal rejimi sözleşmesi, kredi belgeleri ve eşler arasındaki ilgili yazışmaların kronolojik dosyalanması yararlıdır. Belgelerin hukuka uygun yoldan sağlanması esastır.

    16. Boşanma ve mal rejimi davalarında süreler

    Konu Temel süre / başlangıç Uyarı
    Zina nedeniyle boşanma (TMK 161) Öğrenmeden itibaren 6 ay; her halde fiilden itibaren 5 yıl Hak düşürücü süre ve affetme ayrıca incelenir.
    Hayata kast, pek kötü/onur kırıcı davranış (TMK 162) Öğrenmeden itibaren 6 ay; her halde fiilden itibaren 5 yıl Özel sebebe ilişkin sürelerdir.
    Önceki boşanma davasının reddinden sonra (TMK 166/4) Ret kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl Ortak hayatın yeniden kurulamaması aranır.
    Boşanmanın fer’î sonuçlarından doğan dava hakları (TMK 178) Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl Kapsamı özellikle tazminat ve nafaka taleplerinde önemlidir.
    Katılma alacağı ve değer artış payı Yargıtay HGK içtihadına göre kural olarak 10 yıllık genel zamanaşımı Boşanma halinde başlangıç olarak kesinleşme tarihi esas alınır; farklı sona erme sebepleri ayrıca değerlendirilir.
    Yanılma, aldatma, korkutma (TBK 39) Öğrenme veya korkutmanın etkisinin kalkmasından itibaren 1 yıl Sözleşmenin onanmış sayılması riski vardır.
    Yoksulluk nafakasında AYM iptalinin yürürlüğü 30 Haziran 2027 17 Ekim 2026 itibarıyla iptal hükmü henüz yürürlükte değildir.

    16.1. En çok karıştırılan süre: Bir yıl mı, on yıl mı?

    TMK m. 178’deki bir yıllık zamanaşımı ile edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağının on yıllık zamanaşımı aynı değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2013 tarihli, E.2013/8-375, K.2013/520 sayılı kararı ve izleyen içtihatlarında mal rejimi tasfiyesi alacakları bakımından TBK m. 146’ya dayanan genel on yıllık süre benimsenmiştir. Bu konuda somut mal rejimi, sona erme sebebi, kesinleşme tarihi ve zamanaşımını etkileyen işlemler ayrıca incelenmelidir.

    Yargıtay içtihadı: Mal rejimi alacaklarında on yıllık zamanaşımı.

    16.2. Hak düşürücü süre ile zamanaşımı farkı

    Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı usul bakımından aynı sonuçları doğurmaz. Talebin hangi özel hükme dayandığı, başlangıç tarihi, kesilme veya durma halleri ve karşı tarafın zamanaşımı savunması ayrı incelenmelidir. Belgeler uzun süredir mevcut olsa bile dava stratejisi süre hesabı yapılmadan belirlenmemelidir.

    17. Uygulama örnekleri: Beş farklı boşanma ve mal rejimi senaryosu

    Örnek 1: Evlilik sırasında alınmış, yalnızca bir eş adına kayıtlı konut

    Eşler 2010 yılında evlenmiş, 2018’de çalışma gelirleriyle konut alınmış ve tapu yalnızca bir eş adına tescil edilmiştir. Eşler başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma hükümleri çerçevesinde, kredi ve diğer kaynaklar ayrıştırılarak olası katılma alacağı incelenebilir. Diğer eşin tapuda malik görünmemesi tek başına alacağı dışlamaz.

    Örnek 2: Evlilikten önce edinilmiş ev ve evlilikte elde edilen kira

    Evlilikten önce sahip olunan konut kural olarak kişisel maldır. Bununla birlikte edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malın kira geliri kural olarak edinilmiş mal niteliğinde olabilir; TMK m. 221’e uygun bir sözleşme ile farklı düzenleme yapılmış olması ayrıca araştırılır. Konutun kendi mülkiyetiyle kira gelirini aynı mal kategorisinde görmek hatalıdır.

    Örnek 3: Evliliğin son yılında noterlikte mal ayrılığına geçiş

    2010’da evlenen eşler 2025’te mal ayrılığına geçmiştir. 2025 sonrası edinimler seçilen rejim uyarınca değerlendirilirken, 2010–2025 döneminde edinilen değerler önceki rejime ilişkin tasfiye sorunlarını gündeme getirebilir. Sözleşmedeki “evlendiğimiz günden beri mal ayrılığı geçerlidir” ibaresinin hukuki sonuç doğurup doğurmadığı, Yargıtayın geçmişe etki içtihadı doğrultusunda ayrıca incelenmelidir.

    Örnek 4: Sadakatsizlik nedeniyle ağır kusur ve ayrıca mal paylaşımı talebi

    Eşin kişilik haklarına saldırı oluşturan sadakatsiz davranışları, koşulları varsa TMK m. 174 kapsamında manevi tazminata konu olabilir. Ancak katılma alacağının tamamen ortadan kaldırılması farklı meseledir. Özellikle TMK m. 236/2 istisnasının uygulanabilmesi için zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hükmünün ve kanuni koşulların değerlendirilmesi gerekir.

    Örnek 5: Boşanma protokolünde “başka talebim yok” ibaresi

    Tarafların tazminat ve nafaka konusunda anlaştığı bir belgede mal rejimi alacakları hakkında açık bir ifade bulunmayabilir. Yargıtay HGK’nın 2026/267 sayılı kararı ışığında, böylesi bir beyanın katılma alacağını kesin olarak ortadan kaldırdığı ileri sürülmeden önce belgenin tamamı ve bağlamı incelenmelidir. Genel bir cümleye güvenerek değerli bir mal rejimi davasının hiç açılmaması ciddi hak kaybına yol açabilir.

    17.1. Dava hazırlığında sık yapılan hatalar

    • Kusur iddiasını tarih, olay ve delil belirtmeden genel ifadelerle ileri sürmek.
    • İzinsiz erişim yoluyla elde edilen dijital verileri güvenli delil zannetmek.
    • Maddi-manevi tazminatı, katılma alacağını ve tapu mülkiyetini aynı hak gibi değerlendirmek.
    • Mal ayrılığı sözleşmesinin bütün geçmiş dönemi otomatik olarak kapsadığını düşünmek.
    • Boşanma kararının tebliği, kesinleşmesi ve dava açma tarihlerini karıştırmak.
    • Mal kaçırma şüphesinde işlemin hangi hukuki koruma yolunu gerektirdiğini belirlemeden genel tedbir talep etmek.
    • Eşin borçlarını ve taşınmazın finansmanını değerleme dışında tutmak.
    • Boşanma protokolündeki belirsiz feragat ifadelerini tüm mali haklar bakımından kesin sonuçlu saymak.

    18. Çekişmeli boşanma hakkında sık sorulan sorular

    Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?

    Yargılama süresi mahkemenin iş yüküne, tebligatlara, delillerin kapsamına, tanık ve uzman incelemesine, karşı davaya ve kanun yollarına göre değişir. Her dosya için geçerli sabit bir bitiş süresi yoktur. Dosyanın dava ve delil planı üzerinden takvimlendirilmesi daha gerçekçidir.

    Çekişmeli boşanmada kim dava açarsa kaybeder?

    İlk dava açan eşin hak kaybettiğine ilişkin bir kural yoktur. Önemli olan ileri sürülen vakıaların ispatı, kusur durumu ve taleplerin yasal koşullarıdır.

    Boşanmak isteyen eş mutlaka kusurlu mudur?

    Hayır. Boşanma istemek tek başına kusur değildir. Kusur, evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerin somut ihlali üzerinden belirlenir.

    Eşit kusur halinde tazminat alınabilir mi?

    TMK m. 174’e dayalı maddi ve manevi tazminatta isteyen eşin daha ağır veya eşit kusurlu olması kural olarak talebin kabulüne engeldir. Bununla birlikte kusurun eşit olup olmadığı her somut vakıa ve delilin değerlendirilmesine bağlıdır.

    Aldatma nedeniyle tüm mallar aldatılan eşe verilir mi?

    Hayır. Kusur ve mal rejimi tasfiyesi farklı kurallara bağlıdır. TMK m. 236/2, yalnızca kanunda sayılan zina veya hayata kast nedeniyle boşanma durumlarında kusurlu eşin artık değerdeki payının azaltılması veya kaldırılması imkanı tanır; otomatik bütün malvarlığı devri öngörmez.

    Mal ayrılığı sözleşmesi noterde yapıldıysa her maddesi kesin geçerli midir?

    Hayır. Noter şekil şartının yerine getirilmesi bakımından önemlidir; ehliyet, gerçek irade, emredici hükümlere uygunluk, sözleşme kapsamı ve geçmişe etki ayrıca denetlenebilir.

    Evlenmeden önce alınan ev boşanmada paylaşılır mı?

    Kural olarak evlilik öncesi mülkiyet kişisel maldır. Ancak evlilikte ödenen kredi taksitleri, diğer eşin katkıları, gelirler ve mal kesimleri arasında denkleştirme gibi konular ayrıca alacak doğurabilir.

    Evlilik sırasında miras kalan ev paylaşılır mı?

    Miras yoluyla edinilen taşınmaz kural olarak kişisel maldır. Bununla birlikte gelirleri ve taşınmaza edinilmiş maldan yapılan katkılar farklı inceleme gerektirebilir.

    Çalışmayan eş mal paylaşımı talep edebilir mi?

    Evet. Yasal edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı, tek başına doğrudan maaş geliri elde etme şartına bağlı değildir. Malın edinim dönemi, kaynakları ve tasfiye hesabı belirleyicidir.

    Boşanma sürerken eşlerden biri evi satarsa ne olur?

    Satışın tarihi, gerçek bedeli, alıcı ve amaç dikkate alınır. TMK m. 229 kapsamındaki ekleme koşulları veya somut olaya uygun hukuki koruma yolları gündeme gelebilir. Her satışın kendiliğinden hükümsüz olduğu söylenemez.

    Boşanma davası açılınca mal rejimi sona erer mi?

    Boşanma kararı verilmesi halinde TMK m. 225 gereğince mal rejiminin sona ermesi dava tarihine etkili olur. Ancak tasfiye için gereken kesinleşme ve değerleme ayrıntıları ayrıca değerlendirilir.

    Boşanma davası ile mal paylaşımı aynı dava mıdır?

    Hayır. Boşanmanın fer’î sonuçları ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacaklar farklı hukuki taleplerdir; dava, görev, zamanlama ve delil değerlendirmesi bakımından ayrı yönleri bulunur.

    Boşanma protokolü imzalayan eş sonradan katılma alacağı isteyebilir mi?

    Belgenin mal rejimi alacakları konusunda açık ve geçerli bir tasfiye ya da feragat içerip içermediğine bağlıdır. Yargıtay HGK’nın 29.04.2026 tarihli kararı, genel haklardan vazgeçme ifadelerinin yorumunda özel önem taşır.

    Boşanma tazminatı için süre ne kadardır?

    TMK m. 178 uyarınca boşanmanın sona ermesinden doğan dava haklarında kesinleşmeden itibaren bir yıllık zamanaşımı kuralı önemlidir. Boşanma davası içinde ileri sürülen taleplerin usulü ve özel durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

    Mal paylaşımı davası için süre bir yıl mıdır?

    Hayır. Katılma alacağı ve değer artış payı bakımından yerleşik Yargıtay içtihadında kural olarak on yıllık genel zamanaşımı uygulanır. TMK m. 178’in bir yıllık süresiyle karıştırılmamalıdır.

    2026 yılında süresiz nafaka tamamen kaldırıldı mı?

    Hayır. Anayasa Mahkemesi, TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş olsa da iptal hükmünün yürürlüğü 30 Haziran 2027‘ye ertelenmiştir. 17 Ekim 2026 tarihi itibarıyla mevcut nafakalar kendiliğinden sona ermemiştir.

    19. Sonuç: Çekişmeli boşanmada dosya bazlı hukuki değerlendirme neden önemlidir?

    Çekişmeli boşanma davasında başarılı bir hukuki değerlendirme, boşanma nedeninin doğru seçilmesini, kusur vakıalarının ayrıştırılmasını, hukuka uygun delillerin kullanılmasını, tazminat ve nafaka taleplerinin somutlaştırılmasını ve malvarlığına ilişkin ayrı tasfiye hesabının yapılmasını gerektirir. Mal ayrılığı sözleşmesinin tarihi, şekli, içeriği ve geçmişe etkisi bu değerlendirmeyi doğrudan değiştirebilir.

    Özellikle 2026 yılında açıklanan Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları; nafakanın gelecekteki yasal rejimi, kusurun tazminata etkisi ve mal rejimi haklarından feragatin kapsamı hakkında güncel ve önemli hukuki gelişmeler ortaya koymaktadır. Ancak hiçbir karar, olayın tarihini, sözleşme metnini ve dosyadaki delilleri incelemeden mekanik biçimde uygulanmamalıdır.

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun | dolgun.av.tr

    Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Belirli bir uyuşmazlıkta sonuç; ilgili tarihte yürürlükte olan mevzuata, somut delillere, talep ve savunmalara göre değişebilir. Sonraki kanun değişiklikleri ve yargı kararları ayrıca kontrol edilmelidir.

    20. Mevzuat, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kaynakları

    1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m. 161–166, 168–169, 174–179, 182, 184–185, 194, 202–206, 219–225, 227–230, 235–243.
    2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 187–190, 389 ve devamı.
    3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 27–39 ve 146.
    4. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, özellikle m. 10.
    5. 7532 sayılı Kanun, m. 13; TMK m. 166/4 değişikliği, RG 27.11.2024, sayı 32735.
    6. Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, 04.06.2026; RG 30.09.2026, sayı 33386.
    7. Anayasa Mahkemesi, E.2025/203, K.2026/39, 12.02.2026; RG 17.04.2026, sayı 33227 (TMK m. 166/4’teki bir yıllık süre).
    8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/7024, K.2024/6794 (mal rejimi değişikliği sözleşmesinin geçmişe etkisi).
    9. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/354, K.2026/267, 29.04.2026 (mal rejimi tasfiyesi alacağından açık feragat).
    10. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/7504, K.2026/2938, 12.03.2026 (kusur ve maddi tazminat).
    11. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2026/295, K.2026/6198, 09.06.2026 (kusur ve tazminat).
    12. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/6644, K.2026/1407, 10.02.2026 (manevi tazminatın tutarı).
    13. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/8-375, K.2013/520, 17.04.2013 ve izleyen kararlar (katılma alacağında on yıllık zamanaşımı).
    14. Yargıtay içtihadı: TMK m. 236/2’nin özel boşanma sebebiyle ilişkisi.
  • Kamu İhalelerinde Hakediş, Menfi Tespit ve Alacak Davaları | 2026

    Kamu İhalelerinde Hakediş, Menfi Tespit ve Alacak Davaları | 2026

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun

    Hukuki inceleme tarihi: 8 Ekim 2026

    İnceleme alanı: Kamu ihale hukuku, eser sözleşmeleri, yapım işleri, hakediş uyuşmazlıkları, kamu zararı, menfi tespit ve alacak davaları.

    Kamu İhalelerinde Hakediş Uyuşmazlıkları, Mimari Projeye Uygun Teslim, Menfi Tespit ve Alacak Davaları

    Kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların en önemli bölümü, ihale sonuçlandıktan ve sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkmaktadır. Özellikle anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde yüklenicinin inşaatı tamamlaması, eserin idareye teslim edilmesi, hakediş raporlarının düzenlenmesi ve geçici kabul işlemlerinin yapılması, taraflar arasındaki bütün hukuki ihtilafların sona erdiği anlamına gelmemektedir.

    Uygulamada bazı kamu idareleri, belediyeler ve mahalli idareler, tamamlanmış veya kullanılmaya başlanmış bir yapım işi hakkında sonradan teknik inceleme, denetim ya da eksiklik raporu hazırlayabilmektedir. Bu raporlarda mimari projeye aykırılık, eksik imalat, fazla hakediş ödemesi, hatalı metraj, sözleşme dışı ödeme veya kamu zararı bulunduğu ileri sürülebilmektedir.

    Ancak hukuki uyuşmazlığın çözümü yalnızca idarenin hazırladığı rapora dayanılarak gerçekleştirilemez. Öncelikle yüklenicinin hangi projeyi uygulamakla yükümlü olduğu, işin hangi sözleşme bedeli üzerinden üstlenildiği, imalatların hangi tarihte gerçekleştirildiği, hakedişlerin nasıl onaylandığı, geçici kabulün hangi şartlarla yapıldığı ve idarenin sonradan projede veya mevcut yapı üzerinde değişiklik yapıp yapmadığı araştırılmalıdır.

    Özellikle idarenin eksiklik tespitinden sonra yeni bir ihale gerçekleştirmesi, yapının başka bir yüklenici tarafından değiştirilmesi, mevcut imalatların sökülmesi veya yeni işlerin yapılması, hukuk davasında delillerin değerlendirilmesini doğrudan etkileyebilir. Böyle durumlarda uyuşmazlığın merkezindeki sorun yalnızca yapım işinin eksik olup olmadığı değildir. İddia edilen eksikliğin hangi tarihte mevcut olduğu, kimin eyleminden kaynaklandığı ve artık objektif olarak tespit edilip edilemeyeceği de araştırılmalıdır.

    Bu incelemede 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili yargı kararları birlikte değerlendirilmektedir. 2025 ve 2026 yıllarında kamu ihale mevzuatında meydana gelen gelişmeler ile akademik literatürdeki değerlendirmeler de dikkate alınmıştır. [1][2][3]

    İçindekiler

    1. Kamu İhale Hukukunda 2025 ve 2026 Yıllarındaki Güncel Gelişmeler

    Kamu ihale sözleşmelerinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların değerlendirilmesinde, sözleşmenin imzalandığı tarih kadar ihalenin ilan veya duyuru tarihi de önem taşımaktadır. Çünkü sonraki mevzuat değişiklikleri, yürürlük ve geçiş hükümleri incelenmeksizin geçmişte akdedilen bütün sözleşmelere uygulanamaz.

    30 Temmuz 2025 tarihli ve 32971 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeler, yapım işlerinde hakedişlerin düzenlenmesi, ödemelerin yapılması, fiyat farkları, yeni birim fiyatlar, proje değişiklikleri ve kesin hesaplara itiraz bakımından önemli yenilikler getirmiştir. Kamu İhale Kurumu, bu değişikliklerin ilanı veya duyurusu 1 Eylül 2025 tarihinden sonra yapılan ihaleler ve bunlara ilişkin sözleşmeler bakımından uygulanacağını açıklamıştır. [1]

    2026 yılında ise 9 Nisan ve 13 Mayıs tarihlerinde kamu ihale mevzuatında yeni düzenlemeler yayımlanmıştır. 13 Mayıs 2026 tarihli düzenlemeler özellikle belirli yapım işlerinde iş deneyim belgelerinin güncellenmesine ilişkin hükümler içermektedir. Bu değişikliklerin tamamı, devam eden her hakediş uyuşmazlığının çözümünü doğrudan değiştiren hükümler olarak yorumlanmamalıdır. [2]

    2 Temmuz 2026 tarihinde Kamu İhale Kurumu tarafından gerçekleştirilen Yapım İşleri Çalışma Grubu Toplantısı’nda hakediş ve ödeme süreçleri, fiyat farkları, yer teslimi, iş programı, yapı denetimi ve sözleşmelerin uygulanmasındaki sorunlar ele alınmıştır. Bu gelişme, yapım işleri uyuşmazlıklarının yalnızca bireysel sözleşmelerden kaynaklanan bir sorun olmadığını, kamu alımları sisteminin uygulama bakımından önemli bir başlığını oluşturduğunu göstermektedir. [3]

    Sayıştay’ın 2025 yılı denetimlerine ilişkin kamuoyu duyurusunda da kamu idarelerine ilişkin denetim raporlarıyla Sayıştay dairelerindeki yargılamaya esas raporlar ve bu yargılamalar sonucunda düzenlenecek ilamlar arasında ayrı süreçler bulunduğu açıklanmıştır. Bu ayrım, yükleniciler hakkında ileri sürülen kamu zararı iddialarının hukuki niteliği bakımından önemlidir. [4]

    Güncel hukuki sonuç: 2026 yılında görülmekte olan bir dava bakımından, hakedişin düzenlendiği tarihe bakılarak mevzuat seçilmemeli; ihale tarihi, sözleşme hükümleri, uygulanabilir genel şartname ve geçiş hükümleri birlikte araştırılmalıdır.

    2. Kamu İhale Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Uygulanacak Kurallar

    4734 sayılı Kanun esas itibarıyla kamu ihalesinin hazırlanması, yürütülmesi ve sonuçlandırılması süreçlerini düzenlemektedir. İhale sonucunda sözleşme kurulmasıyla birlikte 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu uygulama alanı bulmaktadır.

    Yapım işi sözleşmeleri, hukuki niteliği itibarıyla büyük ölçüde Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleriyle ilişkilidir. Yüklenici belirli bir eserin meydana getirilmesini, idare ise sözleşmede kararlaştırılan karşı edimi üstlenmektedir.

    Bununla birlikte kamu ihale sözleşmeleri, tarafların sınırsız sözleşme serbestisine sahip oldukları sıradan özel hukuk sözleşmeleri değildir. İhale dokümanı, tip sözleşme, teknik şartnameler, kamu ihale mevzuatı ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin kurallar sözleşmenin uygulanmasını sınırlandırmaktadır.

    4735 sayılı Kanun’un 36. maddesi gereğince, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde özel kamu ihale düzenlemeleri ile genel sözleşme hukuku hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

    Efe Bilke’nin 2025 yılında yayımlanan, anahtar teslimi götürü bedel yapım sözleşmelerinin uyarlanmasını inceleyen akademik çalışması da kamu ihale mevzuatı ile TBK m.480/II’nin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. [5]

    Bu konuda daha önce yayımladığımız Kamu İhale Sözleşmeleri Hukuku başlıklı incelemede sözleşmelerin hukuki niteliği, uygulama aşaması ve yargı yolu meseleleri değerlendirilmiştir.

    3. Anahtar Teslimi Götürü Bedel Sözleşmede Yüklenicinin Sorumluluğu

    4735 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre anahtar teslimi götürü bedel sözleşme, uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listeleri esas alınarak işin tamamı için teklif edilen toplam bedel üzerinden kurulan yapım işi sözleşmesidir.

    Bu sözleşme türünde temel ilke, yüklenicinin sözleşmede belirlenen eseri kararlaştırılan götürü bedel karşılığında tamamlamasıdır. Ancak bu ilke, yüklenicinin ihale dokümanından bağımsız ve sonradan sınırsız biçimde belirlenebilecek bütün işleri aynı bedelle gerçekleştirmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

    Götürü bedelin kapsamı belirlenirken uygulama projeleri, mahal listeleri, teknik şartnameler, sözleşmenin eki belgeler ve bunlar arasında öngörülen öncelik sırası incelenmelidir.

    Örneğin idare, sözleşme imzalandıktan sonra bir yapının mimari düzenini değiştirir, yeni kullanım alanları oluşturur veya başlangıçtaki projede bulunmayan imalatların yapılmasını isterse, bu işlerin başlangıçtaki götürü bedel kapsamına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

    4735 sayılı Kanun’un 24. maddesinde, öngörülemeyen durumlar nedeniyle zorunlu olan ve kanunda belirtilen diğer koşulları taşıyan iş artışının, anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde sözleşme bedelinin yüzde 10’una kadar gerçekleştirilebileceği düzenlenmiştir. Ancak bu oran, idarenin dilediği her yeni imalatı mevcut sözleşmeye eklemesine imkan veren genel bir yetki değildir.

    Kanunda öngörülen koşullar arasında ilave işin sözleşmeye esas proje içinde kalması ve asıl işten teknik veya ekonomik bakımdan ayrılmasının idareyi külfete sokmadan mümkün olmaması yer almaktadır. Şartların sağlanamadığı durumlarda sözleşmenin tasfiyesi dahil farklı hukuki sonuçlar gündeme gelebilir. [6]

    4. Mimari Projeye Uygun Teslim: Asıl Proje Hangisidir?

    Kamu yapım işlerinde idarenin en sık ileri sürdüğü iddialardan biri, inşa edilen eserin mimari projeye uygun olmadığıdır. Fakat bu iddianın değerlendirilmesinden önce hangi mimari projenin sözleşmesel bağlayıcılığa sahip olduğu belirlenmelidir.

    Bir yapım işi devam ederken mimari projede, statik projede, elektrik ve mekanik tesisat projelerinde veya mahal listelerinde değişiklik yapılmış olabilir. Aynı iş için ilk ihale projesi, revize uygulama projesi ve uygulama sonrasında hazırlanmış mevcut durum projesi bulunabilir.

    Bu belgelerin hukuki işlevleri aynı değildir. Bir imalatın sonradan hazırlanan projeye uygun olmaması, söz konusu imalatın yapıldığı tarihteki sözleşmeye de aykırı olduğunu kendiliğinden göstermez.

    Sağlıklı inceleme için ilk ihale dokümanının, imza tarihindeki uygulama projelerinin, yükleniciye usulüne uygun bildirilen revizyonların, değişiklik talimatlarının ve uygulama sonrasında hazırlanan projelerin tarih sırasıyla karşılaştırılması gerekir.

    Projeler arasında çelişki varsa, hangi belgenin öncelikle uygulanacağı sözleşmenin belge öncelik hükümleri ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

    Belirleyici ilke: Yüklenicinin sorumluluğu, soyut olarak idarenin sonradan uygun gördüğü yapı üzerinden değil; sözleşme ve mevzuat uyarınca gerçekleştirmekle yükümlü olduğu imalat üzerinden belirlenmelidir.

    5. Hakediş Raporları ile Fiili İmalat Arasında Uyumsuzluk Bulunması

    Hakediş raporları, yüklenicinin gerçekleştirdiği işlere ilişkin ödeme hesabının yapılmasını sağlayan temel sözleşme belgeleridir. Hakedişlerde yer alan imalat kalemleri, gerçekleşme oranları, metrajlar, fiyatlar ve kesintiler uyuşmazlığın değerlendirilmesinde önemli delillerdir.

    Ancak hakediş raporunda bir imalatın yer alması ile bu imalatın sahadaki fiziksel durumunun değerlendirilmesi farklı hususlardır. Özellikle anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde ilerleme yüzdeleri ve pursantaj esaslı ödemeler ile birim fiyatlı işlerde gerçekleştirilen miktarların hesaplanması birbirinden ayrılmalıdır.

    Uyuşmazlık sırasında her iş kalemi yönünden şu soruların cevaplandırılması gerekir: İmalat ihale dokümanında bulunmakta mıdır? Sonradan değiştirilmiş midir? İmalatın gerçekleştiği tarihteki fiziksel durumu nedir? Hakediş hangi belgelere dayanılarak onaylanmıştır? İdarenin kabul veya denetim birimi bu imalatı incelemiş midir? Sonraki dönemde imalat değiştirilmiş veya ortadan kaldırılmış mıdır?

    Uyuşmazlık konusu İncelenecek belgeler Hukuki değerlendirme
    Hakedişte mevcut, sahada bulunmayan imalat Hakediş, metraj, ataşman, fotoğraf, teslim ve değişiklik kayıtları İmalatın hiç yapılmaması ile sonradan kaldırılması ayrılmalıdır.
    Projede mevcut, hakedişte bulunmayan imalat Proje, pursantaj, kesin hesap ve ödeme kayıtları Eksik ödeme veya eksik imalat ihtimalleri ayrı incelenmelidir.
    Projede bulunmayan ek imalat İdare talimatı, proje revizyonu, iş artışı ve yeni fiyat belgeleri İmalatın sözleşme dışı olup olmadığı ve bedel talebinin dayanağı belirlenmelidir.
    Geçici kabulde bulunmayan sonradan ileri sürülen ayıp Kabul tutanağı, bakım kayıtları, kullanım belgeleri Ayıbın açık veya gizli niteliği ile bildirim zamanı araştırılmalıdır.
    Sonradan yenilenen veya sökülen imalat Yeni ihale dosyası, yer teslimi, eski ve yeni fotoğraflar İlk yüklenicinin gerçekleştirdiği işin mevcut delillerle tespit edilip edilemeyeceği incelenmelidir.

    Dolayısıyla yalnızca son keşif tarihindeki mevcut yapı üzerinden yapılan inceleme, her durumda geçmişteki imalatın hukuki ve teknik durumunu açıklamaya yeterli değildir.

    6. Hakediş Raporlarına İtiraz ve 2025 Yılındaki Düzenleme

    Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. ve 40. maddeleri, geçici hakedişler ve kesin hesaplar bakımından önemli hükümler içermektedir. Hakedişe karşı yapılan itirazın zamanı, şekli ve ilgili sözleşmeye uygulanacak hükümlerin belirlenmesi dava sonucunu etkileyebilir.

    Geçmişte hakedişlerin belirli ihtirazi kayıt ifadeleriyle imzalanması ve itirazların özel usullerle yapılması bakımından önemli uyuşmazlıklar yaşanmıştır. Dr. Ali Avcı’nın 2015 tarihli akademik çalışması, hakedişe ihtirazi kayıt uygulamasının yüklenicinin hak arama imkanları üzerindeki etkilerini ayrıntılı biçimde değerlendirmiştir. [7]

    Danıştay’ın 2023 tarihli iptal kararından sonraki süreçte, 30 Temmuz 2025 tarihinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi yeniden düzenlenmiştir.

    Yeni düzenleme, kapsamına giren sözleşmelerde yüklenicinin geçici hakedişe veya tahakkuktan önce yapılan düzeltmelere ilişkin itirazlarını en geç kesin hesapların idareye teslim edildiği tarihe kadar dilekçeyle bildirmesini öngörmektedir.

    Ayrıca kesin hesapların idareye tesliminden sonra yapılan değişikliklere yönelik itiraz bakımından, değişikliklerin yükleniciye bildirilmesini izleyen on beş günlük süreye ilişkin düzenleme de önem taşımaktadır. [1]

    Bununla birlikte 2025 yılında getirilen yeni usul, önceki döneme ait bütün sözleşmelerde eski ihtirazi kayıt kurallarının uygulanmayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle geçmiş tarihli ihalelerde yürürlük ve geçiş hükümleri, sözleşme ekleri ve ilgili Danıştay kararlarının etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

    Uygulamada en güvenli yaklaşım, uyuşmazlık öğrenildiği anda gerekçeli yazılı itiraz yapılması ve sözleşmeye uygulanabilecek bütün itiraz sürelerinin ayrı ayrı takip edilmesidir.

    7. İdare, Belediye ve Mahalli İdareler Tarafından Hazırlanan Teknik Raporların Hukuki Niteliği

    Belediyeler, il özel idareleri, bağlı idareler ve diğer kamu kurumları, kendi personeli veya görevlendirdikleri teknik kişiler aracılığıyla yapım işleri hakkında rapor hazırlayabilir.

    Bu raporlar teknik inceleme raporu, kontrol raporu, müfettiş raporu, teftiş raporu, eksiklik tespit tutanağı veya kamu zararı değerlendirme raporu olarak adlandırılabilir.

    İdarenin rapor hazırlama yetkisi bulunması, rapordaki bütün teknik ve hukuki sonuçların mahkemeyi bağlayacağı anlamına gelmez.

    Öncelikle raporun hangi makam tarafından hazırlandığı, görevlilerin yetkileri, inceleme yöntemi, raporun dayanakları, rapor tarihindeki fiziksel durum ve raporu hazırlayan kişilerin uyuşmazlık konusu işte daha önce görev alıp almadığı incelenmelidir.

    Burada resmi belgenin ispat gücü ile teknik kanaatin bağlayıcılığı birbirinden ayrılmalıdır. HMK m.204 uyarınca yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun düzenledikleri belgeler, kanunda belirtilen koşullarda aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliği taşıyabilir. Ancak bu durum, rapordaki her teknik hesaplamanın, kusur değerlendirmesinin veya hukuki yorumun tartışılmaz ve mahkemeyi bağlayan bir hüküm haline gelmesini sağlamaz.

    Örneğin yetkili görevlilerin belirli tarihte mahallinde inceleme yaptığını gösteren resmi kayıt ile inceleme sonucunda hesaplanan milyonlarca liralık sözleşme zararı aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.

    İmalatın teknik yeterliliği, eksikliğin sebebi, zarar miktarı, metrajın doğruluğu ve geçmişte mevcut olduğu ileri sürülen fiziksel durum gibi konular, teknik uzmanlık gerektiriyorsa mahkeme tarafından bilirkişi incelemesine konu edilebilir.

    Bu nedenle idarenin hazırladığı raporun, mahkemece değerlendirilecek teknik ve belgesel delillerden biri olması ile uyuşmazlığı kesin biçimde çözen bir mahkeme hükmü olması birbirine karıştırılmamalıdır.

    8. Sayıştay Raporları, Kamu Zararı İddiası ve Kesin Delil Meselesi

    Kamu ihale uyuşmazlıklarında özellikle üzerinde durulması gereken konulardan biri, Sayıştay denetim raporları ile Sayıştay yargılaması sonucunda verilen ilamların birbirinden ayrılmasıdır.

    Sayıştay, Anayasa, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu çerçevesinde denetim, raporlama ve hesap yargılamasına ilişkin görevler yerine getirmektedir.

    Sayıştay’ın 2025 yılı denetimlerine ilişkin kamuoyu duyurusunda, denetim raporlarının ilgili kamu idarelerine ve TBMM’ye sunulması süreci ile yargılamaya esas raporların dairelere gönderilmesi ve hüküm sonucunda ilam düzenlenmesi süreçleri açık biçimde ayrı tutulmuştur. [4]

    Bu ayrım hukuken önemlidir. Bir Sayıştay denetim raporunda mevzuata aykırılık bulunduğunun belirtilmesi, aynı konuda yüklenici aleyhine kesinleşmiş bir hukuk mahkemesi kararı bulunduğu anlamına gelmez.

    Buna karşılık Sayıştay daireleri tarafından hesap yargılaması kapsamında verilen ilamların hukuki niteliği ve kanun yolu rejimi farklıdır. Kesinleşmiş Sayıştay ilamı ile genel denetim raporu aynı belge türü değildir. İlamın kimler hakkında, hangi sorumluluk kapsamında hüküm doğurduğu ayrıca değerlendirilmelidir.

    Belge Hukuki niteliği Hukuk davasındaki önemi
    Belediyenin iç teknik raporu İdarece hazırlanan teknik veya idari inceleme belgesi Resmi belge niteliği ve teknik sonuçları ayrı incelenir; teknik kanaat mahkemeyi kendiliğinden bağlamaz.
    Sayıştay denetim raporu Denetim ve raporlama faaliyeti kapsamında düzenlenen belge Önemli delil oluşturabilir ancak doğrudan yüklenici aleyhine kesinleşmiş hukuk mahkemesi hükmü değildir.
    Sayıştay ilamı Hesap yargılaması sonucunda verilen karar Kesinleşme durumu, taraflar ve hükmün kapsamı ayrıca incelenmelidir.
    Mahkemece alınan bilirkişi raporu Yargılamada teknik bilgi sağlayan bilirkişi görüşü HMK m.282 kapsamında hakim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir.
    Kesinleşmiş hukuk mahkemesi kararı Yargısal hüküm Kesin hüküm koşulları gerçekleştiğinde taraflar ve uyuşmazlık bakımından bağlayıcı sonuç doğurur.

    5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi kapsamında kamu zararından söz edilebilmesi ile özel hukuk sözleşmesine dayanılarak yükleniciden bir bedelin talep edilebilmesi de ayrı hukuki incelemeler gerektirir.

    Bir kamu görevlisinin hesap verme sorumluluğu kapsamında belirlenen mali sorumluluk, her durumda aynı miktarın herhangi bir araştırma yapılmadan yükleniciye yüklenmesini haklı kılmaz.

    Erdal Kuluçlu’nun Sayıştay Dergisi’nde yayımlanan çalışması da kamu zararı kavramının Sayıştay denetimi, raporlama ve yargılama görevleri bakımından farklı sonuçlar doğurabildiğini ele almaktadır. [8]

    Ayrıca Sayıştay’ın 30 Ocak 2025 tarihli, 4. Daire, 343 sayılı kararında belediyenin yaptırdığı yapım işindeki proje değişikliği kapsamında belirlenen yeni birim fiyat ve mükerrer analiz kalemi değerlendirilmiştir. Bu karar, proje değişiklikleri ile hakediş ve yeni fiyat hesaplarının kamu mali denetiminde de önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. [9]

    Kamu zararı iddialarının yargı yolu bakımından ayrıca değerlendirilmesi için Kamu İhale Sözleşmelerinde Sonradan Tahakkuk Ettirilen Kamu Zararı ve Yargı Yolu başlıklı çalışmamıza başvurulabilir.

    9. Bağımsız Bilirkişi Heyeti Neden Gereklidir? Kamu İhalesi Uzmanı Bulunmalı mıdır?

    Kamu yapım işleri uyuşmazlıklarında yalnızca mimarlık veya inşaat mühendisliği bilgisi her zaman yeterli değildir. İnşaatın teknik durumu yanında, sözleşme türü, hakediş sistemi, pursantaj, yeni birim fiyat hesapları, iş artışı sınırları ve kamu ihale mevzuatı da değerlendirilmelidir.

    Bu nedenle uyuşmazlığın niteliğine göre mimar, inşaat mühendisi, ilgili tesisat mühendisi ve kamu yapım ihaleleri ile hakediş hesaplamalarında uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetin görevlendirilmesi talep edilmelidir.

    Kamu ihale uzmanının görevlendirilmesi her dava için kanunen zorunlu bir heyet şartı değildir. Bununla birlikte uyuşmazlık, anahtar teslimi götürü bedel sözleşmenin uygulanmasına, hakediş hesaplarına veya iş artışı ve yeni fiyat tespitine ilişkinse bu alanda uzman kişinin bulunması, raporun teknik yeterliliği bakımından önemli olabilir.

    6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı maddeleri bilirkişilik incelemesini düzenlemekte; 268. maddesi bilirkişilerin görevlendirilmesine ilişkin kuralları içermektedir. Kamu görevlilerinin bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde bilirkişi olarak görevlendirilememesine ilişkin düzenleme, tarafsızlığın korunması bakımından önemlidir.

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin Tarafsız Bilirkişi Kararı

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 4 Mayıs 2017 tarihli, E.2016/270, K.2017/1922 sayılı kararı, kamu yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacak uyuşmazlıklarında bilirkişinin tarafsızlığı yönünden önemli bir örnektir.

    Karara konu uyuşmazlıkta mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişilerden birinin, davalı idarenin ihale sürecinde görev aldığı anlaşılmıştır. Yargıtay, bilirkişinin doğrudan davalı kurum çalışanı olmamasının tek başına yeterli olmadığını; uyuşmazlık konusu ihale ile önceki bağlantısının tarafsızlığa ilişkin sorun oluşturabileceğini değerlendirmiştir.

    Yüksek Mahkeme, bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasını uygun bulmamış ve yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. [10]

    Bu içtihat, idarenin kendi personeli tarafından hazırlanmış teknik raporun mahkemenin bağımsız bilirkişi incelemesi yerine geçirilmemesi gerektiği yönündeki hukuki değerlendirmeyi güçlendirmektedir.

    Bununla birlikte bir raporun idare tarafından hazırlanmış olması, raporun otomatik olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez. Raporun hazırlanış koşulları, içerdiği teknik bulgular ve uzmanların bağımsızlığı somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

    10. Mahallinde Keşif, Bilirkişi İncelemesi ve Delil Tespiti

    Bir yapım işinde eksik imalat, ayıplı iş veya projeye aykırılık iddiası bulunuyorsa en önemli inceleme araçlarından biri mahallinde keşiftir.

    Keşif sırasında yapının mevcut durumu, uygulama projeleri, hakediş raporları, kabul tutanakları ve teknik şartnamelerle karşılaştırılmalıdır.

    Ancak her keşif aynı ispat gücüne sahip değildir. Yapı yıllar boyunca kullanılmış, onarılmış, tadil edilmiş veya başka bir yüklenici tarafından değiştirilmişse keşif tarihinde görülen fiziksel durumun ilk yüklenicinin teslim ettiği durumla aynı olduğu varsayılamaz.

    Bu nedenle keşif yapılmadan önce yapının hangi tarihlerde, hangi işlemler sonucunda ve kimler tarafından değiştirildiğinin belirlenmesi gerekir.

    HMK m.400 uyarınca, ileride açılacak davada ileri sürülecek vakıaların tespiti amacıyla dava öncesinde delil tespiti istenebilir. Delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolması veya ileride ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimali, hukuki yararın değerlendirilmesinde önemlidir.

    Özellikle yeni yapım işi başlayacaksa, mevcut imalatlar sökülecekse veya yapının mimari niteliği değiştirilecekse gecikmeden delil tespiti yoluna başvurulması değerlendirilmelidir.

    Dava açılmadan önce delil tespitinde görev ve yetki HMK m.401 uyarınca belirlenir. Esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya koşullarına göre üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir. Dava açıldıktan sonra ise talep görülmekte olan davanın mahkemesine yöneltilir.

    Delil tespiti, davanın esasını kendiliğinden çözen bir hüküm değildir. Amaç, ileride değerlendirilmesi zorlaşabilecek delillerin usulüne uygun biçimde kayıt altına alınmasıdır.

    11. Keşiften Önce İdarenin Mimari Projede Esaslı Değişiklik Yapması

    İdarenin başlangıçtaki mimari projeyi değiştirmesi, yapım işindeki uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek temel olaylardan biridir.

    Örneğin yüklenici tarafından teslim edilen yapı, ilk ihale projesinde öngörülen kullanım amacına uygun olarak gerçekleştirilmiş olabilir. İdare daha sonra farklı bir kullanım amacı belirleyerek bölme duvarları, tesisat hatları, zemin uygulamaları veya taşıyıcı olmayan yapı elemanlarında değişiklik yapabilir.

    Bu işlemlerden sonra hazırlanan teknik raporda, eski projenin gerektirdiği bazı unsurların artık bulunmadığı ileri sürülebilir. Ancak bu durumda araştırılması gereken husus, eksiklik olduğu belirtilen imalatın ilk teslim tarihinde mevcut olup olmadığıdır.

    İdarenin kendi tercihiyle yapılan değişikliğin, başlangıçtaki yüklenici tarafından hiç yapılmamış bir iş gibi değerlendirilmesi doğru bir teknik inceleme yöntemi değildir.

    Bu durumda mahkemeden, ilk ihale projesinin ve bütün revizyonların celbi ile ilgili değişiklikleri gerçekleştiren kişilerin, değişiklik tarihlerinin ve teknik gerekçelerin tespit edilmesi istenmelidir.

    Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin E.2017/1897, K.2017/3976 sayılı kararında da kamu yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında ek işler, iş artışları, gecikme, fiyat farkı ve hakedişlerle ilgili iddiaların yeterli ve denetlenebilir bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiği görülmektedir. [11]

    Bu tür davalarda kritik mesele, keşif tarihindeki yapının değil, uyuşmazlık konusu yükümlülüğün yerine getirildiği tarihteki imalatın araştırılmasıdır.

    12. İdarenin İleri Sürdüğü Eksikliklerin Tespit Edilemez Hale Gelmesi

    Yapım işi uyuşmazlıklarında delillerin kaybolması önemli bir usul hukuku sorunudur. Özellikle kapalı imalatlar, elektrik tesisatı, mekanik tesisat, zemin altı uygulamaları ve sonradan sökülen yapı elemanları bakımından başlangıçtaki durumun doğrudan gözlemlenmesi mümkün olmayabilir.

    İdarenin sonradan yeni bir imalat yaptırması, eski malzemeleri kaldırması veya uyuşmazlık konusu alanı tamamen değiştirmesi halinde mahkeme şu soruları araştırmalıdır:

    İddia edilen eksiklik hangi tarihte tespit edilmiştir? Tespit sırasında yükleniciye bildirim yapılmış mıdır? İlk rapora dayanak olan fotoğraflar, ölçümler ve numuneler muhafaza edilmiş midir? Değişiklik işlemi hangi nedenle gerçekleştirilmiştir? İlk yüklenicinin yaptığı imalat ile sonraki yüklenicinin yaptığı imalat birbirinden ayrılabiliyor mu?

    Delilin ortadan kalkması, yüklenicinin her durumda sorumluluktan kurtulması anlamına gelmez. Buna karşılık, idarenin ileri sürdüğü iddianın ispatına ilişkin değerlendirmeyi etkileyebilir.

    HMK m.190 kapsamında ispat yükü ve ilgili maddi hukuk kuralları dikkate alınarak, hangi vakıanın kim tarafından ispatlanması gerektiği belirlenmelidir. Bunun yanında HMK m.219 ve devamı hükümleri kapsamında belgelerin ibrazı ve delillerin sunulmasına ilişkin yükümlülükler de önem taşıyabilir.

    Özellikle bir tarafın hakimiyetinde bulunan delillerin ortadan kalkması veya korunmaması halinde, bu durumun yargılamadaki sonuçları somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

    Mahkemenin yıllar sonra yaptığı keşif sırasında bir imalatı görememesi, bu imalatın geçmişte hiç gerçekleştirilmediğinin tek başına ve kesin kanıtı değildir. Aynı şekilde eski bir hakedişte imalatın bulunması da onun fiilen eksiksiz gerçekleştirildiğini tartışmasız biçimde ispatlamaz.

    13. Kesin Kabul Yapılmadan İdarenin Yeni İhale İlan Etmesi

    Henüz kesin kabulü yapılmamış bir yapım işi hakkında idarenin yeni bir ihale gerçekleştirmesi, özellikle yeni ihalenin önceki yüklenicinin iş alanıyla örtüştüğü durumlarda önemli hukuki sorunlar doğurabilir.

    Ancak kesin kabul yapılmadan yeni ihaleye çıkılması her durumda hukuka aykırı değildir. Örneğin ilk sözleşmeden tamamen farklı bir ihtiyacın karşılanması veya hukuken geçerli bir tasfiye sonrasında işin kalan kısmının tamamlanması amacıyla yeni ihale yapılması mümkün olabilir.

    Asıl mesele, yeni ihalenin önceki yapım işiyle hangi ölçüde ilişkili olduğudur.

    Yeni ihale aynı imalatların yenilenmesini, değiştirilmesini, tamamlanmasını veya sökülmesini içeriyorsa ilk sözleşmenin durumu, geçici kabul, kesin kabul işlemleri, eksiklik bildirimleri, teminat süresi ve idarenin kullandığı sözleşmesel yetkiler birlikte değerlendirilmelidir.

    Yeni ihalenin önceki işte ileri sürülen eksiklikleri ortadan kaldırması halinde, eksiklik iddiasının objektif olarak incelenebilmesi zorlaşabilir. Bu nedenle yeni ihale öncesinde mevcut durumun kayıt altına alınıp alınmadığı belirleyicidir.

    Yeni ihaleye ait idari şartname, teknik şartname, proje, yaklaşık maliyet hesabı, ihale ilanı, sözleşme, yer teslim tutanağı ve sonraki hakedişler, önceki yükleniciyle yürütülen hukuk davasında delil niteliği taşıyabilir.

    Bu belgelerden özellikle iki önemli sonuç araştırılabilir. Birincisi, yeni ihale kapsamında yaptırılan işlerin eski sözleşmede gerçekten bulunup bulunmadığıdır. İkincisi ise idarenin daha önce teslim aldığı veya bedelini ödediği imalatları hangi nedenle değiştirdiğidir.

    Yeni ihale, tek başına eski yüklenicinin kusurlu veya kusursuz olduğunu kanıtlamaz. Ancak yeni işin kapsamı ve önceki imalatların ortadan kaldırılması, mahkemenin delil değerlendirmesini önemli ölçüde etkileyebilir.

    14. Geçici Kabul, Kesin Kabul ve Yüklenicinin Sorumluluğunun Devamı

    Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi kapsamında geçici kabul ve kesin kabul işlemlerinin hukuki işlevleri farklıdır.

    Geçici kabul, yapılan işin belirli şartlarla kabul edilebilir durumda olduğunun tespitine ilişkindir. Kabul sırasında giderilmesi gereken noksanlar bulunabilir. Kesin kabul ise ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri uyarınca teminat süresinin sonundaki değerlendirmeyle ilişkilidir.

    Geçici kabul yapılmış olması, bütün ayıp ve eksiklik iddialarını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte geçici kabul tutanağı önemli bir belgedir ve idarenin sonradan ileri sürdüğü iddialarla birlikte değerlendirilmelidir.

    Yüklenicinin sorumluluğu yalnızca kesin kabul tutanağının bulunup bulunmamasına göre belirlenemez. TBK’nın ayıba ilişkin hükümleri, kamu ihale sözleşmesi, kabul belgeleri, eksiklik bildirimleri ve uygulanabilir özel düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.

    Özellikle açık ayıp, gizli ayıp, sonradan meydana gelen kullanım hasarı, bakım eksikliği ve idare tarafından gerçekleştirilen değişiklikler birbirinden ayrılmalıdır.

    İdarenin eseri fiilen kullanmaya başlaması da otomatik olarak kesin kabul işlemi yapılmış olduğu anlamına gelmez. Ancak fiili kullanım tarihi ve kullanımın kapsamı, teslimin ve sonraki zararların değerlendirilmesi bakımından delil teşkil edebilir.

    Bu nedenle kesin kabulün yapılmamış olması, idarenin ileri sürdüğü bütün eksiklikleri kendiliğinden haklı hale getirmediği gibi yüklenicinin bütün sorumluluklarının sona erdiği anlamına da gelmez.

    15. Kamu İhale Uyuşmazlıklarında Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevi ve Yetkisi

    Kamu ihale uyuşmazlıklarında öncelikle yargı yolu, ardından görevli mahkeme ve son olarak yetkili mahkeme belirlenmelidir. Bunlar birbirinden farklı usul hukuku meseleleridir.

    İhalenin gerçekleştirilmesi aşamasındaki idari işlemler bakımından idari başvuru ve idari yargı yolları gündeme gelebilir. Buna karşılık kamu ihale sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan bedel, hakediş, sözleşmeye aykırılık ve borçlu olunmadığının tespiti uyuşmazlıkları kural olarak özel hukuk ilişkisinden doğar ve adli yargıda görülür.

    Bu nedenle bir belediyenin yükleniciye sözleşmeye dayanarak eksik imalat bedeli veya fazla ödeme borcu çıkarması halinde, sırf işlemi yapan taraf kamu idaresi olduğu için idare mahkemesinin görevli bulunduğu sonucuna varılamaz.

    Adli yargı içindeki görev yönünden ise 6100 sayılı HMK m.2 gereğince asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkemelerdir.

    Yüklenicinin ticaret şirketi olması tek başına davayı asliye ticaret mahkemesinin görev alanına sokmaz. Özellikle belediye ve il özel idaresi gibi kamu tüzel kişilerinin tacir niteliği bulunmaması ve sözleşmenin mutlak ticari dava oluşturmaması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevli olması gündeme gelir.

    Buna karşılık karşı tarafın hukuki niteliği, işlemin ticari işletmeyle bağlantısı veya özel bir kanun hükmü nedeniyle ticari dava söz konusu olabiliyorsa asliye ticaret mahkemesinin görevi ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yetki bakımından HMK m.6’da düzenlenen davalının yerleşim yeri genel yetkisi ile HMK m.10’daki sözleşmenin ifa yeri özel yetkisi önemlidir. Somut olayın özelliklerine ve varsa geçerli yetki anlaşmasına göre farklı değerlendirmeler yapılabilir.

    Örneğin işin bir ilçede gerçekleştirilmesi, tek başına ve her durumda yalnızca o ilçedeki asliye hukuk mahkemesinin yetkili olduğu anlamına gelmez.

    Asliye ticaret mahkemesinin görevli bulunduğu ve kanuni koşulları taşıyan para alacağına ilişkin ticari davalarda dava şartı arabuluculuk hükümleri ayrıca incelenmelidir. Asliye hukuk mahkemesinde görülen her kamu yapım sözleşmesi alacak davası için genel ve koşulsuz bir zorunlu arabuluculuk bulunduğu söylenemez.

    16. Kamu İhale Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit Davası

    Menfi tespit davası, bir kişinin kendisinden talep edilen borçtan hukuken sorumlu olmadığının mahkeme kararıyla belirlenmesini amaçlayan davadır.

    Kamu yapım işlerinde idarenin sonradan eksik imalat, fazla hakediş veya kamu zararı iddiasına dayanarak yükleniciden para talep etmesi halinde menfi tespit davası gündeme gelebilir.

    Örneğin idare, tamamlanan yapım işi hakkında düzenlenen teknik raporu esas alarak yükleniciden belirli bir meblağın ödenmesini isteyebilir. Yüklenici ise sözleşmenin gereği gibi ifa edildiğini, ileri sürülen eksikliklerin mevcut olmadığını veya bunların idarenin sonradan gerçekleştirdiği değişikliklerden kaynaklandığını savunabilir.

    Bu durumda menfi tespit talebinin kapsamı, borç iddiasının kaynağı ve davacının hukuki yararı belirlenmelidir. İcra takibiyle bağlantılı uyuşmazlıklarda İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi; genel tespit davası bakımından ise HMK’nın 106. maddesi değerlendirmeye alınmalıdır.

    İcra takibinden önce ve sonra açılan menfi tespit davalarında geçici hukuki koruma imkanları aynı değildir. Özellikle takip başladıktan sonra davanın açılması, icra takibini otomatik olarak durdurmaz. İİK m.72’deki şartlar ve teminat hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

    Menfi tespit davasında yüklenicinin ileri sürebileceği savunmalar arasında sözleşmenin uygun ifası, bedelin daha önce ödenmiş olması, borç hesabının hatalı yapılması, ayıp iddiasının ispatlanamaması, mahsup ve zamanaşımı gibi hukuki itirazlar bulunabilir.

    Ancak bu savunmaların hangisinin ileri sürüleceği, idarenin talebinin hukuki niteliğine ve dosyadaki belgelere göre belirlenmelidir.

    17. Yüklenicinin İdareye Karşı Hakediş ve Alacak Davası Açması

    Kamu yapım işi uyuşmazlıkları yalnızca idarenin yükleniciden para talep ettiği davalarla sınırlı değildir. Yüklenici de tamamladığı işe karşılık ödenmeyen hakedişleri, iş artışı bedellerini, sözleşmeye uygun fiyat farklarını veya diğer sözleşmesel alacaklarını talep edebilir.

    Alacak davasında öncelikle talep edilen bedelin sözleşmesel dayanağı belirlenmelidir. Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde her ilave maliyetin ayrıca talep edilebileceği kabul edilmemelidir. Fakat kanuni şartları oluşan iş artışı, usulüne uygun proje değişikliği veya sözleşme dışı işin hukuki niteliğine göre ek bedel talepleri gündeme gelebilir.

    Yargıtay’ın kamu yapım sözleşmelerine ilişkin kararları, iş artışı, yeni fiyat, gecikme cezası ve fiyat farkı hesaplarının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. [11]

    Alacak miktarının belirlenebilirliği bakımından HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası, HMK m.109 kapsamında kısmi dava veya miktarı belirli alacak davası seçenekleri değerlendirilebilir. Dava türünün seçimi, objektif belirlenebilirlik koşulları ve zamanaşımı sonuçları dikkate alınarak yapılmalıdır.

    Yüklenicinin alacak iddiası ile idarenin eksik iş veya kamu zararı iddiası aynı sözleşmeden kaynaklanıyorsa, bunların mahsup, takas veya karşı dava yoluyla ileri sürülmesi ihtimalleri de değerlendirilmelidir.

    Bu nedenle bir dosyada yalnızca menfi tespit davası açılması yeterli olmayabilir. Yüklenicinin idareden tahsil edemediği başka alacaklarının bulunması halinde ayrı veya bağlantılı taleplerin hukuki kurgusu oluşturulmalıdır.

    18. Hukuk Davasında Ortaya Çıkabilecek Sonuçlar

    Kamu yapım sözleşmesinden doğan bir hukuk davasının sonucu yalnızca idarenin raporuna veya yüklenicinin savunmasına göre önceden belirlenemez.

    Mahkeme, sözleşmeyi, projeleri, hakedişleri, yazışmaları, kabul işlemlerini ve teknik raporları birlikte değerlendirebilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre keşif yapılmasına, bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmesine, ek rapor alınmasına veya yeni bilirkişi heyeti görevlendirilmesine karar verilebilir.

    Olası durum Yargılamadaki değerlendirme Muhtemel sonuç
    İmalatın projeye ve sözleşmeye uygun olduğu ispatlanır. İdarenin eksiklik ve zarar iddiasının dayanağı ortadan kalkabilir. Menfi tespit talebinin kabulü veya idarenin alacak talebinin reddi gündeme gelebilir.
    Yükleniciden kaynaklanan eksiklik ispatlanır. Ayıp hükümleri, bildirimler, sözleşme ve zarar hesabı incelenir. Uygun koşullarda bedel indirimi, giderim, tazminat veya alacak yönünden sonuç doğabilir.
    Eksiklik idarenin sonraki değişikliğinden kaynaklanır. Nedensellik ve sorumluluk kapsamı incelenir. İlk yükleniciye yöneltilen talep tamamen veya kısmen reddedilebilir.
    İş artışı veya ek bedel talebi kanuni dayanağa sahiptir. Yeni fiyat, iş artışı, sözleşme ve kesin hesap incelenir. Yüklenici lehine alacak hükmü kurulabilir.
    Deliller yetersiz veya çelişkilidir. İspat yükü, delillerin güvenilirliği ve tamamlanabilirliği değerlendirilir. Ek inceleme yapılabilir veya ispatlanamayan talepler reddedilebilir.
    İdare raporuyla bağımsız bilirkişi raporu çelişir. Raporların dayanakları ve yöntemleri karşılaştırılır. Mahkeme ek rapor veya yeni uzman heyeti incelemesine başvurabilir.

    HMK m.281 uyarınca mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı tarafların, raporun kendilerine tebliğinden itibaren kural olarak iki hafta içinde itirazda bulunma imkanı vardır. Özel veya teknik çalışma gerektiren durumlarda kanundaki koşullarla ek süre talep edilebilir.

    Mahkemece alınan raporun teknik olarak yetersiz, çelişkili veya denetime elverişsiz olması halinde yeni inceleme talep edilmesi önemlidir. Ancak mahkemenin her itiraz üzerine yeni bir heyet görevlendirmek zorunda olduğu da söylenemez.

    19. Kamu İhale Hakediş Uyuşmazlığında İzlenmesi Gereken Hukuki Yol Haritası

    Birinci aşama: Sözleşme ve ihale dosyasının eksiksiz toplanması. İhale ilanı, idari şartname, teknik şartname, sözleşme, uygulama projeleri, mahal listeleri, hakedişler, kesin hesaplar ve bütün ek belgeler incelenmelidir. Öncelikle sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel, birim fiyatlı veya karma sözleşme niteliği belirlenmelidir.

    İkinci aşama: Olayların tarih sırasına konulması. Sözleşmenin imzalanması, yer teslimi, proje revizyonları, iş artışları, hakedişlerin düzenlenmesi, geçici kabul, eksiklik bildirimleri, kesin kabul süreci, idarenin sonradan yaptığı işlemler ve yeni ihale tarihi tek bir kronoloji içinde değerlendirilmelidir.

    Üçüncü aşama: Proje ve imalat karşılaştırması. İlk ihale projesi ile revize projeler ayrı ayrı incelenmeli; idarenin sonradan talep ettiği yeni işlerin başlangıçtaki sözleşme kapsamına dahil olup olmadığı belirlenmelidir.

    Dördüncü aşama: İdare raporunun teknik ve hukuki analizi. Raporda gösterilen her eksikliğin hangi belgeye dayandığı, hangi tarihte tespit edildiği, hangi metraj üzerinden hesaplandığı ve bedelinin nasıl belirlendiği açıklanmalıdır. Özellikle raporda bulunan hukuki yorumlar ile teknik tespitler birbirinden ayrılmalıdır.

    Beşinci aşama: Delil kaybı tehlikesinin araştırılması. İdarenin yeni ihale ilan edip etmediği, başka bir yüklenicinin işe başlayıp başlamadığı, yapının sökülüp sökülmediği, mimari ve teknik düzenlemelerin değiştirilip değiştirilmediği belirlenmelidir.

    Altıncı aşama: Gerekirse gecikmeden delil tespiti. Delillerin kaybolma ihtimali varsa HMK m.400 ve devamı kapsamında keşif ve bilirkişi incelemesi talep edilmelidir. Mevcut duruma müdahale edilmesini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir seçeneği ise HMK m.389 ve devamındaki koşullar, ölçülülük ve kamu hizmetinin gerekleri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

    Yedinci aşama: Bağımsız bilirkişi incelemesinin planlanması. Uyuşmazlığın niteliğine uygun mimari, mühendislik, metraj ve kamu ihale sözleşmesi uzmanlıkları belirlenmelidir. Sadece genel inşaat incelemesi değil, sözleşme ve hakediş sistemine uygun ayrıntılı teknik değerlendirme hedeflenmelidir.

    Sekizinci aşama: İdareye karşı hukuki itirazların yapılması. Hakediş, kesin hesap veya kamu zararı iddiasına yönelik yazılı itirazlar süresinde ve gerekçeli olarak sunulmalıdır. İlgili kanun, şartname ve sözleşmeye göre özel süreler mutlaka kontrol edilmelidir.

    Dokuzuncu aşama: Dava türü, görev ve yetkinin belirlenmesi. Borçlu olunmadığının tespiti, alacak, karşı dava, itirazın iptali veya başka bir hukuki yol arasından somut olaya uygun olanı seçilmelidir. Asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinin görevi ile mahkemenin yer bakımından yetkisi ayrı araştırılmalıdır.

    Onuncu aşama: Bilirkişi raporuna etkin itiraz ve yargılama takibi. Mahkeme bilirkişisinin bütün proje revizyonlarını inceleyip incelemediği, hakediş sistemini doğru uygulayıp uygulamadığı, teslim tarihindeki durum ile keşif tarihindeki durumu birbirinden ayırıp ayırmadığı denetlenmelidir. Eksik ve çelişkili raporlara karşı gerekçeli itiraz sunulmalıdır.

    Bu süreçte uyuşmazlık yalnızca hukuki dilekçelerle değil, teknik veri analizi ve kronolojik belge karşılaştırmasıyla yönetilmelidir. Gerekirse harita, mimari proje ve tesisat çizimleri üzerinde karşılaştırmalı teknik çalışma yaptırılmalıdır.

    20. Kamu İhale Hakediş Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

    Belediye, teslim alınmış yapım işi için sonradan borç çıkarabilir mi?

    Somut hukuki dayanak ve koşullar mevcutsa idare sonradan talepte bulunabilir. Ancak talebin ileri sürülmesi, borcun tartışmasız olduğu anlamına gelmez. Sözleşme, kabul işlemleri, ayıp hükümleri ve ispat durumu araştırılmalıdır.

    İdarenin hazırladığı teknik rapor mahkeme için kesin delil midir?

    Raporun bütün içeriği bakımından genel ve koşulsuz biçimde kesin delil olduğu söylenemez. Resmi belge niteliği ve HMK m.204 kapsamında ispat gücü bulunan kayıtlar ile teknik kanaatler ayrılmalıdır. Teknik değerlendirmeler bağımsız bilirkişi incelemesine konu olabilir.

    Hakediş onaylandığı halde yüklenici daha sonra sorumlu tutulabilir mi?

    Evet, koşulları mevcutsa sorumluluk gündeme gelebilir. Bununla birlikte hakedişin onaylanması, imalatın kabulü, sonradan meydana gelen değişiklikler ve ayıp iddiasının niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

    Kesin kabul yapılmadan yeni ihale gerçekleştirilebilir mi?

    Her durumda yasak değildir. Yeni ihalenin konusu, önceki sözleşmenin durumu, tasfiye işlemleri, işin tamamlanması ve kabul süreçleri incelenmelidir. Yeni ihale eski imalatları değiştirecekse delil korunması ayrıca önem kazanır.

    İdare projeyi değiştirdiyse eski yükleniciden eksik imalat bedeli isteyebilir mi?

    İdare değişikliğinin kapsamı, eksikliğin kaynağı, ilk sözleşmede üstlenilen imalat ve değişikliğin yükleniciye etkisi araştırılmadan kesin sonuca varılamaz. İdarenin sonradan yaptığı değişiklikler yüklenicinin sorumluluğunu etkileyebilir.

    Mahkeme keşif yaptığında eski imalat artık bulunmuyorsa ne olur?

    Hakediş, ataşman, fotoğraf, kabul tutanağı, eski projeler ve yeni ihale kayıtları üzerinden inceleme yapılabilir. Geçmiş durumun ispatlanamaması halinde ispat yüküne ilişkin kurallar önem kazanır.

    Menfi tespit davası asliye hukuk mahkemesinde mi açılır?

    Özel hukuk sözleşmesinden kaynaklanan ve başka bir mahkemenin görevine girmeyen uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. Ancak taraflar, ticari dava niteliği ve özel kanun hükümleri incelenmeden bütün dosyalar için aynı mahkeme gösterilemez.

    Hakediş alacak davası ile menfi tespit davası birlikte yürütülebilir mi?

    Talep ve tarafların koşullarına göre bağlantılı davalar, karşı dava veya ayrı davalar gündeme gelebilir. Dava stratejisi alacak ve borç iddialarının hukuki niteliğine göre oluşturulmalıdır.

    Kamu ihale uzmanı bilirkişi bulunması zorunlu mudur?

    Her davada kanuni bir zorunluluk değildir. Ancak sözleşme türünün, yeni birim fiyatın, hakediş hesabının ve kamu ihale mevzuatının teknik değerlendirme gerektirdiği dosyalarda uzmanlık önem taşır.

    Sayıştay raporu doğrudan yükleniciye karşı icra edilebilir mi?

    Bir denetim bulgusu ile icra kabiliyeti bulunan hukuki dayanak aynı şey değildir. Denetim raporu, Sayıştay ilamı, idarenin alacak talebi ve icra işlemi ayrı ayrı incelenmelidir.

    Yüksek Fen Kuruluna başvurulması yeterli midir?

    Yüksek Fen Kurulunun görüş ve kararlarının hukuki etkisi, başvurunun konusu ve ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenir. Özellikle yeni birim fiyat uyuşmazlıkları ile genel teknik görüşler arasında ayrım yapılmalıdır. Kurula başvurulması, mahkemeye başvuru ve delil koruma ihtiyacını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

    2025 yılında değişen hakediş itiraz hükümleri eski sözleşmelere uygulanır mı?

    Değişikliğin yürürlük ve geçiş hükümleri araştırılmalıdır. Yeni düzenlemenin bütün eski kamu ihale sözleşmelerine otomatik olarak uygulanacağı kabul edilemez.

    21. Sonuç: Kamu İhale Uyuşmazlıklarında Doğru Hukuki Değerlendirme Nasıl Yapılmalıdır?

    Kamu ihale sözleşmelerinden kaynaklanan hakediş, eksik imalat, projeye aykırılık, kamu zararı, menfi tespit ve alacak uyuşmazlıkları, yalnızca tek taraflı teknik raporların değerlendirilmesiyle çözülebilecek meseleler değildir.

    Özellikle anahtar teslimi götürü bedel yapım işlerinde yüklenicinin sorumluluğu belirlenirken sözleşmeye esas proje, uygulama projelerinin revizyonları, mahal listeleri, hakediş hesapları, geçici ve kesin kabul işlemleri ile idarenin sonradan gerçekleştirdiği değişiklikler birlikte incelenmelidir.

    İdarenin hazırladığı raporların resmi belge niteliği taşıyabilecek kısımları ile teknik kanaatleri birbirinden ayrılmalı; gerektiğinde bağımsız, uzman ve tarafsız bilirkişi heyeti tarafından yeni inceleme yaptırılmalıdır.

    Keşif yapılmadan önce yapının değiştirilmiş olması, yeni bir ihaleye konu edilmesi veya ilk yüklenicinin gerçekleştirdiği imalatların ortadan kaldırılması, özellikle ispat yükü ve delillerin güvenilirliği bakımından değerlendirilmelidir.

    Bir kamu yapım işinde doğru hukuki inceleme, yüklenicinin neyi yapması gerektiğini, gerçekte neyi yaptığını, idarenin neyi kabul ettiğini ve sonraki süreçte hangi imalatların kim tarafından değiştirildiğini birbirinden ayırarak yapılmalıdır.

    Bu ayrım yapılmadan hazırlanan dava stratejileri, teknik olarak doğrulanmamış eksiklik iddialarına veya sözleşme kapsamına girmeyen alacak taleplerine dayanma riski taşımaktadır.

    Somut uyuşmazlıklarda ilk aşamada sözleşmesel yükümlülüklerin kapsamı belirlenmeli, ikinci aşamada teknik deliller korunmalı, üçüncü aşamada görevli ve yetkili yargı mercii ile dava türü tespit edilmelidir. Yargılama sırasında bağımsız bilirkişi incelemesi, keşif ve rapora itiraz süreçleri etkili biçimde takip edilmelidir.

    İlgili Hukuki İncelemeler

    Kamu yapım işleri uyuşmazlıklarıyla bağlantılı daha ayrıntılı değerlendirmeler için dolgun.av.tr üzerinde yayımlanan aşağıdaki çalışmalara başvurulabilir.

    Kamu İhale Sözleşmelerinde Sonradan Tahakkuk Ettirilen Kamu Zararı ve Yargı Yolu

    Kamu İhale Sözleşmeleri Hukuku ve Yargı Kararları

    Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk

    Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür?

    İlan Yapılmaksızın Pazarlık Usulüyle İhale ve İptali

    Hukuki İnceleme ve İletişim

    Kamu ihale sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta, dava açılmadan veya devam eden davada yeni bir teknik inceleme talep edilmeden önce ihale dosyasının, hakedişlerin, mimari projelerin ve idarenin hazırladığı raporların birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, Bakırköy / İstanbul
    Telefon ve WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com
    İnternet sitesi: dolgun.av.tr

    22. Mevzuat, Yargı Kararları, Kurumsal Açıklamalar ve Akademik Kaynakça

    Kaynaklar konuya göre sınıflandırılmıştır. Kurumsal duyurular, kanun hükümlerinin yerine geçen bağlayıcı normlar olarak değil, açıklanan değişikliklerin ve uygulamaların birincil bilgi kaynakları olarak kullanılmıştır. Akademik çalışmalar ise hukuki yorum ve tartışma bakımından değerlendirilmiştir.

    A. Mevzuat ve Kurumsal Kaynaklar

    [1] Kamu İhale Kurumu (2025). “Kamu İhale Mevzuatında Değişiklik Duyurusu”, 30 Temmuz 2025. 32971 sayılı Resmi Gazete’deki değişiklikler, hakediş ve kesin hesap düzenlemeleri. Resmi duyuru.

    [2] Kamu İhale Kurumu (2026). “Kamu İhale Mevzuatındaki Değişiklikler Resmi Gazete’de Yayımlandı”, 13 Mayıs 2026. Resmi duyuru.

    [3] Kamu İhale Kurumu (2026). “Yapım İşleri Çalışma Grubu Toplantısı Gerçekleştirildi”, 2 Temmuz 2026. Resmi duyuru.

    [4] T.C. Sayıştay Başkanlığı (2026). 2025 Yılı Denetimlerine İlişkin Kamuoyu Duyurusu. Denetim raporları, hesap yargılaması ve ilam süreçlerine ilişkin açıklamalar. Sayıştay açıklaması.

    [6] 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, m.6, m.24 ve m.36; Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ve eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi. Kamu İhale Kurumu Mevzuat Portalı.

    Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2, 6, 10, 106, 107, 190, 204, 266, 268, 281, 282, 389 ve 400 ve devamı maddeleri; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi, 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu dikkate alınmıştır.

    B. Akademik Literatür

    [5] Bilke, Efe (2025). “Anahtar Teslimi Götürü Bedelle Akdedilen Yapım İşi İhale Sözleşmelerinin Uyarlanması”. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 33(4), 31 Aralık 2025. Makale bağlantısı.

    [7] Avcı, Ali (2015). “Kamu Yapım Sözleşmelerinde Geçici Hakediş Raporlarına İhtirazi Kayıt ve Hukuka Aykırılık Sorunu”. Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Sayı 5. Makale bağlantısı.

    [8] Kuluçlu, Erdal (2011). “Sayıştayın Denetim, Yargılama ve Raporlama Görevleri Açısından Kamu Zararı Kavramı”. Sayıştay Dergisi, Sayı 82. Makale bağlantısı.

    Demirboğa, Dursun Ali (2017). “Kamu İhale Sözleşmesinin Yapılması Usulleri (İhale Usulleri)”. Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Sayı 9. Makale bağlantısı.

    Delibaş Şen, Buket ve Erbaş, İkbal (2022). “Yapım Aşamasında Ortaya Çıkan Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları: KİK ve FIDIC Dokümanları Üzerinden Bir Karşılaştırma”. PLANARCH – Design and Planning Research, 6(2). Makale bağlantısı.

    C. Yargı ve Sayıştay Kararları

    [9] T.C. Sayıştay Başkanlığı, 4. Daire, 30 Ocak 2025 tarihli, 343 sayılı Karar, İlam No.66, Madde No.8. Proje değişikliği, yeni birim fiyat ve mükerrer analiz kalemi. Karar metni.

    [10] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 4 Mayıs 2017 tarihli, E.2016/270, K.2017/1922. Kamu ihalesiyle bağlantısı bulunan bilirkişinin tarafsızlığı ve yeni bilirkişi heyeti gerekliliği. Karar metni.

    [11] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E.2017/1897, K.2017/3976. Kamu yapım sözleşmesi, hakediş, iş artışı, fiyat farkı ve denetlenebilir bilirkişi incelemesi. T.C. Adalet Bakanlığı UYAP İçtihat Sistemi.

    Kaynaklara erişim tarihi: 8 Ekim 2026.

    Bilgilendirme notu: Bu inceleme genel hukuki bilgilendirme ve akademik değerlendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir uyuşmazlığın sonucu; ihale tarihi, sözleşme hükümleri, geçiş düzenlemeleri, kabul işlemleri, deliller, bilirkişi incelemesi ve uygulanacak usul hükümlerine göre değişebilir. Metin, herhangi bir somut uyuşmazlıkta hukuki sonucun garanti edildiği anlamına gelmez.

  • Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026)

    Kamu İhalelerinde Kamu Zararı, Sayıştay ve Ceza Davaları (2026)

    Yayımlanma ve son güncelleme tarihi: 8 Ekim 2026

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun

    Bu makale, kamu ihalelerinde kamu zararının hukuki niteliğini, Sayıştay ve mahalli idare denetimlerini, yüklenicilerin ve kamu görevlilerinin sorumluluklarını, ceza soruşturmalarını ve 2026 yılı güncel gelişmelerini mevzuat, akademik çalışmalar ve doğrulanabilir haber kaynakları çerçevesinde incelemektedir.

    Kamu İhalelerinde Kamu Zararı: Sayıştay Raporları, Yüklenici Sorumluluğu ve Ceza Davaları

    Kamu ihalelerinde kamu zararı tespit edilmesi, her durumda yüklenicinin borçlu, kamu personelinin kusurlu veya ilgili kişilerin suçlu olduğu anlamına gelmez. Kamu zararının mali ve hukuki sonuçları ile ceza hukuku bakımından sorumluluk birbirinden farklı değerlendirme alanlarıdır. Bir Sayıştay denetim bulgusunun, idari inceleme raporunun, bilirkişi değerlendirmesinin veya müfettiş tespitinin hangi hukuki sonucu doğuracağı; belgenin niteliğine, uygulanacak mevzuata, somut olayın özelliklerine ve ilgili yargısal sürecin aşamasına bağlıdır.

    Türkiye’de kamu alımları ve kamu ihale sözleşmeleri; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat kapsamında değerlendirilir. İhale veya sözleşmenin uygulanması sırasında suç işlendiği iddiası ortaya çıktığında ise Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu devreye girer.

    Uygulamada temel sorun, bu farklı hukuki rejimlerin tek bir kamu zararı raporu üzerinden değerlendirilmesidir. Oysa bir yüklenicinin sözleşmesel sorumluluğu, bir kamu görevlisinin mali sorumluluğu, bir idari işlemin hukuka uygunluğu ve bir kişinin cezai sorumluluğu aynı hukuki ölçütlere tabi değildir.

    Bu ayrım özellikle belediyeler, il özel idareleri, belediye şirketleri, altyapı ve yapım ihaleleri, hizmet alımları, hakediş uyuşmazlıkları, eksik imalat iddiaları ve ihale usulsüzlüğü soruşturmaları bakımından belirleyicidir.

    Kamu zararına ilişkin temel kavramların açıklandığı önceki çalışmamız için Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk başlıklı makalemiz incelenebilir.

    1. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı: 2026 Yılının Güncel Gelişmeleri

    2025 yılı Sayıştay denetim raporları ve 2026 yılında yayımlanan sonuçlar

    2026 yılı itibarıyla kamu zararına ilişkin tartışmaların önemli bir bölümünü, Sayıştay tarafından yürütülen denetimler ve mahalli idarelerin mali işlemleri oluşturmaktadır. Sayıştay Başkanlığının 2025 yılı hesaplarına ilişkin yayımladığı resmî açıklamaya göre, 2025 yılı denetimleri sonucunda hazırlanan genel raporlar ile kamu idarelerine ilişkin 248 adet denetim raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. [1]

    Aynı açıklamada mahalli idarelere ilişkin 376 belediye ve bağlı idare, 18 il özel idaresi ve 55 mahalli idare şirketi ve birliği olmak üzere toplam 449 denetim raporunun yetkili organlarında görüşülmek üzere ilgili idarelere gönderileceği bildirilmiştir. Bu raporların tamamının aynı tarihte kamuoyuna açıklanmış olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Sayıştay, ilgili süreçler tamamlandıkça raporların yayımlanacağını belirtmiştir. [1]

    2025 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu da Sayıştay Başkanlığının resmî rapor arşivinde yer almaktadır. Dolayısıyla 2026 yılında bir belediye, kamu kurumu veya kamu ihalesi hakkında değerlendirme yapılırken önceki yılların raporlarıyla yetinilmemeli; 2025 hesap dönemine ilişkin denetim sonuçları ve sonradan yayımlanan kurum raporları ayrıca incelenmelidir. [2]

    Kamu İhale Kurumunun 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin kamu alımları istatistiklerini yayımlamış olması da ihale piyasasının güncel veriler üzerinden incelenmesine imkan vermektedir. Ancak bu istatistikler, tek başlarına hukuka aykırılık veya kamu zararı tespiti olarak değerlendirilmemelidir. [3]

    Ekim 2026: Bayraklı Belediyesi ihale soruşturması

    6 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan Bayraklı Belediyesi ve belediye iştiraki BAYBEL AŞ soruşturması, Sayıştay tespitleriyle ceza soruşturmaları arasındaki ilişkinin güncel örneklerinden biridir.

    Anadolu Ajansının 6 Ekim 2026 tarihli haberinde, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma iddialarının incelendiği bildirilmiştir. Haberde, 2024 yılında gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan temin işlemlerine ilişkin Sayıştay bulgularının, başka inceleme ve bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirildiği aktarılmıştır. [4]

    Haber kaynaklarında 2023-2024 dönemine ilişkin yaklaşık 20,09 milyon TL kamu zararı tespit edildiği iddiasına yer verilmiştir. Bu tutar, haberlerde aktarılan soruşturma ve mali inceleme verisi olarak değerlendirilmelidir; kesinleşmiş bir yargı hükmü veya ilgililer yönünden kesinleşmiş tazmin borcu olarak sunulamaz.

    Bu soruşturmada belediye yöneticileri, personel, belediye şirketi yetkilileri ve özel şirket temsilcileri hakkında ileri sürülen iddiaların bulunması, sorumluluğun tek bir meslek veya taraf grubuyla sınırlı olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte her kişinin sorumluluğu, kendi eylemi ve deliller temelinde ayrı ayrı incelenmelidir.

    8 Ekim 2026 itibarıyla bu makalede doğrulanan temel gelişme, 6 Ekim tarihli operasyon ve soruşturma aşamasıdır. Sonraki adli kararlar veya nihai yargılama sonucu hakkında, ayrıca doğrulanmış bir mahkeme kararı bulunmaksızın kesinlik ifade eden değerlendirme yapılmamaktadır. Masumiyet karinesi geçerlidir.

    Ağustos 2026: Geniş kapsamlı ihale davasında ilk derece mahkemesi kararı

    Kamu ihalelerine ilişkin ceza yargılamaları bakımından bir diğer önemli gelişme, kamuoyunda Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen ve 200 sanığın yargılandığı davada Ağustos 2026 tarihinde ilk derece mahkemesi tarafından karar açıklanmasıdır.

    Anadolu Ajansının 26 Ağustos 2026 tarihli haberine göre, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi bazı sanıklar hakkında mahkumiyet, bazıları hakkında ise beraat ve diğer usuli kararlar vermiştir. Aynı haberde, ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet kararlarının yanında örgüt kurma suçundan beraat kararlarının da bulunduğu ve istinaf yolunun açık olduğu belirtilmiştir. [5]

    Bu dava, aynı soruşturma ve kovuşturma dosyasında bulunan kişilerin aynı hukuki sonuca tabi olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği gereğince, bir kişi hakkında ortaya çıkan mahkumiyet sonucu diğer kişiler açısından suçluluk karinesi oluşturmaz.

    Ayrıca ilk derece mahkemesi hükmünün açıklanması, tek başına bütün kararların kesinleştiği anlamına gelmez. Kanun yolu süreci ve her sanık hakkındaki hükmün kesinleşme durumu ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    2026 yılı itibarıyla ortaya çıkan temel hukuki gerçek şudur: Kamu ihalesi uyuşmazlıklarının bir bölümü denetim ve inceleme aşamasında kalırken, bir bölümü Cumhuriyet savcılığı soruşturmasına dönüşebilmekte, bazıları kovuşturmaya taşınmakta ve mahkemeler aynı dosyada dahi farklı kişiler bakımından farklı sonuçlara ulaşabilmektedir.

    2. Kamu Zararı Nedir? 5018 Sayılı Kanuna Göre Şartları Nelerdir?

    5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesine göre kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel olunması veya eksilmeye neden olunmasıdır. [6]

    Kanun, kamu zararının belirlenmesinde özellikle iş, mal veya hizmet karşılığı fazla ödeme yapılması; iş veya hizmet gerçekleştirilmediği halde ödeme yapılması; rayiç bedelin üzerinde alım yapılması; yersiz ödemeler ve kamu gelirlerinin mevzuata aykırı biçimde tahakkuk veya tahsil edilmesi gibi durumları esas almaktadır.

    Bununla birlikte kamu zararı kavramı, kamu idaresinin gerçekleştirdiği her olumsuz ekonomik işlemle özdeşleştirilemez. İdarenin ekonomik açıdan beklenenden daha az avantajlı bir sonuç elde etmesi, sözleşmenin sonradan maliyetli hale gelmesi veya ihale sürecinde şekli eksiklik bulunması, tek başına her zaman 5018 sayılı Kanun kapsamında kamu zararının varlığını ispatlamaz.

    Kamu zararının hukuki değerlendirmesinde mevzuata aykırılık, somut mali etki, kusur, sorumluluk alanı ve nedensellik bağı birlikte ele alınmalıdır. Bu koşulların hangi ölçüde aranacağı, özellikle mali sorumluluk ve ceza hukuku arasındaki farklılıklar dikkate alınarak belirlenmelidir.

    Nükrettin Parlak, Sayıştay Yargısında Kamu Zararı Kavramı: Sorunlar ve Öneriler başlıklı akademik çalışmasında, kamu zararının kanuni kapsamı ile ikincil mevzuat ve hesap yargılaması uygulaması arasında ortaya çıkan yorum sorunlarını incelemektedir. Bu çalışma, kamu zararının salt bir muhasebe farkından ibaret olmadığının anlaşılması açısından önemlidir. [7]

    Kamu zararına yol açabilecek işlemler

    İşlem veya iddia Hukuki değerlendirmede aranan husus Olası sonuç
    Eksik imalat veya hiç yapılmayan iş Proje, metraj, mahallinde inceleme ve ödeme karşılaştırması Sözleşmesel sorumluluk ve kamu zararı
    Hatalı hakediş ödemesi Ölçüm, birim fiyat, onay ve ödeme kayıtları Fazla ödemenin iadesi veya tazmini
    İşin rayiç bedelden yüksek alınması İhale tarihi, piyasa koşulları ve karşılaştırılabilir fiyatlar Şartları varsa kamu zararı
    İhale usulüne aykırılık İhlal edilen hüküm, rekabet etkisi ve somut fiil İdari yaptırım; koşulları varsa mali veya cezai sorumluluk
    Gerçeğe aykırı kabul tutanağı İmza yetkisi, fiili durum, bilgi ve kast Mali, disiplin ve cezai sorumluluk ihtimali
    Sözleşmeye aykırı malzeme kullanımı Teknik şartname, numune ve uzman incelemesi Ayıp ve tazminat; koşulları varsa TCK m. 236

    Tabloda yer alan işlemler yalnızca hukuki değerlendirme başlıklarını göstermektedir. Somut bir işlemde hangi sonucun doğacağı ayrıca ispat gerektirir.

    3. Sayıştay ve Mahalli İdareler Tarafından Hazırlanan Raporların Hukuki Niteliği

    Kamu zararına ilişkin uyuşmazlıklarda en çok karşılaşılan yanlışlıklardan biri, bütün denetim raporlarına aynı hukuki değerin verilmesidir. Oysa Sayıştayın dış denetim raporu, hesap yargılamasına esas raporu, Sayıştay dairesinin ilamı, belediye teftiş raporu, mülkiye müfettişi raporu ve mahkeme bilirkişi raporu farklı usullerle oluşturulan belgelerdir.

    Sayıştay denetim raporu mahkeme kararı mıdır?

    Hayır. Sayıştayın dış denetim raporunda yer alan bir bulgu, Sayıştay dairesi tarafından verilmiş tazmin ilamıyla aynı şey değildir.

    6085 sayılı Sayıştay Kanunu, Sayıştayın denetim görevinin yanında hesap yargılaması görevini de düzenlemektedir. Hesap yargılamasına esas rapor, yetkili daire tarafından incelenir ve yargılama sonunda kamu zararının tazminine ilişkin hüküm verilebilir. Buna karşılık dış denetim raporlarında yer alan bulgular, ilgili kamu idaresinin mali işlemlerinin denetimi sonucunda ortaya konulan tespit ve değerlendirmelerdir. [8]

    Sayıştayın kendi resmî açıklamasında da kamu zararına ilişkin hesap yargılamasının ayrı bir prosedür olduğu, yargılamaya esas raporların Sayıştay dairelerinde değerlendirildiği ve ilamların ilgililere tebliğ edildiği belirtilmektedir.

    Bu nedenle bir yüklenici veya kamu görevlisi hakkında yalnızca denetim raporunda kamu zararı ifadesinin bulunması, kendisi hakkında kesinleşmiş tazmin hükmü veya ceza mahkumiyeti bulunduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.

    Belediye ve mahalli idarelerin teftiş raporları bağlayıcı mıdır?

    Belediyelerin teftiş kurulları, iç denetim birimleri, kontrol teşkilatları ve diğer yetkili birimler tarafından hazırlanan raporlar, idarenin denetim ve değerlendirme faaliyetlerinin ürünüdür. Bu raporlar idari işlem tesis edilmesine, alacağın takibine veya suç şüphesinin ilgili makamlara bildirilmesine dayanak oluşturabilir.

    Bununla birlikte bir iç denetim veya müfettiş raporu, tek başına ceza mahkemesi hükmü niteliği taşımaz. Raporda ileri sürülen hukuki nitelendirmelerin yetkili makam ve mahkemeler tarafından değerlendirilmesi gerekir.

    Özellikle teknik bilirkişi değerlendirmeleri içeren belediye raporlarında, raporu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları, kullanılan yöntem, incelenen belgeler, ölçüm tarihi ve hesaplama esasları denetlenebilmelidir.

    Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu ile belediye teftiş raporu aynı mıdır?

    Hayır. Mahalli idarelerin genel faaliyetlerine ilişkin raporlar, idarelerin faaliyet ve mali sonuçlarını toplu biçimde ortaya koyan kamu mali yönetimi belgeleridir. Sayıştayın faaliyet genel değerlendirme raporları da ilgili faaliyet raporlarının doğruluğu ve güvenilirliği hakkında değerlendirmeler içermektedir.

    Bu belgeler tek tek kişilerin cezai sorumluluğunu belirlemek üzere hazırlanmış soruşturma raporlarıyla karıştırılmamalıdır. Bir belediyenin mali performansına ilişkin genel tespit ile belirli bir yüklenicinin sözleşmeden doğan sorumluluğu arasında ayrıca bağlantı kurulması gerekir.

    5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca belediyelerde iç ve dış denetim gerçekleştirilir; denetim sonuçları kamuoyuna açıklanır ve belediye meclisinin bilgisine sunulur. Belediye meclisinde görüşülme, tek başına denetim bulgusunu kesinleşmiş ceza hükmüne dönüştürmez.

    Belge türü Hukuki niteliği Tek başına ceza mahkumiyeti mi?
    Sayıştay dış denetim raporu Denetim bulgusu ve değerlendirme Hayır
    Sayıştay yargılamaya esas raporu Hesap yargılamasının hazırlık belgesi Hayır
    Sayıştay tazmin ilamı Hesap yargılaması sonucu; kanun yollarına tabi hüküm Hayır, mali sorumluluğa ilişkindir
    Belediye teftiş raporu İdari denetim ve inceleme belgesi Hayır
    Mülkiye müfettişi raporu Yetkisi kapsamında idari tespit veya soruşturma değerlendirmesi Hayır
    Ceza dosyası bilirkişi raporu Uzmanlık gerektiren konuda delil değerlendirmesi Hayır
    Kesinleşmiş ceza mahkemesi hükmü Ceza yargılamasının kesin sonucu Mahkumiyet hükmü ise evet

    Bir raporda kamu zararı bulunduğunun belirtilmesi ile o zararın kimin tarafından, hangi hukuki sebeple ve ne miktarda tazmin edileceğinin kesin olarak hükme bağlanması birbirinden farklıdır.

    4. Sayıştay Raporundan Ceza Soruşturmasına Geçiş Nasıl Olur?

    Sayıştay veya diğer denetim kurumları tarafından tespit edilen her mevzuata aykırılık ceza soruşturmasına dönüşmez. Ancak denetim sırasında suç işlendiğine dair somut şüphe oluşturan bilgi ve belgelerle karşılaşılması halinde ilgili adli makamlara bildirim yapılması gündeme gelebilir.

    6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 78. maddesi, denetim veya hesap yargılaması sırasında suç teşkil eden fiillere rastlanılması durumunda izlenecek usule ilişkin hükümler içermektedir. Sayıştayın bu konudaki görevi, ceza mahkemesi yerine geçerek suçluluk hakkında kesin hüküm vermek değil, mevzuatın öngördüğü usul çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılmasını sağlamaktır. [8]

    Cumhuriyet savcılığına intikal eden olayda CMK m. 160 kapsamında soruşturma yürütülür. Savcılık, maddi gerçeğin araştırılması amacıyla şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür. Denetim raporu önemli bir başlangıç verisi olabilir; ancak tek başına bütün suç unsurlarının ispat edildiği anlamına gelmez.

    Denetimden ceza yargılamasına geçişte temel aşamalar

    Uygulamada önce denetim bulguları ortaya konulur. Gerektiğinde idari inceleme, teknik bilirkişi değerlendirmesi ve ilgili kişilerin açıklamaları alınır. Suç şüphesi bulunduğunda yetkili makamlar tarafından adli bildirim yapılabilir. Cumhuriyet savcılığı soruşturmayı yürütür; yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenlenebilir. İddianamenin kabulüyle kovuşturma aşaması başlar.

    Bu zincirdeki her aşama zorunlu olarak bir sonrakine ulaşmaz. İdari denetim sonucunda düzeltme yapılması, alacağın tahsili veya disiplin işlemi yeterli görülebilir. Suç şüphesini destekleyen deliller bulunmazsa ceza soruşturması açılmayabilir ya da başlamış soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sona erebilir.

    5. Kamu İhalesinde Yüklenicinin Sorumluluğu Nedir?

    Kamu ihale sözleşmesinin tarafı olan yüklenici bakımından ilk değerlendirme sözleşmenin hukuki niteliği ve üstlenilen edimin kapsamı üzerinden yapılmalıdır. Yüklenicinin sorumluluğu, idarenin genel mali sorumluluk rejimiyle özdeş değildir.

    4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, yüklenicilerin sözleşme uygulamasındaki yükümlülüklerini ve yasak fiilleri düzenlemektedir. Sözleşmeye aykırılık halinde işin türüne göre bedel indirimi, ayıbın giderilmesi, tazminat, fesih, teminatın iradı veya ihalelerden yasaklama gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Her sonuç için ayrı kanuni ve sözleşmesel şartlar aranmalıdır.

    4735 sayılı Kanun’un 30. maddesi, yapım işlerinde yüklenicilerin ve alt yüklenicilerin belirli zararlar bakımından kesin kabul onay tarihinden itibaren on beş yıl süreyle müteselsil sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu hüküm, her türlü ekonomik uyuşmazlığın on beş yıl boyunca yükleniciye yöneltilebileceği anlamına gelmez; hükmün öngördüğü zarar nedenleri ve şartları mevcut olmalıdır. [9]

    Geçici kabul ve kesin kabul yapılmışsa yüklenici sorumlu olur mu?

    Geçici veya kesin kabul işlemlerinin yapılmış olması, yüklenicinin bütün hukuki sorumluluğunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Gizli ayıplar, hileli uygulamalar veya kanunun özel olarak düzenlediği sorumluluk halleri gündeme gelebilir.

    Buna karşılık kabul işlemleri de hukuken önemsiz değildir. Kabul tutanakları, işin hangi tarihte ve hangi şartlarda teslim alındığını ortaya koyan önemli delillerdir. İdarenin kabulden sonra yaptığı değişiklikler, kullanım hataları, bakım eksiklikleri ve üçüncü kişilerin müdahaleleri, sorumluluğun belirlenmesinde ayrıca incelenmelidir.

    Özellikle teslim tarihinden yıllar sonra hazırlanan teknik raporlarda imalatın ilk teslim anındaki durumu ile sonraki kullanım sürecinin etkileri birbirinden ayrılmalıdır. Aksi takdirde yüklenicinin fiilinden kaynaklanmayan bir zarar kendisine yöneltilmiş olabilir.

    Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde kamu zararı

    Anahtar teslimi götürü bedel sözleşmelerde yüklenicinin üstlendiği işin kapsamı, sözleşme bedeli ve sözleşme dokümanları birlikte değerlendirilir. Böyle bir sözleşmede kamu zararı hesabının yalnızca yüklenicinin fiili maliyetine veya sonradan oluşturulan maliyet tablolarına dayanması yeterli olmayabilir.

    Önemli olan sözleşmeyle üstlenilen edimin yerine getirilip getirilmediği, hangi işlerin sözleşme kapsamında bulunduğu, onaylı değişikliklerin bulunup bulunmadığı ve idarenin sözleşmeden doğan haklarının ihlal edilip edilmediğidir.

    Hakedişin onaylanması sorumluluğu ortadan kaldırır mı?

    Hayır. Hakedişin onaylanmış olması, hile veya sözleşmeye aykırılık iddialarına karşı mutlak koruma sağlamaz. Ancak onay işlemi, idarenin kontrol sürecini ve ödeme dayanağını gösterdiğinden değerlendirme dışında bırakılamaz.

    Hakediş raporunu hazırlayan, kontrol eden, onaylayan ve ödemeyi gerçekleştiren kişilerin yetkileri; yüklenicinin sunduğu belge ve beyanlarla birlikte incelenmelidir.

    Bu konunun sözleşme hukuku bakımından ayrıntıları için Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu başlıklı çalışmaya bakılabilir.

    6. Kamu Personelinin Kamu Zararından Sorumluluğu

    Kamu ihalesinin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, kontrol edilmesi ve ödemeye bağlanması aşamalarında farklı kamu görevlileri görev alabilir. Harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri, muayene ve kabul komisyonu üyeleri, kontrol teşkilatı, ihale yetkilileri ve diğer personelin görev alanları birbirinden farklıdır.

    Bir kamu görevlisinin belirli bir belgede imzasının bulunması, kendisine yöneltilen bütün zarar kalemlerinden mutlaka sorumlu olduğu sonucunu doğurmaz. Hangi işlemi gerçekleştirdiği, hangi bilgiye sahip olduğu, denetim ve müdahale yetkisinin kapsamı, mevzuata aykırılıkla kusur ve zarar arasındaki bağlantı araştırılmalıdır.

    Sayıştay hesap yargılamasında sorumluluk, ilgili mevzuat ve mali işlemle bağlantılı olarak değerlendirilir. Ceza hukuku bakımından ise kişinin suçun kanuni unsurlarını gerçekleştiren fiili ve manevi unsurlar ayrıca ispatlanmalıdır.

    Belediye başkanı veya üst yönetici her kamu zararından sorumlu mudur?

    Hayır. Bir kamu idaresinin üst yöneticisi olmak, kurumda meydana gelen bütün kamu zararlarından kişisel ve sınırsız biçimde sorumlu olmak anlamına gelmez. Ancak kişinin doğrudan aldığı kararlar, verdiği talimatlar, üstlendiği görevler veya mevzuatın yüklediği somut yükümlülükler nedeniyle sorumluluğu gündeme gelebilir.

    Değerlendirme, sadece hiyerarşik konuma değil, somut işlemdeki görev, yetki, kusur ve nedensellik bağına dayanmalıdır.

    Kamu görevlileri hakkında soruşturma izni gerekli midir?

    4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, kapsamına giren göreve ilişkin suçlarda özel bir soruşturma izni usulü öngörmektedir. Bununla birlikte bütün kamu görevlileri ve bütün suçlar için aynı izin rejimi uygulanmaz.

    Özellikle 3628 sayılı Kanun’un 17. maddesinde düzenlenen istisnalar çerçevesinde rüşvet, irtikap, zimmet ve resmî ihalelere fesat karıştırma gibi suçlar bakımından 4483 sayılı Kanun’un soruşturma izni sistemi dışında doğrudan adli soruşturma yürütülebilen haller bulunmaktadır.

    Bu nedenle kamu görevlisine isnat edilen suçun hukuki nitelendirmesi, uygulanacak özel kanunlar ve kişinin tabi olduğu statü öncelikle araştırılmalıdır.

    Tanrıverdi ve Utku’nun 2026 yılında Adalet Dergisi’nde yayımlanan 4483 Sayılı Kanun Kapsamında Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması ve Soruşturma İzni başlıklı çalışması, izin usulünün kapsamını ve koruma amacını inceleyen güncel akademik kaynaklardan biridir. [10]

    Diğer taraftan Eylül Erdem Hacıömeroğlu’nun 2026 tarihli çalışmasında vurgulandığı üzere, kamu görevlileri hakkında soruşturmaya elverişli olmayan soyut iddiaların değerlendirilmesi de tabi olunan usul rejimine göre farklı sonuçlar doğurabilmektedir. [11]

    Disiplin soruşturması ile ceza soruşturması aynı şey midir?

    Hayır. Disiplin hukuku, kamu hizmetinin gereklerine ve personelin yükümlülüklerine aykırı davranışları değerlendirir. Ceza hukuku ise kanunda suç olarak düzenlenen fiillere ilişkin sorumluluğu konu edinir.

    Disiplin yaptırımı uygulanması her durumda ceza mahkumiyeti gerektirmediği gibi, ceza soruşturmasında verilen karar da disiplin ve mali sorumluluk açısından bütün meselelerin kendiliğinden çözüldüğü anlamına gelmez. Ancak özellikle fiilin gerçekleşmediğine ilişkin kesin yargısal tespitlerin diğer süreçlerdeki etkisi göz ardı edilemez.

    7. İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat ve Diğer Suçlar

    İhaleye fesat karıştırma suçu – TCK m. 235

    İhaleye fesat karıştırma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 235. maddesinde düzenlenmektedir. Kanunda gösterilen hileli davranışlar, rekabeti etkileyen anlaşmalar ve diğer seçimlik hareketler somut olay çerçevesinde değerlendirilir.

    Bir ihalenin usule aykırı yapılmış olması, tek başına TCK m. 235 kapsamında mahkumiyet için yeterli kabul edilemez. Suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ortaya konulmalıdır. Kamu zararının bulunması veya bulunmaması da maddenin ilgili hükümleri ve somut suç tipi çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

    Veysel Topuz’un 2022 yılında Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan çalışması, ihaleye katılma yeterliğine sahip olmayan kişilerin hileli davranışlarla ihaleye katılmasının sağlanması şeklindeki suç tipini ayrıntılı biçimde incelemektedir. [12]

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu – TCK m. 236

    Edimin ifasına fesat karıştırma suçu ise ihale sonucunda kurulan sözleşmenin ifası aşamasında ortaya çıkabilecek belirli hileli hareketleri konu edinir. İhale sürecindeki hukuka aykırılıklar ile işin teslimi, kabulü ve ifasına ilişkin fiillerin hukuki niteliği bu nedenle birbirinden ayrılmalıdır.

    İlhan Gülel’in Türkiye Adalet Akademisi Dergisi’nde yayımlanan Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu başlıklı çalışması, özellikle sözleşmenin yerine getirilmesi aşamasındaki hareketler ile ceza hukuku arasındaki ilişkiyi incelemektedir. [13]

    Eksik imalat, hatalı malzeme veya sözleşmeye aykırı teslim bulunduğu iddiası, TCK m. 236 bakımından kanunda sayılan hileli davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın doğrudan suç olarak nitelendirilemez.

    İhale ve kamu zararı dosyalarında gündeme gelebilecek diğer suçlar

    Somut fiile bağlı olarak görevi kötüye kullanma (TCK m. 257), rüşvet (TCK m. 252), zimmet (TCK m. 247), resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204), dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 157-158) gibi suçlar da incelenebilir. Bu suçların her birinin ayrı kanuni unsurları bulunduğu unutulmamalıdır.

    Örneğin kamu görevlisinin ihmali bir davranışı, kamu zararına ilişkin mali sorumluluk doğurabilir; ancak bu durumun kendiliğinden görevi kötüye kullanma veya başka bir kasıtlı suç oluşturduğu söylenemez. Aynı şekilde yüklenicinin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmemesi, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun mevcut olduğu anlamına gelmez.

    Ceza hukuku bakımından esas olan, kamu zararının büyüklüğü değil, isnat edilen suçun kanuni unsurlarının somut delillerle ispat edilmesidir. Zararın varlığı ve miktarı, ilgili suç tipinde arandığı ölçüde ve yaptırımın belirlenmesinde önem taşır.

    8. Kamu Zararı Nedeniyle Ceza Davası Ne Zaman Açılır?

    Bir kamu ihalesi hakkında denetim veya soruşturma yapılması, ilgili kişiler hakkında mutlaka ceza davası açılacağı anlamına gelmez.

    Ceza davası açılmadığı durumlar

    Cumhuriyet savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüpheye ulaşılamaması veya kanuni kovuşturma şartlarının bulunmaması halinde CMK m. 172 kapsamında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir.

    Bu sonuç, soruşturma konusu mali uyuşmazlığın mutlaka sona erdiği anlamına gelmez. Aynı olay nedeniyle idari değerlendirme, sözleşmesel talep, tazminat veya Sayıştay hesap yargılaması süreçleri kendi hukuki şartları kapsamında devam edebilir.

    Ceza davası açıldığı durumlar

    Toplanan delillerin kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluşturması halinde savcılık CMK m. 170 uyarınca iddianame düzenleyebilir. İddianamenin mahkeme tarafından kabulüyle kamu davası açılmış olur.

    Ceza yargılamasının sonucunda beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya CMK m. 223 kapsamında öngörülen diğer kararlar gündeme gelebilir. Ayrıca usul hükümlerinin izin verdiği koşullarda davanın durmasına veya düşmesine karar verilebilir.

    Mahkumiyet hükmünün kesinleşip kesinleşmediği ise kanun yolları ve süreler yönünden ayrıca araştırılmalıdır. İlk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararının henüz kesinleşmemiş olması ile kesinleşmiş mahkumiyet aynı hukuki sonucu doğurmaz.

    Kamu zararı ödenirse ceza davası kapanır mı?

    Kamu zararının ödenmesi, bütün suç tipleri bakımından cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödemenin hukuki etkisi, ilgili suçta etkin pişmanlık veya başka özel düzenlemelerin bulunup bulunmadığına ve somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

    Bu nedenle zararın iadesi veya sulh görüşmeleri yürütülürken ceza hukukundaki sonuçların ayrıca incelenmesi gerekir. Özellikle suçun unsurlarını kabul eden beyanlarla mali uyuşmazlığın çözümüne yönelik açıklamalar birbirinden dikkatle ayrılmalıdır.

    9. Kamu Zararı Nasıl Hesaplanır ve Nasıl İspatlanır?

    Kamu zararının hesaplanması yalnızca matematiksel bir işlem değildir. Hesaplama yönteminin dayandığı hukuki varsayımlar da incelenmelidir.

    Bir yapım işinde kamu zararı iddia ediliyorsa öncelikle sözleşmenin türü, sözleşme bedeli, imalatın kapsamı, teknik şartname, mahal listesi, hakediş ve kabul belgeleri karşılaştırılmalıdır. Daha sonra iddia edilen fazla ödeme veya eksik imalatın somut olarak gösterilmesi gerekir.

    Rayiç bedel karşılaştırmalarında ihale veya ödeme tarihi, o tarihteki piyasa koşulları, işin yeri, miktarı, teknik niteliği ve ticari koşulları dikkate alınmalıdır. Sonradan ortaya çıkan fiyatların hiçbir uyarlama yapılmadan geçmiş döneme uygulanması hatalı sonuçlar doğurabilir.

    Aynı şekilde kabul tarihinden yıllar sonra yapılan keşiflerde, tesisin sonradan kullanılması veya değiştirilmesinden kaynaklanan etkiler ayrıştırılmalıdır.

    Kamu zararı raporuna karşı teknik inceleme yapılabilir mi?

    Evet. Bir denetim veya bilirkişi raporunda kullanılan ölçüm, metraj, birim fiyat, kabul tarihi veya hesaplama yönteminin isabetli olmadığı ileri sürülüyorsa alanında uzman kişiler tarafından karşı teknik değerlendirme hazırlanabilir.

    Ancak karşı rapor, yalnızca önceki sonuca katılmadığını belirtmekle sınırlı olmamalıdır. İddia edilen hata, belge ve teknik verilerle somutlaştırılmalıdır.

    Özellikle yapım işlerinde keşif, fotoğraf, proje, as-built belgeleri, imalat miktarları, laboratuvar sonuçları ve kabul tutanakları arasındaki uyum araştırılmalıdır.

    Şahin İpek ve Hepaksaz’ın 2018 tarihli Kamu Zararının Tespiti ve Tahsili Sürecinde Ortaya Çıkan Sorunlar ve Çözüm Önerileri başlıklı çalışması, kamu zararının belirlenmesi ve tahsilinde karşılaşılan sorunlara ilişkin akademik değerlendirme sunmaktadır. [14]

    10. Kamu Zararının Tahsili, Tebliği, Faiz ve Zamanaşımı

    Kamu zararından doğan alacakların tahsilinde 5018 sayılı Kanun ile Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri önem taşımaktadır.

    Yönetmelik; kamu zararının belirlenmesi, değerlendirilmesi, ilgili kişilere tebliği, takibi, tahsili, faiz ve zamanaşımı konularına ilişkin ayrıntılı hükümler içermektedir.

    Kamu zararı borcu nasıl bildirilir?

    Yönetmeliğin 10. maddesi kapsamında kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararından doğan alacaklar hakkında tebligat yapılması öngörülmüştür. Tebligatta borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıcı ve ödeme yeri gösterilir; ilgililere ödeme, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz gün süre verilir.

    İtirazların değerlendirilmesine ilişkin ayrıca on beş günlük süre düzenlenmiştir. Bununla birlikte bu idari başvuru süreleri ile yargısal başvuru ve icra hukuku süreleri birbirine karıştırılmamalıdır. Uygulanacak yolun doğru belirlenmesi için tebliğ edilen işlemin niteliği incelenmelidir.

    Kamu zararı faizi ne zaman başlar?

    Faiz hesabı, alacağın hukuki dayanağına göre yapılmalıdır. 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi kapsamında kamu zararının oluştuğu tarihten itibaren faiz hesabı gündeme gelebilir. Sayıştay ilamından doğan tazmin borçlarında ise 6085 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

    Bu nedenle farklı hukuki rejimlere tabi alacaklarda tek bir faiz başlangıç tarihi ve hesaplama yöntemi uygulanması doğru değildir.

    Kamu zararında zamanaşımı kaç yıldır?

    Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinde kamu zararından doğan alacaklar için genel olarak on yıllık zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Sürenin başlangıcı, zararın oluştuğu kabul edilen tarihi takip eden mali yılın başı esas alınarak belirlenir. Zamanaşımını kesen veya durduran haller saklıdır.

    Ancak bu düzenleme; sözleşmeden doğan her alacak, özel hukuktaki bütün tazminat talepleri, ceza davası zamanaşımı veya 4735 sayılı Kanun’daki özel sorumluluk süreleri için tek ve ortak süre olarak değerlendirilemez.

    Somut uyuşmazlıkta talebin hukuki niteliğine göre ayrı zamanaşımı incelemesi yapılmalıdır.

    11. Kamu Zararı Davasında Görevli Mahkeme ve Hukuki Başvuru Yolları

    Kamu zararına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, yalnızca taraflardan birinin kamu idaresi olması nedeniyle belirlenemez. Uyuşmazlığın konusu, tarafların hukuki ilişkisi ve talebin dayanağı esas alınmalıdır.

    İhale sürecindeki idari işlemlerin hukuka uygunluğu ile imzalanmış sözleşmenin ifasından doğan alacak ve tazminat talepleri farklı yargısal rejimlere tabi olabilir.

    Özellikle 4734 ve 4735 sayılı kanunlar kapsamında yapılan kamu alımlarında, ihale sürecine ilişkin idari işlemler bakımından idari yargı ve öngörülen başvuru usulleri; sözleşmenin ifasıyla ilgili özel hukuk uyuşmazlıklarında ise kural olarak adli yargı gündeme gelmektedir. Bununla birlikte sözleşmenin hukuki niteliği ve uyuşmazlığın özellikleri ayrıca araştırılmalıdır.

    Yüklenici menfi tespit davası açabilir mi?

    Yüklenicinin kendisine yöneltilen bir alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemesi belirli koşullarda mümkün olabilir. Ancak menfi tespit davasının hukuki yarar şartı, alacağın niteliği, takip bulunup bulunmadığı ve görevli mahkeme somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.

    Özellikle İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi kapsamında menfi tespit davası, takipten önce veya takip sırasında farklı usuli sonuçlar doğurabilir. Dava açılması, devam eden icra işlemlerini her durumda kendiliğinden durdurmaz.

    Kamu zararı nedeniyle alacak davası açılabilir mi?

    İdarenin yükleniciden sözleşmeye aykırılığa dayalı alacak veya tazminat talep etmesi mümkündür. Bununla birlikte dava açmadan önce talebin dayanağı, sözleşme hükümleri, zararın miktarı ve ispat durumu ortaya konulmalıdır.

    Yüklenicinin de ödenmeyen hakedişler, sözleşmeye aykırı kesintiler veya diğer sözleşmesel alacakları bakımından dava hakkı bulunabilir.

    Görevli mahkemenin asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olup olmadığı, tarafların tacir sıfatı ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği de dahil olmak üzere ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca belirlenmelidir.

    Sayıştay ilamına nasıl başvurulur?

    Sayıştay hesap yargılamasına ilişkin ilamlar, 6085 sayılı Kanun’da öngörülen özel kanun yollarına tabidir. Sayıştay Temyiz Kurulu nezdindeki başvuru süreci, genel mahkemelerdeki istinaf veya temyiz usulüyle aynı değildir.

    6085 sayılı Kanun’un 55. maddesi kapsamında temyiz süresi, ilamın tebliğinden itibaren altmış gündür. Bunun dışında kanunun düzenlediği özel başvuru yolları da kendi koşulları içinde değerlendirilebilir.

    Önemli olan, eldeki belgenin gerçek anlamda bir Sayıştay ilamı mı, denetim raporu mu yoksa idarenin tahsil işlemi mi olduğunun öncelikle belirlenmesidir.

    İhale uyuşmazlıklarında genel başvuru ve yargılama yolları hakkında Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür? başlıklı makalemiz ayrıca incelenebilir.

    12. Kamu Zararı İddiasında Nasıl Bir Hukuki Yol Haritası İzlenmelidir?

    Kamu zararı iddialarında etkili bir hukuki değerlendirme, yalnızca denetim raporunun sonuç bölümünün okunmasıyla yapılamaz. Uyuşmazlığın mali, teknik, sözleşmesel ve cezai boyutları birlikte fakat birbirinden ayrılarak incelenmelidir.

    Birinci aşama: Dosyanın hukuki niteliğinin belirlenmesi

    Öncelikle kamu zararı iddiasının hangi belgeye dayandığı belirlenmelidir. Sayıştay bulgusu, belediye müfettişi raporu, teknik inceleme, muhasebe kaydı, tahsil bildirimi veya ceza soruşturması evrakı farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

    İlgili idarenin alacak yönünden işlem tesis edip etmediği, tebligat yapılıp yapılmadığı ve herhangi bir yargılamanın bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

    İkinci aşama: İhale ve sözleşme dosyasının temin edilmesi

    İhale ilanı, idari ve teknik şartnameler, sözleşme, yaklaşık maliyet hesaplamaları, ihale komisyonu kararları, iş programları, revize projeler, hakedişler, kabul tutanakları, ödeme emirleri ve diğer belgeler kronolojik sırayla değerlendirilmelidir.

    İhalenin türü ile sözleşme bedelinin belirlenme yöntemi ayrıca tespit edilmelidir. Anahtar teslimi götürü bedel ve birim fiyat sözleşmelerinin mali uyuşmazlıklara etkisi aynı değildir.

    Üçüncü aşama: Kamu zararının teknik olarak yeniden değerlendirilmesi

    İleri sürülen zarar kalemleri ayrı ayrı incelenmelidir. Eksik imalat, fazla ödeme, yanlış birim fiyat ve usule aykırı sözleşme değişikliği gibi iddialar tek bir genel tutar altında toplanarak hukuki ayrımlar ortadan kaldırılmamalıdır.

    Gerekli hallerde inşaat, makine, elektrik, muhasebe veya diğer ilgili uzmanlık alanlarında karşı inceleme yapılmalıdır. Teknik raporların sonuçları, hukuki sorumluluk hakkında nihai karar yerine geçirilmemelidir.

    Dördüncü aşama: Kişisel sorumlulukların ayrıştırılması

    Yüklenici, alt yüklenici, kontrol görevlisi, kabul komisyonu, harcama yetkilisi ve diğer ilgililerin eylemleri ayrı ayrı belirlenmelidir.

    Bir kişinin dosyada adının geçmesi veya belge üzerinde imzasının bulunması, bütün işlem ve ödemelerin kendisine yüklenmesi için tek başına yeterli değildir.

    Beşinci aşama: Ceza soruşturmasının durumunun araştırılması

    İlgili kişiler hakkında adli soruşturma yürütülüp yürütülmediği, isnat edilen suçlar, soruşturma izni gerekliliği, alınan ifadeler, uygulanan adli tedbirler ve dosyanın hangi aşamada bulunduğu araştırılmalıdır.

    Soruşturma dosyasına erişimde CMK hükümleri ve varsa kısıtlama kararları dikkate alınmalıdır. Soruşturma yapılmaması veya dosyanın kapanması, mali uyuşmazlığın da kendiliğinden ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

    Altıncı aşama: Süreler ve dava stratejisinin belirlenmesi

    Tebligat tarihleri, idari başvuru süreleri, Sayıştay kanun yolları, icra takipleri, dava açma süreleri ve zamanaşımı ayrı ayrı belirlenmelidir.

    İtiraz, alacak davası, menfi tespit davası, tazminat davası veya diğer başvuru yollarından hangisinin uygun olduğu talebin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.

    Yedinci aşama: Sözleşmesel ve cezai savunmanın birlikte fakat bağımsız yürütülmesi

    Kamu zararı iddiasına karşı mali veya teknik savunma yapılırken ceza soruşturmasında ileri sürülebilecek iddialar dikkate alınmalıdır. Ancak mali uyuşmazlığın çözümü için yapılan açıklamalar, kişinin ceza hukuku bakımından sorumluluğunu gereksiz veya dayanaksız biçimde kabul eden beyanlara dönüştürülmemelidir.

    Hukuki yol haritasının temel amacı, mevcut deliller üzerinden gerçeğin ortaya çıkarılması, ilgili kişilerin haklarının korunması ve her sorumluluk türünün kendi kanuni şartlarına göre değerlendirilmesidir.

    13. Kamu İhalelerinde Kamu Zararı Hakkında En Çok Sorulan Sorular

    1. Sayıştay raporunda kamu zararı yazıyorsa yüklenici kesin borçlu mudur?

    Hayır. Denetim bulgusu, yüklenici hakkında kesinleşmiş borç hükmü anlamına gelmez. Sözleşmesel sorumluluk, zarar, nedensellik bağı ve ilgili tahsil veya yargılama işlemleri ayrı ayrı incelenmelidir.

    2. Sayıştay raporu ceza davası açılması için yeterli midir?

    Rapor suç şüphesine ilişkin önemli bilgi ve belgeler içerebilir. Ancak kamu davası açılması bakımından CMK’daki yeterli şüphe ve diğer kovuşturma şartları değerlendirilmelidir.

    3. Belediye müfettişi kamu zararı tespit ederse doğrudan haciz yapılabilir mi?

    Salt rapor düzenlenmesi, her durumda doğrudan haciz yetkisi doğurmaz. Alacağın hukuki niteliği, takip usulü, tebligat ve uygulanacak icra veya tahsil hükümleri değerlendirilmelidir.

    4. İhale komisyonu üyesi bütün kamu zararlarından sorumlu olur mu?

    Hayır. Komisyon üyesinin görev ve yetkisi, katıldığı işlem, kusuru ve zarar ile fiili arasındaki bağlantı somut olarak incelenmelidir.

    5. Kamu zararının tamamından belediye başkanı sorumlu mudur?

    Hayır. Üst yönetici sıfatı tek başına bütün işlem ve ödemelerden kişisel sorumluluk doğurmaz. Somut görev, yetki, eylem ve uygulanacak özel sorumluluk hükümleri önemlidir.

    6. Yüklenici işini tamamladıktan yıllar sonra kamu zararıyla karşılaşabilir mi?

    Evet, ilgili sorumluluk ve zamanaşımı şartları mevcutsa sonradan uyuşmazlık çıkabilir. Ancak teslimden sonra meydana gelen kullanım, bakım veya üçüncü kişi müdahalesi kaynaklı zararlar ayrıca araştırılmalıdır.

    7. İhalenin usulsüz yapılması otomatik olarak suç oluşturur mu?

    Hayır. İhale mevzuatına aykırılık ile TCK kapsamında bir suçun oluşması farklı meselelerdir. Suçun kanuni unsurları ve gerekli manevi unsur ayrıca ispatlanmalıdır.

    8. Kamu zararı yoksa ihaleye fesat karıştırma suçu oluşmaz mı?

    Bu soruya bütün ihtimaller için tek bir cevap verilemez. TCK m. 235’in ilgili hükümleri, isnat edilen seçimlik hareket ve kamu zararının suç veya yaptırım bakımından etkisi somut olayda değerlendirilmelidir.

    9. Kamu zararı ödenince soruşturma kapanır mı?

    Her zaman değil. Ödemenin ceza hukukundaki etkisi ilgili suç ve varsa özel etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde belirlenir.

    10. Belediye tarafından düzenlenen kamu zararı raporuna itiraz edilebilir mi?

    İlgili işlem ve tebligatın niteliğine göre idari başvuru veya yargısal yol gündeme gelebilir. Raporun kendisi ile rapora dayanılarak tesis edilen işlemler arasındaki ayrım önemlidir.

    11. Kamu zararı raporuna karşı bilirkişi raporu alınabilir mi?

    Evet. Teknik veya mali değerlendirmedeki somut hatalar, bağımsız uzman incelemesiyle ortaya konulabilir. Yargılama aşamasında mahkemeden bilirkişi incelemesi talep edilmesi de mümkündür.

    12. Sayıştay ilamına itiraz süresi ne kadardır?

    6085 sayılı Kanun’un 55. maddesi kapsamında Sayıştay ilamlarının temyizinde tebliğden itibaren altmış günlük süre öngörülmüştür. Ancak eldeki belgenin ilam olup olmadığı öncelikle belirlenmelidir.

    13. Kamu zararı nedeniyle menfi tespit davası açılabilir mi?

    Somut uyuşmazlığın hukuki niteliği, hukuki yarar ve görevli yargı yeri şartlarına göre mümkün olabilir. Özellikle alacağın icra takibine konu olup olmadığı önemlidir.

    14. Kamu zararından doğan alacaklar zamanaşımına uğrar mı?

    Evet. Ancak uygulanacak süre ve başlangıç tarihi, talebin hukuki dayanağına göre belirlenmelidir. Kamu zararı yönetmeliğindeki on yıllık süre bütün sözleşmesel ve cezai talepler için ortak bir süre değildir.

    15. Ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verilirse tazminat sorumluluğu da ortadan kalkar mı?

    Mutlaka değil. Mali ve sözleşmesel sorumluluk farklı ispat koşullarına tabi olabilir. Kararın gerekçesi ve somut tespitlerin diğer süreçlerdeki etkisi ayrıca incelenmelidir.

    16. Ceza davasında beraat kararı verilirse Sayıştay ilamı geçersiz olur mu?

    Beraat kararı Sayıştay ilamını kendiliğinden hükümsüz hale getirmez. Bununla birlikte beraatin gerekçesi, fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin tespitler ve başvurulabilecek kanun yolları bakımından önem taşıyabilir.

    14. Sonuç: Kamu Zararı Bir Rapor İfadesinden İbaret Değildir

    Kamu ihalelerinde kamu zararının hukuki değerlendirmesi, kamu mali yönetimi, sözleşme hukuku, idare hukuku, Sayıştay hesap yargılaması ve ceza hukuku arasındaki farklılıkların doğru kurulmasını gerektirir.

    2026 yılında yayımlanan Sayıştay raporları ile kamuoyuna yansıyan belediye soruşturmaları, kamu kaynaklarının denetimi ve sorumluluk tartışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Ancak denetim bulgusu, idari inceleme, savcılık soruşturması, iddianame ve mahkeme hükmü birbirinin yerine kullanılamaz.

    Özellikle yükleniciler bakımından sözleşme hükümlerinin, hakedişlerin, kabul tutanaklarının ve teknik verilerin birlikte incelenmesi gerekir. Kamu personeli bakımından ise kişisel görev ve yetki sınırları, kusur ve nedensellik bağı önem taşır.

    İhaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarında ise mevzuata aykırılığın varlığı tek başına yeterli görülmemeli; suçun kanuni unsurları, somut deliller ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi dikkate alınmalıdır.

    Sonuç olarak, kamu zararı iddialarında doğru yaklaşım; raporu ve dayanak belgeleri incelemek, zararı hukuken ve teknik olarak değerlendirmek, tarafların sorumluluk alanlarını ayrıştırmak ve başvuru yollarını süresi içinde belirlemektir.

    Her kamu zararı tespiti suç değildir. Her ihale uyuşmazlığı kamu zararı oluşturmaz. Her kamu zararı iddiası da yüklenici veya kamu görevlisi hakkında kesinleşmiş sorumluluk anlamına gelmez. Hukuki sonuç, somut olaydaki deliller ve yetkili mercilerin kararları temelinde belirlenir.

    15. Kaynakça: Mevzuat, Sayıştay Raporları, Akademik Yayınlar ve Güncel Haberler

    Aşağıdaki kaynaklar resmî mevzuat ve kurum yayınları, bilimsel makaleler ve güncel haberler olarak ayrılmıştır. Haberlerde aktarılan soruşturma iddiaları yargısal kesinlik ifade etmez. Erişim ve değerlendirme tarihi: 8 Ekim 2026.

    A. Resmî Kurum Yayınları ve Mevzuat

    [1] T.C. Sayıştay Başkanlığı. (2026). 2025 Yılı Denetim Sonuçlarına İlişkin Kamuoyu Duyurusu. Resmî rapor ve açıklama arşivi.
    Sayıştay kamuoyu duyurusu.

    [2] T.C. Sayıştay Başkanlığı. (2026). 2025 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu.
    Resmî rapor.

    [3] Kamu İhale Kurumu. (2026). Kamu Alımları İzleme Raporları: 2026 Yılı İlk Altı Ay İstatistikleri.
    Kamu alımları izleme raporları.

    [6] 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, m. 71; 6085 sayılı Sayıştay Kanunu. İlgili mevzuatın resmî metinleri ve Sayıştay açıklamaları.
    Sayıştay hesap yargılaması ve kamu zararı açıklaması.

    [8] T.C. Sayıştay Başkanlığı. Sayıştay Yargısı, Kamu Zararı ve Sorumluluk, Yargılamaya Esas Rapor, İlam ve Suç Teşkil Eden Fiile Rastlanılması Hali.
    Resmî açıklama.

    [9] 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, özellikle m. 25-33. Kamu İhale Kurumu mevzuat yayını.
    Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu.

    Ek mevzuat: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun; 3628 sayılı Kanun; 5393 sayılı Belediye Kanunu; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.

    Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 19 Ekim 2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmî Gazete. Sonraki değişiklikler yürürlükteki konsolide metin üzerinden değerlendirilmelidir.
    Yönetmeliğin yayımlandığı Resmî Gazete.

    B. Akademik Kaynaklar

    [7] Parlak, N. (2018). Sayıştay yargısında kamu zararı kavramı: Sorunlar ve öneriler. Sayıştay Dergisi, 108, 7-38.
    DergiPark tam künye ve makale.

    [10] Tanrıverdi, A. A., & Utku, M. F. (2026). 4483 sayılı Kanun kapsamında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması ve soruşturma izni. Adalet Dergisi, 77, 695-728.
    DOI: 10.57083/adaletdergisi.2050120.

    [11] Hacıömeroğlu, E. E. (2026). Kamu görevlileri hakkında adli soruşturma başlatmaya elverişli olmayan ihbar ve şikayetler. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 66.
    DergiPark akademik makale.

    [12] Topuz, V. (2022). İhaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlamak yoluyla ihaleye fesat karıştırma suçu (TCK m. 235/2-a-2). Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 12(2), 2044-2081.
    DOI: 10.32957/hacettepehdf.1071050.

    [13] Gülel, İ. (2018). Edimin ifasına fesat karıştırma suçu. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 33, 753-784.
    DergiPark akademik makale.

    [14] Şahin İpek, E. A., & Hepaksaz, E. (2018). Kamu zararının tespiti ve tahsili sürecinde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 32(4), 921-940.
    DergiPark akademik makale.

    C. Güncel Haber Kaynakları

    [4] Özdemir, F., Toprakçı, H., & Aydemir, M. (6 Ekim 2026). İzmir’de Bayraklı Belediyesine yönelik rüşvet ve ihale soruşturmasında 47 şüpheli gözaltında. Anadolu Ajansı.
    Haberin tam metni.

    [5] Demir, İ. (26 Ağustos 2026). Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında sanıklara hapis cezası. Anadolu Ajansı.
    Mahkeme kararına ilişkin haber.

    İlave haber kaynağı: Odatv. (23 Eylül 2026). Sayıştay’dan denetim raporu: 10 bin 783 bulgu, ihalesiz kiralama ve ihalede hata. Sayıştayın 2025 yılı raporlarına ilişkin haber değerlendirmesi.
    Haber kaynağı.

    Kaynakların değerlendirilmesinde resmî kanun ve kurum metinleri esas alınmıştır. Akademik yayınlar hukuki yorum ve doktrinel tartışmalar için; haber kaynakları ise tarihli, kamuoyuna açıklanan gelişmelerin gösterilmesi için kullanılmıştır. Her bir haberdeki iddia, kesinleşmiş mahkeme hükmünden ayrı tutulmalıdır.

    16. Dolgun.av.tr Üzerindeki İlgili Hukuki Makaleler

    Kamu ihale hukukunun farklı alanları hakkında daha ayrıntılı değerlendirmeler için aşağıdaki çalışmalar incelenebilir.

    1. Kamu Zararı Nedir? Kamu İhale Sözleşmelerinde Sorumluluk
    Kamu zararının temel unsurları ve sorumluluk ilkeleri.
    Makaleyi okuyun.

    2. Kamu İhale Hukuku Nedir? 4734 Sayılı Kanun ve Temel Kavramlar
    İhale sürecinin hukuki çerçevesi ve temel ilkeleri.
    Makaleyi okuyun.

    3. Kamu Yapım İhaleleri ve Yüklenici Sorumluluğu
    Yapım sözleşmeleri, teknik yükümlülükler ve yüklenicinin sorumluluğu.
    Makaleyi okuyun.

    4. Kamu İhale Sözleşmeleri ve Hukuki Niteliği
    Kamu ihale sözleşmelerinin niteliği ve sözleşmesel uyuşmazlıklar.
    Makaleyi okuyun.

    5. Kamu İhale Davaları: İhale Uyuşmazlıkları Nasıl Çözülür?
    İhale sürecinde ve sözleşme uygulamasında başvurulabilecek hukuki yollar.
    Makaleyi okuyun.

    6. Yüksek Fen Kurulu Nedir? Uyuşmazlık Çözümü, Kararları ve Başvuru Usulü
    Yapım işleri sözleşmelerinde teknik uyuşmazlıkların değerlendirilmesi.
    Makaleyi okuyun.


    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    dolgun.av.tr
    Telefon / WhatsApp: +90 507 475 44 22
    E-posta: av.muratcandolgun@gmail.com

    Hukuki bilgilendirme: Bu çalışma genel bilimsel ve hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Belirli bir denetim veya soruşturma dosyasının nihai sonucunu bildirmez. Güncel mevzuat, tebligatlar ve yargı kararları somut olayın koşulları çerçevesinde ayrıca incelenmelidir.

  • إلغاء وسحب الجنسية التركية 2026: آخر التطورات والتحقيقات والدعاوى

    إلغاء وسحب الجنسية التركية 2026: آخر التطورات والتحقيقات والدعاوى

    آخر تحديث: 8 أكتوبر 2026

    إعداد: المحامي Murat Can Dolğun – نقابة المحامين في إسطنبول

    للتواصل والاستشارة القانونية باللغة العربية

    المحامي إبراهيم تولان
    Av. İbrahim TOLAN
    محامٍ ناطق باللغة العربية
    عضو نقابة المحامين في إسطنبول
    رقم القيد في نقابة المحامين: 87562

    الهاتف وواتساب:

    +90 505 034 39 15

    البريد الإلكتروني:

    tdlawifirm7@gmail.com

    الموقع الإلكتروني:

    td-lawfirm.com

    عنوان المكتب:
    مركز إسطنبول للتجارة العالمية
    Istanbul World Trade Center (İDTM)
    A2 Block, No: 206
    Bakırköy / Istanbul, Türkiye

    دراسة قانونية وتحليل لأحدث التطورات | قانون الجنسية التركية | الجنسية عن طريق الاستثمار العقاري | التحقيقات الجنائية | القضاء الإداري

    إلغاء وسحب الجنسية التركية 2026: آخر التطورات في تحقيقات 1070 شخصا وقرارات 6134 شخصا وحقوق المستثمرين وطرق الطعن القضائي

    تشهد ملفات الجنسية التركية المكتسبة عن طريق الاستثمار العقاري تطورات قانونية وقضائية مهمة خلال عام 2026، في أعقاب التحقيقات الجنائية والإدارية الواسعة التي بدأت في عام 2025، واستمرت خلال شهري أغسطس وسبتمبر 2026.

    وتتركز هذه التحقيقات حول ادعاءات تتعلق بالمبالغة في قيمة العقارات، وإعداد تقارير تقييم عقاري غير مطابقة للحقيقة، وإجراء عمليات بيع صورية، وإنشاء حركات مصرفية ظاهرية، وعدم دخول المبالغ الاستثمارية الحقيقية إلى تركيا، فضلا عن احتمال وجود مخالفات في إصدار شهادات مطابقة الاستثمار لشروط الحصول على الجنسية التركية.

    وفي 21 سبتمبر 2026، أعلنت السلطات التركية عن تحقيق جديد يتعلق بإجراءات اكتساب الجنسية شملت 1070 شخصا، من بينهم المستثمرون وأفراد عائلاتهم. وفي اليوم نفسه، نُقلت عن وزارة الداخلية التركية بيانات رسمية تشير إلى إلغاء أو سحب قرارات اكتساب الجنسية المتعلقة بما مجموعه 6134 شخصا في إطار إجراءات إدارية مختلفة. وينبغي التمييز بين هذين الرقمين وعدم اعتبارهما إحصاء واحدا. [N4] [N7]

    المسألة القانونية الأساسية هي أن ورود اسم المستثمر أو العقار أو الشركة العقارية في تحقيق جنائي لا يعني، بحد ذاته، أن الجنسية التركية قد أُلغيت أو سُحب قرار منحها. وفي المقابل، فإن عدم تلقي الشخص أي تبليغ رسمي لا يشكل دليلا قاطعا على عدم صدور قرار إداري بشأن جنسيته.

    لذلك، يتطلب تحديد الوضع القانوني لكل مستثمر دراسة مستقلة تشمل تاريخ اكتساب الجنسية، والقرارات الإدارية الصادرة بشأنه، وشهادة مطابقة الاستثمار، والقيمة الفعلية للعقار في التاريخ المعني، والتحويلات المصرفية، وملف التحقيق الجنائي إن وجد، والوضع القانوني للزوج أو الزوجة والأطفال.

    تستند هذه الدراسة إلى المعلومات المتاحة حتى 8 أكتوبر 2026، بما يشمل التصريحات الرسمية المنشورة، والتشريعات التركية، وأحكام مجلس الدولة التركي (Danıştay)، والمراجع الأكاديمية، والملاحظات القانونية العامة المستخلصة من الممارسة العملية دون الكشف عن بيانات أي موكل.

    وقد جرى الفصل بين المعلومات المثبتة بمصادر رسمية وبين المعلومات المنقولة شفهيا التي لم يتسن التحقق منها بصورة مستقلة. ولا تُعرض أي معلومة غير مؤكدة باعتبارها قرارا قضائيا نهائيا أو حقيقة ثابتة تتعلق بشخص محدد.

    جدول المحتويات

    1. ما آخر تطورات تحقيقات الجنسية التركية خلال عامي 2025 و2026؟

    لم تبدأ التحقيقات المتعلقة بالحصول على الجنسية التركية عن طريق الاستثمار العقاري في سبتمبر 2026، بل جاءت ضمن سلسلة من التحقيقات التي تناولت ادعاءات وجود معاملات عقارية ومالية غير قانونية استُخدمت للحصول على الجنسية التركية.

    سبتمبر 2025: تحقيق واسع بشأن معاملات عقارية صورية

    في 24 سبتمبر 2025، أعلنت السلطات التركية عن عملية أمنية امتدت إلى 19 ولاية، انطلاقا من إسطنبول، في إطار تحقيق يتعلق بادعاءات الحصول على الجنسية التركية من خلال عمليات بيع عقاري صورية وترتيبات مالية غير حقيقية.

    وأشارت تقارير إخبارية لاحقة إلى وجود 451 مستثمرا أجنبيا، وارتباط العمليات باكتساب 1198 شخصا للجنسية التركية عند احتساب أفراد العائلات.

    وقد شملت الادعاءات عدم دخول العملة الأجنبية بصورة حقيقية إلى تركيا، وإنشاء حركات مصرفية ظاهرية، وإبرام عقود بيع عقارية يُشتبه في أنها لم تعكس استثمارا حقيقيا. [N1] [N2]

    ومن الضروري التمييز بين الادعاءات التي توردها سلطات التحقيق وبين المسؤولية الجنائية التي تثبت بحكم قضائي نهائي.

    4 أغسطس 2026: الإعلان عن إجراءات تخص 687 شخصا

    في 4 أغسطس 2026، أعلنت وزارة العدل التركية عن تحقيق يتعلق بادعاءات تضخيم القيمة العقارية باستخدام تقارير تقييم غير مطابقة للحقيقة، وإجراء معاملات بيع صورية للحصول على الجنسية التركية.

    وذكرت السلطات بدء الإجراءات القانونية المتعلقة بإلغاء جنسية 687 شخصا، كما أشارت إلى ادعاءات بعدم تحقيق تدفقات فعلية من العملة الأجنبية إلى تركيا بقيمة تقارب 2.5 مليار ليرة تركية، وإلى اتخاذ تدابير بشأن بعض الممتلكات. [N3]

    ولا يجوز الخلط بين الإعلان عن بدء إجراءات إلغاء الجنسية وبين ثبوت صدور قرار فردي نهائي، تم تبليغه قانونا، بحق كل شخص مشمول في التحقيق.

    وفي 7 أغسطس 2026، أفادت وكالة Anadolu Ajansı بصدور قرارات توقيف احتياطي بحق 32 مشتبها به، وتطبيق تدابير الرقابة القضائية بحق 48 آخرين. وتشكل هذه القرارات تدابير في إطار الإجراءات الجنائية، ولا تعني ثبوت الإدانة. [N5]

    21 سبتمبر 2026: الموجة الثانية من التحقيقات

    في 21 سبتمبر 2026، أُعلن عن عملية جديدة تتعلق ببعض معاملات بيع العقارات المرتبطة بشركات Gül İnşaat AŞ وBeyaz İnşaat وLİV İnşaat.

    ووفقا للتصريحات الرسمية، شملت المراجعة معاملات تتعلق ببيع العقارات إلى 734 أجنبيا، واعتبرت السلطات أن 274 عملية بيع منها تحمل خصائص المعاملات الصورية المزعومة.

    كما أشارت البيانات إلى أن التحقيق يرتبط باكتساب 1070 شخصا للجنسية التركية، بمن فيهم المستثمرون وأفراد أسرهم. [N4]

    25 سبتمبر 2026: تطورات قضائية جديدة

    في 25 سبتمبر 2026، نشرت وكالة Anadolu Ajansı معلومات تفيد بتوقيف 33 مشتبها به احتياطيا، وفرض تدبير عدم مغادرة المنزل على 20 شخصا، وتطبيق تدابير أخرى من الرقابة القضائية على 21 شخصا. [N6]

    وحتى 8 أكتوبر 2026، تمثل هذه الإجراءات بعض أحدث التطورات الجوهرية التي أمكن التحقق منها من خلال المصادر العامة المشمولة في هذه الدراسة.

    ومع ذلك، فإن عدم نشر أخبار أحدث لا يثبت توقف النيابة العامة أو السلطات الإدارية عن اتخاذ إجراءات جديدة في الملفات الفردية.

    2. هل أُلغيت الجنسية التركية عن 6134 شخصا بالفعل؟

    تضمنت تصريحات وزارة الداخلية التركية المنقولة بتاريخ 21 سبتمبر 2026 إحصاءات تراكمية بشأن قرارات إلغاء الجنسية أو سحب قرارات اكتسابها.

    نوع الإجراء الإداري عدد المستثمرين الأساسيين الإجمالي مع أفراد الأسرة
    إلغاء الجنسية المرتبط بإلغاء شهادات مطابقة الاستثمار 1150 5391
    سحب قرارات الجنسية لأسباب متعلقة بالنظام العام أو الأمن القومي 263 743
    الإجمالي المعلن 1413 6134
    مستثمرون أُلغيت شهادات مطابقة استثماراتهم اعتبارا من 11 فبراير 2026 458 1393

    المصدر: تصريحات وزارة الداخلية التركية المنشورة عبر Anadolu Ajansı وTRT Haber بتاريخ 21 سبتمبر 2026. ولا ينبغي إضافة رقم 1393 الوارد في السطر الأخير إلى الإجمالي بصورة مستقلة دون التحقق من التداخل بين الفئات. [N4] [N7]

    تؤكد هذه الأرقام أن السلطات التركية أعلنت بالفعل عن إصدار عدد كبير من القرارات الإدارية المتعلقة بإلغاء الجنسية أو سحب قرارات اكتسابها.

    لكن لا يمكن الاستنتاج من هذه الأرقام أن الأشخاص الـ1070 الذين وردوا في التحقيق الجديد قد أُلغيت جنسياتهم جميعا في 21 سبتمبر 2026.

    كذلك، يجب التمييز بين صدور القرار الإداري، وتبليغه إلى الشخص المعني، والطعن فيه أمام القضاء، واكتسابه الوضع القانوني النهائي بعد استنفاد طرق الطعن.

    عدد الأشخاص المذكورين في تحقيق جنائي ليس بالضرورة هو عدد قرارات إلغاء الجنسية الصادرة، كما أن صدور القرار الإداري لا يعني بالضرورة أنه أصبح نهائيا وغير قابل للطعن.

    3. ما تفاصيل التحقيق الجديد المتعلق بـ1070 شخصا؟

    يتعلق التحقيق المعلن في 21 سبتمبر 2026 بادعاءات ارتكاب مخالفات في معاملات عقارية استُخدمت للحصول على الجنسية التركية من خلال الاستثمار.

    وتضمنت البيانات الرسمية الإشارة إلى فحص سجلات الطابو، والتحليلات المالية والمصرفية، والتقارير الفنية، والمعلومات المتعلقة بالمعاملات العقارية.

    موضوع التحقيق العدد المعلن
    معاملات بيع عقاري خضعت للفحص 734
    معاملات اعتبرتها السلطات صورية 274
    الأشخاص الذين اكتسبوا الجنسية التركية 1070
    المستثمرون الأساسيون 263
    أفراد الأسرة 807
    الأشخاص الذين اكتسبوا الجنسية بتاريخ القرار الأساسي 1015
    الأطفال الذين اكتسبوا الجنسية بعد القرار 55
    أشخاص إضافيون مرتبطون بإجراءات الجنسية 11

    المصدر: بيان وزارة الداخلية المنشور عبر Anadolu Ajansı بتاريخ 21 سبتمبر 2026. [N4]

    وتشير الادعاءات إلى وجود معاملات لم يتحقق فيها إدخال المبالغ اللازمة إلى تركيا بصورة فعلية، أو استُخدمت فيها حركات مصرفية ظاهرية، أو جرى فيها إظهار قيمة العقار بمبالغ أعلى من قيمته الحقيقية.

    غير أن خطورة هذه الادعاءات لا تعني ثبوت مشاركة كل مستثمر في مخالفة قانونية.

    ومن المهم ملاحظة أن السلطات أشارت إلى 274 عملية بيع صورية مزعومة من أصل 734 عملية خضعت للفحص.

    مجرد شراء عقار من شركة تخضع للتحقيق لا يثبت أن شراء ذلك العقار كان صوريا أو احتياليا أو أنه لم يستوف شروط الحصول على الجنسية التركية.

    4. ما شركات الإنشاءات المذكورة في تحقيقات الجنسية التركية؟

    بحسب التصريحات المنشورة بتاريخ 21 سبتمبر 2026، ارتبطت الموجة الأولى من تحقيقات عام 2026 بمعاملات تتعلق بشركة Babacan İnşaat.

    أما الموجة الثانية فقد شملت بعض معاملات البيع المرتبطة بشركات Gül İnşaat AŞ وBeyaz İnşaat وLİV İnşaat. [N4]

    ولا يعني ذكر هذه الشركات في التحقيق أن جميع العقارات التي باعتها، أو جميع مشاريعها السكنية، أو كل شقة ضمن تلك المشاريع كانت موضوع مخالفة قانونية.

    بل يجب فحص كل عقار بصورة مستقلة من حيث رقم القطعة العقارية، ورقم القسم المستقل، وتاريخ البيع، والقيمة الحقيقية، وسجلات الدفع، ومدى استيفاء الشروط القانونية للجنسية.

    كما ينبغي التعامل بحذر شديد مع قوائم المشاريع العقارية وأرقام الشقق وأسماء المستثمرين التي تنتشر عبر وسائل التواصل الاجتماعي.

    ولا يجوز اعتبار هذه القوائم معلومات رسمية نهائية ما لم تتم مطابقتها مع وثائق موثوقة صادرة عن الجهات المختصة.

    ولهذا السبب لا تتعامل هذه الدراسة مع قوائم المشاريع غير المؤكدة باعتبارها حقائق ثابتة.

    5. معلومات شفهية غير مؤكدة بشأن سير التحقيقات خلال أكتوبر 2026

    إلى جانب التصريحات الرسمية المنشورة، قد تظهر معلومات عملية خلال البحث القانوني أو الاستفسارات الموجهة إلى الجهات المختصة أو المحادثات المتعلقة بإدارة ملفات الجنسية والتحقيقات الجنائية.

    ويمكن أن تساعد هذه المعلومات في تحديد المسائل التي تحتاج إلى فحص إضافي، لكنها لا تتمتع بذات القيمة القانونية التي يتمتع بها القرار الإداري المكتوب أو التعليمات الرسمية أو الحكم القضائي.

    تنبيه مهم: المعلومات الواردة في هذا القسم تستند إلى إفادات شفهية وملاحظات عملية مرتبطة بالأيام الأولى من أكتوبر 2026. ولم يجر التحقق منها بصورة مستقلة باعتبارها سياسة رسمية عامة تشمل جميع التحقيقات. وقد تتغير في أي وقت تبعا لتعليمات النيابة العامة وتطور الملفات.

    5.1. معلومات عن تعليق بعض إجراءات أخذ الإفادات لدى الشرطة

    وفقا لبعض المعلومات المنقولة شفهيا بشأن سير العمل في ملفات تحقيق معينة، أفيد بأن بعض مواعيد أخذ الإفادات لدى وحدات الشرطة قد أُوقفت أو أُجلت مؤقتا لحين صدور تعليمات إضافية.

    كما وردت روايات بشأن حضور بعض الأشخاص إلى الجهات الأمنية دون استكمال إجراءات أخذ إفاداتهم.

    غير أنه لا يجوز الاستنتاج من ذلك أن جميع الإفادات المتعلقة بقضايا الجنسية التركية قد أُوقفت أو أن النيابة العامة أصدرت أمرا عاما ينطبق على جميع الملفات.

    كذلك، لا تعني هذه المعلومات سقوط الالتزامات القانونية المتعلقة بالحضور استجابة لاستدعاء صحيح أو تنفيذ قرار قضائي قائم.

    ويجب التحقق من وضع كل شخص على حدة، بما يشمل ملف التحقيق، وصفته الإجرائية، وأي تعليمات جديدة، ووجود استدعاء أو أمر إحضار من عدمه.

    5.2. معلومات بشأن فصل ملفات التحقيق الجنائي

    من المسائل التي ترد في بعض المعلومات العملية احتمال فصل وقائع أو أشخاص مرتبطين بتحقيق واسع إلى ملفات جنائية مختلفة.

    ويسمح قانون الإجراءات الجنائية التركي، وفقا للشروط القانونية، بفصل التحقيقات المرتبطة أو ضمها.

    لكن لا يمكن الجزم بأن مستثمرا معينا قد نُقل إلى ملف آخر، أو أن تحقيقا جديدا قد فُتح بحقه، استنادا إلى روايات شفهية فقط.

    بل ينبغي التحقق من ذلك عن طريق السجلات القضائية والمعلومات التي يمكن الوصول إليها قانونا.

    5.3. اختلاف المرحلة الإدارية من مستثمر إلى آخر

    قد يختلف الوضع الإداري للأشخاص الذين اشتروا عقارات من الشركة نفسها أو ضمن المشروع العقاري ذاته.

    فقد تتوفر بشأن أحد المستثمرين معلومات عن تحقيق جنائي يتعلق بالشركة فقط، بينما تكون شهادة مطابقة الاستثمار لمستثمر آخر قيد الفحص، وقد يكون قد صدر بالفعل قرار إداري بشأن شخص ثالث.

    ولا يمكن اتخاذ الوضع القانوني لأحد المستثمرين دليلا قاطعا على وضع بقية المشترين.

    مبدأ التحديث المستمر: يجب إعادة تقييم المعلومات الشفهية المذكورة كلما ظهرت وثائق رسمية أو تعليمات جديدة. ولا توفر هذه المعلومات أي ضمان بعدم أخذ الإفادات أو انتهاء التحقيق أو استمرار الجنسية التركية.

    6. هل تجري جميع التحقيقات الجنائية ضمن ملف قضائي واحد؟

    لا يصح افتراض أن جميع التحقيقات التي أُعلن عنها خلال عامي 2025 و2026 تجري تحت رقم تحقيق واحد أو أمام محكمة جنائية واحدة.

    فقد تعلقت العمليات المعلنة بتواريخ وشركات وعقارات وأشخاص ووقائع مختلفة.

    وقد يكون أحد الملفات ما زال في مرحلة التحقيق الابتدائي، بينما تكون قد صدرت لائحة اتهام في ملف آخر، أو بدأت بالفعل إجراءات المحاكمة بشأن وقائع مرتبطة.

    كذلك، فإن التحقيق مع مديري شركة أو موظفيها أو خبراء التقييم لا يعني أن جميع مشتري العقارات قد أصبحوا مشتبهين بهم.

    وعليه، يجب تحديد وجود تحقيق بحق الشخص المعني، والنيابة المختصة، وصفته القانونية، ووجود طلب لأخذ إفادته، وأي تدبير قضائي صادر بحقه، وما إذا كانت هناك قرارات بفصل الملفات أو ضمها، وما إذا صدرت لائحة اتهام.

    وقد تحد سرية التحقيق من إمكانية الوصول إلى جميع التفاصيل.

    لذلك، فإن عدم نشر معلومات جديدة في الصحافة لا يشكل دليلا على إغلاق الملف أو توقف التحقيق.

    يتطلب التحليل القانوني الدقيق الرجوع إلى قانون الجنسية التركية رقم 5901، والتمييز بين المادة 31 والمادة 40.

    وعلى الرغم من استخدام مصطلح سحب الجنسية التركية بصورة عامة في وسائل الإعلام، فإن القانون ينظم آليتين قانونيتين مختلفتين.

    7.1. إلغاء قرار اكتساب الجنسية – المادة 31

    تنص المادة 31 من قانون الجنسية التركية على إلغاء قرار منح الجنسية إذا كان صدوره نتيجة تقديم الشخص المعني بيانات كاذبة أو إخفائه مسائل مهمة مؤثرة في اكتساب الجنسية.

    ولذلك، يجب دراسة سلوك الشخص نفسه، وطبيعة البيان الكاذب أو الواقعة المخفية، والعلاقة السببية بين ذلك السلوك وقرار منحه الجنسية.

    ولا يثبت مجرد الادعاء بارتكاب المطور العقاري أو الوسيط أو خبير التقييم مخالفة قانونية أن المستثمر قدم شخصيا بيانات كاذبة أو تعمد إخفاء معلومات جوهرية.

    7.2. سحب قرار اكتساب الجنسية – المادة 40

    تنظم المادة 40 من القانون ذاته سحب القرارات المتعلقة باكتساب الجنسية أو فقدانها، إذا تبين لاحقا أنها صدرت دون توافر الشروط القانونية اللازمة أو صدرت بصورة مكررة.

    ولا تقتصر هذه المادة على حالات الكذب أو إخفاء الوقائع المنصوص عليها في المادة 31.

    فقد يدفع المستثمر بأنه اشترى العقار بصورة حقيقية ولم يشارك في أي احتيال، بينما تتمسك الإدارة بأن الشروط الموضوعية اللازمة لاكتساب الجنسية لم تكن متوافرة منذ البداية.

    ومع ذلك، يتعين أن يستند قرار السحب إلى أسباب قانونية ووقائع يمكن إثباتها بأدلة كافية، وأن يخضع لمقتضيات المشروعية والرقابة القضائية. [J1] [A1]

    المسألة القانونية المادة 31 – إلغاء الجنسية المادة 40 – سحب القرار
    السبب القانوني البيانات الكاذبة أو إخفاء الوقائع الجوهرية من الشخص المعني عدم توافر الشروط القانونية أو صدور القرار بصورة مكررة
    سلوك المستثمر عنصر مهم في تحقق السبب المنصوص عليه قانونا قد يكون عدم تحقق الشروط الموضوعية مؤثرا حتى دون ثبوت احتيال شخصي
    الأثر الزمني تقرر المادة 32 أثرا يعود إلى تاريخ قرار اكتساب الجنسية تنظم المادة 66 من اللائحة التنفيذية عدم صحة القرار من تاريخ صدوره الأصلي
    أفراد الأسرة قد تتأثر حالات اكتساب الجنسية التابعة وفقا للمادة 32 يجب فحص الأساس القانوني للقرارات المرتبطة بصورة مستقلة
    الدفاع الأساسي انتفاء البيان الكاذب أو الإخفاء أو العلاقة السببية اللازمة إثبات توافر جميع الشروط القانونية وقت اكتساب الجنسية

    وقد تناولنا هذا التمييز بصورة أكثر تفصيلا في دراستنا السابقة المنشورة بعنوان إلغاء وسحب الجنسية التركية المكتسبة عن طريق الاستثمار.

    كما تناولت الدراسات الأكاديمية الحديثة العلاقة بين شروط الاستثمار والأساس القانوني للتدخل الإداري اللاحق في قرارات منح الجنسية. [A2]

    8. كيف يمكنني معرفة ما إذا كانت جنسيتي التركية قد أُلغيت أو سُحبت؟

    يتطلب تحديد الحالة القانونية للجنسية التركية الرجوع إلى السجلات الرسمية الحالية، ودراسة القرارات الإدارية الصادرة بشأن الشخص المعني.

    فورود اسم المستثمر في الأخبار، أو وجود عقاره ضمن مشروع قيد التحقيق، أو ارتباطه بشركة عقارية مذكورة في التحقيقات، لا يثبت وحده أن الجنسية قد أُلغيت.

    وبالمقابل، لا يكفي الاحتفاظ ببطاقة الهوية التركية أو جواز السفر التركي، أو القدرة على استخدام نظام e-Devlet، أو عدم استلام تبليغ رسمي، للجزم باستمرار الجنسية دون أي تغيير.

    الوضع التقييم القانوني
    وجود تحقيق ضد الشركة العقارية لا يثبت بحد ذاته إلغاء جنسية المستثمر
    ورود اسم المستثمر في التحقيق يجب فحص صفته الجنائية ووضعه الإداري بصورة مستقلة
    إلغاء شهادة مطابقة الاستثمار قد يشكل خطرا جديا، لكن يجب فحص قرار الجنسية ذاته
    صدور قرار بإلغاء الجنسية أو سحبها يجب تحديد التاريخ والأساس القانوني والنطاق والتبليغ
    تبليغ القرار إلى الشخص يجب دراسة مهلة الطعن والحاجة إلى الحماية القضائية العاجلة
    عدم الحصول على معلومات رسمية بعد لا يمكن الجزم باستمرار الجنسية أو زوالها دون فحص إضافي

    وقد يتطلب الفحص تقديم طلبات أو إجراء استفسارات لدى المديرية العامة لشؤون النفوس والجنسية التركية (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü)، والجهات المختصة بشهادات مطابقة الاستثمار، والمؤسسات الأخرى ذات الصلة.

    ويجب التمييز بصفة خاصة بين تاريخ صدور القرار الإداري وتاريخ تبليغه القانوني.

    وقد يكون لهذا التمييز أثر مباشر في حساب مواعيد الطعن القضائي.

    9. دفعت ثمن العقار بصورة حقيقية ولم أرتكب أي احتيال. هل يمكن سحب جنسيتي التركية؟

    من الأسئلة المتكررة لدى المستثمرين أنهم اشتروا عقاراتهم بصورة فعلية، وحولوا ثمنها من حساباتهم المصرفية الخاصة، وسجلوا الملكية بأسمائهم، ولم يستردوا أي مبالغ من البائع أو المطور العقاري.

    وتشكل هذه الوقائع عناصر مهمة في الدفاع القانوني.

    فقد تساهم الحوالات المصرفية الحقيقية، ووصول ثمن البيع إلى البائع، وعدم وجود حركة مالية دائرية أو إعادة للمبالغ، واستمرار ملكية العقار، في دعم حقيقة الاستثمار.

    ومع ذلك، فإن حقيقة شراء العقار واستيفاء جميع شروط اكتساب الجنسية مسألتان قانونيتان قد تكونان مختلفتين.

    فقد يكون المستثمر دفع الثمن بالفعل، بينما تدعي الإدارة لاحقا أن القيمة الحقيقية للعقار في التاريخ المعني كانت أقل من الحد القانوني المطلوب للحصول على الجنسية.

    لذلك، ينبغي الفصل بين ثلاثة أسئلة أساسية:

    1. هل كانت عملية شراء العقار ودفع ثمنه حقيقية؟
    2. هل استوفى الاستثمار جميع الشروط القانونية السارية في التاريخ المعني؟
    3. هل شارك المستثمر عن علم في تقديم بيانات غير صحيحة أو إخفاء وقائع أو تنفيذ معاملة احتيالية؟

    حسن النية عنصر مهم في التقييم القانوني، لكنه لا يضمن وحده نجاح الطعن في جميع قرارات سحب الجنسية. وفي المقابل، فإن اتهام المطور العقاري بمخالفة قانونية لا يثبت المسؤولية الجنائية الشخصية لكل مشتر.

    وتستلزم المسؤولية الجنائية وفقا للقانون التركي تقييم أركان الجريمة وسلوك كل شخص ونيته ودوره في الوقائع.

    أما في القانون الإداري، فيجب دراسة السبب القانوني والوقائع التي يقوم عليها قرار الجنسية ومدى احترام الإدارة لمبدأ المشروعية.

    10. هل يمكن إعادة فحص تقرير التقييم العقاري القديم؟ وما نتيجة انخفاض القيمة في تقرير جديد؟

    أصبحت مسألة إعادة التقييم العقاري بأثر رجعي من أهم الموضوعات في تحقيقات عام 2026.

    وقد تقوم السلطات بمراجعة تقارير التقييم التي قُدمت وقت اكتساب الجنسية، أو تكليف خبراء بإعداد تقارير جديدة لتحديد القيمة الحقيقية للعقار في التاريخ السابق.

    لكن قيمة العقار السوقية في عام 2026 لا تعكس بالضرورة قيمته في تاريخ الاستثمار الأصلي.

    والمسألة الحاسمة هي مدى استيفاء الاستثمار للشروط القانونية في التاريخ الذي يجب الاعتداد به.

    10.1. الفرق بين حد 250 ألف دولار وحد 400 ألف دولار

    تم تخفيض الحد الأدنى لقيمة العقار المطلوب للجنسية التركية إلى 250 ألف دولار أمريكي في 19 سبتمبر 2018.

    ثم رُفع الحد إلى 400 ألف دولار أمريكي اعتبارا من 13 يونيو 2022، مع مراعاة الأحكام الانتقالية المنطبقة على بعض المعاملات والطلبات السابقة.

    وعليه، لا يجوز تطبيق شرط 400 ألف دولار بصورة رجعية وبشكل عام على جميع الاستثمارات العقارية التي استوفت شروطها القانونية في عام 2021.

    ويجب دراسة تواريخ الاستثمار والعقد والتعهد وطلب الجنسية وشهادة المطابقة في ضوء التشريعات والأحكام الانتقالية ذات الصلة. [L2]

    10.2. هل يحدد تقرير تقييم المشروع الكامل قيمة كل شقة؟

    ليس بالضرورة.

    فالتقرير الفني الذي يقيّم المشروع العقاري بأكمله، أو القطعة الأم، لا يثبت تلقائيا القيمة التاريخية الدقيقة لكل وحدة سكنية مستقلة.

    وقد تتأثر القيمة بالطابق، والواجهة، والمساحة الصافية والإجمالية، والموقع داخل المشروع، والإطلالة، والحالة الإنشائية، والوضع القانوني، والمبيعات المماثلة في الفترة المعنية.

    وقد تظهر صعوبات إضافية إذا اختلف ترقيم الوحدات السكنية أثناء مرحلة البناء عن أرقام الأقسام المستقلة التي تم تسجيلها لاحقا عند إنشاء الملكية الطابقية.

    ولهذا يجب التأكد من مطابقة رقم الوحدة المذكورة في تقرير الخبير مع الوحدة المسجلة فعليا في سند الملكية.

    10.3. هل يمكن أن يؤدي الحصول على تقرير خبرة جديد إلى مخاطر قانونية؟

    قد يساعد التقرير الفني الجديد في الاعتراض على تقييم غير صحيح.

    لكن ينبغي دراسة نطاق التقرير ومنهجيته وآثاره المحتملة قبل تكليف الخبير.

    فإذا انتهى تقرير مستقل إلى أن القيمة التاريخية الحقيقية للعقار كانت أقل من الحد القانوني المطلوب في تاريخ اكتساب الجنسية، فقد تصبح هذه النتيجة مسألة مهمة في النزاع الإداري المرتبط بالمادة 40.

    ومن ثم، يقتضي التخطيط القانوني البدء بدراسة تقارير الخبرة السابقة، وسجلات التحويلات المصرفية، والمستندات العقارية، والمبيعات المماثلة في التاريخ المعني.

    وقد يكون من المناسب، بحسب الحالة، الاستعانة برأي خبير مستقل أو طلب إثبات الأدلة قضائيا أو إجراء خبرة بواسطة المحكمة.

    الهدف من الخبرة الفنية ليس الوصول إلى قيمة محددة مسبقا، بل إثبات القيمة الحقيقية للعقار في التاريخ المعني من خلال منهجية علمية قابلة للفحص والمراجعة.

    11. ماذا تعني أحكام مجلس الدولة التركي الصادرة في فبراير 2026 بالنسبة إلى قضايا الجنسية؟

    تكتسب الأحكام الصادرة عن الدائرة العاشرة في مجلس الدولة التركي (Danıştay) خلال فبراير 2026 أهمية خاصة في تقييم مشروعية القرارات الإدارية المتعلقة بسحب الجنسية التركية.

    غير أن هذه الأحكام صدرت في نزاعات مختلفة من حيث الوقائع، ولا يمكن افتراض أنها تؤدي إلى نتيجة واحدة في جميع القضايا.

    11.1. قرار Danıştay بتاريخ 05.02.2026، رقم E.2024/405، K.2026/361

    تعلق هذا النزاع بشخص اكتسب الجنسية التركية عن طريق الاستثمار، ثم ألغت الإدارة شهادة مطابقة استثماره بسبب مخالفات تتعلق بوثائق شراء العملة الأجنبية.

    ونظر مجلس الدولة في قرار سحب الجنسية بموجب المادة 40 من قانون الجنسية رقم 5901، وانتهى إلى عدم وجود مخالفة قانونية في قرار الإدارة، في ضوء عدم تحقق الشروط القانونية اللازمة لاكتساب الجنسية. [J1]

    وتكمن أهمية هذا القرار في أن موافقة الإدارة الأصلية على طلب الجنسية لا تمنع في جميع الأحوال سحب القرار لاحقا، إذا ثبت قانونا أن الشروط اللازمة لم تكن متوافرة منذ البداية.

    كما يبين القرار أهمية دراسة شهادة مطابقة الاستثمار ووثائق التحويل المالي، وما إذا كان قد تم الطعن في قرار إلغاء شهادة المطابقة.

    11.2. قرار Danıştay بتاريخ 04.02.2026، رقم E.2024/3835، K.2026/324

    تعلق هذا النزاع بقرار سحب الجنسية لأسباب مرتبطة بالنظام العام والأمن القومي.

    وبعد فحص الأسباب والوقائع التي استندت إليها الإدارة، خلص مجلس الدولة إلى عدم إثبات الأسس اللازمة للسحب بصورة كافية، وقضى بإلغاء الجزء المعني من القرار الإداري. [J2]

    ولم يكن هذا النزاع متعلقا بصورة مباشرة بتقييم قيمة عقار استثماري.

    إلا أن أهميته تكمن في تأكيد خضوع قرارات سحب الجنسية للرقابة القضائية، وضرورة استنادها إلى أسباب قانونية ووقائع كافية ومحددة.

    11.3. كيف ينبغي تقييم القرارين معا؟

    يبين القرار الأول أن سحب الجنسية قد يكون مشروعا إذا ثبت عدم تحقق شروط الاكتساب القانونية.

    أما القرار الثاني فيؤكد أن الإدارة لا تتمتع بسلطة مطلقة محصنة من الرقابة القضائية، وأن القرار قد يُلغى إذا افتقر إلى الأساس القانوني أو الواقعي الكافي.

    وعليه، لا يصح القول إن جميع قرارات سحب الجنسية مخالفة للقانون، كما لا يصح القول إن جميعها صحيحة ولا يمكن الطعن فيها.

    العبرة بالنص القانوني المنطبق، والوقائع القائمة وقت اكتساب الجنسية، والأدلة التي تستند إليها الإدارة، ومشروعية القرار الإداري في الحالة الفردية.

    12. ماذا يحدث لجنسية الزوجة والأطفال إذا أُلغيت جنسية المستثمر؟

    تنظم المادة 32 من قانون الجنسية التركية رقم 5901 الآثار القانونية لقرار إلغاء الجنسية على الزوج أو الزوجة والأطفال الذين اكتسبوا الجنسية ارتباطا باكتساب الشخص الأساسي لها.

    لكن لا يجوز افتراض أن جميع أفراد الأسرة يتمتعون بالوضع القانوني نفسه في كل الأحوال.

    فقد تختلف النتيجة بحسب تاريخ اكتساب الجنسية، وأساس اكتسابها، وما إذا كانت الجنسية قد اكتُسبت بصورة تابعة أو مستقلة.

    وقد تضمنت البيانات الرسمية الصادرة في 21 سبتمبر 2026 الإشارة إلى 807 من أفراد الأسرة ضمن إجمالي 1070 شخصا، بالإضافة إلى 55 طفلا اكتسبوا الجنسية بعد قرار اكتساب الجنسية الأصلي. [N4]

    ويبين هذا التمييز أهمية دراسة الوضع القانوني لكل فرد من أفراد الأسرة بصورة مستقلة.

    وتستوجب الحالات المتعلقة بالأطفال الذين اكتسبوا الجنسية التركية بالميلاد اهتماما خاصا، إذ لا يجوز افتراض أن وضعهم مماثل بالضرورة للأطفال الذين حصلوا عليها تبعا لاكتساب أحد الوالدين للجنسية بالتجنس.

    كما يجب تقييم الآثار الزمنية المحتملة لإلغاء الجنسية أو سحب قرار منحها في ضوء أحكام القانون واللائحة التنفيذية.

    13. هل وجود قرار حجز على عقاري يعني أن جنسيتي التركية قد أُلغيت؟

    لا. إن تسجيل تدبير حجز أو ضبط على العقار في نظام TAKBİS أو سجلات الطابو لا يثبت بذاته إلغاء الجنسية التركية لمالك العقار.

    فالتدبير المتخذ في إطار التحقيق الجنائي بشأن العقار يختلف قانونا عن القرار الإداري المتعلق بإلغاء الجنسية أو سحب قرار اكتسابها.

    وعند وجود تدبير يتعلق بالعقار، ينبغي تحديد الجهة القضائية التي أصدرته، والأساس القانوني، والاتهامات أو الوقائع المرتبطة به، والعقار الذي يشمله، وطرق الاعتراض المتاحة.

    وتكتسب الضمانات المنصوص عليها في قانون الإجراءات الجنائية التركي أهمية خاصة في هذا السياق.

    وتتضمن المادة 33 من قانون الجنسية التركية أحكاما خاصة بشأن تصفية الأموال في بعض الحالات المتعلقة بإلغاء الجنسية.

    لكن إلغاء الجنسية لا يعني تلقائيا أن جميع عقارات الشخص تنتقل إلى الدولة أو أن حقوق الملكية تزول بصورة متماثلة في كل حالة.

    بل يجب دراسة الشروط القانونية للتصفية وطبيعة القرار وآثاره، فضلا عن أثر الطعن القضائي في قرار إلغاء الجنسية على الإجراءات المتعلقة بالممتلكات.

    استمرار تسجيل العقار باسم المستثمر، ووجود تدبير حجز جنائي، والوضع القانوني للجنسية، ثلاث مسائل قانونية مستقلة يجب فحص كل منها على حدة.

    14. ما الجرائم التي قد تظهر في التحقيقات المتعلقة بالجنسية التركية؟

    تضمنت البيانات العامة بشأن تحقيقات عامي 2025 و2026 الإشارة إلى اتهامات جنائية مختلفة.

    وقد تشمل الاتهامات، بحسب الوقائع، إنشاء منظمة إجرامية أو إدارتها أو الانتماء إليها، وتهريب المهاجرين، وتزوير الوثائق، وتقديم بيانات كاذبة عند إعداد وثائق رسمية، والاحتيال المشدد المرتبط بالمؤسسات العامة. [N4] [N6]

    لكن ورود هذه الجرائم في بيان صادر عن النيابة العامة لا يعني أن كل مستثمر أجنبي مرتبط بالمشروع العقاري يُعد مشتبها به في جميع هذه الجرائم.

    فالمسؤولية الجنائية شخصية، ويجب تقييم أركان كل جريمة وعلم الشخص ونيته وسلوكه ومشاركته في الوقائع والأدلة المتاحة بحقه.

    فعلى سبيل المثال، لا يثبت مجرد الادعاء بأن خبير تقييم عقاري أعد تقريرا غير صحيح أن المشتري كان يعلم بذلك أو شارك في إعداده.

    وقد تشمل أدلة الدفاع عقود البيع، وكشوف الحسابات، ووثائق شراء العملة الأجنبية، وإثبات مصدر الأموال، والمراسلات مع البائع، وتقارير التقييم العقاري، والمستندات المقدمة أثناء طلب الجنسية.

    ويجب التمييز بين التحقيق الجنائي والإجراءات الإدارية المتعلقة بالجنسية، رغم احتمال تأثير أحدهما في الآخر.

    فإغلاق التحقيق الجنائي لا يؤدي بصورة تلقائية إلى زوال جميع المسائل الإدارية المتعلقة بشروط اكتساب الجنسية.

    وفي المقابل، فإن صدور قرار إداري بسحب الجنسية لا يعني ثبوت ارتكاب الشخص جريمة جنائية.

    15. أنا أقيم خارج تركيا. ماذا ينبغي أن أفعل قبل السفر إلى إسطنبول؟

    يقيم عدد كبير من المستثمرين الذين حصلوا على الجنسية التركية عن طريق العقارات في دول أخرى.

    وقد لا يعلم بعضهم بوجود تحقيقات تتعلق بالشركة التي اشتروا منها العقار إلا عبر الأخبار أو وسائل التواصل الاجتماعي أو المراسلات اللاحقة.

    وفي حال وجود مخاطر قانونية ملموسة، قد يكون من المناسب إجراء فحص للوضع الحالي للجنسية وأي تدابير قضائية معروفة قبل السفر إلى تركيا.

    وقد يشمل ذلك التحقق من وجود تحقيق جنائي، وصفة الشخص فيه، ووجود استدعاء أو أمر قبض أو إحضار، إضافة إلى الوضع الحالي للوثائق المتعلقة بالجنسية والهوية.

    وفي الحالات التي تكون فيها الجنسية قد أُلغيت أو سُحب قرار اكتسابها، قد تظهر مسائل إضافية في قانون الأجانب والهجرة، تشمل الجنسية الأخرى للشخص، وحق الإقامة، واحتمال انعدام الجنسية، وأوامر الترحيل أو الاحتجاز الإداري.

    وقد يكون من الممكن، بحسب طبيعة الإجراءات المطلوبة، إصدار وكالة لمحام تركي أمام البعثة الدبلوماسية أو القنصلية التركية في الخارج.

    لكن يجب التحقق من متطلبات إثبات الهوية والمستندات لدى القنصلية المختصة.

    ولا توجد إجابة قانونية عامة موثوقة بشأن أي جواز سفر ينبغي استخدامه أثناء السفر إلى تركيا إذا كان وضع الجنسية محل نزاع.

    ويتعين على الشخص التصرف وفقا لوضعه القانوني الحقيقي وتقديم معلومات صحيحة إلى الجهات المختصة.

    16. ما الوثائق اللازمة لتقييم خطر إلغاء الجنسية التركية؟

    لا ينبغي أن يقتصر الفحص القانوني على سند الملكية أو إيصال مصرفي واحد.

    بل قد يستلزم الملف دراسة مترابطة للمعاملات العقارية والمالية والإجراءات الإدارية وأي تحقيقات جنائية ذات صلة.

    نوع الوثيقة هدف الفحص القانوني
    قرار اكتساب الجنسية والسجلات المرتبطة به تحديد تاريخ الاكتساب وأساسه وعلاقة أفراد الأسرة
    سند الملكية والسجلات العقارية السابقة التحقق من الملكية وتاريخ البيع والقسم المستقل
    عقود شراء العقار وإيصالات الدفع تحديد الثمن المتفق عليه والمدفوع فعليا
    كشوف الحسابات المصرفية داخل تركيا وخارجها تتبع مصدر الأموال وحركتها
    شهادات شراء العملة الأجنبية فحص الامتثال لشروط الصرف السارية في التاريخ المعني
    تقارير التقييم العقاري القديمة والجديدة تحديد القيمة التاريخية ومدى وجود اختلافات
    شهادة مطابقة الاستثمار تحديد أساس الموافقة الإدارية ووضعها الحالي
    المراسلات مع المطور العقاري والوسطاء تقييم علم المستثمر وتعليماته وسلوكه
    وثائق جنسية أفراد الأسرة تحديد اكتساب الجنسية بصورة تابعة أو مستقلة
    التبليغات والقرارات الإدارية تحديد القرارات ومواعيد الطعن
    القرارات القضائية ووثائق التحقيق الجنائي تحديد الاتهامات والتدابير القانونية ذات الصلة

    وتنظم المادتان 2 و46 من قانون المحاماة التركي رقم 1136 الإطار القانوني لبعض حقوق المحامين في الاطلاع على الملفات والوثائق.

    لكن ممارسة هذه الحقوق دون وكالة، والحصول على نسخ من المستندات، والاطلاع على ملفات التحقيق السرية أو سجلات الأحوال المدنية الشخصية، قد تخضع لقيود قانونية ومتطلبات خاصة.

    ولا يجوز تفسير حقوق المحامي على أنها صلاحية غير محدودة للوصول إلى جميع البيانات الشخصية أو الوثائق السرية دون سند قانوني مناسب.

    17. خريطة الطريق القانونية للمستثمرين المعرضين لخطر إلغاء الجنسية التركية

    لا تقتصر الاستراتيجية القانونية المناسبة على تقديم عريضة واحدة أو انتظار رسالة من الإدارة.

    بل تتطلب تنسيقا بين قانون الجنسية والقانون الإداري والقانون الجنائي والأنظمة المالية والعقارية، إضافة إلى قانون الأجانب عند الحاجة.

    المرحلة الأولى: التحقق من الوضع القانوني الحالي للجنسية

    يجب تحديد تاريخ اكتساب الجنسية والأساس القانوني، وحالة شهادة مطابقة الاستثمار، وما إذا صدر قرار بالإلغاء أو السحب.

    وفي حال وجود قرار، يجب تحديد تاريخه وأسبابه ومدى تبليغه قانونا.

    المرحلة الثانية: تحديد التحقيق الجنائي ونطاقه

    يجب البحث عما إذا كان المستثمر طرفا في تحقيق جنائي، وما إذا كان يحمل صفة مشتبه به، أو طُلب حضوره لأخذ إفادته، أو صدر بحقه أي تدبير قضائي.

    كما ينبغي دراسة الملفات المرتبطة أو المنفصلة متى كانت ذات صلة وكان الاطلاع عليها متاحا قانونا.

    المرحلة الثالثة: إعادة بناء التسلسل الزمني للاستثمار

    ينبغي ترتيب الوثائق بدءا من عقد البيع، ثم التحويلات المصرفية، وتقييم العقار، والتسجيل في الطابو، وشهادة المطابقة، وصولا إلى قرار اكتساب الجنسية.

    ويساعد ذلك على تحديد الشروط القانونية التي كانت واجبة التطبيق في كل مرحلة.

    المرحلة الرابعة: التحليل المالي للتحويلات

    يجب فحص مصدر الأموال والحسابات التي انتقلت من خلالها، ومدى وصول المبلغ إلى البائع، وما إذا كانت هناك إعادة مباشرة أو غير مباشرة للأموال.

    وقد تستلزم بعض الحالات طلب مستندات إضافية من البنوك أو الجهات المختصة وفق الإجراءات القانونية.

    المرحلة الخامسة: تحديد القيمة العقارية التاريخية

    إذا كانت القضية تتعلق بادعاء نقص قيمة الاستثمار أو تضخيم التقييم، يجب إجراء دراسة فنية تركز على التاريخ القانوني المعني.

    ويشمل ذلك دراسة المبيعات المماثلة والخصائص الفردية للعقار والتقارير السابقة والنتائج الفنية اللاحقة.

    المرحلة السادسة: تنسيق الدفاع الإداري والجنائي

    ينبغي تقييم الإفادات والمستندات التي ستقدم في التحقيق الجنائي بالتزامن مع الدفوع المقدمة إلى الجهات الإدارية.

    ويهدف ذلك إلى الحفاظ على الاتساق في عرض الوقائع، مع احترام الاختلاف بين القواعد الإجرائية ومتطلبات الإثبات في كل مسار.

    المرحلة السابعة: استخدام طرق الاعتراض والطعن المناسبة

    إذا صدر قرار بإلغاء الجنسية أو سحبها، يجب تحديد المحكمة المختصة والمهلة القانونية للطعن، ودراسة إمكانية طلب وقف التنفيذ.

    وإذا أُلغيت شهادة مطابقة الاستثمار بقرار مستقل، ينبغي بحث ضرورة الطعن في ذلك القرار بصورة منفصلة.

    كما يجب تقييم تدابير الحجز أو غيرها من الإجراءات الجنائية وفقا لطرق الاعتراض المنصوص عليها قانونا.

    المرحلة الثامنة: متابعة التطورات المهمة في الملف

    قد يتغير وضع ملفات الجنسية والتحقيقات بمرور الوقت.

    فقد تظهر أدلة جديدة، أو يصدر قرار إداري، أو يتم تبليغ قرار قائم، أو تنتقل بعض الوقائع إلى ملف جنائي آخر.

    ولهذا ينبغي إعادة تقييم الملفات التي تنطوي على مخاطر فعلية كلما طرأت تطورات قانونية مؤثرة.

    18. كيف يمكن الطعن في قرار إلغاء أو سحب الجنسية التركية أمام القضاء؟

    تعد القرارات المتعلقة بإلغاء الجنسية التركية أو سحب قرار اكتسابها قرارات إدارية قابلة للرقابة القضائية.

    لكن تحديد المحكمة المختصة يعتمد على الجهة التي أصدرت القرار وعلى طبيعته القانونية.

    وقد تدخل بعض القرارات الفردية الصادرة عن رئيس الجمهورية بشأن الجنسية ضمن اختصاص مجلس الدولة التركي بصفته محكمة درجة أولى.

    أما بعض القرارات الإدارية الأخرى، ومنها القرارات المتعلقة بشهادات مطابقة الاستثمار، فقد تتطلب تحديد اختصاص المحكمة الإدارية المختصة بصورة مستقلة.

    18.1. ما المهلة القانونية لرفع دعوى إلغاء قرار الجنسية؟

    وفقا للإطار العام لقانون أصول المحاكمات الإدارية التركي رقم 2577، تبلغ مدة رفع الدعوى أمام مجلس الدولة أو المحاكم الإدارية عادة 60 يوما، ما لم توجد مدة خاصة مقررة قانونا.

    لكن يجب حساب المهلة في كل حالة استنادا إلى طبيعة القرار وتاريخ التبليغ الصحيح والأحكام الخاصة والآثار القانونية لأي طلب إداري مقدم.

    ويبرز قرار مجلس الدولة بتاريخ 30 ديسمبر 2025، رقم E.2025/6295 وK.2025/7133، أهمية الالتزام بالمواعيد القضائية، إذ رُفضت الدعوى المعنية لتقديمها خارج المدة القانونية. [J3]

    18.2. هل يمكن وقف تنفيذ قرار سحب الجنسية؟

    يمكن طلب وقف تنفيذ القرار الإداري إذا توافرت الشروط القانونية.

    لكن مجرد رفع دعوى الإلغاء لا يؤدي تلقائيا إلى وقف تنفيذ جميع القرارات الإدارية.

    وتنظم المادة 27 من القانون رقم 2577 شروط وقف التنفيذ، بما يشمل المعايير المتعلقة بالمخالفة الواضحة للقانون والآثار المترتبة على التنفيذ.

    ولذلك، ينبغي تقييم إمكانية الحماية القضائية المؤقتة وفقا لوقائع الملف.

    عند تبليغ قرار إلغاء الجنسية أو سحبها، ينبغي أن يكون تحديد مهلة الطعن والحاجة إلى طلب وقف التنفيذ من أولويات التقييم القانوني العاجل.

    19. الأسئلة الأكثر شيوعا حول إلغاء وسحب الجنسية التركية في عام 2026

    1. هل أُلغيت الجنسية التركية لجميع الأشخاص الـ1070 بصورة نهائية؟

    لا يمكن استنتاج ذلك من إعلان 21 سبتمبر 2026. فقد تحدثت السلطات عن تحديد الأشخاص وبدء الإجراءات الإدارية المتعلقة بهم. وهذا لا يثبت صدور قرارات فردية نهائية وتبليغها لجميع الأشخاص.

    2. هل صحيح أن 6134 شخصا فقدوا الجنسية التركية؟

    أعلنت وزارة الداخلية عن إلغاء قرارات الجنسية المتعلقة بـ5391 شخصا وسحب قرارات تخص 743 شخصا، بإجمالي 6134 شخصا. ويجب عدم الخلط بين هذه الإحصاءات التراكمية والتحقيق الجديد المتعلق بـ1070 شخصا.

    3. إذا كانت شركة الإنشاءات تخضع للتحقيق، فهل ستُلغى جنسيتي تلقائيا؟

    لا. التحقيق مع الشركة لا يثبت تلقائيا إلغاء جنسية المشتري أو أن معاملته العقارية مخالفة للقانون. ويجب دراسة ملف الاستثمار والجنسية بصورة فردية.

    4. هل يمكن سحب جنسيتي رغم أنني دفعت ثمن العقار فعلا؟

    قد ينشأ خطر قانوني إذا ادعت الإدارة عدم تحقق الشروط الموضوعية لاكتساب الجنسية. ويعد الدفع الحقيقي دليلا مهما، لكن يجب أيضا فحص جميع شروط الاستثمار القانونية.

    5. حصلت على الجنسية عام 2021 باستثمار 250 ألف دولار. هل يطبق علي شرط 400 ألف دولار؟

    يجب تقييم الاستثمارات السابقة وفقا للتشريعات السارية في التاريخ القانوني المعني، مع مراعاة الأحكام الانتقالية. ولا يجوز تطبيق الحد الجديد بأثر رجعي على جميع الاستثمارات السابقة دون تحليل قانوني.

    6. لم أقم بإعداد تقرير التقييم العقاري. هل يمكن سحب جنسيتي؟

    قد يكون عدم مشاركة المستثمر في إعداد تقرير غير صحيح أو عدم علمه بالمخالفة مهما في نطاق المادة 31. لكن ادعاء عدم توافر الشروط الموضوعية قد يتطلب دراسة مستقلة وفقا للمادة 40.

    7. هل يؤدي تقرير الخبير الجديد إلى إبطال التقرير القديم تلقائيا؟

    لا. يجب مقارنة تواريخ التقييم، والمنهجيات المستخدمة، والمبيعات المماثلة، والخصائص الفعلية للعقار قبل تحديد القيمة الإثباتية لكل تقرير.

    8. هل أستطيع دخول تركيا إذا كان اسمي واردا في تحقيق جنائي؟

    وجود تحقيق لا يعني بالضرورة وجود أمر قبض أو إحضار. ويتطلب التقييم معرفة الوضع القانوني الحالي للشخص وأي تدابير قضائية صادرة بحقه.

    9. هل احتفاظي بجواز السفر التركي يعني أن جنسيتي ما زالت سارية؟

    الاحتفاظ بالجواز وحده ليس دليلا قاطعا على عدم صدور قرار إداري لاحق. وينبغي فحص السجلات والقرارات الرسمية الحالية.

    10. إذا كان حساب e-Devlet يعمل، فهل يعني ذلك عدم إلغاء الجنسية؟

    لا يشكل الوصول إلى الحساب الإلكتروني وحده إثباتا نهائيا للوضع القانوني للجنسية. ويجب الرجوع إلى السجلات الرسمية ذات الصلة.

    11. هل تفقد زوجتي وأطفالي الجنسية إذا أُلغيت جنسيتي؟

    قد تتأثر الجنسية المكتسبة تبعا للمستثمر وفقا لأحكام القانون. لكن يجب فحص أساس اكتساب الجنسية وتاريخه بالنسبة إلى كل فرد من أفراد الأسرة.

    12. إذا وُضع حجز على شقتي، فهل سأفقد ملكيتها؟

    الحجز الجنائي وفقدان الملكية مسألتان مختلفتان. ويجب دراسة القرار وأسبابه ونطاقه وطرق الاعتراض عليه، إضافة إلى أي أحكام خاصة قد تنطبق على تصفية الأموال في قضايا الجنسية.

    13. هل يمكنني رفع دعوى ضد قرار سحب الجنسية التركية؟

    نعم. تخضع قرارات الإلغاء والسحب للرقابة القضائية. ويجب تحديد المحكمة المختصة وأسباب الدعوى والمهلة القانونية وإمكانية وقف التنفيذ.

    14. هل يؤدي رفع الدعوى إلى استعادة الجنسية تلقائيا؟

    لا ينبغي افتراض ذلك. فرفع الدعوى لا يوقف تنفيذ القرار تلقائيا في كل حالة، ويجب دراسة أثر أي قرار بوقف التنفيذ أو حكم نهائي.

    15. هل يستطيع المحامي معرفة وضع جنسيتي دون وكالة؟

    يتمتع المحامي في تركيا بحقوق قانونية معينة للاطلاع على الملفات والوثائق، لكنها تخضع لقيود. وقد تتطلب البيانات الشخصية والوثائق السرية والحصول على النسخ أو التبليغات وجود وكالة أو تفويض مناسب.

    16. لم أتلق أي تبليغ رسمي. هل ينبغي أن أنتظر؟

    عند وجود خطر قانوني ملموس، قد لا يكون انتظار التبليغ وحده كافيا. فقد يكون من المناسب التحقق من الوضع القانوني وحفظ الأدلة ومتابعة المواعيد ذات الصلة.

    17. إذا أُغلق التحقيق الجنائي، فهل تنتهي مشكلة الجنسية؟

    ليس بالضرورة. فالإجراءات الجنائية والإدارية تخضع لقواعد مختلفة. وقد تؤثر نتيجة التحقيق الجنائي في التقييم الإداري، لكنها لا تحسم تلقائيا جميع المسائل المتعلقة بشروط اكتساب الجنسية.

    18. ماذا لو كان العقار لا يزال مسجلا باسمي؟

    استمرار الملكية قد يكون مهما لإثبات حقيقة الاستثمار، لكنه لا يثبت بمفرده استيفاء جميع شروط الجنسية أو عدم صدور قرار إداري بشأنها.

    19. هل يمكن الاعتراض على تقرير تقييم عقاري رجعي غير صحيح؟

    يمكن فحص منهجية التقييم والافتراضات المستخدمة وتحديد العقار والمبيعات المماثلة التاريخية والعناصر الفنية الأخرى، واستخدام الوسائل القانونية المناسبة لمناقشة التقرير.

    20. ما أهم خطوة أولى ينبغي اتخاذها؟

    الأولوية عادة هي تحديد الوضع القانوني الحقيقي للشخص بدلا من الاعتماد على الأخبار أو المعلومات غير المؤكدة، بما يشمل وجود قرار متعلق بالجنسية أو تحقيق جنائي أو وسائل طعن تتطلب اتخاذ إجراء خلال مهلة محددة.

    20. الخلاصة: ما النهج القانوني الصحيح في قضايا إلغاء الجنسية التركية لعام 2026؟

    أثارت التحقيقات المعلنة خلال عامي 2025 و2026 تساؤلات قانونية مهمة لدى المستثمرين الأجانب الذين حصلوا على الجنسية التركية من خلال شراء العقارات.

    وتؤكد التصريحات الرسمية صدور عدد كبير من القرارات الإدارية بإلغاء الجنسية أو سحب قرارات اكتسابها.

    لكن هذه التصريحات لا تبرر افتراض أن كل مستثمر ارتبط اسمه بالتحقيقات الأخيرة قد فقد الجنسية التركية بالفعل.

    كما لا يصح افتراض أن كل استثمار حقيقي يؤدي بالضرورة إلى استمرار الجنسية مهما كانت الشروط القانونية التي تطلبها القانون وقت الاكتساب.

    وتتوقف مشروعية القرار الإداري على الأساس القانوني المنطبق، والوقائع الخاصة بالشخص، والأدلة المتاحة.

    وقد تكون لدى المستثمر الذي حول الأموال بصورة حقيقية، واشترى عقارا فعليا، ولم يشارك في معاملات احتيالية، أدلة مهمة تدعم موقفه القانوني.

    لكن ينبغي في الوقت نفسه فحص القيمة التاريخية للعقار، والحد الاستثماري الواجب التطبيق، وشهادة المطابقة، وبقية شروط اكتساب الجنسية.

    ويفرض التحليل القانوني الدقيق التمييز بين المسؤولية الجنائية الشخصية، والمخالفات المحتملة في المعاملة العقارية، والعيوب الإدارية المتعلقة بقرار منح الجنسية.

    تبدأ الاستراتيجية القانونية الفعالة من التحقق الرسمي من الوضع الحالي للجنسية، وتحديد الملفات الجنائية والإدارية ذات الصلة، ثم بناء دفاع قائم على الوثائق والأدلة والوقائع الفعلية الخاصة بكل مستثمر.

    وتتم مراجعة الدراسات المنشورة على موقع dolgun.av.tr بشأن قانون الجنسية التركية وقرارات الإلغاء والسحب والتطورات القضائية كلما توفرت معلومات جديدة موثوقة.

    غير أن المعلومات العامة أو الشفهية لا تعني إمكانية الوصول إلى جميع التحقيقات السرية أو معرفة الوضع النهائي لكل ملف فردي.

    الاستشارات القانونية المتعلقة بسحب وإلغاء الجنسية التركية

    يمكن للأشخاص الذين يواجهون خطر إلغاء الجنسية التركية أو سحب قرار منحها نتيجة الاستثمار العقاري طلب تقييم قانوني فردي يستند إلى مستندات الجنسية والطابو وكشوف الحسابات المصرفية وتقارير تقييم العقارات وشهادة مطابقة الاستثمار والقرارات القضائية أو الإدارية ذات الصلة.

    ومن المفيد عند طلب التقييم الأولي تقديم معلومات عن سنة اكتساب الجنسية، والمشروع العقاري، وسند الملكية، ووثائق الدفع، وما إذا كان المستثمر يقيم حاليا داخل تركيا أو خارجها.

    المحامي Murat Can Dolğun
    نقابة المحامين في إسطنبول
    رقم القيد: 75860
    الموقع الإلكتروني: dolgun.av.tr
    للتواصل والاستشارات: الموقع الإلكتروني الرسمي

    إخلاء مسؤولية قانونية: أُعدت هذه الدراسة لأغراض المعلومات القانونية العامة والتحليل الأكاديمي. ولا تشكل رأيا قانونيا فرديا أو ضمانا لأي نتيجة قضائية أو إدارية. ويجب تقييم كل حالة استنادا إلى وقائعها الخاصة والتشريعات المنطبقة عليها.


    21. التشريعات والمراجع الأكاديمية وأحكام مجلس الدولة والمصادر الإخبارية

    أولا: التشريعات والأنظمة الرسمية

    [L1] قانون الجنسية التركية رقم 5901، الجريدة الرسمية، 12.06.2009، العدد 27256، ولا سيما المواد 12 و31 و32 و33 و36 و37 و40 و41. النص التشريعي الرسمي باللغة التركية.

    [L2] المديرية العامة للطابو والمساحة Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü، التعليمات والأنظمة المتعلقة برفع الحد الأدنى للاستثمار العقاري المطلوب للجنسية من 250 ألف دولار إلى 400 ألف دولار خلال عام 2022. الموقع الرسمي للمؤسسة.

    [L3] قانون أصول المحاكمات الإدارية التركي رقم 2577 (İdari Yargılama Usulü Kanunu)، ولا سيما المواد 7 و8 و27.

    [L4] قانون المحاماة التركي رقم 1136 (Avukatlık Kanunu)، ولا سيما المادتان 2 و46.

    ثانيا: الدراسات والمراجع الأكاديمية

    [A1] Güner, Cemil. “Türk Vatandaşlığının Kazanılması ve Kaybı Kararlarının Geri Alınması”. Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni، المجلد 37، العدد 2، 2017. دراسة بشأن سحب القرارات المتعلقة باكتساب وفقدان الجنسية التركية. الرابط الأكاديمي عبر DergiPark.

    [A2] Özgür, Çiçek. “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi، المجلد 75، العدد 1، 2026، الصفحات 741–779. DOI: 10.33629/auhfd.1710185. دراسة بشأن إلغاء وسحب الجنسية التركية المكتسبة عن طريق الاستثمار. الرابط الأكاديمي عبر DergiPark.

    [A3] Erden, Hümeyra Zeynep. “Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptalinde Süre”. Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni، المجلد 36، العدد 1، 2016. دراسة بشأن المدد القانونية في إلغاء قرارات منح الجنسية التركية. الرابط الأكاديمي عبر DergiPark.

    ثالثا: أحكام مجلس الدولة التركي Danıştay

    [J1] مجلس الدولة التركي Danıştay، الدائرة العاشرة، قرار بتاريخ 05.02.2026، رقم E.2024/405، K.2026/361. سحب الجنسية التركية المكتسبة عن طريق الاستثمار إثر مخالفات في وثائق شراء العملة الأجنبية وإلغاء شهادة مطابقة الاستثمار. نص الحكم الرسمي باللغة التركية.

    [J2] مجلس الدولة التركي Danıştay، الدائرة العاشرة، قرار بتاريخ 04.02.2026، رقم E.2024/3835، K.2026/324. الرقابة القضائية على سحب الجنسية لأسباب مرتبطة بالأمن القومي والنظام العام ومدى كفاية الأساس القانوني والوقائعي للقرار. نص الحكم الرسمي باللغة التركية.

    [J3] مجلس الدولة التركي Danıştay، الدائرة العاشرة، قرار بتاريخ 30.12.2025، رقم E.2025/6295، K.2025/7133. التبليغ والمواعيد القانونية لرفع الدعاوى الإدارية المتعلقة بالجنسية. نص الحكم الرسمي باللغة التركية.

    رابعا: التصريحات الرسمية والمصادر الإخبارية

    [N1] Candan, Fatma Nur. “Muvazaalı gayrimenkul satışıyla vatandaşlık sağlayan suç örgütü çökertildi”. وكالة Anadolu Ajansı، 24 سبتمبر 2025. تقرير بشأن تحقيقات اكتساب الجنسية عبر عمليات بيع عقاري صورية. المصدر الأصلي.

    [N2] Anadolu Ajansı. “Yabancılara usulsüz vatandaşlık kazandıran suç örgütüne yönelik operasyonda yakalanan 113 şüpheli adliyede”. سبتمبر 2025. المصدر الأصلي.

    [N3] وزارة العدل التركية T.C. Adalet Bakanlığı. “Bakan Gürlek: 687 Kişinin Vatandaşlığının İptali İçin Yasal Süreç Başlatıldı”. تصريح رسمي بتاريخ 4 أغسطس 2026. التصريح الرسمي.

    [N4] Yeşildal, Zeynep; Gökmen, Emrah; Yıldız, Dilhan Türker; Eser, Zehra Tekeci. “İstanbul merkezli usulsüz vatandaşlık operasyonunda 73 zanlı yakalandı”. وكالة Anadolu Ajansı، 21 سبتمبر 2026. يتضمن التقرير تصريحات النيابة العامة في إسطنبول ووزارة العدل ووزارة الداخلية التركية. المصدر الأصلي.

    [N5] Demir, İrem. “Haksız yollarla Türk vatandaşlığı kazandırdığı belirlenen suç örgütü operasyonunda 32 zanlı tutuklandı”. وكالة Anadolu Ajansı، 7 أغسطس 2026. المصدر الأصلي.

    [N6] Yeşildal, Zeynep; Gökmen, Emrah. “İstanbul merkezli usulsüz vatandaşlık operasyonunda yakalanan 33 şüpheli tutuklandı”. وكالة Anadolu Ajansı، 25 سبتمبر 2026. المصدر الأصلي.

    [N7] TRT Haber / Anadolu Ajansı. “İçişleri Bakanlığı’ndan İstanbul’daki usulsüz vatandaşlık operasyonuna ilişkin açıklama”. 21 سبتمبر 2026. المصدر الأصلي.

    [N8] Gürel, Ayşe. “İstanbul merkezli 13 ilde sahte belgelerle vatandaşlık operasyonu: 73 gözaltı”. وكالة Demirören Haber Ajansı، 21 سبتمبر 2026. المصدر الأصلي.

    [N9] Habertürk Yerel Haberler / Anadolu Ajansı. “İçişleri Bakanlığından İstanbul’daki usulsüz vatandaşlık operasyonuna ilişkin açıklama”. 21 سبتمبر 2026. المصدر الأصلي.

    [N10] Haber Global / Anadolu Ajansı. “İçişleri Bakanlığı duyurdu: Binlerce yabancının vatandaşlığı iptal”. 21 سبتمبر 2026. المصدر الأصلي.

    ملاحظة منهجية بشأن المصادر: أعادت بعض المؤسسات الإعلامية نشر التصريحات الرسمية نفسها أو تلخيصها اعتمادا على أخبار وكالة Anadolu Ajansı. ولذلك، أُدرجت هذه المنشورات بوصفها مصادر نقل إخباري، لا أدلة مستقلة متعددة على صحة جميع الادعاءات الجنائية. كما جرى التمييز بين الملاحظات العملية والمعلومات الشفهية غير المؤكدة من جهة، والوثائق الرسمية والأحكام القضائية والتصريحات المنشورة من جهة أخرى.


    19 سبتمبر 2026: إلغاء وسحب الجنسية التركية المكتسبة عن طريق الاستثمار: التقييم العقاري غير الصحيح والمعاملات الصورية والمستثمر حسن النية والحماية القضائية. دراسة تتناول المادتين 31 و40، وحقيقة الاستثمار، ومبدأ الأمن القانوني ووسائل الحماية القضائية. النص الأصلي باللغة التركية.

    26 سبتمبر 2026: تحقيق الجنسية التركية المتعلق بـ1070 شخصا في عام 2026. تحليل للموجة الثانية من التحقيقات، و263 مستثمرا أساسيا، و807 أفراد من العائلات، والمعاملات العقارية الصورية المزعومة. النص الأصلي باللغة التركية.

    28 سبتمبر 2026: إلغاء وسحب الجنسية التركية 2026: الأسئلة الأكثر شيوعا والتحقيقات الجنائية والدعاوى القضائية. دراسة تتعلق بالتحقق من وضع الجنسية والإجراءات الجنائية والمشكلات التي تواجه المستثمرين المقيمين خارج تركيا. النص الأصلي باللغة التركية.

    28 سبتمبر 2026: إلغاء وسحب الجنسية التركية 2026: التقييم العقاري الجديد ونقص الاستثمار والعائلات والأطفال وشركات الإنشاءات الخاضعة للتحقيق. دراسة تتناول تقارير التقييم العقاري والوضع القانوني لأفراد الأسرة والمشاريع العقارية المرتبطة بالتحقيقات. النص الأصلي باللغة التركية.

    جميع الدراسات ذات الصلة: Dolgun Akademi – قانون الجنسية التركية.

    ↑ العودة إلى جدول المحتويات

  • Turkish Citizenship Revocation 2026: Latest Updates, 1,070 Cases and Legal Remedies

    Turkish Citizenship Revocation 2026: Latest Updates, 1,070 Cases and Legal Remedies

    Last updated: October 8, 2026

    Author: Attorney Murat Can Dolğun – Istanbul Bar Association

    Legal Analysis | Turkish Citizenship Law | Citizenship by Investment | Criminal Investigations | Administrative Litigation

    Turkish Citizenship Revocation and Cancellation in 2026: Latest Developments, the 1,070-Person Investigation, 6,134 Citizenship Decisions, and Legal Remedies

    Turkish citizenship acquired through real estate investment is facing an unprecedented level of administrative and criminal scrutiny. Following major investigations initiated in 2025, Turkish authorities announced additional operations in August and September 2026 concerning allegedly fraudulent property valuations, sham real estate transactions, artificial banking arrangements, and irregularities in investment eligibility certificates.

    On September 21, 2026, Turkish authorities announced that an investigation involving 1,070 people, including investors and their family members, had been identified in connection with allegedly irregular citizenship acquisitions. On the same day, the Ministry of Interior reported that citizenship acquisition decisions concerning a total of 6,134 individuals had previously been annulled or withdrawn through various administrative procedures. These figures concern different categories of proceedings and must not be confused. [N4] [N7]

    The most important legal distinction is this: being mentioned in a criminal investigation does not establish that an individual’s Turkish citizenship has been cancelled or withdrawn. Equally, the absence of a notification does not conclusively prove that no administrative decision has been issued.

    For each investor, the legal position must be determined through a separate examination of citizenship records, the acquisition date, historical property valuations, the genuine source and movement of funds, investment eligibility certificates, relevant administrative decisions, criminal proceedings, and the citizenship status of family members.

    This article examines the developments reported up to October 8, 2026. It is based on publicly accessible official statements, Turkish legislation, decisions of the Council of State (Danıştay), academic scholarship, and anonymised observations concerning legal practice.

    Verified official information is expressly distinguished from verbal reports that have not been independently confirmed. No unverified information is presented as an established court decision or a definitive determination concerning an individual investor.

    Table of Contents

    1. What Happened in the Turkish Citizenship Investigations During 2025 and 2026?

    The investigations into Turkish citizenship acquired through real estate investment did not begin in September 2026. They form part of a series of investigations concerning allegedly irregular citizenship acquisitions, suspicious real estate transactions, financial arrangements, and property valuation practices.

    September 2025: An Earlier Major Citizenship Investigation

    On September 24, 2025, Turkish authorities conducted an operation across 19 provinces, coordinated from Istanbul, concerning allegations that Turkish citizenship had been obtained through sham property sales and fraudulent financial arrangements.

    Subsequent news reporting referred to 451 foreign investors and 1,198 citizenship acquisitions when family members were included. The allegations concerned the absence of genuine foreign currency inflows, artificial financial transactions, and property sales allegedly structured to satisfy citizenship requirements without a genuine underlying investment. [N1] [N2]

    It is important to distinguish the findings and allegations of investigating authorities from criminal responsibility established by a final court judgment.

    August 4, 2026: Investigation Involving 687 Citizenship Acquisitions

    On August 4, 2026, the Turkish Ministry of Justice announced an investigation involving allegations that properties of relatively low actual value had been presented as more valuable through inaccurate valuation reports and that sham transactions had been used to facilitate citizenship acquisitions.

    The authorities announced that legal procedures had been initiated concerning the possible cancellation of citizenship for 687 people. They also referred to an alleged failure to achieve approximately TRY 2.5 billion in genuine foreign currency inflows and the application of measures affecting various assets. [N3]

    The announcement of a legal process for cancelling citizenship is not identical to proof that a separate, final and duly notified cancellation decision already exists for every person concerned.

    On August 7, 2026, Anadolu Ajansı reported that 32 suspects had been placed in pre-trial detention and 48 others were subject to judicial-control measures. These are measures within criminal procedure, not findings of guilt. [N5]

    September 21, 2026: Second-Wave Operation Involving 1,070 People

    On September 21, 2026, another operation was announced concerning property transactions involving Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat and LİV İnşaat.

    According to the official statements, transactions involving 734 foreign purchasers had been examined and 274 sales were identified by the authorities as allegedly sham transactions. The investigation was said to involve 1,070 people, including investors and family members. [N4]

    September 25, 2026: Further Judicial Measures

    On September 25, 2026, Anadolu Ajansı reported that 33 suspects had been detained pending trial, 20 were subjected to house-arrest-type judicial control, and 21 were subjected to other judicial-control measures. [N6]

    As of October 8, 2026, these are among the latest material procedural developments that can be verified through the public sources examined for this article.

    However, the absence of a more recent public announcement does not establish that criminal prosecutors, administrative authorities or the relevant government institutions have ceased processing individual files.

    2. Have 6,134 People Already Lost Their Turkish Citizenship?

    The Ministry of Interior statement reported on September 21, 2026 provided cumulative figures concerning administrative decisions affecting citizenship acquired through investment and other exceptional citizenship procedures.

    Category of administrative action Principal investors Total including family members
    Annulments associated with cancelled investment eligibility certificates 1,150 5,391
    Withdrawal decisions involving public-order or national-security considerations 263 743
    Total reported by the Ministry 1,413 6,134
    Investors whose eligibility certificates were cancelled from February 11, 2026 onwards 458 1,393

    Sources: Ministry of Interior statement reported by Anadolu Ajansı and TRT Haber, September 21, 2026. The 1,393-person figure in the final row must not be added separately to the cumulative total without establishing the relevant overlap. [N4] [N7]

    These figures demonstrate that the Turkish authorities have publicly reported the adoption of substantial numbers of citizenship annulment and withdrawal decisions.

    Nevertheless, the figures should not be interpreted as establishing that every one of the 1,070 people identified in the latest investigation had already received a definitive administrative decision on September 21, 2026.

    It is also necessary to distinguish an administrative decision being issued from that decision being notified to the person concerned, becoming the subject of judicial review, or being upheld by a final judgment.

    The number of people identified in an investigation, the number of administrative decisions issued, and the number of decisions that have become final are legally different matters.

    3. What Exactly Is the 1,070-Person Turkish Citizenship Investigation?

    The investigation announced on September 21, 2026 concerns alleged irregularities in real estate transactions used to obtain Turkish citizenship through investment.

    The authorities referred to analyses of land registry records, banking information, financial investigation reports, and expert assessments.

    Investigation category Reported figure
    Property sales examined 734
    Sales alleged by the authorities to be sham transactions 274
    People identified as having acquired citizenship 1,070
    Principal investors 263
    Family members 807
    People who acquired citizenship at the date of the principal decision 1,015
    Children who reportedly acquired citizenship after that decision 55
    Additional people associated with citizenship application processes 11

    Source: Ministry of Interior statement of September 21, 2026, reported by Anadolu Ajansı. [N4]

    The investigation reportedly concerns allegations that the foreign currency needed for citizenship was not genuinely introduced into Türkiye, that transaction flows were artificially created through seller-related financing or intermediary companies, and that certain valuation reports overstated property values.

    These matters are highly relevant to the statutory requirements for citizenship by investment. However, allegations about an investment scheme must not be treated as conclusive evidence that every individual investor knowingly participated in wrongdoing.

    Of particular importance is the fact that only 274 of the 734 examined transactions were described as sham sales in the official announcement.

    The fact that a purchaser acquired property from a company under investigation does not, by itself, prove that the purchaser’s particular property transaction was sham, fraudulent or legally insufficient.

    4. Which Construction Companies Are Mentioned in the Citizenship Investigations?

    According to the September 21, 2026 statement reported by Anadolu Ajansı, the first wave of the 2026 investigation concerned transactions associated with Babacan İnşaat.

    The second wave concerned selected real estate transactions associated with Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat and LİV İnşaat. [N4]

    The mention of these companies in an official investigation must not be understood as proof that every property sold by these companies, every development project, or every independent residential unit was involved in an unlawful transaction.

    Each relevant property must be assessed by reference to its land registry information, individual unit identification, actual purchase price, historical valuation, payment records and the applicable citizenship requirements.

    Furthermore, lists of construction projects, apartment numbers or investors circulating on social media require particular caution. Unless independently verified through reliable official documents, such lists should not be presented as complete or authoritative records of affected citizenship cases.

    This article does not treat unverified project lists as established facts.

    5. Unconfirmed Verbal Information Concerning Investigation Procedures in October 2026

    Beyond official public announcements, various observations may arise during legal research, enquiries with relevant public authorities, and discussions concerning the practical administration of individual citizenship and criminal investigation files.

    Such information can be useful in identifying issues that require further investigation. However, statements received verbally are not equivalent to formal instructions, written administrative decisions, or judicial rulings.

    Important notice: The following observations concern information reportedly communicated verbally during the first days of October 2026. They have not been independently confirmed as general official policies applicable to every investigation. They are subject to change at any time.

    5.1. Reports of Temporary Suspension of Certain Police Interviews

    According to certain verbal accounts obtained in connection with the practical administration of investigation files, some planned police interviews were reportedly suspended or postponed pending further instructions.

    There have also been accounts of individuals attending law enforcement offices but not having their statements formally taken.

    These accounts must not be interpreted as evidence that all interviews in all citizenship-related investigations have been suspended or that the prosecutor’s office has issued a general nationwide order preventing further statements from being taken.

    Nor should they be understood as removing any individual’s obligation to comply with a lawful summons or other applicable criminal procedure requirements.

    The current position must be verified individually, taking account of the specific investigation, any new prosecutor’s instructions, the person’s legal status, and any outstanding summons or judicial measures.

    5.2. Reports Concerning the Separation of Investigation Files

    Another issue referred to in practical accounts is the possibility that matters connected to a broad citizenship investigation may be separated into different criminal files.

    Under Turkish criminal procedure, connected investigations may be separated or combined where the relevant legal requirements are satisfied.

    However, reports that a particular investor has been transferred to a different investigation, or that a new file has been created, cannot be accepted as established facts without examination of the relevant official records.

    In practice, the existence of a criminal investigation must be established for the particular individual rather than inferred solely from a developer’s name or the existence of another related proceeding.

    5.3. Different Stages of Administrative Citizenship Proceedings

    Investors connected to the same construction company or development project may be subject to different administrative stages.

    For one individual, the only available information may concern a criminal investigation into a seller or intermediary. Another person’s investment eligibility certificate may have been placed under review. A third person may already be subject to an administrative annulment or withdrawal decision.

    The fact that these processes may progress at different times does not permit a general conclusion concerning every investor in the same development.

    Continuous verification: All verbally reported observations in this section must be reassessed whenever reliable written information becomes available. These observations do not constitute an assurance that interviews will not be conducted, that an investigation has ended, or that citizenship will be retained.

    6. Are All Citizenship Investigations Being Conducted Under a Single Criminal File?

    No general assumption should be made that all citizenship investigations announced during 2025 and 2026 are being conducted under one prosecutor’s investigation number or one criminal court case.

    Different operations have involved different dates, companies, property transactions, suspects and alleged offences.

    A criminal investigation may remain at the preliminary evidence-gathering stage, while a connected or earlier matter may already have resulted in an indictment or court proceedings.

    Similarly, an investigation may involve the owners or managers of a construction company without every purchaser being formally designated as a suspect.

    For an accurate assessment, the relevant questions include whether an individual investigation exists, the identity of the investigating prosecutor’s office, the person’s procedural status, whether an interview has been requested, whether any judicial measure has been imposed, whether files have been separated or combined, and whether an indictment has been filed.

    The confidentiality of an ongoing criminal investigation can limit public access to detailed information. Therefore, the absence of a new press report is not proof that a particular investigation has been closed.

    A proper legal assessment of Turkish citizenship proceedings requires a clear distinction between Article 31 and Article 40 of Turkish Citizenship Law No. 5901.

    These mechanisms are sometimes discussed together under the broad expression “Turkish citizenship revocation”. However, they involve different legal grounds and must not be treated as interchangeable.

    7.1. Annulment of Citizenship – Article 31

    Article 31 provides for the annulment of a decision granting Turkish citizenship where that decision resulted from the individual’s false declaration or concealment of important matters relevant to the acquisition of citizenship.

    Accordingly, the individual’s conduct, the nature of the alleged false declaration or concealment, and its relationship to the citizenship acquisition decision are central to the legal analysis.

    Alleged wrongdoing by a property developer, broker or valuation expert does not automatically establish that the investor personally made a false declaration or knowingly concealed a material fact.

    7.2. Withdrawal of Citizenship Acquisition Decisions – Article 40

    Article 40 concerns the withdrawal of decisions relating to the acquisition or loss of Turkish citizenship where it is subsequently established that the necessary legal conditions were not satisfied or that the decision was issued more than once.

    Unlike Article 31, this provision is not confined to cases involving an applicant’s false statement or concealment.

    An investor may therefore face an administrative argument that the objective legal conditions for citizenship were never satisfied, even where the investor denies fraud and maintains that the property was genuinely purchased.

    However, the administration must still act within the law and establish the factual and legal grounds supporting the withdrawal decision. The existence and sufficiency of the evidence are matters capable of judicial review. [J1] [A1]

    Legal issue Article 31 – Annulment Article 40 – Withdrawal
    Primary legal ground False declaration or concealment of material facts by the individual Acquisition without the required legal conditions, or a duplicate decision
    Applicant’s conduct Relevant to the statutory ground Objective non-compliance may be decisive independently of personal fraud
    Legal effect Article 32 provides retrospective effect from the original decision date Article 66 of the implementing Regulation provides invalidity from the original decision date
    Family members Linked citizenship acquisitions may be affected under Article 32 The legal foundation of related citizenship decisions requires separate assessment
    Principal legal argument Absence of the required false declaration, concealment or causal connection Existence of all legally required conditions at the relevant acquisition date

    This distinction is examined in greater detail in our earlier academic-style publication, Annulment and Withdrawal of Turkish Citizenship Acquired Through Investment.

    Recent academic scholarship has also examined the relationship between investment conditions and the appropriate legal basis for subsequent administrative intervention. [A2]

    8. How Can I Find Out Whether My Turkish Citizenship Has Been Cancelled or Withdrawn?

    An accurate determination of Turkish citizenship status requires an examination of current official records and any administrative decisions issued in the individual’s case.

    Being named in news reports, owning property in a development under investigation or being associated with a company mentioned by the authorities does not establish that a person’s Turkish citizenship has been withdrawn.

    Equally, continued physical possession of a Turkish identity card or passport, access to an e-Devlet account, or the absence of a notification does not necessarily provide conclusive proof of current legal citizenship status.

    Situation Legal significance
    The developer is under criminal investigation This alone does not establish cancellation of the investor’s citizenship
    The investor’s name appears in an investigation Criminal status and administrative citizenship status must be examined separately
    The investment eligibility certificate has been cancelled This may create a serious administrative risk, but the citizenship decision must also be reviewed
    A citizenship annulment or withdrawal decision has been issued The date, legal ground, scope and notification must be established
    The decision has been formally notified Judicial time limits and urgent legal remedies must be assessed
    No official information has yet been obtained Neither continuation nor termination of citizenship can be concluded with certainty

    The relevant assessment may require enquiries with the Directorate General of Civil Registration and Citizenship Affairs (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü), the authorities responsible for investment eligibility, and other competent institutions.

    It is particularly important to distinguish the date on which an administrative decision was made from the date on which that decision was legally notified.

    This distinction may affect the calculation of judicial deadlines and the availability of procedural remedies.

    9. I Made a Genuine Investment and Committed No Fraud. Can My Turkish Citizenship Still Be Withdrawn?

    A recurring concern among affected investors is that they genuinely purchased their properties, transferred the required funds through their own bank accounts, received registered ownership and never received any refund from the seller or developer.

    Such facts may be extremely important to a legal defence.

    Banking records showing genuine payment, evidence that the seller received the purchase price, the absence of a circular movement of funds, and the continuation of property ownership may support the position that a real investment took place.

    Nevertheless, the existence of a genuine property transaction and compliance with every legal condition for citizenship are not necessarily identical questions.

    For example, an investor may have genuinely paid for an apartment while the authorities subsequently allege that its actual value at the relevant acquisition date was below the statutory citizenship threshold.

    Three separate matters must therefore be examined:

    1. Whether the property purchase and payment transactions were genuine.
    2. Whether the investment satisfied the legal requirements applicable at the relevant date.
    3. Whether the investor knowingly participated in any false declaration, concealment or fraudulent transaction.

    Good faith is legally relevant, but it does not guarantee that every citizenship withdrawal decision can be successfully challenged. Equally, an allegation of misconduct against a developer does not establish personal criminal liability on the part of every purchaser.

    Under Turkish criminal law, individual responsibility must be assessed by reference to the elements of the alleged offence and the conduct attributable to the particular person.

    Under administrative law, the relevant citizenship decision must be evaluated by reference to its statutory basis, factual grounds and applicable legal safeguards.

    10. Can an Old Property Valuation Report Be Re-examined? What If a New Valuation Is Lower?

    Retrospective property valuation has become a central issue in the 2026 investigations.

    The authorities may examine valuation reports prepared when citizenship was originally acquired and may obtain new expert evidence concerning the property’s value at that earlier date.

    However, a property’s market value in 2026 is not necessarily the same as its market value at the time of the investment.

    The relevant question is whether the original investment satisfied the applicable requirements at the legally relevant time.

    10.1. The USD 250,000 and USD 400,000 Thresholds

    The property investment threshold for Turkish citizenship was reduced to USD 250,000 on September 19, 2018. It was subsequently increased to USD 400,000 with effect from June 13, 2022, subject to the applicable transitional provisions.

    Consequently, a qualifying property investment made in 2021 should not simply be assessed by applying the later USD 400,000 requirement retrospectively. The relevant dates of the investment, contractual undertaking, application and eligibility documentation must be assessed under the law and transitional provisions applicable to the particular transaction. [L2]

    10.2. Does a Valuation of an Entire Project Establish the Value of Every Apartment?

    Not necessarily.

    An expert report concerning an entire development, parent parcel or construction project does not automatically establish the historical value of every independent residential unit.

    Relevant factors may include the unit’s location, block, floor, net and gross area, orientation, legal status, construction stage, view, property characteristics and comparable transactions at the relevant date.

    Special attention may be required where apartment numbers used during the construction stage differ from the unit numbers subsequently registered following the establishment of condominium ownership.

    Any discrepancy between project documentation and land registry descriptions should be investigated before conclusions are drawn from a general valuation report.

    10.3. Could Obtaining a New Expert Report Create Legal Risks?

    A new technical report may assist an investor in challenging a disputed valuation. However, its scope, methodology, evidential limitations and potential findings should be considered before commissioning the work.

    If an independent report concludes that a property’s historical value was below the threshold applicable at the relevant time, that conclusion may become a significant issue in an administrative dispute under Article 40.

    A properly designed legal strategy should therefore begin with an assessment of existing evidence, including the original valuation report, banking records, expert conclusions, development records and comparable historical transactions.

    Where justified, an independent expert opinion, judicial preservation of evidence or court-appointed expert examination may be considered.

    The purpose of expert evidence must be to establish the property’s actual historical value through a transparent and verifiable methodology, rather than to manufacture a preferred valuation result.

    11. What Do the Important 2026 Council of State Decisions Mean for Citizenship Revocation Cases?

    Two decisions of the Turkish Council of State (Danıştay), Tenth Chamber, issued in February 2026 provide important guidance concerning the judicial review of administrative decisions withdrawing Turkish citizenship.

    The decisions concern different factual circumstances and should not be treated as producing a single automatic outcome for all investment-based citizenship disputes.

    11.1. Council of State, Tenth Chamber, February 5, 2026, E.2024/405, K.2026/361

    This case concerned a person who acquired Turkish citizenship through investment. The administration subsequently cancelled the investment eligibility certificate after identifying irregularities concerning foreign currency purchase documents.

    The Council of State examined the withdrawal of citizenship under Article 40 of Law No. 5901 and found no illegality in the administrative withdrawal decision, having regard to the failure to satisfy the necessary legal requirements. [J1]

    The decision is important because the original approval of a citizenship application does not necessarily prevent the administration from subsequently withdrawing the decision where it is legally established that the necessary conditions were absent from the outset.

    It also demonstrates the significance of examining the investment eligibility certificate, the underlying financial documents and any available challenge to the cancellation of that certificate.

    11.2. Council of State, Tenth Chamber, February 4, 2026, E.2024/3835, K.2026/324

    This case concerned a citizenship withdrawal decision based on public-order and national-security considerations.

    Having examined the reasons and supporting material relied upon by the administration, the Council of State concluded that the grounds necessary to justify withdrawal had not been sufficiently established and annulled the relevant part of the administrative decision. [J2]

    This was not a property valuation dispute. Its significance lies in the requirement that an administrative decision affecting citizenship must have a legally sustainable and sufficiently substantiated basis.

    11.3. What Can Be Learned from These Two Judgments?

    These decisions should be read together.

    The first demonstrates that a withdrawal decision may be upheld where the statutory conditions for citizenship were not satisfied and the relevant facts have been established.

    The second demonstrates that the administration’s asserted grounds may be subjected to meaningful judicial scrutiny and that a withdrawal decision may be annulled where the necessary basis is not sufficiently established.

    Accordingly, neither the proposition that all citizenship withdrawal decisions are unlawful nor the proposition that all such decisions are immune from judicial challenge is legally sustainable.

    The decisive issues are the applicable legal provision, the factual position at the time of acquisition, the evidence relied upon by the authorities, and the legality of the particular administrative decision.

    12. What Happens to My Wife, Husband and Children If My Turkish Citizenship Is Cancelled?

    Article 32 of Turkish Citizenship Law No. 5901 addresses the consequences of an annulment decision for spouses and children who acquired Turkish citizenship in connection with the principal person’s acquisition.

    However, it would be legally inaccurate to assume that every family member must necessarily have exactly the same legal position.

    The manner and date of citizenship acquisition, whether citizenship was acquired derivatively or independently, and the relevant provisions of Turkish nationality law must be examined for each individual.

    The September 21, 2026 official statement identified 807 family members among the 1,070 persons concerned and separately referred to 55 children who acquired Turkish citizenship after the original citizenship decision. [N4]

    This distinction illustrates why family members should not be assessed solely by reference to the principal investor’s file.

    Particular care is required in cases involving children who acquired Turkish citizenship by birth, children whose nationality was connected to a parent’s subsequent naturalisation, or family members who may have acquired citizenship on a separate legal basis.

    The potential retrospective legal effects of withdrawal and annulment decisions must also be examined in light of the applicable legislation.

    13. Does a Seizure Order on My Property Mean My Turkish Citizenship Has Been Revoked?

    No. A seizure or freezing measure recorded against a property in TAKBİS or the land registry does not, by itself, establish that the owner’s Turkish citizenship has been annulled or withdrawn.

    A criminal-procedure measure concerning property and an administrative decision concerning citizenship are distinct legal acts.

    When a seizure measure is identified, the legal assessment should determine which judicial authority ordered it, the offences or facts relied upon, the specific property affected, the statutory basis of the measure, and the applicable objection procedures.

    The rights and safeguards provided under the Turkish Code of Criminal Procedure must be considered.

    Article 33 of Turkish Citizenship Law No. 5901 also contains special provisions concerning the liquidation of assets in certain cases involving annulled citizenship.

    However, the annulment of citizenship should not be treated as automatically transferring ownership of every property to the state or as producing identical asset consequences in every case.

    Whether asset liquidation is legally required must be assessed in accordance with the applicable statutory provisions and the relevant administrative decision.

    In addition, the legal effect of judicial proceedings against an annulment decision on the liquidation process requires separate examination.

    Continued registration of a property in the investor’s name, the existence of a criminal seizure measure, and the investor’s citizenship status are three legally different questions.

    14. What Criminal Charges Could Arise from a Turkish Citizenship by Investment Investigation?

    The investigations publicly announced in 2025 and 2026 have referred to several categories of alleged criminal conduct.

    Depending on the relevant facts, allegations may concern establishing, managing or participating in a criminal organisation, migrant smuggling, document forgery, false statements in the preparation of official documents, or aggravated fraud involving public institutions. [N4] [N6]

    However, the offences listed in a prosecutor’s public statement do not necessarily apply to every foreign investor whose property transaction is being examined.

    Criminal responsibility must be determined individually, having regard to the elements of the alleged offence, the person’s conduct, intent, knowledge, participation and the available evidence.

    For example, an allegation that a valuation expert knowingly prepared a false report does not independently establish that the purchaser knew of the falsity or participated in its preparation.

    Relevant defence materials may include purchase contracts, bank records, foreign exchange documentation, evidence concerning the source of funds, correspondence with the seller, real estate valuation reports, and documents submitted in the original citizenship application.

    Criminal proceedings and citizenship proceedings may influence each other, but they remain legally distinct.

    A criminal investigation being discontinued does not automatically eliminate every possible administrative issue concerning the original citizenship conditions.

    Conversely, an administrative decision withdrawing citizenship does not establish that the person has committed a criminal offence.

    15. I Live Outside Türkiye. What Should I Do Before Travelling to Istanbul?

    Many investors who acquired Turkish citizenship through real estate investment have subsequently continued living in other countries.

    Some may first learn about an investigation through public news reports, social media, or information concerning the developer from whom they purchased an apartment.

    Before travelling to Türkiye, individuals facing a concrete concern may consider obtaining an appropriate legal assessment of their current citizenship status and any known judicial measures affecting them.

    Relevant enquiries may concern the existence of an investigation, the person’s procedural status, any summons, arrest or compulsory appearance order, and the current validity of citizenship and identity documents.

    Where citizenship has already been annulled or withdrawn, immigration-law considerations may become important, including the person’s other nationality, legal residence position, possible statelessness concerns, and any deportation or administrative detention measures.

    Depending on the nature of the required legal acts, it may be possible to authorise a Turkish lawyer through a power of attorney executed before a Turkish diplomatic or consular authority abroad.

    However, the applicable identification and documentary requirements should be confirmed with the relevant consular authority.

    There is no reliable universal answer to the question of which passport an individual should use when travelling to Türkiye while a citizenship-related dispute is pending.

    The person must act consistently with their lawful current status and provide accurate information to the competent authorities.

    16. Which Documents Are Necessary to Assess the Risk of Turkish Citizenship Revocation?

    A comprehensive assessment should not rely exclusively on a title deed or a single bank receipt.

    Investment-based citizenship cases may require a coordinated examination of the administrative acquisition process, financial transactions, real estate records, valuation evidence, and any related criminal proceedings.

    Document category Purpose of the examination
    Original citizenship acquisition decision and records Establish the date, legal basis and family relationships
    Title deeds and historical land registry records Verify ownership, transaction history and the property unit
    Property purchase contracts and receipts Determine the actual contractual price and payment arrangements
    Foreign and Turkish bank statements Trace the source and movement of funds
    Foreign currency purchase certificates Examine compliance with the currency requirements applicable at the time
    Original and subsequent valuation reports Assess the property’s historical value and possible discrepancies
    Investment eligibility certificate Determine the basis and current status of the administrative eligibility assessment
    Developer and intermediary correspondence Identify the investor’s knowledge, instructions and communications
    Family members’ citizenship documents Establish derivative or independent citizenship acquisition
    Administrative notifications and institutional correspondence Identify decisions, notification dates and judicial deadlines
    Criminal investigation and judicial documents Establish the scope of any allegations or protective measures

    Articles 2 and 46 of the Turkish Attorneyship Law No. 1136 provide a framework for lawyers’ access to certain files and documents.

    Nevertheless, access without a power of attorney, obtaining copies, access to confidential investigation records and disclosure of personal civil registry information may be subject to statutory restrictions and institutional requirements.

    These rights should not be interpreted as giving unrestricted access to every confidential document or every individual’s personal records without appropriate legal authority.

    17. A Legal Roadmap for Investors Facing Turkish Citizenship Annulment or Withdrawal

    An effective legal response requires more than submitting a single petition or waiting for a notification from the authorities.

    The administrative, criminal, financial, real estate and, where necessary, immigration-law aspects of the case should be assessed as part of a coherent legal strategy.

    Step 1: Establish the Current Citizenship Status

    The first stage is to determine the date and legal basis of citizenship acquisition, the status of the investment eligibility certificate, and whether any annulment or withdrawal decision has been issued.

    If such a decision exists, its date, legal basis, notification and present procedural status must be established.

    Step 2: Identify the Criminal Investigation and Its Scope

    Enquiries should determine whether the investor is personally involved in a criminal investigation, whether the person is identified as a suspect, whether an interview has been requested, and whether any judicial protective measure exists.

    Any related or separated files should be considered where relevant and lawfully accessible.

    Step 3: Reconstruct the Investment Transaction

    The original acquisition process should be documented chronologically, beginning with the purchase agreement and continuing through payment, valuation, registration, eligibility assessment and the citizenship decision.

    This allows the legal requirements applicable at each stage to be assessed accurately.

    Step 4: Verify the Source and Movement of Funds

    A financial review should examine where the funds originated, which accounts were used, whether the required payments were made, whether the seller actually received the money, and whether any direct or indirect refund occurred.

    Where appropriate, documentary evidence may be sought from banks or other competent institutions through lawful procedures.

    Step 5: Examine the Property’s Historical Value

    If the case concerns an allegation of insufficient investment or inflated valuation, technical analysis should focus on the relevant historical valuation date.

    Comparable transactions, the property’s characteristics, the original expert report and any subsequent findings should be evaluated together.

    Step 6: Coordinate Administrative and Criminal Defence

    Statements and documents used in criminal proceedings should be considered alongside submissions made to administrative authorities.

    The objective is to avoid factual inconsistency while respecting the different legal standards, procedural rights and evidential requirements of each proceeding.

    Step 7: Pursue Appropriate Administrative and Judicial Remedies

    Where an annulment or withdrawal decision has already been issued, the appropriate court, filing deadline and possible request for suspension of execution must be determined.

    If the investment eligibility certificate has been separately cancelled, it may be necessary to assess whether that decision requires an independent challenge.

    Any seizure or other criminal-procedure measure should be considered under the relevant procedural rules and objection mechanisms.

    Step 8: Continue Reviewing Material Developments

    Citizenship and criminal files can evolve over time.

    An investigation initially concerning a construction company may subsequently produce evidence concerning specific transactions. An eligibility review may result in a separate administrative decision, and an existing decision may later be notified or challenged.

    For this reason, cases involving a concrete ongoing risk should be reassessed when material new information becomes available.

    18. How Can a Turkish Citizenship Revocation Decision Be Challenged in Court?

    Decisions annulling or withdrawing Turkish citizenship are administrative acts capable of judicial review.

    However, the competent court depends on the authority issuing the challenged decision and the legal nature of the specific administrative act.

    Certain decisions concerning exceptional acquisition or withdrawal of citizenship made by the President of the Republic may fall within the Council of State’s first-instance jurisdiction.

    Other administrative decisions, including certain investment eligibility decisions, may require a separate determination of the competent administrative court.

    18.1. Time Limits for Judicial Review

    Under the general framework of Administrative Procedure Law No. 2577, where no special period applies, the time limit for bringing an action before the Council of State or an administrative court is generally 60 days.

    Nevertheless, the precise time limit must be calculated by reference to the specific act, the lawful notification date, any applicable special rules, and the legal consequences of any administrative application.

    The Council of State’s decision dated December 30, 2025, E.2025/6295, K.2025/7133, illustrates the importance of complying with the applicable judicial filing period. The action considered in that case was rejected because it had not been filed within the relevant time limit. [J3]

    18.2. Can the Court Suspend the Citizenship Decision?

    A claimant may request a suspension of execution where the statutory conditions are satisfied.

    However, filing an annulment action does not automatically suspend the implementation of every administrative decision.

    Article 27 of Law No. 2577 governs the requirements for suspension of execution, including the relevant tests concerning unlawfulness and the consequences of implementation.

    The availability of interim judicial protection must therefore be evaluated on the circumstances of the particular case.

    Where a citizenship withdrawal or annulment decision has been notified, establishing the filing deadline and the need for urgent interim relief should be among the first legal priorities.

    19. Frequently Asked Questions About Turkish Citizenship Revocation in 2026

    1. Has Turkish citizenship been definitively cancelled for all 1,070 people?

    No such general conclusion can be drawn from the September 21, 2026 announcement. The authorities reported identifying the individuals concerned and initiating administrative procedures. This does not establish that separate decisions have been issued, notified or finally upheld for every individual.

    2. Is it true that 6,134 people have had their Turkish citizenship annulled or withdrawn?

    The Ministry of Interior publicly reported that citizenship decisions concerning 5,391 people had been annulled and decisions concerning 743 people had been withdrawn, producing a cumulative total of 6,134 individuals. These figures must be distinguished from the newer 1,070-person investigation.

    3. If my property developer is under investigation, will my citizenship automatically be revoked?

    No. An investigation into the developer does not automatically establish that the purchaser’s citizenship has been revoked or that the purchaser’s transaction was unlawful. The individual’s investment and administrative records require separate examination.

    4. Can my citizenship be withdrawn even though I genuinely paid for the property?

    Yes, a legal risk may still arise if the authorities allege that the objective conditions for citizenship were not satisfied. Genuine payment is an important factor, but the applicable investment requirements must also be examined.

    5. I acquired Turkish citizenship in 2021 through a USD 250,000 investment. Does the USD 400,000 threshold now apply to me?

    Past investments must be evaluated under the law applicable at the legally relevant time, taking account of transitional provisions. The later USD 400,000 threshold should not simply be applied retrospectively to every earlier investment.

    6. I did not prepare the valuation report. Can I still face citizenship withdrawal?

    The fact that the investor did not prepare or knowingly falsify the report may be important under Article 31. However, an allegation that the original objective citizenship conditions were absent may require a separate assessment under Article 40.

    7. Can a new expert report invalidate the original valuation report?

    Not automatically. The dates, methods, comparable sales and characteristics of the property must be assessed before determining the evidential weight of each report.

    8. Can I enter Türkiye if I am mentioned in a criminal citizenship investigation?

    The existence of an investigation is not the same as the existence of an arrest or compulsory appearance order. An informed assessment requires examination of the individual’s current legal status and any relevant judicial measures.

    9. Does possession of a Turkish passport prove that I am still a Turkish citizen?

    Possession of a physical passport alone is not conclusive proof that no subsequent administrative citizenship decision has been made. Current official records should be examined.

    10. If I can access e-Devlet, does that mean my citizenship has not been revoked?

    Access to an electronic government account is not, by itself, a definitive legal determination of citizenship status. The relevant administrative records and decisions must be checked.

    11. Will my spouse and children lose Turkish citizenship if my citizenship is cancelled?

    Linked citizenship acquisitions may be affected under Turkish nationality law. However, the legal basis and date of each family member’s acquisition must be examined individually.

    12. If my apartment is subject to a seizure order, will I lose ownership?

    A criminal seizure measure and the termination of ownership are different legal matters. The order’s grounds, scope, duration and available objection procedures must be assessed, together with any separately applicable citizenship-related asset provisions.

    13. Can I file a lawsuit against a Turkish citizenship revocation decision?

    Yes. Citizenship annulment and withdrawal decisions are subject to judicial review. The appropriate court, legal grounds, filing deadline and possible interim remedies must be determined according to the particular administrative act.

    14. Does filing a lawsuit automatically restore or preserve my Turkish citizenship?

    No automatic result should be assumed. Filing an action does not necessarily suspend the administrative decision. Any suspension of execution or final judgment must be assessed in accordance with Turkish administrative procedure.

    15. Can a Turkish lawyer investigate my citizenship status without a power of attorney?

    Turkish lawyers have certain statutory rights to examine documents and files, but these rights are subject to legal restrictions. Access to confidential material, personal civil registry records, certified copies or the receipt of notifications may require appropriate authorisation or a power of attorney.

    16. I have not received any official notification. Should I simply wait?

    Where there is a concrete risk, waiting for notification may not be sufficient. It may be appropriate to establish the current status through lawful enquiries, preserve relevant evidence and monitor applicable legal deadlines.

    17. If the criminal investigation is closed, will the citizenship problem also disappear?

    Not necessarily. The criminal and administrative processes operate under different legal rules. The outcome of a criminal investigation may be relevant, but it does not automatically dispose of every administrative question concerning citizenship acquisition.

    18. What if my property is still registered in my name?

    Continued ownership may be relevant to the reality of the investment. However, registration of ownership alone does not establish that every citizenship requirement was originally satisfied or that no administrative decision exists.

    19. Can I challenge an inaccurate retrospective property valuation?

    The methodology, factual assumptions, property identification, historical comparable sales and other technical aspects of a valuation may be examined and challenged through legally appropriate evidential procedures.

    20. What is the most important first step?

    The first priority is usually to establish the individual’s actual legal position rather than rely on news reports or unverified information. This includes identifying any existing citizenship decision, relevant criminal proceedings and time-sensitive legal remedies.

    20. Conclusion: What Is the Correct Legal Approach to Turkish Citizenship Revocation in 2026?

    The Turkish citizenship investigations announced in 2025 and 2026 have raised substantial questions for foreign investors who acquired citizenship through real estate.

    Official statements confirm that significant numbers of citizenship acquisition decisions have been annulled or withdrawn. However, they do not justify the assumption that every investor associated with the latest criminal investigations has already lost Turkish citizenship.

    Nor is it correct to assume that every genuine investor must necessarily retain citizenship regardless of whether the statutory acquisition conditions were satisfied.

    The legality of an administrative decision depends on the applicable statutory ground, the individual facts and the available evidence.

    A purchaser who genuinely transferred money, acquired real property and did not participate in fraudulent arrangements may possess important evidence supporting a defence. Yet the historical value of the property, the applicable investment threshold, eligibility documentation and other statutory conditions must also be examined.

    The law requires careful distinction between personal criminal wrongdoing, alleged defects in an investment transaction, and administrative deficiencies affecting citizenship acquisition.

    An effective legal response begins by establishing the investor’s current citizenship status, identifying any relevant criminal and administrative proceedings, and developing a document-based strategy that addresses the actual legal issues in the individual’s case.

    At dolgun.av.tr, research concerning Turkish citizenship law, investment-based naturalisation, administrative annulment and withdrawal decisions, and related judicial developments is reviewed as new reliable information becomes available.

    However, the availability of publicly reported or verbally communicated information does not establish unrestricted access to every confidential investigation or the definitive status of every individual citizenship file.

    Legal Assessment of Turkish Citizenship and Investment Investigations

    Individuals concerned about the possible annulment or withdrawal of Turkish citizenship acquired through real estate investment may seek an individual legal assessment based on their citizenship acquisition documents, land registry records, bank statements, property valuation reports, investment eligibility certificate and any relevant judicial or administrative decisions.

    When requesting an initial assessment, it may be useful to provide the year of citizenship acquisition, the name and location of the development project, available title deed information, evidence of payment and information about whether the investor currently resides in Türkiye or abroad.

    Attorney Murat Can Dolğun
    Istanbul Bar Association – Registration No. 75860
    Website: dolgun.av.tr
    Contact: Visit the official website for contact and consultation enquiries

    Legal disclaimer: This article is intended for general legal information and academic discussion. It does not constitute an individual legal opinion or a guarantee of any administrative or judicial outcome. Every case must be examined in light of its specific facts and the applicable law.


    21. Legislation, Academic Literature, Council of State Decisions and News Sources

    A. Legislation and Official Regulations

    [L1] Turkish Citizenship Law No. 5901, Official Gazette, June 12, 2009, No. 27256; particularly Articles 12, 31, 32, 33, 36, 37, 40 and 41. Official legislation (Turkish).

    [L2] General Directorate of Land Registry and Cadastre (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü), administrative guidance and applicable regulations regarding the transition from the USD 250,000 property investment threshold to the USD 400,000 threshold in 2022. Official institution website.

    [L3] Administrative Procedure Law No. 2577 (İdari Yargılama Usulü Kanunu), particularly Articles 7, 8 and 27.

    [L4] Attorneyship Law No. 1136 (Avukatlık Kanunu), particularly Articles 2 and 46.

    B. Academic Publications

    [A1] Güner, Cemil. “Türk Vatandaşlığının Kazanılması ve Kaybı Kararlarının Geri Alınması” [Withdrawal of Decisions Concerning the Acquisition and Loss of Turkish Citizenship]. Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Vol. 37, No. 2, 2017. DergiPark academic article.

    [A2] Özgür, Çiçek. “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması” [Annulment and Withdrawal of Turkish Citizenship Acquired Through Investment]. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 75, No. 1, 2026, pp. 741–779. DOI: 10.33629/auhfd.1710185. DergiPark academic article.

    [A3] Erden, Hümeyra Zeynep. “Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptalinde Süre” [Time Limits in the Annulment of Decisions Granting Turkish Citizenship]. Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Vol. 36, No. 1, 2016. DergiPark academic article.

    C. Decisions of the Council of State (Danıştay)

    [J1] Council of State (Danıştay), Tenth Chamber, February 5, 2026, E.2024/405, K.2026/361. Withdrawal of investment-based Turkish citizenship following irregularities in foreign currency purchase documents and cancellation of the investment eligibility certificate. Official judgment (Turkish).

    [J2] Council of State (Danıştay), Tenth Chamber, February 4, 2026, E.2024/3835, K.2026/324. Judicial review of a withdrawal decision based on national-security and public-order considerations; legal grounds and supporting evidence. Official judgment (Turkish).

    [J3] Council of State (Danıştay), Tenth Chamber, December 30, 2025, E.2025/6295, K.2025/7133. Notification and time limits in citizenship-related administrative litigation. Official judgment (Turkish).

    D. Official Statements and News Reports

    [N1] Candan, Fatma Nur. “Muvazaalı gayrimenkul satışıyla vatandaşlık sağlayan suç örgütü çökertildi.” Anadolu Ajansı, September 24, 2025. Original report (Turkish).

    [N2] Anadolu Ajansı. “Yabancılara usulsüz vatandaşlık kazandıran suç örgütüne yönelik operasyonda yakalanan 113 şüpheli adliyede.” September 2025. Original report (Turkish).

    [N3] Republic of Türkiye, Ministry of Justice. “Bakan Gürlek: 687 Kişinin Vatandaşlığının İptali İçin Yasal Süreç Başlatıldı.” Official statement, August 4, 2026. Official statement (Turkish).

    [N4] Yeşildal, Zeynep; Gökmen, Emrah; Yıldız, Dilhan Türker; Eser, Zehra Tekeci. “İstanbul merkezli usulsüz vatandaşlık operasyonunda 73 zanlı yakalandı.” Anadolu Ajansı, September 21, 2026. The report includes statements from the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office, the Ministry of Justice and the Ministry of Interior. Original report (Turkish).

    [N5] Demir, İrem. “Haksız yollarla Türk vatandaşlığı kazandırdığı belirlenen suç örgütü operasyonunda 32 zanlı tutuklandı.” Anadolu Ajansı, August 7, 2026. Original report (Turkish).

    [N6] Yeşildal, Zeynep; Gökmen, Emrah. “İstanbul merkezli usulsüz vatandaşlık operasyonunda yakalanan 33 şüpheli tutuklandı.” Anadolu Ajansı, September 25, 2026. Original report (Turkish).

    [N7] TRT Haber / Anadolu Ajansı. “İçişleri Bakanlığı’ndan İstanbul’daki usulsüz vatandaşlık operasyonuna ilişkin açıklama.” September 21, 2026. Original report (Turkish).

    [N8] Gürel, Ayşe. “İstanbul merkezli 13 ilde sahte belgelerle vatandaşlık operasyonu: 73 gözaltı.” Demirören Haber Ajansı, September 21, 2026. Original report (Turkish).

    [N9] Habertürk Yerel Haberler / Anadolu Ajansı. “İçişleri Bakanlığından İstanbul’daki usulsüz vatandaşlık operasyonuna ilişkin açıklama.” September 21, 2026. Original report (Turkish).

    [N10] Haber Global / Anadolu Ajansı. “İçişleri Bakanlığı duyurdu: Binlerce yabancının vatandaşlığı iptal.” September 21, 2026. Original report (Turkish).

    Source methodology: Certain news outlets reproduced or summarised the same official statements originally reported by Anadolu Ajansı. Such publications are listed as reporting sources, not as separate independent confirmations of the underlying criminal allegations. Anonymous practice-based observations and unconfirmed verbal information are expressly distinguished from official records, judicial decisions and verified public announcements.


    September 19, 2026: Annulment and Withdrawal of Turkish Citizenship Acquired Through Investment: Fraudulent Valuation, Sham Transactions, Good-Faith Investors and Judicial Protection. An analysis of Articles 31 and 40, investment authenticity, legal certainty and judicial remedies. Original article in Turkish.

    September 26, 2026: The 1,070-Person Turkish Citizenship Investigation in 2026. Analysis of the September investigation, 263 principal investors, 807 family members and allegedly sham property transactions. Original article in Turkish.

    September 28, 2026: Turkish Citizenship Annulment and Withdrawal 2026: Frequently Asked Questions, Criminal Investigations and Judicial Remedies. Discussion of status verification, criminal proceedings and legal issues affecting investors living abroad. Original article in Turkish.

    September 28, 2026: Turkish Citizenship Annulment and Withdrawal 2026: New Property Valuations, Insufficient Investment, Families, Children and Construction Companies Under Investigation. Analysis of valuation disputes, family nationality issues and relevant construction projects. Original article in Turkish.

    All related publications: Dolgun Akademi – Citizenship Law.

    ↑ Back to Table of Contents

  • Türk Vatandaşlığı İptali 2026: Son Gelişmeler ve Davalar

    Türk Vatandaşlığı İptali 2026: Son Gelişmeler ve Davalar

    Son güncelleme: 8 Ekim 2026

    Yazar: Av. Murat Can Dolğun – İstanbul Barosu

    Hukuki inceleme | Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınması | Gayrimenkul yatırımı | Ceza soruşturmaları | İdari yargı

    Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: Son Gelişmeler, 1.070 Kişilik Soruşturma, 6.134 Kişiye İlişkin Kararlar ve Hukuki Yol Haritası

    Türkiye’de gayrimenkul yatırımı yoluyla kazanılan Türk vatandaşlıklarının yeniden incelenmesine ilişkin gelişmeler, 2025 yılında başlayan geniş kapsamlı soruşturmaların ardından 2026 yılında yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Sahte veya gerçeğe aykırı ekspertiz raporları, muvazaalı gayrimenkul satışları, yatırım bedelinin gerçekte ödenmemesi, görünüşte oluşturulan banka hareketleri ve yatırım uygunluk belgelerinin sonradan iptal edilmesi iddiaları, hem ceza hukuku hem de vatandaşlık hukuku bakımından önemli uyuşmazlıklar doğurmuştur.

    21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan yeni soruşturmada aile fertleriyle birlikte 1.070 kişinin vatandaşlık işlemlerinin inceleme konusu olduğu bildirilmiştir. Aynı tarihte İçişleri Bakanlığından aktarılan açıklamada ise geçmiş ve mevcut incelemeler kapsamında toplam 6.134 kişinin vatandaşlık kazanma kararının iptal edildiği veya geri alındığı belirtilmiştir. Bu iki rakam farklı hukuki ve idari süreçleri ifade etmektedir. [H3] [H4]

    En önemli hukuki ayrım şudur: Bir kişinin ceza soruşturmasında adının veya yatırım yaptığı projenin geçmesi, Türk vatandaşlığının kesin olarak iptal edildiğini göstermez. Buna karşılık henüz kişiye bir tebligat ulaşmamış olması da vatandaşlık hakkında hiçbir idari işlem tesis edilmediğinin kesin kanıtı değildir.

    Bu nedenle her yatırımcı açısından vatandaşlık statüsü, ceza soruşturmasının kapsamı, taşınmazın tarihsel değeri, banka hareketleri, yatırım uygunluk belgesi, ilgili idari kararlar ve aile fertlerinin hukuki durumları ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    Bu çalışma; 8 Ekim 2026 tarihine kadar erişilebilen kamuya açık açıklamalar, resmî mevzuat, Danıştay içtihatları, akademik çalışmalar ve hukuk uygulamasına ilişkin anonimleştirilmiş gözlemler temelinde hazırlanmıştır. Resmî belgelerle doğrulanabilen hususlar ile henüz bağımsız biçimde teyit edilemeyen şifahi bilgiler birbirinden açıkça ayrılmaktadır.

    İçindekiler

    1. 2025 ve 2026 Yıllarında Türk Vatandaşlığı Soruşturmalarında Neler Yaşandı?

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanılmasına ilişkin kapsamlı soruşturmalar yalnızca Eylül 2026 tarihinde başlamamıştır. 24 Eylül 2025 tarihinde İstanbul merkezli 19 ilde yürütülen operasyonda, muvazaalı gayrimenkul satışları yoluyla Türk vatandaşlığı kazandırıldığı iddia edilmiş; 451 yabancı yatırımcının aileleriyle birlikte 1.198 vatandaşlık kazanımıyla bağlantılı olduğu daha sonraki haberlerde aktarılmıştır. Bu soruşturmanın temelinde gerçek döviz girişinin bulunmaması, görünüşte para hareketleri ve muvazaalı taşınmaz satışları iddiaları yer almıştır. [H1] [H2]

    4 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise düşük bedelli taşınmazların sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterilmesi ve muvazaalı satışlarla Türk vatandaşlığı kazandırılması iddiaları üzerine yeni bir operasyon gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Açıklamada 687 kişinin vatandaşlığının iptal edilmesine yönelik yasal sürecin başlatıldığı, yaklaşık 2,5 milyar TL tutarında gerçek döviz girişinin sağlanmadığının ileri sürüldüğü ve çeşitli malvarlığı değerlerine tedbir uygulandığı belirtilmiştir. [H3]

    7 Ağustos 2026 tarihinde Anadolu Ajansı tarafından yayımlanan haberde, aynı soruşturma kapsamında 32 şüphelinin tutuklandığı ve 48 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığı bildirilmiştir. Bu kararlar ceza muhakemesine ilişkin koruma tedbirleridir; ilgililer hakkında kesinleşmiş mahkumiyet bulunduğu anlamına gelmez. [H5]

    21 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ikinci dalga operasyonda ise Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden gerçekleştirilen gayrimenkul satışlarının incelendiği kamuoyuna duyurulmuştur. İncelemede 734 yabancıya yapılan satıştan 274’ünün muvazaalı olduğu yönünde tespit yapıldığı ve aile fertleriyle birlikte 1.070 kişinin vatandaşlık kazanımının inceleme konusu olduğu belirtilmiştir. [H4]

    24 ve 25 Eylül 2026 tarihlerinde soruşturmanın ceza muhakemesi aşamalarına ilişkin yeni bilgiler yayımlanmıştır. 25 Eylül tarihli Anadolu Ajansı haberine göre 33 şüpheli tutuklanmış, 20 kişi hakkında konutu terk etmeme ve 21 kişi hakkında diğer adli kontrol tedbirleri uygulanmıştır. [H6]

    8 Ekim 2026 itibarıyla erişilebilen ve bu araştırmada doğrulanabilen kamuya açık bilgiler bakımından, 25 Eylül 2026 tarihli adli işlemler önemli bir son aşamayı oluşturmaktadır. Bununla birlikte soruşturmaların gizliliği, yeni delillerin değerlendirilmesi veya idari işlemlerin bireysel olarak tesis edilmesi nedeniyle her gelişmenin aynı anda kamuoyuna açıklanması beklenmemelidir. Bu nedenle açık kaynaklarda yeni haber bulunmaması, dosyalarda hiçbir işlem yapılmadığı anlamına gelmez.

    2. 6.134 Kişinin Türk Vatandaşlığı İptal Edildi mi?

    İçişleri Bakanlığının 21 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklaması, yatırım yoluyla vatandaşlık dosyalarının geçmişten itibaren yürütülen incelemelerine ilişkin kapsamlı sayısal bilgiler içermektedir.

    Açıklanan işlem Yatırımcı sayısı Aile fertleri dahil toplam
    Uygunluk belgesi iptalleriyle bağlantılı vatandaşlık iptali 1.150 5.391
    Kamu düzeni ve milli güvenlik gerekçeleriyle geri alma 263 743
    Genel toplam 1.413 6.134
    11 Şubat 2026 sonrasında uygunluk belgesi iptal edilen yatırımcılar 458 1.393

    Kaynak: İçişleri Bakanlığı açıklamasını aktaran Anadolu Ajansı ve TRT Haber, 21 Eylül 2026. Son satırdaki 1.393 kişilik veri ayrıca toplanacak bağımsız bir genel toplam olarak değerlendirilmemelidir. [H4] [H7]

    Bu açıklamanın iki yönü bulunmaktadır. Birincisi, Türk vatandaşlığı kazanma kararlarının iptali veya geri alınması konusunda artık yalnızca ihtimalden ibaret olmayan, fiilen tesis edildiği resmen açıklanan çok sayıda idari işlem mevcuttur. İkincisi, açıklanan 6.134 kişilik toplamdan hareketle 21 Eylül 2026 tarihinde tespit edilen 1.070 kişinin tamamının da aynı gün vatandaşlığının iptal edildiği sonucu çıkarılamaz.

    İdari kararların hangi kişilere, hangi tarihlerde, hangi kanuni gerekçelerle yöneltildiği; kararların tebliğ edilip edilmediği ve bunlara karşı yargısal başvuruların bulunup bulunmadığı kişi bazında ayrıca araştırılmalıdır.

    3. 1.070 Kişilik Yeni Vatandaşlık Soruşturmasının Kapsamı Nedir?

    21 Eylül 2026 tarihli ikinci dalga soruşturmaya ilişkin İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamalarında, vatandaşlık kazanımına esas gayrimenkul işlemlerinin mali ve hukuki niteliğinin incelendiği belirtilmiştir.

    İnceleme konusu Açıklanan sayı
    İncelenen yabancı alıcıya yapılan satış 734
    Muvazaalı olduğu ileri sürülen satış 274
    Vatandaşlık kazandığı belirtilen kişiler 1.070
    Asıl yatırımcılar 263
    Aile fertleri 807
    Vatandaşlık kararı tarihinde vatandaşlık kazananlar 1.015
    Karardan sonra vatandaşlık kazandığı belirtilen çocuklar 55
    Vatandaşlık süreciyle bağlantılı ayrıca tespit edilen kişiler 11

    Kaynak: İçişleri Bakanlığı açıklaması, Anadolu Ajansı, 21 Eylül 2026. [H4]

    Resmî açıklamalarda incelemenin temelinde Tapu ve Kadastro kayıtları, MASAK analizleri, bilirkişi raporları ve banka hareketlerinin bulunduğu belirtilmiştir. Bazı işlemlerde vatandaşlığın kazanılması için gerekli döviz girişinin gerçekte sağlanmadığı, görünüşte para trafiği oluşturulduğu ve gayrimenkul değerlerinin gerçeğe aykırı biçimde yüksek gösterildiği ileri sürülmektedir.

    Burada önemli bir hukuki sınırlama bulunmaktadır. 734 satışın incelenmiş olması, bütün satışların muvazaalı olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde 263 yatırımcının ve 807 aile ferdinin açıklamada yer alması, her kişi hakkında ayrı ayrı vatandaşlık iptal kararının kesinleştiğini veya her yatırımcının bir suç işlediğini göstermez.

    Bir taşınmazın soruşturma yapılan şirketler tarafından satılmış olması ile o taşınmazın vatandaşlık şartlarını gerçekte karşılamaması hukuken aynı şey değildir.

    4. Soruşturmalarda Hangi İnşaat Şirketlerinin Adı Geçiyor?

    Adalet Bakanı tarafından kamuoyuna yapılan ve Anadolu Ajansı tarafından 21 Eylül 2026 tarihinde aktarılan açıklamada, Ağustos 2026 tarihli ilk dalgada Babacan İnşaat bağlantılı işlemlerin; ikinci dalgada ise Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden gerçekleştirilen bazı gayrimenkul satışlarının mercek altına alındığı belirtilmiştir. [H4]

    Bu açıklamalar, adı geçen şirketlerin bütün satışlarının, bütün projelerinin veya her bağımsız bölümünün hukuka aykırı olduğu şeklinde yorumlanamaz. Hangi taşınmazın hangi işlem nedeniyle incelemeye dahil edildiği, ilgili tapu kaydı, bağımsız bölüm bilgileri, ödeme belgeleri ve soruşturma kapsamı üzerinden tespit edilmelidir.

    Özellikle sosyal medya üzerinden yayımlanan inşaat şirketi, site, apartman ve yatırımcı listeleri hakkında dikkatli olunmalıdır. Bir listenin basın organında yer alması, söz konusu listenin eksiksiz ve resmen doğrulanmış bir adli veya idari kayıt olduğunu göstermez. Bu yazıda kamuoyuna resmen açıklanmamış proje ve bağımsız bölüm listeleri kesin tespit gibi sunulmamaktadır.

    5. Ekim 2026 İtibarıyla Hukuk Uygulamasına İlişkin Şifahi Bilgiler

    Resmî haber kaynaklarında yer alan gelişmelerin yanında, vatandaşlık dosyalarına ilişkin hukuki araştırmalar ve yetkili kurumlarla yürütülen görüşmeler sırasında, uygulamanın fiili işleyişine yönelik çeşitli sözlü bilgiler edinilebilmektedir. Ancak sözlü şekilde aktarılan bir bilgi, yazılı ve yetkili makam tarafından doğrulanmadığı sürece kesinleşmiş idari veya adli işlem olarak nitelendirilemez.

    Aşağıdaki açıklamalar, kamuya açık ve kesinleşmiş resmî duyurular değildir. Şifahi bilgi niteliğindedir; kurumların uygulamaları, savcılık talimatları ve dosyaların durumu zaman içerisinde değişebilir.

    5.1. Kolluk ifadelerinin geçici olarak durdurulduğuna ilişkin bilgiler

    Ekim 2026’nın ilk günlerine ilişkin bazı görüşmelerde, belirli soruşturmalar kapsamında kolluk birimlerinde planlanan ifade işlemlerinin geçici olarak durdurulduğu veya yeni talimat beklendiği yönünde bilgiler sözlü olarak aktarılmıştır. Bazı kişilerin kolluk tarafından ifade işlemi gerçekleştirilmeksizin geri yönlendirildiğine ilişkin anlatımlar da bulunmaktadır.

    Ancak bu bilgiler, bütün soruşturma dosyalarında ifade işlemlerinin durdurulduğu, savcılığın genel bir erteleme kararı verdiği veya ilgili kişilerin ifade verme yükümlülüğünün ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Bu gözlemler bütün dosyalar bakımından bağımsız ve yazılı biçimde doğrulanmış değildir.

    İfade işlemleri hakkında değerlendirme yapılırken ilgili soruşturmanın güncel durumu, kişinin dosyadaki sıfatı, mevcut çağrı veya zorla getirme kararı ve varsa yeni savcılık talimatı ayrı ayrı araştırılmalıdır.

    5.2. Soruşturma dosyalarının ayrılması veya farklı dosyalarda yürütülmesi

    Uygulamaya ilişkin bazı sözlü bilgilerde, geniş kapsamlı vatandaşlık soruşturmalarına bağlantılı olayların farklı dosyalara ayrılabildiği, çeşitli kişi gruplarının veya işlem türlerinin ayrı soruşturmalarda değerlendirilebildiği ifade edilmektedir.

    Ceza muhakemesinde soruşturmanın ayrılması veya bağlantılı yeni bir dosya açılması mümkündür. Ancak belirli bir yatırımcının hangi dosyada bulunduğu, bir dosyanın diğerine devredildiği veya hakkında yeni bir soruşturma açıldığı, yalnızca duyumlar üzerinden kesin olarak kabul edilemez. Bu husus somut adli kayıtlar üzerinden doğrulanmalıdır.

    5.3. Vatandaşlık iptal sürecinin her kişi bakımından aynı hızda ilerlememesi

    Vatandaşlık statüsüne ilişkin araştırmalarda karşılaşılabilecek bir diğer durum, aynı proje veya şirketten gayrimenkul satın alan kişilerin idari dosyalarının farklı aşamalarda bulunmasıdır. Bazı kişiler bakımından yalnızca ceza soruşturması bilgisi mevcut olabilirken, başka kişiler bakımından yatırım uygunluk belgesinin yeniden incelenmesi, idari iptal veya geri alma kararı ya da kararın tebliği söz konusu olabilir.

    Bu açıklama, belirli bir kişinin vatandaşlığının iptal edildiği veya edilmediği yönünde tespit değildir. Yalnızca vatandaşlık statüsünün kişi bazında araştırılması gerektiğini gösteren genel bir hukuki değerlendirmedir.

    Güncelleme ilkesi: Bu bölümdeki şifahi bilgilerin yeni resmî belgelerle teyit edilmesi, değişmesi veya aksi yönde gelişmelerin ortaya çıkması halinde değerlendirme güncellenmelidir. Mevcut açıklamalar hiçbir kişi için işlem yapılmayacağı, ifade alınmayacağı veya soruşturmanın sona erdiği yönünde güvence oluşturmaz.

    6. Ceza Soruşturmaları Hangi Aşamada? Tek Bir Dosyadan mı Söz Ediliyor?

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna açıklanan vatandaşlık soruşturmalarının tek bir soruşturma numarası veya tek bir mahkeme dosyası altında yürütüldüğünü kabul etmek doğru değildir. Farklı tarihlerde, farklı şüpheliler, şirketler, taşınmazlar ve eylemler bakımından soruşturmalar yürütülmüş; bunların çeşitli aşamaları kamuoyuna açıklanmıştır.

    Bir soruşturmada gözaltı ve tutuklama tedbirleri bulunması, aynı meseleyle bağlantılı her yatırımcı bakımından kamu davası açıldığı anlamına gelmez. Bir ceza davasının açılmış olması da farklı bir soruşturma dosyasında henüz iddianame düzenlenmediği gerçeğini değiştirmez.

    Bu nedenle bir kişi hakkında araştırma yapılırken soruşturma dosyasının mevcut olup olmadığı, savcılık birimi, varsa tefrik veya birleştirme kararları, soruşturmanın gizlilik durumu, şüpheli sıfatının bulunup bulunmadığı, ifade çağrısı, koruma tedbirleri ve iddianame düzenlenip düzenlenmediği ayrı ayrı tespit edilmelidir.

    Ceza dosyasında kamuoyuna açıklanmayan gelişmelerin mevcut olması mümkündür. Dolayısıyla gazetelerde son haberin 25 Eylül 2026 tarihli olması, 8 Ekim 2026 tarihinde adli makamlar tarafından hiçbir işlem yürütülmediğinin kanıtı değildir.

    7. Türk Vatandaşlığının İptali ile Vatandaşlık Kararının Geri Alınması Arasındaki Hukuki Fark

    Türk vatandaşlığının sona erdirilmesine ilişkin değerlendirmede ilk olarak 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 31. ve 40. maddeleri arasındaki ayrım yapılmalıdır. Uygulamada bu kavramlar zaman zaman aynı anlamda kullanılsa da kanuni şartları ve sonuçları farklıdır.

    7.1. Türk Vatandaşlığı Kanunu m.31 kapsamında iptal

    5901 sayılı Kanun’un 31. maddesine göre Türk vatandaşlığını kazanma kararı, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda meydana gelmişse kararı veren makam tarafından iptal edilir.

    Bu hüküm bakımından temel mesele, vatandaşlığın kazanılmasında ilgili kişinin kendi yalan beyanının veya önemli bir hususu gizlemesinin bulunup bulunmadığıdır. Müteahhidin, aracının veya değerleme uzmanının hukuka aykırı davranışının bulunduğunun ileri sürülmesi, tek başına yatırımcının da aynı eylemi bilerek gerçekleştirdiğini ortaya koymaz.

    7.2. Türk Vatandaşlığı Kanunu m.40 kapsamında geri alma

    5901 sayılı Kanun’un 40. maddesine göre Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiğinin sonradan anlaşılması halinde geri alınır.

    Bu hükmün uygulama alanı, m.31’deki yalan beyan veya gizleme ile sınırlı değildir. Yatırımcı herhangi bir sahteciliğe katılmadığı halde vatandaşlık için aranan objektif hukuki şartların baştan itibaren mevcut olmadığı iddiası ortaya çıkabilir. Ancak geri alma işlemi tesis edilebilmesi için hukuki şartların bulunmadığını gösteren olguların somut, yeterli ve hukuken geçerli delillerle ortaya konulması gerekir. [Y1] [A1]

    Hukuki mesele İptal – m.31 Geri alma – m.40
    Temel sebep İlgilinin yalan beyanı veya önemli hususu gizlemesi Hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer karar verilmesi
    Yatırımcının hilesi Kanun lafzındaki yalan beyan veya gizleme bakımından belirleyici Objektif şart eksikliği ayrıca önem taşır
    Zaman bakımından etki Kanun m.32 gereğince karar tarihinden itibaren Yönetmelik m.66 gereğince ilk karar tarihinden itibaren hükümsüzlük
    Aile fertleri m.32 kapsamındaki bağlı kazanımlar etkilenebilir Bağlı vatandaşlık kararlarının hukuki dayanağı ayrıca incelenir
    Temel savunma Yalan beyan, gizleme ve illiyet bağının bulunmadığı Vatandaşlığın kazanıldığı tarihte bütün hukuki şartların mevcut olduğu

    Bu ayrım hakkında daha önce yayımladığımız yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığının iptali ve geri alınmasına ilişkin akademik çalışmada ayrıntılı inceleme yapılmıştır. Güncel 2026 tarihli bilimsel literatürde de yatırım şartlarının sonradan ihlal edilmesinin hangi kanuni hüküm kapsamında değerlendirileceği tartışılmaktadır. [A2]

    8. Türk Vatandaşlığım İptal Edildi mi? Kesin Olarak Nasıl Öğrenebilirim?

    Yatırım yoluyla vatandaşlık kazanmış bir kişinin statüsünün belirlenmesi bakımından resmî kayıtların incelenmesi önem taşır. Soruşturma haberlerinde isminin veya taşınmazın geçtiğinin öğrenilmesi, kişinin vatandaşlık kararının kesin olarak iptal edildiğini göstermez.

    Benzer biçimde, kişinin Türk kimlik kartını kullanabiliyor olması, pasaportunun geçerlilik süresinin henüz dolmamış bulunması veya e-Devlet hesabına erişebilmesi de tek başına vatandaşlık statüsünü kesin olarak belirlemeye yeterli değildir.

    Karşılaşılan durum Hukuki değerlendirme
    İnşaat şirketi hakkında soruşturma açılmış Kişinin vatandaşlığının iptal edildiğini göstermez
    Kişinin soruşturmada adı geçiyor Ceza dosyasındaki sıfatı ve idari statüsü ayrı araştırılır
    Uygunluk belgesi iptal edilmiş Ciddi risk oluşturabilir; vatandaşlık kararı ayrıca incelenir
    Vatandaşlık kararının iptali veya geri alınması yönünde işlem tesis edilmiş İşlemin tarihi, dayanağı, kapsamı ve tebliği belirlenmelidir
    İptal veya geri alma kararı tebliğ edilmiş Dava açma süresi ve geçici yargısal koruma derhal değerlendirilir
    Henüz hiçbir resmî bilgiye ulaşılamamış Vatandaşlığın devam ettiği veya sona erdiği kesin olarak söylenemez

    Somut olayda vatandaşlık kararının varlığı ve içeriği, kararın iptal edilip edilmediği, geri alma işlemi bulunup bulunmadığı, uygunluk belgesinin statüsü ve kararın ilgilisine tebliğ edilip edilmediği Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ve ilgili yetkili kurumlar nezdinde araştırılmalıdır.

    Burada özellikle belirtmek gerekir ki idari işlemin tesis edilmesi ile ilgiliye tebliği farklı hukuki aşamalardır. Tebligatın hukuka uygunluğu, dava açma süresinin başlangıcı bakımından ayrıca önem taşır.

    9. Gerçekten Para Ödedim ve Hiçbir Usulsüzlük Yapmadım: Türk Vatandaşlığım İptal Edilebilir mi?

    Yatırımcıların önemli bir bölümü, gayrimenkulü gerçekten satın aldıklarını, yatırım bedelini kendi banka hesaplarından ödediklerini, taşınmazın tapuda halen kendi adlarına kayıtlı olduğunu ve satış bedelinin kendilerine hiçbir şekilde iade edilmediğini ifade etmektedir.

    Bu nitelikteki olgular hukuki savunmada önemlidir. Gerçek para transferi, bedelin satıcıya ulaşması, yatırımın ekonomik karşılığının bulunması ve para iadesi yapılmamış olması, muvazaa iddiasına karşı değerlendirilebilecek delillerdir. Bununla birlikte bir yatırımın gerçek olması ile vatandaşlık için öngörülen bütün hukuki şartların gerçekleşmiş olması aynı hukuki mesele değildir.

    Örneğin yatırımcı taşınmaz için gerçekten ödeme yapmış olabilir. Buna karşılık idare, taşınmazın yatırım tarihindeki gerçek değerinin o dönemde yürürlükte bulunan vatandaşlık yatırım eşiğini karşılamadığını ileri sürebilir.

    Birinci mesele, yatırım işleminin gerçekliğidir. İkinci mesele, yatırımın mevzuattaki tutar ve diğer şartları sağlayıp sağlamadığıdır. Üçüncü mesele ise yatırımcının bilerek yanlış bir belge veya beyanda bulunup bulunmadığıdır.

    Bu üç sorunun ayrı ayrı cevaplandırılması gerekir. İyi niyet, önemli bir hukuki değerlendirme unsurudur; ancak tek başına her durumda vatandaşlığın korunacağını garanti etmez.

    Diğer taraftan yalnızca bir müteahhit veya ekspertiz şirketi hakkındaki iddialardan hareketle bütün yatırımcıların hileli işlem yaptığının kabulü de hukuken isabetli değildir. Suç isnadında ceza sorumluluğunun şahsiliği, vatandaşlık işlemlerinde ise idari işlemin sebep unsuru ve bireysel delillerin değerlendirilmesi gereklidir.

    10. Eski Ekspertiz Raporu Yeniden İncelenebilir mi? Yeni Değerleme Düşük Çıkarsa Ne Olur?

    2026 yılında yürütülen soruşturmalarda geçmiş tarihli gayrimenkul değerleme raporlarının yeniden değerlendirilmesi önemli bir konu haline gelmiştir. İdare ve soruşturma makamlarının eski işlemlere ilişkin belge, kayıt ve bilirkişi incelemelerine başvurması mümkündür. Bununla birlikte yeni bir raporun ispat gücü, kullanılan yöntem ve esas alınan tarihe bağlıdır.

    2026 yılında düzenlenen raporda taşınmazın güncel piyasa değerinin düşük veya yüksek bulunması, geçmişte vatandaşlık için esas alınan değerin de aynı olduğu anlamına gelmez. İncelenmesi gereken husus, ilgili yatırımın gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan hukuki şartlar ve o tarihteki gerçek ekonomik değerdir.

    Gayrimenkul yoluyla vatandaşlıkta yatırım eşiği dönemler içerisinde değişmiştir. 19 Eylül 2018 tarihinde 250.000 ABD doları seviyesine indirilen taşınmaz yatırım eşiği, 13 Haziran 2022 tarihinden itibaren genel olarak 400.000 ABD dolarına yükseltilmiştir. Önceki döneme ait bazı geçiş başvuruları hakkında özel kurallar bulunmaktadır. Bu nedenle 2021 yılında gerçekleştirilen yatırımın doğrudan 2026 yılındaki 400.000 ABD doları sınırına göre değerlendirilmesi doğru değildir. [M2]

    10.1. Eski bir bilirkişi raporu bütün bağımsız bölümler için geçerli midir?

    Bir inşaat projesinin tamamına, ana taşınmaza veya belirli bir parsele ilişkin hazırlanan değerleme raporunun, her bağımsız bölümün geçmiş tarihli gerçek değerini aynı ölçüde ve tartışmasız biçimde ortaya koyduğu kabul edilemez.

    Bağımsız bölümün bulunduğu blok, kat, net ve brüt alan, cephe, kullanım niteliği, manzara, tapu ve proje kayıtları, inşaatın tamamlanma seviyesi, aynı tarihlerde gerçekleşen karşılaştırılabilir satışlar ve raporda kullanılan metodoloji ayrıca değerlendirilmelidir.

    Özellikle kat mülkiyeti kurulmadan önceki proje numaraları ile daha sonra tapuya işlenen bağımsız bölüm numaralarının farklı olması halinde eşleştirme hataları oluşabilir. Bu nedenle parsel veya ana proje hakkında hazırlanan raporun hangi bağımsız bölümü ne şekilde kapsadığı araştırılmalıdır.

    10.2. Yeni ekspertiz yaptırmak hukuki risk yaratır mı?

    Yeni bir teknik incelemenin savunmaya katkı sağlaması mümkündür. Ancak incelemenin konusu, tarihi, metodolojisi ve ortaya çıkarabileceği sonuçlar önceden değerlendirilmelidir. Özellikle bağımsız bir raporda geçmiş tarihli değerin gerekli yatırım eşiğinin altında tespit edilmesi ihtimali, m.40 kapsamındaki hukuki riskler bakımından önem taşıyabilir.

    Bu nedenle stratejik yaklaşım, yalnızca yeni bir ekspertiz sipariş etmek değil; önce mevcut bilirkişi raporlarını, ilk değerleme belgelerini, gerçek ödeme kayıtlarını ve dönemsel emsal satışları birlikte incelemektir. Gerekirse hukuken uygun delil tespiti, teknik uzman görüşü veya mahkeme eliyle bilirkişi incelemesi değerlendirilmelidir.

    Ekspertiz uyuşmazlıklarında amaç önceden belirlenmiş bir değeri doğrulatmak değil, ilgili tarihteki gerçek değeri bilimsel ve denetlenebilir delillerle ortaya koymaktır.

    11. Danıştayın 2026 Tarihli Kararları Vatandaşlık Davaları İçin Ne Söylüyor?

    Vatandaşlık kararlarının geri alınmasına ilişkin hukuki tartışmada 2026 yılında yayımlanmış Danıştay kararları özellikle önemlidir. Bu kararlar, vatandaşlık geri alma işlemlerinin yargısal denetiminin somut delillere dayanılarak yapıldığını göstermektedir.

    11.1. Danıştay 10. Daire, 05.02.2026, E.2024/405, K.2026/361

    Bu kararda yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan bir kişinin döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlendiği gerekçesiyle yatırım uygunluk belgesinin iptal edildiği uyuşmazlık incelenmiştir. Danıştay, vatandaşlığın kazanılmasına yönelik ön koşulun sağlanmadığına ilişkin somut durum nedeniyle, m.40 kapsamında tesis edilen geri alma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir. [Y1]

    Bu kararın önemi, yatırımcının vatandaşlık kazanımı sırasında idari makamlar tarafından yapılan incelemelerden geçmiş olmasının, hukuki şartların baştan itibaren bulunmadığının sonradan somut olarak ortaya konulması halinde geri alma işlemini her durumda engellememesidir.

    Ayrıca karar, uygunluk belgesinin iptaline karşı yargı yoluna başvurulup başvurulmadığının ve bu işlemin hukuki durumunun vatandaşlık davasındaki önemini göstermektedir.

    11.2. Danıştay 10. Daire, 04.02.2026, E.2024/3835, K.2026/324

    Bu kararda ise milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle tesis edilen vatandaşlık geri alma işlemi incelenmiştir. Danıştay, vatandaşlığın hukuki şartlar oluşmadan kazanıldığı yönündeki idari gerekçenin somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna ulaşarak geri alma kararının ilgili kişiye yönelik kısmını iptal etmiştir. [Y2]

    Bu karar doğrudan bir gayrimenkul değerleme uyuşmazlığına ilişkin değildir. Bununla birlikte vatandaşlık geri alma kararının yeterli ve somut bir sebebe dayanması gerektiği bakımından önem taşımaktadır.

    11.3. Bu iki karar birlikte nasıl değerlendirilmelidir?

    Kararlar birlikte değerlendirildiğinde, her vatandaşlık geri alma işleminin kesinlikle hukuka aykırı olduğu veya idarenin her geri alma kararının yargısal denetimden geçeceği yönünde peşin bir sonuca ulaşılamaz.

    Hukuken belirleyici olan, geri alma kararının hangi kanuni sebebe dayandığı, ilgili sebebin vatandaşlığın kazanıldığı tarihte mevcut olup olmadığı ve idarece ileri sürülen maddi olguların somut ve yeterli delillerle ispatlanıp ispatlanmadığıdır.

    Bu içtihatlar, vatandaşlık iptali ve geri alınması davalarında genel söylemler yerine dosyaya özgü sebep ve delil incelemesinin zorunlu olduğunu göstermektedir.

    12. Vatandaşlık İptal Edilirse Eşin ve Çocukların Vatandaşlığı Ne Olur?

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 32. maddesi, vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin iptal kararının ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hakkında da uygulanacağını düzenlemektedir.

    Ancak aile fertleri açısından her durumda aynı hukuki sonucun doğacağı söylenemez. Eş veya çocuğun vatandaşlığı hangi tarihte ve hangi hukuki sebebe dayanarak kazandığı, yatırımcıya bağlı kazanım bulunup bulunmadığı, sonradan bağımsız bir kazanım gerçekleşip gerçekleşmediği ve uygulanacak özel mevzuat hükümleri incelenmelidir.

    21 Eylül 2026 tarihli açıklamada 1.070 kişiden 807’sinin aile ferdi olduğu, 55 çocuğun ise vatandaşlık kararından sonra Türk vatandaşlığı kazandığı belirtilmiştir. Bu ayrım, aile fertlerinin dosyalarının bireysel ve hukuki kazanım türlerine göre incelenmesini önemli hale getirmektedir. [H4]

    Özellikle Türk vatandaşlığını doğumla kazanan çocukların durumu ile yatırımcıya bağlı olarak sonradan vatandaşlığa alınan çocukların hukuki durumu aynı kabul edilmemelidir. Vatandaşlığın geri alınmasının geçmişe etkili niteliği nedeniyle aile üyelerinin vatandaşlık kayıtları ve kazanma sebepleri ayrıca değerlendirilmelidir.

    13. Tapuya El Koyma Kararı Varsa Vatandaşlık da İptal Edilmiş midir?

    Hayır. Tapu kayıtlarında veya TAKBİS üzerinde el koyma kararının bulunması, kişinin vatandaşlık kararının iptal edildiği anlamına gelmez.

    Taşınmaz hakkında ceza soruşturması kapsamında koruma tedbiri uygulanması ile Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin idari kararın iptali veya geri alınması farklı hukuki işlemlerdir.

    El koyma tedbirinde, kararın hangi adli makam tarafından verildiği, hangi suç isnadı ve hangi taşınmaz bakımından uygulandığı, tedbirin hukuki dayanağı ve itiraz imkanları incelenmelidir. Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında öngörülen güvenceler bu aşamada önem taşımaktadır.

    5901 sayılı Kanun’un 33. maddesi ise vatandaşlığı iptal edilen kişiler açısından malların tasfiyesine ilişkin özel hükümler içermektedir. Ancak vatandaşlık iptali, her durumda ve kendiliğinden bütün taşınmazların mülkiyetinin ortadan kalkması anlamına gelmez. Tasfiye gerekliliği, ilgili karar ve kanuni şartlar kapsamında değerlendirilmelidir. Madde kapsamında iptal kararına karşı yargı yoluna başvurulmasının tasfiye sürecine etkisi de ayrıca düzenlenmiştir.

    Bu nedenle taşınmazın tapuda hâlen yatırımcı adına kayıtlı olması, el koyma tedbirinin varlığı veya yokluğu ve vatandaşlığın hukuki durumu üç ayrı inceleme konusudur.

    14. Vatandaşlık Soruşturmasında Yatırımcı Hangi Suçlarla Karşılaşabilir?

    2025 ve 2026 yıllarında kamuoyuna açıklanan soruşturmalar bakımından çeşitli suç tipleri gündeme gelmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamalarını aktaran haberlerde suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma, göçmen kaçakçılığı, belgede sahtecilik, resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık gibi suç isnatları yer almaktadır. [H4] [H6]

    Ancak kamuya açıklanan suç isnatları, bütün yatırımcıların bu suçlardan şüpheli olduğu veya aynı suçların her dosyada yer aldığı anlamına gelmez. Bir suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı; kişinin eylemi, kastı, bilgisi, diğer kişilerle ilişkisi ve mevcut deliller kapsamında değerlendirilmelidir.

    Örneğin bir gayrimenkul değerleme uzmanının gerçeğe aykırı rapor düzenlemiş olduğunun ileri sürülmesi, yatırımcının raporun içeriğinin gerçeğe aykırı olduğunu bildiğini ve bu raporun hazırlanmasına katıldığını ayrıca ispatlamaz.

    Yatırımcının savunmasında banka kayıtları, taşınmaz sözleşmeleri, satış bedelinin kaynağı, bağımsız bölümün gerçek değeri, ödeme talimatları, şirketle yapılan yazışmalar ve vatandaşlık başvurusunda sunulan belgeler birlikte incelenmelidir.

    Ceza soruşturması ile vatandaşlık işlemi birbirini etkileyebilse de birbirinin aynısı değildir. Ceza soruşturmasının kapanması, vatandaşlık kararının geri alınmasına ilişkin bütün idari ihtimalleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde vatandaşlık hakkında idari bir işlem bulunması da kişinin ceza hukuku bakımından suçlu olduğunu göstermez.

    15. Yurt Dışında Yaşayan Yatırımcılar Türkiye’ye Gelmeden Önce Ne Yapmalı?

    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış bazı kişiler yıllardır yurt dışında yaşamaktadır. Bunlar vatandaşlık dosyalarına ilişkin yeni bir idari inceleme yapıldığını, gayrimenkul satın aldıkları şirketin soruşturmalarda adının geçtiğini veya haklarında ceza soruşturması bulunabileceğini ancak daha sonra öğrenebilir.

    Bu kişilerin Türkiye’ye seyahat planlamadan önce vatandaşlık statülerinin, varsa haklarındaki adli kararların ve idari işlemlerin araştırılmasını istemeleri mümkündür.

    Özellikle aktif yakalama, zorla getirme veya başka bir koruma tedbiri bulunup bulunmadığı; varsa ifade çağrısı ve tebligatların durumu; pasaport ve vatandaşlık kayıtlarının güncelliği bakımından resmî inceleme yapılmalıdır.

    Türk vatandaşlığının iptal edilmiş olduğu ihtimalinde kişinin yabancılar hukuku bakımından statüsü de önem kazanabilir. Eski vatandaşlığın devam edip etmediği, kişinin vatansızlık riski, ikamet hakkı, sınır dışı etme veya idari gözetim tedbirleri gibi hususlar ayrıca değerlendirilmelidir.

    Türkiye’nin dış temsilcilikleri aracılığıyla vekaletname düzenlenmesi ve yetkili makamlara başvurulması belirli işlemler bakımından mümkün olabilir. Ancak konsoloslukta yapılacak işlemlerde uygulanacak kimlik ve belge şartları ilgili temsilcilikten doğrulanmalıdır.

    Bir kişinin Türkiye’ye hangi pasaportla giriş yapacağı veya hangi vatandaşlık belgesini kullanacağı konusunda genel ve kişisel durumdan bağımsız öneri verilmesi doğru değildir. Kişi geçerli hukuki statüsünü esas almalı ve yetkili makamlara doğru bilgi sunmalıdır.

    16. Türk Vatandaşlığı İptali Riskinin Araştırılması İçin Hangi Belgeler Gerekir?

    Vatandaşlık dosyasına ilişkin hukuki değerlendirme yalnızca tapu senedi veya tek bir banka dekontuyla sınırlı tutulmamalıdır. Özellikle büyük kapsamlı soruşturmalarda finansal hareketlerin, taşınmaz bilgilerinin ve idari işlem zincirinin bir bütün olarak incelenmesi gerekir.

    Belge grubu İncelemenin amacı
    Vatandaşlık kazanma kararı ve ilgili kayıtlar Kazanım tarihi, dayanağı ve aile bağlantılarının belirlenmesi
    Tapu senedi ve geçmiş tapu kayıtları Mülkiyet, satış tarihi, bağımsız bölüm ve işlem geçmişi
    Satış sözleşmeleri ve ödeme belgeleri Gerçek satın alma bedelinin ve sözleşme şartlarının tespiti
    Yurt dışı ve Türkiye banka kayıtları Paranın kaynağı, transfer zinciri ve gerçek ödeme
    Döviz alım belgeleri İlgili dönemin döviz işlemi şartlarının yerine getirilmesi
    Ekspertiz ve değerleme raporları Yatırım tarihindeki taşınmaz değerinin değerlendirilmesi
    Yatırım uygunluk belgesi İdari uygunluk değerlendirmesinin dayanakları
    Şirket ve aracı yazışmaları Yatırımcının bilgi durumu ve işlem talimatları
    Aile bireylerinin vatandaşlık belgeleri Bağlı veya bağımsız vatandaşlık kazanımının tespiti
    Tebligatlar ve kurum yazıları İdari işlem, dava süresi ve savunma haklarının belirlenmesi
    Adli kararlar ve soruşturma belgeleri Ceza dosyasının kapsamı ve koruma tedbirlerinin araştırılması

    1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. ve 46. maddeleri çerçevesinde avukatların belirli dosya ve belgeleri inceleme hakları bulunmaktadır. Ancak vekaletname olmaksızın inceleme ve örnek alma haklarının kapsamı, özel kanun hükümleri, soruşturmanın gizliliği ve ilgili kurumun yetkileri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Vekaletsiz inceleme olanağı, her türlü kişisel nüfus kaydına veya gizli soruşturma evrakına sınırsız erişim yetkisi olarak yorumlanamaz.

    17. Vatandaşlık İptali Riski Bulunan Kişiler İçin Hukuki Yol Haritası

    Vatandaşlık iptali veya geri alınması ihtimali bulunan bir yatırımcının hukuki yol haritası, yalnızca idareye başvuru yapılması veya ceza dosyasına dilekçe sunulmasından ibaret değildir. Savunmanın ceza, idare, tapu, bankacılık, değerleme ve gerektiğinde yabancılar hukuku boyutlarının birbiriyle uyumlu şekilde planlanması gerekir.

    17.1. Birinci aşama: Vatandaşlık statüsünün resmî olarak araştırılması

    İlk olarak kişinin vatandaşlığını hangi tarihte ve hangi hukuki yoldan kazandığı tespit edilmelidir. Vatandaşlık kararının hâlen geçerli olup olmadığı, uygunluk belgesinin durumu, varsa iptal veya geri alma kararının tarihi ve bu kararın tebliğ edilip edilmediği araştırılmalıdır.

    17.2. İkinci aşama: Ceza soruşturmalarının kapsamının belirlenmesi

    Kişi hakkında ceza soruşturması bulunup bulunmadığı, ilgili savcılık birimi, dosyanın mevcut aşaması ve kişi bakımından adli işlem öngörülüp öngörülmediği araştırılmalıdır. Bağlantılı dosyalar ile varsa tefrik veya birleştirme kararlarının ayrıca incelenmesi gerekir.

    17.3. Üçüncü aşama: Yatırım belgelerinin yeniden oluşturulması

    Taşınmaz edinimine ilişkin belgeler kronolojik sıraya konulmalı; satış sözleşmesi, ödeme kayıtları, döviz alım belgeleri, ekspertiz raporları, uygunluk belgesi ve vatandaşlık kazanma işlemleri birlikte değerlendirilmelidir.

    17.4. Dördüncü aşama: Para hareketlerinin teknik analizi

    Yatırım bedelinin hangi kaynaktan geldiği, hangi hesaplardan geçtiği, satıcıya ulaşıp ulaşmadığı ve doğrudan veya dolaylı iade bulunup bulunmadığı resmi finansal kayıtlarla araştırılmalıdır. Gerekli durumlarda banka veya finans kurumlarından belge teminine yönelik hukuki başvurular değerlendirilmelidir.

    17.5. Beşinci aşama: Taşınmazın geçmiş tarihli gerçek değerinin incelenmesi

    Özellikle eksik yatırım veya sahte ekspertiz iddialarının bulunduğu dosyalarda, ilgili döneme ait emsal satışlar, taşınmazın fiziksel özellikleri, bağımsız bölüm kayıtları ve önceki değerleme belgeleri üzerinden teknik çalışma yapılmalıdır.

    17.6. Altıncı aşama: İdari ve cezai savunmanın uyumlu hazırlanması

    Ceza soruşturmasında sunulacak açıklamalar ile vatandaşlığın korunmasına ilişkin idari başvuruların birbiriyle çelişmemesi önemlidir. Bunun için her iki süreçte kullanılacak maddi olgular ve deliller birlikte incelenmelidir. Bununla birlikte her yargılama ve idari işlemin kendine özgü ispat ölçütleri bulunduğu unutulmamalıdır.

    17.7. Yedinci aşama: Gerekli başvuruların ve davaların açılması

    Vatandaşlık kararının iptali veya geri alınması yönünde idari işlem tesis edilmişse, dava süresi ve yetkili yargı merci belirlenerek iptal davası değerlendirilmelidir. Uygunluk belgesine ilişkin ayrı bir işlem bulunuyorsa bu işlemin de bağımsız biçimde dava konusu edilmesi gerekip gerekmediği araştırılmalıdır.

    Ceza soruşturmasındaki koruma tedbirleri, tapu üzerindeki el koyma kararları ve diğer adli işlemler bakımından ilgili kanunlarda öngörülen itiraz ve başvuru yolları ayrıca kullanılabilir.

    17.8. Sekizinci aşama: Sürecin düzenli olarak güncellenmesi

    Vatandaşlık dosyalarının durumu zaman içerisinde değişebilir. Başlangıçta yalnızca inceleme aşamasında olan dosyada daha sonra idari işlem tesis edilebilir. İlk anda mevcut olmayan bir ceza soruşturması bilgisi sonraki incelemelerde ortaya çıkabilir. Bu nedenle özellikle aktif risk bulunan dosyaların tek defalık araştırmayla sınırlı tutulmaması, hukuken gerekli olduğu ölçüde güncel bilgilerin değerlendirilmesi önemlidir.

    18. Türk Vatandaşlığı İptal Davası Nasıl Açılır? Süre ve Yürütmenin Durdurulması

    Türk vatandaşlığının iptali veya vatandaşlık kazanma kararının geri alınması idari işlem niteliğindedir. Bu işlemlerin yargısal denetimi mümkündür. Ancak davanın hangi mahkemede açılacağı, dava konusu işlemi tesis eden makam ve işlemin niteliğine göre belirlenmelidir.

    Cumhurbaşkanı tarafından tesis edilen bireysel vatandaşlık kararlarına ilişkin bazı uyuşmazlıklar Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla inceleme alanına girmektedir. Buna karşılık yatırım uygunluk belgesinin iptali gibi diğer idari işlemler bakımından görevli ve yetkili yargı merci ayrıca değerlendirilmelidir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun genel sisteminde, özel kanunlarda ayrı süre öngörülmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresi 60 gündür. Bununla birlikte ilgili işlemin niteliği, tebligat tarihi, süreyi etkileyebilecek idari başvurular ve varsa özel düzenlemeler somut olayda ayrıca incelenmelidir.

    Danıştay 10. Dairenin 30.12.2025 tarihli, E.2025/6295, K.2025/7133 sayılı kararı, vatandaşlık statüsüne ilişkin davalarda tebliğ ve dava açma sürelerinin önemini ortaya koymaktadır. Kararda, ilgili işlemin öğrenilmesinden sonra yasal süre geçirilerek açılan dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir. [Y3]

    İptal davasıyla birlikte şartları mevcutsa yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Ancak dava açılması tek başına her idari işlemin yürütmesini durdurmaz. Yürütmenin durdurulması, 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen koşullar çerçevesinde mahkeme tarafından değerlendirilir.

    Bu nedenle vatandaşlık iptal veya geri alma kararı tebliğ edilen kişiler bakımından en önemli ilk adımlardan biri, süre hesabının derhal yapılması ve varsa geçici hukuki koruma ihtiyacının belirlenmesidir.

    19. Türk Vatandaşlığı İptali Hakkında En Çok Sorulan Sorular

    1. 1.070 kişinin Türk vatandaşlığı kesin olarak iptal edildi mi?

    21 Eylül 2026 tarihli açıklamalar, bu kişilerin tespit edildiğini ve vatandaşlıkların iptaline yönelik idari sürecin başlatıldığını bildirmektedir. Bu açıklama, bütün kişiler hakkında ayrı ayrı iptal kararının verilerek tebliğ edildiği veya kesinleştiği anlamına gelmez.

    2. 6.134 kişinin vatandaşlığının iptal edildiği doğru mu?

    İçişleri Bakanlığı açıklamasında 5.391 kişinin vatandaşlık kararının iptal edildiği, 743 kişinin vatandaşlık kararının geri alındığı ve toplam 6.134 kişiye ilişkin işlem yapıldığı belirtilmiştir. Bu açıklama, 1.070 kişilik yeni incelemeyle aynı toplam olarak yorumlanmamalıdır.

    3. Müteahhit hakkında soruşturma varsa benim vatandaşlığım da iptal edilir mi?

    Yalnızca müteahhit veya taşınmazı satan şirket hakkında soruşturma bulunması, yatırımcının vatandaşlığının iptal edildiğini veya mutlaka iptal edileceğini göstermez. Kişiye ait yatırım ve vatandaşlık dosyasının ayrı incelenmesi gerekir.

    4. Taşınmazı gerçekten satın aldıysam vatandaşlığım korunur mu?

    Gerçek ödeme ve gerçek taşınmaz edinimi önemli delillerdir. Ancak vatandaşlık için aranan objektif yatırım şartlarının da ilgili dönemde gerçekleşmiş olması gerekir. Her iki husus birlikte değerlendirilmelidir.

    5. 2021 yılında 250.000 dolar üzerinden vatandaşlık aldım. Bugün 400.000 dolar şartı uygulanır mı?

    Geçmiş tarihli yatırımların hukuki değerlendirmesinde kural olarak ilgili dönemde yürürlükte bulunan yatırım mevzuatı esas alınmalıdır. Bununla birlikte başvuru, taahhüt ve uygunluk belgesi tarihlerinin geçiş hükümleriyle birlikte incelenmesi gerekir.

    6. Ekspertiz raporunu ben hazırlamadım. Yine de vatandaşlığım geri alınabilir mi?

    Raporun yatırımcı tarafından hazırlanmadığı veya yatırımcının rapordaki yanlışlığı bilmediği olguları, özellikle yalan beyan veya gizleme iddiaları bakımından önem taşıyabilir. Bununla birlikte vatandaşlık için aranan objektif şartların bulunmadığı ileri sürülüyorsa m.40 kapsamında ayrıca inceleme yapılması mümkündür.

    7. Yeni bilirkişi raporu eski ekspertiz raporunu geçersiz kılar mı?

    Yeni raporun bulunması, eski raporun tüm sonuçlarının hukuken geçersiz olduğunu tek başına göstermez. Raporların dayandığı tarihler, yöntemler, taşınmaz özellikleri ve emsal veriler karşılaştırılmalıdır.

    8. Hakkımda ceza soruşturması varsa Türkiye’ye giriş yapabilir miyim?

    Bu soru, kişinin güncel vatandaşlık veya yabancılık statüsü ile hakkında varsa adli tedbirler araştırılmadan güvenilir biçimde cevaplandırılamaz. Soruşturmanın varlığı ile yakalama veya zorla getirme kararının varlığı aynı şey değildir.

    9. Türk pasaportum elimdeyse vatandaşlığım devam ediyor mudur?

    Pasaportun fiziken kişinin elinde bulunması, vatandaşlık statüsüne ilişkin kesin ve güncel bir idari tespit yerine geçmez. Resmî vatandaşlık kararları ve kayıtlar incelenmelidir.

    10. E-Devlet hesabım açılıyorsa vatandaşlığım iptal edilmemiş midir?

    E-Devlet erişiminin bulunması tek başına kesin sonuç sağlamaz. Vatandaşlık durumunun ilgili kurumlar nezdinde güncel resmî kayıtlarla değerlendirilmesi gerekir.

    11. Vatandaşlığım iptal edilirse ailemin vatandaşlığı da sona erer mi?

    5901 sayılı Kanun’un 32. maddesi bağlı vatandaşlık kazanımları bakımından sonuçlar öngörmektedir. Ancak her aile bireyinin vatandaşlık kazanma sebebi, zamanı ve hukuki statüsü ayrıca değerlendirilmelidir.

    12. Tapuma el koyma kararı konulduysa evimi kaybeder miyim?

    Ceza soruşturması kapsamındaki el koyma tedbiri ile taşınmaz mülkiyetinin sona ermesi farklı meselelerdir. Kararın hukuki dayanağı, kapsamı ve itiraz imkanları incelenmelidir. Vatandaşlık iptaline ilişkin malvarlığı tasfiyesi hükümleri de ayrı bir hukuki rejim oluşturur.

    13. Vatandaşlık iptal kararına karşı dava açabilir miyim?

    Evet. Vatandaşlık iptal veya geri alma kararları yargısal denetime tabidir. Dava konusu işlem, görevli mahkeme, dava süresi ve yürütmenin durdurulması şartları somut olayda belirlenmelidir.

    14. Vatandaşlık iptal davası açınca vatandaşlığım devam eder mi?

    Dava açılması tek başına her durumda idari işlemin uygulanmasını durdurmaz. Yürütmenin durdurulması veya nihai yargı kararının hukuki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

    15. Avukat vekaletname olmadan vatandaşlığımın iptal edilip edilmediğini öğrenebilir mi?

    Avukatların belirli kayıt ve dosyaları inceleme imkanları bulunmakla birlikte, bu yetkinin kapsamı özel kanun hükümlerine, kişisel verilerin korunmasına, soruşturmanın gizliliğine ve ilgili kurumun yetkisine bağlıdır. Resmî tebligat alma veya kişiye ait bazı belgelerin temini bakımından vekaletname ya da özel yetki gerekebilir.

    16. Hakkımda henüz tebligat yoksa beklemeli miyim?

    Somut riskin bulunduğu durumlarda yalnızca tebligat beklemek yeterli bir hukuki yaklaşım olmayabilir. Vatandaşlık statüsünün araştırılması, mevcut delillerin korunması ve olası sürelerin takip edilmesi önemlidir.

    17. Ceza soruşturması kapanırsa vatandaşlık dosyası da kapanır mı?

    Ceza ve idari süreçler farklı hukuki koşullara tabidir. Soruşturmanın sonucu vatandaşlık değerlendirmesini etkileyebilir; ancak ceza soruşturmasının kapanması, idari işlem yapılmasını veya mevcut işlemin yargısal incelemesini her durumda gereksiz hale getirmez.

    20. Sonuç: Türk Vatandaşlığı İptali Sürecinde Doğru Soru Nedir?

    2026 yılındaki vatandaşlık iptali ve geri alma incelemelerinde artık genel haberleri takip etmekle yetinilemeyecek bir aşamaya gelinmiştir. Resmî açıklamalar, geçmişten itibaren önemli sayıda vatandaşlık kazanma kararının iptal edildiğini veya geri alındığını göstermektedir. Buna karşılık yeni soruşturmalar kapsamında adı geçen her kişinin vatandaşlığının kesin olarak sona erdiğini kabul etmek hukuken doğru değildir.

    Bir yatırımcının gerçekten para ödemiş olması, taşınmazın halen kendi adına kayıtlı bulunması veya herhangi bir usulsüzlüğe katılmadığını belirtmesi önemli olmakla birlikte tek başına bütün hukuki soruların cevabını vermez. Aynı şekilde bir şirket hakkında ceza soruşturması bulunması da o şirketle işlem yapan herkesin hileli yatırım gerçekleştirdiğini göstermez.

    Hukuki incelemenin merkezinde somut dosya bulunmalıdır. Yatırımın gerçekliği, geçmiş tarihli taşınmaz değeri, ilgili dönemde geçerli yatırım şartları, idari uygunluk belgeleri, ceza soruşturmasının kapsamı, vatandaşlık kararının dayanağı ve aile bireylerinin statüsü birbirinden ayrılmadan sağlıklı bir sonuca ulaşılamaz.

    Vatandaşlık iptali davalarında etkili hukuki değerlendirme, öncelikle kişinin mevcut statüsünün resmî olarak tespit edilmesine; ardından idari ve cezai dosyaların belge temelli, birbirini tamamlayan ve zamanında yürütülen bir savunma stratejisiyle incelenmesine dayanır.

    Dolgun.av.tr üzerinde yayımlanan vatandaşlık hukuku çalışmalarında yeni mevzuat, resmî açıklamalar ve erişilebilir yargı kararları izlenerek konuya ilişkin değerlendirmeler güncellenmektedir. Bununla birlikte soruşturmalara ilişkin kamuoyuna açıklanmayan bilgilerin tümüne erişildiği veya bütün bireysel dosyaların mevcut durumunun kesin olarak bilindiği iddia edilmemektedir.

    Vatandaşlık statüsüne ve soruşturma dosyasına ilişkin hukuki inceleme

    Gayrimenkul yatırımı yoluyla kazanılmış Türk vatandaşlığının iptali veya geri alınması riski bulunan kişiler bakımından vatandaşlık kazanma belgeleri, taşınmaz kayıtları, banka ödeme belgeleri, yatırım uygunluk belgesi ve varsa adli veya idari kararlar üzerinden dosyaya özgü hukuki inceleme yapılması mümkündür.

    İnceleme talebinde bulunulurken vatandaşlığın kazanıldığı yıl, taşınmazın bulunduğu proje, tapu bilgileri, mevcut ekspertiz raporu, ödeme belgeleri ve kişinin yurt içinde veya yurt dışında bulunma durumu hakkında ön bilgi verilmesi hukuki değerlendirmenin kapsamının belirlenmesini kolaylaştıracaktır.

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu – Sicil No: 75860
    Web: dolgun.av.tr
    İletişim: İletişim ve randevu

    Bu çalışma genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut uyuşmazlık farklı maddi ve hukuki koşullara tabidir. Makale, bireysel hukuki mütalaa veya herhangi bir yargısal sonuca ilişkin garanti niteliğinde değildir.


    21. Mevzuat, Bilimsel Yayınlar, Danıştay Kararları ve Haber Kaynakçası

    A. Mevzuat ve resmî düzenlemeler

    [M1] 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, Resmî Gazete, 12.06.2009, Sayı 27256; özellikle m.12, m.31, m.32, m.33, m.36, m.37, m.40 ve m.41. Resmî mevzuat metni.

    [M2] Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Yabancı İşler Dairesi Başkanlığı, 2022, Türk vatandaşlığı amacıyla taşınmaz ediniminde 250.000 ABD doları uygulamasından 400.000 ABD doları uygulamasına geçişe ilişkin açıklamalar ve uygulama belgeleri. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü.

    [M3] 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu; özellikle m.7, m.8 ve m.27.

    [M4] 1136 sayılı Avukatlık Kanunu; özellikle m.2 ve m.46.

    B. Bilimsel ve akademik yayınlar

    [A1] Güner, Cemil, “Türk Vatandaşlığının Kazanılması ve Kaybı Kararlarının Geri Alınması”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, C.37, S.2, 2017. DergiPark – Makale.

    [A2] Özgür, Çiçek, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.75, S.1, 2026, s.741–779, DOI: 10.33629/auhfd.1710185. DergiPark – Makale.

    [A3] Erden, Hümeyra Zeynep, “Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptalinde Süre”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, C.36, S.1, 2016. DergiPark – Makale.

    C. Danıştay kararları

    [Y1] Danıştay 10. Daire, 05.02.2026, E.2024/405, K.2026/361. Yatırım yoluyla vatandaşlık, gerçeğe aykırı döviz alım belgeleri, uygunluk belgesinin iptali ve vatandaşlık kararının geri alınması. Danıştay karar metni.

    [Y2] Danıştay 10. Daire, 04.02.2026, E.2024/3835, K.2026/324. Vatandaşlığın geri alınmasında idari işlemin sebep unsuru ve somut gerekçenin değerlendirilmesi. Danıştay karar metni.

    [Y3] Danıştay 10. Daire, 30.12.2025, E.2025/6295, K.2025/7133. Vatandaşlık işlemlerinde tebliğ ve dava açma süresinin değerlendirilmesi. Danıştay karar metni.

    D. Resmî açıklamalar ve haber kaynakları

    [H1] Candan, Fatma Nur, “Muvazaalı gayrimenkul satışıyla vatandaşlık sağlayan suç örgütü çökertildi”, Anadolu Ajansı, 24.09.2025. Habere erişim.

    [H2] Anadolu Ajansı, “Yabancılara usulsüz vatandaşlık kazandıran suç örgütüne yönelik operasyonda yakalanan 113 şüpheli adliyede”, Eylül 2025. Habere erişim.

    [H3] T.C. Adalet Bakanlığı, “Bakan Gürlek: 687 Kişinin Vatandaşlığının İptali İçin Yasal Süreç Başlatıldı”, 04.08.2026. Resmî açıklama.

    [H4] Yeşildal, Zeynep; Gökmen, Emrah; Yıldız, Dilhan Türker; Eser, Zehra Tekeci, “İstanbul merkezli usulsüz vatandaşlık operasyonunda 73 zanlı yakalandı”, Anadolu Ajansı, 21.09.2026. Bu haber İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı açıklamalarını içermektedir. Habere erişim.

    [H5] Demir, İrem, “Haksız yollarla Türk vatandaşlığı kazandırdığı belirlenen suç örgütü operasyonunda 32 zanlı tutuklandı”, Anadolu Ajansı, 07.08.2026. Habere erişim.

    [H6] Yeşildal, Zeynep; Gökmen, Emrah, “İstanbul merkezli usulsüz vatandaşlık operasyonunda yakalanan 33 şüpheli tutuklandı”, Anadolu Ajansı, 25.09.2026. Habere erişim.

    [H7] TRT Haber / Anadolu Ajansı, “İçişleri Bakanlığı’ndan İstanbul’daki usulsüz vatandaşlık operasyonuna ilişkin açıklama”, 21.09.2026. Habere erişim.

    [H8] Gürel, Ayşe, “İstanbul merkezli 13 ilde sahte belgelerle vatandaşlık operasyonu: 73 gözaltı”, Demirören Haber Ajansı, 21.09.2026. Habere erişim.

    [H9] Habertürk Yerel Haberler / Anadolu Ajansı, “İçişleri Bakanlığından İstanbul’daki usulsüz vatandaşlık operasyonuna ilişkin açıklama”, 21.09.2026. Habere erişim.

    [H10] Haber Global / Anadolu Ajansı, “İçişleri Bakanlığı duyurdu: Binlerce yabancının vatandaşlığı iptal”, 21.09.2026. Habere erişim.

    Kaynak değerlendirme notu: Bazı haber kuruluşlarında yayımlanan metinler Anadolu Ajansı kaynaklı aynı resmî açıklamanın yeniden aktarımıdır. Bunlar bağımsız adli doğrulamalar olarak değil, açıklamanın yayımlandığı farklı haber kaynakları olarak değerlendirilmiştir. Şifahi ve bireysel dosya gözlemleri ise resmî haber kaynağı veya kesinleşmiş karar gibi gösterilmemiştir.


    22. Dolgun Akademi’de Daha Önce Yayımlanan İlgili Hukuki Çalışmalar

    19 Eylül 2026: Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma. Bu çalışmada TVK m.31 ve m.40 ayrımı, yatırımın gerçekliği, hukuki güvenlik ilkesi ve yargısal koruma değerlendirilmiştir.

    26 Eylül 2026: 1.070 Kişiyi İlgilendiren Türk Vatandaşlığı İptali Süreci 2026. Bu çalışmada ikinci dalga soruşturması, 263 yatırımcı, 807 aile ferdi, muvazaalı olduğu ileri sürülen 274 satış ve idari işlemler incelenmiştir.

    28 Eylül 2026: Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: En Çok Sorulan Sorular, Ceza Soruşturması, Dava ve Dosya İnceleme. Bu yazıda vatandaşlık statüsünün araştırılması, ceza soruşturması ve yurt dışında yaşayan kişilerin karşılaştıkları sorunlar ele alınmıştır.

    28 Eylül 2026: Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: Yeni Ekspertiz, Eksik Yatırım, Aile, Çocuklar, Askerlik ve Soruşturulan İnşaat Şirketleri. Bu çalışmada yeni değerleme raporları, yatırım eksikliği, aile üyelerinin durumu ve soruşturmalarda adı geçen şirketler ayrıntılı değerlendirilmiştir.

    Güncel çalışmaların tamamı: Dolgun Akademi – Vatandaşlık Hukuku.

    ↑ İçindekilere dön

  • Cancellation and Withdrawal of Turkish Citizenship in 2026: New Valuations, Investment Shortfalls, Families, Children, Military Service and Construction Company Investigations

    Cancellation and Withdrawal of Turkish Citizenship in 2026: New Valuations, Investment Shortfalls, Families, Children, Military Service and Construction Company Investigations

    Cancellation and Withdrawal of Turkish Citizenship in 2026: New Valuations, Investment Shortfalls, Families, Children, Military Service and Construction Company Investigations

    Last updated: 28 September 2026

    For foreign nationals who acquired Turkish citizenship through real estate investment, 2026 has brought significant developments concerning the renewed examination of historical citizenship files, the cancellation of Certificates of Conformity, fresh scrutiny of earlier property valuation reports and the relationship between criminal investigations and citizenship law.

    Following the investigations announced by the İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı in August and September 2026, several questions have acquired immediate importance for investors and their families: Can the authorities revisit a valuation report used years ago? Can a new expert valuation be obtained? Can an investment shortfall be made up today? What if the investor genuinely paid the required amount but the valuation report was defective? What happens to a spouse or child? Does military service protect citizenship? Which companies were publicly named, and which projects have actually been confirmed as part of the investigations?

    This article examines those questions by considering Law No. 5901 on Turkish Citizenship, the Regulation on the Implementation of the Turkish Citizenship Law, guidance issued by the Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM), judgments of the Danıştay, guidance issued by the Millî Savunma Bakanlığı, academic literature and information made public up to 28 September 2026.

    Our Earlier Publications — In Chronological Order

    The present analysis develops the issues addressed in our earlier publications. The following links are arranged by publication date; English articles are identified expressly, while the related Turkish and Arabic versions are included where available.

    1. 14 September 2026 — English: Military Service After Acquiring Turkish Citizenship: The 22-Year Rule, Exemption and Deferment.
    2. 19 September 2026 — Turkish: Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: Sahte Ekspertiz, Muvazaalı İşlemler, İyi Niyetli Yatırımcı ve Yargısal Koruma.
    3. 19 September 2026 — English: Cancellation and Withdrawal of Turkish Citizenship Acquired by Investment: False Valuation Reports, Sham Transactions, Good-Faith Investors and Judicial Remedies.
    4. 21 September 2026 — English, related family-law analysis: Divorce in Turkey for Foreigners: Foreign Spouses, Dual Citizens, Spouses Living Abroad and Consular Procedures.
    5. 26 September 2026 — Turkish: 1.070 Kişiyi İlgilendiren Türk Vatandaşlığı İptali Süreci.
    6. 26 September 2026 — English: 1,070 People Facing Turkish Citizenship Cancellation Proceedings in 2026: A Comprehensive Legal Guide for Real Estate Investors.
    7. 26 September 2026 — Arabic: إلغاء الجنسية التركية لـ 1,070 شخصاً في 2026 | دليل قانوني للمستثمرين العقاريين.
    8. 28 September 2026 — Turkish: Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: En Çok Sorulan Sorular, Ceza Soruşturması, Dava ve Dosya İnceleme.
    9. 28 September 2026 — English: Revocation and Withdrawal of Turkish Citizenship in 2026: Frequently Asked Questions, Criminal Investigations, Litigation and File Review.

    These publications should be read together. The 19 September analysis explains the fundamental distinction between iptal and geri alma; the 26 September articles focus on the investigation concerning 1,070 persons; and the 28 September question-and-answer articles examine individual status checks, criminal investigations and access to files. The present article adds a detailed analysis of new valuations, investment shortfalls, family members, military service and the companies and portfolios discussed publicly.

    1. What Is the Most Recent Development in 2026?

    On 21 September 2026, a second-phase operation conducted in İstanbul and other provinces considerably expanded the publicly known investigation into Turkish citizenship acquired through real estate investment.

    According to statements of the İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı reported by Anadolu Ajansı and other news organisations, land registry records, expert reports, MASAK analyses and additional documents were examined together. Investigators allege that, in some transactions, the foreign currency required for citizenship did not genuinely enter Türkiye; apparent payments were created using the financial resources of sellers or intermediary companies; and property valuation reports overstated actual values. [H1] [H2] [H3] [H4] [H5]

    These remain allegations within criminal proceedings. Investigation measures concerning a person or company do not amount to a final criminal conviction. The presumption of innocence applies.

    Second-phase information made public Reported figure
    Sales to foreign purchasers examined 734
    Sales alleged to have been sham transactions 274
    Total persons stated to have acquired citizenship 1,070
    Principal investors 263
    Family members 807
    Persons who acquired citizenship at the date of the original decision 1,015
    Children said to have acquired citizenship after that decision 55
    Amount attributed to the transactions USD 72,250,000 / more than TRY 3.5 billion as reported
    Suspects subject to apprehension measures 88
    Suspects remanded in custody by 25 September 33
    Suspects subject to a house-arrest measure 20
    Suspects subject to other judicial-control measures 21
    Properties reported to have been seized 2,011
    Joint-stock companies reported to have been placed under trusteeship 30

    Sources: Public statements reported by Anadolu Ajansı, TRT Haber and other news organisations. [H1]–[H8]

    2. How Many Citizenship Decisions Have Been Cancelled or Withdrawn So Far?

    Information attributed to the İçişleri Bakanlığı and reported on 21 September 2026 concerned a considerably broader set of investment-related citizenship files:

    Reported measure Relevant investors or files Persons including family members
    Cancellation of citizenship acquisition decisions Various investment files 5,391
    Withdrawal of citizenship decisions 263 investors and their families 743
    Reported total 1,413 investors 6,134
    Investors whose Certificates of Conformity were cancelled after 11 February 2026 458 investors 1,393

    These figures have been reported as information supplied by the Ministry. [H1] [H3] [H6] A crucial terminological qualification is necessary: public statements may use the word iptal broadly to describe the termination of citizenship. Under Law No. 5901, however, iptal and geri alma are distinct legal mechanisms with different requirements and effects.

    3. What Is the Difference Between Cancellation (İptal) and Withdrawal (Geri Alma)?

    This is not merely an academic distinction. It affects the temporal operation of the decision, the status of spouses and children, acts performed during the period of citizenship and the appropriate litigation strategy.

    Issue Cancellation — iptal Withdrawal — geri alma
    Statutory basis Articles 31–32 of Law No. 5901 Article 40 of Law No. 5901
    Central ground A false statement by the person concerned or concealment of a material matter forming the basis of citizenship A citizenship decision issued without the legal requirements having been satisfied or issued repetitively; the Regulation also addresses a decision issued by mistake
    Effect in time Effective from the date of the cancellation decision Under Article 66 of the Regulation, the withdrawn decision is ineffective from the date of the original decision
    Spouse and children Article 32 addresses those who acquired citizenship dependent on the person concerned, subject to the regulatory exceptions The consequences for each dependent decision require separate examination in light of the retrospective effect
    Acts performed while a citizen Protected from the effect of cancellation under Article 58 of the Regulation May raise more complex questions because withdrawal operates retrospectively

    Article 31 concerns acquisition resulting from the false statement or material concealment of the person concerned. Article 40 asks whether the legal conditions objectively existed when the decision was issued. The two mechanisms should not be obscured by using the single English word “revocation” without identifying the Turkish-law basis. [M1] [M2] [M3] [M4]

    For a fuller examination of this distinction, see our 19 September English legal analysis and our 28 September English questions and answers.

    4. Can Citizenship Be Withdrawn Even If the Investor Committed No Fraud?

    This question is particularly important where an investor says that the purchase price was genuinely paid but the valuation company or seller may have made an error or acted improperly.

    For cancellation under Article 31, the statutory wording concerns a false statement or concealment attributable to the person concerned. Misconduct by a third party is not automatically the investor’s own false statement or concealment.

    Withdrawal under Article 40 raises a different question: were the legal conditions for citizenship genuinely present when the decision was issued? Accordingly, even without personal fraud by the investor, the administration may raise an Article 40 issue if it alleges that an objective investment condition never existed.

    That power is not unlimited. In its judgment of 26 June 2025, E.2022/7637, K.2025/3313, the Danıştay 10th Chamber emphasised the importance of whether the obstructing factual or legal circumstance existed at or before the date of the citizenship decision. A new circumstance arising only after acquisition, with no demonstrated connection to that earlier period, cannot by itself prove that the original legal conditions were absent. The judgment did not itself concern the 2026 valuation investigations, but its temporal analysis is important when old investment files are reviewed today. [Y1]

    5. Can the Authorities Request a New Property Valuation Years Later?

    Yes. In the course of renewed investigation, a new valuation or expert examination may be obtained. The legally decisive question, however, is what the new report actually establishes.

    Article 38 of Law No. 5901 concerns the provision of information and documents for citizenship investigations. Article 57 of the Regulation addresses investigation where a false statement or concealment connected with acquisition is learned of. Current public statements likewise indicate that investigators have considered land registry records, expert reports, MASAK analyses and banking information together. [M2] [M4] [H1]

    Two questions must not be confused:

    First: Can an authority obtain a new expert opinion in 2026? Yes.

    Second: Does a lower present-day value automatically prove that a property failed to satisfy the investment threshold in 2019, 2020 or 2021? No.

    The relevant inquiry is the property’s genuine value at the legally relevant historical transaction date and whether the conditions then in force were satisfied. A retrospective report must therefore engage with historical evidence rather than simply substitute today’s market price for an earlier one. [Y1]

    6. If the Original Valuation and New Expert Report Conflict, Which One Prevails?

    There is no general rule that a newer report automatically invalidates an earlier report. Its valuation date, methodology, comparable sales and underlying assumptions must be examined alongside the original report.

    Other relevant evidence includes the official deed price; sale agreement; bank and SWIFT records; foreign-exchange purchase document; the amount actually received by the seller; any direct or indirect return of funds; independent sales in the same project during the relevant period; tax and land registry records; the Certificate of Conformity; and the investor’s own knowledge and conduct.

    The Danıştay 10th Chamber’s judgment of 12 December 2024, E.2020/5861, K.2024/6304, concerned issues surrounding the valuation report and the price stated in an official real estate transaction used for citizenship purposes. It did not decide the 2026 investigations, but illustrates why the valuation and official sale price must be analysed as distinct elements. [Y2]

    7. What If the Investor Paid the Required Amount but the Valuation Report Was Problematic?

    That situation is not identical to a case in which the qualifying amount was never genuinely paid.

    For example, assume that the applicable threshold was USD 250,000, that the investor paid USD 300,000 from personal funds through the banking system, that the seller received the payment, and that the property genuinely had a historical value of USD 300,000. If a procedural or evidential problem is later identified in the valuation report, it remains necessary to determine whether the substantive investment condition was in fact met.

    By contrast, if a property genuinely worth USD 100,000 was presented on paper as worth USD 250,000 or USD 400,000, or if an apparent payment was financed by the seller or intermediary and subsequently returned, the legal analysis may be substantially different. These are among the kinds of issues raised in the 2026 investigation statements. [H1] [H2] [H8]

    8. What Property Investment Threshold Applied at Different Dates?

    It would be incorrect to apply today’s USD 400,000 threshold to every historical file. Each investment must be tested against the legislation and transitional rules applicable to its transaction.

    Period Real estate investment threshold
    12 January 2017 – 18 September 2018 USD 1,000,000
    Relevant period beginning 19 September 2018 USD 250,000
    From 13 June 2022 USD 400,000

    TKGM’s instructions dated 1 June 2022 contain transitional rules concerning certain applications made before the change took effect. The dates of the transaction, application and relevant undertaking must therefore be examined rather than selecting the threshold from the date of a later review. [T1] [T2]

    9. Can an Omission Be Completed Later?

    Possibly, but a missing document and a missing investment must be distinguished.

    Article 39 of Law No. 5901 addresses correction or completion of material errors or omissions in a decision in accordance with its basis. Article 65 of the Regulation also addresses correction and completion, particularly in relation to information in citizenship decisions. Neither should be treated as a general rule allowing an investor to pay a previously missing USD 100,000 years later and thereby make an earlier citizenship decision lawful retrospectively. [M5] [M6]

    Type of issue Possibility of addressing it later Legal significance
    A receipt for a payment actually made at the relevant time is missing from the file Potentially possible A newly produced record may prove an earlier payment.
    A formal identity, authority or application document is incomplete Depends on the applicable rule Different from an absent substantive investment.
    The required amount was genuinely paid but the chain of payment was insufficiently documented Primarily an evidential question Contemporary bank and seller records may establish the historical fact.
    The property genuinely lacked the required value at the relevant date A later document does not retrospectively create that value The original legal conditions may need to be examined under Article 40.
    The required sum was never genuinely paid A new payment is a new event It does not automatically create a payment at the earlier date.

    10. Has TKGM Previously Allowed Deficiencies to Be Completed?

    Yes, in particular circumstances. TKGM’s 1 June 2022 transitional instructions illustrate the distinction. They addressed certain pending transactions in which the former USD 250,000 condition and the required undertaking had been satisfied, while other deficiencies could be completed after 13 June 2022 under the stated conditions. The same instructions treated documents bearing on the investment value separately. [T2]

    That transitional practice cannot be converted into a general authority to create a previously nonexistent substantive investment. Current TKGM and Your Key Türkiye guidance also addresses restrictions on completing an investment shortfall through a later sale-promise arrangement. [T3] [T4]

    11. Can an Investment Shortfall Paid Today Save an Old Citizenship Decision?

    As a general proposition, a payment first made today does not establish that an investment condition existed years ago when citizenship was granted. The relevant historical facts and applicable dates must be established.

    Scenario A: The funds were genuinely paid at the relevant time, but records establishing the payment were missing or incorrectly filed. New evidence may prove the earlier fact.

    Scenario B: The funds were not genuinely paid at that time, or the property did not have the required historical value. A later payment does not automatically transport the missing fact into the past.

    This distinction is consistent with the temporal analysis of Article 40 in the Danıştay judgment E.2022/7637, K.2025/3313. [Y1]

    12. What Is the TTB and Why Does It Matter?

    The current TKGM framework uses the Taşınmaz Edinim Sureti ile Vatandaşlık Kazanımına Esas Tutar Tespit Belgesi (TTB) in determining the amount of real estate investment eligible for citizenship.

    Under the 2024/4 circular and its guidance, the price declared in the official instrument or sale-promise agreement, together with relevant transfers and payments, is examined against the applicable threshold and the amount confirmed through the TTB process. These are distinct elements of the current assessment. [T3] [T5]

    The current procedure does not mean that every older citizenship file may simply be reconstructed using rules first introduced after its transaction. Historical files must be examined under the substantive rules applicable at the relevant time.

    13. Can Citizenship Be Cancelled After the Person Has Completed Military Service?

    Yes. Completion of military service, paid military service or a military exemption does not by itself create statutory immunity against cancellation or withdrawal of a citizenship decision.

    The consequences for military records require separate examination. Article 31 cancellation operates prospectively, and Article 58 of the Regulation protects acts performed during the period of citizenship from the effect of cancellation. Withdrawal under Article 40, together with Article 66 of the Regulation, raises different questions because of its retrospective effect. Guidance of the Millî Savunma Bakanlığı concerning loss and reacquisition of citizenship should be considered as appropriate. [M1] [M3] [M4] [A1] [A2]

    For the rules governing military service immediately after acquisition of Turkish citizenship—including the 22-year rule—see our earlier English military-service article dated 14 September 2026.

    14. What Happens to the Investor’s Spouse?

    Article 32 of Law No. 5901 provides that an Article 31 cancellation decision also applies to a spouse who acquired Turkish citizenship dependent on the person concerned. The legal basis of the spouse’s citizenship is therefore decisive. [M1]

    Article 58(2) of the Regulation addresses an important exception: a spouse who later acquired Turkish citizenship independently through marriage is not affected by the principal person’s cancellation in the same manner. It would therefore be inaccurate to say that the citizenship of every spouse necessarily ends together with the investor’s.

    The dates and legal bases of both citizenship decisions must be checked. Where a family also has cross-border marital-status issues, those are distinct questions; see our 21 September English article on foreign spouses and dual citizens.

    15. What Happens to the Children?

    Children who acquired Turkish citizenship dependent on the investor generally fall within Article 32 when the principal person’s acquisition decision is cancelled under Article 31. Their records nevertheless require individual examination.

    Article 58(2) of the Regulation contains an important exception concerning a child born after the parent acquired Turkish citizenship. In the stated cancellation context, the parent’s cancellation decision does not affect that child in the manner described by the provision. The child’s date of birth, date and basis of citizenship acquisition, and the legal basis of the measure against the parent must therefore be established. [M1] [M4]

    16. Why Are the “55 Children” Mentioned in the 2026 Investigation Particularly Important?

    The publicly reported information states that 1,015 persons acquired citizenship at the time of the original decision and that 55 children acquired citizenship after that decision. [H1] [H3] [H6]

    There is an important distinction between acquiring citizenship after the decision and being born after the parent acquired citizenship. The express exception in Article 58(2) concerns the latter situation. The public figures alone therefore establish neither that all 55 children fall within that exception nor that all 55 will lose citizenship.

    Each child’s birth date, citizenship acquisition date, legal basis of acquisition and relationship to an Article 31 cancellation or Article 40 withdrawal decision must be reviewed separately.

    17. Does Potential Statelessness Change the Answer for a Child?

    Preventing statelessness is an important consideration in nationality law. It does not justify an automatic answer without examining the precise statutory measure, the child’s other nationality status, the manner in which Turkish citizenship was acquired and the applicable constitutional and international-law arguments.

    Academic writing continues to examine cancellation, withdrawal, legal certainty, proportionality and the prevention of statelessness. In particular, Çiçek Özgür’s 2026 study analyses the distinction between Articles 31 and 40 in the investment-citizenship context. The work of Mesut Aygün and Gülser Banu Uslu Yiğit considers wider difficulties in the investment-citizenship regime. [D1] [D2]

    18. If a Construction Company Is Investigated, Is Every Purchaser’s Citizenship Cancelled?

    No. An investigation concerning a company, manager, intermediary or valuation expert is not equivalent to a finding that every individual citizenship file connected with that company was unlawful.

    For each investor, the following questions matter: Was the specific property one of the sales under examination? Did it genuinely meet the historical value threshold? Did the purchaser pay the required amount from genuine funds? Did the seller receive it? Was any amount returned? Was the valuation accurate? Did the purchaser know of or participate in an alleged irregularity? What is the individual reason for any measure concerning the Certificate of Conformity?

    Company-level suspicion must be distinguished from investor-specific proof. This is also a central theme of our 19 September English analysis.

    19. The First Phase in 2026: The Investigation Described as Babacan İnşaat-Related

    On 4 August 2026, the Adalet Bakanlığı announced an investigation involving allegations that lower-value properties had been presented at higher values through false valuation reports and sham sales. It stated that legal proceedings had been initiated concerning the citizenship of 687 persons. [H9]

    Reports concerning the first phase also referred to an alleged failure of approximately TRY 2.5 billion in qualifying funds to enter Türkiye, measures affecting properties and companies, and subsequent detention and judicial-control decisions concerning suspects. The second-phase reporting described the earlier phase as connected with Babacan İnşaat transactions. These are reported investigation matters, not findings concerning every buyer from the group. [H10] [H11] [H12]

    20. Which Babacan-Related Companies Were Publicly Named in a Trusteeship Announcement?

    Babacan GYO published a corporate announcement identifying the following 12 companies and stating that TMSF had been appointed as trustee under the relevant decision of the İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği. The announcement refers to the İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı investigation numbered 2026/132798 and later TMSF board decisions. [K1]

    No. Company stated in the Babacan GYO corporate announcement
    1 B Grup Yapı Sanayi ve Ticaret AŞ
    2 Babacan Grup Yatırım İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ
    3 Babacan Gayrimenkul Enerji ve Turizm Sanayi Ticaret AŞ
    4 Babacan Girişim Lojistik Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ
    5 BBC Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ
    6 Investment Global Zenith Gayrimenkul Sanayi Ticaret AŞ
    7 Batures Yönetim Turizm İşletme Sanayi ve Ticaret AŞ
    8 Metares Bilişim ve Dijital Ticaret AŞ*
    9 EFCE Lojistik Hizmetleri Ticaret AŞ
    10 BBCN Yapı Gayrimenkul Geliştirme AŞ
    11 Babacan Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ
    12 BCN Global Gayrimenkul Ticaret AŞ

    *The corporate announcement appears to contain a spelling variation in this company name. The trade registry record should be checked before stating its exact registered trade name in a formal document.

    21. Which Companies Were Expressly Named in the Second Phase?

    Reports of the public statements concerning the 21 September second phase expressly identified the following structures in connection with the sales being examined:

    Company or structure Position in publicly reported statements
    Gül İnşaat AŞ Named in reporting concerning sales examined in the second phase.
    Beyaz İnşaat Named in reporting concerning sales examined in the second phase; the precise seller’s registered trade name must be checked in an individual file.
    LİV İnşaat / LİV Yapı Named in reporting concerning sales examined in the second phase; the precise legal entity must be verified.

    Being named in an investigation is not a conviction. Nor does it establish that every project or every sale undertaken by a named company is under investigation. [H1] [H2] [H7]

    22. What Other Company Names Appeared in a Press-Published Suspect List?

    A list which the news organisation Takvim stated that it had obtained included the following company names or descriptions. This is press reporting, not a complete or authenticated official prosecutor’s list of companies. Similar names must not be used to attribute allegations to a different legal entity. [H13] [H14]

    Name appearing in press reporting Source qualification
    Gül İnşaat Proje AŞ Press-published list
    Gül İnşaat AŞ Also identified in reporting of public statements
    Gül Yapı İnşaat Turizm Petrol Ürünleri ve Dış Ticaret AŞ Press-published list
    Gül İnşaat Turizm ve Ticaret AŞ Press-published list
    LİV Yapı Gayrimenkul Yatırım Press-published list; exact registered name requires verification
    Beyaz İnşaat Petrol Ürünleri Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ Press-published list; avoid confusing similarly named companies
    2K Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ Press-published list

    23. Is There a Complete Official List of Projects Under Investigation?

    As of 28 September 2026, no complete, publicly verified official project-and-unit list had been published showing precisely how the 274 sales were distributed among projects or independent units.

    This is an essential limitation. Project names circulate on websites, social media and messaging groups. A project appearing in a company’s portfolio does not establish that it contains one of the 274 sales discussed in the investigation. The precise property, registered seller and transaction must be matched against official records. [H14]

    24. How Should Project Names Circulating Publicly Be Read?

    The following is not a “list of projects under investigation.” It lists examples appearing in publicly accessible company portfolios. It is provided to distinguish portfolio information from officially identified sales and to avoid attributing wrongdoing to an unverified project.

    Company or group Examples in publicly accessible portfolios Meaning for the investigation
    Gül İnşaat Otoport, Metroport, Avangart, Eyüppark, Avcılar Park, Gül Express, Gülpark Yaşam, Güneşli Park Gardenya, Rose Marine Butik, Gül Parkyuvam, Güneşli Park, İş Batı, Rose Marine, Skyport, Kavaklı Konakları, Loca, Yedimavi, Gülpark 59, Terrace Garden, Eyüp Palas, Tempoint Portfolio information only. A complete official list has not established that any particular one of these projects contains one of the 274 sales.
    LİV Yapı Yedi Mavi, Avangart İstanbul, LİV Büyükçekmece, LİV Marmara, LİV Marine Villa, Otoport, Kalekent, LİV Bahçeşehir, Rose Marine Portfolio information, not identification of an investigated project.
    Beyaz İnşaat Beyaz Residence, Beyaz Kent, Beyaz City, White Corner, BeyCity, White Court, Beyaz Konaklar, Bakırköy Konakları, Beyaz Center Residence, Beyaz Tower, White Home, Şehr-i Bahar 2, Beyaz Vadi Residence, Beyaz Vadi Konakları Public portfolio examples. Inclusion in this table does not establish inclusion in the investigation.
    Babacan-related portfolio Babacan Central, Babacan Lagoon, Babacan Port Royal, Vista Life, Babacan Atakent Halkalı, Babacan GOP Residence/AVM/Ofis, Babacan Botanist Başakşehir Portfolio information. The public statements do not allocate the 687 citizenship files project by project.

    Portfolio sources: Corporate publications of Gül İnşaat, LİV Yapı, Beyaz İnşaat and Babacan GYO. [K1]–[K4]

    25. What Does the Appearance of a Project in This Table Establish?

    By itself, nothing about an individual investigation or citizenship decision. These are examples taken from public portfolios. Purchasing a unit in Rose Marine, Kalekent, Yedi Mavi, Skyport, Otoport, Beyaz Residence or Babacan Port Royal does not establish that the unit formed part of the 274 or 687 transactions discussed publicly.

    For that determination, the block, parcel and independent unit; date of sale; seller’s exact legal identity; valuation company and report; Certificate of Conformity; and complete payment chain must be compared with the individual administrative and, where lawfully accessible, criminal records.

    26. Has the Full List of the 30 Companies Under Trusteeship Been Published?

    Public statements concerning the second phase referred to seizure and trustee measures involving 30 joint-stock companies. [H1] [H8]

    As of 28 September 2026, the public official statements examined for this article did not set out a complete list of the registered trade names of all 30 companies. Lists circulating on social media must therefore not be published as “the official list of 30 companies” without verification against the relevant prosecutor’s statement or judicial decision.

    27. What Criminal Offences Have Been Mentioned in the Citizenship Investigation?

    Reporting of the prosecutor’s statements of 21 and 25 September referred, in relation to various suspects, to allegations involving the establishment, management or membership of an organisation for criminal purposes; migrant smuggling; fraud to the detriment of public institutions; forgery of official documents; forgery of private documents; and false statements in the preparation of an official document. [H1] [H8]

    It would be incorrect to infer that every offence is alleged against every investor or every company employee. Criminal liability is personal; the elements of an offence and the evidence concerning the particular suspect must be assessed individually.

    28. Does a Criminal Investigation Mean Citizenship Has Already Been Cancelled?

    No. A criminal investigation and an administrative act terminating citizenship are distinct legal processes.

    For a person living abroad who has received no notification, an investigation involving the same property, project or transaction chain may nevertheless indicate that the citizenship file could also be subject to administrative examination. It does not prove that an individual cancellation or withdrawal decision has already been issued.

    Determining the actual position may require separate checks concerning the criminal investigation, Certificate of Conformity, TKGM records, individual citizenship decision and records held by the Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü. The practical distinctions are addressed in our 26 September English article and 28 September English FAQ.

    29. Can a Cancellation or Withdrawal Decision Be Challenged in Court?

    Yes. Article 66 of the Constitution establishes that citizenship is acquired under the conditions laid down by law and lost only in the cases specified by law; judicial review of relevant citizenship decisions cannot be closed off. [M7]

    The issuing authority must be identified before selecting the competent court. Article 24 of Law No. 2575 provides for the Danıştay to hear actions against decisions of the President of the Republic as a court of first instance. [M8]

    Under Article 7 of Law No. 2577, the general time limit before the Danıştay and administrative courts is 60 days unless a special period applies. Its starting date and calculation depend on the particular act and notification. A prior administrative application under Article 11 may affect the running of the period if the statutory requirements are met; its usefulness must be assessed in the individual case. [M9] [M10]

    30. Does Filing a Lawsuit Automatically Suspend Cancellation?

    No. Bringing an administrative action does not automatically suspend the challenged measure.

    Under Article 27 of Law No. 2577, a stay of execution generally requires both that the administrative act be clearly unlawful and that its implementation cause harm difficult or impossible to remedy. The application should address the individual consequences for passports, travel, residence, work, family status, business activity and other legally relevant interests. [M11]

    31. What Happens to the Investor’s Property If Citizenship Is Cancelled?

    Termination of citizenship does not mean that the property automatically and immediately passes to the Treasury.

    Article 33 of Law No. 5901 addresses the liquidation of assets where liquidation is considered necessary and specified in the cancellation decision. It also provides for liquidation procedures to be left until the end of litigation if the cancellation decision is challenged. [M1]

    Whether the individual can continue to own a specific property as a foreign national is a separate question requiring examination of the former nationality, the location of the property, the Tapu Kanunu and the applicable rules on acquisition of real estate by foreigners.

    32. Is It Enough to Say, “I Really Paid USD 400,000”?

    No—but it is an important starting point. The current investigations concern not only the figure written in an official deed but also the genuine economic movement of funds.

    Where possible, the investor should be able to demonstrate the source of the funds, the entire transfer chain, receipt by the seller and the absence of a direct or indirect return of money to the investor or connected persons. SWIFT records, complete bank statements, foreign-exchange purchase documents, seller account records and contemporary comparable sales may become decisive evidence.

    33. What Documents Should an Investor Facing a Potential Risk Preserve?

    The initial review should bring together the title deeds and official sale instruments for every property used in the citizenship application; purchase and sale-promise agreements; original valuation reports; Certificates of Conformity; foreign-exchange purchase documents; bank receipts; SWIFT records; payment instructions; invoices; records showing the source of the investor’s funds; citizenship application documents; and the citizenship decision.

    Where there is a related criminal investigation, the investor-specific portions of expert reports, MASAK assessments, property lists and witness or suspect statements should be considered to the extent they can lawfully be accessed. Documents showing the actual seller, historical market value and absence of a refund may be especially important.

    34. What Are the Most Important Legal Distinctions in a Defence?

    No single defence applies to every investor. The following questions should nevertheless be answered in order:

    1. Is the measure an Article 31 iptal decision or an Article 40 geri alma decision?
    2. Does the administration allege the investor’s own false statement or concealment, or the absence of an objective investment condition?
    3. Does a new expert report assess historical value at the relevant date, or improperly infer a historic value from current prices?
    4. Was the investment genuinely deficient, or is the problem an evidential gap in proving an investment that actually occurred?
    5. Did the investor genuinely pay the required amount from the investor’s own resources?
    6. Did the property actually meet the legally applicable value threshold at the relevant historical date?
    7. Does newly discovered evidence prove a fact already existing when citizenship was granted, or relate only to a subsequent event?
    8. Did the spouse or child acquire citizenship dependent on the principal investor or through an independent legal basis?

    35. Why Is the Danıştay’s 2025 Judgment So Important?

    The Danıştay 10th Chamber’s judgment of 26 June 2025, E.2022/7637, K.2025/3313, arose from a withdrawal dispute involving a family who had acquired Turkish citizenship. Its significance lies in the temporal interpretation of the Article 40 concept of a decision issued without the legal conditions having been satisfied.

    The factual or legal impediment relied on to justify withdrawal must be connected to the time when citizenship was granted or an earlier time. A later event with no established link to that original position cannot by itself prove that the original conditions were absent. [Y1]

    This does not prevent the use of a newly prepared expert report. It means that the report must establish a relevant historical fact. The judgment should not be presented as though it had itself decided the merits of the 2026 valuation investigations.

    36. Conclusion: Not Every Investigation File Is the Same

    The 2026 operations demonstrate a period of substantial administrative and criminal scrutiny of Turkish citizenship acquired through investment. They do not justify identical conclusions for every investor who bought from the same company, acquired a property in the same project or used a valuation company whose work is now being examined.

    The legally decisive facts are the investor’s own sale, payment chain, property’s genuine historical value, Certificate of Conformity, citizenship decision and any investor-specific connection to the criminal evidence.

    An investor who genuinely paid the qualifying amount through the banking system, satisfied the substantive conditions at the relevant time and did not know of alleged misconduct by third parties must be distinguished from a person alleged to have participated knowingly in a merely apparent investment and circular movement of funds.

    Equally, a formal or evidential deficiency in proving an investment must be distinguished from a substantive investment condition that never existed. Our earlier 19 September analysis, 26 September investigation analysis and 28 September FAQ address those different stages in chronological order.

    37. Frequently Asked Questions

    Can the authorities request another valuation?

    Yes. A new expert or valuation examination can be undertaken during a renewed review. The relevant historical investment condition must, however, be assessed by reference to the appropriate earlier date rather than automatically substituting the property’s current market value.

    Does the new valuation automatically invalidate the old one?

    No. Both reports’ dates, methods, comparable transactions and assumptions must be considered together with deed and payment evidence.

    Can an investment shortfall be completed later?

    A later document may prove an investment genuinely made in the past. A payment first made years later does not automatically create a past substantive investment condition.

    Does “completion” under Article 39 of Law No. 5901 mean paying a missing USD 100,000?

    No general conclusion of that kind follows from Article 39. The provision concerns correction or completion of material errors or omissions in a decision in accordance with its basis, not a general right to validate an earlier citizenship decision by retrospectively making a previously absent investment.

    Can the citizenship of a person who completed military service be cancelled?

    Yes. Military service does not itself prevent an Article 31 cancellation or Article 40 withdrawal. The effects on the person’s military record require a separate assessment of the precise citizenship measure.

    Does the spouse also lose citizenship?

    The answer depends on whether the spouse acquired citizenship dependent on the investor or through a separate legal basis. Article 58(2) of the Regulation provides an exception concerning a spouse who subsequently acquired citizenship through marriage.

    What about a child born after the parent acquired Turkish citizenship?

    Article 58(2) of the Regulation states that, in the specified Article 31 cancellation context, the cancellation does not affect a child born after the parent acquired Turkish citizenship. The child’s individual records must still be examined.

    Are the 55 children mentioned in September automatically protected?

    No conclusion can be drawn from the public figure alone. The announcement says they acquired citizenship after the original decision; it does not establish that all were born after that decision. Birth and acquisition dates must be checked separately.

    Does an investigation into a company place all of its purchasers in the same position?

    No. An individual transaction may be reviewed, but a company investigation alone cannot establish that every purchaser failed to meet the citizenship conditions.

    Which Gül, LİV and Beyaz projects are officially confirmed as part of the 274 sales?

    As of 28 September 2026, no complete, publicly verified official list had assigned those sales to specific projects and independent units. Company portfolio lists must not be represented as investigation lists.

    What is the time limit to challenge a citizenship decision?

    Where no special period applies, the general period under Article 7 of Law No. 2577 is 60 days. The individual decision, method and date of notification, and any relevant administrative application must be reviewed to calculate the deadline correctly.

    Does filing a case automatically stop the citizenship measure?

    No. A stay of execution must be requested and supported under Article 27 of Law No. 2577.

    38. Sources and Legal References

    Legislation and Official Materials

    [M1] Law No. 5901 on Turkish Citizenship, Articles 31, 32 and 33: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    [M2] Law No. 5901 on Turkish Citizenship, Articles 38, 39 and 40: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    [M3] Regulation on the Implementation of the Turkish Citizenship Law, Article 66: withdrawal and the effect from the original decision date. Official legislation portal: https://www.mevzuat.gov.tr/

    [M4] Regulation on the Implementation of the Turkish Citizenship Law, Articles 57–58: investigation of cancellation grounds, effect on family members and specified exceptions. Official legislation portal: https://www.mevzuat.gov.tr/

    [M5] Law No. 5901, Article 39: correction of material errors and completion: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5901.pdf

    [M6] Regulation on the Implementation of the Turkish Citizenship Law, Article 65: correction and completion. Official legislation portal: https://www.mevzuat.gov.tr/

    [M7] Constitution of the Republic of Türkiye, Article 66: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf

    [M8] Law No. 2575 on the Danıştay, Article 24: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2575.pdf

    [M9] Law No. 2577 on Administrative Procedure, Article 7: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    [M10] Law No. 2577, Article 11: administrative application and its effect on the filing period: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    [M11] Law No. 2577, Article 27: stay of execution: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2577.pdf

    TKGM and Real Estate Investment Sources

    [T1] Your Key Türkiye / TKGM, information concerning the historical USD 250,000 and USD 400,000 thresholds: https://www.yourkeyturkiye.gov.tr/vatandaslik-kazanimi

    [T2] TKGM Yabancı İşler Dairesi Başkanlığı, instructions dated 1 June 2022 concerning the amendment and transition: https://www.tkgm.gov.tr/sites/default/files/2022-06/Turk_vatandasligi_kanunu_uygulanmas%C4%B1_hk.01.06.2022.pdf

    [T3] TKGM, 2024/4 circular and accompanying guidance, available in the official TKGM document collection: https://www.tkgm.gov.tr/yabanci-isler-dairesi-baskanligi/dokumanlar

    [T4] Your Key Türkiye, “Vatandaşlık Kazanımı,” including the explanation concerning completion of an investment shortfall through a sale-promise agreement: https://www.yourkeyturkiye.gov.tr/vatandaslik-kazanimi

    [T5] TKGM / Your Key Türkiye, guidance concerning the TTB and the amount eligible for citizenship: https://www.yourkeyturkiye.gov.tr/tasinmaz-edinim-rehberi

    Danıştay Judgments

    [Y1] Danıştay 10th Chamber, 26 June 2025, E.2022/7637, K.2025/3313: the time at which the conditions for an Article 40 decision must be assessed. Judgment citation: Danıştay 10. Daire, E.2022/7637, K.2025/3313.

    [Y2] Danıştay 10th Chamber, 12 December 2024, E.2020/5861, K.2024/6304: valuation and the amount stated in the official property transaction used for citizenship purposes.

    [Y3] Danıştay 10th Chamber, 23 June 2025, E.2021/279, K.2025/3174: grounds and evidential basis relevant to withdrawal of a citizenship decision.

    Military Service Sources

    [A1] Millî Savunma Bakanlığı, Askeralma Genel Müdürlüğü, “Vatandaşlık İşlemleri”: https://www.msb.gov.tr/Askeralma/icerik/vatandaslik-islemleri

    [A2] Millî Savunma Bakanlığı, military-service questions and answers: https://www.msb.gov.tr/Genel/icerik/sikca-sorulan-sorular

    Academic Sources

    [D1] Çiçek Özgür, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması,” Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 75, No. 1, 2026, pp. 741–779: https://dergipark.org.tr/tr/pub/auhfd/article/1710185

    [D2] Mesut Aygün / Gülser Banu Uslu Yiğit, “Yabancıların Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı Kazanmalarının Hukuki Yönden Değerlendirilmesi ve Yeni Model Önerisi,” Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 34, No. 1, 2026: https://dergipark.org.tr/tr/pub/suhfd/article/1705055

    [D3] Cemil Güner, “Türk Vatandaşlığının Kazanılması ve Kaybı Kararlarının Geri Alınması,” Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Vol. 37, No. 2.

    [D4] Hümeyra Zeynep Erden, “Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptalinde Süre,” Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Vol. 36, No. 1.

    Official Announcements and Investigation Reporting

    [H1] Anadolu Ajansı, 21 September 2026, report of the İstanbul-centred investigation: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    [H2] TRT Haber, 21 September 2026, report of the second phase and company names: https://www.trthaber.com/haber/gundem/usulsuz-yollarla-turk-vatandasligi-kazandiran-sebekeye-operasyon-72-gozalti-957506.html

    [H3] İçişleri Bakanlığı information concerning the 6,134 persons, principal investors, family members and 55 children, as reported in the 21 September 2026 news coverage. See the Anadolu Ajansı report at [H1].

    [H4] Reporting dated 21 September 2026 concerning the second-phase investigation and the trustee measures affecting companies. See the public prosecutor information reported at [H1] and [H2].

    [H5] Reporting dated 21 September 2026 concerning the amount exceeding TRY 3.5 billion attributed to second-phase transactions. See [H1] and [H2] for the publicly reported investigation context.

    [H6] Reporting of İçişleri Bakanlığı data concerning 5,391 cancellations, 743 withdrawals and 6,134 persons in total. See the information reported at [H1].

    [H7] Anadolu Ajansı, 21 September 2026, further details of the second-phase operation: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-73-zanli-yakalandi/4062988

    [H8] Anadolu Ajansı, 25 September 2026, report concerning 33 remand decisions and other judicial-control measures: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbul-merkezli-usulsuz-vatandaslik-operasyonunda-yakalanan-33-supheli-tutuklandi/4068739

    [H9] Adalet Bakanlığı, 4 August 2026, announcement concerning legal proceedings relating to 687 persons: https://basin.adalet.gov.tr/bakan-gurlek-687-kisinin-vatandasliginin-iptali-icin-yasal-surec-baslatildi

    [H10] Anadolu Ajansı, August 2026, subsequent report concerning judicial measures in the first phase: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/-haksiz-yollarla-turk-vatandasligi-kazandirdigi-belirlenen-suc-orgutu-operasyonunda-32-zanli-tutuklandi/4021485

    [H11] Public reporting concerning allegedly false valuations and approximately TRY 2.5 billion in the first phase; see the Adalet Bakanlığı announcement at [H9].

    [H12] August 2026 reporting concerning detention measures and the 687-person citizenship process; see [H9] and [H10].

    [H13] Takvim, 21 September 2026, press-published list described by the outlet as having been obtained by it. The list is not adopted here as an authenticated or complete official list.

    [H14] Patronlar Dünyası, reporting dated 21–22 September 2026 concerning corporate relationships and the absence of a publicly announced allocation of the 274 sales by project.

    Company Portfolio Sources

    [K1] Babacan GYO, corporate announcement identifying 12 companies and public project portfolio: https://babacangyo.com/

    [K2] Gül İnşaat, completed projects and corporate information: https://gul-insaat.com.tr/tamamlanan-projeler/

    [K3] LİV Yapı, corporate project portfolio: https://www.livyapi.com/index.php

    [K4] Beyaz İnşaat, corporate information and portfolio: https://beyaz-insaat.com/Kurumsal/

    Legal Information and the Presumption of Innocence

    This article has been prepared on the basis of publicly accessible legislation, judicial decisions, official announcements, academic publications, corporate portfolio material and news reporting available as of 28 September 2026.

    An investigation, detention decision, asset measure or trusteeship measure concerning a company or individual is not a final criminal conviction. Persons and entities remain entitled to the presumption of innocence. Equally, the involvement of a company in an investigation does not establish that every project, unit or sale associated with it was irregular.

    Social-media lists of investors, companies or projects are not official proof that a particular person is among the 1,070, that a particular unit forms part of the 274 sales, or that an individual citizenship cancellation or withdrawal decision has been issued.

    A reliable assessment requires the individual citizenship file, the applicable law at the transaction date, property and title records, historical valuation evidence, the Certificate of Conformity, complete banking records and any evidence specifically attributable to the investor. This article provides general legal information and is not an individual legal opinion or a guarantee of outcome.


    TD Law Firm | TD Hukuk ve Danışmanlık

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu — Registration No. 75860
    TD Law Firm — İstanbul
    Telephone: +90 212 299 44 22
    WhatsApp: +90 507 475 44 22
    Email: av.muratcandolgun@gmail.com
    Website: https://td-lawfirm.com

    An assessment concerning cancellation or withdrawal of Turkish citizenship, renewed examination of a real estate investment or a related criminal investigation should consider the citizenship file together with the property, valuation and payment records. Each investor and each family member requires an individual legal analysis.

  • Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: Yeni Ekspertiz, Eksik Yatırım, Aile, Çocuklar, Askerlik ve Soruşturulan İnşaat Şirketleri

    Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: Yeni Ekspertiz, Eksik Yatırım, Aile, Çocuklar, Askerlik ve Soruşturulan İnşaat Şirketleri

    Türk Vatandaşlığı İptali ve Geri Alınması 2026: Yeni Ekspertiz, Eksik Yatırım, Aile, Çocuklar, Askerlik ve Soruşturulan İnşaat Şirketleri

    Son güncelleme: 28 Eylül 2026

    Gayrimenkul yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan yabancılar bakımından 2026 yılı, geçmiş vatandaşlık dosyalarının yeniden incelenmesi, yatırım uygunluk belgelerinin iptal edilmesi, eski ekspertiz raporlarının yeniden sorgulanması ve ceza soruşturmalarının vatandaşlık hukukuna etkisi bakımından son derece önemli gelişmelere sahne olmuştur.

    Özellikle Ağustos ve Eylül 2026 tarihli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmaları sonrasında şu sorular binlerce yatırımcı ve aile bakımından doğrudan önem kazanmıştır:

    İdare yıllar önce vatandaşlık alınırken kullanılan ekspertiz raporunu yeniden inceleyebilir mi? Yeni ekspertiz veya bilirkişi raporu isteyebilir mi? Eksik kalan yatırım bugün tamamlanabilir mi? Yatırımcı gerçekten parayı ödemiş fakat ekspertiz raporu hatalıysa ne olur? Askerliğini yapmış kişinin vatandaşlığı sona erdirilebilir mi? Eş ve çocukların vatandaşlığı ne olur? Vatandaşlıktan sonra doğan çocukların durumu farklı mıdır? Soruşturmalarda hangi şirketlerin adı geçmektedir? Hangi projelerin soruşturmaya dahil olduğu kesin olarak bilinmektedir?

    Bu çalışma; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü düzenlemeleri, güncel Danıştay kararları, Millî Savunma Bakanlığı düzenlemeleri, 2026 yılında yayımlanan akademik çalışmalar ve 28 Eylül 2026 tarihine kadar kamuoyuna açıklanan güncel soruşturmalar birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır.

    1. 2026 Yılındaki En Yeni Gelişme Nedir?

    21 Eylül 2026 tarihinde İstanbul merkezli 13 ilde gerçekleştirilen ikinci dalga operasyonla birlikte yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin incelemelerin kapsamının önemli ölçüde genişlediği kamuoyuna açıklanmıştır.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan ve Anadolu Ajansı, TRT Haber, Habertürk, DHA ve çok sayıda haber kuruluşu tarafından aktarılan açıklamalara göre; soruşturmada Tapu ve Kadastro kayıtları, bilirkişi raporları, MASAK analizleri ve diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmiştir. Soruşturma makamları, bazı işlemlerde vatandaşlığın kazanılması için gerekli döviz girişinin gerçekte sağlanmadığını, aracı şirketler veya satıcılara ait mali kaynaklarla görünüşte para hareketleri meydana getirildiğini ve bazı gayrimenkuller hakkında gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları düzenlendiğini ileri sürmektedir. [H1] [H2] [H3] [H4] [H5]

    Bu iddiaların ceza soruşturması kapsamında bulunduğu ve soruşturulan kişi veya şirketler yönünden kesinleşmiş mahkumiyet anlamına gelmediği özellikle belirtilmelidir. Masumiyet karinesi geçerlidir.

    21 Eylül 2026 ikinci dalga Kamuoyuna açıklanan veri
    İncelenen yabancıya yapılan satış 734
    Muvazaalı olduğu ileri sürülen/tespit edildiği açıklanan satış 274
    Vatandaşlık kazandığı belirtilen toplam kişi 1.070
    Yatırımcı 263
    Aile ferdi 807
    Karar tarihinde vatandaşlık kazanan 1.015
    Karar tarihinden sonra vatandaşlık kazandığı açıklanan çocuk 55
    Soruşturmada belirtilen işlem büyüklüğü 72.250.000 USD / 3,5 milyar TL’yi aşan tutar
    Hakkında yakalama işlemi yürütülen şüpheli 88
    25 Eylül itibarıyla tutuklanan 33
    Konutu terk etmeme tedbiri 20
    Diğer adli kontrol 21
    El konulduğu açıklanan taşınmaz 2.011
    El konulan ve kayyum atandığı açıklanan anonim şirket 30

    Kaynaklar: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamalarını aktaran Anadolu Ajansı, TRT Haber, Habertürk, DHA, Ekotürk ve diğer güncel haber kaynakları. [H1]-[H8]

    2. Bugüne Kadar Kaç Kişinin Vatandaşlığı İptal Edildi veya Geri Alındı?

    İçişleri Bakanlığının 21 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamasında, yatırım yoluyla vatandaşlık dosyalarına ilişkin çok daha geniş bir toplam rakam paylaşılmıştır.

    İşlem Yatırımcı / kapsam Aile fertleri dahil toplam
    Vatandaşlık kararının iptali Çeşitli yatırım dosyaları 5.391 kişi
    Vatandaşlık kararının geri alınması 263 yatırımcı ve aileleri 743 kişi
    Genel toplam 1.413 yatırımcı 6.134 kişi
    11 Şubat 2026 sonrası uygunluk belgesi iptal edilen yatırımcılar 458 yatırımcı 1.393 kişi

    Bu rakamlar Anadolu Ajansı, TRT Haber ve Habertürk tarafından İçişleri Bakanlığı açıklamasına dayanılarak aktarılmıştır. [H1] [H3] [H6]

    Ancak burada çok önemli bir terminolojik uyarı yapılmalıdır: Kamuoyu açıklamalarında zaman zaman “iptal” sözcüğü bütün vatandaşlık sona erdirme işlemleri için genel anlamda kullanılmaktadır. Oysa 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda “iptal” ile “geri alma” iki farklı hukuki kurumdur.

    3. Vatandaşlığın İptali ile Vatandaşlık Kararının Geri Alınması Arasındaki Fark Nedir?

    Bu ayrım yalnızca akademik bir ayrım değildir. İşlemin geçmişe etkisi, eş ve çocukların statüsü, vatandaşlık döneminde gerçekleştirilen hukuki işlemler ve dava stratejisi bakımından doğrudan sonuç doğurur.

    Konu İptal Geri alma
    Kanuni dayanak 5901 sayılı TVK m.31-32 5901 sayılı TVK m.40
    Temel sebep İlgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas önemli hususları gizlemesi Hukuki şartlar oluşmadan, mükerrer veya Yönetmelik uyarınca sehven karar verilmiş olması
    Zaman bakımından etki Karar tarihinden itibaren ileriye etkili İlk karar tarihinden itibaren hükümsüzlük; geçmişe etkili sonuç
    Eş ve çocuklar Yatırımcıya bağlı olarak vatandaşlık kazanan eş ve çocukları da etkiler; Yönetmelik m.58/2 istisnaları ayrıca uygulanır Ana kararın geriye etkili hükümsüzlüğü nedeniyle bağlı aile kararlarının hukuki dayanağı ayrıca incelenmelidir
    Vatandaşlık dönemindeki işlemler Yönetmelik m.58/1 gereğince iptalden etkilenmez Geri alma ex tunc sonuç doğurduğundan daha karmaşık hukuki sonuçlar ortaya çıkarabilir

    5901 sayılı Kanun m.31, vatandaşlığın kazanılması kararının ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda meydana gelmiş olması halinde kararı veren makam tarafından iptal edileceğini düzenlemektedir. [M1]

    TVK m.32 ise iptal kararının karar tarihinden itibaren hüküm ifade edeceğini ve ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklara da uygulanacağını düzenlemektedir. [M1]

    Buna karşılık TVK m.40, vatandaşlığın kazanılmasına veya kaybına ilişkin kararların hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiğinin sonradan anlaşılması halinde geri alınmasını düzenlemektedir. Uygulama Yönetmeliği m.66 buna “sehven verilme” halini de eklemekte ve geri alınan kararın ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale geleceğini açıkça düzenlemektedir. [M2] [M3]

    Dolayısıyla iptal ile geri alma birbirinin yerine kullanılabilecek kavramlar değildir.

    4. Yatırımcının Hilesi Yoksa Vatandaşlık Yine de Geri Alınabilir mi?

    Bu soru özellikle ekspertiz şirketinin veya satıcının hatalı ya da gerçeğe aykırı işlem yaptığı, buna karşılık yabancı yatırımcının gerçekten para ödediğini ileri sürdüğü dosyalarda belirleyicidir.

    TVK m.31 kapsamında iptal bakımından kanun lafzı, vatandaşlığın “ilgilinin yalan beyanı” veya ilgilinin vatandaşlığı kazanmaya esas önemli hususları gizlemesi sonucunda kazanılmış olmasını aramaktadır. Bu nedenle yalnızca üçüncü bir kişinin hatasının bulunması ile yatırımcının kendi yalan beyanı veya gizlemesi aynı hukuki olgu değildir.

    TVK m.40 kapsamındaki geri alma ise farklıdır. Burada temel soru, vatandaşlık kararı verildiği tarihte kanunun aradığı hukuki şartların gerçekten mevcut olup olmadığıdır. Dolayısıyla yatırımcının şahsi hilesinin bulunmadığı bir dosyada dahi, yatırım şartının objektif olarak hiçbir zaman gerçekleşmediği ileri sürülüyorsa idare m.40 yönünden değerlendirme yapabilir.

    Ancak bu yetki sınırsız değildir.

    Danıştay 10. Dairenin 26.06.2025 tarihli, E.2022/7637, K.2025/3313 sayılı kararında son derece önemli bir ilke ortaya konulmuştur: “Hukuki şartların oluşmadığından” söz edilebilmesi için engel oluşturan maddi veya hukuki olgunun, vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihte veya daha önce mevcut olması gerekir. Vatandaşlığın kazanılmasından sonra gerçekleşen ve önceki dönemle bağlantısı bulunmayan yeni olgular, geçmişte vatandaşlık şartlarının oluşmadığını tek başına göstermez. [Y1]

    Bu karar doğrudan ekspertiz bedelinin yeniden belirlenmesine ilişkin bir dava değildir. Bununla birlikte “şartların vatandaşlığa alınma tarihi itibarıyla değerlendirilmesi” ilkesi, geçmiş yatırım dosyalarının bugün yeniden incelenmesinde son derece önemlidir.

    5. İdare Yıllar Sonra Yeniden Ekspertiz İsteyebilir mi?

    Kısa cevap: Evet, dosyanın yeniden araştırılması kapsamında yeni bir değerleme veya bilirkişi incelemesine başvurulması hukuken mümkündür. Ancak yeni raporun neyi ispatladığı ayrıca tartışılmalıdır.

    5901 sayılı Kanun m.38, vatandaşlık işlemlerine ilişkin inceleme ve araştırmalarda kamu kurum ve kuruluşlarının gerekli bilgi ve belgeleri vermesini düzenlemektedir. Uygulama Yönetmeliği m.57/2 de vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin yalan beyan veya gizleme iddiasının herhangi bir şekilde öğrenilmesi halinde Bakanlık tarafından araştırma ve soruşturma yapılabileceğini veya yaptırılabileceğini düzenlemektedir. [M2] [M4]

    Nitekim 2026 yılındaki güncel soruşturmalarda eski dosyaların yalnızca ilk ekspertiz raporları üzerinden incelenmediği; Tapu ve Kadastro kayıtları, yeni bilirkişi raporları, MASAK verileri, banka hareketleri ve diğer delillerin birlikte değerlendirildiği Başsavcılık açıklamalarında açıkça görülmektedir. [H1] [H2] [H8]

    Ancak burada iki ayrı soru birbirine karıştırılmamalıdır:

    Birinci soru: İdare veya soruşturma makamı yeni bir bilirkişi/değerleme çalışması yaptırabilir mi?
    Cevap: Evet.

    İkinci soru: 2026 yılında taşınmazın bugünkü değerinin düşük çıkması, 2019, 2020 veya 2021 yılında vatandaşlık için gerekli değerin bulunmadığını tek başına kanıtlar mı?
    Cevap: Hayır.

    Hukuken araştırılması gereken husus, taşınmazın vatandaşlığa esas alınan tarihteki gerçek değeri ve o tarihte yürürlükte bulunan yatırım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

    Danıştay 10. Dairenin yukarıda belirtilen 2025 tarihli kararı da hukuki şartların kural olarak vatandaşlığa alınma tarihindeki maddi ve hukuki durum üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. [Y1]

    Dolayısıyla 2026 yılında hazırlanan bir bilirkişi raporunun hukuken anlamlı olabilmesi için, uyuşmazlığın niteliğine göre 2026 piyasa fiyatını değil, geçmiş işlem tarihindeki değeri geriye dönük olarak incelemesi gerekebilir.

    6. Eski Ekspertiz Raporu ile Yeni Bilirkişi Raporu Farklıysa Hangisi Geçerlidir?

    Bu konuda “yeni rapor eski raporu kendiliğinden hükümsüz kılar” şeklinde genel bir kural yoktur.

    Bir vatandaşlık dosyasındaki gerçek yatırımın değerlendirilmesinde yalnızca tek ekspertiz raporuna bakılması yerine aşağıdaki deliller birlikte incelenmelidir:

    Eski SPK lisanslı değerleme raporu; tapudaki resmi satış bedeli; satıcı ve alıcı arasındaki satış sözleşmesi; banka dekontları; SWIFT belgeleri; döviz alım belgesi; satıcının hesabına fiilen giren para; paranın daha sonra yatırımcıya dönüp dönmediği; yatırımcı hesabına satıştan hemen önce üçüncü kişiler tarafından para aktarılıp aktarılmadığı; taşınmazın işlem tarihindeki emsal satışları; aynı projede aynı dönemde gerçekleşen bağımsız satışlar; vergi ve tapu kayıtları; uygunluk belgesi; yatırımcının işlemdeki iyi niyeti ve bilgisi.

    Danıştay 10. Dairenin 12.12.2024 tarihli, E.2020/5861, K.2024/6304 sayılı kararında da vatandaşlık amacıyla kullanılan gayrimenkul işlemlerinde değerleme raporu, tapuda gösterilen satış bedeli ve bu bedelin sonradan değiştirilmek istenmesi tartışılmıştır. Karar doğrudan 2026 iptal soruşturmalarını konu almamakla birlikte, vatandaşlık gayrimenkul işlemlerinde değerleme raporu ile resmi senetteki bedelin birbirinden bağımsız değerlendirme unsurları olduğunu göstermesi bakımından önem taşımaktadır. [Y2]

    7. Yatırımcı Gerçekte Gerekli Parayı Ödediyse Fakat Ekspertiz Raporunda Sorun Varsa Ne Olur?

    Bu durum, bedelin gerçekte hiç ödenmediği bir dosyayla aynı değildir.

    Örneğin ilgili dönemde 250.000 USD şartı yürürlükteyken yatırımcı gerçekte 300.000 USD ödemiş, bu para kendi kaynağından banka yoluyla satıcıya ulaşmış, taşınmaz işlem tarihinde gerçekten 300.000 USD değerinde olmuş fakat değerleme şirketinin raporunda usule ilişkin bir problem ortaya çıkmışsa; yatırım şartının maddi olarak bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

    Buna karşılık taşınmaz gerçekte 100.000 USD değerinde olduğu halde yalnızca kağıt üzerinde 250.000 USD veya 400.000 USD değerinde gösterilmişse; ya da yatırımcı tarafından ödendiği gösterilen para gerçekte satıcı veya aracı tarafından yatırımcıya önceden verilmiş ve daha sonra geri dönmüşse; dosyanın hukuki niteliği tamamen değişebilir.

    2026 soruşturmalarında da savcılık makamlarının özellikle gerçeğe aykırı yüksek ekspertiz, görünüşte banka hareketleri ve gerçekte gerçekleşmediği ileri sürülen döviz girişleri üzerinde durduğu görülmektedir. [H1] [H2] [H4] [H8]

    8. Hangi Tarihte Ne Kadar Gayrimenkul Yatırımı Gerekiyordu?

    Dosya incelenirken bugünkü 400.000 USD sınırını geçmiş bütün dosyalara uygulamak hukuken doğru değildir. Her dosya kendi işlem tarihindeki mevzuata göre incelenmelidir.

    Dönem Gayrimenkul yatırım eşiği
    12.01.2017 – 18.09.2018 1.000.000 USD
    19.09.2018 sonrası ilgili eski dönem 250.000 USD
    13.06.2022 ve sonrası 400.000 USD

    TKGM’nin 01.06.2022 tarihli geçiş talimatına göre, 250.000 USD uygulamasından 400.000 USD uygulamasına geçişte 12.06.2022 saat 24.00’a kadar yapılan belirli başvurular için eski sınır korunmuş; 13.06.2022 sonrasında ise kural olarak 400.000 USD sistemi uygulanmaya başlanmıştır. [T1] [T2]

    9. İdare Eksik Kalan Hususu Sonradan Tamamlattırabilir mi?

    Evet, fakat burada “eksik belge” ile “eksik yatırım” kesinlikle birbirinden ayrılmalıdır.

    5901 sayılı Kanunun 39. maddesinin başlığı “Maddi hataların düzeltilmesi ve tamamlama”dır. Maddeye göre, Kanun kapsamında alınan kararlarda maddi hata veya eksiklik bulunduğunun sonradan anlaşılması halinde, “dayanağına uygun şekilde” Genel Müdürlük tarafından düzeltme veya tamamlama kararı alınabilir. [M5]

    Uygulama Yönetmeliği m.65 de düzeltme veya tamamlama mekanizmasını özellikle kararlarda yer alan kişi bilgilerinin dayanağına uygun şekilde düzeltilmesi ve eksik bilgilerin tamamlanması bağlamında düzenlemektedir. [M6]

    Bu hükümler, “2019 yılında yapılması gereken 250.000 USD yatırım gerçekte 150.000 USD idi; 2026 yılında 100.000 USD daha yatırıp eski vatandaşlığı geçmişe dönük olarak hukuka uygun hale getirelim” şeklinde genel bir tamamlama yetkisi olarak yorumlanamaz.

    Eksiklik türü Sonradan giderilme ihtimali Hukuki değerlendirme
    Mevcut ödemenin dekontunun dosyada bulunmaması Mümkün olabilir Yeni belgeyle geçmişte gerçekten gerçekleşmiş ödeme ispatlanmaktadır.
    Vekalet, kimlik veya şekli belge eksikliği Somut düzenlemeye göre tamamlanabilir Maddi yatırım şartından farklıdır.
    Gerçekte 250.000/400.000 USD ödendiği halde ödeme zincirinin yeterince belgelenmemesi İspat meselesidir Banka ve satıcı kayıtlarıyla geçmiş maddi olgu ispatlanabilir.
    Taşınmazın işlem tarihinde gerekli değeri gerçekte taşımaması Sonradan belge sunmakla geçmişe dönük oluşmaz TVK m.40 bakımından karar tarihindeki hukuki şartların bulunup bulunmadığı gündeme gelir.
    Gerçekte gerekli tutarın hiç ödenmemiş olması Sonradan ödeme yapılması ayrı bir olgudur Sonradan yapılan ödeme, geçmiş işlem tarihinde var olmayan ödemeyi geriye dönük olarak yaratmaz.

    10. TKGM Daha Önce Eksikliklerin Tamamlanmasına İzin Verdi mi?

    Evet. TKGM’nin 01.06.2022 tarihli geçiş talimatı bu ayrımı somut biçimde göstermektedir.

    Talimat uyarınca, 250.000 USD şartının sağlandığı ve vatandaşlık taahhüdünün alındığı bazı devam eden işlemlerde, diğer eksikliklerin 13.06.2022 tarihinden sonra tamamlanması halinde dosyanın eski 250.000 USD sınırı üzerinden sonuçlandırılabileceği belirtilmiştir. [T2]

    Aynı talimatta değeri belirleyen belgeler olan döviz alım belgesi, değerleme raporu ve dekont yönünden de ayrı kurallar getirilmiştir. Dolayısıyla TKGM uygulaması dahi yatırım tutarının maddi olarak var olması ile buna ilişkin belgesel/şekli eksikliğin aynı şey olmadığını göstermektedir.

    Güncel TKGM kılavuzunda da vatandaşlık için kullanılan taşınmazların gerekli yatırım tutarını karşılamaması halinde kalan miktarın satış vaadi sözleşmesiyle tamamlanamayacağı belirtilmektedir. TKGM’nin Your Key Türkiye sayfası da yatırım için eksik kalan kısmın 01.02.2023 tarihinden sonra satış vaadi sözleşmesi ile tamamlanmasının mümkün olmadığını açıkça belirtmektedir. [T3] [T4]

    11. Eksik Yatırım Bugün Tamamlanırsa Eski Vatandaşlık Kurtarılabilir mi?

    Genel ve güvenli cevap: Geçmişte hiç gerçekleşmemiş maddi yatırım şartının bugün para eklenmesiyle geçmişe dönük olarak var olmuş kabul edilmesi gerektiğine ilişkin genel bir hukuki kural yoktur.

    Burada belirleyici tarih, yatırımın ve vatandaşlık kararının hukuken gerçekleşmesi gereken tarihtir.

    Danıştay 10. Dairenin E.2022/7637, K.2025/3313 sayılı kararında da TVK m.40 bakımından şartların vatandaşlığa alınma tarihi itibarıyla değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. [Y1]

    Bu nedenle iki senaryo ayrılmalıdır:

    Senaryo A: Para o tarihte gerçekten ödenmiştir, yatırım şartı maddi olarak gerçekleşmiştir fakat dosyada bunu gösteren belgeler eksik veya hatalıdır. Burada yeni belgeler eski tarihte gerçekleşmiş bir olgunun ispatına hizmet edebilir.

    Senaryo B: Para o tarihte gerçekte hiç ödenmemiştir veya taşınmaz gerekli gerçek değeri taşımamaktadır. Yıllar sonra yapılan yeni ödeme, geçmişte bulunmayan maddi olguyu kendiliğinden geçmişe taşımaz.

    12. Günümüzde TTB Nedir ve Neden Önemlidir?

    Güncel TKGM sisteminde vatandaşlık amacıyla taşınmaz ediniminde Taşınmaz Edinim Sureti ile Vatandaşlık Kazanımına Esas Tutar Tespit Belgesi (TTB) kullanılmaktadır.

    2024/4 sayılı Genelge ve eki kılavuza göre vatandaşlığa esas yatırım tutarının belirlenmesinde resmi senette beyan edilen satış bedeli veya satış vaadi bedeli ile bedel transferleri/ödemeleri ayrı ayrı ilgili dönemde aranan yatırım tutarını sağlamalı ve bu değerler TTB ile teyit edilmelidir. [T3] [T5]

    Bu sistem geçmiş yıllardaki her vatandaşlık dosyasının bugün 2024/4 Genelge hükümlerine göre yeniden kurulacağı anlamına gelmez. Geçmiş dosyanın esas hukuki şartı, işlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat üzerinden değerlendirilmelidir.

    13. Askerliğini Yapan Bir Kişinin Vatandaşlığı İptal Edilebilir mi?

    Evet. Askerlik hizmetini yapmış olmak, tek başına vatandaşlığın iptalini veya vatandaşlık kararının geri alınmasını engelleyen bir kanuni bağışıklık oluşturmaz.

    Fakat askerlik hizmetinin hukuki sonucu açısından iptal ile geri alma yine ayrılmalıdır.

    Uygulama Yönetmeliği m.58/1’e göre, vatandaşlık kazanma tarihinden vatandaşlığın iptal edildiği tarihe kadar kişinin Türk vatandaşı sıfatıyla gerçekleştirdiği işlemler iptal kararından etkilenmez. [M4]

    Bu hüküm nedeniyle, TVK m.31 anlamında ileriye etkili iptal halinde kişinin geçmişte Türk vatandaşı olarak tamamladığı askerlik hizmetinin sırf vatandaşlığı sonradan iptal edildi diye tarihsel olarak hiç yapılmamış sayılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

    Millî Savunma Bakanlığının güncel açıklamasında da Türk vatandaşlığını kaybettikten sonra yeniden vatandaşlığa alınan kişinin askerlik kaydının yeniden canlandırılacağı ve askerlik işlemlerinin vatandaşlığı kaybettiği tarihteki durum ve statüsüne göre kaldığı yerden devam edeceği; önceki askerlik safahatının dikkate alınacağı belirtilmektedir. [A1] [A2]

    TVK m.40 kapsamındaki geri alma ise ilk vatandaşlık kararını geçmişe etkili biçimde hükümsüz hale getirdiğinden teorik ve idari sonuçları daha karmaşıktır. Bu nedenle askerlik yapmış veya bedelli/dövizle askerlik işlemi gerçekleştirmiş kişilerde vatandaşlığın hangi hukuki yolla sona erdirildiği ayrıca incelenmelidir.

    14. Vatandaşlığı İptal Edilen Yatırımcının Eşine Ne Olur?

    TVK m.32 açık biçimde, iptal kararının ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hakkında da uygulanacağını düzenlemektedir. [M1]

    Buradaki anahtar kavram “ilgili kişiye bağlı olarak vatandaşlığı kazanmak”tır.

    Yatırımcı ile aynı dosyada, yatırımcıya bağlı olarak vatandaşlık kazanan eş m.32 kapsamındadır.

    Buna karşılık Uygulama Yönetmeliği m.58/2’de özel bir istisna bulunmaktadır: Evlenme yoluyla sonradan Türk vatandaşlığını kazanan eş, yatırımcının vatandaşlığının iptalinden etkilenmez. [M4]

    Dolayısıyla her eş bakımından “yatırımcıyla birlikte vatandaşlığı gider” şeklinde sonuç çıkarmak hukuken hatalıdır. Vatandaşlığın hangi hukuki sebebe dayanarak ve hangi tarihte kazanıldığı nüfus kayıtlarından ve vatandaşlık kararından tespit edilmelidir.

    15. Çocukların Vatandaşlığı Ne Olur?

    Çocuklar bakımından dosya daha da dikkatli incelenmelidir.

    TVK m.32 uyarınca yatırımcıya bağlı olarak vatandaşlık kazanan çocuklar kural olarak iptal kararından etkilenir.

    Ancak Uygulama Yönetmeliği m.58/2 çok önemli bir istisna getirmektedir:

    Vatandaşlığı sonradan iptal edilen kişinin Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra doğan çocuğuna iptal kararı tesir etmez. [M4]

    16. 2026 Soruşturmasındaki “55 Çocuk” Neden Özel Olarak Önemli?

    İçişleri Bakanlığının 21 Eylül 2026 açıklamasında, soruşturma kapsamındaki 1.070 kişinin 1.015’inin karar tarihinde, 55 çocuğun ise karar tarihinden sonra Türk vatandaşlığını kazandığı belirtilmiştir. [H1] [H3] [H6]

    Fakat burada son derece önemli bir hukuki ayrım vardır:

    “Karar tarihinden sonra vatandaşlık kazanmış olmak” ile “ebeveyn Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra doğmuş olmak” aynı şey değildir.

    Yönetmelik m.58/2’nin açık koruması, vatandaşlık kazanıldıktan sonra doğan çocuğa ilişkindir.

    Bu nedenle kamuoyuna açıklanan 55 çocuğun tamamının m.58/2 kapsamına girdiği veya tamamının vatandaşlığının sona ereceği bugün için söylenemez.

    Her çocuk yönünden en az şu tarihler ayrı ayrı tespit edilmelidir: doğum tarihi, ana yatırımcının vatandaşlık tarihi, çocuğun vatandaşlık kazanma tarihi, çocuğun vatandaşlığı hangi hukuki nedenle kazandığı ve ebeveyn hakkındaki işlemin TVK m.31 anlamında iptal mi yoksa TVK m.40 anlamında geri alma mı olduğu.

    17. Çocuk Vatansız Kalacaksa Sonuç Değişir mi?

    Vatansızlığın önlenmesi, vatandaşlık hukukunun önemli ilkelerinden biridir. Bununla birlikte TVK m.31’de yalan beyan veya önemli hususların gizlenmesine bağlı iptal bakımından kanun açık bir iptal mekanizması öngörmektedir.

    Doktrinde vatandaşlığın iptali, geri alma, hukuki güvenlik, ölçülülük ve vatansızlığın önlenmesi bakımından önemli tartışmalar bulunmaktadır. Özellikle Çiçek Özgür’ün 11 Haziran 2026 tarihinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinde yayımlanan “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması” başlıklı çalışması, yatırım vatandaşlığı özelinde TVK m.31 ile m.40 arasındaki ayrımı ayrıntılı biçimde ele almaktadır. [D1]

    Aygün ve Uslu Yiğit’in Mart 2026 tarihli çalışması da yatırım yoluyla vatandaşlık rejimindeki hukuki belirsizlikleri ve uygulamadaki sorunları ayrıntılı olarak değerlendirmektedir. [D2]

    18. Bir İnşaat Şirketi Hakkında Soruşturma Varsa O Şirketten Ev Alan Herkesin Vatandaşlığı İptal Edilir mi?

    Hayır.

    Bir şirketin, yöneticisinin, değerleme uzmanının veya satış aracısının ceza soruşturmasında yer alması ile o şirketten taşınmaz alan bütün yatırımcıların bireysel vatandaşlık dosyalarının hukuka aykırı olması aynı şey değildir.

    İdarenin her yatırımcı bakımından şu sorulara cevap vermesi gerekir:

    Yatırımcının satın aldığı somut taşınmaz soruşturmaya konu satışlardan biri midir? Taşınmaz işlem tarihinde gerekli gerçek değeri taşıyor muydu? Yatırımcı gerekli tutarı gerçekten kendi malvarlığından ödedi mi? Para satıcıya gerçekten ulaştı mı? Para yatırımcıya geri döndü mü? Ekspertiz raporu gerçeğe uygun muydu? Yatırımcının rapordaki olası usulsüzlükten bilgisi veya katılımı var mıydı? Uygunluk belgesinin iptal edilmesinin somut gerekçesi nedir?

    Şirket bazında toplu şüphe ile kişi bazında vatandaşlık şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği birbirinden ayrılmalıdır.

    19. 2026 Birinci Dalga: Babacan İnşaat Bağlantılı Soruşturma

    4 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada düşük bedelli gayrimenkullerin sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek gösterilmesi ve muvazaalı satış işlemleri üzerinden vatandaşlık kazandırıldığı iddiasıyla soruşturma yürütüldüğü; 687 kişinin vatandaşlığının iptali için yasal süreç başlatıldığı açıklanmıştır. [H9]

    7 Ağustos 2026 tarihinde Anadolu Ajansının haberine göre gözaltına alınan 80 şüpheliden 32’si tutuklanmış, 48 kişi hakkında adli kontrol uygulanmıştır. İlk açıklamada ayrıca yaklaşık 2,5 milyar TL tutarında dövizin ülkeye girmediği iddiası, 1.045 taşınmaza ve çeşitli diğer malvarlığı değerlerine el koyma tedbirleri kamuoyuna yansımıştır. [H10] [H11] [H12]

    21 Eylül 2026 tarihli ikinci dalga açıklamasında ilk dalga açıkça “Babacan İnşaat bağlantılı işlemler” şeklinde tanımlanmıştır. [H2] [H7]

    20. Babacan Bağlantılı Hangi Şirketlere Kayyum Atandığı Açıklandı?

    İlk operasyon haberlerinde 7 şirkete el konulduğu bildirilmiştir. Daha sonra Babacan GYO’nun kendi kurumsal internet sitesinde yayımlanan açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/132798 sayılı soruşturması ve İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğinin kararı kapsamında aşağıdaki 12 şirket yönünden TMSF’nin kayyum olarak atandığı açıklanmıştır. [K1]

    No Babacan GYO’nun kurumsal açıklamasında belirtilen şirket
    1 B Grup Yapı Sanayi ve Ticaret AŞ
    2 Babacan Grup Yatırım İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ
    3 Babacan Gayrimenkul Enerji ve Turizm Sanayi Ticaret AŞ
    4 Babacan Girişim Lojistik Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ
    5 BBC Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ
    6 Investment Global Zenith Gayrimenkul Sanayi Ticaret AŞ
    7 Batures Yönetim Turizm İşletme Sanayi ve Ticaret AŞ
    8 Metares Bilişim ve Dijital Ticaret AŞ*
    9 EFCE Lojistik Hizmetleri Ticaret AŞ
    10 BBCN Yapı Gayrimenkul Geliştirme AŞ
    11 Babacan Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ
    12 BCN Global Gayrimenkul Ticaret AŞ

    *Şirketin kurumsal açıklamasında şirket unvanı yazımında bir imla farklılığı görülmektedir. Ticaret sicili kaydı esas alınmadan kesin unvan değerlendirmesi yapılmamalıdır.

    Kurumsal açıklamada kayyum atamasının CMK m.133, 7539 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ve 7145 sayılı Kanunun geçici hükümleri kapsamında gerçekleştirildiği; TMSF Fon Kurulunun 05.08.2026 tarihli 2026/508 ve 10.08.2026 tarihli 2026/523 sayılı kararlarıyla yeni yönetim kurullarının oluşturulduğu belirtilmektedir. [K1]

    21. 2026 İkinci Dalga: Resmen Adı Açıklanan Şirketler Hangileri?

    21 Eylül 2026 tarihli resmi açıklamaları aktaran haberlerde ikinci dalgada aşağıdaki üç yapı açıkça isimlendirilmiştir:

    Şirket / yapı Kamuya açık durum Kaynak
    Gül İnşaat AŞ İkinci dalgada satışlarının incelendiği açıkça belirtilmiştir. Adalet Bakanı açıklaması; TRT Haber, Habertürk, AA ve diğer haber kaynakları
    Beyaz İnşaat İkinci dalgada satışlarının incelendiği açıkça belirtilmiştir. Adalet Bakanı açıklaması; TRT Haber, Habertürk, AA ve diğer haber kaynakları
    LİV İnşaat / LİV Yapı İkinci dalgada satışlarının incelendiği açıkça belirtilmiştir. Adalet Bakanı açıklaması; TRT Haber, Habertürk, AA ve diğer haber kaynakları

    Bu şirketlerin soruşturmada adının geçmesi, şirketler veya bunların yöneticileri hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet bulunduğu anlamına gelmediği gibi, şirketlerin gerçekleştirdiği bütün projelerin veya bütün satışların soruşturmaya konu olduğu anlamına da gelmemektedir. [H1] [H2] [H7]

    22. Basında Yayımlanan Şüpheli Listelerinde Geçen Diğer Şirket Unvanları

    Takvim tarafından 21 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan ve haber kuruluşunun “ulaştığını” belirttiği şüpheli listesinde, soruşturmayla bağlantılı olarak aşağıdaki şirket unvanları da yer almıştır. Bu bölüm resmi ve eksiksiz savcılık şirket listesi olarak değerlendirilmemelidir; yalnızca kamuoyuna yansıyan haber verisini göstermektedir. [H13]

    Basına yansıyan şirket/unvan Kaynak niteliği
    Gül İnşaat Proje AŞ Basında yayımlanan şüpheli listesi
    Gül İnşaat AŞ Resmi açıklamalarda da adı geçen yapı
    Gül Yapı İnşaat Turizm Petrol Ürünleri ve Dış Ticaret AŞ Basında yayımlanan şüpheli listesi
    Gül İnşaat Turizm ve Ticaret AŞ Basında yayımlanan şüpheli listesi
    LİV Yapı Gayrimenkul Yatırım Basında yayımlanan şüpheli listesi
    Beyaz İnşaat Petrol Ürünleri Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ Basında yayımlanan şüpheli listesi
    2K Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ Basında yayımlanan şüpheli listesi

    Özellikle “Beyaz İnşaat” isminde piyasada farklı tüzel kişilik ve ticari yapılar bulunabildiğinden yalnızca ticari isim benzerliğinden hareketle başka bir şirket veya projeyi soruşturmayla ilişkilendirmek doğru değildir. Patronlar Dünyası tarafından yapılan araştırmada da soruşturma haberindeki unvanın Beyaz İnşaat Petrol Ürünleri Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ olduğu özellikle belirtilmiştir. [H14]

    23. Soruşturulan Projelerin Tam Listesi Var mı?

    28 Eylül 2026 itibarıyla savcılık veya ilgili Bakanlık tarafından yayımlanmış, 274 muvazaalı olduğu belirtilen satışın hangi projelerdeki hangi bağımsız bölümlere ait olduğunu tek tek gösteren kamuya açık ve doğrulanmış tam bir proje listesi bulunmamaktadır.

    Bu husus son derece önemlidir.

    İnternette, sosyal medya gruplarında ve WhatsApp gruplarında Gül, LİV, Beyaz ve Babacan bağlantılı çok sayıda proje adı paylaşılmaktadır. Ancak bir projenin söz konusu şirketlerden birinin portföyünde bulunması, o projenin vatandaşlık soruşturmasındaki 274 satıştan birini içerdiği anlamına gelmez.

    Patronlar Dünyası’nın 21-22 Eylül 2026 tarihli araştırmasında da 274 satışın Gül, LİV ve Beyaz arasında nasıl dağıldığının ve hangi projelerde gerçekleştirildiğinin henüz kamuoyuna açıklanmadığı özellikle belirtilmiştir. [H14]

    24. Piyasada Adı Dolaşan Projeler: Doğru Liste Nasıl Okunmalı?

    Aşağıdaki tablo “soruşturulan projeler listesi” değildir. Bu projeler, soruşturmada adı geçen şirketlerin kendi kurumsal sitelerinde veya güvenilir kurumsal kaynaklarda yer alan proje portföylerinden derlenmiştir. Amaç, piyasada dolaşan proje isimlerinin hangi şirket portföyüne dayandığını göstermek ve doğrulanmamış bir projeye suç isnadı yapılmasını önlemektir.

    Şirket / grup Kamuya açık portföyde görülen proje örnekleri Soruşturma bakımından durum
    Gül İnşaat Otoport, Metroport, Avangart, Eyüppark, Avcılar Park, Gül Express, Gülpark Yaşam, Güneşli Park Gardenya, Rose Marine Butik, Gül Parkyuvam, Güneşli Park, İş Batı, Rose Marine, Skyport, Kavaklı Konakları, Loca, Yedimavi, Gülpark 59, Terrace Garden, Eyüp Palas, Tempoint Şirket portföyüdür. Bu projelerin tamamının veya herhangi birinin 274 satış içinde bulunduğu kamuya açık resmi bir listeyle henüz doğrulanmamıştır.
    LİV Yapı Yedi Mavi, Avangart İstanbul, LİV Büyükçekmece, LİV Marmara, LİV Marine Villa, Otoport, Kalekent; ayrıca kurumsal sitede LİV Bahçeşehir ve Rose Marine isimleri görülmektedir. Portföy bilgisidir; soruşturma projesi olduğu anlamına gelmez.
    Beyaz İnşaat Beyaz Residence, Beyaz Kent, Beyaz City, White Corner, BeyCity, White Court, Beyaz Konaklar, Bakırköy Konakları, Beyaz Center Residence, Beyaz Tower, White Home, Şehr-i Bahar 2, Beyaz Vadi Residence, Beyaz Vadi Konakları Şirketin kamuya açık proje portföyüdür; projelerin soruşturmaya dahil olduğu sonucu çıkarılamaz.
    Babacan bağlantılı portföy Babacan Central, Babacan Lagoon, Babacan Port Royal, Vista Life; kurumsal sitede ayrıca Babacan Atakent Halkalı, Babacan GOP Residence/AVM/Ofis, Babacan Botanist Başakşehir ve diğer projeler yer almaktadır. İlk dalga “Babacan İnşaat bağlantılı işlemler” olarak açıklanmıştır; ancak kamuya açık resmi açıklama 687 işlemin hangi projelere dağıldığını tek tek göstermemektedir.

    Portföy kaynakları: Gül İnşaat resmi proje sayfası [K2], LİV Yapı resmi proje sayfası [K3], Beyaz İnşaat resmi kurumsal/proje sayfaları [K4], Babacan GYO kurumsal açıklaması ve portföyü [K1].

    25. Bir Projenin Adının Bu Tabloda Bulunması Ne Anlama Gelir?

    Tek başına hiçbir soruşturma sonucu doğurmaz.

    Bu listedeki proje isimleri şirketlerin kamuya açık portföylerinden alınmıştır.

    Dolayısıyla örneğin Rose Marine, Kalekent, Yedi Mavi, Skyport, Otoport, Beyaz Residence veya Babacan Port Royal gibi bir projeden taşınmaz alınmış olması, o taşınmazın soruşturma konusu 274 veya 687 işlemden biri olduğunu göstermez.

    Bunun anlaşılabilmesi için yatırımcının ada, parsel, bağımsız bölüm, satış tarihi, satıcı tüzel kişilik, değerleme şirketi, değerleme uzmanı, uygunluk belgesi ve ödeme zinciri üzerinden dosyasının bireysel olarak eşleştirilmesi gerekir.

    26. 30 Şirkete Kayyum Atandı: Bu 30 Şirketin Tam Listesi Açıklandı mı?

    İkinci dalga soruşturmayla ilgili Başsavcılık açıklamasında 30 anonim şirkete el konulduğu ve kayyum atandığı kamuoyuna açıklanmıştır. [H1] [H8]

    Ancak 28 Eylül 2026 itibarıyla incelediğimiz kamuya açık resmi açıklamalarda bu 30 anonim şirketin tamamının ticaret unvanlarının tek tek sıralandığı eksiksiz resmi bir liste yer almamaktadır.

    Bu nedenle sosyal medyada dolaşan farklı şirket listeleri, resmi savcılık veya hakimlik kararı görülmeden “30 şirketin resmi listesi” şeklinde yayımlanmamalıdır.

    27. Vatandaşlık Soruşturmasında Hangi Suçlar Gündeme Geliyor?

    21 ve 25 Eylül 2026 tarihli Başsavcılık açıklamalarını aktaran haberlerde soruşturmanın çeşitli şüpheliler yönünden şu suç tipleri çerçevesinde yürütüldüğü belirtilmiştir:

    Suç işlemek amacıyla örgüt kurma/yönetme/üyelik, göçmen kaçakçılığı, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan. [H1] [H8]

    Bu suçların her yatırımcıya veya her şirket çalışanına otomatik olarak isnat edildiği sonucu çıkarılmamalıdır. Ceza sorumluluğu şahsidir ve her şüpheli bakımından suçun maddi ve manevi unsurlarının ayrıca ispatlanması gerekir.

    28. Hakkında Ceza Soruşturması Açılması Vatandaşlığın İptal Edildiği Anlamına Gelir mi?

    Hayır.

    Ceza soruşturması ile vatandaşlık statüsünü sona erdiren idari işlem farklı hukuki süreçlerdir.

    Bununla birlikte yurt dışında bulunan ve kendisine herhangi bir tebligat ulaşmayan yatırımcı bakımından aynı proje veya satış zinciri hakkında ceza soruşturmasının başlaması, vatandaşlık dosyasının da idari incelemeye alınmış olabileceğine ilişkin önemli bir risk göstergesi olabilir.

    Kesin durumun anlaşılabilmesi için ceza soruşturması, yatırım uygunluk belgesi, TKGM dosyası ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğündeki statü ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

    29. Vatandaşlık İptali veya Geri Alma Kararına Dava Açılabilir mi?

    Evet. Anayasa m.66 uyarınca vatandaşlık kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir; vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz. [M7]

    İşlemin hangi makam tarafından tesis edildiği görevli mahkemenin belirlenmesinde önemlidir.

    Cumhurbaşkanı kararına karşı açılacak iptal davalarında 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24 uyarınca Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevlidir. [M8]

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 uyarınca özel bir süre öngörülmediği hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür ve yazılı bildirimi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. [M9]

    İYUK m.11 kapsamında dava açmadan önce işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi için idari başvuru yapılması belirli şartlarla dava süresinin işlemesini durdurabilir. Bu başvurunun her somut dosyada stratejik olarak uygun olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. [M10]

    30. Dava Açılması Vatandaşlık İptalini Kendiliğinden Durdurur mu?

    Hayır.

    İYUK m.27 uyarınca idari dava açılması, dava konusu idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

    Yürütmenin durdurulması için kural olarak idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zarar doğması koşullarının birlikte bulunması gerekir. [M11]

    Vatandaşlığın sona ermesinin pasaport, seyahat, ikamet, aile statüsü, çalışma, şirket ortaklığı ve diğer haklara etkileri nedeniyle yürütmenin durdurulması talebinin somut dosya özelinde ayrıntılı gerekçelendirilmesi önem taşır.

    31. Vatandaşlığı İptal Edilen Kişinin Taşınmazına Ne Olur?

    Vatandaşlığın sona ermesi, taşınmazın kendiliğinden ve aynı anda Hazineye geçtiği anlamına gelmez.

    TVK m.33, vatandaşlığı iptal edilen kişinin mallarının tasfiyesinin gerekli görüldüğü hallerde bu hususun iptal kararında belirtilmesini düzenlemektedir. Aynı maddede iptal kararına karşı yargı yoluna başvurulması halinde tasfiye işlemlerinin dava sonuna bırakılması öngörülmektedir. [M1]

    Bununla birlikte taşınmaz mülkiyetinin yabancılar hukuku bakımından korunup korunamayacağı; kişinin eski vatandaşlığı, taşınmazın bulunduğu bölge, Tapu Kanunu ve yabancıların taşınmaz edinimine ilişkin diğer kurallar üzerinden ayrıca incelenmelidir.

    32. “Ben Gerçekten 400.000 Dolar Ödedim” Demek Yeterli mi?

    Hayır. Fakat bu son derece önemli bir başlangıç noktasıdır.

    Bugünkü soruşturmalarda yalnızca tapuda yazan rakama değil, paranın ekonomik gerçekliğine bakıldığı anlaşılmaktadır.

    Bu nedenle yatırımcının yalnızca kendi hesabından çıkan parayı değil, mümkün olduğunca paranın kaynağını, transfer zincirini, satıcının hesabına varışını ve paranın daha sonra kendisine veya bağlantılı kişilere dönmediğini gösterebilmesi önem taşır.

    Özellikle uluslararası SWIFT kayıtları, banka hesap ekstreleri, döviz alım belgeleri, satıcı hesap kayıtları ve aynı dönemdeki emsal satışlar kritik delillerdir.

    33. Dosyası Riskli Olan Yatırımcı Hangi Belgeleri Toplamalı?

    İlk aşamada vatandaşlığa esas bütün taşınmazların tapu kayıtları, resmi senetler, satış veya satış vaadi sözleşmeleri, eski ekspertiz/değerleme raporları, uygunluk belgeleri, döviz alım belgeleri, banka dekontları, SWIFT kayıtları, ödeme talimatları, taşınmaz satış faturaları, sözleşmeler, yatırımcının paranın kaynağını gösteren banka kayıtları, vatandaşlık başvuru evrakı ve vatandaşlık kararına ilişkin belgeler birlikte incelenmelidir.

    Varsa ceza soruşturması dosyasındaki bilirkişi raporlarının, MASAK değerlendirmelerinin, taşınmaz listelerinin ve şüpheli ifadelerinin yatırımcıya özgülenebilen kısımları ayrıca değerlendirilmelidir.

    34. En Kritik Hukuki Savunma Nedir?

    Her dosyada savunma aynı olmayacaktır. Ancak özellikle şu hukuki ayrımlar belirleyicidir:

    Bir: İptal mi uygulanmaktadır, geri alma mı?

    İki: İdarenin ileri sürdüğü sorun yatırımcının yalan beyanı/gizlemesi midir, yoksa yatırım şartının objektif olarak gerçekleşmediği iddiası mıdır?

    Üç: Yeni bilirkişi raporu işlem tarihindeki değeri mi tespit etmektedir, yoksa bugünkü değer üzerinden geçmişe ilişkin sonuç mu çıkarmaktadır?

    Dört: Yatırım gerçekten eksik midir, yoksa yalnızca eski yatırımın ispatında belge eksikliği mi vardır?

    Beş: Yatırımcı gerçekten gerekli bedeli kendi kaynağından ödemiş midir?

    Altı: Taşınmaz vatandaşlık kararının verildiği tarihte gerekli gerçek piyasa değerini taşıyor muydu?

    Yedi: İdarenin kullandığı yeni delil vatandaşlık kararından önce mevcut olan bir olguyu mu ortaya çıkarmaktadır, yoksa vatandaşlık sonrasında ortaya çıkan yeni bir olgu mudur?

    Sekiz: Eş ve çocukların vatandaşlığı yatırımcıya bağlı mı kazanılmıştır, yoksa daha sonra bağımsız bir hukuki sebebe mi dayanmaktadır?

    35. Danıştay’ın 2025 Kararı Neden Bu Dosyalar İçin Çok Önemli?

    Danıştay 10. Dairenin 26.06.2025 tarihli E.2022/7637, K.2025/3313 sayılı kararı, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanmış bir aile hakkındaki geri alma uyuşmazlığında verilmiştir.

    Kararın en önemli yönü, TVK m.40’taki “hukuki şartlar oluşmadan” kavramına zaman bakımından sınır çizmesidir.

    Danıştay’a göre, vatandaşlık kararının geri alınmasını sağlayacak engel halin vatandaşlığa alınma tarihinde veya öncesinde mevcut olması gerekir. Vatandaşlıktan sonra gerçekleşen ve geçmiş dönemle bağlantısı kurulamayan yeni maddi veya hukuki olaylar, başlangıçtaki şartların oluşmadığını tek başına göstermez. [Y1]

    Bu yaklaşım özellikle 2026 yılında sonradan hazırlanan bilirkişi raporlarının değerlendirilmesinde önemlidir: Yeni delil kullanılabilir; fakat yeni delilin ispat etmeye çalıştığı maddi olgu geçmişte mevcut olmalıdır.

    36. Sonuç: Her Soruşturma Dosyası Aynı Değildir

    2026 yılındaki operasyonlar yatırım yoluyla vatandaşlık dosyalarında çok ciddi bir idari ve cezai denetim döneminin başladığını göstermektedir.

    Ancak “aynı şirketten ev aldı”, “aynı projeden aldı”, “eski ekspertiz raporu yeniden inceleniyor” veya “şirket yöneticileri hakkında soruşturma var” gibi tek bir olgudan hareketle bütün yatırımcılar bakımından aynı hukuki sonuca varılması mümkün değildir.

    Hukuken belirleyici olan; kişinin kendi satış işlemi, kendi ödeme zinciri, kendi taşınmazının gerçek tarihi değeri, kendi uygunluk belgesi, kendi vatandaşlık kararı ve varsa kendi ceza soruşturması bağlantısıdır.

    Özellikle gerçek bedeli banka yoluyla ödemiş, yatırım tutarını karar tarihinde fiilen sağlamış ve üçüncü kişilerin yaptığı iddia edilen usulsüzlüklerden haberdar olmayan yatırımcıların dosyalarının, gerçekte yatırım yapmaksızın yalnızca görünüşte para hareketi oluşturulduğu ileri sürülen dosyalardan ayrı değerlendirilmesi gerekir.

    Aynı şekilde şekli veya ispatla ilgili belge eksikliği ile geçmişte hiç gerçekleşmemiş maddi yatırım eksikliği birbirinden ayrılmalıdır.

    37. Sık Sorulan Sorular

    İdare yeniden ekspertiz isteyebilir mi?

    Evet. Vatandaşlık dosyasının yeniden araştırılması sırasında yeni bilirkişi veya değerleme incelemesi yapılabilir. Ancak geçmiş yatırım şartı bakımından önemli olan, taşınmazın ilgili işlem tarihindeki değeridir; bugünkü piyasa değeri geçmişteki değerin doğrudan yerine geçirilemez.

    Yeni ekspertiz eski ekspertizi geçersiz kılar mı?

    Kendiliğinden hayır. Her iki raporun yöntemi, değerleme tarihi, emsal verileri ve diğer ödeme/tapu kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.

    Eksik yatırım sonradan tamamlanabilir mi?

    Gerçekte geçmişte yapılmış yatırımın belgesel eksikliği ile geçmişte hiç yapılmamış yatırım birbirinden ayrılmalıdır. Sonradan yapılan ödeme, geçmişte var olmayan maddi yatırım şartını kendiliğinden geçmişe dönük oluşturmaz.

    5901 sayılı Kanun m.39’daki “tamamlama” eksik 100.000 doları tamamlama anlamına gelir mi?

    Hayır. Hüküm, alınan karardaki maddi hata veya eksikliğin dayanağına uygun biçimde düzeltilmesi veya tamamlanmasına ilişkindir. Eksik yatırım tutarını yıllar sonra tamamlayarak geçmiş vatandaşlık kararını geriye dönük olarak hukuka uygun hale getiren genel bir düzenleme değildir.

    Askerlik yapan kişinin vatandaşlığı iptal edilebilir mi?

    Evet. Askerlik yapılmış olması tek başına iptali veya geri almayı engellemez. Ancak m.31 kapsamındaki iptal ileriye etkili olduğundan vatandaşlık dönemindeki işlemler Yönetmelik m.58 uyarınca korunur. Geri alma bakımından ise ayrıca değerlendirme gerekir.

    Eşin vatandaşlığı da gider mi?

    Yatırımcıya bağlı olarak vatandaşlık kazanan eş m.32 kapsamındadır. Ancak evlenme yoluyla daha sonra bağımsız biçimde Türk vatandaşlığı kazanan eş, Yönetmelik m.58/2 gereğince iptalden etkilenmez.

    Vatandaşlıktan sonra doğan çocuğun vatandaşlığı iptal edilir mi?

    Yönetmelik m.58/2’ye göre yatırımcı Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra doğan çocuk, yatırımcının vatandaşlığının m.31 kapsamında iptalinden etkilenmez.

    21 Eylül soruşturmasındaki 55 çocuğun vatandaşlığı korunuyor mu?

    55 çocuğun “karar tarihinden sonra vatandaşlık kazandığı” açıklanmıştır. Bunun “karardan sonra doğdukları” anlamına gelip gelmediği kamuya açıklanmamıştır. Her çocuk bakımından doğum ve vatandaşlık kazanma tarihleri ayrı incelenmelidir.

    Şirket soruşturuluyorsa o şirketten ev alan herkes riskte midir?

    Dosyanın idari incelemeye alınması ihtimali bulunabilir; ancak şirket soruşturması tek başına her alıcının vatandaşlığının hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.

    Gül, LİV ve Beyaz projelerinin hangileri soruşturuluyor?

    28 Eylül 2026 itibarıyla 274 işlemin hangi projelere dağıldığını gösteren doğrulanmış kamuya açık resmi proje listesi yayımlanmamıştır.

    Vatandaşlık iptal kararına karşı dava süresi nedir?

    Özel bir süre bulunmayan idari uyuşmazlıklarda İYUK m.7 uyarınca genel süre 60 gündür. Sürenin başlangıcı, işlemin niteliği ve tebliğ şekli somut dosyada ayrıca incelenmelidir.

    Dava açınca vatandaşlık kararı durur mu?

    Hayır. Dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. İYUK m.27 şartlarının bulunması halinde yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

    38. Kaynaklar ve Hukuki Dayanaklar

    Mevzuat ve Resmi Kaynaklar

    [M1] 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.31, m.32 ve m.33.

    [M2] 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.38, m.39 ve m.40.

    [M3] Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m.66 – vatandaşlık kararının geri alınması ve ilk karar tarihinden itibaren hükümsüzlük.

    [M4] Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m.57 ve m.58 – iptal araştırması, eş ve çocuklara etki, vatandaşlık dönemindeki işlemler ve sonradan doğan çocuk istisnası.

    [M5] 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.39 – maddi hataların düzeltilmesi ve tamamlama.

    [M6] Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m.65 – düzeltme ve tamamlama.

    [M7] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.66 – vatandaşlığın kazanılması ve kaybının kanuniliği ile yargı yolu.

    [M8] 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24 – Cumhurbaşkanı kararlarına karşı Danıştayın ilk derece görevi.

    [M9] 2577 sayılı İYUK m.7 – genel 60 günlük idari dava açma süresi.

    [M10] 2577 sayılı İYUK m.11 – üst makama/idareye başvuru ve dava süresine etkisi.

    [M11] 2577 sayılı İYUK m.27 – yürütmenin durdurulması şartları.

    Tapu ve Kadastro Kaynakları

    [T1] Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü – 250.000 USD uygulamasından 400.000 USD uygulamasına geçişe ilişkin sıkça sorulan sorular.

    [T2] TKGM Yabancı İşler Dairesi Başkanlığı, 01.06.2022 tarihli Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik Değişikliği Hakkında Talimat.

    [T3] TKGM, 2024/4 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik Hakkında Genelge ve eki Kılavuz.

    [T4] Your Key Türkiye / TKGM, Vatandaşlık Kazanımı – daha önce alınmış taşınmazlar, 250.000/400.000 USD tarihleri ve eksik yatırımın satış vaadi ile tamamlanmasına ilişkin açıklamalar.

    [T5] TKGM – Taşınmaz Edinim Sureti ile Vatandaşlık Kazanımına Esas Tutar Tespit Belgesi (TTB) düzenlemeleri.

    Danıştay Kararları

    [Y1] Danıştay 10. Daire, 26.06.2025, E.2022/7637, K.2025/3313 – TVK m.40 kapsamında hukuki şartların vatandaşlığa alınma tarihi itibarıyla değerlendirilmesi.

    [Y2] Danıştay 10. Daire, 12.12.2024, E.2020/5861, K.2024/6304 – vatandaşlık amacıyla gayrimenkul ediniminde değerleme raporu ve tapudaki satış bedeline ilişkin uyuşmazlık.

    [Y3] Danıştay 10. Daire, 23.06.2025, E.2021/279, K.2025/3174 – vatandaşlık kararının geri alınmasının sebep ve hukuki şartlarına ilişkin değerlendirme.

    Askerlik Kaynakları

    [A1] T.C. Millî Savunma Bakanlığı Askeralma Genel Müdürlüğü – Vatandaşlık İşlemleri; Türk vatandaşlığını kaybedenler ve yeniden vatandaşlığa alınanlar.

    [A2] Askeralma Yönetmeliği m.90 ve MSB Sıkça Sorulan Sorular – önceki askerlik safahatının dikkate alınması.

    Akademik Kaynaklar

    [D1] Çiçek Özgür, “Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.75, S.1, 2026, s.741-779.

    [D2] Mesut Aygün / Gülser Banu Uslu Yiğit, “Yabancıların Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı Kazanmalarının Hukuki Yönden Değerlendirilmesi ve Yeni Model Önerisi”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.34, S.1, 2026.

    [D3] Cemil Güner, “Türk Vatandaşlığının Kazanılması ve Kaybı Kararlarının Geri Alınması”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, C.37, S.2.

    [D4] Hümeyra Zeynep Erden, “Türk Vatandaşlığına Alınma Kararının İptalinde Süre”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, C.36, S.1.

    2026 Güncel Haber ve Soruşturma Kaynakları

    [H1] Anadolu Ajansı, 21.09.2026 – İstanbul merkezli “usulsüz vatandaşlık” operasyonunda 73 şüphelinin yakalanması; 1.070 kişi, 274 satış, MASAK ve bilirkişi incelemeleri.

    [H2] TRT Haber, 21.09.2026 – ikinci dalga operasyon; Babacan bağlantılı ilk dalga ile Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden yürütülen ikinci dalgaya ilişkin açıklama.

    [H3] TRT Haber, 21.09.2026 – İçişleri Bakanlığının 6.134 kişi, 1.393 kişi, 1.070 kişi ve 55 çocuk hakkındaki açıklamasının aktarılması.

    [H4] Habertürk, 21.09.2026 – usulsüz vatandaşlık soruşturmasında ikinci dalga, 30 şirkete kayyum ve üç şirket üzerinden incelenen satışlar.

    [H5] Ekotürk, 21.09.2026 – gayrimenkul üzerinden usulsüz vatandaşlık soruşturması ve 3,5 milyar TL’yi aşan işlem büyüklüğü.

    [H6] Habertürk / Anadolu Ajansı, 21.09.2026 – İçişleri Bakanlığının 5.391 iptal, 743 geri alma ve toplam 6.134 kişi hakkındaki verileri.

    [H7] Anadolu Ajansı, 21.09.2026 – ikinci dalga soruşturma ve güncel operasyon ayrıntıları.

    [H8] Anadolu Ajansı, 25.09.2026 – 74 şüphelinin hakimlik işlemleri; 33 tutuklama, 20 konutu terk etmeme ve 21 diğer adli kontrol.

    [H9] T.C. Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, 04.08.2026 – 687 kişinin vatandaşlığının iptali için yasal süreç başlatıldığına ilişkin Bakan açıklaması.

    [H10] Anadolu Ajansı, 07.08.2026 – ilk dalga soruşturmasında 80 şüpheliden 32’sinin tutuklanması.

    [H11] TRT Haber, 04.08.2026 – sahte ekspertiz iddiası, 687 vatandaşlık işlemi ve yaklaşık 2,5 milyar TL’lik işlem.

    [H12] Habertürk, 04.08.2026 – ilk dalga operasyon, 90 şüpheli hakkında gözaltı kararı ve 687 kişilik vatandaşlık süreci.

    [H13] Takvim, 21.09.2026 – haber kuruluşunun ulaştığını belirttiği şüpheli listesi ve listede yer alan şirket/unvan bağlantıları.

    [H14] Patronlar Dünyası, 21-22.09.2026 – Gül İnşaat, LİV Yapı ve Beyaz İnşaat’ın kurumsal ilişkileri ve proje portföyleri; 274 satışın şirket/proje dağılımının kamuoyuna açıklanmadığına ilişkin değerlendirme.

    [H15] DHA, 21.09.2026 – ikinci dalga operasyon, 1.070 vatandaşlık ve soruşturma verileri; DHA içeriği çeşitli haber kuruluşlarınca yeniden yayımlanmıştır.

    [H16] Yeni Asır / DHA, 21.09.2026 – ikinci dalga vatandaşlık soruşturması ve 1.070 kişi verisi.

    [H17] Haber3 / DHA, 21.09.2026 – 73 gözaltı, 1.070 kişi ve 72.250.000 USD tutarındaki işlemlere ilişkin haber.

    [H18] Memurlar.net, 21.09.2026 – İçişleri Bakanlığının 6.134 kişi ve 55 çocuk hakkındaki açıklamasının aktarılması.

    [H19] Yeni Birlik, 21.09.2026 – ikinci dalga operasyon ve 30 şirkete kayyum haberleri.

    [H20] CNN Türk kaynaklı haber akışı, 21.09.2026 – 1.070 kişinin vatandaşlık statüsüne ilişkin idari süreç ve 72.250.000 USD işlem tutarı.

    Şirketlerin Kendi Kurumsal Kaynakları

    [K1] Babacan GYO kurumsal internet sitesi – İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/132798 sayılı soruşturması kapsamında kayyum atandığı açıklanan 12 şirket ve Babacan proje portföyü.

    [K2] Gül İnşaat kurumsal internet sitesi – tamamlanan projeler ve şirket tarihçesi.

    [K3] LİV Yapı kurumsal internet sitesi – Yedi Mavi, Avangart İstanbul, LİV Büyükçekmece, LİV Marmara, LİV Marine Villa, Otoport, Kalekent ve diğer proje portföyü.

    [K4] Beyaz İnşaat kurumsal internet sitesi – şirket tarihçesi ve Beyaz Residence, Beyaz Kent, Beyaz City, White Corner, BeyCity, White Court, Beyaz Konaklar, Bakırköy Konakları, Beyaz Center ve diğer projeler.

    Hukuki Bilgilendirme ve Masumiyet Karinesi

    Bu yazı 28 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kamuya açık mevzuat, mahkeme kararları, resmi açıklamalar, akademik çalışmalar ve haber kaynakları esas alınarak hazırlanmıştır.

    Soruşturmalarda adı geçen şirketler, yöneticiler, çalışanlar veya diğer kişiler hakkında soruşturma yürütülmesi, haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunduğu anlamına gelmez. Kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadıkça kişiler suçlu kabul edilemez.

    Aynı şekilde bir şirketin soruşturmada yer alması, o şirketin gerçekleştirdiği bütün projelerin, bütün taşınmazların veya bütün yabancı yatırımcı satışlarının usulsüz olduğu anlamına gelmez.

    Yatırım yoluyla kazanılmış Türk vatandaşlığı dosyalarında somut hukuki değerlendirme; vatandaşlık tarihi, taşınmazın işlem tarihindeki değeri, tapu kayıtları, ödeme belgeleri, ekspertiz raporları, uygunluk belgesi, banka hareketleri ve varsa soruşturma dosyasındaki yatırımcıya özgülenebilir deliller birlikte incelenerek yapılmalıdır.


    TD Hukuk ve Danışmanlık

    Av. Murat Can Dolğun
    İstanbul Barosu
    TD Hukuk ve Danışmanlık – İstanbul
    Telefon: +90 212 299 44 22
    Web: td-lawfirm.com

    Vatandaşlık iptali, vatandaşlık kararının geri alınması, gayrimenkul yatırımının yeniden incelenmesi ve bağlantılı ceza soruşturmaları hakkında hukuki inceleme yapılabilmesi için vatandaşlık dosyası ile taşınmaz, ekspertiz ve ödeme belgelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.